Ana Sayfa Blog Sayfa 190

Target’ın Mağaza Alışverişlerini Kolaylaştıracak Yapay Zeka Destekli Çalışmalarını İnceleyin

Target, bu yıl tatil alışverişi yapanlara çeşitli yapay zeka (AI) tabanlı özellikler sunuyor.

Black Friday promosyonunu Ekim ayının sonlarında başlatan ve o zamandan bu yana daha fazla tatil hizmeti ve fırsatı ekleyen indirim perakendecisi, tatil alışverişi deneyimine her zamankinden daha fazla yapay zeka destekli çözüm ekliyor.

target'ın mağaza alışverişlerini kolaylaştıracak yapay zeka destekli çalışmalarını i̇nceleyin

Target CIO’su Brett Craig kurumsal bir blog yazısında, yapay zekanın ürün talebini tahmin ederek ve ürünlerin stokta kalmasını önleyerek alışveriş yapanların ihtiyaç duydukları tatil hediyelerini ve temel malzemeleri bulmalarını sağlamalarına Target’ın yardımcı olduğunu söyledi.

Hatta bir mağazada bilinmeyen bir stokta kalmamış ürün olduğunda tahmin etmemize ve düzeltmemize bile yardımcı oluyor; aksi takdirde yılın en yoğun döneminde müşterileri hayal kırıklığına uğratabilecek bir durum” dedi Craig. “Ve tedarik zincirinin daha üst kısımlarında yapay zekayı kullanarak şunları yapıyoruz: Talep dalgalandıkça hızlı ve verimli bir şekilde yanıt verebilmemiz için envanterin doğru yerlerde olmasını sağlıyoruz.” 

Ayrıca Target, müşterilerin Target Circle sadakat programında ve e-ticaret sitesinde kişisel olarak en alakalı ürünleri ve fırsatları bulmalarına yardımcı olmak için yapay zekadan yararlanıyor. Bu, Roundel perakende medya işi aracılığıyla müşterileri tercih edilen markalarla buluşturmayı da içeriyor.

Craig’e göre Target, tedarik zinciri ve envanter yönetiminin yanı sıra mağaza içi, çevrimiçi ve uygulama üzerinden ödeme işlemleri de dahil olmak üzere kurumsal operasyonlarda hız ve verimliliği artırmak için “uzun yıllardır” yapay zekayı kullanıyor.

Ayrıca Target’in üretken yapay zeka için çalışanlar ve müşterilerle yüz yüze kalan kullanım örneklerini keşfetmeye devam ettiğini söyledi. Makine öğrenimini (ML) temel alan üretken yapay zeka, konuşmalar, hikayeler, resimler, videolar ve müzik dahil olmak üzere yeni içerik ve fikirler oluşturabilir.

Craig blog yazısında “Yapay zekanın etkisini en üst düzeye çıkarmak çeviklik ve esneklik gerektirir” dedi. “Bu nedenle yıllar önce hızlı ve verimli hareket etmemize ve yapay zekanın mümkün kıldığı inanılmaz değişim hızını benimsememize olanak tanıyan bir altyapı oluşturmaya başladık. Her gün üzerine inşa etmeye devam ettiğimiz bu sağlam temel, ekibimizin işimiz ve müşterilerimiz için bir sonraki adıma odaklanmaya devam etmesine olanak tanıyor.”

Hızlı Tüketim Ürünleri Perakendesi 8. Private Label Zirvesi’nde Ele Alındı

Her yıl olduğu gibi bu yıl da hızlı tüketim ürünleri perakendesinin kalbi Private Label Zirvesi’nde attı. Özel markalı ürünler (Private Label) sektörünün ülkemizdeki temsilcisi konumunda olan PLAT Özel Markalı Ürünler Sanayicileri ve Tedarikçileri Derneği tarafından 8’incisi düzenlenen zirve, Pınar Altuğ’un sunumuyla gerçekleşti. Zirvenin açılışında konuşan PLAT Derneği Başkanı M. İmer Özer, yüzde 26 oranında pazar payı bulunan Private Label oranının daha yükseklere taşınması gerektiğini vurguladı.

Sektöre yön veren değerli konuşmacılar ve fark yaratan içerikler ile dikkat çeken Private Label Zirvesi bu yıl da dikkatleri üzerine topladı. 20 Aralık Çarşamba günü Kurtköy Crowne Plaza Otel’de zengin bir program ile 8’incisi düzenlenen zirveye bu yıl ilgi yine büyük oldu.

Türkiye’nin önde gelen FMCG üreticilerinden ve tedarikçilerinden oluşan PLAT Derneği Üyeleri’nin, Ulusal ve Yerel Perakende Zinciri yöneticileri ile bir araya geldiği etkinlikte Private Label sektörüne yönelik değerlendirmeler, araştırmalar ve sorunlar masaya yatırıldı.

hızlı tüketim ürünleri perakendesi 8. private label zirvesi’nde ele alındı

İmer Özer: “Meseleleri, Mesele Etmemiz Gerekiyor”

PLAT Derneği Yönetim Kurulu Başkanı M. İmer Özer, 8. Private Label Zirvesi’nin açılışında yaptığı konuşmasında sektörel olarak yaşanan sıkıntılara sektörün tüm paydaşları ile birlikte çözüm üretebileceklerine vurgu yaptı. 2023 yılının zor bir yıl olduğunu söyleyen Başkan Özer, “Depremler, ekonomideki gelişmeler ve daha birçok konuyu göz önüne aldığımızda 2023 yılı zor bir yıl oldu. Hem kendimiz hem de şirketimize bir değer katmak adına burada bulunuyoruz. Bu organizasyonların en önemli noktası bir araya gelerek sektörel olarak yaşadığımız sıkıntılara birlikte çözümler üretebilmek. Meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz yaklaşımından ziyade, sorunları gündeme aldığımızda çözemeyeceğimiz bir sorun olmadığını düşünüyor, meseleleri mesele edelim istiyorum.” dedi.

“Private Label Oranını Daha Yükseklere Taşımamız Gerekiyor”

Private Label sektörünün sürprizleri pek sevmediğini dile getiren Başkan Özer, “Canınızın sıkıldığı yere giderseniz hayat bereketlenmeye başlar. Şirketler yanlış yaptıkları için değil bir zamanlar başarıyı getiren doğru şeyleri uzun süre yapmaya devam ettikleri için başarısız olur. Bu nedenle iş yapış şeklimizi günün gerekliliklerine göre güncellememiz gerekir. Private Label ürünler, kabul edilebilir kalitedeki ürünleri markalı ürünlere kıyasla çok daha makul fiyatlara tüketiciyle buluşturuyor. Bu da hem enflasyonun frenlenmesini hem de tüketicinin alım gücünün arttırılmış olmasını beraberinde getiriyor. Bu sebeple yüzde 28 oranında görünen Private Label Pazar payının daha yükseklere taşımamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.

nielsen

Nielsen Iq : “Türkiye Güçlü Hacim Büyümesiyle Dünya Ve Avrupa Pazarlarından Pozitif Olarak Ayrıştı”

Program, NielsenIQ Türkiye Genel Müdürü Didem Şekerel Erdoğan ve NielsenIQ Türkiye Perakende Hizmetleri Direktörü Serhat Sükan’ın değişen dünyada tüketici önceliklerinin ve private label pazarında yaşanan değişimleri ele aldığı sunumuyla devam etti.

