Ana Sayfa Blog Sayfa 427

Süpermarketler 12 Saniyede Virüslerin %99’unu Öldüren Bu El Yıkama Makinesinin Peşinde

Bildiğiniz üzere tüm markalar ve mağazalar şu sıralar koronavirüs önlemleri kapsamında hazırlıklarını tamamlıyorlar.

Yönelndirmeler, bilgilendirmeler, kişisel kuruyucu ekipmanlar, kurallar… Uzayıp giden listelerimiz var. Bu konuda özellikle AVM ve markaların aldıkları önlemleri daha önce sizlerle paylaşmıştık.

Bu önlemlerin yanında son birkaç gündür özellikle küresel çapta süpermarketlerin peşinde koştuğu yeni bir anlık dezenfekte makinesi bulunuyor. 12 saniye içerisinde %100 temassız olarak virüslerin %99’unu öldürdüğü söylenen bu cihaz için satış patlamaları yaşanıyor.

Koronavirüsten önce, bu tür el yıkama istasyonlarının çoğunlukla ABD’de daha yüksek hijyen standartlarına sahip sağlık tesislerinde ve gıda üretim tesislerinde kullanıldığı biliniyor.

Meritech isimli üretici firma süpermarketlerin var olan talebinden dolayı küresel çapta %200’lük bir artış yaşamış şimdiden.

Ülkemizde böyle bir standarda çıkar mıyız bilinmez fakat, bu süreçte sağlık çatısı altında daha pek çok satış patlamaları yaşanacak yenilikler göreceğimiz aşikar.

Bir Bakışta Koronavirüs ve Artış Gözlenen Sektörler

Koronavirüs sektörlere göre online ve offline kanallarda pek çok etkilere sebep oldu. Bazı sektörler için online kanallarda yeşil ışık yakılırken bazı kanallar için özellikle offline tarafta ciddi sıkıntılar baş göstermeye başladı.

Pazarlama, marka, sektör ve reklamcılık gibi başlıklar altında bir bakışta koronavirüsün son zamanlarda etkilerini sizler için derleyelim istedik.

Önemli yavaşlamaya rağmen onlar için parlak dönem yaşandı

Şarşırtıcı olmamakla birlikte Facebook, amazon ve Google için yılın ilk çeyreği artışlarla kapandı. Facebook %18 artış ile 17.7 milyar dolar gelir bildirirken, Google 41,2 milyar dolar, Amazon ise 75.5 milyar dolar net satış geliri bildirerek koronavirüs sürecini en iyi geçiren şirketlerin başında yer aldılar.

Evcil hayvanlar için satış oranları artış gösterdi

Her ne kadar evcil hayvanlardan koronavirüs bulaşma riskinden dolayı insanlar hayvanlarını dışarıya bırakıyor gibi haberlerle bir dönem çalkalansak da, evde kaldığımız süre içerisinde evcil hayvan ürünlerinde de artışlar yaşandı. İlk çeyrek koronavirüs öncesi tahminlere göre küresel çapta evcil hayvan ürünleri sektörü %35 – 37 arası bir artış beklerken, bu oran köpek ürünlerinde %88 kedi ürünlerinde ise %82 artış gösterdi.

Yurt dışında evcil hayvanların evde sosyalleştirilmesi üzerine ilginç bir platform oluşturulmuş. Eğlenceli görüntüler var. 🙂

TV’ye olan ilgi arttı

Nielsen’in Sosyal İçerik Derecelendirmeleri raporuna göre, televizyon hakkındaki tweetlerin geçen yılın aynı döneminde göre her kategoride artış gösterdiği görülüyor. Çocuk ve aile filmleri kategorisindeki artış ile rekor seviyeye ulaşarak %588 olarak gerçekleşti.

Öte yandan haberler %71, akış %52, prime-time izlenme ise %17 oranında artış göstermiş.

Hiç kimse için giyinmek

E-ticaret kişiselleştirme platformu Nosto’nun verilerine göre panik satın alımı sonrası evde rahat kıyafetler üzerine yaptığımız alışverişlerde ise %21 artış gözlemleniyor. Öte yandan stok eritme çabasıyla yapılan indirimler sebebi ile ortalama sipariş değerinde %10 azalma görülüyor.

