Ana Sayfa Blog Sayfa 50

Kivo Katkılarıyla Haftanın Mağaza Açılışları [9 – 13 Şubat]

kivo banner
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 12

Şubat ayını ortaladık bile, yılın ilk iki ayı ne kadar çabuk geride kaldı değil mi? Perakende mağazacılık tarafındaki yatırım planlarında durgunluk devam ediyor. Mağaza yatırımlarının perakendeciyi oldukça zorladığı dönemlerdeyiz.

Her hafta sektörden gelen bildirimlerle hazırladığımız Haftanın Mağaza Açılışları serimizin yeni sayısında sizlerleyiz.

İşte bu haftanın gerçekleşen mağaza açılışları

Derimod – Ankara Kentpark AVM

kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat]
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 13

Derimod, Ankara Kentpark AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Paulmark – Antalya Kepez

paulmark magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 14

Paulmark, Antalya Kepez mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

MR. DIY – Adana Optimum

mrdiy magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 15

MR. DIY, Adana Optimum mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın 183. mağazasını oluşturuyor.

LC Waikiki Kids & Home – Siirt Park AVM

lcw magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 16

LC Waikiki Kids & Home, Siirt Park AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Avva – Sera Kütahya AVM

avva magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 17

Avva, Sera Kütahya AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

MClub – Ankara Tunalı Hilmi Caddesi

mclub magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 18

MClub, Ankara Tunalı Hilmi Caddesi mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

ebebek – Kartepe Özdilek

ebebek magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 19

ebebek, Kartepe Özdilek mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Zsa Zsa Zsu – Antalya Novamall

zsa magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 20

Zsa Zsa Zsu, Antalya Novamall mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Kahve Dünyası – Ankara Atakule

kahvedunyasi magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 21

Kahve Dünyası, Ankara Atakule mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Suwen – Abu Dabi

suwen magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 22

Suwen, Abu Dabi mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki ilk mağazası oldu.

Temu Türkiye’ye WhaleCo Modeliyle Döndü: Gümrük Süreci Artık Platform Üzerinden Yürütülecek

Çin merkezli e-ticaret platformu Temu, Türkiye’de kaldırılan basitleştirilmiş gümrük uygulamasının ardından durdurduğu gönderimlerini yeni bir modelle yeniden başlattı. Şirket, WhaleCo adıyla kurduğu yapı üzerinden resmi ithalatçı konumuna geçerek Türkiye operasyonlarını farklı bir statüde yeniden devreye aldı.

6 Şubat 2026 itibarıyla 30 Euro altındaki ürünlere uygulanan basitleştirilmiş gümrük prosedürünün kaldırılması sonrası Temu, Türkiye’ye yönelik yurt dışı gönderimlerini askıya almıştı. Yeni sistemle birlikte platform, ithalat sürecini doğrudan kendi bünyesinde yöneterek pazara geri döndü.

Yeni Model Nasıl İşliyor?

temu türkiye’ye whaleco modeliyle döndü: gümrük süreci artık platform üzerinden yürütülecek

Temu artık Türkiye’de bireysel ithalat modeli yerine ticari ithalat statüsüyle faaliyet gösteriyor. WhaleCo üzerinden yürütülen sistemde ürünler şirket adına ülkeye giriş yapıyor.

Sipariş aşamasında kullanıcılar, ürün bedeliyle birlikte vergiyi de ödeme ekranında ödüyor. Gümrük işlemleri ise WhaleCo tarafından yürütülüyor. Böylece ürünler, ek belge ya da bireysel beyan gerekmeksizin doğrudan müşterilerin adreslerine teslim ediliyor.

Bu modelle birlikte tüketici tarafında operasyonel süreç sadeleşirken, ithalat ve vergi yükümlülüğü şirket tarafından üstlenilmiş oluyor.

Sepet Alt Limiti 580 TL

Yeni uygulamada dikkat çeken bir diğer unsur ise asgari sepet tutarı. Toplam tutarı 580 TL’nin altında kalan siparişler işleme alınmıyor.

Öte yandan, platformdaki ürün çeşitliliğinin ilk etapta daha sınırlı olduğu; ilerleyen dönemde ürün seçeneklerinin artırılmasının planlandığı ifade ediliyor.

Temu’nun bu hamlesi, Türkiye’de regülasyon değişiklikleri sonrası sınır ötesi e-ticaretin nasıl yeniden konumlandığına dair önemli bir örnek olarak öne çıkıyor.

Ürün Kiralama 2025’te 1,1 Trilyon TL’ye Ulaştı: Kiralabunu Verileri Modelin Kalıcılaştığını Gösteriyor

Ürün kiralama modeli 2025’te yalnızca büyümedi; ölçek kazandı, kalıcılaştı ve perakende sisteminin bir parçası haline geldi.

