Ana Sayfa Blog Sayfa 121

MediaMarkt Saturn’de Perakende Medya Yatırımları Hızlanıyor

MediaMarkt Saturn grubu artık perakende medya faaliyetlerini fiziksel mağazalara getiriyor. Elektronik perakendecisi, mağaza içi reklamlarla reklamverenleri çekmek istiyor.

img 1843
MediaMarkt ve Saturn’de Perakende Medya Atağı

InStore perakende medya yatırımları

Globalde açıklanana göre Mediamarkt-Saturn, fiziksel mağazalarında bile şirketlerin ürünlerini veya hizmetlerini TV ekranlarında tanıtmalarına olanak tanıyacak yeni teknolojilere geçiş yapıyor. Web mağazalarından sonra, perakende medya grubu önemli ölçüde genişliyor: Almanya, Avusturya, Macaristan, Lüksemburg, Türkiye ve Hollanda’daki reklamverenler, yaklaşık 650 fiziksel mağazada 21.000 TV ekranında ‘InStoreAds’ rezervasyonu yapabilecek. Şirkete göre, perakendecide halihazırda çevrimiçi reklam veriyor olsalar bile, çok fazla ek maliyet ödemeden bunu fiziksel satış noktalarına kolayca genişletebilirler.

Bu yılın sonundan önce teklif İsviçre ve İspanya’ya, ardından İtalya, Polonya ve Belçika’ya genişleyecek. Reklam iştiraki Media-Saturn Marketing’in Genel Müdürü Torsten Ahlers, “Optimum müşteri yolculuğu dijital ve sabit temas noktalarını sorunsuz bir şekilde birleştirir ve bu çemberi InStoreAds ve doğrudan satış noktasında ek reklam fırsatlarıyla kapattık” diyor.

Perakende medyasının bu yıl Avrupa genelindeki perakendeciler için yaklaşık 13,8 milyar euroluk satışa karşılık geldiği söyleniyor. Sektör birliği IAB Europe önümüzdeki yıl 17,7 milyar euroluk satış bekliyor. Bu nedenle Media-Saturn bu işe dahil olmak ve 40 milyon sadakat kartı müşterisinden ve yılda 2,2 milyardan fazla müşteri temasından yararlanmak istiyor.

Dış Giyim Pop-up’ları Konfor ve Yaratıcılıkla Deneyim Şovu Yaratıyor

Dış giyim markaları son zamanlarda alışverişi sürükleyici bir duyusal yolculuğa dönüştüren fiziksel aktivitelerle ortamı ısıtıyor. Bu alanlar ceket veya mont denemek için sıradan yerler değil; doku, hikaye anlatımı ve duygunun canlandığı, özenle tasarlanmış mekanlar. Burberry’nin İngiliz parklarına övgüsünden The North Face’in dağ maceralarına kadar bu deneyimler sadece dış giyimden ibaret değil; sıcaklığı, zanaatkarlığı ve doğayla derin bir bağlantıyı kutluyorlar.

Örneğin Burberry’yi ele alalım. Marka yakın zamanda ikonik İngiliz parklarından esinlenerek açık hava ortamlarını kendi dış giyim mirasıyla kusursuz bir şekilde harmanlayan enstalasyonlar tanıttı. Burada ziyaretçiler, yemyeşil bitki örtüsü ve sonbahar manzaralarının oluşturduğu bir fon önünde zamansız trençkot gibi parçaları keşfediyor. Bu alanlar sadece estetik bir vitrin sunmaktan fazlasını sunuyor; Burberry’nin temel kimliğini, Britanya’nın havası ve kültürüne derinden kök salmış zarafet ve işlevselliğin bir evliliğini özetliyorlar.

img 2454
sıcak giyinmek: dış giyim pop-up’ları bizi konfor ve yaratıcılıkla nasıl sarıyor?
img 2455
dış giyim pop-up'ları konfor ve yaratıcılıkla deneyim şovu yaratıyor 11
img 2456
sıcak giyinmek: dış giyim pop-up’ları bizi konfor ve yaratıcılıkla nasıl sarıyor?

Barbour da Londra’daki Covent Garden’da Icons in Quilting adlı pop-up ile köklü geçmişine yaslandı. Bu sergi, markayla özdeşleşen kapitone ceketlere saygı duruşunda bulundu. Arşivsel sergiler ve uygulamalı etkileşimler aracılığıyla Barbour hem nostaljik hem de dokunsal bir deneyim yarattı. Ziyaretçiler, ikonik tasarımlarının kullanışlılığına ve çekiciliğine bir selam niteliğinde, İngiliz kırsalını çağrıştıran bir ortama kendilerini kaptırırken markanın zengin işçiliğini görebiliyor, dokunabiliyor ve hissedebiliyorlardı.

img 2457
sıcak giyinmek: dış giyim pop-up’ları bizi konfor ve yaratıcılıkla nasıl sarıyor?
img 2458
dış giyim pop-up'ları konfor ve yaratıcılıkla deneyim şovu yaratıyor 12
img 2463
dış giyim pop-up'ları konfor ve yaratıcılıkla deneyim şovu yaratıyor 13

Bu arada The North Face, Şanghay’daki Himalayan Explorer Şehir Turu ile macera dolu bir dönüş yaptı. Markanın dağcılık mirasından ilham alan bu deneyim, Himalayaların engebeli güzelliğini şehre taşıdı. Ziyaretçiler, Himalaya keşfinin zorluklarını yansıtmak üzere tasarlanmış sürükleyici bölgelerde gezinirken, aynı zamanda aşırı koşullar için üretilmiş yüksek performanslı ekipmanlar ve ceketler keşfettiler. Bu sadece alışverişle ilgili değildi; The North Face’i gerçek kaşifler için bir marka olarak yükselten şey maceraydı.

Canada Goose, Selfridges’deki yaklaşan etkinliğiyle bu duyusal yolculuğu daha da ileriye taşımaya hazırlanıyor. Marka, kışın sert soğuğuyla ikonik parkalarının rahatlatıcı sıcaklığını bir araya getirecek. Isıtmalı iç mekanlar, rahatlatıcı aydınlatma ve ziyaretçileri Arktika’ya taşıyan sürükleyici hikaye anlatımını bekleyin; bu deneyim, fiziksel olarak ısındığı kadar duygusal olarak da rahatlatıcı olacak.

img 2464
sıcak giyinmek: dış giyim pop-up’ları bizi konfor ve yaratıcılıkla nasıl sarıyor?

Ve Axel Arigato’yu kim unutabilir ki? Marka daha önce şişme kurulumlarıyla, perakendeye eğlenceli ve modern bir bakış açısıyla göz kamaştırmıştı. Koleksiyonlarını barındıran büyük, şişirilebilir yapılarla Axel Arigato, minimalizm ve gösteriş arasında mükemmel bir denge kurdu. Küresel deneyimler, artırılmış gerçeklik içeriyordu ve müşterilerin koleksiyonlarla yeni ve ilgi çekici şekillerde etkileşime girmesine olanak tanırken, markanın ulaşılabilirliğini ve yenilikçiliğini de sergiliyordu.

