Ana Sayfa Blog Sayfa 73

Beymen’de Üst Düzey Atama

Beymen’in Kurumsal İletişim ve PR Direktörü Gülten Ramazanoğlu oldu. 20 yılı aşkın süredir pazarlama ve kurumsal iletişim alanında yerel ve uluslararası markaların üst düzey pozisyonlarına liderlik eden Gülten Ramazanoğlu, Beymen Kurumsal İletişim ve PR Direktörü olarak atandı.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun olan ve sonrasında Amerika ve İsveç’te birçok liderlik eğitim ve sertifikasına sahip olan Ramazanoğlu, profesyonel kariyerine 2002 yılında Beymen’de iletişim departmanında başlamıştır. Sonrasında 2005 yılında Ericsson Türkiye’ye iletişim yöneticisi olarak katılmış, ardından Türkiye-İsrail pazarlama iletişiminin başına geçmiş ve son olarak da yönetim ekibi üyesi olarak İran ve Türkiye’den Sorumlu Pazarlama ve İletişim Başkanı göreviyle 13 yıl çalışmıştır.

Ardından 2018 yılında Uber Türkiye iletişim ve PR operasyonlarının başına geçmiş ve sonrasında Tiktok Dubai’de Türkiye iletişimini yönetmiştir. 2021-2023 yılları arasında Zip.Co firmasında Kurucu İcra Kurulu Üyesi olarak Pazarlama ve İletişim Başkanlığı’nı üstlenmiştir. Son olarak GRU Consulting şirketinin kurucusu ve ajans başkanı görevinde birçok markaya kurumsal iletişim ve PR danışmanlığı vermiştir.

Beymen Kurumsal İletişim ve PR Direktörü olarak atanan Gülten Ramazanoğlu, Beymen Pazarlama Genel Müdür Yardımcılığı bünyesinde grubun kurumsal ilişkiler, itibar yönetimi, medya ilişkileri, lider iletişimi ve sürdürülebilirlik iletişiminin de aralarında olduğu tüm kurumsal iletişim çalışmalarını yönetecek.

Giorgio Armani’nin Ardından: Bağımsızlık Durumu Sarsılıyor mu?

1975’te Giorgio Armani tarafından kurulan Armani Grubu, neredeyse yarım asır boyunca onun vizyonuyla ayakta kaldı. Lüks moda dünyasında büyüyen devasa holdinglere rağmen Armani, şirketinin bağımsızlığını ısrarla korudu. Yatırımlara açık olmayan, dış sermayeye mesafeli duran bu yapı, onun girişimci ruhunun ve sanat vizyonunun bir yansımasıydı. Bugün 91 yaşında hayata veda eden Il Signor Armani’nin ardında bıraktığı en büyük soru işareti ise şu: Kurduğu sistem onun izinden gitmeye devam edebilecek mi?

giorgio armani

Armani, yaşamı boyunca şirketini satmayı ya da halka açmayı reddetti. Bu bağımsızlığı koruyabilmek için 2016 yılında Giorgio Armani Vakfı’nı kurdu. Bu vakıf, onun ölümünden sonra da şirketin bağımsız bir şekilde yoluna devam etmesini sağlamak üzere kurgulandı. Ancak lüks moda dünyasının doğası, bu tür yapıları kolayca sarsabiliyor. Bernstein analisti Luca Solca’ya göre, “Bu büyüklükteki markalar çok nadiren satışa çıkar. Sektörden ciddi bir ilgi olacaktır.” Fakat aynı zamanda Solca, markanın eski cazibesini yitirmeye başladığını ve yeni bir sahiplik yapısının “tazelenme” getirebileceğini de ekliyor.

2024 yılı itibarıyla Armani Grubu’nun gelirleri 2.7 milyar dolar (2.3 milyar euro) seviyesinde. Bu, döviz kuru sabit alındığında bir önceki yıla göre %5’lik bir düşüş anlamına geliyor. Kârlılık tarafında da benzer bir gerileme söz konusu: EBITDA %24 düşerek 466 milyon dolara (398 milyon euro) indi. Ancak bu düşüşün ardında yatan sebep, aynı yıl içinde şirkete yapılan rekor düzeydeki 389 milyon dolarlık yatırım. Yani Armani, son nefesine kadar şirketine yatırım yapmaya devam etti.

Vakıf Yapısı, Giorgio Armani’nin Mirasını Koruyabilecek mi?

Giorgio Armani, geleceği planlama konusunda da detaycıydı. 2016’da kurduğu vakıf aracılığıyla şirketin nasıl yönetileceğini belirledi. Her ne kadar vakıfla ilgili tüm ayrıntılar (özellikle yöneticilerin kim olduğu) gizli tutulsa da, yakın çevresindeki isimler arasında çeşitli rollerde görev yapan aile bireyleri ve uzun yıllardır şirkette bulunan yöneticiler yer alıyor. Örneğin, 1977’den bu yana şirkette olan Pantaleo Dell’Orca erkek giyim departmanını yönetiyor. Giorgio Armani’nin yeğenleri Silvana ve Roberta Armani, sırasıyla kadın koleksiyonları ve ünlülerle ilişkilerden sorumlu. Kız kardeşi Rosanna Armani yönetim kurulunda yer alırken, yeğeni Andrea Camerana sürdürülebilirlik çalışmalarını yürütüyor.

