Rusya’nın en büyük sınır ötesi e-ticaret platformu Ozon Global tarafından Türk girişimciler için düzenlenen Istanbul COM.E ON Forum’un ikincisi bu yıl 25 Eylül’de gerçekleştirilecek. Forum, Türkiye ile Rusya arasındaki sınır ötesi e-ticaretin gelişmesini ve Türk satıcıların Rusya pazarında satış yapmanın inceliklerini daha derinlemesine anlamalarını sağlayacak.
Etkinlik kapsamında Ozon Türkiye Direktörü Hazal Maraş ve Ozon Global’in diğer uzmanları, Türk-Rus sınır ötesi e-ticaretinin geleceğini tartışacak. Ozon Türkiye’nin Türk satıcıları desteklemek için sunduğu yenilikleri tanıtacak ve pazaryerinde etkili satış yapmanın püf noktalarını paylaşacaklar.
Girişimciler, Ozon Global uzmanlarından, pazaryeri ortaklarından ve Türkiye’den başarılı bir şekilde çevrimiçi iş geliştiren mevcut satıcılardan canlı tartışmalar ve faydalı tavsiyeler dinleyecekler.
25 Eylül saat 11:00’de İstanbul Marriott Şişli Otel’de gerçekleşecek foruma kayıtlar online gerçekleştirilecek. Ayrıca forum, online yayınla da takip edilebilecek. Etkinliğe katılım ücretsizdir.
Türk satıcıların cirosu Ozon’da 2 kat arttı
Istanbul COM.E ON Forum, geçen yıl Türkiye genelinden 500’den fazla girişimciyi bir araya getirdi. Forum, birçok satıcının Rusya pazarına başarılı bir şekilde girmesine ve Ozon pazaryerinde satışlarını artırmasına yardımcı oldu.
Ağustos 2022’de İstanbul ofisini açan Ozon Global, iki yıldır Türk girişimcilerle iş birliğini aktif bir şekilde geliştiriyor. 2024’ün 2. çeyreği itibarıyla platformdaki Türk satıcıların cirosu bir önceki yıla göre 2 kat arttı ve Ozon alıcıları, geçen yılın aynı dönemine kıyasla Türkiye’den 2,2 kat daha fazla sipariş verdi.
Foruma kaydolmak için burayı ziyaret edebilirsiniz.
Lefties, Türkiye’deki büyümesini hızlandırarak Eylül ve Kasım ayları arasında Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana’da 5 yeni mağaza açıyor. Teknoloji odaklı Digital Store konsepti ve yenilikçi Easy Pay ödeme sistemiyle müşterilere pratik ve modern bir alışveriş deneyimi sunmayı hedefliyor.
İspanyol moda devi Inditex’in popüler markalarından biri olan Lefties, Türkiye’deki genişleme sürecine hızla devam ediyor. Marka, Eylül ve Kasım ayları arasında Türkiye’nin dört büyük şehrinde 5 yeni mağaza açarak ülke genelindeki varlığını güçlendiriyor. Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana’da açılacak mağazalarla birlikte Lefties, Türkiye pazarındaki mağaza sayısını 7’ye çıkarmış olacak.
İlk mağaza açılışı 5 Eylül’de Ankara Metromall AVM’de gerçekleşirken, 19 Eylül’de İstanbul’daki Meydan AVM’de ikinci mağaza açılacak. Ekim ayında İzmir Optimum’da, Kasım ayında ise Adana Optimum ve İstanbul City’s AVM’de yeni Lefties mağazaları moda severlerle buluşacak. Böylece markanın Maltepe Piazza ve Bayrampaşa Forum İstanbul’daki mağazalarına ek olarak, Türkiye’deki mağaza ağı daha da genişleyecek.
Teknoloji odaklı mağaza konsepti: Digital Store
Lefties’in Türkiye’deki bu büyümesi, markanın yenilikçi Digital Store konseptiyle paralel ilerliyor. 2.500 ila 3.600 metrekarelik geniş satış alanına sahip mağazalar, müşterilere pratik ve modern bir alışveriş deneyimi sunuyor. Teknolojiyle donatılmış mağazalar arasında akıllı deneme kabinleri, Easy Pay kasaları ve giysi iadesine özel kasalar dikkat çekiyor. Ürünler, fiyat ve kişisel tarz gibi çeşitli kategorilere göre düzenlenerek müşterilerin aradıkları ürüne daha kolay ulaşmaları sağlanıyor.
Easy Pay ödeme sistemi Türkiye’de yayılıyor
Lefties’in yenilikçi Easy Pay ödeme sistemi, Maltepe ve Bayrampaşa mağazalarından sonra yeni mağazalarda da kullanıma sunulacak. Bu sistem, RFID teknolojisi sayesinde müşterilerin alışverişlerini hızlı bir şekilde tamamlamalarına olanak tanıyor. Ürünler taranarak nakit, kart veya cep telefonu ile kolayca ödeme yapılabiliyor. Ayrıca bu sistem, kasa kuyruklarını ortadan kaldırarak mağaza içinde herhangi bir noktadan ödeme yapılmasını sağlıyor.
Lefties, Türkiye’deki mağaza ağını genişletirken, teknolojik yeniliklerle müşteri deneyimini geliştirmeye ve sektördeki güçlü konumunu sürdürmeye kararlı.
İş dünyasında, özellikle Türkiye’de giderek artan bir ünvan karmaşası yaşanıyor. Çalışanların iş tanımları ve sorumlulukları net olmadığı için, ünvanlar sadece prestij aracı olarak kullanılmaya başlandı. Şirketlerin çalışanlarını motive etmek için ünvanları maaş yerine kullanması, iş dünyasında bir “ünvan enflasyonu” yaratıyor. Müdür, direktör gibi yönetici ünvanlarına sahip birçok çalışanın yönetsel sorumluluğu olmaması, bu sorunun giderek büyümesine neden oluyor ve iş verimliliğini olumsuz etkiliyor. Ayrıca, çalışanlar ünvanlarıyla uyumsuz görev tanımları ve maaş politikasıyla karşılaştıklarında, işyerinde memnuniyetsizlik ve motivasyon kaybı yaşayabiliyorlar.
