Yeni koleksiyon, markanın stil belirleyici kimliğini güçlendirme vizyonunun parçası
Dünyanın en büyük hazır giyim markalarından Zara, sadece hızlı moda sunan bir zincir olmanın ötesine geçerek, kreatif gücü yüksek bir moda evi konumuna yerleşme yolunda adımlarını hızlandırıyor. Markanın bu doğrultudaki son adımı ise, tasarım odaklı limitli koleksiyonlar serisine bir yenisini eklemesi oldu.
Her sezon farklı bir kreatif vizyonla hayata geçirilen bu özel koleksiyonlar, Zara’nın global moda sahnesinde sadece trendleri takip eden değil, trend yaratan bir oyuncu olma iddiasını yansıtıyor. Bu yaklaşım, markanın hem ürün portföyünde hem de iletişim dilinde hissedilir biçimde kendini göstermeye başladı.
Moda İçerik Üreticisi Olarak Zara
Zara, bu tip koleksiyonlarıyla artık bir “stil sağlayıcı” değil, moda içeriği üreten ve küratörlük yapan bir markakimliği kuruyor. Sezonlar üstü çizgiler, kreatif kampanya filmleri, sanat yönetimiyle öne çıkan görsel dünyası ve zamansızlık mesajı taşıyan tasarımlar, bu yeni dönemin kodlarını oluşturuyor.
Yeni koleksiyon, klasik ürün gamının çok ötesine geçerek; giyim, aksesuar, ayakkabı ve kozmetik gibi farklı alanları tek bir estetik çatı altında birleştiriyor. Global modanın geçirdiği dönüşüme paralel olarak Zara da, tek seferlik kapsül koleksiyonlarla stil vizyonunu sınırların dışına taşıyor.
Hedef: Hızlı Tüketim Değil, Seçici Tüketim
Bu strateji, yalnızca estetik bir dönüşüm değil. Aynı zamanda “az ama seçilmiş” ürün sunma felsefesinin bir yansıması. Her hafta yeni ürün çıkarmaya alışık bir marka için bu yaklaşım, hızdan ziyade kaliteye ve ifade gücüne odaklanan bir yeniden konumlandırma anlamına geliyor. Kapsül koleksiyonlar aracılığıyla Zara, daha seçici tüketici profiline de hitap eden bir marka haline geliyor.
E-ticaret devi Amazon, Temu ve Shein gibi agresif fiyat politikalarıyla dikkat çeken rakiplerine karşı konumunu güçlendirmek amacıyla “Amazon Bazaar” isimli ayrı bir alışveriş uygulamasını 14 yeni ülkede devreye aldı.
Amazon Bazaar, ilk olarak yaklaşık bir yıl önce Amazon’un “Haul” deneyiminin bir parçası olarak hayata geçirilmişti. Uygulama; moda, ev yaşamı ve günlük yaşam kategorilerinde, büyük bölümü 10 dolar altındaki ürünleri kullanıcılarla buluşturuyor.
Haul’dan Amazon Bazaar’a 14 ülkeye genişleme
Şirketin açıklamasına göre, uygulama şu anda Hong Kong, Filipinler, Tayvan, Kuveyt, Bahreyn, Umman, Ekvador, Arjantin, Kosta Rika, Dominik Cumhuriyeti, Katar, Jamaika, Peru ve Nijerya gibi pazarlarda hizmet veriyor. Uygulama dili olarak İngilizce, İspanyolca, Fransızca, Portekizce, Almanca ve geleneksel Çince desteklenirken; Amazon, çok dilli müşteri hizmetleri desteği de sunuyor.
Bazaar üzerinden yapılan alışverişlerde, ürün tesliminden itibaren 15 gün içinde ücretsiz iade hakkı tanınıyor. Uygulamanın amacı, Amazon’un düşük fiyatlı ürün segmentindeki görünürlüğünü artırmak ve farklı kültürlerdeki kullanıcılar için uygun alışveriş deneyimi sunmak olarak belirtiliyor.
Amazon’un geçtiğimiz yıl başlattığı “Haul” deneyimi, Amazon uygulaması ve web sitesi içinde düşük fiyatlı ürünlerin listelendiği ayrı bir bölüm olarak kurgulanmıştı. Şirket şimdi bu konsepti bağımsız bir uygulamaya dönüştürerek küresel çapta yaygınlaştırıyor.
Uygulama, rakiplerine göre güven unsurunu öne çıkarıyor. Geçtiğimiz yıl yayımlanan bir Omnisend araştırmasına göre, ABD’li tüketicilerin %88’i Amazon’a güvendiğini belirtirken, Temu için bu oran yalnızca %6 seviyesinde kaldı. Ancak Temu kullanıcıları, düşük fiyatlar (%53), kullanım kolaylığı (%31) ve indirimli ürün seçenekleri (%29) nedeniyle bu platformu tercih ettiklerini belirtti.
Amazon Haul deneyimi Amerika’da bir yılı aşkın süredir yayında olmasına rağmen, Omnisend’in Mart ayı verilerine göre kullanıcı ilgisi sınırlı kaldı. Amazon Haul’u aylık kullandığını belirtenlerin oranı %16 iken, aynı dönem için Shein %23, Temu ise %28 kullanım oranlarına ulaştı.
Buna rağmen Amazon’un online mağaza satışları artış göstermeye devam ediyor. 2025’in üçüncü çeyrek verilerine göre, Amazon’un online mağaza satışları %10 artışla 67.4 milyar dolara, fiziksel mağaza satışları ise %7 artışla 5.6 milyar dolara yükseldi.
Black Friday bu yıl 28 Kasım’da gerçekleşecek ve perakende sektöründeki markalar, Aralık ayında başlayacak yoğun tatil sezonu öncesinde tüketicilerin harcama iştahını erkenden yakalamayı hedefliyor.
black friday 2025 : perakendeciler için yeni trendler 5
Boston Consulting Group (BCG) tarafından yayımlanan “Consumers Are Rewriting the Rules of Year-End Sales Events” raporu, bu yılki Black Friday döneminin hem analizciler hem de perakendeciler için önemli veriler sunacağını ortaya koyuyor. Rapora göre, 2025’te tüketicilerin alışveriş niyeti artarken, yapay zekâ destekli alışveriş araçlarının (GenAI) perakende ekosisteminde giderek daha fazla yer kazandığı gözlemleniyor.
