Migros, daha önce %25 hissesine sahip olduğu Paket Taxi’nin %50 hissesini satın aldı.
Bu satın alımla, Paket Taxi’nin %75 hisse sahibi de Migros olmuş oldu.
KAP’ın belirttiğine göre; Paket Taxi’nin %50 hissesi için Migros, toplamda 104,5 milyon TL‘yi peşin olarak ödemiş.
Bugün Paket Taxi 3 binden fazla kurye ile aktif olarak hizmetine devam ediyor. Şirket 2016 yılında kurulduğu günden bu yana ortalama 20 milyona yakın paket taşıması yapıldığını belirtiyor.
Bu satın alımla, Migros’un özellikle Migros Sanal Market ve Migros Hemen kanallarını da hızlıca daha da geliştireceği konuşuluyor.
Ülkemiz topraklarında doğmuş ve dünyanın dört bir yanında adından söz ettiren perakende şirketlerini konuşalım bugün. Birçok yönden elbette değerlendirilebilir ama, Türk perakende sektörü bugün geldiği nokta itibari ile güçlü bir konumda. Perakende markalarımız da öyle. Bu nedenle, dünyada adından söz ettiren en başarılı 15 Türk perakende şirketini sizler için derledik.
Özellikle öyle markalarımız var ki, sadece ülkemiz değil dünyanın da pek çok ülkesinde perakende pazarını domine etmiş durumda. Hangi markalarımız Türkiye adını yurt dışı ülkelere taşıyor henüz bilmiyor veya tekrar okuyup gururlanmak istiyorsanız listemize mutlaka bir göz atın.
Listedeki markaları alfabetik olarak sıraladığımızı öncesinde belirtmek isteriz.
İşte dünyada adından söz ettiren en başarılı 15 Türk perakende şirketi
Boyner
1981 yılında ‘Çarşı’ tabelası ile Bakırköy’de ilk hizmetine başlıyor Boyner. Aslında perakende sektörünün ne kadar odağında olduğunu da en başta bu tabela gösteriyor bizlere. Bugün Türkiye’nin 37 ilinde 117 mağazası ile özellikle çok katlı mağazacılık anlayışını ülkemize yerleştiren en önemli değerlerden biri. Boyner, BR Mağazacılık, Hopi, Morhipo markaları ile de perakende sektörüne hem ülkemizde hem de dünyada değer katmaya devam ediyor. Geçtiğimiz hafta dünyanın en prestijli kahve markalarından biri olan Costa Coffee‘yi Türkiye’ye getirerek kendi deyimleri ile ‘akışkan mağazacılık’ kavramını daha da güçlendirdi. Markanın bugünkü CEO’su ise Eren Çamurdan.
Colin’s
Dünyanın 38 ülkesinde 600’ü aşkın mağazada ülkemizin adını yansıtıyor Colin’s. 1983 yılında kurulmuş bir Eroğlu Holding markası, hatta holdingin ilk markası aynı zamanda. Rusya’nın en bilinen üç jean markasından biri olarak sektörü domine etmiş durumda olması da ülkemiz adına oldukça gurur verici. Şirketin Genel Müdürlüğünü bugün Hakan Cengiz yürütüyor.
Çift Geyik Karaca
1917 yılında kurulmuş bir markadan bahsediyoruz. Dile kolay tam 105 yıl. 100 yılı aşkın bir süre boyunca perakende sektöründe adından söz ettirebilmek kadar büyük bir başarı olabilir mi? Sadece ülkemizde değil, yurt dışında da çok bilinen markalardan biri Çift Geyik Karaca. Aynı zamanda yurt dışına ihraç edilen ilk Türk tekstil markalarından da biri. Bugün 5 kıtada 36 kadar ülkede Türkiye adının duyurulmasını sağlıyor. Markanın Genel Müdürlüğünü şuanda Cihat Özbekli yürütüyor.
Defacto
İlk mağazasını İstanbul’da açarak perakende sektörüne giriş yapan Defacto, bugün 30 ülkede 500’den fazla mağaza ile Türkiye’nin en önemli tekstil perakendecilerinden biri. ‘Ulaşılabilir moda’ mottosuyla sektöre girdiğinden beri, ülkemiz perakende sektörüne kattığı değerleri sanırım anlatmaya gerek yok. Markanın şuanki CEO’su ise İhsan Ateş.
ebebek
2001 yılında bebek.com ile hayatına başlayan, bebek ürünleri alışverişi konusunda Türkiye’nin ilk online mağazasıdır ebebek. ‘Click to brick’ iş modeli ile mağazalaşmaya giderek bugünkü ebebek markası haline geldikten sonra anne babalar ve anne baba adayları tarafından çok sevilen markalardan biri haline geldi. Özellikle bebek ürünleri kategorisini içselleştirerek bebekoloji, bebekolog, bebeveyn gibi kavramlarla yönetim şekillerini harika şekilde başkalaştırıyor. Markanın Genel Müdürlüğünü, kurucusu olan Halil Erdoğmuş yürütüyor.
