Ana Sayfa Blog Sayfa 482

Kozmetik Sektöründe Güncel Durum

Sektörlerin koronavirüs sürecinden etkilenme durumlarını incelediğimiz yazı dizilerimizde, bugün kozmetik sektörü üzerine de bir değinelim istedik.

TOBB Türkiye Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayi Meclisi’nin son verilerine göre kozmetik sektörü 9.4 milyar lira, temizlik ürünleri sektörü 8.7 milyar lira ve hijyenik kağıt sektörü de 8.3 milyar lira olmak üzere toplamda 26.4 milyar liralık pazar payına sahip. Gelecek taleplerle ise yakın zamanda 30 milyar liralık hacme ulaşması bekleniyor.

Kozmetik sektöründe özellikle hijyen ürünlerinde tahmin edebileceğiniz üzere ciddi talep artışı yaşandı. Bazı ürünlerin adetli satışları online da sınırlanırken, Nisan ayında bu ürün ketegorilerinde üretim arttırılacağı belirtiyor.

Son bir ay içerisinde kozmetik sektöründe hijyen kategorisinde online satışlar 2 ile 3 kat arasında artış gösterdi.

Fakat Kozmetik Yalnızca Hijyen Değil

Tabloya yukarıdaki anlatılanlar açısından baktığımızda oldukça iç açıcı. Fakat kozmetik sektörünü maalesef sadece hijyen kategorisi olarak değerlendirmek hata olur. Tahmin edebileceğiniz üzere, kozmetik kategorisinin cirosal en önemli yapı taşı güzellik ve bakım ürünleri. Hal böyle olunca karantina günlerinde bakım ürünleri kategorisinde talep tahmin edebileceğiniz üzere bir hayli azaldı. Markalar da bu yönde farklı arayış içerisine girdiler.

Özellikle asıl soru bakım ürünleri kategorisinde mevcut durumda değil de, pandemi süreci geçtikten sonra neler yapılabilir onun üzerine odaklandı sektörde. Nitekim bu kategoride etkilencek taleplerden biri de zorunlu tüketim dışında olan kozmetik ve kişisel bakım kategorisi olarak bekleniyor.

Kişisel bakım kategorisinde aslında iki önemli kritik mevcut. Birincisi satın alma davranışı ise, ikincisi de en az onun kadar önemli ürün danışma ve bilgilendirme tarafı. Tüketici kişisel bakım kategorisinde özellikle tavsiyeye çok önem veriyor. Bu sebeple de birçok kozmetik mağazasında ürünlerin deneme uygulamaları veya tester ürünlerini görürsünüz. Koronavirüs sürecinden sonra uzun bir zaman bu durum ortadan kalkacak hatta belki de tüketici alışkanlığı ile birlikte bir daha hiç tekrarlanmayacak.

Denemeden Nasıl Alacağız ?

Aslında kozmetik markaları da şuan bu sorunun cevabını arıyor diyebiliriz. Müşteri ürünü denemeden yakın gelecekte nasıl satın alacak.

Kozmetik mağazaları sanal deneyim ve tavsiye videolarına bu konuda başladı bile. Çılgın indirim içerikleri yerine bir süredir ürün deneme ve tavsiye içerikleri ve sanal danışman videoları ile karşılaşıyorsunuz değil mi? İşte bu durum yakın gelecekte satınalma davranışlarınızı yönlendirebilmek için aslına bakarsanız deneme çalışmaları.

Örneğin yurt dışında ‘Bleach’ markası ‘Bleach Saç Partisi’ adı altında bir platform oluşturdu. Bu platform müşterilerinin doğru saç rengini seçmelerine ve satın almalarına yardımcı olan bir platform geliştirdi. Burada basit chatbox mantığı ile size uygun saç rengini ve uygulama şeklini öğrenebiliyorsunuz.

İçerisinde bulunduğumuz panik satın alımı sürecinde, birçok kozmetik markası dezenfektan ve kişisel hijyen malzemeleri üzerine odaklansa da yakın gelecekte müşteriye denetmeden nasıl ürün satın alımı gerçekleştiririz bu sorunun cevabı aranacak.

Kendin Yap Kategorileri Hız Kazanacak

Özellikle cilt bakım kategorisinin makyajdan daha az beceri gerektirmesi sebebi ile cilt bakım kategorisinde kendin yap trendinin önümüzdeki süreçte öne çıkması bekleniyor. Diğer bir deyişle güzellik merkezlerinde gerçekleştirilen detaylı cilt bakım ürünlerinin müşterinin erişebileceği ve uygulayabileceği şekle getirilerek satışa sunulması gerçekleşecek. Bu da güzellik merkezlerinin önümüzdeki süreçte yaşayacağı zorlukları beraberinde getirecek.

Yurt dışında yine, daha önce AR teknolojisine yatırım yapmış markalar ürün denemelerini bu platformlar üzerinden ditial olarak canlandırma şeklinde yapmaya başladı. Fakat ülkemizde henüz bu kategoride böyle bir yatırım olmadığı için beklenen gelişmeler arasında ilk çeyrekte maalesef değil.

Kozmetik sektöründe de diğer sektörlerde olduğu gibi, pandemi sonrasında pek çok değişiklik olacağı aşikar. Umalım ki minimum zararla atlatabileceğimiz bir değişiklik süreci olsun. Unutmayalım ki marka yaratmak zor, bu gibi süreçlerde kaybetmek maalesef çok daha kolay.

Temassız Kart Ödemeleri 3 Katına Çıktı

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verilerine göre, mart ayında kartlı ödeme adedi geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3 artarken, nakit çekim adedi ise yüzde 14 geriledi. 

BKM, mart ayına ilişkin kartlı ödeme verilerini açıkladı. Buna göre mart sonu itibarıyla toplam kart adedi yıllık yüzde 9 artarak 239 milyona ulaştı. Kartlı ödeme işlem adedi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 artarken, nakit çekim adedi ise geçen yıla göre yüzde 14 azaldı. Aynı dönemde, kartlı ödeme tutarı önceki yıla kıyasla yüzde 9 artış gösterdi ve toplam 85,5 milyar liraya ulaştı. Nakit çekim tutarı ise yüzde 8 ile bir önceki aya göre daha sınırlı artarak 81,6 milyar lira oldu.

