Ana Sayfa Blog Sayfa 87

Victoria’s Secret, Siber Güvenlik İhlali Nedeniyle 2. Çeyrek Faaliyet Gelirinin 10 Milyon Dolar Düşmesini Bekliyor

  • Victoria’s Secret & Co., 1. çeyrekte en üst sırasını büyük ölçüde sabit tuttu ancak GlobalData araştırmasına göre pazar payını kaybetti. Net satışlar geçen yıla göre neredeyse aynı kaldı ve 1,4 milyar dolara yaklaştı, benzer satışları %1 düştü.
  • Brüt marj 170 baz puan düşerek %35,2’ye geriledi, ancak iç çamaşırı zinciri geçen yılki 2,5 milyon dolarlık net zarardan 2,8 milyon dolarlık net gelire ulaştı. CFO Scott Sekella çarşamba günü, Memorial Day satışını baltalayan güvenlik ihlalinin herhangi bir sigorta ödemesi hariç olmak üzere 2. çeyrek işletme gelirinden yaklaşık 10 milyon dolar çekmesinin beklendiğini söyledi.

Victoria’s Secret, gelişen bir segmentte pazar payını kaybetmeye devam ederken, dönüşümü büyük ölçüde Pink markasına dayanıyor. Daha genç alışverişçilere yönelik olan düşük fiyatlı işletme, birçok analist ve tüketicinin modası geçmiş, cinsiyetçi markalama olarak gördüğü şeyden uzaklaşması yıllar süren isim markasının yükünü asla omuzlamadı. 

victoria’s secret, siber güvenlik i̇hlali nedeniyle 2. çeyrek faaliyet gelirinin 10 milyon dolar düşmesini bekliyor
Victoria’s Secret, Siber Güvenlik İhlali Nedeniyle 2. Çeyrek Faaliyet Gelirinin 10 Milyon Dolar Düşmesini Bekliyor

Victoria’s Secret & Co. “geleceğin mağazası” konseptiyle ilerliyor

Victoria’s Secret & Co., bu yıl Kuzey Amerika’da açmayı planladığı 16 veya daha fazla mağazada konsepti uygulayarak “geleceğin mağazası” ile ilerliyor ve Sekella, toplam mağaza sayısını yaklaşık 190’a veya bu filonun yaklaşık %25’ine çıkaracağını söyledi. Yurt dışında, konseptin 230 ila 250 lokasyonda veya uluslararası filonun yaklaşık %40′ında olacağını söyledi. Yıl için planlanan 30 ila 40 kapanış çoğunlukla aynı yerde bulunan Victoria’s Secret ve Pink mağazalarının konsolidasyonu olacak.

Yum! Brands Çin’de Restoran Yönetiminde Yapay Zeka Asistanını Test Ediyor

Hızlı servis restoran devinin Çin yan kuruluşu, restoran yöneticileri için temassız yapay zeka destekli bir asistanı test ediyor.

KFC, Taco Bell ve Pizza Hut’ın ana şirketi olan Yum! Brands’in bir bölümü olan Yum China Holdings Inc.,  ön saflardaki yöneticilerin işgücü planlaması, envanter yönetimi ve gıda kalitesi ve güvenliği denetimi gibi günlük görevleri yürütmesine yardımcı olmak üzere tasarlanmış yeni bir yapay zeka çözümü olan pilot “Q-Smart”ı piyasaya sürüyor.

Q-Smart, yöneticilerin kablosuz kulaklıklar ve akıllı saatler gibi giyilebilir cihazları kullanarak sistemle temassız etkileşim kurmasını sağlar. Q-Smart, doğal dili kullanarak doğrudan restoran yöneticileriyle etkileşime girebilir.

Örneğin, Q-Smart bir restoranın envanterini sürekli olarak izliyor ve bunu yaklaşan satış tahminleriyle karşılaştırarak yöneticilere, mağazanın envanter kullanımını optimize etmesine yardımcı olabilecek zamanında sipariş ve yenileme kararları almaları konusunda hatırlatmalarda bulunuyor.

Çözüm, yöneticilerin sesli komutlarını anlayıp yanıtlayabiliyor, ayrıca yöneticilere acil operasyonel sorunları ele almaları için gerçek zamanlı destek ve çözümler sunabiliyor.

İlk geliştirme ve test aşamasını geçen Q-Smart, şu anda Çin’deki belirli KFC mağazalarında pilot olarak kullanılıyor. Bu pilot aşamanın ardından, daha fazla kullanıcı geri bildirimi dahil edilecek ve gelecekte daha büyük ölçekli bir dağıtımın yolu açılacak.

Q-Smart sadece bir yapay zeka aracı değil, restoranların nasıl yönetilebileceği konusunda potansiyel bir oyun değiştirici,” diyor Yum China CTO’su Leila Zhang. “Q-Smart’ın Yum China’nın operasyonel verimliliğini artırmasına yardımcı olmakla kalmayacağına, aynı zamanda dijital dönüşüm ve catering sektörünün akıllı gelişimi için bir örnek teşkil edebileceğine inanıyoruz.”

yumbrandshabit stacked secondary
Yum! Brands, Çin’deki Yöneticiler İçin AI Asistanı Pilotu Oldu

Yum! Brands küresel AI etkinleştirmeyi hedefliyor

Yum! Brands, dünya genelindeki restoranlarında çeşitli görevleri yönetmek için yenilikçi yapay zeka teknolojilerinin geliştirilmesini hızlandırmak amacıyla Nvidia ile ortaklık kurdu.

