Ana Sayfa Blog Sayfa 44

Criteo, ChatGPT Reklam Pilotuna Entegre Olan İlk AdTech Ortağı Oldu

Criteo, ABD’de OpenAI’nin ChatGPT Free ve Go reklam pilotuna entegre olan ilk reklam teknolojisi ortağı olarak öne çıkıyor. Bu iş birliği, reklamcılığın yapay zeka platformlarındaki yeni evresine işaret ediyor ve markalara ChatGPT üzerinden kullanıcılarla doğrudan etkileşim kurma fırsatı sunuyor.

ABD’de toplanan veriler, ChatGPT üzerinden yönlendirilen kullanıcıların diğer kanallara kıyasla yaklaşık 1,5 kat daha yüksek dönüşüm sağladığını ortaya koyuyor. Bu da pilotun, reklamverenler için değer yaratma potansiyelini net bir şekilde gösteriyor.

veriler ortaya koydu chatgpt gercekten ne kadar enerji harciyor bpsy

Criteo CEO’su Michael Komasinski, “OpenAI ile bu entegrasyon, reklamcılığın üretken yapay zeka deneyimlerinde ilerlemesinde heyecan verici bir adımı temsil ediyor. Pilot program, LLM tabanlı platformlarda reklam keşfi ve değerlendirmeyi şekillendirmeye yardımcı olacak. Deneyimler, ekleyici, ilgili ve kullanıcı güveni üzerine kuruluyor” dedi.

Pilot kapsamında markalar, ChatGPT içinde reklamları test edebilecek, kullanıcı etkileşimini analiz edebilecek ve yönlendirdikleri talebi doğrudan perakendecilere aktarabilecek. Program, önümüzdeki haftalarda ABD’de devreye girecek ve elde edilen sonuçlar, gelecekteki reklam stratejilerinin LLM platformlarına entegrasyonunda önemli bir yol haritası sunacak.

Criteo’nun bu hamlesi, reklam teknolojilerinde yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor. CEO Komasinski, “Bu pilotla, reklamcılığın sadece görünürlük değil, aynı zamanda kullanıcı deneyimi ve güven odaklı bir hale gelmesini sağlamayı hedefliyoruz” sözleriyle sürecin stratejik önemini vurguladı.

Uniqlo’dan Toplumsal Yatırım: New York Halk Kütüphanesi ile Gençlere Öğrenme Desteği

Japon giyim perakendecisi Uniqlo, New York’taki varlığını bu bahar üç yeni mağaza açılışıyla güçlendiriyor ve gençlere yönelik öğrenme programlarını destekleyen bir yıllık iş birliği başlatıyor. Şirket, New York Şehir Halk Kütüphanesi ile ortaklık yaparak, kitaplara ücretsiz erişim sağlayan programların sürdürülebilirliğini destekleyecek ve Library After Hours gibi genç odaklı etkinlikleri erişilebilir kılacak.

Uniqlo USA CEO’su Fuminori Adachi, “Bilgi ve fırsatları herkese erişilebilir kılma misyonunun bizimle derin bir şekilde yankılandığı New York Halk Kütüphanesi ile iş birliği yapmaktan gurur duyuyoruz,” dedi. Adachi, New York’un yaratıcılığı, çeşitliliği ve güçlü topluluk ruhunun Uniqlo’ya ilham verdiğini ve bu ortaklığın şehri bir araya getiren alanları destekleme taahhüdünü yansıttığını vurguladı.

Üç yeni mağaza sırasıyla 6 Mart’ta Bryant Park, 20 Mart’ta Williamsburg ve 3 Nisan’da Union Square’de açılacak. Her mağaza, bulunduğu mahallenin kültürel dokusuna özel tasarlanmış UT ürünleri sunacak ve MTA, KAWS, Andy Warhol Vakfı ve Strand Kitabevi gibi kültürel iş birlikleriyle desteklenecek. Bu girişim, “Made for All. Made for New York.” kampanyası kapsamında şehrin sanatsal topluluğunu kutlarken, yerel kültürü giyilebilir tasarıma taşıyor.

Ortaklık aynı zamanda Uniqlo’nun toplumsal sorumluluk ve eğitim odaklı yaklaşımının bir yansıması olarak, gençlerin öğrenme ve yaratıcılık fırsatlarına erişimini artırmayı hedefliyor. Şirket, New York’taki bu stratejik genişleme ile hem fiziksel mağaza ağını güçlendiriyor hem de toplumsal faydayı ön plana çıkarıyor.

