Ana Sayfa Blog Sayfa 89

Meta, New York’ta Kalıcı Mağaza Hamlesiyle Fiziksel Perakendeye Yatırımını Artırıyor

Meta, New York City’deki Fifth Avenue üzerindeki pop-up mağazasını kalıcı hale getirerek perakende stratejisinde önemli bir adım attı. Şirket, söz konusu lokasyon için 10 yıllık kira anlaşması imzalayarak geçici deneyim alanını kalıcı bir flagship mağazaya dönüştürüyor.

Bu hamle, Meta’nın fiziksel perakendede daha güçlü bir varlık oluşturma ve tüketicilerle doğrudan temasını artırma stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Şirket, daha önce Los Angeles başta olmak üzere Las Vegas, Honolulu ve Burlingame gibi lokasyonlarda “Meta Lab” konseptli deneyim alanları açmıştı.

131027 cfc hospitality 005 lr

Meta, ilk fiziksel mağazasını ise 2022 yılında Burlingame’de hayata geçirmişti. Bu mağazada ziyaretçiler, şirketin artırılmış gerçeklik gözlükleri, video iletişim cihazları ve VR headset ürünlerini deneyimleme imkânı bulmuştu. Yeni New York mağazası ise bu deneyimi daha ileri taşıyarak yalnızca bir satış noktası değil, aynı zamanda kültür, yaratıcılık ve deneyim odaklı bir marka alanı olarak konumlandırılıyor.

Şirketin giyilebilir teknolojilerden sorumlu yöneticisi Matt Jacobson, bu yaklaşımın özellikle yapay zekâ destekli ürünlerin bilinirliğini ve satışlarını artırmada kritik rol oynadığını vurguluyor. Meta’nın amacı, ürünleri yalnızca sergilemek değil; tüketicilerin onları deneyimleyerek anlamasını sağlamak.

Akıllı Gözlük Yarışı Hızlanıyor

Meta’nın mağaza yatırımı, aynı zamanda büyüyen akıllı giyilebilir teknoloji pazarındaki rekabetle de doğrudan bağlantılı. Authentic Brands Group ile yapılan iş birlikleri kapsamında geliştirilen yeni nesil akıllı gözlük koleksiyonları, sektördeki rekabetin hız kazandığını gösteriyor.

Bu kapsamda Nautica ve Eddie Bauer gibi markalar da sesli komut ve yapay zekâ entegrasyonuna sahip akıllı gözlük ürünleriyle pazara giriş yapıyor.

Meta’nın New York’taki kalıcı mağaza hamlesi, teknoloji markalarının fiziksel perakendeyi yeniden keşfettiği bir dönemde, deneyim odaklı mağazacılığın yükselişine güçlü bir örnek olarak konumlanıyor. Öte yandan tüm bu değerlendirmeleri yaparken, Metaverse başarısızlığının şirlete getirdiği zarar ve yatırım planlarını da göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Gusto COO’su Emir Mete: “Perakendede Zamansız Tasarım ve Yerli Üretimle Güçlü Bir Model Kurduk”

1970 yılından bu yana Türkiye moda perakendesinde istikrarlı bir yolculuk sürdüren Gusto, zamansız tasarım anlayışı ve yerli üretim yaklaşımıyla sektörde kendine özgü bir konum oluşturuyor.

55 yıllık bu köklü markanın bugününü ve geleceğini, değişen perakende dinamiklerini ve omnichannel stratejilerini markanın 3. Kuşak yöneticisi Gusto COO’su Emir Mete ile konuştuk.

1970’ten bu yana faaliyet gösteren bir marka olarak Gusto’nun bugün Türkiye moda perakendesindeki konumunu nasıl tanımlıyorsunuz? 55 yıllık bu yolculukta sizi ayakta tutan temel perakende stratejileri neler oldu?

Gusto, bugün Türkiye moda perakendesinde erişilebilir premium segmentte, kalite ve güven üzerine inşa edilmiş güçlü bir marka konumuna sahip. 55 yıl boyunca ayakta kalabilmemizin en temel nedeni, modayı geçici bir tüketim alanı değil, uzun soluklu bir ilişki olarak görmemiz oldu.

