Ana Sayfa Blog Sayfa 60

Miniso, ABD’de Büyümesini IP Stratejisi ve Deneyim Mağazalarıyla Hızlandırıyor

Çin merkezli yaşam tarzı perakendecisi Miniso, ABD’deki büyüme stratejisini lisanslı karakter iş birlikleri (IP), deneyim odaklı mağazalar ve fiziksel perakende yatırımları üzerine kuruyor. Şirket, 2026 yılı sonuna kadar ABD’de yaklaşık 100 yeni mağaza açmayı planlarken, toplam mağaza sayısını 480’e çıkarmayı hedefliyor.

Miniso ABD CEO’su Tom Bartlebaugh’a göre şirket, alışveriş merkezlerinden uzaklaşarak daha büyük ve deneyim odaklı mağaza formatlarına yöneliyor. Tüketicilerin bu mağazalarda daha uzun süre vakit geçirdiğini ve bunun satışlara da olumlu yansıdığını belirten Bartlebaugh, bugüne kadar test edilen yeni mağaza konseptlerinin beklentilerin üzerinde performans gösterdiğini ifade etti.

Deneyim Mağazaları Büyümenin Merkezinde Yer Alıyor

minisoland

Şirketin yeni mağaza stratejisi, Çin’deki “Miniso Land” konseptini ABD’ye taşımayı hedefliyor. Bu kapsamda 1 Eylül’de Ohio eyaletinin Columbus kentinde 15 bin metrekarelik deneyim mağazası açılacak. New Jersey’deki American Dream merkezinde mevcut Miniso Friends mağazası iki katına çıkarılırken, Las Vegas’ta ilk Miniso Land mağazasının 2027’nin ilk yarısında açılması planlanıyor.

Bartlebaugh, özellikle lisanslı ürünlerin fiziksel mağazalarda çok daha güçlü performans gösterdiğini belirterek, müşterilerin ürünleri görüp deneyimleyebildiği mağazaların keşif odaklı alışverişi desteklediğini söyledi.

Pazarlama Direktörü Robin Liu ise mağazaların artık yalnızca alışveriş yapılan alanlar olmadığını, aynı ilgi alanlarını paylaşan tüketicilerin bir araya geldiği sosyal deneyim noktalarına dönüştüğünü ifade etti. Liu’ya göre birçok müşteri mağazaları arkadaşlarıyla ziyaret ediyor, TikTok içerikleri üretiyor ve alışverişi sosyal bir deneyim olarak yaşıyor.

Lisanslı Karakterler Ürün Stratejisinin Temelini Oluşturuyor

Miniso’nun ürün portföyünün yaklaşık %50’sini lisanslı karakterlerden oluşan koleksiyonlar oluşturuyor. Stranger Things, Hello Kitty, Pokémon, Demon Slayer ve Sanrio gibi popüler markalarla çalışan şirket, lisanslı ürünleri yalnızca karakter baskılı ürünler olarak değil, her iş birliği için özel ürün geliştirme süreçleriyle tasarlıyor.

Robin Liu, şirketin hedefinin yalnızca lisans alan bir marka olmak değil, “IP operasyon platformu” haline gelmek olduğunu belirtiyor. Bu kapsamda Miniso, lisanslı karakterlerin yanı sıra kendi geliştirdiği Yoyo karakterine de yatırım yapıyor. New York Grand Central Terminal’de düzenlenen Yoyo sergisi de bu stratejinin önemli parçalarından biri olarak öne çıkıyor.

ABD pazarında sezonluk alışveriş alışkanlıklarının da ürün stratejisini doğrudan etkilediğini belirten Bartlebaugh, Sevgililer Günü, Anneler Günü, okula dönüş, Cadılar Bayramı ve yılbaşı gibi dönemlerde tüketicilerin sürekli yeni ürünler beklediğini, bu nedenle ürün gamının yıl boyunca sık sık yenilendiğini ifade etti.

Bartlebaugh’a göre tüketiciler artık karakterleri yalnızca bir film veya diziden tanıdıkları için satın almıyor. Hello Kitty, Pokémon veya Demon Slayer gibi markalar, kullanıcıların kimliklerini ve ilgi alanlarını yansıtan sembollere dönüşmüş durumda. Bu nedenle lisanslı koleksiyonlar, klasik ürün yenilemelerinden ziyade yeni bir lansman veya etkinlik etkisi yaratıyor.

