Ana Sayfa Blog Sayfa 40

MR.DIY, Yeni Mağaza Konseptiyle Kullanıcı Odaklı Bir Alışveriş Deneyimi Sunuyor

MR.DIY, Türkiye’deki mağazacılık vizyonunu yeni nesil Flagship 3.0 konseptiyle bir üst seviyeye taşıyor. Müşteri deneyimini merkeze alan konsept, modern tasarımı, fonksiyonel mağaza planlamasını ve kullanıcı dostu detaylarıyla alışverişi daha konforlu ve keyifli hale getiriyor. MR.DIY İş Geliştirme Direktörü Sezen Cin Özdemir ile mağazalarda başlayan bu dönüşümü Bi’Sektör Dergi Yaz 2026 sayısında konuştuk.

MR.DIY, Türkiye’de büyümesini sürdürürken mağaza yatırımlarına da hız kesmeden devam ediyor. Bugün geldiğiniz noktayı ve mağazacılık vizyonunuzu nasıl özetlersiniz

mr.diy, yeni mağaza konseptiyle kullanıcı odaklı bir alışveriş deneyimi sunuyor

Türkiye’de büyümemizi yeni mağaza yatırımlarımızın yanı sıra mevcut mağazalarımızı da geliştirerek sürdürüyoruz. Amacımız müşterilerimize geniş ürün çeşitliliği sunarken ziyaretlerinden keyif alacakları bir alışveriş ortamı oluşturmak. Bu doğrultuda mağazalarımızı değişen müşteri beklentilerine göre yeniliyor, global mağazacılık standartlarımızı Türkiye’ye taşıyoruz. İstanbul Emaar Square Mall mağazamızda hayata geçirdiğimiz Flagship 3.0 konsepti de bu vizyonumuzun bir yansıması.

Flagship 3.0 konseptinden bahsedebilir misiniz? 

Flagship 3.0, dünya genelinde uyguladığımız yeni nesil mağazacılık konseptimizi temsil ediyor. Modern tasarım anlayışını, fonksiyonel mağaza planlamasını ve müşteri odaklı yaklaşımı bir araya getirerek alışveriş deneyimini yeniden tasarlıyoruz. Bu konseptte müşterilerimizin mağazada daha rahat vakit geçirmesini, ürünlere daha kolay ulaşmasını ve alışverişi daha keyifli hale getirmeyi hedefliyoruz. Emaar Square Mall mağazamız da bu konseptin Türkiye’deki öncü uygulamalarından biri oldu.

Mağazada yapılan yeniliklerden biraz bahseder misiniz? Müşteriler ne gibi değişiklikler görecek?

Yenileme kapsamında mağazamızın cephe tasarımından giriş alanına, raf sistemlerinden kasa bölümüne ve aydınlatmaya kadar birçok noktayı yeniden ele aldık. Doğal malzemelerin öne çıktığı sade ve modern tasarım anlayışıyla daha sıcak, davetkar ve kullanıcı dostu bir mağaza atmosferi oluşturduk. Estetik ve işlevselliği bir araya getiren bu dönüşüm sayesinde müşterilerimiz mağazaya adım attıkları ilk andan itibaren daha ferah ve konforlu bir ortamla karşılaşıyor.

Yeni konseptte müşteri deneyimini iyileştirmek adına nasıl bir mağaza planlaması benimsediniz?

Mağaza planlamasını müşterilerimizin alışveriş alışkanlıklarını dikkate alarak yeniden kurguladık. Daha kısa koridor düzeni ve giriş bölümünde kullandığımız alçak raflar mağazaya daha geniş ve ferah bir görünüm kazandırırken kategori yerleşimlerini ve departman yönlendirmelerini de yeniden düzenledik. Böylece müşterilerimizin aradıkları ürünleri daha kolay bulabilecekleri, mağaza içinde daha akıcı hareket edebilecekleri bir alışveriş deneyimi oluşturduk.

mrdiy 22

Flagship 3.0 konsepti özellikle hangi müşteri beklentilerine yanıt vermeyi hedefliyor?

Tüketici beklentileri her geçen gün değişiyor. Artık alışverişte sadece ürün çeşitliliğinin yanında mağazadaki süreç de önem kazanıyor. Flagship 3.0 konsepti de bu beklentilere yanıt verecek şekilde tasarlandı. Dinamik, kullanıcı odaklı ve kolay dolaşım sağlayan mağaza yapısıyla müşterilerimize hem pratik hem de ilham veren bir alışveriş deneyimi sunmayı amaçlıyoruz.

Bu dönüşüm, MR.DIY’in Türkiye’deki mağazacılık stratejisi açısından ne ifade ediyor?

Biz mağazalarımızı yalnızca satış noktaları olarak görmüyoruz. Müşterilerimizle bağ kurduğumuz önemli temas noktaları olarak da değerlendiriyoruz. Bu nedenle mağazalarımızı sürekli geliştiriyor, global bilgi birikimimizi Türkiye’deki müşterilerimizin beklentileriyle buluşturuyoruz. Flagship 3.0 konsepti de geleceğin mağazacılık anlayışını bugünden hayata geçirme hedefimizin önemli bir parçasını oluşturuyor.

Önümüzdeki dönemde müşterileri mağazalarınızda nasıl bir deneyim bekliyor?

