Ana Sayfa Blog Sayfa 91

DESA 2025’te Karlılığını Güçlendirdi: Net Kâr %35 Artışla 581 Milyon TL’ye Ulaştı

Türkiye’nin önde gelen deri markalarından DESA, 2025 yılı finansal sonuçlarını açıkladı. Üretim, perakende ve ihracat alanlarında yarım asrı aşkın deneyimiyle faaliyet gösteren şirket, zorlu piyasa koşullarına rağmen net kârını %35 artırarak 581 milyon TL’ye taşıdı ve güçlü bir kârlılık performansı sergiledi.

Güçlü Marjlar ve Artan Nakit Pozisyonu

DESA’nın 2025 yılı konsolide satış geliri 3,82 milyar TL olarak gerçekleşti. Dış pazarlardaki talep daralması, iç piyasa ekonomisinin zorlukları ve turist harcamalarındaki düşüşe rağmen şirket cirosunu korudu. Brüt kâr marjı %58,6 ile yüksek fiyatlama kabiliyeti ve marka değerini yansıtırken, FAVÖK %7,5 artışla 1,20 milyar TL’ye yükseldi ve FAVÖK marjı %28,6’dan %31,4’e çıktı.

Finansal gelirlerin katkısıyla net kâr 2024’te 429 milyon TL iken 2025’te 581 milyon TL’ye çıkarak net kâr marjı %15,2 seviyesine ulaştı. Şirketin net nakit pozisyonu ise 42,64 milyon ABD$’a yükseldi.

Operasyonel Verimlilik ve Çeşitlenen Kanallar

DESA, dikey entegre iş modeli ve çok kanallı satış stratejisi ile maliyet baskılarına rağmen operasyonel verimliliğini korudu. 2025’te perakende satışlar %34 artarken, e-ticaret kanalı %74,9 büyüdü; dijital satışların toplam iç pazardaki payı %17 seviyesine ulaştı.

İhracatta ise İtalya’daki yatırım tam kapasiteyle çalışmaya başladı; müşteri sayısı iki katına çıkarıldı ve cirosuna %10’dan fazla katkı sağlandı. Böylece DESA, ihracatta güçlü bir müşteri portföyü oluşturdu.

İstihdam ve Büyüme

Şirket, özellikle son çeyrekte yapılan işe alımlarla toplam istihdamını %10 artırarak sektörde pozitif ayrıştı. Adet bazlı büyüme yaklaşık %7 olarak gerçekleşti.

2026 Beklentileri

DESA CEO’su Burak Çelet, 2026 yılı için şunları belirtti:

“Net nakit fazlamız ve güçlü finansal pozisyonumuz, riskleri yönetmemize ve fırsatları değerlendirmemize imkan sağlıyor. 2026 yılında da kârlı ve sürdürülebilir büyüme hedefimizi koruyacağız. Perakende ve online kanallarda adet bazlı büyüme stratejimiz devam edecek, enflasyonun üzerinde büyümeyi hedefliyoruz.”

DESA, üretim verimliliği, çok kanallı satış ve ihracat odaklı stratejisi sayesinde zorlu piyasa koşullarına rağmen 2025’i güçlü bir performansla tamamladı ve 2026’da büyüme ve kârlılığı sürdürmeyi planlıyor.

Inditex’te Satış ve Kâr Artışı: Zara Liderliğinde Güçlü Başlangıç

Inditex, yıllık finansal sonuçlarında hem satış hem de kârlılık tarafında artış kaydederken yeni yıla da güçlü bir başlangıç yaptığını açıkladı. Zara’nın sahibi olan İspanyol perakende devi, operasyonel performansını mağaza ve online kanallardaki dengeli büyümeye bağlıyor.

Şirketin faiz ve vergi öncesi kârı (EBIT) Ocak 2025–Ocak 2026 döneminde %5,9 artarak 6,9 milyar sterline ulaştı. Vergi öncesi kâr ise %5,8 artışla 6,9 milyar sterlin seviyesinde gerçekleşti. Bu kârın yaklaşık 4,8 milyar sterlinlik bölümü Zara’nın moda ve ev ürünleri operasyonlarından elde edildi.

Gelirler 34,5 Milyar Sterline Yükseldi

zara6 edited

Aynı dönemde şirketin toplam gelirleri %3,2 artarak 34,5 milyar sterline çıktı. Zara’nın satışları %1 artışla 21,8 milyar sterline ulaşırken, grubun diğer markalarında da büyüme kaydedildi.

Stradivarius, Bershka, Massimo Dutti, Oysho ve Pull&Bear gibi markalarda da gelir artışı görüldü.

Özellikle 1 Şubat–8 Mart döneminde mağaza ve online satışlar geçen yılın aynı dönemine göre %9 yükseldi.

Mağaza ve Online Kanallar Büyümeyi Destekledi

Şirket yönetimi, satış ve kâr artışının temel nedeninin hem fiziksel mağazalarda hem de e-ticaret tarafında görülen “çok tatmin edici gelişim” olduğunu belirtiyor. Çok kanallı perakende stratejisi, Inditex’in büyümesinin temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

Yeni Dönemde Fiziksel Büyüme Devam Edecek

Inditex, önümüzdeki dönemde de kârlı büyüme stratejisini sürdürmeyi planlıyor. Şirket, fiziksel mağaza ağını kapsayan brüt ticari alanın yaklaşık %5 oranında büyümesini öngörüyor.

