Ana Sayfa Blog Sayfa 452

Turizm ve Konaklama Sektöründe Koronavirüs Krizi ve Fırsatlar

2020 yılına umutla başlayan turizm ve konaklama sektörü Çin’de ortaya çıkan ve kısa bir sürede tüm dünyaya yayılan COVID-19 salgınından en derin etkilenecek sektörlerin başında geliyor.

Turizm sektörü gerek sağladığı istihdam gerekse çok ihtiyacımız olan döviz rezervlerinin artışı açısından kritik bir öneme sahip. Sektör yöneticileri rezervasyon iptallerinin, personel yönetiminin ve finansman yapılandırmalarının yanında gelecek döneme ilişkin operasyonel stratejilerinin de belirlenmesi açısından zorlu bir dönemdeler. Bu dönemde, yöneticilerin, operasyonel etki analizlerini farklı senaryolara göre pro-aktif bir şekilde güncel tutması ve buna ilişkin nakit yönetimini ve devlet tarafından sağlanan destekleri yakından takip etmesi, önümüzdeki günlerde olumlu gelişmelerin yaşanması durumunda sektördeki talebe hızlı cevap verebilmeleri açısından çok önemli olacak ve kurumsal açıdan fark yaratmalarını sağlayacaktır.

Dünya’da Etkisi Nasıl?

COVID-19’un hem gelirler hem de tedarik zincirleri üzerindeki etkisi çok büyük ve henüz tam olarak ölçülemez durumda. Oteller, restoranlar, tema parkları, sinemaları kapatmak için alınan kararlar, seyahat ekosistemine tüm yıkıcı etkisinden bahsetmeksizin, bunların hepsi dünya turizmi üzerinde önemli bir etkiye sahip.

Nakit, İşletme Sermayesi ve Kârlılık Üzerine Etkileri Neler?

image 6

Salgın sonrasına hazırlıklı olanlar fark yaratacak

Rapora göre, sektör yöneticileri, rezervasyon iptallerinin, personel yönetiminin ve finansman yapılandırmalarının yanında, gelecek döneme ilişkin operasyonel stratejilerinin de belirlenmesi açısından zorlu bir dönemden geçiyor.

Yöneticilerin, operasyonel etki analizlerini farklı senaryolara göre pro-aktif bir şekilde güncel tutması ve buna ilişkin nakit yönetimini ve devlet tarafından sağlanan destekleri yakından takip etmesi gerekiyor.

Gelecek günlerde olumlu gelişmelerin yaşanması durumunda oluşacak talebe hızlı cevap verebilmeleri kurumsal açıdan fark yaratmalarını sağlayacak.

Yeni iş modelleri ve fırsatlar

Açıklamada görüşlerine yer verilen Deloitte Ulaştırma, Turizm ve Hizmet Sektör Lideri Osman Arslan, koronavirüsün hem gelirler hem de tedarik zincirleri üzerinde çok büyük ve henüz tam ölçülemeyen bir etkisi olduğuna dikkati çekerek, “Küresel virüs krizine en çok maruz kalan sektörlerden biri olan otelcilik ve konaklama endüstrisindeki müşterilerimizin, hızla hareket ettiğini ve sektörlerindeki operasyonel ve finansal etkisini anlamaya ve ölçmeye odaklanmış olduklarını gözlemlerken, bir taraftan da mekanlarını hastaneler ve hastane çalışanları için kullanılabilir hale getirmeleri gurur verici.” ifadelerini kullandı.

Arslan, turizm ve konaklama sektörünün üretkenliği azaltan stok sayımları, güvenlik planları, standart işletme prosedürleri ve sosyal medya planlarına ayrılacak zamanları ötelediğini ve hızlı operasyonel aksiyonlara yöneldiğini belirtti.

