Ana Sayfa Blog Sayfa 16

Uber Eats Trendyol Go, Millî Takım Coşkusuna Ortak Oluyor

Renkler değişir, kırmızı çizgimiz değişmez! Uber Eats Trendyol Go, Millî Takım’ın yanında! Türkiye’nin lider yemek teslimat platformu Uber Eats Trendyol Go, Millî Futbol Takımı’nın Resmî Yemek Sponsoru olarak hayata geçirdiği reklam kampanyasıyla evlerdeki maç coşkusunu ekranlara yansıtıyor. Kampanyanın başrollerini paylaşan millî takımın unutulmaz ismi Nihat Kahveci ile kariyerleri boyunca giydikleri farklı renklerdeki formalarla tarihe geçen Emre Belözoğlu ve Caner Erkin, bu kez çok eğlenceli bir ‘renk değişimi’ ile bir araya geliyor.

Formanın Rengi Değişse de Kırmızı Çizgimiz Belli!

Sitcom havasında kurgulanan reklam filminde; eve yemek siparişi verme anı, futbolun o bildiğimiz renkli ve tatlı sert şakalaşma ortamına dönüşüyor. Gönül verdiğimiz renkler, kulüpler ve tercihler zaman zaman değişse de; söz konusu Millî Takım ve onun küresel yolculuğu olduğunda tüm Türkiye tek yürek olur. Film, kulüp renkleri ne olursa olsun, söz konusu ay-yıldız olduğunda tek yürek olmanın gücünü mizahi bir dille hatırlatıyor.

Belçika’daki H&M Dağıtım Merkezi Grevi Sona Erdi

Belçika’nın Ghlin kentinde bulunan H&M lojistik merkezinde haftalardır devam eden grev sona erdi. Çalışanlar, yönetim tarafından sunulan yeni sosyal plan teklifini büyük çoğunlukla kabul ederken, dağıtım merkezindeki operasyonlar yeniden başladı.

Grevin sona ermesiyle birlikte H&M’in Avrupa’daki tedarik operasyonlarında yaşanan aksaklıkların kademeli olarak normale dönmesi bekleniyor.

440 Çalışanı Etkileyen Kapanış Süreci Devam Ediyor

H&M, mart ayında Ghlin’deki dağıtım merkezini kapatma planını açıklamıştı. Şirket, Avrupa lojistik ağında yaşanan kapasite fazlası nedeniyle operasyonları İspanya ve İtalya’daki mevcut merkezlere taşımayı hedefliyor.

Bu karar kapsamında yaklaşık 440 çalışanın işini kaybetme riski bulunuyor.

Grev Avrupa Tedarik Zincirini Etkilemişti

Nisan ayında başlayan iş bırakma eylemleri ve sonrasında gerçekleşen tesis blokajları, H&M’in bazı Avrupa pazarlarındaki ürün akışını olumsuz etkiledi.

Özellikle yaz sezonu öncesinde yaşanan operasyonel kesintiler nedeniyle şirketin İspanya ve İtalya’daki stok seviyelerinde baskı oluştuğu belirtilmişti. Hatta Ghlin merkezinden kısa süre içerisinde yüz binlerce ürünün sevk edilmesi yönünde acil talepler gündeme gelmişti.

H&M Avrupa Lojistik Ağını Yeniden Yapılandırıyor

Ghlin dağıtım merkezinin kapanışı, H&M’in Avrupa genelinde yürüttüğü daha geniş ölçekli dönüşüm planının bir parçası olarak görülüyor.

Şirket; değişen tüketici davranışları, e-ticaretin büyümesi ve operasyonel verimlilik hedefleri doğrultusunda lojistik ağını daha merkezi ve maliyet etkin bir yapıya dönüştürmeye çalışıyor. Bu kapsamda Belçika’daki operasyonların İspanya’daki Torrejón ve İtalya’daki Casalpusterlengo merkezlerine aktarılması planlanıyor.

Perakendede Yeni Dönemin İşareti

H&M örneği, perakende sektöründe lojistik ağların yeniden yapılandırılmasının yalnızca operasyonel değil, aynı zamanda insan kaynakları ve sosyal diyalog açısından da önemli sonuçlar doğurduğunu gösteriyor.

Özellikle e-ticaret hacimlerinin büyüdüğü ve maliyet baskısının arttığı bir dönemde, perakendeciler daha verimli tedarik zincirleri kurmaya çalışırken çalışanlar ve sendikalarla yürütülen süreçler de dönüşümün kritik bir parçası haline geliyor.

İsra Holding’in Perakende Yatırımlarında Yeni Dönem “AVM Yönetimleri WINMARK’a Emanet Edildi”

İsra Holding, perakende ve gayrimenkul yatırımlarında yeni bir dönemin kapılarını araladı. Holding bünyesinde yer alan alışveriş merkezi projelerinin yönetimi, sektördeki deneyimi ve profesyonel yaklaşımıyla öne çıkan Winmark tarafından gerçekleştirilecek. Bu kapsamda, İstanbul’un önemli yaşam ve alışveriş merkezlerinden biri olan V Metroway AVM’nin Genel Müdürlüğü görevine Kadir Cebeci atandı.

İsra Holding’in perakende sektöründeki büyüme vizyonu doğrultusunda atılan adımla birlikte, V Metroway AVM başta olmak üzere holding bünyesindeki alışveriş merkezlerinde ziyaretçi deneyiminin geliştirilmesi, kiracı memnuniyetinin artırılması ve ticari performansın güçlendirilmesi hedefleniyor.

