Ana Sayfa Blog Sayfa 47

Hugo Boss İçin Kritik Eşik Aşıldı: Frasers Group Satın Alma Sürecinde Yeni Bir Aşamaya Geçti

İngiliz perakende devi Frasers Group’un Hugo Boss‘u satın alma sürecinde önemli bir eşik geride kaldı. Avrupa Komisyonu’nun birleşmeye onay vermesiyle birlikte Frasers’ın 38 euro hisse başına yaptığı gönüllü satın alma teklifi resmen koşulsuz (unconditional) hale geldi. Böylece işlemin önündeki en önemli düzenleyici engellerden biri ortadan kalktı ve teklifin kabul süreci devam ediyor.

Bu gelişme, son yılların Avrupa moda perakendesindeki en dikkat çekici satın alma hamlelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Perakendede Rekabet Artık Mağaza Açarak Değil, Marka Satın Alarak Büyüyor

Frasers Group uzun süredir Hugo Boss’taki payını kademeli olarak artırıyordu. Şirketin hissedarlık oranının Almanya’daki zorunlu teklif eşiği olan %30’un üzerine çıkması, Hugo Boss’un kalan hisseleri için resmi satın alma teklifini beraberinde getirmişti. Avrupa Komisyonu’nun onayıyla birlikte bu teklif artık düzenleyici koşullara bağlı olmaktan çıktı.

Her ne kadar Hugo Boss yönetimi, 38 euroluk teklifin şirketin gerçek değerini yansıtmadığını belirterek hissedarlara teklifi reddetme çağrısı yapsa da süreç, Avrupa moda sektöründeki konsolidasyonun hızlandığını gösteriyor.

Moda Sektöründe Yeni Güç Dengesi Oluşuyor

frasers belfast scaled 1

Frasers Group son yıllarda yalnızca mağaza yatırımlarıyla değil, stratejik ortaklıklar ve hisse alımlarıyla da büyüyor. Sports Direct, Flannels ve House of Fraser gibi markaları bünyesinde bulunduran grup; ASOS, Currys ve Puma gibi şirketlerde yaptığı yatırımların ardından şimdi Hugo Boss’u tamamen bünyesine katmayı hedefliyor. Bu yaklaşım, perakendede büyümenin artık organik genişlemenin ötesine geçtiğini gösteriyor.

Lüks ve premium moda segmentinde artan rekabet, güçlü markaların yatırım fonları ve büyük perakende grupları için stratejik varlıklara dönüşmesine neden oluyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde benzer satın alma ve birleşme hamlelerinin artması bekleniyor.

Frasers Group’un Hugo Boss hamlesi, moda perakendesinde yeni dönemin yalnızca ürün ve mağaza rekabetiyle değil, marka sahipliği üzerinden şekillendiğini ortaya koyuyor. Küresel oyuncular artık büyümeyi yeni mağazalar açarak değil, güçlü markaları ekosistemlerine dahil ederek hızlandırmayı hedefliyor.

Türk Tekstili Yılın İlk Yarısında 4,7 Milyar Dolar Gelir Sağladı

AA muhabirinin Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri verilerinden derlediği bilgilere göre, tekstil üreticileri 2026’nın ocak-haziran döneminde 196 ülke ve serbest bölgeye 1 milyon 226 bin 764 ton ürün gönderdi.

Sektör, bu ihracat karşılığında 4 milyar 708 milyon 604 bin dolar gelir elde etti. En fazla ihracat 1 milyar 807 milyon 649 bin dolarla Avrupa Birliği ülkelerine yapıldı.

Afrika ülkelerine yapılan ihracat ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,9 artarak 764 milyon 376 bin dolara ulaştı.

İtalya ilk sırada yer aldı

Sektör, ülke bazında en fazla ihracatı 385 milyon 836 bin dolarla İtalya’ya gerçekleştirdi. Bu ülkeyi, yüzde 23,9 artışla 301 milyon 270 bin dolarla ABD, yüzde 11,1 artışla 289 milyon 865 bin dolarla İspanya izledi.

Alt mal grupları incelendiğinde, en fazla dış satım 2 milyar 874 milyon 418 bin dolarla kumaş grubunda gerçekleşti. Kumaşı, 1 milyar 217 milyon 683 bin dolarla iplik ve 616 milyon 503 bin dolarla elyaf takip etti.

İller bazında ise en fazla ihracat 1 milyar 829 milyon 231 bin dolarla İstanbul’dan yapıldı. Gaziantep 779 milyon 981 bin dolarla ikinci, Bursa 626 milyon 714 bin dolarla üçüncü, Kahramanmaraş ise 375 milyon 120 bin dolarla dördüncü sırada yer aldı.