Müşterilerimizin alışveriş deneyimini geliştirecek yatırımlarımıza devam edeceğiz. Hedefimiz geniş ürün yelpazemizi modern mağaza tasarımı, kullanıcı dostu planlama ve kolay erişilebilir alışveriş anlayışıyla birleştirerek müşterilerimize her ziyaretlerinde keyifli ve ilham veren bir mağaza deneyimi sunmak. Türkiye’deki büyümemizi sürdürürken mağazalarımızı da geleceğin perakende anlayışına uygun şekilde geliştirmeye devam edeceğiz.

Retail Talks, RNV.ai CEO’su Gökhan Yücel: “Yapay zekâ artık tahmin etmiyor, karar alıyor”

Retail Talks’un bu bölümünde, RNV.ai CEO’su Gökhan Yücel ile perakendede yapay zekânın karar mekanizmalarına etkisini, stok ve ürün yönetiminden sezon planlamasına uzanan kullanım alanlarını ve karar alan yapay zekâ ajanlarını konuştuk.

“Yapay zekâ artık tahmin etmiyor, karar alıyor”: Gökhan Yücel | Retail Talks

Artan maliyetler, değişken talep yapısı ve kârlılık baskısı, perakendecilerin doğru ürünü doğru yerde ve doğru zamanda müşteriye ulaştırmasını her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Gökhan Yücel, yapay zekânın bu noktada yalnızca büyük veriyi analiz eden ve tahmin üreten bir teknoloji olmaktan çıkarak; stok, fiyatlama, ürün planlama ve tedarik gibi alanlarda karar alan sistemlere doğru ilerlediğini anlatıyor.

Yapay zekâ ajanlarının perakendeciler için nasıl bir “dijital takım” oluşturabileceğinden insanın bu yeni yapıdaki rolüne, teknolojinin merkez ofisten mağaza ve depoya kadar sahaya nasıl taşınması gerektiğinden RNV.ai’ın farklı perakende kategorilerinde elde ettiği sonuçlara kadar uzanan sohbet; yapay zekânın doğrudan iş sonuçlarına ve kârlılığa nasıl dönüştürülebileceğine odaklanıyor.

Perakendede değişimi ertelemenin yarattığı riskleri ve 2026 sonrasında yapay zekâ ajanlarının üstleneceği rolü de değerlendirdiğimiz bu bölüm, yapay zekâyı kavramsal tartışmaların ötesinde gerçek iş süreçleri üzerinden ele almak isteyen perakende profesyonelleri için önemli içgörüler sunuyor.

Yazın En Güzel Sofraları Üstad Lezzetleriyle Kuruluyor

Üstad, ağustos ayında raflarda yerini alan yeni ürünleri ve Anadolu’nun farklı bölgelerinden ilham alan seçkin lezzetleriyle yaz sofralarına ustalık katıyor. Tahinli Dondurma, Maraş Dondurması, Antep Fıstıklı Dondurma, Mihaliç ve Çerkes Peyniri gibi yeni ürünler; yaz sofralarının paylaşım dolu anlarına eşlik ediyor. Ana yemekten şarküteriye, peynirden tatlıya uzanan geniş ürün seçkisiyle Üstad, yazın en güzel hikâyelerini aynı sofra etrafında buluşturuyor.

ustad cerkes peyniri 250g r

Uzayan günler, serinleyen akşamlar ve birlikte kurulan kalabalık sofralar… Yaz mevsiminin en güzel anları çoğu zaman bir masa etrafında yaşanıyor. Anadolu’nun dört bir yanından özenle seçtiği lezzetleri sofralara taşıyan Üstad, ağustos ayında raflarda yerini alacak yeni ürünleri ve yaz sofralarına eşlik eden seçkin ürün portföyüyle mevsimin keyfini katlıyor.

Bu yaz Üstad, ürün ailesine kattığı Tahinli Dondurma, Mihaliç & Çerkes Peyniri, Maraş Dondurması ve Antep Fıstıklı Dondurma ile alışverişçilerine yeni lezzet deneyimleri sunuyor. Geleneksel tatlardan ilham alan bu yenilikler, Üstad’ın ustalık anlayışını ve farklı yörelerin lezzet mirasını aynı sofrada buluşturuyor.

Geleneksel Lezzetler, Farklı Karakterler

ustad dondurma sade 500ml karpedo

Üstad’ın peynir ailesi, yaz sofralarına zenginlik ve çeşitlilik katıyor. Seçkisinde yer alan Sepet Peyniri ve Çörek Otlu Sepet Peyniri’nin yanı sıra ağustos ayında ilk kez tüketicilerle buluşacak Mihaliç Peyniri ve Çerkes Peyniri farklı karakterleriyle aynı sofrada kusursuz bir uyum yakalıyor. Çörek Otlu Sepet Peyniri aromatik dokunuşu ve kendine özgü kıvamıyla lezzete incelik katarken, en az 6 ay olgunlaştırılan Mihaliç Peyniri yoğun aroması ve gözenekli yapısıyla güçlü bir tat deneyimi sunuyor. Kendine has isli aromasıyla öne çıkan Çerkes Peyniri ise seçkiye karakter kazandırıyor. Kahvaltılardan peynir tabaklarına, salatalardan gurme tariflere kadar geniş bir kullanım alanı sunan Üstad’ın özenle hazırladığı bu özel peynir seçkisi, geleneksel ustalığı farklı lezzet yorumlarıyla buluşturarak her ana değer katıyor.

