Ana Sayfa Blog Sayfa 261

Starbucks, Haftada 3 Gün Ofisten Çalışmaya Geri Dönüyor

Starbucks’ta kurumsal çalışanlar ay sonuna kadar haftada en az üç gün ofisten çalışmaya dönüyor olacak.

30 Ocak’tan itibaren işe gidip gelme mesafesindeki çalışanların Salı, Çarşamba günleri ve ekipleri tarafından kararlaştırılan üçüncü bir gün kahve devinin Seattle genel merkezine gitmeleri gerekecek. Açıklamada, işe gidip gelme mesafesi olarak nitelendirilen mesafenin ne kadar olduğu belirtmedi.

Belirli günler zorunlu olmasa da, bölge ofislerine daha yakın olan çalışanların da haftada üç gün gelmeleri gerekecek.

Kahve devinin kurumsal ekibi, pandeminin başlangıcından bu yana uzaktan çalışıyor. Eylül ayında Starbucks, bu çalışanlardan haftada bir ile iki gün ofisten çalışmalarını istedi. Ancak CEO Howard Schultz Çarşamba günü çalışanlara yazdığı bir notta, verilerin çalışanların bu yönergeye uymadığını gösterdiğini yazdı.

Ofisten çalışma sebebi olarak baristalarla karşılaştırıldı

starbucks, haftada 3 gün ofisten çalışmaya geri dönüyor

Şirketin yeni politikasının “çalışanların birbirleri ile bağlantısını yeniden kurmak, ekipleri ve çabaları senkronize etmek” anlamına geldiğini belirtildi. Schultz ayrıca şirket çalışanlarının devam eden uzaktan çalışmalarını, bu seçeneğe hiç sahip olmayan baristalarla karşılaştırdı.

Schultz, eski CEO Kevin Johnson’ın emekli olmasının ardından Nisan ayında geçici CEO olarak göreve başladı. Şirketteki üçüncü görevinde, Starbucks’ı yeniden icat etmek ve ‘kendinden kaynaklanan hatalar’ dediği şeyi düzeltmek için 450 milyon dolarlık bir plan duyurdu. 

Starbucks, son zamanlarda daha sıkı bir ofise dönüş politikasını zorunlu kılan tek şirket değil. Disney, Getir, Twitter, Apple gibi şirketler de uzaktan çalışmayı sonlandıracaklarını ve belirli günlerde çalışanlarını ofise çağıracaklarını açıkladılar.

İşten Çıkarmalar McDonald’s için Büyümeyi Teşvik Edecek mi?

McDonald’s, yeni büyüme stratejileri planında daha fazla lokasyon ve daha az personel stretejisi üzerine odaklanacağını ve işten çıkarmalar gerçekleştireceğini geçtiğimiz günlerde açıklamıştı.

CNBC’nin bildirdiğine göre, McDonald’s CEO’su Chris Kempczinski şirket genelindeki bir notta, şu anda yürürlükte olan “modası geçmiş ve kendi kendini sınırlayan” bir yaklaşımı gerekçe göstererek zincirin önceliklerine yeniden odaklanmak için tasarlanmış bir dahili yeniden yapılanmayı duyurdu. Yaklaşan işten çıkarmaların maliyetleri azaltmak için değil, yenilik ve verimliliği teşvik etmeye yardımcı olmak için yapılacağını söyledi.

Yıl boyunca restoran açılışlarını hızlandırma planları, “artan talebi tam olarak karşılamayı” amaçlıyor, ancak zincir 2023’te kaç tane daha restoran açmayı planladığını henüz açıklamadı. Şirket, işten çıkarmalarla ilgili ayrıntıları 3 Nisan’a kadar ileteceğini söyledi.

2020’nin sonunda, bir basın açıklamasına göre McDonald’s, “Bantları Hızlandırmak” adlı kapsamlı bir büyüme stratejisini başlattığını duyurmuştu. Bu strateji, üç büyüme sütununu öne çıkardı: “Pazarlamamızı En Üst Düzeye Çıkarmak”, “Temel Kararlılık” ve “Üç D’yi İkiye Katlamak (Dijital, Teslimat ve Arabaya Servis).”

Bu ay zincir, “Geliştirme” için dördüncü bir “D” de dahil olmak üzere orijinal stratejiye birkaç ekleme yapan “Bantları Hızlandırma 2.0” stratejisinin lansmanını duyurdu. 