Makro düzeyde bakıldığında, süregelen jeopolitik gerilimler ve ekonomik belirsizlik — küresel çatışmalar, ticaret politikalarındaki değişimler ve artan gümrük vergileri gibi faktörler — tüketici güvenini etkilemeye devam ediyor. BCG verilerine göre tüketicilerin %81’i temel ihtiyaç ürünlerindeki fiyat artışlarından endişe duyarken, %71’i ise gümrük vergileri ve tarifelerin fiyatları daha da yükselteceğinden kaygılı.
Bununla birlikte, katılımcıların neredeyse yarısı son aylarda zorunlu olmayan harcamalarını azalttıklarını ve fiyatları çok daha yakından takip ettiklerini belirtiyor. Ancak 2024 yılıyla karşılaştırıldığında, tüketicilerin biraz daha iyimser bir tutum sergilediği görülüyor. Rapora göre, tüketicilerin %38’i indirimli mağazalardan alışveriş yapmayı tercih ederken, %35’i daha uygun fiyatlı markaları, %28’i ise özel markalı ürünleri tercih ediyor. Bu oranlar 2024’e kıyasla düşüş göstermiş durumda. Ayrıca mobilya, mücevher ve giyim gibi kategorilerde harcamalardaki düşüşlerin yavaşlaması, tüketici güveninin ve harcama istekliliğinin yeniden toparlanmaya başladığını işaret ediyor.
GenAI Alışveriş Deneyimi ve Black Friday Döneminde Yeni Tüketici Davranışları
BCG raporuna göre 2025 yılında Kara Cuma, hâlâ tüketiciler için büyük bir ilgi odağı olmaya devam ediyor. ABD’deki tüketicilerin %83’ü bu yıl Black Friday veya Cyber Monday döneminde alışveriş yapmayı planladığını ifade etti; bu oran geçtiğimiz yıla göre %4’lük bir artış anlamına geliyor. Özellikle bütçesi sınırlı tüketiciler, bu yıl sonu indirim dönemlerini daha da önemli bir fırsat olarak görüyor. Gerek hediye alışverişi gerekse kişisel harcamalar açısından, tüketicilerin harcama niyetleri 2024’e kıyasla daha dengeli bir tablo sunuyor. Rapora göre, temel ihtiyaç ve hediye kategorilerinde nispeten güçlü bir talep devam ederken, lüks ve kendine yönelik alışveriş kategorilerinde de yeniden hareketlenme gözlemleniyor.
black friday 2025 : perakendeciler için yeni trendler 6
Yapay zekâ destekli alışveriş araçlarının perakende dünyasındaki yükselişi ise bu yılın en dikkat çekici gelişmelerinden biri olarak öne çıkıyor. ABD’de tüketicilerin %51’i GenAI tabanlı alışveriş teknolojilerini ya hâlihazırda kullandıklarını ya da bu Black Friday döneminde kullanmayı planladıklarını belirtti. Bu oran, 2024’e göre %16’lık bir artışa işaret ediyor. Bu teknolojiler, tüketicilere ürünleri karşılaştırma, indirimleri tespit etme ve kişisel öneriler alma konusunda hız ve kolaylık sağlıyor. Küresel ölçekte ise tüketicilerin en çok aradığı fırsat türü, doğrudan yüzde indirimleri olmaya devam ediyor. Katılımcıların %30’u, makul bir indirim oranının %30 seviyesinde olması gerektiğini düşünüyor. Ücretsiz veya indirimli kargo seçenekleri ikinci sırada gelirken, oyunlaştırılmış veya koşullu kampanyalar sadece %6 oranında ilgi görüyor. Yani tüketiciler, “şartsız ve açık” indirimleri her zamankinden daha fazla tercih ediyor.
Raporun sonunda BCG, Kara Cuma ve yıl sonu indirimlerinin artık perakende dünyasında “kazanılması gereken küresel anlar” haline geldiğini vurguluyor. Başarı için markaların, erken dönemde görünürlük sağlamaktan yapay zekâ tabanlı alışveriş ekosistemlerinde aktif rol almaya, açık iletişim kurmaktan vaat ettikleri indirimleri eksiksiz yerine getirmeye kadar birçok alanda stratejik davranmaları gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca güven, adalet, sadakat programları, doğru teslimat süreçleri ve kolay iade politikaları da markalar için bu dönemin temel başarı kriterleri olarak öne çıkıyor.
2025 yılı Kara Cuma dönemi, sadece indirimlerin değil, aynı zamanda dijital dönüşümün ve yapay zekâ destekli alışveriş deneyimlerinin de yılı olmaya aday görünüyor. Tüketici davranışlarında gözlenen bu değişim, hem küresel hem de yerel perakendeciler için yeni fırsat kapılarını aralarken, markalar açısından da uzun vadeli güven ve sadakat inşa etmenin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
İlham Ol, Bi’Sektör Dergi’nin perakende dünyasında fark yaratan vizyoner liderleri ağırladığı özel bir köşe. Bu bölümde, markalarıyla sektöre yön veren isimler; dönüşüm hikâyelerini, ilham aldıkları değerleri ve perakendenin geleceğine dair bakış açılarını paylaşıyor.
Bi’Sektör Dergi Sonbahar 2025 sayısında, Zsa Zsa Zsu Genel Müdürü Gökhan Sezer ile bir araya geldik. Zsa Zsa Zsu’nun sadece bir mağaza değil, “ilhamın mekâna dönüştüğü” bir marka olarak doğuşunu; estetikle ticareti, tasarımla duyguyu buluşturan vizyonunu konuştuk.
Zsa Zsa Zsu, mağaza konsepti ve atmosferiyle sektörde farklı bir yerde konumlanıyor. Hatta bazı müşteriler mağazaları “Pinterest’ten çıkmış gibi” olarak tanımlayabiliyor. Bu yaklaşımın arkasındaki vizyon nedir ve böyle bir mağaza deneyimi tasarlarken perakendede neyi değiştirmeyi hedeflediniz?