Adidas için Zorlu Dönem: Tarifeler ve Kur Baskısı Kârlılığı Gölgeliyor

Alman spor giyim devi Adidas, 2026 yılı için açıkladığı kâr rehberliği sonrası hisselerinde %8’e kadar değer kaybetti. Şirket, olumsuz para birimi dalgalanmaları ve ABD gümrük tarifelerinin etkisiyle mücadele ediyor.

adidas bodrum midtown avmde kapilarini acti

Şirketin 2025 gelirleri 24,8 milyar euro (28,86 milyar dolar) seviyesinde gerçekleşti. 2026’da ise gelir artışının yüksek tek haneli oranlarda olacağı öngörülüyor. ABD tarifeleri ve olumsuz para birimi gelişmelerinin 400 milyon euroluk olumsuz etkisine rağmen, işletme kârının yaklaşık 2,3 milyar euroya ulaşması bekleniyor.

RBC Capital Markets analistleri, kârlılık görünümünün yatırımcıları “hayal kırıklığına uğratacağını” belirterek, öngörülerin genel beklentilerin %15 altında olduğunu söyledi. Jefferies analisti James Grzinic, %9 operasyonel kâr marjının beklentilerin oldukça altında kaldığını vurguladı. FactSet tahminlerine göre, dördüncü çeyrek satış ve kâr hedefleri de hafifçe eksik gerçekleşti.

Buna rağmen CEO Bjørn Gulden, “Tüm dış dalgalanmalara rağmen dördüncü çeyrekte çift haneli büyüme sağladık ve faaliyet kârımızı çeyrekte iki katından fazla artırarak yılı güçlü bir şekilde tamamladık” açıklamasında bulundu.

Şirket ayrıca 2026-2028 orta vadeli hedeflerini de paylaştı. Para birimi tarafsız satışların yüksek tek haneli büyümesi ve operasyonel kârın yıllık artışının orta on yaşlarında olacağı öngörülüyor.

Orta Vadeli Hedefler ve Piyasa Tepkisi

adidas yeezy cipok sneakerek es papucsok 1369897

Hisseler Çarşamba günü %6,7 düşerek 52 haftanın en düşük seviyesine gerilerken, son 12 ayda yaklaşık %43 değer kaybetti. Küresel spor giyim sektöründeki aşırı arz ve değişen tüketici tercihleri, yatırımcılar için ek baskı oluşturuyor. Puma ve Nike da benzer zorluklarla karşı karşıya ve kârlı büyümeye dönüş sürecindeler.

CEO Gulden’in sözleşmesi 2030’a kadar uzatıldı. 2023’te rapçi Ye (eski adıyla Kanye West) ile yaşanan ayrılık sonrası şirketi istikrara kavuşturma görevini üstlenen Gulden, stratejisine güven göstermiş oldu. Adidas, Yeezy serisinin satışlarından kaynaklanan riskleri yöneterek yeniden dengeyi sağlamaya çalışıyor.

Coach’tan Z Kuşağıyla Ortak Yazılan Küresel Kampanya

Coach, 2026 İlkbahar sezonu için hayata geçirdiği “Hikayenizi Keşfedin” kampanyasında klasik lüks iletişimin dışına çıkarak Z kuşağıyla birlikte üretilen bir marka anlatısına odaklandı. Tabby çantası ve minyatür, okunabilir kitap figürlerinden oluşan yeni takı koleksiyonu etrafında şekillenen kampanya; yalnızca bir ürün lansmanı değil, topluluk temelli bir kültür projesi olarak konumlanıyor.

Markanın Pazarlama Direktörü Joon Silverstein, sürecin temelini “dinleme disiplini” olarak tanımlıyor. Coach’un küresel araştırmaların ötesine geçerek sosyal medyada günlük etkileşimler üzerinden içgörü geliştirdiğini vurgulayan Silverstein’a göre marka, kültürün oluştuğu yerlerde aktif biçimde bulunmayı stratejik öncelik haline getirmiş durumda.

Hikâye Anlatımı Üzerinden Kimlik Arayışı

Kampanya, film, müzik ve spor dünyasından küresel isimleri bir araya getiriyor. Elle Fanning, Storm Reid, Soyeon, Lilas Ikuta, Paige Bueckers ve Shan Yichun’in yer aldığı iki kısa filmde, her elçi bir kitabı okuduktan sonra çevresindeki dünyanın dönüşümünü deneyimliyor.

Bu anlatı, Z kuşağının dijital çağda hızla tüketilen içerikler arasında daha derin ve uzun soluklu hikâyelere yönelme eğilimiyle örtüşüyor. Koleksiyon kapsamında Jane Austen’ın Sense and Sensibility ve Maya Angelou’nun I Know Why the Caged Bird Sings gibi eserlerinden ilham alan 12 minyatür kitap figürü de yer alıyor. Kitap seçimleri, ABD’den Çin’e uzanan Z kuşağı topluluklarıyla birlikte belirlendi.