Serinleten Molalar

ustad dondurma tahinli 500ml karpedo

Yazın en sevilen tatlılarından dondurma ise sofralarda başrolü üstleniyor. Geleneksel üretim anlayışı ve Kahramanmaraş’ın verimli yaylalarında yetiştirilen keçilerin sütü ve özenle seçilen doğal salep ile hazırlanan Maraş Dondurması, yoğun aromasıyla dikkat çeken Antep Fıstıklı Dondurma ve Türk mutfağının sevilen lezzetlerinden tahini dondurmayla buluşturan Tahinli Dondurma yaz akşamlarının tatlı finaline dönüşüyor.

Paylaşmanın Keyfi Üstad Sofralarında

ustad dondurma antep fistikli 500ml karpedo

Üstad, Anadolu’nun farklı bölgelerinden gelen geleneksel lezzetleri modern yaşamın ihtiyaçlarıyla buluşturarak sofralara taşımaya devam ediyor. Ana yemekten şarküteriye, peynirden kuruyemişe, zeytinyağından dondurmaya uzanan geniş ürün seçkisiyle Üstad, yaz akşamlarında paylaşmanın ve bir arada olmanın keyfine eşlik ediyor.

Yazın en güzel hikâyeleri, lezzet dolu bir Üstad sofrasının etrafında yazılıyor…

Wasa, Bartu Küçükçağlayan ile Günlük Alışkanlıklara “Bu Kadar Kolay” Diyor!

Wasa’nin Global ‘Go Hard’ platformundan ilham alan kampanya, Bartu Küçükçağlayan’ın yaratıcı katkılarıyla Türkiye’de yerel bir yoruma dönüştü.

Wasanın son yıllardaki en büyük global iletişim platformu Go Hard‘ı Türkiye’de oyuncu ve müzisyen Bartu Küçükçağlayan ile hayata geçirdi. Markanın Türkiye’deki ilk ünlü iş birliği olma özelliğini taşıyan kampanya, global stratejiyi Türkiye’nin kültürel kodları ve yerel tüketim alışkanlıklarıyla buluşturarak “Bu Kadar Kolay.” söylemi etrafında şekilleniyor.

Global kampanyanın çıkış noktası, hayatı gereksiz yere zorlaştırmak yerine işleri kolaylaştıran seçimleri sahiplenmek. Türkiye’de ise bu yaklaşım, kampanya kapsamında hazırlanan üç farklı filmde Bartu Küçükçağlayan’ın kendine özgü mizahıyla günlük hayatın doğal bir parçasına dönüştürülüyor. Günlük hayatın içinden tanıdık anlar ve yerel içgörülerle yeniden yorumlanan filmler, Wasa’nın kolaylaştıran yaklaşımını farklı hikâyeler üzerinden ele alıyor.

Bir filmde jawline üzerinden mizahi ve absürt bir anlatı kurulurken, diğerlerinde ise Eminönü’nün simgesi haline gelen balık ekmek ve köfte ekmek, Wasa’nın pratik yaklaşımıyla “Balık Wasa” ve “Köfte Wasa”ya dönüşüyor.

Kampanyanın merkezinde yer alan “Bu Kadar Kolay.” söylemi ise Wasa’nın hayata bakışını özetliyor. Daha karmaşık seçimler yerine hayatın temposuna kolayca uyum sağlayan kolay alternatifler sunuyor.

“En iyi işler, gerçekten birlikte üretilen işler oluyor.”

Barilla Türkiye Pazarlama Direktörü Duygu Özer, kampanyayla ilgili şunları söyledi: ‘Go Hard’ın arkasında güçlü bir global fikir vardı. Bizim önceliğimiz ise bu fikri Türkiye’de gerçekten insanların hayatına dokunacak hale getirmekti. Çünkü başarılı lokalizasyon, bir kampanyayı her zaman birebir çevirmek değil; yerel kültürün içinden yeniden yaratabilmek. Global marka gücüyle yerel yaratıcılık buluştuğunda, ortaya sadece bir kampanya değil, kültürün parçası olabilecek işler çıkıyor. Bartu sadece kampanyanın yüzü değildi; yaratıcı sürecin de en önemli bir parçasıydı. Geliştirdiği fikirler, onun mizahı, doğallığı ve yaratıcı katkılarıyla daha da zenginleşti. Bartu’nun yarattığı fikirler sayesinde kampanya çok daha yerel, samimi ve bize ait bir hale geldi. Sonuçta ortaya yalnızca Türkiye’ye uyarlanmış bir kampanya değil, Türkiye için birlikte üretilmiş bir iş çıktı.’

Yerel içgörü, global fikre yeni bir yorum kattı

Wasa’nın yeni kampanyası, kategoride öne çıkan fonksiyonel ve ciddi iletişim anlayışından ayrışıyor. Bartu Küçükçağlayan’ın kendine özgü mizahını merkeze alan filmler, global “Go Hard” platformunu Türkiye’nin gündelik yaşamından tanıdık sahneler ve yerel içgörülerle yeniden yorumluyor.

Wasa, bu kampanyayla tüketicilere yalnızca pratik bir alternatif sunmakla kalmıyor; hayatı kolaylaştıran seçimlerin aslında “Bu Kadar Kolay.” olduğunu samimi, eğlenceli ve mizahi bir dille anlatıyor. Marka, böylece günlük hayatın temposuna uyum sağlayan kolay seçimleri sahiplenirken, kategorideki iletişim diline de farklı ve dikkat çekici bir perspektif kazandırıyor.