Market-gıda ödemeleri arttı 

Mart ayında kartlı ödeme tutarının geçen yıla göre en fazla arttığı üç sektör market-gıda, elektronik eşya ve sağlık-kozmetik oldu. Geçen yılın aynı dönemine göre market-gıda sektöründe yüzde 44, elektronik eşya ve sağlık-kozmetikte ise yüzde 16 artış gerçekleşti. Yaşanan salgınla beraber alınan tedbirlerin de etkisiyle hava yolları ve konaklama sektörlerinde yüzde 42, seyahat acentelerinde ise yüzde 33 oranında daralma gözlemlendi. 

Temassız ödeme yaklaşık 3 katına çıktı

Olağanüstü günlerin yaşandığı bu dönemde hızlı, kolay ve hijyenik olan temassız kartlarla yapılan ödeme adedi, 2019’un aynı dönemine göre yaklaşık 3 katına çıktı ve 85,8 milyona ulaştı. 18 Mart itibarıyla temassız ödemelerde şifresiz işlem limitinin 250 liraya yükseltilmesiyle birlikte daha fazla ödemede temassız ödeme teknolojisi kullanılabilir oldu.

Mart ayında her 5 mağaza içi ödemeden 1’i temassız yapılırken, 2,5 milyon farklı kart ilk kez temassız ödemelerde kullanıldı. Temassız ödemeler özellikle sosyal izolasyon sürecinin başladığı mart ayının ikinci haftasında zirve yaparken, en fazla temassız ödeme yapılan sektörler market, restoran ve sağlık/kozmetik oldu. 

3 milyon kart ilk kez internetten ödemelerde kullanıldı 

Mart ayında her 5 lira kartlı ödemenin 1 lirası internetten yapılırken, 3 milyon kart ilk kez internetten ödemelerde kullanıldı. İnternetten kartlı ödeme tutarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19 artarak 16,5 milyar liraya ulaştı.

İnternetten kartlı ödeme tutarında en fazla artış görülen sektörlerin başında ise market-gıda geldi. Market-gıda sektöründe internetten yapılan ödemeler geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 2,5 katına çıktı ve 1,7 milyar lira oldu.

Hane İçi Hızlı Tüketimde İçecek Ürünleri Başı Çekiyor

  • İçecek ürünlerindeki artış dikkat çekti: Yüksek artış gösteren kategorilerin 3 tanesi içecek ürünleri oldu. (Meyve Suları %104, Ayran %98, Gazlı Meşrubatlar %86)
  • Bağışıklık sistemini güçlendirici olduğuna yönelik haberlerin de etkisi muhtemelinde Turşu kategorisinde ciddi bir artış görüldü. 3. Haftada en çok artış gösteren kategori Turşu oldu.
  • Diş Macunu ve Diş fırçalarının da sıra dışı artış gösteren ürünler sıralamasına girdiği görüldü.
  • Evde yemek yapma ve yemek yeme sayısının artması ile hazır yemekler ve soslar da artışta öne çıkan kategoriler oldu.
  • Dondurma, turşu, hazır yemekler, yoğurt, reçel-bal ve soslar listeye ilk defa giren gıda kategorileri oldu.
gorsel1

3 Hafta Boyunca Her Hafta Artarak Büyüme Gösteren Tek Ürün Maya Oldu

Covid-19 salgınına yönelik hanelerdeki tüketim açısından ilk tepki olarak Kolonya, Sirke, Makarna, Bakliyat vb. kategorilerde artışlar görülmüştü. Bu kategorilerin sonraki iki haftadaki seyrine bakıldığında; MAYA kategorisinin büyümesinin her hafta artarak devam ettiği görüldü. Türkiye’de haneler son 3 haftada her hafta artış göstererek maya satın aldı. Eve kapanmanın etkisiyle poğaça, ekmek vb. hamur işlerinin evde yapılmaya başlanmasının etkisi söz konusu olabileceği iletildi. İlk hafta kolonyada görülen satın alım artışı diğer haftalarda aynı oranda devam etmedi.

gorsel2

Hanelerin En Yüksek Miktarda Aldığı Hızlı Tüketim Ürünleri: Bisküvi & Kek, Süt, Çikolata Kaplama, Peynir ve Makarna

Ipsos Hane Tüketim Paneli verilerine göre; Türkiye’de hanelerin hızlı tüketim ürünleri satın alımlarında en yüksek sayıda tercih ettiği 5 kategori sıralaması ise değişmedi, bu kategoriler «Bisküvi & Kek, Süt, Çikolata Kaplama, Peynir ve Makarna» Bu kategorilerde kayıt sayısı artışı ilk tepkiye göre daha yüksek oranda artış gösterdi. Sadece Makarna artış oranı 3. haftada daha düşük kaldı. Çünkü Makarna ilk hafta stoklamanın en yüksek olduğu kategoriydi.

Eve Sipariş 3. Haftada %38’e Yükseldi 

Restoran ve kafelerin sadece sipariş ve Gel-Al ile hizmet vermesinin etkisi ile eve sipariş oranı ve gel al oranı arttı.  Eve siparişte en yüksek artış pide, pizza ve kebap / döner ürünlerinde, gel -al da ise simit, poğaça, döner ve çiğ köfte artış gösterdi. Eve sipariş ilk hafta toplam siparişlerin içerisinde %13 paya sahipken son hafta bu oran %38’e yükseldi.

gorsel3

Koronavirüs sürecinden sektörlerin hangi oranlarda etkilendiğini “Ekonomik Göstergeler ile Koronavirüs Sürecinde Sektörler Analizi” yazımızdan inceleyebilirsiniz.

