Ana Sayfa Blog Sayfa 39

Gap, Google’ın Gemini Yapay Zeka Platformu Üzerinden Ödeme Seçeneği Sunan İlk Şirket Oldu

ABD merkezli moda markası Gap, perakendede önemli bir eşiği geçerek Google’ın Gemini yapay zekâ platformu üzerinden doğrudan ödeme (checkout) imkânı sunan ilk büyük moda markası oldu. Bu modelle birlikte kullanıcılar, ürün keşfinden satın almaya kadar tüm süreci tek bir yapay zekâ sohbeti içinde tamamlayabiliyor.

Gemini üzerinden yapılan bu entegrasyon sayesinde tüketiciler, Gap ve grup markalarının ürünlerini arayabiliyor, öneriler alabiliyor ve herhangi bir e-ticaret sitesine yönlendirilmeden satın alma işlemini gerçekleştirebiliyor. Alışveriş süreci artık “siteye git → ürün bul → sepete ekle” akışından çıkıp, doğrudan sohbet içinde tamamlanan bir yapıya dönüşüyor.  

“Keyword Değil, Diyalog”: Aramanın Yerini Sohbet Alıyor

gap, google'ın gemini yapay zeka platformu üzerinden ödeme seçeneği sunan i̇lk şirket oldu

Gap’in bu hamlesi, e-ticarette uzun süredir alışık olunan arama mantığını da değiştiriyor. Geleneksel olarak kullanıcılar ürün bulmak için anahtar kelimelerle arama yaparken, yeni modelde bu süreç doğal dilde yapılan sohbetlere dayanıyor.

Bir kullanıcı, örneğin bir davet için kombin önerisi istediğinde, Gemini yalnızca öneri sunmakla kalmıyor; aynı zamanda bu ürünleri doğrudan satın alma imkânı da sağlıyor. Arama ve satın alma arasındaki tüm ara adımlar ortadan kalkıyor.  

Bu yapı, e-ticaretin temel kurgusunu değiştiren önemli bir kırılmaya işaret ediyor: kullanıcı artık platformlar arasında dolaşmak yerine, bulunduğu yerde alışverişi tamamlıyor.

AI Artık Sadece Öneri Değil, Satış Kanalı

Son yıllarda yapay zekâ çözümleri perakendede daha çok ürün öneri motoru olarak konumlanıyordu. Ancak Gap’in Gemini entegrasyonu, bu rolün ötesine geçildiğini gösteriyor.

Yeni modelde yapay zekâ: Ürün öneriyor, karşılaştırma yapıyor, sepet oluşturuyor, ödeme sürecini tamamlıyor.

Yani yalnızca yönlendiren değil, doğrudan işlemi gerçekleştiren bir “satış kanalı” haline geliyor. Bu durum, perakendede önemli bir dönüşümü beraberinde getiriyor:

AI artık yalnızca keşif aşamasında değil, transaction (işlem) aşamasında da aktif rol alıyor.  

Trafik Değil, Platform İçinde Görünürlük Yarışı

Gap’in bu hamlesi, markaların müşteri kazanım stratejisini de yeniden tanımlıyor. Geleneksel modelde markalar kullanıcıyı kendi web sitelerine çekmeye çalışırken, yeni modelde kullanıcı zaten farklı bir platformda bulunuyor.

Bu nedenle yeni rekabet alanı daha net hale geliyor: Kendi sitene trafik çekmek değil, AI platformları içinde görünür olmak.

Gemini gibi platformlar, milyonlarca kullanıcının aktif olarak zaman geçirdiği alanlar haline gelirken, markalar da bu platformların içinde “yer kiralayan” yapılara dönüşüyor. Bu durum, perakendeciler için hem fırsat hem de yeni bir bağımlılık riski yaratıyor.

Agentic Commerce: E-Ticaretin Yeni Fazı

Gap’in Gemini ile gerçekleştirdiği bu entegrasyon, “agentic commerce” olarak adlandırılan yeni bir modelin de somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu modelde yapay zekâ, kullanıcı adına araştırma yapan, öneri sunan ve satın alma işlemini tamamlayan bir aracıya dönüşüyor.

Google’ın bu alanda geliştirdiği yapı, alışveriş deneyimini tamamen platform içinde tutmayı hedefliyor. Kullanıcının bir web sitesine gitmesine gerek kalmadan, tüm süreç tek bir ekosistem içinde tamamlanıyor.  

Bu yaklaşım, özellikle müşteri yolculuğundaki sürtünmeyi azaltarak daha hızlı ve kesintisiz bir alışveriş deneyimi sunmayı amaçlıyor.

