Ana Sayfa Blog Sayfa 352

Google Çok Kanallı Perakende Araştırması’nda MediaMarkt Türkiye Lideri

Google’ın gerçekleştirdiği Çok Kanallı Perakende Araştırması’nda MediaMarkt müşterilerine çoklu kanal deneyimini en iyi sunan perakendeci seçildi.

Araştırma Google’ın 8 ülkeden 137 perakendeciyi, 43 farklı prensibe göre incelemesi ile ortaya konuldu.

Araştırmaya göre, Türkiye’de tüketicilerin yüzde 62’si çok kanallı bir alışveriş deneyimi tercih ederken, bu; tüketicilerin tek bir kanal yerine internet sitesi, fiziki mağazalar veya mobil uygulama gibi kanalları birbirine entegre olarak kullandığını gösteriyor. En iyilerin belirlendiği araştırmada MediaMarkt, Türkiye’de tüketicilere en iyi çoklu kanal deneyimini sunan marka seçildi.

google çok kanallı perakende araştırması'nda mediamarkt türkiye lideri

Açıklama görüşlerine yer verilen MediaMarktSaturn Perakende Grubu COO’su ve MediaMarkt Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Yenal Gökyıldırım, her 4 müşteriden 3’ünün alışveriş yolculukları sırasında birden fazla kanal kullandığını belirterek, ‘Perakendenin geleceği çoklu kanalda. MediaMarkt olarak satış kanalı ayırmaksızın tüketicilere uçtan uca, bütünleşik bir satın alma deneyimi sunuyoruz. Tüm satış kanallarımız birbiri ile mükemmel bir uyum içerisinde çalışıyor ve bizim hedefimiz, her kanalda müşteriye en iyi deneyimi sunmak. Google’ın gerçekleştirdiği bu araştırma ise Türkiye’de hayata geçirdiğimiz uygulamaların ne derece başarılı olduğunun başka bir örneği oldu, bundan mutluluk duyuyoruz. Ayrıca bu başarıyı elde etmemizi sağlayan çalışma arkadaşlarımıza ve çalışmada emeği geçenlere de teşekkür ederiz.’ ifadelerini kullandı.

Başarılı çok kanallı perakende deneyimi için 4 temel ilke

Araştırmada başarılı birçok kanallı deneyim için tüketicilere sunulması gereken 4 temel ilkeden de bahsediliyor. Bunların başında tüketiciye ihtiyaç duyduğu bilgiyi sunmak, ardından da onların ihtiyaçlarına göre esneklik gösterilebilen bir alışveriş deneyimi sağlamak geliyor. Aynı şekilde tüm kanallarda ve müşterilerle temas edilen her noktada birleşik bir kullanıcı deneyimi sunmak ve tüketicilerin ihtiyaçlarına ve tercihlerine göre kişiselleştirilmiş içerik ve teklifler de bu ilkeler arasında yer alıyor.

MediaMarkt’ın uygulamaları ve araştırma sonuçları göz önüne alındığında markanın bu kriterleri başarıyla yerine getirdiği görülüyor. Örneğin, tüm mağazalarının stok bilgisini web sitesi mediamarkt.com.tr’de paylaşan marka, buradan verilen siparişin 29 dakika sonra mağazadan teslim alınmasına olanak sağlıyor. Ayrıca MediaMarkt, ürünün adresine teslim edilmesini isteyen tüketiciler için “Mağazadan Sevkiyat” uygulamasıyla da hizmet veriyor. Buna göre, birçok perakendeci, online alışverişler için farklı bir depo ile çalışırken MediaMarkt, çok kanallı altyapısı sayesinde ürünü kişiye en yakın mağazadan kargolayarak tüketiciye zaman kazandırıyor.

MediaMarkt mağazasını ziyaret ederek ürünleri fiyat, marka veya model fark etmeksizin yakından inceleme fırsatı bulan tüketiciler; satış danışmanlarının sahip olduğu mobil cihazlar sayesinde ürünü fiziki olarak sipariş edip, satın aldıkları ürünleri adreslerinden de teslim alabiliyorlar.

Kötü Bir Patronu Etkili Bir Lidere Dönüştürmenin Sırrı

kötü bir patronu etkili bir lidere dönüştürmenin sırrı

Liderleri simülasyon ve uygulama yoluyla kritik insan becerilerinde ustalıkla donatmak çok önemlidir.

Hepimiz onları duyduk ve birçoğumuz onlarla çalışma konusunda talihsiz bir deneyime sahip oldu. Tabiki onlardan bahsediyorum; etraflarındakiler için olumsuz bir ortam yaratan kötü bir patron. 

Neyse ki, etkisiz bir yöneticiyi lidere dönüştürmek için yapılabilecek bir şey var fakat başlangıçta liderlik potansiyeli olmayanları ayıklayın. 

Peki tam olarak kötü bir patronunun özellikleri nelerdir? Onların iş başında benzer özellikleri paylaştıklarını görüyoruz değil mi?