Hazır Giyimde Koronavirüs Salgını

Hazır giyim sektörü, hiç şüphesiz bu dönemin canı en fazla yanan sektörlerinden biri olacak. Salgın sonrası ilk tabloda, tüm mağazalar kapanırken online yönelime de tedarik zinciri ve lojistik sorunlarla ara verilmek zorunda kalındı. Haliyle insanların evlerine kapanmış olduğu bu dönemde giyim alışverişi yapmaları zaten beklenmiyorken kriz sektörü ciddi anlamda vurdu.

Evde daha fazla vakit geçiren veya karantinada olan insanlar için sağlık, gıda, temizlik ve ev içi kullanım ürünlerin kullanımı/satın alımı çok daha ön planda, bu sebeple bütçelerin büyük bir kısmı da bunlara ayrılıyor.

Senaryonun kötü yanı, karantina süreci bittikten ve sektör artık yeni normale döndükten sonra da hazır giyim sektöründe tünelin heme parlayacak gibi görünmüyor.

Borsa Tepetaklak

Mart ayının ortalarından itibaren hem markaların hem de alışveriş merkezlerinin kapanış gerçekleştirmesi markaların hisse değerlerini de borsada tepetaklak etti. Hem sağlık hem de talep azlığı sebebi ile gerçekleştirilen bu kapanışlardan sonra; H&M, Inditex, Adidas, GAP gibi dünyanın en büyük markalarından %50 oranlarında değer kayıpları yaşandı. Benzer tablo ülkemiz markalarında da mevcut. Şubat ortalarında 60 TL civarında seyreden Mavi Giyim’in hisse senedi Mart başında 33 TL seviyelerine düştü. Şu sıralar yine bu oranlarda seyrine devam ediyor.

Tedarik Zinciri Ayrı Bir Krizi Tetikliyor

Hazır giyim sektörünün en büyük tedarikçisi ve ham madde kaynağı Çin. Bundan 1 ay önce, şubat ayının ortalarında, Çin salgının belki de en yıkıcı zamanlarını yaşarken, çoğu hazır giyim şirketi de tedarik zincirleri ve lojistik problemlerini ve endişelerini giderebilmek adına başka ülkelerde araştırmalar yapmaya başladı; bu ülkelerden biri de Türkiye’ydi. H&M, Inditex gibi büyük grupların da ilgisiyle Türkiye, ocak ve şubat aylarında hazır giyim ve konfeksiyon ihracatında %7’lik bir büyüme kaydetti.

Fakat ardından virüsün tüm dünyayı etkisi altına alması ile birlikte tablo tersine döndü. Aslında bu süreç hazır giyim sektörüne Çin merkezli bir üretim ve tedarik politikasının olası bir krizde ortaya çıkarabileceği sorunlar ve maliyetlerin deneyim tablosu gibi oldu diyebiliriz.

giyim

Salgın Bittiğinde Sektörü Ne Bekliyor?

Bu sorunun cevabını şu an da net olarak verebilecek hiç kimse yok aslına bakarsanız. Hayata dönen talep hangi sezonda dönecek, mağazalar ellerindeki eski sezon kıyafetlerin pazarlanmasında nasıl bir strateji izleyecek, yeni sezon koleksiyonların üretimi ve tedariği nerelerden, nasıl sağlanacak, salgın sonrasında tüketici tercihleri değişecek mi, ne yönde değişecek?

Bu soruların tamamı aslına bakarsanız önümüzdeki sürecin yaşayacak görünecekleri. Fakat özellikle hazır giyimde perakende sektörünün cirosal anlamda yaşadığı bu günler, sezon geçişlerinin stokların kalması, tüketicinin birincil ihtiyaç kategorisinde olmamaıs gibi etmenler zor bir yıl geçireceklerin çok net habercisi.

Nitekim online alışverişte yükselen trend de, ülkemizde hazır giyim perakendesi anlamında belki 5 yılda alınabilecek yolu kısa zamanda tüketici davranışına yerleştirmeyi başaracak gibi görünyor. Bu da alışveriş merkezleri ve cadde mağazalarındaki hazır giyim mağazalarının ciddi bir değişim sürecinden geçeceğinin habercisi.

Tüm sektör şuanda sürecin ne zaman biteceği ve bittiği durumda alınacak aksiyonlara odaklanmış durumda. Hepimiz bu süreci yaşayarak göreceğiz fakat, müşteriyi dinlemeyen eski sistem ile devam edebileceğini düşünen hazır giyim sektörünün ayakta kalmasının çok güç olduğu bir dönemden geçeceğiz gibi görünüyor.

Bu Yeni Normal’e alışma sürecinde sektörü ne gibi etkiler bekliyor derseniz daha detaylı incelemek üzere ‘Sektör Bu ‘Yeni Normal’e Nasıl Alışacak Dersiniz?‘ yazımızı okuyabilirsiniz.

Koronavirüs Krizinin Türk Bankacılık Sektörüne Etkisi

Koronavirüs süreci pekçok sektörü etkilediği gibi, bankacılık sektörünü, özellikle de bankacılık sektöründeki likidite oranlarını ciddi ölçüde etkiliyor ve etkilemeye devam edecek.

Özellikle pek çok bankanın açıkladığı destek paketleri, kısa dönemde ekonomiyi ayakta tutmak adına atılmış adımlar olsa da likidite kaynaklarından dolayı bankacılık sektörünün bu alanda alacağı bazı yaralar olacağını hepimiz tahmin edebiliyoruz.

Peki bankacılık sektörü hangi alanlarda ve oranlarda bu krizden etkilenecek derseniz, sizler için 4 temel noktada kısaca derledik.

Kredi riski, gelir kaybı ve likidite

Krizin devam etmesi ile birlikte düşen güven ortamı neticesinde bankalar kredilerin tahsilatlarında zorluk yaşamaya başlarlar. Buna ek olarak düşen işlem hacimleri ile birlikte gelirlerde de azalma beklenecektir. Tüm bunlar bankaların likiditeleri, riskli varlık miktarları, karlılıkları ve sermaye yeterliliklerine olumsuz etki edeceklerdir. Bu ortamda bankalar, farklı varsayımlar altında senaryo analizleri yaparak ileride oluşabilecek finansal etkileri yönetmeyi hedeflemelidirler.