Tüm bu aktivasyonların merkezinde dış giyimin hayatımızda oynadığı özel rolün anlaşılması yer alır. Bunlar sadece ceketler değil; elementlere karşı güvenilir yoldaşlardır ve bu özenle tasarlanmış alanlar bu bağı vurgular. Markalar, sürükleyici ortamlar aracılığıyla tüketicileri yalnızca alışveriş yapmaya değil, ürünlerinin anlattığı hikayelere dokunmaya, hissetmeye ve adım atmaya davet ediyor.

Bize göre dış giyim perakendesinin geleceği tamamen bağlantıyla ilgili. Barbour’un kırsal cazibesi, The North Face’in macera dolu kaçamakları veya Axel Arigato’nun teknoloji ve yaratıcılık harikalar diyarı olsun, bu deneyimler perakende sahnesini yükseltiyor. Sadece palto satmakla ilgili değil; bizi ürünün kendisi kadar sıcak ve katmanlı bir hikayeye sarmakla ilgili.

img 2465
sıcak giyinmek: dış giyim pop-up’ları bizi konfor ve yaratıcılıkla nasıl sarıyor?
img 2466 1
https://www.bisektor.com/wp-content/uploads/2024/11/img_2466.jpeg

Starbucks’ın Türkiye’deki İlk Topluluk Mağazası ‘Starbucks Ortak Alan’a Yakından Bakın

Starbucks, Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) ve lisanslı iş ortağı Alshaya Group işbirliğiyle Türkiye’deki ilk Community Store mağazasının kapılarını açtı. Ümraniye Yamanevler’de bulunan ve “Community Store Starbucks Ortak Alan” olarak adlandırılan bu mağaza, gençlerin yaratıcılıklarını keşfedebileceği, ilham bulabileceği ve tutkularının peşinden gidebileceği bir buluşma noktası olarak tasarlandı.

starbucks ortak alan 4

Dünyada açılan her Starbucks Community Store, içinde yer aldığı topluluğun bir yansıması olarak, lokal grupların bir araya gelerek bağlantı kurabilecekleri, yaratıcı etkinlikler düzenleyebilecekleri özel tasarlanmış alanlar sunuyor. Mağazalarda gerçekleştirilen programlar ve deneyimler, Starbucks çalışanlarının ve bulunduğu toplumun ilgi alanlarından alınan ilhamla tasarlanıyor. Türkiye’nin ilk Community Store mağazası ise Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) işbirliğiyle gençlere yönelik eğitim ve sosyal etkinlikler düzenleyecek.

Bir yıl boyunca, bu alanda kişisel gelişim, yetenek ve becerilerin güçlendirilmesi, kariyer planlaması ve iş hayatına katılım gibi konuları kapsayan çeşitli eğitim programları sunacak. Bunun yanı sıra, gençlerin sosyal sorumluluk bilinci kazanmaları, sosyal etkinliklere katılmaları, kültürel ve sanatsal etkinlikler aracılığıyla yaratıcılıklarını keşfetmeleri ve topluma daha fazla dahil olmaları desteklenecek.

starbucks2

Bu programlar, alanında uzman bir ekip, eğitmenler ve danışmanlar tarafından atölye çalışmaları ve eğitim oturumları şeklinde hazırlanacak ve uygulanacak. Gönüllülük ve sosyal sorumluluğun değerini gençlere öğretmek ve bu konularda farkındalık yaratmak amacıyla, Community Store Starbucks Ortak Alan’ın ilk dersi 23 Kasım’da 15 gencin katılımıyla gerçekleştirildi.

“Umut dolu bir gelecek inşa etmeyi hedefliyoruz”

“Starbucks Ortak Alan”ın açılışı hakkında değerlendirmede bulunan Starbucks Türkiye Azerbaycan ve Kazakistan Başkan Yardımcısı Figen Ilgaz şunları söyledi: “Starbucks olarak, her zaman kahveden çok daha fazlası olma arzusuyla hareket ediyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana kahve sanatını olduğu kadar insan ilişkilerini de önemseyen öncü bir şirketiz. İçinde bulunduğumuz topluma değer katmak ve onlarla birlikte büyümek bizim için çok önemli. Toplumla buluştuğumuz her noktada, kalpten kalbe köprüler kurarak daha güçlü ve umut dolu bir gelecek inşa etmeyi hedefliyoruz. Türkiye’de ilk kez hayata geçirdiğimiz ‘Starbucks Ortak Alan’ projemiz, bu hayalin ve tutkunun en parlak yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Bu proje ile gençlerin yaşamın her alanındaki deneyim ve öğrenimlerden elde ettikleri ilhamı kullanabilecekleri özel bir merkez yarattık. Bu özel merkezi yaratırken, toplumsal gelişime katkıda bulunma sorumluluğuyla kalpten kalbe bir bağ kurduk ve gençlerimiz için burayı bir yuva haline getirdik. Kendisine ve topluma katkıda bulunma sorumluluğunu bizimle paylaşacak herkese kapımız açık. Çünkü burası senin yerin diyoruz. Bu muazzam ekosistemde birlikte öğrenip büyümek, geleceğimizi inşa etmek için tüm gençleri büyük bir heyecanla davet ediyoruz.”

Starbucks Vakfı tarafından sağlanan yaklaşık 135.000 ABD Doları tutarındaki Küresel Toplum Etkisi Hibe Fonu, TOG işbirliğini daha da güçlendirecek. Starbucks’ın faaliyet gösterdiği topluluklarda yerel ihtiyaçlara yönelik etki yaratmak amacıyla tasarlanan bu hibe, TOG’un Community Store Starbucks Ortak Alan’daki çalışmalarını destekleyecek. Bu hibe sayesinde TOG, 1.000 genç ve çocuğun kişisel gelişim ve beceri geliştirme eğitimlerine, yaratıcılık ve kendini ifade etme atölyelerine katılmasını sağlayacak; ayrıca kariyer planlaması ve rehberlik desteği ile sosyal bağlantı ve ağ kurma fırsatları sunacak.

starbucks ortak alan 3

Toplum Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Ayşe Kırımlı ise; “2002 yılından bu yana gençleri güçlendirmek ve onların topluma değer yaratacak projelerine ortak olmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 22 yıldır gençlere fırsat verildiğinde; potansiyelleri ve enerjileriyle yapabileceklerinin sınırı olmadığına şahit oluyoruz. Türkiye’nin farklı şehirlerindeki Destek ve Gençlik Merkezlerimizde, gençlere alan açmanın ve hayallerine ortak olmanın ne kadar kıymetli olduğunu da biliyoruz. Starbucks ile birlikte hayata geçirdiğimiz Ortak Alan projesiyle; gençleri hem iş, hem de sosyal hayatlarında güçlendirecek eğitimlerle desteklemeyi ve gönüllülükle tanıştırmayı hedefliyoruz.

Gençlerin; Ortak Alan’da ilham almasını, network kurmasını, kendilerini keşfetmesini ve bir araya gelerek toplumsal fayda yaratacak projeler geliştirmesini amaçlıyoruz. Sürdürülebilir ve daha yaşanabilir bir dünya için sorumluluk almak isteyen tüm gençlerin burada bir ‘Ortak Alan’ı var” dedi.