Perakende gayrimenkulü alanındaki uzmanlığıyla dikkat çeken Winmark, yöneteceği projelerde operasyonel verimlilik, sürdürülebilir büyüme ve yenilikçi ziyaretçi deneyimi odaklı bir yaklaşım benimseyecek. Bu kapsamda AVM’lerin bölgesel çekim merkezi olma özelliklerinin güçlendirilmesi ve marka değerlerinin artırılması için kapsamlı çalışmalar yürütülecek.

Yeni yapılanma kapsamında V Metroway AVM’nin Genel Müdürlüğü görevini üstlenen Kadir Cebeci, alışveriş merkezi yönetimi ve perakende sektöründeki deneyimiyle projeye değer katacak. Cebeci liderliğinde V Metroway AVM’nin ziyaretçilerine, yatırımcılarına ve iş ortaklarına daha güçlü bir hizmet anlayışı sunması hedefleniyor. Winmark’ın Kiralama Direktörü görevini ise Gökşın Özyarın Karaşahin yürütecek.

İsra Holding yetkilileri, gerçekleştirilen bu iş birliğinin AVM yatırımlarının uzun vadeli büyüme stratejilerine önemli katkılar sağlayacağını belirterek, Winmark’ın uzmanlığıyla projelerin değerini artırmayı ve ziyaretçilere daha nitelikli yaşam alanları sunmayı amaçladıklarını ifade etti.

İsra Holding, gayrimenkul ve perakende sektöründeki yatırımlarını güçlendirmeye devam ederken, profesyonel yönetim anlayışıyla AVM projelerinde sürdürülebilir başarı ve yüksek müşteri memnuniyeti odağını korumayı sürdürecek.

Kadir Cebeci Hakkında

AVM Yönetimi ve AVM Operasyon Yönetimi, Bütçe Yönetimi ve Finansal Planlama, Pazarlama Stratejisi Geliştirme, Kiracı İlişkileri Yönetimi, CRM ve Müşteri Deneyimi Yönetimi, Operasyonel Süreç Yönetimi, Gelir Artırma ve Performans Yönetimi alanlarında önemli görevler üstlenen Kadir Cebeci, Grand Pera AVM, Bulvar 216 AVM, Novada Ataşehir AVM, Airport Outlet Center, Town Center AVM gibi perakende yatırımlarında AVM müdürü olarak görev aldı.

Gökşın Özyarın Karaşahin Hakkında

Uniq İstanbul, Novada Söke, Panora Ankara, Atakule, Novamall Manavgat, Parkur Bursa ve Adıyaman Park yatırımlarında stratejik süreçlere imza atan Gökşın Özyarın Karaşahin, varlık yönetimi, yeniden kiralama, varlık yönetim müdürü, kiralama stratejileri, yeniden kiralama süreçleri, yatırımcı ilişkileri, ticari geliştirme, kiralama direktörü, gelir optimizasyonu, performans yönetimi, marka geliştirme, değer artırma gibi önemli pozisyonlarda görev aldı.

Boyner Vakfı ve UNICEF Türkiye’den Çocuk Gelişimine Destek Projesi

Boyner Vakfı ve UNICEF Türkiye, çocukların güvenli bir ortamda gelişmelerini desteklemek amacıyla “Zamanında Yanında” projesini başlattı.

Boyner Vakfı ve UNICEF Türkiye, Türkiye genelinde ebeveyn destek sistemlerini güçlendirmeyi ve çocuklar için güvenli, besleyici ve koruyucu ortamları teşvik etmeyi amaçlayan “Zamanında Yanında” projesini hayata geçirdi. Proje kapsamında çocukların aile, okul ve dijital ortamlarda korunmasına katkı sağlanması hedefleniyor.

Proje, aralarında Adana, Ankara, Adıyaman, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Mardin ve Şanlıurfa’nın bulunduğu on ilde yürütülecek. UNICEF desteğiyle kurulan 18 merkez ve 16 mobil ekip, uzman sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde çalışarak binlerce ebeveyn, bakım veren ve çocuğa doğrudan ulaşacak. Çalışmalar kapsamında ailelere ebeveynlik becerileri, çocuk gelişimi, akran zorbalığının önlenmesi, dijital güvenlik ve çocuk koruma konularında danışmanlık ve rehberlik desteği sunulacak. Projeyle birlikte aynı zamanda bir Sosyal Etki Platformu kurulması da amaçlanıyor.

Toplantıda konuşan Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner: “Biz bugün buraya sadece bir projeyi duyurmaya değil, çocuklarımızın elini vaktinde tutacak bir güvenlik ağını, yani ‘Zamanında Yanında’ modelini kurmaya geldik. İş dünyası ve STK’ları da bu masanın etrafında, daha güvenli ve eşitlikçi yarınlar için sorumluluk almaya, destek olmaya çağırıyoruz. Bu yüzden daha çok ortak akla ihtiyacımız var. Bu proje aynı zamanda ev içindeki cinsiyet eşitsizliğini kırmak iletişim ve destek mekanizmalarını güçlendirmek açısından da önem taşıyor. Ebeveynlik bir ekip işidir. Bu program ev içindeki sorumluluğu paylaşan, ortak ebeveynlik yapan babaları da o ekibe dahil etmek için tasarlandı. Çünkü biliyoruz ki, her iki ebeveyn sürece aynı güçle dahil olduğunda çocuklarımız hayata çok daha güçlü hazırlanıyor.”

