Ana Sayfa Blog Sayfa 417

Perakendede Yeni Bir Darwin Etkisi Yaklaşıyor mu?

Charles Darwin bir sözünde şöyle diyor: “Hayatta kalan türlerin en güçlüsü, en zeki olanı değil, değişime en duyarlı olanıdır.” Bunu okuduğumda, endüstri olarak karşılaştığımız çevre ile hemen ilişkilendirdim aslına bakarsanız.

Geleneksel perakende endüstrisi, Coronavirüs öncesi yavaş ve şaşırtıcı bir şekilde inovasyona odaklanıyordu. İnovasyona yönelik yatırımlar sektörde ilerletilse de, perakende sektörü her şeyden önce ve öncelikli olarak satma üzerine odaklı ilerletildi hep.

Yine de, hiçbir şey COVID-19 gibi değişim ihtiyacını pekiştirmediği için, birçok perakendeci tüketicilerle uyum içinde hareket etme yeteneklerini, ürün tasarımından satır incelemelerine ve ötesine kadar uygulanan manuel, zaman alıcı uygulamaları kullanmaktan vazgeçmiyordu. Son zamanlardaki sosyal adaletsizlikler perakendecilerin tüketici beklentileri ve tercihleri ​​ile ilişkilerinin nasıl kopmadığını da bize gösteriyor aslına bakarsanız.

Perakende endüstri olarak şuanda “evrimleş ya da öl” anlayışına uyuyor. Sayısız perakendeci iflas ve mağaza kapanışlarına başvurmaya devam ediyor dünya çapında. Bununla birlikte, tüketici anlayışındaki ve verimsiz süreçlerdeki büyük boşluklara dayanan yakın tehlike ile karşı karşıya kalsa bile çok az perakendeci veya marka gerçekten yenilik yapmak için çalışmalara başladı. Sektörde görünen o ki, perakendecilerin yaklaşık yüzde 10-20’sinin perakendecilikte bir sonraki aşamaya adına yenilik ve hazırlık yapmak için inovasyona odaklandığı yönünde.

Perakendecilerin farkına varması ve hızlı olması gereken, Coronavirüs’ün bize verdiği şeyin bir fırsat, yeniden başlamak için ise çok gerekli bir an olmasıdır. Daha fazla mağaza yeniden açılsa bile tüketici talebinin önceki seviyelere dönmesi aylar veya daha uzun olacaktır ve bu talebin öncekinden çok farklı olması muhtemeldir.
Müşteriler ve pazar hakkında bildiğimizi düşündüğümüz her şeyi tekrar ziyaret etmenin zamanı geldi, yıllardır hazır ve beklemede olan teknoloji çözümlerini geliştirmenin zamanı geldi…

Perakendecilerin ve markaların rekabeti atlamak ve yeni perakende dünyasına uyum sağlamak için dünyada çalıştığı belli başlı değişiklikler var. Bu yazımızda onlar üzerine biraz konuşalım istedik.

3D Tasarım

Ekonomi açılsa bile, çok daha az seyahat ve daha az yüz yüze görüşme yapılıyor. Bu, perakendecilerin ve markaların, aynı sonuçları başarabilen ve hızlandırabilen sanal teknoloji çözümlerini benimseyerek yenilik yapması için bir fırsattır.

Vogue Business’taki yakın tarihli bir habere göre, 3D dijital tasarım endüstri önemli bir kaldıraç olarak ortaya çıkıyor. “Bu endüstri, markaların öğeleri hızlı ve uzaktan tasarlamasını sağlar; bir kez yaratıldığında üç boyutlu, fotogerçekçi dijital ürün modelleri olan 3D modelleme, pazarlama materyalleri ve sanal showroomlar oluşturmaktan müşteriye dönük e-ticaret sayfalarına ve artırılmış gerçeklik deneyimlerine kadar sayısız durumda kullanılabilir. ”

Yurt dışında Browzwear, Optitex ve CLO gibi 3D moda tasarım yazılım çözümleri, pazara sunma hızını artırmak için tedarik zinciri, tasarım, geliştirme ve mağazacılık işlevlerinde moda endüstrisinde yeniliklere yardımcı olmak adına 3D dijital devrimine liderlik ediyor. Ülkemizde henüz bu yönde bir çalışma yok.

Tüketici Analizinin Sesi

Tüketici tercihleri ​​ve davranışları değişmiş olsa da bir şey hala değişmedi. Bu, perakendecilerin ve markaların müşterilerini tanıması ve hızlı olmasının her zamankinden daha önemli olduğu anlamına geliyor. Voice of the Customer (VoC) araçları, perakendecilerin daha bilinçli kararlar vermesine yardımcı olabilecek, müşterilerden doğrudan veya dolaylı olarak hızlı bir şekilde veri ve geri bildirim toplayabilecek yenilikler sunuyor sektöre.

Müşteriye ait yetenekler, bir ürün ve özellikleri üzerine yapılan basit bir anket, verileri tahmini analitikle gelecekteki öngörülere dönüştürebilecek araçlar sunuyor bize. Yeni perakende dünyasına doğru ilerledikçe ve tüketiciler yeni benliklerine yerleştikçe, yeni bir fiyat-değer denklemi şekillenmeye başladığında tüketici bağlantısızlıkları ölümcül ve hızlı oluyor.