Biz yalnızca mağaza açmıyoruz, global standartlarda 360 derece mağazacılık deneyimi tasarlıyoruz.Vitrinlerimiz birer ilham sahnesi, mağaza içindeki sergileme ünitelerimiz küratöryel düzenlenmiş sergi alanları gibi kurgulanıyor. Her ürün, sanat eseri estetiğiyle sunuluyor; renkleriyle, dokusuyla ve hikâyesiyle kendi dünyasını anlatıyor. Zsa Zsa Zsu mağazaları, alışverişin ötesinde ilhamın elle tutulur hâle geldiği benzersiz deneyim alanları. Bu vizyonun merkezinde müşteri deneyimi var. Bizim için mağazaya atılan her adım; ilham veren, ruhu besleyen, insanlara kendilerini daha özgür hissettiren bir yolculuk ve bu yolculuğun başrolünde müşterilerimiz var.
Mağazalarımın iç mekân tasarımı ve koleksiyonlarımızın sunduğu renkler, desenler ve dokular ziyaretçileri günlük hayatın temposundan uzaklaştırıyor; tasarımın gücüyle iyi hissetmenin mümkün olduğunu gösteriyor.Müşterilerimizin sıkça dile getirdiği gibi mağazalarımız birer “terapi noktası.” Zsa Zsa Zsu mağazalarında geçirilen zaman, ürün seçmenin çok ötesinde; ilham veren bir kaçış ve yeni bir perspektif kazanma anı. Bu yüzden Pinterest benzetmesi tesadüf değil: Biz ev dekorasyonu ve yaşam stilinde ilhamın görsel hafızasını yeniden kurguluyor, bu dünyaya heyecan dolu Zsa Zsa Zsu hissini katıyoruz.
Perakendenin ezberlerini bozmak için buradayız. Alışverişi tek yönlü bir satın alma süreci olmaktan çıkarıp, yaratıcı, ilham verici ve ruhu besleyen bir deneyime dönüştürmek konusunda iddialıyız.
Türkiye’de deneyim mağazacılığı, başarılı işler olsa da henüz olgunlaşma aşamasında. Zsa Zsa Zsu’nun bu alanda “yeni bir deneyim devi” yaratma potansiyeli hakkında ne düşünüyorsunuz? Sektör için hangi boşluğu doldurmak ana hedefiniz oldu?
Türkiye’de deneyim mağazacılığı yükseliyor ama hâlâ olgunlaşma sürecinde. Zsa Zsa Zsu, bu alanda “oyunun kurallarını değiştirecek” ve yalnızca Türkiye’de değil, global ölçekte ses getirecek bir model olarak doğdu.Amacımız alışverişi duygusal ve estetik bir yolculuğa dönüştürmek ve bu alanda yeni standartlar yaratmak. Biz, seri mağaza açmanın ötesine geçip insanlara ilham veren, hayatlarına yeni bir yön katan mecralar inşa ediyoruz.
Sektörün en büyük eksiği, alışverişin tek boyutlu bir işlem olarak görülmesiydi. Biz bu algıyı kırıyoruz.Ziyaretçilerimiz mağazalarımıza adım attığında atmosferi, hikâyeyi ve ruhlarını besleyen ilham dolu bir deneyimi yaşıyor. Müşteri geri bildirimleri de bunu doğruluyor: mağazadan ayrılan herkes, ruhuna dokunan ve onu harekete geçiren Zsa Zsa Zsu hissini hayatının her anına taşıyor.
Vizyonumuz, deneyim mağazacılığını Türkiye’de global ölçekte örnek gösterilecek bir seviyeye taşımak.Farkımız; estetik, tasarım vizyonu ve ilhamı bütüncül bir yaşam stili olarak sunmamız. Bunun ilk adımını çok yakında Göktürk’te açılacak Zsa Zsa Zsu Café ile göreceksiniz. Ve vizyonumuzu somut hedeflerle destekliyoruz. Kısa sürede, perakendenin geleceğinde Zsa Zsa Zsu’nun adı bir “deneyim devi” olarak anılacak.
Zsa Zsa Zsu için önümüzdeki dönem yatırımları nasıl ilerleyecek? Yeni lokasyonlar, konsept genişletme veya iş birlikleri gibi planlarınız var mı?
Zsa Zsa Zsu için yatırımlarımızı üç ana eksende şekillendiriyoruz: yeni mağazalar, konsept genişlemesi ve iş birlikleri. Mağazalaşmada hedefimiz çok net: 5 yıl içinde Türkiye’de 90, yurtdışında 145 mağaza. Global büyümede ilk adımımız MENA bölgesi, ardından ABD olacak. Bodrum’dan İstanbul’a uzanan yolculuğumuz şimdi yeni coğrafyalarla buluşmaya hazırlanıyor. Bu büyüme, “deneyim mağazacılığı” vizyonumuzu somutlaştıran en kritik adım. Önümüzde önemli bir eşik var: Ocak 2026’da Paris’te gerçekleşecek Maison & Objet Fuarı’nda yer alarak uluslararası vitrine çıkıyoruz.
Konsept genişletmede ev dekorasyonu ve yaşam tarzı ürünlerimizi daha da zenginleştiriyor, mobilya ve moda kategorilerinde iddiamızı yükseltiyoruz. Amacımız, mağazalarımızı ziyaret eden herkesin evine ve hayatına dokunan, ruhu yükselten, koleksiyon değerinde tasarımları tek çatı altında buluşturmak. İş birliklerinde ise hem yerel hem de uluslararası tasarımcılarla ortaklıklar kurmaya devam edeceğiz. Çünkü Zsa Zsa Zsu’nun ruhu, farklı kültürlerden ve yaratıcı bakışlardan besleniyor. Önümüzdeki dönemde yalnızca mağazacılıkta değil, dijitalde de ses getiren projeler hayata geçireceğiz. Yurtiçinde kurduğumuz özgün deneyimi aynı güçlü etkiyle online’a taşıyoruz. Hem Türkiye’de hem de yurtdışında e-ticarette sektöre yön verecek adımlar atarak Zsa Zsa Zsu’yu daha geniş kitlelerle buluşturacağız. Üzerinde çalıştığımız yenilikçi CRM platformumuzla, kişiselleştirilmiş ve katma değerli projeler aracılığıyla müşterilerimizle çok daha güçlü ve anlamlı bağlar kurmayı hedefliyoruz. Kampanya dünyasında ise ezberleri bozuyor, oyunun kurallarını yeniden yazacak ve sektöre ilham verecek modeller geliştiriyoruz
Bizim için yatırım, yalnızca büyüme değil; perakendeye yeni bir soluk kazandırmak, Zsa Zsa Zsu’ca bir perakende dili oluşturmak demek. Attığımız her adım, Zsa Zsa Zsu’yu deneyim odaklı, ezber bozan, herkesin izlediği global bir marka olarak konumlandırma hedefimizin bir parçası. Kısa sürede, perakendenin geleceğinde Zsa Zsa Zsu’nun adı bir “deneyim devi” olarak anılacak.