2025’in başlarında ise Giuseppe Marsocci ve Daniele Ballestrazzi, genel müdür yardımcılığına getirildi. Marsocci satış ve pazarlamayı, Ballestrazzi ise finans ve operasyonları yönetecek. Ancak esas belirsizlik kreatif tarafta: Şirket, Armani’nin kreatif vizyonunu sürdürecek mi? Bu görev tek bir kreatif direktöre mi verilecek yoksa koleksiyonlara bölüştürülecek mi, henüz net değil.

shop of fashion label giorgio armani shopfront island of capri
giorgio armani'nin ardından: bağımsızlık durumu sarsılıyor mu? 3

Giorgio Armani, kontrolü elinde tutan bir liderdi. Son röportajında, “Her şeyi ben yönettim, her detay benim onayımdan geçer. En büyük zaafım her şeyi kontrol etmeye çalışmam,” demişti. Bu kadar merkezi bir liderlik tarzından sonra, yeni yönetimin karar alma konusunda nasıl bir yol izleyeceği belirsiz. Milano merkezli pazarlama profesörü Alessandro Balossini Volpe’ye göre, bu geçiş kolay olmayacak. “Signor Armani, markasının bütünlüğünü koruyacak bir yapı oluşturdu. Ancak zaman gösterecek bu yapının başarılı olup olmayacağını.”

Hedef Şirketin Yapısını Uzun Yıllar Korumak

Vakfın amacı, şirketin bağımsız yapısını uzun vadede korumak. Borçlanmaya sınırlar getiren, etik yönetimi teşvik eden tüzük, aynı zamanda olası bir halka arz durumunda şirketin Armani’nin ölümünden en erken beş yıl sonra borsaya açılmasına izin veriyor. Bu yapı, Rolex’in kurucusu Hans Wilsdorf’un bıraktığı modele benziyor. Wilsdorf’un ölümünden sonra, Rolex’in kontrolü Hans Wilsdorf Vakfı’na geçmiş ve şirket o zamandan beri yatırımcı baskısından uzak şekilde büyümeyi sürdürmüştü.

Bugün lüks moda endüstrisinde, bağımsızlık neredeyse “nesli tükenmekte olan” bir özellik. Sektör, büyük grupların egemenliğine geçmiş durumda. Chanel, Dolce & Gabbana, Max Mara ve Missoni gibi birkaç özel marka dışında, pek çoğu ya halka açıldı ya da dev holdinglerin çatısı altına girdi. Ancak moda yazarı Susanna Nicoletti’ye göre, Armani’nin kurduğu vakıf modeli, yeni nesil markalar için ilham kaynağı olabilir. “Giorgio Armani hiçbir zaman finans dünyasının cazibesine kapılmadı. Modaya tutkuyla bağlıydı. Hep kendi işine yatırım yaptı, kısa vadeli kazançlar yerine uzun vadeli marka değerini önemsedi.”

Nicoletti, sınırlı ama bilinçli büyümenin, lüks moda markaları için asıl doğru yol olduğunu savunuyor. Ona göre, Armani’nin kurduğu yapı sektör için yeni bir başlangıç olabilir. Giorgio Armani, yalnızca bir modacı değil; vizyoner, yönetici ve zamanının çok ilerisinde düşünen bir girişimciydi. Şimdi ardında bıraktığı bu yapı, onun değerlerini yaşatabilecek mi? Lüks sektörünün devleri pusuda bekliyor, ama belki de Armani, son bir kez daha sektörün rotasını değiştirecek.

Sephora, Yaratıcıların Hazırladığı Dijital Mağazalar için Platform Başlattı

Sephora, ABD’li etkili kişilere alışveriş yapılabilir dijital vitrinler oluşturma ve takipçileriyle ürün önerileri paylaşma fırsatı sunan bir ortaklık platformu olan My Sephora Storefront’u kullanıma sundu. Platform, Sephora.com ve Sephora uygulamasıyla entegre olarak, müşterilere Sephora ekosisteminden ayrılmadan eksiksiz bir alışveriş deneyimi sunuyor.

Motom ile ortaklaşa inşa edilen My Sephora Storefront şunları sunuyor:

  • Yaratıcıların özgün estetiğini yansıtan, özenle seçilmiş koleksiyonlarla tamamen özelleştirilebilir dijital vitrinler;
  • Tüm büyük sosyal platformlar için optimize edilmiş, paylaşılabilir, alışveriş yapılabilir bağlantılar;
  • Sephora’nın popüler markalar ve en son ürün lansmanları dahil Beauty Insider sadakat programına erişim;
  • Yıl boyunca komisyon fırsatları; ve
  • Sephora’nın veri analitiği ve performans içgörüleriyle tam entegrasyon (Sephora, Haziran 2025’te Kuzey Amerika güzellik tüketicilerine ilişkin daha kapsamlı bir görüş elde etmek için NielsenIQ ile çok yıllık bir ortaklığa girdi.)

Sephora Sosyal Medya ve Fenomen Pazarlama Başkan Yardımcısı Brent Mitchell yaptığı açıklamada, “Sephora, tüketicilerle anlamlı sohbetler kurma yetenekleri nedeniyle içerik üreticileri ve uzman seslerle ilişkiler kurmaya öncelik veriyor,” dedi. “Sephora Mağazam, içerik üreticilerinin hedef kitleleriyle gerçek bir bağ kurmasını sağlayan ve aynı zamanda marka ortaklarımız ve müşterilerimizle daha derin içerik üreticileri ilişkileri kurmasını sağlayan kapsayıcı bir ekosistem oluşturma yolunda önemli bir sonraki adım.”

