Ana Sayfa Blog Sayfa 77

Subway’in 10 Yıllık Daralması Ne Anlama Geliyor? Daha Az Mağaza, Daha Güçlü Lokasyon Stratejisi

Subway, ABD operasyonlarında küçülmeye devam ederken, bu süreci klasik bir geri çekilmeden çok “stratejik yeniden konumlanma” olarak tanımlıyor. Marka, yalnızca 2025 yılında ABD’de 729 mağaza kapattı. Böylece şirket, üst üste 10. yıl mağaza sayısında düşüş yaşamış oldu. 2016’dan bu yana kapanan toplam mağaza sayısı ise 8.345’e ulaştı. Ancak şirket yönetimine göre burada temel amaç küçülmek değil; daha sürdürülebilir ve verimli bir mağaza ağı oluşturmak.

“Her Yerde Olmak” Modeli Yerini Verimlilik Odaklı Yapıya Bırakıyor

Subway’in açıklamalarında öne çıkan en kritik ifade “right locations” yani doğru lokasyonlar oldu. Şirket, artık yalnızca yaygın mağaza ağına sahip olmayı değil; görünürlüğü yüksek, operasyonel olarak güçlü ve franchise yapısını uzun vadede destekleyebilecek noktaları önceliklendiriyor. Özellikle hızlı servis restoran sektöründe önemli bir dönüşümü yansıtıyor: Mağaza sayısı tek başına büyüme göstergesi olmaktan çıkıyor. Perakende ve yeme-içme sektöründe artık önemli olan, lokasyon başına yaratılan verimlilik ve sürdürülebilir performans.

Doygun Pazarda Optimizasyon Dönemi

Subway hâlâ ABD’nin en yaygın restoran zinciri konumunda. Marka, mağaza sayısında Starbucks ve McDonald’s’ın önünde yer alıyor. Ancak doygunluğa ulaşmış pazarlarda agresif yayılım stratejisinin sınırlarına gelinmiş durumda. Özellikle düşük performanslı mağazaların marka algısını ve franchise ekonomisini baskılaması, optimizasyon ihtiyacını artırıyor. Subway’in son dönemdeki hamleleri, büyümeden çok ağ kalitesini artırmaya odaklanıyor.

ABD’de Kapanış, Globalde Açılış

subwayyy

ABD tarafında daralma sürerken, Subway’in uluslararası operasyonlarında tam tersi bir tablo görülüyor. Marka, 2025 yılı içinde dünya genelinde 1.000’den fazla yeni mağaza açtı ve 12.000 yeni lokasyon için anlaşma yaptığını açıkladı.

Bu da şirketin büyüme stratejisinde coğrafi ağırlığın değiştiğini gösteriyor. Olgun pazarlarda optimizasyon, gelişmekte olan pazarlarda ölçeklenme. Subway böylece ABD’de verimlilik odaklı bir dönüşüm yürütürken, uluslararası pazarlarda agresif büyümeyi sürdürüyor.

Değer Menüsü ile Talep Tarafında Yeni Hamle

Şirketin dönüşümü yalnızca mağaza ağıyla sınırlı değil. Subway aynı zamanda fiyat hassasiyeti artan tüketici davranışına karşı yeni bir değer menüsü stratejisi de geliştiriyor. 5 dolar altı 15 üründen oluşan yeni menü, özellikle ekonomik baskının yoğun olduğu dönemde tüketiciyi yeniden çekmeyi hedefliyor. Bu yaklaşım, hızlı servis restoran sektöründe fiyat-performans rekabetinin daha da sertleştiğini gösteriyor.

Yeni Perakende Gerçeği: Daha Büyük Ağ Değil, Daha Güçlü Ağ

Subway’in son yıllardaki mağaza kapanışları, yüzeyde küçülme gibi görünse de aslında daha geniş bir dönüşümün parçası. Yeni dönemde mesele daha fazla mağaza açmak değil;
daha doğru mağaza ağı kurabilmek. Bu da perakende ve restoran sektöründe yeni başarı kriterini ortaya koyuyor: Nicelik değil, lokasyon kalitesi ve operasyonel sürdürülebilirlik.

Victoria’s Secret’te Adore Me Alarmı: 120 Milyon Dolarlık Değer Kaybı Dikkat Çekti

Victoria’s Secret & Co.,2023 yılında 400 milyon dolara satın aldığı Adore Me yatırımıyla ilgili önemli bir finansal darbe aldı. Şirket, 2025 mali yılı sonuçlarında Adore Me’ye bağlı bazı varlıklar için 120 milyon dolarlık değer düşüklüğü (impairment) gideri yazdığını açıkladı. Bu gelişme, dijital büyüme odaklı satın almaların perakendede her zaman sürdürülebilir değer yaratmadığını bir kez daha ortaya koydu.

Şirketin faaliyet kârı yıllık bazda 39 milyon dolar gerileyerek 271 milyon dolara düşerken; bu düşüşte Adore Me kaynaklı tek seferlik zarar kalemi belirleyici oldu. İlginç olan ise aynı dönemde şirketin brüt kârının 100 milyon dolar artması ve toplam satışların %5 büyüyerek yaklaşık 6,6 milyar dolara ulaşması. Başka bir ifadeyle marka operasyonel olarak büyürken, satın alma sonrası entegrasyon ve iş modeli optimizasyonu tarafında ciddi kırılmalar yaşanıyor.