Yum’u Nvidia’nın ilk yapay zeka restoran ortağı yapan anlaşma kapsamında şirketler, Yum’un mevcut tescilli bulut tabanlı Byte By Yum! platformunu destekleyecek ve ölçeklendirecek bir teknoloji geliştirmeyi planlıyor.

Yum, Nvidia teknolojisini kullanarak ABD’deki seçili Taco Bell ve Pizza Hut lokasyonlarında birden fazla AI çözümünün pilot uygulamasını başlattı. Başarılı bir pilot uygulamanın ardından, 2025’in ikinci çeyreğinde Pizza Hut, Taco Bell, KFC ve Habit Burger genelinde 500 restoranı hedefleyen bu teknolojinin daha geniş bir şekilde kullanıma sunulması planlanıyor. 

Yapay zeka çözümleri, Yum! Brands genelinde üç temel alanda operasyonel performansı artırmaya odaklanacak:

  • Sesle otomatik sipariş alma yapay zeka temsilcileri: Nvidia Riva konuşma ve çeviri mikro servisleri ve NIM API mikro servislerine dayalı çözümler, araçtan servis ve çağrı merkezi operasyonlarını, insan konuşma kalıplarına uyum sağlayan, karmaşık menüleri ve müşteri tercihlerini anlayan ve daha doğal, sorunsuz bir sipariş deneyimi sağlayan konuşma yapay zekasıyla donatacak.
  • Bilgisayarlı görüşle geliştirilmiş operasyonlar: Yum! Brands, gerçek zamanlı analizler ve uyarılar aracılığıyla araçtan inmeden yapılan alışverişlerin verimliliğini ve arka ofis iş gücü yönetimini optimize etmek için Nvidia tabanlı bilgisayarlı görüş teknolojisini kullanacak.
  • Hızlandırılmış restoran istihbaratı: Şirket, restoran performansını değerlendirmek ve en iyi performans gösteren lokasyonlardaki en iyi uygulamalara dayalı olarak restoran yöneticileri için kişiselleştirilmiş eylem planları oluşturmak amacıyla yapay zeka destekli analizler ve aracılar kullanacak.

Yum China 10 yıllık teknoloji çabasında

Bu arada Yum China, son on yıldır uçtan uca bir dijitalleşme girişiminde yer aldı. KFC China, müşterilerinin ilk olarak 2015 yılında dijital olarak ödeme yapmasını sağladı ve ardından 2016’nın başlarında bir KFC uygulaması başlattı. Mart 2025 itibarıyla Yum China’nın dijital sadakat programı üyeliği (KFC ve Pizza Hut için) 540 milyon üyeyi aştı. 

Yum China, yapay zeka destekli mağaza yönetimi ve planlama araçlarını 2019’un başlarında entegre etmeye başladı. Yum China, 2021’de mağaza yöneticilerinin karar alma süreçlerine yardımcı olmak için mağaza ağından gelen operasyonel verileri kullanan yapay zeka destekli “Süper Beyin” aracını kullanıma sundu.

Şirket 2022’de yöneticilerin operasyonel ölçümleri gerçek zamanlı olarak takip etmelerini sağlayan taşınabilir “cep yöneticilerini” tanıttı. Yum China, 2023’te sistemlerinde uygulamaları keşfetmeye başladı; ve 2024’e gelindiğinde şirket, lojistik ve tedarik zinciri, müşteri hizmetleri ve çeşitli arka ofis işlevleri gibi alanlara üretken yapay zekayı entegre etmeye başladı.

Yum China, Çin’de 2.300’den fazla şehirde altı marka altında 16.000’den fazla restoran işletiyor; bunlar arasında KFC, Pizza Hut, Taco Bell, Lavazza kahve konsepti ve Çin mutfağı markaları Little Sheep ve Huang Ji Huang yer alıyor.

Maptriks Katkılarıyla Haftanın Mağaza Açılışları [16 – 20 Haziran]

maptriks magaza acilislari banner2
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [16 – 20 haziran] 12

Haziran ayının sonlarına yaklaşırken, perakendenin yaz yoğunlukları da devam ediyor. Yılın ikinci yarısında ilk yarısından daha zorlu bir sektörel beklenti hakim. Dileyelim ki çok daha iyi olsun…

Mağaza yatırımları tarafındaki ivmede her ne kadar bir düşüş gözlemlense de, sektör yatırımları devam ediyor.

İşte bu hafta gerçekleşen mağaza açılışları

Lululemon – Akasya AVM

maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [16 – 20 haziran]
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [16 – 20 haziran] 13

Lululemon, Akasya AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın Türkiye’deki 2. mağazasını oluşturuyor.

FashFed – Çeşme

fashfed magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [16 – 20 haziran] 14

FashFed, Çeşme mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, online perakendecinin 5. fiziksel mağaza yatırımı oldu.

Zsa Zsa Zsu – İzmir İstinye Park

zsa magaza 20haziranjpg
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [16 – 20 haziran] 15

Zsa Zsa Zsu, İzmir İstinye Park mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın 15. mağazasını oluşturuyor.

English Home – İstanbul

englishhome magaza 20haziran
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [16 – 20 haziran] 16

English Home, İstanbul Lotus Cadde Mimaroba mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın 306. mağazasını oluşturuyor.