Sephora halihazırda aşağıdakiler de dahil olmak üzere birçok yaratıcı topluluk kurdu:

  • Sephora Squad, topluluklara ilham ve güç verme gücünü, güvenilir bir dostun sesiyle bir araya getiriyor. Squad, 2019’da başlatılan programdan bu yana mezun olan ve mevcut üyelerden oluşan 250 içerik üreticisine sahip. Squad, güzellik tutkunları, sağlıklı yaşam tutkunları, sporcular ve daha fazlası dahil olmak üzere her kesimden ve her kesimden güzellik tutkununun bir araya geldiği, çeşitli bir topluluk haline geldi.
  • Sosyal medyanın en popüler kurul onaylı dermatologlarından bazılarıyla ortaklaşa oluşturulan Sephora Derm Kurulu, tüketicilerin en çok sorduğu cilt bakımı sorularını yanıtlamaya ve bu süreçte tarafsız uzman önerileri sunmaya yardımcı olmak için kuruldu.
  • Sephora’nın ünlü ve etkili makyaj sanatçıları ve saç stilistlerinden oluşan ağını içeren Sanatçı Listesi, eğitim ve sahne arkası sosyal içeriklerin yanı sıra kampanyalar ve etkinliklerde de yer alıyor. 

Lüks Markalar Hedef Müşterilerinden Uzaklaşmalı mı?

Boston Consulting Group’un (BCG) 11. edisyonu olan “Gerçek Lüks Küresel Tüketici İçgörüleri” araştırmasında, hırslı tüketicilerin onlarca yıldır lüksün büyümesini beslediğini ancak makroekonomik baskılar karşısında yeni bir “kırılganlık” gösterdikleri belirtiliyor ve lüks markaların tarihsel çekirdek yüksek net değere sahip bireysel (HNWI) müşterilerine yeniden odaklanmaları gerektiği öneriliyor.

İtalyan lüks eşya üreticilerinin ticaret birliği Altagamma ile işbirliği içinde yapılan araştırma, 1800’lerden 20. yüzyılın ilk yarısının büyük bölümüne kadar lüksün “en zengin ve gerçekten varlıklı olanlara ayrılmış bir ayrıcalık” olduğunu ortaya koydu.

Demokratikleşme“, II. Dünya Savaşı sonrası dönemde, hazır giyim ve gözlük ve kozmetik gibi yeni kategorilerin istekli tüketicilere ulaşmasıyla başladı. Bu durum, 21. yüzyılın başlarında, Çin’in genişleyen orta sınıfı ve lüks markaların statü sembolü olarak ana akıma girmesiyle ivme kazandı. Sonuç olarak, kişisel ve deneyimsel lükse yılda 5.000 €’dan (5.900 $) az harcama yapan istekli tüketiciler, 2013 yılına kadar lüks harcamalarının %74’üne ulaşarak zirveye ulaştı.

Ancak, lüks tüketime hevesli müşterilerin lüks harcama payı, makroekonomik endişeler nedeniyle %60’a geriledi. BCG’ye göre, söz konusu müşteriler ayrıca enflasyon kaynaklı fiyat artışlarını haksız gördüklerini ve artık lükse dair daha düşük bir değer algısına sahip olduklarını söylüyor.

global luks
Lüks Markalar Hedef Müşterilerinden Uzaklaşmalı mı?

Veriler, Değer Algısı ve Miras Kavramının Lüks Tüketici Satın Alma Modellerini Etkileyebileceğini Gösteriyor

BCG anket verileri, hırslı müşterilerin yarısının ikonik veya zamansız parçalar satın almayı tercih ettiğini, dörtte üçünün ise paranın karşılığında olumsuz bir değer algısı nedeniyle satın alımdan vazgeçtiğini gösteriyor. BCG, “Bu davranış yalnızca ekonomik ihtiyatı değil, aynı zamanda lüksün bu segment için ne anlama geldiğinin daha derin bir şekilde yeniden tanımlanmasını da yansıtıyor.” diyor.

BCG, yüksek harcamalardaki yapısal baskılar göz önüne alındığında lüks markaların “en üst düzey veya “Para Ötesi” müşterilere, yani pazarın %1’inden azını oluştururken değerin %23’ünü üreten müşterilere odaklanmaları gerektiğini söyledi.

Lüks bir zamanlar az sayıda kişinin ilgi odağıydı. Ancak ölçeklenme yarışında, sektörün büyük bir kısmı ruhunu kaybetti ve ayrıcalıklı olmayı erişime, istikrarı ise oynaklığa tercih etti.”

BCG’ye göre, yıllık ortalama lüks harcamaları yaklaşık 360.000 € (425.000 $) olan üst düzey müşteriler, borsa performansından destek alarak ve genel dalgalanmalara karşı bağışıklık kazanarak “ters döngüsel” harcama yapma eğilimindedir. BCG’nin aktardığı veriler, üst düzey müşterilere yüksek oranda maruz kalan lüks markaların, son 12 ayda yüksek oranda talepkar tüketicilere maruz kalan markalardan önemli ölçüde daha iyi performans gösterdiğini göstermiştir.

