Spor giyim markası Adidas, üçüncü çeyrekte kâr ve satışlarda artış elde etti.
Bu yılın başlarında siber saldırıya uğrayan şirket, Adidas markasının döviz kurundan bağımsız olarak %12 büyümesini sağladı ve 3. çeyrekte 5,81 milyar Pound (6,6 milyar Euro) rekor net satışa ulaştı.
İşletme kârı bu dönemde %23 artarak 648 milyon Pound’a (736 milyon Euro) yükselirken, brüt kârı %4 artarak 3.023 milyon Pound’a (3.435 milyon Euro) yükseldi.
İşletme kâr marjı 1,8 puan artarak %11,1’e yükselirken, perakendecinin net geliri, “hiperenflasyonla ilgili etkilerin” finansal sonuçlarına baskı yapmasıyla 427 milyon Pound’a (485 milyon Euro) ulaştı.
Adidas CEO’su Bjørn Gulden, “Ekiplerimizin üçüncü çeyrekte rekor gelirlere ulaşmasından büyük gurur duyuyorum. Adidas markasının %12’lik büyümesiyle 6,63 milyar aEuroluk toplam gelire ulaşması, şirket olarak bir çeyrekte ulaştığımız en yüksek rakam. Performans işimizin tüm kategorilerde ve tüm bölgelerde güçlü bir şekilde büyüdüğünü görmek beni özellikle mutlu ediyor.”
Adidas, 2025 mali yılı için faaliyet kârının 1,76 milyar Pound (2 milyar Euro) civarında artacağını öngörüyor; daha önce bu rakamın 1,7 ila 1,8 milyar Euro arasında artacağını tahmin etmişti.
Ayrıca markanın daha önce öngördüğü yüksek tek haneli artışın ardından şirket gelirlerinin yaklaşık %9 oranında artacağı tahmin ediliyor.
Gulden sözlerine şöyle devam etti: “ABD’deki vergi artışları ve dünya genelinde hem perakendeciler hem de tüketiciler arasında çok fazla belirsizlik olması nedeniyle ortam değişken, ancak ekiplerimiz çok çalışıyor ve markamız ve ürünlerimiz tüketicilerle iyi bir şekilde bağ kuruyor.
3. çeyrekteki olumlu gelişmeleri göz önünde bulundurarak, üst düzey beklentilerimizi daralttık ve tam yıl FAVÖK görünümümüzü 1,7 milyar Euro ile 1,8 milyar Euro aralığından yaklaşık 2 milyar Euro‘ya yükselttik.
2025 yılı bizim için şimdiden bir başarı. Adidas markasının yılbaşından bu yana kaydettiği %14’lük büyüme ve %10’un üzerindeki FAVÖK marjı, markamızın ne kadar güçlü olduğunun kanıtı.”
Cumhuriyet’in 102. yılına özel olarak 29 Ekim 2025’te, Türkiye’nin önde gelen markaları yeniden sahnede. Her yıl olduğu gibi bu yıl da markalar, Cumhuriyet Bayramı’nı yalnızca bir kutlama günü olarak değil; toplumsal birlik, özgürlük ve ilerleme değerlerini vurgulayan bir iletişim fırsatı olarak değerlendiriyor.
29 Ekim, Türkiye’nin çağdaşlaşma yolculuğunun en büyük sembollerinden biri olmayı sürdürürken, şirketler de bu tarihi mirasa sahip çıkarak güçlü reklamlarla izleyicilerin karşısına çıkıyor. Kimileri duygusal ve nostaljik bir dil kullanarak geçmişe saygı duruşunda bulunuyor, kimileri ise Cumhuriyet’in genç, dinamik ve umut dolu yüzünü yansıtan modern hikâyeler anlatıyor.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız için hazırlanan dikkat çekici ve bize ulaşan marka kampanyalarını, reklam filmlerinin temalarını ve markaların bu özel günde verdikleri mesajları yakından inceleyeceğiz. Cumhuriyet’in 102. yılında, markaların paylaştığı bu güçlü hikâyelere birlikte göz atalım.
Türk Telekom
Fiba Grup
Sabancı Holding
DenizBank
Anadolu Sigorta
Şişecam
Kütahya Porselen
Kurukahveci Mehmet Efendi
Eti
ING Türkiye
Türkiye İş Bankası
Bu yıl da markalar, reklam filmleriyle yalnızca birer ürün ya da hizmeti değil, Cumhuriyet’in bize kazandırdığı özgürlük, eşitlik ve ilerleme ruhunu kutladı. Her kampanya, Mustafa Kemal Atatürk’ün “En büyük eserim” dediği Cumhuriyet’in 102 yıllık yolculuğuna bir teşekkür niteliğinde.
Cumhuriyet’in 102. yılında, bu ülkenin her köşesinde aynı coşkuyla kutlanan 29 Ekim, yalnızca bir tarih değil; geleceğe uzanan ortak bir inançtır. Tüm Türkiye’nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun!
Cumhuriyetimizin 102. yılı, Enntepe Alışveriş ve Eğlence Merkezi’nde büyük bir coşku ve gururla kutlanacak.
Ziyaretçilere hem eğlenceli hem de anlamlı bir gün yaşatmayı hedefleyen Enntepe Alışveriş ve Eğlence Merkezi, 29 Ekim Çarşamba günü çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapacak.
Etkinlikler kapsamında;Cumhuriyet temalı ödüllü mandala yarışması, yüz boyama etkinliği, bando yürüyüşü ve balon yağmuru gösterisi gibi renkli aktivitelerle ziyaretçiler, Cumhuriyet Bayramı’nın coşkusunu hep birlikte yaşayacak.