Gap Ne Söylüyor? Alışverişin Yeri Değişiyor

Gap’in attığı bu adım, perakendede uzun süredir devam eden bir dönüşümün yeni aşamasını temsil ediyor. Artık mesele yalnızca dijitalleşmek değil; alışverişin nerede ve nasıl gerçekleştiğini yeniden tanımlamak.

Web siteleri, uygulamalar ve pazar yerleri uzun süre alışverişin ana merkezleriydi. Ancak bu model, alışverişin platformlar arası bir deneyim olmaktan çıkıp, konuşmanın gerçekleştiği yerde tamamlandığı yeni bir yapıya evrildiğini gösteriyor.

Bu dönüşüm, perakende için kritik bir soruyu beraberinde getiriyor:

Markalar, müşteriyi kendi platformlarına mı çekecek, yoksa müşterinin bulunduğu platformların içine mi taşınacak?

Gap’in tercihi, ikinci senaryonun giderek daha güçlü bir alternatif haline geldiğini ortaya koyuyor.

Agentic Commerce Yarışı Kızışıyor: Google, OpenAI ve Amazon Yeni Dengeleri Kuruyor

Google, agentic ticaret alanında geliştirdiği Universal Commerce Protocol (UCP) kapsamında yeni özellikler duyurarak alışveriş deneyimini yapay zekâ ajanlarıyla daha entegre hale getiriyor. Bu gelişmeler, OpenAI’ın ChatGPT üzerinden doğrudan ödeme alma planlarında geri adım attığı bir döneme denk geliyor ve sektörde rekabetin yönünü yeniden şekillendiriyor.

Google’ın UCP standardı, AI ajanlarının kullanıcılar adına çoklu ürün sepeti oluşturmasına, ürün bilgilerini gerçek zamanlı olarak güncellemesine ve sadakat programlarıyla entegrasyon sağlamasına imkân tanıyor. Sistem sayesinde kullanıcılar, fiyat, stok ve varyant gibi bilgileri anlık olarak alırken, üyelik avantajları ve kişiselleştirilmiş teklifler de korunabiliyor.

1750224181754

Yeni özellikler arasında özellikle çoklu ürün sepeti oluşturma, gerçek zamanlı katalog entegrasyonu ve identity linking (kimlik eşleştirme) öne çıkıyor. Bu yapı, kullanıcıların farklı ürünleri tek bir akış içinde seçip, tıpkı geleneksel e-ticarette olduğu gibi daha bütüncül bir alışveriş deneyimi yaşamasını hedefliyor.

Google ayrıca, perakendeciler için UCP’ye erişimi kolaylaştıracak sadeleştirilmiş bir onboarding süreci üzerinde çalıştığını ve Salesforce, Stripe ve BigCommerce gibi iş ortaklarının platformlarına bu standardı entegre etmeye hazırlandığını açıkladı.

OpenAI cephesinde strateji değişimi

OpenAI, ChatGPT içinde doğrudan ödeme alınmasını sağlayan “Instant Checkout” yaklaşımından uzaklaşarak, satın alma işlemlerini üçüncü taraf uygulamalara yönlendirme kararı aldı. Bu değişim, kullanıcıların platform içinde ürün araştırması yapmasına rağmen satın alma işlemini dış kanallarda tamamlamayı tercih ettiğini gösteren verilerle destekleniyor.

Walmart ve Shopify gibi erken dönem iş ortakları da bu dönüşümü doğrularken, ChatGPT içi checkout deneyiminin kullanıcıları doğrudan perakendeci sitelerine yönlendirmeye kıyasla daha düşük dönüşüm sağladığı ifade ediliyor.

Araştırmalar da bu eğilimi destekliyor: Kullanıcılar AI araçlarını ağırlıklı olarak ürün keşfi ve karşılaştırma için kullanırken, ödeme aşamasında geleneksel e-ticaret kanallarına yöneliyor. Bu durum, agentic alışverişin henüz keşif aşamasında güçlü, ancak dönüşüm tarafında sınırlı olduğunu ortaya koyuyor.

Amazon da oyunda: alışveriş yolculuğunu sahiplenme stratejisi

51j01rjxhsl

Amazon ise bu dönüşümde farklı bir yaklaşım izleyerek kendi platformunu bir “alışveriş yönlendirme katmanı”na dönüştürüyor. Şirketin “Shop Direct” programı, Amazon’da satılmayan ürünleri arama sonuçlarında gösteriyor ve kullanıcıyı doğrudan satıcının sitesine yönlendirerek satın alma sürecini dışarıda tamamlatıyor.

Bu yaklaşım, AI destekli alışverişte yalnızca teknoloji sağlayıcılarının değil, aynı zamanda büyük perakendecilerin de kullanıcı yolculuğunu kontrol etme yarışına girdiğini gösteriyor.