Inditex CEO’su Óscar García Maceiras, sonuçları değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:

“Bu sonuçlar, ekiplerimizin sekiz ticari formatımızda milyonlarca müşterinin güvenini her gün karşılayabilme yeteneğini gösteriyor. Müşterilerimizle güçlü bir bağ kurmak, onların beklentilerini anlamak ve farklılaştırılmış bir alışveriş deneyimi sunmak uzun vadeli büyümemizin temelini oluşturuyor.”

Retail Talks, Kiralabunu Elif Kapıcı: “Sahiplikten erişime: Perakendede kiralama ekonomisi yükseliyor”

Retail Talks’un bu bölümünde, Kiralabunu Kurucu Ortağı Elif Kapıcı ile perakendede giderek güçlenen kiralama modelini, tüketici tarafında değişen sahiplik anlayışını ve bu dönüşümün markalar için nasıl yeni bir gelir modeli yarattığını konuştuk.

Tüketicilerin artık bir ürüne erişmek için onu satın almak zorunda olmadığını fark ettiği bir döneme giriyoruz. Teknoloji ürünlerinden bebek ürünlerine, beyaz eşyadan mobilyaya kadar birçok kategoride kiralama ve abonelik modelleri giderek daha fazla kabul görüyor. Elif Kapıcı, Türkiye’de henüz birkaç yıl önce “ürün kiralanır mı?” sorusuyla karşılanan bu modelin bugün nasıl hızla perakendecilerin gündemine girdiğini ve sektörün bu yeni iş modeline nasıl adapte olduğunu örneklerle anlatıyor.

Ürün kiralamanın yalnızca bir tüketim alternatifi değil; aynı zamanda perakendeciler için yeni bir satış kanalı ve yeni bir gelir modeli haline geldiği bu sohbette, kullanıcı motivasyonlarından ürün yaşam döngüsü yönetimine, kategoriler bazında gelişim alanlarından kiralama ekonomisinin büyüme potansiyeline kadar geniş bir perspektif ele alınıyor. Önümüzdeki yıllarda perakende ekosisteminde kiralama modellerinin nasıl konumlanacağı ve hangi alanlarda daha hızlı yaygınlaşacağı bu bölümün öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor.

İyi seyirler…

“Sahiplikten erişime: Perakendede kiralama ekonomisi yükseliyor” | KiralaBunu, Elif Kapıcı | Retail Talks

YouTube, Dünyanın En Büyük Medya Şirketi Olma Yolunda Disney’i Geride Bıraktı

Video platformu YouTube, medya sektöründeki güç dengesini yeniden tanımlıyor. Analizlere göre platform, 2025 yılında elde ettiği gelirle Disney ’in medya operasyonlarını geride bırakarak dünyanın en büyük medya şirketlerinden biri haline geldi.

Alphabet’in açıkladığı verilere göre YouTube’un 2025 gelirleri 60 milyar doların üzerine çıktı. Analizlere göre platformun toplam geliri yaklaşık 62 milyar dolara ulaşarak Disney’in deneyim ve park gelirleri hariç medya gelirlerini geçti.

MoffettNathanson daha önce YouTube’u “tüm medyanın yeni kralı” olarak tanımlamıştı. Platformun tahmini şirket değeri ise 500 ila 560 milyar dolar arasında hesaplanıyor. Bu rakam, yaklaşık 409 milyar dolar piyasa değerine sahip Netflix’i de geride bırakıyor.

Reklamdan Aboneliğe Dev Ekosistem

YouTube’un büyümesinin önemli bir bölümü reklam gelirlerinden geliyor. Platformun reklam gelirleri yalnızca yılın son çeyreğinde 11,4 milyar dolara ulaşırken, yıllık reklam gelirleri 40 milyar doların üzerine çıktı.

Ancak platformun büyümesi yalnızca reklamla sınırlı değil. YouTube Premium, YouTube Music, NFL Sunday Ticket ve YouTube TV gibi abonelik servisleri de gelir modelinin önemli parçaları haline geldi.

Yaklaşık 10 milyon abonesi bulunan YouTube TV, önümüzdeki yıllarda geleneksel ücretli televizyon platformları Charter ve Comcast gibi oyuncuların önüne geçebilecek potansiyele sahip.

İçerik Üreticileri Ekonominin Merkezinde

YouTube’un yükselişindeki en kritik faktörlerden biri ise içerik üreticisi ekonomisi. Platform bugüne kadar içerik üreticilerine, müzik şirketlerine ve medya ortaklarına 100 milyar dolardan fazla ödeme yaptı.

YouTube CEO’su Neal Mohan, platformun temel misyonunu şu sözlerle özetliyor:

“İçerik üreticileri için yaptığımız iki temel şey var. Birincisi, dünyanın her yerinde hayran kitlesi oluşturmalarına yardımcı olmak. İkincisi ise kendi işlerini kurmalarını sağlamak.”