Biz hiçbir zaman sadece sezonluk trendlerin peşinden koşmadık. Müşterimizi dinleyen, onun hayatına gerçekten dokunan ürünler geliştirmeyi önceliklendirdik. Zamansız tasarım anlayışı, güçlü kalıp bilgisi ve perakendede istikrar; Gusto’nun temel yapı taşlarını oluşturdu. Bugün hâlâ bu yaklaşımın karşılığını görüyoruz.

Türkiye’de moda perakendesi son yıllarda ciddi bir dönüşüm geçiriyor. Değişen tüketici beklentileri ve ekonomik koşullar, Gusto’nun mağaza ve kanal stratejisini nasıl etkiledi?

gusto x seda bakan 3 e1773649238580

Türkiye’de tüketici artık çok daha bilinçli. Sadece fiyat değil; ürünün değeri, kullanım ömrü ve markanın duruşu sorgulanıyor. Bu dönüşüm, Gusto olarak bizi daha odaklı ve daha disiplinli bir perakende modeline yönlendirdi.

Mağazacılıkta nicelikten çok nitelik, kanallarda ise ayrışmadan çok entegrasyon ön plana çıktı. Bugün her mağazamızı; bulunduğu lokasyon, müşteri profili ve metrekare verimliliği açısından detaylı şekilde ele alıyoruz. Aynı zamanda online ve offline kanalların birbiriyle uyumlu ilerlemesine büyük önem veriyoruz.

Gusto’nun %100 yerli üretim yaklaşımı ve zamansız tasarım anlayışı, operasyonel yapı ve maliyet yönetimi açısından nasıl bir model ortaya koyuyor? Bu tercihlerin perakende tarafında avantajları ve zorlukları neler?

%100 yerli üretim, Gusto’nun DNA’sında yer alan stratejik bir tercih. Bu yapı bize hız, esneklik ve kalite kontrolü sağlıyor. Ürün geliştirmeden mağazaya kadar olan süreci yakından yönetebiliyoruz. Zamansız tasarım anlayışı ise perakende tarafında önemli bir denge unsuru yaratıyor. Sezon baskısının azaldığı, ürünlerin daha uzun süre raflarda kalabildiği bir yapı söz konusu. Elbette yerli üretimin maliyet baskıları var; ancak biz kısa vadeli avantajlar yerine uzun vadeli marka güvenini tercih ediyoruz. Bu da perakendede sürdürülebilir bir model oluşturuyor.

Bugün mağazacılık tarafında nasıl bir yapılanma içindesiniz? Fiziksel mağaza deneyimini güçlendirmek adına hangi alanlara yatırım yapıyorsunuz?

Bugün mağazacılığı yalnızca satış yapılan bir alan olarak değil, marka deneyiminin yaşandığı bir temas noktası olarak ele alıyoruz. Bu nedenle mağaza yatırımlarımızda sadelik, netlik ve fonksiyonellik ön planda. Ürünün doğru sunumu, beden çeşitliliğinin rahatça deneyimlenmesi ve satış ekibinin müşteriye rehberlik eden bir rol üstlenmesi bizim için çok önemli.

Aynı zamanda teknolojiyi, mağaza içi operasyonları kolaylaştıran ve müşteri deneyimini destekleyen bir unsur olarak konumlandırıyoruz.

Omnichannel perakende artık sektörün temel gündemlerinden biri. Gusto’nun online ve offline kanallar arasındaki dengesi nasıl şekilleniyor? Bu iki kanalın birbirini beslediğini düşünüyor musunuz?

Biz online ve offline kanalları birbirinden bağımsız değil, birbirini tamamlayan yapılar olarak görüyoruz. Müşteri bugün ürünü online’da keşfedip mağazada deneyimleyebiliyor ya da mağazada gördüğü ürünü online’dan satın alabiliyor.Bu nedenle fiyatlama, stok yönetimi ve iletişim dili tüm kanallarda tutarlı ilerliyor. Omnichannel yaklaşım bizim için bir tercih değil, günümüz perakendesinin doğal bir gerekliliği.

