Ana Sayfa Blog Sayfa 37

Orta Doğu’daki Gerilim Dubai’de Lüks Perakendeyi Yavaşlattı

Dubai, uzun yıllardır inşa ettiği “lüks alışverişin merkezi” konumunu, bölgedeki jeopolitik gerilimle birlikte ciddi bir testten geçiriyor. Özellikle son bir aydır devam eden çatışma ortamı, şehrin en önemli alışveriş destinasyonlarında müşteri trafiğinin belirgin şekilde düşmesine neden oldu.

Mall of the Emirates ve Dubai Mall gibi lüks perakendenin kalbi konumundaki merkezlerde, Louis Vuitton, Dior ve Chanel gibi global markaların mağazalarında müşteri yoğunluğunun ciddi şekilde azaldığı gözlemleniyor. Satış danışmanlarının büyük bölümü müşteri beklerken, mağazalarda alışveriş hareketliliği yerini durağanlığa bırakmış durumda.

Turist Kaybı Etkisi Derinleştiriyor

laura chouette kl se98j4 0 unsplash edited

Sektör kaynaklarına göre düşüşün temel nedeni, turist sayısındaki keskin gerileme. Bölgeye yönelik güvenlik endişeleri, özellikle transit yolculukları da etkileyerek Dubai, Doha ve Abu Dabi gibi merkezlere gelen ziyaretçi sayısını aşağı çekti.

Analistlere göre Orta Doğu, lüks markalar için toplam cironun %6 ila %8’ini oluştururken, Mart ayında satışlarda %50’ye varan düşüş öngörülüyor. Bu tablo, bölgenin küresel lüks perakende için ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Turist trafiğindeki düşüşe rağmen, yerel müşteri kitlesi perakendeyi ayakta tutan ana unsur olmaya devam ediyor. Markalar, bu süreçte sadık müşteri tabanlarına ve yerel talebe daha fazla odaklanıyor.

Öte yandan alışveriş davranışında da dikkat çekici bir değişim yaşanıyor. Lüks segmentte yavaşlama görülürken, uygun fiyatlı perakendecilere ilgi artıyor. Özellikle Primark gibi markaların mağazalarında hareketlilik dikkat çekiyor.

Operasyonlar Devam Ediyor, Baskı Artıyor

Gayrimenkul devi Emaar’ın, AVM’lerde mağazaların kapanmasına veya çalışma saatlerinin azaltılmasına izin vermemesi, markalar üzerinde operasyonel baskıyı artırıyor. Bazı markaların bu talepleri dile getirmesi durumunda kira sözleşmelerinin riske girebileceği belirtiliyor.

Bu süreçte birçok marka, satış ekiplerini online müşteri geliştirme ve CRM çalışmalarına yönlendirerek talep yaratmaya çalışıyor. Bu yaklaşım, pandemi döneminde uygulanan stratejilere benzerlik gösteriyor. Sektör temsilcileri, çatışmanın sona ermesiyle birlikte “revenge spending” (intikam harcaması) etkisinin devreye girebileceğini öngörüyor. Ancak bu toparlanmanın gerçekleşmesi için en kritik unsurun uluslararası turistlerin geri dönüşü olduğu vurgulanıyor.

Dubai örneği, lüks perakendenin turizm bağımlılığını ve jeopolitik risklere karşı kırılganlığını net şekilde ortaya koyuyor. Aynı zamanda kriz dönemlerinde yerel müşteri gücü ve çok kanallı satış stratejilerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Armada AVM’den 18 Yaş Altı İçin Hafta Sonu Giriş Düzenlemesi

Armada AVM, son dönemde artan güvenlik şikayetleri ve yaşanan olaylar nedeniyle hafta sonlarına yönelik 18 yaş altı giriş düzenlemesini hayata geçirdiğini açıkladı. Yönetim, uygulamanın amacının güvenli ve huzurlu bir alışveriş ortamı sağlamak olduğunu vurguladı.

AVM yönetimi tarafından yapılan açıklamada, özellikle hafta sonlarında bazı genç gruplar arasında yaşanan sözlü ve fiziki tartışmaların zaman zaman kavgaya dönüştüğü ve bu durumun hem ziyaretçilerden hem de mağaza çalışanlarından yoğun şikayet aldığı belirtildi.

Alınan kararın, ilgili kolluk kuvvetleriyle yapılan değerlendirmeler sonucunda uygulamaya konulduğu ifade edilirken, uygulama kapsamında kavga çıkaran veya huzuru bozan kişilerin girişlerinin sınırlandırılabileceği aktarıldı.