Kriz Döneminde Duygusal Zindeliğinizi Güçlendirmek için 4 Zihinsel Egzersiz

Kriz zamanları hepimiz için zor zamanlar. Bu dönemlerde özellikle iş hayatında çalışanlar ve yöneticiler arasında aşılması zor bazı problemleri beraberinde getiriyor.

Homeoffice çalışma sistemine alışmamış bir çalışan, bir gün içerisinde bu sisteme adapte edilmeye çalışılarak panik haline sokulabiliyor. Veya diğer yönden işlerin kontrolü altında gitmeyeceğini düşünen bir yönetici ofiste davrandığı şekilden çok daha farklı şekilde çalışanlarına yaklaşabiliyor.

Sorun şu ki, bu sürecin sonunda bazı dengeler eskisi gibi olmayacak. Unutulmaması gereken en önemli noktalardan biri şudur ki, insanlar yalnız kaldıkça kendini sorgular. Yaptığı yanlışları, stres sebeplerini, stres kaynaklarını ve en önemlisi de suçluyu.

İşte bu sorunsallar içerisinde kriz döneminde duygusal olarak zindeliğimizi arttırmak adına yapılabilecek 4 egzersiz üzerine değinelim istedik bugün.

1- Günde Birkaç Kez Check-in Yapın

Farkında olmadan zihnimiz oto pilot halinde, özellikle kriz dönemlerinde olumsuzluklara odaklanır. Bu yerdeki bir legoya basıp istemsiz bir şekilde acı ile ayağımızı çekmemiz gibi bir şey aslına bakarsanız. Bu sebeple günde bir kaç kez odak noktanızı belirleyerek olumsuzluklardan uzaklaşmaya çalışın. O anda veya gün içerisinde odağınızın nereye yönelmiş olduğunu belirleyin. Bu odağı takip ederek tüm gününüzün nasıl geçeceğini kontrol edebilirsiniz.

Olumsuz bir şeye odaklanmışsanız bilinçli olarak kendinizi başka bir odak noktasına yönlendirin. Günde bir iki kez yapacağınız bu check-in ler stres ve kaygı seviyelerinizi azaltacaktır.

2 – Duygu ve Düşüncelerinizi Kabul Edin

Duygu ve düşüncelerinizi kabul ettiğiniz o an, aynı zamanda tetikleyicinin de farkına varacağınız anı beraberinde getirir. Eğer duygularınızı kabul etmezseniz, onlarla savaşarak stres seviyenizi daha da arttıracaksınız. Beyniniz o anda bir düşmanla savaşıyormuş gibi efor harcayacak ve tüm enerjinizin yaşadığınız stres sebebi ile tükendiğini hissedeceksinizdir.

Olumsuz düşünceleri kabul etmenin ve beyninizin reaktif modda olmasının normal olduğunu fark etmenin size hem bir rahatlama hem de problemler üzerine daha bilinçli karar verebilme yetisi kazandıracağını göreceksiniz. Duygularınızı değiştirmek zorunda değilsiniz. Ama onları kabul etmek zorundasınız.

s867h9008b1867b17850849cbf975cd4fda65acd5a711

3 – Duygularınızı Suçlamayın

Duygularımızı kabul ettikten sonraki ilk aşama onları suçlamaktır. Bu kadar duygusal olmasaydım sonuç böyle olmazdı. Duygusal davranmasaydım kabul etmeyebilirdim… gibi uzayıp giden suçlamalar yaşıyoruz kendi iç dünyamızda.

Düşünceleriniz, hisleriniz ve duygularınızı kabul ederek, onları tepki vermek yerine geri bildirim almak adına kullanın. İnsanların herhangi bir duruma duygusal yönden tepki vermesinden doğal bir durum olamaz. Duygularımızı suçlamak yerine sonuçlarına odaklanın.

Kendimize duygularımızı utanmadan, kızmadan veya memnuniyetsizce de olsa hissetmeye izin verdiğimiz ve suçlamayı bir kenara bıraktığımız zaman olumsuz duyguların da karanlığın aydınlanması gibi kaybolduğunu göreceksiniz.

4 – Gerçek Olmadan Önce Savaşı Zihninde Kazan

Korkularımızın ve stres faktörlerimizin çoğu, olabileceğini düşündüğümüz şeylerden kaynaklanır. Çoğu zaman, korku gerçek değildir ve sadece aklımızda yaşar. En kötü durum senaryolarını belirliyor ve geçmişten gelen sorunlardan besleniyoruz. Değiştirilemez bir geçmiş ve belirsiz bir gelecek içerisinde çaresizliğe kendimizi inandırıyoruz. Aslına bakarsanız çoğu korkumuzun temeli bu davranış şekline dayanıyor.