Frasers Group Harvey Nichols’un Peşinde: Lüks Department Store Modeli Yeniden Şekillenebilir

İngiltere’nin köklü lüks department store zincirlerinden Harvey Nichols, Mike Ashley yönetimindeki Frasers Group’un satın alma girişimiyle yeni bir dönemin eşiğinde. Frasers’ın teklif sürecinde öne çıktığı ve anlaşmanın, Harvey Nichols’un olası bir pre-pack administration sürecinin ardından Frasers Group’a devredilmesiyle tamamlanabileceği belirtiliyor.

Şirketin geleceği açısından tablo ise oldukça kritik. Harvey Nichols’un 2025 mali yılı hesaplarında işletmenin geleceğine ilişkin ciddi belirsizliklere dikkat çekilirken, şirketin son yıllarda artan zararlarla mücadele ettiği görülüyor. Frasers’ın satın alma ihtimali bu nedenle yalnızca bir mülkiyet değişimi değil, Harvey Nichols’un iş modelinin baştan ele alınabileceği bir dönüşüm sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilebilir.

Harvey Nichols İçin Sorun Sadece Finansal Değil

harvey nichols 2

Harvey Nichols’un yaşadığı sıkıntılar, department store modelinin karşı karşıya olduğu daha geniş dönüşüm baskısıyla da örtüşüyor. Pandemi sonrasında uluslararası turist trafiğinin zayıflaması, yüksek operasyonel maliyetler, dijital rekabet ve bölgesel mağazaların performans sorunları şirketin finansal yapısını zorlayan unsurlar arasında öne çıkıyor.

Bu nedenle potansiyel bir satın alma sonrasında yalnızca sermaye enjeksiyonu yapılması yeterli olmayabilir. Asıl mesele, Harvey Nichols’un hangi müşteri için, nasıl bir mağaza deneyimi ve hangi ticari modelle büyüyeceğinin yeniden tanımlanması olacak.

Frasers Group’un geçmiş satın almaları da bu açıdan önemli bir referans sunuyor. Grup, daha önce House of Fraser gibi zor durumdaki perakende varlıklarını satın alarak portföyüne dahil etmiş, bazı satın almalarda ise pre-pack administration yapısını kullanmıştı.

Harvey Nichols söz konusu olduğunda ise Frasers’ın mevcut perakende altyapısını, satın alma gücünü ve özellikle Flannels üzerinden geliştirdiği premium/lüks segment deneyimini nasıl kullanacağı kritik hale gelebilir. Sky News’in aktardığı üzere anlaşmanın gerçekleşmesi halinde Harvey Nichols’un mevcut yapısının ne ölçüde korunacağı ve bazı lokasyonların farklı formatlara dönüştürülüp dönüştürülmeyeceği de gündeme gelebilir.

Yeni Sahip, Harvey Nichols’u Nereye Taşıyabilir?

harvey3

Harvey Nichols’un Knightsbridge’deki amiral mağazası, markanın en güçlü varlıklarından biri olmaya devam ediyor. Ancak günümüzde lüks department store’ların rekabeti yalnızca lokasyon veya marka karması üzerinden şekillenmiyor. Müşterinin mağazaya gelmesi için güçlü bir neden yaratmak, dijital deneyimi fiziksel mağazayla birleştirmek ve yüksek maliyetli mağaza ağını verimli hale getirmek giderek daha önemli hale geliyor.

Frasers’ın olası satın alması bu açıdan ilginç bir kesişim yaratıyor. Bir tarafta köklü ve yüksek marka değerine sahip bir lüks department store, diğer tarafta satın almalar, çok markalı perakende ve operasyonel verimlilik üzerinden büyüyen bir perakende grubu bulunuyor.

Bu nedenle olası anlaşmanın başarısı, Harvey Nichols’un geçmişteki kimliğini koruyup korumamasından çok, marka mirasını yeni tüketici davranışlarıyla ne kadar iyi birleştirebileceğine bağlı olacak.

Türkiye açısından da bu gelişme dikkatle izlenebilir. Özellikle büyük mağaza formatlarının sınırlı olduğu bir pazarda, global department store’ların yaşadığı dönüşüm; AVM’lerdeki büyük metrekareli mağazaların geleceği, lüks marka karması ve deneyim odaklı perakende yatırımları açısından önemli bir referans oluşturabilir.

Harvey Nichols örneği, lüks perakendede güçlü bir marka mirasının tek başına yeterli olmadığını; bugün asıl değerin, bu mirası değişen tüketici davranışları ve daha verimli bir operasyon modeliyle yeniden buluşturabilmekte olduğunu gösteriyor.

Shein’in Halka Arz Planı Tarif Baskısıyla Sınanıyor: Ultra Ucuz Model Ne Kadar Sürdürülebilir?

Çin merkezli hızlı moda platformu Shein, Hong Kong’da gerçekleştirmeyi planladığı halka arz öncesinde önemli bir sınavla karşı karşıya. ABD’nin düşük değerli paketlere yönelik gümrük avantajlarını kaldırması ve artan tarifeler, şirketin özellikle ABD’deki satış ve kârlılık performansı üzerinde baskı oluşturuyor. Shein’in 2026’nın ilk çeyreğinde 99 milyon dolar net zarar açıklaması da bu baskının finansal sonuçlara yansımaya başladığını gösteriyor.

Şirketin halka arz hikâyesi bu nedenle yalnızca finansal bir gelişme değil, ultra hızlı ve düşük fiyatlı moda modelinin küresel ticaret koşulları değiştiğinde ne kadar dayanıklı olduğunu gösteren önemli bir test haline geliyor.