COVID-19, her şey gibi ürün hattı incelemelerini Zoom, Skype veya MS Teams’e taşıyor. Ancak, Rue21’in baş analitik sorumlusu Dr. Mark Chrystal’e göre, bu değişim markaları zor durumda bıraktı. Bunun yerine şirket, VoC analitiğine yoğun bir şekilde dayanan dijital hat incelemelerine geçti. Satıcının 3D veya 2D modelleri kullanmasını veya görüntüyü form veya model üzerinde çekmesini, VoC platformuna yüklemesini ve test ettirmesini sağlayarak süreci kolaylaştırdılar. Platform analitiği uygular ve verileri okunması kolay bir gösterge tablosuna sentezler. Rue21 daha sonra optimize bir ürün yelpazesi için satın alımlarının nasıl yapılacağına karar verir. Dr. Chrystal’e göre, “Çok daha verimli. Nasıl çalıştığımızı ve süreci dijitalleştirdiğimizi yeniden düşünmek zorunda kaldık … [COVID-19] onu bir sonraki seviyeye itmek için katalizördü. ”

Metaforları sadece bir saniyeliğine karıştırmak için, dijital teknolojilerle yenilik yapabilen perakendeciler ve markalar sadece hayatta kalmayacak, aynı zamanda başarılı olacaktır. Coronavirus önümüzdeki aylarda ve yıllarda azalsa bile geliştirilmiş teknoloji araç setleri ve uygulamaya konacak aerodinamik süreçler yeni perakende dünyasının omurgasının güçlü bir parçası olmaya devam ediyor.

Ve Darwin’in evrim teorisinde belirttiği gibi, bu varyans bir perakendecinin rekabet etme ve hayatta kalma yeteneğini düşündüğümüzden daha erken belirleyebilir.

Covid-19’un Yıprattığı Ekonomimizi Turizm Sayesinde Toparlar mıyız?

Koronavirüsün başlamasıyla ilk önce Çin’de başlayan ekonomik daralma virüsün Avrupada ve Kuzey Amerika’da beklenenden hızlı bir şekilde yayılmasıyla bir çok ülkenin sosyal ve ticari hayatı kısıtlayıcı önlemler almasına sebep oldu. Birçok ülke tarihte görülmemiş şekilde tamamen dış dünyaya izole hale geldi. Yetkili otoritelerin peşi sıra çıkardığı sokağa çıkma kısıtlamaları hayatı durma noktasına getirdi.

Türkiyede Covid 19 sürecinin başladığı ilk tarih olan 11 Mart 2020 itibariyle turizm sektörü etkilenmeye başladı. Ardından gelen uçuş yasakları ile turizm durma noktasına geldi. Oteller, acentalar, taşıma firmaları ve bir çok yan sektör tamamen veya kısmi olarak kapandı.

Koronavirüs tehdidi bitmese bile ülkeler birer birer kısıtlamalarını kaldırıyor ve ekonomilerini açıyorlar. 11 Mayıs, Türkiye’de AVM’lerin tekrar açılmasıyla beraber ekonominin hareketlendirilmeye başlandığı tarih olarak kabul edilebilir.

Turizm sektörü döviz girdisi sağlamakla kalmaz aynı zamanda kısa sürede işsizlik ve refah seviyesini arttırır. Turizm sektörü aynı anda 50 alt sektöre destek olur. Ortalama bir turistin ülkemizde 900 $ harcadığı düşünülürse, turizm sektörü Covid-19 kaynaklı ekonomik durgunluğu kısa sürede aşabilecek bir döviz girdisi oluşturabilir. Bu dönemde geçmiş yılllara nazaran çok daha fazla turizme ihtiyaç duyduğumuz aşikardır.

Şimdi hep beraber en çok Türkiye’ye turist gönderen üç ülkeye ; Almanya , İngiltere , Rusya pazarına bir bakalım. Orada ne gibi seyahat kısıtlamaları ve turizm politikaları var. Bu üç ülkeden potansiyel turisti çekebilirsek ülke ekonomimizi kısa sürede nasıl ivmelendirebiliriz üzerine biraz konuşalım.

otel

Almanya

AB dışındaki ülkelere seyehat uyarını kaldırdı ancak Türkiye dahil 130 ülkeyi koronavirüs riski nedeniyle riskli ülkeler arasına almıştır. Türkiye’nin uyarılarına ve baskılarına rağmen 31 Ağustos tarihine kadar uyarısını kaldırmamıştır. Bu karardan sadece Türk turizmi değil Alman seyahat acenteleri de etkilenmiş gözüküyor. Alman Acenteler Birliği sözcüsü bu konuya Türkiye’nin Avrupa Birliği dışındaki tüm ülkelerle aynı kefeye konması orantısız diye nitelendirdi. Almanya’da Covid 19 virüsünden kaynaklı ölüm sayısının hemen hemen Türkiye’nin 2 katı olmasına rağmen böyle bir kararın altında başka sebepler olduğu konuşulan konular arasında. Öte yandan Almanya ise, turistlerini Yunanistan’a yönlendireceğini bildirdi. Amaç Yunanistan’ı ekonomik olarak kalkındırmak ve birliğe ileride yük olmasını engellemektir.

İngiltere

İngiltere bazı ülkelere kuracağı seyahat koridoruyla turizmi başlatmaya hazırlanıyor. Bu ülkeler yine birlik üyesi İspanya , Portekiz , Yunanistan ve Fransa maalesef Türkiye’nin bu koridorda adı geçmiyordu. Bir kaç gün önce The Guardian’da çıkan haberde seyahat koridoruna İtalya Hırvatistan, Avusturya ve Almanya ve Türkiye’nin de dahil olacağı bildirilmiştir. Bu koridorda olmak çok önemli çünkü belirlenen ülkeler haricinde, bu ülkelerden dönen kişilere 14 gün karantina süresi uygulanacak. Koridordan gelen vatandaşlara ise karantina uygulanmayacak. Türkiye’nin koridorda bulunan diğer ülkelerle kıyaslandığında turist gelme potansiyeli çok daha yüksektir. Diğer avantajda İngiliz turistlerin ortalama harcama potansiyelleri yüksek turist grubunda bulunmalarıdır.