Yeni fırsatlara ve Çin’den gelen iyi haberlere de değinen Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu dönem, yeni teslimat konseptleri, beşeri sermaye paylaşım platformları, ‘staycation veya holistay konsepti’ olarak adlandırılan insanların mevcut kendi yaşam alanında yaptıkları tatil ve aktivite konsepti gibi yeni iş modellerini ve fırsatları da getiriyor. Asya’daki meslektaşlarımız henüz sadece başlangıç noktasında olmasına rağmen sektörde yerel bazda bir toparlanma görüyorlar. Bu gelişme, bu aşamada sektöre umut ışığı

Raporun tamamına buradan ve buradan erişebilirsiniz.

Mercedes-Benz Türk Üretim Faaliyetlerine Yeniden Başlıyor

Mercedes-Benz Türk’ten yapılan yazılı açıklamada, şirketin, dünya genelinde yaşanan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle çalışanların ve toplumun sağlığına yönelik tedbirler ve uluslararası tedarik zincirindeki lojistik aksamalar kapsamında, 23 Mart’tan itibaren Hoşdere Otobüs Fabrikası ve 28 Mart’tan itibaren de Aksaray Kamyon Fabrikası’nda faaliyetlere 20 Nisan’a kadar ara verdiği anımsatıldı. 

“İçinde bulunduğumuz şartlarda yaptığımız işin önemli bir role sahip”

Açıklamada, “İçinde bulunduğumuz şartlarda yaptığımız işin önemli bir role sahip olduğunu biliyoruz. Fabrikalarımızdan çıkan araçlarımız, bugün de toplumun temel ihtiyaçlarının dağıtımında ve topluma gerekli hizmetlerin sağlanmasında kullanılıyor. Bu noktada Mercedes-Benz Türk olarak ülkemize ve topluma olan yükümlülüğümüzü yerine getirebilmemiz toplumumuzun ve ekonominin sürekliliği için büyük önem taşıyor.” denildi.

Fabrikalarda üretimin tekrar başlayacağı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Bu sorumluluk bilinciyle, üretimin devamı için gerekli şartların tekrardan sağlanması ile birlikte Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan bilgiler doğrultusunda gerekli tüm tedbirlerimizi alarak ve gelişmeleri yakından takip ederek, 20 Nisan tarihinde Hoşdere Otobüs Fabrikamızda ve 24 Nisan tarihinde ise Aksaray Kamyon Fabrikamızda faaliyetlerimize tekrar başlayacağımızı bildiririz.”

Turizmin Tamamen Durduğu Faroe Adaları Oyunlaştırılmış Ziyaret ile Turizme Eğlenceli Bir Yol Buldu

Google Street View üzerinden pek çoğumuz bir yereleri incelemiş, zorunluluktan veya meraktan farklı noktalara cihazlarımız üzerinden erişmişizdir. Merak etmeyin, Google’dan adaların fotoğraflarını sanal tur ile izleyebilirsiniz demeyeceğim.

Kuzey Atlantikte bulunan 18 adalı bir takım ada olan Faroe Adaları 53.000’den az nüfusu ile turizm kaynaklı bir gelir grubuna sahip takım adalardan oluşuyor. Mevcut koronavirüs süreci ile birlikte turizm kaynaklı gelirlerinin tamamını kaybedince “Bozulmamış, Keşfedilmemiş, İnanılmaz” mottosu ile dijital olarak adaları ziyaretçilere nasıl açabilecekleri üzerine bir çalışma yapmışlar.

kiva0039

The Sims oyununu bilirsiniz. Karakterlerini evinizde veya bulunduğunuz noktada bilgisayar üzerinden siz yönetirsiniz. Evet bu gerçek oldu! Faroe Adalarını aynı bir Sims karakteri gibi, oyunlaştırılmış canlı bir sanal tur ile tamamen gezebilirsiniz.

Özellikle karantina sürecinde evlerinden çıkamayan ve herhangi bir yere gidemeyenler için güzel bir alternatif oluşturan Faroe Adaları, turizm kaybını da bir nebze olsun azaltacaklarını düşünüyorlar. Aynı zamanda adaların sanal reklamını yapmak için de bulunmaz fırsat.