BCG, üst düzey müşterilere daha iyi ulaşmak için lüks markalara, kaliteli ürünlere daha fazla odaklanarak daha kişiselleştirilmiş, samimi ve ayrıcalıklı bir deneyim sunmaya odaklanmalarını tavsiye ediyor.

Ozon Global, Türk İşletmelerinin Rusya ve BDT Pazarına Açılmasına Destek Olacak

Rusya’nın en büyük sınır ötesi e-ticaret platformu Ozon Global, Türk girişimcilere yönelik dördüncü İstanbul COM.E ON Forum 2025 etkinliğini 24 Eyül’de gerçekleştirecek. Forum, Türkiye ile Rusya arasındaki sınır ötesi e-ticaretin gelişim perspektiflerinin ele alınacağı önemli bir buluşma noktası olacak. Katılımcılar, Rusya ve BDT ülkelerinde 60,5 milyondan fazla aktif müşteriye sahip en büyük pazaryerlerinden biri olan Ozon’da işlerini nasıl etkili bir şekilde ölçeklendirebileceklerini öğrenecek.

Etkinlik kapsamında, Ozon Global Türkiye Genel Müdürü Hazal Maraş, platformun Türk satıcılarını desteklemek için uygulamaya koyduğu yenilikleri paylaşacak. Türkiye İhracaatçılar Meclisi (TİM) E-İhracat  Uzmanı Ali İhsan Bars’ın Türkiye-Rusya sınır ötesi e-ticaretinin geleceğini ele alacağı forumda, e-ticaret uzmanı Tuğer Akkaya da Türk ihracatının geleceğine dair değerlendirmelerde bulunacak. Ayrıca, Ozon Global Türkiye’de aktif olarak satış yapan girişimciler, Rus pazaryerinde başarılı satışın püf noktalarını katılımcılarla paylaşacak.

24 Eylül saat 10:30’da Şişli Marriott Hotel’de düzenlenecek etkinlikte katılım hem çevrim içi hem de yüz yüze formatta ücretsiz olacak. Etkinliğe katılmak için resmi web sitesi üzerinden önceden kayıt yaptırmak gerekiyor.

İstanbul COM.E ON Forum 2025, Ozon’un Türkiye’de düzenlediği dördüncü forum olacak. 2024 yılında yapılan etkinlik, ülkenin dört bir yanından 400’ün üzerinde girişimciyi bir araya getirmişti.

Ağustos 2022’de İstanbul ofisini açmasından bu yana Türk girişimcilerle iş birliğini aktif olarak geliştiren Ozon Global, Şubat 2025’ten itibaren Türk satıcıların ürünlerini sadece Rusya’da değil, Azerbaycan’da da satışa sunmalarına olanak tanıyor.

2025 yılının ikinci çeyreği itibarıyla platformdaki Türk satıcıların cirosu geçen yılın aynı dönemine göre 1,5 kat artarken, Türkiye’den Ozon’a verilen sipariş sayısı ikiye katlandı.

Maptriks Katkılarıyla Haftanın Mağaza Açılışları [15 – 19 Eylül]

maptriks magaza acilislari banner2
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [15 – 19 eylül] 18

Back to school alışverişinde ivmeler e-ticaret tarafında hareketli olsa da, mağazacılık tarafında beklenen etkiyi sektörde çok göstermedi. Özellikle moda tarafında sektörün hacim beklentisi yeteri kadar karşılanamadı. Kasım indirimleri hazırlıkları ise çoktan başladı.

Mağaza açılışları tarafında yatırımlar devam ediyor. Her hafta sektörden gelen bildirimlerle derlediğimiz Haftanın Mağaza Açılışları serimizin yeni sayısı ile sizlerleyiz.

İşte bu haftanın gerçekleşen mağaza açılışları

Beymen Club – Meydan AVM

beymen magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [15 – 19 eylül] 19

Beymen Club, Meydan AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın 70. mağazasını oluşturuyor.

Mango – Viaport İstanbul

mango magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [15 – 19 eylül] 20

Mango, Viaport İstanbul mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın New Med konseptli mağazası olarak açıldı.

Levis – Tersane İstanbul

levis magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [15 – 19 eylül] 21

Levis, Tersane İstanbul mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Tiffany & Tomato – Balat

tiffanny magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [15 – 19 eylül] 22

Tiffany & Tomato, Balat mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Hummel – Tersane İstanbul

hummel magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [15 – 19 eylül] 23

Hummel, Tersane İstanbul mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, aynı zamanda markanın HALO alt markasının Türkiye’deki ilk satış noktası oldu.