Ünvanların Net Tanımlanmasının Önemi
Dünya geneline baktığımızda da ünvanların net tanımlanması ve sorumlulukların açık bir şekilde belirlenmesi, çalışanların motivasyonunu ve performansını doğrudan etkilediğini görebiliyoruz. Farklı ülkelerde bu alanda çalışmalar gittiçe artıyor, örneğin İngiltere’de Chartered Management Institute (CMI) tarafından yapılan araştırmalar, şirketlerin ünvan hiyerarşisini düzenleyerek organizasyonel belirsizliği ortadan kaldırdığını gösteriyor. Benzer şekilde Avrupa Birliği’nde, ABD ve Kanada’da şirketler ünvanlar arasındaki farkları netleştirerek çalışanların sorumluluklarını ve rollerini daha iyi tanımlıyor. Türkiye’de de PwC’nin 2023 raporuna göre, çalışanların %65’i ünvanların görev tanımlarıyla uyumlu olmadığını düşünüyor. Bu nedenle, net bir ünvan tanımı hem çalışan motivasyonu hem de şirket verimliliği açısından büyük önem taşıyor.
Jilda Bal: “Ünvanların Altı Dolu Olmalı”
Gilda&Partners İnsan Kaynakları Danışmanlık Firması’nın kurucusu Jilda Bal, iş dünyasındaki ünvan karmaşasının ciddi bir problem olduğunu vurguluyor. Jilda Bal’a göre, “Ünvanların sadece bir prestij aracı olarak kullanılması, uzun vadede hem çalışanların hem de şirketlerin zararına olur.
Şirketlerin, çalışanlarına verdikleri ünvanlarla birlikte sorumlulukları net bir şekilde tanımlamaları gerekiyor. Ayrıca, ünvanla birlikte doğru orantılı maaş politikası, işlevsel bir görev tanımı ve hak edilen değerlerle birlikte düşünülmesi gerekir.
Bu şekilde, iş dünyasında verimlilik ve memnuniyet artar. Aksi takdirde yönetsel özelliği olmayan bir sürü müdür ve direktör yaratmış oluruz.” diyor.
Mobil pazar yeri OfferUps’ın yeni 2024 Yeniden Ticaret Raporu’na göre; 10 alışverişçiden altısının (%58) ikinci el ürün satın almanın yeni bir şey satın almaktan daha keyifli olduğunu söylediği ortaya çıktı. Geçtiğimiz yıl, alışverişçilerin %35’i ilk kez ikinci el satış yapmayı denedi ve bu da bir önceki yıla kıyasla yeni katılımcılarda %8’lik bir artışa işaret ediyor.
OfferUp, alışveriş yapanların %72’sinin ikinci el alışverişle ilgili önyargının azaldığına inandığını, %63’ünün ise yeni ürünler yerine ikinci el ürünleri önceliklendirenlere hayranlık duyduğunu buldu. Katılımcıların yarısından fazlası (%53) ikinci el alışverişi eğlenceli ve keyifli bir hobi olarak gördüklerini ve %55’inin yenisini bulamadıkları veya karşılayamadıkları aranan parçaları sürekli olarak ortaya çıkardıklarını söyledi.
OfferUp, “İkinci el alışverişe yönelik artan coşku, basit kabulün ötesine geçiyor; alışveriş yapanların bu alternatifle deneyimlediği neşeyi, arzuyu ve tatmini sergiliyor,” dedi. “Bu genişleme, daha geniş bir toplumsal değişimle destekleniyor; ikinci el alışveriş artık birçok kişi tarafından hem eğlenceli bir hobi hem de pratik bir finansal strateji olarak görülüyor. Bu trend, sürdürülebilir tüketici uygulamalarının artan önemini ve günümüz perakende dünyasında yeniden satışın oynadığı önemli rolü vurguluyor.”
OfferUp’ın veri analitiği firması GlobalData ile ortaklaşa yayınladığı altıncı yıllık rapor, 2029’a kadar yeniden satış pazarında tahmini %55’lik bir büyümenin olacağını ve tahmini 291,6 milyar dolara ulaşacağını ortaya koyuyor. Raporda, genişlemenin yeniden satışın 2029’a kadar toplam perakende pazarının %8’ini oluşturacağı ve genel perakende pazarını %21 geride bırakacağı belirtiliyor.
Önyargılar Azaldıkça İkinci El Pazarı Büyümeye Devam Ediyor
İkinci el ürün satın almak insanlara memnuniyet, heyecan ve sevinç duyguları yaşatıyor
Ankete göre ikinci el ürün satın almak duygusal ödüllerle de geliyor; katılımcıların %66’sı memnuniyet, %61’i heyecan ve %50’si sevinç duyguları bildiriyor. Alışveriş yapanların dörtte üçünden fazlası (%76), ikinci el buldukları için iltifatlar bile aldı ve bu, önceden sahip olunan ürünleri benimsemenin getirdiği gurur ve tatmin duygusuna katkıda bulunuyor.
Fiyatlar yüksek kalmaya devam ederken, ikinci el birçok tüketici için önemli bir finansal strateji haline geldi. 2024 raporu, alışveriş yapanların neredeyse dörtte üçünün (%74) ekstra gelir elde etmek için çevrimiçi yeniden satış platformlarında ürün sattığını ve %60’ının kazançlarını faturaları veya günlük masrafları karşılamak için kullandığını buldu. Yeniden satış, katılımcıların %50’si için yan iş veya ek gelir kaynağı haline geldi ve dörtte biri kârlarını seyahat, tatil, eğitim veya kendini geliştirme için kullanırken, üçte biri kazançlarını borç ödemelerine ayırıyor.
OfferUp’ın 2024 Yeniden Ticaret Raporu, Pollfish tarafından gerçekleştirilen ve 1.500 ABD’li yetişkine ikinci el alım satım davranışları hakkında belirli sorular sorulan Temmuz 2024 anketini içeriyor.
Yapay zeka dünyasında yeni bir kavram ortaya çıkmaya başladı: Agentic AI (Ajantik AI). Forbes’a göre, “Bu yenilikçi teknoloji sadece bir başka endüstri modası değil; AI yeteneklerinin sınırlarını yeniden tanımlamaya hazır bir paradigma değişimi.”
CMSWire’ın bildirdiğine göre, bu yeni uygulama, otonom olarak işlev gören, görevleri yürüten, kararlar alan ve devam eden insan denetimi olmadan hedeflere ulaşan, yaygın olarak AI ajanları olarak bilinen akıllı sistemleri içeriyor. Bu ajanlar verileri analiz edebilir, deneyimlerden ders çıkarabilir ve yeni senaryolara uyum sağlayabilir, bu da onları “çeşitli iş uygulamalarında son derece çok yönlü araçlar” haline getirir.
Kuruluş, ajantik yapay zekanın “daha önce ulaşılamayan bir kişiselleştirme, verimlilik ve yanıt verme düzeyi sunarak” daha iyi bir müşteri deneyiminin önünü açacağını açıkladı. Ayrıca, teknolojinin yıl sonuna kadar ana akım haline geleceğini ve yapay genel zeka (AGI) için ortamı hazırlamaya yardımcı olacağını öngörüyor.