Yönetim, kararın gençleri dışlamak veya ayrımcılık yapmak amacı taşımadığını özellikle vurgulayarak, temel hedefin hem gençlerin güvenliğini sağlamak hem de tüm ziyaretçiler için daha kontrollü ve huzurlu bir ortam oluşturmak olduğunu belirtti.

Bu tür uygulamalar, AVM’lerde güvenlik yönetiminin ve ziyaretçi segmentasyonu yaklaşımının giderek daha kritik hale geldiğini gösteriyor. Perakende alanında fiziksel mekanlar yalnızca alışveriş değil, aynı zamanda deneyim ve güvenlik yönetimi açısından da yeniden tanımlanıyor.

ebebek 25. Yılında Büyüme ve Vizyonunu Paylaştı

ebebek, 25. yılını geride bırakırken yolculuğunu ve gelecek vizyonunu paylaştı. Anne-bebek sektöründe “bebekoloji” felsefesiyle konumlanan marka, bugün Türkiye genelinde geniş mağaza ağı ve dijital kanallarıyla milyonlarca bebeveynin hayatına dokunmaya devam ediyor.

Marka, son yıllarda lojistik altyapıdan mağaza deneyimine, dijital kanallardan hizmet süreçlerine kadar birçok alanda yaptığı yatırımlarla daha entegre ve verimli bir yapıya ulaştığını belirtiyor. Bu dönüşüm, operasyonel verimlilik, müşteri deneyimi ve sürdürülebilir büyüme ekseninde şekilleniyor.

Mağaza ve Dijitalde Paralel Büyüme

Bugün 71 ilde 305 mağaza ile faaliyet gösteren ebebek, ebebek.com ve mobil uygulaması üzerinden de hizmet sunuyor. Şirket, 2026 yılına kadar mağaza sayısını 330’a çıkarmayı ve online kanallardaki büyümeyi hızlandırmayı hedefliyor.

Ayrıca Birleşik Krallık ve Kuzey Irak’taki operasyonlarını sürdüren marka, uluslararası pazarlarda da varlığını genişletmeyi planlıyor. Uzun vadede ise 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşma hedefi öne çıkıyor.

Finansal Performansta Güçlü Artış

Şirketin 2025 yılı finansal sonuçlarında da dikkat çekici bir büyüme kaydedildi. FAVÖK yüzde 25,5 artışla 3,5 milyar TL, brüt kâr ise yüzde 17,3 artışla 10 milyar TL seviyesine ulaştı. Brüt kâr marjı ve FAVÖK marjında da iyileşme görüldü.

ebebek, 25. yılı kapsamında sürdürülebilirlik alanında da önemli bir projeye imza attı. ecording iş birliğiyle hayata geçirilen çalışma kapsamında, Muğla’da yangınlardan etkilenen alanların yeniden yeşertilmesi amacıyla ecoDrone teknolojisiyle 1,1 milyon tohumun doğayla buluşturulması hedefleniyor. İlk etapta 250.000 tohum sahaya bırakıldı.

ebebek’in 25. yıl vizyonu, perakende sektöründe fiziksel mağaza, dijital kanallar ve sürdürülebilirlik ekseninin birlikte yönetildiği entegre büyüme modelinin önemini ortaya koyuyor. Marka, yalnızca ticari büyüme değil, aynı zamanda toplumsal ve çevresel etkiyi de stratejisinin merkezine alarak uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyor.

Google, AI Destekli Search Live Özelliğini Küresel Ölçekte Kullanıma Açtı

Google, yapay zeka destekli konuşma tabanlı arama deneyimi Search Live’ı küresel olarak kullanıma sunduğunu duyurdu. Yeni özellikle birlikte sistem, Türkiye dahil 200’den fazla ülke ve bölgede erişilebilir hale geldi.

İlk olarak Temmuz 2025’te sınırlı pazarlarda kullanıma açılan Search Live, kullanıcıların telefon kameralarını nesnelere yönelterek gerçek zamanlı ve görsel bağlam destekli arama deneyimi yaşamasına olanak tanıyor. Daha önce yalnızca ABD ve Hindistan’da aktif olan özellik, bu genişlemeyle global ölçekte yaygınlaştırıldı.

Gerçek Zamanlı ve Görsel Destekli Arama Deneyimi

thumbs b c 9534cc5ccb86cb26da3730b9ec59c557

Search Live, kullanıcıların yalnızca yazarak değil; konuşarak ve kamerayı kullanarak arama yapmasını mümkün kılıyor. Kullanıcılar, karşılarındaki nesneyi kamerayla gösterip anında soru sorabiliyor ve sistemden doğrudan sesli yanıt alabiliyor.