Covid 19’un Tüketici Yaşamlarına Etkisi Kalitatif Araştırma Raporu

Bu dönem kişiler üzerinde bir şok ve şaşkınlık etkisi yaratmaktadır. Kimi yaşadıklarını felaket filmlerindeki gibi hissetmekte, olana da tam inanmamakta, kimi bu dönemin hiç bitmeyeceğini düşünmekte, kimi ise yaşanılanlar çerçevesinde yeni bir düzen kurmaya çalışmaktadır. Bazı kişiler de temel günlük hayatlarını endişe düzeyleri yükselerek sürdürmeye çalışmaktadır. Bu dönem en çok “kaos” ‘endişe’ ‘korku’, ‘stres’ gibi kelimeler ile tarif edilmektedir.

Korona = Endişe, Stres ve Belirsizliğin Getirdiği Kaos

Sosyal sınıf düştükçe bilginin derinliği azalmakta, sosyal sınıf arttıkça birçok farklı kaynaktan gelen farklı bilgilerin doğruluğu sorgulanmakta ve aslında bilgi kirliliği kaynaklı bir ‘bilgisizlik’ olduğu ortaya çıkmaktadır.

Yüksek SES grubu zaman içinde güvendikleri sınırlı kaynaklardan edindikleri bilgileri dikkate almaya başlamıştır. Bazıları ise ‘yakınında’ bir kişinin hastalandığını duyduğunda salgına inanmaya ve kendini korumaya başlamıştır.

Sosyal izolasyon bir taraftan kişinin kendini hastalığa karşı korunduğundan güvende hissetmesini sağlarken, bir taraftan da yalnızlık ve uzakta olan yakınlarından ayrı kalmanın getirdiği endişenin, stresin ve yalnızlığın yaşanmasına neden olmaktadır.

araştırma
covid 19’un tüketici yaşamlarına etkisi kalitatif araştırma raporu 5

Herkes aynı derecede endişeli değil; ekonomik durum ve aile bireylerinin sağlığı endişe düzeyini etkileyen unsurlardır.

image 5
covid 19’un tüketici yaşamlarına etkisi kalitatif araştırma raporu 6

Koronavirüs sonrası süreçte, değer ve öncelik piramidinde de pekçok değişiklik gerçekleşmesi bekleniyor. Ait olma, sevgi ve aile gibi değerlere olan önem giderek artanken; kendini geliştirme, daha minimalist yaşam tarzı ve doğaya karşı duyarlılık artışı konularında da değişiklikler gözlemlenmekte.

Korona sonrası dönemde neler gerçekleşmesini bekliyoruz?

Araştırmaya katılanlar arasında bu sorunun cevabı üçe ayrılıyor. Hayatın kaldığı yerden devam edeceğini bekleyen kitle, gündemde gerçekleşen pekçok olayı çabuk unuttuğumuzu ve koronavirüs salgını sonrasında da kısa süre içerisinde eski hayatımıza döneceğimizi düşünüyor.

Çekingen bir dönemden geçeceğimizi düşünen kitle, 4 – 5 ay süre ile hayatın normal akışına hemen dönemeyeceğini ve zaman alacağını düşünüyor.

Daha sade bir yaşam tarzı benseyeceğimizi düşünen kitle ise, bu süreçler geçtikten sonra çok daha sade ce minimalist bir yaşam tarzı benimseyeceğimizi düşünüyor.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Koronavirüs Sonrası Restoran Endüstrisi

Koronavirüs süreci restoran endüstrisinde 30 yılı aşkın süredir sektörün başına gelmiş en büyük zorluklardan biri olarak görülüyor.

Bildiğiniz üzere restoranların tamamı paket servisler haricinde hizmetini sonlandırmış durumda. Özellikle Yemeksepeti gibi bu sektörü online kanalda domine eden bir yapı olması elbette göz ardı edilemez ve bu dönemin kurtarıcı kanallarından biri oldu.