Sektörel çıkarım

Agentic commerce alanında tablo netleşiyor:

  • Google, açık standartlar ve altyapı ile ekosistemi büyütmeye oynuyor,
  • OpenAI, keşif katmanına odaklanarak dönüşüm yükünü platform dışına bırakıyor,
  • Amazon ise hem arama hem satın alma tarafını kontrol ederek süreci sahiplenmeye çalışıyor.

Bu rekabet, perakendede yeni bir döneme işaret ediyor: alışveriş artık yalnızca bir platformda gerçekleşmiyor; AI ajanları, perakendeciler ve teknoloji şirketleri arasında dağıtılmış bir ekosisteme dönüşüyor.

In-Store Audio, Perakende Medyanın Kör Noktası Olarak Ölçeklenmeye Hazır Hale Geliyor

Perakende medyanın hızlı büyüyen alanları arasında web siteleri, uygulamalar, sponsorlu aramalar ve mağaza içi ekranlar yer alırken, satın alma anına en yakın temas noktalarından biri olan mağaza içi ses (in-store audio) uzun süredir göz ardı ediliyor. Buna rağmen araştırmalar, mağaza içinde kullanılan sesli iletişimin tüketici davranışlarını etkilediğini ve dikkat çekme konusunda güçlü bir kanal olduğunu ortaya koyuyor.

Sektörde in-store audio’nun geri planda kalmasının temel nedeni performans eksikliği değil, yapısal sınırlamalar olarak öne çıkıyor. Geleneksel olarak donanım tabanlı sistemler, manuel güncellemeler ve statik çalma listeleri üzerine kurulu olan bu yapı, perakende medyanın ihtiyaç duyduğu esneklik, kişiselleştirme ve ölçülebilirlikten uzaktı.

Ancak son dönemde bu yapı önemli bir dönüşüm geçiriyor. Mağaza içi ses sistemleri, donanım odaklı altyapıdan yazılım tabanlı çözümlere evrilerek daha dinamik, merkezi yönetilebilir ve veri odaklı bir hale geliyor. Bu dönüşüm, in-store audio’nun programatik medya mantığıyla yönetilebilmesini mümkün kılıyor.

Kişiselleştirme, Deneyim ve Monetizasyon Fırsatları

untitled design 2024 05 07t124217.858

Bu gelişme, perakendecilere üç temel fırsat alanı sunuyor. İlk olarak, mağaza ziyaretlerini artırmaya yönelik kişiselleştirilmiş sesli kampanyalar öne çıkıyor. Mağaza lokasyonu, yerel kampanyalar, stok durumu, zaman ve müşteri davranışlarına göre uyarlanan mesajlar, markaların kendi pazarlama bütçelerini daha etkin kullanmasını sağlıyor.

İkinci olarak, mağaza içi ses deneyimi artık statik bir arka plan unsuru olmaktan çıkıp, merkezi olarak yönetilebilen dinamik bir iletişim katmanına dönüşüyor. Zamana, sezona veya kampanyaya göre güncellenebilen içerikler, müşteri deneyimini desteklerken aynı zamanda ticari hedeflere katkı sağlıyor.

Üçüncü ve en kritik alan ise in-store audio’nun perakende medya ağları içinde monetizasyon potansiyeli. Otomasyon sayesinde sesli reklam içeriklerinin üretim süresi önemli ölçüde kısalırken, daha fazla marka bu kanalı kullanabilir hale geliyor. Böylece mağaza içi ses, tıpkı dijital ekranlar ve sponsorlu aramalar gibi ölçülebilir ve ölçeklenebilir bir reklam alanına dönüşüyor.

Uzmanlara göre perakende medyada bugüne kadar odak “erişim” üzerindeyken, in-store audio “etki” tarafını güçlendiriyor. Tüketicilerin satın alma kararına en yakın olduğu anda devreye giren bu kanal, doğru kurgulandığında dönüşüm üzerinde doğrudan etkili olabiliyor.

Gelinen noktada in-store audio, yalnızca bir mağaza içi deneyim unsuru olmaktan çıkıp, perakende medyanın yeni nesil bileşenlerinden biri olarak konumlanıyor. Yazılım tabanlı çözümlerle birlikte ölçeklenebilir hale gelen bu alan, önümüzdeki dönemde perakendeciler için hem deneyim hem de gelir yaratma açısından stratejik bir fırsat sunuyor.

Lululemon’da Zor Yıl Sinyali: Talep, Marj ve Yönetim Aynı Anda Baskı Altında

Lululemon, 2026 yılına ilişkin beklentilerinde talep zayıflığı, artan maliyetler ve yönetim belirsizliği nedeniyle temkinli bir tablo çizdi. Şirket küreselde, gelir ve kârlılık projeksiyonlarının piyasa beklentilerinin altında kalacağını öngörüyor.