Rusya

Rusya, Haziran sonuna kadar genel karantina uygulaması sürüyor. Rusya hava trafiğinin en erken 15 Temmuz olarak kararlaştırıldığı biliniyor. Rusya Federal Turizm Ajanı Başkanı Doguzova yaptığı açıklamada Rusların yurt dışına çıkışlarına yönelik kısıtlamalar koymayacaklarını ve Türkiye’ye Rus turistlerin 15 Temmuz itibariyle yoğunlaşacaklarını bildirdi. 2019 yılında 7 milyon Rus turistin ülkemizi ziyaret ettiği düşünülürse aynı rakamlara ulaşamasak da kısa dönem işsizlik ve döviz girdisi için en potansiyeli yüksek ülke olduğu ülke düşünülmektedir.

Ülkemizde Turizm sektörü adına 3 ana pazar bu şekilde. Almanya’nın da Türkiyeyi desteklemesiyle Türk ekonomisinin kısa sürede toparlanacağına ve sanayi ve üretim sektörü için zaman kazandıracağını düşünüyorum. Avrupa Birliğinin sanayi ve üretim sektörü ivme kazanmasıyla orantılı olarak Türk sanayisi ve üretimi artacaktır bu zamanı da bize sağlayacak olan turizmdir.

22 – 28 Temmuz Haftalık Sektör Değerlendirmeleri

Bu hafta sinema sektöründen, perakendeye, ekonomiden, reklam sektörüne kadar yeni dönemde yaşanan değişimler üzerine konuştuk.

Yeni normalde, sektörlerin rakamları üzerine değerlendirmeler yaptık. Bildiğiniz üzere haftanın sektör değerlendirmeleri yazı dizimizde her pazar, o hafta boyunca değerlendirilen en önemli konuları derleyerek sizlerle paylaşıyoruz.

Bu haftanın değerlendirmelerini aşağıdaki şekilde derledik. İyi okumalar, iyi pazarlar.

Sinema Salonları Misafirlerini Covid-19 Sonrası Nasıl Güvende Hissettirecek?

1 1
22 - 28 temmuz haftalık sektör değerlendirmeleri 7

Sinemalar için Dünyada Yeni Çözüm Arayışları Başladı. ‘Fandango’ Sinema Severlerin Hayatını Kolaylaştırmaya Aday!

2
22 - 28 temmuz haftalık sektör değerlendirmeleri 8

ABD’nin Ticari Faaliyeti Haziran Ayında Son 4 Ayın En Yüksek Seviyesine Ulaştı

3
22 - 28 temmuz haftalık sektör değerlendirmeleri 9

Sosyal Medya ve Müşteri Hizmetleri Dengesini Yönetmek

4
22 - 28 temmuz haftalık sektör değerlendirmeleri 10

Küresel Reklam Ekonomisi Bu Yıl %7,2 Daralacak

5
22 - 28 temmuz haftalık sektör değerlendirmeleri 11

Bu haftalık sizler için derlediğimiz sektörel yazılarımız bu şekilde. Haftaya tekrar görüşmek üzere.

ABD’nin Ticari Faaliyeti Haziran Ayında Son 4 Ayın En Yüksek Seviyesine Ulaştı

ABD’deki ticari faaliyetlerin bir göstergesi Haziran ayında dört ayın en yüksek seviyesine sıçradı. Bu durum ekonominin yeniden açılmasının ardından koronavirüs pandemi ve ilgili kilitlenmelerin şokunun hafiflediğine işaret ediyor.

IHS Markit bileşik satın alma yöneticileri endeksi Mayıs ayında 37’den Haziran’da 46,8’e yükseldi. Bu, koronavirüs pandemisinin ABD ekonomisini şok ettiği ve neredeyse tüm aktiviteyi durdurduğu Mart ayından bu yana endeks için en yüksek okuma olduğunu gösteriyor.

Rapor, ticari faaliyetin koronavirüs pandemisinin etkisi azaldıkça iyileştiğini gösteriyor, ancak 50’nin altındaki herhangi bir sayı ile gösterilen daralma hala devam ediyor.

Rapora göre Haziran, yıl öncesi üretim beklentilerinin dört ayın en yüksek seviyesine ulaşmasıyla iyimserlikte bir artış getiriyor.

Raporda yer alan IHS Markit iş ekonomisti Chris Williamson, “İyileşme, üçüncü çeyrekte ekonominin büyümeye dönebileceği umutlarını artırıyor.” dedi.

“Ancak, kısa olmasına rağmen, gerileme, daha önce görülen her şeyden daha şiddetliydi ve iyileşmesi uzun zaman alacak derin bir yara izi bırakıyor.” dedi.

Firmalar talebin Haziran ayında toparlandığını belirtirken, tüketiciler potansiyel bir ikinci koronavirüs vakası dalgasını tartıştığı için hala tarihsel olarak düşük kalıyor. Buna ek olarak, Haziran ayı işgücü rakamlarında daha fazla kesintiye işaret ediyor ve hem işe alımların dondurulması hem de zayıf talep, bazı şirketlerin maliyetleri azaltmak için işçileri işten çıkarmasına yol açıyor.

Sinemalar için Dünyada Yeni Çözüm Arayışları Başladı. ‘Fandango’ Sinema Severlerin Hayatını Kolaylaştırmaya Aday!

ABD’de sinema salonları yeniden açılmaya başladığında, Fandango tekrar büyük ekranda film izlemek isteyen insanlar için hayatı kolaylaştırıyor.

NBCUniversal’in biletleme ve isteğe bağlı video şirketi,  sağlık ve güvenlik politikalarının yanı sıra web sitesinde ve mobil uygulamasında tiyatroların yeniden açıldığı kaynaklar ve bilgilerle yeni bir tiyatro anlayışı için rehber programını halkın hizmetine açıyor. Rehber, 100’den fazla tiyatro zincirinin ayrıntılarını ve tiyatroları konuma göre bulmak için özel bir arama filtresi sunuyor.

