Ana Sayfa Blog Sayfa 397

Butik Perakendeciler ve Pandemide Hayatta Kalma

Perakendeciliğin zorlandığı ve birçok mağazanın pandemiye bağlı kapanmalar nedeniyle zarar gördüğü aşikar. O zaman, en savunmasız perakendecilerin, birçok büyük perakendecinin sahip olduğu finansal kaynaklara sahip olmayan en küçük mağazalar olacağı yorumunu yaparız değil mi? Pandeminin en kilit anlarında büyük şehirlerdeki alışveriş caddelerini ziyaret ettiğinizde,  hem büyük tanınmış markalar hem de küçük mağazalar olan birçok kapalı mağaza gördük. Fırtına sonrası perakendeden kurtulanlar, eski büyük perakendecilerle birlikte küçük ve görünüşte savunmasız olanlar arasında da değişiyor. Öyleyse nasıl oluyor da birçok küçük butik salgında fırtınayı atlattı?

Bu konuda yapılan bir araştırmaya göre, verilen cevaplar ve yaşanan şartlar birbirinden oldukça farklı. %39 dükkan sahiplerinin desteğini gördüğünü belirtirken, %42 hiçbir destek görmediğini belirtiyor. %26 daha iyi kredi koşulları ile ayakta kaldığını belirtirken, %42’si tedarikçilerin biraz daha uyumlu olması sebebi ile idare edebildiklerini belirtiyor. Fakat bu dört durumun tamamında küçük işletmeler için işletmeden işletmeye farklılıklar gözlemleniyor.

Ancak mağaza sahiplerine, bu kadar çok rakip kapandığında bile nasıl hala ayakta kalabildikleri sorulduğunda, % 94’ü tek bir şey söylüyor:  müşteri sadakati. Evet, küçük işletmeler için müşteri sadakati…

Öyleyse, bunu nasıl yapıyorlar? Açıkça daha az kaynağa sahip mağazalar, çok daha fazla personeli ve mali gücü olan rakiplere göre nasıl daha fazla sadakate sahip olabilir bazen ?

Müşteri sadakatini hep, daha fazla satın alırsak kazanacağımız puanlar veya kampanyalar olarak düşündük ve kurguladık şuana kadar. Ancak insanları motive etmek için para kullanmak sadakat değildir, hatta birçok yönden sadakatin zıttıdır. Bir işletmeye veya bir perakendeciye sadakat, sevdiğiniz arkadaşlarınıza duyduğunuz uzun süreli sadakatten farklı değildir. Sadakat, paylaşılan benzersiz deneyimlerden gelişir. Bu gerçek sadakattir ve puan veya parayla satın alınamaz.

Bir perakendeci, bir müşterinin hayatında kendisini önemli hale getirdiğinde veya alışılmadık derecede iyi hizmet sunduğunda, müşteriler sadıktır. Tüketiciler, doğru ürünü ve harika hizmeti aldıklarında tam fiyatı ödemekten mutlu olurlar. Fiyat ikincildir ve satıcılar, bağlılıklarını geliştirmek için müşterilerinin çıkarları doğrultusunda tutarlı bir şekilde hareket ettiklerinde büyük kâr marjları elde edebilirler.

Bu kadar açıksa ve küçük ölçekli perakendecilerin % 94’ü bu cevabı verdiyse, neden herkes bunu yapmıyor diye sorabilirsiniz. Çünkü, her çalışanın müşteri memnuniyetinin kendisinin bir işi olduğunu bildiği kültüre sahip olmaktan çok, standart bir ödül programı uygulamak çok daha kolaydır. Kültürü değiştirmek veya geliştirmek, şirketler için yapması en zor şeydir.

Mağaza çalışanları asgari ücret aldıklarında ve mağaza ciroları yüksek olduğunda, onları müşterileri en yüksek önceliğe dönüştürmek için motive etmek neredeyse imkansızdır. Neden motive olsunlar ki? Öte yandan perakendede en önemli konu ise, mutsuz bir müşteriyi kişisel bir başarısızlık olarak görmekten geçiyor.

Pandemiyle ilgili mağaza kapanışlarının boyuta göre ayrımcılık yapmamasının nedeni, boyutun başarı ile ilgili olmamasıdır. Bir perakendeciyi başarılı yapan şey, müşteriyi mağazanın her seviyesinde önemsemektir. Bir işletmeyi yönetmek için teknolojinin kritik olduğu bir dönemdeyiz evet. Ancak teknolojinin işleri daha da kötüleştirdiği yollar da var. Mağazadaki bir sorunu otomatik bir yazılım çözerken, arkanıza yaslanabileceğinizi bilmek verimlilik anlamında sizi desteklerken, müşteriyi unutturuyorsa sorun büyük demektir.