Talep Zayıflığı ve Ürün Yenilenme İhtiyacı

Lululemon, özellikle Kuzey Amerika pazarında yavaşlayan tüketici harcamaları ve artan rekabet ile karşı karşıya. Premium fiyatlı athleisure segmentinde faaliyet gösteren marka, ürün inovasyonunda yaşanan yavaşlama nedeniyle eleştiriliyor.

lululemon.jpg

Rakipler arasında Nike gibi güçlü oyuncuların yanı sıra Alo Yoga ve Vuori gibi yeni nesil markaların yükselişi dikkat çekiyor. Bu kapsamda ürün yeniliği, SKU optimizasyonu ve stok dengesinin yeniden kurulması öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.

Tarife Baskısı ve Marj Erozyonu

Şirket, ABD ithalat tarifelerinin 2026’da yaklaşık 300 milyon sterlinlik brüt etki yaratmasını bekliyor. Bu rakam, bir önceki yıla kıyasla artış gösterirken, özellikle Çin’e dayalı tedarik zinciri baskı oluşturmaya devam ediyor.

Brüt kâr marjı son çeyrekte 550 baz puan gerilerken, bunun büyük kısmı tarifelerden kaynaklandı. Şirket, operasyonel iyileştirmeler ve fiyatlama stratejileriyle bu etkinin büyük bölümünü dengelemeyi hedefliyor.

Yönetim Krizi ve Kurumsal Gerilim

Lululemon’da üst yönetim tarafında da önemli gelişmeler yaşanıyor. CEO Calvin McDonald’ın ayrılığının ardından şirket kalıcı lider arayışını sürdürürken, kurucu Chip Wilson ile yönetim kurulu arasında gerilim artıyor.

Uluslararası Büyüme Pozitif Ayrışıyor

Tüm zorluklara rağmen Lululemon, yılın son çeyreğinde beklentilerin üzerinde performans sergiledi. Bu performansın arkasında özellikle uluslararası pazarlarda kaydedilen %17’lik büyüme yer alıyor.

Ancak genel tabloya bakıldığında, artan enflasyon, düşen tüketici güveni ve premium segmentteki rekabet baskısı, şirketin kısa vadeli performansı üzerinde risk oluşturmaya devam ediyor.

Lululemon’un mevcut görünümü, premium perakendede talep esnekliğinin zayıfladığı ve marka yeniliğinin kritik hale geldiği yeni bir döneme işaret ediyor.

Yeni İnci, Perakende Stratejisinde Yön Değiştiriyor: Odağını AVM’den Cadde Mağazacılığına Kaydırıyor

Yeni İnci, perakende stratejisinde değişikliğe giderek mağaza yatırımlarında odağını AVM’lerden cadde mağazacılığına kaydırıyor. Marka, operasyonel maliyetleri dengelemek ve doğrudan tüketiciyle temasını artırmak amacıyla yeni bir büyüme modeli benimsiyor.

2026 yılı stratejileri kapsamında yapılan bu dönüşüm, artan operasyonel maliyetlerin mağaza verimliliği üzerindeki etkisinin yeniden değerlendirilmesiyle şekillendi. AVM’lerdeki kira ve işletme giderlerinin yükselmesi, markayı daha sürdürülebilir ve esnek lokasyonlara yönlendiriyor. Bu doğrultuda cadde mağazaları, Yeni İnci’nin perakende yapılanmasında daha kritik bir rol üstlenmeye başlıyor.

Marka, cadde lokasyonlarının tüketiciyle daha doğrudan ve güçlü bir bağ kurma imkânı sunduğunu değerlendirirken, fiziksel mağaza yatırımlarını yeniden kurguluyor. Bununla birlikte e-ticaret ve çok kanallı perakende yaklaşımı da korunarak online ve offline satış kanallarının entegre şekilde büyütülmesi hedefleniyor.

Üretim ve Uluslararası Büyüme Devam Ediyor

Üretim tarafında ise Yeni İnci büyümesini sürdürmeye devam ediyor. Artan üretim kapasitesi, ihracat ağı ve ürün geliştirme çalışmalarıyla marka hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda varlığını güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu stratejik yön değişimiyle birlikte Yeni İnci, mağaza yatırımlarını daha verimli lokasyonlara yönlendirerek sürdürülebilir büyüme hedefini desteklemeyi planlıyor.

