Ana Sayfa Blog Sayfa 481

Covid 19’un Tüketici Yaşamlarına Etkisi Kalitatif Araştırma Raporu

Bu dönem kişiler üzerinde bir şok ve şaşkınlık etkisi yaratmaktadır. Kimi yaşadıklarını felaket filmlerindeki gibi hissetmekte, olana da tam inanmamakta, kimi bu dönemin hiç bitmeyeceğini düşünmekte, kimi ise yaşanılanlar çerçevesinde yeni bir düzen kurmaya çalışmaktadır. Bazı kişiler de temel günlük hayatlarını endişe düzeyleri yükselerek sürdürmeye çalışmaktadır. Bu dönem en çok “kaos” ‘endişe’ ‘korku’, ‘stres’ gibi kelimeler ile tarif edilmektedir.

Korona = Endişe, Stres ve Belirsizliğin Getirdiği Kaos

Sosyal sınıf düştükçe bilginin derinliği azalmakta, sosyal sınıf arttıkça birçok farklı kaynaktan gelen farklı bilgilerin doğruluğu sorgulanmakta ve aslında bilgi kirliliği kaynaklı bir ‘bilgisizlik’ olduğu ortaya çıkmaktadır.

Yüksek SES grubu zaman içinde güvendikleri sınırlı kaynaklardan edindikleri bilgileri dikkate almaya başlamıştır. Bazıları ise ‘yakınında’ bir kişinin hastalandığını duyduğunda salgına inanmaya ve kendini korumaya başlamıştır.

Sosyal izolasyon bir taraftan kişinin kendini hastalığa karşı korunduğundan güvende hissetmesini sağlarken, bir taraftan da yalnızlık ve uzakta olan yakınlarından ayrı kalmanın getirdiği endişenin, stresin ve yalnızlığın yaşanmasına neden olmaktadır.

araştırma
covid 19’un tüketici yaşamlarına etkisi kalitatif araştırma raporu 3

Herkes aynı derecede endişeli değil; ekonomik durum ve aile bireylerinin sağlığı endişe düzeyini etkileyen unsurlardır.

image 5
covid 19’un tüketici yaşamlarına etkisi kalitatif araştırma raporu 4

Koronavirüs sonrası süreçte, değer ve öncelik piramidinde de pekçok değişiklik gerçekleşmesi bekleniyor. Ait olma, sevgi ve aile gibi değerlere olan önem giderek artanken; kendini geliştirme, daha minimalist yaşam tarzı ve doğaya karşı duyarlılık artışı konularında da değişiklikler gözlemlenmekte.

Korona sonrası dönemde neler gerçekleşmesini bekliyoruz?

Araştırmaya katılanlar arasında bu sorunun cevabı üçe ayrılıyor. Hayatın kaldığı yerden devam edeceğini bekleyen kitle, gündemde gerçekleşen pekçok olayı çabuk unuttuğumuzu ve koronavirüs salgını sonrasında da kısa süre içerisinde eski hayatımıza döneceğimizi düşünüyor.

Çekingen bir dönemden geçeceğimizi düşünen kitle, 4 – 5 ay süre ile hayatın normal akışına hemen dönemeyeceğini ve zaman alacağını düşünüyor.

Daha sade bir yaşam tarzı benseyeceğimizi düşünen kitle ise, bu süreçler geçtikten sonra çok daha sade ce minimalist bir yaşam tarzı benimseyeceğimizi düşünüyor.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Koronavirüs Sonrası Restoran Endüstrisi

Koronavirüs süreci restoran endüstrisinde 30 yılı aşkın süredir sektörün başına gelmiş en büyük zorluklardan biri olarak görülüyor.

Bildiğiniz üzere restoranların tamamı paket servisler haricinde hizmetini sonlandırmış durumda. Özellikle Yemeksepeti gibi bu sektörü online kanalda domine eden bir yapı olması elbette göz ardı edilemez ve bu dönemin kurtarıcı kanallarından biri oldu.

Küçük işletmeler için Yemeksepeti tarafından yapılan pek çok destek sektörün ayakta kalması adına nefes aldırdı diyebiliriz.