ürün kiralama 2025’te 1,1 trilyon tl’ye ulaştı: kiralabunu verileri modelin kalıcılaştığını gösteriyor
ürün kiralama 2025’te 1,1 trilyon tl’ye ulaştı: kiralabunu verileri modelin kalıcılaştığını gösteriyor 27

Kiralabunu’nun yayımladığı 2025 Ürün Kiralama Raporu’na göre Türkiye’de kiralama sektörünün aktif büyüklüğü 1,1 trilyon TL’ye ulaştı.

Bunun yaklaşık 530 milyar TL’si finansal kiralama535 milyar TL’si operasyonel kiralamatarafında gerçekleşti. Araç dışı operasyonel kiralamanın hacmi ise yaklaşık 50 milyar TL seviyesinde.

Bu tablo, sahiplik yerine kullanım ekonomisinin güç kazandığını net biçimde ortaya koyuyor.

Kiralama Artık Alternatif Değil, Satış Modeli

kiralabunu 2
ürün kiralama 2025’te 1,1 trilyon tl’ye ulaştı: kiralabunu verileri modelin kalıcılaştığını gösteriyor 28

Raporda dikkat çeken en kritik başlıklardan biri, kiralamanın artık bağımsız bir model olmaktan çıkıp satış kanallarına entegre hale gelmesi.

2025 itibarıyla:

  • 250’den fazla marka ve üretici, kiralama modelini satış sistemine entegre etti.
  • 25’ten fazla kategoride 4.000’den fazla ürün kiralanabilir hale geldi.
  • Model, online’ın ötesine geçerek fiziksel mağaza kanallarında da uygulanmaya başladı.

Bu veri, kiralamanın finansal bir enstrüman olmaktan çıkıp doğrudan perakende deneyiminin bir parçası haline geldiğini gösteriyor.

Davranış Değişti: Tek Seferlik Çözüm Değil, Süreklilik

Kiralabunu verileri kullanıcı davranışındaki değişimi de ortaya koyuyor.

  • Kira süresi uzatma oranı %75
  • Yeniden kiralama oranı %45
  • Bireysel kullanıcıda ortalama kira süresi: 10 ay

Bu oranlar, kiralamanın “geçici çözüm” değil, süreklilik taşıyan bir model haline geldiğini gösteriyor.

Özellikle bireysel tarafta talebin 10 kat artış göstermesi, modelin geniş bir kullanıcı tabanına yayıldığını ortaya koyuyor.

En Çok Kiralanan Ürünler ve Kategoriler

kiralabunu 3
ürün kiralama 2025’te 1,1 trilyon tl’ye ulaştı: kiralabunu verileri modelin kalıcılaştığını gösteriyor 29

2025’te:

  • En çok kiralanan ürün: Apple iPhone 15
  • Bireyselde en hızlı büyüyen kategori: Ev elektroniği
  • En çok talep gören bireysel kategori: Motosiklet
  • Kurumsalda en hızlı büyüyen kategori: Medikal ürünler

Bu dağılım, kiralamanın yalnızca teknolojiyle sınırlı kalmadığını; mobilite, sağlık ve ev elektroniği gibi alanlara yayıldığını gösteriyor.

Perakende İçin Ne Anlama Geliyor?

Kiralama modeli, özellikle yüksek fiyatlı ürün kategorilerinde erişim bariyerini düşürüyor. Bu durum:

  • Daha geniş müşteri kitlesine ulaşma,
  • Stok verimliliğini artırma,
  • Satın alma kararını hızlandırma,
  • Nakit akışını yönetilebilir hale getirme

gibi alanlarda perakendecilere yeni fırsatlar sunuyor.

Kiralabunu’nun 2025 verileri, ürün kiralamanın geçici ekonomik koşulların sonucu olmadığını; yapısal bir tüketim dönüşümüne işaret ettiğini gösteriyor.

2026’da modelin daha fazla kategoriye ve daha fazla satış kanalına entegre olması bekleniyor.

LC Waikiki’den 20 Milyon Dolarlık Teknoloji Hamlesi: Tasarımdan Mağazaya Süre 6 Haftaya İndi

LC Waikiki, son yıllarda hayata geçirdiği 20 milyon doları aşan teknoloji yatırımları ve yapay zekâ temelli uygulamalarla tasarım, üretim ve tedarik süreçlerinde kapsamlı bir dijital dönüşüm süreci yürütüyor. Şirket, bu yatırımlar sayesinde tasarımdan mağazaya uzanan döngüyü altı haftaya kadar indirirken, operasyonlarını dijital altyapı üzerinden yönetilen entegre bir sistemle sürdürüyor.

Marka, perakendeyi yalnızca ürün geliştirme ve satış süreçleriyle sınırlı görmeyen bir yaklaşımla, teknoloji odaklı bir operasyon modeli benimsiyor. Veri merkezleri, bulut altyapısı ve yapay zekâ destekli stok yönetimi gibi farklı katmanlardan oluşan bu yapı; tasarımdan tedarik zincirine kadar birçok sürecin dijital olarak izlenmesini ve yönetilmesini sağlıyor. Şirket, müşteri geri bildirimlerini ve satış verilerini eş zamanlı analiz ederek ürün geliştirme süreçlerine entegre ediyor.