60 Yıllık Sahne, Yeni Oyun: EuroShop 2026’dan Perakendeye Net Mesajlar

kose figen yilmaz

1966 yılında ilk kez Düsseldorf’ta düzenlenen EuroShop, 2026 edisyonuyla birlikte 60. yılını tamamladı. Messe Düsseldorf GmbH tarafından üç yılda bir gerçekleştirilen organizasyon, altmış yıllık geçmişi boyunca mağaza tasarımı, perakende teknolojileri ve görsel sunum alanlarında küresel ölçekte önemli bir referans noktası oldu. 2026 fuarında bu uzun geçmiş, program içeriği ve iletişim dili içinde özellikle vurgulandı.

22–26 Şubat 2026 tarihleri arasında Almanya’nın Düsseldorf kentinde gerçekleşen fuar, 1.800’ün üzerinde katılımcı firmayı ve çok sayıda uluslararası sektör profesyonelini bir araya getirdi. Mağaza tasarımı, perakende teknolojileri, iç mimari çözümler, aydınlatma sistemleri, malzeme inovasyonları ve görsel sunum uygulamaları aynı çerçevede değerlendirildi. Organizasyon, perakendenin yatırım yönelimlerini ve tasarım yaklaşımını bir arada gösteren güçlü bir platform olarak öne çıktı.

Perakendede Değişen Merkez: Veri ile Tasarımın Kesişimi

60 yıllık sahne, yeni oyun: euroshop 2026’dan perakendeye net mesajlar

EuroShop 2026 programındaki “The Future of Mannequins” oturumları ve VM Experience alanındaki uygulamalar, mankenin vitrin içindeki rolünün yeniden ele alındığını gösterdi. Katılımcı üretici firmaların paylaşımlarında üç başlık öne çıktı: dinamik poz sistemleri, modüler yapı ve sürdürülebilir üretim yaklaşımı.

  • Dinamik ve hareketli manken sistemleri özellikle spor ve aktif giyim kategorilerinde ürünün hareket hissini güçlendirdi.
  • Modüler ve hafif yapılar, hızlı koleksiyon döngüsüne sahip markalara operasyonel esneklik sundu.
  • Dayanıklı malzemeler, uzun vadeli kullanım perspektifi ile tasarımda sürdürülebilirliği ön plana çıkardı.

VM Experience alanındaki sahneleme kurguları, mankeni yalnızca ürün taşıyan bir unsur olmaktan çıkararak marka anlatısının aktif bir bileşeni haline getirdi.

Deneyim Alanları ve Tasarım Perspektifi

img 9312

Designers’ Village ve VM Experience bölümleri, mağaza tasarımı ve görsel sunum uygulamalarını bütüncül bir bakış açısıyla sunan alanlar olarak programda yer aldı. Modüler shopfitting sistemleri ve sürdürülebilir malzeme çözümleri, iç mimarlık pratiği açısından referans niteliği taşıdı.

Start-up Hub bölümünde ise yapay zekâ destekli mağaza analitiği ve otomasyon çözümleri öne çıktı. Operasyonel hız, veri entegrasyonu ve kullanıcı deneyimi, yatırım kararlarının merkezine yerleşti.

Türkiye’nin EuroShop 2026’daki Yeri

Türkiye’den aydınlatma, mağaza ekipmanları ve perakende çözümleri alanında faaliyet gösteren firmalar, EuroShop 2026’da stand açarak global görünürlük sağladı. Milli katılım organizasyonları ve sektörel birliklerin desteği, Türk firmalarının uluslararası stratejilerini güçlendirdi. EuroShop, Türkiye perakende sektörü için küresel trendleri izleme ve yatırım kararlarını karşılaştırma açısından önemli bir referans olmaya devam ediyor.

2026 EuroShop’ta Bildiklerimizin Ötesinde Ne Gördük?

img 9311

Tasarım ve teknoloji bütünsel bir yaklaşımla ele alındı.
Yapay zekâ destekli sistemler, mekânsal planlamanın başlangıç aşamasında konumlandı.
Sürdürülebilirlik, konsept geliştirme sürecinin temel kriterleri arasında yer aldı. Fiziksel mağaza, artık veri üreten ve deneyim tasarlayan stratejik bir merkez olarak yeniden tanımlanıyor. EuroShop gibi global organizasyonlar, yalnızca ürün ve teknolojiyi sergilemekle kalmıyor; perakende ve görsel mağazacılık disiplinlerine stratejik yön kazandırıyor.

EuroShop 2026 içerikleri değerlendirildiğinde, tasarım ile teknolojinin bütünsel bir yaklaşımla ele alındığı görülüyor. Yapay zekâ destekli sistemler mekânsal planlamanın başlangıç aşamasında konumlandı. Sürdürülebilirlik konsept geliştirme sürecinin temel kriterleri arasında yer aldı.