Mağaza atmosferi kadar, ürün seçkisi ve kategori kurgusu da perakende stratejisinin kritik unsurları. Zsa Zsa Zsu, ürün portföyünü oluştururken hangi kürasyon kriterlerini ve tedarik stratejilerini önceliklendiriyor? Bu seçimler, mağaza deneyimini nasıl güçlendiriyor?
Zsa Zsa Zsu’da mağaza atmosferi kadar ürün seçkisi ve koleksiyon kurgusu da perakende vizyonumuzun merkezinde. Burada da sıra dışıyız. Bizim için ürün portföyünü oluşturmak, sıradan bir satın alma süreci değil; markamızın ruhunu yansıtan, ilhamı görünür kılan bir kürasyon çalışmasıdır.
Ürün seçiminde üç temel pusulamız var: ilham verme gücü, farklı kültürlerden beslenen çeşitlilik ve dokunduğunuz anda iyi hissettiren kalite. Tasarımlarımızın bir kısmını kendi ekibimiz yaratıyor, bir kısmını ise dünyanın dört bir yanındaki zanaatkârlar ve tasarımcılarla yaptığımız iş birlikleriyle hayata geçiriyoruz. Bu yaklaşım bize yalnızca özgünlük kazandırmıyor; aynı zamanda farklı kültürlerin yaratıcılığını global ölçekte mağazalarımıza taşımamıza imkân veriyor. Tedarik anlayışımızın merkezinde sürdürülebilirlik, el işçiliği ve kalıcılık var. Müşterilerimizin evlerine ve hayatlarına uzun yıllar eşlik edecek, her bakıldığında yeniden heyecan uyandıracak parçaları özenle seçiyoruz. Lokal üreticilerle iş birliği yaparak yerel ekonomiyi destekliyoruz.
Bu sayede Zsa Zsa Zsu mağazalarına adım atan herkes yalnızca estetik açıdan değil, hikâyesi ve dokusuyla ruhuna işleyen ürünlerle karşılaşıyor. Mağaza atmosferi ile ürün portföyü birleşiyor, bütünsel bir deneyime dönüşüyor ve müşterilerimizin sıkça dile getirdiği gibi Zsa Zsa Zsu, bir ilham veren bir “terapi noktası”na dönüşüyor.
Zsa Zsa Zsu’nun mağazaları kadar şirket kültürü de merak uyandırıyor. Hızlı büyüyen genç bir marka olarak ekip yapınızı, karar alma süreçlerinizi ve saha ekiplerinden gelen geri bildirimleri nasıl organize ediyorsunuz? Bu yaklaşım markanın kısa sürede dikkat çekici bir ivme yakalamasında nasıl bir rol oynadı?
Karar alma süreçlerinde çevik, sahaya yakın ve vizyoneriz. Yönetim ekibimiz, mağaza operasyonlarından pazarlamaya, e-ticaretten depoya ve kategori & tasarım departmanına kadar her noktadan gelen geri bildirimleri dikkate alıyor. En çok sahadan gelen içgörülere değer veriyoruz; çünkü markanın nabzı mağazalarda atıyor. Müşterilerle doğrudan temas eden ekip arkadaşlarımızın aktardıkları, ürün geliştirmeden mağaza atmosferine kadar her alanda yolumuzu aydınlatıyor. Aynı şekilde e-ticaret kanalımızdan elde ettiğimiz veriler de müşterilerimizin beklenti ve davranışlarını anlamamızda, stratejimizi şekillendirmemizde önemli bir rol oynuyor.
Yaklaşımımızı markamızın değerleri yönlendiriyor: tutkuyla çalışmak ve değer üretmek, hayallerimizi paylaşarak birlikte fark yaratmak, iz bırakan deneyimler tasarlayıp ezber bozmak ve sürekli kendimizi geliştirerek geleceği kurgulamak. Bu değerler ekiplerimizin kendilerini özgürce ifade etmeleri için alan açıyor, her katkının gerçek bir sahiplenmeye dönüşmesini sağlıyor.
Kısa sürede yakaladığımız ivmenin ardında stratejik yatırımlar kadar bu ortak ruh var. Zsa Zsa Zsu’nun hızlı büyümesi, değerlerimizden güç alan kültürümüz ve fiziksel ile dijital deneyimi birlikte geliştirme yaklaşımımızın bir sonucu. Bizim için kültür, rakamların ötesinde sürdürülebilir büyümenin en büyük güvencesi.
Türkiye’de perakende sektörü dalgalı bir ekonomik ortamdan geçiyor. Zsa Zsa Zsu, bu zorlu şartlarda sektörde kısa zamanda çok önemli bir yer kazandı. Nedir bu başarının kilit noktası, nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de perakende sektörü zaman zaman dalgalı bir ekonomik iklimden geçse de, Zsa Zsa Zsu’nun kısa sürede elde ettiği başarı tesadüf değil. Bu başarıyı mümkün kılan çok net unsurlarımız var. Her şeyden önce işin mutfağından gelen, perakendeyi en ince detayına kadar bilen güçlü bir yönetim kadrosuna sahibiz. Bu yapı, stratejik kararları hızlı, doğru ve kararlı şekilde almamızı sağlıyor. Markamızı cesaret, girişimcilik ve farklılaşma üzerine kurduk. Ev ve yaşama odaklanmamız, müşterilerin yaşam alanlarına renk ve yenilik katma ihtiyacını en doğru zamanda karşılamamıza imkân verdi. En önemlisi ise, yalnızca ürün sunmakla yetinmeyip ilham veren bütünsel bir deneyim yaratmamız.
Başarımızı besleyen bir diğer unsur ise kültürümüz ve değerlerimiz. Ekiplerimizin özgürce fikir üretmesi, sahadan gelen geri bildirimlerin hızla karar süreçlerine yansıması ve birlikte fark yaratma inancı, bize benzersiz bir esneklik ve hız kazandırıyor. Biz işimizi tutkuyla yapıyoruz, her aşamada değer üretiyoruz ve sınırları zorlayan yaratıcılığımızla sıradanlıktan uzaklaşıyoruz.