Veri Merkezleri, Bulut Altyapısı ve Yapay Zekâ Entegrasyonu

LC Waikiki’nin teknoloji yatırımları kapsamında Bağcılar’daki genel müdürlük binasında yaklaşık 4 milyon dolarlık bütçeyle bir veri merkezi devreye alındı. Ankara’daki olağanüstü durum merkezinin yeni binasına taşınması için yapılan yaklaşık 2 milyon dolarlık yatırımla iş sürekliliği ve veri güvenliği süreçleri güncellendi.

Şirket ayrıca, 21 ülkedeki e-ticaret operasyonlarını tek merkezden yönetebilmek amacıyla bulut tabanlı bir altyapı kurdu. Yaklaşık 20 milyon dolarlık bütçeyle hayata geçirilen bu sistem sayesinde farklı ülkelerdeki dijital operasyonlar ortak bir platform üzerinden yürütülüyor.

lc waikiki’den 20 milyon dolarlık teknoloji hamlesi: tasarımdan mağazaya süre 6 haftaya i̇ndi

LC Waikiki Dijital Dönüşüm ve Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü Şerafettin Özer, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Perakende sektöründe rekabet artık yalnızca ürün çeşitliliği ve fiyatla sınırlı değil. Hız, veri ve doğru zamanda karar alabilme yetkinliği giderek daha belirleyici hale geliyor. LC Waikiki’de teknolojiyi destekleyici bir unsur olarak değil, iş yapış biçimimizin merkezinde konumlandırıyoruz. Tasarımdan mağazaya uzanan sürecin altı haftaya inmesinde, farklı ülkelerdeki müşteri beklentilerini veriye dayalı olarak analiz edebilmemiz etkili oldu. Temel hedefimiz, teknolojiyi insanın yerine koymak değil; çalışanların karar alma süreçlerini veriyle desteklemek.”

Bu dönüşüm sürecinde şirketin geliştirdiği yapay zekâ platformu LCWGPT de aktif rol oynuyor. Şirket genelinde kullanılan bu platform, veri analizi, raporlama ve karar destek süreçlerinde yapay zekâ araçlarından yararlanılmasını sağlıyor. Kod geliştirme süreçlerinde de yapay zekâ destekli araçlar devreye alınırken, yazılım ekipleri bazı rutin iş adımlarını otomasyon sistemlerine aktararak çalışanların daha analitik ve tasarım odaklı alanlara yönlendirilmesini hedefliyor.

Müşteri Radarı ve Mağaza İçi Dijitalleşme

LC Waikiki’nin operasyonel süreçlerinde kullandığı ‘Müşteri Radarı’ sistemi, mağazalarda veya dijital kanallarda bulunamayan ürünlere ilişkin talepleri anlık olarak tespit ederek üretim ve tedarik süreçlerine yönlendiriyor. Bu sistem, talep edilen ürünlerin daha kısa sürede yeniden satışa sunulmasını amaçlıyor.

Mağaza içi operasyonlarda ise yerli yazılım WPOS devreye alındı. Bu sistemle birlikte kasa işlem sürelerinde %40’a varan iyileşme sağlandı. Mart 2026 itibarıyla Türkiye genelindeki yaklaşık 4 bin 500 kasanın, yıl sonuna kadar ise dünya genelindeki 8 bin kasanın tamamının bu sistemle çalışması planlanıyor.

Yapay Zekâ Destekli Mühendislik ve Operasyonel Verimlilik

LC Waikiki bünyesindeki yazılım ekipleri, kod geliştirme süreçlerinde yapay zekâ destekli araçlardan yararlanıyor. Şirket verilerine göre geliştirilen kodların yaklaşık %40’ı yapay zekâ desteğiyle oluşturuluyor. Robotik süreç otomasyonları ve rutin işlerin dijital sistemlere aktarılması sayesinde, operasyonel verimlilik artırılırken çalışanların daha stratejik alanlara yönlendirilmesi hedefleniyor.

LC Waikiki’nin bu yaklaşımı, teknolojiyi yalnızca destekleyici bir araç olarak değil; tasarımdan mağazaya uzanan tüm perakende zincirinin merkezinde konumlandıran bir dönüşüm modeli olarak dikkat çekiyor.

IFCO 2026: 134 Ülke, 29 Bin Ziyaretçi ve Küresel Moda Denkleminde Türkiye’nin Yeri

IFCO 2026, 134 ülkeden 29.746 ziyaretçiyi ağırladı. Ziyaretçilerin %61,8’i Türkiye’den gelirken, %38,2’sini uluslararası katılımcılar oluşturdu. Uluslararası ziyaretçilerde Orta Doğu %39,4 ile ilk sırada yer aldı; bunu Avrupa (%27,4), Asya (%18,9), Kuzey Afrika (%11,1) ve diğer bölgeler izledi. Bu dağılım, IFCO’nun küresel moda profesyonelleri için artan önemini bir kez daha ortaya koydu.

ifco 2026: 134 ülke, 29 bin ziyaretçi ve küresel moda denkleminde türkiye’nin yeri
türk moda endüstrisi, ifco’nun yeni edisyonunda gücünü (ve endişelerini) sergiliyor

Yaklaşık 450 katılımcının yer aldığı fuar, kadın, erkek ve çocuk giyimden haute couture ve abiye, iç giyim, denim, ayakkabı, aksesuar ve ev tekstiline kadar Türk moda ve tekstil sektörünün tüm ana segmentlerini kapsadı. Kadın giyim, yine fuarın ana omurgasını oluştururken; çocuk ve erkek giyim, e-ticaret, seminerler ve B2B görüşmeler için özel alanlar ayrıldı. Trendyol gibi büyük e-ticaret oyuncularının katılımı da dikkat çekti.