Fakat unutulmaması gereken bir durum var ki birçok restoran için online kanal mevcut tüketim miktarının %20 oranlarını karşılıyor. Ek olarak karantina sürecinde artan evde kalma ve vakit bulma durumu da evde yapılan yemeklerin miktarını da bir hayli arttırdı. Hal böyle olunca durum – hiç yoktan iyidir – ibaresini karşılasa da birçok restoran için sıkıntılı dönemler devam ediyor.

Mevcutta Amerika’da bulunan restoranların %3 şuanki durumda geçici değil tamamen kapanış gerçekleştirdiğini açıkladı. Sürecin sonunda ise yaklaşık %20 kadarının tekrar restoranlarını açamayacağı düşünülüyor.

Bizde şuan için doğrudan açıklanmış bu şekilde bir veri olmasa da, tablolar maalesef dünyanın pek çok yerinde benzer.

Senaryonun kötü yanı da şu ki, her ne kadar bu tarz sosyalleşme alanlarını özlesek de tedirginliğimizi bir süre daha üzerimizden atamayacağımız bir normalleşme süreci yaşayacağız. Ekonomik olarak etkilenmeler de üzerine eklendiğinde restoran endüstrisinin hemen normale dönmesi konusunda bazı soru işaretleri var sektörde.

Fakat her ne kadar zor günler geçiyor olursa olsun, restoran endüstrisinin diğer sektörlere göre, normalleşme süreci sonrasındaki etkisine olan yorumlar toparlanabileceğimiz yönünde. Çünkü sosyalleşmeyi ve sosyal alanları seviyoruz. Üstelik uzun süren evde kalma durumu bu tarz alanlara olan özlemi de bir hayli arttıracak.

Mevcut şartlar zor olsa dahi, önümüzdeki süreçte umutlu olabileceğimiz sektörlerden biri restoran sektörü. Fakat elbette bu süreci etkileyecek pek çok faktör var.

Örneğin şuanda iş yapamayan restoranların kira ödemeleri gibi konularda gereken yardımlar yapılmaz ise, yukarıda oranlamasını belirttiğimiz %20 beklentisinde olan tekrar restoranını açmayacak kesimde oranlar yükselecektir. Bu da sektör normale dönse dahi yaşanacak küçülmelerden dolayı önlenemez bir durum ortaya çıkaracaktır.

Hatırlarsanız daha önce perakende sektöründe yaşanacak sorunları konuştuğumuz yazımızda farklı ve beklenen pek çok değişiklikten bahsetmiştik sektör için. Restoran sektöründe beklentiler bu denli yüksek olmasa da restoran sektörünün yine yüksek çoğunluğunun Alışveriş Merkezleri içerisinde olduğunu da unutmadan yapmak gerekir bu değerlendirmeyi.

Okuma şansı bulamadıysanız Perakende ve Alışveriş Merkezlerinin koronavirüs sürecinden nasıl etkileneceğini yazımızdan inceleyebilirsiniz.

Karantina Döneminde Teknoloji Alışverişi Tavan Yaptı

Koronavirüs tedbirleri dolayısıyla iş ve eğlence hayatı evlere taşınınca elektronik ürünlerin satışları da arttı. BKM’nin verilerine göre mart ayında kartlı ödeme tutarının geçen yıla göre en fazla arttığı üç sektörden biri elektronik eşya oldu. Online kartlı ödemelerde elektroniğin payı mart ayında yüzde 44 arttı. Evde hem eğlenmek hem de çalışmak için teknolojiye sarıldık. Dizüstü bilgisayardan televizyona, ev sinema sisteminden ekmek yapma makinesine, kulalıktan tablete, traş makinesinden katı meyve sıkacağına kadar birçok elektronik ürününün satışı da martta arttı. En çok artış ise LED TV satışlarında yaşandı.

İncehesap.com’un verdiği bilgilere göre mart ayı sonunda tüketiciler, geçen aya oranla ev ve sinema sistemleri ve PC ürünlerine yöneldi. incehesap.com’un Kurucu Ortağı Nurettin Erzen, “Ev ve sinema sistemlerinin toplamında Şubat ayına göre mart ayında yüzde 90 artış gözlenirken, LED TV satışlarında yüzde 260, kulaklıklarda ise yüzde 250 artış yaşandı. Hem iş hem de eğlence için kullanılan notebook’ları daha yoğun kullanan tüketiciler, satışların bir ayda yüzde 70 artmasına sebep oldu” dedi.