Toplulukla Birlikte İnşa Edilen Büyüme

Coach, kampanyayı yalnızca iletişim düzeyinde değil, deneyimsel temas noktalarında da genişletti. Hello Sunshine’ın Z kuşağı odaklı kolu Sunnie, China Youth Daily, Penguin Random House, WNBA ve Bilibili gibi farklı coğrafyalardaki platformlarla iş birlikleri kuruldu. Üniversite turları, mağaza içi “Kitap Köşeleri” ve etkinlik entegrasyonlarıyla tema fiziksel dünyaya da taşındı. Lansman, New York Fashion Week kapsamında görünürlük kazandı.

Bu yaklaşım finansal sonuçlara da yansıdı. Ana şirket Tapestry, Inc. verilerine göre Coach, 2026 mali yılının ikinci çeyreğinde gelirlerini %25 artırdı. Pazarlama yatırımları ise bir önceki yıla kıyasla yaklaşık %40 yükseldi. Tapestry CEO’su Joanne Crevoiserat, Z kuşağıyla kurulan bağın diğer kuşaklara da yayıldığını ve marka arzusunu güçlendirdiğini belirtiyor.

Coach’un “Hikayenizi Keşfedin” hamlesi, lüks segmentte yeni dönemin kodlarını işaret ediyor: Ürün merkezli iletişimden kültür merkezli topluluk inşasına geçiş. Marka, tüketicisine yalnızca bir aksesuar değil, parçası olabileceği bir hikâye sunuyor.

Rönesans Holding’den Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Bütüncül Yaklaşım

Rönesans Holding, iş hayatında ve toplumsal alanda kadınların güçlenmesine yönelik çalışmalarını düzenlediği “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Bütünsel Bakış: Özel Sektör–STK–Akademi–IFI İş Birliği Konferansı” ile paylaştı. Konferansta özel sektör, sivil toplum, akademi ve uluslararası kuruluşların toplumsal cinsiyet eşitliğindeki ortak rolü ele alındı.

Konferansta konuşan Rönesans Holding Yönetim Kurulu Başkanı İpek Ilıcak Kayaalp, şirketin 40 bini aşkın çalışanı ve 40 ülkedeki faaliyetleriyle geniş bir etki alanına sahip olduğunu belirtti. Kayaalp, şirketin faaliyet gösterdiği sektörlerde toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket ettiğini ifade ederek, bir yıl içinde 200 milyondan fazla kişiye temas ettiklerini ve bu kitlenin yaklaşık yarısının kadınlardan oluştuğunu söyledi.

Şirket yönetimindeki kadın temsil oranlarına da değinen Kayaalp, halka açık şirketin yönetim kurulunda kadın oranının yüzde 50 olduğunu, holding yönetim kurulunda da kadın temsil oranını yüzde 50’ye çıkarmayı hedeflediklerini belirtti. Grup genelinde kadın yönetici oranının yüzde 49 seviyesinde olduğunu aktaran Kayaalp, bu oranların sektör ortalamalarının üzerinde olduğunu ancak daha fazla ilerleme hedeflediklerini vurguladı.

Toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında yürütülen eğitim çalışmalarına da değinilen konferansta, Business Against Domestic Violence girişimi doğrultusunda hayata geçirilen Ev İçi Şiddetle Mücadele Politikası kapsamında çalışanlara destek mekanizmaları oluşturulduğu ve 19 bin çalışan ile paydaşa toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi verildiği açıklandı.

Şirketin sağlık alanındaki projeleri kapsamında ise bugüne kadar 90 milyon hastaya hizmet verildiği, bu hastaların 54 milyonunun kadın olduğu paylaşıldı. Kadın sağlığına yönelik teknolojilerin ülkeye kazandırıldığı belirtilirken, HPV aşısının çalışanların sağlık sigortası kapsamına alınan ilk uygulamalardan biri olduğu ifade edildi. Ayrıca Adana Ceyhan’da kız çocuklarına HPV aşısı uygulanması ve meme kanseri taramaları gibi çalışmaların yürütüldüğü aktarıldı.

Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında deprem bölgesinde yürütülen çalışmalar da konferansın gündemindeydi. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), UNICEF ve sivil toplum kuruluşlarıyla gerçekleştirilen iş birlikleriyle deprem bölgesinde 45 binden fazla kadın ve çocuğa ulaşıldığı bildirildi. Kriz dönemlerinde kadınların ve çocukların daha fazla etkilendiğine dikkat çekilerek bu çalışmaların sürdürüldüğü vurgulandı.

