Ana Sayfa Blog Sayfa 448

Perakende ve Alışveriş Merkezleri Başarısız Bir Sınavın İçinde. Bu Savaş Ne Zaman Bitecek?

Bildiğiniz üzere 11 Mayıs tarihinden itibaren Alışveriş Merkezlerinin kademeli olarak açılmasının açıklanmasının ardından Twitter’da aynı gün #avmleraçılmasın hastagi trend topic oldu. Açılmasını destekleyenler, açılmamasını destekleyenler ve açılsa dahi yoğunluk zaten olmayacağını destekleyenler gibi farklı görüş ve bakış açıları var tabi.

Fakat bugün tartışmak istediğimiz nokta, kamuoyunda yaratılan resim üzerine. Hem ülkeler hem de tüm sektörler olarak bir sınavın içerisindeyiz. Krizi atlatabilmek, krizle yaşamayı öğrenebilmek, yeni önlemler gibi birçok başlık halinde uzayabilir bu sınav.

Geldiğimiz noktada perakende ve alışveriş merkezleri sektöründe öyle bir tablo çizildi ki, tüketici gözünde gerçekten başarısız yönetilen bir sınav olarak görüyorum bu durumu. Türkiye’de AVM olmadan perakende, perakende olmadan AVM olmaz ve olmayacaktır. Peki ama neden o halde bu düşmanlık?

Ardı ardına gelen mağazaları bir daha açmıyoruz açıklamaları, ya da kiraları açmasanız da alacağız açıklamaları gerçekten tüketiciyi sadece AVM ya da sadece perakende kanadında mı etkiliyor? Bu zincirin tüketici gözünde kırılması hangi AVM ya da perakende markasının işine yarıyor dersiniz? Peki tüketici gerçekten bu açıklamaları dinlemek zorunda mı?

Bu sorular böyle uzar gider…

cover

İletişim, iletişim, iletişim

11 Mayıs tarihi ile AVM’lerin bazıları açılış yapacak bazıları yapmayacak. Cafe ve restoranların tamamı zaten kapalı. Ortalama 200 mağazası olan AVM’lerde 11 Mayıs tarihinde açılış yaparız diyen mağazaların sayısı 20-25’lerde şuan. Bazı büyük mağazalar da yok değil fakat bu sayı AVM’ler açılmıştır demek için yeterli bir sayı değil. Yani zaten fiili olarak bu şartlarda AVM’lere açıktır diyemeyeceğiz.

Şu anda kiralama departmanlarının çoğu harıl harıl hangi tarihte mağazanızı açarsanız iletişimlerini sağlıyor perakende merkezleri ile. Hangi taraf haksız? İkisi de haklı değil mi? Aslına bakarsanız iki taraf aynı masada zaten doğru çözümü verir fakat kamuoyunda yaratılan bu algı iki tarafı da gerginlik içerisine sokarak süreci zorlaştırmaktan başka hiçbir işe yaramıyor.

Normalleşme süreci tamamen gerçekleştirilmeden hiçbir AVM’nin eski şekilde kira alamayacağını, düzenlemelerin yapılmak zorunda olduğunu tüm Alışveriş Merkezleri zaten biliyor. Ben kira ödemem deyip kestirip atmak niye?

Olağan dışı şekilde AVM’ye az kişi gireceğinin ve etkilerini tüm perakende zaten biliyor. Ne olursa olsun kiramı alırım ya da kurallarım kesindir deyip ihtarlar göndermek niye?

Tek çözüm iletişim. Sektör bu konuda son derece başarısız bir sınav veriyor ve maalesef ki her iki tarafın da ciddi haklı oldukları yönler var.

Perakendede binlerce kişi çalıyor, AVM ekiplerinde de aynı şekilde. Perakende çok zor bir sınavdan geçiyor, AVM yatırımcıları da aynı şekilde. Bir tarafın zarar görmesi durumda diğer taraf kalkınmayacak değil mi?