Starbucks Sosyal Etki Başkanı Kelly Goodejohn, “Küresel Toplum Etkisi Hibeleri girişimimiz, Starbucks Vakfı ile dünya genelinde Starbucks mağazalarını işleten lisanslı ortaklarımız arasında gerçek bir işbirliğidir. Lisanslı ortaklarımız -Türkiye’de Alshaya Group- topluluklarında anlamlı bir etki yaratacak yerel sivil toplum kuruluşlarını hibe için aday gösteriyor. Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın (TOG), Türkiye’deki gençler için fırsatlar yaratacak programları yeni Community Store alanında sunabilecek olmasından büyük mutluluk duyuyorum” dedi.

“Starbucks Ortak Alan” gençlerin yaşam tarzını ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, esnek mekanlar, teknolojik entegrasyon ve sürdürülebilirlik gibi önceliklerle tasarlandı. Gençler bu alanda yaşamın her alanındaki deneyim ve öğrenimlerden elde ettikleri ilhamı kullanabilecekler. Ayrıca öncelikle kendilerini, ardından bu deneyimlerle çevrelerini dönüştürebilecekleri özgür bir alan.

Starbucks Community Store’larda gençleri bekleyen avantajlar ise şunlar olacak:

  • Esnek mekanlar: Çalışma oturumlarından sanat atölyelerine kadar farklı etkinliklere kolayca adapte olabilen mekanlar.
  • Teknoloji entegrasyonu: Yüksek hızlı Wi-Fi, şarj istasyonları ve dijital işbirliği araçlarıyla gençlerin bağlantıda kalmasına yardımcı olacak bir ortam.
  • Sürdürülebilirlik: Gençlerin çevre bilinciyle uyumlu olarak tasarlanmış, enerji tasarruflu aydınlatma, geri dönüştürülmüş malzemeler ve yeşil alanlar içeren bir mağaza tasarımı.
  • Rahat oturma alanları: Uzun süreli çalışma ve sosyalleşme için konforlu oturma düzenleri, ergonomik mobilyalar.
  • Topluluk sanat alanları: Yerel sanat eserlerine ev sahipliği yapan ve sanat atölyeleri düzenleyen alanlar.

Mango, Küresel Genişleme Planlarını Artırıyor

Mango, 2024 boyunca şirketin ABD’deki varlığını sağlamlaştırma ve güçlendirme misyonuna girişti ve bu, daha geniş 4E 2024-2026 Stratejik Planı’nın bir parçası olarak gerçekleştirdiği bir stratejiydi. Şimdi, yıl sona ererken, İspanyol perakende devi bu ABD genişlemesinin mevcut durumu hakkında bir güncelleme sağladı.

Mango, ABD’de 40 mağaza açma hedefini resmen yakaladı ve 2024’ün sonuna kadar bölgede iki mağaza daha açmaya hazırlanıyor.

Mango’nun genişleme ve franchising direktörü Daniel López yaptığı açıklamada, “40 mağazaya ulaşmak, çalışanlarımızın sıkı çalışmasının ve özverisinin yanı sıra, bizim için çift haneli büyüme yaşayan önemli bir pazar olan ABD’deki müşterilerimiz tarafından farklı değer teklifimizin olumlu karşılanmasının bir kanıtıdır.” dedi.

López bu görevi başardığı için gurur duyduğunu ifade ederken, şirket şimdiden gelecek yıla bakıyor ve bu yıl 70 milyon dolarlık bir yatırımla daha da genişlemeyi planlıyor. Mango, 2025’te 20 yeni mağaza daha açmayı hedeflediğini ve ABD’deki perakende ağını 65 mağazaya çıkaracağını söyledi. Bunun yanında şirketin ülke çapındaki iş gücünü 1.200’den fazla çalışana çıkarması bekleniyor.

mango, küresel genişleme planlarını artırıyor
Mango 2024 ABD Genişleme Hedeflerine Ulaştı, Gelecek Yıl 65 Mağaza Hedefliyor

Mango, yeni mağaza yatırımına 70 milyon dolar yatırım yapacak

Mango’nun odak noktası çoğunlukla ‘Sun Belt’ ve ABD’nin kuzeydoğu bölgeleri olacak.

ABD’ye odaklanma çabaları ülkedeki ikinci off-site lojistik merkezinin açılışında zaten görüldü. Los Angeles dışında bulunan 12.000 metrekarelik alanın ülkenin batı kıyısındaki ve merkezindeki eyaletlere tedarik sağlaması bekleniyor. Mango’nun 2022’de açılan mevcut Pensilvanya tesisine ek olarak konumlandırıldı bu tesis.

ABD, Mango’nun beş ana pazarından biri ve markanın ana çevrimiçi pazarı olarak hizmet veriyor. Ancak bunun da değişmesi bekleniyor, bu son planlar bölgeyi 2026’ya kadar ciro açısından grubun üç ana pazarından biri haline getirebilir. Ayrıca diğer ülkeler için küresel genişleme ve yatırımlar da önümüzdeki yıllarda artırılacak.

Secret Sales, H&M’in Outlet Platformu Afound’u Satın Aldı

Moda pazaryeri Secret Sales, İskandinavya’ya açılım yaparak Avrupa pazarındaki konumunu güçlendirmeyi hedefleyerek H&M’in eski outlet platformu Afound’u satın aldı.

secret sales, h&m'in outlet platformu afound'u satın aldı
Secret Sales, H&M mağazası Afound’u satın aldı

Afound’un marka kimliği kalacak

H&M, Afound’u 2018’de İsveç ve Hollanda’da fiziksel mağazaların yanı sıra bir web mağazasıyla moda fırsatları için çok markalı bir pazar yeri olarak başlattı. Ancak, tüketicilerin ve giderek kendi kanalları üzerinden satış yapan markaların ilgisizliği nedeniyle geçen yaz sonlandırmıştı.

Afound artık Secret Sales platformuna entegre edilecek ancak kendi marka kimliğini koruyacak. Müşteriler 3.800 moda markasına erişebilecek. Bu satın almayla Secret Sales Avrupa’daki ayak izini genişletiyor: pazar yeri artık 10 Avrupa ülkesinde faaliyet gösteriyor olacak: (Belçika, Danimarka, Finlandiya, Almanya, İrlanda, Hollanda, Norveç, İspanya, İsveç ve Birleşik Krallık). Secret Sales, son 12 ayda, 16 milyon müşteri hesabı ve 150 milyondan fazla ziyaretçi gördü.

Retail Talks Tunç Berkman: “Fark yaratmanın yolu, kalabalıktan ayrışmaktan geçiyor.”

Retail Talks’un yeni bölümünde, TBS Investment & Management, Brand & Marketing Growth Partner Tunç Berkman ile 2024 değerlendirmelerini ve 2025 beklentilerini konuştuk.

Deneyim odaklı mağazacılıktan, yapay zeka teknolojilerinin perakendedeki yükselişine kadar pek çok önemli konuya değindik.

