İspanyol moda perakendecisi Inditex ve İspanyol sürdürülebilir giyim uzmanı Jeanologia, giysi üretimi sırasında mikro elyafları çıkarmak ve böylece ev tipi çamaşır yıkamayla birlikte dökülmeyi azaltmak için tasarlanmış ilk endüstriyel hava sistemini geliştirdi.
“Hava Elyaf Yıkayıcı” (Air Fiber Washer) olarak adlandırılan yeni sistem, mikro elyafları yakalamak için mikro filtreleme ile birlikte dinamik hava akışını kullanarak üretim sürecinde mikro elyafların %60’a kadarını ayıklıyor. Inditex ve Jeanologia’ya göre, her bir endüstriyel Air Fiber Washer makinesi, kumaş türüne, yükleme ve hareket gibi makine koşullarına bağlı olarak potansiyel yeniden kullanım için yılda 325 kilograma kadar mikro elyafın toplanmasına imkan sağlayacak.
Mikro elyaf ve döngüsel moda
Inditex sürdürülebilirlik genel direktörü Javier Losada bir basın açıklamasında, “Mikro elyaf dökülmesi gibi sektörümüzün zorluklarına yanıt vermemizi sağlayan yenilikçi çözümleri teşvik etmeliyiz. Jeanologia ile olan bu proje, su gibi kaynaklar üzerindeki etkimizi daha üretim aşamasından itibaren sınırlamak için diğer endüstrilerle nasıl işbirliği yapabileceğimizin bir örneğidir” dedi.
Mikro lifler, özellikle ilk ev yıkamaları sırasında tekstillerden dökülen, uzunluğu 15 milimetreden küçük parçacıklardır. İki şirkete göre de, “Su arıtmaya yönelik mevcut endüstriyel kapasitelerdeki var olan sınırlamalar nedeniyle bu, tekstil endüstrisi için en büyük zorluklardan biridir.”
“Yenilikçi teknoloji ile bu yeni gelişme, su veya termal enerji kullanmadan ve kumaş kalitesi gibi özelliklerden ödün vermeden hava kullanımı yoluyla mikro elyaf dökülmesini %60’a kadar azaltmayı mümkün kılıyor. Dinamik hava akışı, mikro elyafları giysilerden çıkarır ve potansiyel geri dönüşüm için bir muhafaza torbasında toplar, bu da bizi sıfır atıkla döngüsel bir endüstriye yaklaştırıyor” ifadelerine yer verildi.
İtalyan markası Maison Valentino, Farfetch’in sahip olduğu artırılmış gerçeklik uygulaması Wanna’nın yardımıyla hazır giyim koleksiyonları için sanal deneme (VTO) sunan ilk lüks marka oldu.
Artırılmış gerçekliğe ilk adımını atan Valentino, Wanna ile güçlerini, müşterilerin ‘Urban Flows’ olarak da bilinen en son Sonbahar 2023 koleksiyonundan seçilmiş erkek giyim parçalarını sanal olarak denemelerine olanak tanıyan bir pilot projede birleştirdi.
Müşteriler ayrıca Valentino’nun e-ticaret platformunda önceden de erişilebilen bir terzilik hizmeti olan ValenTie’yi deneme seçeneğine de sahip olacak.
Wanna’nın CEO’su Sergey Arkhangelskiy, şu yorumu yaptı: “[AR] yalnızca markaların giysileri en üst düzeyde gerçekçilikle sergilemesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda kullanıcılara çevrimiçi bir satın alma işlemi yapmadan önce giyim ürünlerini deneme konusunda yeni bir deneyim sunuyor.
“Bu, e-ticaret kullanımı için özel olarak tasarlanmış, son derece gerçekçi ve lüks markaları hedefleyen ikinci nesil bir VTO deneyimidir. Yeni sanal deneme kategorisinin lansmanı ile müşterilerin alışveriş kararlarında bilgi sahibi olmasına ve satın alma güvenini artırmasına yardımcı olmaya devam etmek istiyoruz.”
Bu yeni teknoloji, Maison Valentino’nun müşterilerinin, son bir satın alma işlemi yapmadan önce bir giysinin üzerlerinde nasıl görüneceğini akıllı telefonlarından görselleştirmelerine olanak tanıyan VTO aracılığıyla fiziksel perakendenin sınırlarını aşmasını sağlıyor.
Dahası, Wanna Wear uygulaması App Store’dan ücretsiz olarak indirilebiliyor. Halihazırda bulunan VTO teknolojilerinin aksine, Wanna’nın gelişmiş AR’si, müşterinin iPhone kameralarından herhangi bir açıdan görüntülenmek üzere giysi ve aksesuarları sergiliyor.
IKEA,Billie adlı bir yapay zeka botuna daha fazla ev geliştirme hizmeti ve sıradan müşteri sorguları sunmaya çalışırken çağrı merkezi çalışanlarını iç tasarım danışmanı olmaları için eğitiyor.
Nisan ayında perakendeci, Avrupa, Avustralya, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer yerlerdeki önceki lansmanların ardından iç tasarım hizmetlerini İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’ni de dahil edecek şekilde genişletti.
Yapay zeka botları personel azaltmaya sebep olacak mı?
Birleşik Krallık’ta müşteriler, 45-60 dakikalık görüntülü iç tasarım tavsiyesi ve önerilen ürün listesi için 25 £ ve üç çalışma alanı tasarımı danışmanlığı, bir kat planı ve 3D görseller için 125 £ ödeyebiliyor.