Agentic AI Müşteri Deneyimine Yardımcı mı Yoksa Engel mi Olacak?
Agentic AI zincirleme yeteneği sayesinde yapay zekayı geride bırakıyor
Agentic AI, tek bir isteğe yanıt olarak bir dizi eylem gerçekleştirmesine olanak tanıyan bir “zincirleme” yeteneği sunarak tipik yapay zekayı geride bırakıyor. Bu, Forbes’a göre “karmaşık görevleri daha küçük, yönetilebilir adımlara” ayırmasını sağlıyor. Forbes, “Agentic AI’yı steroidli bir dijital asistan olarak düşünün” diye açıkladı. “Sadece sorularınızı yanıtlamak veya basit görevler gerçekleştirmek yerine, inisiyatif alabilir, karmaşık sorunları çözebilir ve yaklaşımını değişen koşullara göre uyarlayabilir.”
New York Times, “ajantik AI” teriminin “bir şeyin ajan gibi davrandığını” söylemenin daha sofistike bir yolu olduğunu belirtti. Ajantik AI, yanıt oluşturmak için insanların komutları girmesini gerektiren sohbet robotlarına kıyasla otonom olarak çalışabilir. Bir kullanıcı, bir web sitesi tasarlamak, bir gezi rezervasyonu yapmak veya hangi fabrika makinelerinin bakıma ihtiyacı olduğunu tahmin etmek gibi karmaşık bir hedef belirleyebilir ve AI tüm gerekli görevleri kendi başına halleder.
Bu teknoloji, çağrı merkezleri gibi AI’nın halihazırda yaygın olarak konuşlandırıldığı sektörlere daha fazla fayda sağlayabilir. CX Today’e göre, bu merkezlerde AI’yı çevreleyen heyecan yıllardır artıyor ve birçok işletme günlük operasyonları iyileştirme potansiyelini kabul ediyor. 8×8 tarafından 2023 sonlarında tamamlanan bir ankete göre, “katılımcıların %94’ü üretkenlikte iyileşmeler bildirirken, %93’ü önümüzdeki 12 ayda iletişim merkezi otomasyonunu benimsemenin veya artırmanın önemli olduğunu kabul ediyor.”
NVIDIA ayrıca yakın zamanda yapay zekanın hem verimliliği hem de kişiselleştirmeyi artırarak perakende müşteri hizmetlerini nasıl dönüştürdüğüne dair bir makale yayınladı.
Perakendeciler, yüksek çağrı hacimlerini ve karmaşık müşteri sorgularını yönetmek için giderek daha fazla diyalogsal AI ve AI tabanlı çağrı yönlendirme kullanıyor. Örneğin, Tayland’ın 7-Eleven lokasyonlarının operatörü olan CP All, günlük 250.000’den fazla çağrıyı işleyen AI sohbet robotlarını kullanarak çağrı merkezi yükünü %60 oranında azaltıyor. Bu teknoloji yanıt sürelerini ve doğruluğu iyileştirerek daha yüksek müşteri memnuniyeti sağlıyor ve insan temsilcilerin daha karmaşık konulara odaklanmasını sağlıyor.
Üretken AI ve doğal dil işleme (NLP) bu değişimde çok önemli rol oynuyor. Bu araçlar, sohbet robotlarının ve sanal asistanların müşteri ihtiyaçlarını daha etkili bir şekilde anlamasını ve yanıtlamasını sağlıyor. AI sistemleri, geçmiş etkileşimlerden gelen verileri analiz ederek kişiselleştirilmiş hizmet ve ürün önerileri sağlıyor ve bu da perakendecilerin müşterilerinin değişen beklentilerini karşılamalarına yardımcı oluyor.
Perakendede AI’nın yatırım getirisi (ROI) de dikkat çekicidir. AI, rutin görevleri otomatikleştirerek ve müşteri etkileşimlerini geleneksel yöntemlerden daha verimli bir şekilde yöneterek operasyonel maliyetleri azaltır. Perakendeciler, azaltılmış yanıt süreleri, daha düşük çağrı merkezi maliyetleri ve iyileştirilmiş müşteri memnuniyeti puanları gibi temel göstergeler aracılığıyla başarıyı ölçebilir.
Yakın zamanda yapılan bir Cogito anketine göre, müşteriler yapay zekanın sağladığı kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimini giderek daha fazla benimsiyor, ancak yine de insan etkileşimine büyük önem veriyorlar. Özellikle, “katılımcıların yarısından fazlasının (%53) ihtiyaçlarına ve satın alma geçmişlerine göre uyarlanmış ilgili yükseltmeleri veya fırsatları önermek için yapay zeka kullanan bir temsilciden hoşlandığı” bulundu.
Ajantik AI’nın gelişi, verimliliği ve kişiselleştirmeyi daha da artırarak perakendede dönüştürücü bir değişim vaat ediyor, ancak aynı zamanda insan dokunuşuna olan devam eden ihtiyacın da altını çiziyor. AI karmaşık görevleri otonom bir şekilde ele almak için evrimleştikçe, zorluk, teknolojik ilerlemeleri müşteri hizmetlerinde insan bağlantısının yeri doldurulamaz değeriyle dengelemek olacak.
Bu yıl ikincisi gerçekleşecek olan Boyner Dynamic Fest öncesinde, hem festival hem de Boyner’in aktif yaşam çalışmalarını Boyner Büyük Mağazacılık Pazarlama ve Marka Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Nurçin Koçoğlu ile konuştuk.
Spor giyim ve aktif yaşam trendlerinin tüm dünyada hızla evrildiğini görüyoruz. Boyner olarak bu değişen trendlere nasıl uyum sağlıyorsunuz? Bu alanda marka olarak yürüttüğünüz yenilikleri nasıl belirliyorsunuz?
Boyner Büyük Mağazacılık Pazarlama ve Marka Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Nurçin Koçoğlu
Spor giyim, artık sadece spor salonları veya antrenmanlar için değil, günlük yaşamın her alanında tercih edilen bir stil haline geldi. Rahatlık, konfor ve stili bir arada sunan bu akım sürekli gelişen ve değişen bir moda anlayışını da beraberinde getiriyor. Benzer şekilde aktif ve iyi yaşam da son dönemde yükselen bir trend olarak öne çıkıyor. McKinsey & Company‘nin “wellness” (iyi yaşam) raporuna göre, 2020 itibarıyla 1,5 trilyon dolar değerinde olan global wellness pazarı, her yıl %5 ila %10 oranında büyüme kaydediyor. Bu büyüme, bireylerin hem bedensel hem de zihinsel sağlıklarına daha fazla yatırım yaptığını ve buna paralel olarak rahatlık ve şıklığın birleştiği moda anlayışının da popülaritesini artırdığını gösteriyor.