Miniso’nun ABD stratejisi, düşük fiyatlı ürünlerin tek başına büyüme için yeterli olmadığını gösteriyor. Deneyim mağazaları, lisanslı karakter ekonomisi ve fiziksel perakendeyi sosyal bir buluşma noktasına dönüştüren yaklaşım, yeni nesil mağazacılık anlayışının öne çıkan örneklerinden biri haline geliyor.

Google, Kapasite Sınırlamaları Nedeniyle Meta’nın Yapay Zekâ Erişimini Kısıtladı

Google‘ın çatı şirketi Alphabet, yapay zekâ altyapısındaki kapasite yetersizliği nedeniyle Meta’nın Gemini yapay zekâ modellerine erişimini sınırlandırdı. Financial Times’ın haberine göre Google, mart ayında Meta‘ya talep ettiği işlem gücünün tamamını sağlayamayacağını bildirdi.

Kapasite kısıtlamasının, Meta’nın şirket içinde yürüttüğü bazı yapay zekâ projelerinde gecikmelere yol açtığı belirtiliyor. Habere göre Meta, yaşanan kaynak sıkıntısı nedeniyle çalışanlarını yapay zekâ modellerini kullanırken işlem birimi olarak kullanılan “token”ları daha verimli kullanmaları konusunda da uyardı.

Artan Yapay Zekâ Talebi Altyapıyı Zorluyor

yapay zeka 2

Financial Times’a göre benzer kapasite sorunları Google’ın diğer bazı müşterilerini de etkiliyor. Ancak Meta’nın Gemini modellerine yönelik yüksek işlem gücü talebi nedeniyle bu durumdan en fazla etkilenen şirket olduğu ifade ediliyor.

Teknoloji şirketleri veri merkezleri ve yapay zekâ çiplerine milyarlarca dolarlık yatırım yapmayı sürdürse de, hızla artan üretken yapay zekâ kullanımının oluşturduğu bilgi işlem talebi mevcut altyapılar üzerinde önemli bir baskı yaratıyor.

Google Cloud’un 2026’nın ilk çeyreğinde 20 milyar dolar gelir elde etmesine rağmen, Alphabet CEO’su Sundar Pichai daha önce yaptığı açıklamada bilgi işlem kapasitesindeki kısıtlamaların büyümeyi sınırlandırdığını belirtmişti. Pichai, bu nedenle Google Cloud’un karşılanamayan sipariş hacminin bir önceki çeyreğe göre yaklaşık iki katına çıktığını ifade etmişti.

Yapay zekâ rekabetinde artık yalnızca en güçlü modelleri geliştirmek yeterli olmuyor. Bu modelleri çalıştıracak işlem gücü, veri merkezi kapasitesi ve altyapı yatırımları da teknoloji şirketlerinin rekabet avantajını belirleyen stratejik unsurlar haline geliyor.

Lululemon ve Starbucks Krizleri, Kültürel Hassasiyetin Markalar İçin Neden Stratejik Hale Geldiğini Gösteriyor

Küresel markalar yeni pazarlarda büyümeye devam ederken, kültürel hassasiyet artık yalnızca iletişim ekiplerinin değil, doğrudan marka stratejisinin bir parçası haline geliyor. Son dönemde Lululemon ve Starbucks’ın yaşadığı krizler, yerel kültüre ilişkin küçük görünen hataların sosyal medya çağında nasıl büyük itibar kayıplarına dönüşebileceğini ortaya koyuyor.

lululemon 1

Bunun son örneği Lululemon’un Çin’de düzenlediği tanıtım etkinliğinde yaşandı. Marka, 30 Mayıs’ta Çin Seddi’nde gerçekleştirdiği organizasyonda Çin kültürüne ait “dagu” davulu yerine Japon kültürünün önemli simgelerinden biri olan “taiko” davulunu kullandı. Etkinlik kısa sürede kültürel duyarsızlık eleştirilerinin odağı haline gelirken, konu Weibo’da 50 milyondan fazla görüntülenmeye ulaştı. Lululemon yaklaşık iki hafta sonra Weibo üzerinden yayımladığı açıklamada, planlama sürecinde yeterince hassas davranmadığını kabul ederek kamuoyundan özür diledi.

Bu gelişme, ABD ve Çin’de satış büyümesinin yavaşladığı bir dönemde Lululemon açısından güven sorununu daha da görünür hale getirdi. Şirket aynı dönemde Teksas Başsavcılığı tarafından bazı ürünlerinde kullanılan sentetik malzemeler ve kimyasal bileşenlere ilişkin ayrı bir soruşturmayla da karşı karşıya bulunuyor.