Gün boyu sürecek etkinliklerde, her yaş grubundan misafire hitap eden deneyimler sunulacak.
Ayrıca, aynı gün D&R iş birliğiyle düzenlenecek imza günü etkinliğinde sevilen yazar Sinan Yağmur, okurlarıyla Enntepe Alışveriş ve Eğlence Merkezi’nde bir araya gelecek.
Cumhuriyetimizin 102. yılına özel hazırlanan bu anlamlı etkinlik programı, milli birlik ve beraberlik duygusunu pekiştirirken ziyaretçilere unutulmaz anlar yaşatacak.
Bu yıl 23 Ekim’de Fişekhane Ana Sahne’de gerçekleştirilen Perakende Alışveriş Zirvesi 2025 sona erdi.
Bi’Sektör tarafından düzenlenen zirve, Türkiye’de alışveriş deneyiminin geleceğine adanmış en kapsamlı içerik programıyla sektörün dönüşümünü çok boyutlu biçimde masaya yatırdı.
1 dakikada Perakende Alışveriş Zirvesi 2025 nasıl geçti derseniz, sizi şöyle alalım…
“Shop NXT.” temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte; değişen tüketici davranışlarından yapay zekânın iş süreçlerine etkisine, mağazacılığın yeniden tanımlanan rolünden lojistik mükemmeliyete, perakende medyanın satın alma anındaki gücünden enerji verimliliğine kadar perakendenin tüm kritik dönüşüm başlıkları ele alındı.
Bi’Sektör Genel Yayın Yönetmeni Selda Ünal’ın açılış konuşmasıyla başlayan zirvede; perakende ekosistemine yön veren marka temsilcileri, teknoloji şirketleri ve çözüm ortakları gün boyunca sahnedeki yerini aldı.
Aktarılan örnekler ve paylaşılan içgörüler, Türk perakendesinin yarına hazır olduğunu net biçimde gösterdi.
Perakende Alışveriş Zirvesi, yalnızca bir buluşma değil; Türkiye perakendesinin geleceğine yön veren güçlü bir diyalog alanı olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Zirvede gündeme gelen oturum başlıkları ve konuşulanlar ise şöyleydi…
Yapay Zeka ile Yeni Ufuklar: Getron AI Envanter Yönetimini Nasıl Değiştiriyor?
Getron CBO Dr. Engin Yeşil’in liderliğinde gerçekleşen oturumda, envanter yönetiminde yapay zekâ çözümlerinin perakendeye nasıl anlık değer yarattığı sahnedeki marka eşlikçileriyle birlikte örneklendirildi. Fenerium Genel Müdürü Bahadır Baştüzel, doğru ürünün doğru mağazada bulunmasını yalnızca operasyonel bir başarı değil, müşteri deneyiminin ilk adımı olarak konumlandırdıklarını paylaştı. Greyder Merchandise Planning Director Yasemin Sayın ise stok dengesizliklerinin mağaza içi dönüşümü doğrudan etkilediğini aktararak, Getron AI destekli planlamanın stok fazlasını azalttığını, bulunurluğu artırdığını ve satış kayıplarını minimuma indirdiğini söyledi. “Why wait? AI, now!” vurgusu, sektörün bekleyecek vakti kalmadığını net biçimde ortaya koydu.
Perakendede Deneyimin Ezber Bozan Yeni Standardı: İlhamı Mekâna Dönüştüren Zsa Zsa Zsu Etkisi
Zsa Zsa Zsu Genel Müdürü Gökhan Sezer, fiziksel mağazaların markalar için en güçlü iletişim mecrası haline geldiğini vurguladı. Sezer, tüketicinin artık yalnızca ürün satın almadığını; mağazanın sunduğu duygu, atmosfer ve kendini ifade alanına yatırım yaptığını belirtti.
Sunumda, ilham veren mağaza tasarımının mağaza trafiğini artırdığı, sepet ortalamasını yükselttiği ve tekrar ziyaret oranlarını güçlendirdiği verilerle paylaşıldı.
“Marka hafızası, müşterinin mekândan etkilenmesiyle başlar” ifadesi oturumun ana mesajı oldu.
Bi’Sektör Genel Yayın Yönetmeni Selda Ünal moderasyonunda gerçekleşen panelde, Türkiye’nin perakende devleri sahnedeydi. Koton CEO’suBülent Sabuncu, hızlı değişen moda trendlerine çeviklik ve çeşitlilik odağıyla yanıt verdiklerini aktarırken; ebebek CEO’su Can Karadeniz, anne-bebek kategorisinin artık bir ürün segmenti değil, tam bir yaşam ekosistemi olduğunu vurguladı. Derimod İcra Kurulu Başkanı Murat Zaim mağazanın halen marka algısının en güçlü inşa noktası olduğunu ifade etti.
Sahnedeki değerlendirmeler, Türk perakende sektörünün tüketiciyi anlama, yeniliğe uyum sağlama ve deneyimi büyütme konularında çok güçlü bir rekabet kapasitesine sahip olduğunu net biçimde gösterdi.
Panel, “Türk perakendesinin rekabet gücü hâlâ çok yüksek” vurgusuyla özetlendi.