FLO
1960 yılında kurulan ve bugün Türkiye’nin lider ayakkabı markalarından biri olan FLO, yılda 50 milyon çift ayakkabı satışı yapıyor. Türkiye’nin hemen her noktasında mağazası olan FLO’nun yurt içi ve yurt dışında 600’e yakın mağazası bulunuyor. Bu mağazaların 100 kadarı da yurt dışında hizmet veriyor. Azerbaycan, Arnavutluk, Kenya, Fas, Makedonya, Kazakistan, Gürcistan başta olmak üzere 20’den fazla ülkede Türkiye adının duyurulmasına katkı sağlıyorlar. Markanın CEO’luk görevini Burak Övünç yürütüyor.
Kiğılı
Türk perakendesinin bir diğer en eski markalarından olan Kiğılı, ilk olarak 1938 yılında erkek kıyafetleri için kumaş satışı ile sektöre giriş yapıyor. 1965 yılında kurulan ilk mağazasından bu yana, ülkemizde 62 ilde 207 mağaza, yurt dışında ise 24 mağaza ile sektörün içerisinde yer alıyor. Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın erkek giyim moda devlerinden biri olma yolunda ilerleyen markanın Genel Müdürlüğü geçtiğimiz haftalarda Hilal Suerdem’den, Sena Suerdem‘e devredildi.
Koton
1988 yılında Kuzguncuk’da 25 metrekare bir dükkan ile ilk olarak perakende sektörüne katılıyor Koton. Bugün ise 203’ü yurt dışında, 300’den fazlası ise ülkemizde olmak üzere 800’den fazla mağaza sahip. Bugün girdiğiniz hemen her alışveriş merkezi ya da caddelerinde Koton markası ile karşılaşmamız bundan. Markanın CEO’su ise şuanda Bülent Sabuncu’dur.
LC Waikiki
Türk perakendesinin en önemli gurur kaynaklarından biri LC Waikiki. Hem ülkemizde hem de dünyada perakende sektöründen bahsederken LC Waikiki isminin geçmemesi oldukça zor. Marka 1988 yılında kuruluyor, 1997 yılında ise tamamen Türk markası olarak hayatına devam ediyor. Bugün geldiği noktada 1000’den fazla mağazaya sahip perakendenin duayen markalarından biri. 50’den fazla ülkede Türkiye isminin duyuran markanın CEO’luğunu ise Mustafa Küçük yürütüyor.
Mavi
1991 yılında, Blue Jeans’i Türkçeleştirerek Mavi Jeans adında yola çıkıyor marka. Bugün 34 ülkede 456 kadar mağaza ile perakende hayatına devam ediyor. Ülkemizde olduğu gibi, girdiği tüm pazarlarda da yüksek kalite algısını ön plana çıkarıyor. Markanın bir diğer başarılarından olan, müşteri sadakat programı ‘kartuş’ ülkemizde sınıfının en iyi sadakat programları arasındadır. Markanın bugünkü CEO’su ise Cüneyt Yavuz.
Özdilek
Hem perakende hem de alışveriş merkezleri tarafında sektörün içerisinde olan Özdilek, 1983 yılında Özdilek Bursa Alışveriş Merkezi ile sektöre giriş yapıyor. Bugün 14 alışveriş merkezi, 10 hipermarket, 141 ev tekstili mağazası, 2 konsept lokum mağazası ve 9 büyük departman mağazası ile perakende sektörünün pek çok alanında hizmet vermeye devam ediyor. Özellikle Türk havlularını dünyaya duyuran en önemli markalardan da biridir Özdilek. Markanın bugünkü CEO’su ise Sertaç Ünal.
Sarar
1944 yılında, Eskişehir’de 12 metrekarelik bir terzi dükkanında temelleri atılıyor Sarar’ın. Bugün ise yurt dışında 58, Türkye’de 160’dan fazla mağaza ile perakende sektörüne değer katıyor. Yurt dışı mağazalarının çoğunluğu Avrupa ve ABD’de bulunuyor ve Türkiye adını duyurmaya devam ediyorlar.. Markanın bugünkü CEO’luğunu Emre Sarar yürütüyor.