Ramsey – Serdivan AVM

ramsey magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [16 – 20 haziran] 17

Ramsey, Sakarya Serdivan AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Magnolia Shop – Bodrum Anthaven

magnolia magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [16 – 20 haziran] 18

Magnolia Shop, Bodrum Anthaven mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın 25. mağazasını oluşturuyor.

Juan Valdez – City’s AVM

juanvaldez magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [16 – 20 haziran] 19

Juan Valdez, City’s AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın Türkiye’deki en büyük ikinci mağazası oldu.

Kahve Dünyası – Bilecik

kahvedunyasi magaza 20haziran
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [16 – 20 haziran] 20

Kahve Dünyası, Bilecik mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

TEMU, Türkiye Pazarına Resmen Giriş Yaptı: 1 İş Gününde Teslimat ve Yerel Faturalandırma Dönemi Başladı

Dünya genelinde e-ticaretteki hızlı yükselişiyle dikkat çeken Çin merkezli TEMU, Türkiye pazarına güçlü bir giriş yaptı. “Artık Türkiye’deyiz” sloganıyla başlatılan lansman kampanyasıyla birlikte şirket, İstanbul’daki operasyon üssü üzerinden Türkiye içi teslimat modeline geçti ve “1 iş gününde teslimat” hizmetini devreye aldı.

TEMU, İstanbul’da kurduğu operasyon merkeziyle birlikte Türkiye içinde lokal depo sistemine geçti. Böylece siparişler artık doğrudan Türkiye’den gönderiliyor. Bu adım sadece teslimat sürelerini ciddi şekilde kısaltmakla kalmıyor; aynı zamanda gümrük vergilerinden doğan maliyetleri de azaltarak fiyat rekabetinde avantaj sağlıyor.

temu1

Şirketin Türkiye’ye özel yerelleşme stratejileri lojistikle sınırlı değil. 2024’ün son çeyreğinden itibaren TEMU, ödeme ve faturalandırma süreçlerini de Türkiye’ye taşıdı. Artık kullanıcılar, İrlanda merkezli sistem yerine Türkiye’de kurulan şirket üzerinden ödeme yapıyor ve alışverişlerine dair faturaları yine yerel sistem üzerinden alıyor. Bu da hem işlem hızını artırıyor hem de şeffaflığı güçlendiriyor.

Pazara giriş sürecini agresif kampanyalarla destekleyen TEMU, ilk siparişte ücretsiz kargo ve indirim gibi teklifler sunarken; mobil uygulaması ve sosyal medya kanalları üzerinden “Türkiye’deyiz” temalı tanıtımlarla geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor.

TEMU’nun Türkiye pazarına adımı, yalnızca yeni bir oyuncunun sahaya çıkışı anlamına gelmiyor. “1 iş gününde teslimat”, yerel ödeme ve faturalandırma sistemleri ve agresif fiyatlandırma gibi unsurlar; hem mevcut pazaryerleri için yeni bir rekabet baskısı yaratıyor hem de tüketici tarafında beklentileri yeniden şekillendiriyor. Bu gelişme, global oyuncular için yalnızca dijital değil, operasyonel olarak da lokalize olmanın kaçınılmaz hale geldiğini gösteriyor. Aynı zamanda pazarlama dünyasında hız, maliyet ve güven üçgeninde yepyeni bir yarışın başladığına işaret ediyor.

TAB Gıda 2025 Hedeflerini Açıkladı: 180 Yeni Restoran ve 5 Bin Kişilik İstihdam

TAB Gıda, 2025 yılında 180’den fazla yeni restoran açmayı ve sistem genelinde 5 bin kişiye doğrudan istihdam yaratmayı hedefliyor. Şirket, tedarikçileri, iş ortakları ve çalışanlarının aileleriyle birlikte dolaylı olarak 150 bin kişinin hayatına dokunacak.

TAB Gıda, 2025 yılında da sürdürülebilir büyümesine devam ediyor. Franchise yatırımcılarına sunduğu cazip fırsatlar ve gıda işletmeciliği konusundaki ihtiyaçlarının tamamına yakınını kendi bünyesinde çözebilen benzersiz ekosistemin desteğiyle faaliyetlerine devam eden şirket, bu yıl içinde 180’den fazla yeni restoran açmayı ve yaklaşık 5 bin kişiye istihdam sağlamayı hedefliyor.

Restoran ağını genişletme konusundaki istikrarlı duruşunu sürdüren TAB Gıda, yalnızca 2024 yılı içinde neredeyse her iş gününde bir restoran açarak 7 markasıyla beraber restoran sayısını 1.830’a taşıdı. Franchise restoranların toplam portföy içindeki payı %45’e ulaşırken; şirket, dengeli büyüme stratejisiyle operasyonel verimliliğini artırdı, sektördeki liderliğini ise daha da sağlamlaştırdı.

Dijital dönüşüm, operasyonel mükemmellik ve şeffaf iletişim odağındaki stratejileriyle büyümeye devam eden TAB Gıda, yılda ortalama 350 milyon müşteriye hizmet sunuyor.