Starbucks Örneği Kültürel Hataların Ticari Sonuçlarını Gösterdi

starbucks

Benzer bir kriz kısa süre önce Starbucks’ın Güney Kore operasyonlarında yaşandı. Şirket, 18 Mayıs’ta satışa sunduğu “Tank” temalı termos nedeniyle yoğun tepki gördü. Ürünün satış tarihi, 1980 yılında Gwangju’da yüzlerce sivilin hayatını kaybettiği olayların yıldönümüne denk gelince kamuoyunda büyük bir hassasiyet oluştu.

Krizin ardından Starbucks Korea CEO’su Son Jeong-hyun ile üst düzey bir pazarlama yöneticisinin görevine son verildi. 22 Haziran’da yüzlerce Starbucks mağazası sosyal hassasiyet eğitimi nedeniyle geçici olarak kapatıldı. Bu sürecin şirkete yaklaşık 1,4 milyon dolara mal olduğu, satışların ise kriz öncesine kıyasla yaklaşık %25 gerilediği belirtiliyor.

Lululemon ve Starbucks son dönemin en dikkat çeken örnekleri olsa da benzer krizlerle karşılaşan markaların sayısı giderek artıyor. H&M, Dolce & Gabbana, Dior, Burberry ve Gucci gibi küresel moda markaları da geçmişte farklı pazarlarda kültürel hassasiyet nedeniyle eleştirilerin odağında yer aldı.

Sosyal Medya Küçük Hataları Küresel Krizlere Dönüştürüyor

Uzmanlara göre markalar için en büyük risklerden biri, sosyal medya çağında yapılan hataların artık yalnızca yerel pazarlarda kalmaması. Business.com’dan Julie Thompson’a göre yanlış zamanlanmış veya kültürel açıdan duyarsız bir paylaşım saniyeler içinde ekran görüntüsü alınarak milyonlarca kullanıcıya ulaşabiliyor. İçerik silinse bile dolaşımı devam ediyor ve küçük bir iletişim hatası kısa sürede büyük bir itibar krizine dönüşebiliyor.

Son yıllarda bunun farklı örnekleri de yaşandı. Gap, 2020 ABD seçimleri sonrasında yayımladığı birlik mesajını gelen tepkiler üzerine kaldırmak zorunda kaldı. Bioré, Ruh Sağlığı Farkındalık Ayı kapsamında yürüttüğü influencer kampanyasında yaşanan bir okul saldırısını güzellik ürünleriyle ilişkilendirdiği gerekçesiyle eleştirildi. Burger King UK ise 2021 Dünya Kadınlar Günü’nde “Women belong in the kitchen” paylaşımıyla dikkat çekmeye çalışırken, kampanyanın devamındaki eşitlik mesajı geri planda kaldı ve marka yoğun tepkiyle karşılaştı.

Küresel perakendede rekabet artık yalnızca ürün geliştirme veya pazarlama yatırımlarıyla şekillenmiyor. Yerel kültürü doğru okumak, kampanyaları bölgesel hassasiyetler doğrultusunda test etmek ve iletişim süreçlerini kültürel riskler açısından değerlendirmek, marka güvenini korumanın temel unsurlarından biri haline geliyor.

Prime Day’de Yapay Zekâ Destekli Alışverişlerde Dönüşüm Oranı %40 Arttı

Bu yıl dört gün süren Amazon Prime Day kampanyası, yapay zekânın e-ticaret üzerindeki etkisini daha görünür hale getirdi. Adobe’un ABD’deki perakende sitelerinde gerçekleştirdiği analizlere göre, yapay zekâ destekli sohbet araçları ve AI tabanlı tarayıcılar üzerinden alışveriş yapan tüketicilerin satın alma dönüşüm oranı, ücretli arama, e-posta ve sosyal medya gibi geleneksel kanallara kıyasla %40 daha yüksek gerçekleşti.

Geçtiğimiz yıl Prime Day döneminde yapay zekâ yönlendirmeli trafiğin dönüşüm oranı diğer kanalların %23 gerisinde kalırken, bu yıl tablo tersine döndü. Adobe, yapay zekânın tüketicilerin ihtiyaç duyduğu bilgiye daha hızlı ulaşmasını sağlayarak satın alma sürecini önemli ölçüde kısalttığını belirtiyor.

