Ana Sayfa Blog Sayfa 450

Covid’den Bu Yana Müşteriler için ‘Değerin’ Değişimi

Covid-19 vakaları dünyanın farklı yerlerinde dalgalanmaya devam ediyor, bazı şehirler yeni bir enfeksiyon dalgasının ortasında kısıtlamaları geri getirirken, diğerleri nihayet yayılmayı kontrol altına aldıktan sonra uzun süreli kilitlenmelerden çıkmayı umuyor. İstikrarsız durum nedeniyle, her geçen gün olumsuz ekonomik koşullar görmeyi bekleyebiliriz.

Perakendeciler için bu, çoğu tüketicinin harcamalarına karşı temkinli kalacağı ve cüzdanlarını çıkardıklarında değerin akılda kalacağı anlamına geliyor.

Burada değer eşittir ucuz demek değil. Aksine mevcut ruh hali, alışveriş yapanların paralarını akıllıca harcamaya ve en azından vaatlerini yerine getirecek – veya gereğinden fazla yerine getirecek – ürünlere yatırım yapmaya istekli olduklarını gösteriyor.

Pandemi sırasında birçok kategoride marka bağlılığının arttığını gösteren araştırmalarla, değeri önemli bir farklılaştırıcı ve rekabet avantajı haline getirmek için daha iyi bir zaman olmamıştı.

Fiyatlandırma ve promosyonlar bu yaklaşımın merkezinde yer alırken, bu kolları nasıl kullanacağınız konusunda farklı şekilde düşünmeniz gerekecektir.

Segmentasyonla başlayın

Harvard Business Review’de yayınlanan bir makaleye göre, yeni tüketici segmentleri ekonomik gerileme dönemlerinde ortaya çıkma eğilimindedir.

En savunmasız ve en çok etkilenenlerden yaşam standartlarını koruma yeteneklerinden daha az emin olanlara veya sadece bugün için yaşamaya devam eden insanlara kadar, ilk adım markanızın ve ürünlerinizin hangi segmentlere hitap ettiğini belirlemektir.

Hangi tüketici türü ile çalıştığınızı netleştirin ve ardından oradan bir strateji geliştirebilirsiniz. Örneğin, en son trendleri benimsemenin her zaman önemli olduğunu düşünen Z Kuşağı hedef kitleye yönelik ayakkabılar satıyorsanız, teklifinizi ‘bugün için yaşayan’ bir kitle için konumlandırmanız iyi olur. Bu ‘değer’ duygusu, temel yaşam standartlarını sürdürme konusunda daha endişeli olan birinin algılanan değerinden açıkça farklı olacaktır.

Yerel düşünmek değer algılarını nasıl değiştirir?

Perakendeciler, nerede yaşadıklarına bağlı olarak bir dizi farklı düşünce yapısına sahip tüketicilere hitap ediyor, bu nedenle bunun değer fikrini nasıl etkilediğini düşünmek elbette işe yarıyor. Bu farklı düşünce yapılarına sahip insanları hedeflemek için çeşitli stratejilere ihtiyacınız var.

Ve birçok alanda sınırların kapatılması gibi çeşitli kısıtlamalar hala yürürlükte olduğundan, müşteri tabanı yerel tekliflere daha önce hiç bu kadar bağlı kalmamıştı. Bir zamanlar turizm odaklı bir algınız varsa bile, pandemi süreci ile birlikte yerel halktan iş çekmenin yollarını bulmak için iletişimlerinizi, fiyatlandırma ve paket stratejilerinizi ciddi şekilde gözden geçirmeniz gerekebilir.

Değişen davranışlar, değer duygusunu değiştirdi mi?

Pandemi, tüketiciler üzerinde yaygın davranış değişikliklerine neden oldu. Daha fazla evde yemek pişirme, aile ve yakın arkadaşlar ile daha fazla geçirme gibi dışarıya çok fazla açılmadan yapılan aktiviteler odak noktamız haline geldi birden bire. Tüm bunların, insanların neyi değer (ve değerli) olarak algılayacağı ve ileriye doğru onlara nasıl bir pazarlama stratejisi yapacağınız üzerinde muazzam bir etkisi olacak.