Fandango başkanı Paul Yanover yaptığı açıklamada, “Fandango’da misyonumuz her zaman eğlence ihtiyaçları ile hayranlara süper hizmet etmekti ve hayranların büyük ekrana güvenli bir şekilde ve doğru zamanda geri dönmelerine yardımcı olmak için sabırsızlanıyoruz.” dedi. “Bu, çeşitli eyaletler, şehirler ve ilçelerin mekanlarını farklı aşamalarda açtığı karmaşık bir sunum. Fandango’nun yerel tiyatrolarına rahat bir dönüş için ihtiyaç duydukları tüm bilgileri ve hizmetleri bulmaları için hayranlara tek noktadan yardım edebilecek bir kaynak olacağını umuyoruz. ”

Program ayrıca doluluk limitleri ve sosyal mesafe oturma haritaları, maske ve kişisel koruyucu ekipman politikaları, artan temizlik önlemleri ve özel imtiyaz hizmetleri de dahil olmak üzere küratörlü bilgilere sahip.

Fandango’nun yurtiçi biletleme başkan yardımcısı Melissa Heller yaptığı açıklamada, “Film hayranlarını rahatça koltuklarına yönlendirmek ve çevrimiçi bilet alımlarına yardımcı olmak için sergide arkadaşlarımızla yakın bir şekilde çalışıyoruz” dedi. “Yeni ürün özelliklerimize ek olarak, Fandango’nun mobil biletlemesi de film yapımcılarının ve sinema çalışanlarının gişede ve salondaki iletişim noktalarının sayısını azaltmasına yardımcı olacak ek bir avantajı getiriyor”

Fandango, kılavuzu sosyal platformlarında ve YouTube’daki Rotten Tomatoes ve Movieclips dahil olmak üzere dijital özelliklerinde tanıtıyor. Şirket, bu yaz piyasaya sürülen tiyatro açılışlarını ve filmlerini, film deneyimiyle temalı markalı videolar, sosyal ve editoryal içerikle desteklemeyi planlıyor.

Yerel kilitleme kısıtlamaları hafifledikçe daha fazla perakendeci yeniden açılmaya devam ederken, Mayıs ayında piyasaya sürülen Ipsos araştırma firmasının Amerikalıların% 24’ünün yeniden açılır açılmaz bir sinema salonuna gitmek isteyeceğini iddia ediyor. Bu bizim ülkemizdeki oranlara göre biraz ters bir ivme gösteriyor.

Bildiğiniz üzere, Cinemaximum çeşitli mecralardan 17 Temmuz itibari ile açılacağını duyurdu. Siz ne dersiniz, sinemalar açıldığında eski müşterisini geri kazanabilecek mi ?

Pandemi Dönemi Tüketicilerin Davranışlarını Nasıl Etkiledi?

COVID-19 ile beraber daha önce hiç aşina olmadığımız yepyeni bir düzenin içerisinde bulduk kendimizi. Gündelik yaptığımız en basit işlerden en komplike olanına kadar hayatımızın her alanında bu değişimin etkisini her birimiz derinden hissettik. Yemek alışkanlıklarımızdan, sosyal yaşantımıza, alışveriş tarzımıza kadar her şey bu değişime mecburi olarak ayak uydurdu. Tüketiciler artık restoranlara gitmek yerine ,kısıtlamalar sebebiyle de yeni olmayan ancak önceleri ihtiyaç duymadıkça tercih edilmeyen evlere sipariş veya take-away alımları tercih etmeye yöneldi.

Metin mesajlaşma platformlarında uzmanlaşmış bir teknoloji şirketi olan Medallia Zingle, tamda bu konuyu araştırmak üzere 21 Mayıs’ta restoranların yeni işleyiş düzeninin tüketiciler tarafına nasıl yansıdığını belirleyebilmek adına tüketicilerle bir anket yaptı. Yapılan bu anket yaş, bölge ve cinsiyete göre ağırlıklandırıldı.

Bu yazımızda Medallia Zingle’nin  COVID-19 ve Ticaretin Geleceği anketinin sonuçlarına  yer vererek değişimi daha net anlamaya çalışacağız.

Anket sonuçlarına göre, müşterilerin yüzde 87’si işletmelerin, tüketicilerin restoran ve diğer yemek yeme alanlarına girmesinin engellendiği, siparişlerin önceden verilerek sadece hazırlandığında alınmaya gidilen ve diğer müşterilerle minimum temas imkanı sağlayan sipariş yöntemlerine ağırlık vermeleri gerektiği sonucuna ulaşıldı.

Bir başka sonuca göre ise, tüketicilerin yüzde 79’luk bir kesimi bir yere gitmeye karar vermeden önce, işletmelerde uygulanan dezenfektasyon işlemleri ve diğer prosedürler hakkında bilgi ihtiyacı duyduklarıydı.

Katılımcıların neredeyse yüzde 77’si, bir işletmeyi ziyaret edip etmemeye karar verme aşamasında yüz yüze görüşme ihtiyacı olup olmayacağını dikkate aldıklarını söylerken; yüzde 45’i, işletmelerin sağlık ve güvenlik protokollerini proaktif bir şekilde gerçekleştirbilirlerse bir yeri ziyaret etme olasılıklarının daha yüksek olacağını söyledi.

Medallia Zingle anketinde ulaşılan diğer ilginç sonuçlar ise şöyle:

*Tüketicilerin yüzde 54’ünden fazlası – pandemi süresindeki kısıtlamaların yürürlüğe girmesinden bu yana- alışveriş alışkanlıklarını değiştirdiklerini söyledi. Şahsen mağaza ziyaretlerini sınırlandırdılar ve teslimat için minimum yüz yüze iletişimi gerçekleştirebilecekleri yöntemlere yöneldiklerini söylediler.

