Ana Sayfa Blog Sayfa 99

Tüketici Baskı Altında, McDonald’s için Değer Stratejisi Büyümeyi Getirdi

Küresel hızlı servis restoran devi McDonald’s, 2025 mali yılının dördüncü çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını 11 Şubat 2026 tarihinde açıkladı.

mcdonald’s
tüketici baskı altında, mcdonald’s için değer stratejisi büyümeyi getirdi 2

Şirket, gelir ve hisse başına kâr (EPS) rakamlarında Wall Street beklentilerini aşarak güçlü bir performans sergiledi; bu başarıda değer odaklı promosyonlar ve uluslararası pazarlardaki talep artışı önemli rol oynadı. McDonald’s’ın sonuçları, özellikle ekonomik baskı altındaki tüketiciler arasında trafik ve satışları artırma stratejilerinin başarılı olduğunu gösteriyor.

McDonald’s, geçen çeyreğe göre küresel bazda benzer mağaza satışlarını %5.7 artırdı; bu oran Wall Street’in beklediği yaklaşık %3.7’nin üzerinde gerçekleşti. ABD’deki aynı mağaza satışları %6.8 gibi sağlam bir artış kaydederken, bu artışta “Extra Value Meal” ve ikonik Monopoly promosyonunun yeniden sunulması gibi kampanyalar etkili oldu. Uluslararası pazarlarda da Britanya, Almanya, Avustralya ve Japonya gibi bölgelerde güçlü satış büyümesi yaşandı.

McDonald’s Gelir ve Kârlılık Beklentileri Aştı

Şirketin dördüncü çeyrek toplam geliri 7,01 milyar $ olarak gerçekleşti; bu, analistlerin ortalama tahmininin üzerine çıkarak yaklaşık %10’luk yıllık artışı temsil etti. McDonald’s’ın düzeltilmiş hisse başına kârı 3,12 $ oldu ve bu rakam da Wall Street beklentisi olan yaklaşık 3,05 $’ı geçti. Önceki yıl aynı dönemde gelir ve EPS daha düşük seviyelerdeydi, bu da McDonald’s’ın toparlanma eğilimini gösteriyor.

Gelir artışında, ABD’de uygun fiyatlı değer menülerinin tüketici trafikinde artış sağlaması öne çıktı. Şirketin CEO’su Chris Kempczinski, tüketici geri bildirimlerine yanıt vererek değer ve uygun fiyat odaklı stratejilerinin müşteri ziyaretlerini artırdığını vurguladı. Aynı zamanda uluslararası operasyonların da katkısıyla şirket, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan pazarlarda satış momentumunu korudu.

Stratejik Hamleler ve 2026 Beklentileri

McDonald’s, raporun yayınlandığı çeyrekte popüler kampanyalarla birlikte yeni ürün denemeleri ve menü genişletme stratejilerini de hayata geçirdi. Özellikle McCafe içecek serisinin genişletilmesi, soğuk kahveler ve enerji içecekleri gibi ürünlerin daha genç tüketiciler tarafından benimsenmesi amaçlanıyor. Bu adımlar, marka trafik ve gelir çeşitliliğini desteklemeye yönelik olarak yorumlanıyor.

Şirket ayrıca 2026 için önemli bir restoran açılış programı planlıyor; bu kapsamda yaklaşık 2.600 yeni restoranın dünya genelinde açılması hedefleniyor. McDonald’s yönetimi, operasyonel marjların orta-yüksek %40 seviyelerinde tutulmasını beklediklerini belirtti, ancak küresel maliyet enflasyonu ve tüketici harcama davranışlarındaki belirsizliklerin operasyonel marjlar üzerinde baskı yaratabileceği uyarısında bulundu.

McDonald’s’ın bu güçlü çeyrek performansı, zorlu ekonomik ortamda müşterilere uygun fiyatlı seçenekler ve güçlü promosyonlarla yanıt verme stratejisinin işe yaradığını gösteriyor. Özellikle benzer mağaza satışlarındaki artış ve gelir başarısı, markanın hem yerel pazarlarda hem de küresel ölçekte toparlanma sinyalleri verdiğini ortaya koyuyor.

L’Oréal 2025’te Büyümesini Sürdürdü, Kârlılık Kur ve Vergi Etkisiyle Geriledi

Küresel kozmetik devi L’Oréal, 2025 yılı finansal sonuçlarıyla büyüme ivmesini korurken kârlılık tarafında sınırlı bir gerileme yaşadı. Şirketin net kârı yıllık bazda %4,4 düşüşle yaklaşık 6,1 milyar euro seviyesine gerilerken, bu düşüşün temel nedenleri arasında kur etkileri ve Fransa’da uygulanan tek seferlik vergi yükleri öne çıktı.

Satış tarafında ise daha dengeli bir tablo dikkat çekti. L’Oréal, 2025 yılında toplam cirosunu yaklaşık 44 milyar euro seviyesine taşıyarak büyümesini sürdürdü. Yıl genelinde elde edilen bu artış, özellikle yılın ikinci yarısında hızlanan performansla desteklendi.