Analistler, YouTube’un büyümesinin arkasındaki bir diğer önemli faktörün yapay zeka yatırımları olduğunu belirtiyor. Yeni AI araçlarının içerik üreticilerinin daha hızlı ve daha yüksek kalitede içerik üretmesini sağlayacağı düşünülüyor.

Medya ve teknoloji dünyasının kesişiminde konumlanan platform, içerik üretici ekonomisinin büyümesiyle birlikte önümüzdeki yıllarda da sektördeki ağırlığını artırmaya devam edecek gibi görünüyor.

ŞOK Marketler 2025’te 279 Milyar TL Ciroya Ulaştı, Mağaza Sayısı 11 Bini Aştı

ŞOK Marketler, 2025 yılı finansal sonuçlarını paylaştı. Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) da paylaşılan bilgilere göre, ŞOK Marketler, Türkiye ekonomisine ve istihdama katkı sağlamaya devam etti.

ŞOK Marketler, net satış gelirlerini 2024’e göre reel olarak yüzde 5 artırarak 279 milyar liraya çıkarttı. 2025 sonu itibarıyla mağaza sayısını 11 bin 74’e çıkaran şirketin çalışan sayısı ise 51 bin 212’ye yükseldi.

Firma, 2025 yılında öz markalı ürün portföyünü geliştirmeyi sürdürdü. Mis, Evin, Lio, Amigo, Mintax ve Piyale gibi markalar, kampanyalar ve iletişim çalışmalarıyla desteklenirken, yeni ürün lansmanlarıyla raflardaki çeşitlilik arttı. Üretim süreçlerinde ‘Tarladan Sofraya Doğru Tarım’ tedarik modeliyle yerli üreticilere sağlanan destek devam etti.

Gıda güvenliğinde pestisit kontrol süreci başlatıldı

ŞOK Marketler, 2025’in son çeyreğinde gıda güvenliği alanında önemli bir yatırımı hayata geçirdi. Antalya’daki tedarik platformunda kurulan laboratuvarda, standart pestisit kontrol süreçlerine ek olarak taze meyve ve sebzelerde raf öncesi pestisit analizi uygulaması başlatıldı.

Domates ile başlayan ve biber, portakal, mandalina ve greyfurtun da dahil edildiği uygulama kapsamında ürünler, ‘Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliği’ne uygunluk açısından analiz ediliyor. Mağazalara sadece analizi uygun çıkan ürünler sevk edilerek ‘Pestisit analizinden geçmiştir’ ibaresiyle müşterilere sunuluyor ve müşterilerin aldığı ürünü güvenle tüketmesi sağlanıyor. 

Uygulama ile tarladan mağazaya uzanan tedarik zincirinde izlenebilirlik güçlendirilirken, çiftçilerin doğru tarım uygulamaları konusunda gelişimine de destek olunuyor. Gelecek dönemde analiz sürecinin diğer meyve-sebze kategorilerine yaygınlaştırılması planlanıyor.

Kampanyalarla hane bütçesine destek sağlandı

Temel ihtiyaç ürünlerini uygun fiyatlarla sunma hedefiyle faaliyet gösteren ŞOK Marketler, 2025 yılı boyunca hayata geçirdiği farklı kampanya ve indirimlerle müşterilerinin bütçesine katkı sağladı.

Geçen yıl ramazan ayı boyunca ve kasım ayında düzenlenen ‘100 Üründe Geçen Yılın Fiyatları’ kampanyasıyla temel gıda ve temizlik ürünleri avantajlı fiyatlarla sunuldu. Kampanya, bu yıl ramazan ayında tekrar düzenlendi. ‘Win’ sadakat programına özel kampanyalarla da müşterilere ek faydalar sağlandı.

Yıl sonu itibarıyla kadın çalışan oranı yüzde 61’e ulaşan ŞOK Marketler, kadınların ekonomik hayata katılımını destekleyen uygulamalarıyla öne çıktı. Şirket, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından düzenlenen ‘Türkiye’nin Girişimci Kadın Gücü’ yarışmasında ‘Kadın İstihdamını En Hızlı Artıran Şirket’ ödülüne layık görüldü. Kadın kooperatifleri ürünlerinin mağazalarda satışa sunulduğu ‘ŞOK’ta Ben de Varım’ projesi ise gelişerek devam ediyor.

‘Büyümeyi sürdürdük’

şok marketler 2025’te 279 milyar tl ciroya ulaştı, mağaza sayısı 11 bini aştı

Açıklamada görüşlerine yer verilen ŞOK Marketler Üst Yöneticisi (CEO) Uğur Demirel, 2025 yılında çevik operasyonel yapıları, verimlilik odaklı yaklaşımları ve stratejik yatırımlarının katkısıyla dinamik piyasa koşullarına rağmen iyi bir performans sergilediklerini ve büyümelerini sürdürdüklerini belirtti.

Yıl boyunca açtıkları yeni mağazalar ve devreye aldıkları yeni dağıtım merkezleriyle lojistik altyapılarını güçlendirirken istihdama katkı sağlamaya devam ettiklerini aktaran Demirel, şunları kaydetti:

‘Dijitalleşme vizyonumuz çerçevesinde, Cepte Şok uygulamamızla müşterilerimize hızlı ve pratik bir alışveriş deneyimi sunarken, Win sadakat programımızla milyonlarca müşterimizin hane bütçesine doğrudan katkı sağlayarak onlara özel avantajlar sunduk. Gıda güvenliği denetimlerimizi, kurduğumuz yeni pestisit analiz altyapımızla daha da ileriye taşıdık.’