İyi seyirler…

Tunç Berkman: “Fark yaratmanın yolu, kalabalıktan ayrışmaktan geçiyor.” I Retail Talks

218 Yıllık Lezzet Yolculuğu: Şekerci Cafer Erol Londra’da Türk Tatlarını Dünyaya Tanıtıyor

Türkiye’nin köklü markalarından biri olan Şekerci Cafer Erol yaklaşık iki yıl önce başlattığı uluslararası açılım stratejisiyle 1800’lü yıllardan bugüne uzanan tatlarını şimdi de Avrupa’ya taşıyor. Londra’nın prestijli bölgelerinden Knightsbridge’te dünyaca ünlü marka Harrods’ın hemen yanında yer alan mağaza özel bir davetle kapılarını açtı. Markanın 4. kuşak ve 5. kuşak temsilcileri Nurtekin Erol ve Hakan Erol’un ev sahipliğinde gerçekleşen açılış törenine başta Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş olmak üzere çok sayıda Türk ve yabancı davetli katıldı. Şekerci Cafer Erol yeni mağazasının konsepti ve burada verdiği hizmetle uluslararası alanda kendisini daha etkili ve güçlü bir şekilde tanıtmayı hedefliyor.

Geçmişten gelen tecrübesini bugünün yenilikleriyle geleceğe taşıyan Şekerci Cafer Erol, bu sene Mart ayında Bakü’de açtığı mağazasıyla yurtdışına ilk adımı attı. Globalleşme hedefini Avrupa, Körfez Bölgesi ve Amerika olarak belirleyen marka bu alandaki stratejik yatırımını Londra ile sürdürdü. Şekerci Cafer Erol’un Londra mağazası uluslararası birçok marka ve restoranın yer aldığı Knightsbridge’in en hareketli noktalarından birinde dünyaca ünlü marka Harrods’ın hemen yanında yer alıyor.

218 yıllık lezzet yolculuğu: şekerci cafer erol londra’da türk tatlarını dünyaya tanıtıyor

Şekerci Cafer Erol’un 5. kuşak temsilcisi Hakan Erol, markanın yurt dışı yatırım kararını büyük bir titizlikle aldıklarını vurguladı. Erol, “Yaklaşık iki yıl önce yurt dışına açılma politikamızı netleştirerek yurtdışı fuarlarına katılma kararı aldık. Beklentilerimizin çok üzerinde bir ilgiyle karşılaştık. Bugün Türkiye’deki mağazalarımıza gelen yabancı müşterilerimiz markamızı oldukça iyi tanıyor. 2024 Mart ayında Bakü’de açtığımız ilk yurtdışı mağazamızın ardından Kasım 2024’te Londra’nın en gözde bölgelerinden biri olan Knightsbridge’te dünyaca ünlü marka Harrods’ın hemen yanında yeni mağazamızı açtık. Hedefimiz Körfez bölgesinde, Avrupa’da ve Amerika’da büyümek. Bu büyümeyi her zaman kaliteyi en üst seviyede tutarak yapmayı planlıyoruz. 218 yıllık üretim ve satış tecrübemizle bu bölgelerde de üretim yaparak aynı lezzetleri orada da tattırmayı amaçlıyoruz” dedi.

Hedef 6 mağaza

Londra’ya yaptıkları yatırımın sadece ticari değil aynı zamanda kültürel bir yatırım olduğunun altını çizen Hakan Erol, 218 yıllık miraslarının en değerli tatlarıyla Türk damak tadını burada yaşatmayı ve Türk kültürünü dünyaya tanıtmayı sürdüreceklerini dile getirdi. Erol “Önümüzdeki senelerde buradaki mağaza sayımızı altıya çıkarmayı hedefliyoruz. Bu noktada her Şekerci Cafer Erol mağaza açılışının bizim için kültür elçiliği görevimizi de yerine getirmek olacağını ve her adımımızda bu misyonu göz önünde bulunduracağımızı belirtmek isterim” açıklamasında bulundu.

Knightsbridge: Londra’nın prestij merkezi

Londra’daki mağazasını şehrin en prestijli ve uluslararası alanda tanınan bölgelerinden biri olan Knightsbridge’te açan marka, lokasyon seçiminin perakende satış noktasının başarısına sağlayacağı katkının yanı sıra markanın küresel çapta tanınırlığını artıracak önemli bir prestij kazanımı olarak da yorumluyor. Hakan Erol, lokasyonun önemine şu şekilde değindi:

“Londra’daki mağazamızı Knightsbridge’te, Harrods gibi prestijli bir markanın yanında açmak bizim için stratejik bir karar. Burası hem yerel halkın hem de farklı ülkelerden gelen yabancıların ilgisini çeken bir lokasyon. Dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerin markamıza kolaylıkla ulaşabileceği bir konumda olmamız, markamızın globalleşme sürecinde önemli bir adım. Knightsbridge aynı zamanda kaliteli ve lüks tüketimin merkezi olması bakımından da bizim için yerinde bir tercih.”

Londra’daki yatırım: Kültür elçiliği ile kaliteli ürün ve hizmeti bir arada sunmak

Londra mağazasında Türk tatlılarının en seçkin örneklerini markaya özgü mağaza konseptiyle misafirleriyle buluşturacak olan Şekerci Cafer Erol, burada deneyimli ustalarının yanı sıra yerel kültüre adaptasyon eğitimi almış personelinden oluşan 65 kişilik deneyimli bir kadroyla hizmet verecek.

Londra’daki mağazasında aynı zamanda bir kültür elçiliği misyonu da üstlendiklerinin altını çizen Hakan Erol konuyla ilgili “Buradaki mağazamız sadece ticari bir girişim değil, aynı zamanda Türk kültürünü tanıtma amacı da taşıyor. Bununla birlikte yılbaşı, paskalya, cadılar bayramı gibi özel gün kutlamalarını da tüm misafirperverliğimizle gerçekleştireceğiz. Mağazamızda bulunan VIP odalarımızda kişiye özel organizasyonlar da yapacağız. Bu süreçte her Şekerci Cafer Erol mağazasında olduğu gibi burada da kaliteli hizmeti en üst seviyede tutacağız.

Londra’daki mağazada en çok tercih edilen ürünler arasında Şekerci Cafer Erol’un ünlü lokumları, akide şekerleri ve çikolataları bulunuyor. Özellikle çikolata kaplı tahinli gofretler, çikolata kaplı karameller ve fitil lokumlar markanın en çok beğenilen ürünleri arasında yer alıyor. Ayrıca markanın geleneksel tatlarını modern bir dokunuşla sunan konsept mağaza dekorasyonu da ziyaretçilerin ilgisini çekecek.

Yılın En Büyük Alışveriş Zamanı Mercek Altında: PwC Efsane Cuma Dosyası

PwC’nin Fransa, Almanya, İtalya, İrlanda ve Türkiye’yi kapsayan ve 10 bin katılımcı ile gerçekleştirilen “Efsane Cuma Dosyası” çalışması, tüm dünyada yılın en canlı alışveriş dönemlerinden biri olan Efsane Cuma indirimlerine dair en yeni trendlere ışık tutuyor. PwC’nin Efsane Cuma Dosyası, tüketici davranışlarını anlamanın ve bunlara hızlı cevap verebilmenin, rekabet avantajı sağlamanın yanında markalar için sürdürülebilir büyümenin de anahtarı olduğuna dikkat çekiyor. 