UNICEF Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi: “Her çocuk güvenli, sevgi dolu ve destekleyici bir ortamda büyümeyi hak ediyor. Çocukların sağlıklı gelişiminin temeli ailede atılıyor ve ebeveynler ile bakım verenler bu süreçte en önemli rolü üstleniyor. Ebeveyn destek sistemlerini güçlendirerek ve bakım verenleri bilimsel temellere dayanan bilgi, pratik beceriler ve ihtiyaç duydukları hizmetlere erişim konusunda destekleyerek, çocukların gelişmesine, öğrenmesine ve tam potansiyellerine ulaşmalarına yardımcı olabiliriz. Bu önemli hedef doğrultusunda Boyner Vakfı ile işbirliği yapmaktan memnuniyet duyuyoruz.”

UNICEF Türkiye Millî Komitesi Genel Müdürü İnci Haseki: “Çocuklar için kalıcı değişim yaratmak, ancak toplumun tüm kesimlerinin ortak çabasıyla mümkün. UNICEF Türkiye Millî Komitesi olarak, Boyner gibi, çocukların ve gençlerin iyiliği konusunda duyarlı kurumlarla, yüksek etkili işbirlikleri yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bugün, ‘Zamanında Yanında’nın yaptığı çağrı ile binlerce çocuk, ebeveyn ve bakım verene ulaşarak, çocuklara daha güçlü bir gelecek hazırlanmasına katkı sağlayacağımıza inanıyoruz.”

Projenin sivil toplum paydaşları, çocukların gelişimini desteklemek için ailelerin güçlendirilmesi ve kurumlar arası işbirliğinin önemine vurgu yaptı. Yapılan değerlendirmelerde, erken çocukluk döneminde sunulan desteğin çocukların gelişiminden ruh sağlığına kadar birçok alanda uzun vadeli etkiler yarattığı belirtildi.

AI Mağaza Çalışanını Değil, İş Tanımını Dönüştürüyor

Perakende sektöründe yapay zekânın yükselişiyle birlikte mağaza çalışanlarının geleceği sıkça tartışılıyor. Ancak sektör uzmanlarına göre asıl değişim çalışan sayısında değil, çalışanların üstlendiği görevlerde yaşanıyor.

Perakende teknolojileri şirketi KWI’nin kurucusu ve CEO’su Sam Kliger’e göre yapay zekâ, mağaza çalışanlarının yerini almak yerine onları daha verimli, daha hızlı ve daha donanımlı hale getiriyor. Şirketlerin en iyi sonuçları, çalışanlarını teknolojiyle destekleyen modellerde elde ettiği belirtiliyor.

Tekrarlayan İşler Yapay Zekâya, İnsan Teması Çalışanlara

Perakendede yapay zekâ kullanımının en yoğun olduğu alanlar; veri analizi, görev önceliklendirme, stok yönetimi ve operasyonel süreçler olarak öne çıkıyor.

Mağaza çalışanları ise müşteri ilişkileri, danışmanlık, problem çözme ve satış deneyimi gibi insan etkileşiminin kritik olduğu alanlara daha fazla odaklanabiliyor. Uzmanlara göre yapay zekâ, mağaza ekipleri için bir “dijital asistan” rolü üstleniyor.

Yeni Nesil Mağaza Çalışanı Daha Fazla Teknoloji Kullanacak

Sektördeki dönüşüm, mağaza çalışanlarından beklenen yetkinlikleri de değiştiriyor.

Yapay zekâ destekli sistemler sayesinde çalışanlar ürün bilgilerine daha hızlı erişebiliyor, müşteri ihtiyaçlarını daha doğru analiz edebiliyor ve mağaza operasyonlarını daha etkin yönetebiliyor. Bu nedenle perakendede geleceğin çalışan profilinin teknoloji okuryazarlığı yüksek, veriyle çalışabilen ve müşteri deneyimine odaklanan bir yapıya dönüşmesi bekleniyor.

İnsan Dokunuşu Hâlâ Vazgeçilmez

Araştırmalar, tüketicilerin müşteri hizmetlerinde insan etkileşimine verdiği önemin devam ettiğini gösteriyor.

Özellikle mağaza içi alışverişte güven, danışmanlık ve kişisel yönlendirme gibi unsurların tamamen otomatik sistemlerle ikame edilmesi kısa vadede mümkün görünmüyor. Bu nedenle birçok perakendeci yapay zekâyı çalışanların alternatifi değil, performanslarını artıran bir araç olarak konumlandırıyor.

Perakendede Yeni Dönem: İnsan + Yapay Zekâ İş Birliği

Sektörde oluşan genel görüş, yapay zekânın mağaza çalışanlarını tamamen ortadan kaldırmayacağı yönünde.

Bunun yerine yapay zekâ; operasyonel yükü azaltan, karar alma süreçlerini hızlandıran ve çalışanların müşteriye daha fazla zaman ayırmasını sağlayan bir destek katmanı olarak görülüyor. Perakendenin geleceğinde rekabet avantajı sağlayacak olanın ise teknoloji ile insan deneyimini birlikte yönetebilen markalar olacağı değerlendiriliyor.

