Ana Sayfa Blog Sayfa 107

Lego, Benzersiz Mağaza Deneyimlerini Nasıl Oluşturuyor?

Lego, fiziksel mağazaları yalnızca satış noktaları olarak değil, aynı zamanda markayı deneyimleme alanları olarak konumlandırmaya devam ediyor. Geçtiğimiz şubat ayında Londra’daki Battersea Elektrik Santrali’ndeki mağazasını tamamen çiçekçiye dönüştüren marka, müşterilerine unutulmaz bir alışveriş deneyimi sundu. Ancak bu mağazada gerçek çiçekler yerine Lego tuğlalarından yapılmış rengârenk bitkiler vardı.

lego benzersiz mağaza deneyimlerini nasıl oluşturuyor?
Lego Benzersiz Mağaza Deneyimlerini Nasıl Oluşturuyor?

Markanın küresel perakende deneyimi ve inovasyon başkanı Martin Urrutia, Ulusal Perakende Federasyonu’nun Büyük Gösterisi’nde Lego’nun fiziksel perakende anlayışını şu sözlerle özetledi: “Birkaç ay önce mağazamızın ortasına bir uzay gemisi yerleştirdik. Daha önce şömineli, Lego tuğlalarından yapılmış Noel Baba sandalyemiz vardı. Perakende, yalnızca satış yapmak değil, anılar yaratmak ve müşterilere hikayeler anlatmakla ilgilidir.”

Urrutia’nın vurguladığı gibi, mağaza içi deneyimlerin temel amacı, fiziksel perakende alanlarını birer medya kanalı ve hikâye anlatımı platformu hâline getirmek. Ancak bu tür deneyimlerin başarılı olması için stok yönetimi, doğru lokasyon seçimi ve çalışanlarla güçlü bir müşteri iletişimi gibi temel unsurların eksiksiz olması gerekiyor.

Lego’nun Deneyim Perakendesi Stratejisi

Lego’nun müşteri deneyimini zenginleştirmek için kullandığı yöntemlerden biri, çevrimiçi ve mağaza içi dünyayı birbirine bağlamak. Sonbaharda başlattığı oyun temalı atölyeler ve mağaza içi canlı yayınlar, markanın etkileşim odaklı perakende modelinin bir parçası. Üstelik bu yayınları Lego mağaza çalışanları sunuyor. Urrutia, “Her gün mağazada müşterilerle birebir iletişim kuran çalışanlarımız, doğal olarak harika birer sunucu. Tutkuları ve otantik anlatımlarıyla alışveriş deneyimini dijital ortamda da sürdürüyorlar” diyor.

Kişiselleştirme ise Lego’nun sunduğu en ilgi çekici deneyimlerden biri. Marka, standart raflarını azaltarak müşterilerin kendi özel Lego Minifigürlerini oluşturabilecekleri bir alan yarattı. Bu alan, yalnızca bir alışveriş noktası değil, müşterilerin geri dönmek isteyeceği bir deneyim merkezi olarak konumlandırıldı.

Lego’nun Türkiye’deki Deneyim Alanları

Lego’nun deneyim perakendesine verdiği önem Türkiye’de de kendini gösteriyor. Marka, geçtiğimiz yıl Mayıs ayında Hollanda merkezli e-ticaret platformu Bol ile yaptığı iş birliğiyle ‘The Botanical’ konsepti altında ilk çiçekçisini açmıştı. İki ay önce ise Türkiye’deki ilk pop-up çiçekçisini İstanbul Akasya AVM’de hayata geçirdi. Şimdi ise bu konsepti daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla ikinci çiçekçisini Zorlu Center’da açtı.

Bu mağazalar, Lego’nun botanik koleksiyonunu tanıtmanın ötesinde, müşterilere unutulmaz bir perakende deneyimi sunma amacını taşıyor. Geleneksel mağazacılığın ötesine geçen bu model, Türkiye’de perakende sektörüne yeni bir soluk getiriyor.

Perakendeciler için Çıkarımlar

Lego’nun başarılı deneyim perakendesi stratejisi, Türkiye’deki perakendeciler için de önemli dersler içeriyor:

  • Deneyim Satıştan Önce Gelir: Müşterilere alışveriş yapacakları değil, keyif alacakları bir alan sunmak fark yaratıyor.
  • Hikâye Anlatımı Güçlü Bir Araçtır: Mağaza içinde yaratılan temalar ve içerikler, müşteri sadakatini artırıyor.
  • Çevrimiçi ve Fiziksel Deneyimler İç İçe Geçmeli: Online platformlarla mağaza içi deneyimi birleştiren markalar, müşteri etkileşimini güçlendiriyor.
  • Kişiselleştirme Yeni Çağın Vazgeçilmezi: Müşterilerin kendilerine özel bir şey yaratmalarına imkân tanımak, markaya olan bağlılığı artırıyor.

