Ana Sayfa Blog Sayfa 480

%61 Salgının Tamamen Sona Ermeyeceğini Düşünüyor

Ipsos Araştırma Şirketi’nin anketine katılanların kendilerine veya aile üyelerine virüs bulaşması yönündeki endişe oranı, 13 Mart’ta yüzde 79 iken 9-13 Nisan itibariyle yüzde 95’e yükseldi. Katılımcıların yüzde 61’i, salgının sona ermeyeceğini ancak kontrol altına alınacağı yönünde görüş bildirdi.

Ipsos Araştırma Şirketi’nin düzenli olarak yaptığı ‘Koronavirüs Salgını ve Toplum Genel Kamuoyu‘ araştırması, Türkiye’de Koronavirüs salgının 5. haftasında virüs bulaşma endişesinin hızla yükseldiğini ortaya koydu.

Araştırmaya katılanların yüzde 79’u 13-16 Mart tarihleri arasında koronavirüsün kendilerine veya aile üyelerine bulaşmasından endişe ettiğini söylerken aradan geçen 1 aydan fazla sürenin ardından bu nedenle endişelenenlerin oranı yüzde 95‘e yükseldi.

ipsos koronavirüs ve toplum 5. hafta grafik

Katılımcılar, “Koronavirüs salgını öncesi dönemi düşündüğünüzde, bugün yapmayı en çok özlediğiniz şeyi belirtir misiniz?” en fazla yüzde 25 oranla yürümek yanıtını verdi.
Kişilere yöneltilen, “Koronavirüs salgınının sona erdiğine dair bir resmi açıklama yapılacak olsa ne düşünürsünüz?” sorusuna ise yüzde 22, salgının tümüyle kontrol altına alındığını ve sona erdiğini düşüneceğini aktardı.

Yüzde 61, salgının sona ermediğini ancak kontrol altına alındığını ve önlemlerle hayata devam edileceğini fikrini belirtti.

‘Toplum en fazla dışarı çıkıp yürümeyi ve arkadaşlarıyla buluşmayı özlüyor’

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik veriler hakkında yaptığı uzman değerlendirmesinde şunları kaydetti:

“Her geçen gün endişe düzeyimiz artıyor ve bugüne geldiğimizde hemen hemen herkes kendisinin veya ailesinden birinin bu virüse yakalanacağından endişeli. Bu endişenin yanı sıra kişisel ekonomilerinin tehlike altında olduğu düşüncesi de kişilerin modunu oldukça negatif etkiliyor. En baskın hissedilen duygulara bakıldığında da bu olumsuz hava çok net hissedilmekte.

ipsos koronavirüs ve toplum 5. hafta graafik 2

Toplumun yüzde 77’si olumsuz duygular belirtiyorlar. Toplumun yüzde 61’i koronavirüs salgının sona ermeyeceğini ancak kontrol altına alınmış bir şekilde hayata devam edileceği ve her 4 kişiden 3’ü hayatlarının radikal bir şekilde değişeceğini düşüncesi de bu olumsuz havayı tetikleyen durumlar. Bu yaşanan dönem içinde toplumun en fazla özlem duyduğu dışarı çıkıp yürümek ve arkadaşlarıyla buluşmak.”

Koronavirüs Sonrası

Araştırmada “Önümüzdeki aylarda koronavirüs salgınının sona erdiğine dair bir resmi açıklama yapılacak olsa ne düşünürsünüz?” sorusuna her 10 kişiden 6’sı “salgının sona ermediğini ancak kontrol altına alındığını ve önlemlerle hayatımıza devam edeceğimizi düşünürüm” diyor.

Koronavirüs salgını sona erse bile hayatların ciddi bir şekilde değiştiğine inananların oranı bir önceki haftaya kıyasla biraz daha artmış durumda. 

ipsos koronavirüs ve toplum grafik 5

Koronavirüs salgınının vatandaşın kişisel ekonomisine etkisi yüksekliğini koruyor.

Her 10 kişiden yaklaşık 7’si koronavirüs salgınının kişisel ekonomileri için ciddi bir tehlike oluşturduğunu düşünüyor. 

ipsos koronavirüs ve toplum grafik 6

Çin Koronavirüs’ün Ekonomik Zararlarından Sorumlu mu Tutulacak?