Ikea’nın sahibi Ingka, 2021’den beri 8.500 çağrı merkezi çalışanını iç tasarım danışmanı olarak eğittiğini söylerken, aynı yıl Ikea’nın Billy kitaplık serisinden ilham alan bir adla piyasaya sürülen Billie, son iki yılda müşterilerin çağrı merkezlerine yönelik sorularının %47’sini ele aldı.
Ingka Group küresel insan ve kültür yöneticisi Ulrika Biesert, Reuters’e şunları söyledi: “Yaşam boyu öğrenme, geliştirme ve yeniden beceri kazandırma yoluyla Ingka’da iş arkadaşlarının istihdam edilebilirliğini güçlendirmeye ve yeni işlerin yaratılmasını hızlandırmaya kararlıyız.”
Artan yapay zeka kullanımının şirkette personel sayısında bir azalmaya yol açmasının muhtemel olup olmadığı sorulduğunda Biesert, “Şu anda gördüğümüz şey bu değil” dedi.
2022 mali yılı için, Ingka’nın uzaktan iç tasarım kanalı aracılığıyla telefon veya video yoluyla ürün ve hizmet satışları 1,40 milyar ABD doları gelir elde etti (toplamın %3,3’ü).
Ingka Group, Reuters’e gelecekteki Z Kuşağı müşterilerini cezbetme çabasının bir parçası olarak bu payı 2028 yılına kadar %10’a çıkarmayı hedeflediğini söyledi.
Buna karşılık, Ingka’nın sahibi olduğu Ikea’nın web sitesi aracılığıyla çevrimiçi ürün satışı, Ingka’nın 31 Ağustos 2022’de sona eren mali yılında toplam satışlarının %25’ini oluşturdu.
Center for an Urban Future’ın bir raporuna göre, New York City’deki perakende istihdamı duraklamaya devam ediyor. Perakende sektörü, özel sektöre kıyasla %0,8 düşüşle pandemi öncesine göre ise %11,1 düşüşle 37.800 daha az istihdama sahip.
Manhattan, %20,4 daha az perakende istihdamıyla en yavaş toparlanmayı yaşıyor, ancak perakende Staten Island’da %8,7, Queens’te %7,6, Brooklyn’de %5,1 ve Bronx’ta %3,3 düştü. Düşüşler en çok giyim ve aksesuar mağazalarında (%26,9 düşüş) ve departman mağazalarda (%16,7 düşüş) yaşandı.
Bununla birlikte, şehirdeki perakende işleri 2015’ten beri düşüyor. Rapora göre, New York’ta Şubat 2015’ten Şubat 2023’e kadar perakende istihdamı %13,2 düşerken, toplam özel sektör istihdamı %11,5 arttı.
Center for an Urban Future raporuna göre, New York City’nin perakende satışlarındaki düşüş pandemiden önceye dayanıyor, ancak bir dizi faktör bunu daha da hızlandırdı ve toparlanmayı zorlaştırdı. Bu araştırmacılar, “çevrimiçi alışverişin hızlı büyümesi, perakendeciler tarafından otomasyonun giderek daha fazla benimsenmesi, ofis çalışanlarının yavaş dönüşü ve şehrin nüfusundaki keskin düşüş”ten bahsediyor.
Rapora göre, şehrin restoranları bile perakende sektöründen iki kat daha hızlı toparlandı ve bu sektördeki istihdam %5,7 azaldı.
Gap Inc. ve Nordstrom’un son yıllarda birden fazla lokasyonu kapatmaya karar verenler arasında yer aldığı San Francisco başta olmak üzere diğer şehirlerde de dinamikler benzer. Salgınla ilgili olarak daha fazla uzaktan çalışmaya geçiş, San Francisco Bütçe ve Yasama Analisti Ofisi’nin bu yılın başlarında şu anda şehir merkezinde her iş gününde 147.303 daha az ofis çalışanı olduğunu tahmin etmesine yol açtı. Rapora göre, bu düşüşün yanı sıra turizmdeki düşüş ve perakendeciliğe baskı yapan diğer faktörler nedeniyle, 2019’dan 2022’ye kadar şehir genelinde 7.711 perakende işi kaybedildi.
Son dönemde erkek giyim sektöründe genişlemesini hızlandıran Cengiz İnler markası ile ilgili son gelişmeleri ve markanın mevcut durumunu şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz İnler ile konuştuk.
Hem Cengiz İnler markasının hem de erkek giyim sektörünün bugünü ve geleceği ile ilgili sorularımızı yönelttik.
Öncelikle Cengiz İnler markasının kuruluşu ile başlayalım. Markanızın kuruluş hikayesinden ve geçmişinden biraz bahsedebilir misiniz?
Cengiz İnler markasının kuruluşu 1964 yılına kadar uzanmaktadır. İnler Tekstil çatısı altında 1964 yılında Eskişehir’de kendi atölyesini kuran Zeynel İnler, tekstil dünyasında “yeni bir soluk” parolası ile giriş yapmıştır. Tekstil dünyasında sağlam ve emin adımlarla ilerlemeye devam etmiştir.
2010 yılına kadar sektörde birçok başarıya imza atılmış ve tekstil ile ilgili yüksek tecrübe sağlanıp markalaşma sürecinde ciddi ilerleme kaydedilmiştir.
2010 yılında vefat eden Zeynel İnler’in yerini Cengiz İnler alarak markaya yeni bir soluk getirmiştir. Güncel mağaza sayısı olarak 11 mağaza ulaşarak kısa zamanda büyük sonuçlar alınmış olup yükselen ivmeyi devam ettirmeyi planlıyoruz.