Silk and Cashmere
1992 yılında dünyanın en kaliteli kaşmir keçileri ve ipek kozaları ile başlıyor markanın hikayesi. 30 yıldır da kaşmir ve ipeği ülkemizde ve dünyada perakende sektörü ile buluşturmaya devam ediyorlar. 29 ülkede 50’ye yakın mağazası ve 200’den fazla satış noktası ile kaşmir ve ipekte Türkiye ismini dünyaya taşıyorlar. Markanın bugünkü CEO’luğunu Ferhat Zamanpur yapıyor.
Vakko
Bu listeyi elbette Vakko ile sonlandırmadan olmaz. 1934’de ‘Şen Şapka’ ismi altında kurulan marka, 1940’lardan sonra Vakko ismini alarak 1962 yılında Beyoğlunda ilk mağazasını açıyor. Bugün özellikle lüks moda perakendesi anlamında Türkiye’de ve dünyada adından en çok söz edilen markalardan biri. Vakko’nun 13 ana mağazası, 3’ü yurt dışında olmak üzere 35 Butik Vakko mağazası, Türkiye’ye yayılmış 76 Vakko Corner, 10 Vakko Outlet, 2 Vakko Wedding House, 2 Vakko Chocolate Butik, 2 Vakko Home, 3 Vakko Eşarp Corner, 10 Vakkorama, 2 V2K designers, ve 5 Vakkorama H20 mağazası bulunuyor. Markanın bugünkü CEO’su ise Jaklin Güner.
15 maddede listelediğimiz için tüm markalarımızı bu listeye henüz alamadık. Fakat hem bu listedeki hem de bu listede olmayan tüm Türk perakende şirketlerimiz gurur kaynağımızdır…
Levi’s, Salı günü mali ilk çeyrek kazanç ve gelirlerini bildirdi. Marka ayrıca, enflasyonist baskılarda veya küresel ekonomilerin kapanmasında önemli bir kötüleşme olmadığını varsayarak, 2022 tahminlerini açıkladı.
levi's 2022 tahminlerini açıkladı 16
Toplam satışlarının kabaca %2′sini temsil eden Rusya pazarını da bu tahminlerin içerisinde kattı. Levi’s CEO’su Chip Bergh, yaptığı açıklamada: “Benzin fiyatlarından market faturalarına kadar her şey artarken bile tüketicilerin daha ucuz giysiler arayışına girmediğini belirtti. Tüketiciler ucuzu değil, kaliteyi arıyorlar. Şirket bazı kalemlerde fiyatları yükseltmiş olmasına rağmen tüketici talebinin güçlü kaldığını da sözlerine ekledi.”
Levi’s ilk çeyrekte bir yıl önceki 143 Milyon Dolar olan net kazanca kıyasla 196 Milyon Dolar netkazanç bildirdi. Gelir ise, bir önceki yılki 1,31 milyar dolardan %22 artarak 1,59 milyar dolara yükseldi.
Markanın küresel doğrudan tüketiciye satışları önceki yıla göre %35 arttı ve toptan satış geliri ise %15 arttı.
Bölgelere göre incelendiğinde, satışlar bir önceki yıla göre Amerika’da %26, Avrupa’da %13 ve Asya’da %11 arttı.
2022 tüm mali yıl için ise markanın beklentisi %11 ile %13 arasında büyüme.
H&M Vakfı, 2022 Küresel Değişim Ödülleri’nde moda sürdürülebilirliği için, 5 farklı projeye 1 milyon Euro yatırım yaptı. Yatırım kazanan projeler aşağıdaki gibi:
Re:lastan (Çin) – Elastan ve polyester karışımı kumaşları geri dönüştürülebilir yapan bir sürdürülebilirlik projesi.
CottonAce by Wadhwani AI (Hindistan) – Küçük ölçekli pamuk çiftçileri için pestisit kullanımını azaltan, verimi artıran ve gelirleri artıran bir AI çözümü.
Biorestore (İsveç) – Eski ve yıpranmış giysileri eski haline döndüren bir çamaşır yıkama çözümü.
BioPuff by Saltyco (UK) – Kaz tüyü için sürdürülebilir alternatif oluşturan, bitkilerden oluşturulmuş bir çözüm.
Rubi (ABD) – Karbon emisyonlarından yapılan viskon ve liyosel.
Global Change Award, moda sürdürülebilirliği için H&M tarafından başlatılan bir ödül projesi
h&m vakfı moda sürdürülebilirliği için 5 farklı projeye 1 milyon euro yatırım yaptı 18
H&M’e göre, kazananlar moda, iş, yatırım, girişimcilik ve inovasyon gibi alanlarda deneyim ve bilgi birikimine sahip uluslararası bir konsey tarafından seçildi.