Bölgesel Performans Farklılaşıyor

l’oréal 2025’te büyümesini sürdürdü, kârlılık kur ve vergi etkisiyle geriledi

Şirketin büyüme performansı coğrafi olarak dengeli bir dağılım göstermedi. Avrupa pazarı güçlü seyrini sürdürürken, Kuzey Amerika’da daha sınırlı bir performans görüldü. Kuzey Asya ise özellikle seyahat perakendesindeki zayıflığın etkisiyle baskı altında kaldı.

Buna karşın, yılın ilerleyen dönemlerinde ABD ve Çin pazarlarında gözlemlenen toparlanma sinyalleri, küresel talepte kademeli bir iyileşmeye işaret etti. Bu tablo, global markalar için büyümenin artık tek başına yeterli olmadığını; pazar bazlı stratejilerin ve bölgesel adaptasyonun daha kritik hale geldiğini ortaya koyuyor.

Operasyonel Güçlü Yapı Korunuyor

Kârlılıktaki düşüşe rağmen L’Oréal’in operasyonel performansı güçlü kalmaya devam etti. Şirket, %20’nin üzerinde operasyonel marj seviyesini koruyarak verimlilik tarafında istikrarlı bir yapı sergiledi.

Dijital kanalların toplam satışlar içindeki payının artması ve e-ticaretin güçlenmesi, markanın çok kanallı stratejisinin etkisini net şekilde gösterdi. Özellikle dermokozmetik ve profesyonel ürün segmentleri, büyümeyi destekleyen ana kategoriler arasında yer aldı.

Tüm bu tabloya rağmen, finansal sonuçlar makro ekonomik değişkenlerin etkisini bir kez daha ortaya koyuyor. Kur dalgalanmaları ve vergi yükleri gibi dış faktörler, operasyonel başarıya rağmen net kârlılığı sınırlayabiliyor.

L’Oréal’in 2025 performansı, perakende ve beauty sektöründe yeni dönemin dinamiklerini net biçimde yansıtıyor: büyüme devam ediyor, ancak sürdürülebilir kârlılık için verimlilik, maliyet yönetimi ve finansal esneklik her zamankinden daha kritik hale geliyor.

Belirsizlik Gölgesinde Lüks: 2026’ya Girerken Sektörde Temkinli Bekleyiş

Küresel lüks moda grupları, 2026 yılına girerken güçlü marka değerlerine rağmen daha temkinli bir strateji izlemeye hazırlanıyor. Ekonomik dalgalanmalar, jeopolitik riskler ve tüketici davranışlarındaki değişim, sektörün büyüme dinamiklerini yeniden şekillendiriyor. Son yıllarda yüksek talep ve fiyatlama gücüyle öne çıkan lüks segmentte, artık daha dengeli ve kontrollü bir büyüme yaklaşımı öne çıkıyor.

Talep Zayıflıyor, Büyüme Daha Seçici Hale Geliyor

belirsizlik gölgesinde lüks: 2026’ya girerken sektörde temkinli bekleyiş

Pandemi sonrası dönemde hız kazanan lüks tüketim talebi, özellikle 2025 itibarıyla ivme kaybetmeye başladı. ABD ve Avrupa’da tüketici harcamalarının daha temkinli bir çizgiye gelmesi, Çin pazarındaki dalgalı toparlanma ve turizm kaynaklı harcamalardaki belirsizlikler, sektörün büyümesini baskılıyor. Bu tablo, lüks grupların yüksek hacimli büyüme yerine daha seçici ve sürdürülebilir bir büyüme modeline yönelmesine neden oluyor.

Özellikle giriş seviyesi lüks ürünlerde talep zayıflarken, ultra lüks segmentin daha dirençli kalması dikkat çekiyor. Bu durum, markaların ürün portföylerinde ve fiyatlandırma stratejilerinde yeniden denge arayışına girmesine yol açıyor. Artık büyüme, yalnızca yeni müşteri kazanımıyla değil, mevcut müşterinin değerini artırma ve marka sadakatini güçlendirme üzerinden şekilleniyor.

Lükste Operasyonel Verimlilik ve Deneyim Odağı Güçleniyor

2026’ya girerken lüks grupların öncelikleri arasında operasyonel verimlilik, stok yönetimi ve maliyet kontrolü daha kritik hale geliyor. Tedarik zinciri optimizasyonu, veri odaklı planlama ve daha kontrollü koleksiyon yönetimi, kârlılığı korumak adına öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle son yıllarda artan maliyet baskısı, markaları daha disiplinli bir operasyonel yapı kurmaya yönlendiriyor.

Bununla birlikte fiziksel mağazalar ve müşteri deneyimi, lüks segmentte her zamankinden daha stratejik bir rol üstleniyor. Markalar, mağazaları yalnızca satış noktası olarak değil, marka hikâyesinin deneyimlendiği alanlar olarak yeniden kurguluyor. Kişiselleştirilmiş hizmetler, özel koleksiyon lansmanları ve deneyim odaklı mağaza konseptleri, müşteri bağlılığını artırmada kritik araçlar haline geliyor.

Dijital tarafta ise yapay zekâ ve veri kullanımı, müşteri içgörülerini derinleştirmek ve daha hedefli iletişim kurmak adına önem kazanıyor. Ancak lüks segmentte teknoloji, hızdan çok deneyimi zenginleştiren bir araç olarak konumlandırılıyor.