Dijital Satın Almaların Gerçek Sınavı Başladı

adore me ve victoria secret

Sorunun merkezinde ise Adore Me çatısı altındaki online stil danışmanlığı servisi DailyLook bulunuyor. Victoria’s Secret, yılın son çeyreğinde DailyLook’u bağımsız olarak stratejik incelemeye alma kararı sonrası Adore Me’nin nakit akışı projeksiyonlarını yeniden değerlendirdi. Yapılan analizlerde markanın gelecekte yaratacağı tahmini nakit akışlarının, bilanço üzerindeki taşıdığı değerin altında kaldığı görüldü.

Daha kritik detay ise şirketin bazı Adore Me varlıklarının “nominal” değere gerilediğini açıklaması oldu. Bu ifade, satın alma sırasında yaratılan büyüme beklentisinin bugün finansal olarak büyük ölçüde eridiğine işaret ediyor.

Abonelik Modelinden Sadakat Programına Geçiş

  • Intimates odaklı abonelik modelini sonlandırdı
  • Sistemi sadakat programına dönüştürdü
  • Meksika’daki dağıtım merkezini kapatma kararı aldı
  • Tüm operasyonları yeniden ABD’ye taşıdı

Bu hamleler, yalnızca maliyet optimizasyonu değil; aynı zamanda son yıllarda agresif şekilde büyüyen “subscription commerce” modelinin yeniden sorgulandığını gösteriyor.

Perakendede Yeni Dönem: Satın Alma Yetmiyor, Entegrasyon Kazandırıyor

Pandemi sonrası dönemde birçok büyük perakendeci dijitalleşme hızını artırmak için DTC, yapay zekâ, kişiselleştirme ve abonelik temelli markalara yüksek değerlemelerle yatırım yaptı. Ancak sektör artık satın alma haberlerinden çok, bu yatırımların ne kadar sürdürülebilir büyüme üretebildiğine odaklanıyor. Victoria’s Secret örneği, özellikle moda ve lifestyle perakendesinde şu kritik gerçeği yeniden gündeme taşıyor:

Bir markayı satın almak ile onu ölçeklenebilir biçimde entegre etmek artık tamamen farklı iki uzmanlık alanı. Özellikle müşteri edinme maliyetlerinin yükseldiği, sadakat dinamiklerinin değiştiği ve dijital reklam verimliliğinin düştüğü yeni dönemde; yalnızca teknoloji veya genç müşteri kitlesi satın almak yeterli olmuyor. Perakendeciler artık operasyonel uyum, veri entegrasyonu ve sürdürülebilir kârlılık tarafında daha sert sınavlardan geçiyor.

Kadın Girişimciler İyi İşler Festivali’nde Buluştu!

Boyner Grup KAGİDER işbirliğiyle perakendede kadın gücünü artırmak hedefiyle hayata geçirilen İyi İşler programı 11. eğitim  dönemini tamamladı. Boyner Grup’un 2015’te başlattığı ve KAGİDER iş birliğiyle 10 yıldır devam eden ‘İyi İşler’ programı 2026 yılının ilk mezunlarını verdi. Kadın girişimcilerin sürdürülebilir iş modelleri ile işletme kapasitelerini artırmalarını desteklemek amacıyla hayata geçirilen ‘İyi İşler’ projesinde 32 kadın iş modellerini geliştirmek üzere eğitimlerini tamamlayarak mezun olurken, ‘İyi İşler’ projesinden mezun olan girişimcilerin sayısı  220’ye ulaştı. Mezuniyet töreni kapsamında gerçekleşen ve geleneksel hale gelen  “İyi İşler Festivali” etkinliğinde ise “İyi İşler” mezunu olan kadın girişimciler bir araya gelerek ürünlerinin tanıtım ve satışını gerçekleştirdi.

Program kapsamında 9 hafta boyunca yoğun bir eğitim sürecinden geçen girişimciler; finansal okuryazarlıktan pazarlamaya kadar 21 farklı başlıkta uzmanlardan eğitim aldılar. Bu kapsamlı müfredatla işlerini büyütme yolunda stratejik donanım kazanan kadınlar, sertifikalarını festival kapsamında teslim aldılar.

“Bugün geldiğimiz noktada, 220 kadın girişimcinin bu programdan mezun olduğunu ve kendi başarı hikâyelerini yazdığını görmek bizim için sadece bir başarı değil; aynı zamanda büyük bir sorumluluk.” diyen Boyner Grup İcra Kurulu Üyesi, Strateji ve İş Geliştirme Başkan Yardımcısı & Hopi CEO’su Elif Ateşok Şatıroğlu şunları söyledi: “İyi İşler Programı hiçbir zaman yalnızca bir eğitim süreci olmadı. Bu program; bilginin, deneyimin ve dayanışmanın bir araya geldiği bir gelişim yolculuğu oldu. Çünkü bu programın en güçlü yanı, birlikte öğrenen ve birlikte büyüyen kadınların oluşturduğu o eşsiz dayanışma ağı. 10 yılı aşkın bu yolculukta bizler Boyner Grup olarak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sizlerin yanında olmaya; ürünlerinizi, hikâyelerinizi ve başarılarınızı daha geniş kitlelerle buluşturmaya devam edeceğiz. Bugün sertifikalarını alan 32 yeni mezunumuzun bu belgelerle var olan güçlerini artık daha büyük hedeflere taşıyacaklarına yürekten inanıyorum.”