Amazon Milano’da Kozmetik Mağazası Açıyor

Çarşamba sabahı Amazon Parafarmacia & Beauty, Milano’nun merkezinde kapılarını açtı. Perakendecinin İtalya’daki ilk fiziksel mağazası, geniş bir yelpazedeki güzellik ve kişisel bakım ürünlerini yenilikçi hizmetler ve uzman tavsiyeleriyle bir araya getiriyor.

img 5033
Amazon Milano’da Kozmetik Mağazası Açıyor

Amazon’da büyüyen aralık

Amazon Parafarmacia & Beauty’de müşteriler Eucerin, La Roche-Posay, Vichy, Avène, Bionike, Rilastil ve CeraVe gibi güvenilir markaların güzellik ve bakım ürünlerinden oluşan bir seçki bulacaklar. Reçetesiz ilaçlar ve parafarmasötikler de satışta. Perakendeci, Avrupa’daki büyüyen güzellik ve kişisel bakım ürünleri yelpazesini burada vurguluyor: Ürünler Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve Birleşik Krallık’taki çevrimiçi mağazalarında kademeli olarak satışa sunulacak.

Amazon ayrıca burada bir dizi yenilikçi teknoloji uygulaması ve hizmetini sergiliyor. Etkileşimli dijital ekranlara sahip ‘Yerleştir ve Öğren İstasyonları’, belirli bir tepsiye yerleştirilen ürünler hakkında videolar oynatıyor. ‘Derma bar’da, müşteriler ciltlerini üç dijital cilt analiz istasyonundan birinde analiz ettirebiliyor. Sonuçlara göre güzellik uzmanları daha sonra ürün önerilerinde bulunuyor. Ürünleri denemek için deneme istasyonları bulunuyor. Mağazada ayrıca müşterilerin reçetesiz ilaç alabileceği bir tezgah alanı da bulunuyor: eczacılar mevcut ürünler hakkında bilgi ve tavsiye sağlıyor.

İş Gıda’dan, KFC ve Pizza Hut Süreci ile İlgili Açıklama

Yum! Brands’in sözleşmeyi tek taraflı feshetmesiyle birlikte Türkiye’deki KFC ve Pizza Hut restoranları faaliyetlerini durdurulmasının ardından İş Gıda, konkordato sürecine girdiğini açıkladı. İş Gıda, KFC ve Pizza Hut restoranlarının kapanışıyla ilgili yaşanan süreç hakkında bir açıklama yaptı.

Türkiye’de 36 yıldır faaliyet gösteren KFC ve Pizza Hut markalarının 2020 yılından bu yana işletmeciliğini üstlenen İş Gıda A.Ş., Yum! Brands ile olan sözleşmenin tek taraflı feshedilmesi sonucunda zor bir süreçten geçtiğini açıkladı. İş Gıda, çalışanlarının, iş ortaklarının ve müşterilerinin mağduriyetini en aza indirmek için yoğun bir çaba içinde olduklarını belirtti.

İş Gıda, dört yıl içerisinde KFC ve Pizza Hut restoranlarını Türkiye genelinde 35 şehre yayarak toplam 537 restorana ulaştırdı. Ancak finansal zorluklar nedeniyle Yum! Brands ile çözüm odaklı görüşmeler sürdürülürken, şirketin sözleşmesi 8 Ocak 2025 tarihinde aniden feshedildi. Bu gelişme sonucunda Türkiye genelindeki tüm KFC ve Pizza Hut restoranlarının faaliyetleri durduruldu.

İş Gıda, çalışanların haklarını korumak adına konkordato sürecine başvurduğunu ve mahkeme tarafından 31 Ocak 2025 itibarıyla üç aylık geçici mühlet kararı verildiğini duyurdu. Çalışanların maaş ve tazminat ödemelerinin güvence altına alınması için çalışmaların sürdüğü belirtilirken, iş ortakları ve tedarikçilerin en az etkilenmesi için titizlikle bir yol haritası izlendiği ifade edildi.

Açıklamaya yönelik detaylar şu şekilde;

“Öncelikle, otuz altı yıldır Türkiye’de faaliyet gösteren KFC ve Pizza Hut markalarının 2020 yılından bu yana işletmeciliğini üstlenen İş Gıda A.Ş. olarak, Yum! Brands ile olan sözleşmemizin tek taraflı feshedilmesi sonucu yaşanan gelişmeler nedeniyle içinde bulunduğumuz bu zorlu süreçten duyduğumuz derin üzüntüyü tüm paydaşlarımız ve kamuoyu ile paylaşmak isteriz. Bu süreçte çalışanlarımız, iş ortaklarımız ve müşterilerimiz için taşıdığımız sorumluluğun bilincindeyiz. Sürecin tüm paydaşlarımız açısından en sağlıklı ve mümkün olan en az zararla ilerlemesini sağlamak adına yoğun bir çaba içindeyiz. Bu süreci şeffaflıkla yönetmeye kararlıyız.

Mevcut durumumuz

2020 yılında 138 KFC restoranı ile başladığımız ve sonrasında 2022 yılında dahil ettiğimiz 58 Pizza Hut restoranı ile devam ettirdiğimiz yolculuğumuzda dört yıldan kısa bir sürede yeni restoran açılışlarıyla 35 şehirde, tamamı İŞ Gıda’ya ait 537 restorana ulaştık. Bu süreçte yalnızca restoranlarımızın sayısını arttırmakla kalmadık; tedarik zincirinden inşaata, kurye operasyonlarına kadar yaygın bir ekosistem inşa ettik ve binlerce kişiye istihdam yarattık.

Bu hızlı büyümenin getirdiği yatırım maliyetlerini sürekli özkaynaklarımızla karşıladık. Kazandığımız her bir kuruşu Yum! Brands’in yönlendirmesi doğrultusunda yeni KFC ve Pizza Hut restoran açılışlarına yatırdık. Bunun sonucu olarak, 2024’ün son çeyreğinde finansal anlamda zorlanmaya başladık ve çok yüksek faizli kredilere başvurmak zorunda kaldık.