Meta, New York’ta Kalıcı Mağaza Hamlesiyle Fiziksel Perakendeye Yatırımını Artırıyor

Meta, New York City’deki Fifth Avenue üzerindeki pop-up mağazasını kalıcı hale getirerek perakende stratejisinde önemli bir adım attı. Şirket, söz konusu lokasyon için 10 yıllık kira anlaşması imzalayarak geçici deneyim alanını kalıcı bir flagship mağazaya dönüştürüyor.

Bu hamle, Meta’nın fiziksel perakendede daha güçlü bir varlık oluşturma ve tüketicilerle doğrudan temasını artırma stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Şirket, daha önce Los Angeles başta olmak üzere Las Vegas, Honolulu ve Burlingame gibi lokasyonlarda “Meta Lab” konseptli deneyim alanları açmıştı.

131027 cfc hospitality 005 lr

Meta, ilk fiziksel mağazasını ise 2022 yılında Burlingame’de hayata geçirmişti. Bu mağazada ziyaretçiler, şirketin artırılmış gerçeklik gözlükleri, video iletişim cihazları ve VR headset ürünlerini deneyimleme imkânı bulmuştu. Yeni New York mağazası ise bu deneyimi daha ileri taşıyarak yalnızca bir satış noktası değil, aynı zamanda kültür, yaratıcılık ve deneyim odaklı bir marka alanı olarak konumlandırılıyor.

Şirketin giyilebilir teknolojilerden sorumlu yöneticisi Matt Jacobson, bu yaklaşımın özellikle yapay zekâ destekli ürünlerin bilinirliğini ve satışlarını artırmada kritik rol oynadığını vurguluyor. Meta’nın amacı, ürünleri yalnızca sergilemek değil; tüketicilerin onları deneyimleyerek anlamasını sağlamak.

Akıllı Gözlük Yarışı Hızlanıyor

Meta’nın mağaza yatırımı, aynı zamanda büyüyen akıllı giyilebilir teknoloji pazarındaki rekabetle de doğrudan bağlantılı. Authentic Brands Group ile yapılan iş birlikleri kapsamında geliştirilen yeni nesil akıllı gözlük koleksiyonları, sektördeki rekabetin hız kazandığını gösteriyor.

Bu kapsamda Nautica ve Eddie Bauer gibi markalar da sesli komut ve yapay zekâ entegrasyonuna sahip akıllı gözlük ürünleriyle pazara giriş yapıyor.

Meta’nın New York’taki kalıcı mağaza hamlesi, teknoloji markalarının fiziksel perakendeyi yeniden keşfettiği bir dönemde, deneyim odaklı mağazacılığın yükselişine güçlü bir örnek olarak konumlanıyor. Öte yandan tüm bu değerlendirmeleri yaparken, Metaverse başarısızlığının şirlete getirdiği zarar ve yatırım planlarını da göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Gusto COO’su Emir Mete: “Perakendede Zamansız Tasarım ve Yerli Üretimle Güçlü Bir Model Kurduk”

1970 yılından bu yana Türkiye moda perakendesinde istikrarlı bir yolculuk sürdüren Gusto, zamansız tasarım anlayışı ve yerli üretim yaklaşımıyla sektörde kendine özgü bir konum oluşturuyor.

55 yıllık bu köklü markanın bugününü ve geleceğini, değişen perakende dinamiklerini ve omnichannel stratejilerini markanın 3. Kuşak yöneticisi Gusto COO’su Emir Mete ile konuştuk.

1970’ten bu yana faaliyet gösteren bir marka olarak Gusto’nun bugün Türkiye moda perakendesindeki konumunu nasıl tanımlıyorsunuz? 55 yıllık bu yolculukta sizi ayakta tutan temel perakende stratejileri neler oldu?

Gusto, bugün Türkiye moda perakendesinde erişilebilir premium segmentte, kalite ve güven üzerine inşa edilmiş güçlü bir marka konumuna sahip. 55 yıl boyunca ayakta kalabilmemizin en temel nedeni, modayı geçici bir tüketim alanı değil, uzun soluklu bir ilişki olarak görmemiz oldu.

Biz hiçbir zaman sadece sezonluk trendlerin peşinden koşmadık. Müşterimizi dinleyen, onun hayatına gerçekten dokunan ürünler geliştirmeyi önceliklendirdik. Zamansız tasarım anlayışı, güçlü kalıp bilgisi ve perakendede istikrar; Gusto’nun temel yapı taşlarını oluşturdu. Bugün hâlâ bu yaklaşımın karşılığını görüyoruz.