Kadınların gücü, daha eşit ve güçlü bir geleceğin anahtarı

KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu: “Kadınların hayallerini gerçeğe dönüştürdüğü her adım, bireysel bir başarı değil; daha eşit, daha kapsayıcı ve daha güçlü bir geleceğin inşası anlamına geliyor. ‘İyi İşler’ programı da tam bu noktada, kadın girişimcilerin potansiyelini açığa çıkaran ve onları sürdürülebilir başarıya taşıyan çok değerli bir yolculuk sunuyor. Bugün mezun olan 32 kadın girişimcimizin her biri; cesaretleri, emekleri ve kararlılıklarıyla kendi işlerini büyütmekle kalmayacak, başka kadınlara da ilham verecek. 11 yılda 220 kadın girişimciye ulaşmış olmak, bu yolculuğun ne kadar güçlü ve anlamlı bir etki yarattığının en somut göstergesi. İyi İşler Festivali ise bu dayanışmayı görünür kılan, kadınların birbirinden güç aldığı çok özel bir buluşma noktası. KAGİDER olarak, kadınların ekonomik hayatta daha güçlü, daha görünür ve daha sürdürülebilir şekilde var olmaları için çalışmaya ve bu etkiyi birlikte büyütmeye kararlılıkla devam edeceğiz.”

Perakende Medya, Markaların Yeni Büyüme Motoruna Dönüşüyor

0

Perakende Medya Zirvesi 2026, Türkiye’de perakende medya ekosisteminin en kapsamlı buluşmalarından birine sahne oldu.

Bi’Sektör tarafından bu yıl üçüncü kez gerçekleştirilen Perakende Medya Zirvesi, DasDas Ataşehir’de perakendecileri, markaları, ajansları, teknoloji şirketlerini ve global reklam platformlarını aynı sahnede buluşturdu. Zirve, perakende medyanın artık yalnızca büyüyen bir reklam alanı değil, doğrudan iş sonuçları üreten stratejik bir büyüme modeli haline geldiğini ortaya koydu.

perakende medya, markaların yeni büyüme motoruna dönüşüyor

“IMPACT” temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte; verinin gerçek iş sonuçlarına dönüşmesinden satın alma anındaki medya etkisine, fiziksel ve dijital temas noktalarının birleşiminden yeni nesil reklam teknolojilerine kadar perakende medyanın geleceğini şekillendiren başlıklar gün boyunca ele alındı.

Zirvede öne çıkan ortak mesaj ise netti: Perakende medya artık yalnızca erişim değil; etki, ölçümleme ve karar anı odaklı yeni bir medya ekonomisi yaratıyor.

Adform’un Connected TV çözümleriyle ekranlar arası ölçümleme yaklaşımı ve Octopus’un fiziksel mağazaları dijital dünya gibi ölçülebilir hale getiren teknolojisi, perakende medyanın yalnızca görünürlük değil, doğrudan satış etkisi yaratan bir yapıya dönüştüğünü ortaya koydu.

Perakendeci tarafında ise A101’in MEDYA101 yapılanması, Yemeksepeti’nin uygulama içi medya çözümleri ve Hepsiburada’nın HepsiAd yaklaşımı; perakende oyuncularının artık yalnızca ürün satan değil, aynı zamanda kendi medya envanterini yöneten yapılara dönüştüğünü gösterdi.

Amazon Ads’in global veri ekosistemi ve çoklu reklam çözümleriyle sunduğu ölçeklenebilir model dikkat çekerken; Unilever, Philips, Evyap ve PepsiCo gibi markalarla paylaşılan örnekler, veri entegrasyonunun doğrudan satış performansına etkisini ortaya koydu.

bisektor 3

GoWit moderasyonunda gerçekleşen panellerde Teknosa, CarrefourSA, Koçtaş ve Beymen gibi markalar; perakende medyanın yeni nesil gelir modeli potansiyelini ve birinci parti verinin stratejik önemini farklı perspektiflerden değerlendirdi.

Hopi’nin veri odaklı pazarlama yaklaşımı, Qumpara’nın offline ROI ölçümleme modeli ve Awarion’un programatik dijital açıkhava çözümleri ise perakende medyanın artık mağaza içi ekranlardan mobil uygulamalara, şehir ekranlarından alışveriş ve eğlence merkezlerine kadar uzanan çok kanallı bir yapıya dönüştüğünü gösterdi.

IAB Türkiye’nin standartlaşma ve ölçümleme vurgusu da sektörün önümüzdeki dönemde daha şeffaf, karşılaştırılabilir ve sürdürülebilir bir yapıya evrileceğine işaret etti.

Perakende Medya Zirvesi 2026 boyunca ortaya çıkan ortak tablo ise sektör adına önemli bir dönüşümü işaret etti:

Perakende medya artık bir iletişim kanalı değil; markaların tüketiciyle karar anında buluştuğu, ölçülebilir ve doğrudan iş sonucu üreten yeni nesil bir büyüme motoru.

Ray-Ban’ın New York’taki İlk Deneyimsel Konsept Mağazasına Bakış

Ray-Ban, New York Soho’da açtığı ilk deneyim odaklı konsept mağazası “Ray-Ban House” ile fiziksel perakendede yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Marka, yeni alanını yalnızca ürün satılan bir mağaza olarak değil; kültür, topluluk ve deneyim ekseninde kurgulanan çok katmanlı bir yaşam alanı olarak konumlandırıyor. Bu hamle, özellikle moda ve lifestyle markalarının fiziksel mağazaları yeniden tanımladığı dönemde dikkat çekici bir örnek olarak öne çıkıyor. Çünkü artık mağazaların temel amacı yalnızca satış yapmak değil; markayla bağ kurdurmak.