Yoğun rekabet ortamında, markalar için başarının yolunun yalnızca cazip fiyatlar sunmanın ötesinde, anlamlı bir alışveriş deneyimi sunabilmekten geçtiğinin altını çizen bu kapsamlı çalışma, tüketicilerin ürün ilgileri ve kampanya stratejilerine yönelik yaklaşımlarına da odaklanıyor.

yılın en büyük alışveriş zamanı mercek altında: pwc efsane cuma dosyası

PwC Türkiye Şirket Ortağı ve Perakende ve Tüketici Ürünleri Sektörü Lideri Cihan Harman, araştırmayla ilgili olarak şunları söyledi; “Dünyada ve Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz sektörel araştırmalarla iş dünyasının veri odaklı stratejik kararlar almasına destek oluyoruz. Efsane Cuma Dosyası başlığı altında hazırladığımız yeni araştırmamızla yılın en büyük indirimlerine sahne olan bu döneme ilişkin trendlere ışık tutmaya çalıştık. Her yıl Kasım ayı içerisinde farklı tarihlerde gerçekleştirilen Efsane Cuma indirimleri tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de e-ticaret, perakende, lojistik ve ödeme sektörleri açısından büyük önem taşıyor. Efsane Cuma indirim döneminde tüketici beklenti ve taleplerini doğru anlamak ve bu talepleri en iyi karşılayacak aksiyonları almak için markalar için büyük bir önem taşıyor. Bu çalışmamız, indirim döneminin tüketici üzerindeki etkilerini, beklentilerini, alışveriş tercihlerini ve memnuniyet faktörlerini geniş bir çerçevede ortaya koyarak perakende sektörü ve tüm ilgili sektörler için çok değerli içgörüler sağlıyor.”

Araştırmanın Türkiye’ye ilişkin sonuçlarının Efsane Cuma indirimlerinin, perakende sektörü içerisinde Türkiye’de de yerini sağlamlaştırdığının da göstergesi niteliğinde olduğunu belirten Harman şöyle devam etti: “Özellikle ülkemizde, tüketicilere sunulan ödeme planlarının çeşitliliği ve esnekliğinin, tüketici deneyimini iyileştiren ve alışveriş hacmini artıran önemli araçlar haline gelmiş durumda. Yine, ekonomik belirsizlikler tüketicilerin harcama davranışlarını sınırlarken, hane halkının gelecek bir yıla yönelik enflasyon beklentisi yüksek olduğundan ‘ürünler zamlanmadan’ satın alma refleksinin devam ettiğini görmekteyiz. Bu, sınırlı imkanlara rağmen tüketimi tetikleyen bir etken.”

Araştırmanın öne çıkan bulguları şöyle sıralanıyor:

Tüketicilerin büyük çoğunluğu Efsane Cuma indirimlerini değerlendirmeyi planlıyor  

efsane cuma
yılın en büyük alışveriş zamanı mercek altında: pwc efsane cuma dosyası 23

Araştırma bulgularına göre, tüm katılımcıların ortalama %83’ü Efsane Cuma indirimleri döneminde harcama yapmayı planlıyor. Bu dönemde harcama yapmayı planlayan Türkiye’deki tüketicilerin oranı  %85 oldu. 

Bu döneme özel bir satın alma planı olmadığını söyleyenlerin oranı tüm katılımcılarda yalnızca %17 iken, Türkiye’de bu oran %15 düzeyinde. Bu dönemde satın alım yapmayı düşünmeyen tüm tüketicilerin %31’i Efsane Cuma gibi indirim günleriyle genel olarak ilgilenmediklerini; %31’i özel bir şey almaya ihtiyaç duymadıklarını veya almak istemediklerini; %29’u ise, bu yıl daha fazla harcama yapacak maddi güçleri olmadığını belirtiyor. 

Planlanan ortalama harcama tutarı tüm ülkelerde 277 Euro, Türkiye’de ise 326 Euro

Tüm katılımcılar ortalama 277 Euro seviyesinde bir harcama yapmayı planlarken, Türkiye’deki katılımcıların planladığı harcama tutarı ise ortalama olarak 326 Euro düzeyinde. 

Tüketicilerin ortalama %48’i, Efsane Cuma indirimlerinde geçtiğimiz yıl harcadıklarıyla yaklaşık aynı tutarda harcamayı planlarken, %30’u bu yıl daha fazla harcama yapmayı, %22’si ise daha az harcama yapmayı planladıklarını söylüyor. Almanya, Fransa, İtalya ve İrlanda’da tüketicilerin çoğunluğu harcamalarını sabit tutmayı planlıyor. Türkiye’deki tüketicilerin %42’si, cazip tekliflerle karşılaşacakları beklentisiyle daha fazla harcama yapmayı planlıyor. 

Giyim ve elektronik kategorileri, Efsane Cuma harcamalarında öne çıkıyor 

Tüm katılımcılar ortalama olarak en fazla harcamayı yetişkin ve çocuk giyim (%61) ile elektronik (%39) ürünlerine yapıyor. Türkiye’de de benzer bir tablo ortaya çıkıyor; yetişkin ve çocuk giyim %79 ile başı çekerken, elektronik %42 ile ikinci sırada yer alıyor. 

Tüketicilerin önemli bir kısmı, tekstil gibi belirli kategoride %50’nin üzerinde indirimleri “iyi teklifler” olarak değerlendiriyor.

Tüketicilerin yaklaşık üçte biri, geçtiğimiz yıl zaten akıllarında olan belirli bir ürünü satın aldıklarını, %24’ü ise ilgilendikleri ürünlerin bir listesini yaptıklarını ve genel olarak indirim tekliflerini de araştırdıklarını söylüyor. Türkiye’deki tüketicilerin %43’ü, satın almadan önce akıllarında belirli ürünler olduğunu belirtiyor. Bu da Türkiye’deki tüketicilerin bu kampanya dönemi için daha hazırlıklı ve planlı olduklarını gösteriyor. 

Ülkeler karşılaştırıldığında, Türkiye’deki tüketicilerin ödemeleri taksitle yapmaya daha açık olduğu görülüyor: Türkiye’deki katılımcıların %43’ü Efsane Cuma indiriminden aldıkları ürünleri perakendecinin sunduğu taksit planına göre ödemek istediğini söylüyor. 

Araştırmaya katılan tüketicilerin %38’i yalnızca ihtiyaçları olan ürünleri satın aldıklarını, %28’i ani bir kararla ürün satın aldıklarını ve %26’sı da ürünleri iade etmekten kaçındıklarını belirtiyor. Türkiye’deki tüketicilerin %27’si Efsane Cuma indirimlerinde sürdürülebilir marka ve ürünleri özellikle aradıklarını söylüyor.

Fiziksel mağazalar Efsane Cuma’da da önemini koruyor

efsane cuma 2
yılın en büyük alışveriş zamanı mercek altında: pwc efsane cuma dosyası 24

Araştırma bulgularına göre, Efsane Cuma indirimlerinde bütçenin büyük bir kısmı (%67) online alışveriş için ayrılırken, bütçenin daha küçük bir kısmı (%33) mağaza içi satın almalara ayrılıyor. 

Katılımcıların %73 gibi önemli bir çoğunluğu hem online hem de fiziksel mağazadan alışveriş yapabilmenin önemli olduğunu söylüyor. Türkiye’de ise katılımcıların yarısından fazlası (%56) için fiziksel mağazalar önem taşıyor. 