  • Çalışanları tam özerkliğe sahip olmaları için yetkilendirmezler. Aslında onlar, görevlerini yapmaları konusunda onlara güvenmeyen, çalışanlarının rütbe olarak üstünde mikro yöneticilerdir. 
  • Övgü veya iyileştirme fırsatları konusunda ve geri bildirim sağlamada başarısız olurlar. Yalnızca olumsuz geri bildirim sağlarlar ve motive etme, çalışanlarına koçluk yapma fırsatını kaçırırlar. Amaçlarının; çalışanların iyi yaptığı şeyleri paylaşmamak, iyi yapılan bir iş için onları takdir etmemek olduğunu düşünür, çalışanların eğer başarısız olursa kendilerini dövülmüş gibi hissetmesine neden olur. Bu da en nihayetinde katılımı, performansı ve genel memnuniyet eksikliğini etkiler. 

Liderlik, çalışanları yükseltme ve onlara başka şekillerde destek ve yön sağlama misyonunda yetersiz kalabilir. Bu, kritik konuşma becerilerinin eksikliği ile daha da kötüleşebilir. Yüksek performanslı insanlarda dürtü ortak bir özelliktir; yüksek düzeydeki bu dürtü, yüksek düzeyde duygusal zeka ve empati ile eşleşmediğinde sorunlara yol açabilir. Aynı şekilde, gerçekten delegasyon yapabilmeleri için yüksek performanslılar geliştirmek yerine bir ekibi aktif olarak yönetmeye daha fazla odaklanmaları gerekir.

Ayrıca, yöneticilerin bir güç mücadelesi veya ego nedeniyle çalışanlarından bilgileri sakladığı ve daha sonra çalışanların iş arkadaşları veya müşterileriyle paylaşmamalarına kadar indiği durumlar da görülüyor. Çalışanlar kendilerine “Kime güveneyim?” diye soruyorlar. İstifa ile ilgili olarak özellikle endişe yaratan, yıpranmaya yol açan toksik bir ortam ortaya çıkıyor. Bireyler kötü patronlara karşı daha az bağışlayıcı oluyorlar. Genellikle “Kötü bir karşılaşma ve ben çıkıyorum” günün işleyiş tarzı haline geliyor.

boss

“İyi Bir Patron” ise;

Bir alandaki yüksek performansın başka bir alanda aynı düzeyde yetenek sergileyeceğini düşünebilirsiniz, fakat durum her zaman böyle olmaz. Araştırmalar, terfinin normalde geçmiş performansa dayandığını, ancak birinin rolü değiştikçe, önceki rolde başarılı olmasını sağlayan becerilerin yeni rolde ihtiyaç duydukları beceriler olduğunun garantisi olmadığını göstermektedir. Bu, özellikle bireysel katkıda bulunan insanlar yönetici rollerine terfi edildiğinde geçerlidir. Peter İlkesi’nin belirttiği gibi, “Bu, her çalışanın ilgili yetersizlik düzeyine ulaşana kadar terfi yoluyla hiyerarşide yükselme eğilimidir.”

O halde iyi bir liderin oluşumuna neler girer? Bir tanesi psikolojik güvenlik. “Kamuoyunda övün; yalnızken geribildirim verin”, birçok kişi tarafından liderler için iyi bir temel kural olarak belirtilen güzel bir özdeyiştir. Dahası, herkesin sesi, ceza veya yargı korkusu olmadan duyulmalıdır. Dinlenmek ve bireylerin aksi halde gözden kaçabilecek sorunları dile getirmelerini sağlamak psikolojik güvenlik için çok önemlidir.

Liderlik ayrıca alçakgönüllülük gösterme ve hata yapma becerisini de gerektirir. Kendinize güvenmiyorsanız, güvensizlik vardır ve bu da sorunlara yol açar. Liderlik çeviklik, empati ve alçakgönüllülük gerektirir. Farklı düşünme, öğrenme zekası ve merak da günümüz iş yerlerinde karşımıza çıkan temel liderlik becerileridir.

Genellikle bir liderin amacı, ekip üyeleri için engelleri kaldırmak, müşterilerle, ekiple veya ürünle ilgili sorunların yapısını olabildiğince hızlı ve verimli bir şekilde çözüme ulaştırmaktır. Bunu yapmak için bazı şirketler, işe yeni yaklaşımlar ve daha fazla yenilik getirmek adına merak ve farklı düşünme gibi yeni beceriler geliştiriyor. Bu tür beceriler liderlik programlarında henüz yeni. Bu yeni becerileri geliştirmenin birkaç yolu var bunlar: rol yapma, iş deneyimi ve sürükleyici simülasyonlar.

Liderlik becerileri kazanmak

Bazı durumlarda, özellikle geleneksel işyerlerinde, öğrenmemek ve yeni davranışlar geliştirmek çok önemlidir. Fakat bu zor olabilir ve pratik gerektirir. Liderlik, her gün öğrenmenizi gerektirir ancak gerçekçi işyerlerinde pratik yapmadan öğrenemezsiniz.