Türkiye’deki erkek giyim perakendesini nasıl değerlendiriyorsunuz, markanız hangi noktalarda diğer markalardan ayrışıyor?
Ülkemiz erkek giyim üzerinde son derece güçlü ve yenilikçi yapısı ile global markalar arasında adından söz ettiren ve aranan bir yapıdadır.
Yurtiçi ve yurt dışı erkek giyim markaları arasında Cengiz İnler yenilikçi yapısı, kaliteyi en uygun biçimde sunması ve markaya has tarzı ile çok daha farklı bir konumda yer alıyor.
Ürünün tasarım, yapım ve müşteriye ulaşmasındaki sürece kadar büyük bir titizlik ve yüksek performans ile çalışmaktayız.
Bu aşamalarda alanında uzman ve doğru kişilerle çalışmak ve en kaliteli markalarla üretim sağlamak başarımızın en önemli sırrı. “%100 Türk sermayesi” ile çıktığımız bu yolda milli bir marka olma misyonumuzu global alanda da başarmak istiyoruz.
Cengiz İnler markası olarak üzerimize giymediğimiz, kullanmadığımız hiçbir ürünü müşteriye sunmuyoruz.
Genişleme stratejileriniz neler, mevcut lokasyonlarınız ve genişleme planlarınızdan biraz bahsedebilir misiniz?
Büyüme stratejimiz olarak öncelikle 81 ilde mağaza açarak ülkemizdeki herkese ulaşmak istiyoruz. Bu süreçte Ankara, İstanbul, Kocaeli, Kütahya, Balıkesir, mağazalarımızı açmış olup ardından belirlediğimiz şehirlerde mağaza açılışlarımızı devam ettireceğiz. Müşterilerimizin yoğun taleplerinin bulunduğu Bursa, İzmir, Antalya, Konya, Kayseri, Edirne, Tekirdağ, Afyonkarahisar ve Denizli’de AVM mağazaları ile görüşmelerimiz devam ediyor. Misyonumuz doğrultusunda aynı zamanda global alanda da başarı sağlayıp ülkemizi erkek giyim alanında en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz. Bu doğrultuda da küresel tarafta New York mağazamızı açarak sürecimize hızlı ve kendimizden emin bir şekilde başlamış bulunmaktayız.
2023 yılında markanızın planlanan yenilikleri ve yatırımları hakkında bilgi verebilir misiniz?
2023 yılında markamız güncel olarak 11 mağazaya ulaştı. AVM mağazacılığına büyük önem veren markamız bu sürece kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de AVM mağazalarında olmaya devam edecek.
Bu süreçte farklı şehirlerdeki müşterilerimizden gelen talepler üzerine görüşme halinde olduğumuz AVM mağazaları bulunuyor.
Erkek giyim sektöründe öncülük ettiğimiz ve bizimle özdeşleşen “kruvaze takım elbise” modelimiz ile her sezon olduğu gibi bu sezonda da adımızdan sıklıkla bahsettireceğiz.
Yerel hedeflerimizi tamamladıktan sonra yurt dışında da hedeflerimizi gerçekleştireceğiz. Aynı zamanda online mağazacılık alanında sağlam ve kararlı adımlarımızda ciddi ilerleme kaydetmeyi planlamaktayız.
Cengiz İnler aynı zamanda %100 Türk sermayesi bir marka. Türk markalarının hem ülkemizde hem de dünyadaki konumu nu nasıl değerlendiriyorsunuz?
“%100 Türk sermayesi” ile kurulan ve yoluna aynı şekilde devam eden markamız, yerel anlamda güzel başarılar elde etti ve etmeye devam edecek. Son zamanlarda özellikle erkek giyim alanındaki markalara baktığımızda yaşanan rekabet başarı getirmektedir. Erkek giyim alanında Türk modacılar, Türk ustalar ve Türk işçilerimiz ile yüksek standarttaki otomasyon teknolojimiz milli markalarımızı yurtdışı markalarıyla yarışacak seviyeye getirdi. Son yıllarda da bariz bir şekilde Türk markalarımız tercih edilen ve aranan seviyeye ulaşmıştır. Tüm yerel markalarımızın amacı ülkemizi başarılı bir şekilde temsil etmek ve geniş ihracat ağıyla ülkemize döviz getirmek olmalıdır. Cengiz İnler markası bu misyon doğrultusunda hareket ederek başarıya ulaşmıştır. İhracat ağını genişleterek ve global alanda fiziki mağazalarıyla ülkemizi başarılı bir şekilde temsil etmeye de devam etmek istiyoruz.
Perakende medya reklamlarından elde edilen satışların 2028 yılına kadar TV gelirlerini geçeceği tahmin ediliyor.
Perakendecilerin sahip olduğu e-ticaret web siteleri, GroupM’ye göre şu anda bu yılın en hızlı büyüyen üçüncü reklam kanalı.
Medya şirketi GroupM’ye göre, perakendecilerin sahip olduğu e-ticaret web sitelerinden reklam satışlarının yalnızca bu yıl %9,9 oranında artması ve 2028’de TV satışlarından daha yüksek bir değere sahip olması bekleniyor.
Perakende medya için yeni dönem
Şirketin 2023 Yıl Ortası Tahmini raporu, perakendecilere ait e-ticaret sitelerinin, ev dışı dijital ekranlar ve bağlantılı TV’den sonra bu yılın en hızlı büyüyen üçüncü reklam kanalı olduğunu ortaya koydu.