“30 yılı aşkın tecrübe ile lezzeti geleceğe taşıyoruz”

tab gıda 2025 hedeflerini açıkladı: 180 yeni restoran ve 5 bin kişilik i̇stihdam

TAB Gıda Co-CEO’su Özgür Çetinkaya, “TAB Gıda olarak kuruluşumuzdan bu yana yerli bilgi birikimimiz, güçlü lojistik ağımız, Ar-Ge ve teknolojiye yaptığımız yatırımlarla yeme-içme sektöründe öncü bir rol üstleniyoruz. 30 yılı aşkın süredir müşterilerimizi hem dünyaca ünlü markalarla hem de yerel damak zevkine hitap eden yeni tatlarla buluşturuyoruz. Burger King ile başlayan yolculuğumuz, zamanla bünyemize kattığımız Sbarro, Popeyes, Arby’s ve Subway gibi global markaların yanı sıra, kendi yarattığımız Usta Dönerci ve Usta Pideci markaları ile daha da zenginleşti. Menü mühendisliği yaklaşımıyla sürekli yenilediğimiz ürünlerimiz sayesinde, Türkiye’deki mutfak tercihinin yaklaşık yüzde 85’ine dokunuyor, her damak zevkine uygun seçenekler sunuyoruz.”

“Sürdürülebilir büyümemizin temelinde entegre yapımız var”

“TAB Gıda olarak sürdürülebilir büyümemizi, operasyonel gücümüze ve entegre yapımızın sağladığı sinerjiye borçluyuz. Çatı şirketimiz TFI TAB Gıda Yatırımlarının güçlü altyapısı sayesinde kırmızı et, yeşillik, ekmek ve patates gibi temel hammaddeleri kendi sistemimiz içinde üretebiliyor; dijitalleşme, lojistik ve tedarik zinciri yönetimi gibi stratejik alanlarda sektöre örnek teşkil eden uygulamaları hayata geçirebiliyoruz. Bu yapı, Franchise yatırımcılarımıza sadece güvenli bir iş ortaklığı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda kârlı ve sürdürülebilir büyüme fırsatları da yaratıyor. Markalarımıza yatırım yapmak isteyen girişimcilere; operasyonel bilgi birikimimiz, pazarlama desteğimiz ve güçlü satın alma ağımızla değer katmaya devam ediyoruz. 2025 yılında da Türkiye’nin dört bir yanında hizmet kalitemizi artıracak yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz.”

“Sürdürülebilirlik ilkelerimiz, dijital dönüşüm vizyonumuz ve insan odaklı çalışma anlayışımızla büyümeye devam edeceğiz”

“Yeni yatırımlar planlarken yalnızca büyüme rakamlarına değil, bu büyümeyi nasıl daha akıllı, verimli ve sürdürülebilir kılabileceğimize odaklanıyoruz” diyen Özgür Çetinkaya, “Bu anlayış doğrultusunda, 2025 yılı sonuna kadar 180’den fazla yeni restoran açmayı ve 5 bin kişiye doğrudan istihdam sağlamayı hedefliyoruz. Operasyonel ağımızı 2024 yılında olduğu gibi, 7 markamızla yüzde 10’un üzerinde genişletmeyi öngörürken, dijital satış kanallarının toplam gelirimiz içindeki payını artırmak da önceliklerimiz arasında yer alıyor. Teknoloji yatırımlarımız sayesinde restoran yönetiminde verimliliği artırıyor, müşteri memnuniyetini sürekli olarak yukarı taşıyoruz. Robot destekli hizmet çözümleri, gelişmiş iş gücü yönetim sistemleri ve kişiselleştirilmiş müşteri deneyimlerine yönelik dijital uygulamalarla, sektördeki lider konumumuzu sadece korumakla kalmıyor; hizmet kalitemizi geleceğe taşıyoruz. Tüm bu büyümeyi sürdürülebilirlik ilkelerimiz, dijital dönüşüm vizyonumuz ve insan odaklı çalışma anlayışımızla birlikte gerçekleştiriyoruz. TAB Gıda ailesi olarak yön verdiğimiz bu ekosistemin her adımında insan, kalite ve inovasyon odaklı yönetim anlayışından ödün vermeden ilerlemeye devam edeceğiz.”

Güçlü altyapısı, yerli üretim kabiliyeti ve yaygın restoran ağıyla TAB Gıda hem yurt içinde hem de uluslararası pazarlarda öncü adımlar atmaya devam ediyor. Yeni yatırımlar, şirketin hem ekonomik katma değer yaratma hem de sosyal etki sağlama vizyonunu yansıtan önemli adımlar olarak öne çıkıyor.

Zara, Mango, Oysho Gibi Markalara Üretim Yapan Türk YFA Tekstil İflas Etti

34 yıllık geçmişi, 12 milyon adetlik üretim kapasitesi ve 700 çalışanıyla sektörde önemli bir yere sahip olan YFA Tekstil iflas etti. Şirketin tasfiye süreci resmen başladı.

Türk tekstil sektörünün en köklü üreticilerinden biri olan YFA Tekstil, ekonomik zorluklara daha fazla dayanamayarak faaliyetlerine son verdi. İstanbul merkezli şirket için Bakırköy 1. İcra ve İflas Müdürlüğü, 15 Haziran 2025 tarihli kararıyla iflas sürecini başlattı. Dosya No: 2025/43 ile açılan dosyada tasfiye işlemleri resmen yürürlüğe girdi.

zara, mango, oysho gibi markalara üretim yapan türk yfa tekstil i̇flas etti

YFA Tekstil, başta Avrupa pazarı olmak üzere birçok ülkeye ihracat yapıyor ve dünya çapında tanınan markalara üretim gerçekleştiriyordu.