Yapay Zekâ Alışveriş Yolculuğunu Değiştiriyor

img 1926

Her ne kadar yapay zekâ kaynaklı trafik hacmi hâlâ arama motorları ve diğer dijital kanallara göre daha düşük seviyede olsa da, kullanıcıların satın alma kararını hızlandırması dikkat çekiyor. Adobe Digital Insights Baş Analisti Vivek Pandya’ya göre yapay zekâ destekli sohbet servisleri ve tarayıcılar, hız ve kolaylık arayan tüketiciler için alışveriş deneyiminin kalıcı bir parçası haline geliyor.

Ancak araştırma, perakendeciler açısından önemli bir soruna da işaret ediyor. Adobe’a göre bazı perakendecilerin web sitelerindeki içeriklerin %46‘ya varan bölümü yapay zekâ sistemleri tarafından okunamıyor. Bu durum markaların AI destekli arama sonuçlarında görünürlüğünü sınırlandırırken, şirketleri eğitim içerikleri, kullanım rehberleri, müşteri destek sayfaları ve yapay zekâ dostu içerik yatırımlarına yönlendiriyor.

Prime Day boyunca ABD’deki toplam e-ticaret satışları da geçen yıla göre %9,3 artarak 26,4 milyar dolara ulaştı. Elektronik, küçük ev aletleri, yapı market ürünleri, ev ve bahçe ile mobilya kategorileri en yüksek büyümenin görüldüğü alanlar oldu.

Yapay zekâ artık yalnızca ürün öneren bir araç olmaktan çıkıyor. Tüketicinin araştırma, karşılaştırma ve satın alma sürecini yönlendiren yeni bir trafik kaynağına dönüşürken, perakendeciler için AI tarafından okunabilir içerik üretmek dijital görünürlüğün önemli unsurlarından biri haline geliyor.

Premium Çocuk Moda Markası Kids around Artık Türkiye’de

Dünyaca ünlü moda markalarının çocuk koleksiyonlarını tek çatı altında buluşturan Kids around, ilk mağazasını Bodrum Yalıkavak Marina’da açtı. İstanbul ve Ankara yeni yatırım rotasında.

Lüks perakende sektöründe dünyanın önde gelen premium çocuk moda konseptlerinden biri olan Kids around, Türkiye pazarına giriş yaptı. Dünyanın en prestijli moda devlerinin çocuk koleksiyonlarını aynı çatı altında buluşturan marka, ilk mağazasını Bodrum Yalıkavak Marina’da açarken, İstanbul ve Ankara’da planlanan yeni yatırımlarla Türkiye’deki büyümesini sürdürmeye hazırlanıyor.

Premium çocuk modasının dünyadaki güçlü oyuncusu

kidsaround

Fransa merkezli Children Worldwide Fashion (CWF) bünyesinde faaliyet gösteren Kids around, bugün premium çocuk modasının en güçlü çok markalı perakende konseptlerinden biri olarak kabul ediliyor. Yeni doğandan 16 yaşa kadar geniş bir yaş grubuna hitap eden Kids around, BOSS, Givenchy, Chloé, Lanvin, Kenzo Kids, Marc Jacobs, Karl Lagerfeld Kids, DKNY, Michael Kors, Zadig&Voltaire ve Billieblush başta olmak üzere dünyanın önde gelen moda devlerinin çocuk koleksiyonlarını tek çatı altında bir araya getiriyor.

Deneyim odaklı yeni nesil mağazacılık anlayışı

Sadece çok markalı bir mağaza zinciri olmanın ötesine geçen Kids around, marka seçkisi, mağaza tasarımı ve müşteri deneyimiyle çocuk modasında “premium lifestyle retail” anlayışının temsilcileri arasında gösteriliyor. Ebeveynler çocuk modasındaki global koleksiyonlara tek mağazada ulaşabilirken, kişiselleştirilmiş hizmet anlayışı ve premium mağaza deneyimi de markanın öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor.

İlk mağaza Bodrum Yalıkavak Marina’da açıldı

Dünyanın en prestijli lüks alışveriş destinasyonlarından Bodrum Yalıkavak Marina’da açılan ilk mağaza, markanın Türkiye’deki büyümeplanının ilk adımını oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde İstanbul ve Ankara’da hayata geçirilmesi planlanan yeni mağazaların yanı sıra online satış platformuyla Kids around’un Türkiye’deki satış ağının genişletilmesi hedefleniyor.

Premium çocuk modasından dikkat çeken dev yatırım

Türkiye operasyonu Hobb Tekstil tarafından yürütülecek olan Kids around’un pazara girişi, premium çocuk modası ve lüks perakende segmentinin son yıllardaki en dikkat çeken dev yatırımları arasında gösteriliyor. Marka, Türkiye’yi bölgesel büyüme stratejisinin önemli merkezlerinden biri olarak konumlandırıyor.