Sonuç olarak, lüks sektörü 2026’ya girerken büyümeden vazgeçmiş değil; ancak bu büyüme artık daha kontrollü, daha seçici ve daha stratejik bir zeminde ilerliyor. Değişen tüketici beklentileri ve küresel belirsizlikler, lüks markaları değer, deneyim ve verimlilik ekseninde yeniden konumlanmaya zorluyor.

Hediye Alışkanlıkları Değişiyor: Hopi ve Ipsos’tan Gerçek Zamanlı Tüketici Analizi

Hopi ve Ipsos Türkiye, araştırma sektöründe yeni bir dönemi başlatacak stratejik iş birliğine imza attı. Hopi’nin milyonlarca kullanıcıdan gelen gerçek zamanlı veri gücü ile Ipsos Türkiye’nin araştırma sektöründeki köklü deneyimini bir araya getiren bu ortak metodoloji, tüketici araştırmalarında, erişimi zor hedef kitlelere gerçek zamanlı ulaşmayı sağlıyor. ‘Hediye Alma Alışkanlıkları’ araştırması bu yeni yaklaşımın ilk uygulamalı örneği olarak öne çıkıyor.

Hopi’nin uygulama içi anket modülüyle, 1.087 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen ve özel günlerde hediye alma alışkanlıklarını inceleyen araştırma; hediye alışverişine dair tercihleri gerçek zamanlı olarak ortaya koyarak markalara güncel ve güçlü içgörüler sunuyor. Araştırmaya göre hediye seçiminde tüketiciler, artık yalnızca eşlerini ya da partnerlerini değil, kendilerini de mutlu etmeyi seçiyor. Kendine hediye alanların tercihi en çok kozmetik, bakım, spa ve masaj gibi “iyi hissettiren” kategoriler olurken, bir bölümü de küçük bir tatil ile kutlamayı planlıyor.

Kadınlar Sevgililer Günü’ne erkeklerden farklı yaklaşıyor

Sevgililer Günü’ne sayılı günler kala, tüketicilerin yüzde 48’i hediye alışverişine “evet” diyor. Hediye alma eğilimi yüzde 57 oranıyla erkeklerde daha yüksek. Kadınlar, Sevgililer Günü’nü yalnızca romantik bir bağla sınırlamıyor. Kadınlar eşi ya da partneri dışında kendisi için de alışveriş yapıyor.

Sevdiklerine giyim, kendini şımartmada bakım ve tatil

Hediye kategorilerinde liderlik %64 ile giyim ve aksesuar olurken, onu %24 ile kozmetik ve bakım takip ediyor. Ancak söz konusu “kendine hediye” olduğunda tercihler belirgin biçimde değişiyor. Bu kategoride alışveriş kozmetik ve bakım ürünlerinde %44’e, spa ve masaj gibi deneyim odaklı hediyelerde ise %26’ya yükseliyor. Üstelik bu tercihler yalnızca bakım kategorileriyle sınırlı kalmıyor; kendine hediye almayı planlayanların %19’u bu dönemi küçük bir tatil ile kutlamayı hedefliyor. Bu tablo, tüketicinin “iyi hissettiren deneyimlere” ilgisini ortaya koyuyor.

Özel günlerde hediyeyi kalp seçiyor, kasada kampanya ve uygun fiyat kazanıyor

Araştırma verileri, özel günlerde hediye seçerken her 10 kişiden 8’i için en büyük motivasyonunun karşı tarafı mutlu etmek olduğunu gösteriyor.  Öte yandan kampanya ve fiyat avantajı da belirleyici unsurlar olarak ortaya çıkıyor. Kadınlarda bütçe hassasiyeti daha belirginken, kullanıcıların  yüzde 42’si uygun fiyat ve kampanya sunan mağazaları tercih ediyor. Bu oran 56 yaş ve üzeri kullanıcılar arasında yüzde 51’e çıkarak fiyat odaklı alışveriş refleksinin yaşla birlikte daha da güçlendiğini gösteriyor.

Kadınlar alışverişte planlı, erkekler ise kampanya odaklı

Araştırma sonuçları, alışveriş stratejilerindeki cinsiyet farklılığını da rakamlarla ortaya koyuyor. Kadınların yüzde 38’i hediye alışverişini haftalar öncesinden planlayarak tamamlarken, erkeklerde erteleme ve kampanya takibi daha yaygın. Erkeklerin %28’i kampanya dönemlerini beklemeyi tercih ediyor, %17’si ise alışverişi son günlere bırakıyor. Karar verme hızında da benzer bir tablo dikkat çekiyor: Kadınların %59’u ne alacağını önceden bilerek “nokta atışı” alışveriş yaparken, erkeklerin %29’u daha çok araştırarak ve karşılaştırarak ilerliyor. Bu fark, kadınların daha planlı ve hızlı, erkeklerin ise daha fırsat ve fiyat odaklı bir alışveriş yaklaşımı benimsediğini ortaya koyuyor.

Sadece özel günlerde değil, içimizden geldiği için de hediye alıyoruz

Araştırmanın bir diğer dikkat çekici sonucu hediye kültürünün yalnızca takvimdeki özel günlerle sınırlanmadığı. Her 10 kişiden 8’i hediye almak için sadece Sevgililer Günü gibi özel tarihleri beklemiyor. “İçinden geldiği için” hediye aldığını belirtenler arasında en çok tercih edilen kategori yüzde 48 ile giyim ve aksesuar.

