Ana Sayfa Blog Sayfa 50

Feast, Perakende ve Dijital Kanallardaki Gücünü Yeni Yatırımlarla Pekiştiriyor


Türkiye’nin önde gelen dondurulmuş gıda markalarından Feast, tüketici odaklı inovasyon, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde büyümesini sürdürürken, Türkiye’nin en ileri teknolojili ve en yüksek kapasiteli dondurulmuş patates üretim tesisi yatırımıyla sektörün geleceğine yön vermeye hazırlanıyor. Güçlü perakende stratejisi, dijital kanallardaki yatırımları ve kategori geliştirme yaklaşımıyla büyümesini sürdüren şirket, dondurulmuş gıda kategorisinde uzun vadede %100 penetrasyona ulaşılmasına öncülük etme hedefiyle, 2027 vizyonunu tüketici güveni, inovasyon ve sürdürülebilir büyüme üzerine inşa ediyor.

Dondurulmuş gıda kategorisinde değişen tüketici beklentileri, sektörün büyüme dinamiklerini yeniden şekillendirirken Feast, tüketiciyi merkeze alan yaklaşımıyla hem iç pazardaki konumunu güçlendiriyor hem de geleceğe yönelik yatırımlarını hızlandırıyor. Kalite, pratiklik, güven ve sürdürülebilirlik odağında geliştirdiği ürün ve hizmet anlayışıyla hareket eden şirket, perakende kanalındaki etkinliğini dijital dönüşüm yatırımlarıyla destekliyor. Feast Gıda Satış ve Pazarlama Direktörü Ali Kemal Kapıcıoğlu, şirketin büyüme stratejisinin yalnızca satış odaklı olmadığını belirterek şunları söyledi: “Dondurulmuş gıda kategorisi son yıllarda yalnızca büyüyen değil, aynı zamanda tüketici alışkanlıklarının yeniden şekillendiği bir kategori haline geldi. Biz de büyüme stratejimizi sadece ürün satışı üzerine değil, tüketicinin hayatını kolaylaştıran, güven veren ve yenilikçi bir marka deneyimi yaratmak üzerine kurduk.”

Perakendede hedef, kategoriyi büyütmek

feast ali kemal kapicioglu

Feast, pazarlama stratejisinde dondurulmuş gıdanın kalite, tazelik, pratiklik ve sürdürülebilirlik avantajlarını tüketicilere doğru şekilde aktarmaya odaklanırken, perakende kanalında kategori gelişimini destekleyen uygulamalar yürütüyor. Raf görünürlüğünü artıran çalışmalar, veri odaklı kategori yönetimi ve tüketicinin alışveriş yolculuğunu destekleyen uygulamalar sayesinde şirket, hem kategori büyümesine hem de iş ortaklarının performansına katkı sağlamayı hedefliyor.

Kapıcıoğlu, perakende tarafındaki önceliklerini şu sözlerle anlattı: “Bugün perakende tarafında odaklandığımız en önemli alanlardan biri, dondurulmuş gıda kategorisinin penetrasyonunu artırmak. Bunun için yalnızca mevcut tüketicilere ulaşmayı değil, kategoriyi daha az kullanan haneleri de kazanmayı hedefliyoruz. Uzun vadeli hedefimiz ise dondurulmuş gıda kategorisinde %100 penetrasyona ulaşmak. Başarımızın temelinde tüketiciyi merkeze alan yaklaşımımız, güçlü dağıtım ağımız, kategoriye yaptığımız yatırımlar ve perakende iş ortaklarımızla kurduğumuz uzun vadeli iş birlikleri yer alıyor.”

Yeni yatırım sektörde yeni bir standart oluşturacak


Feast’in sürdürdüğü en önemli yatırımlardan biri ise Türkiye’nin en ileri teknolojili ve en yüksek kapasiteli dondurulmuş patates üretim tesisi olacak. Modern üretim hatları, gelişmiş otomasyon sistemleri ve enerji verimliliği sağlayan altyapısıyla öne çıkan yatırımın, yalnızca şirketin üretim kapasitesini artırmakla kalmayıp Türkiye’nin dondurulmuş gıda sanayisi açısından da stratejik bir dönüşüm yaratması hedefleniyor. Yatırımın, üretim verimliliğinin artırılmasının yanı sıra sürdürülebilir üretim uygulamalarını güçlendirmesi, ihracat kapasitesini yükseltmesi ve Türkiye’nin küresel pazardaki rekabet gücünü desteklemesi bekleniyor.

Dijital perakende stratejik büyüme alanı olarak görülüyor


Modern perakende, indirim marketleri ve e-ticaret kanallarındaki büyüme doğrultusunda Feast, dijital kanalları yalnızca bir satış platformu olarak değil, tüketici davranışlarını analiz edebildiği ve kişiselleştirilmiş deneyimler geliştirebildiği stratejik alanlar olarak değerlendiriyor. Ürün bulunurluğunu artırmaya, dijital raf yönetimini güçlendirmeye ve veri analitiğinden daha fazla yararlanmaya odaklanan şirket, dijital kanallardan elde ettiği verileri ürün geliştirme, kampanya planlama ve tüketici beklentilerini analiz etme süreçlerinde de aktif olarak kullanıyor.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Ali Kemal Kapıcıoğlu şöyle konuştu: “Dijital perakende ve e-ticaret kanallarını yalnızca alternatif satış noktaları olarak değil, tüketici içgörülerini daha yakından takip edebildiğimiz, kişiselleştirilmiş iletişim geliştirebildiğimiz ve büyüme potansiyeli yüksek stratejik platformlar olarak değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde hızlı ticaret ve e-ticaret kanallarındaki büyümenin devam edeceğini öngörüyoruz.”