55.yılda Seda Bakan ile yapılan iş birliğini perakende perspektifinden nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu tür marka yüzü iş birlikleri mağaza trafiği ve marka algısında nasıl bir etki yaratıyor?

gusto x seda bakan 2 1

55.yıl iş birliğini, sadece bir reklam çalışması olarak değil; marka değerlerini temsil eden bir birliktelik olarak ele aldık. Seda Bakan, Gusto’nun zamansız, güçlü ve modern kadın kimliğiyle doğal bir uyum içindeydi. Perakende tarafında bu iş birliğinin mağaza trafiğine ve marka algısına net bir katkısı oldu. Doğru isimle yapılan iş birlikleri, yalnızca görünürlük değil, güven ve samimiyet de kazandırıyor.

Önümüzdeki dönemde Gusto’nun büyüme planında hangi başlıklar öne çıkıyor? Yeni mağaza yatırımları, yeni pazarlar ya da farklı perakende modelleri gündeminizde mi?

Önümüzdeki dönemde Gusto’nun büyüme stratejisi, sağlıklı ve kontrollü büyümeyle birlikte marka gücünü derinleştirmeye odaklanıyor. Bugün önceliğimiz; mevcut mağazalarımızın verimliliğini artırmak, ürün ve mağaza deneyimini daha da güçlendirmek. Yeni mağaza yatırımlarında seçici davranıyoruz. Lokasyon, müşteri profili ve uzun vadeli potansiyel bizim için belirleyici kriterler. Bunun yanında online kanalın hem Türkiye’de hem de yurt dışında daha güçlü bir yapıya kavuşması, büyüme planımızın önemli bir parçası. Farklı perakende modelleri tarafında ise temkinli ilerliyoruz. Gusto’nun DNA’sına uymayan hızlı ya da kontrolsüz modellerden özellikle kaçınıyoruz. Amacımız; köklü geçmişimizden aldığımız güçle, sürdürülebilir, kârlı ve uzun vadeli bir büyüme sağlamak.

New Balance, Reconsidered ile İkinci El Stratejisini Giyim Kategorisine Taşıyor

New Balance, yeniden satış platformu Reconsidered kapsamını genişleterek ikinci el giyim ürünlerini de ürün yelpazesine dahil etti. Şirket, Şubat 2024’te hayata geçirilen platform üzerinden bugüne kadar 100 binden fazla spor ayakkabının yeniden dolaşıma girmesini sağladı.

Yeni adımla birlikte platformda satışa sunulacak giyim ürünleri, tüketici iadelerinden gelen ancak kozmetik kusurlar nedeniyle “yeni” olarak satılamayan parçalardan oluşacak. Tüm ürünlerin satış öncesinde temizlendiği ve kalite kontrolünden geçirildiği belirtiliyor.

New Balance Kuzey Amerika Pazarlama ve Doğrudan Tüketiciye Satıştan Sorumlu Başkan Yardımcısı Tracy Knauer, Reconsidered platformunun markaya yeni müşteri kazandırdığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: Platformun, tüketicilerin popüler modelleri uygun fiyatla satın almasını sağlarken aynı zamanda ürünlerin kullanım ömrünü uzattığını söyledi.

Şirketin bu hamlesi, moda ve perakende sektöründe hızla büyüyen döngüsel ekonomi trendinin bir parçası olarak görülüyor. Son dönemde ikinci el moda pazarında önemli gelişmeler yaşanırken, eBay’in ikinci el moda platformu Depop’u 1,2 milyar dolara satın alması bu alandaki en dikkat çekici adımlardan biri oldu. Aynı zamanda Pacsun, New York & Company ve Cotopaxi gibi markalar da benzer yeniden satış programlarını devreye aldı.

Reconsidered platformunun altyapısı Archive tarafından sağlanırken, ürünlerin temizleme, onarım ve depolama süreçleri ise Tersus Solutions tarafından yürütülüyor. Şu an için giyim ürünleri takas kapsamında yer almasa da tüketiciler, hafif kullanılmış New Balance spor ayakkabılarını posta yoluyla ya da ABD’deki 100’den fazla mağaza üzerinden sisteme dahil edebiliyor.