Rol yapma, liderlik gelişiminin önemli bir parçasıdır, ancak bunları geniş ölçekte ve tutarlı bir şekilde yürütmek zor olabilir. Bunları gerçekçi hale getirmek çok fazla kurulum gerektirir ve program sahiplerinin istediği şekilde yapmak nadiren mümkündür. Buna, her zaman haklı olma ve her zaman performans gösterme konusunda liderler üzerindeki baskıyı ekleyin ve bu, öğrenmeyi daha da zorlaştırır. Geleneksel eğitimde olduğu gibi, çalışanlar iş günlerinde uzun, göz korkutucu ve ağır içerikle tüm gün oturmak istemezler. Özellikle büyük bir kısmı rolleriyle ilgili değilse, büyük miktarda bilgiyi tutamazlar. İyi eğitimli ve motive çalışanlar bile bazen birimlerine döndüklerinde yeni bilgi ve becerilerini uygulamakta zorlanırlar. Geleneksel eğitimin bir başka eksikliği de genellikle bilgi edinmeye karşı beceri uygulamasına göre tasarlanmasıdır. 

Sürükleyici simülasyonlar biçiminde gerçekçi durumlar sağlamak, ölçeklenmesi kolay ve yüksek kaliteli olabildikleri için bu sorunların üstesinden gelinmesine yardımcı olur. Tutarlıdırlar,  uygulamaya ve yansıtmaya izin verirler. Dahil olan canlı bir eğitmen yoktur, ancak öğrenmenin gerçekleşmesi için psikolojik olarak güvenli ortamlarda tam zamanında koçluk ve geri bildirim sağlarlar. Büyük bir fark noktası ise simülasyonların sağladığı verilerdir. Eksikliklerinin ve güçlü yanlarının nerede olduğunu gösteren veriler olmadan liderleri yetiştirip doğru desteği veremezsiniz.

Örnek olay: Kaliforniya merkezli büyük bir kamu hizmetleri şirketi, potansiyel liderleri değerlendirmek; onların güçlü ve zayıf yönlerini anlamak için kapsamlı bir öğrenme çözümleri sağlayıcısı olan ETU ile ortaklık kurdu. Ellerindeki verilerle, genel kadro güçlerini değerlendirdiler ve artık ihtiyaç duyulan dış işe alım düzeyi ve çalışanların rolleri doldurmalarına yardımcı olmak için eğitime yatırım yapmaları gerekip gerekmediği konusunda kararlar alabiliyorlar. 

Başka bir örnek, Big Four profesyonel hizmet şirketlerinden birinin, ilişkileri güçlendirmek için yöneticilerin ekip üyeleriyle konuşma şeklini elden geçirmesidir. Bu gelişimsel konuşmalar, yöneticilerin ekip üyelerine “Gitmek istediğiniz yere yardımcı olmama izin verin” ve “Bu alanda daha fazla deneyime ihtiyacınız olabilir; hadi seni bunun için ustalaştıralım.” konuşmaları uygulamak için simülasyonlar kullandı ve yöneticilere farklı gerçekçi konuşmalarda kelimeleri deneme ve bunların nasıl karşılanacağı konusunda anında geri bildirim alma şansı verdi.  

Lincoln Financial, Liderlik Laboratuvarında sürükleyici simülasyon kullanmaktan da harika sonuçlar aldı. İlk aşamada 140 çalışan, koçluk/geri bildirim ve önemli konuşmalar için kapsamlı simülasyon eğitimini tamamladı. Katılımcılardan gelen yanıtlar arasında simülasyonların ne kadar gerçek olduğunu ve karar vermeden önce eleştirel düşünmeyi uygulama fırsatı bulduklarını belirten birçok kişi yer aldı. Tam zamanında koçluk, her simülasyonun hemen arkasında, kullanabilecekleri ve ekibe geri alabilecekleri kaynaklarla geldi.

Birçok liderlik programı, iş performansını iyileştirmek için operasyonel ve finansal kolları çekmeye dayalı iş simülasyonları yürütürken, liderleri simülasyon ve uygulama yoluyla kritik insan becerilerinde ustalıkla donatmak, kötü patron davranışlarını etkili liderlik davranışlarına dönüştürmenin anahtarıdır. 

Bunun Ördeklerle Ne İlgisi Var? Perakendede Özel Dönemler ve Görsel Düzenleme Etkileri

murat kocaerkek

Perakende sektörü tüm dünyada genellikle “fast pace” yani hızlı, tempolu sektör olarak tanımlanır. Sürekli değişen sezonlar (aynı anda eski sezon, güncel sezon ve gelecekteki sezonun yönetimi ve planlaması), özel dönemler (bayram, etkinlik, yeni mağaza açılışı) ve dış faktörler (ekonomik, siyası, iklimsel) bizi bazen oyuncu değil seyirci olduğumuz hızlı bir aksiyon filminde gibi hissettirir.

Özetle bu sektörde değişikliklere karşı çok hızlı adapte olmanız ve özel dönemler öncesi çok çabalamanız gerekir ve bence bunu da ancak harika ekiplerle yapabilirsiniz (bu ekip konusu başka bir yazı konusu olacak kadar derin.)

Mağaza açılışları, yeni sezona mağazaların hazırlanması, mağaza konsept değişimleri ve günlük rutin işlemler için baş döndürücü bir hızda aksiyon almak bizi rakiplerimiz karşısında güçlü ve rekabetçi kılar ve bizleri yarışın önünde tutar.

“Bir ördek gibi olun;  su üstünde sakin ancak suyun altında deliler gibi ayak çırpan bir ördek!…”

bunun ördeklerle ne i̇lgisi var? perakendede özel dönemler ve görsel düzenleme etkileri

Bu benim de çok sevdiğim aktörlerden Michael Caine’in bir sözü.