Ürün geliştirmede kalite, pratiklik ve sürdürülebilirlik ön planda


Tüketicilerin artık yalnızca fiyat değil; kalite, güven, kullanım kolaylığı ve çevresel sorumluluk kriterlerini de satın alma kararlarında dikkate aldığını belirten Feast, ürün geliştirme çalışmalarını bu beklentilere göre şekillendiriyor.

Yoğun yaşam temposuna uygun, pratik, güvenilir ve lezzetli ürün alternatifleri geliştirmeye odaklanan şirket, aynı zamanda yeni tüketim anlarına hitap eden ürün kategorileri üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Kapıcıoğlu, bu yaklaşımı şu sözlerle özetledi: “Pazarlama tarafında tüketicilerle yalnızca ürün odaklı değil, değer odaklı bir iletişim kurmaya çalışıyoruz. Ürünlerimizin sunduğu faydaların yanı sıra kalite anlayışımızı, güvenilir üretim süreçlerimizi ve sürdürülebilirlik yaklaşımımızı da anlatmaya önem veriyoruz. Çünkü günümüzde marka tercihini belirleyen unsurlar arasında güven ve marka itibarı her zamankinden daha güçlü bir rol oynuyor.”

2027 vizyonu: Güven, inovasyon ve kategori liderliği

Feast, 2027 hedeflerini yalnızca finansal büyüklüklerle değil; tüketici sadakati, marka tercih edilirliği, kategori gelişimine sağlanan katkı ve perakende iş ortaklarıyla oluşturulan ortak değer üzerinden tanımlıyor. Şirket; inovasyon, dijitalleşme, sürdürülebilir üretim teknolojileri ve tedarik zinciri yatırımlarıyla geleceğe hazırlanırken, dondurulmuş gıda kategorisinin gelişimine liderlik etmeyi ve uzun vadede kategoriyi her haneye ulaştırarak %100 penetrasyona katkı sağlamayı hedefliyor.

Ali Kemal Kapıcıoğlu, Feast’in gelecek vizyonunun yalnızca büyüklük odaklı olmadığını vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “2027’ye giderken başarıyı yalnızca ciro, hacim büyümesi veya pazar payı gibi finansal göstergelerle tanımlamıyoruz. Marka tarafında en önemli hedeflerimizden biri, Feast’in tüketicilerin aklına ilk gelen ve en çok tercih edilen dondurulmuş gıda markalarından biri olma konumunu daha da güçlendirmek. 2027 vizyonumuz; büyüklüğüyle değil, tüketici nezdindeki güveni, inovasyon gücü ve kategoriye yön veren yaklaşımıyla öne çıkan bir marka olmak. Uzun vadede hedefimiz, dondurulmuş gıda kategorisinin her haneye ulaşarak %100 penetrasyona erişmesi ve bu dönüşüme öncülük eden marka olmaktır. Başarıyı, tüketicilerin tercih ettiği, perakende iş ortaklarının büyümesine katkı sağlayan ve kategoriye yön veren bir marka olmakla ölçüyoruz.

Nevzat Aydın’dan ya da Multicosmetics’e Yatırım

636 milyar dolarlık küresel kozmetik pazarında büyüme hedefleyen ya da Multicosmetics, Nevzat Aydın’dan yatırım aldı

Küresel güzellik ve kişisel bakım pazarının 2026 itibarıyla yaklaşık 636 milyar dolara, Türkiye kozmetik pazarının ise 2025 yılında 3,85 milyar dolara ulaştığı dönemde, sektörde dikkat çeken bir yatırım gerçekleşti. Teknoloji ve girişimcilik ekosistemindeki yatırımlarıyla tanınan girişimci ve yatırımcı Nevzat Aydın, Toksikolog Eczacı Tuba Çalık tarafından kurulan Türk kozmetik markası ya da Multicosmetics’e yatırım gerçekleştirdi. Bilim temelli ürün geliştirme yaklaşımı ve tamamı kadınlardan oluşan ekibiyle faaliyet gösteren marka, yatırımla birlikte Ar-Ge çalışmalarını hızlandırmayı, uluslararası pazarda büyümesini desteklemeyi ve Temmuz ayı sonu itibarıyla Türkiye genelinde 1.000 eczanede yer almayı hedefliyor.

nevzat aydin hi1.jpg 1

Küresel güzellik ve kişisel bakım sektörü, tüketici beklentilerindeki değişim ve bilim temelli ürünlere artan ilgiyle büyümesini sürdürüyor. Sektörün 2026 yılı itibarıyla yaklaşık 636 milyar dolara, 2031 yılında ise 817 milyar dolara ulaşması beklenirken, Türkiye kozmetik pazarı 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 3,85 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı. Euromonitor verilerine göre Türkiye’de güzellik ve kişisel bakım satışları aynı dönemde yüzde 39 büyürken, cilt bakımı kategorisi 1,74 milyar dolarlık hacme erişti. Küresel clean beauty pazarının 2030 yılına kadar 20 milyar doların üzerine, bilim temelli (science-backed) cilt bakımı segmentinin ise 200 milyar doların üzerine çıkmasının beklenmesi, yatırımcıların bu alana ilgisini her geçen gün artırıyor. Tüketicilerin artık yalnızca doğal içerik değil klinik olarak etkinliği kanıtlanmış formüller, dermatolog desteği ve içerik şeffaflığı sunan ürünleri tercih etmesi de sektörde bilim temelli markaların yükselişini destekliyor.