Diğer tüm duyguları güçlendiren çaresizliği yenmenin tek bir yolu var, savaşı zihninizde kazanmak. Zihninizde kendinizi ikna etmeyi ve yenmeyi başardığınızda, günlük hayatınızda bunu gerçekleştirmek çok daha kolay ve acısız olacaktır. Bu sebeple korkularınızla yüzleşerek önce kendinizi ikna edin.

Bir çok yönetici için kriz süreleri lider olarak öne çıkmak adına büyük fırsatlar barındırıyor. Eğer işinizde bir liderseniz, pandemide sahip olduğumuz negatif enerji tarafından tüketilmeyi göze alamazsınız. İşiniz güçlenmek, çalışanlarınıza, müşterilerinize ve ailenize umut aşılamak zorundasınızdır.

Bu noktada samimiyeti göz ardı etmemenizi ve öncelikleri atlamamanızı tavsiye ederim. Kirasını ödeyemeyen çalışanınıza, güzel günler gelecek mesajları vermek ama bu ay maaşını ödeyemiyorum demek maalesef bir liderlik veya motivasyon örneği değildir. Açık iletişim kurun, zorunluluklar var ise bunları çalışanlarınızdan gizlemeyi değil onlara aktarmayı tercih edin. Aksi halde tüm bu süreçler normale döndüğünde ekibiniz artık bıraktığınız kadar güçlü olmayabilir.

Çin ve ABD’de Restoranlar için Alınan Önlemler Yol Gösterici

Koronavirüs sürecinin başından beri normalleşme sürecine giren sektör ve sektörlerle ilgili yurt dışındaki örneklerden izlemeler gerçekleştirdik.

Aynı süreçlerden geçen ülkelerin sektör bazlı uygulamalarını incelemesini de oldukça doğru buluyoruz.

Bugün henüz bizde normalleşme sürecine girmemiş olan sektörlerden biri cafe ve restoranlar için yurt dışındaki uygulamaları inceleyelim istedik.

Özellikle Çin ve Hong Kong’daki restoranlar yeme içme sektöründe ne denli değişiklikler olduğunu bizlere gösteriyor. ABD ise bu örneklerden yola çıkarak yol haritasını benzer çizgilerde hazırlıyor.

Restoran kapasitesi ve grup sınırlamaları

restoran1

Cafe ve restoranların tamamı %50 kapasite ile hizmetine devam ediyor. Grup ziyaretlerinde de 4 kişinin üzerinde grupla restorana gelenler içeriye alınamıyor.

Kapasite ve grup alımlarına uymayan işletmeler için ağır cezai yaptırımlar uygulanıyor.

%50 kapasite kullanımında ise sosyal mesafe zorunluluğu inisiyatife bırakılmıyor. İlgili alanlar ya tamamen kaldırılıyor ya da oturulmayacak şekilde fiziki önlemler alınıyor.

Girişlerde tüm alanlarda olduğu gibi ateş ölçümleri ile girişlerin yapılması zorunlu.

Çin’de aynı zamanda Alipay ve WeChat gibi uygulamalar üzerinden çalışan bir yazılım kullanılıyor. Seyahat etmek ve toplu alanlara giriş yapmak isteyenler için sağlık durumuna bağlı olarak kişilere bir renk kodu veriliyor ve girişlerde otomatik renk kodu okuması ile hızlı geçişler sağlanabiliyor. Kırmızı renk koduna sahip kişilerin seyahat ve toplu alanlara girişleri kısıtlanıyor ve evde kalmaları konusunda yönlendiriliyor.

Bazı restoranlar (özellikle lüks ve büyük çaplı restoranlar için) girişlerde tüm ziyaretçilerinden bir form doldurması isteniyor, bu formda sağlık beyanı, son 14 gün içerisinde pozitif test çıkma durumu, virüslü biri ya da birileriyle temas durumları gibi bilgilerin doğrulanması isteniyor. Formu imzalamak istemeyenler ise restoranlara alınmıyor. Bu sayede olası bir şüpheli vaka durumunda o gün içerisinde restorana giren tüm müşteriler bilgilendirilerek kasıtlı yanlış beyanlarda bulunan kişiye cezai işlemler uygulanıyor.

restoran form

Bazı restoranlarda 2 kişi üzeri oturmaya izin verilmiyor ve masalar arası fiziki önlemlerle uzun süre vakit geçirilmesi engellenmeye çalışılıyor.

restoran4

Bildiğiniz üzere açılışına hazırlanan mağazalarımız için de, özellikle kasa bölgelerinde benzer önlemler alınıyor.