2015 yılında başlatılan Küresel Değişim Ödülleri, modayı dönüştürmek, gezegeni olumlu hale getirmek ve 2030 yılına kadar BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini yerine getirmek için H&M Vakfı tarafından başlatıldı.
H&M Vakfı yönetim kurulu üyesi ve H&M Group başkanı Karl-Johan Persson, “Global Change Award kazananları, karşılaştığımız karmaşık zorlukların anahtarını elinde tutuyor ve modayı yeniden keşfetmenin mümkün olduğunu kanıtlıyor” dedi.
Tedarik zinciri aksamalarının ve iklim endişelerinin ardından tüketiciler; geçmişte istediği her şeyi, istediği zaman elde edebileceği düşüncesini yani “bolluk düşüncesini” sorguluyor.
Aslında 2022 perakende eğilimleri; kıtlık, aksamalardan doğan gecikmeler, kemer sıkma yasaları ve sürdürülebilirlik faktörlerinin öne çıktığını gösterdi. Böylece bolluk düşüncesinin sona ermesi ve tüketime daha ölçülü bir yaklaşım getirilmesi düşüncesi sorgulanıyor.
Sonuç olarak perakendeciler, tüketicilerin daha az ürün satın alacakları bir ekonomi için nasıl yeni stratejiler oluşturacaklarını yeniden düşünmek zorunda kalıyorlar.
Asıl endişe, istediklerini elde edemeyen müşteriler için duyulmalı. Pandemi sıkıntıları artmaya devam ederken, ürün ve personel krizi bir kerede ortadan kalkmıyor.
Tüketiciler Memnun Olmak İstiyor
İleriye baktığımızda, perakendecilerin müşterilerini memnun etmek ve marka itibarını desteklemek için tedarik zinciri, müşteri hizmetleri ve pazarlama dahil olmak üzere kuruluşlarının tüm bölümlerini bir araya getirmek zorunda kalacaklarını görüyoruz. Bunu yaptıkları zaman bile birçok darboğaz, perakendecilerin kontrolü dışında gerçekleşmeye devam edecek.
perakendecilerin tüketicileri kazanması gerekli
Alışveriş yapanlar; fiyatların değişkenliğini, teslimat sürelerini ve istenen malların bulunamaması gibi sorunları hissettiklerinden, istediklerini alamadıklarında kaçınılmaz olarak çevrimiçi mecrada seslerini yükselteceklerdir. Bunedenle onların beklentileri yönetmek kritik olmaya devam edecek.
Neredeyse iki yıldır süren tedarik zinciri sorunlarına tüketicilerin de aşina olduğunu unutmayın. Bir dereceye kadar, hem günlük ihtiyaçlar hem de elektronik eşyalar ve mobilyalar gibi büyük ürünler için daha uzun bekleme sürelerini kabul etmek üzere alıştılar.
Tüketicilerin durumu, perakendecilerin zorluklarla dikkatli bir şekilde başa çıkmalarının yanında müşterilerle açık ve verimli bir şekilde iletişim kurarak ürün bulunabilirliği ve fiyatlandırma konusunda açık olmaları gerektiğini işaret ediyor.
Son zamanlarda satın alma kararlarının çevre ve genel olarak toplum üzerindeki etkisi hakkında yeni görüşler var. Daha dikkatli düşünen ve büyüyen bir tüketici segmenti görüyoruz. Bu gerçek; perakendecileri çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) ilkelerine gerçek bir bağlılık sağlamaya itiyor. Amaca yönelik bir bağlılıkla tamamlanan çevik bir sürekli sıfırlama ve yeniden icat kültürü yaratmak, bu bağlamda etkili olabilir.
yeni perakende stratejileri
2021 Accenture araştırmasında tüketicilerin %50’si, pandemiden davranışlarını ve değerlerini yeniden tasarlayarak çıktıklarını söyledi. Hayatta kendileri için neyin önemli olduğunu tekrar değerlendirdiler ve giderek daha fazla kişisel amaçlara odaklandılar. Bütün bunlar; neyi, nasıl ve neden satın aldıklarını doğrudan etkiliyor.
Perakendede bolluk düşüncesinin rolünü sorgularken varsayılan bolluk ayarımızı yeniden düşünmek önemli bir ilk adımdır. İkincisi, en acil sorunumuz olan iklim değişikliğiyle mücadele etmek için ekosistemdeki diğer kişilerle iş birliği yapmaya başlamak adımıdır.
perakendeciler geleneksel yöntemleri gözden geçirmeli
Sonuç olarak, geleneksel “al, yap, elden çıkar” modelini daha döngüsel bir yaklaşımla değiştiren “yenileyici iş”e doğru artan bir ivme görmeyi bekleyebiliriz. Bu yol, dinamik fiyatlandırma, mikro fabrikalar ve aşırı yerelleştirilmiş üretim gibi yeni uygulamaları keşfetmeyi içerebilir.