Kısacası, Zsa Zsa Zsu’nun başarısının arkasında; güçlü yönetim, doğru zamanda atılan cesur adımlar, müşterilerin hayatına dokunan deneyimler ve değerlerimizden beslenen güçlü bir şirket kültürü var. Biz yalnızca büyümüyoruz; perakendeye yön veriyor, global ölçekte iz bırakıyor ve Türkiye’deki markalaşma yolculuğumuzla sektöre öncülük etmek için çalışıyoruz.
DESA, 2025 yılı dokuz aylık finansal sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Yılın ilk dokuz ayında güçlü finansal performansını devam ettiren DESA 2,8 milyar TL’lik ciroya ulaştı ve net kâr marjı zorlu piyasa koşullarına rağmen ikinci çeyreğe göre yüzde 0,2 artarak yüzde 13,4 oldu.
Türkiye’nin lider deri ve deri mamulleri perakendecisi DESA, güçlü finansal yapısıyla 2025 yılının 3. çeyreğinde de kârlılığını koruyarak değer yaratmaya devam etti.
Yılın ilk dokuz ayında güçlü finansal performansını devam ettiren DESA’nın cirosu 2,8 milyar TL’ye ulaşırken, brüt kâr marjı yüzde 56,3 seviyesinde gerçekleşti. Satış adetlerinde de istikrarlı büyümesini sürdüren DESA, perakende kanalında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,5 büyüyerek, daralan pazarın aksine pazar payını artırdı. 2025 yılının ilk dokuz ayında yapılan iletişim ve reklam yatırımları ile mağaza trafiğinde geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 12,3 artış gösteren DESA, yenilenen e-ticaret altyapısı sayesinde dijital kanallardaki satış performansını bu dönemde artırdı. Dünyanın en önemli lüks markalarının satışlarında yılın ilk 9 aylık döneminde yaşanan daralma sonucunda, dış talep ve ihracat tarafındaki büyüme baskılanmış olmasına rağmen, yılın son çeyreğine dair piyasadan alınan olumlu sinyaller sebebiyle, bu dönemde DESA’nın üretim tesislerinde çalışan sayısı bir önceki çeyreğe göre artışa geçti.
DESA, yılın üçüncü çeyreğinde de verimliliğe odaklanarak yılın ilk yarısına paralel bir performans sergiledi ve 2025 yılının ilk 9 ayında 885 milyon TL FAVÖK gerçekleştirdi. Ağırlaşan piyasa koşullarına ve maliyet tarafındaki baskılara rağmen, çok pazarlı, çok kanallı, geniş ürün portföyü ve dikey entegre iş modeli ile DESA, pazarda farklılaşmaya devam etti. FAVÖK marjı geçen yılın aynı dönemine göre 0.8 baz puan artışla yüzde 31,7 seviyesinde gerçekleşti.
DESA’nın sağlam bilanço yapısı bu dönemde de güçlenmeye devam ederken, 2024 yıl sonu itibariyle 39,5 milyon ABD Doları olan Net Nakit Pozisyonu, güçlü gelir tablosu ve etkin nakit yönetimi ile yılın üçüncü çeyreğinin sonunda 42,2 milyon ABD dolarına (1.751 milyon TL) yükseldi.
DESA, sürdürülebilirlik vizyonu kapsamında, deri sektörü üzerinde etki yapabilecek alternatif teknolojileri değerlendiriyor
DESA’nın sürdürülebilirlik vizyonu kapsamında moda ve teknoloji alanlarında sektöründeki öncü konumunu pekiştirmek üzere, bio-teknoloji alanında faaliyet gösteren ve bu alanın öncülerinden Gozen firması ile iş birliğine gidiyor. DESA bu doğrultuda yeni nesil materyallerin geliştirilmesi, üretimi ve nihai mamul haline getirilmesi, yurt içi ve uluslararası pazarlarda ticarileştirilmesi amacıyla bir ortak girişim kurulmasına yönelik niyet mektubu imzalamak üzere Gozen ile görüşmelere başladı. Yapılacak çalışmaları yönetmesi ve görüşmeler yapması amacıyla 21.10.2025 tarihli Yönetim Kurulu’nda oy birliği ile DESA CEO’su Burak Çelet’in yetkilendirilmesine karar verildi.
Uluslararası pazarlarda büyümeye devam ediyor
DESA’nın global vizyonunu temsil eden 1972 DESA, Milano Moda Haftası kapsamında Eylül ayında bir kez daha defile düzenleyerek koleksiyonunu sergiledi. DESA’nın uluslararası kreatif ekibi eliyle hazırlanan “Tulips of Hope” isimli İlkbahar/Yaz 26-27 koleksiyonu İstanbul’un çok katmanlı kültürel mirasından aldığı ilhamı zamansız, modern ve sürdürülebilir tasarımlara dönüştürürek dünya modasının beğenisine sundu. DESA CEO’su Burak Çelet, Milano Moda Haftası’nda defile düzenleyen tek Türk markası olarak yer almanın hem marka hem de Türkiye adına gurur verici olduğunu vurgularken “DESA olarak Türk derisinin kalitesini ve tasarım gücünü dünya sahnesine taşımaktan mutluluk duyuyoruz. 1972 DESA markamızın Milano Moda Haftası’na davet edilmiş olması, ülkemiz ve sektörümüz için büyük bir başarı” dedi.
2024 yılı net kârından 100 milyon TL temettü’nün ilk 2 taksiti dağıtıldı
2024 yılı Olağan Genel Kurulu’nda, şirketin 2024 yılında net dağıtılabilir 327.726.027 TL dönem kârı içerisinden 3 taksit halinde 25 Eylül 2025 tarihinde net 30 milyon TL, 30 Ekim 2025 tarihinde net 35 milyon TL ve 27 Kasım 2025 tarihinde net 35 milyon TL olmak üzere toplamda net 100 milyon TL’nin ortaklara kâr payı olarak dağıtılması Olağan Genel Kurul’da ortaklar tarafından onaylandı. Eylül ve Ekim aylarına ait temettü ödemeleri yatırımcılara dağıtıldı.