Türkiye’nin 42 ilindeki mağazalarımız ve Boyner Online ile 600’den fazla markayı bir araya getiren büyük bir perakende operasyonu yürütüyoruz. Spor kategorisinde de uzun yıllardır sektöre yön veren güçlü ve önemli bir destinasyonuz. Global gelişmeleri yakından takip ediyor, dünyanın ve Türkiye’nin en sevilen markalarının en özel koleksiyonlarını Boyner filtresiyle müşterilerimizle buluşturuyoruz.
Mağaza konseptlerimizi müşteri deneyimi ve mutluluğunu odağımıza alarak geliştiriyoruz. Teknoloji, sanat, spor ve sürdürülebilirlik 2020 yılında başlattığımız deneyim odaklı mağazacılık dönüşümümüzün yapı taşlarını oluşturuyor. Teknolojiyi müşteri deneyimi ve mutluluğu için önemli bir araç olarak kullanıyor, data ve veri analitiğinin gücüyle müşterilerimizin karşısına kişiselleştirilmiş iletişimlerle çıkıyoruz. Tüm bu çalışmalarımızla müşterilerimizin hayatına değer katmaya odaklanıyor ve onların kalbinde yer ediniyoruz.
Boyner Dynamic Store konseptini oluştururken hangi müşteri beklentilerini dikkate aldınız? Bu mağaza formatının müşteri deneyimine olan katkılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Uzun bir süredir deneyim mağazacılığı adına oldukça hareketli bir dönüşüm içerisindeyiz. Müşterilerimize sunduğumuz deneyimi günden güne geliştirmeye devam ediyoruz. Boyner Dynamic mağaza konseptimizin ilham kaynağı da hayatın dinamik halinden beslenen deneyim tutkumuz oldu. Uzun yıllardır ürün seçkimizle spor giyimin ilk akla gelen destinasyonlarından biri olarak buradaki deneyimimizi sadece performans odaklı spor giyim ve outdoor ürünlerini bir araya getiren bir konseptle sunmaya başladık.
Şu anda Cevahir AVM, Mall of İstanbul AVM ve Terracity AVM’de olmak üzere 3 tane Boyner Dynamic mağazamız bulunuyor. Bu mağazalarımızda dünyaca ünlü 50’den fazla markanın performans sporlarına ait 4000’den fazla ürün ve aksesuarını bir araya getiriyoruz.
Spor ve dinamizm odağında hayata geçirdiğimiz Boyner Dynamic mağazalarımız aktif yaşamı hayat tarzı haline getirenlerin en sevdiği alışveriş destinasyonlarından biri oldu. Geçtiğimiz Haziran ayında bu girişimimizi bir adım ileri taşıdık ve Boyner Dynamic Teen ile gençlere ve çocuklara özel yepyeni bir dünyanın kapılarını araladık. Onların enerjisi ve spor tutkusundan ilham alarak tasarladığımız ve ilkini Boyner İstinyePark İstanbul içinde açtığımız Boyner Dynamic Teen mağazamızla 8-16 yaş grubu ile daha özel bir buluşma gerçekleştiriyoruz. Yüzme, basketbol, tenis, voleybol, hentbol, kayak, futbol, atletizm gibi pek çok farklı spor dalına ait tüm parçalar ve outdoor ürünleri bu mağazamızda yerini alıyor. Boyner Dynamic Teen ile küçük yaştan itibaren sporu bir alışkanlık ve yaşam tarzı haline getiren çocuklarımızın yanında olmayı hedefliyoruz.
Boyner Dynamic sporu hayatının bir parçası haline getiren herkese geniş bir ürün seçkisi, deneyimlerle dolu konforlu ve özel bir alışveriş süreci sunuyor.
Boyner Dynamic Store konsepti, müşterilere sunduğu deneyimleri nasıl farklılaştırıyor? Bu mağazalarda sunulan yenilikçi hizmetler ve teknolojiler nelerdir?
“Sporu Büyük Yaşa” mottosuyla hayata geçirdiğimiz Boyner Dynamic mağazalarımızda, performans sporlarına yönelik geniş bir ürün ve aksesuar yelpazesi sunuyoruz. Basketbol, voleybol, tenis, yüzme, koşu gibi farklı spor dallarına ait koleksiyonlarımız ve geniş bir outdoor ürün seçkisiyle spor tutkunlarının tüm ihtiyaçlarını bir araya getiriyoruz.
Mağazalarımızda, aktif yaşam ve sporun önemine vurgu yaparak müşterilerimize bu alanda derin bir farkındalık kazandırmayı hedefliyoruz. Mağazalarımızda sunduğumuz yenilikçi hizmetler ve teknolojiler, sadece ürünleri değil, aynı zamanda spor yapma deneyimini de ön planda tutuyor.
Çocukların ve gençlerin merak noktası olmaya aday Boyner Dynamic Teen’de eğlenceli deneyimler ve dijital alanlar bambaşka bir dünya sunuyor. Teknolojinin ve sanal dünyanın limitsizliğiyle tasarlanan bu alanlarda interaktif bisiklet parkurunda sürüş, yanıp sönen basketbol toplarına zıplayarak belli bir süre içinde dokunma, dijital ekranda görünen hareketleri birebir hızlıca uygulayarak puan kazanılan eğlenceli oyunlar, sanal futbol topuyla şut atma gibi farklı deneyim alanları gençleri ve çocukları alışverişin ötesinde renkli, dinamik ve eğlenceli bir dünyaya taşıyor.
Boyner Dynamic mağazalarımızda ise 3D ayak tarayıcı, outdoor kıyafetlerin denenebileceği soğuk oda, basketbol sahası, koşu bandı, sanal gerçeklik ve retro oyunlar gibi yenilikler ve aktiviteler sunuyoruz. Satın almayı düşündüğü ayakkabıları denemek isteyen sporseverler koşu bandında koşarken karşıdaki ekranda ormanda, sahilde veya atletizm pistinde koşma hissini veren özel videoları izleyebiliyor. Playstation alanı ve Sanal Gerçeklik odası ile oyun, eğlence ve spor trendleri bir arada sunuluyor.