Otonom restoranlar işten çıkarmaların sebebi olabilir mi?

mcdonalds temassiz restoran

Nisan ayına kadar planlanan kurumsal işten çıkarmalar, maliyet düşürücü önlemler olmazken zincirin yaptığı diğer bazı hamleler, işgücü maliyetlerinden tasarruf etmenin yolları olmasıyla bazılarını şaşırtıyor.

Aynı zamanda geçtiğimiz günlerde McDonald’s, sipariş alma ve müşterilere yiyeceklerini bir taşıma bandında teslim etme konusunda robotları çalıştıran ilk otomatik restoranını açtı. Çevrimiçi eleştirmenler, konseptin kullanıma sunulması nedeniyle toplu iş kaybıyla ilgili endişelerini dile getirdi. Zincir, mağazanın yiyecek hazırlamaya yardımcı olmak için canlı bir ekip bulundurmaya devam edeceğini söylemişti.

Mavi, “2 Saatte Teslimat” Hizmetini Hayata Geçirdi

Mavi, belirli şehirlerde hızlı online alışveriş deneyimini geliştirmek adına, ‘2 saatte teslimat’ hizmetini hayata geçirdi.

mavi.com ve Mavi mobil uygulaması üzerinden yapılan alışverişlerde, seçili bölgelerdeki kullanıcılar, seçtikleri ürünlere her zamankinden daha hızlı ve daha kolay ulaşabilecek ve 2 saat içerisinde ürünlerini teslim alabilecek.

Hizmet şu anda İstanbul, Ankara ve İzmir’deki seçili ilçelerde hizmete alındı.

mavi, '2 saatte teslimat' hizmetini hayata geçirdi

Daha kolay ve daha hızlı alışveriş deneyimi

Omnichannel alışveriş deneyimini zenginleştiren Mavi ‘En Mutlu Mavi Müşterileri yaratma’ mottosuyla çalışmalarına devam ediyor. Bu doğrultuda seçilen illerde yine seçili ürünler üzerinden 2 saat gibi kısa bir süre içerisinde salışverişler müşterilere teslim edilebilecek.

Mağazadan direkt kapına

Şu anda 11.00 – 20.00 saatleri arasında faydalanılabilen bu servisle, seçilen ürünler ara duraklar olmaksızın direkt mağazadan müşterinin adresine ulaştırılacak.

Crocs Rekor ‘Yıllık Gelir’ Bekliyor

Ayakkabı şirketi Crocs, 2021’e kıyasla %53 büyümeyi temsil eden yaklaşık 3,55 milyar dolarlık rekor 2022 geliri beklediğini açıkladı.

Yeni beklenti, önceden beklenen büyüme seviyelerinde %49 ile %52 arasında bir artışı temsil ediyor. Crocs 2022 yılının tamamında GAAP dışı faaliyet marjının yaklaşık %27 olmasını beklemeye devam ediyor.

Şirket, 2022’nin dördüncü çeyreğinde 2021’e kıyasla yaklaşık %60’lık bir gelir artışı bekliyor.

Crocs ayrıca, dördüncü çeyrekte borçlanmaları başarılı bir şekilde 300 milyon $ azalttığını doğruladı.

İcra Kurulu Başkanı Andrew Rees yaptığı açıklamada“2022, Crocs için olağanüstü bir yıldı ve hem Crocs hem de HeyDude markalarına yönelik güçlü tüketici talebi, beklenen %53’lük bir gelir artışı sağladı. 2022’nin başlarında HeyDude’u satın aldığımızdan beri borçlanmaları yaklaşık 500 milyon $ azaltarak kaldıraçsızlaştırma konusunda önemli ilerleme kaydettiğimiz için de mutluyuz.” dedi.

2023’e ilişkin olarak, 2022’ye kıyasla %10 ile %13’lük bir gelir artışı bekliyoruz ve bu da cari döviz kurlarında yaklaşık 3,9 milyar ile 4,0 milyar dolarlık tam yıl geliri ile sonuçlanacak.

ebebek’ten Yeni Otonom Mağaza Robotu: ‘Beberob’

ebebek, İstanbul Bostancı Deneyim Mağazasında yeni bir otonom robot konumlandırdı. Bu yeni robotun adı ise “Beberob”.