Teknoloji ve puanlar size yardımcı olabilir, ancak asla müşterilere değer veremezler ve ihtiyaçlarını karşılayamayabilirler.  Yazılım yalnızca onu kullanan insanlar kadar iyidir. Küçük mağazalar müşterilerini önemsediklerinde ve müşteriye uygun ürünle doğru hizmeti sunduklarında başarı kendiliğinden gelir. Hayatta kalan orta ve küçük çaplı perakendeciler bunu biliyor ve yaşıyor.

Moda Perakendecilerinin Covid-19 Sırasında Kullandıkları 3 Mobil Pazarlama Stratejisi

Moda, pandemiden en çok etkilenen sektörlerin başında geliyor. Zorunlu evde kalma kararları, işten çıkarmalar ve uzaktan çalışmaya geçiş, hane bütçelerini düşürdü ve tüketiciler alışveriş davranışını ciddi anlamda değiştirmek zorunda kaldı. Buna karşılık, moda perakendecileri 2020 pazarlama stratejilerini yeniden düşünmek zorunda kaldılar ve şu soruyu yanıtlamaya çalıştılar:

COVID-19 tüketicisine ulaşmak ve yankı uyandırmak için kalabalık çevrimiçi perakende alanından nasıl sıyrılırız?

Geçmişte satışları artırmak için yüz yüze etkileşimlere, afiş reklamlarına ve posta kutusu kuponlarına güvenen markalar, artık müşteri katılımıyla mücadele ediyor. Alışveriş yapanların bazıları kemerlerini daha da sıkarken, diğerleri çevrimiçi harcamalarını artırıyor, satınalma davranışlarında ciddi farklılıklar görülüyor.

Daha fazla gelir kaybını önlemek ve bu farklılaşan tüketiciye hitap etmek için, moda perakendecileri yeni mobil ve çevrimiçi pazarlama stratejilerini değiştirmek için var gücü ile çalışıyor.

Mağaza içi satışlar yerine empatiyi vurgulayın

Salgından önce moda perakendeciliği, fiziksel mağazalardaki yaya trafiğini artırmak için mobil pazarlamayı kullanarak e-ticaretin yükselişinde yol alıyordu. Ancak, Mart ayında vitrinlerin kapanmasıyla yüz yüze alışveriş tamamen kilitlendi ve ciddi sorun haline geldi.

Pandeminin ilk günlerinde markalar, güvenlik ve çalışan destek planlarının yanı sıra müşterilerine karşı empati iletişimine odaklanmak için iletişim şekillerini değiştirdiler.

Pandeminin müşteri davranışlarına en büyük etkilerinden biri de empati oldu aslına bakarsanız. Bu nedenle, ileriye dönük olarak müşteriyi anlayabilmek mesajınızın her zaman merkezinde kalmalıdır.

Pandemi devam ediyor ve müşteriler bir süre güvenlik protokolleri, mağaza kapanışları ve kurumsal sorumluluk konusunda endişeli olmaya devam edecek.

Mesajları mevcut yaşam tarzına uyacak şekilde değiştirin

COVID-19’dan önce, yaptığımız kampanya, mesaj ve emailingler Seviye 1.0 seyirlerinde ilerliyordu. Seviye 1.0 kişiselleştirmeden arındırılmış (ad, soyad, doğum günü) ve “seveceğiniz giysiler” gibi genel ifadelere odaklanıyordu. Kişisel tatiller, iş durumları ve gelişen sosyal eğilimler gibi belirli durumlara göre pandemi dönemi özelleştirilmiş ve kişiselleştirilmiş eğilimleri yönlendirdi bizleri.

Evde kalma siparişleri sırasında, dönüşümü hızlı gerçekleştiren gündelik çalışma ve ev ortamlarına uyacak şekilde tasarlanabilen moda markaları en iyi sonuçları aldı.

Spor markaları, spor kıyafetlerini tanıtmak veya fitness markası ortaklığı kampanyaları başlatmak için evden antrenman dersleri ile hızlı bir dönüşümün içine girdi.