Kadın girişimciliğini desteklemeye yönelik projeler kapsamında ise AVM’lerde kadınların ürünlerini satabilecekleri alanlar oluşturulduğu ve Kahramanmaraş’ta düzenlenen kadın emeği etkinlikleriyle yaklaşık 400 kadının kendi işini kurmasına katkı sağlandığı ifade edildi.

Adana Ceyhan’daki yatırımlar kapsamında kurulan kaynakçı okulundan mezun olan kadınların iş hayatına katıldığı, mezunlardan bazılarının Rönesans projelerinde, bazılarının ise Türkiye ve Avrupa’daki farklı kurumlarda istihdam edildiği belirtildi.

Konferansta konuşan Mariam Khan, kadınların yaşam döngüsünün her aşamasında güçlenmesinin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini söyledi. Kadın istihdamının ekonomik büyüme ve toplumsal kalkınmaya katkı sağladığını vurgulayan Khan, aile ve kariyer dengesini destekleyen politikaların önemine dikkat çekti.

Konferans kapsamında düzenlenen panelde ise kurumsal taahhütlerin sahaya etkisi, iş birliklerinin rolü ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin ekonomik kalkınmadaki yeri değerlendirildi.

Boyner Grup’tan 8 Mart’ta Soru: “Kadınlar Günü Neden Var?”

Boyner Grup, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında dijital platformlarda yayınladığı yeni filmiyle toplumsal cinsiyet eşitsizliğine farklı bir perspektiften dikkat çekiyor. 2009 yılından bu yana 8 Mart için farkındalık kampanyaları hazırlayan Boyner Grup, bu yılki çalışmasında izleyiciyi doğrudan bir “yüzleşme”ye davet ediyor.

Kameranın odağını erkeklere çeviren ve “Kadınlar Günü Neden Var?” sorusunu merkeze alan film, küçük bir kız çocuğunun babasına yönelttiği naif soruyla başlıyor. Her yıl kadınların karşılaştığı sorunları farklı açılardan gündeme taşıyan marka, bu kez toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en önemli paydaşlarından biri olan erkekler üzerinden bir sorgulama yapıyor. Film, eşitliğin sağlanabilmesi için gerekli olan zihniyet dönüşümünü görünür kılmayı amaçlıyor.

“Sadece kutlanacak değil, eşitlenecek bir gelecek için sorguluyoruz”

Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner, 2009’dan bu yana kadınların maruz kaldığı sorunları gündeme taşıyan kampanyalar gerçekleştirdiklerini belirterek bu yıl neden en temel soruyu sorduklarını şu sözlerle açıkladı:

“Yıllardır kadın cinayetlerinden, iş gücüne katılımdan adaletsizliğe, çocuk yaşta evliliklerden cam tavanlara kadar her sorunu yüksek sesle dile getiriyoruz. Ancak 2026 eşiğinde durup tabloya baktığımızda, toplumsal cinsiyet eşitliğinde hala gidilecek çok mesafe olduğunu görüyoruz. Bu kendimizle yaptığımız dürüst bir muhasebe. Artık kadın erkek eşitliğinin sağlanması için bir zihniyet dönüşümünün başlaması gereken noktadayız. Bu yüzden bugün sadece bir kampanya yapmıyoruz; herkesi kendini sorgulamaya davet ediyoruz.”

“Dönüşüm erkekler olmadan mümkün değil”

Bu yılki kampanyada erkeklerin “sessiz paydaşlığına” dikkat çeken Boyner Grup, filmde eğitimli ve sevgi dolu bir babanın, kızının “Kadınlar Günü neden var?” sorusu karşısında yaşadığı duraksama anlarını ele alıyor. Ümit Boyner, filmdeki bu sessizliği şu sözlerle değerlendirdi:

Filmdeki baba eğitimli, sevgi dolu, kızının üzerine titreyen bir baba. Ancak en bilgili babanın bile o saf soru karşısında vereceği yanıtı bilememesi, aslında hepimizin sessizliği. Sadece şiddet uygulayan değil, bu tabloya ses çıkarmayıp konforlu alanına çekilen her erkek de bu tıkanıklığın bir parçası. Bizim amacımız suçlu aramak değil, o sessizliğin içine sığınan ‘paydaşı’ uyandırmak. Çünkü bir dönüşüm istiyorsak, bunu erkekler olmadan asla başaramayız.”