Tarifeler Shein’in En Güçlü Avantajına Dokunuyor

shein

Shein’in küresel büyümesinin temelinde düşük fiyat, hızlı ürün yenileme ve doğrudan tüketiciye ulaşan dijital bir model bulunuyor. Bu yapı, geleneksel perakendecilerin mağaza ve geniş operasyon maliyetlerini büyük ölçüde azaltırken, küçük paketlerle sınır ötesi satış yapabilmek de fiyat avantajını destekliyordu.

ABD’de düşük değerli gönderilere uygulanan de minimis avantajının sona ermesi ve ithalat maliyetlerinin yükselmesiyle birlikte bu denklem değişmeye başladı. Shein’in ABD satışlarının gerilediğine ilişkin veriler ve şirketin tarifelerin etkisini halka arz belgelerinde açıkça belirtmesi, maliyet baskısının artık stratejik bir konu haline geldiğini gösteriyor.

Üstelik baskı yalnızca ABD ile sınırlı kalmayabilir. Shein’in halka arz belgelerinde, ABD’deki tarife kaynaklı satış baskısının Avrupa’ya da yayılabileceği konusunda uyarıda bulunduğu aktarılıyor. Avrupa’nın şirket için önemli bir pazar olması, ticaret politikalarındaki değişimin yalnızca tek bir ülkenin satışlarını değil, küresel fiyatlandırma modelini etkileyebileceği anlamına geliyor.

Halka Arz, Shein İçin Yeni Bir Dönemin Başlangıcı Olabilir

sheinnn333

Shein’in Hong Kong’da halka arz hazırlığı da bu nedenle daha farklı bir anlam kazanıyor. Şirketin 2022’de yaklaşık 100 milyar dolara ulaşan özel piyasa değerinden bugün 30 milyar doların altındaki bir değerleme ihtimalinin konuşulması, yatırımcıların şirketin gelecekteki büyüme ve kârlılık potansiyeline ilişkin beklentilerinin değiştiğini gösteriyor.

Nitekim Reuters’ın bugün aktardığı bilgilere göre Shein, Hong Kong’daki halka arzını gelecek hafta Çarşamba günü kadar erken bir tarihte başlatmaya hazırlanıyor ve şirketin 30-40 milyar dolar aralığında bir değerlemeyi hedeflediği bildiriliyor.

Bu tablo, Shein açısından önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Ultra düşük fiyat stratejisinin sürdürülebilmesi artık yalnızca tedarik zincirinin hızına değil, tarifeler, lojistik maliyetleri ve farklı pazarlardaki düzenlemelere ne kadar hızlı uyum sağlanabildiğine de bağlı.

Shein’in Vietnam’daki üretim ve lojistik hamlesini de küçültüp yeniden Çin’deki tedarik altyapısına ağırlık vermesi, bu modelin ne kadar maliyet hassas olduğunu ortaya koyuyor. Reuters’a göre şirket Vietnam’daki depo operasyonlarını küçültürken Çin’deki üretim ağına yeniden odaklanıyor.

Shein’in halka arz süreci, hızlı modanın geleceği açısından da önemli bir gösterge olacak. Çünkü şirketin bundan sonraki büyümesi, yalnızca daha fazla ürün ve daha düşük fiyat üretme kabiliyetine değil, düşük fiyat modelini değişen küresel ticaret koşulları altında ne kadar sürdürülebilir hale getirebildiğine bağlı görünüyor.

Index Grup’tan Yapay Zekâ Hamlesi: I-Gini Devrede

Dünya teknoloji devlerinin 200’ü aşkın markasını 8 binin üzerinde iş ortağıyla buluşturan, Türkiye bilişim sektöründe “geleceğin teknoloji dağıtım grubu” vizyonuyla hareket eden Index Grup, NTT DATA iş birliğiyle hayata geçirdiği NeXT Gen AI programıyla kurumsal yapay zekâ dönüşümünü hızlandırıyor. Şirket, yapay zekâyı yalnızca belirli süreçlerde kullanılan bir teknoloji olarak değil; çalışma kültürünü dönüştüren, çalışan yetkinliklerini geliştiren ve gelecekte yeni iş modelleri oluşturacak stratejik bir büyüme alanı olarak konumlandırıyor. Programın ilk somut adımını ise şirket içinde geliştirilen yapay zekâ destekli dijital çalışma arkadaşı I-Gini oluşturuyor.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Index Grup Şirketleri Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, yapay zekânın şirketin uzun vadeli büyüme stratejisinin merkezinde yer aldığını belirterek şunları söyledi: “Dijital dönüşüm yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Operasyonel verimliliği artıran, iş ortaklarımızla entegrasyonu güçlendiren ve veriye dayalı karar alma süreçlerini destekleyen teknolojilere odaklanıyoruz. Bugün bizi en fazla heyecanlandıran alanların başında ise yapay zekâ geliyor. Yapay zekâ yatırımlarımızı kısa, orta ve uzun vadeli büyüme stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. NeXT Gen AI programıyla hedefimiz yalnızca yeni teknolojileri kullanmak değil; yapay zekâyı şirket kültürümüzün doğal bir parçası hâline getirerek sürdürülebilir bir dönüşüm modeli oluşturmak. Bu anlayış doğrultusunda yapay zekâyı hem kendi iş yapış modellerimize entegre ediyor hem de iş ortaklarımız ve ekosistemimiz için en yüksek katma değeri nasıl üretebileceğimize odaklanıyoruz. Yapay zekâ alanında geliştireceğimiz yeni iş modellerinin, bilançolarımıza güçlü katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Hayata geçireceğimiz her yeni yatırımın ardından oluşacak katma değeri ve bunun finansal sonuçlarımıza yansımalarını yatırımcılarımızla ve kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşmayı sürdüreceğiz. Teknoloji sektöründe bu alanda ilk adımları atan şirketlerden biri olmaktan gurur duyuyoruz. Yapay zekânın çalışanlarımızın üretkenliğini artıracağına, iş ortaklarımız için yeni fırsatlar yaratacağına, ekosistemimize katma değer sağlayacak yeni çözümlerin önünü açacağına ve uzun vadeli büyümemizi destekleyeceğine inanıyoruz.”