Tesco, Amazon ve Sainsbury’s gibi perakendeciler, yalnızca reklam satışından değil, satılan her üründen de kazanabilecekleri için büyük reklamverenleri sitelerine çekmeye çalışıyor.
Perakende şirketlerinin perakende medyadan elde ettikleri kâr marjları %90’a kadar çıkabiliyor, bu da büyük tüketim malları şirketlerinin perakendecilerin web sitelerinde öne çıkan bir yer için yüksek bir prim ödemeye razı olduğu anlamına geliyor.
Çevrimiçi moda devi Asos, bu yılın başlarında reklam gelirini artırmak için reklam teknolojisi firması Criteo ile ortaklık kurarak üç yıllık bir perakende medya reklam anlaşması imzaladı.
Bu arada Ocado, pazarlamacılara, reklam teknolojisi şirketi The Trade Desk ile bir bağlantı yoluyla, izin verilen müşteri davranışı verilerine doğrudan erişim sağlamak için The Trade Desk ile anlaşma sağladı.
Kelebek Mobilya, mobilya sektöründe ilk kez, mobilya kiralama seçeneğini hayata geçiriyor. Mobilyakirala.com.tr iş birliği ile artık mobilya kiralama gerçekleştirilebilecek.
Mobilya kiralama dönemi
Kelebek Mobilya, mobilyakirala.com.tr iş birliğiyle ilk etapta Ankara Kelebek Mobilya belirli mağazalarında hizmete girecek. İlerleyen dönemdeyse tüm Kelebek mağazalarında kiralama seçeneğinin sunulması planlanıyor.
Kullanıcılar mağazalara gelerek kiralamak istedikleri kategorilerindeki ürünleri Kelebek Mobilya ve mobilyakirala.com güvencesiyle diledikleri zamana kadar kiralayabilecekler.
Ekiplerin uyum içinde çalışmasıyla kusursuz bir sürece imza atıldığını belirten Kelebek Mobilya Marka Direktörü Serkan Kaplan: “Kelebek Mobilya olarak kurulduğumuz ilk günden bugüne kadar sektörümüzde ilklerin temsilcisi olduk. Şimdi de mobilya sektörüne yeni bir soluk getirerek mağaza içinde kiralama dönemini başlatıyoruz. İlk etapta Ankara’daki şubelerimizde test amaçlı hayata geçecek uygulama, daha sonra 200’ün üzerindeki mağazamızda da kullanılabilecek. Bu süreçte emeği geçen ekiplere teşekkür etmek istiyorum.”
Kelebek Mobilya ile ortak bir sinerji yaratmanın sevincini yaşadığını belirten mobilyakirala.com.tr Genel Müdürü Çiğdem Özgül; “Mobilyakirala.com.tr Türkiye’de ilk mobilya kiralama uygulaması olma özelliğini taşıyor. Uluslarası anlamda da sıkça tercih edilen uygulamanın mobilya kiralama modeli, ev ve ev dekorasyonu alanında sektöre yeni bir soluk getiriyor. Biz de mobilya sektörünün başarılı firması Kelebek Mobilya ile iş birliği yapmanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.
Mavi, 2023 ilk çeyrek oranlarını açıkladı. Buna göre Mavi’nin ilk çeyrek konsolide gelirleri yüzde 109 artarak 3 milyar 947 milyon TL’ye, net karı ise 515 milyon TL’ye ulaştı.
Mavi, 1 Şubat- 30 Nisan 2023 tarihlerini kapsayan ilk çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Konsolide gelirleri bir önceki senenin aynı dönemine göre yüzde 109 artarak 3 milyar 947 milyon TL’ye ulaşan şirket, yılın ilk çeyreğinde yüzde 71 artışla 515 milyon TL net kâr elde etti. Güçlü bilanço pozisyonunu koruyan Mavi, faaliyetlerinden nakit yaratmayı sürdürerek net nakit pozisyonunu 1 milyar 896 milyon TL’ye taşıdı.
Sürdürülebilir kârlı büyümesiyle dikkat çeken şirket, yılın ilk çeyreğinde global perakendede yüzde 118, toptanda yüzde 105, e-ticarette ise yüzde 77’lik büyüme gerçekleştirdi. Türkiye’de perakende sektöründeki talebin güçlü seyrettiği bu dönemde, tüketicinin en çok tercih ettiği markaların başında yer alan Mavi, perakende bire bir mağaza satışlarını yüzde 124 artırdı. Kadın ve erkekte, denim ve lifestyle olmak üzere tüm ürün kategorilerinde değer bazında yüzde 100’ün üzerinde büyüme yakaladı.
Tüm ürün kategorilerinde yüzde 100’ün üzerinde büyüme
İlk çeyrek performansını değerlendiren Mavi CEO’su Cüneyt Yavuz, şunları söyledi:
“2022 yıl sonunda yakaladığımız güçlü performansı, yılın ilk çeyreğinde de sürdürdüğümüz için çok mutluyuz. Perakende başta olmak üzere tüm satış kanallarında büyümeye devam ettik. Bir yandan jean uzmanlığını ve liderliğini sahiplenirken, diğer taraftan lifestyle ürünlerde yarattığımız yenilik ve çeşitlilikle, tüm ürün kategorilerinde hem değer hem de adet büyümesi yakaladık. All Blue sürdürülebilirlik anlayışı tüm faaliyetlerimizle iç içe geçmiş bir yaşam şekline dönüştü. Dünyaya verdiğimiz “en iyi jean’i yapma” sözünü hep daha iyisiyle ileriye taşıyoruz. Geçtiğimiz yıl All Blue ürünlerimizin ciro içindeki payını yüzde 14’e yükselttik ve The Rivet Awards’ta beşinci kez üst üste “En İyi Sürdürülebilir Koleksiyon” ödülünü aldık.