Kapanış döneminde de, açılış döneminde de aynı kavgaları yaşadık. Elimize hiçbir şey geçmedi ve geçmemeye devam edecek. Kabul etsek de etmesek de hem AVM’ler hem de perakendeciler taşın altına elini koymak zorunda kalacak.

AVM’ler bir çok konuda, kurallarım bu İşletme Yönetmeliğim bu şekilde deyip geçemeyecek, perakendeciler de kafamıza göre kapatır gideriz açıklamalarından vazgeçecek. Aksi halde bu sorunların çözülmesi çok olası bir durum gibi görünmüyor.

Daha güzeli konuşacağımız toplantılarımızda görüşmeyi hepimiz özledik. Ama sürecin sektörü ne denli olumsuz etkilediğinin de farkına vararak hareket etmemiz gerektiğini düşünüyorum. İyi haftalar…

Starbucks Dünya Çapında Mağazalarının %90’ını Geri Açıyor

Starbucks’ın yaptığı açıklamaya göre, Mart ayında koronavirüs pandemisi sebebi ile kapatılan mağaların dünya çapında %90’ında 1 Haziran tarihine kadar kademeli olarak açılış veriliyor.

Mağaza içerisindeki tüm oturma alanları ve masaların iptal edileceği ve sadece gel al serviste hizmet vereceğini açıklayan şirketin çalışanları ise bu kararı desteklemiyor.

Dünya çapında bir çok Starbucks çalışanı yaşanacak yoğunluktan dolayı işlerine geri dönmek istemiyor.

Öte yandan şirket bu duruma karşı çalışmaya geri dönmek istemeyen personeller kendi kararlarını vermelidir ve anlayış gösterilecektir açıklaması yaparken, çalışanlar ise bu durumda herhangi bir ödenek alamayacaklarından şikayetçi.

Şirket sözcüsü Reggie Borges, “Çalışan ve müşteri sağlığı ve güvenliği en önemli önceliklerimizdir, herhangi bir anda yaşanan problemli bir durum varsa, mağazaları kapatırız” şeklinde belirtti.

Öte yandan bu dönemde “değiştir ve uyarla” mottosu ile ilerleyeceklerini belirten Borges, Starbucks mağazalarında yapılacak sağlık kontrolleri, müşteri ile doğrudan temas etmeme, kişisel koruyucu ekipmanlar gibi konuların da altını çizdi.

Fakat öyle görünüyor ki tüm bu önlemler küresel çapta Starbucks’ın yaşayacağı personel sorununu çözememiş. Dünya genelinde bir çok çalışanın, geri dönmelerinin kendileri için yaratacakları tehlikeler ile ilgili röportajlar vermesi şirketi olumsuz etkiliyor.

Ülkemizde kafe ve restoran işletmelerinin yasal düzenleme ile kapalı olması sebebi ile şuan için açılış tarihi belirli olmasa da, açılış sürecinde benzer sıkıntıların yaşanması olası.

27 Nisan – 3 Mayıs Haftalık Sektör Değerlendirmeleri

Bu hafta birçok sektör için normalleşme sürecine geçişte yaşanan aksaklıklar ve izlenilen yollar üzerine değerlendirmelerde bulunduk. AVM’lerin açılış sürecinde neler yaptığı, perakendenin bu süreçte nasıl yollar izlediği üzerine yazılarımızı paylaştık.

Bildiğiniz üzere haftanın sektör değerlendirmeleri yazı dizimizde her pazar, o hafta boyunca değerlendirilen en önemli konuları derleyerek sizlerle paylaşıyoruz.

Bu haftanın değerlendirmelerini aşağıdaki şekilde derledik. İyi okumalar, iyi pazarlar.

Ekonomi Yeniden Normalleşmeye Başlarken CFO’ların Beklentileri

cfo
27 nisan - 3 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 5

Türkiye’de AVM’ler için Alınacak Koronavirüs Önlemleri Netleşiyor

avm
27 nisan - 3 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 6

Perakende Sektörü COVID-19 Sonrası Döneme Nasıl Hazırlanmalı?

perakende
27 nisan - 3 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 7

Bu haftalık sizler için derlediğimiz sektörel yazılarımız bu şekilde. Haftaya tekrar görüşmek üzere.