Bu edisyonun en önemli yeniliklerinden biri, Linexpo’nun IFCO bünyesine entegre edilmesiyle iç giyim ve mayo segmentinin ilk kez fuarın ana ticari vitrininde yer alması oldu. Monamise, Anıl, Sevim Woman ve Kota gibi markaların yer aldığı bu alan, Türkiye’nin bu segmentteki üretim gücünü uluslararası alıcılara göstermeyi amaçladı.

img 3008
türk moda endüstrisi, ifco’nun yeni edisyonunda gücünü (ve endişelerini) sergiliyor

IFCO 2026’da Türkiye Mesajı: Güçlü Üretim, Stratejik Ortaklık, Artan Belirsizlik

Fuarın bir diğer öne çıkan bölümü ise “İstanbul’un Kalbi” alanı oldu. Özlem Süer, Mehtap Elaidi ve Emre Erdemoğlu’nun da aralarında bulunduğu 22 Türk tasarımcının koleksiyonları burada sergilendi. Yapay zekâ ve 3D baskı teknolojilerinin tasarım, sunum ve kampanya süreçlerinde aktif biçimde kullanılması, Türk moda endüstrisinin inovasyon odağını net biçimde yansıttı.

IFCO kapsamında yapılan görüşmelerde Türkiye, Avrupa’nın “güvenilir ve stratejik üretim ortağı” olarak konumlandırıldı. Zorlu küresel koşullara rağmen tekstil ve hazır giyim sektörü, Türkiye’nin dördüncü büyük ihracat sektörü olmayı sürdürürken yaklaşık 850 bin kişiye istihdam sağlıyor. AB, Türk giyim ihracatının %60’ından fazlasını oluşturarak ana pazar olmaya devam ediyor.

İHKIB ve IFCO yöneticileri, fuarın Türk moda ve tekstil sektörünün dayanıklılığını, tasarım gücünü ve küresel pazarlara sürdürülebilir değer sunma kapasitesini ortaya koyduğunu vurguladı. Artan küresel belirsizliklere rağmen IFCO, sipariş alma ve yeni iş bağlantıları kurma açısından önemini güçlendiren bir uluslararası ticaret platformu olarak öne çıktı.

Gucci Zayıf, Portföy Toparlanıyor: Kering için Yeni Bir Başlangıç mı?

Kering, salı günü açıkladığı satış düşüşleri bir çeyrek daha kaydetmesine rağmen, bu yıl yeniden büyüme beklediğini belirtti. Şirketin en büyük satış kanalı olan Gucci ise yeni CEO Luca de Meo’nun göreve geldiği ilk çeyrekte geride kalmaya devam etti. 

Aynı zamanda Yves Saint Laurent, Bottega Veneta ve Balenciaga gibi markaları da bünyesinde bulunduran şirket, dördüncü çeyrek satışlarının bir önceki yıla kıyasla %3 düşüşle 3,9 milyar euro (4,64 milyar dolar) olduğunu, ancak FactSet tahminlerinin biraz üzerinde gerçekleştiğini açıkladı.

Amiral gemisi markası Gucci, çeyrekte karşılaştırılabilir bazda %10′luk bir düşüş kaydetti; bu da beklentilerin biraz üzerinde bir sonuçtu. Diğer markalar ise yıllık bazda durağan veya ılımlı bir büyüme gösterdi.

CEO Luca de Meo, kazanç açıklaması toplantısında, “2025 istediğimiz yıl değildi,” dedi. “Kering’in tüm potansiyelini yansıtmadı ve bunu hepimiz biliyoruz.”

2025 yılında satışlar %10 azalarak 14,7 milyar euroya düştü. Tekrarlayan faaliyet geliri geçen yıla göre %33 azalırken, satışlardaki düşüş nedeniyle faaliyet kâr marjı da aynı dönemde %11,5′e geriledi. 

Hisseler %14′e kadar yükseldi ve son olarak %10,3 artışla işlem gördü; ancak hisse senedi bu yılın başından beri yaklaşık %14 değer kaybetti.

Olumlu hava daha geniş lüks sektörüne de yayıldı; Burberry erken işlemlerde %3,4 değer kazanırken, Hermès %3 yükseldi ve İtalya merkezli Brunello Cucinelli hisseleri %2,7 arttı.

Fransız lüks devi LVMH’nin hisseleri %1,4 yükselirken, İsviçreli Richemont %2 değer kazandı.