Rakamların ötesinde, Mavi’nin tüketici tarafından en güvenilen ve en çok tercih edilen markalardan biri olması en büyük motivasyon kaynağımız. Temeli insan ve finansal yönetimi sağlam global bir şirket olarak, marka konumlandırmamız, doğru ürün, doğru fiyat, yüksek kalite ve müşteri odaklı stratejimiz, esnek tedarik zinciri, ürün planlama ve stok yönetimi mekanizmalarımız sayesinde, yılın geri kalanında da başarılı bir performans ortaya koyacağımıza eminim.”
Mavi için 2023’te hedef yüzde 75 konsolide satış büyümesi
Her zaman ileriye bakan bir marka olarak, ilk çeyrekteki performansımızı yıl sonuna kadar sürdüreceğimize olan inancım tam. 2023 sonunda net nakit pozisyonumuzu da koruyarak yüzde 75 konsolide satış büyümesi ve yüzde 22 FAVÖK marjı elde etmeyi hedefliyoruz. 5 net yeni mağaza açılışı ve 7 mağazamızda genişlemeyle birlikte; 35 ülkede, 450’nin üzerinde mağaza ve 4000’e yakın noktada müşterilerimizle buluşmaya devam edeceğiz.”
Perakende sektörü benzersiz ve çeşitliliğe sahip bir iş koludur. Ancak yine de her sektörde olduğu gibi işlerinizi yavaşlatabilecek, satışlarınızı azaltabilecek ve en kötü ihtimalle işi tamamen kapatabilecek farklı sorunlarla karşılaşabilirsiniz.
Perakende alanında karşılaşabileceğiniz bazı temel sorunlar bir araya getirildi, işte o sorunların başlıcaları:
perakende sektöründe bilmeniz ve aşmanız gereken 4 temel sorun 11
Ürün bulunabilirliği eksikliği
Ürün bulunabilirliği, satış başarısında önemli bir faktördür. Bir perakendecinin elinde bir ürün kalmadığında, bu durum satışlara ve marka itibarına zarar verebilir ve aynı zamanda nakliye, depolama ve kaybedilen fırsatlar için paraya mal olabilir. Öte yandan, yüksek stok seviyelerinin sürdürülmesi, sermayeyi taşıma maliyetlerine bağlayabilir ve perakendecileri eskime gibi risklere maruz bırakabilir.
Yakın zamanda yapılan bir araştırma, mağazaların ürün bulunmaması nedeniyle satışların %35’ini kaçırdığını ortaya koydu. Bunun yalnızca stokta olmayan ürünleri değil, aynı zamanda önceden sipariş edilen, talep üzerine stoklanan veya mevcut olmayan ürünleri de içerdiğine dikkat etmek önemlidir. Sürekli olarak bulunmazlık, müşteri geri bildirimlerini çoğunlukla olumsuz hale getirerek mağazanızın itibarına da zarar verebilir. Müşterilerinizin memnun olmasını istiyorsanız, düzenli olarak yeniden stok yaptığınızdan emin olun.
Ürün eksikliği, çoğu tüketici tatil zamanlarında ürün satın almak istediğinde büyük bir sorun haline gelir. Müşteriler, bir mağaza görevlisinin, talep ettikten sonraki iki dakika içinde ürünün bulunabilirliği hakkında daha ayrıntılı bilgi vermesini beklemektedir. Bu, çalışanların bilgi için depoyu veya kasayı fiziksel olarak kontrol etmesini gerektirir ve zaman alıcıdır. Ayrıca, alışveriş yapanların satın alma işlemini tamamen terk etme olasılığını artırır.
Müşteriler arasında memnuniyetsizlik ve kaçışlardan uzak durmak için, perakendeciler “mevcut değil” demek yerine “üç gün içinde tekrar stokta, tıkla ve al” veya “yakında mağazada olacak” gibi belirli mesajlar kullanmalıdır. Bu ifadeler kulağa çok daha olumlu gelir ve stokta yokken bile müşterilerin mağazanızla ilgilenmesini sağlar.
Kötü ürün yerleşimleri
Bir perakende mağazasının düzeni, tüketici alışveriş davranışlarını belirlemede hayati önem taşır çünkü kötü bir mağaza düzeni, alışveriş yapanların satın alma yapmadan ayrılmasına neden olabilir. Perakende yolculuğunuzda bu sorunu önlemek ve müşterilerinizin ihtiyaç duyduklarını bulmalarını sağlamak için iç düzeniniz hakkında yeniden düşünmelisiniz.
Mağazalar, tüketicileri çekmek için genellikle renk ve tabelaların yanı sıra onlara mağaza boyunca rehberlik edecek düzenler kullanır. Bir düzen türü, müşterileri mağazanın etrafında belirli bir yolda yönlendiren zorunlu yol düzenidir. Bu tür düzenler, mağazadaki alanı en üst düzeye çıkarır ve teşhirdeki her ürünü vurgular.
Diğer bir tür, müşterileri teşhirdeki ürünlere çekmek için uç kapaklı ekranlar ve oluklu raflar kullanan bir omurga mağazası düzenidir. Bu, daha önce belirtilen bir düzen türünü uygulamak için bütçesi olmayan küçük pazarlar veya büyük mağazalar için harika bir seçenektir.