“Türkiye, premium çocuk modasında güçlü bir büyüme potansiyeli taşıyor”

ss26 kenzo kids happy sweet 2

Kids around Türkiye kurucu ortağı Burcu Hergül Aydoğan, markanın Türkiye operasyonlarıyla ilgili olarak, “Kids around gibi dev bir yatırımı Türkiye pazarına kazandırmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Türkiye, genç nüfusu, güçlü perakende altyapısı, turizm potansiyeli ve premium tüketim segmentindeki gelişimiyle uluslararası markalar için son derece stratejik bir pazar konumunda. Kids around ile dünyaca ünlü moda markalarının çocuk koleksiyonlarını Türkiye’deki ailelerle buluştururken, aynı zamanda yeni bir deneyim standardı oluşturmayı hedefliyoruz” dedi.

Aydoğan, markanın Türkiye’deki büyüme hedeflerine ilişkin ise “Türkiye yolculuğumuzun başlangıç noktasını, dünyanın en prestijli lüks alışveriş destinasyonlarından biri olan Bodrum Yalıkavak Marina’dan başlattık. Önümüzdeki dönemde İstanbul ve Ankara’da hayata geçirmeyi planladığımız yeni mağaza yatırımları ve online satış platformumuzla Kids around’un Türkiye’deki erişimini genişletmeyi hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Champion ile Sokak Stili Şimdi Boyner’de

Moda, spor, yaşam tarzı ve deneyimi bir araya getiren Boyner, marka yelpazesini güçlendirmeye devam ediyor. Dünyanın en ikonik spor giyim markalarından Champion, yalın tasarımları ve ikonik tavrıyla Boyner’de yerini aldı.

champion

Hareket özgürlüğünden ve konfordan ödün vermek istemeyenler için spor giyim artık yalnızca antrenmanla sınırlı kalmıyor; sokağa taşınan silüetleriyle günlük tarza enerjik ve bir dokunuş katıyor.

Bu tarzdan ilhamla retro sweatshirt’lerden jogger ve tişörtlere uzanan Champion koleksiyonu günün her anında zahmetsiz bir stil vadediyor. Haftasonu stilinin vazgeçilmezlerinden olan ikonik Champion sweatshirt’ler sokak modasının merkezinde kendine güçlü bir yer ediniyor. Fonksiyonel detaylarla zenginleşen Champion; kadın, erkek ve çocuk koleksiyonlarında tüm aileye hitap eden güçlü bir stil dünyası sunuyor.

Sportif giyimin sınırlarını genişleten Champion koleksiyonunu keşfetmek ve kapsül bir gardırop oluşturmak isteyenler Boyner’i, boyner.com.tr’yi, Boyner uygulamasını ve Boyner Now’ı ziyaret edebilir.

Yapay Zekâ Destekli Sahte Perakendeciler İnterneti Dolduruyor

Yapay zekâ araçlarının yaygınlaşması, e-ticarette yeni bir dolandırıcılık dalgasını da beraberinde getirdi. Sosyal medya platformlarında ve internette hızla çoğalan yapay zekâ destekli sahte perakendeciler, gerçek mağaza izlenimi veren web siteleri, yapay görseller, sahte müşteri yorumları ve duygusal hikâyelerle tüketicileri alışverişe yönlendiriyor.

Özellikle Facebook gibi sosyal medya platformlarında bu tür reklamların sayısı hızla artıyor. Wall Street Journal’ın aktardığı verilere göre, Meta platformlarında yayınlanan yeni reklamların önemli bir bölümü dolandırıcılık, düşük kaliteli ürünler veya yasa dışı ürünlerle ilişkili içeriklerden oluşuyor. Uzmanlara göre yapay zekâ sayesinde sahte bir e-ticaret sitesi artık çok kısa sürede ve düşük maliyetle oluşturulabiliyor.

“Hayalet Mağazalar” Tüketicilerin Güvenini Hedef Alıyor

Son dönemde öne çıkan yöntemlerden biri ise “hayalet mağazalar” olarak tanımlanan sahte e-ticaret siteleri. Bu platformlar kendilerini yerel aile işletmesi veya kapanmak üzere olan küçük bir mağaza gibi tanıtırken, yapay zekâ ile oluşturulan mağaza sahipleri, ürün fotoğrafları ve müşteri yorumları kullanıyor.