Son olarak, perakendecilerin başarıyı farklı şekilde ölçmesi gerekebilir. Tüketicilerin daha az yeni ürün satın alması ve perakende gelirlerinin daha büyük bir bölümünü oluşturan hizmetler nedeniyle, Ortalama Sipariş Değeri (AOV) ve Ortalama Sepet Boyutu (her satın almada satılan ürün sayısı) gibi geleneksel iş metriklerinin güncellenmesi gerekiyor.
Perakendeciler; katılım, şirket amaç ve değerlerine ilişkin algılar ve müşteri sadakati gibi ölçümler eklemeli.
Bu faktörler yalnızca işlem bazında değil, yaşam boyunca bir müşterinin değerini belirlemeye yardımcı olabilir. Tüketiciler ve markaları arasında daha incelikli bir ilişki kurar ve bu, bolluk sonrası pazara girerken herkese iyi hizmet edecek bir ortam yaratır.
Decathlon 2021 oranlarını açıkladı. Spor perakendecisi, geçen yıl küresel spor pazarının oldukça dinamik geçtiğini belirtiyor. Covid etkisi açıkça etkisini göstermeye devam ederken, insanlar yeni hobiler ve yeni egzersiz yolları aramaya başladı ve bu da Fransız spor zincirinin satışlarında 2021 yılında yüzde 21’lik bir artışa yol açtı. Net satışlar böylece 13,8 Milyar Euro’ya ulaştı.
2020’deki karantinalar sırasında zaten güçlü olan çevrimiçi büyüme yakalayan marka, online satışlarında yüzde 30 artış kaydetti. Markanın online satış büyümesi yıldan yıla artmaya devam ediyor.
E-ticaret kanalı, zincirin toplam satışlarının yüzde 21’ini oluşturuyor ve bu da yaklaşık 3 Milyar Euro’ya tekabül ediyor.
Decathlon bugün 70 ülkede faaliyet gösteriyor ve 105.000 personel istihdam ediyor. Hatırlarsanız daha önce sizlere markanın büyük bir online spor pazar yeri olma çalışmalarını duyurmuştuk.
2022 yılı içerisinde bu yatırımı yapması beklenen Decathlon’un yeni yıl görünümünde bu yatırımın ciddi etkisi olacağı bekleniyor.
Perakendeciler devasa bir çevrimiçi reklam kullanımı yapıyorlar. Bu çevrimiçi reklam kullanımı yeni dönemde kişiselleştirilmiş mağaza içi reklam kullanımına doğru yönelim gösterebilir. Müşteri verilerinin sağladığı avantajlara sahip olmak, site ve uygulamalarındaki reklamları kişiselleştirebilmek oldukça önemli amaçlar.
Son zamanlarda perakendeciler, programa dayalı satın alma ile kişiselleştirilmiş reklamlarını, sadece dergilere veya fenomenlerle yaptıkları kampanyalara değil, dijital raf reklamları ve mağaza içi sesli reklamlarla da iyileştirmeye çalışıyor.
Amerikan perakende şirketi Kroger, mağaza içi müşterilere günün saatine, havaya veya yerel etkinliklere göre reklam yapabilmek adına 2020’de işitsel reklam süreçlerini otomasyona sokup modern programlama standartlarını mağazalarına getirmişti.
Kişiselleştirilmiş mağaza içi reklam kullanımı tam olarak nedir?
Kroger Pazarlama’nın kıdemli başkan yardımcısı Cara Pratt: “Kroger’da ortaklarımız ve müşterilerimiz bir numaralı önceliğimiz. Bu yeni yöntem, onlara çok daha anlamlı şekillerde ulaşabilmemizi sağlayacak. Bu yöntemler bize müşterilerin ilgilendikleri markalarla ilgili güncel ve doğru zamanlanmış bilgileri aktarma imkânı sağlıyor. Dolayısıyla müşterilerimizin alışveriş deneyimi güzelleştirmek için oldukça yardımcılar. Aynı zamanda marka ortaklarımızın müşterilere alışveriş sürecindeki çok kritik bir noktada hitap etmesini mümkün kılıyor, üstelik tam da rafın önündeyken.” diyor.
Amerika Dışı Ev Reklamcılığı Derneği’ne göre mağaza içi reklamcılık birçok farklı şekilde hayata geçirilebilir. Alışveriş arabalarında bulunabilecek dijital panellerle, koridor üstü veya koridor sonu teşhirlerle, çıkış gişesindeki panolarla veya markalı saatlerle ve tavan grafikleriyle son derece çeşitlendirilebilir bir alan. Geleneksel yöntemler ise canlı ürün gösterimleriyle veya tadımlarla örneklenebilir.