Fonlama yapısı ve maliyeti

Krizin Türkiye ve yurtdışı ekonomilerine yaratmakta olduğu etkiler ile beraber bireysel / kurumsal müşteriler ve finansal kurumların risk algıları ve yatırım tercihlerindeki değişim fonlama yapısında ve maliyetinde değişime sebebiyet verecektir. Bankaların bu dönemde bilançolarını daha sağlıklı yönetebilmeleri adına almaları gereken aksiyonlar hazırlanmalı.

Operasyonel etkiler

Bankalar da diğer kurumlar gibi Acil Durum / Kriz Yönetimi eylem planları hazırlamalı ve hayata geçirmeli, çalışanların güvenli bir şekilde işlerine devam etmelerini sağlamalı ve teknik altyapının buna imkan tanımasına yönelik aksiyonları almalıdır. İç ve dış tüm paydaşlar ile iletişimi düzenli bir şekilde gerçekleştirmelidirler. Tüm bu faaliyetlerin yönetimi CEO önderliğinde farklı fonksiyonlardan uzman yöneticilerin dahil olduğu bir Kriz Yönetim Ekibi tarafından koordine edilmelidir.

Müşteri davranışlarındaki değişim

COVID-19 müşterilerin ihtiyaç, tüketim ve davranışlarında değişime yol açacaktır. Harcama eğilimlerindeki azalma ile beraber alternatif dağıtım kanallarının daha aktif bir şekilde kullanılması beklenecektir. Bankalar müşterilerini farklı kriterlere göre segmentlere ayırarak değişen müşteri davranışlarına göre hizmet alanlarını çeşitlendirmeli ve müşterilerine özel imkanlar sunmalıdır.

Bankaların yıllardır yatırım yaptığı dijital kanallar, zor geçen günlerde kurtarıcı oldu. Hem şube çalışanlarının hem de müşterilerinin sağlığını ön planda tutan bankalar, şubeye gitmeksizin birçok bankacılık işlemini güvenli ve hızlı bir şeklide alternatif dağıtım kanallarıyla yapabiliyor.

Bankaların son 2 haftada dijital kanalların kullanılmasına yönelik yoğun iletişimleri verilere de yansıdı.

Dijital kanallardan yapılan işlemlerin payı son 2 haftada yaklaşık 20 puan artarken, şubelerden yapılan bankacılık işlemlerinin payı ise tek haneli rakamlara geriledi.

Toyota’dan Açıklama: Elimizde 300-400 Adet Araç Var

ALJ Türkiye ve Toyota Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Ali Haydar Bozkurt, “Elimizdeki araç sayısı şu anda 300-400 adet. Şimdi üretim yeniden başlayana kadarki süreçte yeni araç satışı maalesef yapılamayacak ya da çok sınırlı sayıdaki eldeki tek tük araçlarla yapılacak gibi görünüyor” dedi.

Dünya genelinde görülen yeti tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ‘yüz yılda bir yaşanan’ türde bir sıkıntı olduğunu dile getiren Bozkurt, “Dünyanın her tarafında bütün ülkeler şu anda topyekün bununla mücadeleye devam ediyor. Tabii iş tarafını konuşacağız ama burada birinci öncelik insan sağlığı, bunu belirtmek lazım. İnşallah bir an önce bununla ilgili çözümler geliştirilir ve bunu da bir an önce arkada bırakırız tekrar normal hayata döneriz” ifadelerini kullandı.Toyota ve BMW, koronavirüs nedeniyle üretime ara veriyor. Salgının sadece otomotivi değil bütün sektörleri etkilediğine dikkati çeken Bozkurt, bütün ekonomi zincirlerinin birbirine bağlı olduğu ve birinin yaşadığı sıkıntının mutlaka diğer sektörlere de sirayet ettiğini dile getirdi.

Otomobil özelinde bakıldığında dünyada birçok firmanın üretimlerini durdurmak zorunda kaldığını anımsatan Bozkurt, “Bunun da birinci sebebi tabii ki insan sağlığı. Üretim alanlarında sosyal mesafeyi korumak bir miktar zor olduğu için, tedarikçilerde de aynı şey söz konusu olduğu için şu anda üretim durdu. Üretim durduğu zaman, üretim yoksa, ürününüz yoksa aşağı yukarı sisteminiz neredeyse durma noktasına geliyor” diye konuştu.

Stoktaki araç miktarına ilişkin de bilgi veren Bozkurt, sözlerini şöyle sürdürdü:

  • Bu da biz distribütörleri şu anda nasıl etkiledi. Stoklarımızda aracımız yok. Yani yok denecek kadar az, tek tük araç kaldı elimizde. Normal bir ayda satacağımız bir aracın şu anda yirmide biri değil. Yani biz 5 bin araç satabilirdik. Ve elimizdeki araç sayısı şu anda 300-400 adet. Şimdi üretim yeniden başlayana kadar ki süreçte yeni araç satışı maalesef yapılamayacak ya da çok sınırlı sayıdaki eldeki tek tük araçlarla yapılacak gibi görünüyor. Tabii bayilerimizde de şu anda bir şekilde operasyonlar devam ediyor. Bunun temel sebebi geçen aylarda yapılan araçların teslimatları, eldeki küçük adetteki stoku olan bayilerimizin o stokları satması ama birinci sebebi daha çok servis hizmetleri.
  • Bizim bayilerde servis hizmetlerini hala devam ettirmek gibi bir zorunluluğumuz da var. Bayilerimiz çalışında bizim yedek parça ana depomuz çalışıyor. Bu nedenle öncelikle işini evden yapabilecek olan herkesi sahadan çektik bundan 3 hafta önce. Ama olmazsa olmaz mutlaka iş yerine gitmesi gereken çalışanlarımız da var. Bu arkadaşlarımızla ilgili de Sağlık Bakanlığı’nın yönergeleri doğrultusunda iş yerindeki riski minimize edecek aksiyonlarla aldık. Showroomlarımızda da mesela aynı anda 2’den fazla müşteri kabul edilmiyor.
  • Biz zaten dijital yatırımları oldukça yüksek olan bir markayız. Evden çalışıyoruz dediğimizde hemen 24 saat içerisinde evden çalışmaya kolayca geçebildik çünkü bunun alt yapısı bizde yıllardır vardı. Bunu daha önce kullanmamıştık ama biz mevcut yatırımlarımızla beraber yıllardır aslında daha mobil dijital şirket haline geçmek için birçok yatırım yapmıştık. Buna bugün ihtiyaç oldu tabii böyle bir şeyi kimse hayal etmiyordu, mobiliteden dolayı ihtiyaç olacağını düşünüyorduk. Çok şükür ki yapmışız o yatırımları, bugün o yatırımların faydalarını görüyoruz.