Fast Food Zincirlerinde Küresel Değişimler Olur mu? Fast Food’da İlk Çeyrek Rakamları Açıklandı

Koronavirüs pandemisinin küresel etkileri, rakamlar netleşmeye başladıkça ortaya çıkıyor. Fast Food zincirleri bu hafta üç aylık küresel kazançlarını açıkladı. Bu veriler pandeminin sektörlere göre yankılarının yorumlanması açısında oldukça önemli.

Gel-al servisi devam eden restoranlar bazında yapılan karlılaştırmalarda; Mcdonald’s Mart ve Nisan aylarında %25, küresel çaplı oranlarda ise %3,4 düşüş yaşadı.

Burger King’in küresel verilerine göre gerçekleşen düşüş ise %3,7.

Popoyes‘de tablo diğer Fast Food markalarına göre ilginç, gel al serviste beklentinin altında bir düşüş yaşandı ve bu da ilk çeyrek büyümesinde markayı ciddi etkiledi. Buna göre marka ilk çeyrekte %26 büyüme gerçekleştirdi.

Fast Food Zincirlerinde dengeler değişebilir

fast food zincirlerinde küresel değişimler olur mu? fast food'da i̇lk çeyrek rakamları açıklandı

Starbucks açık olan mağazaları bazında karşılaştırılabilir bir oran açıkladı.Açıklanan orana göre, marka ilk çeyrekte karşılaştırılabilir satışlarda %16 düşüş yaşadı.

Dominos’da da talo hamburgercilere göre bir iyi görünüyor. Karşılaştırılabilir satışlar bir önceki yıla kıyasla %1,6 artış gerçekleştirmiş. Öte yandan evlere serviste neredeyse tüm mağazalarının faal olarak hizmet verdiğini atlamamak gerekiyor.

Görünen o ki hamburger ve kahve zincirlerinde pandemi sürecinde gözle görülür düşüşler yaşanırken, hazır ve evde tüketimi daha yüksek olan pizza ve tavuk ürünlerinde durum daha iç açıcı.

Bu süreç normale dönüşün ardında da bir süre evlere servis olarak devam edeceğinden, dünyanın en büyük Fast Food zincirlerinde taşlar yerinden oynayacak ve tablolar değişecek gibi görünüyor. İzlemeye devam edeceğiz.

Perakende Sektörü COVID-19 Sonrası Döneme Nasıl Hazırlanmalı?

COVID-19 virüsünün hızla yayılması nedeniyle alışveriş merkezleri ve mağazaların kapanması perakende sektörünü önemli ölçüde etkilemiş durumda. Mevcut durum özellikle cirolarının önemli bir kısmını müşteri trafiğinden elde eden gıda dışı perakende sektörü için büyük zorluklar yaratıyor. Tedarik zinciri, insan kaynakları ve mağaza operasyonlarında oluşan problemleri çözmek ve salgın sonrası sürece sağlıklı bir şekilde geçiş yapabilmek için hem mağaza içi hem de mağaza dışında önlemler almak gerekebilir.

Gıda dışı perakende sektöründe mağazaların kapanması, gıda perakende sektöründe ise sosyal mesafe uygulamaları nedeniyle tüketiciler alışverişlerini ağırlıklı olarak e-ticaret kanallarına yöneltmiş durumda. Firmaların e-ticaret ciroları rekor seviyelere ulaşsa da bu kanalın normal dönemde fiziksel kanallardan elde edilen ciroya ulaşması çok mümkün görünmüyor. Dolayısıyla toplam ticarette önemli bir yere sahip olan mağaza formatının gerekli önlemlerle yeni döneme hazırlanması krizi atlatma adına kritik önem taşıyor.