Bu deneyimin arkasında ise Google’ın yeni nesil yapay zeka modeli Gemini 3.1 Flash Live yer alıyor. Şirket, bu modelin daha doğal, sezgisel ve akıcı konuşmalar sağladığını vurguluyor.

Arama Davranışı Yeniden Tanımlanıyor

Search Live, özellikle yazmanın yeterli olmadığı anlar için konumlandırılıyor. Örneğin kullanıcılar bir ürün kurulumu, teknik bir detay ya da gördükleri bir nesne hakkında anında bilgi almak için kamerayı devreye sokabiliyor.

Ayrıca sistem, yalnızca yanıt vermekle kalmayıp kullanıcıyı ilgili web içeriklerine yönlendirerek daha derin bir araştırma deneyimi de sunuyor.

Google’ın bu hamlesi, arama deneyiminin metin tabanlı yapıdan çok modlu (ses + görüntü + konuşma) bir yapıya evrildiğini net şekilde ortaya koyuyor. Perakende ve e-ticaret açısından bakıldığında ise bu dönüşüm, ürün keşfi ve satın alma yolculuğunda AI destekli anlık karar verme süreçlerini daha da hızlandıracak yeni bir dönemin kapısını aralıyor.

Boyner Grup, Yeni Nesil Konsepti COMMUNITÉ ile Çok Markalı Mağazacılık Anlayışını Yeniden Tanımlıyor

Boyner Grup, alışverişi ürün odağından çıkarıp deneyim merkezine taşıyan yeni nesil konsepti COMMUNITÉ ile çok markalı mağazacılık anlayışını yeniden tanımlıyor; ilk mağaza İstinyePark’ta açılırken Galataport İstanbul ve Bağdat Caddesi için yeni lokasyon planları hazır.

Boyner Grup, moda, kültür ve yaşam tarzını bir araya getiren yeni nesil deneyim alanı COMMUNITÉ ile yepyeni bir alışveriş kültürüyle kapılarını açtı. İstinyePark’ta bin 800 metrekarelik alanıyla ziyaretçilerini ağırlayan COMMUNITÉ, ikinci lokasyonunu Galataport İstanbul’da, üçüncü lokasyonunu ise 2027 yılının ilk çeyreğinde Bağdat Caddesi’nde hayata geçirmeye hazırlanıyor.

COMMUNITÉ, yalnızca bir mağaza değil; alışverişin ötesine geçen, keşif ve etkileşime davet eden bir deneyim alanı. Geleneksel çok markalı mağazacılık anlayışını geride bırakarak kategori bazlı düzen yerine hikâye, kürasyon ve beklenmedik karşılaşmalar üzerine kurulu bir deneyim sunuyor. Bir moda koleksiyonunun yanında sanat kitapları, bir sneaker’ın yanında tasarım objesi, bir parfümün yanında analog kamerayla karşılaşmak mümkün. Bu yaklaşım, ürünleri kategorilerinin dışına çıkararak yeni anlamlar kazandırmayı ve ziyaretçiyi yeniden keşfe davet etmeyi amaçlıyor.

Boyner Grup CEO ve Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner, COMMUNITÉ CEO’su Polat Uyal ve COMMUNITÉ Üründen Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sebla Refiğ Devidas, açılış öncesi yaptıkları konuşmada COMMUNITÉ fikrinin doğuşundan hayata geçirilişine kadar olan süreci paylaştılar.

COMMUNITÉ, kökü Türkiye’de, kanatları globalde olan yeni bir perakende konsepti

boyner 2

Boyner Grup CEO ve Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner, şöyle konuştu: “Bugüne kadar yaptığımızın tersini yapmak üzere yola çıktık. COMMUNITÉ geleneksel modelleri sarsan, pay almak  yerine yeni pazar yaratmayı hedefleyen bir oluşumdur. Mevcut müşteri datasına hapsolmadan, küratörlerin tamamen özgür ve yenilikçi seçimler yapabildiği bir model benimsedik. Yeni gelişen markaların, yükselen tasarımcıların ortaya çıkıp kendilerine ait bir yer bulmaları konusu çok uzun zamandır konuşuluyor, yapılamıyordu. COMMUNITÉ bu sene Türkiye’ye 400’ün üzerinde yeni marka getirecek ve bu markaların yüzde 70’i ilk defa bir arada, onlara ait bir ortamda, ulaşılabilir bir şekilde müşterilerimizin karşısına çıkacaklar. Türkiye bizim her şeyimiz ama şimdiden bir gözümüz Milano, Londra, Atina, Madrid gibi şehirlerde. Her şehrin, her lokasyonun kendi komünitesini kurmak istiyoruz kendi restoranıyla, kafesiyle, yaşam alanıyla. Türkiye’deki dört mağazamız da birbirinden farklı olacak. İkinci mağazamızı yakında Galataport İstanbul’da açacağız, 2027’nin ilk çeyreğinde ise Bağdat Caddesi’nde olacağız” ifadelerinde bulundu.