Kering, emsali LVMH ve diğer moda oyuncuları gibi, Covid-19 dönemindeki talep artışının ardından son birkaç yıldır işlerinde düşüş yaşadı; bu durum, müşterileri uzaklaştıran fiyat artışlarına yol açtı. Eskiden sektörün ana büyüme motorlarından biri olan Çin’den gelen zayıf tüketici talebi ve stratejik hatalarla birleşince, Kering ve diğerlerinin kaderi kötüye gitti.

Demna’nın Gucci’nin sanat direktörü olarak atanması, satışları artırmayı ve firmanın itibarını yeniden rayına oturtmayı amaçlıyor. İlk koleksiyonu olan “La Famiglia” geçen yıl piyasaya sürüldü.

Piyasa, geçen yıl sürpriz bir şekilde şirketin ilk dışarıdan gelen CEO’su olarak atanan De Meo’nun Kering’i yeniden ayağa kaldırma girişimlerinin meyve vermeye başladığına dair işaretleri heyecanla bekliyor. Otomotiv sektöründen gelen De Meo’nun deneyimleri arasında, zor durumda olan otomobil üreticisi Renault’yu yeniden yapılandırmak da yer alıyordu. 

Kering Grubu için bir dönüşümün başlangıcı mı?

gucci zayıf, portföy toparlanıyor: kering i̇çin yeni bir başlangıç mı?

Bernstein analisti Luca Solca,Bu sonuçlar, Kering marka portföyü ve faaliyetlerinin tamamında hafif bir iyileşmeye işaret ediyor,” dedi. “Bunun, Gucci gibi markaları 2026 mali yılında büyüme trendine taşıyacak bir dönüm noktası olup olmayacağı, mevcut beklentilerin aksine, yatırım açısından en önemli tartışma konusu olacak.”

Kering, 2026′da “büyümeye ve kâr marjında iyileşmeye dönüş” beklediğini söyledi, ancak görünümüne ilişkin daha fazla ayrıntı vermedi. Şirketin Nisan ayındaki Sermaye Piyasaları Günü’nde daha uzun vadeli bir plan ve yol haritası sunması bekleniyor.

De Meo, “Yılın ikinci yarısından bu yana, grubu doğru yola sokmak için kararlı adımlar attığımızdan emin olabilirsiniz,” dedi ve grubun hâlâ olmak istedikleri yerden ”çok uzakta” olduğunu sözlerine ekledi.

De Meo’nun icraatlarından biri, şirketin bilançosunu borçtan arındırmak ve güzellik ürünleri bölümünü L’Oréal’e satmak oldu.

Grubun yüksek net borcunu azaltmak ve asıl moda işine odaklanmak amacıyla 4 milyar euro tutarında bir yatırım yapıldı.

Yeni CEO ayrıca Kering’in sağlık ve uzun ömür segmentine girmeye hazırlandığını belirterek, “Bu alanda yer almak istiyoruz ve burada değer ve büyüme yaratılacağını biliyoruz” dedi ve şirketin mücevher stratejisinin Nisan ayında daha ayrıntılı olarak açıklanacağını sözlerine ekledi.  

LC Waikiki, Bebek Giyiminde Sağlık ve Güvenliği Üretimin Merkezine Alıyor

LC Waikikibebeklere yönelik ürettiği tüm tekstil ürünlerini uluslararası standartlara uygun test süreçlerinden geçirerek sağlık ve güvenlik odağını üretimin merkezine yerleştiriyor. Marka, bu yaklaşım doğrultusunda bebek ve çocuk giyiminde uyguladığı test ve kalite kontrol süreçlerini paylaşmak amacıyla özel bir etkinlik düzenledi.

Etkinlikte, LC Waikiki Müşteri İçgörüleri ve Pazarlama İletişiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sinem Akgül ile çocuk doktoru Elif Pınar Bayındır Çakır bir araya gelerek, özellikle yenidoğan ve bebek giyiminde dikkat edilmesi gereken temel unsurları ele aldı. Mina Karanis’in moderasyonunda gerçekleşen soru-cevap bölümünde; bebeklerin hassas cilt yapısına uygun ürün seçimi, güvenli tasarım detayları ve ebeveynlerin dikkat etmesi gereken noktalar konuşuldu. Program, katılımcıların yer aldığı bir atölye çalışmasıyla devam etti.

Kalite laboratuvarında milyonlarca test

lcw 2
lc waikiki, bebek giyiminde sağlık ve güvenliği üretimin merkezine alıyor 35

LC Waikiki, bebek ürünlerinde kumaş, baskı, aksesuar ve dikiş yapıları dahil olmak üzere çok sayıda güvenlik testini kendi Kalite Laboratuvarı’nda gerçekleştiriyor. Günlük ortalama 1.300 numune üzerinde; 7.200’ü ekolojik, 4.600’ü tekstil olmak üzere yaklaşık 12 bin test uygulanıyor. Yıllık ölçekte ise 320 bin numune üzerinde toplam 3 milyon testyapılarak bebek ve çocuk giyiminde güvenli üretim yaklaşımı sürdürülüyor.