Bu büyüme dinamiklerinin etkisiyle teknoloji ve girişimcilik ekosistemindeki yatırımlarıyla tanınan girişimci ve yatırımcı Nevzat Aydın, Toksikolog Eczacı Tuba Çalık tarafından kurulan yüzde 100 Türk kozmetik markası ya da Multicosmetics’e yatırım gerçekleştirdi. Tamamı kadın çalışanlardan oluşan ekibiyle faaliyet gösteren şirket, yatırımla birlikte bilim temelli Ar-Ge çalışmalarını hızlandırmayı, yeni nesil ürün geliştirme süreçlerini güçlendirmeyi ve uluslararası pazarlardaki büyümesini desteklemeyi hedefliyor. Temmuz ayı sonu itibarıyla Türkiye genelinde 1.000 eczanede yer almayı planlayan marka, Türkiye’de geliştirdiği bilim temelli formülasyonları uluslararası pazarlara taşıyarak küresel ölçekte rekabet gücünü artırmayı amaçlıyor.

Toksikolog Eczacı Tuba Çalık tarafından kurulan ya da Multicosmetics; cilt bakımı, güneş koruyucu ürünler, hassas cilt bakımı, bebek ve çocuk bakımı ile ağız ve diş bakımı kategorilerinde faaliyet gösteriyor. İnsan biyolojisini, toksikoloji bilimini ve içerik güvenliğini ürün geliştirme süreçlerinin merkezine alan marka; kozmetik ürünlerini yalnızca bakım rutininin bir parçası olarak değil, bilimsel veriler ışığında geliştirilen güvenilir çözümler olarak konumlandırıyor. Ürün geliştirme süreçlerinde içerik güvenliği, bileşenlerin birbirleriyle uyumu ve uzun dönem kullanım güvenliği önceliklendiriliyor. Şirket, yatırımla birlikte Ar-Ge altyapısını güçlendirmeyi, yeni nesil ürün geliştirme çalışmalarını hızlandırmayı ve uluslararası büyüme stratejisini desteklemeyi hedefliyor.

Bilim Temelli Kozmetiğe Yatırım İlgisi Artıyor

Yatırım kararını değerlendirerek, girişimlere bakış açısında yalnızca finansal büyüme potansiyelinin değil, ortaya koydukları vizyonun ve sürdürülebilir değer üretme kapasitesinin de belirleyici olduğunu ifade eden Girişimci ve Yatırımcı Nevzat Aydın şunları söyledi: “Alışılmış yatırım odağımın dışına çıkan bir yatırım yaptım. Bu yatırım, alışılmış yatırım odağımın dışında gerçekleşen bir adım. Kararımda şirket kurucusu Tuba Çalık’ın vizyonuna ve markanın sektörde yaratabileceği potansiyele duyduğu güven belirleyici oldu.”

Kozmetikte Formülasyon Etik Bir Karardır

tubacalik

Yatırımın, kuruluşundan bu yana benimsedikleri yaklaşımın önemli bir göstergesi olduğunu belirten ya da Multicosmetics Kurucusu Toksikolog Eczacı Tuba Çalık ise şu değerlendirmede bulundu: “ya da Multicosmetics’i kurarken hedefimiz yalnızca kozmetik ürünleri geliştirmek değildi. İnsan biyolojisini anlayan, bilimsel verilerle desteklenen ve doğayla uyumlu içerikler geliştiren bir marka oluşturmayı amaçladık. Bizim için kozmetikte en önemli unsur, tüketicinin güvenle kullanabileceği, etkinliği kadar güvenliği de bilimsel olarak değerlendirilen ürünler geliştirmek. Bugün tüketiciler yalnızca doğal içerik değil klinik olarak etkinliği kanıtlanmış formüller, dermatolog desteği ve içerik şeffaflığı sunan ürünleri tercih ediyor. Formülasyon etik bir karardır. Gerçek inovasyon biyolojiye saygı gösterendir, gerçek lüks güvenli olandır. Çünkü gerçek güç bilgiden ve vicdandan gelir. Nevzat Aydın’ın yatırımı, bu yaklaşımın ve uzun vadeli vizyonumuzun güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde bu yatırımla birlikte bilimsel ürün geliştirme kapasitemizi büyütecek, yeni ürün kategorilerine odaklanacak ve uluslararası pazarlardaki varlığımızı güçlendireceğiz.”

Gerçekleştirilen yatırımla birlikte ya da Multicosmetics, bilim temelli kozmetik yaklaşımını uluslararası pazarlara taşımayı, Ar-Ge odaklı büyümesini hızlandırmayı ve Türkiye’den doğan güçlü bir kozmetik markası olarak küresel ölçekte rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.

Z Kuşağı, Ürün Keşfini Google’dan TikTok’a Taşıyor

Ürün keşfetme alışkanlıkları hızla değişiyor. Hootsuite’in 2026 araştırmasına göre Z kuşağının %40’ı ürün araştırırken Google yerine TikTok’u tercih ediyor. Aynı araştırma, Z kuşağının %99’unun satın alma yolculuğunun en az bir aşamasını akıllı telefon üzerinden gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. Bu değişim, markaların tüketiciye ulaşma yöntemlerini de yeniden şekillendiriyor.

