Ana Sayfa Blog Sayfa 71

Maptriks Katkılarıyla Haftanın Mağaza Açılışları [1 – 10 Ekim]

maptriks magaza acilislari banner2
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [1 – 10 ekim] 14

Eylül ayını geride bırakıp Ekim ayı ile birlikte yılın son çeyreğine de girmiş bulunuyoruz. Sektörün her anlamda en yoğun aralıkları da böylece başlamış oldu.

Her hafta sektörden gelen bildirimlerle derlediğimiz Haftanın Mağaza Açılışları serimizin yeni sayısındayız.

İşte bu hafta gerçekleşen mağaza açılışları

Barbour Heritage Store – Bağdat Caddesi

maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [1 – 10 ekim]
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [1 – 10 ekim] 15

Barbour Heritage Store, Bağdat Caddesi mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın Türkiye’deki ilk ve dünyanın en büyük Barbour Heritage Store’u oldu.

Beymen Beauty Studio (BBS) – Mall of İstanbul

bbs magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [1 – 10 ekim] 16

Beymen Beauty Studio, Mall of İstanbul mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, Beymen’in lüks kozmetik kategorisindeki ilk mağazasını oluşturuyor.

HeartBeat – Galataport

heartbeat magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [1 – 10 ekim] 17

HeartBeat, Galataport mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın 3. mağazasını oluşturuyor.

FashFed – Marmara Forum AVM

fashfed magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [1 – 10 ekim] 18

FashFed, Marmara Forum AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın 5. mağazasını oluşturuyor.

İpekyol – Ankara Panora AVM

ipekyol magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [1 – 10 ekim] 19

İpekyol, Ankara Panora AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Skechers – Malatya Park AVM

skechers magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [1 – 10 ekim] 20

Skechers, Malatya Park AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın 83. mağazasını oluşturuyor.

M.A.C – Kentpark AVM

mac magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [1 – 10 ekim] 21

M.A.C, Kentpark AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Konyalı Saat – Vadistanbul AVM

konyali magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [1 – 10 ekim] 22

Konyalı Saat, Vadistanbul AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

ebebek – Mersin Erdemli

ebebek magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [1 – 10 ekim] 23

ebebek, Mersin Erdemli mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın 287. mağazasını oluşturuyor.

Yargıcı – Emaar Square Mall

yargici magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [1 – 10 ekim] 24

Yargıcı, Emaar Square Mall mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Kahve Dünyası – Çankırı

kahvedunyasi magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [1 – 10 ekim] 25

Kahve Dünyası, Çankırı mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Derimod – Erbil Gulan Alışveriş Merkezi

derimod magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [1 – 10 ekim] 26

Derimod, Erbil Gulan Alışveriş Merkezi mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın Kuzey Irak’taki 2. mağazasını oluşturuyor.

Boyner Grup’tan 44 Milyon TL’lik Gelecek Yatırımı: Sürdürülebilirlikte Yeni Eşik

Boyner Grup, son üç yılda 44 milyon TL’yi aşan çevresel yatırımlarıyla sürdürülebilirlik yolculuğunu güçlendirmeye devam ediyor.  2024 yılında kullandığı elektriğinin yarısını yenilenebilir enerjiden karşılayan Grup, 2025 yılı itibariyle bu oranı %100’e çıkarmayı planlıyor.

Dünya, çevre ve toplum için sürdürülebilir bir gelecek yaratmak amacıyla yatırımlarına devam eden Boyner Grup, 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayınladı. Boyner Grup tüm iş yapış biçimlerini Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda düzenlemeye devam ediyor. Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel etkiler üzerinden değil, insanı odağa alan bütüncül bir yaklaşımla ele aldıklarını vurgulayan Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner, “Bu rapor nasıl bir gelecek hayal ettiğimizin resmi. Dünya iklim krizi, eşitsizlikler ve teknolojik dönüşümle büyük bir değişimden geçerken geleceği düşünerek hareket etmek zorundayız. Bu yüzden sürdürülebilirliği çevresel yatırımların ötesinde insan odaklı, cinsiyet eşitliği, kapsayıcılık ve fırsat adaletini de içine alan bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Çünkü biliyoruz ki eşitliğin olmadığı yerde sürdürülebilirlikten söz edemeyiz.” ifadelerini kullandı.

“Sürdürülebilirlik stratejimizi yeniden inşa ettik”

Sürdürülebilirlik stratejimizi işimize, dünyaya, çalışanlarımıza, paydaşlarımıza ve geleceğe duyduğumuz beş temel sorumluluk ekseni üzerinde yeniden inşa ettik” diyen Boyner şöyle devam etti: “Şeffaf ve etik yönetimden döngüsel ekonomiye, kapsayıcı bir kurum kültüründen teknolojiye kadar attığımız her adım sürdürülebilirlik vizyonumuzun bir parçası. Sürdürülebilirlik odağındaki tüm yatırımlarımızı gelecek nesillere bırakacağımız bu bütüncül mirasla ölçüyoruz. Çünkü biz Boyner Grup’ta hiçbir zaman yalnızca finansal destek sağlamayı yeterli görmedik; değişimin ve dönüşümün bir parçası olmayı da sorumluluğumuzun ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.”

“2 bin konutun elektriğine eş değer tasarruf sağladık”

Boyner Grup Mali İşler ve Sürdürülebilirlik Başkan Yardımcısı Özgür Tokgöz Altun ise raporun çevresel yatırımlar, enerji verimliliği ve döngüsel ekonomi adımlarıyla ilgili önemli sonuçlarını paylaştı. Başarının artık geleceğe bıraktığı ayak izinde ölçüldüğünü söyleyen Tokgöz Altun şöyle devam etti: “Bu vizyon doğrultusunda yalnızca son üç yılda 44 milyon TL’nin üzerinde çevresel yatırım gerçekleştirdik. 2024’te hayata geçirdiğimiz enerji verimliliği projeleriyle 3,1 milyon kWh tasarruf sağladık; bu miktar yıllık ortalama 2 bin konutun elektriğine eş değer. Altınyıldız Tekstil’de kullandığımız elektriğin tamamını I-REC sertifikalı yeşil elektrikle karşıladık; bu sayede yaklaşık 4.800 aracın yıllık emisyonuna eşdeğer olarak 11 bin ton CO₂ emisyonunu engelledik” dedi.