Uzmanlara göre bu siteler yalnızca indirim vaadiyle değil, tüketicilerin empati duygusuna hitap eden hikâyelerle de güven oluşturmaya çalışıyor. Ancak sipariş detayları incelendiğinde ürünlerin çoğunlukla farklı ülkelerdeki depolardan gönderildiği veya mağazaya ilişkin bilgilerin gerçeği yansıtmadığı görülüyor.

Yapay Zekâ Dolandırıcılığı Tespit Etmeyi Zorlaştırıyor

Bazaarvoice araştırmasına göre tüketicilerin yaklaşık %97’si artık satın alma kararı vermeden önce birden fazla kaynağı kontrol ediyor. Buna rağmen uzmanlar, yapay zekâ ile oluşturulan içeriklerin giderek daha gerçekçi hale gelmesi nedeniyle sahte perakendecileri ayırt etmenin zorlaştığını belirtiyor.

KwikCx Kurucusu Chris Emmins, bu tür dolandırıcılıkların internetin kalıcı sorunlarından biri haline geldiğini ifade ediyor. Emmins’e göre ücretsiz yapay zekâ araçları sayesinde sahte mağazalar çok kısa sürede oluşturulabiliyor ve farklı ülkelerde faaliyet göstermeleri nedeniyle hukuki yaptırımlar da oldukça güçleşiyor.

Yapay zekâ, perakendede müşteri deneyimini geliştiren önemli bir teknoloji olarak öne çıkarken, aynı zamanda güven sorununu da yeniden gündeme taşıyor. Markalar için güvenilir dijital kimlik oluşturmak, tüketiciler için ise satın alma öncesinde kaynağı doğrulamak her zamankinden daha kritik hale geliyor.

Hızlı Tüketimde Harcamalar İlk Beş Ayda %33 Arttı

Türkiye’de hanelerin hızlı tüketim ürünleri harcamaları 2026 yılının ilk beş ayında, bir önceki yıl aynı döneme göre yaklaşık %33 büyüdü.  Haneler, geçen sene aynı döneme göre 4 defa daha fazla alışveriş yaparak 108 kez alışverişe gittiler ve her bir alışverişlerinde, geçen seneye göre yaklaşık %26 artışla 334TL ödediler.

Hızlı tüketim ürünleri harcamalarının %82’sini gıda ve içecek kategorileri oluşturdu. Ocak-Mayıs 2026 döneminde, hanelerin harcamalarını en fazla artırdığı kategori içecekler oldu. Bu büyümede fiyat artışlarının yanı sıra, hanelerin içecek kategorisini daha sık satın alması da etkiliydi. İçecek kategorisinin hem ciro hem de miktar büyümesine en büyük katkıyı, daha fazla haneye ulaşan ve daha sık satın alınan gazlı içecekler sağladı. Bunun yanında ayran, buzlu çay, su ve enerji içecekleri gibi birçok içecek kategorisi de daha fazla haneye erişti. Genel Gıda Ürünleri ise en çok büyüyüyen ikinci kategori oldu. Dondurulmuş gıdalar, genel gıda ürünlerinin cirosal büyümesinde öne çıkarken, soslar ve hazır yemek sırasıyla daha fazla haneye erişerek daha fazla haneye ulaşarak miktar payında hafif bir artış gösterdi.

ipsos htp aylik htu bulteni ytd mayis 2026 page 1

Şampuanlar saç kategorisinin miktarsal ve cirosal büyümesini sağlamaya mayıs ayında da devam etti. Vücut bakım ürünleri ise kişisel bakım kategorisinin miktarsal ve cirosal büyümesine en büyük katkıyı sağlayan segment oldu. Bu büyümede renkli kozmetikler, cilt bakım ürünleri ile sabun ve duş jelleri öne çıkan kategoriler arasında yer aldı.

Hanelerin markalı ürünleri ayırdığı harcama payı Mayıs ayında da artmaya devam etti. Haneler, yılın ilk beş ayında Hızlı Tüketim Ürünleri harcamalarının her 100 TL’sinin 58 TL’sini markalı ürünlere, geçen seneye benzer olarak 22 TL’sini market markalı ürünlere, kalanını ise açık ürünlere ayırdı. Açık ürünlerin cüzdan payı, 1 puan geriledi.

Hanelerin alışveriş kanalı tercihlerinde İndirim Marketleri konumunu korurken, Ocak-Mayıs 2026 döneminde de en fazla büyüyen kanal, geçtiğimiz yıl da yükselişi dikkat çeken Yerel Zincirler oldu. Büyük kısmını tekil marketlerin oluşturduğu bağımsız süpermarketlerin 2025’teki düşüşü bu dönem de devam ederken Kasap & Şarküteri ile Pazar kanallarındaki gerilemenin de etkisiyle geleneksel kanalın hane harcamalarından aldığı toplam pay azaldı.