Hafız Mustafa 1864 – Tersane İstanbul

hafiz magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [15 – 19 eylül] 24

Hafız Mustafa 1864, Tersane İstanbul mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Penti – Tersane İstanbul

penti magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [15 – 19 eylül] 25

Penti, Tersane İstanbul mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Samsonite – Tersane İstanbul

samsonite magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [15 – 19 eylül] 26

Samsonite, Tersane İstanbul mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Evidea – Nissara AVM

evidea magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [15 – 19 eylül] 27

Evidea, Nevşehir Nissara AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Yargıcı – Tersane İstanbul

yargicis magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [15 – 19 eylül] 28

Yargıcı, Tersane İstanbul mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Ramsey – Tersane İstanbul

ramsey magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [15 – 19 eylül] 29

Ramsey, Tersane İstanbul mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

SuperCoff – Berlin

supercoff magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [15 – 19 eylül] 30

SuperCoff, Almanya Berlin mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Marka bir Türk girişimi olarak ilk mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Enflasyon Baskısına Rağmen Güçlü Bilanço: Mavi İlk Yarıda Marjlarını Yükseltti

Mavi, enflasyon muhasebesine göre düzenlenmiş 1 Şubat – 31 Temmuz 2025 tarihlerini kapsayan ilk altı aylık finansal sonuçlarını açıkladı. Enflasyonla mücadele politikalarının etkisinde geçen raporlama döneminde, yüksek bazının da etkisiyle, konsolide gelirleri bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 9 düştü ve 19 milyar 833 milyon TL olarak gerçekleşti. Şirket, zayıflayan tüketici talebine rağmen doğru planlama ve fiyatlama stratejisi ile brüt kâr marjını yüzde 51 üstündeki güçlü seviyesinde korudu.

İlk yarıyı 3 milyar 618 milyon TL FAVÖK ve yüzde 18,2 FAVÖK marjı ile tamamlayarak 1 milyar 17 milyon TL net kâr elde etti. Faaliyetlerinden nakit yaratmayı sürdürerek sağlam bilanço yapısını koruyan Mavi’nin, net nakit pozisyonu ise 4 milyar 450 milyon TL olarak gerçekleşti.

Mavi bugün, dünyada 33 ülkede 478 mağaza ve yaklaşık 4.000 satış noktasında müşterileriyle buluşuyor. İlk yarıda toplam gelirinin yüzde 70’i perakende, yüzde 20,6’sı toptan satışlar, yüzde 9,4’ü e-ticaretten geldi. Perakende, dijital ve omnichannel’daki yatırımlarına devam ederken, Türkiye’de ikinci çeyrekte perakende mağazalardaki satış adetleri yüzde 4,2 büyüdü.

Mavi, yılın ilk yarısında 763 bin yeni müşteri kazandı ve şirketin son bir yıldaki aktif müşteri sayısı 6 milyona, Mavi App kullanıcısı ise 4,9 milyon kişiye ulaştı. Türkiye jean pazarında lider konumunda olan Mavi, toplam hazır giyim pazarında ilk üçteki yerini ve casual giyimin ilk adresi konumunu korudu. Denimde inovasyona ve fit çeşitliliğine yaptığı yatırımlarla müşterinin yüzde 70’i tarafından jean denince akla gelen ilk marka olmaya devam etti.

“Etkili stratejimizle, sağlam bilanço yapımızı korumayı sürdürüyoruz”

enflasyon baskısına rağmen güçlü bilanço: mavi i̇lk yarıda marjlarını yükseltti

Mavi CEO’su Cüneyt Yavuz, Mavi’nin 2025 yılı ilk yarı performansıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:

“Değişken makroekonomik dinamiklere ve enflasyon ortamına rağmen, kendi kontrolümüzde olan konulara odaklanarak, güçlü bilanço yapımızı korumayı sürdürüyoruz. “Doğru ürün, doğru fiyat, premium kalite” üzerine kurguladığımız stratejimizle, Türkiye hazır giyim pazarının ilk üç markası arasındaki yerimizi güçlendiriyor ve pazar payımızı büyütüyoruz. Esnek tedarik zinciri, etkin ve verimli planlama, disiplinli stok ve işletme sermayesi yönetimiyle faaliyetlerimizden nakit ve net kâr yaratmaya, marjlarımızı yukarı yönlü taşımaya devam ediyoruz.”

“Yeni Kartuş Genç CRM programıyla; gençlere ve geleceğe yatırımla uzun vadeli sürdürülebilir büyümeye odaklıyız”

“Mavi’de her zaman genç kalmaya ve genç müşterilerle büyümeyi önceliklerimiz arasında görüyoruz. Yılda 1,5 milyon yeni müşteri kazanma hedefimize paralel bir şekilde, ilk yarıda 763 bin kişiyi Mavi müşterisi yaptık. İkinci çeyrek başında hayata geçirdiğimiz 25 yaş altındaki gençlerin beklenti ve ihtiyaçlarına özel tasarlanmış Kartuş Genç programı şimdiden 200 binin üzerinde üyeye ulaştı.”

“İklim kriziyle mücadeledeki kararlılığımızın onaylanmış olmasından mutluyuz” 

“Sürdürülebilirlik stratejimiz doğrultusunda çalışmalara hız kesmeden devam ediyoruz. İklim Değişikliği ve Su Güvenliği raporlarıyla CDP Global A listesine çift A notuyla girebilen ilk ve tek Türk hazır giyim şirketi olmanın yanı sıra, net zero sera gazı azaltım hedeflerimizin de Science Based Target initiative (SBTi – Bilimsel Temelli Hedefler girişimi) tarafından resmi olarak onaylandığını duyurmaktan mutluluk duyuyorum.”