Toplam elektrik tüketiminin %51’ini yeşil elektrikten karşılayan Grubun hedefi yıl sonuna kadar bu oranı %100’e çıkarmak.

Özgür Tokgöz Altun, Boyner Grubun Kırıkkale’de devreye almak üzere olduğu belirtilen 3.066 kWp’lik Güneş Enerjisi Santrali tamamlandığında ise önemli ölçüde yeni mağaza ve merkez ofisin enerji ihtiyacının %85’inin yenilenebilir kaynaklardan sağlanacağını ifade etti.

“1,6 milyon ürünü yenileyerek 23 milyon kişinin bir yıllık içme suyuna eş değer tasarruf sağladık”

Döngüsel ekonominin iş yapış biçimlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyleyen Altun, “Nivo iş birliğiyle 2021’den bu yana 1,6 milyon ürünü yenileyerek ekonomiye geri kazandırdık. Bu sayede 16bin ton karbon emisyonunu engelledik, 23 milyon kişinin bir yıllık içme suyuna eş değer 12,8 milyon ton su tasarrufu sağladık” dedi. Altun sözlerine, “Yalnızca ürünleri değil; milyonlarca ton suyu ve binlerce ağacı da kurtarma anlamına gelen bu çalışmalarımızın yanı sıra lojistik süreçlerimizde de çoklu taşıma kasalarına geçişle yılda yaklaşık 300bin karton kutunun kullanımını önledik ve 5.500 ağacın kesilmesini engellemiş olduk” şeklinde devam etti.

Yaklaşık 400 milyon TL’lik AR-GE yatırımı

Teknoloji ve inovasyonun da sürdürülebilirlik faaliyetlerinin önemli bir boyutu olduğunu belirten Altun, “Sadece 2024 yılında Ar-Ge yatırımlarımız 392 milyon TL’ye ulaştı ve Boyner Ar-Ge merkezimizde 15 yeni proje hayata geçirdik. Ayrıca tedarik zincirimizde sürdürülebilirlik kriterlerini güçlendirmek için de denetimler gerçekleştiriyoruz. Attığımız tüm bu adımlarla geleceğe bırakacağımız mirasın yalnızca Boyner Grup için değil, tüm ekosistem için kalıcı ve ölçülebilir bir değer yaratmasını hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

Boyner Grup’ta yönetimde kadın oranı %50

Boyner Grup İcra Kurulu Üyesi ve Strateji & İş Geliştirme Başkan Yardımcısı Elif Ateşok Şatıroğlu da Boyner Grup’ta sürdürülebilirliğin dokunulan hayatlarda yarattığı toplumsal etkiyi büyütmek anlamına geldiğini vurgularken şunları söyledi: “Eşitliğin olmadığı bir yerde sürdürülebilir bir geleceğin inşa edilemeyeceğine inanıyoruz. Bugün yönetim ve icra kurullarımızın %50’sinin kadınlardan oluşması, toplumsal cinsiyet eşitliğini kurum kültürümüze entegre ettiğimizin en somut göstergesi. She Lab – Genç Kadınlar için Sürdürülebilirlik Laboratuvarı projemiz de kısa sürede önemli bir yol kat etti. 120’den fazla genç kadının mezun olurken, yeni dönem için ise 1000’in üzerinde başvuru aldık” dedi.

Şatıroğlu, Boyner Grup çatısı altında yürütülen toplumsal cinsiyet eşitliği hedefli projelerle ilgili de detaylı bilgiler paylaştı.

Grubun, KAGİDER ile birlikte yürüttüğü İyi İşler Programı ile 200’den fazla kadın girişimcinin mezun olduğunu, binlerce kişiye istihdam sağlandığını ifade eden Şatıroğlu, ‘Seninle Tamam’ projesiyle sadece geçtiğimiz yıl yaklaşık 100 kadını yeniden iş hayatına kazandırdıklarının altını çizerken, önümüzdeki üç yıl içinde 5.000’den fazla kadını esnek çalışma modelleriyle iş gücüne katmayı hedeflediklerini ifade etti.

Mastercard Commerce Media: Reklam Dünyasında Yeni Bir Ekosistem

Küresel finans devi Mastercard, dijital reklamcılıkta yeni bir çağ başlattı. Şirket, Mastercard Commerce Media adını verdiği yeni medya ağıyla markaları, tüketicilere doğrudan ve anlamlı bir şekilde bağlamayı hedefliyor.

mastercard commerce media: dijital pazarlamanın yeni dönemi

Hâlihazırda 25 binden fazla reklamverenin yer aldığı ve 500 milyon kayıtlı kullanıcıya ulaşabilen bu sistem, Mastercard’ın finansal gücünü dijital pazarlama alanına taşıyor. Ağa yön veren temel unsur ise yalnızca işlem verileri değil, aynı zamanda Mastercard’ın 2024 yılı içinde işlediği yaklaşık 160 milyar işlemin sağladığı eşsiz içgörüler oluyor. Mastercard’ın Hizmetlerden Sorumlu Üst Düzey Yöneticisi Craig Vosburg, Mastercard Commerce Media’yı tanımlarken bu adımın Mastercard’ın güvene dayalı bağlantı kurma becerisinin doğal bir uzantısı olduğunu belirtiyor. Vosburg’a göre Mastercard, tüketicileri değer verdikleri ürün ve deneyimlerle buluşturma konusunda benzersiz bir uzmanlığa sahip. Bu da yeni medya ağını yalnızca bir reklam platformu değil, aynı zamanda güçlü bir etkileşim ve içgörü sistemi haline getiriyor.