Daha az bilinen ürün ve hizmetleri tanıtın

Salgın, tüketici harcama alışkanlıklarını önemli ölçüde değiştirdi ve durgunluk, birçok kişiyi hangi satın alımların gerçekten gerekli olduğunu sorgulamaya zorladı.

Moda perakendecileri farklı bir anlatımla karşılaştı. Satışları artırmak için bazı moda perakendecileri, ev dekorasyonu, fitness aksesuarları ve elektronik gibi daha az bilinen ürünleri, isteklerden ziyade müşteri ihtiyaçlarına daha yakın olan ürünleri pazarlamaya yöneldi. Sonuç olarak, daha fazla tüketici kendileri için yemek pişirmeye, uzun süredir ertelenen ev geliştirme projelerini yeniden dekore etmeye ve tamamlamaya zaman ayırdıkça, pandemi sırasında ev temel ürünlerine talepte artış yaşandı.

Evde kalma yaşam tarzının birçok yönü norm haline gelecektir, hatta geldi bile. Bazı tüketiciler, karantinada aylar uzaktan çalışmayı tercih edecek ve tüketiciler bu benzersiz ihtiyaçları karşılamak için moda ürünleri satın almaya devam edecek. Bir kriz sırasında müşterilerinin belirli perakende ihtiyaçlarını anlamak ve bu talepleri karşılamak için hızlı tepkiler verebilmek moda perakendesinin en önemli özelliği olmak zorunda.

Perakende Sektöründe Ekim ve Kasım Ayı Değerlendirmeleri

Perakende sektörü, Ekim ayında hem sezon geçişleri hem de ayın başı itibari ile Pandemide yaşanan düşük ivme sebebi ile çok da kötü olmayan bir ay geçirmeye başardı.

Ayın özellikle ilk 15 gününde teknoloji sektöründe pandemi boyunca olduğu gibi artış yaşandı.

Özellikle kış ürünlerinin satın alımının artması ile, moda ve ayakkabı perakendecileri geçen yılı tam olarak geçemese de geçen yıla yakın rakamlar yakalayabildi.

Tabi bu rakamlar özellikle turist girdisi yüksek lokasyonlar için Ekim ayında da geçen yıla göre bu kadar iyi seyretmedi.

Turist girdisi yüksek lokasyonların diğer lokasyonlara göre kaybı %20 ile %30’lar arasında daha fazla kaydedildi Ekim ayı içerisinde de.

Öte yandan Kasım ayının ilk haftası ve vaka sayılarının giderek tırmanmaya başlaması ile birlikte hem mağaza ve AVM giriş sayılarında hem de perakende cirolarında ciddi düşüşler gözlemlenmeye başladı.

Hal böyle olunca perakende sektörünün aklında, pandeminin ilk dönemlerinin başında yaşanan ve giderek artan kilitlenmeler yer alıyor.

Mevcut ekonomik durumun, kış aylarında satınalmaya yaratacağı düşüş etkisi de göz önüne alındığında sektörü zor bir kış döneminin beklediğinin sinyalleri Kasım ayı başı ile birlikte konuşulmaya başlandı.

Tabi bu konuşulmalar da kira\indirim tartışmalarını da kısa sürede yine gündeme getirecektir.

Öte yandan yurt dışında yaşanan ikinci dalga kilitlenmelerinden gelen haberlerin oldukça iç karartıcı olması da sektörü bu anlamda ciddi demoralize etmiş gibi görünüyor.

Ulusal Perakende Federasyonu Amerika’da Seçim Sonrası Ekonomiye Nasıl Bakıyor?

Ulusal Perakende Federasyonu Amerika’daki seçimlerin ardından perakende sektörünün nasıl etkileneceği ile ilgili yorumlar yaptı.

Bu doğrultuda, özellikle perakendecilerin bu dönemde “biz” olma kaygısı üzerine değinen Federasyon, birlikte hareket etmenin önemi üzerine değindi.

Ulusal Perakende Federasyonu’nun yorumlarından notlar şu şekilde:

“Açık veya kapalı olma konusunda keyfi kararlar almamalıyız. Unutmamalıyız ki işiniz sizin için olduğu kadar farklı perakende kategorisinde de bulunsa komşunuz için de benzer öneme sahip”

“İşsizliğin yüksek olmasının yanı sıra, özellikle tatil döneminde olduklarından Amerika’daki perakende sektörünün olumlu sinyalleri bu sektörde iş açığı fırsatlarını arttırıyor bu bir süre daha devam edecek. “

“Pandemi döneminde artış gösteren sektörlerin de artışının bir sınırı var. Daha fazla dizüstü bilgisayara veya mobilyaya ihtiyacınız yok. Bu durum şimdiye kadar tüketimi artırmaya yardımcı oldu fakat ikinci dalgada etkiler aynı olmayacaktır.”