“Eşitsizliği anlamak için yüzleşmek gerekiyor”

Toplantıda Ümit Boyner’e eşlik eden Psikolog Gökhan Çınar ise toplumsal hafızadaki bu “dona kalma” halini şu sözlerle değerlendirdi:

“Erkeğin çocukluktan itibaren ‘güçlü kalma’ zorunluluğuyla kuşanmaya başladığı hissizleşme maskesi, zamanla toplumsal eşitsizliği besleyen en büyük konfor alanına dönüşüyor. Oysa kadının maruz kaldığı emek, güven ve temsil eşitsizliğini gerçekten anlamak; erkeğin bu sahte güçten vazgeçip kendi yetersizliğiyle yüzleşebilecek cesareti göstermesiyle mümkün. Kadının özgür olmadığı bir dünyada, erkek de ne yeterli ne de gerçekten değerli. Toplumsal dönüşüm, erkeğin bu adaletsiz terazideki yerini sorgulaması ve sorumluluk alarak gardını indirmesiyle başlayacak. Kadın hakları mücadelesi sadece kadınların omuzlarında yükselen bir süreç değil, erkeklerin de kendi özgürlükleri için sahiplenmesi gereken bir varoluş meselesidir.”

“Kadınlar Günü Neden Var?” platformu yayında

Boyner Grup, kampanya ile eş zamanlı olarak hayata geçirdiği kadinlargununedenvar.com platformu üzerinden de toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dair verileri kamuoyuyla paylaşıyor. Platformda Türkiye’deki kadın cinayetlerinden iş gücündeki eşitsizliğe, cam tavanlardan hukuki engellere kadar pek çok veri yer alıyor.

Bu platform, 8 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü değil, aynı zamanda kadın hakları mücadelesinin önemli bir sembolü olduğunu hatırlatarak herkesi bu gerçeklerle yüzleşmeye davet ediyor.

Koton 464 Mağazaya Ulaştı, Yurt Dışı Büyümesini Hızlandırıyor

Perakende sektöründe talebin zayıfladığı bir dönemde Koton, 2025 yılını güçlü operasyonel performans ve artan kârlılıkla tamamladı. Etkin stok yönetimi, disiplinli gider kontrolü ve güçlü marka konumlanması sayesinde şirket, hem kârlılığını hem de nakit üretim kapasitesini artırdı. Yıl sonunda toplam mağaza sayısı 464’e ulaşırken, yurt dışı operasyonlarında büyüme ivme kazandı.

2025 yılında satın alma maliyetlerini enflasyonun altında tutmayı başaran marka, etkin stok yönetimi sayesinde brüt kâr marjını yüzde 54,1 seviyesine taşıdı. Artan maliyetlere rağmen disiplinli gider yönetimi ile 1,7 milyar TL esas faaliyet kârı elde eden Koton, yılı 7,8 milyar TL FAVÖK ile tamamladı. FAVÖK marjı yıllık bazda 4,3 puan artarak yüzde 23,7’ye yükseldi. Şirket aynı zamanda operasyonlarını bir önceki yıla kıyasla yüzde 11 daha düşük stok seviyesiyle yöneterek 3,5 milyar TL serbest nakit akışı sağladı.

Yurt İçi Mağazacılıkta Reel Büyüme

Tüketici talebinin zayıf seyrettiği 2025 yılında Koton, trend ve kaliteli ürünleri rekabetçi fiyatlarla sunma stratejisi sayesinde talebi canlı tutmayı başardı. Şirketin yurt içi mağazacılık satışları bir önceki yıla göre yüzde 5,7 oranında reel büyüme kaydetti.

Yurt Dışı E-Ticarette Güçlü İvme

Koton’un yurt dışı e-ticaret kanalı özellikle CIS Bölgesi ve Avrupa’da yakalanan büyüme sayesinde önemli bir ivme yakaladı. 2025’in son çeyreğinde yurt dışı e-ticaret satışları yıllık bazda yüzde 136 artarken, toplam yurt dışı satışları aynı dönemde yüzde 53 reel büyüme gösterdi. Şirket, yılı genel olarak yurt dışı operasyonlarında reel büyüme ile tamamladı.

Körfez Bölgesi’nde Yeni Pazarlar

Koton, 2025 yılında Körfez Bölgesi’nde 13 mağaza açılışı gerçekleştirirken 5 mağazasını kapattı. Apparel Group ortaklığıyla yürütülen operasyonlarda bölgenin satışları ABD doları bazında yüzde 28 büyüdü. Aynı dönemde Umman ve Katar pazarlarına giriş yapılırken, 2026’nın ikinci yarısında Kuveyt pazarına giriş için hazırlıkların sürdüğü belirtildi.