*Ankete katılanların dörtte biri, acil bir durum söz konusu olmadığı sürece, sadece evlere teslimat ve take away alımlara güvendiklerini söyledi. 

*Z kuşağı katılımcılarının yüzde 36’sının, Y kuşağı katılımcıların yüzde 31’ine kıyasla takeaway alımları tercih etme olasılığının daha yüksek olduğu sonucuna ulaşıldı.

Anket katılımcılarına ileriki zamanlarda kısıtlamalar gevşetildiğinde mağaza ziyaretlerini en az seviyede tutup tutmayacakları sorulduğunda yalnızca yüzde on altılık bir kısım mağaza ziyaretlerinden geri durmayacaklarını söyledi,büyük bir kesim ise kısıtlamalar gevşediğinde de mağaza ziyaretlerine temkinli yaklaşacakları yönünde fikirlerini sundular.

COVID-19’dan önce, katılımcıların yaklaşık yüzde 78’i haftada en az üç kez bir işletmeyi(manav, market, restoran vs.) ziyaret ettiklerini söyledi. Bu sayı COVID-19’dan sonra ise yüzde 34’e kadar geriledi.

Bu yeni dönemde uygulamaların bazıları geçici çözümler olarak tasarlanmış olsa da, sonuçlar COVID-19’un tüketiciler üzerindeki etkisinin öngörülenden daha uzun süreceğini göstermektedir.

Anketle ilgili daha detaylı verilere buradan ulaşabilirsiniz

Sinema Salonları Misafirlerini Covid-19 Sonrası Nasıl Güvende Hissettirecek?

Koronavirüs nedeniyle Mart ayında kapatılan sinema salonları, misafirleriyle buluşmak için oldukça istekli. Neredeyse hiç geliri olmayan haftalardan sonra, sinema salonları 1 Temmuz tarihinde geri dönmek istiyor.

Sinemalar nasıl önlemler alıyor?

Şu ana kadar resmi olarak açılışa başlayacak olan 2 ülke var. Galler ve İrlanda.. Cineworld Sinemaların sahibi Mullan yaptığı açıklamada; “Sinemayı ne kadar özlediğinizi biliyoruz ve geri döndüğümüz için çok mutluyuz!” açıklamasını yaptı. Peki nasıl önlemler aldılar?

sinema güvenlik onlemleri
Cineworld Sinemaları Güvenlik Önlemleri

SOSYAL MESAFE: Tüm alanlarda sosyal mesafeli önlemler uygulanacak.

EL YIKAMA: Tüm çalışan ve müşteri tuvaletlerine anti-bakteriyel el sabunları konumlandırılacak ve mevcut kişisel hijyen politikasını desteklemek için tüm çalışanlara sıkı el yıkama yönergeleri verilip, eğitilecek.

DEZENFEKTAN: Müşteriler ve çalışanlar için tüm sinemalarda el dezenfektan istasyonları sağlanacak.

DİĞER ÖNLEMLER: Müşterilerin ateş ölçümünün yanı sıra personel ve müşterilerin yüz maskeleri takmaları önemle kontrol edilecek.

EK TEMİZLİK: Sinema içindeki yüksek temas noktalarını temizlemek ve dezenfekte etmek için tasarlanmış bir temizlik programı geliştirilecek.

E-BİLET: Müşteriler, biletleri web sitesinden, İOS ve Android’de mevcut olan Cineworld uygulamasından rezervasyon yapılabilecekler. Onay e-postaları bilet olarak kullanılabilicek ve e-biletler uygulamada mevcut olacak.

MESAFELİ OTURMA PLANI: Müşteriler arasında güvenli bir mesafe olması sağlanılacak. 

KADEMELİ FİLM SÜRELERİ: Film başlangıç ​​ve bitiş zamanları, diğer ekranlara giren veya çıkan diğer müşterilerle fuayede kalabalık olan müşterilerin geçiş yollarını azaltmak için kademelendirilecek. Filmler arasında ilave temizleme süresi eklenecek.

TEMASSIZ ÖDEMELER: Temassız kart ödemeleri, Apple Pay/ Google Pay mobil ödemeleri kabul edilecek.

EĞİTİM: Tüm çalışanlara özel COVID-19 eğitimi verilecek. 

TAKIM ÜYELERİNDEN DESTEK: Eğitimli personeller, müşterilere yardım sunmak için hazır olacak.

Peki insanlar gelecek mi?

Sinemalar tüm bu önlemleri uygulayabilseler bile, sorun bu önlemlerle sinema keyfinin yaşanamaması olabilir. Potansiyel bir sinemaseverseniz, bir yüz maskesi takmanız, bileti önceden online satın almanız, herkesten uzak durmanız ve sinemanın içindeki herkesin uzağında oturmanız gerektiğini düşünürseniz, bunun çok fazla uğraştırdığına karar verebilirsiniz. Bunun yerine evde Netflix’i izlemeyi seçebilirsiniz . Birçok sinema için tehdit budur. 

cinema mısır1392x884
Patlamış mısır gibi serinletici içeceklerin sosyal mesafeli yönergelere uygun şekilde satılması gerekecektir. 

Açmak güvenli mi?

Sinemalarda, temizlik personelleri gün içerisinde tüm temizliği yapıyorlar ama artık bunun gün boyunca sürekli olarak yapılması gerekiyor. Sinemaya bağlı, ancak her yarım saatte bir ekran kontrolleri ve tuvalet kontrolleri var. COVID-19’dan önce işlerin düzenli ve temiz olup olmadığını kontrol etmek gerekiyordu; şimdi, tüm yüzeyleri silmek için bütün bir temizlik planı uygulanmalıdır. Peki bunu yapmak için yeterli zaman tanınacak mı?  Ayrıca, bu tür bir planda da işleri kolaylaştırmak için daha fazla personele ihtiyaç olacak. Normal kapasitenin sadece beşte birine ev sahipliği yapacak olan sinemalar için gelirler ve giderler çok tutarlı olmayacaktır.