Kötü müşteri hizmetleri
Müşteri hizmetleri, perakendenin ayrılmaz bir parçasıdır ve genellikle tek seferlik bir müşteri ile sadık bir müşteri arasındaki farktır. Ne yazık ki, birçok perakende işletmesi müşteri hizmetleri standartlarının gerisinde kalıyor ve sonuç olarak gelir kaybediyor. Bu sorunların kökleri zayıf iletişimden, uzun bekleme sürelerinden ve kişisel olmayan bir deneyimden kaynaklanıyor. Ancak bu sorunlar, doğru teknolojileri işinize dahil ederek çözülebilir.
Müşterilerin karşılaştığı yaygın bir sorun; mağaza çalışanları tarafından uygun şekilde karşılanmamaktır. Bu hem müşteri hem de çalışan için sinir bozucu bir deneyim olabilir. İyi bir selamlama yapılması basit bir şeydir ve etkileşimin geri kalanı için tonu belirlemeye yardımcı olabilir. Önemli olan personelinizin net bir şekilde iletişim kurabilmesini ve her müşteri için olumlu bir deneyim sunabilmesini sağlamaktır.
Müşteri hizmetlerinin bir diğer önemli yönü, çalışanlarınızın şirketin ürün ve hizmetleri hakkında bilgili olduğunu göstermektir. Bu zor olabilir, ancak mümkün olan en iyi müşteri deneyimini sağlamak istiyorsanız çok önemlidir. Çalışanlar ürün ve hizmetleriniz ile ilgili soruları çekinmeden cevaplayabilmeli ve gerektiğinde müşterilere ek bilgi verebilmelidir.
Son olarak, perakende çalışanları, müşteriler memnun olmadığında uygun şekilde yanıt verebilmelidir. Mutsuz müşteriler, perakende şirketleri için büyük bir sorun olabilen deneyimlerini başkalarıyla paylaşmakta hızlıdır. Bir müşteri, ihtiyaçlarının karşılanmadığını hissederse başka bir yerden alışveriş yapmaya karar verebilir. Bu ve sonraki sorunlar, uygun personel eğitimi ve en yaygın durumlar için senaryolar yazarak çözülebilir.
Bazı perakendeciler, pandemi sırasında e-ticaretin kaybettiği alanı, teknolojiyi fiziksel perakende ile birleştirerek kapatmaya çalışıyor. Buna örnek olarak, müşterilerin çevrimiçi sipariş vermelerine ve ardından siparişlerini fiziksel bir mağazadan teslim almalarına olanak tanıyan “arabaya teslim alma” sayılabilir. Bununla birlikte, birçok perakendeci hala müşteri beklentilerini karşılamakta zorlanıyor ve bu yeni perakende türüne tam olarak hakim değil.
Perakendecilerin, e-ticaret şirketleriyle rekabet edebilmesi ve kârlarını koruyabilmesi adına müşteri hizmetlerini geliştirmeye odaklanması gerekiyor. İyi haber şu ki bu, perakende işinize doğru teknolojileri uygulayarak yapılabilir. Örneğin, bir sıra yönetim sistemi ve randevu planlama yazılımı, bekleme sürelerinizi azaltmanıza ve genel müşteri deneyiminizi iyileştirmenize yardımcı olabilir.
Zayıf iç iletişim
Herhangi bir işte, mükemmel bir iç iletişime sahip olmak çok önemlidir. Perakendede bu, müşteri memnuniyetini ve çalışan moralini yükseltmeye yardımcı olabilir. Ancak perakende çalışanları, yöneticileri ve müdürleri ile iletişim kurmakta zorluk çekebilmekte ve bu da sorun yaratabilmektedir.
Perakendeciler, çalışanların birbirleriyle iletişim kurmasını ve fikirlerini paylaşmasını kolaylaştırmalıdır. Bunu yapmanın en iyi yolu, herkesin erişebileceği bir iç iletişim platformu oluşturmaktır. Bu, değerli bilgilerin hızlı ve kolay bir şekilde paylaşılmasını sağlayacaktır. Örneğin; bir çalışan bir süreci daha verimli hale getirmek için yeni bir yöntem keşfederse, diğer çalışanların uygulayabilmesi için bu yöntem hemen paylaşılmalıdır.
Bu, perakende alanında ortaya çıkan birçok soruna yardımcı olabilir. Örneğin; bir çalışan bir ürünün iyi satmadığını fark ederse, satışları iyileştirmek için adımlar atmak üzere bunu yöneticisiyle kolayca paylaşabilir. Zayıf iletişimin neden olabileceği başka bir sorun; çalışanların, işlerinin şirket hedeflerini nasıl etkilediği anlayamamasıdır. Çabalarının şirketin başarısına nasıl katkıda bulunduğunu göremeyen çalışanlar hüsrana uğrayabilir ve ilgilerini kaybedebilir.
COVID-19 salgını sırasında işçi ve tüketici güvenliğini amaçlayan politikalar ön planda olsa da, perakende sektörünün devrim niteliğindeki dijital teknolojileri uzun vadede benimsemesine rehberlik edecek daha büyük resmi politika çerçeveleri üzerinden düşünmek önemlidir. Bu politikalar, yeni teknolojilerin iş kalitesini nasıl iyileştirebileceğini ve çalışan tükenmişliğini nasıl azaltılabileceğini vurgulamalıdır.