2023’e damga vuran ve 2024’e ışık tutacak trendleri katılımcılarla paylaşan Didem Şekerel Erdoğan, yılın ilk 10 ayında sigara alkol hariç Türkiye FMCG pazarının %84 büyüdüğünü belirtti. Erdoğan, bunun 6 puanlık bölümünün hacim büyümesinden kaynaklandığını paylaşırken; Türkiye’nin güçlü hacim büyümesiyle Dünya ve Avrupa pazarlarından pozitif olarak ayrıştığının altını çizdi.

Alışverişçilerin 2023 yılında Private Label ürün dünyası içerisinde farklı fiyat segmentlerine geçişler yaptığını belirten Erdoğan, markalı ürünlerde olduğu gibi Private Label ürün gamında da farklı fiyat ve ürün segmentasyonlarına gitmek için doğru bir zamanda olunduğunu vurguladı.

“Tüketici Harcamaları Ev Dışı Tüketimden Ev İçi Tüketime Kaydı”

Tüketici harcamaları ev dışı tüketimden ev içi tüketimine kaydığını belirten Didem Şekerel Erdoğan ve Serhat Sükan, yaptıkları değerlendirmede bu durumun markalar açısından bir fırsat olduğunun perakende ürünlerin ise bu tercihlerde daha odakta bulunduğunun altını çizdi.

Müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak açısından Private Label’e yöneldiğini söyleyen Erdoğan ve Sükan, Türkiye’de yapılan araştırmalarda son 12 ayda farklı market markalarını deneyenlerin sayısında artış olduğunu belirtti. Tüketicilerin yüzde 71’inin daha uygun bir market markasına geçtiğinin belirtildiği değerlendirmede, tüketicilerin market markalı ürün alma motivasyonları arasında fiyat ve kalitenin öne çıktığı belirtildi.

Bkm Mutfak Ekibinden Sektörel Skeçler

Zirvenin sabah oturumu BKM Mutfak üyelerinden deneyimli oyuncular Gülhan Tekin, Rüştü Onur Atilla, Cemile Canyurt Kaya ve Onur Buldu’nun sektörde yaşananları konu aldıkları skeçleri ile tamamlandı. Tecrübeli oyuncular izleyenlere eğlenceli anlar yaşattı.

Perakende sektörünün merakla beklenen buluşmasında öğleden sonra gerçekleştirilen oturumlarında ise A101 Satınalma ve Pazarlamadan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Aziz Şahin, Migros Grubu Pazarlama İcra Kurulu Üyesi Ekmel Nuri Baydur, CarrefourSA Genel Müdür Yardımcısı Murat Dinçer ve Ekonomist Prof. Dr. Daron Acemoğlu açıklamalarda bulundu.

hkn 6618 large

Aziz Şahin : “Bütün Haneler Ne Olursa Olsun Private Label Alıyor Ve Kullanıyor”

A101 Satınalma ve Pazarlamadan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Aziz Şahin, tüketicilerinin ilgilerinin private label ürünlere yöneldiğini belirttiği konuşmasında, private label markaları ve üreticilerinin Türkiye’nin büyümesine katkı sağladığını dile getirdi. Şahin açıklamasında, “Bütün haneler ne olursa olsun private label alıyor ve kullanıyor. Özel markalı ürünler indirim marketlerinin tercih edilmesinde giderek daha da önemli hale geliyor. Tüketicilerin yüzde 37’si bir önceki seneye göre daha fazla özel markalı ürün satın alıyor. Bu tablo bizim önümüzdeki yıllarda nasıl bir yöne doğru gideceğimizi gösteriyor.” ifadelerine yer verdi.

“2024’te Özel Markalı Ürün Talebinde Artış Bekliyoruz”

Marka ve özel markalı ürünler arasında fiyat farkı açıldıkça yerel markalar ve yeni özel markalı ürünler için fırsat doğduğunu belirten Şahin, “2024’te Mehmet Şimşek Bakanımızın ifade ettiği gibi ekonomide bir soğuma olacak ve talepte bir daralma olacak. Bu daralmada özel markalı ürün talebinde artış bekliyoruz.” şeklinde konuştu.

“İthal Edilen Ürünler Türkiye’de Üretilmeli”

A101 Satınalma ve Pazarlamadan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Aziz Şahin’den sonra sahneye gelen Migros Grubu Pazarlama İcra Kurulu Üyesi Ekmel Nuri Baydur ise ithalata dayalı ürünlerin yerli olarak üretilmesi gerektiğini savundu.

hkn 6782 large

Ekmel Baydur : “Bizim İçin Prıvate Label Ürünlerin Pozitif Ayrımcılığı Var”

Migros için private label ürünlerin çok kıymetli olduğu söyleyen Baydur, “Siz değerli üreticilerimizle birlikte yoğun iş birliği ile birlikte halkımızın hayatını kolaylaştırmak ve hayat kalitesini artırmak için neler yapabileceğimiz konusunda çalışıyoruz. Bizim için private label ürünlerin marka ürünlerden hiçbir farkı yok hatta pozitif ayrıcalığı var. Migros ekosisteminde yer alan PL üreticileri uluslararası standartlara ulaşmış demektir. Sizlerle birlikte perakendeyi birlikte götürmek, her zaman kol kola çalışmak zorundayız. Şirket olarak bir sloganımız var. ‘Bizim memleketimize borcumuz var.’ İthal ürünlerin Türkiye’de üretilmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Ben inanıyorum ki önümüzdeki dönemde Türkiye yeni ithalat ürünlerini de bitirecek ve kendi üretecek.” açıklamasında bulundu.

img 0227 large

Murat Dinçer : “Özel Markalar İçin En Önem Verdiğimiz Odak Nokta Sürdürülebilirlik”

Özel markalı ürünlerin en önemli yanının bu topraklardan alınanı tekrar bu topraklara geri vermek olduğunu hatırlatan CarrefourSA Genel Müdür Yardımcısı Murat Dinçer’in açıklamasının ana başlığını ise sürdürülebilirlik konusu aldı.

“Özel markalı ürünlere olan talep her geçen gün artıyor.” diyen Dinçer, “Özel markalar için en önem verdiğimiz odak noktalarından biri sürdürülebilirlik. Sürdürülebilirlik kapsamında kaliteden ödün vermeden inovatif yöndeki çalışmalarımızı da sürdürüyoruz. Özel markalı ürünlerimiz ile sadece yerli tüketicilerimize yönelik değil yurt dışına da çok ciddi bir oranda ihracat yapmaya başladık. Bu topraklarda üretilen ürünleri oradaki müşterilere ulaştırabilmek en büyük hedefimiz.” şeklinde konuştu.

img 0337 large

Prof. Dr. Daron Acemoğlu: Türkiye’nin Önünde 20 Yıllık Bir Pencere Var

Yapay zekâ ve verimlilik konusunu merkezine alan konuşmasıyla zirvenin kapanışını yapan Ekonomist Prof. Dr. Daron Acemoğlu ise yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Türkiye’de yeterince verimlilik üretemiyoruz. Bunun nedeni teknolojiyi verimli kullanamamamız. Türkiye’nin şu anda en güçlü olduğu nokta dinamik genç bir nüfusa sahip olması. Türkiye’nin önünde 20 yıllık bir pencere var. 20 yıl sonra yaşlanan bir nüfus ortaya çıkacak. Dolayısıyla bu süreçte verimliliğin artırılması gerekiyor.”