“Küçük ve orta ölçekli işletmelerin ikinci dalga ile birlikte daha fazla teşviğe ihtiyacı var. Aksi halde hayatta kalmaları zor olacaktır.”

“Trump yönetiminin ticari ilişkilerin çoğuna tek taraflı yaklaşımının tüketiciler için yararlı olmadığı ve genel olarak ekonomi için iyi olmadığı, henüz kesinleşmemiş olmakla beraber yeni yönetim ile bu alanlarda uzlaşma sağlayabileceklerini düşünülüyor”

BMW, Üçüncü Çeyrek Kârını Açıkladı

BMW’nin üçüncü çeyrek karı neredeyse % 10 arttı, ancak Alman otomobil üreticisi dünyayı kasıp kavuran yeni bir koronavirüs enfeksiyonları dalgasının önümüzdeki süreçte “önemli” bir risk oluşturduğu konusunda uyarıda bulundu. 8 serisi ve X7 gibi lüks modellerin satışları, otomobil üreticisinin çeyrekte yeni bir satış rekoruna ulaşmasına yardımcı oldu, ancak temkinli görünüm, BMW hisselerini Çarşamba günü düşürdü.

BMW, “Üçüncü çeyrekte ekonomik ortamda daha istikrarlı bir dönemin ardından, salgın artık açıkça ivme kazanıyor” dedi.

“Pandemi daha da ciddi bir seyir izlerse ve küresel ekonomi algılanabilir bir gerileme yaşarsa, özellikle talep tarafında riske maruz kalma bizim için önemli olabilir.”

Çin’in artan önemi, BMW’nin “tüm kıtalarda dengeli satış” arayışından vazgeçmesine neden oldu. Rakip Mercedes gibi, BMW’nin vergi öncesi karı üçüncü çeyrekte toparlanarak teslimatlarda % 8.6 artış kaydetti.

Şirket pandemiden dolayı, hala üst sınıf araçların genel teslimatlarının ve bu yılki grup vergi öncesi karının geçen yıla göre önemli ölçüde daha düşük olmasını bekliyor.

BMW ve Mini markalı araçların teslimatları üçüncü çeyrekte % 8,6 arttı.

İcra Kurulu Başkanı Oliver Zipse bir konferans görüşmesinde gazetecilere verdiği demeçte “Dengeli satış stratejisini bozmanktan ve bir ülkeye bağımlı olmaktan (Çin) hoşlanmadıklarını belirtti”

Birinci sınıf otomobillere yönelik küresel talebin bu yıl % 10’dan fazla düşmesini bekleyen Münih merkezli şirket, gereken hazırlıkları yapıyor. BMW X1 ve Mini Countryman’ın Hollandalı fason üretici VDL Nedcar’da aşamalı olarak durdurulacağını ve üretimin BMW fabrikalarına taşınacağını belirtildi. Şirket ayrıca 2025 yılında ağırlıklı olarak elektrikli ve dijital bağlantılı araçlar üretmek için geliştirilen yeni bir araç mimarisini tanıtmaya hazırlanıyor.

L’Oreal Sanal Makyaj için Google ile İşbirliği Yaptı

Kozmetik sektöründe azalan mağaza satışları toparlanmaya çalışırken, Google’da kozmetik arayan müşteriler, L’Oreal ile yapılan bir anlaşma yoluyla artık L’Oreal ürünlerini sanal olarak deneyebilecekler.

Koronavirüs kısıtlamalarının azaldığı üçüncü çeyrekte karşılaştırılabilir satış büyümesine geri dönen Maybelline üreticisi L’Oreal, pandeminin bir sonucu olarak bazı web girişimlerini hızlandırdığını belirtti.

Şirket Google ortaklığının, 2018’de L’Oreal tarafından satın alınan Kanadalı bir artırılmış gerçeklik uzmanı olan ModiFace tarafından tasarlanan teknolojiye dayandığını ve ayrıca ABD için YouTube video paylaşım platformunu da kapsayacağını belirtti.

loreal
l'oreal sanal makyaj için google ile i̇şbirliği yaptı 2

Google veya YouTube’da reklamlarına L’Oreal markalarının ruj veya göz farını arayan kişiler, bu ürünleri artık çevrimiçi olarak deneyebilecekler.