“Beberob” ziyaretçilerine eşsiz bir alışveriş deneyimi yaşatmayı hedefliyor.

Pandemi döneminde her ne kadar online alışverişe olan talep artsa da pandeminin etkisinin hızla azaldığı bu günlerde fiziki mağazalarında da tüketicilerine farklı alışveriş deneyimleri yaşatmak isteyen markalar teknolojinin tüm olanaklarından yararlanıyor.

Beberob’a ait görüntüler

ebebek bu farklı alışveriş deneyimini otonom robot olan Beberob ile gerçekleştiriyor.

Beberob, markanın Bostancı Mağazasının girişinde müşterileri sıcak bir selamlama ile karşılayarak onları alışveriş yapmak istedikleri kategorilere yönlendiriyor. Bu sayede müşteriler yani ebebek’in deyimi ile bebeveynler, mağaza içerisine girdikleri ilk andan itibaren alışverişin ve deneyim mağazacılığının tadını çıkarıyorlar. Beberob rehberliğinde alışveriş yapan anne ve babalar mağaza içerisinde aradıkları ürünlere daha kolaylıkla ulaşabiliyorlar.

Mağazada bulunan Geri Dönüşüm Kumbarası ve Ambalaj Atık İstasyonu’nu da bebeveynlere tanıtan Beberob, markanın hali hazırdaki deneyim mağazacılığı projelerine bir yenisini daha eklemiş oluyor.

Boyner E-ticaret Genel Müdür Yardımcısı Efsun Janset Yılmaz: “2022’yi Boyner’de E-ticaret odaklı büyük dönüşümün başlangıç yılı kabul ediyoruz”

2022 yılını geride bırakıp, 2023 yılına henüz başlarken Boyner Büyük Mağazacılık E-ticaret Genel Müdür Yardımcısı Efsun Janset Yılmaz ile Boyner ve perakende sektörü özelinde gelişmeleri konuştuk.

Boyner‘in 2022 değerlendirmeleri, 2023 beklentileri, e-ticaret oranları ve sektörün çok konuştuğu Boyner Now özelinde sorularımızı yönelttik.

2022 yılını geride bırakırken hem perakende sektörü açısından hem de Boyner tarafında yılı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Pandeminin başından bu yana her yılı kapatırken, haklı olarak geçen her yılın zor bir yıl olduğunu ifade ediyoruz. Boyner açısından 2022 yılını değerlendirdiğimde ise zorluklarla başa çıkmasını başardığımız bir yılı geride bıraktığımızı söylemeliyim. Başlattığımız dönüşüm ve hayata geçirdiğimiz yeni projeler ile büyük bir sıçrama yılıydı. All-line satış kanalı yatırımlarımız, ortalama sepet büyüklüklerimiz, müşteri segmentlerimizdeki değişim gibi başarılarımızın yanı sıra teknolojik altyapı yatırımlarımızla ciddi yol aldık.

2022’de en gurur duyduğumuz projelerden biri Boyner Now oldu. Ciddi bir hazırlık ve elbette yatırım süreci sonunda hayata geçirdiğimiz Boyner Now uygulamasında, fiziksel mağazacılık ile online alışverişi iç içe geçirmeyi başardık. Teknolojiyi alışveriş deneyimiyle birleştirdiğimiz, bu kapsamda yaptığımız en önemli atılımlardan biriydi.

E-ticaret yatırım vizyonumuz kapsamında 2022’nin ikinci yarısını boyner.com.tr ve Boyner uygulaması üzerinde kritik düzenlemeler yaparak geçirdik. Stratejik kararlar, büyük bir emek ve yatırımlarımızın sonucunu 2023 yılında alacağımıza inanıyor, 2022’yi Boyner’de e-ticaret odaklı büyük dönüşümün başlangıç yılı kabul ediyoruz.  

2023 yılı için sektör adına beklentileriniz nelerdir?

Her sene yeni umutlarla geliyor ancak sadece doğru vizyonu ortaya koyan ve stratejik kararları korkusuzca alabilen markalar başarılı olabiliyor. Bu noktada mağazacılığın da ciddi bir kabuk değişimine ihtiyacı olduğuna inanıyoruz. Tüm kanallarını birbirine entegre edebilen, yenilikçi ve yaratıcı çözümlerle müşteri deneyiminin iyileştiren markaların avantajlı olduğunu düşünüyorum.