“Tekstil sektörü dönüşüm sürecinde”

tekstil11

TİM Başkanvekili ve TİM Sektörler Konseyi Tekstil ve Hammaddeleri Sektör Temsilcisi Ahmet Öksüz, AA muhabirine, küresel belirsizlikler ve jeopolitik gelişmelerin ana ihracat pazarlarındaki talep koşullarını ve sektörün performansını doğrudan etkilediğini belirtti.

Türk tekstil sektörünün entegre üretim yapısı, kaliteli üretimi, hızlı teslim kabiliyeti ve güçlü tedarik altyapısıyla küresel ticarette önemli bir konumda bulunduğunu vurgulayan Öksüz, şunları kaydetti:

“Mevcut rakamları sektörümüzün potansiyelinden ziyade, içinde bulunduğumuz küresel konjonktürü yansıtan bir tablo olarak değerlendiriyoruz. Tekstil sektörü bugün yalnızca Türkiye’de değil, dünyada da önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Küresel talepteki yavaşlama, maliyet baskıları ve uluslararası rekabet şartları sektörümüzü zorlarken, tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi Türkiye açısından önemli fırsatlar sunuyor.”

Rekabetin yalnızca fiyat üzerinden şekillenmediğine dikkati çeken Öksüz, kalite, hız, sürdürülebilirlik, teknoloji ve inovasyonun da satın alma kararlarında belirleyici hale geldiğini ifade etti.

Öksüz, sektörün rekabet gücünü koruyabilmesi için katma değerli üretim, teknik ve fonksiyonel tekstiller, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve AR-GE çalışmalarına daha fazla odaklanılması gerektiğini kaydetti.

Yılın ikinci yarısına temkinli ancak olumlu baktıklarını belirten Öksüz, küresel talepte kademeli toparlanma ve stratejik pazarlardaki ivmenin sürmesi halinde yılı daha dengeli ve güçlü bir performansla tamamlamayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.

Yıldız Holding’den Dünyanın İlk Yapay Zekâ Sanatları Müzesi’ne Yatırım

Yıldız Holding, yapay zekâ ve dijital sanat müzesi Dataland’e yatırımcı oldu.

Refik Anadol ve Efsun Erkılıç tarafından Los Angeles’ta hayata geçirilen Dataland’e Yıldız Holding, 1,25 milyon ABD doları tutarında yatırım yaptı. Yıldız Holding, gerçekleştirdiği bu destek kapsamında Refik Anadol tarafından kuruma özel tasarlanacak dijital bir sanat eserini ve yazılım lisansını kurumsal sanat koleksiyonuna dahil edecek.

images

Los Angeles’taki The Grand LA’de açılan Dataland; veri, yapay zekâ ve ziyaretçi etkileşimini bir araya getiren bir yapay zekâ sanat müzesi olarak konumlanıyor. Ziyaretçi katılımıyla gerçek zamanlı dönüşebilen eserlere yer veren müzenin; önümüzdeki süreçte Londra, Dubai, Riyad, Hong Kong ve Seul gibi şehirlerde de açılması planlanıyor.

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker: “Teknoloji bugün hayatımızı inanılmaz kolaylaştırıyor. Sanatta da artık üç boyutlu yazıcılar, CNC makineleri, yapay zekâ ve sayısız dijital araç üretimin bir parçası haline geldi. Bunların hepsi önemli imkânlar sunuyor. Ama ben yine de şuna inanıyorum: Bir gün tamamen insan eliyle, ustalıkla ve yılların birikimiyle üretilen eserler çok daha kıymetli olacak. Çünkü giderek daha az üretilecekler. Asıl endişem teknoloji değil; insanın üretme alışkanlığını kaybetmesi. Eğer her şeyi yapay zekâya ve makinelere bırakırsak, zamanla hayal kurmayı, denemeyi, hata yaparak öğrenmeyi ve kendi dilimizi oluşturmayı da unutabiliriz. Hiçbir teknoloji, insanın yaşamından, hafızasından, sezgisinden ve ruhundan doğan yaratımı bütünüyle yerine koyamaz. Bu yüzden gelecekte insanlar sadece kusursuz üretilmiş olanı değil, gerçek bir insanın emeğini, izini ve hikayesini taşıyan eserleri daha çok arayacak. Çünkü her çağda olduğu gibi, en değerli olan şey yine insanın kendisi olacaktır. İşte Dataland’ın farkı da tam burada. Çünkü ziyaretçilere takılan bilekliklerle elde edilen özgün datalar, o anda rastgele seçilen yağmur ormanından gelen anlık datalarla birleşerek o ana mahsus ve tekrarı kabil olmayan bir şova dönüşüyor.”