Ürün Keşfi Artık Arama Motorlarında Değil, İçerik Akışında Başlıyor

Geçmişte tüketiciler ihtiyaç duydukları ürünü arama motorlarında araştırırken, bugün keşif süreci sosyal medya akışında başlıyor. Kullanıcılar bir ürünü reklamdan çok, içerik üreticilerinin deneyim videoları, karşılaştırmaları ve günlük kullanım önerileri üzerinden keşfediyor.

TikTok ve Instagram gibi platformlar bu nedenle yalnızca sosyal medya kanalı değil, aynı zamanda yeni nesil ürün keşif platformları haline geliyor. Kısa videolar, kullanıcı yorumları ve algoritmalar sayesinde tüketiciler, satın alma kararı vermeden önce gerçek kullanıcı deneyimlerini görmeyi tercih ediyor.

Perakendede Rekabet, Raflarda Değil Algoritmalarda Yaşanıyor

tiktok

Bu dönüşüm, perakende markalarının pazarlama stratejilerini de değiştiriyor. Artık tüketicinin mağazaya gelmesini beklemek yerine, markaların tüketicinin karşısına doğru içerikle doğru anda çıkması gerekiyor. SEO’nun yerini giderek “social SEO”, yani sosyal platformlarda keşfedilebilir olmak almaya başlıyor.

Özellikle Z kuşağı için viral içerikler, creator iş birlikleri ve kullanıcı deneyimine dayalı videolar, geleneksel reklam kampanyalarından çok daha etkili hale geliyor. Ürünün bulunabilirliği kadar, algoritmalarda görünür olması da satış performansını doğrudan etkiliyor.

Perakendede yeni rekabet artık ürünü satmakla değil, ürünü keşfettirebilmekle başlıyor. Z kuşağının Google yerine TikTok’ta ürün aramaya başlaması, mağaza raflarından dijital içerik akışlarına uzanan yeni bir “keşif ekonomisinin” oluştuğunu gösteriyor. Geleceğin kazanan markaları ise yalnızca iyi ürün geliştirenler değil, ürünlerini doğru içerikle tüketicinin karşısına çıkarabilenler olacak.

Robot Köpekler, E-Ticaret Teslimatının Yeni Oyuncusu Olabilir

Teslimat süreçlerinde otomasyon yeni bir aşamaya geçiyor. Boston Dynamics, köpek şeklindeki robotu Spot‘u son kilometre teslimatlarında kullanmak için test ediyor. Kamyonla birlikte hareket eden robot, teslimat noktasına ulaştığında araçtan inerek paketi müşterinin kapısına kadar bırakabiliyor.

Son Kilometre Teslimatında Yeni Dönem

Boston Dynamics tarafından geliştirilen teslimat versiyonu Spot, sırtına entegre edilen konveyör sistemi sayesinde paketleri taşıyabiliyor. Test senaryosunda insan çalışan paketi robota yüklüyor, Spot ise eve kadar yürüyerek paketi kapıya bırakıyor ve ardından teslimat aracına geri dönüyor.

Şirket, bu sistemle özellikle teslimatın en maliyetli ve zaman alan aşaması olan “son kilometreyi” daha verimli hale getirmeyi hedefliyor. Robotlar sürücünün yerine geçmekten çok, aynı teslimat rotasında çalışan ek bir yardımcı olarak konumlandırılıyor.

Lojistikte İnsan ve Robot İş Birliği Güçleniyor

E-ticaret hacminin büyümesiyle birlikte teslimat şirketleri artan iş gücü maliyetleri, teslimat hızına yönelik beklentiler ve personel bulma zorluklarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle sektör, otonom araçlar, teslimat robotları ve yapay zekâ destekli operasyon sistemlerine yatırımlarını artırıyor.

Spot’un geliştirilen teslimat modeli de bu dönüşümün bir parçası olarak öne çıkıyor. Robotun özellikle kampüsler, site yerleşimleri, kurumsal kampüsler ve banliyö bölgelerinde insan çalışanlarla birlikte görev alması hedefleniyor.

Perakendede rekabet artık yalnızca ürünü satmakla değil, müşteriye en hızlı ve en verimli şekilde ulaştırmakla kazanılıyor. Robot köpekler gibi yeni nesil teslimat teknolojileri, e-ticaret lojistiğinde “son kilometre” operasyonlarını yeniden tanımlayabilecek önemli yenilikler arasında gösteriliyor.

Mplus Türkiye Müşteri Deneyimini Gelir, Marj ve Güven Odağında Yeniden Tanımladı

Müşteri deneyimini gelir, marj ve güven odağında yeniden tanımlayan Mplus Türkiye, Experience Intelligence yaklaşımını iş modelinin merkezine yerleştirdi. Bu sayede müşteri deneyimini operasyonel bir süreç olmaktan çıkararak ölçülebilir iş sonuçlarının stratejik bir bileşeni haline getiren Mplus Türkiye, artık müşterileriyle kurduğu ilişkiyi daha akıllı, daha bağlantılı ve daha etkili bir yapıda gerçekleştiriyor. Kendi bünyesinde geliştirdiği yapay zekâ Graia’yı canlı operasyonlarına entegre eden marka, kurumların operasyonlarını daha stratejik yönetmesine ve daha isabetli kararlar almasına katkı sağlıyor.