Özellikle kadınlarda ve 36–45 yaş grubunda bu oran %54’e kadar yükseliyor. Çiçek ya da tatlı gibi sembolik hediyelerden ziyade, günlük hayatta kullanılabilecek ürünlerin öne çıkması, hediyenin giderek daha işlevsel bir jest haline geldiğini ortaya koyuyor.

Doğru Hedef Kitleye Gerçek Zamanlı Erişim

hediye alışkanlıkları değişiyor: hopi ve ipsos’tan gerçek zamanlı tüketici analizi

Hopi CEO’su Elif Ateşok Şatıroğlu, Ipsos Türkiye ile kurulan bu stratejik iş birliğinin önemini şu sözlerle vurguladı:

“Hopi olarak perakende dünyasında bir sadakat programı olmanın çok ötesinde, 20 milyonu aşkın kullanıcımızdan gelen gerçek alışveriş ve etkileşim verilerini ileri analitik yetkinliklerle içgörüye dönüştüren bir teknoloji ve veri platformuyuz. Ipsos Türkiye ile hayata geçirdiğimiz bu stratejik iş birliği, veri ve teknolojiyi köklü araştırma metodolojisiyle bir araya getirerek tüketici davranışlarını çok daha hızlı, gerçekleştiği an ve koşullar çerçevesinde anlamamızı sağlıyor.

Uygulama içi anket modülümüz sayesinde, doğru hedef kitlelere anlık ulaşıp saha araştırma süreçlerini kısaltıyoruz. Asıl farkı, anket verilerini gerçek alışveriş davranışlarıyla birleştirerek markalar için aksiyona dönük, stratejik içgörülere dönüştürmemizle yaratıyoruz. Bu iş birliğiyle içgörü üretmekle kalmıyor; ürün stratejisinden kampanya kurgusuna kadar uzanan kritik karar alanlarında somut aksiyon setleri sunuyoruz.”

ipsos1

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Hopi ile iş birliğimiz, araştırmada erişim, hız ve davranış temelli içgörüyü aynı potada buluşturan güçlü bir model sunuyor. Hopi’nin zengin veri tabanı sayesinde sahada erişimi sınırlı olan, yüksek satın alma gücüne sahip müşteri segmentlerine hızlı ve güvenilir biçimde ulaşabiliyor; farklı ihtiyaç ve beklentilere göre tanımlanan özel kitleler için derinlemesine, aksiyona dönük içgörüler üretebiliyoruz. Hopi’nin derin data gücünün sağladığı olanaklar da araştırma metodolojisi açısından önemli bir değer yaratıyor. Üniversite kampüsleri, AVM gibi gerçek zamanlı araştırma yapmak için erişimin sınırlı olduğu alanlar, Hopi ile etkin bir araştırma ortamına dönüşüyor. Böylece tüketici deneyimini bağlamı içinde ölçebiliyor, segment bazında karşılaştırmalı analizlerle karar süreçlerini gerçek yaşam temas noktalarıyla birlikte değerlendirebiliyoruz. Ipsos Türkiye ve Hopi’nin teknoloji yetkinliğini bir araya getirerek markalara daha hızlı, daha derin ve segment odaklı içgörüler sunuyoruz.”

Kivo Katkılarıyla Haftanın Mağaza Açılışları [9 – 13 Şubat]

kivo banner
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 18

Şubat ayını ortaladık bile, yılın ilk iki ayı ne kadar çabuk geride kaldı değil mi? Perakende mağazacılık tarafındaki yatırım planlarında durgunluk devam ediyor. Mağaza yatırımlarının perakendeciyi oldukça zorladığı dönemlerdeyiz.

Her hafta sektörden gelen bildirimlerle hazırladığımız Haftanın Mağaza Açılışları serimizin yeni sayısında sizlerleyiz.

İşte bu haftanın gerçekleşen mağaza açılışları

Derimod – Ankara Kentpark AVM

kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat]
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 19

Derimod, Ankara Kentpark AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Paulmark – Antalya Kepez

paulmark magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 20

Paulmark, Antalya Kepez mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

MR. DIY – Adana Optimum

mrdiy magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 21

MR. DIY, Adana Optimum mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın 183. mağazasını oluşturuyor.

LC Waikiki Kids & Home – Siirt Park AVM

lcw magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 22

LC Waikiki Kids & Home, Siirt Park AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Avva – Sera Kütahya AVM

avva magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 23

Avva, Sera Kütahya AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

MClub – Ankara Tunalı Hilmi Caddesi

mclub magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 24

MClub, Ankara Tunalı Hilmi Caddesi mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

ebebek – Kartepe Özdilek

ebebek magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 25

ebebek, Kartepe Özdilek mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Zsa Zsa Zsu – Antalya Novamall

zsa magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 26

Zsa Zsa Zsu, Antalya Novamall mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Kahve Dünyası – Ankara Atakule

kahvedunyasi magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 27

Kahve Dünyası, Ankara Atakule mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Suwen – Abu Dabi

suwen magaza
kivo katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [9 – 13 şubat] 28

Suwen, Abu Dabi mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza, markanın Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki ilk mağazası oldu.