Mutfakta kullanılan elektronik eşyada yüzde 30 artış var

Arzum Pazarlama ve Ürün Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehtap Yıldız “Koronavirüs sürecinin başından bu yana tüketicilerimizi oldukça yakından takip ediyoruz. Mutfak kategorisini değerlendirdiğimizde mart ayının başından bugüne yüzde 30’a yakın bir talep artışı var. Evde kaldığımız bu süreçte ihtiyaçlar da buna yönelik değişiklik gösterdi. İlk günlerden bugüne tüketicilerimizin evde kendi ekmeğini yapmaya başladıklarını söyleyebiliriz. En büyük talep şu an Panetti ekmek yapma makinemize yönelik. Detoks içeceklerinden sağlıklı birçok içeceği kolayca hazırlayabileceğiniz Shake’n Take Kişisel Blender’ımız çok hızlı talep gördü “ diye konuştu.

İyzico’nun verilerine göre, evde kal çağrısının ilk haftası, hobi ve oyun sektöründeki satışları bir önceki haftaya oranla yüzde 46 arttı. İzolasyonun ikinci haftasında hobi, oyun kategorisinde artış devam etti ve ortalama sepet tutarı 75 TL seviyesine ulaştı. İkinci karantina haftasında, Gündelik ev eşyalarında işlem hacminde yüzde 165, işlem adedinde yüzde 117 gibi rekor artışlar yaşandı. Salgın süreciyle birlikte firmalar e-ticarete yönelmeyi hızlandırdı. Hatta bazı markalar doğrudan kendi online kanallarını açmaya yöneldiler. Bunlardan biri de Philips Türkiye oldu. Geçen hafta kişisel sağlık portföyündeki ürünlerinin satılacağı www.philips. com.tr online mağazasını açtı. E- ticaret sitelerine altyapı sağlayan Tsoft CEO’su Ömer Arıkan da bu süreçte e-ticaret yapan şirketler içinde yeterli ilgi göstermeyenler, konsantrasyonlarını attırdılar.

Daha önce “Panik Satın Alımında İkinci Aşama” yazımızda bu tür satınalmalar ile ilgili değerlendirmelerimizi yapmıştık. İnceleyebilirsiniz.

Panik Satın Alımında İkinci Aşamada Neler Satın Alacağız?

11 Mart tarihinde, ilk vakanın açıklanması ve sektörlerdeki işlerin durması ile birlikte birçok çalışan en az iki haftadır evlerinde karantina sürecinde. Bu süreçte birçok yazımızda belirttiğimiz gibi satınalma davranışlarımızda farklı değişiklikler meydana geldi.

Panik satın alımı davranışımız ilk aşamada; marketlerde gördüğümüz uzun kuyruklar, boşalan raflar ve satılan ürünlerin oranları incelendiğinde, eve girdiğimiz şu iki-üç hafta içerisinde zorunlu ihtiyaçlar doğrultusunda gerçekleşti. Temel gıda maddeleri, dezenfektan ürünler ve tuvalet kağıdı gibi temel ihtiyaçlar panik satın alımının ilk aşamasının getirdiği zorunluluklardı.

Peki İkinci Aşama ile Birlikte Satın Alma Eğrisi Nasıl Değişecek?

Bu sorunun cevabını elbette doğrudan bilemeyiz ama, benzer senaryolar üzerinden tahminlerde bulunmak olası. Wallmart’ın açıkladığı verilere göre ikinci hafta ile birlikte tüketiciler daha çok satın alım davranışlarını evde yemek, ekmek ve pasta tarzı malzemelerin yapımında kullanılacak malzemeler üzerine arttırdı. Aynı paralellikle biz de şu anda bu durumdayız bildiğiniz üzere…

Üçüncü haftadan sonra zorunlu ihtiyaçlar yerini temel bakım malzemelerine bırakıyor. Yine Wallmart’ın satış oranlarına göre üçüncü hafta ile birlikte saç kesim malzemeleri, saç boyası, kişisel el ve ayak bakım malzemelerindeki satın almalarda yükselişler gözlemleniyor.

Bir sonraki aşamada, satışında artış gerçekleşen ürünler ise kutu oyunları, bulmacalar ve eğlence malzemeleri olarak görünüyor.