“Biz ürün seçmedik, hikayeleri bir araya getirdik”

boyner grup, yeni nesil konsepti communité ile çok markalı mağazacılık anlayışını yeniden tanımlıyor

COMMUNITÉ CEO’su Polat Uyal; “COMMUNITÉ fikri çok basit bir soruyla başladı: İnsanların sadece alışveriş yapmadığı, gerçekten vakit geçirmek istediği bir yer yaratabilir miyiz? Bir kahve içilen, bir sohbetin başladığı, yeni markaların keşfedildiği ve yeni fikirlerin doğduğu bir alan… Biz COMMUNITÉ’yi bir mağaza olarak değil; bir araya gelme hali, bir his ve insanların buradan bir ürünle değil, bir deneyimle ayrıldığı bir dünya olarak hayal ettik. Bu hayali hayata geçirmek için de önce birbirine güvenen, birlikte çalışmaktan keyif alan ve işini gerçekten seven bir ekip kurduk. Çünkü baştan beri biliyorduk ki burası sadece ürünlerin değil, insanların ve fikirlerin bir araya geldiği bir alan olmalı. Buradaki her marka kendi hikayesini taşıyor. Biz aslında ürün seçmedik; hikayeleri bir araya getirdik. En çok istediğimiz şey ise çok net: Buraya gelen herkesin kendini iyi hissetmesi, ilham alması ve buradan yalnızca ürünle değil bir hisle ayrılması” diye konuştu.

“Amacımız kültür inşa etmek”

COMMUNITÉ Üründen Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sebla Refiğ Devidas ise; “COMMUNITÉ klasik bir mağaza değil; bir kürasyon ve keşif alanı. Amacımız ürün satmaktan çok bir kültür inşa etmek. Online ve offline varlığıyla sürekli değişen bir concept store. Seçkimiz Avrupa, Türkiye, Uzak Doğu, Amerika ve Avustralya’dan markaları bir araya getiriyor. Toplamda 400’den fazla marka yer alıyor, yaklaşık yarısı Türkiye’de ilk kez keşfedilecek, yeni ve bağımsız markalar. Kürasyon anlayışımız beklenmedik olanı bulmak. Tokyo’dan Seul’e, New York’tan Los Angeles’a, Londra’dan Kopenhag’a uzanan bir keşif yaptık. Türkiye’de farklı bölgelere dokunduk, yerel üreticiler ve yeni nesil tasarımcılardan özenle seçimler yaptık. Böylece sadece moda başkentlerinden değil, farklı şehirlerden de kendine özgü ve otantik markaları bir araya getirdik” dedi.

JYSK’tan Türkiye Pazarına Güçlü ve Uzun Vadeli Odak

Dünya genelinde 50 ülkede 3.600’den fazla mağazası bulunan Danimarka merkezli ev yaşam markası JYSK, Türkiye’deki büyüme yolculuğuna hız kesmeden devam ediyor. Marka, ülkedeki 11’inci mağazasını Aydın Kuşadası’ndaki Pirada Mall’da hizmete açtı. Aydın’daki ikinci şubeleriyle Ege Bölgesi’ndeki varlıklarını güçlendirdiklerini belirten JYSK Türkiye Ülke Direktörü Fatih Tezcan, “Her ay yeni bir mağaza açma hedefimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Yeni yatırımlarımızla İskandinav tasarım anlayışını Türkiye’nin dört bir yanına ulaştırmaya kararlıyız” dedi.

Danimarka merkezli ev yaşam perakendecisi JYSK, Mayıs 2023’te girdiği Türkiye pazarında “herkes için harika bir İskandinav teklifi” sunma hedefiyle büyümesini sürdürüyor. 1979 yılında Lars Larsen tarafından kurulan ve 50 ülkede 3.600’den fazla mağazası bulunan marka, ülkedeki 11’inci mağazasını Kuşadası Pirada Mall’da hizmete açtı.

jysk’tan türkiye pazarına güçlü ve uzun vadeli odak

İskandinav ‘hygge’ tarzını yansıtan ev ve yaşam ürünlerinin yanı sıra uzman olduğu yatak ve uyku çözümlerini de müşterileriyle buluşturan JYSK, 2 binden fazla ürün çeşidiyle hizmet verecek. Yeni mağazasında sunduğu örnek oda tasarımları ve ilham veren dekorasyon köşeleriyle ziyaretçilerine pratik ve estetik çözümleri yerinde deneyimleme fırsatı sunan marka kaliteli ve ulaşılabilir tasarımları tüketicilerle buluşturmaya devam ediyor.