McDonald’s Yeni Büyüme Planını Açıkladı: Hedef Daha Fazla Müşteri, Daha Verimli Restoranlar

Dünyanın en büyük hızlı servis restoran zincirlerinden McDonald’s, önümüzdeki yıllardaki büyüme stratejisini şekillendirecek yeni yol haritasını duyurdu.“McDonald’s > NEXT” adı verilen plan, şirketin operasyonlarını daha verimli hale getirmeyi, müşteri deneyimini geliştirmeyi ve yeni büyüme alanları yaratmayı hedefliyor.

Dört Temel Odak Noktası Belirlendi

McDonald’s’ın yeni stratejisi dört ana başlık üzerine kuruluyor:

  • Menü inovasyonlarını artırmak
  • Tüketicilerle daha güçlü bağ kurmak
  • Restoran operasyonlarını daha verimli hale getirmek
  • Otomasyonun arttığı bir dönemde misafir deneyimini yeniden tanımlamak

Şirket, özellikle tavuk ürünleri, içecek kategorisi ve yeni ürün geliştirme alanlarında büyüme fırsatları gördüğünü belirtiyor.

Yapay Zekâ ve Otomasyon Daha Fazla Öne Çıkacak

Yeni dönemde McDonald’s, restoran operasyonlarında otomasyon ve yapay zekâ kullanımını artırmayı planlıyor.

Şirketin test etmeye başladığı yapay zekâ destekli sistemler; sipariş alma süreçlerinden operasyon yönetimine kadar birçok alanda kullanılabilecek. Amaç hem çalışan verimliliğini artırmak hem de restoranların daha kolay yönetilmesini sağlamak.

Değer Algısını Yeniden Güçlendirmek İstiyor

McDonald’s son dönemde özellikle düşük gelir grubundaki tüketicilerin restoran ziyaretlerinde yavaşlama yaşandığını kabul ediyor.

Şirket, değer menüleri, sadakat programları ve kampanyalarla müşteri trafiğini artırmayı başarsa da tüketicilerin “fiyat-performans” algısını yeniden güçlendirmeyi öncelikli hedeflerden biri olarak görüyor. CEO Chris Kempczinski, müşteri sadakatinin her ziyaret için yeniden kazanılması gerektiğini vurguluyor.

Sosyal Medya ve Dijital Kanalların Rolü Artıyor

Yeni stratejinin önemli ayaklarından biri de tüketicilerle dijital kanallar üzerinden daha güçlü etkileşim kurmak.

McDonald’s, sosyal medya pazarlaması, dijital sadakat programları ve kişiselleştirilmiş müşteri deneyimlerine daha fazla yatırım yapmayı planlıyor. Bu yaklaşım, markanın özellikle genç tüketici kitlesiyle bağını güçlendirmeyi amaçlıyor.

Hızlı Servis Restoranlarında Yeni Rekabet Alanı

McDonald’s’ın açıkladığı yeni yol haritası, hızlı servis restoran sektöründeki rekabetin artık yalnızca ürün ve fiyat üzerinden şekillenmediğini gösteriyor.

Operasyonel verimlilik, yapay zekâ destekli süreçler, dijital müşteri deneyimi ve sadakat ekosistemleri önümüzdeki dönemde sektörün temel rekabet alanları arasında yer alacak. McDonald’s da“NEXT” stratejisiyle bu dönüşümün merkezinde kalmayı hedefliyor.

Çin Perakendesinde Alarm: Perakende Satışlar 2022’den Bu Yana İlk Kez Geriledi

Çin ekonomisinde iç tüketim tarafındaki yavaşlama daha görünür hale geliyor. Mayıs ayında ülkenin perakende satışları yüzde 0,6 gerileyerek Aralık 2022’den bu yana ilk kez düşüş kaydetti. Böylece dünyanın ikinci büyük ekonomisinde tüketici harcamalarına ilişkin endişeler yeniden gündeme geldi.

Üretim Güçlü, Tüketim Zayıf

Açıklanan veriler, Çin ekonomisinde iki farklı hızda ilerleyen bir tabloya işaret ediyor. Bir yanda ihracat destekli sanayi üretimi büyümeye devam ederken, diğer yanda iç talep zayıflıyor.

Mayıs ayında sanayi üretimi yüzde 4,5 artış göstererek beklentilerin üzerine çıkarken, perakende satışlardaki düşüş tüketici güveninin halen istenen seviyeye ulaşamadığını ortaya koydu.

Tüketimi Destekleyen Teşviklerin Etkisi Zayıflıyor

Çin hükümetinin tüketimi canlandırmak amacıyla uyguladığı takas ve teşvik programlarının etkisinin giderek azaldığı belirtiliyor. Üstelik beş günlük İşçi Bayramı tatili dönemi de beklenen harcama artışını yaratamadı.

Ekonomistler, zayıf tüketim verilerinin hükümet üzerinde yeni destek paketleri ve tüketimi teşvik edecek ek önlemler konusunda baskı oluşturabileceğini değerlendiriyor.

Otomotiv ve Gayrimenkul Baskısı Devam Ediyor

Tüketimdeki yavaşlama özellikle otomotiv sektöründe dikkat çekiyor. Çin’de otomobil satışları üst üste sekizinci ayında da gerileme gösterdi.

Öte yandan gayrimenkul sektöründeki kriz ekonomiyi baskılamayı sürdürüyor. İlk beş aylık dönemde gayrimenkul yatırımları yüzde 16,2 düşerken, sabit sermaye yatırımları da beklentilerin altında kaldı.