Ortadoğu, Türkiye ve Afrika Bölgesinden Sorumlu NTT DATA Business Solutions Genel Müdürü Dr. Bahri Danış ise projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yapay zekâ, kurumların yalnızca teknoloji altyapılarını değil; çalışma kültürlerini, karar alma biçimlerini ve geleceğe hazırlanma yöntemlerini de köklü biçimde dönüştürüyor. Bu yeni dönemde asıl farkı, yapay zekâyı tekil uygulamaların ötesine taşıyarak kurumun ortak aklının ve iş yapış biçiminin doğal bir parçası haline getirebilen şirketler yaratacak. Index Grup ile birlikte hayata geçirdiğimiz NeXT Gen AI programı, bugünün ihtiyaçlarına yanıt verirken geleceğin çalışma modellerini şekillendirecek uzun vadeli bir dönüşüm yolculuğunu temsil ediyor. Bu iş birliğinin, yapay zekâ odaklı kurumsal dönüşüm konusunda ilham veren örneklerden biri olacağına inanıyoruz. NTT DATA Business Solutions olarak, Index Grup ile birlikte geleceğin çalışma modellerini bugünden şekillendiren bu dönüşümün parçası olmaktan gurur duyuyoruz.”

Yapay zekâ ile verimlilik ve karar alma süreçleri güçleniyor

NeXT Gen AI programı kapsamında doğal dil ile kurumsal verilere erişim, yapay zekâ destekli analiz ve öngörü mekanizmaları, operasyonel yükü azaltan akıllı otomasyonlar ve yaşayan kurumsal hafıza yaklaşımı hayata geçiriliyor. Böylece çalışanların daha hızlı, daha doğru ve daha verimli karar alabilmesi hedeflenirken, yapay zekânın günlük iş yapış biçiminin doğal bir parçası hâline gelmesi amaçlanıyor.

Bu dönüşümün ilk uygulaması olan I-Gini, çalışanların kurumsal verilere güvenli ve hızlı şekilde erişmesini sağlayarak bilgiye ulaşımı kolaylaştırıyor. Projenin ilerleyen aşamalarında ise yalnızca bilgi sunan değil, kontrollü biçimde süreçleri yöneten yapay zekâ ajanlarının da devreye alınması planlanıyor.

Yapay zekâ yeni ürün ve iş modellerinin önünü açacak

Index Grup’un yapay zekâ vizyonu kurum içi verimlilikle sınırlı kalmıyor. Şirket, proje kapsamında oluşturduğu bilgi birikimini gelecekte katma değerli ürünlere, yeni çözümlere ve farklı gelir modellerine dönüştürmeyi hedefliyor. Böylece yapay zekâ, yalnızca iş süreçlerini destekleyen bir teknoloji değil; şirketin büyüme stratejisini besleyen ve yeni ürün, hizmet ile iş modellerinin geliştirilmesini destekleyen stratejik bir yatırım alanına dönüşüyor.

NeXT Gen AI programı yalnızca teknoloji yatırımlarını değil, çalışan yetkinliklerini de kapsıyor. Index Akademi çatısı altında hayata geçirilecek eğitim programlarıyla çalışanların yapay zekâ okuryazarlığının artırılması ve yapay zekânın günlük iş yapış biçiminin doğal bir parçası hâline gelmesi hedefleniyor.

Primark ve Uniqlo Gen Z’yi Kazanmak İçin Giysi Onarımlarına Yöneliyor

Primark, Uniqlo ve Levi’s, genç tüketicilerin değişen tüketim alışkanlıklarına yanıt olarak onarım, kişiselleştirme ve dikiş hizmetlerine daha fazla yatırım yapıyor. Özellikle ikinci el modaya ve ürünlerin daha uzun süre kullanılmasına ilgi gösteren Gen Z, markaları yalnızca yeni ürün sunan perakendeciler olmaktan çıkarıyor.

Bu dönüşümün dikkat çeken tarafı ise sürdürülebilirliğin artık yalnızca üretim sürecinde değil, ürünün mağazadan çıktıktan sonraki yaşamında da ele alınması.

Mağaza Satış Noktasından “Aftercare” Alanına Dönüşüyor

天神サイト

Primark, Love It For Longer kapsamında müşterilere düğme ve fermuar değiştirme, el dikişi gibi temel onarım becerilerini öğreten ücretsiz atölyeler düzenliyor. Şirket bugüne kadar 17 pazarının 9’unda 730’dan fazla atölye gerçekleştirdi. Bunun yanında Birleşik Krallık’taki üç mağazada The Seam iş birliğiyle ücretli onarım hizmetini de test etti.