Ülkemizde henüz ilk aşamada gerçekleştirilen panik satın alım davranışı bu süreç uzamaya devam ettikçe bu eğride farklılaşabilir gibi görünüyor.

Tabi hafta sonu yaşadığımız şekilde, herhangi bir sokağa çıkma yasağı veya ekstrem bir durum gerçekleşmesi durumunda satın alma davranışı bu eğride yine en başa dönebilir.

Burada özellikle e-ticaretten pek çok ürün ve satın almanın artması ile birlikte, dünya genelinde dijital yasa dışı finansal faaliyetlerde de bazı artışlar yaşandı. Buna göre sahte ürün reklamı, karaborsacılık, yalan haber, e-dolandırıcılık ve istismar üzerine dijitalde bir artış olduğu da gözlemleniyor ve gerekli önlemlerin alınacağı belirtildi. (Buradan inceleyebilirsiniz)

Koronavirüs Kısıtlamalarından 2,7 Milyar Çalışan Etkileniyor

Dünya genelinde birçok ülke yeni tip koronavirüsün yayılma hızını azaltmak, sağlık sistemini rahatlatmak ve can kayıplarını önlemek için sosyal mesafeyi korumaya ve yeni önlemler almaya çalışıyor.

Sokağa çıkma kısıtlamalarına bağlı olarak iş hayatında aksaklıklar, seyahat kısıtlamaları, eğitime ara verilmesi ve diğer önlemler işçiler ve işletmeler üzerinde ani ve sert etkilere yol açıyor. Kimi işletmeler faaliyetlerini durdurmak zorunda kalırken bir kısmı da çalışma yöntemlerini değiştirme yoluna gidiyor.

2020%2fnisann%2fkisittt

Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) Kovid-19 ve İş Dünyası raporunda, salgınının ekonomik etkilerinin 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana tecrübe edilenin en ciddisi olduğuna işaret ediliyor.

Raporda, dünya genelindeki 3,3 milyar çalışanın yüzde 81’ine tekabül eden 2,7 milyar çalışan zorunlu ya da tavsiye üzerine kapanan iş yerlerinde istihdam edildiği belirtiliyor. Dünya genelinde, yılın ikinci çeyreğinde çalışma saatlerinin yüzde 6,7’sinin ise ortadan kalkacağı öngörülüyor.

Gelir gruplarına göre çalışma saatinin oransal bazda en fazla düşmesi beklenen grup “üst-orta gelir” olurken, bundan en fazla etkilenecek bölgeler ise Arap ülkeleri, Avrupa ve Asya-Pasifik olarak sıralanıyor.

Salgının sektörlere etkileri

Raporda, salgının iş piyasasına etkisinin ise sektörlere göre değişkenlik gösterdiği ifade ediliyor. 

Salgının ekonomik aktiviteye etkisinin düşük olacağı düşünülen sektörlerin eğitim, sağlık hizmetleri, sosyal hizmetler, kamu hizmetleri, savunma ve alt yapı olacağı, tarımda ise düşük-orta düzeyde bir etki beklendiğine değiniliyor.

Gelişmekte olan ülkelerdeki en büyük sektör olan tarımın üzerindeki ekonomik etkinin henüz hissedilmediğine işaret edilirken, gıda zincirindeki aksamaların karantina tedbirleriyle belirginleşmeye başladığı, salgının kırsal kesimlerde yayılımının artmasıyla da bu etkinin daha çok hissedileceği öngörülüyor.

İnşaat, finans ve sigorta faaliyetleri, madencilikte orta seviyede, sanat, eğlence, ulaşım, depolama ve iletişimle ilgili sektörlerde ise orta-yüksek düzeyde etki bekleniyor.

En yüksek düzeyde etkilenmesi beklenenler ise konaklama ve gıda hizmetleri, gayrimenkul, iş ve yönetim faaliyetleri, imalat, toptan ve perakende ticaret ve motorlu araç bakım onarımı ile ilgili sektörler olarak sıralanıyor.

Negatif ve pozitif ayrışan sektörlerin detayını “Ekonomik Göstergeler ile Koronavirüs Sürecinde Sektörler Analizi” yazımızdan inceleyebilirsiniz.