2023’e dair elbette makro ekonomik ve çevresel faktörleri yok saymıyoruz. Seçim yılının olduğunu da hesaba katarak tüketici beklentilerinin ve alışveriş tutumlarının değişebileceğini öngörüyoruz. Perakende sektörünün de diğer tüm sektörler gibi her türlü etkene açık ve hassas olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte sektörümüzün, yaşanan değişikliklere adaptasyon ve hızlı aksiyon alma kabiliyeti olduğuna da inanıyorum.

Pandemi sonrası e-ticaret oranlarında bir yavaşlama görülse de pandemi öncesine göre yükseliş ivmesi hala devam ediyor. Boyner’in fiziki mağaza ve e-ticaret oranları hakkında bilgi verebilir misiniz?

2023 Boyner için e-ticarette sıçrama yılı olacak. E-ticarette stratejik olarak bu sene itibarıyla her sene en az yüzde 100 büyüme hedefliyoruz. 2022 yılında online kanallarımız satışlarımız içinde yüzde 30 pay aldı. Geçtiğimiz yıl 1,5 milyona yakın yeni müşteri internet sitemize kaydoldu.  Mevcut online kanalımızı daha da güçlendirerek sağladığımız deneyimi bir üst seviyeye çıkarmayı hedefliyoruz. boyner.com.tr’yi Boyner Cadde mağazasında yaşanan deneyime benzer bir deneyime dönüştürerek ilhamını doğrudan Cadde mağazasından alan, uçtan uca bir alışveriş keyfi yaratma hedefindeyiz. Önümüzdeki 5 sene içinde satışlarımızın yüzde 50’sinin online kanallardan geleceğini öngörüyoruz. Sadece 2023’te değil her daim inovasyon kası güçlü, yeniyi denemekten korkmayan, müşterilerine değer katan geliştiren marka olmayı amaçlıyoruz.

Boyner Türkiye’de perakende sektöründe pek çok ilke ev sahipliği yapıyor. Bunlardan biri de yeni nesil mağazacılık deneyimleri tarafında. Pangaltı mağazanız buna güzel bir örnek. Boyner’in yeni nesil mağazacılık anlayışından ve çalışmalarından biraz bahsedebilir misiniz?

McKinsey’in bir araştırması; alışveriş deneyimlerini kişiselleştirmek ve geliştirmek isteyen Z jenerasyonunun interaktif olmayı, marka ve perakendecilerle temas halinde olmak istediklerini ortaya koyuyor.  Bu iç görüye dayanarak, fiziksel mağazalardan alışveriş yapmayı tercih edenler için müşteri deneyimini mükemmelleştirmek amacıyla mağazalarımızı dönüştürmeye başladık. Sıklıkla söylediğimiz bir söz var: Biz Boyner’de mağazacılık yapmıyoruz, farklı hikayeler yazıyoruz.

Boyner’in sektöre kazandırdığı “Yaşayan Mağazacılık” anlayışının hayat bulduğu Cadde ve Pangaltı, sadece bir alışveriş destinasyonundan ziyade sanat, teknoloji ve deneyimin tek bir noktada buluştuğu noktalarımız.

Yeni nesil mağazacılık konseptimizde minimum atık, maksimum mutluluk hedefiyle yola çıktık. Pangaltı ve Cadde mağazalarımızda kullanılan malzemelerin ve objelerin çoğu geri ve ileri dönüşüme uygun ürünlerden seçildi. Perakendeciliğin geleceğinin kurgulandığı Boyner Cadde’de yağmur sularını arıtarak yeniden kullandığımız bir sistem kuruldu. Ayrıca mağazanın elektriğinin bir bölümü de güneş enerjisi ile karşılanırken ödeme noktaları da biyoatık kullanılarak oluşturulmuş panellerle tasarlandı.