çin hm

Çin’de karantina uygulamalarının en yoğun olduğu dönemde mağazalarının %64’ünü kapatan H&M geçtiğimiz günlerde haftalık bazda satış performansını açıklamıştı. Yedinci hafta itibarıyla satışları bir önceki yıla göre %89 daralan firmanın ilerleyen haftalarda mağaza açılışlarıyla beraber satışları artsa da bu artışın beklenen hızda gerçekleşmediğini görüyoruz.

Peki, perakendecilerin COVID-19 sonrası döneme nasıl hazırlanması gerekiyor?

Mağaza içi hijyen/sosyal mesafe uygulamaları

Salgın sonrası dönemde hayat normale dönse de tüketiciler bir süre psikolojik olarak virüs kapma olasılığına karşın endişeli davranabilir. Bu açıdan tüketicileri rahatlatmak için sosyal mesafe uygulamaları, mağazada aynı anda limitli sayıda müşteri bulundurma, yine mağazada hem personelin hem de müşterilerin kullanımına yönelik dezenfektan bulundurma gibi aktiviteler planlanabilir.

Çin’de mağazalarının %95’ini tekrar açan Starbucks, mağazaların girişine hem müşterilerin hem de çalışanların vücut ısılarını otomatik olarak ölçen güvenlik istasyonları kurarken, Walmart ise ABD’de mağazalarının eczane bölümlerini plastik panolarla (hapşırma korumaları) kapatma yoluna gidiyor.

Bu dönemde Çin’de özellikle AVM tarafında yoğun önlemler alındığını görüyoruz. Alınan önlemlerin bazıları hijyen, sosyal mesafe ve temassız ödeme kurallarına uyulması, mağaza giriş ve çıkışlarına tüm personelin sadece vücut sıcaklığı normal olduğunda girebilmesi için sıcaklık ölçüm ekipmanı eklenmesi ve havalandırma koşullarının güçlendirilmesi şeklinde sıralanabilir.

Giyim mağazaları ise önlemleri giyinme kabinlerine yöneltmiş durumda. Global giyim markası H&M müşterilerini kıyafet değiştirme kabinlerini kullanmaktansa ürünleri denemeden satın alma ve sonrasında iade/değişim haklarından faydalanma yönünde teşvik etmeye çalışıyor. Çinli alışveriş platformu Tmall ise müşterinin görüntüsünü denenmek istenen tekstil ürünü ile birleştiren deneme panoları sunuyor.

Mağaza gelir modelini optimize etmek

Tüketicilerin geri dönüşünde yaşanacak muhtemel gecikmeleri de göz önüne alarak mağaza ağında operasyonel gelirleri optimize edecek şekilde aksiyonlar almak süreci daha az hasarla atlatmaya yardımcı olabilir. Mevcut mağazaları koruyarak bu noktalardan ek gelir kaynakları elde etme yoluna gidilebilir, mağazaların düşük ayak trafiğine uyum sağlaması planlanabilir veya performansı düşük mağazalar kapatılarak yatırımlar müşteri trafiğini artırmaya yönelik aksiyonlara yönlendirilebilir. Bu planlamalar yapılırken mutlaka omni-channel (çoklu kanal) stratejisi göz önüne alınarak hareket edilmeli, geleneksel dört-duvar karlılığı yönteminin yanı sıra satış noktalarının e-ticaret getirileri de hesaba katılmalıdır.

Ayrıca pratik adımlarla COVID-19 sonrası döneme hazırlanmanın yanında mevcut durumun orta ve uzun vadede sektörde yaratacağı olası etkilere karşı hazırlık yapmanın da gerekli olduğunu düşünüyoruz. Bu kapsamda mevcut durumun sektöre potansiyel etkilerini şu şekilde özetleyebiliriz.