“Kuşadası mağazamızla Ege’de operasyonel ağımızı güçlendiriyoruz”

Aydın’daki iki mağazanın stratejik büyüme planları için önemli bir adım olduğunu belirten JYSK Türkiye Ülke Direktörü Fatih Tezcan, “Bu açılışla birlikte Ege Bölgesi’ndeki operasyonel ağımızı daha da güçlendiriyoruz. Kuşadası gibi turizmin kalbinin attığı bir lokasyonda yer almak, markamızın hem yerel halkla hem de bölgeyi ziyaret eden uluslararası misafirlerle buluşması açısından büyük önem taşıyor. İskandinav tasarım anlayışını ve uyku konforunda uzmanlığımızı, her bütçeye uygun fiyat politikamızı Türkiye’nin dört bir yanına yaymayı hedefliyoruz. Her ay yeni bir mağaza açma vizyonumuz doğrultusunda ilerlerken yalnızca fiziksel büyümeyi değil aynı zamanda istihdama katkı, yerel tedarikçilerle iş birlikleri ve sürdürülebilir operasyon anlayışını da önceliyoruz” dedi.

“Türk perakende sektöründe kalıcı, güvenilir ve sürdürülebilir bir oyuncu olmayı hedefliyoruz”

Türkiye’deki potansiyeli gördüklerinin altını çizen Tezcan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Genç nüfus yapısı, dinamik konut sektörü ve her geçen gün gelişen ev yaşam kültürü, JYSK’un global vizyonuyla tam bir uyum sergiliyor. Yatırımlarımıza hiçbir zaman kısa vadeli kazanç odağıyla bakmadık. Aksine Türk perakende sektöründe kalıcı, güvenilir ve sürdürülebilir bir oyuncu olmayı hedefliyoruz. Kuşadası mağazamız, diğer mağazalarımız gibi sadece bir satış noktası değil, aynı zamanda bölgedeki yerel iş birliklerimizi güçlendireceğimiz ve istihdama katkı sağlayacağımız bir mağaza olacak. Mağaza ağımızı genişletirken sunduğumuz profesyonel eğitimlerle, Türk perakendeciliğine dünya standartlarında yetişmiş bir insan gücü kazandırmayı amaçlıyoruz”

Nike Çin’de Neden Geriliyor? Premium Algıdan Operasyona Kritik Kırılma

Nike’ın Çin’deki sorunları, operasyonel hataların şiddetli iç rekabet ve soğuyan tüketici talebiyle birleşmesi sonucu gün yüzüne çıkıyor. Büyük Çin bölgesi, Nike’ın küresel gelirinin yaklaşık %15’ini oluşturuyor ve Kuzey Amerika dışındaki ikinci büyük pazarı konumunda bulunuyor. Ancak ekonomik yavaşlama ve uzun süren emlak krizi, Çinli tüketicilerin harcama gücünü sınırlıyor.

Yerel rakipler Anta ve Li Ning, çevik tedarik zincirleri ve geniş mağaza ağları sayesinde rekabetçi fiyatlı ürünlerini Çin’in iç kesimlerine kadar ulaştırabiliyor. Bu durum, Nike’ın pazar payını kaybetmesine yol açıyor. Çin’deki gelir düşüşü, giderek daha az hoşgörülü hale gelen pazarın bir sonucu olarak Nike’ın operasyonel zayıflıklarını da ortaya çıkarıyor.

Operasyonel Kusurlar ve Stratejik Hatalar

Nike, Çin pazarında üst üste altı çeyrektir gelir kaybı yaşıyor. Aralık ayında açıklanan son çeyrekte %17’lik düşüş kaydedildi. CEO Elliott Hill, Çin’i şirketin küresel dönüşümündeki “en uzun yol” olarak nitelendirerek yaklaşımı yeniden belirlemenin önemini kabul etti.