Mimeda Genel Müdürü Kına Demirel’in sahneye taşıdığı veriler, karar anının reklam etkisini çarpıcı biçimde gözler önüne serdi. Türkiye’de dikkat süresinin son on yılda ciddi şekilde düştüğünü paylaşan Demirel, tüketicinin artık yalnızca gerçek zamanlı ve bağlama uygun kampanyalara karşılık verdiğini belirtti. Perakende medyanın mağaza içi dijital ekranlardan online arama sonuçlarına kadar tüketicinin tam “satın alma anında” konumlandığını gösteren örneklerde, x20 ROAS seviyelerine ulaşan kampanya sonuçları aktarıldı. 2026 yılına gelindiğinde, dijital reklam yatırımlarının yaklaşık %23’ünün perakende medyaya kayacağı öngörüsü, markalar için bu alanın kaçırılmaz bir yatırım fırsatı olduğunu hatırlattı.
AJANLAR VE SADAKAT: Agentic AI ile Müşteri Bağlılığı
Tanı Pazarlama Teknolojileri CEO’su Sabri İnci, müşteri bağlılığının artık klasik segmentasyonla değil davranışsal zeka ile yönetildiğini vurguladı. Agentic AI altyapısıyla, müşterinin yalnızca geçmiş alışverişi değil, niyeti, yani gelecekteki satın alma potansiyeli de okunabilir hale geliyor.
Kampanya etkileşim oranlarında kayda değer artış sağlayan bu yaklaşımın, hem elde tutma oranlarını yükselttiği hem de müşteri yaşam boyu değerini artırdığı aktarıldı.
İnci, “Sadakat veriyle başlar, duyguyla kalıcı olur” diyerek perakendenin yeni rekabet avantajını özetledi.
The Future of Shopping: H&M’s Innovation-Driven Retail
H&M Türkiye Sales Director Ricardo Valente da Conceicao, perakendenin global dönüşümünde teknoloji ve sürdürülebilirliğin iç içe ilerlediğini vurgulayarak sunumuna başladı. Türkiye’de online alışverişin %91 oranında mobil üzerinden gerçekleştiğini, moda kategorisinin e-ticaret pastasında %20 paya ulaştığını paylaşan Conceicao, tüketicinin hız ve kişisel ilgi beklentisinin hiç olmadığı kadar yükseldiğini ifade etti. H&M’in yeni mağaza formatlarıyla sürdürülebilir materyalleri, ikinci el girişimlerini ve dijital içerik yönetimini tek bir bütün olarak hayata geçirdiğini anlatan konuşmacı, “mağazanın” marka hikayesinin en güçlü sahnesi haline geldiğini belirtti. Global ölçekli sadakat programının kişiselleştirilmiş deneyimi artırarak mağaza-dijital entegrasyonunu güçlendirdiği de paylaşılan önemli notlar arasındaydı.
E-ticarette Verimlilik Çağı: Operasyonel Hızı ve Kaliteyi Artıran Yapay Zeka Çözümleri
Co-one kurucuları Mert Menekşe ve Arman Kayhan, yüksek hacimli operasyonlarda yapay zekâ destekli iş akışlarının hız ve maliyet avantajını detaylandırdılar. Sportive CDO’su Anıl Öztürk de iş birliği örnekleri üzerinden yapay zeka destekli kazanımları paylaştı.
Yoğun rekabet ortamında hata payını düşüren, hızı artıran ve süreçleri standardize eden AI uygulamalarının e-ticaretin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynadığı vurgulandı.
Perakendede Dijital Dönüşüm: İçgörüden Yapay Zekâ Ajanlarına Uzanan Yolculuk
Les Benjamins Retail Merchandising Director’ı Mete Efe, moda perakendesinde ürün yaşam döngüsünün kısaldığını, bu nedenle talep öngörüsünün hayati hale geldiğini belirterek oturumu başlattı.
Trendify Genel Müdürü Can Tüfekçi, mağaza içi görünürlüğün dijital ölçümlerle eşleştirilmesinin raf performansınısomutlaştırdığını ifade etti.
Logosoft ERP Çözümleri Direktörü Mert Onay ise ERP’nin artık yalnızca kayıt sistemi değil; karar alma motoruolduğunu vurguladı.
Ortak çıkarım netti:
Veri, mağazanın her noktasında görünür olmadıkça dönüşüm eksik kalıyor.
Omnichannel Perakende, Döngüsel Gelecek: EasyCep x SAP Business One
EasyCep İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Melis Suri, artan maliyet baskısı ve tüketicinin fiyat-duyarlı tercihlerinin perakendede daha verimli operasyon ihtiyacını öne çıkardığını belirtti.
CO1 Bilişim Kurucusu Abdülkerim İnce, yenileme ve kalite süreçlerinde sürdürülebilir iş modellerinin marka algısını doğrudan güçlendirdiğini aktarırken;
Logosoft ERP Çözümleri Direktörü Mert Onay, tüm süreçlerin tek platformda uçtan uca yönetilmesinin maliyet kontrolünü iyileştirdiğini, operasyonu ise ölçeklenebilir hale getirdiğini paylaştı.
Oturumun ortak mesajı:Verimli operasyon yönetimi, döngüsel ekonominin büyüme potansiyelini ortaya çıkarıyor.