Küçük işletmeler için Yemeksepeti tarafından yapılan pek çok destek sektörün ayakta kalması adına nefes aldırdı diyebiliriz.

Fakat unutulmaması gereken bir durum var ki birçok restoran için online kanal mevcut tüketim miktarının %20 oranlarını karşılıyor. Ek olarak karantina sürecinde artan evde kalma ve vakit bulma durumu da evde yapılan yemeklerin miktarını da bir hayli arttırdı. Hal böyle olunca durum – hiç yoktan iyidir – ibaresini karşılasa da birçok restoran için sıkıntılı dönemler devam ediyor.

Mevcutta Amerika’da bulunan restoranların %3 şuanki durumda geçici değil tamamen kapanış gerçekleştirdiğini açıkladı. Sürecin sonunda ise yaklaşık %20 kadarının tekrar restoranlarını açamayacağı düşünülüyor.

Bizde şuan için doğrudan açıklanmış bu şekilde bir veri olmasa da, tablolar maalesef dünyanın pek çok yerinde benzer.

Senaryonun kötü yanı da şu ki, her ne kadar bu tarz sosyalleşme alanlarını özlesek de tedirginliğimizi bir süre daha üzerimizden atamayacağımız bir normalleşme süreci yaşayacağız. Ekonomik olarak etkilenmeler de üzerine eklendiğinde restoran endüstrisinin hemen normale dönmesi konusunda bazı soru işaretleri var sektörde.

Fakat her ne kadar zor günler geçiyor olursa olsun, restoran endüstrisinin diğer sektörlere göre, normalleşme süreci sonrasındaki etkisine olan yorumlar toparlanabileceğimiz yönünde. Çünkü sosyalleşmeyi ve sosyal alanları seviyoruz. Üstelik uzun süren evde kalma durumu bu tarz alanlara olan özlemi de bir hayli arttıracak.

Mevcut şartlar zor olsa dahi, önümüzdeki süreçte umutlu olabileceğimiz sektörlerden biri restoran sektörü. Fakat elbette bu süreci etkileyecek pek çok faktör var.

Örneğin şuanda iş yapamayan restoranların kira ödemeleri gibi konularda gereken yardımlar yapılmaz ise, yukarıda oranlamasını belirttiğimiz %20 beklentisinde olan tekrar restoranını açmayacak kesimde oranlar yükselecektir. Bu da sektör normale dönse dahi yaşanacak küçülmelerden dolayı önlenemez bir durum ortaya çıkaracaktır.

Hatırlarsanız daha önce perakende sektöründe yaşanacak sorunları konuştuğumuz yazımızda farklı ve beklenen pek çok değişiklikten bahsetmiştik sektör için. Restoran sektöründe beklentiler bu denli yüksek olmasa da restoran sektörünün yine yüksek çoğunluğunun Alışveriş Merkezleri içerisinde olduğunu da unutmadan yapmak gerekir bu değerlendirmeyi.

Okuma şansı bulamadıysanız Perakende ve Alışveriş Merkezlerinin koronavirüs sürecinden nasıl etkileneceğini yazımızdan inceleyebilirsiniz.

Karantina Döneminde Teknoloji Alışverişi Tavan Yaptı

Koronavirüs tedbirleri dolayısıyla iş ve eğlence hayatı evlere taşınınca elektronik ürünlerin satışları da arttı. BKM’nin verilerine göre mart ayında kartlı ödeme tutarının geçen yıla göre en fazla arttığı üç sektörden biri elektronik eşya oldu. Online kartlı ödemelerde elektroniğin payı mart ayında yüzde 44 arttı. Evde hem eğlenmek hem de çalışmak için teknolojiye sarıldık. Dizüstü bilgisayardan televizyona, ev sinema sisteminden ekmek yapma makinesine, kulalıktan tablete, traş makinesinden katı meyve sıkacağına kadar birçok elektronik ürününün satışı da martta arttı. En çok artış ise LED TV satışlarında yaşandı.