İhracat ve küresel büyüme stratejisi
DESA CEO’su Burak Çelet, finansal sonuçlara ilişkin yaptığı değerlendirmede, “2025 yılının üçüncü çeyreğinde devam ettirdiğimiz istikrarlı güçlü finansal performans, stratejik yatırımlarımızın ve operasyonel verimliliğimizin devamlılığını kanıtlayan önemli bir sonuçtur. Daralan piyasa koşullarına göre net kâr marjımızı bir önceki yılın aynı dönemine göre korumuş olmamız hem yurt içi hem de uluslararası pazarlarda uyguladığımız etkin stratejilerin sonucudur” şeklinde konuştu.
İtalya’daki üretim tesisinin, küresel lüks segmentteki markalarla iş birliğini derinleştirmeye ve DESA’nın katma değerli ihracatını artırmasına önemli katkı sağladığını belirten Çelet, Türkiye’nin İtalya’ya gerçekleştirdiği deri mamulleri ihracatının yarısından fazlasını DESA’nın tek başına gerçekleştirmesinden dolayı gurur duyduklarını yineledi.
DESA’nın sermaye yapısını güçlendirmeye yönelik attıkları adımlar ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımların, DESA’nın uzun vadeli büyüme hedeflerine ulaşmasında kritik rol oynadığını ifade eden Çelet, “2025 yılının geri kalanında da yüksek kaliteli ürünlerimiz, yenilikçi tasarımlarımız ve müşteri odaklı yaklaşımımızla sektördeki lider konumumuzu pekiştirmeye devam edeceğiz” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni yönetmelikle birlikte Türkiye genelinde yapılacak tüm yeni binalarda sığınak zorunluluğu getirildi. Yalnızca konutlar değil; alışveriş merkezleri, otoparklar, büyük mağazalar ve hatta stadyumlar da bu kapsama dahil edildi.
Güncellenen yönetmelik ile birlikte sığınakların teknik standartları da netleştirildi. Otoparklar artık sığınak olarak değerlendirilmeyecek. Yeni yapılacak tüm binalarda, özellikle yoğun insan trafiği barındıran ticari yapılar için bağımsız, dayanıklı ve özel olarak planlanmış sığınak alanları zorunlu hâle geldi.
Resmî açıklamalarda bu adımın temel amacı afetlere hazırlık ve şehirlerin güvenliğini artırmak olarak sunulsa da; yönetmelikte yer alan ifadeler, uygulamanın kapsamını daha geniş bir güvenlik perspektifiyle yorumlamaya imkân tanıyor. Örneğin, yalnızca depreme veya yangına değil, aynı zamanda savaş ve kimyasal tehlike gibi olağanüstü senaryolara karşı da önlem alınması gerektiği vurgulanıyor.
Yeni düzenleme, perakende sektöründe özellikle AVM yatırımlarını doğrudan etkileyebilecek yeni bir maliyet kalemi doğuruyor. Sığınak zorunluluğunun yalnızca kamu binalarıyla sınırlı kalmayıp ticari alanlara da yayılması, hem mimari planlamalarda hem de inşaat bütçelerinde revizyon gerektirecek.
Ancak bu yatırımların nasıl denetleneceği, hangi şartlarda muafiyet ya da esneklik sağlanacağı hâlâ net değil. Projelerdeki “sığınak alanı” tanımının nasıl yorumlanacağı ve bu alanların sadece sembolik mi yoksa gerçekten fonksiyonel mi olmasının beklendiği gibi sorular, sektör profesyonelleri arasında kafa karışıklığı yaratmış durumda.
Dahası, maliyetlerin dikkatle izlendiği, birçok AVM yatırımının ertelendiği bir dönemde perakende sektörünün bu yeni güvenlik yükümlülüğünü nasıl karşılayacağı da önemli bir soru işareti olarak gündemde duruyor. Bu gelişme, sadece inşaat değil; iş modeli planlaması, finansman yönetimi ve yatırım stratejileri açısından da yeniden düşünülmesi gereken bir dönemin habercisi olabilir.
Koton, 2025’in ilk dokuz ayında hem yurt içinde hem de yurt dışında reel büyüme kaydederek kârlılığını korudu. Etkin stok yönetimi ve stratejik fiyatlama politikasıyla dikkat çeken marka, sektör ortalamalarının üzerinde performans sergiledi.
Hazır giyim perakendesinin öncü markalarından Koton, 2025 yılının ilk dokuz ayında zorlu makroekonomik koşullara ve daralan tüketici talebine rağmen rekabetin üzerinde satış performansı sergiledi ve sektör ortalamalarının üzerindeki güçlü kâr marjlarını korudu.
Koton, trend ve kaliteli ürünleri rekabetçi fiyatlarla sunma stratejisi sayesinde, 2025’in ilk dokuz ayında yurt içi mağazacılık satışlarında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5 oranında reel büyüme gerçekleştirdi. Bu performans, sektördeki genel daralma eğilimine karşı Koton’un pozitif ayrışmasını ve güçlü marka algısını pekiştirdi.
Yurt dışı satışlarda dönüm noktası
Güçlü Türk lirası politikasının etkisinin devam ettiği bir dönemde, yurt dışı operasyonlarda yapılan stratejik iyileştirmeler sayesinde Koton’un yurt dışı satışları ABD doları bazında 2025’in üçüncü çeyreğinde yıllık yüzde 20, yılın ilk dokuz ayında ise yüzde 9 oranında büyüdü. Enflasyon muhasebesi etkilerine rağmen, bu performans Türk Lirası cinsinden değerlendirildiğinde yılın üçüncü çeyreğinde sınırlı da olsa reel büyüme sağladı.
Jeopolitik risklerin sürdüğü küresel ortamda, yurt dışı mağazacılık satışlarındaki yüzde 9’luk reel artışın desteğiyle, dört çeyrektir süren daralma sona erdi ve Koton’un yurt dışı satışları yeniden büyüme rotasına girdi.
Koton’dan güçlü kârlılık performansı
Yoğun indirim kampanyalarının yaşandığı üçüncü çeyreğin mevsimsellik etkisine rağmen, etkin stok yönetimi ve enflasyonun altında gerçekleşen maliyet artışları sayesinde yurt içi brüt kâr marjı yüzde 64 seviyesinde gerçekleşti. Yılın ilk dokuz ayında, konsolide brüt kâr marjı yüzde 55, FAVÖK marjı ise yüzde 25 gibi güçlü seviyelerde korunarak Koton’un sürdürülebilir kârlılık stratejisinin başarısını pekiştirdi.