New York ve Londra’dan Sonra: Gap’in Yeni Mağaza Konsepti Akasya AVM’de

Gap, İstanbul’daki Akasya mağazasını yenileyerek global mağaza konseptini Türkiye’de ilk kez hayata geçirdi. Müşteriyi merkeze alan yeni tasarım anlayışıyla kapılarını yeniden açan mağaza, markanın dönüşüm stratejisinde önemli bir adım olarak konumlanıyor.

Marka, yeniden konumlanma sürecinde pazarlamadan dijitale, mağaza deneyiminden ürün sunumuna kadar tüm temas noktalarını güçlendirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda fiziksel mağazalar, tüketicinin markayla kurduğu bağın en güçlü temsil alanı olarak öne çıkıyor.

Gap Akasya mağazası, markanın New York ve Londra’da hayata geçirdiği yeni nesil konsept mağazalardan elde edilen içgörülerle tasarlandı. Yenilenen mağaza, markanın denim odaklı mirasını, günlük temel parçalarını ve ikonik fleece koleksiyonlarını daha görünür ve deneyim odaklı bir şekilde sunuyor.

Mağaza içinde oluşturulan farklı alanlar, belirli ürün kategorilerine odaklanacak şekilde kurgulandı. Bu yapı sayesinde müşterilere bütünsel ve kesintisiz bir “360 derece alışveriş deneyimi” sunulması hedefleniyor.

Yenileme süreci, Gap’in modern tüketici davranışlarına uyum sağlama ve alışveriş deneyimini günümüz beklentilerine göre yeniden şekillendirme yaklaşımını yansıtıyor. Marka, bu yeni konseptle birlikte fiziksel perakendede deneyim odaklı dönüşümünü daha da ileri taşımayı amaçlıyor.

OpenAI, ChatGPT Üzerinden Doğrudan Satış Planlarını Geri Çekiyor

OpenAI, ChatGPT’yi tam entegre bir alışveriş platformuna dönüştürme planlarında geri adım attı. Şirket, daha önce kullanıcıların sohbet ekranı içinde ürün keşfedip ödeme yapabildiği “Instant Checkout” özelliğini devreye almıştı. Ancak yeni strateji kapsamında, satın alma süreci artık doğrudan chatbot içinde tamamlanmayacak.

Yeni modelde kullanıcılar, ürünleri ChatGPT üzerinden keşfetmeye devam edecek ancak ödeme aşamasında Shopify ve Etsy gibi iş ortaklarının platformlarına yönlendirilecek. Daha önce projeye dahil olan Walmart ve Target gibi büyük perakendeciler de bu ekosistemin parçasıydı.

Kararın arkasında, kullanıcı davranışlarına ilişkin kritik bir içgörü yer alıyor. Verilere göre kullanıcılar ChatGPT’yi ürün araştırma, karşılaştırma ve öneri alma amacıyla yoğun şekilde kullanırken, satın alma işlemini chatbot içinde tamamlama konusunda aynı istekliliği göstermiyor.

7csywbfpxnmv5moysew6ulxwnu

Bu durum, yapay zekâ destekli ticaretin mevcut gerçekliğini de ortaya koyuyor: AI, keşif aşamasında güçlü; ancak dönüşüm hâlâ geleneksel e-ticaret platformlarında gerçekleşiyor.

ChatGPT’nin tam entegre bir alışveriş platformuna dönüşmesi, operasyonel açıdan önemli zorlukları da beraberinde getiriyordu. Milyonlarca ürün için anlık stok ve fiyat verisinin yönetilmesi, iade ve iptal süreçleri, dolandırıcılık önleme ve regülasyonlara uyum gibi başlıklar ciddi bir operasyonel yük anlamına geliyor.

Bu nedenle OpenAI, satın alma sürecini üçüncü taraf platformlara yönlendirerek lojistik ve operasyonel karmaşıklıktan kaçınmayı tercih etti.