Milyonlarca kişiye bulaşan ve şimdiye kadar yaklaşık 150 bin kişinin hayatını kaybetmesine yol açan yeni tip koronavirüsün Çin ile başta ABD olmak üzere uluslararası toplumun çok sayıda üyesini karşı karşıya getirdi.

Salgının ilk başında şeffaf olmadığı ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile bilgileri “geç ve eksik” paylaştığı gerekçesiyle suçlamaların odağındaki Çin, çok sayıda ülkenin yaptırım tehditleri ve tazminat taleplerinin de hedefinde bulunuyor.

“Uluslararası Adalet Divanına taşınabilir”

Tayvan merkezli Academia Sinica Hukuk Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Fort Fu-Te Liao, Çin’in, Covid-19 gibi uluslararası halk sağlığını tehdit edebilecek olağan dışı bir salgın durumunu, bu yönde yeterli bulgu olmasına rağmen zamanında DSÖ’ye bildirmediği vurgusunu yaptı.

Çin’in bu tutumuyla, Uluslararası Sağlık Tüzüğü ve Uluslararası Sağlık Yönetmeliğinin ilgili maddelerini ihlal etmiş olarak kabul edilebileceği öngörüsü tartışılıyor.

“DSÖ Anayasasının 75. maddesine göre, Anayasanın yorumlanması ve uygulanmasında oluşacak herhangi bir anlaşmazlık, karşılıklı müzakere veya Sağlık Asamblesi tarafından çözüme kavuşturulamazsa, konu, Uluslararası Adalet Divanına (UAD) sevk edilir. Bu, Çin’in Uluslararası Sağlık Tüzüğü ihlallerinden muzdarip ülkelerin, Çin’in bu ülkelere tazminat teklifini de içeren bir çözüm bulmaya çalışabileceği anlamına geliyor. Özetle müzakere, Sağlık Asamblesi, UAD ve başka bir çözüm yolu üzerinde mutabakat olmak üzere dört farklı seçenek bulunuyor.”

“Çin, diğer ülkelere verdiği zararlardan sorumlu”

Uluslararası hukuk bağlamında Çin’in, ister eylemler ister ihmaller olsun, diğer ülkelere verdiği zararlardan sorumlu olduğu tartışılan konular arasında. Fakat burada Çin’in olası ülkeler tarafından açılan böyle bir davayı veto edeceği ve görmezden geleceği de yapılan en yaygın yorumlar arasında.

Siz ne düşünüyorsunuz? Çin ekonomik olarak ülkelere verilen zararlardan sorumlu mudur?



Normalleşme Sürecine Giren Ülkelere Ait Sektör Değerlendirmeleri



Koronavirüs süreci içerisinde, tüm sektörlerin cevabını aradığı iki soru var aslına bakarsanız. Bu süreç ne zaman tamamlanacak? Tamamlandıktan sonra neler olacak?

Birinci soru sağlıkla ilgili olduğundan uzmanlar tarafından farklı yorumlamaları hep birlikte takip ediyoruz. Fakat ikinci sorunun cevabı ile ilgili sektörel anlamda öngörülerde bulunabilmek olası.

Bu öngörülerin en önemli yol göstericisi de süreci atlatmış ve normalleşme sürecine giren ülkelerde sektörlerin ve firmaların işleyiş şekillerini incelemek olabilir.

Aşağıda bazı sektörler için koronavirüs sonrası süreçlerin değişim etkilerini yaşayan firmaların işleyişlerini sizler için derledik :

Titreşimle Sosyal Mesafe Uyarısı

Airbus tüm ekibini kırmızı ve mavi olmak üzere iki gruba ayırmış. Birbirlerini görmeden çalışabilen bu iki grup binaya farklı noktalardan giriş çıkış yapıyorlar. Volkswagen vardiyalar arasındaki süreyi uzatıyor. Ford Motor, çalışanlar sosyal mesafeye uymadığında titreyerek uyarı verecek giyilebilir bir teknolojiyi denemeye başladı. Boeing üretim hatlarında çalışanların birbirinden daha uzak çalışabileceği revizyonlar üzerinde çalışıyor. Fiat Chrysler’in ABD fabrikalarında günlük sağlık durumu anketi doldurmadan fabrikaya giriş yasak.