Üretim yaptığı markalar arasında Zara, Mango, Oysho, Pull&Bear, Guess, s.Oliver, Fila, Next, Tamaris, LPP, Miroglio gibi markalar yer alıyordu.

30 Bin m² Tesis, 12 Milyon Adet Üretim Kapasitesi

İstanbul’da 30 bin metrekarelik alanda faaliyet gösteren YFA Tekstil, aylık 1 milyon adedin üzerinde örme ürün üretimi yapıyordu.

Yıllık üretim kapasitesi 12 milyon parça olan şirket, sektörde yüksek hacimli üretim yapan sayılı firmalardan biriydi.

Tasfiye Süreci Başladı

İflas kararının ardından şirketin tüm varlıkları tasfiye sürecine alındı:

  • Tesis ve taşınmazlar
  • Stoklar ve makineler
  • Tedarikçi borçları ve çalışan alacakları

Tüm bu kalemler iflas masası tarafından değerlendirilecek. Yaklaşık 700 çalışanın da sürece dahil olduğu bildirildi.

Çinli Kahve Zincirlerinin Yeni Rotası: Küresel Pazarda Bir Dönüm Noktası mı?

Luckin Coffee ve Cotti Coffee gibi Çin’li kahve devleri, Çin’de Starbucks’ı geride bırakmalarının ardından şimdi gözlerini Amerika’ya çevirdi. Düşük fiyatlı ve yenilikçi kahve konsepti, New York’ta nasıl karşılanacak?

Dünyanın en rekabetçi perakende pazarlarından biri olan New York, şimdi Çinli kahve devlerinin yeni sınav alanı. Çin’in en büyük kahve zinciri Luckin Coffee, New York’un en sembolik bölgelerinden biri olan Lower Manhattan’da ilk mağazasını açmaya hazırlanıyor. Hemen ardından, rakibi Cotti Coffee de Brooklyn ve Manhattan’da mağaza açarak rekabeti kızıştırdı.

Çin’de Başlayan, Dünyaya Yayılan Bir Dönüşüm

cin luckin

Luckin Coffee, kısa süre önceye kadar bir skandalla anılıyordu. 2020’de Nasdaq’tan çıkarılmasına neden olan muhasebe skandalı, şirketin sonunu getireceği düşünülürken; dijital sipariş altyapısı, yaratıcı ürünler ve agresif fiyat rekabetiylemarkayı yeniden zirveye taşıdı.

  • Şu anda Çin’de Starbucks’ın iki katından fazla şubeye sahip.
  • 2023’te ünlü içkili latte’siyle ilk gün 5,4 milyon bardak satıp 13,7 milyon dolar ciro yaptı.
  • 2024’te 119 yeni ürün lanse etti.
  • Siparişlerin tamamı WeChat gibi yerel uygulamalar üzerinden veriliyor.

“Back to Basics” Değil: “Back to Price Wars”

starbucks cin

Cotti Coffee de Luckin’in eski yöneticileri tarafından kuruldu ve benzer bir stratejiyle büyüyor. ABD pazarına girerken de alışılmışın dışında yollar izleniyor:

  • İlk kez uygulamayı indiren müşterilere 0.99 dolarlık kahve promosyonları sunuluyor.
  • Tat profilleri, kahve ile bubble tea arasındaki çizgiyi bulanıklaştıracak kadar farklı.
  • Fiyatlar hâlâ Starbucks’tan ucuz olacak ancak Çin’deki fark kadar derin olmayacak.

New York Testi: Kahve Zincirleri için Kalabalık Ama Zor Bir Pazar

Bernstein Kıdemli Analisti Danilo Gargiulo, New York’u “kültürel anlamda en zorlu ama en doğru test pazarı” olarak tanımlıyor.

Çeşitliliği ve genç tüketici kitlesiyle ilgi çekici olsa da, yoğun rekabet ve yüksek operasyon maliyetleri Çinli markaların alışık olduğu modelle tam örtüşmeyebilir.

  • ABD’de Çinli markaların tedarik avantajı gümrük tarifeleriyle aşınıyor.
  • New York’taki işçilik maliyetleri Çin’den çok daha yüksek.
  • Mobil ödemeye alışık Çinli tüketiciler yerine, daha çok kart ve nakit ödeme talep eden Amerikan müşterilerle karşı karşıyalar.

Starbucks’ın Dönüşüm Planı Büyüyor: Sırada Mağaza Liderleri ve Kültür Var

Starbucks, satışları canlandırmak için başlattığı “Back to Starbucks” dönüşüm stratejisinin ikinci aşamasına geçti. Bu kez odakta mağaza çalışanları var.

Amerika’nın Las Vegas şehrinde düzenlenen Starbucks Leadership Experience 2025 etkinliği, markanın sadece müşteri değil çalışan memnuniyeti ekseninde de bir değişim süreci başlattığını gösterdi. CEO Brian Niccol, “Back to Starbucks” stratejisinin yalnızca yatırımcılara değil, çalışanlara da güven aşılaması gerektiğini belirtti. Ve bunun ilk adımı, mağaza yöneticilerine daha fazla söz hakkı tanımak oldu.