Demirel, öz markalarıyla yerli üretimi desteklemeyi ve kadın istihdamını artırmayı, sürdürülebilir büyüme stratejilerinin kritik unsurları olarak gördüklerini vurgulayarak, ‘Önümüzdeki dönemde de uygun fiyat politikamızdan ödün vermeden, operasyonel mükemmeliyet, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde büyümeyi sürdürmeyi ve tüm paydaşlarımız için kalıcı değer yaratmaya devam etmeyi hedefliyoruz.’ değerlendirmesinde bulundu.

MR.DIY, WeWALK İş Birliğiyle Görme Engelliler için Erişilebilir Alışveriş Deneyimi Sunuyor

Ev yaşam kategorisinde sunduğu geniş ürün yelpazesini herkes için erişilebilir kılmayı hedefleyen MR.DIY, görme engelli bireylerin alışveriş deneyimini kolaylaştırmak amacıyla WeWALK uygulamasıyla iş birliği başlattı.

Kırtasiyeden ev gereçlerine, hırdavattan oyuncak ve hediyelik eşya kategorilerine kadar 10’dan fazla kategoride 18 bini aşkın ürünü müşterileriyle buluşturan marka, bu adımla kapsayıcı mağazacılık anlayışını bir adım ileri taşıyor.

WeWALK ile mağaza içinden eve uzanan destek

İş birliği kapsamında, WeWALK uygulaması üzerinden sunulan DANIŞ görüntülü destek hizmeti MR.DIY mağazalarında ücretsiz olarak kullanılabiliyor. Kullanıcılar, kendi telefonlarına WeWALK uygulamasını indirerek “DANIŞ” hizmeti üzerinden “MR.DIY ile Ev ve Yaşam” kategorisini seçiyor ve özel eğitim almış profesyonel asistanlara bağlanabiliyor.

Danışmanlar, kamera aracılığıyla kullanıcıya eşlik ederek mağaza içinde yönlendirme yapıyor, aranan ürünün bulunmasına yardımcı oluyor ve fiyat, ebat ile kullanım özellikleri gibi bilgileri anlık olarak aktarıyor.

Hizmet yalnızca mağaza içi destekle sınırlı kalmıyor. Satın alınan ve kurulum gerektiren ürünlerde de kullanıcılar aynı destekten yararlanarak ev ortamında kurulum sürecini daha güvenli ve kolay şekilde tamamlayabiliyor.

dilara neyisli cagli mrdiy

MR.DIY Türkiye Genel Müdürü Dilara Neyişçi Çağlı, kapsayıcılığın marka için önemli bir öncelik olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Perakendede iyi deneyim, herkes için eşit derecede erişilebilir olduğunda anlam kazanıyor. WeWALK ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği sayesinde, görme engelli bireylerin mağazalarımızda daha bağımsız ve konforlu bir alışveriş deneyimi yaşamasını destekliyoruz. Bu iş birliğiyle ‘herkes için erişilebilir alışveriş’ vizyonumuzu güçlendirirken, müşterilerimiz için sunduğumuz ‘çok iyi’ deneyimi daha kapsayıcı bir hale getirmeyi hedefliyoruz.”

ChatGPT’de Reklam Gösterimlerinin %44’ü Perakende Markalarından

Uygulama analiz şirketi Sensor Tower’ın yayımladığı yeni verilere göre, ChatGPT’de yürütülen ilk reklam denemelerinde perakende ve gıda markaları açık ara öne çıkıyor.

OpenAI, amiral gemisi sohbet robotunda reklam testlerinin dördüncü haftasına girerken, perakende ve market promosyonları platformdaki tüm reklam gösterimlerinin %44’ünü oluşturarak en büyük kategori haline geldi.

Bu süreçte Target, Sephora ve Wayfair, ChatGPT’de reklam veren ilk perakende markaları arasında yer alıyor. Ortaya çıkan tablo, perakende ve gıda reklamlarının uzun süredir baskın olduğu Google Arama gibi geleneksel dijital reklam kanallarındaki eğilimleri de yansıtıyor.

Yapay Zekâ Sohbetlerinde Alışveriş Davranışı Öne Çıkıyor

sephora mağazası

Analistler, bu durumun kullanıcıların yapay zekâ destekli sohbet robotlarıyla kurduğu etkileşim biçimini ortaya koyduğunu belirtiyor. ChatGPT’de yapılan birçok sorgunun ürün keşfi, alışveriş araştırması ve günlük tüketim ihtiyaçları etrafında yoğunlaştığı görülüyor.

Diğer sektörler ise şu aşamada reklam gösterimlerinde daha sınırlı bir paya sahip. Medya ve eğitim kategorisi %12,6, yazılım ve teknoloji %11,9, seyahat ve eğlence %10,4, teslimat hizmetleri ise %9,1 oranında pay alıyor.

Sensor Tower, iki haftalık bir analiz sürecinde ChatGPT’de reklam veren 100’den fazla markayı takip ettiğini ve bu markaların perakende, gıda, seyahat, medya ve teslimat gibi farklı sektörlerden geldiğini belirtiyor.