Uniqlo ise RE.UNIQLO Studio konseptiyle onarım, nakış, yeniden tasarım ve geleneksel Japon sashiko dikişi gibi hizmetleri mağazalarına taşıyor. Konsept şu anda yaklaşık 2.500 mağazanın 75’inde uygulanıyor. Levi’s ise Tailor Shop hizmetleriyle onarım ve kişiselleştirmeyi desteklerken, gençlere yönelik dikiş eğitimleri de düzenliyor.

Zara’nın onarım ve tadilat hizmetlerini ikinci el satışla bir araya getiren platformu da aynı dönüşümün başka bir örneği. Böylece markalar, müşterinin yeni bir ürün satın aldığı anla sınırlı kalmayan daha uzun süreli bir ilişki kurmaya çalışıyor.

Gen Z İçin Sürdürülebilirlik Kadar Ekonomik Değer de Önemli

re:uniqlo opens in the brand's stockholm flagship store - vogue scandinavia

Bu yatırımların arkasında yalnızca çevresel kaygılar bulunmuyor. İkinci el moda pazarının büyümesi, genç tüketicilerin daha uygun fiyatlı alternatiflere yönelmesi ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi, markaları ürünün kullanım ömrü konusunda daha fazla sorumluluk almaya itiyor.

GlobalData verilerine göre ABD’de ikinci el giyim pazarı genel moda perakendesinden daha hızlı büyürken, tüketicilerin bu tercihlerinde hem bütçe baskısı hem de tüketim anlayışındaki değişim etkili oluyor. Dolayısıyla onarım hizmetleri, markaların sürdürülebilirlik söylemini güçlendirmenin yanında ürünün ekonomik değerini daha uzun süre korumasına da yardımcı olabilir.

Ancak modelin önemli bir sorunu var: Onarım ve yeniden satış, yeni bir ürün üretmekten çoğu zaman daha maliyetli. H&M’in daha önce dikkat çektiği bu konu, onarım hizmetlerinin büyük ölçekli ve ticari olarak sürdürülebilir hale gelmesinin önündeki temel engellerden biri.

levi's launches denim & clothing repairs in singapore • zerrin

Bu nedenle perakendeciler için asıl soru yalnızca “onarım hizmeti sunmalı mıyız?” değil; bu hizmeti müşteriye değer yaratırken işletme açısından da sürdürülebilir bir modele nasıl dönüştürebiliriz?

Primark ve Uniqlo’nun hamleleri, mağazanın rolünün yeniden genişlediğini gösteriyor. Mağaza artık yalnızca yeni ürünün satıldığı yer değil; ürünün onarıldığı, kişiselleştirildiği ve markayla müşteri arasındaki ilişkinin satış sonrasında da devam ettiği bir deneyim alanına dönüşüyor.

Harvey Nichols İçin Kritik Dönemeç: Lüks Perakendenin İkonik Mağazası Satışın Eşiğinde

İngiltere’nin köklü lüks department store zincirlerinden Harvey Nichols, geleceğinin bir kurtarma anlaşmasına bağlı olduğu kritik bir dönemden geçiyor. Şirketin 29 Mart 2025’te sona eren mali yıla ilişkin yeni hesaplarında, geleceğine dair belirsizlikler nedeniyle finansal tabloların “işletmenin devamlılığı” esasına göre hazırlanmadığı belirtildi.

Harvey Nichols’u satın almak için en güçlü aday ise Mike Ashley’nin sahibi olduğu Frasers Group olarak öne çıkıyor. Olası anlaşmanın, şirketin kısa süreliğine yönetime alınmasının ardından Frasers Group’a devredildiği bir pre-pack administration süreci üzerinden gerçekleşebileceği belirtiliyor. Next’in de satın alma sürecinde yer aldığı ancak Frasers’ın şu anda önde olduğu aktarılıyor.

Beş Yıldır Zarar Eden Bir Lüks Perakende Modeli

img 2383

Harvey Nichols’un yaşadığı sorun yeni değil. Şirketin daha önce açıklanan finansal sonuçlarında 2024 yılında gelirleri %5 düşerek 204,8 milyon sterline gerilerken, vergi öncesi zararı 34 milyon sterline yükselmişti. Böylece şirket üst üste beş yıl zarar açıklamış oldu.

Potansiyel alıcılara, şirketin toparlanması için yaklaşık 60 milyon sterlinlik bir yatırım gerekebileceği aktarılırken, sektör kaynakları gerçek ihtiyacın daha yüksek olabileceğini düşünüyor. Frasers Group CEO’su Mike Ashley ise Harvey Nichols’u mevcut haliyle bir “ölüm sarmalı” içerisinde tanımlayarak dönüşümün ciddi bir yatırım ve operasyonel değişim gerektireceğine dikkat çekti.

Şirketin yaklaşık 1.200 çalışanı ve Knightsbridge’deki ikonik amiral mağazası başta olmak üzere Birleşik Krallık’taki mağaza ağı da bu sürecin geleceğini doğrudan etkileyecek.

Lüks Department Store Modeli Yeniden Sınanıyor

Harvey Nichols’un durumu yalnızca bir şirketin finansal problemi olarak okunmamalı. Department store modeli, son yıllarda değişen tüketici davranışları, e-ticaretin büyümesi ve fiziksel mağazaların artan operasyonel maliyetleri nedeniyle ciddi bir dönüşüm baskısıyla karşı karşıya.