Aldığım geri bildirimlerden bazıları da insanlar geri dönme konusunda çok gergin. Sinema endüstrisinin ön planda olması gerektiğini düşünmüyorlar. Sinemaların diğer işletmelerden neyin işe yaradığını, neyin etkili olduğunu ve riskin nasıl düşük tutulacağını öğrenmesi gerektiğini düşünüyorlar. Bence işe geri dönmek isteyen bazı insanlar var ama bunu nasıl güvenle yapabildikleri konusunda gerginler.

Bu konuda bazı şeyler sinemalara bırakılmaması gerekiyor. Resmi olarak devlet düzenlemeleri ve sertifikasyona/sağlık protokolüne gerçekten ihtiyaç var çünkü sinema ve tiyatroların hangi ortamda açılacağı ve nelere dikkat edilmesi gerektiği, soru işaretlerinin giderilmesi önemli.

Sosyal mesafe işe yarayabilir mi?

Sosyal mesafe uygulanabilse bile, gerçek çok daha karmaşık. Kalabalık bir fuaye alanından salona girerken insanların kendilerini güvende hissedebilecekleri belirsiz.

Giriş ve çıkışlarda ki yoğunluklar ve durumu kontrol altında tutmak gerekecek. İnsanların binanın arkasındaki yangın çıkışlarından çıkmasına da izin verebilir, böylece fuayede birbirine çarpmak yerine insanların tek yönlü akmasını sağlanabilir.

Gişede Ne İzleyeceğiz?

Belirsizliklere ek olarak, sinemalarda kullanılabilecek yeni filmlerin eksikliği var. Şimdilik, gişe rekorları kırabilecek sadece bir film var gibi görünüyor. O da yönetmenliğini Christopher Nolan’ın yaptığı, “Tenet” filmi. Warner Bros 17 Temmuz’da vizyona girmesi planlanan Tenet’in 31 Temmuz’a ertelendiğini duyurdu. Mevcutta covid-19 sürecinde vizyona giremeyen çoğu filmi de Netflix’in satın aldığı biliniyor. İşler biraz örümcek ağı gibi görünüyor.

Müşterilere temiz ve güvenli bir ortam olduğu gerçeği aktarıldığı sürece insanlar geri dönmek isteyeceklerdir. Büyük önem taşıyan şey, işletmeyi tekrar çalışır hale getirmektir.

Amazon’dan Çalışanlar için Sosyal Mesafe Asistanı

COVID-19 sebebiyle çoğu firma iş yapamaz duruma gelmişken internet satışları patlayan çok e-ticaret şirketleri gibi Amazon’un depolarında da trafik artmış durumda. Her gün etrafımızda gidip gelen bir çok kargo gördükçe bunu tahmin etmek o kadar zor olmuyor.

Amazon özellikle bu yoğunlukta depo çalışanlarının sosyal mesafe kurallarına uyduklarından emin olmak için yapay zeka sayesinde geliştirdikleri “Sosyal Mesafe Asistanı” nı kullanmaya başladı. Bu uygulama mevcut güvenlik kamerası sistemlerine kolayca entegre edilebiliyor.

Uygulama ile monitörde tüm çalışanlarının çevresinde yeşil çemberler beliriyor, birbirine yaklaşan iki kişi 2 metrelik sosyal mesafeyi aştıkları anda ikisinin de dairesi kırmızıya dönüyor. Bilerek sosyal mesafeyi ihlal eden kişi ilk seferinde uyarı alacak, ikinci defa tekrarlanır ise insan sağlığını tehlikeye atmak sebebiyle işten çıkarılabilecek. İnsanlar kendilerini eş zamanlı olarak görebiliyor, böylece yaklaşıklarını görüp birbirlerinden uzaklaşabiliyor.

img 0047
amazon’dan çalışanlar için sosyal mesafe asistanı 15

Amazon’un Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda şirketin robotic çalışmalarını yürüten Brad Porter, ihlal sırasında sistemin derhal görsel olarak geri dönüşler yaptığını ve bunu da radar hız kontrol sinyalleri gibi aslında varolan örneklerden esinlendiklerini söylüyor.

Amazon, önümüzdeki bir kaç hafta içinde yüzlerce Mesafe Asistanını binalarıyla tanıştıracağını ve kısa zamanda bu teknolojiyi açık kaynaklı hale getireceğini açıkladı.Buraya kadar herşey normal peki kişisel verilerin gizliliği ne olacak? Bu, şu an soru işareti fakat çalışanların bilgilendirildikten sonra onayları doğrultusunda kullanılması gerektiği vurgulanıyor. Kararında kullanılırsa bir o kadar faydalı fakat aşırıya kaçarsa istismara girebileceği de konuşulanlar arasında.

En az 8 Amazon çalışanı COVID-19 sebebiyle öldü bunun ardından şirket, depolarının durumuyla ilgili ağır eleştirilere maruz kaldı. Zaten mart ayında şirketin çalışanları güvenlik sorunlarınını protesto etmek için işi bırakmıştı. Şirketin bundan böyle önlemlerini artırarak geliştirmesi bekleniyor.

Sosyal Medya ve Müşteri Hizmetleri Dengesini Yönetmek

Marketten bir kutu mısır gevreği aldığınızı düşünün. Eve geldiğinizde, sizden önce başka birinin kutuyu açtığını fark ettiniz. Berbat, değil mi? Gevreği geri götürürsünüz, bir müşteri hizmetleri temsilcisinden değişmesini istersiniz ve hazır.