Yüksek risk altındaki bu sektörlerde dünya çapında 1,25 milyar işçinin çalıştığı belirtilen raporda, bunun dünyadaki tüm çalışan nüfusunun da yüzde 38’ine denk geldiğine işaret ediliyor.

Riskli sektörlerin bölgelere göre istihdam oranı

Riskli sektörlerdeki istihdam oranı dünya genelinde yüzde 37,5 iken bu oran yüzde 43,2 ile Amerika’da en yüksek ve yüzde 26,4 ile Afrika’da en düşük seviyede bulunuyor.

Öte yandan, özellikle kayıt dışı istihdam oranının oldukça yüksek olduğu orta ve düşük gelirli ülkelerde, çalışanların sağlık ve sosyal koruma hizmetlerine erişiminin de kısıtlı olduğu vurgulanıyor.

Afrika yüzde 71,9 ile kayıt dışı istihdamın en yüksek olduğu bölge olarak ön plana çıkıyor. Sosyal güvencenin en yüksek olduğu bölgenin ise yüzde 84,1 ile Avrupa olduğu belirtiliyor.

“Önlemler işçileri ve işverenleri rahatlatmaya yönelik olmalı”

Raporda, salgından en çok etkilenecek olan sektörlerde ve gelişen ülkelerde atılacak adımların işçileri ve işverenleri rahatlatmaya odaklanması gerektiği tavsiye edilirken, bu amaçla işletmelerin istihdam yaratmaya teşviki için kamu kaynaklarının kullanılması gerektiğinin altı çiziliyor.

Öte yandan, gelişmekte olan ülkelerin mali alandaki hareket kabiliyetinin kısıtlı olmasından dolayı, salgın kaynaklı üretim kayıplarının bu ülkelerde daha uzun süreli ve etkili olacağı öngörülüyor.

Raporda, ILO’nun 2020 yılı için önceki küresel işsizlik artışı tahmininin 25 milyon olduğu fakat yeni gelişmeler ışığında bunun söz konusu tahminden daha yüksek gerçekleşme ihtimalinin olduğu vurgulanıyor.

Koronavirüs Sürecinde Dijital Yasa Dışı Finansal Faaliyetlerde Hareketlilik Yaşandı

Yeni tip koronavirüs salgınıyla birlikte dijital ortamda artan finansal işlemler, Mali Eylem Görev Gücünün (FATF) G20 ülkelerini yasa dışı finansal faaliyetlere karşı uyarmasına neden oldu. 

Koronavirüs salgını sürecinde insanların evlerine kapanması nedeniyle finansal hizmetlerde dijital kanallar çok daha fazla kullanılmaya başlandı. Birçok ülkede acil ihtiyaçların karşılanmasına yönelik bağış ve yardım kampanyaları da düzenlenirken, tüm bunlar dolandırıcılık, kara para aklama, terörün finansmanı gibi konulardaki riskleri beraberinde getirdi.

Bu ortamdan faydalanmaya çalışan kişi, kurum ve organizasyonların, tüm ülkelerde vatandaşların iyi niyetini suistimal eden sahte ürün reklamı, karaborsacılık, yalan haber, e-dolandırıcılık ve istismar benzeri faaliyetlerini artırdığı belirlendi. Benzer şekilde finansal terörizm faaliyetlerinde de artış yaşandı.

G20 ülkelerine çağrı

Ortaya çıkan riskler, kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadele konusunda küresel standartları belirleyen kuruluş olan FAFT’ı harekete geçirdi. Türkiye’nin de 1991 yılından beri üyesi olduğu kuruluş, G20 üyesi ülkelerin hükümetlerine bir yazı göndererek ortaya çıkan risklere karşı alınabilecek önlemleri paylaştı ve gerekli adımların atılması yönünde çağrı yaptı.

Yazıda, bağışta bulunanların desteklerinin asıl ihtiyaç sahiplerine ulaşmasının, finansal işlemlerdeki şeffaflığın korunması ve FATF standartlarının en etkin biçimde uygulanmasıyla mümkün olacağı vurgulandı.

FATF’ın uyarıları kapsamında kamu otoriteleri de başta bankalar olmak üzere tüm finansal kuruluşlara gerekli uyarıları ivedilikle yaparak, riskleri ortadan kaldıracak uygulamaları devreye sokma konusunda çalışma başlattı. Finansal kurumların artan kara para aklama ve terörün finansmanı risklerine karşı ihtiyatlı olup, şüphe çekici işlemleri raporlamaları istendi.