Bunun yanı sıra, mağazalarımızda düzenlediğimiz çeşitli etkinlikler ve atölyelerle, spor yapmayı teşvik ediyor ve aktif yaşamı destekliyoruz. Bu etkinlikler, müşterilerimize alışverişin ötesinde, sporun keyfini çıkarabilecekleri ve aktif bir yaşam tarzını benimseyebilecekleri bir deneyim sunuyor. Boyner Dynamic mağazaları, sporun çok yönlü bir yaşam biçimi olduğunu yansıtan, inovatif ve etkileşimli bir ortam sunarak, sporun günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmesine katkıda bulunuyor.
Boyner Dynamic Fest ile enerji ve dinamizmi ön plana çıkarıyorsunuz. Festivali hayata geçirmeniz ardında yatan içgörüyü nasıl tanımlıyorsunuz? Festivalin marka stratejinize nasıl katkıda bulunduğunu düşünüyorsunuz?
Boyner Dynamic Fest’in çıkış noktası hayatın dinamik halinden beslenen deneyim tutkumuz. Uzun yıllardır dinamik ve enerjik yönü ile öne çıkan, güçlü sportif markaları bir araya getiriyoruz. 2020 yılında bu alandaki odağımızı daha derinleştirmek adına Boyner Dynamic mağaza konseptimizi hayat geçirdik. Boyner Dynamic mağaza konseptimiz kısa bir süre sonra Boyner Dynamic Team koşu takımımızın kurulmasına ilham oldu. Boyner Dynamic koşu takımımız yaklaşık 4 yıldır kendi koşu kaptanlarıyla hem Anadolu hem de Avrupa yakasında farklı parkurlarda düzenli olarak koşular düzenliyor, maratonlarda yer alıyor. Geçtiğimiz Haziran ayında da 8-16 yaş aralığındaki çocuklara ve gençleri performans sporlarına yönelik ürünlerle buluşturan Boyner Dynamic Teen mağazamızın kapılarını da Boyner İstinyePark İstanbul’da açtık. Boyner Dynamic Fest ise hem Boyner mağazalarında bulunan spor ve outdoor kategorisindeki güçlü konumumuzun hem de hayatın dinamik halinden beslenen deneyim tutkumuzun bir dışa vurumu oldu.
Tüm bu dinamikleri düşündüğümüzde festival Boyner’e çok yakışan bir adım oldu. “Aktif yaşam deneyimi” hem Boyner Dynamic mağazalarımızın hem de festivalin ortak noktası. İki adımımızın da birbirini beslediğini, Boyner Dynamic Fest’in Boyner’in dinamik yönünü yansıtmasının yanı sıra aktif yaşamla ilgili farkındalık yaratma noktasında önemli bir rol üstlendiğini düşünüyoruz.
“Yılın En Dinamik Festivali” mottosuyla ilkini 2023 yılının Eylül ayında gerçekleştirdiğimiz Boyner Dynamic Fest ile herkesi iyi ve aktif yaşama davet ettik. İlk yılımızda yoğun bir ilgiyle 7500’den fazla katılımcıyı ağırladık. Aktif yaşamın farklı yönlerinin deneyimlenmesini sağlayan, farklı spor aktivitelerini içeren alanlar oluşturduk. Sürdürülebilirlikle olan güçlü bağımızı da yansıtarak “atıksız festival” olmasına özen gösterdik. Festivalin ilk yılında aldığımız olumlu geri dönüşler bizi ikincisini gerçekleştirmek için daha da motive etti ve Boyner Dynamic Fest’in ikincisi için harekete geçtik.
Bu yıl da doğanın kalbinde ve oldukça merkezi bir lokasyonda, sporun müzikle, iyi yaşamın eğlence ve deneyimle buluştuğu çok ses getiren bir festivale ev sahipliği yapacağız.
Her yaş grubundan katılımcıya unutulmaz anlar yaşatmayı amaçladığımız, deneyimin ön planda olduğu Boyner Dynamic Fest; enerjik aktiviteler ve eğlenceli programıyla gene dolu dolu geçecek, katılımcılara hem fiziksel hem de zihnen yenilenme fırsatı sunacak. Sınırları zorlayacak spor aktiviteleri, yaratıcı atölyeler, gün boyu süren etkinlikler Boyner Dynamic Fest sahnelerinde katılımcıları bekliyor. Olimpiyat sporcularımızdan Kuzey Tunçelli, yüzücü Aysu Türkoğlu ilham veren hikayeleriyle festivalde olacak. Festival boyunca iyi yaşama odaklanan çeşitli atölyeler ve etkinlikler de planladık. Minikleri de birbirinden renkli atölye ve eğlenceli etkinlikler bekliyor. Her yaş grubundan katılımcıya unutulmaz anlar yaşatmayı amaçladığımız festivalimiz patili dostlarımıza da açık. ‘Atıksız festival’ vaadimizi bu yıl da kararlılıkla yerine getirme hedefimizi koruyoruz. Dinamizm dolu bir hafta sonu için herkesi 28-29 Eylül’de Bonus Parkorman’a bekliyoruz.
Aktif yaşamı destekleyen bir marka olarak, Boyner’in gelecekte spor ve aktif yaşam alanında hangi yenilikçi projeleri veya iş birliklerini hayata geçirmeyi planladığını öğrenebilir miyiz?
Uzun yıllardır spor giyim kategorisinde tüketicilerin ilk aklına gelen alışveriş destinasyonlarından biriyiz. Günden güne değişen giyim kodları ve spor alışkanlıklarının artması bu kategorimizin çok daha fazla ön plana çıkmasını sağladı ve aktif yaşama olan tutkumuz tek başına bir mağazacılık konsepti olabilecek kadar güçlü hale geldi. Biz de Boyner Dynamic ile spor kategorisindeki hali hazırdaki gücümüze deneyimi de ekleyerek yola çıktık. Boyner Dynamic’in sadece bir mağazacılık konsepti değil aynı zamanda iyi ve aktif yaşam konusunda farkındalık yaratacak bir platform olmasını hedefliyoruz. Boyner Dynamic çatısı altında daha fazla spor ve aktif yaşam odaklı projeler geliştirmeyi, müşterilerimize yenilikçi deneyimler sunmayı planlıyoruz.
Öte yandan Boyner Dynamic Fest’i geleneksel hale getirip her yıl sürdürülebilir bir etki yaratmayı önemsiyoruz. Festivalimize her yıl bir yenilik katmak, ziyaretçilerimizi şaşırtmak ve dinamizm dolu iki gün yaşatmak hedeflerimiz arasında yer alıyor.
Meta, markaların platformları üzerinden tüketicilerle bağlantı kurmasına yardımcı olacak bir dizi yeni reklam aracı tanıttı.