Örneğin, gurme ev aşçıları, kilitlenme sırasında tedarik edemedikleri birinci sınıf malzemelere daha fazla harcama yapmaya açık olabilirken, yurtdışında tatil yapamama, harcamaların aile ve arkadaşlarla daha da fazla deneyim yaratmak için yeniden dağıtıldığını bize gösterdi.

Teklifinizin bu yeni paradigma içinde nerede olduğunu etkili bir şekilde belirleyerek, ister lüks bir marka ister bir FMCG perakendecisi olun, değer peşinde olan deneyimli tüketicilere hitap etmek için en iyi konumda olmanız gerekecektir.

ABD Perakende Satışları Eylül Ayında Büyük Yükseliş Gerçekleştirdi

ABD ekonomisinin en büyük itici gücünün sağlıklı kaldığının bir işareti olarak, tüketiciler Eylül ayında beklenenden çok daha hızlı harcadı ve perakende satışları % 1,9 arttı.

Ekonomistler, satışların Ağustos ayındaki % 0.6 artıştan sonra % 0.7 artmasını bekliyordu.

Otomobiller hariç tutulduğunda, kazanç % 1,5′e ulaştı ve bu da beklenen tahminlerden daha iyiydi.

Giyim ve aksesuarlar % 11 artışla gelişirken, spor malzemeleri, müzik ve kitaplar % 5,7 artış gösterdi. Elektronik ve ev aletleri, negatif olan tek sektör olurken Ağustos seviyelerine göre % 1,6 düşüş gerçekleşti.

Bunun yanında, koronavirüs vakaları artmaya devam ederken dördüncü çeyreğin belirgin bir yavaşlama görebileceğine dair endişeler artıyor.

Elektronik satışlarındaki düşüş, yavaşlamanın habercisi olarak değerlendirildi. Elektronikte Eylül 2020 toplamı da bir yıl öncesine göre % 6,4 düşüş gösterdi.

Yiyecek ve içecek satışları yatay seyrederken, mobilya satışları % 0,6 arttı.

Motorlu taşıt satışları, aylık % 3.6 ve Eylül 2019′dan itibaren % 10.9 artarak önemli bir güç noktası oldu. Bu, Şubat 1969′dan bu yana en büyük aylık artış.

ABD’de kişisel tasarruf oranı Nisan’da % 33,6 ile zirve yaptı ve Ağustos ayında, Haziran 1975′ten bu yana en yüksek pandemi öncesi oran olan % 14,1′de kaldı.

Bu Alışveriş Merkezi, Yerel Halkı Çekmek için Çatı Katında Evcil Hayvan Parkı Sunuyor

Hong Kong alışveriş kompleksi Peak Galleria, evcil hayvan sahibi ziyaretçileri çekmek için evcil hayvan dostu olanaklar ve çatı katındaki çim alanını yeniden kurguladı.

peak galleria1
bu alışveriş merkezi, yerel halkı çekmek için çatı katında evcil hayvan parkı sunuyor 3

Peak Galleria, çoğu bölgede evcil hayvanlara izin vermenin yanı sıra, evcil hayvanların ve sahiplerin piknik yapıp Victoria Limanı ve Hong Kong Adası manzarasının keyfini çıkarması için yeni bir çatı bahçesi açtı. 

Üstelik belirli bir alışveriş limitinin üzerinde alışveriş yapan müşteriler, ücretsiz piknik örtüsü ve piknik sepetleri ile hayvanları ile birlikte burada vakit geçirebiliyorlar.

Sahipleri alışverişe çıkarken evcil hayvanların dinlenebileceği özel köpek park alanları da mevcut.

peak galleria3
bu alışveriş merkezi, yerel halkı çekmek için çatı katında evcil hayvan parkı sunuyor 4

Merkez ayrıca Pawfect Barber Shop adlı evcil hayvan salonu temalı bir fotoğraf çekimi istasyonu kurdu. Birinci katta yer alan istasyon, insanlar ve dört ayaklı arkadaşları için Instagram’da kullanılabilen bir sahne ve arka plan koleksiyonu sunuyor.