Mağaza Sayısı 464’e Ulaştı

2025 yılı boyunca ağırlıklı olarak yurt dışı yatırımlarla net 13 mağaza artışı gerçekleştiren Koton’un toplam mağaza sayısı 464’e yükseldi. Şirket, 2026 yılında ağırlıklı olarak yurt dışında olmak üzere en az 10 yeni mağaza açmayı planlıyor.

Sadakat Programı 9,2 Milyon Üyeyi Aştı

Koton’un omnichannel stratejisinin önemli bir parçası olan müşteri sadakat programı Koton Club, 2026 Şubat itibarıyla 9,2 milyon üyeye ulaştı. Program, Rusya ve Kazakistan’ın ardından Sırbistan’da da devreye alınırken, yurt dışında yaklaşık 300 bin üyeye ulaştı. Körfez Bölgesi’nde ise marka, yaklaşık 13 milyon üyeye sahip Apparel Club sadakat programı üzerinden müşterilerine avantajlar sunuyor.

“Finansal Performansımızı Güçlendirdik”

Koton CEO’su Dr. A. Bülent Sabuncu, şirketin 2025 yılı performansını şu sözlerle değerlendirdi:

koton yeni ceosu bulent sabuncu

“2025 yılı tüketimdeki yavaşlamanın etkisiyle sektörde daralmanın yaşandığı, yüksek enflasyonist ortamda artan maliyet baskılarının devam ettiği ve yüksek seyreden faiz oranları nedeniyle finansman giderlerinin kârlılıkları olumsuz etkilediği bir yıl oldu. Özellikle 2024’ün son çeyreğinden devralınan olumsuz koşulları 2025’in ilk çeyreğinde de yoğun bir şekilde hissederken, tüm zorluklara rağmen Koton olarak 2025 yılında finansal performansımızı güçlendirdik.”

Sabuncu, şirketin güçlü marka konumlanması ve dinamik fiyatlama yaklaşımı sayesinde mağazacılık kanalında pazarın üzerinde büyüme yakaladığını belirterek, yurt dışı yatırımların da finansal sonuçlara olumlu katkı sağlamaya başladığını ifade etti.

Şirket, 2026 yılında sürdürülebilir ve kârlı büyüme odağını koruyarak konsolide gelirlerde yüzde 5–7 aralığında reel büyüme, yaklaşık yüzde 54 brüt kâr marjı ve yüzde 24 seviyesinde FAVÖK marjı hedefliyor. Ayrıca ağırlıklı olarak yurt dışında olmak üzere en az 10 yeni mağaza açılması planlanıyor.

Marks & Spencer’dan Kadınlar Günü’ne Özel “İlhamımız Kadınlar” Projesi

Marks & Spencer, “İlhamımız Kadınlar” projesinin üçüncü yılında, geleceğin kadınlarına cesaret vermek amacıyla kendi yolunu çizen güçlü isimleri bir araya getirmeye devam ediyor. Her yıl farklı bir perspektifle kadın emeğine ışık tutan projenin bu yılki ana teması ise “Kendi Hikayesini Yazanlar” oldu…

Projenin bu yılki ilham kaynakları arasında; sanatın gücünü yansıtan oyuncu Merve Dizdar, toplumsal meselelere ışık tutan gazeteci Özlem Gürses, kuşaklar arası köprü kuran araştırmacı yazar Evrim Kuran ve azmiyle sınırları aşan dünya şampiyonu jimnastikçi Ayşe Begüm Onbaşı yer alıyor. Farklı disiplinlerde fark yaratan bu dört isim, başarının ardındaki emeği, disiplini ve “kendi hikayesini yazmanın” dönüştürücü gücünü paylaşıyor.

150 yıldır kadınların yaşamına ve stiline eşlik eden Marks & Spencer, bu sene hayata geçirdiği projeyle başarının sadece bir sonuçtan ibaret olmadığını vurguluyor; aksine bu sürecin her bir basamağındaki kararlılığı, emeği ve duygusal dayanıklılığı onurlandırıyor. Kendi yolunu çizerken çevresindeki kadınlara da ışık tutan bu güçlü figürler, projenin “Kendi Hikayesini Yazanlar” vizyonunu bizzat temsil ediyor.

Marks & Spencer, bu anlamlı yolculukta kadınların güçlenmesi için köprü görevini üstlenen AÇEV (Anne Çocuk Eğitim Vakfı) ile sosyal sorumluluk odağında iş birliğini sürdürüyor. Çocukların ve kadınların daha güvenli, sağlıklı ve mutlu bir geleceğe ulaşmaları için AÇEV’in faaliyetlerine her daim destek olan marka; Kadınlar Günü’nde de kadınların gücünü AÇEV aracılığıyla öne çıkarmayı ve daha fazla kadının kendi hikayesini yazmasına katkı sağlamayı hedefliyor.