Starbucks Nereye Geri Dönüyor?

starbucks’ın dönüşüm planı büyüyor: sırada mağaza liderleri ve kültür var

Niccol’un şirketin kültürel kodlarına geri dönme çağrısı, yalnızca bir pazarlama hamlesi değil. Mobil siparişlerin yükselmesiyle birlikte, Starbucks mağazalarının bir zamanların sosyal buluşma alanı olma kimliğini kaybettiği görülüyor.

  • Son yıllarda mağazalardan 30.000’den fazla oturma alanı kaldırılmıştı. Bu karar, hem müşterileri hem çalışanları rahatsız etmişti.
  • Niccol, mağaza yöneticilerinden gelen talep doğrultusunda, oturma alanlarının yeniden ekleneceğini açıkladı ve büyük alkış aldı.

Çalışanlara Yetki, Yöneticilere Gelecek Vaat Ediliyor

Marka, 14.000’den fazla mağaza yöneticisinin katıldığı etkinlikte önemli bir kültürel dönüşüm mesajı verdi:

“Kahve, topluluk ve fırsat… Tüm iyi şeyler bu üçlüyle başlar,” diyen Niccol, mağaza yöneticilerini Starbucks’ın yeniden doğuşunun merkezine yerleştirdi.

Yeni dönemde:

  • Her mağazaya tam zamanlı bir yardımcı müdür atanacak.
  • Yönetici pozisyonlarının %90’ı iç terfiyle doldurulacak.
  • Yeni ürünler öncelikle 5 mağazada test edilecek; baristaların geri bildirimleriyle geliştirilecek.
  • Yöneticiler, kendi mağazalarının personel ihtiyacını daha fazla belirleyebilecek.

Sendika Baskısına Karşı Yumuşak Güç Stratejisi

Starbucks, Amerika’da son yıllarda hız kazanan sendikalaşma dalgasıyla da mücadele ediyor. Çalışanlar, uzun süredir vardiya saatleri ve iş yükü konusunda şikâyetçi.

Yeni yönetim bu konuda daha katılımcı bir model benimsemeye hazırlanıyor:

  • “Green Apron” adlı yeni vardiya modeli, yaz sonuna kadar yaygınlaştırılacak ve küresele yayılacak.
  • Bu model, hizmet sürelerini kısaltarak müşteri memnuniyetini artırmayı ve personel yükünü dengelemeyi hedefliyor.

Perakendeciler Ölçeklendirme veya Araçları Dahil Etme Konusunda Zorlanırken Yapay Zeka Yorgunluğu mu Başlıyor?

Perakende sektörü, yapay zekâyı (AI) benimseme konusunda istekli ancak henüz bu teknolojiyi ölçeklendirme aşamasında ciddi zorluklar yaşıyor.

Generatif AI’dan agentic AI’a kadar uzanan pek çok uygulama, sektörün gündemini belirledi. Ancak tam da bu yoğun ilginin ortasında, şirketlerde “yapay zeka yorgunluğu” baş gösteriyor olabilir.

Projeler Başladı, Yarısı Yolda Kaldı

Fortune’un aktardığına göre, S&P Global Market Intelligence verileri yapay zekâya dair önemli bir çelişkiye işaret ediyor:

2024 yılında şirketlerin yalnızca %17’si yapay zekâ projelerini iptal etmişken, bu oran 2025’te %42’ye yükseldi. Hatta ortalama bir şirket, başlattığı yapay zekâ projelerinin %46’sını tamamlamadan iptal etmiş durumda.

Bu veriler ışığında, sadece teknolojiye odaklanarak başlatılan projelerin uzun ömürlü olamayacağı netleşiyor.

Yapay Zeka Yorgunluğu Gerçek mi?

Quantum Workplace tarafından yapılan bir başka araştırma, iş süreçlerinde sık sık yapay zekâ kullanan çalışanların %45’inin daha yüksek düzeyde tükenmişlik yaşadığını ortaya koydu. Hiç kullanmayanlarda bu oran %35. Bu da teknolojiye entegrasyonun sadece araç değil, kültürel bir dönüşüm gerektirdiğini gösteriyor.

perakendeciler ölçeklendirme veya araçları dahil etme konusunda zorlanırken yapay zeka yorgunluğu mu başlıyor?

West Monroe danışmanlık şirketinden Erik Brown, bu yorgunluğun bir kısmını “moda teknolojilere karşı doğal bir tepki” olarak yorumluyor:

“Sürekli yapay zekâ konuşulması bir noktada bıkkınlık yaratıyor. Üstelik çoğu zaman önce teknoloji konuşuluyor, sonra iş değeri düşünülüyor. Bu da başarısızlığı beraberinde getiriyor.”

Büyük Şirketler de Yavaşladı

Fintek firması Ramp’in yayımladığı veriler, ABD’deki AI ürünlerinin kurumsal kullanımı açısından çarpıcı bir trendi gösteriyor. 10 ay süren artışın ardından, Mayıs 2025’te AI kullanım oranı durağanlaştı.

  • Büyük şirketlerde kullanım oranı: %49
  • Orta ölçekli şirketlerde: %44
  • Küçük işletmelerde: %37

TechCrunch editörlerinden Kyle Wiggers, bu verilerin “AI’nin sınırlarının farkına varan bir iş dünyasını” yansıttığını ifade ediyor.

Perakendede Neden Ölçeklenemiyor?