Bu kapsamda Türkiye’de de Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), FATF’ın uyarıları konusunda finansal kurumları bilgilendirdi.

Türkiye’nin Otomobili Tescillendi

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) mühendisleri ve tasarımcıları tarafından ortaya konan, fikri ve sınai mülkiyet hakları yüzde yüz Türkiye’ye ait, doğuştan elektrikli modüler araç platformu üzerine geliştirilmekte olan Türkiye’nin Otomobili, tasarım sürecinde önemli bir aşamayı daha tamamladı.

Otomotiv endüstrisinin bir mobilite ekosistemine dönüşümüne öncülük ederek Türkiye’nin ilk küresel mobilite markası olmak amacıyla kurulan TOGG, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Hakları Ofisi’ne (EUIPO) yaptığı tasarım başvuruları için tescil almaya hak kazandı.

Geçerlilik süresi 5 yıl olan tescil haklarıyla birlikte, TOGG araçlarının tasarımlarının üçüncü şirketler tarafından tamamen ya da kısmen kopyalanmasının önüne geçildi.

Öte yandan, TOGG’un askı sürecindeki Asya ve Amerika’daki tasarım tescil başvurularının da 2020 yılı içerisinde tamamlanması bekleniyor. 

Tasarım 6 Ayda Tamamlandı

Tasarım evi yarışması 4 aşamalı olarak toplam 6 ay sürdü. Bu süreçte 100’ün üzerinde farklı tema değerlendirildi ve tüketici araştırmalarında tespit edilen beklentiler tasarım evlerine geribildirim olarak bildirildi.

Süreç tamamlandığında her tasarım evinden gelen bir dış ve bir iç tasarım çalışması geniş kitlelerle klinik çalışmalar yapılarak test edildi.

Ortaya çıkan sonuç ayrıca TOGG Tasarım Ekibi tarafından endüstrileşmeye uygunluğu konusunda değerlendirildi.

Bu aşamalardan sonra dünyanın en iyi tasarım evlerinden biri olan Pininfarina iş ortağı olarak seçildi ve 3 boyutlu tasarım aşamasına geçildi.

Türk tüketicilerinin içgörüleri doğrultusunda TOGG Tasarım Ekibi ve Pininfarina tasarım evinin ortak çalışmaları sonucunda sadece Türkiye’de değil; dünyanın farklı coğrafyalarında da beğeni ile kabul görecek özgün bir tasarım dili ortaya kondu.

6-12 Nisan Haftanın Sektör Değerlendirmeleri

Haftanın sektör değerlendirmeleri yazı dizimizde her hafta Pazar günü, o haftanın mevcut sektör değerlendirmelerini sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

Bu hafta yine birçok sektörün koronavirüs sürecinden nasıl etkilendiği, hangi şartlarda yeni normale dönebilecekleri üzerine değerlendirmeler yaptık. Aşağıdaki derlemeden inceleyebilirsiniz.

Bu Haftanın Öne Çıkan Sektör Değerlendirmeleri

bankacılık
Koronavirüs süreci pekçok sektörü etkilediği gibi, bankacılık sektörünü, özellikle de bankacılık sektöründeki likidite oranlarını ciddi ölçüde etkiliyor ve etkilemeye devam edecek. Sizler için 4 temel noktada kriz sürecinin bankacılık sektörü üzeri etkisini derledik.
hazir giyim
Hazır giyim sektörü, hiç şüphesiz bu dönemin canı en fazla yanan sektörlerinden biri olacak. Tedarik zincirinden tutun da satınalma davranışlarına kadar tüm detayları ile kriz sonrası hazır giyim sektörü.
kozmetik sektor
Koronavirüs süreci sektör incelemelerimizde ‘Kozmetik’ sektörü üzerine konuşalım istedik. Kozmetik sektörünü bu süreçte hepimiz hijyen ürünleri olarak değerlendirsek de, sektörün etkilendiği pek çok etki mevcut. Yazımızda detaylı inceleyebilirsiniz.
perakende1
Evet maalesef ki tüm sektörlerde çanlar birileri için çalmaya devam ediyor. Fakat şüphesiz perakende sektörü bu sürecin en sancılı kulvarlarından biri olacak.
Bu yazımızda perakende sektörünün koronavirüs süreci ve sonrasında nasıl etkileneceği, ne gibi gelişmeler yaşanacağı üzerine odaklanalım istedik.
otomotiv
Dünya genelinde baktığımızda Mart ayı otomotiv endüstrisinde satış hareketliliğin en yoğun olduğu aylardan biri olarak gerçekleşirdi; fakat mevcut pandemi süreci ile birlikte, sektör geçirdiği en kötü Mart ayını gerimizde bıraktı. Peki bundan sonra ne olacak? Otomotiv piyasası geri eski haline dönecek mi?