AVM, ay sonuna kadar kendi bünyesi içerisinde insanların hayvanları ile fotoğraflarını çekebilmeleri için özel Instagram istasyonları kuracağını belirtti.

Perakendeciler Yapay Zekayı Benimseme Konusunda Geride mi Kalıyor?

Google Hong Kong’un sunduğu yeni bir rapor, perakendecilerin yapay zekayı (AI) benimsemeye hazır olmaları bakımından diğer sektörlerin (finans, seyahat, teknoloji ve yenilikçilik) gerisinde kaldığını gösteriyor. Bulgu, yapay zeka geliştirmeye odaklanan üç yıllık uzunlamasına bir araştırma projesinin parçasıdır ve 210 şirket ve 239 KOBİ dahil olmak üzere 400’den fazla işletmenin katıldığı bir ankete dayanmaktadır. 

Şirketleri bilgi birikimine, güvenine, kurulumuna, kullanımına ve AI harcamalarına göre derecelendiren Business AI Hazırlık Endeksi’ndeki ortalama puan 56 iken, perakende sektörü 51 puan ile ortalamanın altında bir oran gösteriyor.

Aslına bakarsanız bu bulgu, AI’nın benimsenmesi için gerçekten önemli miktarda para yatırma ve aslında daha geniş anlamda dijital olma konusundaki sektörde var olan isteksizlikten kaynaklanıyor.

Engeller ve kullanım oranları neler?

Rapora göre, perakendecilerin yarısından fazlasının özel bir yapay zeka stratejisi ve özel bir yapay zeka liderliği yok. Benimsemenin önündeki en büyük engeller, yapay zekanın nasıl dağıtılacağına dair bilgi boşluğu ve yapay zekanın maliyeti ve yatırım getirisine ilişkin endişelerdir.

Rapor, perakendecilerin yapay zeka yolculuğuna veri stratejisi ve yönetimine odaklanarak başlamasını öneriyor. Veri yakalamak, çok kanallı bir varlığı olmayan işletmeler için özellikle zor olabilirken, Covid-19’un perakende satışta dijitale geçişi hızlandırdığının özellikle altını çiziyor.

Rapora göre, perakende satışta yapay zeka için en önemli kullanım örnekleri, müşteri deneyimini iyileştirmeyi, pazarlama harcamalarını optimize etmeyi, çevrimiçi / çevrimdışı entegrasyonu artırmayı ve yeni ürünler oluşturmayı içeriyor. 

En çok ne için yapay zekaya ihtiyaç duyarsınız sorusuna sektörde verilen cevap ise, model tanıma kullanarak otomatik stok toplama ve yenileme, kişiselleştirilmiş pazarlama kampanyaları yürütmek için yapay zeka dağıtımı, çevrimiçi mağazalar aracılığıyla müşteri analizi ve müşteri kaybını tahmin etmek için analitik değerlendirmeler üzerine odaklanıyor.

Öte yandan, perakendeciler müşterilerin yapay zeka destekli özellikler ve hizmetleri talep etmesini bekliyorlar şu anda. Atlanılan nokta ise, yenilik temelli teknolojilerde talebin ters algoritma ile işlemesidir. İhtiyacı bir yenilik ile alışkanlık haline getirebildiğimizde sektördeki değişimi görebiliriz. Aksi halde perakende, satın al ve sattan öte bir ticaret haline maalesef geçemiyor.

Peki siz ne düşünüyorsunuz? Perakendeciler yapay zekayı benimseme konusunda gerçekten geride mi kalıyor?

12-18 Ekim Haftalık Sektör Değerlendirmeleri

Bu hafta yine birçok sektör ve şirketin çeyrek kar ve gelir oranları, sektörlerin açıkladığı rakamlar üzerine haberler yayınladık.

Metro ve Migros’un Türkiye’de ilk kez gerçekleştirdikleri uygulamaları sizlerle paylaştık.

Dünya perakendesi nerede, ülkemiz perakendesini etkileyen ne tür faktörler yaşanıyor bunlar üzerine değerlendirmelerde bulunduk.