İncehesap.com’un verdiği bilgilere göre mart ayı sonunda tüketiciler, geçen aya oranla ev ve sinema sistemleri ve PC ürünlerine yöneldi. incehesap.com’un Kurucu Ortağı Nurettin Erzen, “Ev ve sinema sistemlerinin toplamında Şubat ayına göre mart ayında yüzde 90 artış gözlenirken, LED TV satışlarında yüzde 260, kulaklıklarda ise yüzde 250 artış yaşandı. Hem iş hem de eğlence için kullanılan notebook’ları daha yoğun kullanan tüketiciler, satışların bir ayda yüzde 70 artmasına sebep oldu” dedi.

Mutfakta kullanılan elektronik eşyada yüzde 30 artış var

Arzum Pazarlama ve Ürün Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehtap Yıldız “Koronavirüs sürecinin başından bu yana tüketicilerimizi oldukça yakından takip ediyoruz. Mutfak kategorisini değerlendirdiğimizde mart ayının başından bugüne yüzde 30’a yakın bir talep artışı var. Evde kaldığımız bu süreçte ihtiyaçlar da buna yönelik değişiklik gösterdi. İlk günlerden bugüne tüketicilerimizin evde kendi ekmeğini yapmaya başladıklarını söyleyebiliriz. En büyük talep şu an Panetti ekmek yapma makinemize yönelik. Detoks içeceklerinden sağlıklı birçok içeceği kolayca hazırlayabileceğiniz Shake’n Take Kişisel Blender’ımız çok hızlı talep gördü “ diye konuştu.

İyzico’nun verilerine göre, evde kal çağrısının ilk haftası, hobi ve oyun sektöründeki satışları bir önceki haftaya oranla yüzde 46 arttı. İzolasyonun ikinci haftasında hobi, oyun kategorisinde artış devam etti ve ortalama sepet tutarı 75 TL seviyesine ulaştı. İkinci karantina haftasında, Gündelik ev eşyalarında işlem hacminde yüzde 165, işlem adedinde yüzde 117 gibi rekor artışlar yaşandı. Salgın süreciyle birlikte firmalar e-ticarete yönelmeyi hızlandırdı. Hatta bazı markalar doğrudan kendi online kanallarını açmaya yöneldiler. Bunlardan biri de Philips Türkiye oldu. Geçen hafta kişisel sağlık portföyündeki ürünlerinin satılacağı www.philips. com.tr online mağazasını açtı. E- ticaret sitelerine altyapı sağlayan Tsoft CEO’su Ömer Arıkan da bu süreçte e-ticaret yapan şirketler içinde yeterli ilgi göstermeyenler, konsantrasyonlarını attırdılar.

Daha önce “Panik Satın Alımında İkinci Aşama” yazımızda bu tür satınalmalar ile ilgili değerlendirmelerimizi yapmıştık. İnceleyebilirsiniz.

Panik Satın Alımında İkinci Aşamada Neler Satın Alacağız?

11 Mart tarihinde, ilk vakanın açıklanması ve sektörlerdeki işlerin durması ile birlikte birçok çalışan en az iki haftadır evlerinde karantina sürecinde. Bu süreçte birçok yazımızda belirttiğimiz gibi satınalma davranışlarımızda farklı değişiklikler meydana geldi.

Panik satın alımı davranışımız ilk aşamada; marketlerde gördüğümüz uzun kuyruklar, boşalan raflar ve satılan ürünlerin oranları incelendiğinde, eve girdiğimiz şu iki-üç hafta içerisinde zorunlu ihtiyaçlar doğrultusunda gerçekleşti. Temel gıda maddeleri, dezenfektan ürünler ve tuvalet kağıdı gibi temel ihtiyaçlar panik satın alımının ilk aşamasının getirdiği zorunluluklardı.

Peki İkinci Aşama ile Birlikte Satın Alma Eğrisi Nasıl Değişecek?