Perakendeciler AI satışına temkinli yaklaşıyor

Sektördeki bir diğer kritik faktör ise perakendecilerin yapay zekâ üzerinden satışa henüz sınırlı ilgi göstermesi. Shopify Başkanı Harley Finkelstein, milyonlarca satıcı arasından yalnızca çok küçük bir kısmının AI ajanlarıyla satış yaptığını belirtiyor.

Bu durum, AI destekli ticaretin büyük bir potansiyele sahip olmasına rağmen henüz erken aşamada olduğunu gösteriyor.

OpenAI, bu strateji değişikliğiyle birlikte ChatGPT’yi bir satış platformundan ziyade “alışveriş keşif katmanı” olarak konumlandırıyor. Yaklaşık 700 milyon haftalık aktif kullanıcıya sahip olan platform, kullanıcıların satın alma yolculuğunun ilk aşamasında etkili olmaya devam edecek.

Öte yandan Meta gibi teknoloji devlerinin de AI destekli alışveriş araçları üzerinde çalışması, bu alandaki rekabetin giderek artacağını gösteriyor.

Bu gelişme, perakendede önemli bir gerçeği netleştiriyor: Yapay zekâ, alışveriş davranışını dönüştürüyor ancak mevcut e-ticaret altyapılarının yerini almak yerine onları besleyen bir katman olarak konumlanıyor.

AI ile alışverişin geleceği hâlâ güçlü; ancak kısa vadede kazanan model, keşif + yönlendirme + mevcut platformlar üçlüsünün entegrasyonu olacak gibi görünüyor.

Decathlon, MediaMarkt İçerisinde Shop-in-Shop Konseptiyle Mağaza Açacak

ile MediaMarktSaturn, Almanya pazarında dikkat çeken bir stratejik iş birliğine imza attı. İki perakende devi, spor ürünleri ile tüketici elektroniğini ortak satış alanlarında daha görünür hale getirmeyi hedefliyor.

grafik kooperation

İş birliğinin ilk adımı, Münih’teki pep alışveriş merkezinde bulunan MediaMarkt mağazasında hayata geçiriliyor. Bu kapsamda Decathlon, mağaza içinde yaklaşık 1.000 metrekarelik bir “store-in-store” alanı açacak. 26 Mart’ta faaliyete geçecek bu alan, kapsamlı bir modernizasyon sürecinin ardından müşterilerle buluşacak.

Şirketler, bu konseptin yalnızca tek bir lokasyonla sınırlı kalmayacağını belirterek 2025 ve sonrasında Almanya genelinde yeni ortak mağaza alanlarının açılmasının planlandığını duyurdu.

MediaMarktSaturn tarafında bu iş birliği, şirketin “Space-as-a-Service” stratejisinin bir parçası olarak konumlanıyor. Bu model, mağaza alanlarının iş ortaklarıyla daha verimli kullanılmasını hedeflerken, fiziksel perakendede yeni gelir ve deneyim modelleri yaratmayı amaçlıyor.

Decathlon ise Almanya’daki büyüme stratejisi kapsamında yalnızca kendi mağazalarıyla değil, yerleşik perakendecilerle kurduğu iş birlikleriyle de genişlemeyi hedefliyor. Şirket halihazırda ülkede yaklaşık 105 mağaza ile faaliyet gösterirken, 2027 yılına kadar en az 150 lokasyona ulaşmayı planlıyor.

Bu iş birliği, perakende sektöründe alan paylaşımı ve deneyim odaklı mağazacılık modellerinin giderek güç kazandığını gösterirken, farklı kategorilerin aynı çatı altında buluştuğu yeni nesil mağaza konseptlerinin yaygınlaşacağına işaret ediyor.

arabam.com Araştırması: Her 10 Kişiden 6’sı Bayramı Yaşadığı Şehirde Geçirecek

arabam.com, Ramazan Bayramı öncesinde kullanıcıların tatil ve seyahat planlarını anlamak amacıyla gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçlarını paylaştı. 1.087 kişinin katıldığı anket, artan maliyetler ve kısa tatil süresinin bayram planlarını önemli ölçüde etkilediğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre katılımcıların %61’i Ramazan Bayramı’nı bulunduğu şehirde geçirmeyi planlıyor.