Tedarik Zincirinde Yeni Dinamikler: Küresel Akış, Esneklik ve Verimlilik
Brand & Retail Strategy Consultant Çiğdem Göçer moderatörlüğünde; DFDS VP Head of Türkiye Logistics Jeppe Skivild, LC Waikiki Lojistik Genel Müdürü Sait Baykara, LTB E-Commerce and Logistics Director Berk Özer ve Guess Logistics Manager Sevcan Yıldız’ın katıldığı oturumda, Türkiye’nin güçlü üretim avantajını korurken artık lojistik mükemmeliyetle değer yarattığı yeni bir döneme girildiği konuşuldu. Skivild, tedarik zinciri rekabetinin “mağaza rafına” gelmeden çok önce başladığını ve Türkiye’nin Avrupa’ya yakınlığının hız, esneklik ve süreklilik gerektirdiğini vurguladı. Baykara, stok bulunurluğunun marka büyümesinin en kritik belirleyicisi olduğunu aktarırken; Özer, çok kanallı teslimat modellerinin satış dönüşümündeki doğrudan etkisini paylaştı. Yıldız ise Avrupa pazarında rekabeti belirleyen ana unsurun çeviklik ve veri şeffaflığı olduğunu ifade etti. Panel, perakendenin küresel rekabet gücünün lojistikte başladığını gösterdi.
Mikel Coffee CMO’su Kübra Kınal moderasyonunda gerçekleşen panelde, yeme-içme perakendesinde zamanın değerinin belirleyici olduğu vurgulandı.
BigChefs CEO’su Altan Kosova, tüketicinin artık yalnızca lezzete değil, hız, hijyen ve iyi his kombinasyonuna yatırım yaptığını söyledi. Plus Kitchen Franchise & Leasing Group Director Erol Işık ise sağlıklı yaşam ve sosyal paylaşım kültürünün mekân tasarımını ve menü stratejilerini yeniden tanımladığını aktardı.
Panel, yeme-içme markalarının geleceğinde duygu + hız + konfor dengesinin kazanan tarafı belirleyeceğini gösterdi.
Perakendede Yapay Zeka ile Enerji Yönetimi ve Verimlilik — Mavi x Apollo
Enerji maliyetlerindeki keskin artış, perakendede kârlılık dengesini yeniden tanımlıyor. Apollo Müşteri Başarı Müdürü Zeynep Ocakçı, enerji tüketiminin artık “kontrol edilemez” bir gider kalemi değil, doğru yönetildiğinde rekabet gücü yaratan stratejik bir alan olduğunu vurguladı. Sahneye taşınan veriler, mağaza yoğunluğuna göre dinamik olarak optimize edilen enerji yönetimi sayesinde önemli tasarruf fırsatlarının mümkün olduğunu gösterdi.
Mavi’den Ziya Doruk, aydınlatma ve iklimlendirme gibi görünmez maliyetlerin aslında mağaza deneyimini ve satış performansını yakından etkilediğini söyledi. Apollo’nun yapay zeka tabanlı yaklaşımı ile enerji tüketimindeki en küçük iyileştirmenin bile doğrudan fatura ve kârlılık kalemlerine pozitif yansıdığı paylaşıldı.
Sayiyo’nun sahneye taşıdığı perspektif, fiziksel mağazaların artık tıpkı e-ticaret gibi ölçümlenebilir ve optimize edilebilir hale geldiğini net biçimde gösterdi. Müşterinin mağaza içindeki her duraksaması, temas ettiği her ürün ve verdiği her karar, artık gerçek zamanlı bir veri noktası olarak okunabiliyor. Bu sayede deneyimdeki en küçük aksaklık bile anında tespit edilerek müdahale ediliyor; küçük dokunuşların binlerce satışa dönüşebildiği veriye dayalı bir dönem doğuyor.
Karaca’nın vurguladığı en önemli nokta ise dönüşümün hâlâ mağazanı merkezde olduğuydu. Veri destekli içgörüler sayesinde mağaza içi dönüşüm oranlarının doğrudan arttığı, müşteri memnuniyetinin bilimsel olarak yönetildiği bir dünyaya adım atıyoruz. Onun zirveye damga vuran cümlesi bu dönüşümü tek bir cümlede özetledi:
“Müşteri temasının olduğu her an veri ise, deneyim artık tahmin değil bilim.”
Gürsoy Grup Kiralama Direktörü Yıldız Turan, Vialand ve Venezia Outlet dönüşümünü; alışveriş, sosyalleşme ve eğlencenin entegre biçimde ele alındığı yeni bir AVM modeli olarak aktardı. Turan, ziyaretçilerin mekanlarda daha uzun vakit geçirmesini sağlayan bir deneyim tasarımının marka karması kadar kritik olduğunu vurguladı. Bu dönüşümle birlikte, geleneksel AVM yaklaşımının yerini ziyaret amacını çeşitlendiren ve topluluk hissini güçlendiren kurguların aldığı ifade edildi. AVM’nin artık yalnızca alışveriş için değil, yaşamın önemli bir parçası olan buluşma noktalarından biri olduğunu gösteren güçlü örnekler paylaşıldı.
Argus Growth Agency Founder’ı Bora Alçı, tüketici davranışlarının Türkiye’de hem ekonomik hem kültürel dönüşümle birlikte yeniden şekillendiğini anlattı. Özellikle “hesaplı lüks” kavramının yükselişi, markaların hem ulaşılabilir hem de değer hissettiren deneyimler sunmaları gerektiğini gösteriyor. Mikro toplulukların etkisi giderek artarken, kişisel bağ kurabilen markaların avantaj sağlayacağı vurgulandı. Artırılmış deneyimin mağaza içi ve dijital dönüşümde belirleyici olduğu örneklerle paylaşıldı. “Değer hissettirmeyen hiçbir vaat artık alıcı bulmuyor” cümlesi oturuma damgasını vurdu.
EuroCommerce Adviser Niccolo Ciulli, Avrupa perakendesinde dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı dönüşümün Türkiye ile ortak bir gelişim alanı oluşturduğunu aktardı. Ayrıca NRF 2025: Retail’s Big Show Europe’un Türkiye için önemini aktardı.