‘Reklam yapacak bir şey yok zira elimizde araç yok’

TWİTTERTAV: Bu süreçte 35 bin çalışanımızdan hiç kimseyi işten çıkartmayacağızBozkurt, geçen günlerde yaptığı, “ALJ olarak bu süreçte kimseyi işten çıkarmayacağımız gibi, kimseyi zorunlu izne göndermeyeceğiz veya ücretsiz izin kullanmaya da zorlamayacağız” açıklamasının sosyal medyada en çok konuşulan konulardan olmasına ilişkin ise şunları kaydetti: “Beni yanlış anlamazsanız bu konuda çok yorum yapmak istemiyorum. Biz geçtiğimiz günlerde bu açıklamayı bütün çalışanlarımıza da yaptık. Amacımız şuydu; bir yandan başka firmalarda da genel olarak ekonominin aktörleri olan irili ufaklı firmalarda bir farkındalık oluşturmak için bunu o gün paylaştık ama bizimde beklediğimizin üstünde bir geri dönüş oldu. Sosyal medyada en çok konuşulan konulardan oldu. Bence bu, o gün görevini yerine getirdi. Bu konuda bir farkındalık yarattı. Ondan sonra hiçbir röportajı kabul etmedim ben. Ondan sonrası artık bizim markamızın reklamına gitmeye başlıyordu ki amacımız hiç bu değildi. Zaten söylüyorum reklam yapacak bir şey yok zira elimizde araç yok.”‘

Otomotivde bu yıl kayıp yılı olur ama derdimiz tek otomotiv değil’

Bozkurt, mart ayı otomotiv pazar verilerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu: “Ama derdimiz keşke bir tek otomotiv olsa. Derdimiz çok daha büyük. Bütün ekosistemden bahsediyoruz. İnsan sağlığından bütün ekonomik sistemin alacağı darbeden bahsediyoruz. Şu anda devletten otomotiv sektörü olarak çıkıp şunu istiyorum demeye utanıyorum ben. Bu kadar büyük derdin ortasında, devletin tek derdi otomotiv sektörü olsa keşke ama öyle olmadığını tahmin etmek zor değil. Şunu bir atlatalım sonra birbirimizin yaralarını sararız. Devletimiz büyüktür o gün geldiğinde bakar. Ama bugün o gün değil. Bugün vergi indirimi istiyor musunuz diye soruyorlar bana ben gülüyorum. Vergi indirimi olsa ne olur, araç yok elimizde. Ya da birinci derdimiz çok araç satılması mı yani? Bugün başka bir pencereden bakmamız gerekiyor.”

‘Mart ayında araç bulabilen sattı, asıl etkiler nisanda görülecek’

Hükümetin geçen yıldan bu yana sektöre yönelik bazı destek paketlerini hayata geçirdiğine değinen Bozkurt sözlerini şöyle sürdürdü:

  • Bunlar talepte ciddi bir artışa neden oldu ve etkileri devam ediyordu. Ocak-şubat aylarına büyük bir moralle başladık ve bu yıl güzel olacak dedik. Eskisi gibi 1 milyonlu adetler beklemedik ama 550-600 bin olsa pozitif bir ivme diye düşündük. Mart ayındaki 50 bin rakamı daha da yüksek olabilirdi çünkü talep vardı. Ama araç bulabilen sattı mart ayında. Biz mesela 2 bin 700 küsur araç satmışız ama ben biliyorum ki 6 bin aracımız olsaydı mart ayında satabilirdik. Çünkü müşterilerimiz vardı bizim. Kim ne kadar araba bulduysa onu sattı. Buna rağmen 50 bin güzel bir rakam. Asıl gerçek yansımaları nisan ayında olacak. Çünkü bu duran üretimlerin yeniden ne zaman başlayacağını henüz bilmiyoruz.
  • Değişik takvimler var, nisan içerisinde, nisan sonunda, mayısta diye konuşuluyor. Üretim başlamadan bu yılın nasıl geçeceğini konuşmak çok kolay değil. Birincisi üretim. İkincisi üretim başladıktan sonra insanlar sokağa çıkabilecek mi? Bu da satışları mutlaka etkiler. Ama şunu da biliyoruz ki ertelenen bir talep var ama o günde talep hemen yetmeyecek. Çünkü bütün dünyada durum böyle. Tüm dünyada diyelim ki birkaç ay sürmüş olan bir evde yaşama halinden sonra bugüne kadarki birikmiş talebin birden gündeme gelmesine üretim hemen cevap veremeyecek.

30 Mart – 5 Nisan Haftanın Sektör Değerlendirmeleri

Haftanın sektör değerlendirmeleri yazı dizimizde, o haftanın sektörel değerlendirmelerinde kaçırdığınız öne çıkan bazı değerlendirmeleri sizler için derleyeceğiz.

İçerisinde bulunduğumuz yoğun medya ve bilgi bombardımanında bazen sektör değerlendirmelerini atlayabiliyoruz normal olarak. Bu sebeple Pazar günleri o haftanın sektörel değerlendirmelerini sizler için bir araya toplayalım istiyoruz.

Bu Haftanın Öne Çıkan Sektör Değerlendirmeleri

Koronavirüs Sürecinde Alışveriş Merkezlerinin Durumu

arastirma onecikangorsel
Perakendenin ana dinamiklerinden birini oluşturan Alışveriş Merkezlerinde koronavirüs süreci nasıl ilerliyor? Tüm mağazalar kapalı iken Alışveriş Merkezlerinde genel durum ne? Ne zaman açılacağı veya perakende sektörü ile ilgili beklentiler neler? Değerlendirme Raporumuzdan erişebilirsiniz.