Mağaza Değil, “Neighborhood Hub”

rayban10

Ray-Ban House’un en dikkat çekici tarafı, klasik flagship mantığından uzaklaşması. Marka, bu alanı bir alışveriş noktası olmanın ötesinde “mahalle buluşma noktası” olarak tasarlıyor. Soho’nun yaratıcı kültüründen ilham alan mağaza; ürün keşfi, etkinlikler, iş birlikleri ve topluluk deneyimlerini aynı çatı altında topluyor. Böylece fiziksel alan, tüketicinin yalnızca alışveriş yaptığı değil, zaman geçirdiği ve sosyal bağ kurduğu bir merkeze dönüşüyor. Perakendede önemli bir dönüşümü işaret ediyor: Foot traffic artık kampanyayla değil, kültürel çekim gücüyle yaratılıyor.

Deneyimsel Perakende: Satıştan Çok Etkileşim

Ray-Ban’in mağaza açılışını Met Gala after party’siyle gerçekleştirmesi ve etkinlikte JENNIE ile Oscar and the Wolf gibi isimlere yer vermesi, markanın mağazayı nasıl konumlandırdığını net şekilde gösteriyor. Burada mağaza, ürün vitrini olmaktan çok kültürel bir sahneye dönüşüyor. Moda, müzik ve lokal topluluk dinamikleri aynı deneyim içinde birleşiyor.

Fiziksel Perakendenin Yeni Rolü: Topluluk İnşa Etmek

raybann

Ray-Ban House’un stratejisi, fiziksel mağazaların geleceğine dair daha büyük bir dönüşümün parçası. Dijitalleşmenin hızlandığı dönemde markalar artık mağazaları işlem noktası değil, topluluk oluşturma aracı olarak görüyor. Etkinlikler, iş birlikleri, içerik üretimi ve sosyal deneyimler; fiziksel mağazaların temel fonksiyonlarından biri haline geliyor. Bu nedenle yeni nesil mağaza modeli şu soruya odaklanıyor: “Tüketici neden buraya gelmek istesin?”

Soho Etkisi: Lokasyon Artık Marka Hikâyesinin Parçası

Ray-Ban’in Soho tercihi de stratejik bir anlam taşıyor. Çünkü bu bölge yalnızca yüksek trafik sunan bir alışveriş noktası değil; aynı zamanda yaratıcı kültür ve şehir kimliğiyle özdeşleşmiş bir lokasyon. Mağazanın yalnızca fiziksel konum değil, marka anlatısının bir uzantısı haline geldiğini gösteriyor.

Perakendede Yeni Denklem: Ürün + Kültür + Topluluk

rayban9

Ray-Ban House, deneyimsel perakendenin geldiği yeni noktayı özetleyen güçlü örneklerden biri. Artık fiziksel mağazalar yalnızca ürün sergileyen alanlar değil; kültür üreten, topluluk oluşturan ve markayı yaşatan deneyim merkezleri haline geliyor. Bu dönüşüm, özellikle moda ve lifestyle markaları için geleceğin rekabet alanını da netleştiriyor: Daha fazla mağaza açmak değil, daha güçlü deneyim alanları yaratmak.

Karaca, “For All” Serisi ile Sofra Deneyimini “Eşit”liyor

Karaca, farklı fiziksel ihtiyaçlara sahip bireylerin günlük yaşamını kolaylaştırmayı hedefleyen yeni ürün serisi “For All”ı duyurdu. Marka, özellikle sofra deneyiminde karşılaşılan zorluklara odaklanan bu seriyle, aynı masada herkes için daha eşit ve erişilebilir bir deneyim sunmayı amaçlıyor.

Geniş ürün portföyüyle kullanıcı deneyimini odağına alan Karaca, “For All” serisiyle titreme, kavrama güçlüğü veya uzuv eksikliği gibi durumlarda yemek yeme sürecini daha konforlu ve güvenli hale getirmeyi hedefliyor. Seri, kapsayıcı tasarım yaklaşımıyla geliştirilmiş ürünleri bir araya getirerek, farklı ihtiyaçlara pratik çözümler sunuyor.

karaca 2 jpg
karaca, “for all” serisi ile sofra deneyimini “eşit”liyor 11

Kapsayıcı tasarım odakta

“For All” serisi; dökülme önleyici tabak ve kase, yemek yemeye yardımcı çatal, kaşık ve bıçak ile içecek kabından oluşuyor. Her bir ürün, kullanıcıların bağımsız hareket edebilmesini destekleyecek şekilde tasarlandı. Vantuzlu tabanıyla yüzeye sabitlenebilen dökülme önleyici tabak, yemek sırasında kayma ve dökülme riskini azaltarak özellikle tek elle kullanımda güvenli bir deneyim sağlıyor. Benzer şekilde güçlü taban yapısına sahip kase de yemeğin kontrolünü artırarak daha rahat bir kullanım sunuyor.

Seride yer alan yardımcı çatal, ayarlanabilir kayışı ve bükülebilir yapısıyla kullanıcının eline uyum sağlayarak kavrama güçlüğü yaşayan bireyler için kontrolü artırıyor. Elin doğal hareketini destekleyen yardımcı kaşık, sınırlı el ve bilek hareketine sahip kullanıcılar için konforu yükseltirken; bükülebilir saplı yardımcı bıçak, kesme işlemini minimum eforla mümkün kılıyor. Çift kulplu ve sızdırmaz silikon kapaklı içecek kabı ise özellikle el kontrolünde zorluk yaşayan ya da yutma güçlüğü bulunan bireyler için daha güvenli bir içim deneyimi sunuyor.