Bu sorunun cevabını elbette doğrudan bilemeyiz ama, benzer senaryolar üzerinden tahminlerde bulunmak olası. Wallmart’ın açıkladığı verilere göre ikinci hafta ile birlikte tüketiciler daha çok satın alım davranışlarını evde yemek, ekmek ve pasta tarzı malzemelerin yapımında kullanılacak malzemeler üzerine arttırdı. Aynı paralellikle biz de şu anda bu durumdayız bildiğiniz üzere…

Üçüncü haftadan sonra zorunlu ihtiyaçlar yerini temel bakım malzemelerine bırakıyor. Yine Wallmart’ın satış oranlarına göre üçüncü hafta ile birlikte saç kesim malzemeleri, saç boyası, kişisel el ve ayak bakım malzemelerindeki satın almalarda yükselişler gözlemleniyor.

Bir sonraki aşamada, satışında artış gerçekleşen ürünler ise kutu oyunları, bulmacalar ve eğlence malzemeleri olarak görünüyor.

Ülkemizde henüz ilk aşamada gerçekleştirilen panik satın alım davranışı bu süreç uzamaya devam ettikçe bu eğride farklılaşabilir gibi görünüyor.

Tabi hafta sonu yaşadığımız şekilde, herhangi bir sokağa çıkma yasağı veya ekstrem bir durum gerçekleşmesi durumunda satın alma davranışı bu eğride yine en başa dönebilir.

Burada özellikle e-ticaretten pek çok ürün ve satın almanın artması ile birlikte, dünya genelinde dijital yasa dışı finansal faaliyetlerde de bazı artışlar yaşandı. Buna göre sahte ürün reklamı, karaborsacılık, yalan haber, e-dolandırıcılık ve istismar üzerine dijitalde bir artış olduğu da gözlemleniyor ve gerekli önlemlerin alınacağı belirtildi. (Buradan inceleyebilirsiniz)

Koronavirüs Kısıtlamalarından 2,7 Milyar Çalışan Etkileniyor

Dünya genelinde birçok ülke yeni tip koronavirüsün yayılma hızını azaltmak, sağlık sistemini rahatlatmak ve can kayıplarını önlemek için sosyal mesafeyi korumaya ve yeni önlemler almaya çalışıyor.

Sokağa çıkma kısıtlamalarına bağlı olarak iş hayatında aksaklıklar, seyahat kısıtlamaları, eğitime ara verilmesi ve diğer önlemler işçiler ve işletmeler üzerinde ani ve sert etkilere yol açıyor. Kimi işletmeler faaliyetlerini durdurmak zorunda kalırken bir kısmı da çalışma yöntemlerini değiştirme yoluna gidiyor.

2020%2fnisann%2fkisittt

Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) Kovid-19 ve İş Dünyası raporunda, salgınının ekonomik etkilerinin 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana tecrübe edilenin en ciddisi olduğuna işaret ediliyor.

Raporda, dünya genelindeki 3,3 milyar çalışanın yüzde 81’ine tekabül eden 2,7 milyar çalışan zorunlu ya da tavsiye üzerine kapanan iş yerlerinde istihdam edildiği belirtiliyor. Dünya genelinde, yılın ikinci çeyreğinde çalışma saatlerinin yüzde 6,7’sinin ise ortadan kalkacağı öngörülüyor.

Gelir gruplarına göre çalışma saatinin oransal bazda en fazla düşmesi beklenen grup “üst-orta gelir” olurken, bundan en fazla etkilenecek bölgeler ise Arap ülkeleri, Avrupa ve Asya-Pasifik olarak sıralanıyor.

Salgının sektörlere etkileri

Raporda, salgının iş piyasasına etkisinin ise sektörlere göre değişkenlik gösterdiği ifade ediliyor. 

Salgının ekonomik aktiviteye etkisinin düşük olacağı düşünülen sektörlerin eğitim, sağlık hizmetleri, sosyal hizmetler, kamu hizmetleri, savunma ve alt yapı olacağı, tarımda ise düşük-orta düzeyde bir etki beklendiğine değiniliyor.