Kendisi aynı zamanda bir İngiliz.

İngilizce de bir deyim vardır; “swim like a duck” veya “swim like a swan” yani ördek gibi / kuğu gibi yüzmek diye.

Suda süzülür gibi ilerleyen bir ördeği hayal edin; aslında suyun altında çok yoğun ve hummalı bir çalışma var ancak herkes ördeğin gülümseyen yüzünü, sakinliğini ve su üzerindeki o narin yüzüşünü görüyor! İşte perakende sektörünü çok iyi tanımlayan bir söz.

Çalıştığım firmada son 10 ay içinde 4 yeni mağaza ve pandemi nedeniyle kapalı olan bir mağazanın tekrar açılışını gerçekleştiren VM ekibimizin mağaza açılışları öncesindeki çalışma fotoğraflarını görünce aklıma ilk gelen bu söz oldu.

Günlerce, haftalarca süren hummalı çalışmalar, gece mesaileri, son dakika sorunları, eksikler, kan, ter, gözyaşı…

Mağazaların açılışında ise müşterilerin gördüğü pırıl pırıl, harika düzenlenmiş bir mağaza ve güler yüzlü hizmete hazır harika satış ekipleri.

Alın size harika bir ördek yüzüşü hikâyesi daha, görsel düzenleme!

vm gorsel uyum

Visual Merchandising yani Görsel Düzenleme hikaye anlatımıdır, ilham vermektir, yaratıcılığın dışa vurumudur. Görsel düzenleme ekipleri ise (VM ekipleri) mağazanın bir anlamda görsel yüzü gibidir. Nasıl ki satış temsilcileri markanızın/firmanızın en ön cephede mücadele eden bireyleri ve markanızı çoklukla sözle temsil eden üyeleri ise, görsel düzenleme ekipleri de yaptıkları işle markanızı/mağazanızı sözsüz ama görsel temsil ederler. İş çıktıları çok visual yani gözle görünürdür ve hemen anlaşılır.

Unutmayalım biz insanlar yapımız gereği görsel öğelere kelimelerden ve seslerden daha çok yatkınızdır. Bir görsel öğe bin kelime ile anlatılabilecek bir hikâyeden daha büyük bir etki bırakabilir.

Özetle mağaza görünüşünüz ne kadar başarılı ise müşterilerinize vermek istediğiniz mesajı daha iyi verebilirsiniz; onlara daha iyi sunum yapabilirsiniz ve onların alışverişini bir anlamda daha da kolaylaştırabilirsiniz. Zaten boşuna mağazacılıkta ‘Visual Merchandising’ önemi bu kadar çok arttı denmiyor.

Günümüzde görsel düzenlemeler artık mağazaların içinden dışarıya; caddelere, sokaklara taşmış durumda. Rekabetin bu denli yoğun olduğu bir dönemde bu gayret çok normal diye düşünebiliriz ancak asıl amaç sadece müşteriyi içeri çekmek değil. Mevcut müşterilere veya potansiyel müşterilere o meşhur vaow hissini verebilmek. Nasıl ki insanoğlu geçmişte din veya inanışları için müthiş eserler verdi ise kapitalizmin sanat eserleri olarak da artık görsel mağaza düzenlemeleri kendini göstermekte. Hatta bazı uygulamalarda bu işin artık sanat boyutuna göz kırptığını bile söyleyebiliriz.

Görsel bir dünyada yaşadığımızı ve her şeyin bu amaca hizmet ettiğini düşünürsek bütün bu gelişmeler de içinde bulunduğumuz dünya ile uyumlu. Özetle görsel düzenleme giderek önemini artırmakta ve bu oyunda yerini her geçen gün daha da sağlamlaştırmakta. Bize de arkamıza yaslanıp gelişmeleri takip etmek düşüyor.

Hızlı Moda Sektöründe Tedarik Zinciri Modellemesi

coskun soyer ust

Geçen haftalarda hızlı moda (fast fashion) sektörü üzerine bu köşede bir yazım yayımlanmıştı. Merak edenler linkten ulaşabilir. Yazımda sektörün özellikle 2030 yılından itibaren karşılaşacağı yasal koşullardan bahsetmiştim. Atık yönetimi, sürdürülebilirlik vb. konularda sektörü bekleyen çok detaylı düzenlemeler var.

Bu durum en çok tedarik zinciri işleyişi açısından önemli olduğu için, sektörün tedarik zinciri işleyişi ve modellemesi üzerine biraz detay vermek istedim.

Bu sektörün adı gibi tedarik zinciri modellemeside “hızlı” tedarik zinciri modeli olarak adlandırılıyor.