Bu yılın başlarında 25 yıllık şirket tecrübesine sahip Cathy Sparks, uzun süredir görev yapan Angela Dong’un yerine Büyük Çin Bölgesi Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü olarak atandı. Sparks’ın görevi, perakende bağlarını güçlendirmek, eski stokları eritmek ve dijitalleşme hamlesini hızlandırmak olarak belirlendi.

nike çin’de taban kaybediyor: operasyonel hatalar ve yerel rekabet gelirleri sarsıyor

Uzmanlar, Nike’ın sorunlarının yalnızca yabancı markalara yönelik tüketici tepkisinden kaynaklanmadığını vurguluyor. Daha çok, markanın aşınan premium konumlandırması, yavaş envanter yönetimi ve operasyonel verimsizlikleri, yerel rakiplerinin önüne geçememesine yol açıyor. ApertureChina kurucusu Yaling Jiang, “Çin’de zorlanan küresel markalar, yalnızca tüketicilerin yabancı markaları tercih etmemesinden dolayı pazar kaybetmiyor. Asıl sorun, yüksek fiyatla ürün satarken insanlara neden yüksek fiyat ödemeleri gerektiğini açıklayamamaları,” diyor.

Yerel Rekabet ve Gelecek Perspektifi

Nike’ın yaşadığı zorluklar, Çin’de büyümeye devam eden bazı yabancı ve yerel rakiplerle tezat oluşturuyor. On ve Hoka gibi markalar, özellikle koşu segmentinde çift haneli büyüme kaydediyor. Adidas ise, Çin’de 2023’te beş çeyrek üst üste düşüş yaşadıktan sonra yeniden büyümeye geçti ve 2025’e kadar on çeyrek üst üste büyüme hedefliyor.

Bu toparlanma, daha keskin yerel odaklanma, hızlı ürün döngüleri ve Çinli tüketicilerin yeniliğe olan iştahına uyarlanmış tasarımlarla destekleniyor.

Nike’ın marka sorunları, şirket içindeki yapısal sorunlarla daha da ağırlaşıyor. Eski ve mevcut Nike Çin çalışanları, yukarıdan aşağıya karar alma kültürünün yerel talebe karşı duyarlılığı körelttiğini belirtiyor.

Tüketici harcamalarının yavaşladığı bir dönemde, kötü karşılanan ürünleri perakende ortaklarına zorla satma çabaları stok sıkıntısını artırıyor. Fazla stokları eritmek için yapılan indirimler, marka imajına ve toptan satış ilişkilerine zarar veriyor.

Morningstar analisti David Swartz, Adidas’ın toparlanmasının Nike’ın Çin’de yeniden yükselme şansını gösterdiğini söylüyor: “Bu bir ölüm sarmalı olmak zorunda değil.” Nike Greater China eski marka direktörü Wei Kan, Çin Yeni Yılı kampanyasında yerel mizahı kullanarak tüketiciyle yankı uyandıran son pazarlama hamlelerinin şirketin uyum sağlamaya başladığını gösterdiğini belirtiyor.

Migros, Omnichannel ve Yapay Zekâ Odaklı Büyüme Hedeflerini Paylaştı

Migros, Capital Markets Day 2026’da omnichannel strateji ve iştiraklerinin katkısıyla konsolide büyümesini sürdüreceğini açıkladı. Şirket, 2026’da 180–200 yeni mağaza açmayı ve güçlü net nakit pozisyonuyla yatırımlarını artırmayı planlıyor.

Migros, İstanbul’da düzenlediği Capital Markets Day 2026 etkinliğinde büyüme stratejisini, dijital dönüşüm odağını ve iştiraklerinin performansını yatırımcılarla paylaştı. Etkinlikte şirketin önümüzdeki dönemde konsolide büyümesini omnichannel iş modeli ve teknoloji yatırımlarıyla sürdürmeyi hedeflediği vurgulandı.

Migros Grubu İcra Başkanı Özgür Tort, perakende sektörünün küresel ölçekte dönüşüm içinde olduğunu belirterek hız ve kolaylığın tüketici beklentilerinde belirleyici hale geldiğini ifade etti. Tort, Migros’un güçlü dijital altyapısı sayesinde yeni iştirak ve girişimlerle birbirini besleyen bir ekosistem oluşturduğunu söyledi.

Şirketin omnichannel stratejisi kapsamında mağaza ve online operasyonların birlikte büyüdüğünü belirten Tort, Migros’un aynı mağazalarda üç yıl üst üste pozitif trafik büyümesi elde eden Türkiye’deki tek halka açık gıda perakendecisi olduğunu vurguladı. Son 3 yılda Türkiye FMCG pazarındaki payın yüzde 8,5’ten yüzde 10’un üzerine çıktığını belirten Tort, 2025 yıl sonu itibarıyla e-ticaret FMCG pazar payının yüzde 21,6’ya ulaştığını aktardı. Tütün ve alkollü içecekler hariç tutulduğunda online satışların toplam satışlar içindeki payının son 6 yılda 6 kat artarak yüzde 21 seviyesine yükseldiğini ifade etti.