Hizmet Sektöründe Mesafeler Başladı

Karantinaların ilk kalktığı yer olan Wuhan’da restoranlar iş yapmakta hala zorlanıyor. Hükümet yönlendirmeleriyle Çin dışında Hong Kong, Güney Kore, Singapur gibi birçok ülkede restoran ve kafelerin oturma alanlarının bir kısmını iptal ediyor ve tüketicilere uyarı niteliğinde yönlendirmeler yaparak sosyal mesafeyi hatırlatıyor. AVM’lerin Food Court katlarında restoranlar siparişleri müşterilerine masa yerine fuaye alanına kurulmuş kiosklardan veriyor. Ödemeler kart ve nakitten ziyade temassız yapılıyor. Bazı ülkelerde arabayla teslim alma çözümleri de perakendenin uyguladığı yöntemlerden biri.

Açık Hava Sinemaları Merhaba!

Kalabalık etkinlikler dünyanın birçok yerinde bir süre daha yasak olmaya devam edecektir. Bu nedenle sinema sektörü açık havada yapılan nostaljik arabalı sinemaları tekrar geri getiriyor. Almanya, Güney Kore, ABD, İrlanda ve birçok ülkede şimdiden bu uygulama başladı. Sinema severler filmlerin sesini arabalarının radyo frekanslarından dinliyor.

Spor müsabakalarının tekrar başlaması halinde de bir süre seyircisiz oynanmaya devam edeceği öngörülüyor.

Otomotivde Değişiklikler Başladı

Aralarında Fiat, Suzuki, Alfa Romeo ve Jeep gibi markaların olduğu otomotiv devleri online bayicilik kanalıyla müşterilerine ulaşmaya başladı. Üretim tarafında ise önlemler hayli sıkı. Wuhan otomotiv firmaları devlete elinde çalışanlarına yetecek bir aylık maske ve dezenfektan olduğunu belgelemek zorunda. Çin’de test yapılmadan fabrikalara dönülemiyor. Dönüşler ise sıkı denetimlere tabi ve çalışanların hem sosyal mesafesi hem de koruyucu ekipmanı şirket tarafından sağlanmak zorunda.

Bildiğiniz üzere ülkemizde de otomotiv firmaları yavaş yavaş üretimlerine geri dönmeye başladı. Mayıs sonu Haziran başı gibi de Perakende sektörünün geri döneceği ön görülüyor. Hal böyle olunca başta da belirttiğimiz gibi örneklem sektörleri ve firmaları incelemek oldukça faydalı olacaktır.



İşletmeler için Koronavirüs Sürecine Uyum Sağlama Modelleri

Koronavirüs sürecinin ortasında birçok işletme kapılarını ve hizmetlerini açık tutabilmek için çaba sarf ediyor.

Krizden önce var olmayan ya da büyük oranda bilinmeyen bazı iş kollarının potansiyeli yükselirken, pek çok işletme de krizin olağan zararlarından minimum etkilenmek adına yeni faydalar yaratmaya çalışıyor. Bazı işletmeler hizmetlerini sanal yollarla sunarak müşteriye ulaşabilirken bazı işletmeler ise bu süreci bekleyerek atlatmayı tercih ediyor.

Peki işletmeler için genel uyum sağlama modelleri nelerdir?

Bu konuda birkaç örnekle ilerlemem gerekirse, moda perakendecileri için zor olan bu süreçlerin değerlendirilme çabaları satış yaptıkları online kendi kanalları veya üçüncü partiler üzerinden insanlara daha çok kendilerini evde çalışırken de motive ve iyi hissettirecek bazı ürünlerin müşteriye sunulması olarak gerçekleşti. Evde pijamalarıyla çalışmakta olan tüketicinin motive olması için bir sebep midir, doğrudan evet diyemeyiz bu soruya fakat markanın sessiz kalmasına nazaran bir tercihtir denilebilir.

Üyesi olduğumuz spor salonları online olarak evde yapılabilecek spor aktiviteleri ile ilgili bizlere eğitimler düzenlemekte, videolar yayınlamaktalar. Çünkü çok iyi bildikleri bir konu var ki spor salonları gibi çoklu kullanım alanları bu sürecin sonunda en fazla etkilenen alanlardan biri olacak. Bu sürecin sonunda da müşterisi ile iletişimi koparmamış olan işletmeler kazanacak.