Sofrada bağımsızlık ve güven

karaca jpg 2

Karaca’nın geliştirdiği bu seri, yalnızca fiziksel kolaylık sağlamayı değil; kullanıcıların sofrada bağımsız ve özgüvenli bir şekilde yer almasını da desteklemeyi hedefliyor. Ürünlerin tasarımında güvenlik, ergonomi ve kullanım kolaylığı temel kriterler olarak öne çıkıyor.

Sosyal fayda odağında bir yaklaşım

“For All” serisi, markanın sosyal sorumluluk vizyonunun da bir yansıması olarak konumlanıyor. Karaca, kapsayıcı tasarımı yalnızca ürün geliştirme sürecinin bir parçası değil, toplumsal eşitliğe katkı sağlayan bir yaklaşım olarak ele alıyor.

Günlük yaşamın en temel ritüellerinden biri olan sofrada herkesin eşit koşullarda yer alabilmesi gerektiği fikrinden hareketle geliştirilen seri, sosyal hayata katılımı desteklemeyi ve bireylerin yaşam kalitesini artırmayı amaçlıyor. Karaca, “For All” ile yalnızca yeni bir ürün grubu sunmakla kalmıyor; aynı zamanda sofrada eşitlik fikrini güçlendiren kapsayıcı bir tasarım anlayışını da gündeme taşıyor.

“Amacımız, sofrada mutluluğu artırmak”

karaca23343

Etkinlik öncesi Marketing Türkiye’ye değerlendirmelerde bulunan Karaca Uluslararası Genel Müdürü Ömer Barbaros Yiş, şu ifadeleri kaydetti: “İş hayatında çoğunlukla hedefler ve performans göstergeleri üzerinden ilerliyoruz. Ancak bunun yanında “gönül performansı”nın da en az bu başlıklar kadar önemli olduğuna inanıyorum. Zamanımızın büyük bölümünü geçirdiğimiz iş hayatında, topluma ne kadar fayda sağlayabildiğimiz de yaptığımız işin değerini belirliyor. Bu açıdan bakıldığında “For All” serisi, bizim için özel bir yerde duruyor; gerçekten gönül verdiğimiz ve hayata geçmesinden büyük mutluluk duyduğumuz bir proje. Projenin başlangıcında bu ürünlere erişimin daha kolay olacağını düşünmüştük. Ancak süreç içinde bunun pek de öyle olmadığını gördük. Özellikle üretim tarafında seçeneklerin oldukça sınırlı olduğunu fark ettik; Çin’de yalnızca iki üreticiye ulaşabildik. Ayrıca bu tür ürünlerin genellikle medikal mağazalarda satıldığını, estetik açıdan ise oldukça sınırlı bir tasarım diline sahip olduğunu gözlemledik. Çoğunlukla hastane ekipmanlarını çağrıştıran, standart ve soğuk renklerle üretilmiş ürünlerdi.

Bu noktada ekip arkadaşlarımız önemli bir rol üstlendi. Mevcut ihtiyaçları, Karaca’nın tasarım yaklaşımıyla birleştirerek daha estetik ve kullanıcı dostu bir seri ortaya çıkardılar. Markanın sevilen tasarım çizgisini koruyan, aynı zamanda işlevselliği ön planda tutan bir yaklaşım benimsendi. Bizim temel amacımız, sofrada mutluluğu artırmak. Çünkü mutluluk, insanların kalabalık sofralarda bir araya gelip rahatça vakit geçirebildiği anlarda çoğalıyor. “For All” serisinin de bu deneyimi daha erişilebilir ve konforlu hale getirmesini hedefliyoruz. Böylece kullanıcıların bu tür ürünlere ulaşmak için yurt dışına yönelmek zorunda kalmadan, ihtiyaç duydukları çözümleri kendi ülkelerinde bulabilmelerini umuyoruz.”

Mudo’dan Tasarım ve Yerli Üretim İçin Güçlü İş Birliği: “Mudo Home BİRLİKTE”

Mudo, Mudo Home markasıyla gerçekleştirdiği yapılanmasının ardından, yerli tasarımı ve tasarımcıyı destekleyen “Mudo Home BİRLİKTE” projesini İDEALİST Tasarım Derneği iş birliğiyle hayata geçirdi. Proje kapsamında, 7 tasarımcının 38 parçadan oluşan koleksiyonu küratoryel bir yaklaşımla müşterilerin beğenisine sunuluyor.

Kurulduğundan bu yana pek çok yeniliğe öncülük eden Mudo, tasarım dünyasında önemli bir iş birliğine imza attı. Mutfak, ev tekstili, dekorasyon ve hediyelik ürünlerini Mudo Home çatısı altında toplayan marka, bu değişimin ilk çalışmalarından birini tasarımcıları sürecin merkezine alan ve yerli üretimi desteklemeyi amaçlayan “Mudo Home BİRLİKTE” projesi ile yaptı. Ülkemizde tasarımın uluslararası standartlara ulaşması ve yenilikçi bir anlayışla gelişmesinde önemli rol üstlenen İDEALİST Tasarım Derneği kreatif danışmanlığı ile gerçekleştirilen proje ile çağdaş tasarımcıların özgün eserleri, küratoryel bir yaklaşımla seçili Mudo Home mağazalarında, Mudo mobil uygulama ve mudo.com.tr üzerinden satışa sunuluyor.