“Henüz Temel Verimlilik Problemlerini Çözebilmiş Değiliz”

Verimliliğin daha önem arz edeceği 2020’lı senelere girerken biz henüz temel verimlilik problemlerini çözebilmiş değiliz. Eğer üretkenliği artıramazsanız, teknolojiyi doğru kullanamazsanız ücretler yüksek olur. Fakir artar, eşitsizlik yaşanır.

Yaşlanan ülkeler yavaşlamak yerine aslında daha hızlı büyüyorlar. Bunun da çok basit bir nedeni var. Bu da otomasyon. Otomasyonu teknolojinin doğru kullanılması sayesinde eskiden gençlerin yaptığı işleri makinelerin yapması anlamına gelebilir. Kore, Almanya, Singapur gibi yaşlanan ülkeler çok hızlı otomasyona geçiş yapıyor ve aynı zamanda ellerindeki iş gücünü de doğru kullanmaya çalışıyorlar. Yapay zekâ kullanımında insanı tamamen ortadan kaldırmadan ona yardımcı olacak şekilde kullanmak verimliliği artırıyor.

“Yüksek Faizli Bir Dünya Ekonomisine Adapte Olmamız Lazım”

Son zamanda enflasyonun artmasıyla birlikte faizler de artmaya başladı. Yüksek faizli bir dünya ekonomisine adapte olmamız lazım. Küreselleşmiş bir dünyada yaşıyoruz. Türkiye şu anda dünyanın tedarik zincirinin bir parçası. Ama çevremizdeki tedarik zinciri sürekli değişiyor. Çin ve Amerika rekabeti Çin’de olan ihracatın düşmesine sebep oldu. Bunun yerini Tayvan ve Vietnam aldı. Türkiye’nin bu yeni değişen zincirde kendine bir yer bulması lazım. Bu hem bir fırsat hem bir tehdit. Çünkü Türkiye’nin şu anda Vietnam ile rekabet edecek teknolojik altyapısı yetersiz. Eğer doğru yatırımlar ve doğru adımlar atılırsa Türkiye’nin yüksek bir potansiyeli var. “

Zirvede Öykü Gürman Sürprizi

Zirvede Öykü Gürman sürprizi de yaşandı. Salonu dolduran 1500’ün üzerindeki katılımcı Cumhuriyet’in 100’üncü yılını Ünlü Sanatçı eşliğinde 10. Yıl Marşı ve Memleketim şarkısı ile kutladı. Yüzlerce kişinin ellerinde Türk Bayrakları ile aynı anda Öykü Gürman’a eşlik etmesi salonda renkli görüntüler oluşturdu.

Decathlon, Rusya Operasyonlarına Devam Ediyor

Decathlon, Ukrayna’nın işgaline tepki olarak faaliyetlerini sonlandıracağına dair açıklama yaptığı Rusya operasyonlarını devam ettiriyor.

Spor malzemeleri perakendecisi, Rusya’daki 60 mağazasını Ekim ayında yerel marka Desport’a satarken, çekilme yönünde artan bir baskıyla karşı karşıya kalmıştı.

Bu hamle markanın Rusya’daki katılımını sona erdirmeyi amaçlasa da Disclose’a göre marka Desport’a ürün tedarik etmeye devam etti.

Decathlon, Rusya operasyonlarını geçtiğimiz yıl Mart ayında sonlandırdığını açıklamıştı

decathlon, rusya operasyonlarına devam ediyor

Spor perakendecisi, mağazalarının Desport’a satılmasının ardından Rusya’da iş kayıplarını önlemek istediğini iddia ederek, tedariğin devam ettiğini kabul etti.

Şirket, AFP haber ajansına yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Yürürlükteki yerel ve uluslararası düzenlemeler uyarınca, yeni sahibinin faaliyete geçebilmesi ve çalışanları koruyabilmesi için sınırlı miktarda ürün tedariğinin sınırlı bir süre devam etmesi kararlaştırıldı.” 

Decathlon, 2022’de Ukrayna’nın işgali sonrası; Ikea, Apple ve Zara gibi birçok batılı markanın Rusya’daki işlerini askıya almasının ardından geçen yıl Mart ayının sonlarında küresel tüketicilerin tepkisine paralel Rusya’daki faaliyetlerini durdurduğunu açıklamıştı.

Nike, Gelir Tahminini Düşürdü ve Yeni Tasarruf Planını Duyurdu

İkinci çeyrekte Nike gelirleri, önceki yıla kıyasla rapor bazında %1 artışla ve para biriminden bağımsız olarak %1 düşüşle 13,4 milyar Dolar oldu.

Spor giyim şirketi, önümüzdeki yıl için öngörüsünü düşürerek, gelirinin önceki orta tek haneli yüzdelik büyüme tahminine göre %1 oranında artmasını beklediğini söyledi.

Nike Başkanı ve CEO’su John Donahoe, “İkinci çeyrek sonuçlarımız, inovasyon ve büyüme gibi temel alanlarımızda nasıl ön sıralara çıktığımızı gösterdi” dedi.

Nike için ikinci çeyrek gelirleri sabit kaldı

nike, gelir tahminini düşürdü ve yeni tasarruf planını duyurdu

APLA ve Büyük Çin‘deki para biriminden bağımsız büyüme, Kuzey Amerika ve EMEA‘daki düşüşlerle dengelendiğinden, Nike markasının gelirleri önceki yıla göre %1 artışla 12,9 milyar Dolar oldu ve para biriminden bağımsız bazda sabit kaldı.

Converse’in gelirleri, Kuzey Amerika ve Avrupa’daki düşüşler nedeniyle önceki yıla göre %11 ve para biriminden bağımsız bazda %13 düşüşle 519 milyon Dolar olarak gerçekleşti ve kısmen Asya‘daki büyümeyle dengelendi.

Nike’ın bu çeyrekteki doğrudan gelirleri, raporlanan bazda %6, para biriminden bağımsız bazda ise %4 artışla 5,7 milyar Dolar oldu. Nike markasının dijital satışları rapor bazında %4, para biriminden bağımsız olarak ise %1 arttı.

Toptan satış gelirleri, raporlanan bazda %2, para biriminden bağımsız bazda ise %3 düşüşle 7,1 milyar Dolar oldu.

İkinci çeyrekte brüt kâr marjı 170 baz puan artarak %44,6’ya yükselirken, net gelir %19 artışla 1,6 milyar Dolar, seyreltilmiş hisse başına kazanç ise %21 artışla 1,03 Dolar oldu.