Türkiye’de moda perakendesi son yıllarda ciddi bir dönüşüm geçiriyor. Değişen tüketici beklentileri ve ekonomik koşullar, Gusto’nun mağaza ve kanal stratejisini nasıl etkiledi?

gusto x seda bakan 3 e1773649238580

Türkiye’de tüketici artık çok daha bilinçli. Sadece fiyat değil; ürünün değeri, kullanım ömrü ve markanın duruşu sorgulanıyor. Bu dönüşüm, Gusto olarak bizi daha odaklı ve daha disiplinli bir perakende modeline yönlendirdi.

Mağazacılıkta nicelikten çok nitelik, kanallarda ise ayrışmadan çok entegrasyon ön plana çıktı. Bugün her mağazamızı; bulunduğu lokasyon, müşteri profili ve metrekare verimliliği açısından detaylı şekilde ele alıyoruz. Aynı zamanda online ve offline kanalların birbiriyle uyumlu ilerlemesine büyük önem veriyoruz.

Gusto’nun %100 yerli üretim yaklaşımı ve zamansız tasarım anlayışı, operasyonel yapı ve maliyet yönetimi açısından nasıl bir model ortaya koyuyor? Bu tercihlerin perakende tarafında avantajları ve zorlukları neler?

%100 yerli üretim, Gusto’nun DNA’sında yer alan stratejik bir tercih. Bu yapı bize hız, esneklik ve kalite kontrolü sağlıyor. Ürün geliştirmeden mağazaya kadar olan süreci yakından yönetebiliyoruz. Zamansız tasarım anlayışı ise perakende tarafında önemli bir denge unsuru yaratıyor. Sezon baskısının azaldığı, ürünlerin daha uzun süre raflarda kalabildiği bir yapı söz konusu. Elbette yerli üretimin maliyet baskıları var; ancak biz kısa vadeli avantajlar yerine uzun vadeli marka güvenini tercih ediyoruz. Bu da perakendede sürdürülebilir bir model oluşturuyor.

Bugün mağazacılık tarafında nasıl bir yapılanma içindesiniz? Fiziksel mağaza deneyimini güçlendirmek adına hangi alanlara yatırım yapıyorsunuz?

Bugün mağazacılığı yalnızca satış yapılan bir alan olarak değil, marka deneyiminin yaşandığı bir temas noktası olarak ele alıyoruz. Bu nedenle mağaza yatırımlarımızda sadelik, netlik ve fonksiyonellik ön planda. Ürünün doğru sunumu, beden çeşitliliğinin rahatça deneyimlenmesi ve satış ekibinin müşteriye rehberlik eden bir rol üstlenmesi bizim için çok önemli.

Aynı zamanda teknolojiyi, mağaza içi operasyonları kolaylaştıran ve müşteri deneyimini destekleyen bir unsur olarak konumlandırıyoruz.

Omnichannel perakende artık sektörün temel gündemlerinden biri. Gusto’nun online ve offline kanallar arasındaki dengesi nasıl şekilleniyor? Bu iki kanalın birbirini beslediğini düşünüyor musunuz?

Biz online ve offline kanalları birbirinden bağımsız değil, birbirini tamamlayan yapılar olarak görüyoruz. Müşteri bugün ürünü online’da keşfedip mağazada deneyimleyebiliyor ya da mağazada gördüğü ürünü online’dan satın alabiliyor.Bu nedenle fiyatlama, stok yönetimi ve iletişim dili tüm kanallarda tutarlı ilerliyor. Omnichannel yaklaşım bizim için bir tercih değil, günümüz perakendesinin doğal bir gerekliliği.

55.yılda Seda Bakan ile yapılan iş birliğini perakende perspektifinden nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu tür marka yüzü iş birlikleri mağaza trafiği ve marka algısında nasıl bir etki yaratıyor?

gusto x seda bakan 2 1

55.yıl iş birliğini, sadece bir reklam çalışması olarak değil; marka değerlerini temsil eden bir birliktelik olarak ele aldık. Seda Bakan, Gusto’nun zamansız, güçlü ve modern kadın kimliğiyle doğal bir uyum içindeydi. Perakende tarafında bu iş birliğinin mağaza trafiğine ve marka algısına net bir katkısı oldu. Doğru isimle yapılan iş birlikleri, yalnızca görünürlük değil, güven ve samimiyet de kazandırıyor.

Önümüzdeki dönemde Gusto’nun büyüme planında hangi başlıklar öne çıkıyor? Yeni mağaza yatırımları, yeni pazarlar ya da farklı perakende modelleri gündeminizde mi?