Tasarımın Geleceği İçin Nitelikli İş Birliği

mudo’dan tasarım ve yerli üretim i̇çin güçlü i̇ş birliği: “mudo home bi̇rli̇kte”
mudo’dan tasarım ve yerli üretim i̇çin güçlü i̇ş birliği: “mudo home bi̇rli̇kte” 13

“Mudo Home BİRLİKTE” projesi, genç tasarımcıları üretimden satışa uzanan sürecin merkezine alarak, özgün tasarımların üretilmesini, kreatif endüstrideki nitelikli iş birliklerinin desteklenmesini ve tasarım odaklı ürünlerin perakende dünyasındaki görünürlüğünün artırılmasını amaçlıyor. Proje, İDEALİST Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Toner, Başkan Yardımcısı Hakan Helvacıoğlu, Dernek Direktörü Aynur Yılmaz ve Mudo yöneticileri ile birlikte tasarlandı. Bu doğrultuda farklı bölgelerdeki genç tasarımcılara gönderilen proje davet mektubunun ardından, İDEALİST Kurucu Divan Kurulu Üyeleri Arif Özden, Atilla Kuzu, Tanju Özelgin ile Mudo Concept Genel Müdürü Serhat Ünverdi ile Kategori ve Satış Direktörü Duygu Özgündüz’den oluşan seçici kurul tarafından değerlendirilen 7 tasarımcının 38 özgün eseri belirlendi. Koleksiyon, bardaklardan şamdanlara, dekoratif objelerden mumlara uzanan özel bir seçki sunuyor.

Mudo Concept Genel Müdürü Serhat Ünverdi, tüketicilerin artık fiyatın ötesine geçerek; ürünün arkasındaki hikâyeye, tasarıma ve değere odaklandığını belirterek, estetik, kalite, işçilik ve uzun ömürlülüğün talep edildiğini belirtti. Mağazaların artık deneyim ve keşif alanı olduğunu söyleyen Ünverdi, “BİRLİKTE” projesinin tasarımcıların daha görünür olduğu, üretimde aktif rol aldığı ve maddi ve manevi olarak değer bulduğu bir ekosistemin başlangıcı olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti: ““BİRLİKTE”projesinde amacımız, tasarımın değerini daha görünür kılmak ve bu ekosistemi büyütmek. Bugün; tasarımcı, tasarım dünyasını yönlendiren yapılar, perakende ve müşteri arasında sürdürülebilir bir yapı kurduğumuza inanıyoruz. İDEALİST Tasarım Derneği’nin bu kapsamdaki ilk projesi olması da bizim için ayrıca büyük bir mutluluk. Bu iş birliği sayesinde, tasarımcı ile son kullanıcı arasında güçlü bir köprü kurmaya devam edeceğiz. Tasarım odaklı yaklaşımımızla; ürünlerin görünürlüğünü artıran, kreatif endüstride karşılıklı diyalogla gelişen ve etkileşime açık, nitelikli iş birlikleri yaratmayı sürdüreceğiz. “BİRLİKTE” projemiz de tam olarak bu yaklaşımın bir sonucu olarak hayata geçti.”

İDEALİST Tasarım Derneği Direktörü Aynur Yılmaz, BİRLİKTE projesinin genç Türk tasarımcılarını desteklemek ve özgün üretimleri daha geniş kitlelerle buluşturmak amacıyla hayata geçirildiğini ifade etti. İDEALİST Tasarım Derneği’nin 2019 yılında tasarım, mimarlık ve iç mimarlık alanında üretim yapan profesyonelleri bir araya getiren bağımsız bir kuruluş olduğunu belirten Yılmaz, derneğin kurulduğu günden bu yana Türkiye’de tasarım kültürünü daha güçlü bir zemine taşımayı hedeflediğini söyledi. İDEALİST’in sektörel bilgi birikimi ile Mudo’nun köklü perakende deneyimi ve ülke geneline yayılan mağaza ağı bir araya gelerek tasarım odaklı yeni bir iş modeli oluşturulduğunu belirten Yılmaz, Mudo’nun bu süreçte tasarımın erişilebilirliğini artıran ve ölçeklenebilir hale getiren kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. Bu yapının tasarımcı, üretici ve kullanıcı arasında doğrudan ve sürdürülebilir bir bağ kurmayı hedeflediğini ifade etti. 

Mudo Home ve Mudo Concept: Stratejik Dönüşüm

Mudo, müşterilerine sunduğu yüksek kalitedeki alışveriş deneyimini daha konforlu hale getirmek amacıyla 2024 yılında aldığı stratejik kararla Mudo Concept çatısı altında yer alan Mudo Home mağazalarını ayrı bir konseptle yeniden konumlandırdı. Home markası, kendi tabelaları altında, ağırlıklı olarak yüksek ziyaretçi ve alışveriş frekansına sahip AVM’lerde konumlanan, 150–200 m² büyüklüğünde, mutfak, banyo, ev tekstili ve dekoratif eşya, hediye kategorilerinde 1.500’ün üzerinde ürün çeşidini barındıran bir yapıya ulaştı. Caddelere ve mobilya çarşılarına taşınan mobilya işini ise Mudo Concept ismiyle sürdürüyor. Ayrıca Mudo Concept Business adı altında, oteller, restoranlar gibi kurumsal satış hizmeti vererek, müşterilere ve projelere odağını genişletiyor.

Migros 2026 İlk Çeyrek Oranlarını Açıkladı

Migros Ticaret A.Ş., 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Şirket, ilgili çeyrekte 109,2 milyar TL hasılat elde ederken, analistler perakendecinin 109 milyar TL düzeyinde hasılat açıklamasını bekliyordu. Mağazalarda kaydedilen satış artışının yanı sıra yeni mağaza açılışlarındaki ivmenin sürmesi, rekabetçi fiyatlama stratejisi ve etkin biçimde kullanılan indirim kampanyaları hasılat büyümesini destekledi.