Özellikle veri politikaları, ticaret standartları ve tedarik zinciri sürdürülebilirliği gibi konularda Türkiye-Avrupa bağının daha güçlü ve sürekli bir iş birliğine evrildiği vurgulandı. Ciulli, Türkiye’nin bölgesel güç olarak Avrupa perakende ekosisteminde daha görünür bir konuma ilerlediğini ifade etti.
Oturum, Türkiye’nin global perakendedeki etkisinin yükselme beklentileri mesajıyla sonlandı.
Retail Talks’un bu bölümünde, mağaza içi teknolojiler alanında sunduğu çözümlerle dikkat çeken Sayıyo’nun İş Geliştirme Lideri Beste Karaca ile, veri odaklı dönüşümün fiziksel mağazalarda nasıl somutlaştığını konuştuk.
Sohbetimizde, görünmeyeni görünür kılma vizyonuyla hareket eden Sayıyo’nun; müşteri hareketlerini, ürün etkileşimlerini ve satışa dönüşü ölçümleme gibi konularda perakendecilere nasıl yeni bir perspektif sunduğunu dinledik.
Akıllı mağaza teknolojilerinin operasyonel verimlilik üzerindeki etkisi, müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik uygulamalar, veri destekli karar süreçleri ve Sayıyo’nun bu alandaki yenilikçi çözümleri, bu bölümde ele aldığımız başlıca konular arasında.
“Akıllı Mağazacılıkta Yeni Dönem: Görünmeyeni Görünür Kılmak”: Sayıyo, Beste Karaca | Retail Talks
Subway, fast food sektöründe ofis çalışanlarını hedefleyen stratejileriyle öne çıkıyor. Markanın başarısı, yalnızca hızlı ve pratik yemek sunmakla sınırlı kalmayıp, sağlıklı beslenme trendlerini de ön planda tutmasıyla bağlantılı görünüyor.
subway’in ofis stratejisi: fast food sektöründe beyaz yakalı etkisi 39
Avrupa’da ve ABD’de Subway, özellikle büyük şehirlerdeki iş merkezlerinin yoğun olduğu bölgelerde mağazalarını konumlandırarak, ofis çalışanlarının öğle aralarında hem hızlı hem de sağlıklı bir öğün ihtiyacını karşılamayı hedefliyor. Özellikle taze sebzeler, düşük kalorili ve kişiselleştirilebilir sandviç seçenekleri, yoğun iş temposuna sahip profesyonellerin tercih sebeplerinin başında geliyor.
Subway ve Ofis Pazarlamasında Dijitalleşme
Subway’in ofis stratejisinin merkezinde dijitalleşme, kolay erişilebilirlik ve kişiselleştirilmiş deneyimler bulunuyor. ABD ve Avrupa pazarlarında marka, mobil uygulama ve self-servis kiosklarla müşterilerin hızlı sipariş vermesini sağlarken, aynı zamanda kişisel tercihleri menüye yansıtabilmelerine imkan tanıyor. Türkiye’de de benzer dijital çözümler sunulmaya başlandı ve özellikle büyükşehirlerdeki ofis çalışanları bu uygulamaları yoğun şekilde kullanıyor.
Subway Rewards gibi sadakat programları, çalışanlara özel fırsatlar sunarak markaya bağlılığı artırıyor. Ofis çalışanları, hızlı yemek arayışında olmalarına rağmen sağlıklı ve kişiselleştirilmiş seçenekler sunan markaları tercih ediyor. Bu durum, markanın özellikle beyaz yakalı çalışanlar arasında güçlü bir pozisyon elde etmesine katkı sağlıyor.
subway’in ofis stratejisi: fast food sektöründe beyaz yakalı etkisi 40
ABD’deki ofis stratejisi, marka bilinirliğini ve günlük sipariş hacmini artırıyor. New York, Chicago ve Los Angeles gibi şehirlerde Subway, ofis bölgelerinde yoğun olarak bulunuyor ve çalışanların öğle saatlerinde hızlıca yemek yemesini sağlayacak şekilde konumlandırılmış mağazalar açıyor. Avrupa’da Londra, Paris ve Berlin gibi şehirlerde ise Subway, hem ofis çalışanlarının yoğun olduğu bölgelerde hem de üniversite çevrelerinde mağazalarını konumlandırarak, geniş bir müşteri tabanı oluşturuyor. Türkiye’de ise İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerdeki iş merkezlerinin çevresinde mağazalar açılması, markanın ofis çalışanları arasında tercih edilmesini sağlıyor.
Subway’in pazarlama stratejisi, özellikle bu noktada devreye giriyor. Marka, geleneksel reklam anlayışının ötesine geçerek dijital pazarlamayı, influencer iş birliklerini ve yerel kampanyaları aktif biçimde kullanıyor. Örneğin Avrupa’da “Eat Fresh, Feel Good” kampanyasıyla sağlıklı fast food algısını güçlendiren Subway, Türkiye’de de ofis çalışanlarına özel indirim günleri ve öğle saati promosyonları düzenliyor. ABD’de ise mobil uygulama üzerinden kişiye özel öneriler sunarak, kullanıcı davranışlarını veriyle analiz ediyor ve satış stratejilerini buna göre şekillendiriyor.
Şirket ayrıca markanın küresel stratejisini yerelleştirerek uyguluyor. Türkiye’de sos kültürüne ve yerel damak zevkine uygun ürünler geliştirirken, Avrupa’da vegan ve bitkisel bazlı menülerle çevre duyarlılığına vurgu yapıyor. Böylece markanın pazarlama iletişimi, her bölgedeki tüketicinin beklentilerine uygun biçimde çeşitleniyor.