Meta, Markaların Tatil Satışlarını Artırmasına Yardımcı Olacak Yeni Reklam Araçlarını Tanıttı
Meta’nın kullanıma sunduğu yeni araçlar:
Meta, sonbaharın ilerleyen dönemlerinde reklamverenlerin, mağazalarda alışveriş yapma olasılığı en yüksek olan kişilere reklam gösterme ve kullanıcıların bir sonraki ziyaretlerini kolayca planlayabilmeleri için kullanıcıya yakın mağaza konumlarını vurgulama yeteneğini test etmeye başlayacağını söyledi;
Tatil seyahatleri artarken, Meta, işletmelerin belirli bir konumla ilgilenen kişilere reklam göstermeleri için yeni bir yol sunarak markaların kendi şehirlerindeki veya bölgelerindeki turistlere, alışveriş yapanlara ve ziyaretçilere ulaşmalarına yardımcı oldu. Örneğin, bir kişi tatiller için bir gezi planlıyorsa ve sosyal içerikle etkileşim kuruyorsa veya o şehirde yapılacak yeni şeyler arıyorsa, mevsimsel satışları yakalamak isteyen işletmelerden reklam alabilir;
Reklamlarda promosyon kodlarını vurgulama yeteneği, Instagram ve Facebook kullanıcılarının indirimleri uygulamasını kolaylaştırır. Şirket ayrıca platformundaki reklamlarda promosyonları daha belirgin bir şekilde öne çıkarmanın diğer yollarını da test ediyor; bunlara “ilk satın alma” teklifleri ve kişiselleştirilmiş indirimler de dahil ve bu özelliklerden bazılarını kısa video teklifi Instagram Reels’e getiriyor;
Hatırlatma reklamları için yeni seçenekler: Reklamverenler, kullanıcıları yaklaşan bir etkinlik, lansman veya satış hakkında bilgilendirmek için hatırlatma reklamlarını kullanabilir. Artık reklamverenler, bu kullanıcıları satın alma işlemleri yapmaları ve onlarla daha sık bağlantı kurmaları için mobil uygulamalarına yönlendirebilecekler. Bu ek bildirim seçenekleri, reklamverenlerin insanlara fırsatların ne zaman başlayacağını ve ne zaman sona ereceğini bildirerek sezonluk satışlara olan talebi artırmalarına olanak tanıyacak; ve
İşletmeler artık Facebook Akışındaki tek bir resim veya video reklamına birden fazla açılış sayfası eklemek için site bağlantılarını kullanabilir ve bu sayede insanların en çok ilgilendikleri içeriklere daha kolay bir şekilde ulaşmalarına yardımcı olabilir. Örneğin, cilt bakımı, makyaj, parfüm ve tatillere özel ürünler sunan bir güzellik şirketi artık kullanıcıların bir Facebook reklamından doğrudan kategoriye veya ürüne özel bir açılış sayfasına tıklamasına izin verebilir.
Perakende medya patlaması devam ederken, perakendeci ile taşıdıkları markalar arasındaki ilişki önemli bir dönüşümden geçiyor. Markalar, ürünlerini yeni ve mevcut müşterilere ulaştırmak için mağazalara dağıtmak amacıyla her zaman perakendecilerle strateji geliştirmek, planlamak, pazarlık yapmak ve harcama yapmak zorunda kalmış olsalar da, taahhütleri bir kez daha evrim geçiriyor. Sınırlı raf alanı ve alışverişçilerinin iyi gelişmiş bir profili sebebiyle, perakendeciler markalarla ‘müzakerelerini’ desteklemek için süreçler, taahhüt gereksinimleri ve hatta karmaşık araçlar geliştirdiler – yani JBP (ortak iş planlaması).
Dinamik ve giderek karmaşıklaşan bir ortamda, perakendeciler ve markalar, ikili rollerini dengelemek ve perakende medyasına daha fazla reklam harcaması akarken başarılı bir şekilde rekabet etmek için yeni bir oyun kitabına ihtiyaç duyuyor. İşte her iki tarafın da perakende medya alanında tam potansiyellerini gerçekleştirmeleri için tasarlanmış birkaç temel strateji:
Perakende Medyada Rol Değişimini Yönetmek
Perakende MedyadaAlıcılar ve Satıcılar Arasındaki İş Birliğini Rolleri Birleştikçe Teşvik Etmek
Peki, perakende medyasını geçmiş yıllarda JBP’ye karşı diğer yıkıcılardan farklı kılan nedir? Perakendeye ‘satıcılar’ ve markalara ‘alıcılar’ getirdi, geleneksel olarak ise tam tersi olmuştu. Sektör uzun zamandır klasik bir atasözüyle yaşarken, “altını olan kuralları koyar” perakende medyasının yükselişi senaryoyu her iki taraf için de tamamen tersine çevirdi.
Perakendeciler perakende medya ağları üzerinden medya satıcılarına dönüşürken, bu rol değişimi hem perakendeciler hem de markalar için benzersiz bir zorluk yaratıyor. Bu, dönüşümün katalizörü olsa da, her iki taraf da nasıl uyum sağlayacağı konusunda boğuşuyor.
Path to Purchase Institute’un yakın zamanda yaptığı bir ankete göre, markaların ve perakendecilerin %75’i perakende medyasının ilişkilerini geliştirdiğini ve iş birliğini teşvik ettiğini kabul ediyor. Bu, perakende medyasının birleştirici bir güç olabileceğini ve her iki tarafı birbirine yakınlaştırabileceğini gösteriyor. Perakendeciler ve markalar, ortak hedefleri desteklemek için birlikte çalışarak daha güçlü ilişkiler kurabilir ve karşılıklı faydalar sağlayabilir.
Her iki taraf da bu yepyeni dünyayı dolaşırken, perakendeciler medyayı etkili bir şekilde satma yeteneklerini sürdürmek için becerilerini geliştirmek üzere kritik bir sınavla karşı karşıyadır. Markalar, perakendecilerden yüksek sadakatli hedef kitle hedeflemesi, kampanya optimizasyonu ve güçlü analizler sunmayı gerektiren ve markaların hedef kitlelerine daha etkili bir şekilde ulaşmasını sağlayan iş senaryosu arıyor. Aslında, CPG markalarının %80’i perakende medya yatırımlarını etkileyen en etkili hususlar olarak veri ve içgörü kalitesini, ölçeği, erişimi ve raporlama yeteneklerini sıralıyor.