21 Ocak Dünya Sarılma Günü’nde hayata geçirdiği “Sıcacık Bi’ Sarılma, Sıcacık Bi’ Kahve” kampanyasıyla dikkatleri üzerine çeken Mikel Coffee Türkiye, uluslararası alanda prestijli Marcom Awards 2025’te 3 Platin ödül birden kazandı.
mikel coffee türkiye, uluslararası marcom awards’ta 12
Kampanya; Special Event, Social Media Campaign ve The Warmest Guerrilla Marketing kategorilerinde en yüksek derece olan Platinum ödülüne layık görüldü.
Mikel Coffee Türkiye’nin projesi, şehir yaşamının temposunda insanların birbirine yeniden dokunmasını sağladı. 21 Ocak’ta İstanbul Akaretler’de gerçekleştirilen etkinlikte, ziyaretçilere “bir sarılma” karşılığında ücretsiz kahve ikram edildi. Binlerce kişinin katıldığı bu anlamlı etkinlikte, Mikel Coffee kahvenin ötesinde bir duyguyu, birlikte olmanın sıcaklığını sundu.
Marcom Awards jürisi, kampanyayı samimi iletişim dili ve insana dokunan yaklaşımıyla ödüle layık gördü. Fiziksel ve dijital etkileşimi birleştiren proje, Mikel Coffee’nin insan merkezli iletişim anlayışını küresel ölçekte tescilledi. Bu 3 Platin ödül, markanın yalnızca kahve değil, samimiyet ve topluluk ruhu sunduğunu bir kez daha kanıtladı.
Mikel Coffee Türkiye CEO’su Kadir Ergün, “Kalpten sarılan, gülümseyen, paylaşan ve bu hikâyeyi büyüten herkese teşekkür ederiz. Misafirleriyle kahve kadar sıcak, sarılma kadar içten iletişim kuran global bir markanın parçası olmaktan gurur duyuyor, bu motivasyonla Türkiye’nin dört bir yanında büyümeye devam ediyoruz.” dedi.
Mikel Coffee Türkiye, samimiyet, aidiyet ve topluluk ruhu odaklı iletişim diliyle hem sektöre hem de şehir yaşamına ilham vermeye devam ediyor.
Kasım ayı ile birlikte 11 indirimleri başladı, öte yandan sektörel değerlendirmelerde ivme beklentinin bir tık altında görünüyor. Yıl sonu hedefleri için son aralıklardayız.
Dijitalleşmenin hızla dönüştürdüğü medya ekosisteminde ses, hem markalar hem de tüketiciler için yeniden yükselen bir iletişim aracı haline geliyor.
Radyodan podcast’e, dijital ses platformlarından yapay zekâ destekli reklamcılığa uzanan bu değişimi en yakından yaşayanlardan biri de Karnaval Medya Grubu.
Türkiye’nin en çok dinlenen radyo frekanslarının ve öncü dijital ses platformlarının sahibi olan grup, sesli içerik tüketim alışkanlıklarını veriyle anlamlandırarak markalara yeni fırsatlar sunuyor.
Bi’Sektör Dergi Sonbahar 2025 sayısında Karnaval Medya Grubu CSO’su Gelincik Şenel ile, dijital ses dünyasının dönüşümünü, podcast ekosistemindeki yükselişi ve perakende markaları için sesli reklamcılığın sunduğu stratejik avantajları konuştuk.
Radyo, podcast ve dijital audio içerikler hızla gelişirken, medya dünyasında dengeler de yeniden şekilleniyor. Karnaval Medya Grubu bu dönüşümün neresinde duruyor? Sizi farklı kılan yaklaşım ne oldu?
Radyo dünyası, gelişen teknolojinin etkisiyle dijital platformlarla güçlenen zengin bir içerik ekosistemine dönüştü. Türkiye’de her iki kişiden biri radyo dinliyor ve bunun yüzde 58’i dijital cihazlar üzerinden gerçekleşiyor. Radyolar, güncel içerik sunma ve kullanıcıları daha önce hiç dinlemedikleri içeriklerle buluşturma özellikleriyle cazibe yaratmaya devam ediyor. Karnaval Medya Grubu olarak biz de bu dönüşümün öncülerinden biri olduk. Türkiye’nin en çok dinlenen radyo frekanslarının yanı sıra, farklı müzik zevklerine hitap eden 30’a varan dijital radyo frekansımız, podcast yayınlarımız ve farklı müzik türleriyle dinleyicilerinin her anında yanında yer alan bir grup olarak, ses pazarlamasında lider olma hedefine doğru hızla ilerliyoruz. Yenilikçi bir yaklaşımla dijital ses dünyasında hızlı adımlar atıyor, yatırımlarımızı şekillendiriyoruz.
Dijitalleşen dünyada sesin dönüşümünün izinden gitmeyi sürdürecek, tüketicilerin değişen ses dinleme alışkanlıklarına paralel olarak müzikten iletişime kadar geniş bir yelpazede yenilikler sunarak ses yatırımlarımızı artıracağız.
Dinleyiciler artık yalnızca “dinlemek” değil, kendilerine özel içerik deneyimi de bekliyor. Türkiye’deki ses içerik tüketimi nasıl bir evrim geçiriyor? Karnaval farklı kuşaklara nasıl yaklaşıyor?
“Sesin Dijital Dönüşümü” araştırmamız, Türkiye’de ses ve müzik dinleme alışkanlıklarının nasıl bir evrim geçirdiğini net biçimde ortaya koyuyor. Bugün her iki kişiden biri radyo dinliyor ve bu dinleyicilerin yüzde 58’i artık radyoya dijital cihazlar üzerinden ulaşıyor. Radyo, hazır akış sunması, günceli yakalaması ve dinleyicileri daha önce hiç keşfetmedikleri içeriklerle buluşturması sayesinde cazibesini korumaya devam ediyor. Teknolojinin gelişimi, ses deneyimini yalnızca çeşitlendirmekle kalmıyor; aynı zamanda tamamen dijital bir boyuta taşıyor. Araştırmamıza göre, Türkiye’de tüketicilerin yüzde 74’ü dijital ses içeriklerini düzenli olarak dinliyor. Bu kitlenin içinde müzik platformu kullanıcıları, akıllı araçlarda radyo dinleyenler, podcast takipçileri ve sesli kitap dinleyicileri yer alıyor. Ayrıca, nüfusun yüzde 75’i ücretsiz müzik platformlarını tercih ediyor ve günlük ortalama müzik dinleme süresi 2,6 saate ulaşmış durumda.