Sanatı ise teknoloji ve geri dönüşüm ögeleriyle harmanlayarak sunuyoruz. Örneğin, Pangaltı’nın girişinde yer alan dev LED ekranda sergilenen dijital sanat eseri H2O, yeni medya sanatçısı Mert Onaran tarafından tasarlandı. Sanatçımız H20 eseri ile suyun gücünü, coşkusunu, suya dokunulduğunda arındıran, tazeleyen, ilham veren ve yeniden başlatan enerjisini İstanbul’la buluşturuyor. Geri ve ileri dönüşümü sanatla buluşturduğumuz bir başka çalışmamız ise, Abdulvahap Uzunbay’ın ‘Anlatılar’ isimli enstalasyonu. Sanatçımızın ileri dönüşüm temalı eserinde yer alan 607 adet kâğıt tuğlanın her biri sahip olduğu doku ve renk özelliği ile dikkat çekiyor.

Deneyim, üzerinde sıklıkla durduğumuz bir kavram. Bunun için pek çok örneğimiz var, ancak en dikkat çekici olanı -20 derecelik deneme kabinlerimiz oldu. Müşterilerimizin kışlık ürünlerimizin performansını test edebilmesi için -20 derece ısıya ayarlı özel odalar oluşturduk. Böylesine bir müşteri deneyimi, doğal olarak, çok olumlu tepkiler alıyor.

Bir diğer önemli ilk ise Boyner Now. Boyner Now sektörde oldukça ses getiren önemli çalışmalardan biri. Boyner Now’ın performansını ve oranlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Boyner Now, teknolojinin getirdiği imkanlardan aldığımız ilhamla Boyner deneyimini birleştirdiğimiz perakende sektöründe benzersiz bir uygulama. Müşterilerimizin iç görülerinden hareketle; ürünleri o anda bulundukları adreste rahat rahat deneyebilme, alternatif bedenlerini isteyebilme, baştan hiçbir ödeme yapmadan sipariş verebilme, randevuyla ve 90 dakika içerisinde teslimat, sadece beğendiklerini satın alıp geri kalanını iade etme ve hatta anında vazgeçme gibi tüm hizmetleri tek bir uygulamada sunuyoruz.

Boyner sitesi üzerinden gerçekleşen satışların yüzde 5’ine ulaşan Boyner Now, kullanıma sunulduğu ay itibarıyla satışlarında her ay büyüme ivmesini artırıyor. Mobil alışverişlerde 2022 yılında bir önceki seneye göre satış adedinde yüzde 10, ciroda ise yüzde 135 artış sağlandı.

MediaMarkt’ın Yeni CEO’su Faruk Kocabaş Oldu

MediaMarkt Türkiye’nin yeni CEO’su Faruk Kocabaş oldu. Buna göre, Faruk Kocabaş 1 Şubat itibariyle CEO’luk görevini Yenal Gökyıldırım’dan devralacak.

Faruk Kocabaş, MediaMarkt Türkiye ailesine 2016 yılında Satınalmadan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi (CPO) olarak katılmış, sonrasında görevine Ticaretten Sorumlu İcra Kurulu Üyesi (CCO) olarak devam etmiştir.

Kocabaş, MediaMarkt Türkiye’de strateji, kategori yönetimi, satın alma, fiyatlandırma, satış sonrası operasyonlar, lojistik, talep planlaması ve ticari pazarlamadan sorumlu olarak görev yapmaktaydı.

Türkiye’de Türk Philips Ticaret A.Ş. ve TP Vision Elektronik Ticaret A.Ş.’de, Hollanda’da Philips Consumer Lifestyle BV ve MMD Monitors & Displays Nederland BV’de üst düzey görevler üstlenen Faruk Kocabaş, Orta Doğu Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu, evli ve bir çocuk babasıdır. Faruk Kocabaş ayrıca Zincir Mağazalar Derneği’nin Yönetim Kurulu Üyesidir.

MediaMarkt Türkiye İcra Kurulu Başkanı ve MediaMartSaturn Perakende Grubu’nda 12 farklı ülkeden sorumlu olarak Global İcra Kurulu Üyesi ve Holding COO’su olarak görev yapan Yenal Gökyıldırım, MediaMarkt Türkiye CEO’luğunu, liderlik takımında uzun süredir beraber görev yaptığı Faruk Kocabaş’a devrediyor.

Perakende İşgücünde Bir Sonraki Büyük Trend ‘Sessiz İşe Alma’ mı?

“Sessiz işe alma”, tıpkı ondan önce “büyük istifa” ve “sessiz iş bırakma” gibi, işgücünü etkileyen bir sonraki büyük trend olacak mı?