Geçtiğimiz yılın ilk çeyreğinde yüzde 21,1 olan online satışların toplam satışlar içindeki payı, dağıtım kanallarındaki genişlemenin etkisiyle cari çeyrekte yüzde 23,55’e yükseldi. Migros’un fiziksel mağaza ağındaki büyüme de sürdü; şirket, yılın ilk çeyreğinde 51 yeni mağaza açarak toplam mağaza sayısını 3 bin 812’ye ulaştırdı.

Operasyonel kârlılık tarafında Migros, ilgili çeyrekte 5,3 milyar TL FAVÖK açıklayarak 4,8 milyar TL düzeyindeki piyasa konsensüsünün üzerine çıktı. Zorlu talep koşullarının hâkim olduğu çeyrekte FAVÖK, yıllık bazda yüzde 10 oranında artış kaydetti. Marjlar tarafında ise FAVÖK marjı, yıllık bazda 10 baz puanlık iyileşmeyle yüzde 4,8 seviyesinde gerçekleşti.

Net kâr cephesinde Şirket, yılın ilk üç ayı itibarıyla 650 milyon TL düzeyindeki analist beklentilerinin üzerinde 1,6 milyar TL net kâr açıkladı. Migros’un net kârı yıllık bazda yüzde 24 oranında genişlerken, net parasal pozisyon kazanç kaleminde kaydedilen 9 milyar TL tutarındaki pozitif katkı net kârı destekledi.

Şirketin net borç pozisyonu, geçtiğimiz çeyrekteki 4,3 milyar TL seviyesinden yüzde 78 artışla 7,6 milyar TL’ye yükseldi. Borçluluğun sağlığına işaret eden net borç/FAVÖK rasyosu ise 0,25x ile oldukça düşük seviyelerde kalmaya devam etti.

Migros için 2026 yıl beklentileri 

Şirket, geçtiğimiz çeyrekte açıkladığı 2026 yılı beklentilerini korurken, satış büyümesini yıllık bazda yüzde 5–7 aralığında artırmayı hedefliyor. Yıl içerisinde 180–200 mağaza açmayı planlayan Şirketin FAVÖK marjının yüzde 6–7 bandında, yatırım harcamalarının satışlara oranının ise yüzde 2,5–3 aralığında gerçekleşmesi öngörülüyor.

“2026 En İyi Mağazalar” Listesi Perakendenin Yeni Oyun Alanını Gösteriyor

World Retail Congress 2026 kapsamında açıklanan “Coolest Stores – En İyi Mağazalar” listesi, fiziksel perakendenin nasıl yeniden tanımlandığını ortaya koyuyor. Yapay zekânın yoğun şekilde tartışıldığı bir dönemde açıklanan bu liste, mağazanın hâlâ en güçlü marka temas noktası olduğunu ancak rolünün köklü biçimde değiştiğini gösteriyor.

Avustralya merkezli perakende inovasyon ajansı The General Store tarafından hazırlanan raporda, dünya genelinde 50 mağaza konsepti öne çıkarılırken; listeye giren örneklerin ortak noktası “sıradan olmayı reddeden” deneyim, kürasyon ve kültürel bağ kurma yaklaşımı oldu.

Mağaza Artık Satış Alanı Değil, Marka Sahnesi

Listenin zirvesinde yer alan Louis Vuitton’un Şanghay’daki “The Louis” mağazası, bu dönüşümün en net örneklerinden biri. Gemi formundaki yapı; perakende, gastronomi ve marka tarihini bir araya getirerek mağazayı fiziksel bir deneyim alanına dönüştürüyor.

retail 1 2

Benzer şekilde Gentle Monster’ın Seul’deki “Haus Nowhere” konsepti, 14 katlı yapısı ve her katta değişen enstalasyonlarıyla mağazayı bir sanat galerisi ve kültürel mekân haline getiriyor. Mağazanın artık yalnızca ürün sergileyen bir alan değil, markanın dünyasını fiziksel olarak inşa ettiği bir platform olduğunu gösteriyor.

Deneyim, Kürasyon ve Hikâye Kurgusu Öne Çıkıyor

Listede öne çıkan Printemps New York mağazası, alışveriş ile hospitality’yi birleştiren çok katmanlı bir yapı sunuyor. Farklı tematik alanlar, restoranlar ve sanat enstalasyonlarıyla mağaza, lineer bir alışveriş deneyimi yerine keşif odaklı bir kurgu yaratıyor.

Casetify’nin Seul mağazası ise fonksiyonel bir ürün kategorisini kültürel bir kimliğe dönüştürme üzerine kurulu. Kişiselleştirme alanları, deneyimsel kurgu ve mağaza içi etkileşimler sayesinde ürün, bir ifade aracına dönüşüyor.

Perakendede değer yaratımının artık ürün çeşitliliğinden değil, deneyim tasarımı ve hikâye anlatımından geçtiğini gösteriyor.

Topluluk, Katılım ve Kültürel Bağ Yeni Rekabet Alanı

en iyi magaza 2

Pop Mart’ın Londra’daki konsepti ve Vans’in Oxford Street mağazası, mağazayı topluluk ve kültür etrafında yeniden kurgulayan örnekler arasında yer alıyor. Pop Mart, koleksiyon kültürü üzerinden fiziksel heyecan yaratırken; Vans mağazayı etkinlik, müzik ve skate kültürüyle yaşayan bir alana dönüştürüyor. Benzer şekilde Olive Young’ın Seul’deki amiral mağazası, satıştan önce deneyimi konumlandırarak ziyaretçiyi mağaza içinde daha uzun süre tutmayı hedefliyor. Açıldığı ilk yıl 2,5 milyon ziyaretçi çekmesi, bu yaklaşımın somut karşılığını ortaya koyuyor.