Araştırmada, bayramı şehirde geçirmeyi tercih edenlerin en önemli nedenleri arasında ekonomik koşullar (%42) ve tatilin kısa olması (%17) öne çıkıyor. Katılımcıların %17’si seyahat etmeyi tercih etmediğini belirtirken, %13’ü şehirde farklı planları olduğunu, %11’i ise bayram trafiği ve yoğunluğundan kaçınmak istediğini ifade ediyor.

Bayram planlarında aile ziyaretleri öne çıkıyor

Anket sonuçlarına göre katılımcıların %25’i bayramda memleket veya aile ziyareti yapmayı planlıyor. Yurt dışı seyahati planlayanların oranı %10 olurken, kültür ve gastronomi gezisi planlayanların oranı %4 olarak ölçüldü.

Bayramı şehirde geçireceğini belirtenlerin %62’si ailesiyle vakit geçirmeyi, %28’i ise tatili dinlenerek değerlendirmeyi planlıyor. Katılımcıların %4’ü arkadaşlarıyla vakit geçireceğini, %1’i kültür-sanat etkinliklerine katılacağını belirtirken, %5’i farklı planlara sahip olduğunu ifade etti.

Seyahatte karayolu açık ara önde

arabalar yol trafik gorseli

Bayramda seyahate çıkmayı planlayan kullanıcılar arasında karayolu açık ara en çok tercih edilen ulaşım yöntemi olarak öne çıkıyor. Araştırmaya göre seyahat edeceklerin %67’si yolculuğunu kendi aracıyla yapmayı planlıyor. Uçakla seyahat etmeyi planlayanların oranı %18 olurken, %6’sı tren, %5’i kiralık araç ve %4’ü otobüs tercih edeceğini belirtiyor.

Araştırma, araç tercihlerinde ise geleneksel yakıt türlerinin hâlâ ağırlığını koruduğunu gösteriyor. Katılımcıların %47’si dizel, %34’ü benzinli, %8’i LPG’li araçla seyahat edeceğini ifade ederken, elektrikli araçların payı %6, hibrit araçların payı ise %5 olarak ölçüldü.

Her 10 sürücüden 4’ü araç bakımını planlamıyor

Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise bayram öncesi araç bakımı konusunda ortaya çıktı. Katılımcıların %41’i uzun yol öncesinde araç bakımını planlamadığını belirtti. Buna karşılık %27’si periyodik bakım veya genel kontrol yaptıracağını, %17’si araç temizliği yaptıracağını, %11’i lastik kontrolü veya değişimi planladığını ifade etti. Sigorta veya kasko kontrolü yaptıracağını söyleyenlerin oranı ise %4’te kaldı.

Yolculukta en önemli teknoloji: yakıt ve menzil takibi

Araştırmaya göre sürücüler için uzun yolculuklarda en önemli araç teknolojisi %28 ile yakıt ve menzil göstergeleri oldu. Bunu %26 ile hız sabitleyici ve şerit takip gibi sürüş destek sistemleri, %24 ile multimedya ve konfor özellikleri izledi. Navigasyon ve trafik bilgisi diyenlerin oranı %20 olarak ölçüldü.

Araştırmayı değerlendiren arabam.com CEO’su Önder Oğuzhan, ekonomik koşulların bayram planları üzerindeki etkisine dikkat çekerek, seyahate çıkan kullanıcıların büyük bölümünün karayolunu ve kendi araçlarını tercih ettiğini belirtti. Oğuzhan, özellikle bayram dönemlerinde trafikte yaşanan yoğunluk nedeniyle sürücülerin yolculuk öncesinde araç kontrollerini yapmalarının ve güvenli sürüş kurallarına dikkat etmelerinin önem taşıdığını vurguladı.

Trussardi, İpekyol Group ile Türkiye Pazarına Giriş Yapıyor

Ipekyol Group, çok markalı perakende vizyonu doğrultusunda uluslararası iş birliklerini güçlendirmeye devam ediyor. Grup, uzun yıllardır stratejik ortaklık yürüttüğü Miroglio Group ile yeni bir iş birliğini hayata geçiriyor.