Online ve fiziksel mağazaların birlikte var olması, tüketicilere daha geniş hareket alanı ve tercih özgürlüğü sunuyor. Satıcının fiziksel mağazaya sahip olması, tüketicideki güven algısını pekiştiriyor. 

Efsane Cuma’da pazaryeri uygulamaları ilk uğrak konumunda 

Pazaryeri uygulamaları, Efsane Cuma indirimlerini araştırmada tüm katılımcılar için ilk uğrak yeri durumunda. Tüm ülkeler ortalamasında %72 olan bu oran, Türkiye’de ise %77 düzeyinde.  

Fiyat karşılaştırma, ürün incelemeleri ve hızlı erişim olanakları, pazaryeri uygulamalarını cazip hale getiriyor. 

PwC’nin Efsane Cuma Dosyası, tüketicilerin hediye bütçelerini nasıl planladıklarına ilişkin değerli içgörüler de sunuyor. Buna göre, tüketicilerin ortalama %32’si, Efsane Cuma indirimlerinde yılbaşı hediyesi almak için harcamalarının yarısı kadarını ayırdıklarını belirtiyor. %7’si ise bütçelerinin tümünü bu tür harcamalara ayırmayı düşünüyor; Türkiye’de ise bu oran %15’e yaklaşıyor. 

Tüketicilerin büyük çoğunluğu yılbaşı hediyesi için ayırdıkları bütçeye sadık kalırken, Türkiye’deki tüketicilerin %30’u daha fazla ürün satın almaya ve daha fazla harcama yapmaya istekli. Türkiye’deki tüketicilerin yalnızca %14’ü harcamalarını sıkı bir plana göre yapıyor.

PwC’nin Efsane Cuma Dosyası isimli çalışmasına buradan erişebilirsiniz. 

H&M ve Bershka’dan Yapay Zeka Şovu: Yapay Zeka Modayı Nasıl Yeniden Tanımlıyor?

Üretken AI (Gen AI), ortaya çıkan bir inovasyondan moda endüstrisi için vazgeçilmez bir stratejik bileşene dönüştü. Euromonitor International’ın son raporuna göre, bu teknoloji yaratıcı süreçleri ve müşteri etkileşimini yeniden tanımlıyor ve moda işletmelerinin çalışma biçiminde bir dönüm noktası oluşturuyor.

Dinamik ve rekabetçi bir pazarda, değişimi yönetmeyi hedefleyen markalar için uygulanması artık bir seçenek değil, bir zorunluluktur. İşletmeniz bu stratejik adımı atmaya hazır mı?

Euromonitor International’da Giyim ve Ayakkabı sektör yöneticisi Marguerite Le Rolland, Gen AI entegrasyonunun yalnızca teknolojik araçları uygulamaktan ibaret olmadığını vurguluyor: Bu, tüm iş operasyonlarında stratejik dönüşümle ilgili. Ürün kişiselleştirmeden sürdürülebilirliğe kadar, Gen AI markaların tüketicilerle tasarım, üretim ve etkileşim kurma biçimini yeniden tanımlıyor.

Gen AI’yı etkili bir şekilde benimsemek, yalnızca yeni araçları entegre etmekten daha fazlasını içerir. Bu teknolojinin müşteri deneyimini nasıl geliştirebileceği, dahili süreçleri nasıl optimize edebileceği ve sürdürülebilirlik hedeflerini nasıl ilerletebileceği konusunda derin bir anlayış gerektirir. Le Rolland, bunu başarmak için dört temel sütun belirler:

  • Sezgisel yapay zeka asistanları ile e-ticaret dönüşüm oranlarını artırın.
  • Sohbet robotlarının işlevsel ve kullanıcı dostu olduğundan emin olun, hayal kırıklığını önleyin.
  • Verileri zenginleştirmek ve kullanıcı deneyimini optimize etmek için geri bildirim sistemlerini uygulayın.
  • Önyargılarla ilişkili riskleri önlemek ve süreçleri denetlemek için kritik insan denetimini sürdürün.
img 2449
Yapay Zekanın Moda Endüstrisi Üzerindeki Etkisi

Moda endüstrisinde rekabet avantajı olarak kişiselleştirme

Kişiselleştirme, Euromonitor’a göre tüketicilerin %28’inin ihtiyaçlarına göre uyarlanmış alışveriş deneyimleri aradığı moda endüstrisinde önemli bir rekabet avantajı olarak ortaya çıktı. Üretken AI, markaların sanal asistanlar, akıllı öneriler ve müşteri deneyimini yeniden tanımlayan etkileşimli platformlar aracılığıyla bu beklentileri karşılamasını sağlayan dönüştürücü bir araç olarak konumlandırılıyor.

Bershka, bu bağlamda, tüketicilerle duygusal bağı güçlendiren, talep üzerine üretim modellerini teşvik eden, israfı azaltan ve sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumlu, kişiselleştirme odaklı bir stratejiyi yansıtan, müşterilerin giysileri kendi nakışlarıyla kişiselleştirmelerine olanak tanıyan bir platform olan ‘Custom Lab’ı tanıttı.

H&M, kullanıcıların kişiselleştirilmiş giysiler tasarlamalarına olanak tanıyan, yaratıcılık ve teknolojiyi bir araya getirerek benzersiz bir ortak yaratım deneyimi sunan yapay zeka destekli bir araç olan ‘Creator Studio’ ile bu eğilimi bir adım öteye taşıdı.

E-ticarette yenilikler

Tmall, Zalora ve Myntra gibi büyük platformlar, tekliflerini optimize etmek ve pazar rekabet güçlerini artırmak için bu teknolojiden halihazırda yararlanıyor.

Bunun en iyi örneği, Eylül 2023’te piyasaya sürülen Alibaba ve sohbet robotu Wenwen’dir. Bu yapay zeka destekli asistan beş milyondan fazla kişi tarafından kullanılmış ve daha hızlı ve daha kişiselleştirilmiş yanıtlar sunarak tüketicilerin platformla etkileşimini önemli ölçüde iyileştirme yeteneğini göstermiştir.

Yapay zeka reklam kampanyalarını da dönüştürdü. Inditex grubunun bir parçası olan Stradivarius, yakın zamanda bu teknolojiyle oluşturulan sanal modeller içeren ilk yapay zeka tasarımlı koleksiyonu için kampanyayı başlattı. Bu yenilik yalnızca maliyetleri düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda yenilikçi ve yaratıcı dijital deneyimler arayan daha genç kitlelerle de bağlantı kuruyor.

İspanyol modası alanında Desigual, tamamen yapay zeka ile tasarlanmış ve artık dört koleksiyondan oluşan “On Demand” sunumuyla kendini inovasyon için bir ölçüt olarak konumlandırdı. Bu model, müşteri deneyiminin kişiselleştirilmesine olanak tanırken, talep üzerine üretim yoluyla kaynakları optimize ediyor, fazla stoktan kaçınıyor ve tüketici tercihlerine uyum sağlıyor.