Sağlıklı Fast Food Algısı ve Tercih Sebepleri
Subway’in ofis çalışanları tarafından tercih edilmesinin bir diğer önemli nedeni, “sağlıklı fast food” algısı. ABD’de yapılan tüketici araştırmaları, ofis çalışanlarının hem hızlı hem de besleyici öğünler aradığını gösteriyor. Subway, taze sebzeler, tam buğday ekmeği ve düşük kalorili sos seçenekleriyle bu ihtiyacı karşılıyor. Avrupa ve Türkiye pazarında da benzer şekilde, sağlıklı beslenme trendi markanın tercih edilmesinde önemli bir rol oynuyor.
Özellikle Türkiye’de son yıllarda ofis çalışanlarının sağlıklı öğle yemeklerine olan ilgisi artarken, Subway bu ihtiyacı hem hızlı hem de uygun fiyatlı bir çözümle karşılıyor. Ayrıca, markanın kişiselleştirilebilir menü seçenekleri, ofis çalışanlarının farklı beslenme alışkanlıklarına hitap ediyor. Vejetaryenler, düşük kalorili beslenmeyi tercih edenler veya farklı diyet uygulayanlar, kendi zevklerine göre sandviçlerini oluşturabiliyor.
Subway’in pazarlama dili bu noktada “özgür seçim” temasını işliyor. Tüketiciye kendi menüsünü oluşturma özgürlüğü vermek, sadece bir satış taktiği değil; markanın temel değer vaadi haline gelmiş durumda. Bu strateji, hem Avrupa’da hem de ABD’de genç profesyoneller arasında güçlü bir sadakat yaratıyor. Türkiye’de ise ofis çalışanlarının yoğun iş tempolarında bile “kontrollü bir fast food deneyimi” yaşamasını sağlayarak fark yaratıyor.
Subway’in ofis pazarlamasına yönelik stratejisi; lokasyon seçimi, dijitalleşme, sağlıklı fast food anlayışı ve yenilikçi pazarlama diliyle birleşerek beyaz yakalı çalışanlar arasında güçlü bir tercih sebebi oluşturuyor. Hızlı ve kaliteli beslenmeyi kendisine prensip olarak benimsemiş kitleyi ağına çekiyor. Türkiye, Avrupa ve ABD pazarlarında Subway, yalnızca bir fast food zinciri değil, modern şehir yaşamının temposuna uyum sağlayan, sağlıklı ve kişiselleştirilebilir bir yaşam tarzı markası olarak konumlanıyor.
Sustainable Retail Summit 2025, bu yıl İstanbul Modern Sanat Müzesi ev sahipliğinde ikinci kez gerçekleştirildi.Etkinlik, perakende sektörünün liderlerini, akademisyenleri, yatırımcıları, basın mensuplarını ve girişimcileri bir araya getirerek sektörün sürdürülebilir dönüşüm yolculuğunu detaylı bir şekilde ele aldı.
Günün sunuculuğunu ekonomi editörü Nazlı Bolak üstlendi. Etkinliğin onur konuğu Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı, sürdürülebilir iş modellerinin toplumsal ve ekonomik etkilerini paylaştı ve perakende sektöründe inovatif girişim örneklerine değindi.Arge Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden ise strateji ve sürdürülebilirlik alanındaki deneyimlerini aktararak, kurumların sürdürülebilirlik stratejilerini nasıl daha verimli ve etkili kılabileceklerini katılımcılara aktardı. Açılış konuşmasını yapan LogD’nin kurucusu Seyhan Gülhan, şirketin sürdürülebilirlik alanındaki yenilikçi projelerini ve vizyonunu anlattı.
Günün önemli bölümlerinden olan CEO Oturumu “Geleceği Şekillendiren Liderlik”temasıyla gerçekleştirildi. Bu oturumda Koton Yönetim Kurulu Üyesi Gülden Yılmaz, sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi ve sosyal sorumluluk projeleri üzerine görüşlerini paylaştı. MediaMarkt Türkiye CEO’su Hulusi Acar, teknoloji perakendesinde enerji verimliliği ve dijital dönüşüm yoluyla sürdürülebilirliği ele aldı. Madame Coco CEO’su Cem C. Işık ise ürün tasarımında ve tedarik zincirinde uygulanan sürdürülebilir inovasyon örneklerini katılımcılarla paylaştı. Oturumun moderatörlüğünü HBR Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turan üstlendi.
İkinci Nesilde Sürdürülebilirlik oturumu “Yeni Nesil, Yeni Yaklaşım” mottosuyla yapıldı. Bu oturumda, şirketlerinin ikinci nesil temsilcileri sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını paylaştı. Colin’s Global Ürün Direktörü ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Ahmet Eroğlu, şirketin sürdürülebilirlik stratejilerini ve uygulamalarını anlattı. Çetinkaya Yönetim Kurulu Üyesi Cumali Çetinkaya kurumsal sürdürülebilirlik vizyonunu ve şirketin geleceğe yönelik projelerini katılımcılara aktardı. Orka Holding Yönetim Kurulu Üyesi Büşra Orakçıoğlu ise şirketin çevresel ve sosyal sorumluluk alanlarındaki sürdürülebilirlik çalışmalarını paylaştı. Oturumun moderatörlüğünü İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörü Prof.Dr Emre Alkin üstlendi.