Hafta yoğunluğu içerisinde takip edemeyen okurlarımız için, bu haftanın en çok okunan 5 yazısına aşağıdaki derlememizden erişebilirsiniz.

İyi pazarlar, iyi okumalar.

Miniso, 2022 Hedeflerini Açıkladı. Şirket Halka Arz Ediliyor

1 h 1
12-18 ekim haftalık sektör değerlendirmeleri 11

Migros, Türkiye’nin İlk 7/24 Self Servis Mağazasını Devreye Soktu

2 h 1
12-18 ekim haftalık sektör değerlendirmeleri 12

Çin Perakendeciliği Hızla Değişiyor ve Dünya Markaları Buna ‘Hazır Değil’

3 h 1
12-18 ekim haftalık sektör değerlendirmeleri 13

Metro Fast ile Mağazada Temassız ve Kasasız Ödeme Yapılabilecek

4 h 1
12-18 ekim haftalık sektör değerlendirmeleri 14

Restoranların Açıkhava Tercihleri için Yaratıcı Kış Hazırlıkları

5 h 1
12-18 ekim haftalık sektör değerlendirmeleri 15

CFO’lardan İş Hayatının Geleceği için 5 Önemli Öncelik

6 h
12-18 ekim haftalık sektör değerlendirmeleri 16

CFO’lardan İş Hayatının Geleceği için 5 Önemli Öncelik

COVID-19, çalışma hayatı açısından tamamen farklı bir geleceğe öncülük ediyor. Bununla birlikte, dijitalleşme gibi güçler, pandemiden çok önce işgücünü değiştirmeye başlamıştı.

OECD araştırması, otomasyonun bir sonucu olarak işlerin % 31’inin kökten dönüştürülebileceğini öne sürüyor. Bu büyük resim trendleri, birçok kuruluşun şimdiden hızlandırılmış bir gelecek için hazırlandığı anlamına geliyor aslına bakarsanız.

PwC’nin sunduğu bu infografik, bir şirketin Geleceğin İş Planı için ileriye doğru bir yol sağlamaya yardımcı olabilecek beş önceliği tanımlamaktadır. Bu plan, CFO’ların işgücü stratejileri konusunda devam eden bir anketinden alınan yanıtlarla güçlendirilmiştir.

İşletme Stratejisi

Ankete göre, CFO’ların % 72’si, COVID-19’a daha iyi dayanıklılık ve çeviklikle yanıt vermenin uzun vadede şirketlerinin gelişiminde kilit bir faktör olacağını söylüyor.

isletme stratejisi
cfo'lardan i̇ş hayatının geleceği için 5 önemli öncelik 18

Evden çalışma veya daha kısa çalışma haftaları gibi esnek çalışma yöntemleri de üretkenliği ve iş-yaşam dengesini iyileştirmeye yardımcı olarak bu geçişi daha da teşvik edebilir. Şirketler, çalışanların ihtiyaçlarını göz ardı etmekten kaçınmalı ve gelişen bir çalışma ortamı yaratmaya yatırım yapmalıdır.

Yetenek Planlama

İş gücü hedeflerine ulaşmak için işe almak tek başına yeterli değildir. Şirketler, güçlü bir yetenek havuzu oluştururken üç adımı düşünmelidir

İyi işe alın

Şirketinizin değerlerini ve misyonunu değerlendirin ve işe alırken çeşitlilik ve kapsayıcılığa dikkat edin. Örneğin, cinsiyet çeşitliliği girişimlerinin sonuçta iyi olduğu, sonuçları iyileştirdiği ve karı ve üretkenliği artırdığı kanıtlanmıştır.


Yeteneği elinizde tutun

Şu anda, CFO’ların % 55’i şirketlerinin kritik yeteneklerini elde tutma becerisine pek güvenmiyor. Kuruluşlar, kısa vadeli bir zihniyetle çalışan işe almaktan kaçınmalıdır. Bunun yerine, dijital araçlar ve yazılımlarda becerilerin artırılmasına vurgu yaparak çalışanların becerilerini geliştirmeye odaklanmalıdır.