Küresel Perakende İçin Ne Anlama Geliyor?

Çin, birçok küresel marka için hâlâ en büyük büyüme pazarlarından biri olmaya devam ediyor. Ancak son veriler, tüketici talebinin artık pandemi sonrası dönemdeki kadar güçlü olmadığını gösteriyor.

Özellikle moda, lüks tüketim, otomotiv ve premium perakende markaları açısından Çin pazarındaki büyümenin daha seçici ve daha yavaş ilerleyebileceği değerlendiriliyor. Buna karşılık yapay zekâ, teknoloji ve ihracat odaklı sektörler büyümeyi desteklemeye devam ediyor.

D&R Mağazacılık Genel Müdür Yardımcısı  Taner Bandırma: “Mağazalar; Kültür, Keşif ve Deneyim Ekonomisinin En Güçlü Temas Noktalarından Biri”

Perakende sektörü, ürün odaklı mağazacılıktan deneyim odaklı mağazacılığa doğru güçlü bir dönüşüm geçiriyor. Tüketiciler artık mağazaları yalnızca alışveriş yapılan noktalar olarak değil; keşif, sosyalleşme ve ilham alanları olarak görüyor. Bu değişim, fiziksel mağazaların rolünü yeniden tanımlarken markaların müşteri deneyimine yaptığı yatırımları da hızlandırıyor.

d&r mağazacılık direktörü taner bandırma: “mağazalar; kültür, keşif ve deneyim ekonomisinin en güçlü temas noktalarından biri”

D&R, kitap, teknoloji, oyun, hobi ve yaşam kategorilerini bir araya getiren yapısıyla bu dönüşümün önemli oyuncularından biri olarak öne çıkıyor.

Marka, mağazalarını yalnızca satış noktaları değil; kültür, deneyim ve etkileşim merkezleri olarak konumlandırıyor.

D&R Mağazacılık Genel Müdür Yardımcısı Taner Bandırma ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; deneyim odaklı mağazacılığı, omnichannel dönüşümünü, veri kullanımını ve perakendenin geleceğini konuştuk.

Bugün tüketicinin mağazadan beklentisi yalnızca ürün satın almak değil; keşfetmek, vakit geçirmek ve deneyim yaşamak haline geldi. Sizce D&R’ın çok kategorili mağaza yapısı değişen müşteri davranışları içinde nasıl bir konumda duruyor?

D&R olarak kendimizi yalnızca bir perakende markası ya da ürün satan bir mağaza zinciri olarak konumlandırmıyoruz. Bizim için mağazalar; kültür, keşif ve deneyim ekonomisinin en güçlü temas noktalarından biri. Değişen tüketici artık mağazaya sadece bir ihtiyaç için değil, ilham almak, vakit geçirmek ve bağ kurabileceği bir atmosfer deneyimlemek için geliyor.

Kitap, müzik, teknoloji, hobi, oyun ve yaşam kategorilerini bir araya getiren çok katmanlı yapımız da tam olarak bu yeni beklentiye karşılık veriyor. D&R mağazaları bugün yalnızca alışveriş yapılan alanlar değil; insanların kendi ilgi alanlarını keşfettiği, kendine ait hissettiği yaşam alanlarına dönüşüyor. Çünkü artık başarılı mağazacılığın temelinde yalnızca ürün çeşitliliği değil, insanın içinde zaman geçirmek isteyeceği bir deneyim yaratabilmek yatıyor.

Perakendede fiziksel ve dijital deneyimin giderek iç içe geçtiği bir dönemdeyiz. Omnichannel yapı D&R’ın mağazacılık stratejisini nasıl dönüştürüyor? Fiziksel mağazaların rolü sizce nasıl değişiyor?

Omnichannel stratejimizde dijital ve fiziksel dünyayı birbirine rakip değil, birbirini besleyen iki güçlü yapı olarak görüyoruz. Bugün müşterilerimizin bir ürünü online’da keşfedip mağazada deneyimlediğini ya da mağazada gördüğü bir ürünü daha sonra dijital kanaldan satın aldığını çok net gözlemliyoruz.

Artık müşteri açısından kanal ayrımı değil, deneyimin kesintisiz olması önemli. Biz de tüm yatırımlarımızı müşterinin D&R ile temas ettiği her noktayı tek bir deneyim gibi hissedeceği şekilde kurguluyoruz.

Dijitalleşme hızlanırken fiziksel mağazaların rolü de dönüşüyor. Mağazalar artık yalnızca satış noktaları değil; deneyim, etkileşim ve kültürel buluşma alanları haline geliyor. Biz de online ve offline kanalların birbirini kusursuz tamamladığı, ilham veren bir alışveriş yolculuğu sunmaya odaklanıyoruz.

Kitap, teknoloji, oyun, plak ve hobi gibi kategorilerde tüketici davranışlarının hızlı değiştiğini görüyoruz. Siz mağaza tarafında bugün hangi kategori dönüşümlerini daha net gözlemliyorsunuz?

Mağaza içi dinamiklerde gerçekten çok güçlü bir dönüşüm yaşanıyor. Kitap kategorisinde yeni türlerin yükselişinin yanı sıra özellikle plak, kutu oyunları, koleksiyon ürünleri, hobi ve teknoloji aksesuarları gibi alanların artık dönemsel trendler olmaktan çıkıp kalıcı yaşam tarzlarına dönüştüğünü görüyoruz.