Migros Genel Müdürü Mustafa Bartın ise yapay zekâ destekli operasyon ve stok yönetimi ile mağaza içi dijitalleşmenin serbest nakit akışına katkısına dikkat çekti. Elektronik raf etiketi ve Jet Kasa gibi teknolojik yatırımların operasyonel verimliliği artırdığını belirten Bartın, Migros’un raflarında 20 binden fazla ürün bulunduğunu ve 5 marka altında 600’ün üzerinde özel markalı ürünle müşterilere değer odaklı seçenekler sunduklarını söyledi.

Migros Grubu CFO’su Cem Doğan, şirketin güçlü net nakit pozisyonunu koruduğunu belirterek 2026 planlarını paylaştı. Buna göre Migros, 2026 yılında 180–200 yeni mağaza açmayı ve yüzde 5–7 konsolide satış büyümesi elde etmeyi hedefliyor. 2027–2030 döneminde ise her yıl yüksek tek haneli reel konsolide satış büyümesi ve yüzde 2,5–3,5 satış alanı büyümesi öngörülüyor.

Sürdürülebilirlik yatırımlarına da değinen Doğan, güneş enerjisi santrallerinin 2025 yıl sonu itibarıyla Migros’un yıllık elektrik tüketiminin yüzde 24’ünü karşıladığını ifade etti.

Etkinlikte Migros’un iştirakleri Migros One, MoneyPay ve Mimeda’nın büyüme performansı ve hedefleri de yatırımcılarla paylaşıldı. Ayrıca uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Migros’un ulusal uzun vadeli kredi notunu AA(tur)’dan AA+(tur)’a yükseltti.

Puma’dan Yeni Nesil Mağaza Deneyimi: AI Store Concierge

Puma, mağaza içi müşteri deneyimini dönüştürmeye yönelik yeni bir teknoloji hamlesi yaptı. Şirket, Las Vegas’taki amiral gemisi mağazasında çok dilli yapay zekâ destekli “AI Store Concierge” sistemini devreye almaya hazırlanıyor.

Büyük bir dijital ekran üzerinden çalışan bu sistem, alışveriş yapan müşterinin konuştuğu dili otomatik olarak algılayarak ürünlerle ilgili sorulara yanıt verebiliyor. Fransızca, Arapça, İspanyolca, Mandarin ve İngilizce dahil olmak üzere birçok dili destekleyen yapay zekâ asistanı; ürün uygunluğu, performans özellikleri ve mağazadaki stok durumu gibi konularda anında bilgi sağlayabiliyor.

puma mağaza logosu

Lansmanın ilk aşamasında özellikle performans koşu ürünlerine odaklanan sistemin, bu bahar Las Vegas mağazasında aktif olarak kullanılmaya başlanması planlanıyor. Şirket, yapay zekâ danışmanının mağaza çalışanlarıyla birlikte çalışarak müşterilere daha kişiselleştirilmiş öneriler sunmasına yardımcı olmasını hedefliyor.

Mağaza deneyimi yapay zekâ ile dönüşüyor

Perakende sektöründe dijitalleşme hız kazanırken markalar, fiziksel mağazalarda teknolojiyi daha görünür hâle getirmeye çalışıyor. Puma’nın yeni uygulaması da bu dönüşümün bir parçası olarak görülüyor.

Sistem, bulut altyapısı sağlayıcısı Google Cloud ile holografik yapay zekâ ajanları geliştiren LiveX.AI iş birliğiyle geliştirildi. Şirket yetkilileri, bu teknolojinin ürün keşfini daha hızlı ve sezgisel hale getirerek müşterilerin mağaza içindeki deneyimini geliştirmeyi amaçladığını belirtiyor.

Puma’nın doğrudan tüketiciye yönelik teknoloji başkan yardımcısı Rui Pedro Silva, mağaza ortamında sunulan yapay zekâ destekli müşteri hizmetlerinin sektör için önemli bir adım olacağını ifade ederek, bu uygulama sayesinde tüketici geri bildirimlerinin toplanacağını ve teknolojinin farklı satış kanallarına nasıl entegre edilebileceğinin araştırılacağını söyledi.