Sonuç olarak perakendeciler, çalışanları ile tüm cihazlarda iletişim kurmalarını sağlayacak iletişim teknolojilerine yatırım yapmalıdır. Örneğin, sırada bekleyen veya mağazalarda check-in yapan kişilere toplu mesajlar gönderebilen bir uygulama düşünmelidirler. Bu, müşteri ilişkilerinin geliştirilmesine yardımcı olacak ve daha hızlı yanıt alınmasını sağlayacaktır. Ayrıca, yöneticilerin, tükenmişliğe ve değişen iş yeri gerçeklerine ayak uyduramamaya yol açabilecek bilgi bekçileri olarak hareket etme ihtiyacını da ortadan kaldıracaktır.
Perakendeciler olarak hızla değişen tüketici beklentilerine yetişmek için çok çalışıyor ve büyümeyi desteklerken kârlılığı dengelemenin yollarını arıyoruz. Perakende artık 2030’u konuşmaya başladı, ben de daha önce katıldığım bir konferansta edindiğim bilgileri ve bu konfreans sonrası gelen makaleyi derleyip yeni yazımda toplamak istedim.
O zaman 2030’a ışınlanmaya hazır mısınız?
Fiziksel mağazaların içinde, dijital ve fiziksel alışveriş arasında hemen hemen sınır kalmayacak aşamaya geldik. Teknoloji ilerledikçe de tüketicilere kişiselleştirme sağlayan eksiksiz hizmetler hayatımıza girecek; E-ticaret, Netflix’ten video oyunlarına, sanal dünyalara ve tabii ki sosyal medyaya kadar tüketicilerin yaşama alanlarının hemen hemen hepsine entegre olacak.
Yapay Zekadaki (AI) ilerlemelerin, markaların tüketici talebini benzeri görülmemiş bir hassasiyetle tahmin etmelerini ve tedarik zinciri verimliliğini iyileştirmelerini sağlayarak aşırı üretimi ve israfı da ortadan kaldıracağı konuşulmaya başladı. Yapay Zeka demişken, Benjamin Benichou yapay zekayı kullanarak, Everest Tepesi için “İmkansız Mağaza” adını verdiği bir tasarım kurguladı.
Yine Benjamin Benichou, yapay zeka tarafından oluşturulan bir sonraki mağazasının nerede olması gerektiğini takipçilerine soruyor? Aşağıdaki fotoğrafların üzerine tıklayarak incelemenizi tavsiye ederim.
Bu kadar teknoloji bizim hayatımıza nasıl girdi; 2020’de COVID-19 salgınının başlamasıyla teşvik edilen e-ticaretin evrimi, 2030’a doğru hızla ilerleyerek yüksek vitese geçti, e-ticaret hızla ilerlerken fiziksel perakende de yerinde durmadı ve yeni deneyimleri müşterilerine sunmaya başladı. Aniden yeni tüketici talepleri, tedarik zinciri zorlukları ve e-Ticaret’e daha fazla güvenme ile karşı karşıya kalan markalar yenilik yapmak zorunda kaldı.
Peki 2030’da bizi neler bekleyecek, işte 7 yıl sonra buradayız ve bunlar 2030’da tamamen yürürlüğe girecek akımlar olarak marketing uzmanları tarafından dile getiriliyor.
Anında alışveriş dediğimiz bir kavram hayatımıza girmeye başlıyor yani eskiden hadi bir alışverişe çıkalım aktivitesi tarih olacak gibi duruyor yani artık planlı alışverişin ötesine geçiyoruz; Netflix izlerken, kareyi dondurabilecek, akıllı telefonunuzdan bir karakterin kıyafetine dokunabilecek ve istediğiniz bedene göre ürünleri anında satın almak için ilgili bağlantılara erişebileceksiniz.
Video oyunları oynarken, dijital olarak tasarladığınız avatarların kıyafetlerini artık fiziksel olarak satın alabileceksiniz.
2030 yılına kadar, akıllı gözlükler nihayet ilgi görmüş olacak. Gelişmiş görsel yapay zeka, kullanıcıların hem mağazada hem de sokakta gördükleri herhangi bir moda veya ev dekorasyonu ürününün markasına, fiyatına ve stok seviyelerine anında ulaşmasına olanak tanıyacak.
Kişiselleştirme her yerde olmaya devam edecek; Akıllı aynalar, dijital mankenler, QR kodları, etkileşimli uygulamalar ve daha fazlası gibi dijital teknolojiler, alışverişin geleceğinde fiziksel perakendenin temeli haline gelecek ve markaların ve perakendecilerin gerçek mekânda faaliyet gösteren mağazalar aracılığıyla dijital yolculuklar yapmalarına olanak tanıyacak.
Örneğin, daha önce bir markanın web sitesindeki bir ürünü “beğenmiş” bir müşteri mağazaya girdiğinde, mağazadaki stilistler geldikleri anda tabletlerinde veya akıllı telefonlarında bir uyarı alacaklar. Müşterinin kendi bedenine göre hangi ürünleri hazırlayacağını bilecek ve müşterinin denemesi için hazır bulunduracaklardır.
Bu arada, dijital mankenler, farklı alışveriş yapanlar gezinip kendi zevklerine en uygun ürünleri sergiledikçe değişecek, sizce nasıl?
Güzel bir deneyim olmaz mı, bazılarına bilim kurgu gelse de bu gelişmeleri çok yakında duyacağız.