Perakendede rekabetin artık yalnızca ürün veya fiyat üzerinden değil; topluluk oluşturma ve kültürel bağ kurma üzerinden şekillendiğini gösteriyor.

Fiziksel Alan, Dijital Çağda Daha Stratejik Hale Geliyor

Listede yer alan markaların önemli bir kısmı, fiziksel mağazayı dijitalin alternatifi olarak değil, tamamlayıcısı olarak konumlandırıyor. Nothing’in Hindistan’daki mağazası, üretim süreçlerini görünür kılarak şeffaflık ve keşif deneyimi sunarken; Anta’nın “Sneakerverse” konsepti fiziksel alanı dijital etkileşimle birleştiriyor.

Mağazanın yalnızca satış yapılan bir nokta değil; marka deneyiminin derinleştiği, tüketicinin aktif katılım sağladığı bir platform haline geldiğini gösteriyor.

Sıradan Olmayan Kazanıyor

WRC 2026’da öne çıkan mağaza konseptleri, perakendede yeni bir eşik noktasına işaret ediyor. Artık standart mağaza formatlarıyla farklılaşmak mümkün değil. Deneyim, kürasyon, topluluk ve kültürel bağ kurma, fiziksel perakendenin temel rekabet alanları haline geliyor. Perakende alanı, ürünlerin sergilendiği bir yer olmaktan çıkıyor; markaların anlam ürettiği ve tüketiciyle ilişki kurduğu bir sahneye dönüşüyor.

Migros Yemek’ten Mahalle Bazlı Büyüme Hamlesi: Mystro ile Her Sokak Bir Fırsat

Yeni nesil akıllı büyüme asistanı Mystro, veriyi mahalle ölçeğine indirgeyerek restoranlar için her sokağı bir büyüme fırsatına dönüştürüyor. Migros’un online yemek platformu Migros Yemek, restoran ekosisteminde yeni bir dönem başlatıyor. Kuruluşundan bu yana hızla büyüyerek 80 bine yakın restoranlık dev bir ağa ulaşan platform, “akıllı veri” odaklı büyüme asistanı Mystro ile sektördeki konumunu teknolojik bir vizyoner olarak perçinliyor.

Mahalle Seviyesinde Veri Rehberliği

Mystro, çok temel bir gerçeklikten yola çıkıyor: “Restoran pazarı büyük, ancak her restoran için asıl hikaye kendi mahallesinde küçük bir alanda dönüyor.” Restoranlar temelde birkaç kilometrelik bir yarıçap içindeki müşteri alışkanlıklarıyla yaşıyorlar.

Mystro, Migros One ekosisteminin veri gücünü bu “mikro” ölçeğe indiriyor. Restoranlara sadece genel raporlar sunmak yerine; mahallesindeki boşlukları, komşu sokaktaki talep değişimlerini ve sokağın nabzını analiz ederek şu aksiyonları öneriyor:

  • Hiper-Lokal Menü Mühendisliği: Her bölgenin talep dinamiği farklıdır. Mystro, mahalle bazlı talep boşluklarını analiz ederek menünde eksik olan ürünleri tespit eder ve bu ürünleri müşterilere sunman için nokta atışı ürün önerileri geliştirir. Ayrıca, menünün genelindeki optimizasyon alanlarını belirler ve restoranları daha kolay satış yapabilmelerini sağlar.
  • Sokak Sokak Büyüme Stratejisi: Restoranın çevresindeki potansiyel poligonları tarayarak, en yüksek sipariş potansiyeline sahip, henüz keşfedilmemiş yeni teslimat alanlarını harita üzerinde gösteriyor.
  • Operasyonel Radar: Hazırlık sürelerinden iptal oranlarına kadar tüm metrikleri takip ederek; mahalledeki müşteri memnuniyetini en üstte tutacak kritik uyarıları restorana ulaştırıyor.

“Restoranlarımızın Mikro-Strateji Ortağıyız”

Migros Yemek, Mystro ile bir yemek platformu olmanın ötesine geçerek; her bir restoranın kendi lokasyonundaki “görünmez” veriyi kazanca dönüştüren bir teknoloji partnerine dönüşüyor.

migros yemek yonetici direktoru gulfem karci 267

Migros Yemek Yönetici Direktörü Gülfem Karcı, Mystro’nun temelindeki içgörüyü şu sözlerle vurguluyor:

“Restoran pazarı devasa bir ekosistem, ancak her restoranın dünyası aslında kendi mahallesi kadar küçük ve özel. Mystro ile biz bu küçük dünyadaki büyük veriyi restoranlarımızın hizmetine sunuyoruz. 80 bine yakın iş ortağımıza sunduğumuz bu teknolojiyle amacımız; veriyi mahalle seviyesine indirerek, her restoranın kendi sokağındaki tercihlere göre en doğru ve en karlı adımları atmasını sağlamak. Migros ekosisteminin teknolojik gücünü esnafımızın yerel tecrübesiyle birleştiriyor, büyümeyi mahalle mahalle başlatıyoruz.”

Geleceği Veriyle Kurgulayan Ekosistem

Mystro’nun devreye alınmasıyla birlikte Migros Yemek, sektördeki takip eden değil, standartları belirleyen vizyonunu bir kez daha kanıtlıyor. Restoranlar artık sadece sezgileriyle değil; sokağını, mahallesini ve müşterisini tanıyan akıllı bir asistanla fark yaratıyor.