Mağaza içi reklamlar günümüzde büyük oranda programlamaya dahil değiller ve çevrimiçi reklamcılık sektöründen kopuk durumdalar. Satıcılar genel olarak mağaza içi reklamcılığı satış sürecinde hala kullanıyorlar ancak reklamcıların artan bir şekilde çok kanallı ve doğru müşteriyi hedef alabilen optimize reklam tipleri arayışı içindeler.
E-ticaretle uğraşan perakendeciler “alıcı pişmanlığı”nı azaltmak için müşterilerine sağladıkları online alışveriş deneyiminin bazı noktalarına dikkat etmeliler.
2000 kişinin katıldığı bir ankette online alışveriş yapan müşterilerinin %74’ünün alışverişten sonra “alıcı pişmanlığı” yaşadığını ortaya çıkardı. Ankette müşterileri en çok üzen etkenler ise şu şekilde:
Alınan ürünün fiyatına değmediğini düşünmek: %39
Ürünü tahmin edildiğinden daha az kullanmak: %34
Çok fazla para harcamak: %32
Ürünü aldıktan sonra daha iyi bir alternatif bulmak: %32
İade ederken kargo ücretini ödemek: %31
Sipariş verdikten sonra indirim kuponu bulmak %31
Satın aldıktan sonra ürünün indirime girdiğini görmek %30
Geri iade etme süresini kaçırmak: %28
Sigorta planı almamak: %26
Farklı bir renk/beden seçmemiş olmak:
Bu 10 faktörden en az dördüne perakendecilerin direkt olarak etkisi olabilir – iade ederken kargo ücreti ödemek, alışverişten sonra indirim kuponu bulmak ya da alınan bir ürünün indirime girdiğini görmek ve son iade gününü kaçırmak.
online alışveriş
Alıcı pişmanlığında teslimat nasıl etki ediyor?
Anketin ortaya çıkardığı bir başka bulgu ise online alışveriş yapan müşterilerin büyük bir kısmının kargolama sürecinde gecikme yaşadığı. Katılımcılar sipariş verdikten sonra teslimata kadar ortalama 5 haftalık gecikme yaşadıklarını belirtti. Bazı yaygın sebepler şöyle:
Kaybolan ya da çalınan kargolar: %60
Yanlış gönderim sonucu tekrar siparişte kaybolma: %38
Stok durumunda yanlışlık yüzünden gecikme: %38
Yanlış adrese teslim: %36
İyi haber şu ki müşterilerin %72’si gecikme yaşanmasından pek rahatsızlık duymuyor ve beklemelerine değdiğini söylüyor. Hatta müşterilerin %63’ü uzun gecikme durumlarında, bir siparişlerinin olduğunu kapılarına gelene kadar unuttuklarını, %56’sı ise ürünün paketini açana kadar ne aldıklarını bile hatırlamadığını belirtti.
Müşteriler online alışverişte düşük fiyat seviyor
ABD’de yapılan bir başka anket müşterilerin uygun fiyatlı ürünleri bulmak için ne kadar çaba gösterdiklerini su yüzüne çıkardı. Ankette katılanlar en iyi teklifleri bulmak için yıllık 83 saat harcadıklarını ve neredeyse 10.000$ tasarruf ettiklerini belirttiler. Ankete katılanların %68’i sırf eğlence için indirim avına çıktıklarını, %65’i ise iyi bir teklif bulmanın eşsiz bir tatminlik hissi getirdiğini söyledi.
Anket katılımcılarının %69’u buldukları güzel teklifleri tanıdıklarıyla da paylaşıyor. Ayrıca, katılımcıların %58’i yabancıların giyimlerini iltifat etmeleri durumunda yaptıkları alışverişte ne kadar tasarruf ettiklerini anlatıyor. Müşterilerin %56’sı ise aile ve arkadaşlarlarına keşfettikleri indirimlerden bahsedip övünüyor.
2022’de dünyanın en zenginleri listesi açıklandı. Bugün dünyanın en zengin 10 insanı 1,3 trilyon dolarlık serveti kontrol ediyor.
Bu servet ölçeği, dünya ekonomisinin yaklaşık %1.4’üne, Amazon’un tüm piyasa değerine veya 3.000 yıl boyunca günde 1 milyon dolar harcamaya eşittir.
Visual Capitalist, Forbes Gerçek Zamanlı Milyarderler Listesi’nden alınan verilere dayanarak, 2022’de dünyanın en zenginlerinin bir anlık görüntüsünü hazırlamış.