Sürdürülebilir bir gelecek

Gen AI, e-ticareti canlandırmanın yanı sıra daha sürdürülebilir bir moda sektörüne geçişte de önemli bir rol oynuyor. Desigual’da olduğu gibi, talep üzerine üretime olanak sağlayarak envanter birikimi ortadan kaldırılıyor ve atık önemli ölçüde azaltılıyor.

Bu yaklaşım yalnızca daha verimli bir modeli teşvik etmekle kalmıyor, aynı zamanda moda endüstrisinin karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan birine de değiniyor ve bu sorunu ele almak için somut çözümler sunuyor. Tedarik zincirlerini optimize etmekten atıkları azaltmaya kadar, bu teknoloji daha döngüsel üretim modellerine ulaşmada önemli bir müttefik olarak ortaya çıkıyor.

Diğer girişimler yapay zeka kullanımıyla sürdürülebilirliği hedefliyor. Örneğin, Buff pazar ihtiyaçlarına göre uyarlanmış üretim sistemleri uyguladı ve The Fabricant gibi girişimler fiziksel numunelere olan ihtiyacı ortadan kaldıran ve çevresel etkiyi en aza indiren dijital moda tasarlıyor.

Talebi öngörme ve kaynakları optimize etme becerisi, yalnızca çevresel sürdürülebilirliğe katkıda bulunmakla kalmaz, aynı zamanda sorumlu uygulamaların giderek daha fazla farkına vardığı bir pazarda işletmelerin kârlılığını da güçlendirir.

Etik ve düzenleyici zorluklar

Gen AI’nın muazzam potansiyeline rağmen, uygulanması zorluklardan uzak değil. Düzenleme ve etik kullanım, hızla gelişen temel konulardır. Örneğin Avrupa Birliği, bu teknolojinin geliştirilmesi ve kullanımı için net bir düzenleyici çerçeve oluşturmayı amaçlayan Yapay Zeka Yasası üzerinde çalışmaktadır.

İşletmeler yalnızca ortaya çıkan düzenlemelere uymak konusunda değil, aynı zamanda algoritmalarının şeffaf ve önyargısız olmasını sağlamak konusunda da proaktif olmalıdır. Etik sorumluluk yalnızca yasal bir yükümlülük değil, aynı zamanda tüketicilerle güven oluşturmak ve marka itibarını güçlendirmek için bir fırsattır.

Inditex’in Meydan Okuması: Çevreyi Daha Az Kirletirken Daha Fazla Satış Yapmaya Devam Edebilecek mi?

Reuters’ın son raporları, İspanyol moda devi Inditex’i Hindistan’daki tedarikçi fabrikalarından İspanya’daki lojistik merkezlerine hava kargo gönderilerini %70’e kadar artırmakla suçladı. Hava kargosundaki bu artış ve bununla ilişkili çevresel etki, şirketin 2040’a kadar net sıfır emisyon hedefini takip ederken büyümeye ve satışları artırmaya devam etme yeteneğini sorgulatıyor.

Reuters tarafından analiz edilen verilere göre Inditex, Ağustos 2023 ile Ağustos 2024 arasında Hindistan’dan İspanya’daki lojistik merkezine 3.865 hava sevkiyatı gerçekleştirdi ve bu, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %37’lik bir artışı temsil ediyor. Bu artış özellikle 2024’ün ilk sekiz ayında yoğunlaştı ve şirket bu dönemde Hindistanlı tedarikçilerinden 3.352 hava sevkiyatı gerçekleştirdi ve bu, 2023’teki aynı döneme kıyasla %70’lik bir artışı temsil ediyor.

Buna karşılık, İsviçreli STK Public Eye tarafından Reuters ile paylaşılan gümrük verilerine göre, 2023’teki aynı dönemde hava gönderileri 2022’ye kıyasla yalnızca %44 arttı. Hindistan’dan İspanya’ya hava taşımacılığındaki bu artış, bir önceki yılki %26’dan %31’e yükselen Bangladeş’ten İspanya’ya gönderilere de yayıldı.

Yılın ilk aylarındaki Inditex’in davranışının ötesinde, kamu işletmesi ICEX España Exportaciones e Inversiones tarafından toplanan veriler, 2024’ün ilk dokuz ayında Asya üretici ülkelerinden İspanya’ya yapılan hava kargo gönderilerinin 2,48 milyar avroya ulaştığını gösterdi. Bu, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %28’lik bir artışı temsil ediyor ve mal taşımacılığı için hava kargoya doğru daha yaygın bir endüstri eğilimi olduğunu gösteriyor. Inditex’in rakamlarıyla karşılaştırıldığında, bu İspanyol moda devinin yaklaşık %30’luk ortalama artışa girmesine neden oluyor, ancak bu %70’lik zirve Ocak ve Ağustos 2024 arasında kaydedildi.

Daha geniş bağlamda bakıldığında, veriler hava kargo taşımacılığındaki artışın Somali korsanlarının neden olduğu güvensizlik ve Yemen’deki Husi isyancılarının saldırıları sonucu Kızıldeniz’deki lojistik gerginliklere yanıt olarak geldiği bir dönemi yansıtmaktadır. Sonuç olarak, Asya’da kaynak ağlarına sahip Batılı şirketlerin tedarik zincirleri etkilenmiştir ve etkilenmeye devam etmektedir.

Bunun kanıtı son haftalarda Husi’lerin ticaret gemisi ‘Anadolu S’ ve ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln’e saldırılar düzenlemesiyle devam etti. İkincisi, caydırıcı olmak ve seyrüsefer özgürlüğünü sağlamak için bölgede bulunuyordu, ancak nihayetinde Husiler tarafından İsrail ile bağlantılı ülkelere karşı protestolarının bir parçası olarak saldırıya uğradı. Husiler, eylemlerinin 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrailli sivillere yönelik saldırısının ardından İsrail’in Gazze ve diğer işgal altındaki topraklardaki askeri harekatından etkilenen Filistinlilerle dayanışma içinde olduğunu iddia ediyor. Bu tırmanış, Kızıldeniz’den mal taşımacılığını aksatarak 2023’ün sonlarına doğru hava kargo taşımacılığında artışa neden oldu ve tedarik zincirlerini etkiledi.

inditex5
Inditex’in meydan okuması: Çevreyi Daha Az Kirletirken Daha Fazla Satış Yapmaya Devam Edebilecek Mi?

Inditex’de Artan satışlar, artan sera gazı emisyonları

Reuters raporunu da göz önünde bulundurarak, Inditex ve iş modeline daha özel olarak odaklanıldığında, Zara ana şirketi 2023 mali yılını önceki mali yıla kıyasla %10,37 artışla 35,947 milyar avroluk ciro artışıyla kapattı. Bu ciro artışına, 2022’nin sonunda kaydedilen sonuçlara kıyasla %30 artışla 5,395 milyar avroya yükselen net kârda önemli bir artış eşlik etti. Bu olağanüstü performans o zamandan beri 2024’te önemli ölçüde azaldı. Peki bu, çok uluslu şirketin çevresel ayak izine nasıl yansıdı?