Güvenli Reklamcılığın Yeni Merkezi Mastercard Commerce Media

Mastercard Commerce Media, reklamverenlere hem güvenli hem de yüksek performanslı bir reklam alanı sunuyor. Şirket, tüketicilerin geçmiş satın alma davranışlarını ve mevcut alışveriş sinyallerini analiz ederek markalara, kampanyalarını hedef kitleye özel şekilde tasarlama fırsatı sağlıyor. Böylece her kampanya daha ölçülebilir, daha şeffaf ve sonuç odaklı hale geliyor. Mastercard bu yapıyı izinli veri modeli üzerine kurarak kullanıcı gizliliğini önceliklendiriyor. Tüm reklam aktiviteleri marka güvenliği sağlanmış dijital alanlarda gerçekleşiyor.

Bu sistem, reklamverenlerin içeriklerini yalnızca doğru kullanıcıya ulaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda her etkileşimi doğrudan satışa bağlayabiliyor. Kullanıcılar Mastercard’a kayıtlı kartları üzerinden özel teklifleri etkinleştirip alışveriş yaptıklarında Mastercard Commerce Media sistemi bu alışverişi anında kampanyaya ilişkilendiriyor. Bu sayede markalar hangi reklamın ne kadar etki yarattığını net biçimde görebiliyor. Mastercard, bu yapıyla Chase Bank, Klarna ve PayPal gibi rakip ödeme platformlarının ticaret medyası alanındaki girişimlerine güçlü bir alternatif oluşturmuş durumda.

Yapay Zekâ ve Stratejik Ortaklıklarla Geleceğe Yatırım

Mastercard Commerce Media yalnızca bir medya ağı olarak değil, aynı zamanda veri güdümlü bir yenilik platformu olarak tasarlandı. Mastercard’ın 2021 yılında McDonald’s’tan satın aldığı kişiselleştirme teknolojisi Dynamic Yield bu sistemin temelini oluşturuyor. Dynamic Yield sayesinde kullanıcıya özel tekliflerin gerçek zamanlı olarak oluşturulması mümkün hale geliyor.

adobestock 502295882 editorial use only 1024x576 1
mastercard commerce media: reklam dünyasında yeni bir ekosistem 29

Mastercard, ayrıca Citi, WPP, American Airlines ve Microsoft gibi küresel markalarla stratejik ortaklıklar kurarak bu medya ağını daha geniş bir ekosisteme entegre ediyor. Özellikle WPP ile yapılan iş birliği, Mastercard Commerce Media’nın geleneksel medya ve yaratıcı ajans dünyasında da güçlü bir varlık göstermesini sağlıyor. Microsoft ile yapılan ortaklık ise yapay zekâ temelli “agentic commerce” alanında yeni bir dönem başlatmayı amaçlıyor. Mastercard, bu doğrultuda Commerce Media altyapısını Microsoft Copilot Studio’ya entegre ederek ister insan ister yapay zekâ tarafından yönetilen süreçlerde kesintisiz bir kullanıcı deneyimi sunmayı planlıyor.

2025 yılında tanıtılan Agent Pay teknolojisi ise bu stratejinin önemli bir ayağını oluşturuyor. Bu sistem, yapay zekâ platformlarına entegre edilebilen token tabanlı ödeme altyapısıyla güvenli dijital işlemler sağlıyor. Mastercard, 2026 ve sonrasında Commerce Media ağını yeni dağıtım kanallarına taşıyarak satış noktaları sistemleri, dijital cüzdanlar ve yeni pazarlara açılmayı hedefliyor. Bu büyüme stratejisi, Mastercard’ın finans dünyasındaki liderliğini dijital medya ve reklamcılık alanına da taşımasının güçlü bir göstergesi olarak öne çıkıyor.





File Market: 2025 Yılında Türkiye’de Orta Segment Alışverişin Yeni Gözdesi

Türkiye perakende sahnesinde son yıllarda dikkat çeken bir hareket var. İndirim marketlerinin güçlü oyuncusu BİM’in daha “süpermarket” odaklı formatı FİLE, hem mağaza sayısını hızla artırdı hem de pazar pozisyonunu belirgin biçimde değiştirdi. Market artık alışveriş sepetinde sadece temel ihtiyaçları değil, daha geniş ürün gamı, özel markalı seçenekleri ve mağaza deneyimi arayan kentli tüketicilerin adresi haline geliyor.

fi̇le
file market: 2025 yılında türkiye’de orta segment alışverişin yeni gözdesi 33

Bu değişimin arkasında hem tüketici talebindeki dönüşüm hem de grup stratejisindeki kurumsal kararlar bulunuyor; FİLE’nin konumu ve performansı, BİM’in klasik “indirim” modelinden bilinçli bir ayrışmayı işaret ediyor. Marka, kurulduğu günden bu yana mağaza ağını hızla genişletti; 2025’in ikinci çeyrek faaliyet raporuna göre Haziran 2025 itibarıyla FİLE formatında 312 mağaza bulunuyordu ve özel markaların toplam ürün portföyündeki payı yaklaşık %32 seviyesindeydi. Bu rakamlar, marketin yalnızca sayı olarak büyümediğini; aynı zamanda ürünlerini çeşitlendirerek orta segment tüketici kitlesini aktif şekilde hedeflediğini gösteriyor. Şirketin kendi dijital kanalları ve “File Online” uygulamasıyla e-ticaret altyapısını güçlendirmesi, fiziksel mağazacılıkla birlikte ‘omnichannel’ bir büyüme stratejisi izlediğinin somut kanıtı durumuna getiriyor.

FİLE’nin Büyümesi Sürdürülebilir Gözüküyor

Pazar gözlemcileri ve finansal analiz raporları da bu büyümenin sürdürülebilir olduğunu düşünüyor: 2024–2025 döneminde markanın girdiği şehir ve bölgelerde orta-üst gelir grubuna yönelik talepler, marka stratejisinin arkasındaki itici güç oldu. Uzman yorumları itibarıyla BİM’in FİLE’yi ayrı bir anonim şirket çatısı altında tescillemesi, operasyonel esneklik ve kurumsal yatırım çekme açısından atılmış bir adım olarak okunuyor. Bu yeniden yapılandırma markanın konumlandırmasını netleştirirken, aynı zamanda bölgesel yayılım ve farklı format testleri için ayrı kaynak yönetimi imkânı sunuyor.