Kadınların içindeki gücü ve yaratıcılığı kutlayan Marks & Spencer, “İlhamımız Kadınlar” platformu aracılığıyla tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor!

Ekrandan Sepete: Dizi ve Film İş Birlikleri Perakendede Yeni Büyüme Modeli mi?

Popüler diziler ve filmler artık yalnızca izlenme rakamı üretmiyor; aynı zamanda stil, estetik ve tüketim eğilimi üretiyor. Moda, kozmetik, oyuncak ve ev dekorasyonu kategorilerinde görülen ani talep artışları, markaların neden dizi ve film iş birliklerine yöneldiğini net biçimde ortaya koyuyor. Perakendede lisanslı koleksiyonlar, yalnızca görünürlüğü artırmak için değil; satış performansını hızlandırmak için de stratejik bir araç haline gelmiş durumda.

Dizi ve Film İş Birlikleri Perakendede Neden Güç Kazanıyor?

stranger

Özellikle son yıllarda bu modelin somut sonuçlar ürettiği örnekler dikkat çekiyor.

2023’te vizyona giren Barbie, yalnızca bir sinema başarısı olmadı; küresel perakendede “pembe dalga” yarattı. Moda ve aksesuar markaları sınırlı koleksiyonlarla bu estetiğe dahil oldu, vitrin tasarımlarından ürün gamına kadar birçok alanda film atmosferi yeniden üretildi. Bazı markalarda lansman haftasında dikkat çekici satış artışları ve hızlı tükenme oranları görüldü.

Benzer bir etki Stranger Things iş birliklerinde de yaşandı. 80’ler estetiğini merkeze alan koleksiyonlar özellikle genç tüketici segmentinde güçlü karşılık buldu. Retro sneaker’lardan lisanslı tekstil ürünlerine kadar birçok kategoride satış ivmesi gözlemlendi.

Wednesday ise gotik ve karanlık stilin moda kategorisinde yeniden yükselmesine zemin hazırladı. Siyah tonlar, keskin siluetler ve dramatik aksesuarlar kısa sürede trend listelerine girdi. Perakendeciler bu estetiği yalnızca lisanslı ürünlerle değil, koleksiyon kurgularında da referans aldı.

Moda tarafında bir diğer dikkat çeken örnek de Emily in Paris oldu. Renkli, iddialı ve maksimalist kombinler; özellikle hazır giyim ve aksesuar kategorilerinde koleksiyon tasarımlarını etkiledi. Sosyal medyada oluşan görünürlük, ürünlerin organik biçimde yayılmasına katkı sağladı.

Hazır Hikâye, Hazır Topluluk

wednesday

Bu iş birliklerinin temel gücü, markalara hazır bir hikâye sunmaları. Yeni bir koleksiyon çıkarmak her zaman risklidir. Talep tahmini, pazarlama bütçesi ve lansman maliyetleri ciddi yatırım gerektirir. Oysa popüler bir yapımla yapılan iş birliği, markayı zaten konuşulan bir kültürel moment’in içine yerleştirir.

Tüketici burada yalnızca ürünü değil, o dünyanın parçası olma hissini satın alır. Karakterle özdeşleşmek, estetiği gündelik hayata taşımak ya da sınırlı üretim bir koleksiyona sahip olmak, fiyat hassasiyetini ikinci plana itebiliyor. Bu da özellikle lansman dönemlerinde ortalama sepet tutarında artış ve daha hızlı stok devir hızı anlamına gelebiliyor.

Görünürlükten Fazlası: Stratejik Uyum

Ancak her dizi ve film iş birliği başarı getirmiyor. Estetik uyum, hedef kitle örtüşmesi ve kategori seçimi belirleyici rol oynuyor. Yüzeysel bir lisans kullanımı kısa vadeli bir “hype” yaratabilir; fakat marka kimliğiyle bütünleşmeyen projeler sürdürülebilir satış performansı üretmeyebiliyor.

Bugün perakendede rekabet yalnızca fiyat ve kalite üzerinden ilerlemiyor. Pop kültürle temas kurabilen, kültürel bağ yaratabilen markalar daha hızlı görünürlük ve daha güçlü etkileşim elde ediyor. Dizi ve film iş birlikleri de bu nedenle tercih ediliyor: hazır bir duygu, hazır bir estetik ve hazır bir topluluk üzerinden talep yaratma modeli sunuyor.

Asıl soru artık şu:
Bu iş birliği sadece gündeme dahil olmak için mi yapılıyor, yoksa markanın uzun vadeli konumlanmasına hizmet eden bilinçli bir strateji mi?