  • Yeni formatlara ve kanallara ilginin artması
  • Esnek tedarik zinciri
  • Dijital pazarlama ve kampanyaların önemi
  • Ani talep artışları ve tüketici alışkanlıklarında değişim
  • Veri toplama, analitik ve teknoloji
  • Birleşme & satın almalar ve yeniden yapılandırma

Mağazaların tekrar açılışa hazırlanması

Perakende şirketleri, sezonsal stoku temizlemek ve kaybedilen ciroyu telafi etmek için mağazaları açma konusunda hızlı hareket etmek isteyebilir ama operasyonel maliyetleri ve tüketicilerin geri dönüş hızını da hesaba katarak planlı hareket etmenin faydalı olacağını düşünüyoruz. Çin pazarından öğrendiklerini diğer pazarlarda da uygulamayı planlayan Nike, bu geçiş dönemini üç fazda değerlendiriyor. Birincisi mağazaların tekrar açıldığı iyileşme fazı, ikincisi arz ve talebin normalleşmeye başladığı dönem ve son olarak satışların artışa geçtiği üçüncü faz.

Bir süredir kapalı olan mağazaların tekrar alışverişe açılması operasyonel açıdan iyi bir planlama gerektirecektir. Envanter kontrollerinin yanı sıra özellikle hazır giyim kategorisinde sezonsal ürünlerin de yer alması nedeniyle tüketici alışkanlıklarında yaşanabilecek değişimleri de göz önünde bulundurarak bazı düzenlemelere gidilmesi gerekebilir. Çin’de mağazalara geri dönmeye başlayan kadın tüketicilerin hazır giyim tarafında standart ürünlerdense daha trend ürünlere yöneldiği gözlendi.

Raporun devamına buradan erişebilirsiniz.

Teknosa’nın İlk Çeyrek Online Satışları %109 Arttı

Koronavirüs sonrası online alışverişlerin büyük patlama yaşaması e-ticaret satışları da yapan şirketlerin cirolarına da yansımaya başladı. Sabancı Holding iştiraklerinden Teknosa, 2020 yılının ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 25 büyümeyle 1 milyar 48 milyon TL ciroya ulaştı. 2020 yılında online satışları, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 109 büyüdü. Online satışların payı teknoloji perakendecisinin bu dönemdeki toplam cirosunun yüzde 10,7’sine ulaşmış oldu.

Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan dünyayı ve Türkiye’yi derinden etkileyen koronavirüs(covid-19) salgını sonrası online alışverişler daha arttı.Evlerine kapanan tüketicilerin online alışverişlerle ihtiyaçlarını karşılaması e-ticaret satışları da yapan firmaların rakamlarına da yansıdı. Sabancı Holding iştiraklerinden, teknoloji perakendecisi Teknosa yaptığı açıklamada 2019 yılının son çeyreğinde gösterdiği başarılı performansın 2020 yılının ilk çeyreğinde de devam ettirdiğine ve özellikle de online satışların artışına dikkat çekti. ‘Yeni Neslin Teknosa’sı mottosuyla dijitalleşme altyapısına yapılan yatırımlar ve müşteri odaklı dönüşüm, ciro, sepet büyümesi, Teknosa.com ve mobil platformlarında yükselen satış grafiği ile kendisini gösterdiğine açıklamada yer verildi. Bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 25’lik bir büyüme gerçekleştiren Teknosa’nın ilk çeyrek cirosu ise 1 milyar 48 milyon TL oldu.

Online Satışlar %109 Büyüdü

Teknosa, 2020 yılının ilk üç ayında e-ticaret kanalındaki performansıyla da dikkat çekiyor. 2020 yılında online satışlar, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 109 büyüdü. Online satışların payı Teknosa’nın bu dönemdeki toplam cirosunun yüzde 10,7’sine ulaşmış oldu.  2020 yılı ilk çeyrek sonuçlarını değerlendiren Teknosa Genel Müdürü Bülent Gürcan, “Dijitalleşme ve müşteri odaklı dönüşüm ile yükselen performansımızı sürdürdük. ‘Yeni Neslin Teknosa’sı vizyonuyla dijital altyapımıza önemli yatırımlar yaparak müşterilerimize her an, her yerde, diledikleri şekilde alışveriş yapabilmelerini sağlamak üzere çalışıyoruz. Özellikle son birkaç yıldır üzerine eğildiğimiz veri analitiği modelleriyle müşterilerimizin ihtiyaç ve isteklerine göre şekil alabiliyor, onlara daha fazla değer sunabiliyoruz. Bunun karşılığını almak bu alandaki atılımlarımızı hızlandırmak anlamında hepimizi motive ediyor” dedi