Yine birçok restoranın sayfalarında evde yapılabilecek tarifler ile ilgili online eğitimler ve videolar düzenlediğini görüyorsunuz.

Kariyer gelişim ve grup eğitimleri gibi eğitimlerin birçoğu yavaş yavaş online kanala kaydırılmaya başlanmış durumda. Mevcutta şuanda ücretsiz olarak katıldığımız online eğitimler, pandemi sürecinin uzaması ile birlikte detaylandırılarak ücretli paketler halinde de karşımıza çıkacaktır.

digital transformation - a framework for adapting

Hayatta Kal!

Sanırım bu sürecin en can alıcı cümlesi bu. Hayatta kal! Herkes bu sorunun cevabını arıyor. Nasıl hayatta kalırım? Yine de her ne olursa olsun, bu sürece adapte olmak zorunda kaldığımız dönemlerden geçiyoruz.

Bu dönemde şirketler mevcut durumlarının yanında iş yapış şekillerini de yeniden gözden geçirmek zorundalar. Şu anda evet adapte sürecini yaşayan pek çok işletme var, fakat sürecin geçici olduğunu düşünerek sessiz bekleyen de aynı oranda işletme mevcut.

Burada unutulmaması gereken nokta şu ki, evet koronavirüs süreci geçici ve bir gün geçecek fakat etkileri çok uzun süre devam edecek. Hatta devam etmekle de kalmayarak birçok tüketici davranışını da beraberinde değiştirecek. Yani süreci geçici olarak görerek geçtikten sonra eski hayatlarımıza dönmeyi beklemek bu noktada oldukça hayalperest bir yaklaşım.

İşletmenizin şu soruları muhakkak ki bu süreçte kendisine sorması gerekiyor?

  • Müşteri ulaşabiliyor muyum, ulaşabileceğim bir kanal yaratabiliyor muyum?
  • Müşterimi anlıyor ve ihtiyaçları doğrultusunda şekillenebiliyor muyum?
  • Hem çalışanlar hem de müşterilerle yeterince açık iletişim sağlayabiliyor muyum?
  • Süreç atlatıldıktan sonra içeriisnde bulunduğum sektörde gerçekleşecek değişimleri öngörebiliyor ve planlama yapabiliyor muyum?

Son olarak bu sürece adapte olmaya çalışan işletmelerin “büyük resmi” görmezden gelmemesi gerekiyor. Kendimizi müşterinin yerine koyarak değişikliklere bir de o açıdan bakılması gereken bir süreçteyiz.

13 – 19 Nisan Haftalık Sektör Değerlendirmeleri

Haftanın sektör değerlendirmeleri yazı dizimizde her hafta Pazar günü, o haftanın mevcut sektör değerlendirmelerini sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

Bu hafta yine birçok sektörün koronavirüs sürecinden nasıl etkilendiği, hangi şartlarda yeni normale dönebilecekleri üzerine değerlendirmeler yaptık. Aşağıdaki derlemeden inceleyebilirsiniz.

Karantina Döneminde Teknoloji Alışverişi Tavan Yaptı

Koronavirüs Sonrası Restoran Endüstrisi

Covid 19’un Tüketici Yaşamlarına Etkisi Kalitatif Araştırma Raporu

Turizm ve Konaklama Sektöründe Koronavirüs Krizi ve Fırsatlar

Perakendeciler Müşteri Segmentasyonunu Yeniden Düşünmeli

Çin Ekonomisindeki Gelişmeler Korona Sonrası Süreç için Yol Gösterici mi?

Bu haftanın sektörel değerlendirme konularımız bu şekildeydi. Haftaya yeni konular ve başlıklarda görüşmek üzere.

Çin Ekonomisindeki Gelişmeler Korona Sonrası Süreç için Yol Gösterici mi?

Çin’de bugün açıklanan verilere göre, ülkede gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) ilk çeyrekte yıllık yüzde 6,8 geriledi. Söz konusu oran, Çin hükümetinin 1992’den bu yana yayımladığı resmi büyüme rakamları arasında en kötü performansa işaret etti. Ülke ekonomisi ilk çeyrekte geçen yılın son çeyreğine kıyasla da yüzde 9,8 daraldı. 

Çin’in büyüme verisine yönelik farklı kurumların gerçekleştirdiği piyasa beklentileri yüzde 6 ila 9 arasında değişse de bazı ekonomistler çift haneye varan daralmadan bahsediyordu.