Ekonomik Göstergeler ile Koronavirüs Sürecinde Sektörler Analizi

sektor analiz son
Koronavirüs sürecinden tüm sektörlerin etkileneceği aşikar. Fakat göstergelere göre hangi sektörler pozitif veya negatif ayrışmalar yaşayacak. Önümüzdeki süreçte sektörümüzü ne gibi değişiklikler bekleyecek. Yazımızdan inceleyebilirsiniz.

Koronavirüs Sürecinde ‘Çalışan İşveren İlişkisinde’ Yasal Haklar Nelerdir?

Yeni Koronavirüs Dijital Algı Araştırması Raporu

Karantina Günlerinde Çalışanlar İşlerini Kaybetmemek için Neler Yapıyor?

Bu hafta BiSektör’de 5 maddede bunları konuştuk ve değerlendirdik. Gelecek hafta aynı değerlendirme dizisinde görüşmek üzere.

Futbolun Koronavirüs Kaybı 4 Milyar Euro

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs (COVID-19) salgını nedeniyle dünyanın birçok ülkesinde spor faaliyetleri durdu. En çok izlenen spor olan futbolun da en büyük ligleri geçtiğimiz hafta kepenk kapattı. KPMG Football Benchmark ekibi, dünyanın en çok izlenen beş büyük liginin (İngiltere Premier Lig, İspanya La Liga, Almanya Bundesliga, İtalya Serie A, Fransa Ligue 1) koronavirüs (COVID-19) salgını nedeniyle ekonomik kaybını araştırdı. Maç Günü, yayın ve ticari gelirden mâhkum kalacak olan beş büyük ligdeki kulüplerin toplam kaybı 4 milyar euroya kadar çıkıyor. 

541 karşılaşmanın durumu belirsiz

Dünyanın en büyük beş ligi ve UEFA organizasyonları belirli bir tarihe kadar maçları ertelese de liglerin tamamen iptali de gündemde… Şu ana kadar beş büyük ligde ve UEFA Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi’nde 541 karşılaşmanın durumu belirsizliğini koruyor. Bu ligler arasında en büyük gelir kaybını ise İngiltere Premier Lig yaşayacak. Dünyanın en çok izlenen liginin tahmini gelir kaybının 1 milyar 150 milyon euro ile 1 milyar 250 milyon euro arasında olması bekleniyor. La Liga’da 800-950 milyon euro, Bundesliga’da 650-750 milyon euro, Serie A’da 550-650 milyon euro, Ligue 1 de ise 300-400 milyon euro arasında bir kaybın olacağı tahmin ediliyor. 

Kulüplerin salgınlara karşı sigortası var mı?

KPMG Spor Sektör Lideri Hakan Uçak, ”Dünya ekonomisi koronavirüs salgını nedeniyle çıkmaza girmiş durumda. Bu salgın futbolu da ciddi bir şekilde etkiledi. Liglerin iptali nedeniyle spor kulüpleri büyük gelir kayıpları yaşacak. Kulüpleri gelir kayıpları nedeniyle ekonomik olarak sıkıntılı bir süreç bekliyor. Oyuncu maaşları, ticari anlaşmaları gibi birçok ödemeleri var. Tabii kulüplerin salgınları konusunda sigortası olup olmadığı da önem kazanıyor. Dünyadaki birçok oyuncunun sözleşmesi 30 Haziran’da sona erecek. Bu konuda nasıl bir yol izlenecek. Bunların hepsi futbol dünyasın önümüzdeki günlerde en büyük sorunları olacak” dedi. 

Koronavirüs salgını nedeniyle dünyada beş büyük ligin kaybı şu şekilde:

image 4

Karantina Günlerinde Çalışanlar İşlerini Kaybetmemek için Neler Yapıyor?

Hiç şüphesiz hem ülkemizde hem de dünyada ekonomiyi etkisi altına alan koronavirüs sektörleri de derinlemesine etkilemeye devam ediyor. Sürecin belirsizlik içerisinde devam etmesi de şirketler için özellikle birçok soru işaretini yanında getiriyor.

Açıklanan verilere göre 19 bin firma kısa çalışma ödeneğine başvurdu. Başvuran sektörlerin başında imalat, ardından da konaklama ve yeme içme sektörü geliyor.

Hala iş süreçleri devam eden kitle az olmamakla birlikte, birçok çalışan evden çalışma veya izin gibi durumlarla karşı karşıya gelmiş durumda. Hal böyle olunca insanlarda ciddi bir işini kaybetme korkusu baş göstermiş durumda. Peki hem çalışanlar hem de şirketler bu durumda neler yapıyor dersiniz? Birkaç araştırmadan verileri sizler için derledik :

Home Office İkiye Ayrılıyor

Sektörde home office kavramı ikiye ayrılmış durumda. Mevcutta raporlar, eksik işler gibi tek başına çalışma yapabilecek ekipler home office çalışmalarına devam ediyor haliyle. Fakat işleyişin durması ile birlikte; daha fazla ekipçe yapılması gereken çalışmalar, üretim departmanları gibi işbaşı departmanlar şuan tamamen durmuş ve home office de ne yapacağını bilmiyor. Asıl problem de zaten şuan için o departmanlarda çalışan personellerin motivasyonel durumları.

Düşünsenize ne zamana kadar olduğunu bilmediğiniz bir izindesiniz, home office olarak yapabileceğinize inandığınız bir iş şekli hayatınızda yok. Peki ne yapmalısınız?

Bu noktada en önemli faktör, hiç şüphesiz Yönetici etkinliği. Personeline açık olan, personelini gerekli bilgilendirmeler konusunda saf dışı bırakmayan yöneticiler bu noktada kazanacak. Unutmayalım ki bu süreçlerin sonunda; şuan için çalışan şirketine muhtaç ise, süreç tamamlandığında da şirketler değerli çalışanlarına muhtaç olacak. Nitekim firmalar için asıl sınav da o zaman başlayacak.