Bu modelin hemen hemen tek kullanım alanı vardır. Hızlı tedarik zinciri, kısa yaşam döngüsüne sahip tekstil ürünleri üreten şirketler için en iyisidir. Müşteri bakış açısından, rakiplerin arasındaki temel fark, ürün portföylerini en son trendlere göre ne kadar iyi güncelleyebildikleridir. Bu, pazardaki rekabet, üreticilerin uygun fiyata satabilecekleri yeni ürünleri sürekli geliştirme becerilerine dayanır. Sonuç olarak, bu durumdan çıkarabilecek en önemli durum, bu sektörde rekabet eden firmaların aracı maliyetlerini azaltması gerekliliğidir. Kısa bir yaşam döngüsü ile karakterize edilen bu endüstri çerçevesinde, bu amaç zor gibi görünebilir. Ancak pazar eğilimlerini ve tüketicilerin alışkanlıklarını anlayarak, aracı maliyetini makul bir seviyede tutmak mümkündür.

hızlı moda sektöründe tedarik zinciri modellemesi

Üretim, satış sezonu (veya hızlı moda endüstrisindeki koleksiyon) için her SKU başına tek bir partide planlanır. Bunun sebebi, ürün serisinin satış sezonu kısaldıkça, koleksiyondan en çok satan ürünler için ikinci partiyi üretmek ve ürünün modası geçmeden ve/veya tüketiciler alışverişten vazgeçmeden mağazalara sevk etmenin zorluğundan dolayıdır.

Firma, üç ana konu ile desteklenen sürekli portföy/koleksiyon yenilemesini teşvik etmeye odaklanmalıdır: İlk olarak tasarım aşamasından mağaza rafına kadar olan sürecin en kısa süre içinde yerine getirilmesi, devamında pazar aracılık maliyetini düşürmek için maksimum talep doğruluğu seviyelerini yakalamak ve son olarak da uygun maliyetler sağlamak için uçtan uca verimlilik gereklidir.

Hızlı modada bu tedarik zinciri modelinin başarılı olması için aşağıdaki faktörlerin uygulanmış olması gerekir:

Mevsimsel talebi yüksek olan şirketler için, gerektiğinde ek kapasite sağlayabilecek bir tedarikçi havuzu olmalıdır. Dış kaynaklı imalat, şirket içi imalattan daha pahalı olsada, uzun vadede kullanılmayan şirket içi kapasiteden daha ucuz olacaktır.

Ürün portföyünde kalıcı bir varlığa sahip olanlar olarak tanımlanan “Klasik” SKU’lar, bu modelde değil, “devamlı akış tedarik zinciri modeli” olarak tanımlanan model içinde yer alır. Örneğin H&M / LC Waikiki gibi mağaza zincirleri aynı pantolon modelini, aynı boyda ve farklı renklerde devamlı olarak mağazalarında bulundururlar.

Hızlı tedarik zinciri modeli, tahmin doğruluğu açısından en zorlu olanıdır, çünkü sürekli olarak piyasa eğilimlerini tahmin etmek zorundadır. Bu, yüksek piyasa aracılık maliyetine sebep verir; sonuç olarak gelişmiş tahmin teknikleri ve eşzamanlı bir satış ve operasyon planlama (S&OP) süreci gereklidir.

Ürün portföyleri geniş olduğundan ve sık değiştiğinden, düşük satış hacmine sahip birçok SKU olacaktır. Bu nedenle, küçük partiler üretme ve küçük miktarlarda hammadde satın alma yeteneğini geliştirmek çok önemlidir.

Hammaddelerin standardizasyonu ve çeşitliliğinin sınırlandırılması, kaynak bulma karmaşıklığını azaltır. Ek olarak, modüler işlemler ve hammaddelerin çeşitli SKU’lar arasında paylaşımı, hızlı ürün geliştirme ve verimlilik sağlamaya yardımcı olur.

Bir şirket portföy yenileme oranını yavaşlattığında veya ürün koleksiyonlarının veya pazarlama kampanyalarının ömrünü uzattığında, farklı bir tedarik zincirine geçmelidir. Örnek olarak mevsim geçişleri uzun olan dönemlerde hızlı tedarik sistemi kullanmak yerine farklı bir model uygulanabilir.

Bu tedarik zinciri modelinden yararlanan şirketlere örnek olarak katalog satışlarıyla uğraşanlar da verilebilir. Örneğin Tchibo, bu endüstri segmentindeki şirketler genellikle her üç veya dört haftada bir yeni pazarlama kampanyası başlatır ve yeni katalog da çok satan SKU’ların yüzde 50’sinden fazlasını yenilenebilir. Modaya uygun giysiler satan ve müşterileri aylık olarak mağazaları ziyaret etme eğiliminde olan perakendeciler için de uygundur. Bu perakendeciler, sadık müşterilerin her ziyaretinde yeni ürünler görmesi için, mağazalarının SKU portföyünü birkaç haftada bir güncellemelidir.

Tedarik zinciri açısından yönetimi zor bir sektördür. Fire, iade vb. konulara dikkat ederseniz hiç girmedim. Onu da ilerleyen zamanlarda bir yazı konusu yapalım.

Sağlıkla kalın…

Yenilenmiş Ürünler Walmart için ’Yeni Kadar İyi’ Sonuçlar Verecek mi?

Walmart, yeni ürün satın alma maliyetinin çok altında yüksek kaliteli ürünler sunacağını söylediği yenilenmiş ürünler ve tüketici elektroniği satan bir program başlattı.

“Yeni kadar iyi”, perakendecinin tüketicilerin dolarlarını artırmalarına ve ana bakkaliye işinin dışında satış yapmalarına yardımcı olan bu en son girişim  Walmart Restored’ın hedefidir.