Uyarlanabilir kalın

Alternatif modellerin popülaritesi arttıkça, işletmeler esnek ekonomiden giderek daha fazla yararlanıyor.

Öğrenme ve Yenilik


Gelen otomasyon tehditlerine rağmen, on yetişkinden altısı hala temel bilgi ve iletişim becerilerinden yoksundur.

Bu eğilimlere ayak uydurmak için, dijital okuryazarlıktan eleştirel düşünceye kadar uzanan becerilerin geliştirilmesi çok önemli olacaktır. İş gücünde bir öğrenme kültürü oluşturmak için hem bireysel hem de kurumsal bağlılık gerektirir.

Şu anda, CFO’ların yalnızca % 45’i, şirketlerinin gelecek için gerekli becerileri geliştirme becerisine çok güveniyor.

Çalışan Deneyimi

Bu günlerde çalışanlar işlerine nadiren “Dokuz Beş” bir iş olarak yaklaşıyor. Bunun yerine, anlamlı işler, ilişkiler ve deneyimler arıyorlar – PwC, üç çalışandan birinin daha tatmin edici bir iş için daha düşük ücret almayı düşünmeye istekli olacağını belirtiyor.

Bu doğrultuda, bireysel ihtiyaçları ve refahı desteklemeye yönelik yenilenmiş bir yönetim anlayışının işgücüne aşağıdaki oranlarda somut etkileri olduğu araştırmalarca belirlenmiştir.

Devamsızlıkta %41 azalma
%24-59 daha az iş değişikliği
Satışlarda %20 artış
Verimlilikte %17 artış


Gelecekteki başarı için kuruluşlar, çalışan deneyiminin bütünsel bir görünümünü oluşturmalıdır. Bu amaçla, CFO’ların % 49’u şirketlerinin çalışanların refahını ve moralini yönetme becerisine güvenmiyor.

Çalışma Ortamı

Esnek çalışma, iş dünyasının geleceğinin temel bir bileşenidir ve öyle görünüyor ki, kalıcı da olacak. CFO’ların % 72’si çalışma esnekliğinin şirketlerini uzun vadede daha iyi hale getireceğine inanıyor.

Bu, geleneksel ofisi yeniden yapılandırma ve uzaktan çalışma yeteneklerini destekleme ihtiyacını öne çıkarıyor. – çalışanların istedikleri yerden istedikleri zaman çalışmalarını sağlıyor.

İşin Geleceği tartışmasının bir seferde gerçekleşmediği elbette açık bir olgu- bu alternatif iş gücü ihtiyaçları, kaçınılmaz geçişi hızlandırmaktadır.

Çoğu şirket, yukarıdaki önceliklerden yalnızca iki veya üçüne odaklanır, ancak beşinin de aynı hizaya getirilmesi işin geleceği için çok önemli olacaktır.

Moda Sektörünün Geleceği: ‘Talep Tarafı Ürün Geliştirme’

Moda endüstrisi bir süredir iç içe geçmiş durumda ve Covid’in getirdiği önemli değişiklikler sayesinde, bir değişikliğe olan ihtiyaç her zamankinden daha büyük.

Yıllardır sıkıntılı olan aşırı stok ve sürekli artan stok sorunları, daha da acı verici şekilde ve perakendeyi eskisinden daha fazla tehdit ediyor. 

2008 durgunluğundan bu yana bir değişim uçurumunda sıkışmış olan endüstri, tüketicilerin istediklerini ve ihtiyaç duyduklarını üretme açısından gerçekten temelini bulmakta zorlandı.

2008 durgunluğu öncesi, moda zirvesindeydi. Ancak o zamandan beri, endüstri ayak uydurmak için mücadele ederken, işler değişiyor ve pazarlar gelişiyor.

Sektörün standardı kendisinin belirlediği ve tüketicilerin satın aldığı aynı eskiyi koruma dünyası değil.  Aslında, belki bu hiç işe yaramadı… COVID-19’un zorunlu değişim itici gücünden önce bile, müşterilerinin ihtiyaçlarını daha fazla dinleyen bir sektörün ipuçları vardı.