ChatGPT’de gösterilen reklamlar, geleneksel banner ya da görüntülü reklamlardan farklı bir yapıya sahip. Reklam içerikleri, chatbot yanıtlarının içinde yer alıyor ve kullanıcının konuşma bağlamına göre öne çıkarılıyor. Bu da gösterilen reklamların, kullanıcının yapay zekâ ile konuştuğu konuya doğrudan bağlı olduğu anlamına geliyor.

İlk veriler, tüketicilerin üretken yapay zekâ platformlarını nasıl kullandığına dair önemli ipuçları da sunuyor. Sensor Tower’a göre perakende promosyonlarının ağırlığı, ürün araştırma, seçenek karşılaştırma ve satın alma noktası bulma gibi davranışların geleneksel arama motorlarından yapay zekâ sohbet arayüzlerine doğru kaymaya başladığını gösteriyor.

Bu değişim pazarlama dünyası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Eğer keşif ve araştırma davranışı arama motorlarından konuşma tabanlı yapay zekâ platformlarına kaymaya devam ederse, markaların dijital reklam stratejilerini, ürün görünürlüğünü ve müşteri edinme modellerini yeniden düşünmesi gerekebilir.

Buna karşın sektörün en büyük oyuncularından bazıları henüz bu kanalı test etmiş değil. Amazon, Walmart, Costco ve Apple gibi büyük şirketler şu aşamada ChatGPT’de reklam veren markalar arasında yer almıyor.

Reklam denemeleri hâlâ erken aşamada. Önümüzdeki aylarda konuşma tabanlı yapay zekânın yeni bir performans pazarlama kanalı mı olacağı, yoksa mevcut arama reklamcılığı ekosisteminin bir uzantısı olarak mı kalacağı daha net ortaya çıkacak.

CreatorDen CEO’su Merve Deşen: “Influencer Marketing Artık Bir Keşif Süreci Değil, Veriyle Kurulan Bir Eşleşme Modeli”

Influencer marketing, son yıllarda dijital pazarlamanın en hızlı büyüyen alanlarından biri haline gelirken, sektörün yapısı da önemli bir dönüşüm geçiriyor. Bir dönem daha çok sezgiye, kişisel ilişkilere ve takipçi sayısına dayalı ilerleyen influencer iş birlikleri, bugün giderek daha fazla veri analizi, ölçümleme ve stratejik eşleşme modelleriyle şekilleniyor. Bu dönüşüm, markaların influencer marketing’i yalnızca görünürlük sağlayan bir iletişim aracı olarak değil; ölçülebilir sonuçlar üreten bir pazarlama disiplini olarak konumlandırmasına da zemin hazırlıyor.

CreatorDen CEO’su Merve Deşen ile, influencer marketing’de veri odaklılığın ne ölçüde içselleştirildiğini, büyük veri setlerinin karar süreçlerini nasıl değiştirdiğini ve sektörün önümüzdeki dönemde hangi yapısal dönüşümlerle karşılaşacağını konuştuk.

Influencer marketing artık sezgilerden çok veriye dayalı ilerliyor. Sizce sektörde “veri odaklılık” gerçekten içselleştirildi mi, yoksa hâlâ çoğu marka için bir pazarlama söylemi olarak mı kullanılıyor?

Influencer marketing’te veri odaklılık kavramı artık herkesin sözlüğünde var; ancak uygulama düzeyinde hâlâ tam anlamıyla içselleştirildiğini söylemek zor. Pek çok marka, veri kullanıyor; fakat veriyi stratejik bir karar katmanı olarak değil, raporlama aracı olarak konumlandırıyor.

creatorden ceo’su merve deşen: “influencer marketing artık bir keşif süreci değil, veriyle kurulan bir eşleşme modeli”

Gerçek veri odaklılık; kampanya sonunda performansı ölçmekten çok, kampanya başlamadan önce doğru eşleşmeyi yapmak, bağlamı analiz etmek ve olası sonucu öngörebilmekle başlar. Bugün hâlâ influencer seçiminde sezgisel tercihler, yüzeysel metrikler ve takipçi büyüklüğü belirleyici olabiliyor. Oysa asıl dönüşüm, verinin “kanıt” olmaktan çıkıp “rehber” hâline gelmesiyle mümkün. Sektör bu eşiğe geldi; ancak içselleştirme süreci henüz tamamlanmış değil.

CreatorDen Hub’da 400.000’den fazla influencer kartını analiz ettiğinizi söylüyorsunuz. Bu ölçekte bir veri havuzu, markaların influencer seçiminde ve karar alma süreçlerinde neyi kökten değiştiriyor?

Bu ölçekte bir veri havuzu, influencer marketing’i bir keşif sürecinden sistematik bir eşleştirme modeline dönüştürüyor. Geleneksel yaklaşımda influencer seçimi çoğunlukla manuel tarama, kişisel referans ve sınırlı metrik analiziyle ilerlerdi. Geniş ve yapılandırılmış bir veri seti ise karar sürecini sezgiden çıkarıp öngörülebilirliğe taşıyor.