Temu Türkiye’ye WhaleCo Modeliyle Döndü: Gümrük Süreci Artık Platform Üzerinden Yürütülecek

Çin merkezli e-ticaret platformu Temu, Türkiye’de kaldırılan basitleştirilmiş gümrük uygulamasının ardından durdurduğu gönderimlerini yeni bir modelle yeniden başlattı. Şirket, WhaleCo adıyla kurduğu yapı üzerinden resmi ithalatçı konumuna geçerek Türkiye operasyonlarını farklı bir statüde yeniden devreye aldı.

6 Şubat 2026 itibarıyla 30 Euro altındaki ürünlere uygulanan basitleştirilmiş gümrük prosedürünün kaldırılması sonrası Temu, Türkiye’ye yönelik yurt dışı gönderimlerini askıya almıştı. Yeni sistemle birlikte platform, ithalat sürecini doğrudan kendi bünyesinde yöneterek pazara geri döndü.

Yeni Model Nasıl İşliyor?

temu türkiye’ye whaleco modeliyle döndü: gümrük süreci artık platform üzerinden yürütülecek

Temu artık Türkiye’de bireysel ithalat modeli yerine ticari ithalat statüsüyle faaliyet gösteriyor. WhaleCo üzerinden yürütülen sistemde ürünler şirket adına ülkeye giriş yapıyor.

Sipariş aşamasında kullanıcılar, ürün bedeliyle birlikte vergiyi de ödeme ekranında ödüyor. Gümrük işlemleri ise WhaleCo tarafından yürütülüyor. Böylece ürünler, ek belge ya da bireysel beyan gerekmeksizin doğrudan müşterilerin adreslerine teslim ediliyor.

Bu modelle birlikte tüketici tarafında operasyonel süreç sadeleşirken, ithalat ve vergi yükümlülüğü şirket tarafından üstlenilmiş oluyor.

Sepet Alt Limiti 580 TL

Yeni uygulamada dikkat çeken bir diğer unsur ise asgari sepet tutarı. Toplam tutarı 580 TL’nin altında kalan siparişler işleme alınmıyor.

Öte yandan, platformdaki ürün çeşitliliğinin ilk etapta daha sınırlı olduğu; ilerleyen dönemde ürün seçeneklerinin artırılmasının planlandığı ifade ediliyor.

Temu’nun bu hamlesi, Türkiye’de regülasyon değişiklikleri sonrası sınır ötesi e-ticaretin nasıl yeniden konumlandığına dair önemli bir örnek olarak öne çıkıyor.

Ürün Kiralama 2025’te 1,1 Trilyon TL’ye Ulaştı: Kiralabunu Verileri Modelin Kalıcılaştığını Gösteriyor

Ürün kiralama modeli 2025’te yalnızca büyümedi; ölçek kazandı, kalıcılaştı ve perakende sisteminin bir parçası haline geldi.

ürün kiralama 2025’te 1,1 trilyon tl’ye ulaştı: kiralabunu verileri modelin kalıcılaştığını gösteriyor
ürün kiralama 2025’te 1,1 trilyon tl’ye ulaştı: kiralabunu verileri modelin kalıcılaştığını gösteriyor 33

Kiralabunu’nun yayımladığı 2025 Ürün Kiralama Raporu’na göre Türkiye’de kiralama sektörünün aktif büyüklüğü 1,1 trilyon TL’ye ulaştı.

Bunun yaklaşık 530 milyar TL’si finansal kiralama, 535 milyar TL’si operasyonel kiralamatarafında gerçekleşti. Araç dışı operasyonel kiralamanın hacmi ise yaklaşık 50 milyar TL seviyesinde.

Bu tablo, sahiplik yerine kullanım ekonomisinin güç kazandığını net biçimde ortaya koyuyor.

Kiralama Artık Alternatif Değil, Satış Modeli

kiralabunu 2
ürün kiralama 2025’te 1,1 trilyon tl’ye ulaştı: kiralabunu verileri modelin kalıcılaştığını gösteriyor 34

Raporda dikkat çeken en kritik başlıklardan biri, kiralamanın artık bağımsız bir model olmaktan çıkıp satış kanallarına entegre hale gelmesi.

2025 itibarıyla:

  • 250’den fazla marka ve üretici, kiralama modelini satış sistemine entegre etti.
  • 25’ten fazla kategoride 4.000’den fazla ürün kiralanabilir hale geldi.
  • Model, online’ın ötesine geçerek fiziksel mağaza kanallarında da uygulanmaya başladı.

Bu veri, kiralamanın finansal bir enstrüman olmaktan çıkıp doğrudan perakende deneyiminin bir parçası haline geldiğini gösteriyor.

Davranış Değişti: Tek Seferlik Çözüm Değil, Süreklilik

Kiralabunu verileri kullanıcı davranışındaki değişimi de ortaya koyuyor.

  • Kira süresi uzatma oranı %75
  • Yeniden kiralama oranı %45
  • Bireysel kullanıcıda ortalama kira süresi: 10 ay

Bu oranlar, kiralamanın “geçici çözüm” değil, süreklilik taşıyan bir model haline geldiğini gösteriyor.

Özellikle bireysel tarafta talebin 10 kat artış göstermesi, modelin geniş bir kullanıcı tabanına yayıldığını ortaya koyuyor.