BİM’den Ayrışma: Konsept, Hedef Kitle ve Stratejik Nedenler

FİLE, BİM’in klasik “discount” modelinden bilinçli olarak ayrışıyor. BİM’in temel vaadi fiyat odaklı, sınırlı ürün skalasıyla yüksek frekanslı alışveriş iken, FİLE daha geniş raf alanı, taze ürün reyonları, şarküteri-et, fırın/unsuz mamuller ve premium-yakın özel markalar ile orta segment tüketicinin beklentilerine cevap veriyor. Bu farklılaşma sadece ürünler değil; mağaza düzeni, müşteri deneyimi ve fiyatlama dinamiklerinde de hissediliyor. Bu nedenle BİM’in FİLE’yi ayrı bir şirket olarak yapılandırması, hem marka imajını koruma hem de her iki formatın yönetimini optimize etme yönünde stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor.

17805

Ayrıca FİLE’nin özel markalara yüklediği ağırlık (raporlarda görülen ~%32 pay), marj yönetimi açısından da önemli: private label ürünler perakendecilere daha yüksek brüt kâr potansiyeli sunuyor ve orta segment müşterilere “fiyat-değer” odaklı alternatifler sağlayarak sadakat yaratabiliyor. Markanın şehir seçimi ve mağaza boyutlandırması da tipik BİM lokasyonlarından farklı; daha büyük formatlı ve alışveriş deneyimi öncelikli mağazalarla, haftalık toplu alışveriş yapan müşteri profiline oynuyor. Bu yaklaşım, markayı BİM çatısı altındaki bir “tamamlayıcı” iş kolu olmanın ötesine taşıyor.

Market bugün “BİM’in süpermarket işi” olmaktan çıkarak Türkiye’de orta segment alışverişin somut bir alternatifi haline geliyor. Mağaza sayısındaki hızlı artış, özel markalara verilen ağırlık, online kanalların entegrasyonu ve bağımsız şirketleşme adımları, markanın sadece büyüme göstergesi değil; stratejik bir pazar hamlesi yapan oyuncu konumuna taşıyor. Önümüzdeki dönemde FİLE’nin konsept deneyleri ve bölgesel yayılım hızı, Türkiye perakende yapısının orta segmentte nasıl şekilleneceğini belirleyecek önemli etkenler olacak.

5 05 2025 09 54 46 web e ticaret
file market: 2025 yılında türkiye’de orta segment alışverişin yeni gözdesi 34

Ayrıca FİLE’nin başarısı, tüketici davranışlarındaki dönüşümün de güçlü bir göstergesi. Artık yalnızca “en ucuzu” değil, aynı zamanda “ulaşılabilir kaliteyi” arayan geniş bir müşteri kitlesi var. FİLE, bu ihtiyaca uygun konumlanarak hem fiyat avantajını hem de ürün çeşitliliğini dengeleyen hibrit bir model sunuyor. Önümüzdeki yıllarda Türkiye’de enflasyonist baskılar ve satın alma gücündeki dalgalanmalar devam ederken, orta segmentin cazibesi daha da artacak gibi görünüyor. Bu da marketi, hem yatırımcıların hem de tüketicilerin daha yakından takip edeceği bir marka haline getiriyor.

FİLE sadece BİM’in yeni bir yüzü değil; aynı zamanda Türkiye’de perakende sektörünün geleceğine dair ipuçları veren bir laboratuvar gibi işliyor. Eğer büyüme stratejisini sürdürülebilir şekilde yönetmeyi başarırsa, FİLE’nin önümüzdeki yıllarda sadece Türkiye’de değil, belki de bölgesel pazarlarda da adından söz ettirmesi sürpriz olmayacak. Özellikle marka Avrupa’da çeşitli atılımlarda bulunabilir ve fark yaratabilir. Marka, bilinirliliğini gün geçtikçe arttırmaya devam ediyor.

Nike Satışlarında Sürpriz Artış: Zorlu Sezon Öncesi Beklentiler

Nike, 2026 mali yılının ilk çeyreğinde sürpriz bir şekilde satış artışı açıkladı. Ancak şirket toparlanma sürecinin henüz tamamlanmadığını vurguladı ve satışların çoğu dönemde yeniden düşmesinin beklendiğini duyurdu.

Nike, genellikle Eylül başından Aralık başına kadar süren mevcut çeyrekte satışların düşük tek haneli yüzdelerle azalacağını öngörüyor. Olumlu döviz kuru etkileri olmasa, satışların daha da düşük gelme ihtimali bulunuyor. Geçtiğimiz yıl aynı dönemde Nike satışları %8 düşüş göstermişti. Dolayısıyla bu yılki beklentiler, toparlanmanın yavaş ilerlediğini ve en yoğun alışveriş sezonunda bile markanın hâlâ zorluklarla karşılaştığını gösteriyor.

Nike Satış Sonuçları: Beklentinin Üzerinde Gelir Ama Düşen Kâr

Nike’ın 31 Ağustos’ta sona eren üç aylık dönemde açıkladığı net gelir 11,72 milyar dolar oldu. Bu rakam, analistlerin 11 milyar dolarlık beklentisini geçti. Şirketin hisse başına kârı 49 cent olurken, bu da 27 centlik beklentinin çok üzerinde gerçekleşti. Buna rağmen Nike’ın net kârı, geçen yılın aynı dönemine göre %31 düşerek 727 milyon dolara indi. Brüt kâr marjı ise 3,2 puan gerileyerek %42,2’ye düştü. Bu da stok temizleme ve indirimli satış stratejisinin hâlâ kârlılığı baskıladığını gösteriyor.