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Yahya Ülker: “yapay zekâ, yalnızca iş yapış biçimlerini değil, yaratıcılığı ve kültürel üretimi de dönüştürüyor. Dataland, teknolojinin sanatla buluştuğunda nasıl yeni deneyimler ve yeni anlatım biçimleri ortaya çıkarabileceğini gösteren öncü bir girişim. Dataland, yalnızca fiziksel bir müze değil; yazılım, yapay zekâ, içerik üretimi, üyelik modeli ve farklı şehirlerde çoğaltılabilir lokasyonlardan oluşan ölçeklenebilir bir platform olarak kurgulanıyor. Yıldız Holding olarak geleceğin yaratıcı teknolojilerine, insanı ve sanatı merkeze alan projelerle katkı sunmayı önemsiyoruz.”

TikTok Shop Gözünü Amazon Prime’a Dikti: Sosyal Ticarette Sadakat Dönemi Başlıyor

TikTok Shop, e-ticarette bir sonraki büyüme adımı için Amazon Prime modeline benzer yeni bir üyelik sistemi üzerinde çalışıyor. ABD’de test edilmeye başlanan uygulama kapsamında kullanıcılar, belirli ürünlerde abonelik oluşturabilecek ve ücretli üyelik sayesinde ücretsiz kargo, özel indirimler ve ayrıcalıklı kampanyalardan yararlanabilecek. Böylece TikTok Shop, tek seferlik viral alışverişlerin ötesine geçerek düzenli ve sadık müşteri kitlesi oluşturmayı hedefliyor.

Sosyal Ticaret, Tek Seferlik Satıştan Düzenli Gelire Geçiyor

TikTok Shop bugüne kadar daha çok viral ürünler ve anlık satın alma davranışıyla öne çıkıyordu. Yeni sistem ise kozmetik, gıda, kişisel bakım ve evcil hayvan ürünleri gibi düzenli tüketilen kategorilerde abonelik modelini devreye alıyor. Böylece kullanıcılar belirli aralıklarla otomatik sipariş verebilirken, satıcılar da daha öngörülebilir ve sürdürülebilir gelir elde edebilecek.

Bu adım, TikTok Shop’un yalnızca bir sosyal medya platformu değil; sadakat programı, lojistik altyapısı ve abonelik modeliyle tam kapsamlı bir e-ticaret ekosistemine dönüşme hedefini ortaya koyuyor.

E-Ticarette Yeni Rekabet Artık Ürün Değil, Ekosistem Rekabeti

amazon, canlı alışveriş alışverişini prime video ve freevee'ye getiriyor

Amazon Prime’ın başarısı, yalnızca hızlı teslimata değil; kullanıcıyı platformda tutan güçlü bir üyelik modeline dayanıyor. TikTok Shop da benzer bir stratejiyle alışverişi içerik, influencer ekonomisi ve sadakat programıyla birleştirerek müşterilerin platformdan ayrılmasını zorlaştırmayı amaçlıyor.

Bu gelişme, e-ticarette rekabetin yeni yönünü de gösteriyor. Artık platformlar yalnızca daha fazla ürün satmaya çalışmıyor; müşteriyi mümkün olduğunca uzun süre kendi ekosistemlerinde tutacak hizmetler geliştiriyor. Üyelik programları, abonelik modelleri, hızlı teslimat ve kişiselleştirilmiş teklifler bu stratejinin temel parçaları haline geliyor.

TikTok Shop’un Prime benzeri üyelik modeli, sosyal ticaretin yeni evresine işaret ediyor. Gelecekte kazanan platformlar, yalnızca viral içerik üretenler değil; alışverişi sürekli bir alışkanlığa dönüştüren ve tüketiciyi kendi ekosistemine bağlayan oyuncular olacak.

LVMH’den 38,6 Milyar Euroluk Performans: Lüks Tüketim Yavaşlasa da Devler Büyüme Aramaya Devam Ediyor

Lüks moda devi LVMH, 2026’nın ilk yarısında 38,6 milyar euro satış gerçekleştirdi. Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler, turizm hareketliliğindeki yavaşlama ve küresel belirsizliklere rağmen şirket, ikinci çeyrekte organik bazda %3 büyüme kaydetti. Net kâr 5,7 milyar euro, faaliyet kârı ise 8,7 milyar euro olarak gerçekleşirken, şirket kârlılığını korumayı başardı.