Yıl sonu beklentileri güncellendi, kâr marjı yukarı yönlü revize edildi

İlk altı aylık finansal sonuçlar doğrultusunda, 2025 yılı beklentilerini revize eden Mavi, enflasyon muhasebesi hariç, yüzde 35 üstünde beklediği konsolide satış büyümesini tüketici talebindeki zayıf seyrin etkisiyle yüzde 30 olarak revize ederken, disiplinli fiyat ve gider yönetimi ve verimlilik odaklı stratejileri sayesinde FAVÖK marjı beklentisini 50 baz puan yükselterek yüzde 18’in üzerinde olacak şekilde güncelledi. Satış alanı büyümesinde ise yılı Türkiye’de 10 yeni mağaza açılışı ve 12 mağazada metrekare genişlemesi, Kuzey Amerika’da ise 8 yeni mağaza açılışıyla tamamlamayı planlıyor.

“Tüm belirsizliklere rağmen, doğru planlama, etkin stok ve fiyat yönetimi ile marjlarımızı çok iyi yönetiyoruz ve dolayısıyla FAVÖK marjı beklentimizi yukarı yönlü revize ediyoruz” açıklamasını yapan Cüneyt Yavuz, mağaza açılış hedeflerindeki düşüşün ise açılışı ertelenen AVM’ler nedeniyle gerçekleştiğinin altını çizdi ve “Buradaki planlarımızı güncelledik; yeni bir takvim dahilinde yeniden gündeme alacağız” dedi.

Avrupa’nın Pazarlama Devi, Türk Tüketicisinin Gözdesi: LIDL

Avrupa’nın en güçlü perakende zincirlerinden biri olan Lidl, 1930’larda Almanya’da toptan gıda satışıyla başlayan yolculuğunu, 1970’lerde indirim marketi konseptiyle taçlandırdı. “Her gün uygun fiyat” anlayışıyla öne çıkan Lidl, bugün 30’dan fazla ülkede 12.000’in üzerinde mağazasıyla Avrupa perakende sektörünün en büyük oyuncularından biri. Bu başarının arkasında etkili pazarlama stratejileri bulunuyor ve aynı stratejiler, Türk tüketicilerin Lidl’e yönelmesinde de önemli rol oynuyor.

lidl market

Lidl’in pazarlama stratejisi, sadelik, verimlilik ve fiyat avantajını merkeze alıyor. Mağaza tasarımı ve ürün yerleştirme süreçleri gereksiz maliyetleri azaltacak şekilde planlanıyor, ürünlerin kutularıyla birlikte raflara konulması lojistik ve işçilik giderlerini minimuma indiriyor. Bu yaklaşım, tüketiciye doğrudan uygun fiyat olarak yansıyor ve burayı diğer marketlerden farklılaştırıyor. Özel markalı ürünler, uygun fiyat ve yüksek kalite algısını bir araya getiriyor; organik ve sertifikalı sürdürülebilir ürünlerin raflarda yer alması ise güven unsurunu güçlendiriyor. Marketin bu stratejisi, ucuz ama kalitesiz algısını kırmayı başardı ve marka, Avrupa genelinde güvenilir ve ulaşılabilir alışverişin sembolü hâline geldi.

Türk Tüketicilerin Lidl Marketi Tercih Sebepleri

Avrupa‘daki Türk tüketiciler için Lidl, sadece bir market değil, alışveriş deneyiminde hem ekonomik hem de kültürel olarak tatmin sağlayan bir adres. Fiyat avantajı, özellikle yurt dışında yaşayan Türk ailelerin bütçesini dengelemeye yardımcı oluyor ve marketin ürünleri, diğer süpermarketlere kıyasla daha ulaşılabilir seçenekler sunuyor. Markanın sunduğu ürün çeşitliliği, Türk damak tadına hitap eden ürünlerle destekleniyor; baklava, börek, sucuk gibi özel kampanyalar ve “Türk haftası” konseptleri, alışverişi hem tanıdık hem de nostaljik bir deneyim hâline getiriyor.

6314ad464e3fe01a344b523f

Bunun yanı sıra helal ürün seçenekleri, Türk ailelerin güvenle alışveriş yapmasını sağlıyor ve marketin uzun vadeli tercih edilmesinde belirleyici oluyor. Markanın pratik ve toplu alışverişe uygun mağaza yapısı, haftalık ya da aylık gıda ihtiyaçlarını karşılamada büyük kolaylık sunuyor. Tüm bunların yanında, yıllar içinde kazanılan marka güvenilirliği ve kalite algısı, Türk tüketicilerin Lidl’i sık tercih etmesini pekiştiriyor.

Alışveriş Seyahatinin Ana Odağı

Hatta öyle ki seyahat ve tur şirketleri Lidl ziyareti içeren, günübirlik seyahatler düzenlemekte. Türklerin markete olan ilgisinden dolayı sık sık; ‘Türkiye’de ne zaman açılacak?’ soruları soruluyor. Henüz resmi bir görüşme veya adım yok. Fakat tüketiciler Avrupa’nın çoğu ülkesinde bulunan ve Rusya’da dahi şubesi bulunan bir market zincirinin, ülkemizde de faaliyet göstermesini bekliyor.

Lidl’in pazarlama süreçleri ve tüketici odaklı yaklaşımı, Türklerin ilgisini çeken başlıca unsurlar oldu. Uygun fiyat, kültürel çeşitliliğe uyum ve güvenilir ürün politikası, markayı sadece Avrupa’da değil, Türkler arasında da özel bir konuma taşıyor. Aynı zamanda marka UEFA Avrupa Ligi ve Konferans Ligi organizasyonlarına da sponsor olarak bulunuyor.