Ülkemizde de cafe ve restoranların açılışı ile beraber benzer tabloların görüleceği aşikar. Dost ve yakınlarımızla birlikte keyifle vakit geçirebileceğimiz günleri çok özledik fakat maalesef vakte ihtiyacımız var.

Sağlıklı günlerde buluşalım…

Nisan Ayı Enflasyon Rakamları Açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, nisan ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 12,66, yurt içi üretici fiyatları yüzde 10,87 arttı.

Aylık bazda Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yüzde 0,85, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 1,28 artış gösterdi. 

TÜFE, nisanda geçen yılın aralık ayına göre yüzde 3,16, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,94 yükseldi.

Yİ-ÜFE ise Aralık 2019’a göre yüzde 4,54, geçen yılın nisan ayına göre yüzde 6,71 arttı.

Gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 12,86 artış

Yİ-ÜFE nisan ayında yıllık bazda madencilik ve taş ocakçılığı sektöründe yüzde 7,44, imalatta yüzde 6,27, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 12,86, su temininde yüzde 4,57 artış gerçekleşti.

Yİ-ÜFE, nisanda bir önceki aya göre yüzde 1,28, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 4,54, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,71 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 10,87 artış gösterdi.

Sanayinin 4 sektörünün nisanda yıllık bazda değişimleri dikkate alındığında madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 7,44, imalatta yüzde 6,27, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 12,86, su temininde yüzde 4,57 artış görüldü. Bu grupların aylık değişimlerine bakıldığında ise madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 0,22, imalatta yüzde 1,41, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 0,31 artış, su temininde yüzde 0,53 azalış kaydedildi.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimlerine bakıldığında ara malında yüzde 7,52, dayanıklı tüketim malında yüzde 10,4, dayanıksız tüketim malında yüzde 11,02, sermaye malında yüzde 11,16 artış, enerjide yüzde 11,25 azalış görüldü.

Bu grupların aylık değişimleri ise ara malında yüzde 3, dayanıklı tüketim malında yüzde 2,4, dayanıksız tüketim malında yüzde 1,18, sermaye malında yüzde 2,91 artış, enerjide yüzde 7,97 azalış olarak gerçekleşti.

Yıllık bazda en yüksek azalış, yüzde 50,51 ile kok ve rafine petrol ürünleri, yüzde 39,2 ile ham petrol ve doğal gaz sektörlerinde gerçekleşti. Buna karşılık tütün ürünleri yüzde 34,34, metal cevherleri yüzde 23,2, diğer mamul eşyalar yüzde 18,67 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Aylık en yüksek azalış, yüzde 28,46 ile kok ve rafine petrol ürünlerinde gözlenirken, bunu, yüzde 27,71 ile ham petrol ve doğal gaz, yüzde 0,53 ile suyun toplanması, arıtılması ve dağıtılması izledi. Metal cevherleri yüzde 8,03, kağıt ve kağıt ürünleri yüzde 6,71, diğer mamul eşyalar yüzde 5,28 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler olarak kaydedildi.

Ana harcama gruplarındaki fiyat değişimleri

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, nisan ayı ana harcama gruplarında fiyat değişimleri belli oldu.

Nisanda bu kategoride aylık bazda en yüksek artış, yüzde 4,66 ile çeşitli mal ve hizmetlerde gerçekleşirken, bu grubu yüzde 4,08 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 2,53 ile gıda ve alkolsüz içecekler takip etti.

Ana harcama grupları itibarıyla nisanda en fazla düşüş gösteren grup ise yüzde 1,83 ile ulaştırma olarak kayıtlara geçti. Bu grubu yüzde 1,23 ile haberleşme, yüzde 0,67 ile eğlence ve kültür ve yüzde 0,32 ile konut grubu takip etti.