Bu esnada hem markalarımızın hem de paydaşlarımızın zarar görmemesi adına Yum! Brands ile görüşmelere başladık. Bu görüşmelerde tüm operasyonların kendilerine devredilmesi de seçenekler arasındaydı. Süreç olumlu bir şekilde ilerlerken, 8 Ocak 2025 tarihinde sözleşmemizi aniden tek taraflı olarak feshederek dört yıllık iş birliğimizi bir anda sonlandırma kararı aldılar. Bunun sonucunda biz de Türkiye genelindeki tüm KFC ve Pizza Hut restoranlarımızın operasyonlarını durdurmak zorunda kaldık. Bu gelişme, çalışanlarımız, iş ortaklarımız ve müşterilerimiz açısından önemli sonuçlar doğurmuştur. Sürecin etkilerini en aza indirmek ve başta çalışanlarımız olmak üzere tüm paydaşlarımızın haklarını korumak adına gerekli adımları atıyoruz.

Şirketimizin mali ve operasyonel koşullarını değerlendirerek, yükümlülüklerimizi sürdürülebilir şekilde yerine getirebilmek ve tüm paydaşlarımızın haklarını güvence altına alabilmek adına konkordatoya başvurduk. Mahkeme konkordatonun kesinleşmesi öncesi 31 Ocak 2025 itibarıyla üç aylık geçici mühlet kararı verildi. Bu süreç, şirketimizin mali dengesini yeniden sağlamak ve tüm taraflar için en uygun hukuki çözümleri geliştirmek adına alınmış bir önlemdir. Konkordato sürecinin yönetimi, ilgili yasal çerçevede, mahkemece atanmış konkordato komiserlerinin gözetiminde, yetkili makamların denetimi ve rehberliğinde yürütülmektedir.

Çalışanlarımız için yol haritamız

Çalışanlarımızın ve ailelerinin bu süreçten nasıl etkilendiğinin farkındayız ve bunun üzüntüsünü derinden hissediyoruz. Önceliğimiz, çalışanlarımızın kazanılmış haklarını korumak ve sürecin onlar için en az mağduriyetle tamamlanmasını sağlamaktır. Bu doğrultuda, gerekli adımları atarak süreci dikkatlice yönetiyoruz.

• Çalışanlarımızın haklarını güvence altına almak adına maaş ve özlük haklarıyla ilgili süreçleri yetkili kurumlarla koordinasyon içinde yürütüyoruz.

• Bugüne kadar düzenli yapılan maaş ödemeleri neticesinde çalışanlarımızın 2025 yılı öncesine dönük bir maaş alacağı bulunmamaktadır. Ancak Yum! Brands’in sözleşmemizi 8 Ocak’ta tek taraflı feshetmesi sonrasında yaşanan zorluklar nedeniyle şirket tarihimizde ilk kez, Ocak ayına ait maaşlar, her zamanki ödeme gününde ödenememiştir.

• Hukuken, konkordato sürecinde çalışanlar alamadıkları maaşlarını, konkordatonun kesin mühletinde İŞKUR üzerinden alabilirler. Ancak bu sürecin uzun sürmesi ihtimaline karşılık şirketimiz çalışanlarımızın mağdur olmaması adına 5 Şubat’ta ödenmesi gereken ve ödenemeyen Ocak ayı maaşlarını öncelikli olarak görerek, Şubat ayı içerisinde restoranların devirlerini takiben elde edilecek gelirler ile Şubat ayı sonuna kadar ödemeyi planlamaktadır.

• Sözleşmemizin Yum! Brands tarafından feshedilmesine bağlı olarak faaliyetlerimizin durması nedeniyle zorunlu ve feshin son çare olması ilkesine uygun şekilde, İş Kanunu’nun 18. maddesi kapsamında işten çıkış işlemlerine başlanacaktır.

• İşten çıkış işlemleri kapsamında çalışanlarımızın varsa kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve izin alacakları yasal olarak saklıdır.

İş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz için yol haritamız

• İş ortaklarımızın ve tedarikçilerimizin bu süreçten en az düzeyde etkilenmesi için gerekli adımları atıyoruz.
• Yükümlülüklerimizi yerine getirebilmek adına konkordato sürecini titizlikle yönetiyoruz.

Müşterilerimize ve kamuoyuna bilgilendirme

Otuz altı yıldır Türkiye’de müşterilerine hizmet veren KFC ve Pizza Hut markaları bu süre boyunca ülkemizde büyük bir ilgiyle karşılanmış ve geniş bir müşteri kitlesine ulaşmıştır. İş Gıda olarak biz de bu yolculuğun son dört yıllık döneminde restoran sayısını arttırarak bu markaların tüm Türkiye’ye yayılmasına katkıda bulunduk.

Tüm KFC ve Pizza Hut restoranlarımızın global operasyonel standartlara uygunluğu, Yum! Brands onaylı bağımsız denetim kuruluşları tarafından düzenli olarak denetlendi ve operasyonumuz bu kalite standartlarını karşıladığı için, faaliyetlerine aralıksız olarak fesih kararına kadar devam edebildi. Müşterilerimizin güveni ve memnuniyeti bizim her zaman en büyük önceliğimiz oldu.