Sürdürülebilir Girişimler oturumu, “Yenilikle Değer Yaratmak” temasıyla sürdürüldü. RediKurucu Ortağı Özlem Kurtuluş, şirketin sürdürülebilir ürün ve hizmetlerini anlatarak girişimcilik perspektifiyle sektördeki etkisini paylaştı. N360 kurucu ortağı ve CEO’su Emre Çubukçu, dijital platformların sürdürülebilirlik ve veri yönetimindeki rolüne değindi. EasyCEP Yeni Teknolojiler ve Global İletişim Müdür Yardımcısı Melis KurunerSuri, yeni teknolojilerin ve global uygulamaların şirketlerde sürdürülebilirlik uygulamalarına nasıl katkı sağladığını aktardı. İTÜ ARI Teknokent Global Programlar ve İşbirlikleri Direktörü Tankut Mülayimsi üstlendi.
Başarı Hikayeleri oturumunda, CHEP Orta Doğu ve Türkiye Bölge Lideri ChristopherVersaamy sürdürülebilir projelerde elde edilen somut başarıları ve sektördeki yenilikçi örnekleri paylaştı. Oturumun moderatörlüğünü LogD Danışmanı Coşkun Soyer üstlendi
Ödül töreninde sürdürülebilirlik alanındaki katkıları nedeniyle Hulusi Acar’a plaket takdim edildi. Plaketi Dr. Yılmaz Argüden sundu. Aynı zamanda LogD’nin yeni e-ticaret çözümü de tanıtıldı.
Sanatta Sürdürülebilirlik oturumu, sanatın sürdürülebilirlik alanındaki rolünü ve katkılarını ele aldı. EzraTuba Kurucuları Ezra Çetin ve Tuba Çetin, sanat yoluyla çevresel farkındalık yaratma ve sürdürülebilir projelere destek olma üzerine deneyimlerini paylaştı.
Etkinlik, ekonomi editörü Nazlı Bolak’ın kapanış konuşmasıyla sona erdi. Bolak, sürdürülebilirliğin iş dünyasındaki önemine ve gelecekteki rolüne dikkat çekerek, katılımcılara ilham verici bir mesaj iletti. Zirve, “Birlikte, daha iyi bir gelecek yaratma yolculuğunun heyecanını paylaşıyoruz” mesajıyla tamamlandı ve perakende sektörünün sürdürülebilirlik yolculuğuna ışık tutmaya devam edeceği vurgulandı.
Zirve, WorkingPartners, STF Lojistik, HepsiJet ve Ecording sponsorluğunda; basın destekçileri CNBC-e ve Perakende.org katkılarıyla gerçekleştirildi.
Bu yıl “Shop NXT.” temasıyla gerçekleşecek Perakende Alışveriş Zirvesi, perakendenin geleceğini şekillendiren trendleri, yeni nesil mağazacılığı ve alışveriş deneyimindeki dönüşümü Türkiye ve globalden önemli isimlerle birlikte ele alacak.
23 Ekim’de Fişekhane Ana Sahne’de gerçekleşecek etkinlik; markalardan yatırımcılara, perakende teknoloji sağlayıcılarından AVM yöneticilerine kadar perakende ekosisteminin tüm paydaşlarını bir araya getirerek geniş bir etkileşim ağı sunuyor.
Perakende Alışveriş Zirvesi 2025 programı açıklandı.
Detaylı bilgi ve son kontenjanları kontrol etmek için burayı ziyaret edebilirsiniz.
130 Yıllık mirasıyla İstanbul’dan dünyaya açılan Atelier Rebul, bugün, 3 kıtada, 21 ülkede ve 1.000’in üzerinde lüks perakende zincirinde varlık gösteriyor. 130. yılını Londra mağazasının açılması ile kutlayan Atelier Rebul, küresel ölçekte marka mirasını ve zanaatkârlığını gururla sergiliyor.
Dünya Çapında 1000+ Satış Noktası ve Mağaza
Zincir mağazalar, perakende ve online alışveriş seçenekleriyle bütüncül kanallardan tüm talepleri karşılayan Atelier Rebul, Türkiye’nin yanı sıra Avrupa, Asya Pasifik, Ortadoğu ve Afrika ile milyonlarca kullanıcısına hizmet veriyor.
Global genişlemesi 2017’de Belçika’daki ilk mağazasının açılışıyla başlayan Atelier Rebul, Benelux ülkelerinde 500’den fazla satış noktası, Slovenya’da 3 mağazası, Hırvatistan’da zincir mağazalarda ve Doğu Avrupa’da 25’ten fazla bölgede operasyonlarını sürdürüyor. Asya Pasifik’te Çin’in en yaygın kullanılan online platformlarından Tmall, Red & Tiktok (Duoyin), Kuaishou, VIP shop üzerinden satış yapıyor. 2022 yılında Türkiye’den Çin’e rekor kozmetik ihracatı gerçekleştiren Atelier Rebul, 2023’te Tmall Global Award organizasyonunda koku kategorisinde Yılın Lideri ödülüne layık görüldü.
Ortadoğu ve Afrika’da Körfez İş birliği Konseyi üyesi beş ülkenin yanı sıra Ürdün ile Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki mağazası aracılığıyla hizmet veren Atelier Rebul, Katar ve Bahreyn’de üç, Kuveyt’te beş, Ürdün’de iki, Umman’da da bir mağazasıyla konuklarını ağırlıyor. Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinden Azerbaycan’da 3 mağazası bulunan Atelier Rebul’ün ürünleri Rusya’da 246 Rive Gauche, Gürcistan’da Lutecia zincir mağazalarında bulunuyor.