Walmart Marketplace’in genel müdürü Michael Mosser, bu hafta başında, “Walmart.com’da, en kaliteli ürünleri yenilemeye ve onları tipik maliyetlerin çok altında yeni bir yuvaya hazırlamaya kendini adamış satıcılar ve tedarikçilerle zaten çalışıyoruz” dedi bir şirket blogunda. “Ve şimdi, Walmart Restored programı ile bu öğeleri bulmak ve alışveriş yapmak daha da kolay olacak. İster Walmart.com’un Walmart Restored bölümünü ziyaret etsinler isterlerse aramada karşılarına çıkan ürünleri görsünler; müşterilerin Samsung, KitchenAid ve daha fazla markaların yer aldığı kaliteli yenilenmiş ürünler için alışveriş yapması hiç bu kadar kolay olmamıştı.”

Yenilenmiş ürünlerin geleceği nasıl görülüyor?

Perakendeci, tüm yenilenmiş ürünlerin satın alınmadan önce denetlendiğini, test edildiğini ve temizlendiğini söylüyor. Her ürün, müşterilerin ürünleri güvenle satın alabilmesi için 90 günlük ücretsiz iade politikasıyla birlikte sizlere geliyor.

Yenilenmiş ürünler şu anda çevrimiçi olarak satın alınabiliyor ve Walmart, programı bu sonbaharda belirli mağazalarda kullanıma sunacağını duyurdu.

yenilenmiş ürünler walmart için ’yeni kadar i̇yi’ sonuçlar verecek mi?

Walmart, yenilenmiş ürün satışlarına giren tek perakendeci değil. Amazon.com , Apple, Best Buy ve eBay’in hepsinde, müşterilere istedikleri markaları sıfır maliyetlerinden daha düşük fiyatlarla satın alma fırsatı veren programlar var.

Best Buy , yenilenmiş ürünlerini mağazalarda ve outlet işletmesi aracılığıyla çevrimiçi olarak satmaktadır. Zincir, bu yıl gümrükleme, açık kutu, ikinci el ve yenilenmiş ürünler satan fiziksel konumların sayısını iki katına çıkaracağını söyledi.

Alışveriş yapanlar, yerel mağazalarında nelerin mevcut olduğunu kontrol etmek için bestbuy.com/outlet adresine gidebilir. Ayrıca tüketiciler herhangi bir ürün için sipariş verebilir ve ürünü yakındaki bir mağazadan teslim almayı veya aynı gün teslim edilmesini seçebilirler.

Best Buy, outlet satış noktalarındaki ürün yelpazesini oyun ürünleri, dizüstü bilgisayarlar, cep telefonları ve tabletleri ekleyerek genişletiyor. Her yeni outlet, teknik destek için bir Geek Squad alanına sahip olacak.

Teknosa 2022 İlk 6 Ay Sonuçlarını Açıkladı

Teknosa 2022 yılına ait ilk 6 aylık sonuçlarını açıkladı. Buna göre şirket, ilk 6 aylık periyodda geçen yıla göre %110 oranında büyüdü.

2022 ilk 6 aylık ciro oranı ise 6 Milyar 249 Milyon TL olarak kaydedildi. E-ticaret bürüt işlem hacmi ise 902 Milyon TL olarak belirtildi.

teknosa 2022 i̇lk 6 ay sonuçlarını açıkladı
teknosa 2022 i̇lk 6 ay sonuçlarını açıkladı 19

Net karlılık 191,8 Milyon TL olarak kaydedilirken, FVÖK geçen yıla göre %125 artış ile 549 Milyon TL olarak gerçekleşti.

teknosa oranlar2
teknosa 2022 i̇lk 6 ay sonuçlarını açıkladı 20

Konu ile ilgili görüşlerine yer verilen Teknosa Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Timur: “Müşteri odaklı olma, büyük veriyi etkin kullanma ve dijitalleşme yolunda attığımız öncü adımlar finansal sonuçlarımıza da olumlu yansıyor. Bu başarının mimarı olan tüm Teknosa ekiplerini kutluyorum. Teknolojinin referans noktası olarak uzmanlığımız, müşteri odaklı iş kültürümüz ve dijital dönüşüm hamlelerimizle tüm paydaşlarımız, sektörümüz ve ülkemiz için daha fazla değer yaratmayı sürdüreceğiz.” dedi.

Teknosa CEO’su Sitare Sezgin ise: “Yeni neslin Teknosa’sı mottosuyla dijitalleşme, ve müşteri dönüşümünde kat ettiğimiz yol, sağlıklı ve istikrarlı şekilde yükselen bir performans yakalamamızı sağladı. Pazaryeri dönüşümünden servis gelişimine tüm kanallarda müşteri deneyimini daha da güçlendirmek için gerekli adımları kararlılıkla atıyoruz.” şeklinde açıklamada bulundu.

Enflasyon Patladıkça Sadakat Programları Daha Fazla İlgi Görüyor

Sadakat programları, her 10 tüketiciden sekizinin en az bir sadakat programına üye olması ile dikkat çekiyor ve yarısının perakende sadakat programlarını özellikle yükselen enflasyon nedeniyle her zamankinden daha önemli olarak görmesi de cabası.

Bu, 2.100 tüketiciye sadakat programlarını nasıl algıladıkları ve kullandıkları konusunda anket yapan ‘LendingTree’ ye göre anketin en önemli bulgusu konumunda.