Öyleyse, hem tasarımcıların yaratıcılığını desteklememize izin veren hem de moda tüketiminin pratik ve duygusal bileşenini hala yerine getiren bir endüstriyi nasıl yaratabiliriz? 

Dengeleme eylemi, işletme sahiplerini, müşterileri ve markaları birlikte hesaba katan iş modelleriyle birleşen tüketici merkezli markalarda bulunabilir: Talep Tarafı Ürün Geliştirme.

Peki sırada ne var?

Yukarıda bahsedilen metodoloji, müşteri mücadelesini hem ürün hem de içerik geliştirmenin arkasındaki ana itici güç olarak görüyor. Ve bu hedefe özel, sistematik bir süreç yoluyla ulaşır: müşteri görüşmeleri, zaman çizelgeleri ile eşleştirme ve ardından potansiyel ürünlerin yerine getirebileceği temel duygusal, sosyal veya işlevsel işleri belirleme.

Bu araştırma, ürün geliştirmeyi ve dönüşüm odaklı kopyalamayı yönlendirir. Bunun, talebe dayalı modaya yaslanarak moda endüstrisindeki sorunlara cevap vermeye yardımcı olabileceğine inanılıyor.

Talep Yönlü Üretim Çözüm mü?

Moda endüstrisine aynı şekilde yaklaşmak yerine, hedef müşterinin yaşadığı mücadeleleri anlamak ve bu temel mücadeleyi tatmin edecek bir ürün geliştirmek için zaman ayırsak ne olur?

Kristal küre yok, ancak Talep Tarafı İnovasyonu ileriye dönük en iyi yol olabilir. Müşteriler, duygusal, işlevsel veya sosyal bir mücadele nedeniyle ürünleri satın alırlar. 

Çoğu zaman bu mücadelenin ne olduğunu kendileri bile bilmiyorlar, ancak yine de satın alımlarını besliyor. Bu ihtiyacı, bu isteği, bu mücadeleyi tatmin etmek için ne üretilebilir?

Müşteriler, bir ürün geliştirme tarafından satın alırken ne istediklerini her zaman bilemeyebilirler, ancak nasıl hissetmek istediklerini bilirler.

Talep yönlü ürün geliştirme, modanın bu bilmecelere ve dar alanlara en iyi cevabı olabilir. Müşterilerinizin mücadelelerini çözen giysiler, kopyalar, hizmetler ve içerikler üreterek, tüketicilerin ihtiyaç duyduklarını, ihtiyaç duyduklarını bilmeden üreterek pazar köşenizi korursunuz. Ve yapılacak işleri metodolojiyi uygulayarak, yalnızca müşterilerin sorularının yanıtlarını ortaya çıkarmakla kalmayacak (kendileri daha derin nedenlerini bilmedikleri zaman bile!), aynı zamanda daha stratejik olarak daha fazlasını üretebileceksiniz.

Perakende ortamında, geliştirme yönünden dışarıya doğru temel tüketici mücadelelerine dayalı bir moda markası yaratmak mümkün müdür? Yapılması gereken işlerin metodolojisini pazarlama yönünden üretim yönüne doğru genişletmek, yapılan ürünlerin satılacak ürünler olmasını sağlamak için uzun bir yol kat etmek gerekecektir.

Gelecek, tüketici merkezli markalara yöneliyor. Markaların, pazar alanlarında kârlı ve korunaklı kalmak için belirli, mücadeleye hitap eden ürünler geliştirmek için çekirdek müşterilerini ve psikolojilerini daha derinlemesine anlamaları gerekir. Yapılacak işler metodoloji düzenli aralıklarla uygulanmalı ve zaman içinde sürdürülmelidir. Tüketici mücadeleleri değiştikçe, üretim de benzer şekilde tutsak bir müşteri tabanı oluşturacak şekilde ayarlanmalıdır.

Önümüzdeki yıllarda, müşterilere ne istediklerini düşündüğümüzü daha az söylememiz ve mücadelelerin altında yatanın gerçekte ne olduğunu daha çok dinlememiz gerekiyor. 