Mevcut Ortamın Dinamiklerini Yansıtan Yeni Becerilere Yatırım Yapmak
Markaların etkileşim kurmasını kolaylaştıran ve sonuçları desteklemek için kapsamlı içgörüler sunan perakendeciler daha fazla marka etkileşimi çekecektir. Perakendeciler markalara değer sağlayarak ilişki kurabilir ve artan veri paylaşımı, ortak pazarlama çabaları ve paylaşılan içgörüler gibi karşılıklı faydaları yönlendirebilir. Örneğin, marka bütçelerinin %60’ı ve ticaret bütçelerinin %46’sı perakende medyasına kayıyor ve bu da bu alanda önemli bir yatırım artışına işaret ediyor.
Sonuçları Optimize Etmek ve Verimliliği Artırmak için Çevik Olmak
Alıcılar ve satıcılar arasındaki çizgiler belirsizleştikçe, markaların yeni yaklaşımlara açık olması ve esnekliğe öncelik vermesi hayati önem taşıyor. Aynı araştırmaya göre, markaların %75’i mağaza içi teşhirler ve dijital tabelalar gibi yeni perakende medya formatlarını denemeye istekli. Markalar yeni yaklaşımlara daha açık olarak, müşterilerle erişimlerini ve etkileşimlerini artırabilirken, satışları ve geliri de artırabilirler.
Ayrıca, perakendeciler ve markalar daha sofistike ölçüm ve analiz yetenekleri geliştirmek için birlikte çalışmalıdır. Aslında, markaların %80’i perakende medya kampanyalarının etkinliğini izlemek için daha gelişmiş analiz ve ölçüm yetenekleri arıyor. Perakendeciler ve markalar bu yetenekleri geliştirmek için iş birliği yaparak kampanyalarının etkisini daha iyi anlayabilir ve stratejilerini optimize etmek için veri odaklı kararlar alabilirler.
İşbirliği Anahtardır: Anı Yakalamak ve Sektörü İleriye Taşımak
Sonuç olarak, perakende medyasının büyümesi hem perakendeciler hem de markalar için yaklaşımlarını yeniden gözden geçirmeleri ve ortak hedeflerini destekleyecek adımlar atmaları için mükemmel bir fırsat yarattı.
İşbirliğine öncelik vererek, yeni becerilere yatırım yaparak ve çevik kalarak, her iki taraf da perakende medya ortamında büyüme ve başarıyı yönlendirebilir ve aynı zamanda birbirleriyle daha güçlü ilişkiler kurabilir. Hem perakendeci hem de marka, mevcut ortamda yeni rollerinin faydalarından yararlanmaya odaklandığında, en önemli, ortak hedefleri olan müşteri değerini nihayetinde etkileyecek gerçek bir sinerji oluşabilir.
Markalar ve perakendeciler bu anı yakalama ve sektörü ileriye taşıma gücüne sahipler; ancak bunu sadece birlikte başarabilirler.
Segmentler genelindeki perakendeciler, akıllı mağaza hedeflerini onlarca yıldır genişletiyor. 1980’lerin sonlarında self-checkout kiosklarının tanıtılmasıyla başlayıp günümüzün akıllı RFID etiketlerine ve hatta tamamen otomatik vitrinlere doğru ilerleyen perakende liderleri, yavaş ama emin adımlarla dijital mağaza içi geliştirmeleri benimsedi.
Bunun büyük ölçüde tüketicilerin gelişmiş kişiselleştirme ve kolaylık arzusundan ve teknolojinin günlük yaşamlarına giderek daha fazla yerleşmesiyle artan dijital yeteneklerinden kaynaklandığı iddia edilebilir. Çoğu perakendeci, dijital olarak bilgili tüketicilerinin taleplerine kulak vererek, bağlı teknolojileri çeşitli derecelerde mağazalarına yerleştirdi. 2030 yılına kadar, bu agresif yatırımlar sayesinde akıllı perakende pazarı 91,36 milyar dolar değerinde olacak.
Ancak bu, akıllı mağazaların mevcut durumunun ideal olduğu anlamına gelmiyor. Bir perakendeci, yakın zamanda mağaza vitrinlerindeki otomatik ödeme teknolojileri nedeniyle incelemeye alındı ve bu durum uzmanların ve tüketicilerin akıllı mağazalarının ne kadar akıllı olduğunu sorgulamasına yol açtı. Ve bir market, 2019’da mağaza vitrinlerinde dolaşan robot filosunun lansmanından bu yana tüketicilerden, işverenlerden ve medyadan karışık eleştirilerle uğraştı.
Akıllı mağazalar, perakendecilerin daha geniş iş stratejilerinde hâlâ geçerli taktikler; ancak son haberler, perakende liderlerinin dijital yatırımlarından getiri elde etmek istiyorlarsa, akıllı mağaza uygulamaları konusunda geleceğe dönük düşünmeleri gerektiğini kanıtladı.
Perakendecilerin Akıllı Mağaza Uygulamalarında Daha Akıllı Olmaları Gerekiyor
Akıllı Mağazaların Artıları ve Eksileri
Akıllı perakende vitrinleri, segmentler ve şirketler arasında çeşitli başarılara sahip olmuştur. Mağaza içi teknoloji yatırım verileri ve tüketici araştırmaları, bu gelişmiş mağazaların yakın zamanda hiçbir yere gitmeyeceğini kanıtlamıştır, ancak bazı evrensel faydalar ve dezavantajlarla birlikte geldikleri açıktır. Perakende liderlerinin uygulama stratejilerini yeniden düşünmeye başladıklarında bu artıları ve eksileri kabul etmeleri önemlidir.
Tüketici perspektifinden bakıldığında, bağlı mağaza içi yetenekler kişiye özel deneyimler sunar. Günümüzün tüketicileri yalnızca çevrimiçi olarak gezinip satın almakla kalmıyor, aynı zamanda mağazalardan alışveriş yapıyor ve e-ticaret siparişlerini teslim alıyor. Müşterilerin, yerel vitrinlerde stoklu ürünleri aramayı veya sadakat programları ve kuponlar için mobil QR kodlarını taramayı sağlayan envanter yönetimi yazılımına bağlı mobil uygulamalar gibi sorunsuz çok kanallı deneyimlere değer vermesinin bir nedeni de budur. Alışveriş yapanlar ayrıca rahatlığa da büyük önem verir. Örneğin, kendi kendini tarayan cihazlar müşterilerin ödeme kuyruklarını atlatmalarına ve alışveriş yaparken ürünleri sepetlerine eklemelerine olanak tanır.
Perakendeci çalışanları ayrıca, özellikle tedarik zinciri güncellemelerini takip etmelerine ve müşterilere yardımcı olurken ürün aramalarına olanak tanıyan akıllı cihazlar olmak üzere gelişmiş mağaza içi yeteneklerden de faydalanabilirler. Ve bir işletme perspektifinden bakıldığında, akıllı mağazalar müşteri sadakatini iyileştirme, operasyonları geliştirme ve geliri artırma potansiyeline sahiptir.