Önümüzdeki dönemde Gusto’nun büyüme stratejisi, sağlıklı ve kontrollü büyümeyle birlikte marka gücünü derinleştirmeye odaklanıyor. Bugün önceliğimiz; mevcut mağazalarımızın verimliliğini artırmak, ürün ve mağaza deneyimini daha da güçlendirmek. Yeni mağaza yatırımlarında seçici davranıyoruz. Lokasyon, müşteri profili ve uzun vadeli potansiyel bizim için belirleyici kriterler. Bunun yanında online kanalın hem Türkiye’de hem de yurt dışında daha güçlü bir yapıya kavuşması, büyüme planımızın önemli bir parçası. Farklı perakende modelleri tarafında ise temkinli ilerliyoruz. Gusto’nun DNA’sına uymayan hızlı ya da kontrolsüz modellerden özellikle kaçınıyoruz. Amacımız; köklü geçmişimizden aldığımız güçle, sürdürülebilir, kârlı ve uzun vadeli bir büyüme sağlamak.

New Balance, Reconsidered ile İkinci El Stratejisini Giyim Kategorisine Taşıyor

New Balance, yeniden satış platformu Reconsidered kapsamını genişleterek ikinci el giyim ürünlerini de ürün yelpazesine dahil etti. Şirket, Şubat 2024’te hayata geçirilen platform üzerinden bugüne kadar 100 binden fazla spor ayakkabının yeniden dolaşıma girmesini sağladı.

Yeni adımla birlikte platformda satışa sunulacak giyim ürünleri, tüketici iadelerinden gelen ancak kozmetik kusurlar nedeniyle “yeni” olarak satılamayan parçalardan oluşacak. Tüm ürünlerin satış öncesinde temizlendiği ve kalite kontrolünden geçirildiği belirtiliyor.

New Balance Kuzey Amerika Pazarlama ve Doğrudan Tüketiciye Satıştan Sorumlu Başkan Yardımcısı Tracy Knauer, Reconsidered platformunun markaya yeni müşteri kazandırdığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: Platformun, tüketicilerin popüler modelleri uygun fiyatla satın almasını sağlarken aynı zamanda ürünlerin kullanım ömrünü uzattığını söyledi.

Şirketin bu hamlesi, moda ve perakende sektöründe hızla büyüyen döngüsel ekonomi trendinin bir parçası olarak görülüyor. Son dönemde ikinci el moda pazarında önemli gelişmeler yaşanırken, eBay’in ikinci el moda platformu Depop’u 1,2 milyar dolara satın alması bu alandaki en dikkat çekici adımlardan biri oldu. Aynı zamanda Pacsun, New York & Company ve Cotopaxi gibi markalar da benzer yeniden satış programlarını devreye aldı.

Reconsidered platformunun altyapısı Archive tarafından sağlanırken, ürünlerin temizleme, onarım ve depolama süreçleri ise Tersus Solutions tarafından yürütülüyor. Şu an için giyim ürünleri takas kapsamında yer almasa da tüketiciler, hafif kullanılmış New Balance spor ayakkabılarını posta yoluyla ya da ABD’deki 100’den fazla mağaza üzerinden sisteme dahil edebiliyor.

New York ve Londra’dan Sonra: Gap’in Yeni Mağaza Konsepti Akasya AVM’de

Gap, İstanbul’daki Akasya mağazasını yenileyerek global mağaza konseptini Türkiye’de ilk kez hayata geçirdi. Müşteriyi merkeze alan yeni tasarım anlayışıyla kapılarını yeniden açan mağaza, markanın dönüşüm stratejisinde önemli bir adım olarak konumlanıyor.

Marka, yeniden konumlanma sürecinde pazarlamadan dijitale, mağaza deneyiminden ürün sunumuna kadar tüm temas noktalarını güçlendirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda fiziksel mağazalar, tüketicinin markayla kurduğu bağın en güçlü temsil alanı olarak öne çıkıyor.

Gap Akasya mağazası, markanın New York ve Londra’da hayata geçirdiği yeni nesil konsept mağazalardan elde edilen içgörülerle tasarlandı. Yenilenen mağaza, markanın denim odaklı mirasını, günlük temel parçalarını ve ikonik fleece koleksiyonlarını daha görünür ve deneyim odaklı bir şekilde sunuyor.

Mağaza içinde oluşturulan farklı alanlar, belirli ürün kategorilerine odaklanacak şekilde kurgulandı. Bu yapı sayesinde müşterilere bütünsel ve kesintisiz bir “360 derece alışveriş deneyimi” sunulması hedefleniyor.

Yenileme süreci, Gap’in modern tüketici davranışlarına uyum sağlama ve alışveriş deneyimini günümüz beklentilerine göre yeniden şekillendirme yaklaşımını yansıtıyor. Marka, bu yeni konseptle birlikte fiziksel perakendede deneyim odaklı dönüşümünü daha da ileri taşımayı amaçlıyor.