Müşteri deneyimi yönetiminde uzun yıllar operasyonel verimlilik ön planda tutulurken, bugün kurumlar için yeni bir dönem başlıyor. Mplus Türkiye, geliştirdiği “Experience Intelligence” yaklaşımıyla müşteri deneyimini artık doğrudan büyüme, kârlılık ve güvenle ilişkilendiriyor. Mplus Türkiye ve MENA CEO’su Banu Hızlı, yapay zekânın ölçeklenebilir gücünü insan uzmanlığının muhakeme, empati ve karar alma becerileriyle bir araya getiren bu yeni yaklaşımın, kurumların iş hedeflerine hizmet edecek şekilde tasarlandığını vurguladı. Hızlı, “Yapay zekâ hız ve hacim gerektiren süreçlerde devreye girerken; güven, empati ve karar alma becerisinin kritik olduğu anlarda insan uzmanlığı sürece yön veriyor. Yapay zekânın gerçek değeri, insanın yerine geçmekte değil, insan uzmanlığını daha güçlü hale getirmekte yatıyor. Experience Intelligence yaklaşımımızın temelinde de bu anlayış yer alıyor” dedi.

İnsan ve yapay zekâ birlikte tasarlandı

Müşteri deneyiminin uzun yıllar maliyet odaklı bir bakış açısıyla yönetildiğine dikkat çeken Hızlı, artık kurumların ihtiyacının müşteri deneyimini gelir, güven ve sürdürülebilir büyümeyle ilişkilendirebilen bir yaklaşım olduğunu belirtti. Mplus Türkiye, bu doğrultuda hayata geçirdiği Experience Intelligence modelini, yapay zekâ ve insanı birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcı unsurlar olarak konumlandırıyor. Böylece hızın gerektiği yerde yapay zekâdan, güvenin belirleyici olduğu yerde ise insan deneyiminden yararlanılıyor.

Mplus, Experience Intelligence ile yeni nesil müşteri deneyimi sunuyor

2007 yılında Adriyatik bölgesinde kurulan ve bugün 19 ülkede 15 binden fazla çalışanıyla küresel ölçekte hizmet veren Mplus, müşteri deneyiminde yeni bir dönemi başlatıyor. Mplus Türkiye ve MENA CEO’su Banu Hızlı, 25 yıllık gerçek müşteri etkileşimlerinden beslenen operasyonel uzmanlıklarını, kendi Ar-Ge ekipleri tarafından geliştirilen yapay zekâ yetkinliği Graia ile birleştirerek Experience Intelligence yaklaşımını hayata geçirdiklerini ifade eden Mplus Türkiye ve MENA CEO’su Banu Hızlı, bu yaklaşımı “Kendimizi yeniden keşfetmedik, geleceği birlikte tasarladık” anlayışıyla tanımlıyor. Hızlı, Mplus’ın pazardaki birçok oyuncunun yaptığı gibi yapay zekâyı mevcut sistemlerin üzerine sonradan eklemek yerine, teknolojiyi operasyonel deneyimin doğal bir uzantısı olarak kurguladıklarının altını çiziyor.

Önce operasyonel derinlik, sonra yapay zekâ

Mplus, önce güçlü bir operasyonel derinlik ve saha deneyimi inşa etti; ardından yapay zekâyı bu yapının içine entegre ederek, sürekli öğrenen ve gelişen bir sistem oluşturdu. Bu sistemde hız ve ölçek gerektiren süreçlerde yapay zekâ devreye girerken; güven, empati ve muhakemenin kritik olduğu anlarda ise insan uzmanlığı belirleyici rol üstleniyor. Ortaya çıkan yapı, hibrit ya da katmanlı bir model olmanın ötesinde; insan ve yapay zekânın birlikte tasarlandığı, iş hedeflerine doğrudan hizmet eden bir sistem olarak öne çıkıyor.

Esas Gayrimenkul’ün Çalışan Deneyimi VizyonuStevie® Awards Ödülüyle Taçlandı

Esas Gayrimenkul, çalışan deneyimini stratejik bir öncelik olarak ele alan insan ve kültür yaklaşımıyla dünyanın en prestijli işveren ödülleri arasında gösterilen Stevie® Awards for Great Employers 2026’da Bronz Stevie® Ödülü’ne layık görüldü.

Ticari gayrimenkul sektörünün lider platformlarından Esas Gayrimenkul, çalışan deneyimini odağına alan insan ve kültür uygulamalarıyla uluslararası alanda önemli bir başarıya imza attı. Şirket, dünyanın farklı ülkelerinden kurumların değerlendirildiği Stevie® Awards for Great Employers 2026 kapsamında Bronz ödül almaya hak kazandı. Stevie Awards for Great Employers, dünyanın dört bir yanındaki en başarılı işverenleri ve insan kaynakları alanında çalışan deneyimine değer katan profesyonelleri, ekipleri ve uygulamaları ödüllendiren uluslararası saygın ödül programlarından biri olarak kabul ediliyor. Ödüller, 15 Eylül’de New York’taki Marriott Marquis Hotel’de düzenlenecek törende sahiplerini bulacak.

asli kemal esas gayrimenkul insan ve kultur kidemli direktoru

Esas Gayrimenkul İnsan ve Kültür Kıdemli Direktörü Aslı Kemal, ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Çalışan deneyimini güçlendirme konusuna yalnızca insan kaynakları perspektifiyle bakmıyor, kurum kültürümüzün ve iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Stevie Awards for Great Employers gibi uluslararası ölçekte saygın bir platformda ödüle layık görülmek, yıllardır kararlılıkla sürdürdüğümüz insan odaklı yaklaşımımızın takdir edildiğini gösteriyor. Bu başarı; çalışma arkadaşlarımızın dahiliyeti, liderlerimizin vizyonumuzu sahiplenmesi ve birlikte oluşturduğumuz güçlü kurum kültürünün ortak eseri. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde çalışma arkadaşlarımızın gelişimini, iyi oluşunu ve bağlılığını destekleyen uygulamalarımızı daha da güçlendirerek, sürdürülebilir bir çalışma deneyimi oluşturmaya devam edeceğiz.”