E-ticaret işletmeleri aynı yüz yüze çözüm sürecini sunamaz, ancak insanlar yine de kesintisiz bir müşteri deneyimi beklerler. E-ticaret web siteniz, telefonunuz ve e-postanız aracılığıyla müşteri desteği sağlamak harika bir başlangıçtır, ancak müşteri hizmetleri müşteri deneyimini bir bütün olarak geliştirmelidir, bu da müşterilerinizle oldukları yerde buluşmanız gerektiği anlamına gelir: Sosyal medya.

Sosyal medya tüm insanların %75’ine çevrimiçi olarak ulaşıyor ve bu insanlar çevrimiçi alışveriş yapıyorlar. Yapılan bir araştırmada sosyal medya kullanıcılarının yaklaşık %76’sının bir markanın sosyal medya paylaşımında gördükleri bir ürünü satın aldığı görüldü. Sosyal satış arttıkça, e-ticaret markaları sosyal medya müşteri hizmetleri stratejileri hakkında daha eleştirel düşünmelidir. 

Bugün sosyal medya müşteri hizmetlerinin önemli olmasının en önemli nedenlerinden bazılarını derledik.

Müşteriler Bekliyor!!

İnsanlar sosyal medya üzerinden alışveriş yapabildikleri için sosyal medya üzerinden müşteri hizmeti almayı beklerler. Bir ürünü satın almak için neden bir platform kullanırsınız, ardından sipariş durumunuzun güncel halini görüp, takip etmek için neden farklı bir platform kullanasınız?

Microsoft araştırması, müşteri hizmetleri markalarıyla etkileşim kurmak için sosyal medya kullanan tüketicilerin % 67’sinin 24 saat içinde yanıt beklediğini gösteriyor. Çoğu kişi bir yanıt beklerken, tüketicilerin % 47’si, müşteri hizmetleri sorularına veya şikayetlerine sosyal medyada yanıt vermek için zaman ayıran markalar hakkında daha olumlu bir görüşe sahip.

Ne yazık ki markalar sosyal kanallardan aldıkları mesajların sadece yarısına cevap veriyor. Bu ateşle oynamaktır çünkü müşterilerin sosyal mesajlarına cevap vermeyi ihmal etmek marka sadakatinde % 43’lük bir azalmaya yol açıyor. Sadece sosyal medya’da, müşteri sorularına yanıt vererek, e-ticaret markanız önemli ve olumlu bir izlenim bırakabilir. Sosyal medya, sosyal. Müşteriler insanlardır ve insanlar görmezden gelinmeyi sevmezler.

Müşteri Bağlantısı

Çoğu e-ticaret markasının müşterilerle yüz yüze görüşme avantajı yoktur, bu nedenle iletişimi üst düzeye çıkarmak zorundadırlar. Müşteri sadakati oluşturmak, herhangi bir e-ticaret işi için en önemli adımlardan biridir. Bunun nedeni;

  • Şirketlerle sosyal medya üzerinden etkileşim kuran müşteriler, bu şirketlerle diğer müşterilere göre % 20-40 daha fazla para harcıyor.
  • Tüketicilerin %77’sinin sosyal medyada takip ettikleri markalardan alışveriş yapma olasılığı daha yüksektir.
  • Tüketicilerin %96’sı, hangi markaları desteklediklerine karar vermede müşteri hizmetlerinin önemli bir faktör olduğunu düşünüyor.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, müşteriler sosyal medyada takip ettiği markalarla bağlantı kurmak ve onlarla etkileşim kurmak istiyor. Bu insanlar göz ardı edildiklerini hissetmek istemiyorlar. Sprout Social araştırması, tüketicilerin %50’sinin bir markayı sosyal ortamdaki kötü yanıt karşısında boykot edeceğini buldu.

Bir e-ticaret markası olarak, sadakati ve kârlılığınızı artırmak için müşterilerinizle bağlantı kurmak istersiniz. Müşterileriniz sadık olmak istiyor; onları kazanmak zorundasınız.

Marka Büyümesi

Takip ettiğiniz markalar yorumlarınıza yanıt verdiğinde veya sorularınızı çevrimiçi olarak yanıtladığında oldukça havalısınızdır. Müşteriler, en sevdikleri markaların dinlediğini ve yanıt verecek kadar önem verdiklerini bilmeyi sever. Müşteriler markanızı sevdiğinde, değerli marka savunucuları olabilirler ve mümkün olduğunca çok sayıda savunucunuz olsun istersiniz.

E-ticaret markaları tüketici desteği konusunda gelişiyor. İnsanların %75’i, onlarla çevrimiçi bağlantı kurmak için zaman alan bir marka hakkında olumlu bir şey yayınlama olasılıklarının daha yüksek olduğunu söylüyor. Buna ek olarak, olumlu sosyal medya müşteri hizmetleri deneyimi olan tüketicilerin % 71’i markayı başkalarına tavsiye edebilir. İnsanların % 88’inin arkadaşlarından gelen önerilere güvendiği kadar diğer tüketiciler tarafından yazılan çevrimiçi incelemelere güvendiği düşünüldüğünde, her marka savunucusu işletmeniz için daha fazla para anlamına gelebilir.

Sosyal medya, var olan en iyi ağızdan ağıza reklam kanallarından biridir. Sosyal medya yoluyla olumlu müşteri hizmeti sunmak, her biri yüzlerce ile binlerce takipçiye sahip ve sadece ödeme yapan müşteriler olmayı bekleyen bir marka savunucuları ordusu oluşturabilir.

Kötü Hizmetin Sonuçları Var

Tıpkı sosyal medyanın marka bilinirliğini ve işletmeniz için desteğinizi geliştirme gücüne sahip olması gibi, dikkatli değilseniz size karşı kullanılabilir. Bir markayla ilgili kötü bir deneyimden sonra, müşterilerin yalnızca %30’u markanızı önerebilir. 