Yeni Bir Dönüm Noktası: İngiltere Birleşik Krallık, Londra, Marylebone
Atelier Rebul’ün Londra’daki bu yeni durağı, markanın bugüne dek biriktirdiği bilgi, formülasyon ve zarafetin modern dünyaya açılan yeni bir kapısı. Kültürel açıdan zengin bir merkez olan Marylebone, sadelikle lüksü bir araya getiren dokusuyla bu anlatıyı tamamlıyor. Marylebone’da bulunan konsept mağaza ziyaretçilerine yalnızca koku değil; kendi meraklarının peşinden gidecekleri özgün bir deneyim sunuyor. Bu açılışla hayata geçirilen konsept, yalnızca Londra ile sınırlı kalmıyor; Atelier Rebul, Dubai’deki yeni mağazası ve Bloomingdale’s içindeki özel sunum alanıyla da global çapta yeni kitlelerle buluşuyor.
1895 yılında, İstiklal Caddesi üzerindeki tarihi 94 numaradaki eczanede başlayan Rebul’ün hikâyesi, bugün 130 yılı aşan bir bilgi ve birikim dünya çapında genişliyor. İstanbul’un kültürel dokusundan, parfüm zanaatının inceliklerinden ve eczacılıktan gelen köklü mirasından ilham alan Atelier Rebul, Londra’nın en seçkin caddesinde, Marylebone’da açtığı mağaza ile sınırları aşmayı sürdürüyor. Bu açılış, Atelier Rebul için yalnızca somut büyüme değil; markanın özünü oluşturan merak, incelik, zanaat ve ustalık değerlerinin global ölçekte yeniden tanımlanması anlamına geliyor.
Bir Koku Efsanesinin Kökleri
Rebul’ün hikayesi 1895’te Rue de Pera’da başlıyor. Genç Fransız eczacı Jean Cesar Reboul, İstanbul’un büyüleyici ruhundan ilham alarak Beyoğlu’nda “Grande Pharmacie Parisienne” adlı eczanesini kurar. Yıllar sonra yanında işe başlayan Kemal Müderrisoğlu ile karşılaşmaları, Rebul Eczanesi’nin doğuşuna dönüşür. Atelier Rebul, böylesine büyülü karşılaşmalardan doğdu. Tesadüfen bir araya gelen insanlar ve şehirler, yeni ve olağanüstü bir şey yarattı.
1938’de ise Rebul Lavanda Kolonyası ortaya çıkar. İstanbul’a hayran kalarak burada yaşamaya karar veren Jean Cesar Reboul, markanın bugün hâlâ ilhamını aldığı bu mirası başlatır. Bilimsel titizlikle işlenen Atelier Rebul parfümleri, Fransız eczacılık geleneğinden ve İstanbul’un ruhundan ilham alır. Her biri kimya ile sanatın, Doğu ile Batı’nın, geçmiş ile bugünün diyaloğu olur.
Köklerden Geleceğe: Ustalığın Evrimi
Atelier Rebul, kurulduğu günden bu yana koku tasarımını yalnızca estetik bir mesele değil, bir duyusal arayış ve kültürel bağ olarak görürken, yıllar içinde ürün kategorilerini de çeşitlendirerek oda kokuları ve aksesuarları, doğal vücut bakım ürünleri, kolonya, banyo ve vücut bakım ürünleri de sunuyor. İstanbul’un gizemli doğası, özgün içerikler, kusursuz formülasyonlar ve zanaatkâr titizliği; bugün Londra’dan Dubai’ye uzanan bir anlatıya dönüşmüş durumda. Alanında global ölçekte dünya lideri firmalar için kurumsal ve kişiselleştirilmiş hediyeler üreten Atelier Rebul, 100’den fazla otel ve 400’ü aşkın restoranın taleplerini karşılarken, Çırağan Palace Kempinski, Mandarin Oriental Bodrum ve Four Seasons gibi dünya çapında bilinen otellerle global iş birliklerini sürdürüyor. Atelier Rebul, gelenekten aldığı ilhamla, dünyayı yeniden büyüleme hayali kuranlara özel hazırlanmış koleksiyonlar sunmaya devam ediyor.
Sustainable Retail Summit 2025, perakende dünyasının önde gelen isimlerini “Future Begins with Sustainability!” temasıyla bir araya getiriyor. Zirvenin en dikkat çekici oturumlarından biri olan CEO Oturumu, sürdürülebilir dönüşümün sektörel yansımalarını masaya yatıracak.
Oturumun moderatörlüğünü HBR Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turan üstlenirken, panelde sektörün dört önemli lideri yer alıyor:
Hulusi Acar, MediaMarkt Türkiye CEO’su
Gülden Yılmaz, Koton Yönetim Kurulu Üyesi
Nuri Öztaşkın, Yataş CEO’su
Cem C. Işık, Madame Coco CEO’su
CEO Oturumu’nda, perakende sektöründe sürdürülebilirliğin stratejik önemi, döngüsel ekonomi uygulamaları, enerji verimliliği, tedarik zinciri yönetimi ve tüketici alışkanlıklarındaki değişim gibi konular ele alınacak. Katılımcılar, markaların sürdürülebilirlik vizyonlarını ve bu alanda attıkları somut adımları liderlerin perspektifinden dinleme fırsatı bulacak.
Sustainable Retail Summit 2025, 15 Ekim 2025 tarihinde İstanbul Modern’de gerçekleşecek. Zirve, perakende sektöründe sürdürülebilirlik konusunda farkındalık yaratmayı ve iyi uygulamaları paylaşarak dönüşüme öncülük etmeyi hedefliyor.