Lüks Tüketimde Yeni Denge: Büyüme Var Ama Eskisi Kadar Kolay Değil

LVMH’nin en büyük gelir kaynağı olan Moda ve Deri Ürünleri bölümü, uzun süren daralmanın ardından ikinci çeyrekte yeniden %1 organik büyümeye döndü. Louis Vuitton ve Dior’un performansı toparlanırken, özellikle Jonathan Anderson’ın Dior’daki ilk koleksiyonları ve Tiffany ile Bulgari’nin güçlü satışları grubun büyümesini destekledi. Saat ve mücevher kategorisi ise %11 organik büyümeyle en güçlü performansı gösteren iş kolu oldu.

Buna karşın Avrupa’da turizm harcamalarının zayıflaması ve Orta Doğu’daki çatışmaların etkisi hissedilmeye devam etti. LVMH, bu jeopolitik etkinin ikinci çeyrek büyümesini yaklaşık 1 puan aşağı çektiğini belirtiyor.

Lüksün Geleceğini Artık Sadece Çin Değil, ABD de Belirliyor

lvmh yetersiz lüks yıllar bekliyor

Son iki yıldır yavaşlayan lüks tüketim pazarı, yeni bir coğrafi dengeye doğru ilerliyor. LVMH’nin sonuçları, büyümenin artık ağırlıklı olarak ABD pazarından geldiğini gösteriyor. Yapay zekâ ve teknoloji sektörünün yarattığı yeni servet, özellikle yüksek gelir grubundaki tüketicilerin lüks harcamalarını desteklemeye devam ediyor. Buna karşılık Avrupa’da turist harcamaları, Asya’da ise toparlanma süreci hâlâ kırılganlığını koruyor.

Bu tablo, lüks markaların artık yalnızca fiyat artırarak büyüyemeyeceğini de ortaya koyuyor. Yaratıcı yönetim değişiklikleri, mağaza deneyimi, güçlü marka hikâyesi ve doğru pazarlara yapılan yatırımlar, sektörün yeni büyüme dinamikleri haline geliyor.

LVMH’nin ilk yarı sonuçları, lüks sektörünün yeniden büyüme patikasına girdiğini gösterse de oyunun kuralları değişmiş durumda. Yeni dönemde kazananlar, küresel belirsizliklere rağmen doğru pazarlarda talep yaratabilen, marka değerini güçlendiren ve tüketiciyle duygusal bağ kurmayı sürdüren şirketler olacak.

MANGO, 2026 Yılının İlk Yarısında Gelirlerini %7’nin Üzerinde Artırdı

2026 yılının ilk yarısında şirket, cirosunu bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %7,2; sabit kur bazında ise %10,7 artırdı. Bu sonuçlarla MANGO, güçlü değer önerisi sayesinde pazarın üzerinde sürdürülebilir büyüme performansını korudu.

  • MANGO, büyüme yatırımlarını sürdürürken fiziksel kanala olan bağlılığını devam ettirdi. Dünya genelinde 127 yeni mağaza açan ve 37 mağazasını yenileyen şirket, 120’den fazla pazarda 2,960’ın üzerinde satış noktasına ulaştı. Bununla birlikte, bugün iş hacminin yüzde 32’sini oluşturan online satışlar yılın ilk altı ayında çift haneli büyüme kaydetti.
  • Stratejik Planı’nın “Elevate” (Yükselt) ayağı kapsamında MANGO, marka konumlandırmasını güçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdürdü. Bu dönemde Hailey Bieber, Woman koleksiyonunun marka elçisi olarak konumlandırılırken, ikonik İngiliz dikim evi Richard James ile MANGO Man, ABD merkezli Eckhaus Latta ile ise MANGO Woman için özel koleksiyonlar geliştirildi.
  • MANGO, küresel ayak izini güçlendirmeye devam ederken, uluslararası satışların toplam ciro içerisindeki payı ilk yarıda yüzde 77 olarak gerçekleşti. Çift haneli büyüme oranlarının yakalandığı İspanya, markanın en büyük pazarı olmayı sürdürürken, tüm kanallarda ve iş birimlerinde güçlü performansa imza atıldı.  Mango’nun en büyük ikinci pazarı konumunda bulunan Fransa da bu dönemde öne çıkan ülkelerden biri olurken, düzenlenen “Choose France” etkinliğinde Mango 2028 yılına kadar ülkede 45 yeni mağaza açacağını duyurdu. İtalya’da ise COIN ile yapılan iş birliği kapsamında, 2028 yılına 22 yeni Mango mağazası hizmete girecek.