Mağazadaki görünür donanımların ötesinde, iş analitiği, satış ve talep tahmini, tedarik zinciri ve envanter yönetimi gibi bu gelişmelere katkıda bulunan çeşitli gelişmiş yazılım yetenekleri bulunmaktadır.
Doğal olarak, iyiyle birlikte kötü de gelir. Akıllı mağazalar, tüketicileri neredeyse en son akıllı telefonlara veya hatta mağazayla uyumlu işletim sistemleri kullanan belirli markaların cihazlarına sahip olmaya zorlar. Bu, müşteriler için aşırı derecede sinir bozucu olabilir. Dahası, bir mağaza insan etkileşiminden çok dijital temas noktalarına öncelik verdiğinde, müşteriler genellikle hayal kırıklığına uğrar ve hoşnutsuz kalır.
Gelişmiş yetenekler perakende şirketleri için dezavantajlar da sunar. Sadece satın almak değil, aynı zamanda bakımını yapmak ve güncellemek de çok pahalı olabilir. Ve akıllı vitrinler müşteriler düşünülerek düzgün bir şekilde tasarlanmazsa, bu dijital çözümler alışveriş yapanlar üzerinde tam tersi etki yaratabilir ve onları amansız kişiselleştirmeyle etkileşimden çıkarabilir. Perakendeciler müşterilerinin görüldüklerini hissettirmek ile izleniyormuş gibi hissettirmek arasında ince bir çizgide yürürler.
Yaygın Uygulama Hataları
Akıllı mağazaların faydalarından yararlanmak ve dezavantajlarını en aza indirmek perakende liderleri için kolay bir iş değildir. Geleneksel olarak, perakendeciler akıllı mağaza uygulamalarıyla birkaç cephede mücadele etme eğilimindedir.
Bu sorunlar genellikle başlangıçtan itibaren başlar. Tasarım süreci özünde kusurludur – yani, mağaza içi çözümlerin seçimi. Her perakende segmenti, şirket ve mağaza vitrini farklıdır. Bu farklılıklar, hem tüketici deneyimi hem de iş KPI’ları düşünülerek yeteneklerin seçildiği, özel uygulama stratejileri gerektirir.
Dahası, perakendeci liderleri dijital uygulamalarının maliyetlerini de göz önünde bulundurmalıdır; bu maliyetler yüksek olabilir. Yapay zeka, radyo frekansı tanımlama (RFID) sistemleri, sensörler ve kameralar gibi gelişmiş teknolojiler donanım, yazılım, altyapı ve destekte önemli ön yatırımlar gerektirir. Finansal giderlerin ötesinde, bu teknolojiler entegrasyon karmaşıklıklarıyla birlikte gelir ve uygulamak için hem zaman hem de yetenek gerektirir.
Mağaza çalışanlarının da yeni teknolojileri etkili bir şekilde işletmek ve akıllı bir mağaza ortamındaki değişen rollere uyum sağlamak için eğitime ihtiyaçları olacaktır. Değişime direnç veya yeterli beceri geliştirme ve yeniden beceri kazandırma eksikliği başarılı uygulamayı engelleyebilir.
Başarılı Bir Akıllı Mağaza Stratejisi Geliştirmek
Birçok perakendeci liderinin akıllı mağaza stratejilerini bir dereceye kadar ayarlaması gerekecektir; ister bir avuç gelişmiş mağaza içi kabiliyetleri olsun ister tamamen otomatik vitrinleri olsun. Bu ayarlamalar planlama sürecinin en erken aşamalarında başlar.
Şirketler tüketici tabanlarına bir kez daha bakmalı ve hangi deneyimlere değer verdiklerini ve hangi mağaza içi çözümlerin bu deneyimleri iyileştireceğini daha iyi anlamalıdır. Benzer şekilde, iş ve teknoloji ekipleri iş hedefleri belirlemek, KPI’lar belirlemek ve bütçeleri uyumlu hale getirmek için birlikte çalışmalıdır.
BT denetimleri de önemlidir. Akıllı mağazalarınızı en son ve en iyi teknolojiyle donatmadan önce, işletmeler bu bağlantılı yeteneklerin kuruluşun mevcut teknoloji yığınına nasıl aktarıldığını göz önünde bulundurmalıdır. Akıllı mağazalardaki tüm özellikler AI, ML ve IoT tarafından etkinleştirilir ve bu çözümler doğrudan “arka ofis” teknoloji yığınına aktarılır.
Bazılarının düşündüğünün aksine, akıllı mağazalar sonsuza dek teknoloji çılgınlığı döngüsünden çıkmadı. Bu mağazalar için birçok perakendecinin iş gündeminde bir yer var. Bununla birlikte, perakendeciler akıllı mağazaların ve gerçek bir çok kanallı etkileşim stratejisinin sunduğu tüm ödülleri toplamayı umuyorsa, uygulama taktikleri ayarlanmalıdır.
Tam ölçekli otomasyondan çok uzağız ve perakende liderleri ve tüketiciler bunu kabul etmeli. Kişiselleştirilmiş, kullanışlı, çok kanallı deneyimler hala mümkün ve hala son derece değerli. Ancak, dijital ve insan etkileşiminin daha stratejik bir karışımını gerektiren akıllı mağaza dönüşümü dönemine resmen girdik. Ve liderlerin azalan yetenek havuzundaki mağaza çalışanları için yarıştığı ve enflasyonist bir ekonomide tüketici harcama gücünün perakende satışlarını sarstığı günümüzün kalabalık perakende pazarında, kaybedecek zaman yok.
Perakendenin en yoğun 4 ayının içerisindeyiz. Back to School ile başlayan perakende yoğunlukları yıl sonuna kadar sektörde devam edecek. Sektörün en yüksek ciro döneminde beklentiler büyük, şartlar zorlu. Umalım ki tüm sektör için iyi bir yeni sezon geçsin. Mağaza açılışı yatırımları ise elbette hız kesmeden devam ediyor, edecek.
Her hafta olduğu gibi sektörden derlediğimiz mağaza açılışları serimizin bu haftaki açılışlarını inceleyebilirsiniz.
Türk perakendesine Fiba Perakende çatısı altında giriş yapan Forever 21, ilk mağazasının açılışını büyük bir coşku ile Vasitanbul’da gerçekleştirdi. Markanın yatırımlarına dair detayları okumayanlar buradan erişebilir.