Özellikle lüks segmentte büyük mağazaların yalnızca ürün satan noktalar olmaktan çıkarak deneyim, seçki ve marka keşfi sağlayan destinasyonlara dönüşmesi gerekiyor. Harvey Nichols’un Knightsbridge mağazasını yenileme yatırımı da bu dönüşüm arayışının bir parçası. Ancak mevcut finansal tablo, fiziksel deneyimi güçlendirecek yatırımların sürdürülebilir bir iş modeliyle desteklenmesinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Frasers Group’un olası satın alması gerçekleşirse, Harvey Nichols için asıl soru yalnızca şirketin finansal olarak kurtarılması olmayacak. Markanın lüks konumlandırması ile daha ticari ve verimlilik odaklı bir perakende grubunun yaklaşımının nasıl bir araya getirileceği, dönüşümün başarısını belirleyebilir.

Harvey Nichols’un geleceği, lüks perakendede güçlü marka mirasının tek başına yeterli olmadığını gösteren önemli bir örnek. İkonik mağazalar ve güçlü marka portföyleri değer yaratmaya devam etse de, bu değerin sürdürülebilmesi için mağaza deneyimi, maliyet yapısı ve müşteri talebinin aynı denklem içinde yeniden ele alınması gerekiyor.

Alo, Çin’de E-Ticaret Platformunu Başlattı

ABD merkezli athleisure markası Alo, Çin ana karasındaki ilk e-ticaret mağazasını Tmall’da açmaya hazırlanıyor. 300’den fazla ürünün sunulacağı online mağaza, markanın Çin’deki özel e-ticaret kanalı olacak. Tmall’ın 88VIP programındaki 62 milyondan fazla üyeye erişim imkânı ise Alo’nun Çin’de kısa sürede geniş bir tüketici kitlesine ulaşmasını sağlayacak.

Ancak Alo’nun Çin stratejisinde asıl dikkat çeken nokta, markanın fiziksel mağaza yatırımıyla başlamaması. Haziran ayında Çin pazarına giren Alo, önce WeChat ve Xiaohongshu’da varlık oluşturdu; şimdi ise bu dijital ilgiyi doğrudan satış kanalına taşıyor. Marka, fiziksel mağaza yatırımı yapmadan önce dijital kanalda gerçek tüketici talebini ölçmeyi tercih ediyor.

Alo Önce Talebi Ölçüyor, Sonra Yatırımı Büyütüyor

alo yoga magaza2

Alo’nun Çin’deki adımları yalnızca e-ticaret lansmanıyla sınırlı değil. Marka, WeChat Mini Program üzerinden etkinlik rezervasyon platformu oluştururken Çinli K-pop yıldızı Ningning’i de marka elçisi olarak konumlandırdı. Böylece satıştan önce yerel tüketiciyle temas kurmaya ve sosyal medya görünürlüğünü güçlendirmeye odaklandı.

Tmall mağazasının açılmasıyla bu strateji artık ticari bir boyut kazanıyor. Sosyal medyada oluşan ilgi, ürün keşfi ve satın alma davranışı üzerinden ölçülebilir hale gelecek. S&P Global Ratings’ten Maggie Xie de online mağazayla başlamanın Alo’ya fiziksel mağazalara kıyasla daha düşük ön yatırımla tüketici talebini ve ürün tercihlerini test etme imkânı verdiğine dikkat çekiyor.

Bu yaklaşım, özellikle yeni pazarlara giren global markalar açısından önemli bir değişime işaret ediyor. Mağaza açmak artık her zaman ilk adım olmak zorunda değil; dijital kanal, markanın pazarı ve tüketiciyi tanıdığı bir test alanına dönüşebiliyor.

Çin’de Dijital Kanal, Fiziksel Mağazanın Önünü Açabilir

aloyoga5

Alo’nun California esintili marka kimliği ve genç tüketiciler arasındaki güçlü sosyal medya görünürlüğü, Çin’deki büyüme stratejisinin önemli bir avantajını oluşturuyor. Tmall üzerinden elde edilecek satış ve tüketici davranışı verileri ise markanın hangi ürünlerinin, fiyatlarının ve iletişim biçimlerinin Çin pazarında karşılık bulduğunu anlamasına yardımcı olabilir.

Bu nedenle Tmall hamlesini yalnızca yeni bir satış noktası olarak değerlendirmek yerine, Alo’nun Çin’deki fiziksel büyümesinin öncesinde kullandığı stratejik bir öğrenme kanalı olarak okumak daha doğru. Marka, yüksek maliyetli mağaza yatırımlarına geçmeden önce dijital ortamda tüketici ilgisini doğruluyor.

Türkiye’de de özellikle global markaların yeni pazarlara girişinde benzer bir modelin karşılık bulması mümkün. Fiziksel mağaza yatırımı öncesinde e-ticaret, sosyal medya ve yerel dijital platformlar üzerinden talebi ölçmek; lokasyon, ürün gamı ve mağaza ölçeği gibi kararların daha fazla veriyle alınmasını sağlayabilir.

Alo’nun Çin hamlesi, yeni pazarlara giriş stratejisinde fiziksel mağazanın başlangıç noktası olmaktan çıkıp, dijitalde doğrulanan bir talebin sonucu haline gelebileceğini gösteriyor. Bu yaklaşım, özellikle yüksek yatırım gerektiren pazarlarda global markalar için daha kontrollü bir büyüme modeli oluşturabilir.