Esas Gayrimenkul’ün uluslararası ödüle uzanan yolculuğunda; esnek ve hibrit çalışma modeli, çalışanların iyi oluşunu destekleyen esenlik programları, liderlerle doğrudan iletişim platformları, dijital çalışan deneyimi araçları, öğrenme ve gelişim uygulamaları ile çalışan geri bildirimlerini aksiyona dönüştüren katılımcı yönetim anlayışı önemli rol oynadı.

Çalışan bağlılığını kurum kültürüne dönüştüren program

Esas Gayrimenkul, çalışan bağlılığı yaklaşımı programlarından biri  #SeninleBirlikteİyiyiz esenlik programı çatısı altında hayata geçiriyor. Program fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal iyi oluşu tek bir çatı altında buluştururken, çalışan bağlılığını günlük iş yapış biçiminin ve kurum kültürünün ayrılmaz bir parçası haline getiriyor.

Çok lokasyonlu ve hizmet odaklı bir yapıda faaliyet gösteren ESAS Gayrimenkul için kapsayıcılık, tutarlı iletişim ve farklı fonksiyonlar ile lokasyonlar arasında ortak bir kültür oluşturmak kritik önem taşıyor. Çalışan deneyimini tek seferlik projeler yerine kurum kültürünün ayrılmaz bir parçası olarak ele alan şirket, farklı lokasyonlarda görev yapan ekiplerine de tutarlı bir deneyim sunmayı hedefliyor.

Bu yaklaşım, çalışan memnuniyeti ve bağlılığına ilişkin göstergelere de yansıdı. Şirketin çalışan deneyimi skoru yıldan yıla yükselirken, çalışanların şirketi tavsiye etme eğilimini gösteren Net Tavsiye Skoru (NPS) önemli ölçüde arttı. Çalışan iç görüleri doğrultusunda belirlenen aksiyonların büyük bölümü hayata geçirilirken, eğitim programları ve iyi oluş uygulamaları da yüksek memnuniyet oranlarına ulaştı.

AB İmha Yasağı Yürürlüğe Girerken Lüks Perakendeciler Stok Sıkışmasıyla Karşı Karşıya

Avrupa Birliği’nde 19 Temmuz itibarıyla yürürlüğe giren yeni kurallarla birlikte Lüks Perakendeciler LVMH, Prada, Chanel ve Inditex gibi büyük moda grupları artık satılamayan kıyafet, ayakkabı ve aksesuarları yakamayacak veya çöplüklere gönderemeyecek. Şirketler bunun yerine ürünleri yeniden kullanıma kazandırmak, bağışlamak ya da alternatif satış kanallarında değerlendirmek zorunda kalacak.

Lüks Markaların Kıtlık Stratejisi Değişiyor

img 2856

Lüks moda markaları bugüne kadar sınırlı stok politikası ve kontrollü dağıtım modeliyle ürünlerinin ayrıcalıklı algısını koruyordu. Satılamayan ürünlerin imha edilmesi de bu stratejinin bir parçası olarak görülüyordu.

Yeni düzenleme ise bu yaklaşımı yeniden şekillendiriyor. Markalar artık daha fazla stok taşımak, üretim planlarını gözden geçirmek veya ikinci el, outlet ve geri dönüşüm kanallarını daha etkin kullanmak zorunda kalacak. Özellikle müşteri iadelerinin de düzenleme kapsamına alınması, stok yönetimini daha karmaşık hale getiriyor.

Döngüsel Moda Rekabetin Yeni Unsuru Oluyor

Avrupa Komisyonu verilerine göre, Avrupa pazarına sunulan tekstil ürünlerinin %4 ila %9’u hiç kullanılmadan imha ediliyor. Yeni düzenleme, bu israfı azaltmayı ve tekstil ürünlerini döngüsel ekonomiye kazandırmayı hedefliyor.

Son yıllarda Chanel’in geri dönüşüm girişimi L’Atelier des Matières gibi yatırımlar da sektörün bu dönüşüme hazırlanmaya başladığını gösteriyor. Önümüzdeki dönemde yalnızca ürün tasarımı değil; yeniden kullanım, geri dönüşüm ve stok optimizasyonu da lüks markaların rekabet gücünü belirleyen önemli kriterler arasında yer alacak.

chanel satislar

Lüks perakendede artık değer yalnızca sınırlı üretimle değil, stokların nasıl yönetildiğiyle de ölçülecek. Avrupa Birliği’nin yeni düzenlemesi, moda sektörünü doğrusal üretim modelinden döngüsel ekonomiye geçmeye zorlayan en önemli adımlardan biri olarak öne çıkıyor.