Bildiğiniz üzere Youtube, makyaj ve saç bakım uygulamaları gibi kişisel bakım kategorilerinde yüksek ilgi gören aramalara sahip.

Facebook ile zaten bir ModiFace ortaklığı olan L’Oreal, bu yıl Covid-19 kilitlenmeleri sırasında sanal makyaj araçlarının kullanımının beş kat arttığını gördü ve bir reklamdan satın almaya dönüşüm oranın üç kat daha yüksek gerçekleştiğini ölçümledi.

Birçok ülkenin yavaş yavaş yeniden kilitlenmelere girmesi ile birlikte, özellikle kozmetik sektöründe bu tarz yatırımlar kaçınılmaz olarak görünüyor.

L’Oreal’ın satışlarının yarıdan fazlasının önümüzdeki üç ila yedi yıl içinde web’den gelmesi bekleniyor.

2 – 8 Kasım Haftalık Sektör Değerlendirmeleri

Bu haftanın sektör değerlendirmelerinde, ülkemizde özellikle sayıların artış göstermesi ile birlikte pandeminin yaşanan yada yaşanmak üzere olan ikinci dalgasının perakende ve Alışveriş Merkezleri üzerine etkilerini konuştuk.

Perakende sektöründe yaşanan personel problemleri, sektörde tartışılan B planları üzerine araştırmaları sizlerle paylaştık.

Her hafta olduğu gibi, bu hafta da haftanın en çok okunan yazılarını hafta yoğunluğu içerisinde kaçırmış olan okuyucularımız için tekrar derledik.

İyi pazarlar, iyi okumalar.

Yeni Alınan Önlemler ile “HES Kodu, AVM Kapı Girişleri ve Perakende Etkileri”

1 haftalik
2 - 8 kasım haftalık sektör değerlendirmeleri 8

Agresif Perakende Promosyonlarının Bugünün Satınalmasına Etkileri

2 haftalik
2 - 8 kasım haftalık sektör değerlendirmeleri 9

Neden Bir Plan B ile Hareket Perakendenin Geleceğidir?

3 haftalik
2 - 8 kasım haftalık sektör değerlendirmeleri 10

Perakende Personel Talebinde Ciddi Düşüş Yaşanıyor

4 haftalik
2 - 8 kasım haftalık sektör değerlendirmeleri 11

Perakendeciler Neden Artık Sosyal Ticareti Görmezden Gelemiyor?

5 haftalik
2 - 8 kasım haftalık sektör değerlendirmeleri 12

Hugo Boss Finansal Sonuçlarını Açıkladı

Üçüncü çeyrekte HUGO BOSS, kademeli iş toparlamasına başarıyla devam etti.

Mağazalarının büyük çoğunluğunun yeniden faaliyete geçmesiyle birlikte, özellikle Grubun perakende satışları, yılın ilk yarısına kıyasla çok daha güçlü bir performans kaydetti fakat yine de % 20 azaldı.

Önemli pazarlarda yerel talep önceki çeyreğe göre belirgin bir şekilde artarken, turistlerle yapılan ticaret uluslararası seyahat kısıtlamalarından zarar görmeye devam etti.

Genel olarak, Grup satışları üçüncü çeyrekte 627 milyon dolar olarak gerçekleşti ve önceki yıla göre kur ayarlı % 24 düşüş gösterdi. 

Çevrimiçi satışlar, üçüncü çeyrekte % 66 artış ile güçlü ivmesini korumayı başardı. Hugoboss.com’un Haziran ve Ağustos aylarında 24 yeni pazara başarılı bir şekilde genişlemesi de artışa katkıda bulundu. Böylelikle, Temmuz’dan Eylül’e kadar olan dönem, HUGO BOSS için önemli çift haneli çevrimiçi satış büyümesi gösterdi.

Genel satış düşüşüne rağmen, grubun faaliyet karı üçüncü çeyrekte pozitif yöne döndü. Bu gelişme, sıkı maliyet kontrolü ve Şirketin gider azaltma önlemlerinin başarılı bir şekilde uygulanmasıyla sağlanmıştır. 