“Empower” (Güçlendirme) girişimi kapsamında MANGO, insan kaynağına yönelik yatırımlarını sürdürdü. Söz konusu dönemde, ilk kez “En İyi İşveren” sertifikasını almaya hak kazanan şirket, Forbes ve Financial Times gibi önde gelen uluslararası yayınların sıralamalarında da dünyanın en iyi işverenleri arasında gösterildi.Moda dünyasının önde gelen isimlerinden biri olan MANGO, 2026 yılının ilk yarısını 1,852 milyar Euro ciro ile tamamladı. Şirket, bir önceki yılın aynı dönemine göre %7,2, sabit kur bazında ise %10,7 büyüme kaydetti. Güçlü ticari aktivite ve tüketicilerin iş birimlerine yönelik olumlu yaklaşımını ortaya koyan bu sonuçlarla birlikte şirket bir kez daha sektörün üzerinde büyümeyi başardı.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan MANGO Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Toni Ruiz şunları söyledi: “2024-2026 dönemini kapsayan 4E Stratejik Planımızın son aşamasına girerken, bu yılın sonunda 4 milyar Euroluk toplam satış gelirine ulaşmayı hedefliyoruz. Sektörün üzerinde bir büyümeye işaret eden ilk yarı sonuçlarımız, olumlu ivmenin sürdüğünü ve önde gelen uluslararası moda markalarından biri olarak konumumuzu daha da güçlendirdiğimizi ortaya koyuyor. Zorlu faaliyet ortamına rağmen; farklılaşan değer önerimiz, genişleme stratejimiz ve MANGO bünyesindeki ekiplerimizin özverili çalışmaları sayesinde ilerlemeyi sürdürüyoruz.” dedi.

Stratejik Plan’da yer alan “Elevate” (Yüksel) yaklaşımı kapsamında MANGO; özgün tasarım, kalite ve arzu edilen marka konumu üzerine inşa ettiği farklılaştırılmış değer önerisini güçlendirmeye devam etti. Dönemin öne çıkan gelişmeleri arasında, Hailey Bieber’ın Woman koleksiyonunun 2026 Yaz kampanyasının yüzü olarak seçilmesinin yanı sıra; köklü İngiliz terzilik markası Richard James (MANGO Man için) ve Amerikalı marka Eckhaus Latta (MANGO Woman için) iş birliğiyle hazırlanan özel kapsül koleksiyonların piyasaya sürülmesi yer aldı.

Uluslararası genişleme ve omnichannel büyümesi

mango magaza 1

2026 yılının ilk yarısında MANGO, mağaza ağını genişletmek ve yenilemek, operasyonel ve teknolojik kapasitenin güçlendirilmesi ve MANGO Campus’ün geliştirilmesi için yaklaşık 90 milyon Euro yatırım yaptı. 4E Planı’nın “Expand” (Genişlet) ayağı kapsamında fiziksel mağazacılık kanalındaki büyümeyi sürdüren şirket, 127 yeni mağaza açılışı ve 37 mağaza yenilemesiyle, Haziran ayı sonunda 120’den fazla ülkede 2,960’ın üzerinde satış noktasına ulaştı.

MANGO’nun uluslararası faaliyetleri yılın ilk yarısında da güçlü performansını sürdürerek şirketin toplam cirosunun %77’sini oluşturdu. Bu sonuç, şirketin güçlü küresel varlığını ve coğrafi çeşitliliğini yansıtırken, MANGO’nun gelir bazındaki en büyük beş pazarı İspanya, Fransa, Türkiye, Almanya ve ABD oldu.

Uluslararası büyüme stratejisi doğrultusunda MANGO, öncelikli pazarlardaki genişlemesini sürdürdü. Bu kapsamda şirket, Fransa’nın en önemli ekonomik yatırım platformu olan ve her yıl Versailles Sarayı’nda düzenlenen “Choose France” Zirvesi’ne ilk kez katıldı. Zirve kapsamında MANGO, ülkede 2028 yılına kadar 45 mağaza açılmasını kapsayan 66 milyon euroluk yatırım planını duyurdu. Bu mağazaların 15’inin bu yıl içerisinde açılması planlanıyor. İtalya’da ise MANGO, ülkenin ikonik mağazalar zinciri COIN ile stratejik bir ortaklığa imza attı. Anlaşma kapsamında şirket, Eylül 2026’dan 2028’e kadar stratejik lokasyonlarda 22 mağaza açacak. Bu iş birliği, MANGO’nun uluslararası büyümesini hızlandıran stratejik ortaklıklar ve franchise yapılanmasını daha da güçlendirdi. Şirket ayrıca mevcut mali yıl içinde Birleşik Krallık’ta 10, Türkiye’de ise 10 yeni mağaza açmayı planlıyor.