Ancak üzülerek ifade etmek isteriz ki Yum! Brands ile olan iş birliğimizin tek taraflı sona ermesi nedeniyle tüm restoranlarımızı kapatarak müşterilerimize hizmet vermeyi durdurmak zorunda kaldık.

Müşterilerimizin bu süreçten nasıl etkilendiğinin farkındayız ve bunun üzüntüsünü derinden hissediyoruz. Yaşanan belirsizlikleri gidermek adına, şeffaflıkla ve düzenli olarak kamuoyuna bilgilendirmeler yapmaya devam edeceğiz.”

Amerikan Alışveriş Merkezlerinin Dönüşümünden Türkiye’ye Çıkarılacak Dersler

Amerikan alışveriş merkezi deneyimi, 1956’da açılan ilk “çağdaş, kapalı banliyö alışveriş merkezi” ile bir kültürel mihenk taşı haline geldi. Ancak günümüzde, ABD’deki alışveriş merkezlerinin geleceği belirsizliğini koruyor. Birinci sınıf (A derecesi) alışveriş merkezleri iyi performans gösterirken, B, C ve D dereceli merkezler tamamen yeniden yapılanma veya yenilenme ihtiyacıyla karşı karşıya.

Perakende danışmanlık şirketi Woodcliff Realty Advisors’ın başkanı ve CEO’su Rudolph Milian, CoStar News’e gönderdiği e-postada bu sıralama sistemini açıkladı. Sıralamalar “kiracı karması, konum, ticaret alanındaki hakimiyet gibi faktörlere dayanıyor, ancak en önemli faktör metrekare başına ortalama satışlar” dedi.

amerikan alışveriş merkezlerinin dönüşümünden türkiye'ye çıkarılacak dersler

ABD’de A ve B+ dereceli alışveriş merkezleri kira ve doluluk oranlarında artış görürken, C sınıfı ve altındaki alışveriş merkezleri yeniden kullanıma açılıyor. Green Street analistlerinin verilerine atıfta bulunan Retail Dive, A alışveriş merkezleri, B+ alışveriş merkezleri ve geride kalanlar arasında operasyonel başarı bakımından belirgin bir ayrışma olduğunu belirtiyor.

Örneğin, A alışveriş merkezleri geçen yıl %2,4 artarak %5,5’e (efektif kiralar ve doluluk oranları açısından) yükseldi. B+ alışveriş merkezleri daha mütevazı bir şekilde %0,3 oranında yükseldi – ancak bu olumlu eğilim başka hiçbir sınıfta görülmedi. B sınıfı alışveriş merkezleri %2,5, B- sınıfı merkezler ise %5 oranında düştü. Daha da ötesi, C sınıfı merkezler %6,5 ila %8 oranında düşüş yaşarken, bazı C sınıfı merkezlerde boşluk oranları %30’a kadar çıktı.

Bu sıkıntılı alışveriş merkezlerinin canlandırılması için birden fazla strateji gündeme geliyor: Deneyimsel işletmelerin eklenmesi, boş ana mağazaların daha küçük alanlara bölünmesiyle bağımsız işletmelere veya küçük zincirlere alan yaratılması, spor salonları ve sağlık klinikleri gibi hizmet tabanlı işletmelerin davet edilmesi veya bu alanların tamamen konut ve ticari gayrimenkul projelerine dönüştürülmesi.

Türkiye’de Alışveriş Merkezleri için Ne Anlama Geliyor?

ABD’deki bu dönüşüm, Türkiye’deki alışveriş merkezleri için de önemli dersler içeriyor. Son yıllarda Türkiye’de de AVM’lerin doluluk oranlarında dalgalanmalar ve bazı merkezlerde ziyaretçi sayısında düşüşler yaşanıyor. ABD’deki gibi, Türkiye’de de A sınıfı AVM’ler başarılı performanslarını sürdürürken, diğer merkezler farklı stratejilere yönelmek zorunda.

1. Deneyimsel Perakende ve Hizmet Bazlı Dönüşümler:

ABD’de C sınıfı alışveriş merkezlerinde spor salonları, diş klinikleri ve deneyimsel perakende alanlarının eklenmesiyle canlandırma çabaları göze çarpıyor. Türkiye’de de benzer şekilde, boş alanların deneyim odaklı alanlara dönüştürülmesi, eğitim ve sağlık hizmetleri gibi farklı segmentlerin AVM’lere entegre edilmesi etkili olabilir.

2. Karma Kullanımlı Projeler:

ABD’deki başarılı bir diğer strateji, AVM alanlarının konut ve ticari gayrimenkul projelerine dönüştürülmesi. Türkiye’de özellikle büyük şehirlerde, alışveriş merkezleri için karma kullanımlı projeler (ofis, konut, otel vb.) cazip birer seçenek olabilir.

3. Kiracı Karması

B+ sınıfı AVM’lerin A sınıfına yükselmesi için önerilen bir diğer yol, düşük performanslı kiracıların yerine daha çekici ve talep gören markaları getirmek. Türkiye’de de AVM yöneticileri, kiracı karmasını yeniden değerlendirerek yeni nesil perakendecileri ve popüler yerel markaları çekmeye odaklanabilir.