Yıllık değişimler 

TÜFE’de yıllık bazda en yüksek artış yüzde 31,32 ile alkollü içecekler ve tütün ana harcama grubunda görüldü. Bunu yüzde 20,34 ile çeşitli mal ve hizmetler ve yüzde 14,52 ile konut izledi. Bu dönemde sağlıkta yüzde 12,86, lokanta ve otellerde yüzde 12,55, eğitimde yüzde 12,35 artış gerçekleşti.

Geçen yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu ana harcama grupları sırasıyla yüzde 1,55 ile haberleşme, yüzde 4,90 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 4,91 ile eğlence ve kültür ve yüzde 5,54 ile ulaştırma oldu. 

Geçen ay endekste kapsanan 418 maddeden 61’inin ortalama fiyatında değişim olmazken, 87’sinin ortalama fiyatında düşüş, 270’inin ortalama fiyatında ise artış görüldü.

Fiyatlar ülke genelinde yüzde 10,94 arttı

TÜİK verilerine göre, nisanda yıllık bazda fiyatlar ülke genelinde yüzde 10,94 artış kaydetti.

İstatistiki Bölge Birim Sınıflaması (İBBS) 2. düzeyde bulunan 26 bölge içinde, aylık bazda en yüksek artış yüzde 1,72 ile “Erzurum, Erzincan, Bayburt”ta oldu. 12 aylık ortalamalara göre de en yüksek artış yüzde 14,22 ile yine bu bölgede gerçekleşti.

Yıllık bazda en yüksek artış yüzde 12,98 ile söz konusu bölgede gözlenirken, bunu yüzde 12,28 ile “Kırıkkale, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Kırşehir”, yüzde 12,24 ile “Balıkesir, Çanakkale” bölgeleri izledi.

En düşük fiyat artış ise yüzde 8,47 ile “Kastamonu, Çankırı, Sinop” bölgesinde gerçekleşti.

Nisan Ayında İhracat %41,38 Azaldı

Ticaret Bakanlığının resmi olmayan geçici dış ticaret verilerine göre, nisanda ihracat, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının sert etkisiyle geçen yılın aynı ayına göre yüzde 41,38 gerileyerek 8 milyar 993 milyon dolar olurken, ithalat yüzde 28,31 azalarak 12 milyar 957 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Bakanlığın, nisan ayı geçici dış ticaret istatistiklerinden oluşan veri bülteni yayımlandı.

Genel Ticaret Sistemi (GTS) dikkate alındığında ihracat nisanda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 41,38 azalarak 8 milyar 993 milyon dolara gerilerken, ithalat yüzde 28,31 azalarak 12 milyar 957 milyon dolar oldu.

Söz konusu dönemde dış ticaret açığı yüzde 45,11 artışla 3 milyar 965 milyon dolar seviyesine yükseldi. Dış ticaret hacmi bu dönemde yüzde 34,31 düşüşle 21 milyar 950 milyon dolar olarak belirlendi. İhracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 69,4 oldu.

Mart ayından itibaren tüm dünyayı hem sosyal hem de ekonomik anlamda büyük oranda olumsuz etkileyen Kovid-19 salgınının ekonomik yansımalarının nisan ayında çok daha sert ve keskin görülmeye başlanması, ihracatı negatif yönde etkilemeye devam etti.

Salgın nedeniyle başta AB ülkeleri olmak üzere, önemli ihraç ülkelerinde görülen eşi görülmemiş boyuttaki pazar ve talep daralmaları ile sınırlardaki karantina önlemleri nisan ayı ihracatında görülen düşüşün ana nedeni oldu. Mart ve nisan aylarında görülen bu düşüş, yılın ilk 2 ayında yüzde 4 artış gösteren ihracatta ibrenin 4 aylık dönem itibarıyla negatife dönmesine yol açtı. Kovid-19 nedeniyle nisan ayında ithalatı da yüksek oranda geriledi.

Ocak-nisan döneminde ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,58 azalarak 51 milyar 742 milyon dolara gerilerken, ithalat yüzde 0,1 artarak 68 milyar 613 milyon dolara yükseldi.

Bu dönemde dış ticaret hacmi yüzde 6,28 azalarak 120 milyar 355 milyon dolar oldu.

En çok ihracat yapılan gruplar

Nisanda en fazla ihracat “ham madde (ara mallar)” grubunda gerçekleştirildi. Bu kapsamda 4 milyar 907 milyon dolarlık ihracat yapıldı. Bu grubu sırasıyla 3 milyar 91 milyon dolarla “tüketim malları” ve 904 milyon dolarla “yatırım (sermaye) malları” izledi.