Salgın teknolojinin sunduklarının önemini bir kez daha hatırlattı

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 (Koronavirüs) salgınının teknoloji alışverişi ihtiyaçlarına etki ettiğini ifade eden Bülent Gürcan şunları söyledi: “Teknosa olarak bu dönemde en temel önceliğimiz müşterilerimiz ve çalışanlarımızın sağlığı. Bu kapsamda sürecin en başından itibaren hızlıca önlemlerimizi aldık ve mağazaları ilk kapatma kararı alan teknoloji perakendecisi olduk. 22 Mart gecesi itibariyle tüm mağaza faaliyetlerimizi geçici olarak durdurduktan sonra müşterilerimize Teknosa.com ve mobil platformlarımız üzerinden kesintisiz hizmet vermeye devam ettik. Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz dijitalleşme yatırımları hem müşterilere sunduğumuz hizmetin devamlılığı hem de operasyonların, süreçlerin sürdürülmesi noktasında bu yeni ve zorlu koşullara hızla adapte olmamızı sağladı. Bu zor dönemde online kanallarımızdaki satış artışı, bizlere hayatlarımızda teknolojinin ne kadar önemli bir yer kapladığını ve zaruri bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha gösterdi. Dileğimiz tüm dünyada ve ülkemizde en kısa zamanda bu salgının geride bırakılması. Tüm müşterilerimizle online kanallarımızın yanı sıra mağazalarımızda en sağlıklı koşullarda buluşmak için sabırsızlanıyoruz”

İspanya’da Yüzde 9,2’lik Küçülme Tahmini

Hükümet Sözcüsü ve Maliye Bakanı Maria Jesus Montero ile Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Nadia Calvino, Kovid-19’un ülke ekonomisi üzerindeki etkileri ve hükümetin bütçe planıyla ilgili basın toplantısı düzenledi.

Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Calvino, ekonomi tahminlerini belirsizlikler arasında yaptıkları için oldukça ihtiyatlı olduklarını belirterek, 2020 yılında GSYH’de yüzde 9,2’lik gerileme ve işsizlik oranında yüzde 19’a varan artış öngördüklerini söyledi.

Calvino, İspanyol ekonomisinin yılın ikinci çeyreğinde dibe vuracağını, sonrasında V asimetriğinde toparlanmaya geçeceğini ifade etti.

Ülke tarihinin en büyük ekonomik krizi 

Hükümetin AB’ye dün gönderdiği İstikrar Planı’nda, 2020 yılında yüzde 10,34’lük kamu açığı, yüzde 115,5’lik kamu borcu ile 2019’a göre yatırımda yüzde 25,5, ihracatta yüzde 27,1, ithalatta yüzde 31, kişi başına düşen milli gelirde yüzde 10,1, özel tüketimde yüzde 8,8 ve istihdamda yüzde 9,7’lik düşüş öngörüldüğü bilgisine yer verildi.

Buna göre, İspanya’da geçen yıl yüzde 2,82 olan kamu açığı toplamda 115 milyar 671 milyon avro ile GSYH’nin yüzde 10,34’üne kadar çıkacak.

Ülke tarihinin en büyük ekonomik kriziyle karşı karşıya kalan hükümet, 2021 yılı için ise yüzde 6,8’lik ekonomik büyüme tahmini yaptı.

Hükümetin öngörülerine göre, Kovid-19’dan kaynaklanan bu yılki ekonomik daralma 2021’de aynı hızda toparlanma göstermeyecek.

İspanya Merkez Bankası ise 2 hafta önce açıkladığı raporda, İspanyol ekonomisinin 2020 yılında yüzde 6,6 ila yüzde 13,6 aralığında küçüleceği tahmininde bulunmuştu.

Uluslararası Para Fonu da (IMF) İspanyol ekonomisi için yüzde 8’lik küçülme öngörüsü açıklamıştı.