Özellikle pandemi sonrası dönemde tüketicinin yalnızca tüketmeye değil, iyi hissettiren deneyimlere ve kişisel ilgi alanlarına daha fazla yöneldiğini gözlemliyoruz. Plak, kutu oyunu ve hobi kategorilerindeki büyüme de biraz bu duygusal ihtiyaçtan besleniyor.

Aynı zamanda “kendine alma” ve “hediye etme” motivasyonlarının da yeniden şekillendiğini görüyoruz. Biz de değişen trendleri ve özel gün dinamiklerini çok yakından takip ederek mağaza içi kurgularımızı, yerleşimlerimizi ve kategori önceliklerimizi oldukça çevik bir şekilde güncelliyoruz.

Perakendede artık yalnızca satış verisi değil; ziyaretçi davranışı, mağaza içi hareket ve sepet yapısı gibi veriler de operasyonları şekillendiriyor. Veri kullanımı D&R’ın mağaza yönetiminde nasıl bir rol oynuyor?

Bugün mağazacılıkta sezgi hâlâ çok önemli ancak artık tek başına yeterli değil. Veri; doğru ürünü, doğru lokasyonda, doğru zamanda müşteriye ulaştırabilmenin en kritik unsurlarından biri haline geldi.

D&R olarak yalnızca neyin satıldığına değil; sepet yapısına, müşteri davranışlarına, dönemsel talep değişimlerine ve mağaza içi eğilimlere çok yakından bakıyoruz. Özellikle yapay zeka destekli analizler sayesinde mağaza dinamiklerini çok daha hızlı okuyabiliyor, operasyonlarımızı daha çevik ve verimli şekilde yönetebiliyoruz.

Bu yaklaşım bize hangi mağazada hangi kategorinin öne çıkarılması gerektiğinden stok optimizasyonuna, müşteri deneyiminden operasyonel verimliliğe kadar pek çok konuda daha doğru karar alma imkânı sağlıyor.

Sadakat programlarının kampanya odaklı yapıdan çıkıp daha kişiselleştirilmiş bir modele geçtiğini görüyoruz. D&R müşterisinin beklentileri bu tarafta nasıl değişiyor?

Bugünün tüketicisi artık herkese aynı şekilde sunulan kampanyalardan çok, kendi ilgi alanlarına ve alışkanlıklarına hitap eden deneyimler bekliyor. Okur, koleksiyoner, oyuncu ya da hobi tutkunu… Her müşterinin D&R ile kurduğu ilişki farklılaşıyor.

Biz de sadakat yaklaşımımızı yalnızca indirim ve kampanya ekseninde değil, müşteriyi gerçekten anlayan bir deneyim modeli üzerine kuruyoruz. Çünkü sadakat artık puan biriktirmekten çok, müşterinin tutkularını anlayabilmekle ilgili.

Amacımız kitapsever bir müşterimize sevdiği bir yazarın imza gününü duyurabilmek, koleksiyoner bir müşterimize ilgisini çekecek özel serileri ulaştırabilmek ya da bir oyuncuya tam aradığı deneyimi sunabilmek. Yani müşterimizi yalnızca alışveriş yapan biri olarak değil, kendi ilgi alanları etrafında oluşan bir topluluğun parçası olarak görüyoruz.

Bugün mağazalar aynı zamanda marka deneyimi ve içerik üretim alanlarına dönüşüyor. Sizce önümüzdeki dönemde mağazacılık tarafında hangi dönüşümler öne çıkacak? D&R bu gelecekte kendisini nasıl konumlandırıyor?

Önümüzdeki dönemin en büyük dönüşümü, mağazaların tamamen deneyim ve sosyalleşme alanlarına evrilmesi olacak. Artık insanlar mağazalara yalnızca ihtiyaç için değil, zaman geçirmek, ilham almak ve kendilerini iyi hissettiren atmosferlerin parçası olmak için geliyor.

Biz de D&R mağazalarını yalnızca birer perakende noktası olarak değil; kahve, kültür, keşif ve sosyalleşmenin iç içe geçtiği yaşam alanları olarak yeniden tasarlıyoruz. Bu vizyonun en somut adımlarından biri de D&R Cafe açılımımız oldu. Kitap ve kahvenin yarattığı doğal sinerji, mağazalarımızda geçirilen zamanı artırırken ziyaretçilerimizi yalnızca alışveriş yapan değil, orada vakit geçirmek isteyen bir topluluğa dönüştürüyor.

Önümüzdeki dönemde de mağazalarımızı atölyelerle, özel etkinliklerle, içerik ve deneyim alanlarıyla yaşayan kültür platformları olarak geliştirmeye devam edeceğiz. Çünkü gelecekte kazanan mağazalar, müşterinin yalnızca alışveriş yaptığı değil; tekrar tekrar dönmek istediği mekanlar olacak.