Şirket, tüm iş kollarına yönelik büyüme planlarını da kararlılıkla sürdürdü. Yılın ilk yarısında satışlarda ‘Kadın’ iş birimi liderliğini sürdürürken, onu Richard James ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle farklılaşan değer önerisini daha da güçlendiren ‘Erkek’ iş birimi ile ‘Çocuk ve Genç’ takip etti.

MANGO’nun online satışları da gösterdiği güçlü performansla şirketin iş modelindeki önemini ortaya koydu. Yılın ilk altı ayında, çift haneli büyümenin gerçekleştiği online kanal, toplam cironun yüzde 32’sini oluştururken, MANGO’nun stratejik büyüme alanlarından biri olmaya devam etti. 2000 yılından bu yana Avrupa e-ticaretinin öncü markalarından biri olan şirket, sektörde dijital penetrasyonu en yüksek markalar arasında yer alarak lider konumunu korumayı sürdürüyor.

Küresel Marka İtibarı

mango magaza 2

MANGO, söz konusu dönemde, itibar ve marka değeri açısından öne çıkan temel göstergelerin de yansıttığı üzere, uluslararası marka profilini güçlendirmeye devam etti. Bu kapsamda şirket, Merco sıralamasında 30. sıraya yükselerek tekstil sektörünün en yüksek puanlı ikinci markası oldu. Kantar BrandZ verilerine göre marka değerini 15 puan artıran MANGO, Forbes tarafından İspanya’nın en itibarlı 100 şirketi arasında gösterildi.

Stratejik Plan’ın Empower (Güçlendirme) ayağı çerçevesinde, şirket içi yetenek gelişimini stratejik bir büyüme önceliği olarak desteklemeyi sürdürdü. Bu kararlılık, şirketin ilk kez “Top Employer” (En İyi İşveren) sertifikasını almasını ve Forbes ile Financial Times gibi önde gelen uluslararası yayınların sıralamalarında “Dünyanın En İyi İşverenleri” arasında yer almasını sağladı. Şirket; eşitlik, sürekli eğitim ve kurum içi kariyer gelişimine odaklanan politikaların desteğiyle, 2025 yılında iş gücünü 1.600’den fazla kişi artırarak dünya genelindeki toplam çalışan sayısını 18.000’in üzerine çıkarmıştı.

Zsa Zsa Zsu, Ankara’daki ikinci Mağazasıyla Başkent’teki Büyümesini Sürdürüyor

Tasarım ve deneyim odaklı yaşam stili markası Zsa Zsa Zsu, Türkiye’deki 21. mağazasını Ankara’da açarak ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.

image00004

Evlere ve hayata renk, ilham ve tutku katan Zsa Zsa Zsu, Ankara’daki ikinci mağazasında da deneyim odaklı mağaza kurgusuyla alışverişin ötesine uzanan bir keşif alanı sunuyor ve güneşli renkler dünyasını başkentte daha fazla tasarım tutkunu ile buluşturuyor.

Ev dekorasyonu, sofra & mutfak, yatak odası, banyo, ev kozmetiği ve yaşam stili kategorilerindeki tasarımları bir araya getiren mağaza; cesur renkler, dikkat çekici desenler ve koleksiyon odaklı sergileme anlayışıyla ziyaretçilerine ilham veren bir alışveriş deneyimi yaşatıyor. Markanın yeni sezon konsepti “Kingdom of Sun” da mağaza vitrininde hayat buluyor.

image00003

Zsa Zsa Zsu CEO’su Gökhan Sezer, açılışa ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Ankara, dinamik yaşamı, gelişen perakende ekosistemi ve tasarıma ilgi duyan tüketici profiliyle bizim için stratejik öneme sahip şehirlerden biri. Başkentteki ikinci mağazamızı açmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Ankara’daki büyümemizi sürdürürken daha fazla ziyaretçiyi Zsa Zsa Zsu’nun renkli ve ilham veren dünyasıyla buluşturacak olmaktan heyecanlıyız. Her yeni mağazayı, tasarım anlayışımızı daha fazla kişiyle buluşturmak için önemli bir adım olarak görüyoruz. Türkiye genelindeki büyüme yolculuğumuzu yeni mağaza yatırımlarımızla sürdürmeye devam edeceğiz.”

Ford, Sürücüsüz Otomobillerinde Apple Teknolojisini Kullanacak

Otomotiv ile teknoloji dünyası arasındaki sınırlar giderek silikleşiyor. Ford, yeni nesil elektrikli araçlarında otonom sürüş destek sistemlerini güçlendirmek için Apple ile stratejik bir iş birliğine gittiğini açıkladı. Bu anlaşmayla Apple, ilk kez yalnızca araç ekranında çalışan bir uygulama sunmanın ötesine geçerek, otomobilin sürüş sistemlerinde doğrudan rol alacak.