Bununla birlikte, işinizi sakat bırakabilecek şey, tüketicilerin %45’inin kötü müşteri hizmeti deneyimlerini sosyal medya aracılığıyla paylaşmasıdır. Kimse büyük bir müşteri hizmetleri kazasına konu olmak istemez. Ancak sosyal medya, sosyal medyadaki müşteri hizmeti hatalarınızın yüzünüzde patlamasını daha olası hale getirir. Sosyal medya hassastır.

Sosyal Medya Müşteri Hizmetlerinde Sonuç

Sosyal medya, arkadaşlarla bağlantı kurulan bir yerden, çevrimiçi olarak bağlantı kurabileceğiniz, alışveriş yapabileceğiniz ve markalardan yardım alabileceğiniz bir yere dönüştü. E-ticaret markaları, müşteriler beklediğinden ve iş için büyük bir nimet olabileceğinden, sosyal kanallar aracılığıyla üstün müşteri hizmeti sunmak için özel dikkat göstermelidir.

Perakendede Etiketler Değişiyor! ‘Müşteri, Misafir, Tüketici’ Arkasındaki “Kişi”yi Görme Zamanı

Salgın ve son zamanlarda yaşanan sosyal adaletsizlik sorunları, çoğu perakendeci ve marka için bir endüstri olarak nadiren dikkate alınıyor.

Baktığımız zaman birçok açıdan, COVID-19’un bir yıkıcıdan çok bir hızlandırıcı olduğunu anlıyoruz. Yeni perakende pazarına uyum sağlamak ve başarılı olmak için perakendecilerin ve markaların önce neler olduğunu kabul etmeleri ve temel bir müşteri anlayışı eksikliğinin üstesinden gelmeleri gerekiyor. Bu sektörde liderler olarak kendi kaderimizi kontrol ediyoruz. Ve işte liderlik zamanı…

İlk adım eski inançlardan vazgeçmek ve ileriye doğru yeni bir yol çizmekle başlar. Bu, geçmiş davranışların kapısını kapatmak ve ‘yeni’ müşterilerimizin şu anda kim olduklarını anlamakla başlar. Ve işte bu yöntem çoğu şeyi değiştiriyor.

Örneğin, salgın, bir ofislere dönmeyi zorlaştırıyor, maske takmaları sürekli kılıyor ve hatta önceki satın alma davranışına geri dönme isteğini uyandırıyor ki bu da her geçen gün insanları farklı ve öngörülemez şekle dönüştürüyor. Bir endüstri olarak, insanları cinsiyete, yaşa, coğrafyaya, hatta geçmişte satın alma veya tarama davranışına göre değil, daha kişisel yollarla segmentlere ayırmaya başlamamız gerektiği açıktır. Müşterimizin benzersiz bir birey olarak kim olduğunu ve şu anda nasıl hissettiğini bilmeliyiz. Bunun çıkış yolunu tahmin etmenin bir yolu yok.

Perakendecilerin şu anda müşterilerinin kim olduğunu yeniden öğrenmek için atması gereken adımlar var ve hatta müşteri, misafir, tüketici etiketlerinin arkasındaki kişiyi gerçekten anlamaya çalışmak için kolları sıvıyorlar.

Anlama ilk olarak dinleme üzerine kuruludur. Zaman geçtikçe, perakendeciler ve markalar müşterilerinin kim olduğunu yeniden öğreniyorlar. Bu, onlara ulaşarak ve onlarla konuşarak gerçek zamanlı öngörüleri toplamak ve şu anda sizden ne istediklerini dinlemek ve anlamak için teknolojiyi kullanmak anlamına geliyor. Bu, gerçek zamanlı, Voice of Customer Analytics, güçlü veriye dayalı ürün stratejileri ve stratejik dijital çözümler uygulamakla başlar ve buda pandemi sırasında hızla ileri gelen yenilikler sayesinde teknoloji şirketleri yardımıyla gerçekleşir.

Perakendeciler ve markalar da geçmişin günahlarını tekrar etmekten kaçınmak için kendilerini sorumlu tutuyor. Bu, her şirkette tüketicilerle empati kurabilecek ve yankılanan ürünler hakkında otantik hikayeler anlatabilecek birini veya bir grup insanı atamak anlamına mı geliyor?  Daha da önemlisi, bu tüketici savunucuları kesinlikle doğrudan yönetime rapor vermek mi  zorundadır? Evet dediğinizi duyar gibiyiz. Yönetim dinlemeyi bıraktığında, bir bakış açısı ortaya koymaları ve yönetimin yani markaların hesap verebilir olmaları önem kazanıyor. Müşteri savunucularını seçerken, iç ya da dış gündemleri olmayan, gerçekten anlamaktan başka büyük dinleme becerilerine sahip olmaları çok önemli hale geliyor.

Müşterilerle etkileşime geçmeye hazırsanız sizi hiçbir şey durduramaz. Tüketiciler ayrıca markalara görüşlerini sunmak ve pandemi öncesi seviyelere göre daha hızlı yanıt vermek için istekli olduklarını gösteriyorlar. Müşterilerimizin dijital ürün etkileşimlerini her zamankinden daha hızlı bir şekilde kapatmalarını sağlamak için tüketicilerin geri bildirimlerini paylaşma istekleri konusunda bir artış var. Peki neden? Çünkü çözümün bir parçası olmak istiyorlar.

Şimdi yeni bir çağın ve muazzam bir fırsatın zirvesinde duruyoruz. Kaderimizi göz önünde bulundurursak, şimdi yaptığımız seçimlerin bir endüstri olarak bu yeni tüketiciye ayak uydurup uyduramayacağımızı veya geçmişin günahlarını tekrarlamaya mahkum olup olmadığımızı belirleyeceğini bilerek ilerliyoruz.