Markalar artık yalnızca “bu influencer’ın kitlesi kim?” sorusunu değil; “bu içerik hangi bağlamda, hangi ilgi kümeleriyle kesişiyor ve geçmişte nasıl bir etki üretmiş?” sorusunu da sorabiliyor. Bu da riskin azalması, bütçenin daha isabetli kullanılması ve performansın kampanya öncesinde daha gerçekçi projekte edilmesi anlamına geliyor. Ölçekli veri, influencer marketing’i kreatif bir deneme alanından, optimize edilebilir bir performans disiplinine yaklaştırıyor.

Markalar influencer marketing yatırımlarında en sık hangi yanlış varsayımlarla hareket ediyor? Verinin, bugüne kadar düzelttiği en kritik hatalar neler oldu?

En yaygın yanlış varsayım, yüksek takipçi sayısının yüksek etki anlamına geldiği düşüncesi. Oysa algoritmaların ilgi alanı temelli çalıştığı bir düzende, kitlenin büyüklüğünden çok içerik bağlamı ve hedef kitleyle örtüşme düzeyi belirleyici oluyor.

Bir diğer yaygın hata ise demografik kırılımların yeterli olduğu varsayımı. “25–34 yaş kadın” hedeflemesi, ilgi kümeleri ve niyet bazlı tüketim davranışı karşısında çoğu zaman yetersiz kalıyor. Veri analizi, bu varsayımları kırarak; daha küçük ama daha ilgili toplulukların çoğu zaman daha yüksek geri dönüş sağladığını gösterdi.

Verinin düzelttiği en kritik hata ise, influencer marketing’in yalnızca üst-funnel bir “görünürlük” kanalı olduğu algısı oldu. Doğru eşleşmeyle kurgulanan kampanyalar, doğrudan satış ve dönüşüm etkisi yaratabiliyor. Bu da yatırımın konumunu bütçe kalemleri içinde yeniden tanımlıyor.

Son dönemde performans pazarlaması ile influencer marketing arasındaki sınırlar giderek bulanıklaşıyor. Sizce bu iki alan artık iç içe mi ilerliyor, yoksa markaların hâlâ net bir denge kurması mı gerekiyor?

Bugün influencer marketing ile performans pazarlaması arasındaki sınır belirgin biçimde incelmiş durumda. Influencer içerikleri artık yalnızca marka algısını güçlendiren değil, doğrudan dönüşüm üreten varlıklar hâline geliyor. Özellikle algoritmaların içerik tüketim davranışına göre dağıtım yaptığı bir düzende, doğru bağlamda üretilmiş bir influencer içeriği performans kampanyası kadar ölçülebilir sonuçlar verebiliyor.

Bununla birlikte tamamen iç içe geçmiş bir yapıdan söz etmek yerine, stratejik bir entegrasyon yaklaşımından bahsetmek daha doğru. Influencer marketing güven ve bağ kurma katmanını güçlendirirken; performans pazarlaması ölçek ve optimizasyon avantajı sağlar. Markalarımıza bu iki alanı ayrı disiplinler olarak değil, birbirini besleyen bir etki sistemi olarak konumlandırmaya yönlendiren stratejiler sunuyoruz.

Influencer marketing tarafında şeffaflık, ölçümleme ve güven başlıkları sıkça gündeme geliyor. Sizce sektörün bugün en acil çözmesi gereken temel problem hangisi?

Bugün sektörün en kritik problemi, standartlaşmış ve karşılaştırılabilir ölçümleme eksikliği. Erişim, etkileşim ve görüntülenme metrikleri tek başına gerçek iş çıktısını yansıtmıyor. Markaların influencer marketing yatırımlarını diğer pazarlama kanallarıyla aynı çerçevede değerlendirebilmesi için daha bütüncül ve iş sonuçlarına bağlı ölçüm modellerine ihtiyaç var.

Şeffaflık ve güven başlıkları önemli; ancak bunların sürdürülebilir biçimde güçlenmesi, ölçümleme disiplininin netleşmesiyle mümkün. Ortak metrik dili oluştuğunda, influencer marketing yatırımları daha sağlıklı planlanabilir ve sektörün kredibilitesi daha da artar.

Önümüzdeki 2–3 yıl içinde influencer marketing’i gerçekten dönüştüreceğini düşündüğünüz bir kırılma noktası ya da yapısal değişim var mı?

Önümüzdeki dönemin en belirleyici kırılma noktası, influencer marketing’in tamamen ilgi ve bağlam temelli bir dağıtım sistemi içinde konumlanması olacak. Algoritmaların giderek daha nişleşmesi ve içerik tüketim davranışlarının daha detaylı analiz edilebilmesi, influencer seçiminde demografiden çok semantik eşleşmeyi ön plana çıkaracak.

Buna paralel olarak yapay zekâ, yalnızca operasyonel destek değil; karar ve öngörü katmanı hâline gelecek. Kampanya performansının önceden modellenmesi, içerik tiplerinin hangi ilgi kümelerinde daha iyi çalıştığının tahmin edilmesi ve bütçe dağılımının dinamik olarak optimize edilmesi, influencer marketing’i daha öngörülebilir ve ölçeklenebilir bir disipline dönüştürecek.