Nike, daha yumuşak bir görünümle maliyet tasarrufu stratejisini başlatıyor

Şirket, Nike’ın önümüzdeki üç yıl içinde kümülatif maliyet tasarrufunda 2 milyar Dolar’a kadar ulaşma fırsatlarını belirlediğini söyledi.

Şirket, potansiyel tasarruf alanlarının arasında ürün çeşitliliğinin basitleştirilmesi, otomasyonun arttırılması, teknoloji kullanımı, organizasyonun kolaylaştırılması ve daha fazla verimlilik sağlamak için ölçeğin güçlendirilmesinin yer aldığını ekledi.

Bu stratejinin bir parçası olarak, şirketin organizasyonunu düzene sokmasının, esas olarak çalışanların kıdem tazminatı maliyetleriyle bağlantılı olarak yaklaşık 400 milyon ila 450 milyon Dolar arasında vergi öncesi yeniden yapılandırma masraflarına yol açması bekleniyor.

Görünüm hakkında yorum yapan Nike Genel Başkan Yardımcısı ve CFO’su Matthew Friend şunları söyledi: “İkinci yarıda daha yumuşak bir gelir görünümü beklerken, güçlü brüt kâr marjı uygulamasına ve disiplinli maliyet yönetimine odaklanmaya devam ediyoruz.”

Perakendeciler Z Kuşağının Mevcut Harcama Alışkanlıklarını Nasıl Planlayabilir?

Yeni bir finansal güç ön plana çıkıyor, hatta çoktan çıktı bile. Hepimizin her alanda sıklıkla konuştuğu Z Kuşağı… Dünya çapında tahmini 450 milyar Dolarlık harcama gücüyle (bunun 360 milyar Doları ABD’de), Z kuşağının mali etkisi, daha fazlası yetişkinliğe geçtikçe genişlemeye devam ediyor.

Ancak Z kuşağının harcamalarının anlık veya düzensiz olmadığını unutmamak önemlidir. Harcamalarına çok önem veriyorlar, paralarını nereye, ne zaman ve neye harcayacaklarını dikkatle seçiyorlar. Bu temkinli yaklaşım, birçoğunun hala giriş seviyesi maaşlarında gezinmesi, artan yaşam maliyetleri ve her zaman mevcut olan öğrenci borcu hayaleti nedeniyle günlük mali kaygılarının bir yansıması olabilir.

Bu mali engellere rağmen Z Kuşağı, harcama alışkanlıkları ve arzularını karşılamak için elinden geleni yapıyor. Ek işler, pasif gelir planları ve birden fazla iş bu nesil için norm haline geldi. IBM Consulting’in başkan yardımcısı ve ortağı Joe Dittmar’a göre, IBM tarafından yapılan bir araştırma anketi bu eğilimi gösteriyor ve Z kuşağının %53’ünün bir tür serbest çalışma yaptığını ortaya koyuyor. Bu çalışma-harcama zihniyeti muhtemelen onların ayırt edici harcama kalıplarına katkıda bulunan bir faktördür.

Dijital Çağda Seçici Müşteriler

Z kuşağının benzersiz özellikleri güçlü kazanma ve harcama alışkanlıklarıyla sınırlı değil. Dijital araçlardaki akıcılıkları sayesinde alışveriş deneyimini de yeniden şekillendiriyorlar. Satın alırken yaptıkları titiz araştırma ve analizler, onları çevredeki en bilgili tüketicilerden biri haline getiriyor. İster çeşitli uygulamalar, web siteleri ve hatta fiziksel mağazalar arasında geçiş yapıyor olsun, bu dijital yerliler alışverişlerinde olağanüstü düzeyde bir niyet sergiliyorlar.

Alışveriş davranışları anlık satın almayla önemli ölçüde çelişiyor. Bir miktar sabır gösterirler, genellikle satın alma işlemlerini gerçekten ihtiyaç duyulana kadar ertelerler ve en iyi fırsatları beklerler.

Ayrıca kalite öncelik listelerinde üst sıralarda yer alıyor. Z kuşağı en uygun fiyatları aramalarına rağmen satın aldıkları ürünlerin kalitesinden ödün vermek istemiyor. Ürün incelemelerini dikkatle araştırıyor ve bir ürünün standartlarını karşılayamaması durumunda alternatiflere hızla geçiş yapıyorlar.

Bu amansız kalite arayışı, marka sadakatinin artık şirketler için altın bilet olmadığı anlamına geliyor. Dittmar, bir ürünün beklentileri karşılayamaması durumunda, markanın nüfuzu ne olursa olsun Z kuşağı tüketicilerinin ona ikinci bir şans verme ihtimalinin düşük olduğunu belirtti. Yenilikleri benimserler, yeni seçenekleri denemeye her zaman açıktırlar. Dittmar, Z kuşağını coşkulu ve araştırmacı olarak tanımlıyor ve onların risk almaya ve alışkanlıkları kırmaya istekli olduklarını açıklıyor. “Sadece bir yere gitmiyorlar” diyor. “Deney yapıyorlar.

Sürdürülebilirlik: Z Kuşağının Tüketici Davranışının Temel Faktörü

perakendeciler z kuşağının mevcut harcama alışkanlıklarını nasıl planlayabilir?

Z kuşağının ekonomik gücü arttıkça sadece geleneksel perakende uygulamalarını yeniden şekillendirmiyorlar; aynı zamanda sürdürülebilir ticarete doğru bir değişime de öncülük ediyorlar. Günümüzün genç tüketicileri sürdürülebilirliğe giderek daha fazla öncelik veriyor ve bu da perakende sektöründe bir dalgalanma etkisi yaratıyor.

Z kuşağı tüketicileri paralarını nereye harcayacaklarını seçerken özgünlüğe, şeffaflığa ve kurumsal sorumluluğa değer veriyor. Sürdürülebilir ürünler satın almayı ve iklim eyleminde proaktif olan şirketleri desteklemeyi çok önemsiyorlar. Bir satın alma işlemi kişisel çevresel etki hedefleriyle uyumlu değilse, alternatif ve daha yeşil seçeneklere yöneliyorlar.

Z Kuşağının Çoğunun Önemli Harcama Alışkanlıkları

Bu kesim ayrıca gelirlerinin yaklaşık üçte birini tasarruf ediyor ve 2026 yılına kadar ev sahibi olmayı umuyor. Dijital yönelimlerine ve sosyal medya sevgilerine rağmen, gazeteler gibi geleneksel medyayı takdir ediyorlar ve hem çevrimiçi hem de çevrimdışı alışverişten keyif alıyorlar. Dijital çağda bile gerçek dünyadaki etkileşimlere değer veriyorlar ama aynı zamanda güçlü bir çevrimiçi kişiliğe de inanıyorlar.

Z Kuşağı, soruları için markalarla iletişime geçmekten çekinmiyor ve cinsiyet ayrımı gözetmeyen ve ikinci el kıyafet tercihleriyle modayı geliştiriyor. 2021 yılı itibarıyla Z kuşağının %23’ünün dövmesi var ve seyahat ederken lüks yerine mütevazı konaklamayı tercih ediyorlar. Evcil hayvanlarına cömertçe para harcıyorlar ve sürdürülebilir seçimlere yöneliyorlar; hatta %7’si vegan diyetini uyguluyor.