Bu haftanın sektörel değerlendirmeleri bu şekildeydi. Haftaya görüşmek üzere.

Koronavirüs Otomobil Endüstrisinde Satış ve Pazarlamayı Nasıl Etkileyecek?

Geçtiğimiz günlerde Toyota Türkiye’nin yaptığı açıklamayı konuşmuştuk hatırlarsanız. Elimizde mevcutta 300-400 araç var şuan için yeni üretim yapmıyoruz açıklamasında bulunmuşlardı.

Dünyada’da aslına bakarsanız tablo bizden çok farklı değil. Dünya genelinde baktığımızda Mart ayı otomotiv endüstrisinde satış hareketliliğin en yoğun olduğu aylardan biri olarak gerçekleşirdi. Fakat mevcut pandemi süreci ile birlikte, sektör geçirdiği en kötü Mart ayını gerimizde bıraktı.

İngiltere’de Mart ayı otomobil satışlarında %44 düşüş gerçekleşti. Avrupa’da da tablo iç açıcı rakamlar vermedi bize. İtalya’da %85, Fransa’da %72 İspanya’da %69 oranlarında düşüşlerle kapattı otomotiv sektörü ayı.

Bizde koronavirüs sürecinin ülkemize geç etki etmesi sebebi ile Mart ayının ilk 15 günleri verileri güzel rakamlar gösterse de, Nisan ayında tablo bunlardan çok da farklı olmayacak elbette.

Sektör Ne Durumda?

Tüketici showroom gibi satış noktalarını ziyaret etmek istemiyor ve yakın gelecekte de istememeye devam edecektir. Ayrıca yüksek rakamlı satın alımlar şuan için haklı olarak tamamen ertelemiş durumda.

Jaguar Land Rover, Honda, Nissan, Vauxhall  gibi ünlü markalar mart ayında üretimlerini geçici süreli durdurdu. Burada en önemli etmen tedarik zinciri tarafında özellikle Çin’den yapılan parça teminleri oldu ve önümüzdeki süreçte de otomotiv sektöründe ciddi sıkıntı yaratan konuların başında gelecek.

Yurt dışında bazı otomobil markaları showrooma gelmeye gerek kalmadan sanal tur ve deneyimleri ile müşteriye arabayı denetmek üzerine yatırımlarını arttırıyorlar. Yine Ford, Amerikada son iki ayda satın alınan otomobiller için müşterilerinin ödeme periyodunu 6 aya kadar erteleyebileceğini belirtti. Hyundai benzer bir kampanya ile 2 aya kadar ödeme erteleme sağladığını belirtti.

Reklam harcamalarında durum ise, markaya göre değişiklik gösteriyor. Örneğin Toyota elimizde ürün yok, reklam yapacak bir durum da yok şeklinde not düşerken, 1 yıl süre ile hiç iş yapmasa dahi tüm personellerinin maaş ödemelerini eksiksiz yapacağını belirtti. Honda reklam harcamalarını devam ettirerek evdekal mesajı ileten bir reklam yayınladı.

Piyasa Geri Eski Haline Dönecek mi?

Aslında bu gibi sorunlarda pandemiyi atlatmış ve normal hayatına geri dönmeye başlamış ekonomileri incelemek daha doğru gibi geliyor.

Örneğin Çin’de hayat yeni normale dönmeye başlamış, fakat otomotiv sektöründe bu dönem için geçen yıla kıyasla %47’lik bir düşüş gözlemlenmiş. Bizde oran biraz daha yüksek olabilmekle beraber koronavirüs sonrası sürecin hemen doğrudan eski haline dönmesi elbette beklenemez.