4. E-Ticaret ve Fiziksel Mağazalar Arası Denge:

ABD’de e-ticaretin baskısı hissedilirken, fiziki mağazalar deneyimsel alanlara dönüşerek bu duruma uyum sağlıyor. Türkiye’de de markalar, e-ticaret ve fiziki mağazalar arasındaki dengeyi iyi kurarak, AVM’lerde deneyimsel ve etkileşim odaklı alanlar yaratabilir.

PVH’ye Çin’den Sert Misilleme: Perakende Devleri Ticaret Savaşının Ortasında

Perakende dünyasının önde gelen markalarından Calvin Klein ve Tommy Hilfiger’ın ana şirketi PVH Corp., Çin tarafından “güvenilmez şirketler” listesine eklenerek ciddi yaptırım tehditleriyle karşı karşıya kaldı. Bu gelişme, ABD’nin Çin’e uyguladığı yeni gümrük vergilerine karşı bir misilleme olarak değerlendiriliyor ve küresel perakende ekosisteminde dalgalanmalara yol açabilir.

PVH Neden Hedefte?

Çin Ticaret Bakanlığı, PVH Corp.’u Xinjiang bölgesinden pamuk tedarik etmeyi reddettiği gerekçesiyle Eylül ayında incelemeye almıştı. Ancak şirketin kara listeye alınması, ABD’nin Çin menşeili ürünlere yeni %10’luk gümrük vergisi uygulamasının hemen ardından geldi. Uzmanlara göre bu hamle, Çin’in ABD’ye karşı gözdağı verme stratejisinin bir parçası.

Perakende Devleri Zor Bir Dönemle Karşı Karşıya

pvh’ye çin’den sert misilleme: perakende devleri ticaret savaşının ortasında

PVH’nin Çin’deki faaliyetleri üzerinde ciddi etkileri olabilecek bu karar, şirketin çin’deki mağazalarını kapatmasına, üretimi durdurmasına ve hatta çalışanlarını ülkeden çekmesine yol açabilir. ABD’li ticaret hukuku uzmanı Michael Kaye, Çin’in PVH’yi seçerek ABD’ye karşı net bir mesaj verdiğini belirtiyor: “Bu, Çin’in ABD’ye ticaret savaşında geri adım atmayacağını gösterme yolu.”

PVH’nin Çin’deki üretimi toplam üretim hacminin %18’ini oluşturuyor ve şirketin toplam satışlarının %6’sı, operasyonel kârının ise %16’sı bu pazarın katkısıyla sağlanıyor. Bu yaptırımların uygulanması, PVH için ciddi bir tedarik zinciri krizine neden olabilir.

Tedarik Zincirinde Yeni Rotalar

Küresel perakende analisti Neil Saunders, Çin’den üretimi başka bir ülkeye kaydırmanın kolay olmadığını vurguluyor: “Kaliteli üretim ve uygun iş gücü bulmak zaman alır. PVH, yeni üretim merkezleri bulana kadar siparişlerini karşılamada zorlanabilir.” Özellikle Asya pazarındaki alternatif üretim merkezleri bu süreçte öne çıkabilir.

PVH’den Resmi Açıklama

PVH, Çin’in kararına ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu karardan dolayı şaşkınlık ve hayal kırıklığı yaşadık. Çin’de 20 yıldır faaliyetteyiz ve tüm yasalara uygun hareket ediyoruz. Yetkililerle görüşerek olumlu bir çözüm arayışı içindeyiz” ifadelerini kullandı.

Sektörü Neler Bekliyor?

Bu gelişme, yalnızca PVH için değil, Çin’de büyük yatırımları olan diğer ABD merkezli şirketler için de bir uyarı niteliğinde. Nike, Apple, General Motors ve Starbucks gibi şirketler de benzer risklerle karşı karşıya kalabilir. Çin’in ilerleyen dönemlerde başka Amerikan markalarına yönelik yeni kısıtlamalar getirip getirmeyeceği ise merak konusu.

Perakende profesyonelleri için bu gelişme, küresel tedarik zinciri risklerini yeniden değerlendirme ve alternatif pazarlar arayışı için önemli bir göstergedir. Önümüzdeki sücret, ticaret savaşlarının perakende sektörü üzerindeki etkilerini yakından izlemek ve stratejik adımlar atmak için kritik bir dönem olacak.

Perakende Medya Harcamaları Arttıkça Markalar Sonuç Ölçümüne Daha Fazla Odaklanıyor

Emarketer’a göre 2025’te ABD perakende medyasına 10 milyar dolardan fazla artımlı reklam harcaması akacak. Ancak yatırımlar artarken markalar büyüyen bir zorlukla karşı karşıya: Bu artan bütçelerin aslında artımlı değer sağladığını kanıtlamak. Yeni bir araştırma, birçok markanın perakende medya ağları ve reklam türleri genelinde performansı ölçmekte hala zorlandığını ortaya koyuyor ve harcama ile hesap verebilirlik arasında kritik bir boşluk olduğunu vurguluyor.

img 2601
Perakende Medya Harcamaları Arttıkça Markalar Sonuçları Kanıtlamakta Zorlanıyor

Perakende Medyaya Yatırım Acelesi

Çok kanallı reklam platformu Skai ve Path to Purchase Institute tarafından bugün yayınlanan yeni bir araştırma raporu olan Perakende Medyasının Durumu 2025’e göre, perakende medyası tüketici ürünleri markaları için en önemli pazarlama kanalı haline geldi.