Finansal istikrar ve iklim değişikliği Z kuşağını endişelendiriyor, ancak teselliyi Netflix ve YouTube’da buluyorlar. Şimdi Al, Sonra Öde’ hizmetleri gibi finansal araçları kullanıyorlar ve özellikle kadınlar sadakat programlarına katılıyor. İleri görüşlü olmalarına rağmen Z kuşağı yüksek stres ve kaygı düzeyleriyle boğuşuyor, ancak dayanıklılıklarını ve uyum sağlama yeteneklerini sürdürüyorlar ve bu da gelecek üzerindeki potansiyel etkilerini gösteriyor.

Bank of America’nın araştırmasına göre birçok katılımcı günlük harcamaları ve krediyi yönetme konusunda kendilerine güven duyduklarını ifade ederken, emeklilik veya yatırım konusu ortaya çıktığında bu güvenceleri azalıyor. Endişe verici bir şekilde anket, Z kuşağı katılımcılarının %56’sının üç aylık harcamalarını karşılayacak yeterli tasarrufa sahip olmadığını ortaya koyuyor ve bu da onların finansal hazırlıklarıyla ilgili endişeleri vurguluyor. FOMO, toplumsal baskıların ve sosyal medyanın harcama alışkanlıklarını önemli ölçüde etkilemesi nedeniyle özellikle Z kuşağı kadınları arasında başka bir endişe kaynağıdır; erkek katılımcıların %24’üne karşılık, sosyal medya akışlarının zorunlu olmayan harcama alışkanlıklarını teşvik ettiğini kabul edenlerin oranı %41’dir.

Son olarak, artan trendlere rağmen Z kuşağının yekpare bir varlık olmadığını unutmamak gerekiyor. Tercihler hızla değişebiliyor ve sosyal medyanın anlık doğası nedeniyle bilgi her zaman parmaklarının ucunda. Sonuç olarak, bu seçici neslin parasını yakalamak isteyen markaların, bu varlıkları bulundukları yerde karşılamaları, onların çeşitli ve hızla değişen ihtiyaçlarını karşılamak için uyum sağlamaları ve gelişmeleri gerekiyor.

Yeni bir finansal güç ön plana çıkıyor, hatta çıktı bile. Hepimizin her alanda çok konuştuğu, Z Kuşağı… 1997 ile 2012 arasında doğan bu yaş demografisi, giderek küresel ekonomik sahnede önemli bir oyuncu haline geliyor. Dünya çapında tahmini 450 milyar dolarlık harcama gücüyle (bunun 360 milyar doları ABD’de), Z kuşağının mali etkisi, daha fazlası yetişkinliğe geçtikçe genişlemeye devam ediyor.

Ancak Z kuşağının harcama alışkanlıklarının anlık veya düzensiz olmadığını unutmamak önemlidir. Harcamalarına çok önem veriyorlar, paralarını nereye, ne zaman ve neye harcayacaklarını dikkatle seçiyorlar. Bu temkinli yaklaşım, birçoğunun hala giriş seviyesi maaşlarında gezinmesi, artan yaşam maliyetleri ve her zaman mevcut olan öğrenci borcu nedeniyle günlük mali kaygılarının bir yansıması olabilir.

Bu mali engellere rağmen Z Kuşağı, harcama arzularını karşılamak için elinden geleni yapıyor. Ek işler, pasif gelir planları ve birden fazla iş bu nesil için norm haline geldi. IBM Consulting’in Başkan Yardımcısı ve ortağı Joe Dittmar’a göre, IBM tarafından yapılan bir araştırma anketi bu eğilimi gösteriyor ve Z kuşağının %53’ünün bir tür serbest çalışma yaptığını ortaya koyuyor. Bu çalışma-harcama zihniyeti muhtemelen onların ayırt edici harcama kalıplarına katkıda bulunan bir faktör.

Dijital Çağda Seçici Müşteriler

Z kuşağının benzersiz özellikleri güçlü kazanma ve harcama alışkanlıklarıyla sınırlı değil. Dijital araçlardaki akıcılıkları sayesinde alışveriş deneyimini de yeniden şekillendiriyorlar. Satın alırken yaptıkları titiz araştırma ve analizler, onları çevredeki en bilgili tüketicilerden biri haline getiriyor.

Alışveriş davranışları anlık satın almayla önemli ölçüde çelişiyor. Bir miktar sabır gösterirler, genellikle satın alma işlemlerini gerçekten ihtiyaç duyulana kadar ertelerler ve en iyi fırsatları beklerler.

Ayrıca kalite öncelik listelerinde üst sıralarda yer alıyor. Z kuşağı en uygun fiyatları aramalarına rağmen satın aldıkları ürünlerin kalitesinden ödün vermek istemiyor. Ürün incelemelerini dikkatle araştırıyor ve bir ürünün standartlarını karşılayamaması durumunda alternatiflere hızla geçiş yapıyorlar.

Bu amansız kalite arayışı, marka sadakatinin artık şirketler için altın bilet olmadığı anlamına geliyor. Dittmar, bir ürünün beklentileri karşılayamaması durumunda, markanın nüfuzu ne olursa olsun Z kuşağı tüketicilerinin ona ikinci bir şans verme ihtimalinin düşük olduğunu belirtti. Yenilikleri benimserler, yeni seçenekleri denemeye her zaman açıktırlar. Dittmar, Z kuşağını coşkulu ve araştırmacı olarak tanımlıyor ve onların risk almaya ve alışkanlıkları kırmaya istekli olduklarını açıklıyor. “Sadece bir yere gitmiyorlar” diyor. “Deney yapıyorlar.

Sürdürülebilirlik: Z Kuşağının Tüketici Davranışının Temel Faktörü

Z kuşağının ekonomik gücü arttıkça sadece geleneksel perakende uygulamalarını yeniden şekillendirmiyorlar; aynı zamanda sürdürülebilir ticarete doğru bir değişime de öncülük ediyorlar. Günümüzün genç tüketicileri sürdürülebilirliğe giderek daha fazla öncelik veriyor ve bu da perakende sektöründe bir dalgalanma etkisi yaratıyor.

Z kuşağı tüketicileri paralarını nereye harcayacaklarını seçerken özgünlüğe, şeffaflığa ve kurumsal sorumluluğa değer veriyor. Sürdürülebilir ürünler satın almayı ve iklim eyleminde proaktif olan şirketleri desteklemeyi çok önemsiyorlar. Bir satın alma işlemi kişisel çevresel etki hedefleriyle uyumlu değilse, alternatif ve daha yeşil seçeneklere yöneliyorlar.