Ülke ekonomisi geçen yılın son çeyreğinde yıllık bazda yüzde 6, çeyreklik bazda yüzde 1,5 büyüme kaydetmişti.

Öte yandan Çin’de perakende satışlar martta yıllık 15,8 ve sanayi üretimi yüzde 1,1 düşüş kaydetti. Piyasada perakende satışların yüzde 10 ve sanayi üretiminin yüzde 7,3 gerilemesi bekleniyordu.

Analistler, ilk çeyrekte Covid-19 nedeniyle Çin’de birçok fabrikanın kapandığını, hem arz hem de talep kanalının ciddi bir şekilde sekteye uğradığını belirterek, buna karşın martta bir önceki aya kıyasla sanayi üretimindeki iyileşmenin cesaret verdiğini söylüyor.

Peki Çin’de gerçekleşen bu süreç koronavirüs sonrası bize yol gösterici olur mu dersiniz? Ekonomik olarak elbette ülkelere göre farklılık göstermekle birlikte süreci atlatmış olan ülkelerde sektörlerin durumu bizler için aydınlatıcı. İzlemeye devam etmekte fayda var.

Perakendeciler Müşteri Segmentasyonunu Yeniden Düşünmeli

Perakende sektörü koronavirüs sebebi ile kısa süre içerisinde ciddi bir başkalaşım sürecine girdi. Tüketicinin birçok karar davranışının bu süreçte değişiyor olması, ilerleyen dönemde gerçekleşecek değişikliklerin de habercisi.

Koronavirüs süreci sonrasında; AVM’lerin, markaların ve mağazaların çalışma saatleri de olmak üzere pekçok hiç konuşulmamış konuların sektörde konuşulması bugünlerde gündemimizde.

Online alışveriş ve dijital kanallar evet her zaman yükselişteydi, fakat ülkemizde belki de 5 yıl içerisinde kat edilecek yol bir ay içerisinde tamamlanmış oldu.

Geçen Yılki Stratejiler Artık Geçerli Değil

Perakendeciler bu yıl da bütçeleme dönemlerinde mükemmel bir plan hazırlamak için saatlerini harcadı. Hedef müşteri portföylerini analiz etti, rakip analizlerini gerçekleştirdi, müşterilerinin harcama alışkanlıklarını ölçtü. Bu analizlere göre bütçe kalemlerini düzenledi, kampanyalar oluşturdu, ürün gruplarını düzenledi. Mağazalarının vitrin düzenine kadar tüm detayları planladı.

Alışılmadık zamanlar kendi kitle segmentlerini getirir

Veri destekli hedefleme eski normallerimizde bizlere şuana kadar başarı getirebilirdi evet. Doğru planlama ve doğru veri hayat kurtarıcı olabilirdi. Kürsel bir pandemi ve yaklaşmakta olan küresel piyasa sorunları perakendeye büyük bir geçiş getiriyor. Artık eski analiz ettiğimiz verileri bir kenara koyup, yeni harcama şekillerini ve müşterinin tasarruf halini anlamamız gerekiyor.

perakende segment

Yeni segmentasyon

Alışılmadık zamanlar kendi segmentasyonlarını da beraberinde getirir. Perakendecilerin reklam harcamalarını müşteri analizlerini yeniden gözden geçirme zamanı. Burada nispeten üst gelir grubuna hitap eden perakendeciler için etki biraz daha farklı gerçekleşecektir. Lüks otomobil sektörü, üst düzey şarap veya çikolata üreticileri gibi sektörlerde bulunan şirketler nispeten ekonomik olarak müşterileri durumdan daha az etkilerle çıkacağından bu durumdan daha az etkilenebilecektir.

Markalar yakın zamanda kişiselleştirilmiş reklamlar üzerinde dijital kanallarda oldukça güzel geri dönüşler elde etti. Fakat içerisinde bulunduğumuz süreç sonrasında özellikle kişiselleştirme konusunda müşterilerinin mevcut durumuna kulak vermeyen markalar şüphesiz ki ayakta kalamayacak duruma gelecektir.