Özetle, önümüzdeki 2–3 yıl; influencer marketing’in “yaratıcı iş birliği” alanından çıkarak, veriyle yönetilen bir medya ve performans mimarisine evrildiği dönem olacak

AVM’lerde Yılın İlk Ayında Güçlü Ciro Performansı

Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği (AYD) ile Akademetre Research iş birliğiyle hazırlanan AVM Endeksi’nin Ocak 2026 sonuçları açıklandı. Buna göre metrekare verimlilik endeksi, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 41,4 artarak 4.665 puana yükseldi. Metrekare başına ciro artışı enflasyonun üzerinde gerçekleşirken, yıl sonu yoğunluğunun ardından aylık bazda mevsimsel bir yavaşlama gözlendi.

Ocak 2026’da yıllık enflasyon oranının yüzde 30,65 olduğu dikkate alındığında, metrekare başına ciro artışının enflasyonun üzerinde gerçekleşmesi AVM’lerde ciro performansının güçlü seyrini koruduğunu ortaya koydu. Ancak Aralık 2025’e kıyasla aylık bazda yüzde 13’lük bir gerileme kaydedildi. Bu düşüşün, yıl sonu kampanya döneminin ardından gelen mevsimsel normalleşme ile paralel olduğu değerlendiriliyor.

“Yıllık bazda güçlü, aylık bazda yavaşlama var”

Ocak dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ekonomist Fatih Keresteci, AVM ciro endeksinin yıllık bazda güçlü bir performans sergilediğini belirtti.

Keresteci, “AVM ciro endeksi 2026 yılı Ocak ayında geçen yılın aynı dönemine göre nominal olarak yüzde 41,4 büyüdü. Enflasyondan arındırdığımızda son dönemin en kuvvetli yıllık büyüme performanslarından biriyle karşılaşıyoruz. Ancak Aralık ayıyla kıyasladığımızda enflasyondan arındırılmış olarak yaklaşık yüzde 17’lik bir ivme kaybı var. Bu durum, perakende ticaretin yıl sonunda hızlanıp yeni yılın ilk ayında mevsimsel olarak yavaşlamasıyla uyumlu” değerlendirmesinde bulundu.

Tüketici harcamalarında yön değişimi

Kategori bazında değerlendirildiğinde, ayakkabı kategorisi dışında kalan birçok segmentte benzer oranlarda büyüme gözlemlendi. Bu durum, AVM performansının Ocak ayında hem nicelik hem de nitelik açısından homojen bir görünüm sergilediğini ortaya koyuyor.

AVM ziyaretçi sayısı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2 artarken, Aralık ayına kıyasla yüzde 6 geriledi. Bu tablo, cirodaki aylık düşüşle paralel bir eğilime işaret ediyor.

Kategori bazında en güçlü artış yüzde 49,1 ile yapı market, mobilya ve ev tekstili gibi kalemleri kapsayan “diğer” grubunda kaydedildi. Bu gelişme, tüketicilerin harcamalarını ev ve yaşam kalitesini artıran alanlara yönlendirdiğini gösteriyor.

Kişisel bakım ve kozmetik kategorisi yüzde 48,7’lik artışla dikkat çekerken, yiyecek-içecek kategorisi yüzde 43,1, teknoloji kategorisi ise yüzde 46,5 büyüme kaydetti. Bu veriler, AVM’lerin hem sosyal yaşam alanı hem de teknolojik yenilenme merkezi olma rolünü sürdürdüğünü ortaya koyuyor.

Öte yandan giyim kategorisi yüzde 36,2, ayakkabı kategorisi ise yüzde 29,7 artışla genel ortalamanın altında kaldı. Bu durum, tüketicilerin giyim ve ayakkabı alışverişinde daha seçici ve ihtiyaç odaklı bir yaklaşım benimsediğine işaret ediyor.

Uzmanlara göre veriler, perakende ticaretin yalnızca hacimsel değil, tüketici psikolojisi ve yaşam tarzı tercihleri doğrultusunda niteliksel bir dönüşüm yaşadığını da gösteriyor.

avm metrekare 1

Ocak 2025 döneminde metrekare verimlilik endeksi, Aralık 2025 dönemi ile karşılaştırıldığında ve enflasyondan arındırılmadan incelendiğinde yüzde 13,0 oranında azalış göstererek 4.665 puan olarak gerçekleşmiştir.

avm metrekare verimlilik 2

Metrekare Başına Ciroda İstanbul Öne Çıktı

Ocak ayında kiralanabilir metrekare başına düşen ciro İstanbul’da 20.814 TL, Anadolu’da 15.764 TL, Türkiye genelinde ise 17.784 TL seviyesinde gerçekleşti.

İstanbul’un metrekare verimliliği Anadolu’nun üzerinde seyrederken, Türkiye ortalaması iki bölgenin kiralanabilir alan (GLA) büyüklükleri dikkate alınarak hesaplandı.

avm metrekare ciro 3

Kategorilerde Yıllık Bazda Çift Haneli Artış

Ocak ayında kategoriler bazında metrekare verimliliğinde en yüksek artış “diğer” kategorisinde gerçekleşti. Yapı market, mobilya ve ev tekstili gibi alanları kapsayan bu kategoride metrekare verimliliği geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 49,1 arttı.