En fazla ithalat 9 milyar 577 milyon dolarla “ham madde (ara mallar)” grubunda yapılırken, bunu sırasıyla 1 milyar 952 milyon dolarla “yatırım (sermaye) malları” ve 1 milyar 397 milyon dolarla “tüketim malları” takip etti.

En fazla ihracat yapılan fasıl “kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar ve aletler” grubu oldu. Bu kapsamda 918 milyon dolarlık ihracat yapıldı. Bu grubu sırasıyla 654 milyon dolarla “demir ve çelik”, 531 milyon dolarla “elektrikli makine ve cihazlar” izledi.

Söz konusu ayda en çok ithalat yapılan fasıl da 1 milyar 545 milyon dolarla “kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar ve aletler” olarak kayıtlara geçti.

Ülkelere göre ihracat ve ithalat

Geçen ay en fazla ihracat, 862 milyon dolarla Almanya’ya yapıldı. Bu ülkeyi 606 milyon dolarla ABD ve 564 milyon dolarla Irak izledi.

En fazla ithalat ise 1 milyar 559 milyon dolarla Çin’den gerçekleştirildi. Bu ülkeyi 1 milyar 267 milyon dolarla Almanya ve 1 milyar 126 milyon dolarla Rusya Federasyonu takip etti.

Gümrük idarelerince nisanda tahsil edilen vergiler, 10 milyar 690 milyon lira olarak hesaplandı.

ÖTS’ye göre dış ticaret

Söz konusu dönemde Özel Ticaret Sistemi’ne (ÖTS) göre ihracat yüzde 41,62 azalışla 8 milyar 442 milyon dolar olurken, ithalat yüzde 32,17 azalarak 11 milyar 844 milyon dolara geriledi.

Dış ticaret açığı, ÖTS’ye göre yüzde 13,41 artışla 3 milyar 402 milyon doları bulurken, dış ticaret hacmi de yüzde 36,45 azalarak 20 milyar 286 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

Şirket verileri

Nisan ayı itibarıyla aktif limited şirket sayısı 862 bin 86, ticari işletme sayısı 681 bin 312, şube sayısı 205 bin 883, anonim şirket sayısı 142 bin 768, kooperatif sayısı 31 bin 119, kolektif şirket sayısı 11 bin 369, komandit şirket sayısı 2 bin 17 olarak tespit edildi.

Türkiye genelinde geçen ay itibarıyla aktif firma sayısı 1 milyon 936 bin 554, esnaf ve sanatkar iş yeri sayısı da 2 milyon 20 bin 150 olarak hesaplandı.

Perakende ve Alışveriş Merkezleri Başarısız Bir Sınavın İçinde. Bu Savaş Ne Zaman Bitecek?

Bildiğiniz üzere 11 Mayıs tarihinden itibaren Alışveriş Merkezlerinin kademeli olarak açılmasının açıklanmasının ardından Twitter’da aynı gün #avmleraçılmasın hastagi trend topic oldu. Açılmasını destekleyenler, açılmamasını destekleyenler ve açılsa dahi yoğunluk zaten olmayacağını destekleyenler gibi farklı görüş ve bakış açıları var tabi.

Fakat bugün tartışmak istediğimiz nokta, kamuoyunda yaratılan resim üzerine. Hem ülkeler hem de tüm sektörler olarak bir sınavın içerisindeyiz. Krizi atlatabilmek, krizle yaşamayı öğrenebilmek, yeni önlemler gibi birçok başlık halinde uzayabilir bu sınav.

Geldiğimiz noktada perakende ve alışveriş merkezleri sektöründe öyle bir tablo çizildi ki, tüketici gözünde gerçekten başarısız yönetilen bir sınav olarak görüyorum bu durumu. Türkiye’de AVM olmadan perakende, perakende olmadan AVM olmaz ve olmayacaktır. Peki ama neden o halde bu düşmanlık?

Ardı ardına gelen mağazaları bir daha açmıyoruz açıklamaları, ya da kiraları açmasanız da alacağız açıklamaları gerçekten tüketiciyi sadece AVM ya da sadece perakende kanadında mı etkiliyor? Bu zincirin tüketici gözünde kırılması hangi AVM ya da perakende markasının işine yarıyor dersiniz? Peki tüketici gerçekten bu açıklamaları dinlemek zorunda mı?