Deneyim odaklı mağaza konsepti

Yapay zekâ danışmanının tanıtılacağı Las Vegas mağazası, Puma’nın deneyim odaklı perakende yaklaşımının en önemli örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Yaklaşık 25.000 metrekarelik mağazada bir Formula 1 yarış simülatörü, interaktif oyun alanı ve müşterilerin ayakkabı ile kıyafetlerini kişiselleştirebildiği bir özelleştirme stüdyosu bulunuyor.

Şirketin mağaza deneyimini geliştirmeye yönelik bu yatırımları, markanın son dönemde yürüttüğü yeniden yapılanma ve büyüme stratejisiyle de paralel ilerliyor. Puma geçtiğimiz yıl dijital, sosyal medya, televizyon ve perakende kanallarını kapsayan bugüne kadar ki en büyük küresel marka kampanyasını başlatmıştı.

Öte yandan şirket, mali performansını güçlendirmek için çeşitli operasyonel adımlar da atıyor. 2025 yılında yüzlerce pozisyonu azaltma kararı alan Puma, küresel ölçekte maliyetlerini yeniden yapılandırırken marka yatırımlarını sürdürmeye devam ediyor.

Ayrıca Çin merkezli spor giyim şirketi Anta Sports, yılın başında Puma’nın yüzde 29’dan fazla hissesini yaklaşık 1,5 milyar euro karşılığında satın alarak iki şirket arasındaki stratejik iş birliği potansiyelini güçlendirmişti.

Mango, 23 Yıl Sonra Arjantin Pazarına Neden Geri Dönüyor?

Mango, 2003 yılında ülkedeki ekonomik kriz nedeniyle faaliyetlerini durdurduğu Arjantin pazarına yeniden girmeye hazırlanıyor. İspanyol moda perakendecisi, yaklaşık 23 yıl aradan sonra ülkedeki operasyonlarını hem fiziksel mağazalar hem de e-ticaret kanalları üzerinden yeniden başlatmayı planlıyor. Bu adım, şirketin küresel genişleme stratejisi kapsamında Latin Amerika’daki varlığını güçlendirme hedefinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Mango, Arjantin pazarına ilk olarak 1998 yılında giriş yapmıştı. Ancak 2001’de başlayan ekonomik kriz, bankalardan nakit çekimine getirilen sınırlamalar ve yerel para birimi peso’nun hızlı değer kaybı, ülkedeki perakende faaliyetlerini ciddi şekilde etkiledi. Bu gelişmelerin ardından şirket, 2003 yılında Arjantin’deki operasyonlarını sonlandırma kararı aldı.

mango arjantin'e dönüşünü doğruladı

O dönemde Mango’nun kurucusu Isak Andic, satışlardaki düşüş ve kur dalgalanmalarının iş modelini sürdürülemez hale getirdiğini ifade etmişti. Karar doğrultusunda şirketin ülkedeki dört mağazası kapatılmış, yalnızca Buenos Aires’teki Florida Caddesi’nde bulunan mağaza mevcut stokların eritilmesi amacıyla kısa süre daha faaliyet göstermişti.

Yerel ortaklık modeliyle yeniden yapılanma

Mango, Arjantin’e dönüşünde önceki dönemde uyguladığı doğrudan operasyon modelinden farklı olarak yerel ortaklık yapısını tercih ediyor. Şirket, ülkedeki perakende faaliyetlerini Arjantinli ayakkabı üreticisi ve perakende grubu Grimoldi ile yaptığı franchise anlaşması kapsamında yürütecek.

1895 yılına dayanan köklü geçmişiyle Grimoldi, kendi markalarının yanı sıra uluslararası markalar için üretim ve dağıtım faaliyetleri yürütüyor. Anlaşma kapsamında şirketin, önümüzdeki beş yıl içinde MNG markası altında Arjantin’de toplam beş Mango mağazası açması planlanıyor.

İlk mağaza Buenos Aires’te açılacak

Planlamaya göre Mango’nun Arjantin’deki ilk mağazası 2026 yılının son çeyreğinde Buenos Aires’teki Alto Palermo Shopping alışveriş merkezinde açılacak. Mağazada markanın kadın ve erkek giyim koleksiyonlarının satışa sunulması bekleniyor.

Mango’nun Arjantin’e dönüşü, markanın Latin Amerika’daki büyüme stratejisinde yeni bir faza işaret ediyor. Aynı zamanda bu adım, küresel moda perakendecilerinin bölgedeki potansiyeli yeniden değerlendirdiğini ve franchise temelli büyüme modellerinin uluslararası genişlemede giderek daha fazla tercih edildiğini gösteriyor.