Beymen Club Sailing Team, 55. Deniz Kuvvetleri Kupası’nda Kürsüde Yer Aldı

İstanbul’dan Çeşme’ye uzanan 275 deniz millik Türkiye’nin en prestijli ve zorlu açık deniz yelken yarışı 55. TAYK – AKPA Deniz Kuvvetleri Kupası, nefes kesen bir mücadeleye sahne oldu. Beymen Club Sailing Team, zorlu hava ve rüzgar şartlarında geçen iki etap sonunda, IRC 1 klasmanında liderle aynı puanı paylaşarak genel sıralamada ikincilik kupasını aldı ve geçen yılki başarısını tekrarladı.

Türk yelken sporunun en köklü ve prestijli organizasyonlarından biri olan ve Türkiye Açıkdeniz Yarış Spor Kulübü (TAYK) tarafından düzenlenen TAYK – AKPA Deniz Kuvvetleri Kupası Uluslararası Yat Yarışı, bu yıl 55. kez denizseverleri ve sporcuları bir araya getirdi. İstanbul’dan verilen startla başlayan ve Çeşme’de son bulan 275 deniz millik dev maratona 8’i yabancı, 24’ü yerli olmak üzere toplam 32 seçkin tekne katıldı. Beymen Club Sailing Team, 12 teknenin mücadele ettiği, yarışın en çekişmeli gruplarından IRC 1 klasmanında sergilediği yüksek performansla genel sıralamada ikincilik kupasını aldı ve bir kez daha adından söz ettirdi.

Hava Koşulları Dengeleri Değiştirdi

beymen club sailing team

Yarışın 11 Temmuz’da İstanbul – Bozcaada rotasıyla başlayan 1. Etabı, rüzgarsız ve durgun hava şartları nedeniyle ekipleri stratejik ve fiziksel olarak en üst sınırlarına kadar zorladı. Liderliğin sürekli el değiştirdiği ve taktiksel kararların öne çıktığı ilk etabı Beymen Club Sailing Team kendi klasmanında 3. sırada tamamlayarak podyumdaki yerini garantiledi.

Bozcaada – Çeşme rotasında verilen 2. Etap startı ise bambaşka bir senaryoya sahne oldu. Zaman zaman hızı 55 km/s’yi bulan sert sağanaklar altında yelken açan ekipler, adeta bir mücadele verdi. Beymen Club Sailing Team, bu zorlu şartlarda da çizgisini bozmayarak istikrarlı performansını sürdürdü ve yine kürsüde yer almayı başardı.

Eşit Puanla Zirvenin En Yakın Takipçisi

Her iki etabın toplam puanlaması sonucunda Beymen Club Sailing Team, IRC 1 klasmanında birinci olan Flyer ile aynı puana ulaşarak averajla genel sıralamada Türkiye ikincisi oldu. Bu sonuçla takım, geçtiğimiz yıl elde ettiği podyum başarısını koruyarak istikrarını sürdürdü. Ekip ayrıca, yarışa katılan tüm sınıflardaki genel klasmanda 4. sırada yer aldı.

Kaptan Köroğlu: Rekabet üst seviyedeydi

Yarış sonrası değerlendirmelerde bulunan Beymen Club Sailing Team Kaptanı Ahmet Köroğlu, zorlu şartlar altında kupayı kaldırmaktan gurur duyduklarını belirterek şunları söyledi: “Yerli ve yabancı çok güçlü ekiplere karşı mücadele ettik. Her etapta podyumun ve kazananların değişmesi, yarışın kalitesini ve rekabetin ne kadar üst düzey olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Tamamen zıt hava koşullarında gerçekleşen bu zorlu mücadele için öncelikle tüm ekibime, bizleri destekleyen markamıza çok teşekkür ediyorum. Beymen Club Sailing Team olarak, sporun, mücadelenin ve centilmence rekabetin olduğu her yarışta denizlerde var olmaya devam edeceğiz.”

İlk 6 Ayın E-Ticaret Karnesi Açıklandı

Yılın ilk yarısı artık geride kalırken, Hepsiburada da bu döneme ilişkin e-ticaret karnesini açıkladı. Peki yılın ilk yarısında sepette en çok hangi ürünler yer buldu? Hangi kategoriler büyüdü, hangi dönemlerde alışverişler hız kazandı? Yanıtlar, tüketici alışkanlıklarındaki dikkat çekici değişimleri ve alışveriş kodlarını mercek altına alan Hepsiburada verilerinden geliyor…

yılın ilk yarısı için e-ticaret karnesi açıklandı!


İlk altı aylık veriler, kullanıcıların alışveriş tercihleri ve dönemsel tüketim eğilimlerine ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Ürün bazında en yoğun arama trafiği erkek spor ayakkabı, akıllı saat ve klimada yaşandı.
Geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında en dikkat çekici büyüme fotoğraf ve kamera kategorisinde yaşandı. Fotoğraf ve kamera kategorisinin yüzde 42’lik büyümesini, yüzde 34 ile oto aksesuar, yüzde 32 ile mobilya, yüzde 31 ile hırdavat ve yüzde 30 ile takı-mücevher kategorileri takip etti.

Şehrin üretim gücü sepete de yansıyor

Şehirlerin alışveriş tercihleri, bölgesel üretim yapısıyla paralel bir tablo ortaya koydu. Mobilya üretiminin merkezi konumundaki Kayseri, platformda en çok mobilya satışı gerçekleştiren il oldu. Ev tekstili sektörüyle öne çıkan Denizli’de en yüksek satış hacmi yine bu kategoride gerçekleşti. Tarımsal üretimiyle bilinen Aydın’da gıda ve içecek kategorisi öne çıkarken, otomotiv yan sanayisiyle tanınan Sakarya’da oto aksesuar kategorisi en çok satış yapılan alan oldu.