Dijital aynalar, soyunma odasının içinden alışveriş yapanların farklı boyutlar talep etmesine ve “görünümü tamamlaması” için önerilerde bulunmasına olanak tanıyacak. Alışveriş yapanların tek yapması gereken, satın almaya hazır olduklarında akıllı telefonlarından ürün QR kodlarını taratmak yeterli olacak.
Alışverişin geleceğinde Dijital Moda yaygınlaşıyor; NFT ilk çıktığı zaman lüks markalar hemen bu akımı benimsediler ve küçük küçük olsa da koleksiyonlar oluşmaya başlandı. Trendsetter’lara göre 2030 yılına gelindiğinde her moda markasının NFT ile ilişkisi olacak.
Bu NFT’ler benzersiz parçalara sahip olmak için daha fazla fırsat sunarak markaların topluluklarını güçlendirmelerine de yardımcı olacak. 2030 yılında moda NFT’leri, sosyal medyadaki kişisel avatarlar, sanal dünyalar ve video oyunları da dahil olmak üzere her yerde bulunacak ve tüketicilerin dijital yaşamlarının önemli bir parçası haline gelecek.
Geçmişte markalar, influencer’ın ürünleri takipçilerine tanıtması umuduyla influencer’lara kıyafet ve aksesuar hediye ediyordu. Ancak artan nakliye maliyetleri ve bedava ürünleri çevreleyen sürdürülebilirlik endişeleri nedeniyle, dijital moda 2030’da bu endişelerin önünde geçecek belki de dijital influencer’ların artmasına ya da var olan influencer’lar ile digital moda iş birliğinin yollarını açacak.
Gerçek zamanlı tüketici satın alma verilerinin, geçmiş trend verilerinin ve harici izleme araçlarının güçlü bir kombinasyonu, tedarik zinciri yönetimini bilgilendiren yapay zekâ algoritmalarını besleyecek. 2030’da markalar ve perakendeciler, üretim hacimlerini hızla değiştirerek ve mevcut envanteri yöneterek beklenmedik değişikliklere anında yanıt verebilecekler.
Talebe daha iyi uyum sağlama becerisine sahip olan nakliye şirketleri, daha hızlı ve daha verimli nakliye sağlamak için ihtiyaç duydukları iç görülere sahip olacak. 2030 yılında alışveriş yapanlar, doğrudan sevkiyat, drone veya teslim alma gibi tercih ettikleri sipariş karşılama yöntemini seçebilecek ve siparişlerini her zamankinden daha hızlı alabilecekler.
Kişiselleştirme, tedarik zinciri yönetimi algoritmalarından ve nakliye kullanımından elde edilen iç görüler, 2030’da gerçek sürdürülebilirliği sağlayacak. Markalar ve perakendeciler tam olarak kaç adet ürün üreteceklerini bilecek ve süreçteki fazla üretimi ortadan kaldıracak. Depolama ve nakliye için gereken enerji ve para da kontrol altında tutularak fazlası azalmış olacaktır.
Markalar ve perakendeciler, satılamayan giysileri atmak veya imha etmek yerine hayır kurumları ve STK’larla iş birliği yaparak dünyanın her yerindeki ihtiyaç sahibi insanlara giysi, mobilya ve aksesuar ulaştırabilecekler.
Tüketiciler ikinci el modayı talep etmeye devam ederken, markalar ve perakendeciler nakliye paketlerinden plastiği fiilen kaldırmış olacak. Bunun yerine, giysileri sarmak için kompostlanabilir ve geri dönüştürülmüş malzemeler kullanılacak ve bu da plastiklerin çöplüklere ulaşmasını önemli ölçüde azaltacaktır.
Bu makalede yer alan gelişmelerin birçoğunun bir Netflix dizisinin senaryosu olduğunu düşünebilirsiniz fakat bu gelişmelerin bir kısmı zaten hayatımızda mevut durumda.
COVID-19 salgını çevikliğin, yaratıcılığın ve yeniliğin perakende için ne kadar önemli olduğunu bize bir nevi hatırlattı diyebiliriz. 2030 ve sonrasında bu özellikler daha da önemli hale gelecek, kim bilir belki çok yakında uçan arabalar bizi bekliyor olacak.
Son olarak Apple, karma gerçeklik cihazı Vision Pro’yu tanıttı. Apple CEO’su Tim Cook’un açılış konuşmasında gözlüğün “gerçek dünyayla sanal dünyayı kusursuz bir şekilde harmanladığını” söyledi.
Bu gözlük, bir dizüstü bilgisayarda yapabileceğiniz birçok basit işlemi gerçekleştirmenizi sağlayacak. Örneğin, gözlük üzerinden içeriği tarayabilecek ve bir kitabın sayfalarını tarayarak içeriği okuyabilirsiniz. Ancak seçim yapma işlemi için parmağınızı kullanmanız gerekecek, yani gözlük üzerinden bir şeye tıklamak veya bir seçim yapmak istediğinizde şu an için bunu parmaklarınızla yapmanız gerekiyor.
Bu özellikler, kullanıcılara gerçek dünyayla sanal dünyayı daha derinlemesine birleştirme imkanı sağlayacak. Apple’ın Vision Pro gözlüğü, kullanıcılarına daha kapsamlı bir gerçeklik deneyimi sunarak, geleneksel bilgisayar veya telefon kullanımının ötesine geçmeyi hedefliyor.
Aslında gördüğünüz üzere 2030 bize çok uzak değil…
Gelecek ay yine farklı bir perakende konusunda buluşmak üzere, sevgiler.