Konsept Dükkanlar ve Yaratıcı Pazarlamanın Merkezi: Japonya

Japonya tarihi, yemek kültürüyle olduğu kadar, restoran ve dükkan konseptleriyle de dünyada benzersiz bir konuma sahip. Tokyo, Osaka, Kyoto gibi şehirlerde sıradan restoranlar yerine, deneyim odaklı, temalı ve sıra dışı yemek konseptleri sunan mağazalar görmek mümkün. Japonya’da yemek yemek sadece karın doyurmak değil; aynı zamanda bir kültür ve eğlence deneyimi haline geliyor. Japonya’da yemek konseptli mağazaların en dikkat çekeni, temalı restoranlar ve kafeler.

japonya kafe

Örneğin Tokyo’nun Harajuku ve Akihabara bölgelerinde anime ve manga karakterleri temalı kafeler oldukça popüler. Ziyaretçiler, sadece yiyecek ve içecek almakla kalmıyor; aynı zamanda karakterlerle bütünleşmiş dekorasyon ve etkinlikler sayesinde unutulmaz bir deneyim yaşıyor. Aynı zamanda klasik ve modern dokularla tasarlanan dükkanlar da, Japon halkının ilgisini ve beğenisini çekiyor.

Japonya’daki Konseptli Tasarımlar

Osaka ve Tokyo’daki bazı mekanlarda robot garsonlar siparişi getiriyor, animatronik karakterler ise gösteriler sunuyor. Bu tür restoranlar, yemek yemenin ötesinde teknolojik bir deneyim sunuyor. Bu tür restoranlar, yemek yemenin ötesinde teknolojik bir deneyim sunuyor. Ayrıca Japonya’da yemek + alışveriş deneyimini birleştiren mağazalar da bulunuyor. Örneğin bazı butik kafe-mağazalarda kahve içerken, özel olarak seçilmiş çikolatalar veya tatlılar satın alınabiliyor. Bu mekanlar, gastronomiyi alışverişle birleştirerek ziyaretçilere hem tat hem de görsel bir şölen sunuyor.

make a reservation to
konsept dükkanlar ve yaratıcı pazarlamanın merkezi: japonya 36

Ülkede sadece konseptli büyük restoranlar değil, minimalist ama sıra dışı yemek dükkanları da dikkat çekiyor. Örneğin, tek ürün üzerine uzmanlaşmış restoranlar, sadece ramen, takoyaki, sushi veya özel bir tatlı çeşidine odaklanıyor. Bu yaklaşım, hem ürün kalitesini artırıyor hem de müşterilere derinlemesine bir gastronomik deneyim sunuyor.

Bunun yanı sıra gece açık mini restoranlar ve street food konseptli dükkanlar, şehir hayatının ritmine uyum sağlıyor. Küçük tezgahlarda satılan yenilikçi ve yaratıcı atıştırmalıklar, hem turistler hem de yerel halk için büyük ilgi çekiyor. Özellikle Kyoto ve Osaka sokaklarında, tatlı ve tuzlu atıştırmalıkların yanı sıra, geleneksel Japon yemeklerinin modern sunumları görülebiliyor.

Japonya’da bazı mekanlarda yemek yemek neredeyse bir performans sanatına dönüşüyor. Örneğin teppanyaki restoranları, şeflerin yemek hazırlama sürecini izleyebileceğiniz interaktif bir deneyim sunuyor. Bazı sushi barlarda ise şefler, müşteriyle birebir iletişim kurarak hem sunum hem de tat deneyimini kişiselleştiriyor.

Yemek Konseptleri ile Alışveriş ve Deneyim Birleşiyor

Japonya’daki farklı yemek konseptli mağazalar, gastronomiyi eğlence ve deneyimle birleştiriyor. Temalı kafeler, robot restoranlar, tek ürün uzmanlaşmış mekanlar ve sokak yemekleri, Japonya’nın yemek kültürünü ziyaretçilere unutulmaz bir şekilde sunuyor.

Japonya’yı ziyaret edenler, bu mekanlarda sadece yemek yemekle kalmayıp, kültür, teknoloji ve görselliği bir arada deneyimleme şansı yakalıyor. Bu tür dükkanlara, mağazalara olan ilgi; pazarlamanın ve stratejinin önemini gözler önüne seriyor.

Çinli Markaların Küresel Yükselişi ve Türkiye Pazarındaki Etkileri

Son yıllarda Çin merkezli markalar yalnızca üretim gücüyle değil, aynı zamanda tasarım, teknoloji ve lojistik becerileriyle de küresel pazarın dinamik oyuncuları haline geldi. Özellikle otomotiv, hızlı moda, elektronik ve e-ticaret sektörlerinde bu yükseliş çok daha görünür hale geldi. Çinli markaların bu çıkışının arkasında devlet destekli yatırımlar, agresif fiyatlandırma politikaları, dijital altyapının güçlü kullanımı ve esnek tedarik zincirleri yer alıyor. Bu küresel yayılım, kaçınılmaz olarak Türkiye’yi de etkiliyor.