Ürünlerde kullanılan kumaşlar, boyar maddeler, alerji riski taşıyan kimyasallar ve ekolojik kriterler350 kişilik kimyager ve mühendis ekibi tarafından detaylı şekilde inceleniyor. Nakışlı ürünlerde cilt temasını azaltmak amacıyla ek koruyucu kumaş katmanları kullanılırken, organik ürünler uluslararası sertifikalarla doğrulanıyor. Ayrıca 0–9 ayaralığındaki bebeklerin tenine temas eden ürünlerde, ense etiketi kullanılmıyor.

Tasarımda çocuk güvenliği önceliği

Marka, tüm bebek ürünlerinde Çocuk Güvenliği Standardı’nı temel alıyor. Bu kapsamda 0–12 ay grubunda payet ve taş gibi sert süslemelere yer verilmiyor; uzun ipler dolanma riskine karşı temizleniyor. Oynar düğmeler yerine sabit düğmeler tercih edilirken, fermuarlı ürünlerde çene bölgesi koruyucu kumaşla kaplanıyor. Ürün uzantıları da takılma riskini azaltacak ölçülerde tasarlanıyor.

Tulumdan montlara kadar geniş ürün yelpazesinde kullanılan çıtçıt ve fermuarlar, kopma ve yutulma riskine karşı mukavemet testlerinden geçiriliyor. Ayrıca üretim sürecinde oluşabilecek metal kalıntılarını önlemek amacıyla, LC Waikiki’nin bebek ve çocuk ürünlerinin tamamı %100 metal dedektör kontrolünden geçiriliyor.

LC Waikiki Müşteri İçgörüleri ve Pazarlama İletişiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sinem Akgül, konuyla ilgili şunları söyledi:

“Bebek ve çocuk giyiminde bizim için önemli olan, ebeveynlerin aklındaki ‘acaba’ları ortadan kaldıracak bir güven alanı yaratmak. Bir düğmenin sağlamlığı, bir etiketin tenle teması ya da bir fermuarın detayları bizim için tasarım kararlarından önce gelen temel sorumluluk alanlarımız. Bebeklerin hassas cildiyle uyumlu, güvenli ve gönül rahatlığıyla kullanılabilecek ürünler sunmayı bir kalite standardı olduğu kadar bir ebeveyn taahhüdü olarak görüyoruz.”

Çocuk doktoru Elif Pınar Bayındır Çakır ise yenidoğan döneminde kıyafet seçiminin önemine dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Yenidoğanların cilt bariyeri ve bağışıklık sistemi henüz tam gelişmediği için, gün boyu temas ettikleri her unsur büyük önem taşır. Bir ürünün yalnızca pamuklu olması yeterli değildir; güvenli, doğru boyanmış ve bebek sağlığına uygun standartlarda üretilmiş olması gerekir. Küçük gibi görünen düğme, dikiş ve aksesuar detayları bile tahrişe, huzursuzluğa ve alerjik yatkınlığın artmasına yol açabilir.”

İlk Kahveden Bebek Arabasına: AVM’lerde Büyüyen Hikaye

filiz12

Alışveriş merkezleri uzun süredir yalnızca perakende faaliyetlerin gerçekleştiği yapılar olmaktan çıktı. Günümüz şehir yaşamında AVM’ler; buluşmaların planlandığı, sosyal etkileşimin yoğunlaştığı ve bireylerin hayatlarına dair önemli anların yaşandığı mekânlar hâline geldi.

Özellikle çiftler için AVM’ler, ilk buluşmadan evlilik sürecine kadar uzanan ilişkinin pek çok aşamasında doğal bir buluşma noktası olarak konumlanıyor. Bu durum, AVM’leri yalnızca sosyal değil, aynı zamanda güçlü bir gayrimenkul dinamiği olarak da öne çıkarıyor.

resim1 3

İlk buluşmalar söz konusu olduğunda AVM’lerin sunduğu güvenli, erişilebilir ve çok yönlü ortam önemli bir avantaj sağlıyor. Kolay ulaşım olanakları, farklı bütçe ve zevklere hitap eden kafe ve restoran seçenekleri, sinema ve etkinlik alanları; buluşmaların esnek bir şekilde şekillenmesine imkân tanıyor.

Bu sosyal yoğunluk, AVM’lerin bulunduğu bölgelerin cazibesini artırırken, çevresindeki konut ve ticari gayrimenkullerin değer algısını da olumlu yönde etkiliyor. Sosyal yaşamın merkezinde yer alan projeler, şehir içinde daha güçlü bir çekim alanı yaratıyor.

İlişki ilerledikçe çiftlerin AVM ile kurduğu bağ da dönüşüyor. Artık amaç yalnızca vakit geçirmek değil, birlikte karar almak ve ortak bir yaşam tarzı inşa etmek oluyor.