Nike’ın satış performansı bölgesel olarak farklılıklar gösterdi. Kuzey Amerika pazarı %4 artışla 5,02 milyar dolara ulaşarak beklentilerin üzerinde bir sonuç elde etti. Toptan satışlarda %7’lik bir yükseliş görülürken, 6,8 milyar dolara ulaşıldı. Buna karşın doğrudan satışlar – mağazalar ve online kanallar dahil – %4 düşüş yaşayarak 4,5 milyar dolara geriledi. Converse markası ise %27 oranında ciddi bir düşüş yaşadı. Çin pazarında da %9’luk bir gerileme söz konusu oldu.

Yeniden Yapılanma ve NikeSKIMS İş Birliği

nike satışlarında sürpriz artış: zorlu tatil sezonu öncesi beklentiler

Elliott Hill’in CEO olarak göreve gelmesinden bu yana Nike, yeniden yapılanmaya odaklandı. Şirket, ekiplerini “kadın-erkek-çocuk” yerine spor dallarına göre organize ederek sporcu odaklı bir yaklaşım benimsiyor. Bu değişim yaklaşık 8.000 çalışanı etkiledi ve %1’lik işten çıkarma ile sonuçlandı. Hill, bu stratejinin markayı yeniden büyüteceğini, spor kategorilerine odaklanarak inovasyonu artıracağını vurguladı. Ayrıca, Nike satışlarını artırmak için kadın tüketicileri hedefleyen adımlar da öne çıkıyor.

Geçtiğimiz hafta piyasaya çıkan NikeSKIMS koleksiyonu, bu stratejinin en dikkat çekici örneklerinden biri oldu. Hill, Kim Kardashian’ın markasıyla yapılan iş birliğine gelen tüketici tepkisinin “çok güçlü” olduğunu belirtti. Nike satış performansı kısa vadede dalgalı görünse de, Kuzey Amerika’daki güçlü büyüme ve NikeSKIMS gibi stratejik iş birlikleri markanın uzun vadede yeniden yükselişe geçebileceğine işaret ediyor. Ancak Çin pazarı ve Converse markasındaki sorunlar çözülmeden, Nike’ın tam anlamıyla toparlanması zaman alacak gibi görünüyor.






Coach’un Genç Tüketiciler için Deneyim Odaklı Yeni Konsepti

Coach, 1941 yılında New York’ta kurulmuş, dünyaca ünlü bir lüks moda ve aksesuar markasıdır. Özellikle deri çantaları, ayakkabıları ve aksesuarları ile tanınır. Yıllar içinde klasik ve modern çizgiyi birleştiren tasarımlarıyla hem genç hem de olgun kitlelere hitap etmeyi başarmıştır. Şimdi ise marka, moda dünyasındaki başarısını farklı bir deneyim alanına taşıyarak kahve dükkanları üzerinden genç tüketicilere, özellikle de Z kuşağına ulaşmayı hedefliyor.

Coach, Amerika Birleşik Devletleri ve Çin’de açtığı kahve dükkanlarıyla yeni bir müşteri deneyimi yaratıyor. Marka, alışverişin yalnızca ürün satın almakla sınırlı olmadığını, aynı zamanda sosyal bir deneyim olması gerektiğini vurguluyor. Kahve dükkanları da bu yaklaşımın somut örneği olarak öne çıkıyor. Bu adım, özellikle Z kuşağının alışveriş alışkanlıkları dikkate alınarak atıldı. Genç tüketiciler, artık markalarla sadece ürün üzerinden değil, yaşadıkları deneyim üzerinden bağ kurmak istiyor. Coach’un kahve konsepti de bu beklentiyi karşılamayı amaçlıyor.

COACH’un Z Kuşağına Yönelik Stratejileri

Markanın yeni mağazalarında son çıkan çanta artık kek hamurundan yapılmış, rengarenk beyaz çikolata kaplı bir tatlıya dönüşmüş durumda. Ünlü deri çanta üreticisinin son girişimi, Coach Coffee Shop adını taşıyor. Bu mağazalarda Tabby çanta şeklinde tatlılar, tiramisu ve balkabaklı kahveler, matcha içecekleri ve çok daha fazlası sunuluyor. Her kahve dükkanı, Coach’un çantalar, spor ayakkabılar, kıyafetler ve aksesuarlar sattığı mağazalarına doğrudan bağlı olarak açılıyor.

Geçtiğimiz Cuma günü Coach, New York City’nin yaklaşık 25 km güneybatısındaki Jersey Gardens Outlet’te üçüncü Coach Coffee Shop şubesini açtı. 3 Ekim’de ise yine New York bölgesinde yer alan Woodbury Common Premium Outlets’te dördüncü şube açılacak. Şirket, her yıl dünya genelinde 12 ila 15 yeni kahve dükkanı açmayı planlıyor. Ayrıca menüyü mevsimsel yiyecek ve içeceklerle çeşitlendirmek ve yalnızca bu dükkânlara özel tote çantalar ile ürünler satmak da planın bir parçası haline geldi.

Şirketin sahibi olan Tapestry, bu girişimle özellikle Gen Z tüketicilerinin ilgisini daha da artırmayı hedefliyor. Coach CEO’su Todd Kahn, “Bugünün tüketicisi deneyim istiyor. Gençler, özellikle de Z kuşağı, yalnızca ürün değil tam bir deneyim arıyor,” diyerek bu stratejinin temelini açıklıyor.