Bir kuruluşun fiilen yeni tam zamanlı çalışanları işe almadan yeni beceriler edinmesi olarak tanımlanan uygulama, kısa vadeli sözleşmelilerle çalışmayı veya mevcut çalışanları geçici olarak farklı görevler veya yeni roller üstlenmeye teşvik etmeyi içeriyor.

Sessiz işe alma nedir?

sessiz işe alma nedir

Gartner’ın İK Uygulamasında işin geleceği ve yetenek analitiği araştırma ekiplerine liderlik eden Emily McRae CNBC’ye verdiği demeçte, “Gelecek yıl için gerçek şu ki – bir durgunluğa girsek de girmesek de – herkes biraz gergin.” “Pek çok durumda, kuruluşlar işe alımları dondurmak veya işten çıkarmak zorunda kalmıyor, ancak işe alımlarını biraz yavaşlatıyor olabilir.”

Şirketler, sessiz işe almanın, iş/yaşam dengesini desteklemek için çalışanların işlerinin asgari gereksinimlerini yerine getirmesi durumunda ‘sessiz iş bırakma’yı azaltmanın etkili bir yolu olabileceğini düşünüyor.

İşverenler, şirket içinde işe alım ve eğitim sağlayarak ve en iyi adayları açık pozisyonlara yönlendirerek çok az maliyetle önemli ölçüde para tasarrufu sağlayabilir. “Sessiz işe alma stratejisi, işverenlere yardımcı olmak için tasarlanmış gibi görünebilir, ancak kariyerlerini ilerletmeye ve daha fazla para kazanmaya hevesli çalışanlar için eşit derecede avantajlıdır. şeklinde sektörde değerlendiriliyor.

Emily McRae, bazı çalışanların değişiklikleri daha kötü zorluklardan kaçınmak için atılan adımlar yerine mevcut iş performanslarına yönelik bir eleştiri olarak görmesi nedeniyle şeffaflığın kilit nokta olduğunu söyledi. Ayrıca çalışanların terfileri güvence altına almak için bunu kendi avantajlarına kullanabileceklerini de kabul etti.

CNBC makalesine yanıt veren sosyal medyadaki bazı kişiler ise bu duruma tepki gösteriyor.

Biri Twitter’da şöyle yazdı: “Gerçek bir işe alma olmadığı için buna ‘sessiz’ işe alma diyorlar. İnsanlara tazminatta orantılı artışlar olmadan daha fazla iş almaları için baskı yapıyorlar.”

Bir başkası, “’Sessiz işe alma’, işinizin sizden iş tanımınızın çok dışında kalan şeyler de dahil olmak üzere DAHA FAZLA şey yapmanızı beklediği heyecan verici yeni trend. Çünkü ONLAR için vasıflı bir işçiyi işe almaktan daha ucuz ve SİZ kovulmak istemiyorsunuz.”

FLO’nun Yeni CEO’su Yenal Gökyıldırım Oldu

Yaklaşık 10 yıldır FLO’nun globalleşme yolculuğuna liderlik eden Burak Övünç, Üst Yöneticilik (CEO) görevini Yenal Gökyıldırım’a devretti.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, çeyrek asrı aşkın kariyeri boyunca elektronik, seyahat, otomotiv, eticaret ve perakende sektörlerinde çok uluslu şirketlerde üst düzey liderlik pozisyonlarını yürüten Gökyıldırım, 3 kıtada 21 ülkeye yayılan Türkiye’nin global oyuncusu olma yolunda emin adımlarla ilerleyen FLO Mağazacılık’ın yeni CEO’su oldu.

FLO’nun uluslararası konumunu ileriye taşıyacak

Gökyıldırım, FLO‘nun mağazacılık, eticaret ve toptan satış kanallarını, güçlü marka ailesi ile destekleyerek omnichannel bir ekosistemde 360 derece hizmet sağlama üzerine inşa ettiği pazar konumunu güçlendirecek adımlar atmaya devam edecek.

Yeni nesil global perakendeciliğin güçlü ismi

Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra aynı okulda MBA’ini de tamamlayan Gökyıldırım, 14 yıl boyunca Philips Elektronik’te çalıştı ve İstanbul, Dubai, Viyana ve Amsterdam organizasyonlarında başarılı sonuçlar elde etti.