Dünyanın En Zengin 10 Kişisi
212 milyar dolarlık servetiyle Elon Musk, dünyadaki en zengin kişidir. Tesla, 2021’de dünya çapında yaklaşık bir milyon araç teslim etti. Çip sıkıntısıyla karşı karşıya olmasına rağmen, Tesla teslimatları yıldan yıla %87 arttı. Aynı zamanda SpaceX’in CEO’su ve baş mühendisi olan Musk, 2022’de şimdiye kadar yapılmış en büyük roketi yörüngeye göndermeyi planlıyor.
14 Mart 2022 verilerine göre dünyanın en zenginleri şöyle:
2022'de dünyanın en zenginleri 29
168 milyar dolarlık net değeriyle Jeff Bezos ikinci sırada yer alıyor. Bezos, yıl içinde servetinde (-9 milyar dolar) bir düşüş gören ilk 10’daki tek milyarder. Geçen Mart ayından bu yana, Amazon hisseleri , zayıf kazançlar ve gerileyen perakende performansı ışığında sadece %3 arttı.
En önemlisi, Meta’nın (eski adıyla Facebook) CEO’su Mark Zuckerberg, 2016’dan bu yana ilk kez ilk 10’dan düştü. Meta hisseleri, 2004’ten bu yana küresel günlük aktif kullanıcılarda ilk kez düştü.
İlk 10’un toplam büyüme oranları
Dünyanın en zengin 10 insanı arasında servetlerinin en hızlı arttığını görenler:
2022'de dünyanın en zenginleri 30
Musk, servetinin bu ilk 10 listesinde diğerlerinden daha fazla yükseldiğini gördü. 2021’de Tesla ilk kez trilyon dolarlık bir şirket oldu ve Musk’ın serveti geçen yıla göre %29 arttı.
2022’de Kripto Milyarderler
Dünya çapında en az 10 kişi, kripto para birimlerinin stratosferik yükselişi sayesinde servetlerinin milyarlara ulaştığını gördü.
FTX kripto türevleri borsasının kurucusu Sam Bankman-Fried, 24 milyar dolarlık net değeri ile en üst sırada yer alıyor. Bankman-Fried, borsayı 2019 yılında 27 yaşındayken başlattı. FTX’in şu anda bir milyon kullanıcısı ve 32 milyar dolarlık bir değerlemesi var.
2022'de dünyanın en zenginleri 31
Bankman-Fried’i, kripto para borsası Coinbase’in kurucu ortağı Brian Armstrong takip ediyor. Binance’den sonra dünyanın en büyük ikinci kripto para borsasıdır.
Peki ne olacak?
Listedeki milyarderlerin serveti rekor oranlarda birikmeye devam edecek mi? Ukrayna’nın işgali devam ederse, muhtemelen daha geniş yapısal sonuçlara sahip olacaktır.
Bazı görüşler, İkinci Dünya Savaşı sonrasında görüldüğü gibi, savaşın büyük bir dengeleyici, servet eşitsizliğini azaltan bir güç olduğunu iddia ediyor. Öte yandan diğer görüşler, özellikle savaş kamu borcuyla finanse edildiğinde, servet farklılığını artırdığını öne sürüyor. Her iki durumda da çoğu zaman, savaş düşük ve orta gelirli haneler üzerinde baskı yaratıyor.
Savaşın gelir dağılımı üzerinde kalıcı etkileri olup olmayacağı açık bir sorudur, ancak pandemi herhangi bir şekilde emsal teşkil ederse, etkiler tahmin edilebilir olmaktan uzak olacaktır.
Dünyanın en zenginleri tam listesi aşağıdaki gibidir.
Büyük şirketler, NFT trenini kaçırmamak için uygun buldukları duraklarda Metaverse‘e doğru yol alırken modaya uygun trendleri takip ederek markalarının önünde büyük bir fırsat kapısı da aralamış oluyorlar. Bu sebeple bir NFT projesinin başarısı taban fiyatı veya satış için gereken büyük ölçekte miktarlarla değil de onu geliştiren markanın başarısına odaklanıyor.
moda ve oyun nasıl birleşiyor?
Bu yüzden son zamanlarda markalar oyun toplulukları ve bazı sanal evrenler için oldukça beğenilen üç boyutlu tasarımları ile ön plana çıkıyorlar. Bu durum avatarlarımıza aldığımız kıyafetlerin benzerlerini yavaş yavaş kendi dolaplarımızda da görmemize sebep oluyor olabilir.