Giyim, teknoloji ve küçük ev eşyaları gibi alışverişler, çiftlerin tüketim alışkanlıklarını ve karar alma dinamiklerini ortaya koyuyor. Bu noktada AVM’ler, markalar için sadık müşteri profillerinin oluştuğu, gayrimenkul açısından ise güçlü kiracı karmasının önem kazandığı alanlara dönüşüyor. Yaşam tarzına hitap eden mağaza ve sosyal alan çeşitliliği, AVM’nin uzun vadeli başarısını doğrudan etkiliyor.

Bu ilişkinin en görünür olduğu dönemlerden biri ise Sevgililer Günü. Artık ziyaretçiler yalnızca indirim odaklı kampanyalar değil, deneyim ve duygusal bağ arıyor.

Tematik dekorasyonlar, fotoğraf alanları, kişiselleştirilmiş etkinlikler ve sosyal paylaşıma uygun mekânlar; AVM’leri anı biriktirilen alanlara dönüştürüyor. Deneyim odaklı bu yaklaşım, kısa vadeli ziyaretçi artışının ötesinde, AVM’nin marka algısını ve dolayısıyla gayrimenkul değerini güçlendiren bir unsur olarak öne çıkıyor.

avm mm4o cover 3 1280x700 1

İlişkinin evlilik aşamasına gelmesiyle birlikte AVM’ler bu kez daha planlı ve yüksek bütçeli alışverişlerin merkezi hâline geliyor. Beyaz eşya, mobilya ve ev dekorasyonu gibi ürün grupları, çiftlerin uzun vadeli kararlarını yansıtırken, AVM’lerin sunduğu marka çeşitliliği ve kampanya avantajları bu süreçte belirleyici oluyor.

Bu noktada AVM’lerin konut projeleriyle olan fiziksel ve işlevsel yakınlığı daha da önem kazanıyor. AVM’ye entegre ya da yürüme mesafesindeki konut projeleri, çiftler için yaşam kalitesini artıran bir tercih sebebi hâline geliyor.

Tüm bu süreç, AVM’lerin ziyaretçilerle kurduğu ilişkinin tek bir alışveriş anıyla sınırlı kalmadığını, zaman içinde derinleşen bir bağa dönüştüğünü gösteriyor. İlk kahvenin içildiği masa, birlikte izlenen bir film ya da seçilen küçük bir hediye; AVM’leri yalnızca gidilen değil, hatırlanan mekânlar hâline getiriyor.

İnsanların kendilerini rahat, güvende ve ait hissettikleri bu alanlar, gündelik hayatın doğal bir parçası olarak tekrar tekrar tercih ediliyor.

Sonuç olarak AVM’ler, modern aşk hikâyelerinin sessiz tanıkları olmanın ötesinde, insanların hayatlarına eşlik eden sosyal alanlar olarak konumlanıyor. Bir buluşmayla başlayan ilişkiler, paylaşılan deneyimlerle güçleniyor ve zamanla bir alışkanlığa dönüşüyor.

AVM’ler de bu yolculukta; buluşulan, vakit geçirilen, anı biriktirilen ve her yeni adımda yeniden tercih edilen yaşam alanları olarak şehir hayatındaki yerini sağlamlaştırıyor.

Dürümle’de Üst Düzey Atama

Strateji geliştirme ve hızlı servis restoran yönetimi alanlarında önemli görevler üstlenen Fasih Emrah Peker, Dürümle’nin yeni CEO’su oldu.

Sabancı Üniversitesi Üretim Sistemleri ve Endüstri Mühendisliği mezunu olan Fasih Emrah Peker, kariyerine Coca-Cola İçecek’te finans alanında başladı. Doğadan’da Finans Müdürü, Tavuk Dünyası’nda ise Strateji ve İş Geliştirme Direktörü olarak görev alan Peker, hızlı servis restoran sektöründe büyüme ve dönüşüm odaklı projelere liderlik etti.

2021 yılında Terra Pizza bünyesine Genel Müdür Yardımcısı olarak katılan Fasih Emrah Peker, kısa sürede CEO’luk görevine atanarak markanın operasyonel ve stratejik yönetiminde önemli sorumluluklar üstlendi.

Üst düzey yöneticilik deneyiminin ardından Fasih Emrah Peker, Dürümle’nin CEO’luk görevini üstlenerek markanın yeni dönemine liderlik edecek.

Yapay Zekâ Gerçekte Ne Yapar? Perakende Yöneticileri İçin Kısa Bir Gerçeklik Testi

cigdem kose

Moda ve perakende dünyasında yapay zekâ konuşulurken genellikle iki uç noktaya savruluyoruz.
Ya her şeyi çözen bir sihirbaz, ya da işimizi elimizden alacak bir tehdit.

Gerçek ise çok daha yalın ve stratejik.

Yapay zekâ bir bilinç değildir.
Büyük bir istatistiksel örüntü tanıma ve olasılık hesaplama makinesidir.

İlk yazıda bahsettiğim yeni gerçeklikte teknoloji artık arka plan değil, ana saha.
Ancak bu sahada doğru oynamak için önce oyuncuyu tanımak gerekiyor.