Miroglio Group’un yaklaşık iki yıl önce bünyesine kattığı, 1911 yılında kurulan dünyaca ünlü İtalyan moda markası Trussardi, Türkiye’deki perakende yolculuğuna hazırlanıyor. Bu kapsamda markanın Türkiye’deki mağaza operasyonları Ipekyol Group tarafından yürütülecek.

Türkiye’de üç mağaza planlanıyor

Önümüzdeki yıl içinde Türkiye’de üç mağaza açılması hedefleniyor. Bunlardan ilki, Antalya’daki Rixos Land of Legends’ta faaliyete geçirilecek. Diğer lokasyonlar için planlama çalışmaları devam ediyor.

Trussardi, fonksiyonel ve zamansız şıklığı merkeze alan koleksiyonları, köklü mirası ve çağdaş tasarım diliyle global moda dünyasında prestijli bir konuma sahip. Marka, “Gentle Society” yaklaşımıyla estetik, düşünce ve yaratıcılığı gündelik yaşamın bir parçası haline getirirken erkek ve kadın koleksiyonları ile aksesuar kategorilerinde güçlü bir stil evreni sunuyor.

Antalya mağazasında neler olacak?

Antalya Rixos Land of Legends mağazasında; markanın kadın ve erkek giyim koleksiyonları, çanta, gözlük ve seçili aksesuar grupları sunulacak. Ürün seçkisi Antalya’nın uluslararası turizm profiline ve resort yaşam stiline hitap edecek şekilde özel olarak kurgulandı.

İpekyol Group CEO’su Uğur Ayaydın’dan açıklama

“Uzun yıllardır güçlü bir stratejik ortaklık yürüttüğümüz Miroglio Group ile iş birliğimiz, uluslararası markaların Türkiye pazarındaki gelişimi açısından önemli bir değer yaratıyor. Türkiye, güçlü perakende altyapısı, dinamik tüketici yapısı ve bölgesel çekim gücüyle stratejik bir lokasyon olarak öne çıkıyor. Trussardi markasının Türkiye’deki mağaza operasyonlarını üstlenmekten memnuniyet duyuyoruz. Bu yatırımın, markanın Türkiye’deki büyüme yolculuğuna katkı sağlayacağına inanıyoruz.”

Ipekyol Group, farklı segment ve müşteri profillerine hitap eden marka portföyünü güçlendirirken, seçili lokasyonlarda hayata geçirilen iş birlikleriyle perakende deneyimini çeşitlendirmeye ve uluslararası marka ekosistemini büyütmeye devam ediyor.

Karaca, Oscar Gecesinin Sofralarını Üçüncü Kez Donattı

Karaca, sinema dünyasının en prestijli etkinliklerinden biri olan Academy Awards kapsamında düzenlenen davet yemeğinde bu yıl da yer alarak Hollywood sofralarına üçüncü kez imza attı. Türkiye’de doğan ve bugün 43 ülkede 2.000’in üzerinde satış noktasına ulaşan marka, seçkin yemek takımlarının yanı sıra 316+ serisi çatal, kaşık ve bıçak setini de ilk kez bu özel gecede sunarak global görünürlüğünü güçlendirdi.

Wolfgang Puck menüsü Karaca sunumuyla servis edildi

oscar gecesinde yemek takimlari karacadan cepp

1995 yılından bu yana Oscar davet menüsünü hazırlayan dünyaca ünlü şef Wolfgang Puck tarafından hazırlanan özel lezzetler, Karaca’nın tasarım odaklı servis ürünleriyle sunuldu. Uçak, gemi ve lüks saat üretiminde de kullanılan yüksek dayanımlı 316+ çelik teknolojisi, pas ve korozyona karşı güçlü direnciyle dikkat çekerken zarif tasarımıyla davet sofralarında öne çıktı.