Modanın geleceği, inovasyona yönelik bu yeni yaklaşımlarla kurtarılabilir. Envanter şişkinliği ve sürdürülemez iş modelleriyle işlenmiş bir sektöre çözümcü olmak istiyorsak, endüstrinin diğer endüstrilerde zaten işe yaradığı kanıtlanmış metodolojileri denemeye başlamaktan başka seçeneği yok.

Metro Fast ile Mağazada Temassız ve Kasasız Ödeme Yapılabilecek

Hızlı, temassız ve makine öğrenimi ile kontrol edilebilen Metro Fast’le kasada beklemeden ödeme yapılması mümkün hâle geliyor. Böylelikle kasada geçen sürekaybı artık tarih oluyor. Bu yeni çözüm ile müşteriler, Metro Fast’in mobil uygulamasını telefonlarına indirecek ve alışveriş sırasında satın alacakları ürünlerin barkodlarını bu uygulama ile okutarak alışveriş arabalarına bırakacaklar.

Tüm ürünleri aldıktan sonra alışveriş arabalarını elektronik kontrol noktası adı verilen bölüme yerleştirerek, ürünlerin doğrulamasını makine öğrenmesi sayesinde saniyeler içinde sağlıyor ve ürünleri kasadan geçirmeden ödeme noktasına ulaşabiliyor olacaklar.

Ödeme işlemini de yapan müşteriler, alışverişlerini temassız ve hızlı bir şekilde tamamlayabiliyor. Müşteriler ayrıca Metro Fast’in mobil uygulaması sayesinde alışveriş toplam tutarını kasaya gelmeden görüp kontrol edebilecekleri gibi alışverişleri boyunca kendilerine sunulan özel fiyatları da alışverişleri boyunca takip edebiliyor.

Metro, bu uygulamanın son adımı olan ödeme sürecinde hala bir kasa görevlisini işlem gerçekleştirmesi görevlendiriyor ancak kısa bir süre içinde kullanıcıların ödeme işlemlerini de tamamen temassız bir şekilde kiosk makinelerinden yapabilecekleri aktarılıyor.

metro fast
metro fast ile mağazada temassız ve kasasız ödeme yapılabilecek 20

Metro Fast 25 bin Metro müşterisi tarafından kullanıldı

Metro Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Sinem Türüng, Metro Fast’le ilgili açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:  ‘Biz yaklaşık 10 ay önce pandemiden önce İstanbul’da ki Kozyatağı mağazamızda Metro Fast’in pilotuna başladık ve bugüne kadar 25 bin müşterimizin Metro Fast kullancısı olduğunu gördük. Yıl sonuna kadar amacımız Metro Fast kullanıcı sayısını 30 binin üzerine çıkarabilmek. Metro Fast’i deneyen ve en az bir kere kullanan her 3 müşterinin ikisinin tekrar Metro Fast’i tercih ettiğini gördüklerini belirten Türüng, ‘Buda bize Metro Fast’in bir çözüm olarak müşterilerimiz tarafından kabul gördüğünü ve onaylandığını gösteriyor.’ 

Türkiye Metro Fast uygulamasının kullanıma sunulduğu ikinci ülke

Türüng sözlerini şöyle tamamladı: “Türk mutfağı ve değerlerini koruma ve gelecek nesillere aktarma amacıyla çalışmalarımıza hız kesmeden devam ederken, ülkemizde öncü projelere imza atmaya büyük önem veriyoruz. Çok yeni, çok hızlı, kişiye özel ve sürekli gelişen bir dijital çözüm sunma çağındayız. Türkiye bu çözümlerin esnek ve olumlu bir şekilde uygulanabilmesi açısından öncelikli bir konumda yer alıyor. Bu sebeple Metro Fast uygulaması Metro?nun faaliyet gösterdiği ülkeler içinde faaliyete sunulan ikinci ülke. Bu, bir anlamda Metro?nun Türkiye?ye verdiği önemin de büyük bir göstergesi.”