Google Cloud ile düzenlenen bir perakende yuvarlak masa toplantısına dayanan Valtech blog yazısında ise perakende sektörünün AI konusundaki en büyük sorunları net bir şekilde sıralanıyor:

  1. Net Sahiplik EksikliğiYapay zekâ projeleri genellikle teknoloji ekiplerinde başlatılıyor ama işi sahiplenip uçtan uca yürütecek bir iş lideri eksik oluyor.
  2. Tekrarlanabilirlik SorunuPilot projeler umut verici sonuçlar sunsa da, ölçeklenebilir yapılar tasarlanmadığı için sürdürülebilir olmuyor.
  3. Belirsiz Başarı KriterleriProjelerde anlamlı geri bildirim mekanizmaları kurulmadığı için, veriye dayalı gelişim sağlanamıyor ve motivasyon azalıyor.

Valtech Perakende Portföy Direktörü Matt Hildon bu durumu şöyle özetliyor: “Teknoloji hazır. Hazır olmayan iş süreçleri ve organizasyonel yapılar.”

Teknoloji Değil, Organizasyon Engel

Perakendede yapay zekâ, sadece bir yazılım yatırımı değil, kültürel ve yönetsel bir dönüşüm gerektiriyor. Şirketler, teknolojinin ötesine geçip AI’yi iş hedefleriyle entegre edebilecek stratejik bir yaklaşıma geçmedikçe, projeler yolda kalmaya devam edecek.

Sayiyo İş Geliştirme Lideri Beste Karaca: “Mağazalarda görünmeyeni görünür kılıyoruz.”

Sektörde “görünmeyeni görünür kılmak” mottosuyla yola çıkan Sayiyo, mağaza içi verimlilikten müşteri deneyimine kadar birçok alanda perakendenin dijitalleşmesine katkı sağlıyor. Kamera kullanmadan çalışan kişi sayım teknolojileriyle fark yaratan girişimin arkasında, güçlü bir mühendislik vizyonu ve sahadan gelen pratik bir birikim var.

Sayiyo İş Geliştirme Lideri Beste Karaca ile Sayiyo’nun teknoloji altyapısını, mağazacılıkta dijital dönüşüme bakışlarını ve perakende sektörüne sundukları çözümleri konuştuk.

Sayiyo ismiyle oldukça dinamik bir izlenim bırakıyorsunuz. Bu fikir nasıl ortaya çıktı? Sayiyo’nun hikâyesi nasıl başladı?

sayiyo i̇ş geliştirme lideri beste karaca: “mağazalarda görünmeyeni görünür kılıyoruz.”
sayiyo i̇ş geliştirme lideri beste karaca: “mağazalarda görünmeyeni görünür kılıyoruz.” 29

Sayiyo, ihtiyaçtan doğmuş bir hikâye. Biz, sektörün gerçek ihtiyaçlarını sahadan dinleyerek bu ihtiyaçlara çözüm üreten bir yapı kurduk. Sayiyo’nun yolculuğu kişi sayımıyla başladı ve zamanla akıllı mağaza altyapısına evrildi.

İlk çıkış noktamız, sektörde sıkça karşılaşılan doğruluk oranı sorunları ve KVKK uyumluluğu konusuydu. Bu sorunlara çözüm getirmek amacıyla, kamera teknolojisi kullanmadan çalışan Sayiyo kişi sayım cihazlarını geliştirdik. Böylece hem yüksek doğruluk oranı elde ettik hem de tamamen KVKK uyumlu, gizliliğe duyarlı bir sistem ortaya koyduk.

Ardından, müşteri deneyimini ölçümleyen ve mağaza analitiğini derinleştiren yeni ürünler geliştirerek Sayiyo’nun ürün ailesini genişlettik. Bugün kişi sayımı, platformun sadece %10’unu oluşturuyor. Perakende sektöründe daha önce denenmemiş 8 farklı ihtiyaca çözüm sunan 8 ayrı IoT modülümüzü, her ay birini paylaşacak şekilde firmaların kullanımına sunmaya başlıyoruz.

Sayiyo, yalnızca kişi sayımı değil; mağazaların operasyonel verimliliğini ve müşteri deneyimini uçtan uca yöneten bir dijital platforma dönüştü.

Kamera ile kişi sayımı artık yaygın ama maliyetli ve gizlilik konusunda soru işaretleri yaratıyor. Siz kamera kullanmadan çalışan bir teknolojiyle çalışıyorsunuz. Bu fark, müşterilerinize nasıl bir avantaj ve güven sağlıyor?

Sayiyo, mmWave tabanlı bir sistemle çalıştığı için kamera kullanmaz. Bu yapı, hem kişisel gizliliğe tam uyumludur hem de operasyonel açıdan önemli bir maliyet avantajı sunar. Kapsama alanımızı genişleterek ihtiyaç duyulan cihaz sayısını azaltmayı başardık. Ayrıca mmWave teknolojisinin ışık, gölge gibi dış faktörlerden etkilenmemesi, yüksek doğruluk oranı sağlar.

Bugün birçok firma, geçmişte yaşanan tutarsız teknoloji deneyimleri nedeniyle veriye güvenmekte tereddüt yaşıyor. Sayiyo olarak bu güvensizliği ortadan kaldırıyor, güvenilir veriyle işletmeleri doğru karar almaya teşvik ediyoruz.