Müşteri Bağlılığını Arttıracak Hamleler

Coach, kahve dükkânlarını yalnızca deneyimsel bir alan olarak değil, aynı zamanda satışları ve müşteri bağlılığını artıran stratejik bir unsur olarak görüyor. İlk kahve dükkânını Endonezya’da açan marka, burada yükselen orta sınıf ve genç nüfus sayesinde konsepti test etti. Bugün Çin, Japonya, Güney Kore ve Endonezya’da toplam 16 kahve dükkânı var. ABD’de ise New Jersey, Austin (Texas) ve diğer eyaletlerde hızla büyüyor.

coach’un genç tüketiciler için deneyim odaklı yeni konsepti
coach’un genç tüketiciler için deneyim odaklı yeni konsepti 37

Kahve dükkanları mağazalara doğrudan bağlanıyor. Böylece müşteriler kahvelerini alırken Coach’un ünlü Tabby ve Brooklyn çantaları gibi koleksiyonları da görebiliyor. North America Başkanı Leigh Manheim Levine, kahve dükkânlarının bağımsız olarak kâr getirdiğini ve satışlarının %30’unun kahve konseptine özel ürünlerden geldiğini söylüyor. Bu ürünler arasında tote çantalar, sweatshirtler, su şişeleri gibi yalnızca kahve dükkânlarında satılan özel parçalar var. Örneğin, üzerinde Lil Miss Jo isimli, New York diners kültüründen ilham alan karikatür karakterin bulunduğu 95 dolarlık tote çanta büyük ilgi görüyor.

Coach, kahve konseptiyle yalnızca gençleri ve sosyal medya kuşağını kendine çekmekle kalmıyor, aynı zamanda mağazalarında geçirilen zamanı ve satışları da artırıyor. Moda ve kahveyi birleştiren bu yenilikçi strateji, şirketin 10 milyar dolarlık bir global marka olma hedefinde önemli bir adım olarak öne çıkıyor.


ChatGPT’nin “Instant Checkout” Özelliği E‑Ticarette Oyunu Değiştirir mi?

Yapay zekâ, alışveriş deneyimini bir “sohbetten ödeme” akışına mı dönüştürüyor?

OpenAI’nin yeni “Instant Checkout” özelliği, ChatGPT kullanıcılarının artık sohbet ortamı içinden doğrudan alışveriş yapmasına olanak tanıyor. Stripe ile iş birliğiyle geliştirilen bu yenilik, online alışverişin işleyiş şeklini kökten değiştirme potansiyeli taşıyor. Şu anda ABD’de Etsy kullanıcılarına açık durumda ve kısa süre içinde milyonlarca Shopify satıcısına genişletilmesi planlanıyor.  

Bu özellik, yapay zekâ destekli asistanların artık yalnızca ürün bulma aracından öteye geçerek ödeme tamamlayıcı bir rol üstlendiğini gösteriyor. Satış sürecindeki bu entegrasyon, e-ticaret deneyimini daha kısa, daha sezgisel ve daha kişisel hale getirebilir — tüketicinin ürün arama, sepet oluşturma ve ödeme adımlarını tek bir akışta birleştiriyor.

Satıcı İş Ortaklıkları ve Platform Entegrasyonları

openai gorsel

Instant Checkout şu anda Etsy kullanıcılarının platform üzerinden satış yapabileceği şekilde işliyor. Geliştirmenin planlarında, çok sayıda Shopify satıcısının da bu özelliği kullanabilmesi yer alıyor.  Bu sayede küçük ve orta ölçekli perakendeciler, mağaza dışındaki temas noktalarında da satış yapma fırsatı bulabilecek.

Ama bu entegrasyon, yalnızca teknik bir köprü değil; aynı zamanda yeniden düşünülmüş ticaret senaryolarınınkapısını açıyor. Asistan üzerinden ödeme, satıcının dijital vitrini ChatGPT içi bir mikro mağazaya dönüşebilir. Bu da satıcıların, geleneksel e-ticaret alışkanlıklarının ötesinde tema ve içerik odaklı satış stratejileri geliştirmesini teşvik edebilir.

Deneyim, Hız ve Güven Dengesi

Instant Checkout’un başarısı büyük ölçüde kullanıcı güvenine dayanacak. Alışverişin bir sohbet ortamı içinde tamamlanması, ödeme güvenliği, iade süreçleri ve müşteri desteği gibi kritik bileşenlerle iyi entegre olmalı. Ayrıca, bu model geleneksel site trafiği ve kanal stratejileri üzerinde de baskı yaratabilir; markalar artık “siteye çekmek” yerine “asistanda gösterilmek” gibi yeni bir görünürlük kavgası içine girebilir.

Deneyim açısından bu özellik, alışverişin akışını kesintisiz hale getirme vaadi taşıyor. Ürün keşfinden ödeme aşamasına kadar tek merkezli bir akış sunmak, kullanıcı kaybını azaltabilir. Ancak bu modelin farklı kullanıcı segmentlerinde ne kadar benimseneceği, alışveriş alışkanlıkları ve dijital okuryazarlıkla da ilişkilendirilecek kritik bir soru olacak.

E-Ticaretin Yeni Dönemi: Kanalın Ötesinde Diyalog

ChatGPT Instant Checkout, e-ticaret dünyasında yeniden tanımlanmış bir kanal yaratma fikrini sembolize ediyor. Site, uygulama ya da mağaza gibi geleneksel kanalların yerini, diğer kanallar üzerinde konuşabildiğimiz arayüzler alabilir. Bu durum sadece satış modellerini değil, pazarlama, lojistik, içerik stratejileri ve kanal planlamasını da dönüştürebilir.

Sohbet üzerinden ödeme, tüketiciyle markanın bağını daha doğrudan ve personalleştirilmiş bir hale getirme potansiyeli taşıyor. E-ticaretin dönüşüm çizelgesinde, kullanıcı arayüzlerinin ötesinde, “konuşma arayüzü”nün merkezi rol oynadığı bir döneme geçebiliriz.

Amazon, İspanya’da Haul Pazarlık Platformunu Başlattı

Shein, Temu ve AliExpress’e karşı konumlanan düşük fiyatlı ürün platformu Amazon Haul şimdi de İspanya’da

Amazon, düşük fiyat segmentine özel olarak kurguladığı alışveriş platformu Haul’u Avrupa’daki üçüncü pazara, İspanya’ya taşıyor. Bu hamle, e-ticaret devinin Asya merkezli oyunculara karşı daha agresif bir pozisyon aldığı yeni dönemin bir parçası olarak değerlendiriliyor. 20 euro ve altı fiyat segmentine odaklanan Haul, Shein, Temu ve AliExpress gibi fiyat odaklı rakiplerle doğrudan rekabet etmeyi hedefliyor.