Hazır Giyimdeki Krize Yerel ve Sürdürülebilir Üretim Can Suyu mu Olacak?

Dünya üzerinde koronavirüs sürecinin yarattığı durum, H&M,Zara,Inditex gibi dünya devi gruplar da içinde olmak üzere hazır giyim sektörünü ciddi sekteye uğrattı. Binlerce mağazanın birden bire kapatılması, dünya devi bu markalarda dahi milyonlarca dolarlık siparişleri iptal etmeye zorladı. Mckinsey’nin raporuna göre bu durum, hazır giyim sektöründe tüm şirketlerin %80’ini finansal sıkıntıya sokacak.

Öte yandan hazır giyimdeki bu iç karartıcı tablo, yeşil markalar dediğimiz sürdürülebilir üretim yapan firmalar için de sarı ışık yakıyor. Yurt dışında üretim yaparak başka bir ülke adına sürdürülebilir ürün kaynağı sağlamanın zor olması hem yeşil üretimde, hem de yerel üretimde bir fırsatı beraberinde getiriyor.

Diğer bir deyişle daha kısa tedarik zinciri daha fazla şeffaflık sağlıyor. Çoğu marka için, hangi kimyasalların ve hangi atıkların ortaya çıkardığını kullanarak, nerede ve ne şartlarda üretim yapıldığını hala bilmiyoruz. Üstelik yerli üretim tedarik zincirinde maliyetleri de düşüreceğinden birçok perakendecinin 2020 ikinci çeyreğinde yöneleceği bir eğilim olacağı düşünülüyor.

Öyle ki, dünya hazır giyim sektöründe üretimde kullanılan kimyasalların dünya atık suyunun yaklaşık %20’sini oluşturduğu biliniyor. Birçok giyside kullanılan plastik mikrofiberlerin 50 milyar plastik şişeye eşdeğer olduğu araştırmalarla kanıtlandı.

yerel

McKinsey’nin raporu virüs salgınından sonra, temel ürünlerin aylarca uzak limanlarda mahsur kalmasını önlemek adına virüs sonrası tedarik zincirlerinin küçülmesi gerektiğini yönünde. Nitekim Çin’de yaşanan krizden sonra ürün tedariğinde kilitlenen hazır giyim sektörü de bu konuya yoğunlaşmış durumda şuan. Diğer yandan tedarik zinciri süreçlerinin kısaltılarak maliyetlerin azaltılması kaçınılmaz bir durum aldı.

Bu da birçok dünya ülkesi için yerel üretimi işaret eder bir duruma getirdi sektörleri. Önümüzdeki süreçte yerel ve sürdürülebilir üretime odaklanan hazır giyim şirketlerinin öne çıkacağı sektörün en çok konuşulanları arasında.

Büyük Şirketlerin %82’si İşe Alım Bütçelerini Kesti. Fakat Bu Kez Pazarlamadan Kısma Yapılmıyor

Genel kanıyı bilirsiniz. İşler kötü gidiyorsa önce pazarlama bütçesinden ve pazarlama ekiplerinden azaltıma gidilir. Daha az reklam verelim, daha az etkinlik gerçekleştirelim, iş yoğunluğu azaldığından ekipte daralmaya gidelim. Ama satışlar devam etsin, çünkü o ekiplerde ve bütçelerde radikal bir değişiklik yapmadık.

İlginçtir ki koronavirüs bu süreçte de şirket bakış açılarında bir değişikliği beraberinde getirdi. 300’den fazla şirket ile yapılan araştırmada, pandemi sürecinde tahmin edilebileceği üzere yeniden işe alım oranlarındaki bütçeler neredeyse sıfıra indirilmiş. Şirketlerin %82’si kısa dönem içerisinden yeniden bir işe alım veya kadro arttırımı yapmayacaklarını belirtiyorlar.

İlginç olan veri ise şu; aynı katılımcıların %50’si pazarlama departmanında bir azalma gerçekleştirmeyeceklerini belirtiyor.