Ardından Doğan Online Grubu’nun CEO’su olarak 2011 yılında Türkiye’ye döndü. Sonrasında kariyerinde önemli bir dönüm noktası olan LC Waikiki’deki Genel Müdürlük pozisyonu boyunca, 25 ülkede faaliyet gösteren moda perakende şirketinin, Türkiye’den çıkan bir dünya markası olması yolculuğunda anahtar rol oynadı.

Son olarak 2015 yılından bu yana, Almanya merkezli MediaMarkt’ta, Türkiye İcra Kurulu Başkanı ve MediaMarktSaturn Holding Perakende Grubunda 12 farklı ülkeden sorumlu Global İcra Kurulu Üyesi ve Holding COO’luğu görevlerini üstlendi. Bu süreçte, liderliğini yaptığı tüm ülke organizasyonların müşteri odaklı yeniden yapılanmasını yönetmiş ve karlı büyüme stratejisini kurgulayarak hayata geçirilmesine liderlik etti. Müşteri odaklılık ve çok kanallı perakende konseptlerini organizasyonun merkezine taşıyan Gökyıldırım ayrıca TÜSİAD’ın Perakende Çalışma Grubu’nun Eş Başkanı ve YASED üyesi.

H&M, Zara ve Gap, Bangladeşli Tedarikçilere Haksızlık mı Yapıyor?

Transform Trade tarafından hazırlanan yeni bir rapor, bir dizi büyük moda perakendecisinin Bangladeşli tedarikçilerine “adaletsiz” ödeme yaptığını ve davrandığını tespit etti.

H&M,Zara, Gap, Next ve Primark ve gibi markalar, fabrikalara üretim maliyetinin altında ücret ödeyen markalar arasında yer alıyor.

Aberdeen Üniversitesi tarafından finanse edilen ‘Küresel Giyim Perakendecilerinin Covid-19 Sırasında Bangladeşli Tedarikçiler Üzerindeki Haksız Uygulamalarının Etkisi’ başlıklı rapor, 24 üst düzey perakendeciye satış yapan fabrikaları kapsıyordu.

Araştırmada, pandeminin başlamasından yaklaşık iki yıl sonra perakendecilerin, hammadde maliyetlerindeki artışa rağmen bölgedeki tedarikçilerine aynı fiyatları ödediği tespit edildi.

Ek olarak, yaklaşık beş kişiden biri, dünyanın en büyük ikinci hazır giyim ihracatçısı olan Bangladeş‘in günde 2 sterlin 30 peni olan asgari ücretini ödemekte zorlanıyordu.

“Bu araştırma bir uyandırma çağrısıdır…”

h&m, zara ve gap, bangladeşli tedarikçilere haksızlık mı yapıyor?

Daha büyük cadde markalarının %90’ının “haksız satın alma uygulamaları” yoluyla dört veya daha fazla fabrikadan satın aldığı söylenirken tedarikçilerin %50’den fazlası bu tür uygulamalarla karşılaştığını bildirdi.

Bunlar arasında iptaller, ödeme yapılmaması, ödemelerde gecikmeler ve indirim talepleri gibi konular yer aldı.

Bunun yanı sıra anket, karantina sonrası hazır giyim fabrikalarının daha önce sahip oldukları işçilerin yalnızca %75’ini istihdam ettiğini ve muhtemelen 900.000 kadar işçinin işini kaybedebileceğini ima etti.

Transform Trade’in kıdemli politika danışmanı Fiona Good, yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bu araştırma bir uyandırma çağrısıdır. Perakendeciler önceden belirlenmiş şartları ihlal ederek tedarikçilere kötü davrandığında bundan zarar gören, işçiler olur.”

“Bir perakendeci kararlaştırılan tutarı ödemezse veya ödemeleri geciktirirse, tedarikçi maliyetleri başka bir şekilde kısmak zorunda kalır ve bu genellikle tedarik zincirinde en az güce sahip olan çalışanlarına yansıtılır.”

Fiona Good, gıda endüstrisindeki tedarikçileri korumak için kullanılan yöntemlere benzer şekilde, moda gözlemcilerinin müdahil olması ve “kabul edilemez satın alma uygulamalarını” durdurması gerektiğini öne sürdü.

Sözlerine şöyle devam etti: “Tedarikçiler yalnızca, beklendiği gibi kazanacaklarına güven duyarak ileriyi planlayabildiklerinde çalışanları için iyi çalışma koşulları sağlayabilirler.”