En Çok Kiralanan Ürünler ve Kategoriler

kiralabunu 3
ürün kiralama 2025’te 1,1 trilyon tl’ye ulaştı: kiralabunu verileri modelin kalıcılaştığını gösteriyor 35

2025’te:

  • En çok kiralanan ürün: Apple iPhone 15
  • Bireyselde en hızlı büyüyen kategori: Ev elektroniği
  • En çok talep gören bireysel kategori: Motosiklet
  • Kurumsalda en hızlı büyüyen kategori: Medikal ürünler

Bu dağılım, kiralamanın yalnızca teknolojiyle sınırlı kalmadığını; mobilite, sağlık ve ev elektroniği gibi alanlara yayıldığını gösteriyor.

Perakende İçin Ne Anlama Geliyor?

Kiralama modeli, özellikle yüksek fiyatlı ürün kategorilerinde erişim bariyerini düşürüyor. Bu durum:

  • Daha geniş müşteri kitlesine ulaşma,
  • Stok verimliliğini artırma,
  • Satın alma kararını hızlandırma,
  • Nakit akışını yönetilebilir hale getirme

gibi alanlarda perakendecilere yeni fırsatlar sunuyor.

Kiralabunu’nun 2025 verileri, ürün kiralamanın geçici ekonomik koşulların sonucu olmadığını; yapısal bir tüketim dönüşümüne işaret ettiğini gösteriyor.

2026’da modelin daha fazla kategoriye ve daha fazla satış kanalına entegre olması bekleniyor.

LC Waikiki’den 20 Milyon Dolarlık Teknoloji Hamlesi: Tasarımdan Mağazaya Süre 6 Haftaya İndi

LC Waikiki, son yıllarda hayata geçirdiği 20 milyon doları aşan teknoloji yatırımları ve yapay zekâ temelli uygulamalarla tasarım, üretim ve tedarik süreçlerinde kapsamlı bir dijital dönüşüm süreci yürütüyor. Şirket, bu yatırımlar sayesinde tasarımdan mağazaya uzanan döngüyü altı haftaya kadar indirirken, operasyonlarını dijital altyapı üzerinden yönetilen entegre bir sistemle sürdürüyor.

Marka, perakendeyi yalnızca ürün geliştirme ve satış süreçleriyle sınırlı görmeyen bir yaklaşımla, teknoloji odaklı bir operasyon modeli benimsiyor. Veri merkezleri, bulut altyapısı ve yapay zekâ destekli stok yönetimi gibi farklı katmanlardan oluşan bu yapı; tasarımdan tedarik zincirine kadar birçok sürecin dijital olarak izlenmesini ve yönetilmesini sağlıyor. Şirket, müşteri geri bildirimlerini ve satış verilerini eş zamanlı analiz ederek ürün geliştirme süreçlerine entegre ediyor.

Veri Merkezleri, Bulut Altyapısı ve Yapay Zekâ Entegrasyonu

LC Waikiki’nin teknoloji yatırımları kapsamında Bağcılar’daki genel müdürlük binasında yaklaşık 4 milyon dolarlık bütçeyle bir veri merkezi devreye alındı. Ankara’daki olağanüstü durum merkezinin yeni binasına taşınması için yapılan yaklaşık 2 milyon dolarlık yatırımla iş sürekliliği ve veri güvenliği süreçleri güncellendi.

Şirket ayrıca, 21 ülkedeki e-ticaret operasyonlarını tek merkezden yönetebilmek amacıyla bulut tabanlı bir altyapı kurdu. Yaklaşık 20 milyon dolarlık bütçeyle hayata geçirilen bu sistem sayesinde farklı ülkelerdeki dijital operasyonlar ortak bir platform üzerinden yürütülüyor.

lc waikiki’den 20 milyon dolarlık teknoloji hamlesi: tasarımdan mağazaya süre 6 haftaya i̇ndi

LC Waikiki Dijital Dönüşüm ve Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü Şerafettin Özer, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Perakende sektöründe rekabet artık yalnızca ürün çeşitliliği ve fiyatla sınırlı değil. Hız, veri ve doğru zamanda karar alabilme yetkinliği giderek daha belirleyici hale geliyor. LC Waikiki’de teknolojiyi destekleyici bir unsur olarak değil, iş yapış biçimimizin merkezinde konumlandırıyoruz. Tasarımdan mağazaya uzanan sürecin altı haftaya inmesinde, farklı ülkelerdeki müşteri beklentilerini veriye dayalı olarak analiz edebilmemiz etkili oldu. Temel hedefimiz, teknolojiyi insanın yerine koymak değil; çalışanların karar alma süreçlerini veriyle desteklemek.”

Bu dönüşüm sürecinde şirketin geliştirdiği yapay zekâ platformu LCWGPT de aktif rol oynuyor. Şirket genelinde kullanılan bu platform, veri analizi, raporlama ve karar destek süreçlerinde yapay zekâ araçlarından yararlanılmasını sağlıyor. Kod geliştirme süreçlerinde de yapay zekâ destekli araçlar devreye alınırken, yazılım ekipleri bazı rutin iş adımlarını otomasyon sistemlerine aktararak çalışanların daha analitik ve tasarım odaklı alanlara yönlendirilmesini hedefliyor.