Ücretli arama, televizyon, dış mekan ve sosyal medyayı da içeren on büyük pazarlama kanalından, rapora katılanların %92’si perakende medyasını en önemli kanal olarak derecelendirdi; bu oran bir önceki yıla göre iki haneli bir artışa işaret ediyor.

img 2698
perakende medya harcamaları arttıkça markalar sonuçları kanıtlamakta zorlanıyor

Ancak bu evrim, artan karmaşıklıkla birlikte geliyor – kuruluşlar şu anda ortalama 6 perakende medya ağıyla çalışıyor ve 2026’ya kadar bu sayının 11’e çıkarmasını bekliyor.

Ölçüm Mücadelesi

Bütçeler büyüdükçe, yatırım getirisi üzerindeki inceleme de büyüyor. IAB, perakende medya alıcılarının %62’sinin devam eden büyümenin önündeki en büyük engel olarak ölçüm standartlarının eksikliğini gösterdiğini bildiriyor.

Skai’nin raporunda, pazarlamacıların dörtte biri perakende medyasını diğer dijital kanallarla entegre etmekte zorluk çektiğini belirtirken, %32’si ise yatırım getirisi (ROI) konusunda endişe duyduğunu ifade etti.

img 2699
perakende medya harcamaları arttıkça markalar sonuçları kanıtlamakta zorlanıyor

Markaların endişeleri arasında, reklam verenlerin perakendeciler arasındaki sonuçları doğru bir şekilde karşılaştıramaması ve bir reklam kampanyasının gerçekten net yeni satışları artırıp artırmadığına ilişkin sınırlı bir anlayış yer alıyor.

Artımlılık Neden Göründüğünden Daha Karmaşıktır

Zorluk teknik sınırlamaların ötesine uzanıyor. Birçok marka, yıllık ticaret görüşmelerinin veya JBP’lerinin bir parçası olarak belirli perakendecilerle harcama miktarları taahhüt etti, bu da bütçeleri performans verilerine göre değiştiremeyecekleri anlamına geliyor. Bunun yerine, gerçek fırsat her ağ içindeki optimizasyonda yatıyor – harcamaları yeniden tahsis etmekten ziyade iyileştirmek için artımlılık içgörülerini önemli hale getiriyor.

İşleri daha da karmaşık hale getiren şey, çapraz kanal alışveriş davranışının gerçekliğidir. Tüketiciler ürünleri bir kanalda keşfedip başka bir kanalda satın alabildiklerinden, tek kanallı ölçüm reklam etkisini önemli ölçüde hafife alabilir. Bu kopukluk, her kanalın satışları artırmada oynadığı gerçek rolü maskeler.

Geleneksel Çözümler Yetersiz Kalıyor

Geleneksel fiziksel mağaza alışverişi bağlamında etkili ölçüm çözümleri onlarca yıldır mevcuttur. Nielsen ve Circana gibi firmaların ölçüm çözümleri, medya kampanyalarının belirli bir ürünün mağaza içi satışları üzerindeki etkisini anlamak isteyen markalar tarafından güvenilir bulunmuştur – birden fazla perakendecideki Satış Noktası (POS) verilerini ve tüketici paneli verilerini bir araya getirerek markaların reklam kampanyalarının etkinliğini ölçmelerine olanak tanır.

Günümüzde markalar perakende medya kampanyalarının toplam satışlara nasıl katkıda bulunduğunu da ölçmek istiyor. Perakende medya ağları ölçüm çözümleri sunuyor ancak bunlar kendi ekosistemleriyle sınırlı parçalı bir görünüm yaratıyor. Platformlar arasında veri paylaşımı için hiçbir teşvik olmadan, ağlar “duvarlı bahçelerini” koruyor ve bu da bütünsel ölçümü neredeyse imkansız hale getiriyor.

Bazı perakende medya ağları, sonuçları doğrulamak veya çoklu dokunuş atıfı sağlamak için üçüncü taraf ölçüm sağlayıcılarıyla seçici bir şekilde ortaklık kurar. Ancak, bu ortaklıklar genellikle kapsam olarak sınırlıdır ve perakendeciye göre büyük ölçüde değişir.

İleriye Bakış

Bu zorluklara rağmen, markalar ilerleme kaydettiklerini hissediyor. Skai raporu, kuruluşların %56’sının artık artımlılığı ölçmede yeterlilik bildirdiğini ortaya koyuyor – bu, katılımcıların yalnızca %30’unun artımlılığı ölçmede kendilerini iyi veya mükemmel olarak değerlendirdiği geçen yıla göre önemli bir gelişme. Ancak, teknik sınırlamalar ve net metodolojilerin olmaması önemli engeller olmaya devam ediyor.

img 2700
perakende medya harcamaları arttıkça markalar sonuçları kanıtlamakta zorlanıyor

“Pazarlamacılar, 2025’te talebi açığa çıkarmak ve büyümeyi teşvik etmek için her zamankinden daha fazla kanal, yayıncı, format, teknoloji ve yaklaşım arasında gezinmeye hazır olmalıdır.”