Yeni teknoloji, araçlara yerleşik olarak sunulacak ve sürücülerin sistemi kullanabilmesi için iPhone’a ihtiyaç duyulmayacak.

Otomobillerde Rekabet Artık Donanımdan Çok Yazılım Üzerinde Yaşanıyor

Bugüne kadar Apple CarPlay, sürücülere telefonlarını araç ekranına bağlayarak navigasyon ve multimedya deneyimi sunuyordu. Ford ile yapılan yeni iş birliği ise Apple’ın yazılımını ilk kez sürüş destek sistemlerinin merkezine taşıyor.

Şirket, Apple Maps ve diğer yazılım bileşenlerini araç mimarisine entegre ederek otonom sürüş deneyimini geliştirmeyi hedefliyor. Ford CEO’su Jim Farley, bu adımı şirket tarihindeki en önemli açıklamalardan biri olarak nitelendirirken, iş birliğinin yeni teknolojileri daha düşük maliyetle geliştirmelerine de katkı sağlayacağını belirtti.

Ford’un bu altyapıyla geliştirilen ilk elektrikli pickup modelini 2027 yılında yaklaşık 30 bin dolar başlangıç fiyatıyla pazara sunması planlanıyor.

Teknoloji Devleri Otomotivin Değer Zincirine Giriyor

1460382287 ford self driving cars

Ford’un kararı, otomotiv sektöründe önemli bir dönüşümün işareti olarak görülüyor. Geleneksel otomobil üreticileri yıllardır araç içi yazılımları kendi bünyelerinde geliştirmeye çalışırken, Apple ve Google gibi teknoloji şirketleri de otomobil deneyiminde daha fazla söz sahibi olmak istiyor.

Buna karşılık Tesla, Rivian ve General Motors gibi üreticiler ise kullanıcı deneyimini tamamen kendi yazılımlarıyla yönetmeyi tercih ediyor. Çünkü araç içi yazılım artık yalnızca bir navigasyon sistemi değil; müşteri verisini, abonelik gelirlerini ve gelecekteki dijital hizmetleri yöneten stratejik bir platform haline gelmiş durumda.

Ford ve Apple iş birliği, otomotiv sektöründe yeni rekabet alanının motor değil yazılım olduğunu bir kez daha gösteriyor. Gelecekte otomobilleri birbirinden ayıran en önemli unsur yalnızca menzil veya batarya teknolojisi değil; araçların hangi dijital ekosistemin parçası olduğu ve kullanıcıya nasıl bir deneyim sunduğu olacak.

Shein ve Temu Baskısı Primark’ı Harekete Geçirdi: Yüzlerce Üründe Kalıcı Fiyat İndirimi

Uygun fiyatlı moda perakendecisi Primark, artan rekabet karşısında fiyat stratejisini yeniden şekillendiriyor. Şirket, “Iconic Value” programı kapsamında kadın, erkek ve çocuk kategorilerindeki yüzlerce popüler üründe fiyatları %29’a varan oranlarda kalıcı olarak düşürdüğünü açıkladı. Uygulama, Primark’ın faaliyet gösterdiği 19 ülkenin tamamında hayata geçiriliyor.

Karar, özellikle Shein ve Temu’nun ultra düşük fiyat politikalarının tüketicilerin beklentilerini değiştirdiği bir dönemde geldi.

Fiyat Rekabeti Artık Dijital Oyuncuların Kurallarına Göre Şekilleniyor

Primark’ın indirimleri yalnızca promosyon niteliği taşımıyor. Şirket, fiyatları düşürürken ürünlerin kalite, kalıp ve dayanıklılığını da geliştirdiğini, ürün gamını sadeleştirdiğini ve mağaza içi yönlendirmeleri yenilediğini açıkladı.

Bu yaklaşım, tüketiciye yalnızca “ucuz ürün” değil, fiyat-performans algısı sunmayı hedefliyor.

Kararın arkasında ise değişen rekabet dinamikleri bulunuyor. Son yıllarda Shein ve Temu’nun küresel ölçekte hızla büyümesi, hızlı modada fiyat çıtasını önemli ölçüde aşağı çekti. Tüketiciler artık yalnızca modayı değil, aynı zamanda en düşük fiyatı da dijital platformlarda arıyor.