Şehir bazındaki tüketim tercihleri de yerel yaşam dinamiklerini yansıttı. Yoğun öğrenci nüfusuyla öne çıkan Eskişehir’de kitap kategorisi en çok alışveriş yapılan kategorilerden biri olurken, sıcak iklimiyle bilinen Antalya’da outdoor ürünleri öne çıktı. Türkiye’nin en yoğun nüfuslu kenti İstanbul’da ise gıda & içecek en çok tercih edilen kategoriler arasında yer aldı.

Sepette anneler günü ve bayram etkisi

Yılın ilk yarısında platformdaki sipariş hacminin belirli dönemlerde yoğunlaştığı görüldü. Özellikle Anneler Günü ve Ramazan Bayramı’nın birleştiği mayıs ayı, ilk altı ayın en hareketli alışveriş dönemi oldu. Müşterilerin düşük fiyatlı ürünlerde en yoğun alışverişlerini 21.00–22.00 saatleri arasında gerçekleştirdiği, yüksek fiyatlı ürün gruplarına ise daha çok 14.00–15.00 saatlerinde yöneldiği görüldü.

Teknoloji ve küçük ev aletlerinde akıllı yaşam trendi

yılın ilk yarısı için e-ticaret karnesi açıklandı!

Teknoloji alışverişlerinde cep telefonu, tablet ve bluetooth kulaklık ürün grupları öne çıktı. iPhone 17, dönemin en çok aranan cep telefonu olurken arama trendlerinde iPhone 15 ve iPhone 13 modellerinin de yer alması, kullanıcıların bütçe dostu önceki nesil modellere ilgisini sürdürdüğünü gösterdi. Küçük ev aletleri de kullanıcılarının alışveriş listelerinde üst sıralardaki yerini korudu.

Espresso makinesi, kablosuz süpürge ve robot süpürge kategorinin en çok satın alınan ürünleri oldu.

Moda ve kozmetikte sezon hazırlığı ön planda

Moda ve kozmetik kategorileri, yılın ilk yarısında kullanıcıların yoğun ilgi gösterdiği kategoriler arasında yer aldı.  Moda kategorisinde güneş gözlüğü, erkek kol saati ve valiz seti yüksek talep gördü. Kozmetik kategorisinde ise nemlendirici krem, güneş kremi ve parfüm ürünleri öne çıktı.

Popüler kategorilerde öne çıkan arama trendleri

Platformdaki arama ve tüketim davranışları incelendiğinde, kullanıcıların belirli kategorilerde lider markalara yoğun ilgi gösterdiği belirlendi. Tüketicilerin marka bazlı aramaları analiz edildiğinde; oyuncak kategorisinde LEGO, outdoor alanında Stanley, spor ürünlerinde Adidas ve küçük ev aletlerinde ise Dyson en sık aratılan markalaroldu. Mutfak ürünlerinde ise Fissler, dönemin en çok aranan markaları arasında yerini aldı.

Samsung,700’ü Aşkın Pozisyonu Etkileyen Organizasyon Değişikliğine Gidiyor

Samsung Electronics, ABD operasyonlarında kapsamlı bir yeniden yapılanma süreci başlattı. Şirket, New Jersey’deki merkez ofisini Teksas’a taşıma kararı kapsamında 700’ü aşkın pozisyonu etkileyen organizasyon değişikliğine giderken, bu adımın küresel bir küçülmeden ziyade yapay zekâ ekosistemine daha yakın konumlanma stratejisinin bir parçası olduğunu belirtiyor.

Merkez Ofis, Yapay Zekâ Ekosistemine Yakınlaşıyor

Yeniden yapılanma kapsamında Samsung Electronics America’nın New Jersey’deki merkez ofisi Teksas’a taşınacak. Etkilenen çalışanların önemli bölümüne taşınma seçeneği sunulurken, teklifi kabul etmeyen veya görevleri yeniden yapılandırma kapsamında kaldırılan çalışanlarla yollar ayrılacak.

Şirket, Teksas’ın özellikle yapay zekâ, yarı iletken ve teknoloji yatırımlarının yoğunlaştığı bir merkez haline gelmesi nedeniyle bu lokasyonu tercih ettiğini ifade ediyor. Böylece Samsung, mühendislik, çip geliştirme ve yapay zekâ alanındaki iş ortaklarıyla daha yakın çalışmayı hedefliyor.

Teknoloji Şirketlerinde Öncelikler Değişiyor

Samsung’un farklı iş kollarındaki performansı da bu dönüşümün nedenini ortaya koyuyor. Yapay zekâ odaklı bellek çiplerine yönelik güçlü talep, yarı iletken birimini büyütmeye devam ederken; mobil cihazlar ve tüketici elektroniği tarafı artan maliyetler ve yoğun rekabet nedeniyle baskı altında bulunuyor. Özellikle Apple ile rekabet eden mobil bölümün ilk kez zarar açıklaması beklentisi, şirketin kaynaklarını daha yüksek büyüme potansiyeline sahip alanlara yönlendirdiğini gösteriyor.

Teknoloji sektöründe yeniden yapılanmalar artık yalnızca maliyet azaltma amacı taşımıyor. Samsung’un ABD hamlesi, şirketlerin organizasyon yapılarını yapay zekâ, yarı iletken teknolojileri ve yeni inovasyon merkezleri etrafında yeniden şekillendirdiği yeni dönemin önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.