Haul: 10 Euro’nun Altında Binlerce Ürün

amazon, i̇spanya'da haul pazarlık platformunu başlattı

Haul platformu, hem web sitesi hem de mobil uygulama üzerinden kullanıcıya ulaşıyor. Moda, ev yaşamı ve kişisel bakım gibi 30’dan fazla kategoride yüzlerce ürünü “inanılmaz derecede düşük fiyatlarla” sunan platformda, ürünlerin çoğu 10 euro’nun altında fiyatlandırılmış durumda. Kullanıcı deneyimi, hızlı tarama, pratik kategori yapısı ve indirimli içerik akışına odaklı sade bir formatla kurgulanmış.

Haul, Kasım 2024’te ilk olarak ABD’de yayına alındı. Ardından İngiltere ve Almanya pazarlarında devreye giren model, şimdi İspanya’da da kullanıma sunuluyor. Avrupa’nın farklı bölgelerinde fiyat duyarlılığı yüksek genç tüketicilere ulaşmayı hedefleyen Amazon, bu stratejiyle yüksek cirolu ama düşük marjlı Asya merkezli oyuncuların hakimiyet kurduğu alanlara adım atıyor.

Amazon’un Finansal Rüzgarı Arkasında

Amazon, 2025 yılının ilk altı ayında 35,3 milyar dolar net kâr elde etti. Bu rakam, bir önceki yıla göre %47’lik bir artışı ifade ediyor. Aynı dönemdeki toplam gelir ise 323,4 milyar dolara ulaştı. Bu güçlü finansal tablo, şirketin yeni girişimleri destekleme konusunda geniş bir manevra alanına sahip olduğunu gösteriyor. Haul gibi girişimler, Amazon’un ürün portföyünü daha demokratik bir fiyat aralığına genişletirken, pazarın alt segmentlerindeki rekabet gücünü de artırma potansiyeline sahip.

E-Ticarette Mikro Fiyatlar, Makro Rekabet

Haul’un Avrupa’da yaygınlaşması, pazarda yeni bir fiyat rekabeti dalgası yaratabilir. Özellikle fiyat/hız odaklı kullanıcı segmenti için oluşturulan bu platform, tüketicinin doğrudan karşılaştırma yapabildiği bir alanda hizmet veriyor. Amazon’un teslimat hızı ve lojistik gücü, bu alanda en büyük farklılaştırıcı unsur olabilir. Ancak platformun uzun vadede sadakat yaratıp yaratamayacağı, sunulan ürünlerin kalitesi ve kullanıcı deneyiminin sürdürülebilirliğiyle doğrudan bağlantılı olacak.

Dijital raflarda yer bulmak artık yalnızca çeşit ve fiyatla değil, aynı zamanda güven, hız ve alışveriş deneyimiyle şekilleniyor. Amazon’un Haul hamlesi, bu yeni dengenin önemli bir test alanı olabilir.

Shein, Dünyada Bir İlk Olarak Fransa’da Kalıcı Mağazalar Açacağını Duyurdu

Online’da büyüyen marka, ilk kalıcı fiziksel mağazalarını Paris merkezli açılışlarla devreye alıyor

Online moda perakendesinin tartışmalı devi Shein, bugüne dek yalnızca dijitalde varlık gösterdiği iş modeline radikal bir dönüş ekliyor: Fransa’da kalıcı fiziksel mağazalar açıyor. Üstelik bu adım, markanın dünya genelindeki ilk “sabit” mağaza açılımı olma özelliğini taşıyor.

Shein, Kasım ayından itibaren Paris’teki BHV Marais mağazasında ilk açılışını gerçekleştirecek. Ardından Dijon, Reims, Grenoble, Angers ve Limoges’te bulunan Galeries Lafayette mağazalarında kademeli olarak beş mağaza daha hayata geçecek. Toplam altı butiklik bu hamle, markanın “şehir merkezlerini canlandırma” stratejisiyle tanımlanıyor.

Ortaklık: Société des Grands Magasins

shein, dünyada bir i̇lk olarak fransa'da kalıcı mağazalar açacağını duyurdu

Shein, bu projede Fransa’nın önemli perakende gayrimenkul oyuncularından Société des Grands Magasins (SGM) ile iş birliği yaptı. SGM; BHV Marais’in ve birçok Galeries Lafayette şubesinin sahibi ve işletmecisi konumunda. Shein tarafından yapılan açıklamada, bu iş birliğinin yalnızca bir mağaza açılışı değil, “Fransa genelinde şehir merkezlerini canlandırma ve yerel hazır giyim sektöründe fırsatlar yaratma” amacı taşıdığı belirtildi. Proje kapsamında doğrudan ve dolaylı olarak 200 kişilik istihdam yaratılması da hedefleniyor.

Online Devden Fiziksel Varlığa: Model Dönüşümünün Yeni Aşaması

2012 yılında Çin’de kurulan ve günümüzde Singapur merkezli olarak faaliyet gösteren Shein, ultra düşük fiyatları, sınırsız ürün çeşitliliği ve agresif dijital pazarlama stratejileriyle büyüdü. Ancak marka, bu büyümenin bedelini eleştiriyle ödedi. Özellikle Avrupa tekstil sektörü, Shein’in uygulamalarını uzun süredir “haksız rekabet” başlığı altında değerlendiriyor.

Shein’in büyük miktarlarda ürün üretmesi, çevresel etkiler nedeniyle yoğun şekilde eleştiriliyor. Ayrıca tedarik zinciri büyük ölçüde Çin merkezli olduğu için çalışma koşulları, üretim standartları ve şeffaflık açısından da sık sık soru işaretleri gündeme geliyor.