Üstad, Kapalı Çarşı’da Tarih, Kültür ve Gastronomiyi Aynı Sofrada Buluşturarak Bir İlki Gerçekleştirdi

Özenle seçilmiş gurme lezzetleriyle mutfaklarda ustalık dönemini başlatan Üstad, 14 Haziran Pazar akşamı Kapalı Çarşı’nın tarihi atmosferinde gerçekleştirdiği özel davetle kendi sektöründe bir ilke imza attı. Kapalı Çarşı’da düzenlenen gastronomi buluşmasında tarih, kültür ve lezzet aynı sofrada bir araya geldi. Anadolu mutfağını uluslararası gastronomi sahnesinde başarıyla temsil eden Şef Somer Sivrioğlu liderliğindeki Efendy İstanbul ekibinin Üstad ürünleriyle hazırladığı özel menü, davetin merkezindeki deneyim olarak öne çıktı…

Geleneksel tatlara seçkin bir yorum getiren ve kaliteli içerikleriyle öne çıkan Üstad, İstanbul’un kalbinde yer alan Kapalı Çarşı’nın büyüleyici atmosferinde düzenlediği özel davetle misafirlerine unutulmaz bir gece yaşattı. Sektöründe Kapalı Çarşı’da gerçekleştirilen ilk gastronomi odaklı etkinliklerden biri olma özelliği taşıyan davette tarih, kültür ve gastronomi aynı sofrada buluştu. Davetliler, Anadolu’nun köklü mutfak mirasını farklı yönleriyle keşfetti.

Yüzyıllardır ticaretin, zanaatın ve kültürel etkileşimin merkezi olan Kapalı Çarşı’da gerçekleşen davet, konuklarını geçmişten günümüze uzanan bir lezzet yolculuğuna çıkardı. Düzenlenen gece, Şef Somer Sivrioğlu’nun açılış konuşmasıyla başladı. Üstad markasının vizyonunu ve etkinliğin yaklaşımı davetlilerle paylaşıldığı A101 Ticaret ve Pazarlama İcra Kurulu Üyesi Volkan Yıldız’ın ve A101 Pazarlama Genel Müdürü Nilay Gözegir Eralp’in hoş geldiniz konuşmalarıyla devam etti. Gecede Somer Sivrioğlu menünün hazırlık sürecine ve Anadolu mutfağından aldığı ilhama dair değerlendirmelerde bulunurken, Tarih Profesörü Emrah Safa Gürkan ise Kapalı Çarşı’nın tarihsel önemini ve Anadolu mutfak kültürünün yüzyıllar boyunca şekillenen hikâyesini eşsiz anlatımıyla davetlilerle paylaştı.

Kapalı Çarşı’nın değerine vurgu yaparak Üstadın vizyonunu paylaşan A101 Ticaret ve Pazarlama İcra Kurulu Üyesi Volkan Yıldız konuşmasında; “Kapalı Çarşı’nın bu eşsiz atmosferinde sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. “Üstad’ı hayata geçirirken hedefimiz, yalnızca kaliteli ürünler sunan bir marka yaratmak değil; özenle seçilmiş lezzetleri, onların taşıdığı hikâyeler, üretim kültürü ve değerlerle birlikte sofralara taşımaktı. Bu nedenle gastronomiyi yalnızca bir tüketim deneyimi olarak değil, geçmişle bugün arasında köprü kuran güçlü bir kültür alanı olarak görüyoruz. Kapalıçarşı gibi asırlardır ticaretin, ustalığın ve seçkin değerlerin buluşma noktası olan bir mekânda gerçekleştirdiğimiz bu davet de Üstad’ın yaklaşımını en iyi şekilde yansıtıyor. Gelenekten ilham alan, ancak bugünün beklentilerine hitap eden lezzet anlayışımızla alışverişçilerimize her zaman seçkin ve güvenilir bir deneyim sunmayı hedefliyoruz. Üstad’ın temelinde, her ürünün arkasındaki emeğe, ustalığa ve özgünlüğe duyulan saygı yer alıyor. Bu anlayışla yalnızca sofralara lezzet taşımayı değil, alışverişçilerimize günlük yaşamlarında fark yaratacak nitelikli seçimler sunmayı amaçlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de gastronomi, kültür ve hikâye anlatıcılığını bir araya getiren iş birlikleriyle Üstad’ın dünyasını daha geniş kitlelerle buluşturmayı sürdüreceğiz” dedi.

Kapalı Çarşı’nın tarih, kültür ve ticaretin kesişim noktası olarak çok özel bir atmosfere sahip olduğuna dikkat çeken A101 Pazarlama Genel Müdürü Nilay Gözegir Eralp konuşmasında; “Üstad ile kaliteli ürünleri alışverişçilerimizle buluşturmanın yanı sıra aynı zamanda özeni, seçiciliği ve sofra kültürünü merkeze alan bir lezzet anlayışını da paylaşıyoruz. Bizim için bir ürünün değeri yalnızca lezzetiyle değil; arkasındaki emek, ustalık, üretim süreci ve taşıdığı hikâyeyle de şekilleniyor. Bu nedenle Üstad çatısı altında sunduğumuz her ürünü titizlikle seçiyor, sofralara değer katacak nitelikte olmasına özen gösteriyoruz. Üstad’ın temsil ettiği dünya, sofrayı yalnızca yemek yenen bir alan olarak değil; paylaşımın, kültürün ve iyi yaşamın buluştuğu özel bir yaşam alanı olarak görüyor. Attığımız her adımda da bu anlayışı alışverişçilerimizle buluşturmayı hedefliyoruz”dedi.