Bu sistemin temelinde yalnızca teknoloji değil, güçlü bir mühendislik yaklaşımı da yer alıyor. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını doğru analiz edebilmek adına ciddi bilimsel araştırmalar ve saha tespitleri gerçekleştirdik. Bununla birlikte yalnızca teknoloji geliştirmiyor; işletme mühendisliği bakış açısıyla verimlilik, süreç iyileştirme ve operasyonel dönüşüm sağlıyoruz.

Tüm bu unsurlar, müşterilerimize yalnızca teknik anlamda değil; etik, yasal ve operasyonel düzeyde de güçlü bir güven duygusu sunuyor.

Doğruluk konusundaki hassasiyetimiz ise, Sayiyo’nun sektörde öne çıkan bir güven platformu olmasını sağladı. “Doğruluk yarışları” diyebileceğimiz test süreçlerinde elde ettiğimiz sonuçlar, sektörün en büyükleri tarafından onaylandı. Bu da bize, teknolojinin yalnızca bir araç değil, stratejik bir avantaj olduğunu gösteriyor.

Sayiyo olarak güçlü bir teknoloji altyapınız var. Bu noktada Rightyon Technology ile olan iş birliğiniz nasıl şekilleniyor? Geliştirdiğiniz sistemlerde bu iş birliği size nasıl bir avantaj sağlıyor?

Geliştirdiğimiz mimari yapı, hem Agent teknolojilerine hem de IoT tabanlı sistemlere uyumlu şekilde tasarlandı. Rightyon Technology partnerliğiyle millî donanımları yazılımlarımıza entegre ederek hem dışa bağımlılığı azaltıyor hem de veri güvenliği konusunda yüksek standartlarda çözümler sunuyoruz.

Bu iş birliği, Sayiyo’nun sadece bir yazılım platformu değil, uçtan uca yönetilebilen bir dijital mağaza altyapısı sunmasını mümkün kılıyor. Rightyon sayesinde sektörde ölçülmek istenen verileri, özel geliştirilen donanımlarla Sayiyo’ya entegre edebiliyoruz.

Sahada edindiğiniz deneyimler, Sayiyo’nun teknolojik yaklaşımına nasıl yön verdi? Sizi diğer çözümlerden ayıran en temel farklar neler?

Biz sahadan gelen bir ekip olarak, mağaza içi operasyonların görünmeyen taraflarında kaybolan ciddi değerler olduğunu biliyoruz. Raf önü verimliliği kadar, arka plan süreçlerin yönetimi de mağaza başarısını doğrudan etkiliyor.

Sayiyo’nun temel yaklaşımı, bu görünmeyen alanları görünür kılmak üzerine kurulu. Geliştirdiğimiz çözümler sayesinde sadece kaç kişi mağazaya girdiğini değil, mağaza içindeki hareketliliği, müşteri davranışlarını ve kaynak kullanımını da analiz edebiliyoruz.

Bizi farklı kılan en temel unsur, sahadaki gerçek sorunlara mühendislik ve iş zekâsı perspektifiyle yaklaşmamız. Her ürünümüzün arkasında, doğrudan mağaza yönetiminde karşılaşılan bir probleme çözüm üretme niyeti var.

Dijital dönüşüm deyince çoğu marka donanım almayı yeterli görüyor. Sizce asıl dönüşüm nerede başlıyor? Sayiyo markalara bu dönüşüm yolculuğunda en çok hangi noktada destek oluyor?

Dijital dönüşüm, donanım kurmakla değil; toplanan verileri anlamlandırmakla ve bu verilerden içgörü üretmekle başlar. Asıl dönüşüm, veriyi sadece depolamak değil, ona doğru sorular sorarak değerli hale getirmekle mümkün olur.

Sayiyo, gerçek zamanlı analiz ve yapay zekâ destekli sistemiyle, veriye dayalı karar alma kültürünü markaların merkezine yerleştiriyor. Kurduğumuz yapı sayesinde; yöneticiler yalnızca geriye dönük raporlar değil, anlık içgörülerle süreci yönlendirme imkânına sahip oluyor.

En çok destek olduğumuz alan, bu teknolojik dönüşümün stratejik karar süreçlerine entegrasyonudur. Sayiyo’yu kullanan markalar, sadece ölçüm yapan bir sistem değil, karar destek altyapısına sahip bir iş ortağı elde etmiş oluyor.

Teknolojiyi kurmak başka, sahada kullanılmasını sağlamak bambaşka. Sayiyo sistemlerini saha ekipleri ne kadar kolay benimsiyor? En çok hangi yönü kullanıcı dostu olarak öne çıkıyor?

Teknoloji ne kadar gelişmiş olursa olsun, sahada kullanılmadığı sürece gerçek bir dönüşüm sağlayamaz. Bu nedenle Sayiyo’nun arayüzlerini sade, sezgisel ve kullanıcı dostu şekilde tasarladık.

Mobil uygulamamız ve web panelimiz, hem merkez ekiplerinin hem de mağaza çalışanlarının rahatlıkla erişip kullanabileceği bir yapıda çalışıyor. Tek tuşla veri takibi, rapor alımı ve anlık bildirimlerle teknolojiye adaptasyonu herkes için kolaylaştırıyoruz.

Ayrıca sistemlerimiz, hızlı kurulum ve kolay anlaşılır yapısıyla günlük operasyonlara hızla entegre edilebiliyor. Böylece tüm ekipler için verimli, pratik ve erişilebilir bir kullanım deneyimi sunuyoruz.