Çalışma sonuçlarına göre Ipsos Tüketici Panelleri Lideri Pelin Halaçoğlu şu değerlendirmeyi yaptı;

ipsos htp aylik htu bulteni ytd mayis 2026 page 2

Haneler geçen seneye kıyasla daha sık alışveriş yaparken, sepet başına harcamaları da enflasyon etkisinde arttı. Harcamaların %82’sini oluşturan gıda ve içecek kategorisi içerisinde içecek büyümesi etkisi belirgin olurken, genel gıda ürünlerinde dondurulmuş gıdalar, soslar ve hazır yemekler kategorinin gelişiminde dikkat çekti. Kişisel bakım tarafında ise şampuanlar büyümesini sürdürürken, vücut bakım ürünleri kategorinin en güçlü büyüme motoru olarak öne çıktı.

Hanelerin markalı ürünlere ayırdığı pay artarken, perakendeciler arasında İndirim marketleri lider konumunu koruyor. Son dönemin yükselen oyuncusu Yerel Zincirler büyümesini sürdürürken, haneler geleneksel kanallara ayırdığı harcamalarını azaltmaya devam ediyor.  

Araştırma Künyesi

Bu bölümde paylaşılan veri ve bulgular Ipsos Hane Tüketim Paneli’nden derlenmiştir. Hane Tüketim Paneli Türkiye’yi temsil edecek şekilde seçilmiş 14,000 haneden oluşan bir örneklem olup, hane içi satın alım verileri Türkiye toplamına proje edilmektedir. 

Swatch, Saat Tasarımlarını Kopyaladığı Gerekçesiyle Samsung’dan 170 Milyon Dolar Talep Ediyor

İsviçreli saat üreticisi Swatch Group, akıllı saatlerde kullanılan dijital saat arayüzlerinin (watch face) tasarımlarını izinsiz kullandığı gerekçesiyle Samsung‘a karşı açtığı davada 170 milyon dolar tazminat talep ediyor. Londra’da görülen dava, Birleşik Krallık’ta bugüne kadar açılan en büyük marka hakkı davalarından biri olarak değerlendiriliyor.

Davanın konusu, Samsung Galaxy App Store üzerinden indirilebilen üçüncü taraf uygulamalarında Swatch Group bünyesindeki Omega, Tissot, Longines ve Swatch gibi markaların saat kadranlarını dijital olarak taklit eden tasarımlar. Londra Yüksek Mahkemesi, 2022 yılında Samsung’u marka ihlalinden sorumlu bulmuş, karar daha sonra temyiz mahkemesi tarafından da onanmıştı. Mevcut yargılama ise ödenecek tazminat miktarını belirlemek için yürütülüyor.

Swatch: Marka Değeri Lisanslanamaz

Swatch Group, talep ettiği 170 milyon dolarlık tazminatın, 10 farklı marka için varsayımsal lisans bedelleri üzerinden hesaplandığını belirtiyor. Şirket, lüks saat tasarımlarının akıllı saatlerde kullanılmasının markaların prestijine zarar vereceğini ve yıllar içinde oluşturulan marka değerini zayıflatacağını savunuyor.

Samsung ise talebin “gerçeklikten uzak ve aşırı” olduğunu öne sürüyor. Şirket, söz konusu uygulamaların üçüncü taraf geliştiriciler tarafından oluşturulduğunu, uygulamalardan elde edilen gelirin oldukça düşük olduğunu ve ihlal bildirildikten sonra uygulamaların mağazadan kaldırıldığını ifade ediyor.

Davanın sonucu yalnızca Birleşik Krallık ile sınırlı kalmayabilir. Swatch Group’un aynı konuda ABD’de de hukuki süreç başlattığı, Londra’daki kararın bu davaya emsal oluşturabileceği belirtiliyor.

Lüks saat sektöründe rekabet artık yalnızca fiziksel ürünlerle sınırlı değil. Dijital platformlarda kullanılan tasarımlar ve fikri mülkiyet hakları da markaların korumaya çalıştığı en önemli değerlerden biri haline geliyor.