Anadolu’nun mutfak mirasını çağdaş gastronomi anlayışıyla yorumlayan ve uluslararası gastronomi sahnesinde başarıyla temsil eden Şef Somer Sivrioğlu, Üstad ürünleriyle hazırlanan özel menünün arkasındaki yaklaşımı anlatan konuşmasında; “Anadolu mutfağı yalnızca tariflerden oluşan bir mutfak değil; yüzyıllar boyunca şekillenmiş bir kültürel hafızanın taşıyıcısı. Kapalı Çarşı gibi ticaretin, üretimin ve kültürel etkileşimin merkezlerinden birinde bu sofrayı kurmak, Efendy ekibi olarak bizim için ayrı bir anlam taşıyor. Menüyü oluştururken Üstad’ın özenle seçilmiş ürünlerinden yola çıkarak Anadolu’nun farklı coğrafyalarından gelen lezzetleri günümüz gastronomi anlayışıyla yeniden yorumlamaya çalıştık. Her tabakta, bu toprakların üretim kültürüne, zanaatine ve köklü mutfak mirasına duyduğumuz saygıyı yansıtmayı hedefledik” dedi.

üstad, kapalı çarşı’da tarih, kültür ve gastronomiyi aynı sofrada buluşturarak bir i̇lki gerçekleştirdi

Kapalı Çarşı’nın kültürel hafızasına ışık tutan Tarih Profesörü Emrah Safa Gürkan, yapının tarihsel önemine dikkat çekerek başladığı anlatımında; çarşı ve bedestenlerin kültürümüzdeki yeri ve taşıdığı değer ile Osmanlı’da yemek kültürüve insanları bir arada buluşturma özelliği açısından önemine, İpek Yolu’nun da etkisiyle Anadolu’da ve Osmanlı’da ticaretin önemi ile daha konukların bilmediği pek çok başlığı konuklarla paylaştı. 

Üstad’ın Seçkin Lezzetleri Davetlilerle Buluştu

Şef Somer Sivrioğlu’nun Üstad’ın ürünleriyle hazırladığı geleneksel tariflerden ilham alan menü, Anadolu’nun farklı coğrafyalarından gelen lezzetleri modern dokunuşlarla yorumlayarak misafirlere sunuldu. Üstad ürünlerinin kalite ve lezzet anlayışını yansıtan seçkin tatlar, gecenin en dikkat çekici deneyimleri arasında yer aldı.

Davetlileri Kapalı Çarşı’nın tarihi atmosferinde bir araya getiren gece tarih, kültür ve gastronominin aynı sofrada buluştuğu özel bir deneyime ev sahipliği yaptı. “Özenle Seçilmiş Gurme Lezzetler” anlayışıyla seçkin ürünler sunan Üstad, bu özel etkinlikle yalnızca lezzetleri değil, Anadolu’nun zengin mutfak kültürünü ve paylaşım geleneğini de görünür kılarak misafirlerini tarih ve gastronominin buluştuğu eşsiz bir deneyimde ağırladı.

DİMES’e Yeni Kurumsal İlişkiler ve İletişim Direktörü

DİMES, kurumsal ilişkiler ve iletişim yapılanmasını deneyimli bir isimle güçlendirdi. Yaklaşık 30 yıllık kariyeri boyunca farklı sektörlerde iletişim, itibar ve dönüşüm yönetimi alanlarında görev alan Funda Küçükosmanoğlu, DİMES’in Kurumsal İlişkiler ve İletişim Direktörü olarak atandı.

Türkiye’nin yerli sermayeli ilk meyve suyu markası olan DİMES, büyüme hedefleri ve küresel marka genişleme stratejileri doğrultusunda organizasyon yapısını geliştirmeyi sürdürürken, bu kapsamda Kurumsal İlişkiler ve İletişim Direktörlüğü görevini Funda Küçükosmanoğlu’na emanet etti.

Yeni görevinde Kurumsal İlişkiler ve İletişim, Pazarlama İletişimi, Regülasyon ve Sürdürülebilirlik alanlarından sorumlu olacak Küçükosmanoğlu, kariyeri boyunca telekomünikasyon, hızlı tüketim ürünleri ve enerji sektörlerinde üst düzey iletişim görevleri üstlendi.

Profesyonel yaşamına 1997 yılında Turkcell’de başlayan Küçükosmanoğlu, daha sonra Coca-Cola Türkiye’de kurumsal iletişim ve ilişkiler alanında çeşitli yöneticilik görevlerinde bulundu. Ardından Nestlé Waters Türkiye’de Kurumsal İletişim Müdürü olarak görev alan Küçükosmanoğlu, Zorlu Enerji’de Kurumsal İletişim Grup Müdürü, Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü ve son olarak Global Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü pozisyonlarında görev yaptı.

Uludağ Üniversitesi Fizik Bölümü mezunu olan Küçükosmanoğlu, Yeditepe Üniversitesi’nde İngilizce MBA programını tamamladı. Kültürel miras alanına duyduğu ilgi doğrultusunda İstanbul Üniversitesi Kültürel Miras ve Turizm Bölümü’nde de eğitim aldı.

Kurumsal İletişimciler Derneği (KİD), İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), Türkiye Kurumsal Sorumluluk Derneği (TKSD), Özel Sektör Gönüllüleri Derneği (ÖSGD) ve Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD) gibi sivil toplum kuruluşlarında aktif roller üstlenen Küçükosmanoğlu, 2025 yılından bu yana gönüllü profesyonel koç olarak gençlerin kariyer gelişimlerine destek veriyor.