Mali gücünün genel konumuna bağlı olarak, HUGO BOSS, ileriye dönük işlerinde daha fazla iyileşme sağlamaya odaklanmaya devam edecek gibi görünüyor. Bu bağlamda, Grup, küresel satış fırsatlarını 2020 mali yılının önemli son çeyreğinde, özellikle de stratejik büyüme itici güçleri ile kararlı bir şekilde değerlendirecektir. 

Şirketin açıklamasına göre; “Grubun genel işindeki daha fazla iyileşmenin ötesinde, markalarının cazibesini artırmak HUGO BOSS için odak noktası olmaya devam edecek. Daha genç hedef gruplar arasında farkındalık yaratmak ve BOSS ve HUGO profilini güçlendirmek için, gelecekteki marka ve pazarlama girişimleri, duygusal olayların yanı sıra markalar ve elçilerle özel işbirliklerine odaklanacaktır. Sosyal medya, tüm iletişim girişimlerinin etrafında inşa edildiği merkez sahneyi alacaktır.”

Perakende Personel Talebinde Ciddi Düşüş Yaşanıyor

KPMG ve REC tarafından yayınlanan İş Raporu, Ekim ayında hem kalıcı hem de kısa dönemli perakende çalışanları için açık iş pozisyonlarında önemli düşüşlere işaret etti.

Permanent Retail Personel Açık Pozisyonları Endeksi, kalıcı perakende personel talebinde keskin ve hızlı bir düşüşe işaret etmek üzere Eylül’deki 33,8 skalasından Ekim’de 22,1’e geriledi. Azaltma oranı, Haziran ayından bu yana en hızlı oran oldu ve perakende sektörünü, kalıcı personel talebi açısından iş sektörü sıralamasının en altına yerleştirdi.

Kısa vadeli perakende personeline olan talep geçtiğimiz yıl boyunca düştü ve en son azalma Temmuz ayından bu yana en hızlı şekilde gerçekleşti.

Endeks okuması aynı zamanda perakende sektörünün ardından ikinci en kötü performans gösteren kategori olarak, Otel ve Yiyecek-İçecek sektörünü gösterdi. Buna karşılık, geçici perakende çalışanlarına olan talep ulusal düzeyde sağlam bir şekilde artarak 53.6 puana yükseldi.

KPMG’nin Perakende Ortağı Don Williams, en son anket sonuçları hakkında şunları söyledi: “Son zamanlarda yaşanan kayıplar ve iş kayıpları dalgası her şeyi çok açık hale getirdiği için, perakende iş fırsatları pandemi ve yaklaşan kilitlenme karşısında pek de başarılı olamadı.”

Marks&Spencer, 94 Yıl Sonra İlk Kez Yarı Yıllık Kayıp Açıkladı

  • İngiliz perakendeci Marks&Spencer (M&S), altı aylık vergi öncesi dönemde 87.6 milyon £ (114.0 milyon $) zarar açıkladı.
  • Perakende gelirlerinin üçte birini oluşturan giyim ve ev eşyası satışları salgın sırasında düştü.
  • Bu kayıp, M&S için 94 yıl boyunca ilk kez açıkladığı yarı yıllık kayıp.
  • Ancak M&S, toplam gelirlerin tahmin ettiğinden üçte bir oranında daha az düşmesinin ardından işletmenin “beklenenden daha iyi” performans gösterdiğini söyledi.

İngiliz perakendecisi, 26 Eylül’de sona eren altı aylık dönemde 87.6 milyon £ (114 milyon$) vergi öncesi zarar kaydetti. Geçen yılın aynı döneminde, 158.8 milyon £ (206.7 milyon$) kar elde etmişti.

Daha az giysi ve ev eşyası sattığı için gelirler geçen yıla göre % 15,8 düşüşle 4,1 milyar £ (5,3 milyar $) oldu.

Bu mevcutta şirketin beklentilerini aştı; çünkü M&S gelirinin % 22,8 oranında düşmesini bekliyordu.

Gıda satışları benzer şekilde % 2,7 arttı, ancak mutlak olarak % 0,3 düştü.

M&S, daha az insanın hareket halindeyken ve etkinlikler için yiyecek satın aldığını ve bunun yerine daha fazla süt, balık, kümes hayvanları, dondurulmuş yiyecek ve market ürünleri satın aldıklarını, çünkü evde daha sık yemek yaptıklarını söyledi.

Şirket, özellikle giyim ve ev eşyalarına odaklandığı Hindistan’daki kapanmalardan çok etkilendiğini söyledi.