Bu yazıda yapay zekâyı teknik detaylara boğmadan, perakende yöneticileri için üç temel soruya odaklanıyorum:

  • Yapay zekâ nasıl çalışır?
  • Yapay zekâ neyi bilir, neyi bilmez?
  • Bu temeller anlaşılmadan neden sağlıklı karar almak zorlaşır?

Yapay Zekâ Ne Yapar?

En sade hâliyle yapay zekâ, veriler arasındaki ilişkileri bulur.
Geçmişte olanları analiz eder, benzer koşullarda hangi sonuçların ortaya çıkma ihtimalinin daha yüksek olduğunu hesaplar.

Bu nedenle yapay zekâ:

  • tahmin üretir
  • veriyi sınıflandırır
  • önceliklendirme yapar
  • seçenekleri daraltır
yapay zekâ gerçekte ne yapar? perakende yöneticileri i̇çin kısa bir gerçeklik testi

Ama karar vermez.

Perakendede sık gördüğüm en büyük yanılgı, karar sorumluluğunu teknolojiye devretmeye çalışmak.
Oysa karar hâlâ yöneticinin masasındadır.
Yapay zekâ o masaya sadece daha net bir tablo koyar.

Bir Vaka: Tahmin mi, Kumar mı?

Geçtiğimiz sezonlarda global bir hazır giyim markasının yaşadığı bir senaryoyu ele alalım.

Eski yaklaşım:
Ürün ve kategori ekipleri, geçen yılın satış verilerine ve genel trend raporlarına bakarak sezon tahmini yapar.
Bu, dikiz aynasına bakarak araba sürmektir.

Sonuç:
Sezon sonunda %40 stok fazlası ve derin indirimler.

Yapay zekâ yaklaşımı:
Sistem sadece geçmiş satışlara bakmaz.
Tüketici yorumlarındaki duyguya dayalı semantik veriyi, görsel trendleri ve AI tabanlı alışveriş asistanlarının arama davranışlarını birlikte analiz eder.

Sonuç:
“Bu ürün satacak” demez.
“Bu ürün, şu fiyat bandında ve şu bölgede %82 olasılıkla tükenecek; ancak şu kombin yapılmazsa sepete dönüşüm oranı %15 düşecek” der.

Karar yine yöneticinindir.
Ama artık bu bir tahmin değil, hesaplanmış bir ihtimaldir.

Yapay Zekâ Neyi Bilir, Neyi Bilmez?

Yöneticilerin en sık hata yaptığı nokta burasıdır.
Yapay zekânın sınırlarını bilmemek, yanlış kararlara yatırım yapmak anlamına gelir.

Yapay zekâ ne yapar?

  • Büyük veri setleri içinde örüntüleri görür
  • Hızla ölçeklenir
  • Riskleri ve hata payını ölçer

Yapay zekâ ne yapamaz?

  • Bağlamı kendi başına kuramaz
  • Stratejik vizyon üretmez
  • Sağduyuya sahip değildir

Yapay zekâ örüntüyü görür, stratejiyi kurmaz.
Size müşterilerin %70’inin hangi yolu izlediğini söyleyebilir;
ama markanın o çoğunluğun peşinden mi gideceğine, yoksa niş bir alanda mı konumlanacağına insan karar verir.

Yapay zekâ hızlıdır.
Ancak yön duygusu, sezgi ve itibar yönetimi hâlâ insani bir muhakemedir.

Yapay Zekâ Gerçekte Ne İşe Yarar?

Doğru konumlandığında yapay zekânın asıl katkısı şudur:
Karar öncesi alanı daraltır.

Gürültüyü azaltır, seçenekleri sadeleştirir ve yöneticinin sezgisini destekler.

Yani yapay zekâ:

  • “Ne yapmalıyız?” sorusunu cevaplamaz
  • “Neye bakarak karar vermeliyiz?” sorusunu netleştirir

Bu fark anlaşıldığında teknoloji bir yük olmaktan çıkar.
Gerçek bir karar destek mekanizmasına dönüşür.

Kısa Bir Gerçeklik Testi

Eğer bir organizasyonda:

  • yapay zekâ yalnızca IT ya da dijital ekiplerin konusuysa
  • aynı veri farklı ekiplerde farklı anlamlara geliyorsa
  • “bu içgörüyle ne yapıyoruz?” sorusu net değilse

orada sorun teknoloji değildir.
Karar mimarisi eksiktir.

Bu Yazı Serisi Ne Anlatacak?

Bu seriyi; perakende, tüketici davranışı, pazarlama, veri ve teknolojinin kesiştiği yeni iş aklını birlikte keşfetmek için hazırlıyorum.
Her bölüm, bu dönüşümün başka bir katmanına ışık tutacak.

Amaç öğretmek değil;
perspektif kazandırmak, düşünme alanı açmak ve doğru sorulara rehberlik etmek.

Ve sıradaki yazı, bu bütünün önemli yapı taşlarından birine odaklanacak:

Yapay zekâ karar alanını daraltıyorsa, yöneticinin rolü nereye evriliyor?
Karar veren insanın yeni konumu ne olmalı?