Müşteri Radarı ve Mağaza İçi Dijitalleşme

LC Waikiki’nin operasyonel süreçlerinde kullandığı ‘Müşteri Radarı’ sistemi, mağazalarda veya dijital kanallarda bulunamayan ürünlere ilişkin talepleri anlık olarak tespit ederek üretim ve tedarik süreçlerine yönlendiriyor. Bu sistem, talep edilen ürünlerin daha kısa sürede yeniden satışa sunulmasını amaçlıyor.

Mağaza içi operasyonlarda ise yerli yazılım WPOS devreye alındı. Bu sistemle birlikte kasa işlem sürelerinde %40’a varan iyileşme sağlandı. Mart 2026 itibarıyla Türkiye genelindeki yaklaşık 4 bin 500 kasanın, yıl sonuna kadar ise dünya genelindeki 8 bin kasanın tamamının bu sistemle çalışması planlanıyor.

Yapay Zekâ Destekli Mühendislik ve Operasyonel Verimlilik

LC Waikiki bünyesindeki yazılım ekipleri, kod geliştirme süreçlerinde yapay zekâ destekli araçlardan yararlanıyor. Şirket verilerine göre geliştirilen kodların yaklaşık %40’ı yapay zekâ desteğiyle oluşturuluyor. Robotik süreç otomasyonları ve rutin işlerin dijital sistemlere aktarılması sayesinde, operasyonel verimlilik artırılırken çalışanların daha stratejik alanlara yönlendirilmesi hedefleniyor.

LC Waikiki’nin bu yaklaşımı, teknolojiyi yalnızca destekleyici bir araç olarak değil; tasarımdan mağazaya uzanan tüm perakende zincirinin merkezinde konumlandıran bir dönüşüm modeli olarak dikkat çekiyor.

IFCO 2026: 134 Ülke, 29 Bin Ziyaretçi ve Küresel Moda Denkleminde Türkiye’nin Yeri

IFCO 2026, 134 ülkeden 29.746 ziyaretçiyi ağırladı. Ziyaretçilerin %61,8’i Türkiye’den gelirken, %38,2’sini uluslararası katılımcılar oluşturdu. Uluslararası ziyaretçilerde Orta Doğu %39,4 ile ilk sırada yer aldı; bunu Avrupa (%27,4), Asya (%18,9), Kuzey Afrika (%11,1) ve diğer bölgeler izledi. Bu dağılım, IFCO’nun küresel moda profesyonelleri için artan önemini bir kez daha ortaya koydu.

ifco 2026: 134 ülke, 29 bin ziyaretçi ve küresel moda denkleminde türkiye’nin yeri
türk moda endüstrisi, ifco’nun yeni edisyonunda gücünü (ve endişelerini) sergiliyor

Yaklaşık 450 katılımcının yer aldığı fuar, kadın, erkek ve çocuk giyimden haute couture ve abiye, iç giyim, denim, ayakkabı, aksesuar ve ev tekstiline kadar Türk moda ve tekstil sektörünün tüm ana segmentlerini kapsadı. Kadın giyim, yine fuarın ana omurgasını oluştururken; çocuk ve erkek giyim, e-ticaret, seminerler ve B2B görüşmeler için özel alanlar ayrıldı. Trendyol gibi büyük e-ticaret oyuncularının katılımı da dikkat çekti.

Bu edisyonun en önemli yeniliklerinden biri, Linexpo’nun IFCO bünyesine entegre edilmesiyle iç giyim ve mayo segmentinin ilk kez fuarın ana ticari vitrininde yer alması oldu. Monamise, Anıl, Sevim Woman ve Kota gibi markaların yer aldığı bu alan, Türkiye’nin bu segmentteki üretim gücünü uluslararası alıcılara göstermeyi amaçladı.

img 3008
türk moda endüstrisi, ifco’nun yeni edisyonunda gücünü (ve endişelerini) sergiliyor

IFCO 2026’da Türkiye Mesajı: Güçlü Üretim, Stratejik Ortaklık, Artan Belirsizlik

Fuarın bir diğer öne çıkan bölümü ise “İstanbul’un Kalbi” alanı oldu. Özlem Süer, Mehtap Elaidi ve Emre Erdemoğlu’nun da aralarında bulunduğu 22 Türk tasarımcının koleksiyonları burada sergilendi. Yapay zekâ ve 3D baskı teknolojilerinin tasarım, sunum ve kampanya süreçlerinde aktif biçimde kullanılması, Türk moda endüstrisinin inovasyon odağını net biçimde yansıttı.

IFCO kapsamında yapılan görüşmelerde Türkiye, Avrupa’nın “güvenilir ve stratejik üretim ortağı” olarak konumlandırıldı. Zorlu küresel koşullara rağmen tekstil ve hazır giyim sektörü, Türkiye’nin dördüncü büyük ihracat sektörü olmayı sürdürürken yaklaşık 850 bin kişiye istihdam sağlıyor. AB, Türk giyim ihracatının %60’ından fazlasını oluşturarak ana pazar olmaya devam ediyor.

İHKIB ve IFCO yöneticileri, fuarın Türk moda ve tekstil sektörünün dayanıklılığını, tasarım gücünü ve küresel pazarlara sürdürülebilir değer sunma kapasitesini ortaya koyduğunu vurguladı. Artan küresel belirsizliklere rağmen IFCO, sipariş alma ve yeni iş bağlantıları kurma açısından önemini güçlendiren bir uluslararası ticaret platformu olarak öne çıktı.