Büyük işletmelerin %74’ü krize tepki olarak pazarlama stratejilierinde değişikliğe gittiklerini, kalan %18’i ise şu anda stratejilerini gözden gerçirdiklerini belirtiyor. Bu dönemde aldıkları önlemler kapsamında da; %61 reklam içeriklerinde değişikliğe gittiklerini, %54 dijitaldeki ürün ve hizmetlerini değiştirdiklerini, %48’de yeni önlemler ve senaryolar üzerine çalıştıklarını belirtiyor.

Sadece bu değil, araştırmaya katılan şirketlerin %48’i pazarlama ekiplerini tam kapasite işe geri çağırdığını ve eğitimlerini arttırdığını belirtiyor.

Koronavirüs krizi işletmeler için büyük zorlukları beraberinde getirse de, pazarlamacılar için krizde yeni fırsatları da doğuruyor sektörde. Yıl içerisinde ekiplerde ve özellikle ‘değer yaratan’ çalışan kavramında şirketler arası değişiklikler olacağı öngörülüyor.

Amazon’un İlk Çeyrek Karı Tahminlerin Altında Gerçekleşti. Bu Bize Ne Anlatıyor?

Amazon’un ilk çeyrek gelirinin, içerisinde bulunduğumuz süreç ve eticaret oranlarındaki ciddi artış sebebi ile beklentilerin üzerinde gerçekleşeceği öngörülmekteydi.

Fakat dün açıklanan verilere göre, bu oran beklentinin altında gerçekleşti. Raporun hemen ardından Amazon’un hisse senetleri %5 oranında düşüş gerçekleşti.

  • 1.Çeyrek EPS (GAAP): Hisse başına 6,27 dolarlık beklentilere karşılık 5,01 dolar
  • 1. Çeyrek Gelirleri: 73.74 milyar dolarlık beklentilere karşılık 75.5 milyar dolar
  • Amazon Web Services: 10,29 milyar dolarlık beklentilere karşılık 10,22 milyar dolar

Süreç ile ilgili açıklama yapan Amazon CEO’su; tedarik zinciri kilitlenmeleri, depo ve sağlık harcamaları sebebi ile oranların bu şekilde etkilendiğini, şirketin ikinci çeyrek beklentilerin yüksek olduğunu belirtti.

Karlılık oranlarının düşmesine rağmen, toplam gelir artışındaki yüzdeler de açıklamanın tutarlılığını doğruluyor. Çevrimiçi talep artışında %26, fiziksel mağazalarda da %8 büyüme yakalandı.

Öte yandan şirket bu süreçte 100.000 ek çalışan, 75.000 dağıtım kanalı çalışanı alırken, nakliye maliyetlerinde de %49 artış gözlemlediklerini belirtiyor.

Veriler Bize Ne Anlatıyor?

Aslına bakarsanız tüm bu verilerin ve açıklamaların bizler için de bir yorumu var. Hatırlarsanız “Perakende Sektöründe Çanlar Kimin için Çalıyor” başlıklı yazımızda: Yaşanan sıkıntılar perakende sektöründe kar kaybına yol açarken, perakendeye hizmet eden, yani taşıyan ve depolayan tedarik zinciri sürecinde yeni bir dönem başlayacağı ön görülüyor. Depolama ve lojistik konusunda yeni yeni yatırımlar yapılmak zorunda kalınacağı bir dönemden geçeceğiz gibi görünüyor. Şeklinde belirtmiştik.

İşte dünyanın en büyük eticaret ağına sahip Amazon’un bu dönemde kar açıklayamamasının en önemli sebeplerinden biri de bu.

Bu da ülkemizde eticaret kanadının sadece satışa destek olmak adına genel satış pastasının çok küçük bir kısmını aldığı sektörde, baş etmesi zor günlerin yaklaştığını bizlere gösteriyor. Eticaret oranlarında artışlar yaşanacak ve zaten yaşandı evet. Fakat tedarik zinciri ve dağıtım kanallarına gereken önemin verilmemesi halinde bu trendin kusursuz devamlılığını sağlamak epey zor.