Fiziksel Perakende Yeni Bir Sınav Veriyor

img 1984

Primark’ın üçüncü çeyrek toplam satışları yeni mağaza açılışlarının etkisiyle %3 artmasına rağmen, karşılaştırılabilir mağaza satışları geriledi. Bu tablo, yalnızca yeni mağaza yatırımlarının büyüme için yeterli olmadığını gösteriyor.

Şirketin ana hissedarı Associated British Foods’un da fiyat algısını güçlendirme, pazarlama yatırımlarını artırma ve dijital etkileşimi geliştirme kararı alması, rekabetin artık yalnızca mağazalarda değil, tüketicinin zihninde de yaşandığını ortaya koyuyor.

Shein ve Temu’nun yarattığı baskı, geleneksel moda perakendecilerini yeni bir döneme zorluyor. Artık başarı yalnızca düşük fiyat sunmakla değil; kaliteyi koruyarak güçlü bir değer algısı oluşturmak, fiziksel mağaza deneyimini güçlendirmek ve dijital rekabete aynı hızla yanıt verebilmekle mümkün olacak.

MediaMarkt’ın JD.com’a Satışında AB’den Kritik Hamle

Avrupa Komisyonu, Çinli e-ticaret devi JD. com’un Alman elektronik perakendecisi Ceconomy’yi satın alma planıyla ilgili soruşturmada resmi itirazlarını bildirdi. AB, JD.com’un Çin devleti kaynaklı avantajlı finansman, vergi teşvikleri ve hibelerden yararlanmış olabileceğini ve bu desteklerin satın alma sürecinde rekabeti bozmuş olabileceğini değerlendiriyor.

Çinli e-ticaret devi JD.com’un, MediaMarkt ve Saturn markalarının sahibi Alman perakende şirketi Ceconomy’yi yaklaşık 2,5 milyar dolarlık satın alma planında Avrupa Birliği incelemesi derinleşiyor.

Avrupa Komisyonu, JD.com’a, Ceconomy’nin satın alınmasına ilişkin yürütülen yabancı sübvansiyon soruşturması kapsamında resmi bir “Statement of Grounds” (itiraz gerekçeleri bildirimi) gönderdi. Bu adımla birlikte Komisyon, satın alma işlemine ilişkin endişelerini taraflara yazılı olarak iletti.

Söz konusu bildirim, AB’nin Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği kapsamında yürütülen derinlemesine soruşturmanın önemli aşamalarından biri olarak değerlendiriliyor. Ancak Avrupa Komisyonu, bildirimin soruşturmanın sonucunu önceden belirlemediğini vurguladı. JD.com ise süreç kapsamında dosyayı inceleyebilecek ve Komisyon’un endişelerine yanıt verebilecek.

AB’nin odağında Çin kaynaklı devlet destekleri var

Avrupa Komisyonu, JD.com’un Çin Halk Cumhuriyeti’ne atfedilebilecek kuruluşlardan avantajlı finansman, vergi teşvikleri ve hibeler almış olabileceği konusunda endişeler taşıyor.

Komisyon, söz konusu desteklerin JD. com’un rekabetçi konumunu güçlendirip güçlendirmediğini ve şirketin Ceconomy satın almasının ardından AB iç pazarındaki rekabeti olumsuz etkileyip etkilemeyeceğini inceliyor.

Son karar için tarih: 2 Ekim 2026

Avrupa Komisyonu’nun soruşturmayı 2 Ekim 2026 tarihine kadar tamamlaması bekleniyor. Şirketlerin soruşturma kapsamında AB’nin endişelerini gidermek amacıyla taahhütler ve çözüm önerileri sunmasına da imkan bulunuyor.

JD. com, Komisyon’un bildirimini sürecin normal bir prosedürel adımı olarak değerlendirirken, işlemin Avrupa’nın inovasyon ve rekabetçilik hedeflerini desteklediğine inandığını açıkladı. Şirket, satın alma sürecinin 2026’nın ikinci yarısında olumlu şekilde sonuçlanmasını beklediğini belirtti.

Satın alma JD.com’a Avrupa’da güçlü bir perakende ağı sağlayacak

Satın alma işleminin tamamlanması halinde JD. com, Ceconomy bünyesindeki MediaMarkt ve Saturn markaları üzerinden Avrupa’daki fiziksel mağaza ve online satış ağına erişim sağlayacak.

Çinli şirket açısından işlem, ana pazarının dışına açılma ve Avrupa’daki varlığını önemli ölçüde güçlendirme fırsatı sunuyor. Ceconomy ise tüketici elektroniği ve ev aletleri alanında fiziksel mağazalar ile online satış kanallarını birlikte işleten önemli bir Avrupa perakendecisi konumunda bulunuyor.