Bu ölçüm labirentine yakalanan markalar için ileriye giden yol muhtemelen halihazırda devam eden gelişmiş iç yetenekler ve endüstri standardizasyon çabalarının bir kombinasyonunu içeriyor. Skai’nin araştırması, kuruluşların %40’ının perakende medya ağlarından gelişmiş içgörülere erişimin gelecekteki yatırımlarını hızlandıracağını söylediğini gösteriyor. O zamana kadar markalar, büyüyen yatırımı kusurlu ölçüm yeteneklerine karşı dengeleme gibi zorlu bir görevle karşı karşıya.

Skechers’ın Global 1. Çeyrek Hedefi, Güçlü 4. Çeyreğe Rağmen Tahminlerin Gerisinde Kaldı

Ayakkabı şirketi Skechers’ın 2024 mali yılının dördüncü çeyreğindeki satışları, Wall Street’in 2,22 milyar dolarlık tahminini karşılayarak %12,8 arttı.

Ancak 2025 mali yılı birinci çeyrek gelir beklentisi 2,42 milyar dolar olarak gerçekleşti ve bu rakam analistlerin beklentilerinin %2,6 gerisinde kaldı.

skechers'ın global 1. çeyrek hedefi, güçlü 4. çeyreğe rağmen tahminlerin gerisinde kaldı
Skechers’ın 1. Çeyrek Hedefi, Güçlü 4. Çeyreğe Rağmen Analist Tahminlerinin Gerisinde Kaldı

Skechers güçlü 4. çeyrek sonuçları yayınladı

Yahoo Finance’e göre şirketin dördüncü çeyrekteki toptan satışları %17,5 artarken, doğrudan tüketiciye satışlar %8,4 arttı ancak hisse başına düşen seyreltilmiş kazanç %16,1 artarak 65 sente ulaştı ve öngörülen 75 sentin altında kaldı.

Skechers’ın operasyon direktörü David Weinberg, dördüncü çeyrek işlemleri hakkında şunları söyledi: “Yıl, 2,21 milyar dolarlık rekor dördüncü çeyrek satışlarına olanak tanıyan güçlü bir tatil sezonuyla sona erdi.”

“Bazı ülkelerde zorlu pazar ve nakliye koşulları devam etse de işimizin gücü, ulaşılabilir bir fiyata konfor, yenilik, stil ve kaliteyi bir araya getiren son derece cazip bir değer önerisi olan farklılaşmış pazar konumumuzdan kaynaklanmaktadır” diye ekledi.

Skechers’ın 2024 yılı öne çıkanları

2024 yılı tamamında Skechers’ın 8,97 milyar dolarlık satışları %12,1, toptan satışları %13,2 ve doğrudan tüketiciye satışları %10,7 arttı.

Seyreltilmiş hisse başına kazanç %19,2 artarak 4,16 dolara ulaştı.

Şirketin CEO’su Robert Greenberg, rekor yılı konfor teknolojisi ürünlerinin popülaritesine ve şirket genelindeki güçlü uygulamaya bağladı. Önümüzdeki yıl için büyümenin devam edeceğine olan güvenini dile getirdi.

“Özverili ekibimiz tarafından yürütülen stratejik ürün, pazarlama ve operasyonel planlarımızın önümüzdeki yılda kayda değer başarılara ve sürekli büyümeye yol açacağından eminiz” dedi.

Şirket, 2025 mali yılına bakıldığında 9,70 ila 9,80 milyar dolar arasında satış, hisse başına seyreltilmiş kazanç ise 4,30 ila 4,50 dolar arasında tahmin ediyor.

Versace Satışları “Stratejik Hatalar” Nedeniyle %15 Düştü

Capri Holdings, son çeyreğinde çift haneli satış düşüşünü kabul etmek zorunda kaldı. Versace, Jimmy Choo ve Michael Kors’un ana şirketi, kötü stratejik kararların performansını etkilediğini kabul etti.

versace satışları "stratejik hatalar" nedeniyle %15 düştü
Versace Satışları “Stratejik Hatalar” Nedeniyle %15 Düştü

Versace’in moda grubunda belirsiz gelecek

Amerikan moda grubu, 2024/25 mali yılının üçüncü çeyreğinde satışlarının %11,6 düşüşle 1,26 milyar dolara (1,2 milyar Euro) düştüğünü gördü. Net zarar daha da artarak 547 milyon dolara (510 milyon Euro) çıktı.

Versace satışlarında %15’lik bir düşüşle 193 milyon dolara (180 milyon Euro) düştü: CEO John Idol, bunun en azından kısmen yanlış stratejik tercihlerden kaynaklandığını kabul ediyor. Michael Kors da ciddi bir satış düşüşü yaşadı (%12,1 düşüşle 909 milyon dolara veya 850 milyon Euro’ya), Jimmy Choo ise zararı ‘sadece’ %4,2’lik bir satış düşüşüyle 159 milyon dolara (150 milyon Euro) sınırlayabildi.

Aynı zamanda, Tapestry ile önerilen birleşmenin başarısızlığa uğraması ve Birleşik Devletler düzenleyicileri tarafından engellenmesinin ardından moda grubunun geleceği belirsizliğini koruyor. O zamandan beri, Versace ve Jimmy Choo’nun olası bir satışı söylentileri dolaşıyor ve Prada ve eski Gucci CEO’su Marco Bizzarri’nin yatırım şirketi de potansiyel alıcılar arasında gösteriliyor.