Çalışanlar genellikle bu nokta iki şekilde ilerlediklerini belirtiyorlar. Birincisi ileri vadeli planlamaları tamamlamak ve bunları yöneticilerine sunmak. İkincisi masaüstü yapacak herhangi bir işleyişi olmayan departmanlar için yöneticileri ile irtibatta olarak bilgi almaya çalışmak. – Ki bu da yukarıda belirttiğimiz sarmalın göstergelerinden birini oluşturuyor.

Kısa Çalışma Ödeneği Alacak Olanlar Ne Düşünüyor?

Bu noktada düşüncelerimiz ve aktardıklarımız aslına bakarsanız aynı değil. Kısa çalışma ödeneğine başvuru yapan büyük şirketlerin çalışanları kendilerini değersiz hissettiklerini ve şirketlerinin fedakarlık yapmadığını düşünüyor. Nitekim bu kitle çok büyük bir kitle değil. Çünkü açıklanan verilere göre başvuru yapan 19 bin firmanın %67’si 10 çalışandan az personele sahipken, 20 çalışan ve az çalışan sayısı da eklendiğinde bu oran %80 oluyor. Yani kısa çalışma ödeneğine başvuran şirketlerin %80’i 20 çalışandan daha az çalışana sahip.

Arada kalan %20’lik dilimin çalışanlarına kendini ‘değersiz hissettirdiğinin’ farkına varması gereken günlerdeyiz. Nitekim bazı sektörler gerçekten yardım almak zorunda iken, bunu çalışanlarına doğrudan aktaramamış olabilir. Bu gibi durumlarda özellikle büyük şirketler için çalışan aidiyet duygusunda ciddi sorunlar baş gösterecektir.

Her şeyin ötesinde, şirketler COVID-19 salgınını kriz yönetimi konusunda kendilerine bir sınav olarak görmeliler. Virüsle baş etme çabası aynı zamanda kuruluşların diğer kriz durumlarında nasıl davranacaklarını yansıtıyor.

Üçüncü Parti Hizmet Verenler Müşteri İlişkilerine Önem Veriyor

Üçüncü parti hizmet veren olarak nitelendirdiğimiz ajanslar, etkinlik ve organizasyon firmaları, distribütör firmalar çalışanlarına bu süreçte müşterileriniz ile iletişimi sıcak tutun uyarısında bulunuyor. Çünkü sektör olarak hem ödemeler anlamında hem de hizmet veren olarak yaşanılacak problemler öngörülüyor. Hizmet alan firmalar zorunlu olmadıkça dışarıdan aldıkları hizmetleri keserek iç platformda çözme çabası içerisinde girecektir.

Hizmet veren firma çalışanları bu anlamda mevcut müşterileri koruma konusunda ciddi bir savaş veriyor.

Anlayacağınız hem firmalar hem de çalışanlar çift taraflı bir hayatta kalma mücadelesi içerisinde girmiş durumdalar. Umalım ki kısa zamanda tüm bu sorunlar tamamen bitmiş olarak sektörün yeni geleceğini konuşuyor olalım.

Ek olarak hangi sektörün korona sürecinden nasıl etkileneceğine dair öngörülere buradan erişebilirsiniz.

Milli Dayanışma Kampanyasına Şirketlerden 450 Milyonun Üzerinde Destek Yapıldı

Bildiğiniz üzere Milli Dayanışma kampanyası adı altında, ülkemizde kişi kurum ayrımı yapılmaksızın geniş çaplı bir yardım kampanyası başlatılmıştı. Birçok özel ve kamu kuruluşlarından gelen yardımları her gün kaynaklardan okuyorsunuzdur. Bugünkü yazımızda bunları tek bir çatı altında toplayarak kurumlardan ne kadar yardım toplanmış konuşalım istedik.

Şuana kadar açıklanan 50 şirketten 450 milyon TL üzerinde yadımlar yapıldı, şirketlerin açıkladıkları bağış tutarları aşağıdaki gibidir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB)

100 bin lira yardım ile kampanyaya katılacağını duyurdu.

Ziraat Finans Grubu

Milli Dayanışma Kampanyası’na her bir çalışanımız adına net bir asgari ücret tutarında olmak üzere toplam 62 milyon 300 bin lira bağışta bulunacağını duyurdu.

Halkbank

Halkbank, Milli Dayanışma Kampanyası’na 56 milyon TL destek verdiğini duyurdu.

Vakıfbank

Milli Dayanışma Kampanyasına Vakıfbank 50 milyon TL destekte bulundu.

Türk Telekom

Milli Dayanışma Kampanyası’na 40 milyon TL’yi aşkın bağışla katılıyoruz şeklinde belirtti.

Koç Holding

Milli Dayanışma Kampanyası’na Yapı Kredi, Tüpraş, Opet ve Aygaz’ın desteğiyle toplam 20 milyon lira ile katkı sağladıklarını bildirdi.

Kuveyt Türk Finans Grubu

Milli Dayanışma Kampanyası’na 20 milyon lira bağışta bulundu.

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK)

Biz Bize Yeteriz Türkiyem sloganıyla başlatılan Milli Dayanışma Kampanyası’na 20 milyon lira destek vereceklerini bildirdi.

TMSF

Kampanyaya yönettiği şirketler ve iştirakleri üzerinden 20 milyon TL bağış yapacağını açıkladı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)

TİM olarak 61 ihracatçı birliğimiz ile 15 milyon TL destek veriyoruz şeklinde belirtti.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)

Biz Bize Yeteriz Türkiye’m kampanyasına TOBB olarak 10 milyon lira destek vereceklerini açıkladılar.

İş Bankası

Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü bünyesindeki hastanelerin ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılmak üzere Türkiye İş Bankası Grubu 10 milyon TL’lik kaynak ayrılmasına karar verdi.

İstanbul Ticaret Odası (İTO)

Türkiye’nin en büyük odası olan İstanbul Ticaret Odası olarak 5 milyon TL katkı sağlayacağını belirtti.

Ankara Ticaret Odası (ATO)

 2 milyon lira katkıda bulunma kararı aldı.