Bu sorular böyle uzar gider…

cover

İletişim, iletişim, iletişim

11 Mayıs tarihi ile AVM’lerin bazıları açılış yapacak bazıları yapmayacak. Cafe ve restoranların tamamı zaten kapalı. Ortalama 200 mağazası olan AVM’lerde 11 Mayıs tarihinde açılış yaparız diyen mağazaların sayısı 20-25’lerde şuan. Bazı büyük mağazalar da yok değil fakat bu sayı AVM’ler açılmıştır demek için yeterli bir sayı değil. Yani zaten fiili olarak bu şartlarda AVM’lere açıktır diyemeyeceğiz.

Şu anda kiralama departmanlarının çoğu harıl harıl hangi tarihte mağazanızı açarsanız iletişimlerini sağlıyor perakende merkezleri ile. Hangi taraf haksız? İkisi de haklı değil mi? Aslına bakarsanız iki taraf aynı masada zaten doğru çözümü verir fakat kamuoyunda yaratılan bu algı iki tarafı da gerginlik içerisine sokarak süreci zorlaştırmaktan başka hiçbir işe yaramıyor.

Normalleşme süreci tamamen gerçekleştirilmeden hiçbir AVM’nin eski şekilde kira alamayacağını, düzenlemelerin yapılmak zorunda olduğunu tüm Alışveriş Merkezleri zaten biliyor. Ben kira ödemem deyip kestirip atmak niye?

Olağan dışı şekilde AVM’ye az kişi gireceğinin ve etkilerini tüm perakende zaten biliyor. Ne olursa olsun kiramı alırım ya da kurallarım kesindir deyip ihtarlar göndermek niye?

Tek çözüm iletişim. Sektör bu konuda son derece başarısız bir sınav veriyor ve maalesef ki her iki tarafın da ciddi haklı oldukları yönler var.

Perakendede binlerce kişi çalıyor, AVM ekiplerinde de aynı şekilde. Perakende çok zor bir sınavdan geçiyor, AVM yatırımcıları da aynı şekilde. Bir tarafın zarar görmesi durumda diğer taraf kalkınmayacak değil mi?

Kapanış döneminde de, açılış döneminde de aynı kavgaları yaşadık. Elimize hiçbir şey geçmedi ve geçmemeye devam edecek. Kabul etsek de etmesek de hem AVM’ler hem de perakendeciler taşın altına elini koymak zorunda kalacak.

AVM’ler bir çok konuda, kurallarım bu İşletme Yönetmeliğim bu şekilde deyip geçemeyecek, perakendeciler de kafamıza göre kapatır gideriz açıklamalarından vazgeçecek. Aksi halde bu sorunların çözülmesi çok olası bir durum gibi görünmüyor.

Daha güzeli konuşacağımız toplantılarımızda görüşmeyi hepimiz özledik. Ama sürecin sektörü ne denli olumsuz etkilediğinin de farkına vararak hareket etmemiz gerektiğini düşünüyorum. İyi haftalar…

Starbucks Dünya Çapında Mağazalarının %90’ını Geri Açıyor

Starbucks’ın yaptığı açıklamaya göre, Mart ayında koronavirüs pandemisi sebebi ile kapatılan mağaların dünya çapında %90’ında 1 Haziran tarihine kadar kademeli olarak açılış veriliyor.

Mağaza içerisindeki tüm oturma alanları ve masaların iptal edileceği ve sadece gel al serviste hizmet vereceğini açıklayan şirketin çalışanları ise bu kararı desteklemiyor.

Dünya çapında bir çok Starbucks çalışanı yaşanacak yoğunluktan dolayı işlerine geri dönmek istemiyor.

Öte yandan şirket bu duruma karşı çalışmaya geri dönmek istemeyen personeller kendi kararlarını vermelidir ve anlayış gösterilecektir açıklaması yaparken, çalışanlar ise bu durumda herhangi bir ödenek alamayacaklarından şikayetçi.

Şirket sözcüsü Reggie Borges, “Çalışan ve müşteri sağlığı ve güvenliği en önemli önceliklerimizdir, herhangi bir anda yaşanan problemli bir durum varsa, mağazaları kapatırız” şeklinde belirtti.