Fakat özellikle araç alımının yatırım olarak görüldüğü ülkemizde otomotiv sektörünün gördüğü etki, perakende sektöründeki kadar vurucu olmayacaktır. Dünkü değerlendirmemizde perakende sektörünün ne derece bu durumlardan etkileneceği üzerine değinmiştik. Buradan inceleyebilirsiniz.

IMF’den Açıklama: Büyük Buhran’dan Bu yana En Kötü Ekonomik Daralmayı Bekliyoruz

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle küresel ekonomik büyümenin bu yıl negatif olacağını belirterek, “Büyük Buhran’dan bu yana yaşanan en kötü ekonomik daralmayı bekliyoruz.” dedi.

Georgieva, 2020 Bahar Toplantıları öncesi, “Krizle Yüzleşme: Küresel Ekonomi için Öncelikler” başlıklı bir konuşma yaptı.

Kovid-19 salgınının tarihte görülmemiş ölçekte sosyal ve ekonomik düzeni bozduğuna dikkati çeken Georgieva, atılacak adımların toparlanmanın hızı ve gücünü belirleyeceğini ve gelecek hafta düzenlenecek Bahar Toplantılarında bu konuya odaklanılacağını bildirdi. 

Gelişmekte olan ve düşük gelirli ülkeler risk altında

Georgieva, krizin derinliği ve süresine ilişkin büyük bir belirsizlik olduğunu vurgulayarak, “Küresel büyümenin 2020’de keskin bir şekilde negatif olacağı şimdiden açık. Büyük Buhran’dan bu yana yaşanan en kötü ekonomik daralmayı bekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Sadece 3 ay önce 160’dan fazla üye ülkede kişi başına düşen milli gelirin bu yıl pozitif olması beklenirken bu durumun tersine döndüğüne işaret eden Georgieva, “170’den fazla ülkenin bu yıl kişi başına düşen gelir büyümesi negatif olacak.” diye konuştu.

Georgieva, Afrika, Latin Amerika ve Asya’da gelişmekte olan ve düşük gelirli ülkelerin büyük risk altında olduğunu vurgulayarak, bu ülkelerin talep ve arz şokları ile finansal koşullarda sıkılaşmaya maruz kaldığını, bazılarının ise sürdürülemeyen borç yüküyle karşı karşı olduğunu anlattı. 

“Dünyanın her yerinde 8 trilyon dolarlık mali adımlar atıldı”

Tüm hükümetlerin eyleme geçtiğini anımsatan Georgieva, “Mali gözlemcimiz gelecek hafta dünyanın her yerinde yaklaşık 8 trilyon dolarlık mali eylem adımlarının atıldığını gösterecek.”dedi.

Georgieva, “2020 son derece zor olacak. Pandemi yılın ikinci yarısında zayıflarsa, salgını kontrol altına almaya yönelik önlemler kademeli olarak kaldırılır ve ekonomi yeniden açılırsa 2021’de kısmi bir toparlanma bekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Kovid-19 salgınına karşı yapılması gerekenlere de değinen Georgieva, sağlık sisteminin desteklenmesi, likidite baskılarının önlenmesi ve likiditenin artırılmasının gerektiğini, koordineli mali teşviklerin önemli olduğunu kaydetti.

“Kredi hatlarını daha iyi kullanabilmek için araçlarımızı inceliyoruz”

Georgieva, IMF’nin Kovid-19 salgınıyla mücadele kapsamında attığı adımları da hatırlatarak, 1 trilyon dolarlık kredi kapasiteleri olduğunu dile getirdi.

Şimdiye kadar 90’dan fazla ülkeden acil durum finansman çağrısına yanıt verildini belirten Georgieva, “Yönetim Kurulumuz, acil durum programımızı iki katına çıkarmayı kabul etti, bu bizim yaklaşık 100 milyar dolarlık finansman talebini karşılamamızı sağlayacak.” dedi.

Georgieva, “İlave likidite desteğini teşvik etmek, kısa vadeli likidite hattı oluşturmak ve Özel Çekme Hatlarının (SDR) kullanımı da dahil olmak üzere ülkelerin finansman ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olmak için ihtiyati kredi hatlarını nasıl daha iyi kullanabileceğimizi görmek için araç kitlerimizi inceliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.