Maptriks Katkılarıyla Haftanın Mağaza Açılışları [3 – 7 Şubat]

maptriks magaza acilislari banner2
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [3 - 7 şubat] 20

Yılın ikinci ayında mağaza açılışlarındaki ivme hız kazanmaya başladı. Yeni yılın ilk mağaza yatırımları ardı ardına açılışlarını gerçekleştiriyor.

Her hafta sektörden gelen bildirimlerle derlediğimiz haftanın mağaza açılışları serimizin bu haftaki derlemesiyle sizlerleyiz. Geçmiş mağaza açılışları listelerimize buradan ulaşabilirsiniz.

İşte bu haftanın gerçekleşen mağaza açılışları

Atasun Optik – Sefaköy

maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [3 - 7 şubat]
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [3 - 7 şubat] 21

Atasun Optik, Sefaköy mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza markanın 71 ildeki 350. mağazasını oluşturuyor.

Avon – Trump AVM 

avon magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [3 - 7 şubat] 22

Avon, İstanbul Trump AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

MR. DIY. – Metropol AVM

mrdiy magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [3 - 7 şubat] 23

MR. DIY, Metropol AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Mağaza markanın 150. mağazasını oluşturuyor.

Korkmaz – Konya

korkmaz magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [3 - 7 şubat] 24

Korkmaz, Konya Meram cadde mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Altınyıldız Classics – Yekta Mall

altinyildiz magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [3 - 7 şubat] 25

Altınyıldız Classics, Alanya Yekta Mall mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Süvari – Kuşadası

suvari magaza yeni
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [3 - 7 şubat] 26

Süvari, Kuşadası mağazasının açılışını yeni konsepti ile gerçekleştirdi.

Saat & Saat – Ceylan Karavil AVM

saat magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [3 - 7 şubat] 27

Saat & Saat, Ceylan Karavil AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Dürümle – İstanbul

durumle magaza
maptriks katkılarıyla haftanın mağaza açılışları [3 - 7 şubat] 28

Dürümle, İstanbul Cevizlibağ Asoy Cadde mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Capri Holdings’te Sert Düşüş: 547 Milyon Dolarlık Zarar ve Belirsiz Gelecek

Beklendiği gibi, ABD moda grubu Capri Holdings, 2024/25 mali yılının üçüncü çeyreğinde önemli gelir kayıpları yaşadı. Michael Kors, Versace ve Jimmy Choo markalarının ana şirketinin çarşamba günü yayınladığı ara rapora göre, olumsuz tek seferlik etkiler de yarım milyar ABD dolarından fazla net zarara yol açtı.

Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO John Idol bir açıklamada, “Genel olarak, işimiz bu çeyrekte zorlu olmaya devam etti ve sonuçlarımızdan hayal kırıklığına uğradık,” diye itiraf etti. Grup şimdi “mevcut satış eğilimlerini iyileştirmek için stratejik girişimlerini gözden geçirecek.” Idol ayrıca önümüzdeki mali yılda sonuçlarda bir iyileşme beklediğini belirtti. “Bu, 2027 ve sonrasında yenilenen büyümenin temelini oluşturacak.”

lüks modaya yönelik talebin azalması capri holding'in 4. çeyreğini etkiliyor
Capri Holdings, 547 Milyon Dolarlık Çeyrek Zarar Bildirdi

Capri Holding’in 3. Çeyrek Geliri Yaklaşık Yüzde On İki Oranında Azaldı

28 Aralık’ta sona eren üç ayda, grup geliri 1,26 milyar Dolar (1,21 milyar Euro) olarak gerçekleşti ve bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %11,6 oranında geriledi. Döviz dalgalanmaları için ayarlandığında, gelirler %11,4 oranında düştü.

Önemli düşüş, grubun tüm markalarındaki kayıplardan kaynaklandı. Michael Kors geliri %12,1 (kur ayarlı -%11,7) düşüşle 909 milyon dolara geriledi. Versace %15,0 (kur ayarlı -%15,0) düşüşle 193 milyon dolara gerilerken, Jimmy Choo’nun geliri %4,2 (kur ayarlı -%4,2) düşüşle 159 milyon dolara geriledi.

Önemli Bozulmalar Derin Kayıplara Yol Açar

Kapsamlı değer düşüklükleri şirketi derin bir kırmızıya sürükledi. İşletme zararı, bir önceki yılın aynı dönemindeki 122 milyon dolarlık işletme kârına kıyasla 590 milyon dolara ulaştı.

Hissedarlara atfedilebilir net zarar toplam 547 milyon dolar (525 milyon euro) oldu. Önceki yılın üçüncü çeyreğinde grup 105 milyon dolar kâr elde etmişti. Tek seferlik etkiler için ayarlandığında, net gelir %62 azalarak 54 milyon dolar’a düştü.

Grubun geleceği belirsizliğini koruyor. Rakip Tapestry Inc. ile uzun zamandır planlanan birleşme, antitröst gerekçesiyle bir ABD mahkemesi tarafından engellendikten ve daha sonra her iki şirket tarafından da sonlandırıldıktan sonra, Capri’nin tamamen ana markası Michael Kors’a odaklanmak için Versace ve Jimmy Choo’nun satışını düşündüğü bildiriliyor. Medya raporlarına göre, Versace ile ilgilenen çok sayıda taraf arasında İtalyan moda grubu Prada SpA ve eski Gucci CEO’su Marco Bizzarri’nin yatırım şirketi yer alıyor.