Öte yandan bu dönemde “değiştir ve uyarla” mottosu ile ilerleyeceklerini belirten Borges, Starbucks mağazalarında yapılacak sağlık kontrolleri, müşteri ile doğrudan temas etmeme, kişisel koruyucu ekipmanlar gibi konuların da altını çizdi.

Fakat öyle görünüyor ki tüm bu önlemler küresel çapta Starbucks’ın yaşayacağı personel sorununu çözememiş. Dünya genelinde bir çok çalışanın, geri dönmelerinin kendileri için yaratacakları tehlikeler ile ilgili röportajlar vermesi şirketi olumsuz etkiliyor.

Ülkemizde kafe ve restoran işletmelerinin yasal düzenleme ile kapalı olması sebebi ile şuan için açılış tarihi belirli olmasa da, açılış sürecinde benzer sıkıntıların yaşanması olası.

27 Nisan – 3 Mayıs Haftalık Sektör Değerlendirmeleri

Bu hafta birçok sektör için normalleşme sürecine geçişte yaşanan aksaklıklar ve izlenilen yollar üzerine değerlendirmelerde bulunduk. AVM’lerin açılış sürecinde neler yaptığı, perakendenin bu süreçte nasıl yollar izlediği üzerine yazılarımızı paylaştık.

Bildiğiniz üzere haftanın sektör değerlendirmeleri yazı dizimizde her pazar, o hafta boyunca değerlendirilen en önemli konuları derleyerek sizlerle paylaşıyoruz.

Bu haftanın değerlendirmelerini aşağıdaki şekilde derledik. İyi okumalar, iyi pazarlar.

Ekonomi Yeniden Normalleşmeye Başlarken CFO’ların Beklentileri

cfo
27 nisan - 3 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 9

Türkiye’de AVM’ler için Alınacak Koronavirüs Önlemleri Netleşiyor

avm
27 nisan - 3 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 10

Perakende Sektörü COVID-19 Sonrası Döneme Nasıl Hazırlanmalı?

perakende
27 nisan - 3 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 11

Bu haftalık sizler için derlediğimiz sektörel yazılarımız bu şekilde. Haftaya tekrar görüşmek üzere.

Fast Food Zincirlerinde Küresel Değişimler Olur mu? Fast Food’da İlk Çeyrek Rakamları Açıklandı

Koronavirüs pandemisinin küresel etkileri, rakamlar netleşmeye başladıkça ortaya çıkıyor. Fast Food zincirleri bu hafta üç aylık küresel kazançlarını açıkladı. Bu veriler pandeminin sektörlere göre yankılarının yorumlanması açısında oldukça önemli.

Gel-al servisi devam eden restoranlar bazında yapılan karlılaştırmalarda; Mcdonald’s Mart ve Nisan aylarında %25, küresel çaplı oranlarda ise %3,4 düşüş yaşadı.

Burger King’in küresel verilerine göre gerçekleşen düşüş ise %3,7.

Popoyes‘de tablo diğer Fast Food markalarına göre ilginç, gel al serviste beklentinin altında bir düşüş yaşandı ve bu da ilk çeyrek büyümesinde markayı ciddi etkiledi. Buna göre marka ilk çeyrekte %26 büyüme gerçekleştirdi.

Fast Food Zincirlerinde dengeler değişebilir

fast food zincirlerinde küresel değişimler olur mu? fast food'da i̇lk çeyrek rakamları açıklandı

Starbucks açık olan mağazaları bazında karşılaştırılabilir bir oran açıkladı.Açıklanan orana göre, marka ilk çeyrekte karşılaştırılabilir satışlarda %16 düşüş yaşadı.

Dominos’da da talo hamburgercilere göre bir iyi görünüyor. Karşılaştırılabilir satışlar bir önceki yıla kıyasla %1,6 artış gerçekleştirmiş. Öte yandan evlere serviste neredeyse tüm mağazalarının faal olarak hizmet verdiğini atlamamak gerekiyor.

Görünen o ki hamburger ve kahve zincirlerinde pandemi sürecinde gözle görülür düşüşler yaşanırken, hazır ve evde tüketimi daha yüksek olan pizza ve tavuk ürünlerinde durum daha iç açıcı.

Bu süreç normale dönüşün ardında da bir süre evlere servis olarak devam edeceğinden, dünyanın en büyük Fast Food zincirlerinde taşlar yerinden oynayacak ve tablolar değişecek gibi görünüyor. İzlemeye devam edeceğiz.