Kısaca açıklamak gerekirse, oyun aleminde çocuk yaşta tanıştığımız markalarla edindiğimiz sıcak aile bağı bizleri yetişkinlik çağımızda o markanın mağazasına gittiğimizde ilk günkü sıcaklığıyla sarmalıyor olacak. Bu da son yıllarda büyük markalar için kulağa gerçekten mucizevi gelen devrimsel niteliklerden biri.
Markalaşma Oyunu
Asya, 22 milyar dolarlık küresel ticaretin üçte birini oluşturduğu için NFT’lerin ön saflarında yer alıyor. Bir zamanlar erişilemeyen pahalı konsollar ve bilgisayarların artık günlük mobil cihazlarla alınıp satıldığı göz önüne alındığında, Güneydoğu Asya’nın kentsel çevrimiçi nüfusunun %82’sinden fazlasının oyuncu olması şaşırtıcı değil.
Şimdilerde ise bu sanal alem bir zamanlar kaçınılan lüks markaların bile sanal dünyayla güçlerini birleştirmeye başladığı kazançlı bir meydan haline geldi. Markalar, küresel oyun pazarının 2027 yılına kadar 340 milyardolarlık bir değere ulaşması beklendiğinden, kendilerini başka bir dijital kanalla çeşitlendirmenin ötesinde nedenlerle oyun ve e-spor alanlarını kullanıyorlar.
NFT’lerin Markalara Evrimi
Birçok marka başlangıç noktası olarak avatar skinlerine kıyafet giydirmeyi tasarlamaya başlasa da, bu sanal koleksiyonlar oyun içi becerilerden veya sade estetikten başka gerçek bir değer sağlamadı. Ancak avatarlar için üretilen bu bu deri kıyafetler diğer sanal ortamlara aktarılamadığı veya herhangi bir ticari değere sahip olmadığı için geliştiriciler, tüketicilerin varlıklarına NFT olarak sahip olmalarını sağlayan blok zincir oyunlarına dönüşmüştür. Bu sayede tek kıyafet ile tüm avatarlar giydirilebileceği düşünülüyor.
Lüks marka Louis Vuitton‘un, oyun ve sanal işbirliklerinde aktif olduğunu biliyoruz. Bu sebeple oyun içi NFT’lere geçiş için yatırım yapmaya da başlıyor, kullanıcılar artık dijital varlıklara nadir bulunan koleksiyonlar olarak sahip olabildikleri için popülaritesini artırıyor ve kâr için çevirme fırsatı sunuyor.
Daha önce kullanıcıların sadece oyunu oynamak için para ödediği ve diğer verileri ücretsiz olarak aldığı pazar yerinde, yeni nesil oyun endüstrisi oyunculara sahiplik veriyor ve onları oyunlarda harcadıkları zaman ve katılımları için ödüllendiriyor.
louis vuitton bu evrende yerini sağlamlaştırmak i̇stiyor…
Günümüzde tüketiciler, sadakatlerinin karşılığını almak ve en sevdikleri markalar için marka elçisi unvanını kazanmak istiyor. Belki de bu avatarlar yeni nesil modelliğin öncüsü de olurlar.
Metaverse ve Sanal Müşteriler
Bu nedenle NFT’ler sadece bir para kazanma aracı değiller. Onlar, bir marka yaratmak için en ideal boyutlardaki küçük yeniliklar olarak görülüyorlar. Yani temel amaç mümkün olan her ortama markayı taşımak ve tüketiciyle buluşmaktır. Örneğin sosyal medya…
Kısacası aslında şaşırılan tüm yeniliklerin yeni bir pazara adapte olmaktan farkı yok. Yeni sanal dünyada da olan bu; oyunun sosyal unsuru, sosyal etkileşimi, işbirliği ve rekabeti sayesinde insanın bir sosyal grubun parçası olma ihtiyacı karşılanıyor.
Metaverse, başka bir perakende kanalı veya bir pazarlama kampanyası olarak tasarlanmadı, ancak tüketicilerle etkileşimi başlatmak ve onlara sevdikleri markaya sahip olma ve onları yönlendirme gücü vermek için bir yol olarak tasarlanmıştır. Kullanıcı tarafından oluşturulan içeriği teşvik etmek ve sadık takipçileri marka değeriyle ödüllendirmek, marka savunuculuğunu yönlendirmek için sadakat programlarının geleceği olacak.
Her bir NFT projesinin arkasındaki seçkin topluluk ve ayrıcalık fikri, sahipler ve hevesli sahipler arasındaki değeri ve katılım düzeylerini yönlendiren şeydir. Bir topluluğa erişimi olanlar için tanınma ve bağlantı, bir jpeg’in yüksek fiyat etiketini aşan paha biçilmez bir deneyim.