Dinleme alışkanlıklarına baktığımızda akıllı telefonların yüzde 75 ile açık ara önde olduğunu görüyoruz. Onu yüzde 17 ile masaüstü ve dizüstü bilgisayar, yüzde 13 ile araç radyosu takip ediyor. Tüm bu veriler bize, sesin artık günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası olduğunu ve dijital sesin geleceğe yön verdiğini gösteriyor. Karnaval Medya Grubu olarak biz de farklı kuşakların bu beklentilerine yanıt veren içerikler geliştiriyor, kişiselleştirilmiş deneyimlerle dinleyicilerin hayatına dokunuyoruz. Genç kuşak için podcast ve dijital müzik platformlarını öne çıkarırken, daha geleneksel dinleyici kitlesi için güçlü radyo markalarımızla değer yaratıyoruz. Böylece, her kuşağa kendi dilinde seslenerek dijital ses dünyasında öncü rolümüzü pekiştiriyoruz.
Podcast üretimi artık sadece bireysel değil, markaların ve platformların da stratejik ajandasına girdi. Karnaval bu alanda neleri önceliklendiriyor? Reklamveren tarafında öne çıkan yeni formatlar hangileri?
Yine “Sesin Dijital Dönüşümü” araştırması çalışmamızın sonuçlarına göre müzik, konuşma ve sohbet gibi farklı formatlarda spesifik içerikler sağlayan podcastler, katılımcılar arasında yüzde 60 bilinirlik oranına sahipken, podcasti bilen her 5 kişiden 1’inin içerikleri tükettiği görülüyor. Podcast dinleme motivasyonlarının başında yüzde 51’lik oran ile farklı konularda zorlanmadan bilgi edinmek ve yüzde 47 ile ilgi duyulan alanlar hakkında bilgili kişileri dinlemek geliyor.
Karnaval App uzun süredir kullanıcıyla birebir temas kurduğunuz en aktif kanal. Bugün geldiği noktada, nasıl bir deneyim sunuyor? Uygulama, dijitalses dünyasında nasıl bir rol oynuyor?
Karnaval App, kullanıcılarımızla kurduğumuz en güçlü bağlardan biri. Bugün geldiğimiz noktada uygulamamız, yalnızca radyo dinleme deneyimi değil; dinleyicinin her ruh haline uygun müzik listeleri, podcast serileri ve canlı yayınlarla dijital ses dünyasının en kapsamlı içerik merkezlerinden biri haline geldi. Kullanıcı dostu arayüzü ve sürekli yenilenen içerik çeşitliliğiyle, dijital ses ekosisteminin günlük hayatın ayrılmaz bir parçası olmasını sağlıyoruz. Bu yönüyle, sadece bir uygulama değil, dijital ses dünyasında trendleri belirleyen bir platform rolü üstleniyoruz.
Perakende yolculuğu artık çok kanallı: mağaza içinden online alışverişe, mobil uygulamalardan sosyal medyaya kadar her temas noktasında sesli içerikler müşteriyi karşılıyor. Karnaval olarak, sesli reklamların bu bütünsel yolculukta perakende markalarına sağladığı en stratejik avantajları nasıl tanımlarsınız?
Sesli reklamların perakende markaları için en güçlü avantajı, tüketiciyle kurduğu doğrudan ve duygusal bağ. Görsel veya metin içerikten farklı olarak ses, anlık olarak dikkat çekiyor ve marka mesajını tüketicinin günlük akışına doğal bir şekilde dahil ediyor.
Karnaval App ve Web’de yer alan 30’a yakın dijital radyomuz, markalara güçlü bir reklam alanı sunuyor. Sesli reklamlar, ölçülebilirlik ve hedefleme gücü sayesinde perakende markalarının kampanyalarını doğru kitleye ulaştırmasına imkân veriyor. Mağaza içi deneyimden online alışverişe uzanan yolculukta ise ses, markalara her temas noktasında tutarlı ve bütünsel bir kimlik yaratma avantajı sağlıyor.
Karnaval’a bağlı ulusal radyolarımız, dijital radyolarımız ve podcastlerimizle bu deneyim, dinleyicinin ruh haline, tercihlerine ve içinde bulunduğu ana uygun şekilde kurgulanabiliyor. Böylece sesli reklamlar yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda satın alma davranışını tetikleyen güçlü bir etkileşim noktası haline geliyor.
Sadece ürün tanıtımı değil, marka hikâyesi anlatmak, doğru kişiye ulaşmak ve bunu ölçümleyebilmek günümüzde daha önemli hale geldi. Siz bu üçalanın önümüzdeki dönemde nasıl evrileceğini öngörüyorsunuz?
Evet, söylediğiniz gibi marka iletişimi artık sadece ‘duyurmak’ değil, ‘anlatmak ve bağ kurmak’ yani hikayeleştirmek üzerine kurulu. Bu döneme hiper kişiselleştirme deniyor. Sesli içerikler, bu hikâyeleri dinleyicinin hayatına doğal bir şekilde entegre etme gücüyle öne çıkıyor. Yapay zeka ile geliştirdiğimiz Voice2B akıllı ses teknolojisi dinleyicinin yaşı, konumu, ilgi alanları ve dinleme alışkanlıklarını analiz ederek en uygun reklam içeriğini sunuyor. Markalar için ise dinamik içerik üretimi ve programatik ses reklamcılığı gibi yenilikçi çözümler sunan bu teknoloji, aynı zamanda reklamların performansını anlık olarak optimize etme imkânı da sağlıyor.
Yapay zekâ ve veri analitiği sayesinde hiper-hedefleme öne çıkıyor; markalar, tüketiciyi sadece demografik değil, davranışsal olarak da çok daha iyi tanıyacak. Ölçümleme tarafında da sesli reklamların etkinliği daha şeffaf hale geliyor; anlık geri dönüşler, dinleme süreleri ve etkileşim metrikleri markaların yatırım getirisini çok daha net görmesini sağlayacak.
Yani hikâye, hedefleme ve ölçümleme üçgeni önümüzdeki dönemde sesli reklamcılığı perakende için vazgeçilmez hale getirecek.