Avrupa Pazarında Hukuki ve Etik Sınav

Shein’in Avrupa’daki en önemli avantajlarından biri, “küçük paket muafiyeti” sayesinde gümrük vergilerinden muaf olarak doğrudan tüketiciye satış yapabiliyor olması. Bu durum, hem yerel markalar için fiyat rekabetini zorlaştırıyor hem de gümrük otoritelerinin denetim süreçlerini karmaşıklaştırıyor.

Fransız ve Avrupalı hazır giyim sektörü temsilcileri, markayı çevresel standartlara, sosyal haklara ve tüketici güvenliği kurallarına uymamakla suçluyor. Avrupa merkezli markaların tabi olduğu regülasyonlara uymadan büyük hacimlerle pazara giren Shein, bu haliyle yalnızca bir ticari aktör değil, sektörel tartışmaların merkezinde yer alan bir figür haline geliyor.

Geçici Değil, Kalıcı: Yeni Nesil Mağaza Kurgusu mu?

Shein’in daha önce açtığı fiziksel mağazalar genellikle kısa süreli pop-up formatında düzenlenmişti. Ancak bu kez “kalıcı mağazalar” devreye giriyor. Bu, markanın yalnızca online alışveriş deneyimiyle değil, fiziksel temasla da kullanıcı bağlılığı kurmak istediğini gösteriyor. Özellikle Avrupa gibi geleneksel mağazacılığın hâlâ güçlü olduğu pazarlarda bu adım, iş modelinde daha hibrit bir yapıya geçileceğinin sinyali olarak okunuyor.

Lüksü Satmak Değil, Sahnelemek: Deneyim Ekonomisinin Başkenti Olmak Ne Gerektiriyor?

Walpole’un yeni raporu, Londra’nın alışverişten kültüre, deneyimden gayrimenkule uzanan lüks stratejisini gözler önüne seriyor

Lüks dünyasında zaman zaman verilerden çok bir “ayna” işlevi gören raporlar yayımlanır. İngiliz lüks platformu Walpole’un Cadogan iş birliğiyle hazırladığı “State of London Luxury” raporu da tam olarak bu nitelikte. Rakamlar çarpıcı: 2024’te 17 milyon geceleyen turist, Paris’ten 4 milyon fazla; 352 centi-milyonerin yaşadığı bir şehir (Paris’te bu sayı 227). Ancak asıl dikkat çeken, rakamlar değil, bu cazibenin arkasındaki nedenler.

Londra’ya gelen ziyaretçiler yalnızca alışveriş için değil, bir sahnenin parçası olmak için geliyor. Bond Street’teki butiklerden, Covent Garden’daki Chanel pop-up’larına; Soho’daki sanat iş birliklerinden 85 Michelin yıldızlı restorana uzanan bir akışta, şehrin sunduğu şey yalnızca ürün değil, kusursuzca kurgulanmış bir sahneleme. Lüks burada yalnızca satılmıyor, performe ediliyor.

Lüks Tüketim Değil, Lüks Katılım

lüksü satmak değil, sahnelemek: deneyim ekonomisinin başkenti olmak ne gerektiriyor?

Rapora göre yüksek harcama yapan turistler, ortalama bir ziyaretçiden 14 kat fazla para harcıyor ve bu kitle İngiltere ekonomisine yılda 30 milyar sterlin katkı sağlıyor. Ancak bu harcamalar yalnızca mağazalara gitmiyor; müzeler, galeriler, kültürel kurumlar da bu gelirle ayakta duruyor. Yani Londra’nın kültürel zenginliği, finansal zenginliği tarafından finanse ediliyor.

Bu model, lüksü yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir yapı taşı olarak konumluyor. Ziyaretçi, müşteri değil; “patron” — sanatın, tarihin, şehrin devamlılığını fonlayan kişi.

Yeni Lüks: Alışverişten Gayrimenkule Taşınan Deneyim

Londra’da lüks yalnızca ürün ya da hizmette değil, artık yaşam biçiminde inşa ediliyor. Mayfair’deki bir ev, yalnızca bir adres değil; yoga stüdyosuyla, oksijen havuzuyla, sirkadiyen ışık sistemleriyle “yaşanabilir wellness” konseptine sahip. Yeni nesil gayrimenkuller, Birkin çantasıyla aynı arzulara hitap ediyor. Lüks artık fiziksel olarak yaşanabilir, dokunulabilir, deneyimlenebilir bir hale dönüşüyor.

Bu yaklaşım, lüksün geleceğine dair önemli bir fikir veriyor: Gelecekte lüks, Sloane Street değil; içerisine ritüel yerleştirilmiş yaşam alanları olabilir.

Cazibenin Gölgesinde Beliren Endişeler

Raporda bu ihtişamın arkasında bir endişe de seziliyor. Brexit sonrası iş yapma maliyetleri yüksek, turistlere yönelik alışveriş teşvikleri kaldırılmış durumda ve Paris, Milano, Dubai gibi şehirler agresif yatırımlarla Londra’nın hakimiyetini tehdit ediyor. Moda ve lüks gibi hızla dönen endüstrilerde “bir zamanlar merkez olmak”, merkez kalmak için yeterli değil.

Raporun alt metni açık: Lüks güçlü olabilir, ama bağışıklığı yok. Rekabet sadece ürünle değil, hikâyeyle; sadece mimariyle değil, hayalle yürütülüyor.

Sahne Her Zaman Kalmaz, Hikâye Değişmek Zorunda

Walpole’un raporu, Londra’nın hâlâ Avrupa’nın lüks başkenti olduğunu doğruluyor. Ama aynı zamanda bir uyarı niteliği de taşıyor. Güç, sahip olmakla değil, sürekli yeniden kurmakla mümkün. Lüksü yalnızca tasarlamak yetmez, ona her seferinde yeni bir sahne, yeni bir seyirci, yeni bir anlatı bulmak gerekir.

Ve eğer bu alanın bir kuralı varsa, o da şu: Lüksün kendisi değişmese de, ona olan yaklaşım sürekli yeniden tanımlanmak zorunda.