Bulgularla ilgili yapılan bir basın açıklamasına göre, altı haneli kazanç sahipleri (%57) ve Y kuşağı (%56) sadakat programlarını daha kritik olarak görürken, Z kuşağı tüketicilerinin %43’ü aynı algıyı paylaşmıyor.

LendingTree baş kredi analisti Matt Schulz, “İnsanların sadece oteller ve havayolları tarafından sunulanlar gibi yüksek profilli, büyük biletli sadakat programlarından yararlanmaması harika.”

“Gerçek şu ki, bakkallarda, restoranlarda, evcil hayvan dükkanlarında ve eczanelerde yapılan daha küçük, düzenli alışverişler gerçek anlamlı ödüller kazandırabilir. Artan enflasyonla, bu çok önemli.” Dedi.

enflasyon patladıkça sadakat programları daha fazla i̇lgi görüyor

Sadakat programlarına dair diğer ek bulgular ise:

  • Sadakat programları, tüketicileri bir markayla alışveriş yapma sıklığını artırmaya teşvik ederken, bu her zaman artan harcama anlamına gelmez. Müşterilerin %72’si sadakat programları olan şirketlerden daha fazla alışveriş yapsa da, sadece %52’si onlar için daha fazla harcama yapıyor.
  • Sadakat programı üyelerinin yarısından fazlası (%52), ödüller buna değmeseydi programdan ayrılacağını söylüyor. Müşterilerin sadece %41’i bir veri ihlalinin üyeliklerini sonlandırmasına neden olacağını belirtiyor. Tüketicileri sadakat programlarına katılmaya neyin yönlendirdiğine gelince, %75’i puan kazanma yeteneğinden bahsediyor.
  • Sadakat programı üyelerinin %50’si programlara kasada kaydoldu.

Amazon’un iRobot için Yaptığı Anlaşma Tamamen Evlerin Haritalarını Çıkarmakla mı İlgili?

Amazon.com, cuma günü Roomba elektrikli süpürgenin üreticisi IRobot’u yaklaşık 1,7 milyar dolar değerinde tamamen nakit bir işlemle satın almak için kesin bir anlaşmaya vardığını duyurdu.

iRobot, yatırımcılarına hisse başına 61 dolar ödeyecek olan anlaşmanın devam etmesi için hissedar ve düzenleyici onayı alması gerekecek. iRobot CEO’su Colin Angle, kapanış tamamlandıktan sonra yine bu pozisyonda kalacak.

Amazon Devices Kıdemli Başkan Yardımcısı Dave Limp bir açıklamasında, “iRobot ekibi, evdeki yaygın engellerden kaçınarak müşterilerin istediği zaman ve yerde temizlik yapmaktan, toplama kutusunun otomatik olarak boşaltılmasına kadar inanılmaz derecede pratik ve yaratıcı ürünlerle insanların nasıl temizlendiğini yeniden keşfetme yeteneğini kanıtladı. Müşteriler iRobot ürünlerini seviyor ve ben de müşterilerin hayatlarını daha kolay ve daha keyifli hale getirecek yollar icat etmek için iRobot ekibiyle çalışmaktan heyecan duyuyorum.” dedi.

Roomba üreticisinin teknolojileri şu anda “temizlik, haritalama ve navigasyon” için kullanılıyor ve şirket, robotik ve akıllı ev cihazları geliştirmeye odaklanıyor.

Amazon, evlerde neler olup bittiğini mi analiz edecek?

Anlaşmayla ilgili birçok makale, iRobot’un haritalama teknolojisine ve Amazon’un bu konudaki tasarımlarına dikkat çekiyor. Colin Angle daha önce de, iRobot’un bir gün harita bilgilerini diğer şirketlerle paylaşarak para kazanmaya çalışabileceğini öne sürmüştü.

Alexa, Ring ve Eero ile Amazon zaten Amerikan evlerinde, buna iRobot’un haritalama teknolojisi de eklenirse, evlerde neler olup bittiğine dair anlayışını daha da geliştirecektir.

Verge, Amazon’un Astro ev robotu ile daha fazlasını zaten yapmaya çalıştığını bildirdi. Genel bir çıkış tarihi olmayan bu cihaz, Roomba’nın temizleme işlevini de sunmuyor.

amazon’un irobot için yaptığı anlaşma tamamen evlerin haritalarını çıkarmakla mı i̇lgili?

Fight for the Future direktörü Evan Greer, Wired’e verdiği bir demeçte, “İnsanlar Amazon’u çevrimiçi satıcı bir şirket olarak düşünme eğiliminde, ancak Amazon gerçekten bir gözetim şirketidir” dedi. 

“Aslında insanların evlerinin içini haritalamak üzerine kurulmuş bir şirket satın almak, Amazon’un zaten sahip olduğu gözetim erişiminin doğal bir uzantısı gibi görünüyor” diye ekledi.

Bir Bloomberg makalesi, Amazon’un pazarlamacılara satmak için verilerden para kazanmaya çalışabileceğini öne sürüyor. “Evinizin büyüklüğü, servetiniz için oldukça iyi bir örnek. Oyuncaklarla kaplı bir zemin, muhtemelen çocuk sahibi olduğunuz anlamına gelir. Çok mobilyası olmayan bir ev, daha fazla mobilya satmaya çalışabileceğiniz bir evdir. Bunların hepsi, Amazon gibi bir şeyler satma işinde olan bir şirket için oldukça faydalı bilgiler.”