Z Kuşağının Çoğunun Önemli Özelliği

Bu kesim ayrıca gelirlerinin yaklaşık üçte birini tasarruf ediyor ve 2026 yılına kadar ev sahibi olmayı umuyor. Dijital yönelimlerine ve sosyal medya sevgilerine rağmen, gazeteler gibi geleneksel medyayı takdir ediyorlar ve hem çevrimiçi hem de çevrimdışı alışverişten keyif alıyorlar. Dijital çağda bile gerçek dünyadaki etkileşimlere değer veriyorlar ama aynı zamanda güçlü bir çevrimiçi kişiliğe de inanıyorlar.

Z Kuşağı, soruları için markalarla iletişime geçmekten çekinmiyor ve cinsiyet ayrımı gözetmeyen ve ikinci el kıyafet tercihleriyle modayı geliştiriyor.

Finansal istikrar ve iklim değişikliği Z kuşağını endişelendiriyor, ancak teselliyi Netflix ve YouTube’da buluyorlar. Şimdi Al, Sonra Öde’ hizmetleri gibi finansal araçları kullanıyorlar ve özellikle kadınlar sadakat programlarına katılıyor. İleri görüşlü olmalarına rağmen Z kuşağı yüksek stres ve kaygı düzeyleriyle boğuşuyor, ancak dayanıklılıklarını ve uyum sağlama yeteneklerini sürdürüyorlar ve bu da gelecek üzerindeki potansiyel etkilerini gösteriyor.

Bank of America’nın araştırmasına göre birçok katılımcı günlük harcamaları ve krediyi yönetme konusunda kendilerine güven duyduklarını ifade ederken, emeklilik veya yatırım konusu ortaya çıktığında bu güvenceleri azalıyor. Endişe verici bir şekilde anket, Z kuşağı katılımcılarının %56’sının üç aylık harcamalarını karşılayacak yeterli tasarrufa sahip olmadığını ortaya koyuyor ve bu da onların finansal hazırlıklarıyla ilgili endişeleri vurguluyor. FOMO, toplumsal baskıların ve sosyal medyanın harcama alışkanlıklarını önemli ölçüde etkilemesi nedeniyle özellikle Z kuşağı kadınları arasında başka bir endişe kaynağıdır; erkek katılımcıların %24’üne karşılık, sosyal medya akışlarının zorunlu olmayan harcamaları teşvik ettiğini kabul edenlerin oranı %41’dir.

Son olarak, artan trendlere rağmen Z kuşağının yekpare bir varlık olmadığını unutmamak gerekiyor. Tercihler hızla değişebiliyor ve sosyal medyanın anlık doğası nedeniyle bilgi her zaman parmaklarının ucunda. Sonuç olarak, bu seçici neslin parasını yakalamak isteyen markaların, bu varlıkları bulundukları yerde karşılamaları, onların çeşitli ve hızla değişen ihtiyaçlarını karşılamak için uyum sağlamaları ve gelişmeleri gerekiyor.

Mağaza Fon Müzikleri Satış Üzerinde Gerçekten Bir Etki Yaratabilir mi?

Mağaza arka plan müzikleri sizce alışveriş davranış ve oranlarını nasıl değiştirir?

Müzik lisanslama konusunda uzmanlaşmış bir platform olan Audiosocket, müzikal seçimlerin ardındaki psikolojiyi anlamanın önemli olduğunu belirtiyor.

Doğru fon müzikleri, olumlu bir ortam yaratabilir ve alışveriş yapanların çevrelerini nasıl algıladıklarını etkileyerek satın alma kararlarını potansiyel olarak etkileyebilir.

İş ortamları için özel olarak tasarlanmış bir müzik yayını hizmeti olan Jukeboxy de “müziğin ruh halimizi değiştirebileceğine ve karşılığında alışveriş davranışlarımızı etkileyebileceğine” inanıyor. Özellikle yılın bu zamanında yıl sonu alışverişleri için ortaya çıkan tatil melodileri gibi canlandırıcı müzik, tüketicileri “mağazada daha fazla zaman geçirmeye ve daha fazla ürüne göz atmaya” teşvik edebilir.

Ancak perakendeciler tatillerde veya başka zamanlarda sadece arka planda müzik çalmamalı; bir strateji oluşturmalıdır. Soundtrack Your Brand Music’ten Sorumlu Başkan Yardımcısı Magnus Rydén bir röportaj sırasında şunları söyledi: “Misyonu marka sesi yaratmak olan herkesin yapması gereken ilk şey, marka kimliğinin net bir resmini elde etmektir. Temel değerleriniz nelerdir? Reklam, halkla ilişkiler, ürün tasarımı ve iç mekanınız aracılığıyla pazara ne söylemeye çalışıyorsunuz? Perakendeciler, genel atmosferi tamamlayan bir ses ortamı yaratarak, unutulmaz ve tutarlı bir marka imajı oluşturarak olumlu müşteri deneyimlerini teşvik edebilir.

mağaza fon müzikleri satış üzerinde gerçekten bir etki yaratabilir mi?

Tatil müziği bile bir markanın imajını güçlendirmeye yardımcı olabilir. Rydén, “Normal repertuvara tam olarak uyan tatil müziği çalın… perakendecilerin benzersiz ve ilgi çekici bir tatil deneyimi yaratmak için yararlanabileceği inanılmaz bir koleksiyon var” dedi. “Günümüzün müzik stoğunda yüz milyonun üzerinde şarkı var, dolayısıyla perakendeciler markalarına ve misafir deneyimlerine uygun tatil müziği seçkisini bulabilmeli. Temelde tatil müziğini her türde bulabilirsiniz.”

CNN’e göre büyük perakendeciler özellikle tatil müziğinin gücünden yararlanıyor. Walmart ve Target gibi endüstri devleri, sezonluk melodileri stratejik olarak mağazalarına dahil ederek şenlikli bir atmosfere katkıda bulunuyor. Klasik tatil şarkıları, alışveriş yapanlara “hediyeleri alma zamanının geldiğinin” bir sinyalidir.

Ancak Target, 2011’deki bir teste kadar aslında mağazalarda arka plan müziği çalmaya başlamamıştı. Minnetonka Ridgedale lokasyonunda başarılı bir testin ardından perakendeci, ülke çapındaki lokasyonları yeniden şekillendirirken fon müzikleri eklemeye başladı. Bir şirket sözcüsüne göre arka plan müziği alışveriş yapanlar için “eğlenceli bir unsur”.

Rydén, yılın hangi döneminde olursa olsun arka plan müziği seçmenin bir sonraki adımının “müşterilerinize daha yakından bakmak” olduğunu açıkladı. “Demografik özellikleri, yaşam tarzları ve motivasyonları neler? Ne tür müzik dinliyorlar? Mekanınıza girerken nasıl bir deneyim bekliyorlar?”

Ancak markaların müşterilerin özel olarak sevdiği şarkıları çalması gerekmiyor çünkü bu bilgiyi bilmek neredeyse imkansız. Bunun yerine Rydén şunu belirtti: “Müşteriye uygun fon müziklerinden bahsettiğimizde, müşterilerinizle alakalı müziği, onların anladığı ve genel düzeyde bağ kurabilecekleri müziği kastediyoruz. Bu, müşterilerinizin onlarla konuştuğunuzu hissetmelerini sağlayacak ve müzik yoluyla ne anlatmaya çalıştığınızı anlamalarını sağlayacak.”