Inditex’in 2023 yıllık raporunun sayfalarına, özellikle de ‘Çevre’ bölümüne bakıldığında, şirket, karbon ayak izini azaltarak 2040 yılına kadar “net sıfır emisyon” hedefine ulaşmayı hedeflemesine rağmen, 2023 yılında Inditex’in sera gazı (GHG) emisyonlarını 2022’ye kıyasla nasıl artırdığını ayrıntılarıyla anlatıyor. Bu artış büyük ölçüde yaygındı; Kapsam 1 emisyonlarında %2,49 artış; Kapsam 2 emisyonlarında %5,21 azalma; ve Kapsam 3 emisyonlarında %5,19 artış yaşandı.

Bu rakamlar yalnızca 2022’de üretilen emisyonları değil, aynı zamanda Inditex’in çevresel etki azaltma hedefleri için temel yıl olan 2018’de üretilen emisyonları da %0,17 oranında aştı. Genel olarak şirket, 2023’ü 16.430 kiloton karbondioksit eşdeğeri toplam sera gazı emisyonuyla kapattı; emisyon hesaplama metodolojisindeki değişiklikler nedeniyle önceki yıla göre net bir karşılaştırma olmamasına rağmen Inditex, bu sonucu 2018’e kıyasla “istikrarlı” olarak tanımladı.

Inditex’in ürünlerinin nakliyesi ve dağıtımından kaynaklandığı tespit edilen GHG emisyonları, çokuluslu şirketin toplam GHG emisyonlarının %8,4’ünü oluşturuyordu. Bu yüzde, 2023’te %12,1’e fırlayarak şirketin Kapsam 3 GHG emisyonlarını, özellikle nakliye ve dağıtımla ilgili olanları kontrol altına alma mücadelesini vurguladı. Reuters tarafından sağlanan veriler göz önüne alındığında, bu rakamın 2024’te tekrar artması bekleniyor, ancak bunun Inditex’in toplam Kapsam 3 GHG emisyonlarını yukarı çekip çekmeyeceği belirsizliğini koruyor.

Şirket, Kapsam 3 kategorilerindeki emisyonları azaltmak da dahil olmak üzere çevresel hedeflerine ulaşmak için İklim Geçiş Planı’nda özetlenen stratejilere güvenmeye devam ediyor. Bu amaçla, hava kargo operasyonlarında fosil yakıtlara alternatif yakıt kullanımı da dahil olmak üzere çeşitli girişimlerde bulunuyorlar. Bu plan, Repsol ve Iberia ile yapılan stratejik bir anlaşmayla yönetiliyor, ancak şu anda Madrid-Barajas Havaalanı’ndaki lojistik operasyonlarıyla sınırlı ve henüz Inditex’in Asyalı tedarikçileri ile İspanyol lojistik merkezleri arasındaki hava kargo lojistik operasyonlarının yoğunlaştığı Zaragoza Havaalanı’nda değil.

Inditex’in tedarikçi ağındaki Asya’nın (göreceli) ağırlığı

İspanya-Asya bağlantısını ve hem sera gazı emisyonlarındaki hem de Hindistan ve Bangladeş’e yönelik hava kargo kullanımındaki artışı daha fazla incelemek için, iki ülkenin Inditex’in en büyük 10 tedarikçi ülkesi arasında yer aldığı ve şirketin 2023’te ürettiği giysilerin %98’ini oluşturduğu belirtilmelidir. Tedarikçi sayısı açısından Çin 367 tedarikçiyle başı çekerken, onu Fas (216), Türkiye (186), Bangladeş (150), İspanya (138), Hindistan (122), Portekiz (114), Pakistan (69), Vietnam (11) ve Kamboçya (2) takip ediyor.

Liste, Inditex yönetiminin iş modelinin doğru resmini vurgulayarak, 2023’te şirketin 45 ülkede 1.733 doğrudan tedarikçisi olduğunu belirtti. Şirket, “2023’te giysilerini üreten kesim, dikim, boyama, yıkama, baskı ve apre fabrikalarının çok önemli bir kısmının” “İspanya’da veya Portekiz, Fas ve Türkiye gibi yakın ülkelerde” bulunduğunu belirtti.

Bu yakın üretim 2024’te devam ederse veya artmaya devam ederse, bu Inditex’in daha dayanıklı olmasını ve cirosunu artırırken karbon emisyonlarını daha iyi kontrol edebilmesini sağlayacaktır, ancak kârlar üzerindeki etkisi henüz görülmedi. Şirket, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı’ndaki gerginliklerin bilançoları için oluşturduğu potansiyel risk konusunda daha önce uyarıda bulunmuştu ve bu da artan ulaşım maliyetlerine yol açabilir. Hava taşımacılığı, yalnızca daha yüksek çevresel maliyeti nedeniyle değil, aynı zamanda ekonomik maliyeti nedeniyle de şirketin önceliği olmamıştır ve yalnızca istisnai durumlarda kullanılır.

Tedarikçi listesinin ve şirketin değer zincirinde Çin, Bangladeş, Hindistan, Pakistan, Vietnam ve Kamboçya’nın önemli ağırlığının ötesinde, her ülkede üretilen giysi görevlerini ve türlerini de dikkate almak gerekir. Bu bağlamda, Inditex, daha mevsimlik giysilerin üretimini son trendlere daha yakın tutarak, temel ve daha zamansız giysilerin üretimini Asyalı tedarikçilerine odaklamıştır.

Bu strateji, şirketi potansiyel tedarik zinciri kesintilerinden korumak ve sezonda belirli bir noktada mağazalara talep gören giysilerin daha hızlı teslim edilmesini sağlamak için tasarlanmıştır. Ancak perakende satış noktaları ve çevrimiçi platformları, Asyalı tedarikçilerinden deniz yoluyla gönderilen malları giderek daha uzun teslim süreleriyle almaktadır. Bu metodoloji, yukarıda belirtilen gerginliklerin neden olduğu kesintilere yanıt olarak yılın başından itibaren iyileştirildi.

Inditex, Reuters tarafından erişilen verilerin doğruluğunu ne doğruladı ne de yalanladı, ancak Asya üretiminin çoğunun deniz yoluyla geldiğini belirterek bu stratejiyi yineledi. Ancak şirket, istisnai durumlarda başka ulaşım yöntemlerine başvurabileceklerini belirtti. Ticaret gemilerinin alternatif rotalar kullanmak zorunda kalması nedeniyle “daha yüksek yakıt tüketimi ve olağanüstü ek ücretler nedeniyle artan ulaşım maliyetleri riski”ni kabul ederken bile şirket deniz taşımacılığına öncelik vermeye devam ediyor.

Kârlılık açısından, bunun 2024’ün ilk yarısını 31 Temmuz’a kadar net kârda %10,23 artışla 2,778 milyar avroya ve satışlarda %7,2 artışla 18,065 milyar avroya ulaşan şirketi önemli ölçüde etkilemiş gibi görünmüyor. Bu büyümenin Inditex’in çevresel etkisindeki dalgalanmalarla birlikte elde edilip edilmediği ve dolayısıyla satış ve kâr büyümesini sera gazı emisyonlarındaki artıştan ayırıp ayıramadığı henüz belli değil. Eğer öyleyse, şirket 2030 yılına kadar emisyonlarını 2018 baz yılına göre %50’den fazla azaltma ve böylece 2040 yılına kadar net sıfır emisyonlu bir şirket olma gibi temel çevresel hedeflerine doğru ilerleyebilir.