Tüketicileri olduğu yerde siz bulun

Tabi bu süreçde hareket etmek için, sürecin tamamen bitmesini beklemek de büyük hata. Tüketiciye bu dönemde değer veren perakendeci unutulmayacaktır. Tüketicinize değer verin, bu süreçte onlara nasıl ulaşabileceğiniz konusunda müşterinizi dinleyin ve değişen harcama kararlarını göz önünde bulunun.

Özetle, şu anda öncekinden farklı zamanlarda yaşıyoruz, bu nedenle perakendeciler reklam harcamalarını nasıl segmentlere ayırdıklarını ve müşterilerin ihtiyaçlarını ilgili yollarla nasıl ele aldıklarını yeniden düşünmelidir. Büyük perakende pazarlamacılarının bütçeyi kesip geri adım atmak yerine adım atacağı bir dönemdeyiz.

Turizm ve Konaklama Sektöründe Koronavirüs Krizi ve Fırsatlar

2020 yılına umutla başlayan turizm ve konaklama sektörü Çin’de ortaya çıkan ve kısa bir sürede tüm dünyaya yayılan COVID-19 salgınından en derin etkilenecek sektörlerin başında geliyor.

Turizm sektörü gerek sağladığı istihdam gerekse çok ihtiyacımız olan döviz rezervlerinin artışı açısından kritik bir öneme sahip. Sektör yöneticileri rezervasyon iptallerinin, personel yönetiminin ve finansman yapılandırmalarının yanında gelecek döneme ilişkin operasyonel stratejilerinin de belirlenmesi açısından zorlu bir dönemdeler. Bu dönemde, yöneticilerin, operasyonel etki analizlerini farklı senaryolara göre pro-aktif bir şekilde güncel tutması ve buna ilişkin nakit yönetimini ve devlet tarafından sağlanan destekleri yakından takip etmesi, önümüzdeki günlerde olumlu gelişmelerin yaşanması durumunda sektördeki talebe hızlı cevap verebilmeleri açısından çok önemli olacak ve kurumsal açıdan fark yaratmalarını sağlayacaktır.

Dünya’da Etkisi Nasıl?

COVID-19’un hem gelirler hem de tedarik zincirleri üzerindeki etkisi çok büyük ve henüz tam olarak ölçülemez durumda. Oteller, restoranlar, tema parkları, sinemaları kapatmak için alınan kararlar, seyahat ekosistemine tüm yıkıcı etkisinden bahsetmeksizin, bunların hepsi dünya turizmi üzerinde önemli bir etkiye sahip.

Nakit, İşletme Sermayesi ve Kârlılık Üzerine Etkileri Neler?

image 6

Salgın sonrasına hazırlıklı olanlar fark yaratacak

Rapora göre, sektör yöneticileri, rezervasyon iptallerinin, personel yönetiminin ve finansman yapılandırmalarının yanında, gelecek döneme ilişkin operasyonel stratejilerinin de belirlenmesi açısından zorlu bir dönemden geçiyor.

Yöneticilerin, operasyonel etki analizlerini farklı senaryolara göre pro-aktif bir şekilde güncel tutması ve buna ilişkin nakit yönetimini ve devlet tarafından sağlanan destekleri yakından takip etmesi gerekiyor.

Gelecek günlerde olumlu gelişmelerin yaşanması durumunda oluşacak talebe hızlı cevap verebilmeleri kurumsal açıdan fark yaratmalarını sağlayacak.

Yeni iş modelleri ve fırsatlar

Açıklamada görüşlerine yer verilen Deloitte Ulaştırma, Turizm ve Hizmet Sektör Lideri Osman Arslan, koronavirüsün hem gelirler hem de tedarik zincirleri üzerinde çok büyük ve henüz tam ölçülemeyen bir etkisi olduğuna dikkati çekerek, “Küresel virüs krizine en çok maruz kalan sektörlerden biri olan otelcilik ve konaklama endüstrisindeki müşterilerimizin, hızla hareket ettiğini ve sektörlerindeki operasyonel ve finansal etkisini anlamaya ve ölçmeye odaklanmış olduklarını gözlemlerken, bir taraftan da mekanlarını hastaneler ve hastane çalışanları için kullanılabilir hale getirmeleri gurur verici.” ifadelerini kullandı.

Arslan, turizm ve konaklama sektörünün üretkenliği azaltan stok sayımları, güvenlik planları, standart işletme prosedürleri ve sosyal medya planlarına ayrılacak zamanları ötelediğini ve hızlı operasyonel aksiyonlara yöneldiğini belirtti.