çinli markalar
beijing central business district, mix of offices and apartments

Otomotiv sektöründe bu değişim en net şekilde görülüyor. Çinli elektrikli araç üreticisi BYD, dünya genelinde milyonları aşan satış rakamlarına ulaşmasının ardından Türkiye’ye de yatırım yapma kararı aldı. Manisa’da kurulacak olan 1 milyar dolarlık fabrika ile BYD, Türkiye’de yılda 150 bin elektrikli araç üretmeyi hedefliyor. Yalnızca üretim değil, aynı zamanda bir araştırma ve geliştirme merkezinin de kurulması planlanıyor. Bu yatırımın Türkiye’ye kazandıracağı istihdam, teknolojik bilgi transferi ve otomotiv yan sanayisinin gelişimi oldukça önemli. Çin’in bir başka otomotiv devi olan Chery ise Samsun’da benzer bir yatırım planını devreye almayı hedefliyor. Bu iki yatırım, Türkiye’nin yalnızca bir tüketici pazarı değil, Çinli markalar için bir üretim üssü ve Avrupa’ya açılan stratejik bir köprü olarak da görüldüğünü gösteriyor.

Türkiye Pazarında Çinli Markalar

Çinli markaların Türkiye pazarına etkisi çok yönlü bir yapıya sahip. Otomotiv sektöründeki yatırımlar yalnızca ekonomik büyüklük açısından değil, aynı zamanda stratejik dönüşüm anlamında da büyük önem taşıyor. Türkiye, Avrupa Birliği ile olan Gümrük Birliği ilişkisi sayesinde, Çinli üreticiler için Avrupa’ya erişim sağlayan cazip bir merkez haline geliyor. Bu sayede Çinli markalar, Avrupa pazarına doğrudan ihracat yaparken hem maliyet avantajı elde ediyor hem de yerel üretim sayesinde vergisel teşviklerden faydalanabiliyor. Türkiye’nin genç iş gücü, gelişmiş yan sanayi altyapısı ve güçlü otomotiv kültürü de bu yatırımları destekleyen faktörler arasında.

byd çinli markalar
çinli markaların küresel yükselişi ve türkiye pazarındaki etkileri 39

Ancak bu gelişmelerin yalnızca olumlu yanları yok. Çinli otomobil markalarının agresif fiyat politikaları, pazardaki diğer oyuncular için ciddi bir rekabet baskısı oluşturuyor. Avrupa ve Japon menşeli markalar, servis ağı, marka güvenilirliği ve satış sonrası hizmetler açısından güçlü olsalar da, Çinli rakiplerinin sunduğu düşük fiyatlı ve teknolojik olarak donanımlı modellerle mücadele etmekte zorlanabiliyorlar. 2025’in ilk yedi ayında Çinli markaların Türkiye’deki araç satışları ciddi oranda arttı. Örneğin BYD’nin yıllık satış büyüme oranı yüzde 1600’ü aştı. Bu, yalnızca kısa vadeli bir artış değil; Türkiye’deki tüketici alışkanlıklarının da değişmeye başladığını gösteren önemli bir gösterge.

Buna karşılık, Çinli markaların Türkiye pazarında kalıcı olabilmesi için bazı engelleri aşmaları gerekiyor. Bunların başında satış sonrası hizmet ağı yetersizliği geliyor. Tüketiciler yalnızca uygun fiyatlı araç ya da ürün istemiyor; aynı zamanda yedek parça, garanti, servis hizmetleri gibi unsurlarda da güven arıyor. Çinli firmaların bu konuda hâlâ ciddi eksikleri bulunuyor. Ayrıca, Türkiye’de zaman zaman artan gümrük vergileri, yerli üretim teşvikleri ve ithalat düzenlemeleri de bu markaların pazardaki hareket alanını daraltabiliyor.

Agresif Rekabet Ortamı Yaratılıyor

Hızlı moda ve e-ticaret alanında da benzer bir ikilem söz konusu. Çinli markalar fiyat avantajı sunsa da, tüketicinin bilinçlenmesiyle birlikte etik üretim, sürdürülebilirlik ve çevresel etki gibi kriterler ön plana çıkmaya başladı. Özellikle Avrupa Birliği, bu konuda düzenlemelerini sıkılaştırırken, Türkiye’deki tüketici kitlesinin de bu farkındalığa eriştiği gözleniyor. Shein gibi markaların “sahte indirim” uygulamaları ya da üretim koşulları konusunda karşılaştıkları eleştiriler, bu markaların Türkiye’deki imajlarını da etkileyebiliyor. Ayrıca, yerli moda markaları açısından bu agresif rekabet ortamı ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu durum, Türkiye’nin e-ticaret düzenlemelerinde Çinli firmalara yönelik önlemler almasını da beraberinde getirebilir.

Sonuç olarak, Çinli markaların yükselişi hem küresel düzeyde hem de Türkiye özelinde önemli bir dönüşümü işaret ediyor. Bu markaların sunduğu fiyat, üretim ve lojistik avantajları, onları tüketici nezdinde cazip kılıyor. Ancak sürdürülebilir başarı için sadece düşük fiyat sunmak yeterli değil. Kalite, güven, etik üretim, servis ağı gibi faktörlerde de güçlü adımlar atılması gerekiyor.

Türkiye açısından bakıldığında, bu gelişmeler bir yandan doğrudan yabancı yatırımlar ve ekonomik fırsatlar anlamına gelirken, diğer yandan yerel üreticiler ve markalar için ciddi bir rekabet ortamı yaratıyor. Gelecekte bu dinamiklerin nasıl şekilleneceği, büyük ölçüde Çinli markaların adaptasyon gücüne ve Türkiye’nin regülasyon politikalarına bağlı olacak.