Gucci Zayıf, Portföy Toparlanıyor: Kering için Yeni Bir Başlangıç mı?

Kering, salı günü açıkladığı satış düşüşleri bir çeyrek daha kaydetmesine rağmen, bu yıl yeniden büyüme beklediğini belirtti. Şirketin en büyük satış kanalı olan Gucci ise yeni CEO Luca de Meo’nun göreve geldiği ilk çeyrekte geride kalmaya devam etti. 

Aynı zamanda Yves Saint Laurent, Bottega Veneta ve Balenciaga gibi markaları da bünyesinde bulunduran şirket, dördüncü çeyrek satışlarının bir önceki yıla kıyasla %3 düşüşle 3,9 milyar euro (4,64 milyar dolar) olduğunu, ancak FactSet tahminlerinin biraz üzerinde gerçekleştiğini açıkladı.

Amiral gemisi markası Gucci, çeyrekte karşılaştırılabilir bazda %10′luk bir düşüş kaydetti; bu da beklentilerin biraz üzerinde bir sonuçtu. Diğer markalar ise yıllık bazda durağan veya ılımlı bir büyüme gösterdi.

CEO Luca de Meo, kazanç açıklaması toplantısında, “2025 istediğimiz yıl değildi,” dedi. “Kering’in tüm potansiyelini yansıtmadı ve bunu hepimiz biliyoruz.”

2025 yılında satışlar %10 azalarak 14,7 milyar euroya düştü. Tekrarlayan faaliyet geliri geçen yıla göre %33 azalırken, satışlardaki düşüş nedeniyle faaliyet kâr marjı da aynı dönemde %11,5′e geriledi. 

Hisseler %14′e kadar yükseldi ve son olarak %10,3 artışla işlem gördü; ancak hisse senedi bu yılın başından beri yaklaşık %14 değer kaybetti.

Olumlu hava daha geniş lüks sektörüne de yayıldı; Burberry erken işlemlerde %3,4 değer kazanırken, Hermès %3 yükseldi ve İtalya merkezli Brunello Cucinelli hisseleri %2,7 arttı.

Fransız lüks devi LVMH’nin hisseleri %1,4 yükselirken, İsviçreli Richemont %2 değer kazandı.

Kering, emsali LVMH ve diğer moda oyuncuları gibi, Covid-19 dönemindeki talep artışının ardından son birkaç yıldır işlerinde düşüş yaşadı; bu durum, müşterileri uzaklaştıran fiyat artışlarına yol açtı. Eskiden sektörün ana büyüme motorlarından biri olan Çin’den gelen zayıf tüketici talebi ve stratejik hatalarla birleşince, Kering ve diğerlerinin kaderi kötüye gitti.

Demna’nın Gucci’nin sanat direktörü olarak atanması, satışları artırmayı ve firmanın itibarını yeniden rayına oturtmayı amaçlıyor. İlk koleksiyonu olan “La Famiglia” geçen yıl piyasaya sürüldü.

Piyasa, geçen yıl sürpriz bir şekilde şirketin ilk dışarıdan gelen CEO’su olarak atanan De Meo’nun Kering’i yeniden ayağa kaldırma girişimlerinin meyve vermeye başladığına dair işaretleri heyecanla bekliyor. Otomotiv sektöründen gelen De Meo’nun deneyimleri arasında, zor durumda olan otomobil üreticisi Renault’yu yeniden yapılandırmak da yer alıyordu. 

Kering Grubu için bir dönüşümün başlangıcı mı?

gucci zayıf, portföy toparlanıyor: kering i̇çin yeni bir başlangıç mı?

Bernstein analisti Luca Solca,“Bu sonuçlar, Kering marka portföyü ve faaliyetlerinin tamamında hafif bir iyileşmeye işaret ediyor,” dedi. “Bunun, Gucci gibi markaları 2026 mali yılında büyüme trendine taşıyacak bir dönüm noktası olup olmayacağı, mevcut beklentilerin aksine, yatırım açısından en önemli tartışma konusu olacak.”

Kering, 2026′da “büyümeye ve kâr marjında iyileşmeye dönüş” beklediğini söyledi, ancak görünümüne ilişkin daha fazla ayrıntı vermedi. Şirketin Nisan ayındaki Sermaye Piyasaları Günü’nde daha uzun vadeli bir plan ve yol haritası sunması bekleniyor.

De Meo, “Yılın ikinci yarısından bu yana, grubu doğru yola sokmak için kararlı adımlar attığımızdan emin olabilirsiniz,” dedi ve grubun hâlâ olmak istedikleri yerden ”çok uzakta” olduğunu sözlerine ekledi.

De Meo’nun icraatlarından biri, şirketin bilançosunu borçtan arındırmak ve güzellik ürünleri bölümünü L’Oréal’e satmak oldu.

Grubun yüksek net borcunu azaltmak ve asıl moda işine odaklanmak amacıyla 4 milyar euro tutarında bir yatırım yapıldı.

Yeni CEO ayrıca Kering’in sağlık ve uzun ömür segmentine girmeye hazırlandığını belirterek, “Bu alanda yer almak istiyoruz ve burada değer ve büyüme yaratılacağını biliyoruz” dedi ve şirketin mücevher stratejisinin Nisan ayında daha ayrıntılı olarak açıklanacağını sözlerine ekledi.