Bir marka, hedef kitlesini daha iyi anladıktan sonra müzik kimliğini tanımlamaya ve müziği işine uyarlamaya başlayabilir. Örneğin, bir perakendeci müşterilerinin daha uzun süre kalmak ve alışveriş yapmak gibi belirli bir şekilde davranmasını istiyorsa, daha yavaş tempoda müzik çalabilir, çünkü “insanlar hızlı tempolu müzikle bir şeyler yaptıklarında, onları daha hızlı yapma eğilimindedirler,” mağaza koridorlarında yürümek de dahil.

Rydén ayrıca perakendecilerin fon müziklerini seçerken çalışanlarını hatırlamasının çok önemli olduğunu belirtti. “Bir müşteri bir mağazayı 10-15 dakikalığına ziyaret edebilir, ancak çalışanlar aynı müziği dinleyerek saatler ve günler geçirmek zorunda kalacaklardır” dedi. Özellikle tatil müziği çalmak, doğru yapıldığında çalışanların moralini yükseltebilir ve müşteri memnuniyetinin artmasına dönüşen olumlu bir çalışma ortamı yaratabilir.

Ancak bu, mağazanın hangi müziği çaldığına bağlıdır; tatil çalma listeleri sıklıkla tekrarlanır ve bu da aynı şarkıları tekrar tekrar dinlemek zorunda kalan çalışanları rahatsız edebilir. Rydén, bu nedenle “çalma listelerinize yeterli sayıda parça ekleyerek personeli mutlu etmenin” önemli olduğunu da açıkladı.

Doktor Patrick Alban ve yazar Deane Alban’a göre, “Müzik dinlemek belirli kimyasalların oluşumunu uyarır ve beynin ‘motivasyon molekülü‘ dopamini serbest bırakır.” Sonuçta, arka plan müziği üzerine yapılan çoğu araştırma “müziğin ruh halini ve tutumu iyileştirerek tüketici harcamalarını artırdığı sonucuna işaret ediyor” ancak bazı müzikler diğerlerinden daha iyi olabilir, bu nedenle hangi müziği çalacağınızı seçerken, özellikle de özel zamanlarda müzik çalarken stratejik olmak önemlidir.

Mango, 2024 Yılı için Güçlü Planlar Açıkladı

Mango, 2024 yılında Barselona’daki ilk mağazasının açılışının 40. yılını kutluyor. 1984 yılında Barselona’da Isak Andic tarafından kurulan Mango’nun 2023 yılı için öngörülen cirosu, çift haneli büyümeyi ve çevrimiçi kanal da dahil olmak üzere tüm kanalların olumlu performansını temsil ediyor.

Mango, 2024 yılı boyunca şirketin, 2024-2026 Stratejik Planının Mart ayında sunulması gibi grubun istikrarını ve sağlamlığını artıracak çeşitli girişimleri destekleyeceğini söyledi. Yeni yol haritası, farklılaştırılmış değer önerisini, yenilikçiliğe ve sürdürülebilirliğe bağlılığı güçlendirmeye ve mağaza ağını büyük ölçüde genişleterek ve tüm kanallarını büyüterek satışları artırmaya odaklanacak.

Mango perakende ayak izini genişletmeye devam ediyor

mango, 2024 yılı için güçlü planlar açıkladı

Şirket, 2026 yılına kadar 500’e yakın yeni mağaza açılışıyla iddialı bir genişleme planı uygulamayı planlıyor ve çabalarını ABD, İspanya, Fransa, İtalya, Birleşik Krallık, Hindistan ve Kanada gibi önemli pazarlara odaklıyor.

2023 yılı boyunca Mango, çevrimiçi satışlarını dünya çapında 110 pazarı aşacak şekilde yirmi yeni ülkeye genişletti ve yılın başından bu yana 130’dan fazla net mağaza açılışı ve 80 mağaza yenilemesiyle fiziksel kanalına olan bağlılığını pekiştirerek dünya çapında 115’ten fazla pazarda 2.700 satış noktasına ulaştı.

Mango 2024’te yeni yönetim kurulunu da güçlendirecek

Şirket, 2024 yılında, mart ayından itibaren üye sayısını dörtten dokuza çıkaracak olan yönetim kurulunun genişletilmesiyle kurumsal yönetimini güçlendirmeyi de hedefliyor.

Haftanın Mağaza Açılışları [18-22 Aralık]

Merhabalar, Aralık ayının artık son günlerinde yılın son mağaza açılışları hız kesmeden devam ediyor. Bizler de her hafta olduğu gibi, bu hafta da sektörden gelen bildirimler doğrultusunda derlediğimiz haftanın mağaza açılışlarını sizler için derledik.

Geçmiş haftalara ait mağaza açılışlarına buradan erişebilirsiniz.

İşte bu haftanın mağaza açılışları

Evidea – Anatolium AVM

haftanın mağaza açılışları [18-22 aralık]
haftanın mağaza açılışları [18-22 aralık] 25

Evidea, Bursa Anatolium AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza markanın Bursa’daki 2. Türkiye’deki 46. mağazasını oluşturuyor.

ebebek – Demirpark AVM

ebebek magaza 2
haftanın mağaza açılışları [18-22 aralık] 26

ebebek, Zonguldak Demirpark mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza markanın 233. mağazasını oluşturuyor.

Aker – Forum Ankara AVM

aker magaza
haftanın mağaza açılışları [18-22 aralık] 27

Aker, Forum Ankara AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza markanın 41. mağazasını oluşturuyor.

MediaMarkt – Maltepe Park AVM

mediamarkt magaza
haftanın mağaza açılışları [18-22 aralık] 28

MediaMarkt, İstanbul Maltepe Park AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza markanın İstanbul’daki 29. Türkiye’deki 97. mağazasını oluşturuyor.

MR DIY – Park Afyon AVM

mrdiy magaza 3
haftanın mağaza açılışları [18-22 aralık] 29

MR DIY, Park Afyon AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza markanın 76. mağazasını oluşturuyor.

Lufian – Malatya Park AVM

lufian magaza 1
haftanın mağaza açılışları [18-22 aralık] 30

Lufian, Malatya Park AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Marka mağazanın 124. mağazasını oluşturuyor.

Mavi – Flyinn AVM

mavi magaza
haftanın mağaza açılışları [18-22 aralık] 31

Mavi, İstanbul Flyinn AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Intersport – Mavibahçe AVM

intersport magaza
haftanın mağaza açılışları [18-22 aralık] 32

Intersport, İzmir MaviBahçe AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

SuperKids – Bağdat Caddesi

superkids magaza 1
haftanın mağaza açılışları [18-22 aralık] 33

SuperKids, Bağdat Caddesi deneyim mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza markanın 14. mağazasını oluşturuyor.

SuperStep – Şanlıurfa Piazza AVM

superstep magaza 1
haftanın mağaza açılışları [18-22 aralık] 34

SuperStep, Şanlıurfa Piazza AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Vatan – Anatolium AVM

vatan magaza 1
haftanın mağaza açılışları [18-22 aralık] 35

Vatan Bilgisayar, Bursa Anatolium AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza markanın 153. mağazasını oluşturuyor.