BMD: Mayıs Ayında Perakendede Satışlar Yeniden Hareketlendi

Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, BMD üyesi markaların yüzde 84’ünün Mayıs’ta adet satışlarını artırdığını ifade ederken; “Aynı dönemde ciro artışı bildiren markalarımızın oranı ise yüzde 89 oldu. Üyelerimizin yüzde 41’inin adet satışında yüzde 21 ve üzeri artış dikkat çekiyor. Ciroda yüzde 21 ve üzeri artış bildirenlerin oranı ise yüzde 54’e ulaşıyor.” dedi.

Cazip indirim kampanyalarına rağmen yılın ilk dört ayında adet satışında kayda değer bir artış yakalayamayan markalar, Mayıs’ta Anneler Günü ve Kurban Bayramı kampanyaları ile canlanan alışverişle moral buldu. Mayıs ayında markaların büyük bölümü hem adet satışını hem de cirosunu artırdı.

Çatısı altındaki 516 marka ile gıda dışı perakende sektörünün en önemli temsilcisi olan Birleşmiş Markalar Derneği (BMD), üyeleri arasında gerçekleştirdiği Mayıs ayı anketinin sonuçlarını açıkladı. Anketi değerlendiren BMD Başkanı Sinan Öncel, Nisan ayında özellikle giyim ve ayakkabı kategorilerinde belirgin bir daralma olduğunu hatırlattı. Anneler Günü ve Kurban Bayramı alışverişi nedeniyle Mayıs ayının genel olarak hareketli geçtiğini bildiren Öncel, şunları söyledi:

1 4

“Markalarımızın yüzde 84’ü Mayıs’ta adet satışlarını artırdı. Aynı dönemde ciro artışı bildiren markalarımızın oranı yüzde 89 oldu. Ankete katılan üyelerimizin yüzde 41’inin adet satışında yüzde 21 ve üzeri artış dikkat çekiyor. Ciroda yüzde 21 ve üzeri artış bildirenlerin oranı ise yüzde 54’e ulaşıyor. Bu veriler ışığında Mayıs ayının genel olarak verimli geçtiğini söyleyebiliriz. Merkez Bankası verilerinde de anketimize paralel bir sonuç dikkat çekiyor. Merkez Bankası’nın verilerine göre hazır giyim, ayakkabı, sağlık ve kozmetik ile yemek kategorilerinde, hem işlem adedi hem de harcama tutarında bugüne kadar ölçülen en yüksek aylık hacme ulaşıldı. Yayımlanan raporlara baktığımızda Mayıs ayında giyim ve ayakkabı için 208,1 milyar, yemek için 196,6 milyar, sağlık ve kozmetik için ise 116,5 milyar TL’lik harcama yapıldığı görüyoruz. Bu tutarlar Nisan ayına göre giyim ve ayakkabıda yüzde 64, yemekte yüzde 34,9, sağlık ve kozmetikte ise yüzde 23,2’lik ciro artışı anlamına geliyor. Yine o verilerden aynı dönemde işlem adedinin giyim ve ayakkabıda yüzde 67,2, yemekte yüzde 27,4, sağlık kozmetikte ise yüzde 23,2 arttığını biliyoruz. Bu sonuç zorlu bir süreçten geçen sektör için moral oldu.”

BMD üyesi markaların yüzde 60,75’i mülk sahibi ile mahkemelik

2 1

Öncel, Mayıs ayındaki olumlu tabloya rağmen markalı perakendenin fahiş kira artışı talepleri ve kârsızlık başta olmak üzere bir çok sorunla mücadele ettiğinin altını çizdi. Markaların nakit yaratabilmek ve tüketiciyi çekebilmek için sürekli kampanya yapmak zorunda kaldığını belirten Öncel, “Kampanyalara rağmen yabancılar ülkemizden alışverişi tercih etmiyor. Yerli müşteri ise ancak indirimlerle harekete geçiyor. Bu durum sektörde kârsızlık sorununu giderek daha da büyütüyor. Perakendeci uzun bir süredir büyük bir kârsızlık çemberinde gemiyi yüzdürmeye çalışıyor. Bu zorlu dönemde kira bitmeyen bir sorun olarak devam ediyor. 2024’te üyelerimizin sadece yüzde 20’sinin kira/ciro oranı, yüzde 15’in üzerindeydi. Bu oran 2025’te yüzde 42’ye, 2026’nın ilk dört ayında ise yüzde 56’ya çıktı. Kira/ciro dengesindeki bozulma, mağaza ekonomisini ciddi biçimde zorlarken markalarımızı da mülk sahipleriyle karşı karşıya getiriyor. Mayıs 2026 itibarıyla BMD üyesi markaların yüzde 60,75’inin mülk sahibiyle mahkemelik olduğu görülüyor.” şeklinde konuştu.