Ankara Kalkınma Ajansı

Salgınının etkilerinin azaltılmasına yönelik projelere 15 milyon TL’lik bütçe ayırdı.Destek tutarının asgari 200 bin lira, azami 1.5 milyon lira olduğu programa, Kalkınma Ajansları Yönetim Sistemi (KAYS) üzerinden başvuru yapılabilecek.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii 

10 milyon lira bağışlamış bulunacaklarını açıkladı.

Akbank

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele eden sağlık kuruluşları ve çalışanlarının ihtiyaçlarına destek vermek için 10 milyon liralık kaynak oluşturdu.

DEİK

Milli Dayanışma Kampanyasına, 10 milyon lira destekte bulundu.

Rönesans Holding

Koronavirüs salgını ile mücadeleye 8 milyon TL bağış desteğiyle katkıda bulunuyor.

Limak Holding

7 milyon TL bağışta bulunuyoruz, ilave iştiraklerimiz vasıtasıyla koli ve tıbbi malzeme yardımları da yapıyoruz şeklinde belirtti.

Albaraka Türk

Milli Dayanışma Kampanyası’na 5 milyon liralık destekte bulunduğunu açıkladı.

Borsa İstanbul

Borsa İstanbul Grubu, Milli Dayanışma Kampanyası’na 5 milyon lira destek olma kararı aldı.

Tosyalı Holding

Tosyalı Holding olarak bu kampanyaya 5 milyon lira bağışla destekte bulunuyoruz şeklinde belitrri.

Shell

Sağlık Bakanlığı bünyesindeki sağlık çalışanları, ambulanslar ve diğer araçların kullanımı için bakanlığın uygun gördüğü şekilde dağıtılmak üzere 5 milyon TL değerinde akaryakıt desteği sağlıyor.

Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER)

Kampanyaya 3 milyon TL destek verecek.

Kredi Garanti Fonu (KGF)

Milli Dayanışma Kampanyası’na 1 milyon lira bağışla katkıda bulundu.

Yıldız Holding

Kızılay ile iş birliği yaparak, karantina altında bulunan 20 bin kişiye gıda ürünlerimizi ulaştırdık. Bezmialem Üniversitesi Hastanesi’nde kullanılmak üzere; yoğun bakım monitörü, ultrasonografi cihazı, EKG cihazı, defibrilatör, laringoskop, videolaringoskop, steteskop gibi tıbbi cihazların yanı sıra hijyen uygulamaları için dezenfektan el antiseptiği, yer yüzey dezenfektanı gibi toplam 3 bin adetlik medikal ürün ve malzeme desteğinde bulunduk şeklinde belirtti.

Ankara Ticaret Odası (ATO)

Milli Dayanışma Kampanyası’na 2 milyon lira katkıda bulunma kararı aldı.

Fıratpen

Fıratpen Ailesi olarak 2 milyon TL bağışta bulunuyoruz şeklinde belirtti.

BMC Otomotiv

1 milyon liralık destek vereceğini duyurdu.

Sabancı Grubu

Sağlık Bakanlığı’na koronavirüs ile mücadele için 150 bin adet tanı kiti ve koronaviüs aşı ve serumunun geliştirilmesi için yapılan çalışmalarda kullanılmak üzere 1.7 milyon lira bağış yapılacak.

BP

Nisan boyunca İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ne ait ambulanslara BP istasyonlarımızda ücretsiz akaryakıt desteği vereceğiz. 1 milyon TL değerinde akaryakıt teminini kapsayacak şeklinde belirtti.

Trendyol

Sağlık calışanlarımıza destek olmak adına, Sağlık Bakanlığı’na 5 milyon TL değerinde malzeme ve ekipman bağışı yaptık. Milli Dayanışma Kampanyası’na da katılıyor ve kampanyaya 1 milyon TL bağış yapıyoruz.

Sahibinden.com

Sağlık çalışanlarının ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Sağlık Bakanlığına 1 milyon TL bağışta bulunurken, ek olarak devlet üniversitesi hastanelerinin acil ihtiyaç duyduğu teçhizat ve tıbbi malzemelerinin tedariki için de 1 milyon TL’lik fon ayırdı.

Türkiye Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği (GAZBİR)

Kampanya kapsamında 1 milyon lira bağış yaptığını duyurdu.

N11.com

Koronavirüse karşı yürütülen mücadele kapsamında sağlık personelinin doğabilecek ihtiyaçlarının karşılanması için Sağlık Bakanlığına 1 milyon TL bağış yapacağız.

Hepsiburada.com

Sağlık personelinin kullanımı için Sağlık Bakanlığı’na, 500 bin adet cerrahi maske ve 500 bin adet muayene eldiveniyle destek verilecek.

Ankara Sanayi Odası (ASO)

Milli Dayanışma Kampanyasına 500 bin liralık bağışla destek verdi.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)

Kurum başkanı kampanyaya 3 aylık maaşını, kurul üyeleri de birer aylık maaşlarını bağışladı.

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB)

Milli dayanışma kampanyasına 50 bin TL’lik destek verilecek.

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB)

Milli dayanışma kampanyasına 50 bin TL’lik destek verilecek.

Şölen

“Milli Dayanışma Kampanyası” kapsamında 1 milyon TL bağışta bulunduklarını açıkladı.

Finansal Kurumlar Birliği (FKB)

Milli Dayanışma Kampanyası’na 500 bin lira ile katıldığını duyurdu.

FLO Ayakkabı

Önlem almak amacıyla, hastanede kullandıkları ayakkabıları hastane dışında kullanmamalarına destek olmak üzere 2 tır ayakkabıyı, Sağlık Bakanlığı aracılığıyla sağlık çalışanlarına ulaştıracağını açıkladı.

Defacto

Başakşehir Devlet Hastanesi, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Küçükçekmece Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne her hastaneye bin adet olmak üzere 3 bin adet ürün gönderildi. Benzer ürün setleri her gün İstanbul genelindeki 500’den fazla sağlık çalışanına ulaştırılacak şeklinde açıkladı