Şu an İstanbul’da Kozyatağı, Güneşli, Kâğıthane, Ankara’da Etlik, Bursa’da Nilüfer ve İzmir’de Gaziemir mağazalarında aktif olarak kullanılan Metro Fast çözümü, 2021 yılında diğer Metro mağazalarında da hayata geçirilmeye başlanacak. Metro Fast uygulaması App Store ve Google Play‘de mevcut.

[Araştırma] Pandemi Dönemi Temizlik Ürünlerinde Tüketici Güveni Yüksek Kalıyor

Yeni bir ulusal anket, Tüketicilerin %86’sının koronavirüse karşı korunmaya yardımcı olmak için temizlik ürünlerine güvendiğini ortaya koyuyor.

Bu yeni tüketici temizlik ve hijyen araştırması, American Cleaning Institute (ACI) ve Good Housekeeping’in ilk ortak sanal zirvesi Discover Cleaning – Inside & Out’un bir parçası olarak sunuldu.

Eylül 2020’de gerçekleştirilen anket, pandemi ile ilgili olarak temizlik ve dezenfekte etme uygulamaları ile ilgili tüketici algılarına ve eylemlerine değinmek için tasarlandı.

COVID-19’un devam eden yayılımı ve yaklaşan soğuk algınlığı ve grip mevsimi ile tüketiciler her zamankinden daha fazla temizlik yapıyor.

Ankete katılanların yaklaşık yarısı (%46), pandemi nedeniyle uygulamaya konulan temizlik, dezenfekte ve hijyen bilgileri nedeniyle bu mevsimi daha fazla temizlik ve dezenfekte ile geçireceklerini söylüyor.

Ipsos’un yaptığı araştırmaya ait diğer veriler aşağıdaki gibi:

Tüketicilerin %86’sı, temizlik ürünlerinin COVID-19’a karşı koruma yeteneğine güveniyor.
Bu güven özellikle yaşlı yetişkinler arasında yüksek (55 yaş ve üzeri olanların %90’ı ve 18-34 yaşları arasındaki yüzde 81’i).


Tüketicilerin çoğu (%92) evlerinin yüzeylerinde dezenfektan kullandıklarını söylüyor.


Salgın sonrası hayatı düşünürken, yarıdan fazlası (%56) yüzeyleri daha sık silmeye ve ıslak mendil ve sprey gibi dezenfekte edici ürünler kullanmaya devam etmeyi planlıyor.


Tüketiciler, COVID-19’un Yayılmasını Önlemek için İç Mekan Hava Kalitesinin Çok Önemli Olduğunu Düşünüyor

Tüketiciler salgının ortasında halka açık alanların iç hava kalitesine çok dikkat ediyorlar.

Ticari gayrimenkuller için hizmet olarak enerji tasarrufu sağlayan bir şirket olan Carbon Lighthouse tarafından yapılan bir araştırmaya göre, tüketicilerin %91’i hava kalitesinin COVID-19 yayılmasının önlenmesinde önemli olduğuna inanıyor.

Ayrıca,%76’sı bir binanın havalandırmasında bir ‘derecelendirme sisteminin’ – restoran derecelendirmelerine benzer şekilde – binaya girerken kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı olacağını söyledi.

Özellikle kapalı alan Alışveriş Merkezleri için, iç havalandırma konusunda doğru bilgilendirme, yönlendirme ve ziyaretçilere verilecek güven ayrıştırıcı bir nokta oluşturuyor.

Nitekim sektörde bazı Alışveriş Merkezleri ve mağazaların da bu konuda ayrıştığını görebiliyoruz.

Araştırmadan elde edilen ek bilgiler aşağıdaki gibi :

• Tüketicilerin %72’si, bir binanın iç hava kalitesi hakkında bilgi sağlayan bir uygulama veya web sitesini kullanma olasılıklarının kendileri için çok önemli olduğunu belirtiyor.


• Tüketicilerin% 89’u virüslerin hava yoluyla bulaştığının farkında olduğunu belirtiyor.


• Farkında olmayanların% 64’ü 21-34 yaşları arasında, bu da Y kuşağı ve Z kuşağı arasında farkındalık eksikliği olduğunu gösteriyor.