Yeni fırsatlara ve Çin’den gelen iyi haberlere de değinen Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu dönem, yeni teslimat konseptleri, beşeri sermaye paylaşım platformları, ‘staycation veya holistay konsepti’ olarak adlandırılan insanların mevcut kendi yaşam alanında yaptıkları tatil ve aktivite konsepti gibi yeni iş modellerini ve fırsatları da getiriyor. Asya’daki meslektaşlarımız henüz sadece başlangıç noktasında olmasına rağmen sektörde yerel bazda bir toparlanma görüyorlar. Bu gelişme, bu aşamada sektöre umut ışığı

Raporun tamamına buradan ve buradan erişebilirsiniz.

Mercedes-Benz Türk Üretim Faaliyetlerine Yeniden Başlıyor

Mercedes-Benz Türk’ten yapılan yazılı açıklamada, şirketin, dünya genelinde yaşanan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle çalışanların ve toplumun sağlığına yönelik tedbirler ve uluslararası tedarik zincirindeki lojistik aksamalar kapsamında, 23 Mart’tan itibaren Hoşdere Otobüs Fabrikası ve 28 Mart’tan itibaren de Aksaray Kamyon Fabrikası’nda faaliyetlere 20 Nisan’a kadar ara verdiği anımsatıldı. 

“İçinde bulunduğumuz şartlarda yaptığımız işin önemli bir role sahip”

Açıklamada, “İçinde bulunduğumuz şartlarda yaptığımız işin önemli bir role sahip olduğunu biliyoruz. Fabrikalarımızdan çıkan araçlarımız, bugün de toplumun temel ihtiyaçlarının dağıtımında ve topluma gerekli hizmetlerin sağlanmasında kullanılıyor. Bu noktada Mercedes-Benz Türk olarak ülkemize ve topluma olan yükümlülüğümüzü yerine getirebilmemiz toplumumuzun ve ekonominin sürekliliği için büyük önem taşıyor.” denildi.

Fabrikalarda üretimin tekrar başlayacağı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Bu sorumluluk bilinciyle, üretimin devamı için gerekli şartların tekrardan sağlanması ile birlikte Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan bilgiler doğrultusunda gerekli tüm tedbirlerimizi alarak ve gelişmeleri yakından takip ederek, 20 Nisan tarihinde Hoşdere Otobüs Fabrikamızda ve 24 Nisan tarihinde ise Aksaray Kamyon Fabrikamızda faaliyetlerimize tekrar başlayacağımızı bildiririz.”

Turizmin Tamamen Durduğu Faroe Adaları Oyunlaştırılmış Ziyaret ile Turizme Eğlenceli Bir Yol Buldu

Google Street View üzerinden pek çoğumuz bir yereleri incelemiş, zorunluluktan veya meraktan farklı noktalara cihazlarımız üzerinden erişmişizdir. Merak etmeyin, Google’dan adaların fotoğraflarını sanal tur ile izleyebilirsiniz demeyeceğim.

Kuzey Atlantikte bulunan 18 adalı bir takım ada olan Faroe Adaları 53.000’den az nüfusu ile turizm kaynaklı bir gelir grubuna sahip takım adalardan oluşuyor. Mevcut koronavirüs süreci ile birlikte turizm kaynaklı gelirlerinin tamamını kaybedince “Bozulmamış, Keşfedilmemiş, İnanılmaz” mottosu ile dijital olarak adaları ziyaretçilere nasıl açabilecekleri üzerine bir çalışma yapmışlar.

kiva0039

The Sims oyununu bilirsiniz. Karakterlerini evinizde veya bulunduğunuz noktada bilgisayar üzerinden siz yönetirsiniz. Evet bu gerçek oldu! Faroe Adalarını aynı bir Sims karakteri gibi, oyunlaştırılmış canlı bir sanal tur ile tamamen gezebilirsiniz.

Özellikle karantina sürecinde evlerinden çıkamayan ve herhangi bir yere gidemeyenler için güzel bir alternatif oluşturan Faroe Adaları, turizm kaybını da bir nebze olsun azaltacaklarını düşünüyorlar. Aynı zamanda adaların sanal reklamını yapmak için de bulunmaz fırsat.