Geçen yılın ocak ayı ile karşılaştırıldığında AVM’lerde:

  • Teknoloji: %46,5
  • Yiyecek–içecek: %43,1
  • Hipermarket: %42,5
  • Kişisel bakım ve kozmetik: %48,7
  • Eğlence–hobi: %39,3
  • Giyim: %36,2
  • Ayakkabı: %29,7

oranında artış yaşandığı görüldü.

avm metrekare verimlilik 4

Aylık Bazda Çoğu Kategoride Gerileme

Ocak 2026’da kategoriler Aralık 2025 ile karşılaştırıldığında, yiyecek–içecek (%5) ve eğlence–hobi (%12) kategorileri dışında tüm segmentlerde düşüş gözlendi.

  • Ayakkabı: %-12,3
  • Hipermarket: %-14,3
  • Giyim: %-15,1
  • Diğer: %-16,4
  • Teknoloji: %-18,0
  • Kişisel bakım ve kozmetik: %-7,4

Bu tablo, yıl sonu alışveriş yoğunluğunun ardından gelen dönemsel yavaşlama ile uyumlu bir görünüm ortaya koydu.

Ziyaretçi Sayısında Sınırlı Artış

AVM ziyaret sayısı endeksi, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2 artış gösterdi. Buna karşılık Aralık 2025’e kıyasla yüzde 6 düşüş kaydedildi. Veriler, yeni yılın ilk ayında AVM’lerde ziyaret ve ciro performansının mevsimsel olarak normalleştiğine işaret ediyor.

Levi’s, Kadın Müşteriye ve Premium Segmente Odaklanıyor

Levi Strauss & Co., marka algısını yalnızca jean odaklı ve erkek ağırlıklı bir yapıdan çıkararak kadın modası ve premium denim segmentine daha güçlü şekilde yöneliyor. Şirketin CEO’su Michelle Gass, markanın uzun vadeli hedefinin denim merkezli bir “lifestyle” markasına dönüşmek olduğunu vurguluyor.

1853 yılında işçi ve madenciler için dayanıklı pantolon üretmek amacıyla kurulan marka, bugün ürün portföyünü genişleterek üst giyim, triko ve dış giyim gibi kategorilere daha fazla yatırım yapıyor. Şirketin verilerine göre birkaç yıl önce her bir üst giyim ürünü için yedi alt giyim ürünü satılırken, bugün bu oran ikiye bire kadar geriledi. Bu değişim, Levi’s’in “baştan ayağa giydiren” bir marka olma stratejisinin hız kazandığını gösteriyor.

Kadın Müşteri Payı %50 Hedefine Doğru

545c

Levi’s, büyüme stratejisinde kadın müşterilere daha güçlü şekilde odaklanıyor. Son 10 yılda kadın kategorisi satışları iki katına çıkmasına rağmen toplam satışların yalnızca yüzde 38’ini oluşturuyor. Şirket yönetimi bu oranı orta vadede yüzde 50 seviyesine çıkarmayı hedefliyor.

Marka bu dönüşümü desteklemek için mağaza düzeninden iletişim stratejisine kadar birçok alanda değişime gidiyor. Örneğin Paris’teki Champs-Élysées mağazasında kadın koleksiyonları girişte konumlandırılırken, klasik erkek ürünleri alt katlarda yer alıyor.

Ayrıca marka, kadın odaklı iletişimini güçlendirmek için Beyoncé ile iş birliği yaptı. Levi’s, genç tüketicilerle bağ kurmak amacıyla Rosé ve Shai Gilgeous-Alexander gibi isimlerle de iş birlikleri gerçekleştiriyor.

Doğrudan Perakende Modeli Güçleniyor

Şirket aynı zamanda geleneksel toptan satış modelinden uzaklaşarak doğrudan tüketiciye ulaşan perakende yapısını güçlendiriyor. Levi’s’in dünya genelinde 3.200 mağazası bulunurken, bunların 1.200’ü doğrudan şirket tarafından işletiliyor, kalan mağazalar ise franchise modeliyle faaliyet gösteriyor.

2025’in son çeyreğinde doğrudan satış kanalları, markanın toplam gelirlerinin yüzde 49’unu oluşturdu. Bu strateji, markanın müşteri deneyimini ve marka algısını daha güçlü kontrol etmesini amaçlıyor.

Premium Denim Pazarında Büyüme Hedefi

Levi’s, premium denim segmentinde de büyümeyi hedefliyor. Şirketin “Blue Tab” adlı premium koleksiyonu, yüksek kaliteli Japon deniminden üretiliyor ve ürün fiyatları yaklaşık 250 euro seviyesine kadar çıkabiliyor.

Global denim pazarında yüzde 7 payla lider konumda bulunan Levi’s, premium denim segmentinde ise henüz yüzde 1’in altında paya sahip. Şirket yönetimi bu alanın önemli bir büyüme potansiyeli sunduğunu belirtiyor.

Şirketin 2025 gelirleri yüzde 4 artışla 6,3 milyar dolara ulaşırken, net kârı 210 milyon dolardan 578 milyon dolara yükseldi. Levi’s yönetimi, bu büyüme stratejileriyle şirketi uzun vadede 10 milyar dolarlık gelir seviyesine taşımayı hedefliyor.