Crocs İkinci Çeyrek ‘Rekor’ Satış Gelirlerini Açıkladı

Ayakkabı şirketi Crocs ikinci çeyreğe ilişkin mali sonuçlarını açıkladı ve %50,5 artışla geliri 794,3 milyon £ (964,6 milyon $) oldu.

2022 ikinci çeyrek için şirket ayrıca aşağıdaki sonuçları da paylaştı:

  • Crocs’ta gelir %14.3 artarak 602.9 milyon £ (732.2 milyon $) oldu
  • HEYDUDE’nin geliri %96 artarak 191.3 milyon £ (232.4 milyon $) oldu
  • Crocs’ta dijital satışlar %16,8 artarak marka gelirinin %37,2’sini temsil etti
  • Crocs markasının toptan satış geliri %27,7 arttı
  • Crocs marka DTC karşılaştırılabilir satışları %7,5 arttı

Crocs’un tüketici talebi olağanüstü

crocs i̇kinci çeyrek ‘rekor’ satış gelirlerini açıkladı

Şirketin brüt marjı, 2021’deki % 61.7’ye kıyasla %51,6 oldu. Crocs brüt marjı, artan fiyatlar ve ürün karışımı ile kısmen dengelenen, navlun rüzgarları nedeniyle önceki yıla (%57.7) göre 400 baz puan daha düşük.

Geleceğe bakıldığında, şirket 2021 yılına kıyasla 2022’de %47 ila %52’lik bir büyümeyi temsil eden 2.795 milyar £ (3.395 milyar $) ile 2.886 milyar £ (3.505 milyar $) arasında konsolide gelir bekliyor. Şirket, Crocs markası için 2.095 £ milyar (2.545 milyar $) ile 2.153 milyar £ (2.615 milyar $) arasında bir gelir bekliyor.

Markanın CEO’su Andrew Rees şunları söyledi: “İkinci çeyrek sonuçlarımızdan gurur duyuyorum. Özellikle Crocs markasının rekor gelirlerinden ve uluslararası ölçekteki güçlü büyümeden heyecan duyuyorum. HEYDUDE beklentilerimizi aşmaya devam ediyor.

“Değerimiz ve konfor önerimiz ile temel tüketicimizin ihtiyaçlarını karşılamak için iyi konumlanmış iki inanılmaz güçlü markamız var. Her iki markamız için de tüketici talebi olağanüstü ve her iki markanın da bu dinamik ortamda pazar payı kazanmasını bekliyoruz. Uzun vadeli büyümemize ve sınıfının en iyisi olarak karlılık yaratma yeteneğimize inanılmaz derecede güveniyoruz.”

ZARA, %100 Geri Dönüştürülmüş Tekstile Yöneliyor

Zara , %100 geri dönüştürülmüş tekstilden üretilen bir malzeme olan Circulose ile yapılan bir kapsül koleksiyonu için Renewcell ile ortaklık kuruyor.

Renewcell tarafından geliştirilen Circulose; viskon ve liyosel gibi modaya yönelik tekstil elyafları üretmek için kullanılan ve biyolojik olarak parçalanabilen bir hammaddedir. Circulose ile üretilen elyaflar, markaların ham tekstil elyaflarının kullanımını sınırlandırmasına yardımcı olarak hammadde üretimi ve atıkların neden olduğu iklim ve çevresel etkiyi azaltır.

%100 geri dönüştürülmüş tekstil nedir?

zara, %100 geri dönüştürülmüş tekstile yöneliyor

İsveçli şirketin patentli olan bu teknolojisi, yüksek selülozik içerikli giysileri, daha sonra yeni giysiler yapmak için eşdeğer hammadde elde etmek adına kullanılabilen bir hamur haline getiriyor.

Yakın zamanda İsveç’in Sundsvall kentindeki yeni tesisinde ticari ölçekte faaliyete geçen firma, %100 tekstilden tekstile geri dönüştürülmüş malzemeleri Zara gibi dünya çapındaki markalarla döngüsel tedarik zincirleri aracılığıyla buluşturup değer yaratarak çöp sahasındaki atıkları kurtarıyor.

İşbirliği aynı zamanda Zara’nın sahibi Inditex’in bir açık inovasyon platformu olan ‘Sustainability Innovation Hub’ın da bir parçası. Platform, modanın çevresel ayak izini azaltan ve daha sürdürülebilir üretime doğru ilerlemeye yardımcı olan yeni malzemeler, teknolojiler ve süreçler geliştiren girişimleri teşvik etmek ve ölçeklendirmek için start-up’lar, akademik kurumlar ve teknoloji merkezleriyle birlikte çalışmayı amaçlıyor.

Renewcell CEO’su Patrik Lundström, “Bu tür küresel markalarla yapılan işbirlikleri, modayı büyük ölçekte değiştirme vizyonumuzu hayata geçiriyor ve Zara gibi ortaklar bu değişime katılmadan hızlı büyümemiz mümkün olmazdı. Devam eden işbirliğimizin son adımı olarak Circulose ile yaptığımız bu koleksiyonu ortaya çıkarmaktan mutluluk duyuyoruz.”