Orta Doğu’daki Gerilim Küresel Perakendeyi Nasıl Etkiliyor?

Orta Doğu’da artan gerilim ve İran merkezli çatışmalar, küresel perakende ve lüks tüketim markalarının bölgedeki faaliyetlerini doğrudan etkiledi. Hava sahalarının kapanması, uçuş iptalleri, seyahat kısıtlamaları ve güvenlik endişeleri nedeniyle birçok uluslararası marka mağazalarını geçici olarak kapatma ya da operasyonlarını minimum seviyeye indirme kararı aldı.

Dubai başta olmak üzere Körfez’in önemli alışveriş merkezlerinde bazı mağazalar tamamen kapanırken, bazıları sınırlı personelle hizmet vermeye başladı. Füze saldırıları ve artan güvenlik riski hem çalışanlar hem de tüketiciler açısından belirsizliği artırdı.

Chalhoub Group Bahreyn’de Tüm Mağazalarını Kapattı

orta doğu’daki gerilim küresel perakendeyi etkiliyor

Yaklaşık 900 mağazayla Versace, Jimmy Choo ve Sephora gibi markaları işleten Chalhoub Group, Bahreyn’deki tüm mağazalarını kapattığını açıkladı.

Şirket, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Ürdün’deki mağazalarını açık tutarken çalışanların işe katılımını gönüllülük esasına bağladı. Chalhoub Group İletişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Lynn al Khatib, Reuters’a yaptığı açıklamada operasyonların mağazaya gelmeyi gönüllü olarak tercih eden ekip üyeleriyle sürdürüldüğünü belirtti. Şirket yönetiminin hafta başında Dubai Mall ve Mall of the Emirates’i ziyaret ederek çalışanlarla görüştüğü bildirildi.

Amazon, Kering ve Diğer Global Markalar da Etkilendi

Amazon’un Abu Dabi’deki dağıtım merkezini kapattığı, bölge genelinde teslimatları askıya aldığı ve Suudi Arabistan ile Ürdün’deki çalışanlarına evde kalmaları talimatı verdiği aktarıldı.

Kering, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn ve Katar’daki mağazalarını geçici olarak kapattığını ve Orta Doğu’ya yönelik iş seyahatlerini askıya aldığını duyurdu. Grup bünyesinde Gucci yer alıyor.

Apple’ın Dubai’deki mağazalarının geçici olarak kapalı olduğu belirtilirken, H&M Bahreyn ve İsrail’deki mağazalarını kapattığını doğruladı.

Kitle pazarına yönelik yatırımlar da belirsizlikten etkilenmiş durumda. Primark, Dubai’de üç mağaza açma planını daha önce duyurmuştu; şirket gelişmeleri yakından izlediğini açıkladı.

Lüks Hisselerinde Gerileme

Bölgedeki gelişmeler finansal piyasalara da yansıdı. LVMH, Hermes ve Cartier’nin sahibi Richemont hisseleri haftanın ilk işlem gününde yüzde 4 ile yüzde 5,7 arasında değer kaybetti.

Orta Doğu, küresel lüks harcamalarının yaklaşık yüzde 5 ila 10’unu oluşturuyor. Ancak danışmanlık şirketi Bain & Company, 2023 yılında bölgeyi lüks sektörünün en hızlı büyüyen pazarı olarak tanımlamıştı. Özellikle Dubai, hem yerel talep hem de turizm kaynaklı harcamalarla sektör için önemli bir merkez haline gelmişti.

Uçuşların askıya alınması ve havaalanlarının kapanması, bölgedeki lüks satışların temel itici gücü olan turizmi ani şekilde durdurdu. Kearney’nin kıdemli ortağı Victor Dijon, seyahat perakendesinin bir ay süreyle tamamen durması halinde yüz milyonlarca dolarlık satışın riske girebileceğini belirtti. Ayrıca Orta Doğulu tüketicilerin Paris ve Milano gibi Avrupa’nın lüks merkezlerinde en yüksek harcama yapan gruplar arasında yer aldığına dikkat çekerek, uzun süreli bir seyahat kısıtlamasının Avrupa pazarlarını da etkileyebileceğini ifade etti.

Çatışmaların ne kadar süreceğine ilişkin net bir takvim bulunmazken, küresel markalar Orta Doğu’daki operasyonlarını güvenlik koşullarına göre günlük olarak yeniden değerlendiriyor. Bölge, son dönemde küresel büyümenin önemli ayaklarından biri haline gelmişken, mevcut gelişmeler perakende ve lüks sektörü açısından ciddi bir belirsizlik ortamı yaratmış durumda.