“En iyi yemek en iyi tabağı hak eder”

32 yılı aşkın süredir organizasyonun mutfağını yöneten Wolfgang Puck, servis kalitesine verdiği önemi şu sözlerle ifade etti:
“En iyi yemek en iyi tabakları hak eder. Karaca sayesinde ihtiyacımız olan her şeye sahibiz. Çirkin bir tabakta mükemmel bir yemek yapsanız bile o yemek mükemmel görünmez.”

Türkiye ile güçlü bağlarını sık sık vurgulayan ünlü şef, kendisini “yarı Türk” olarak tanımladığını ve Karaca ürünlerini yalnızca bu özel gecede değil, kendi restoranlarında da tercih ettiğini belirtti.

İstanbul’dan global sahneye

1973 yılında İstanbul’da kurulan Karaca, Türkiye’den doğan bir marka olarak küresel büyümesini sürdürürken uluslararası organizasyonlarda da adından söz ettirmeye devam ediyor. Tasarım gücü, inovatif yaklaşımı ve stratejik iş birlikleriyle marka, yalnızca ürünleriyle değil aynı zamanda global vizyonuyla da dikkat çekiyor.

Dünyanın en çok konuşulan gecelerinden birinde yıldızların sofralarında yer almak ise Karaca’nın uluslararası marka konumlandırmasının önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Estée Lauder, Jo Malone’in Zara İş Birliği için Dava Açtı

Estée Lauder Companies, Jo Malone’in Zara ile yaptığı parfüm iş birliği kapsamında adını kullanması nedeniyle yasal işlem başlattı. ABD merkezli kozmetik devi, Jo Malone London markasının sahibi olarak, Malone’in belirli ticari amaçlarla“Jo Malone” adını kullanmasını yasaklayan sözleşme hükümlerini ihlal ettiğini iddia ediyor.

İhtilaf, Zara ile Malone’in yeni markası Jo Loves arasında geliştirdiği parfüm koleksiyonunda odaklanıyor. Koleksiyon ambalajlarında“A creation by Jo Malone CBE, founder of Jo Loves” ifadesi yer alıyor; Estée Lauder, bu kullanımın marka haklarını ihlal ettiğini ve satın alma anlaşmasındaki koşulları bozduğunu savunuyor.

Uzun Süreli Marka Sahipliği Tartışması

89373090 o a3

Estée Lauder, Jo Malone’in orijinal markasını 1999 yılında satın alarak, hem marka adının hem de Malone’in adının parfüm ticaretinde kullanılma haklarını elde etmişti. Anlaşma kapsamında, Malone’in “Jo Malone” adını parfüm pazarlamasında kullanmaması şart koşulmuştu.

Şirket, şimdi Malone, Jo Loves ve Zara’nın Birleşik Krallık birimine karşı marka ihlali, sözleşme ihlali ve tüketiciyi yanıltıcı ticari uygulama (passing off) gerekçesiyle dava açtı. Estée Lauder sözcüsü, Malone’in anlaşmayı kabul ettiğini ve uzun yıllar boyunca hükümleri yerine getirdiğini belirtti.

Kurucu ve Marka Arasındaki Sınır

Jo Malone, 1990’ların başında kendi adını taşıyan parfüm markasını kurmuş, İngiliz doğasından ilham alan benzersiz kokularıyla geniş bir takipçi kitlesi oluşturmuştu. Markayı Estée Lauder’e sattıktan sonra 2006’ya kadar kreatif direktör olarak görev yaptı. Non-compete anlaşmasının 2011’de sona ermesinin ardından Malone, Jo Loves markasını kurdu.

Hukuk uzmanları, davanın moda ve güzellik sektörlerinde kurucuların, işlerini sattıktan sonra kendi isimleri üzerinde haklarını kaybetmelerine dair yaygın bir örnek olduğunu belirtiyor. Hukuk firması Harper James’in marka birimi başkanı Ben Evans, İngiltere mahkemelerinin bu tür sözleşmeleri genellikle desteklediğini vurguladı.

Davanın sonucu ise büyük ölçüde orijinal sözleşmenin ayrıntılarına bağlı olacak: hangi hakların satıldığı, hangi kısıtlamaların kabul edildiği ve bu kısıtlamaların ne kadar geniş kapsamlı uygulanacağı.