English Home – Kazakistan

english home magaza 1
haftanın mağaza açılışları [18-22 aralık] 36

English Home, Kazakistan Astana Arujan Mall mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza markanın ülkedeki 6. mağazasını oluşturuyor.

“Reebok Impact”, Tüketicilerin Markanın Ürünleriyle Etkileşim Yollarını Genişletmeyi Amaçlıyor

“Reebok Impact”, tüketicilerin markanın giyimden ayakkabıya kadar ürünleriyle etkileşim kurma yollarını genişletmeyi amaçlıyor.

Reebok, yapay zeka ve metaveri teknoloji şirketi Futureverse ile özel bir ortaklık başlattı.

İkili, 2024’te yapay zeka ve dijital giyilebilir cihazlarla sanal bir deneyim olan “Reebok Impact”i piyasaya sürecek.

reebok impact, tüketicilerin markanın ürünleriyle etkileşim yollarını genişletmeyi amaçlıyor

Futureverse’ün öncülüğünde Reebok, tüketicilerin ayakkabıdan giyime kadar bütün ürünleriyle etkileşim kurma yollarını genişletmeye çalışıyor.

Bu, Reebok ve Futureverse’ün uzun vadeli olacağı söylenen ortaklığının ilk adımı. Şirketler genişlemeyi, işlevsellik ve entegrasyonlar eklemeyi ve yeni deneyimler başlatmayı planlıyor.

Futureverse’in yardımıyla “Reebok Impact”, gelecek yıl müşterilere web3, blockchain tabanlı oyun ve metaverse deneyimleri sunacak.

Reebok CEO’su Todd Krinsky yaptığı açıklamada, “Reebok tüketici trendlerine ve dönüştürücü teknolojiye derinden bağlıdedi. “Futureverse ile ortaklığımız ve Reebok Impact’in yakında piyasaya sürülmesi, tüketicilerimizi, olasılıklar alanını yeniden tanımlayacak şekilde ürünlerimizin dijital evrimine dahil etmek için yenilikçiliğin geleneksel sınırlarını aşmamıza olanak sağlıyor.”

Web3 ve metaverse deneyimlerini işlerine dahil eden markalar, bu yıl özellikle hazır giyim perakendecilerinden gelen yaygın bir hareketti. Lacoste, Crocs ve Alo Yoga, ürünlerini sergilemek için sanal gerçekliği kullandı. Bunu yapay zeka, artırılmış gerçeklik ve NFT’ler gibi diğer teknolojilerle birleştirmek, markaların müşterilerin ürünlerle etkileşim kurmasını sağlamak için dijital deneyimleri kullanmanın başka bir yoludur.

Çevrimiçi Mağazaların Yükselişi ve Teknoloji Etkisine Bir Bakış

Teknolojinin birçok endüstri üzerinde büyük etkisi oldu. E-ticaret tasarımı, programlama, mekanik ve robotik alanların hepsi bu anlamda bariz alanlardır. Ancak ortalama bir insanın her gün etkileşimde bulunduğu ve teknolojiden etkilenen daha fazla temas noktası da var.

İnsanların sıklıkla etkileşimde bulunduğu ve teknik açıdan ileri düzeyde olan bir diğer alan ise artık çoğu çevrimiçi olan normal bir perakende mağazasıdır. Pek çok kişinin internetten alışveriş yapmayı tercih etmesi nedeniyle fiziksel mağazaların dünyasında yaya trafiğinde hızlı bir düşüş yaşandı. Mağazaya giderken zamandan tasarruf ettikleri için bu durum müşteri için son derece kullanışlıdır. Ana caddedeki bir mağazaya kıyasla bir depo kiralamak için daha az para ödeyen işletmeler için maliyetten tasarruf sağlar. İşletmeler için çalışanların maliyet tasarruflarından bahsetmiyoruz bile.

Teknolojik alanda çok sayıda kaliteli gelişme ve yükseltme olmasaydı, fiziksel mağazalar hâlâ eskisi kadar popüler olacaktı. Çevrimiçi mağaza artışını teşvik eden ve aşağıda daha da genişletilecek olan birkaç teknolojik faktör var.

Teknolojik gelişmeler

Cep telefonunun yükselişi, çevrimiçi satışlarda büyük bir artışa yol açtı. Müşteriler siparişlerini masaüstü cihazlardan mı verir yoksa cep telefonlarından mı sorusu ayrı bir konu başlığı. Bunu geçtiğimiz günlerde incelemiştik, bu yıl itibari ile ilk kez cep telefonu oranları masaüstü sipariş oranlarını geçmiş. Makaleyi okumayanlar buradan inceleyebilirler.

çevrimiçi mağazaların yükselişi ve teknoloji etkisine bir bakış

Finansal güvenlik, büyük ölçüde gelişen ve daha fazla müşteriye kart ayrıntılarını çevrimiçi girme konusunda güven veren başka bir alandır. Banka ve kredi kartlarıyla şerit hizmetlerinin artık müşterilerin çevrimiçi mağazalara bilgilerini güvenli bir şekilde ve bilgileri saklamadan girmelerine olanak sağlaması, sorunsuz bir ödeme seçeneği sağlıyor. Müşterilerin, bilgilerinin bu bireysel platformlarda güvenli bir şekilde saklandığı ve esasen bilgisayar korsanları veya siber suçlular tarafından erişilemeyen diğer ödeme yöntemlerini kullanarak da ödeme yapabileceğinden bahsetmiyoruz bile.

Gerçekten yalnızca çevrimiçi olan mağazaların ayaklanması, çevrimiçi alışveriş dünyasına da daha fazla güvenilirlik kazandırdı. İşletmelerin çevrimiçi hizmetler sunabilmesinin tek nedeni, çevrimiçi satışların temelini oluşturan ve genellikle satıcı ile alıcı arasındaki ilk temas noktası olan Shopify, BigCommerce veya WooCommerce gibi e-ticaret platformlarının son derece gelişmiş teknik kapasitesidir. Aralarından seçim yapabileceğiniz sınırsız temalar, olağanüstü araçlar ve özellikler ve mağazayı kuryeyle senkronize ederek siparişleri takip etme yeteneği sayesinde dijital satışlar çok kolaylaşarak arttı. Artık fizikseli atlayıp doğrudan dijital alana girmek isteyen mağazaların kullanımına sunulan e-ticaret platformları, geniş teklif ve yüksek teknoloji yetenekleri sayesinde bunu bir veya iki gün içinde gerçekleştirebiliyor.

Dijital gelecek

Unutulmaması gereken ve pek çok dijital satışın arasına eklenen alanlardan biri de, yavaşlama emaresi göstermeyen bir alan olan sosyal medyadır. Facebook gibi eski platformların yerini TikTok gibi daha yeni siteler alıyor ve bu devam edecek bir model. Satıcıların ürünlerini modern ve sosyal bir şekilde sergileyebilecekleri yeni platformlar büyümeye devam edecek ve dijital satışlar için daha da büyük bir yol açacak.