Gelişmekte olan ülkelerdeki en büyük sektör olan tarımın üzerindeki ekonomik etkinin henüz hissedilmediğine işaret edilirken, gıda zincirindeki aksamaların karantina tedbirleriyle belirginleşmeye başladığı, salgının kırsal kesimlerde yayılımının artmasıyla da bu etkinin daha çok hissedileceği öngörülüyor.

İnşaat, finans ve sigorta faaliyetleri, madencilikte orta seviyede, sanat, eğlence, ulaşım, depolama ve iletişimle ilgili sektörlerde ise orta-yüksek düzeyde etki bekleniyor.

En yüksek düzeyde etkilenmesi beklenenler ise konaklama ve gıda hizmetleri, gayrimenkul, iş ve yönetim faaliyetleri, imalat, toptan ve perakende ticaret ve motorlu araç bakım onarımı ile ilgili sektörler olarak sıralanıyor.

Negatif ve pozitif ayrışan sektörlerin detayını “Ekonomik Göstergeler ile Koronavirüs Sürecinde Sektörler Analizi” yazımızdan inceleyebilirsiniz.

Yüksek risk altındaki bu sektörlerde dünya çapında 1,25 milyar işçinin çalıştığı belirtilen raporda, bunun dünyadaki tüm çalışan nüfusunun da yüzde 38’ine denk geldiğine işaret ediliyor.

Riskli sektörlerin bölgelere göre istihdam oranı

Riskli sektörlerdeki istihdam oranı dünya genelinde yüzde 37,5 iken bu oran yüzde 43,2 ile Amerika’da en yüksek ve yüzde 26,4 ile Afrika’da en düşük seviyede bulunuyor.

Öte yandan, özellikle kayıt dışı istihdam oranının oldukça yüksek olduğu orta ve düşük gelirli ülkelerde, çalışanların sağlık ve sosyal koruma hizmetlerine erişiminin de kısıtlı olduğu vurgulanıyor.

Afrika yüzde 71,9 ile kayıt dışı istihdamın en yüksek olduğu bölge olarak ön plana çıkıyor. Sosyal güvencenin en yüksek olduğu bölgenin ise yüzde 84,1 ile Avrupa olduğu belirtiliyor.

“Önlemler işçileri ve işverenleri rahatlatmaya yönelik olmalı”

Raporda, salgından en çok etkilenecek olan sektörlerde ve gelişen ülkelerde atılacak adımların işçileri ve işverenleri rahatlatmaya odaklanması gerektiği tavsiye edilirken, bu amaçla işletmelerin istihdam yaratmaya teşviki için kamu kaynaklarının kullanılması gerektiğinin altı çiziliyor.

Öte yandan, gelişmekte olan ülkelerin mali alandaki hareket kabiliyetinin kısıtlı olmasından dolayı, salgın kaynaklı üretim kayıplarının bu ülkelerde daha uzun süreli ve etkili olacağı öngörülüyor.

Raporda, ILO’nun 2020 yılı için önceki küresel işsizlik artışı tahmininin 25 milyon olduğu fakat yeni gelişmeler ışığında bunun söz konusu tahminden daha yüksek gerçekleşme ihtimalinin olduğu vurgulanıyor.

Koronavirüs Sürecinde Dijital Yasa Dışı Finansal Faaliyetlerde Hareketlilik Yaşandı

Yeni tip koronavirüs salgınıyla birlikte dijital ortamda artan finansal işlemler, Mali Eylem Görev Gücünün (FATF) G20 ülkelerini yasa dışı finansal faaliyetlere karşı uyarmasına neden oldu. 

Koronavirüs salgını sürecinde insanların evlerine kapanması nedeniyle finansal hizmetlerde dijital kanallar çok daha fazla kullanılmaya başlandı. Birçok ülkede acil ihtiyaçların karşılanmasına yönelik bağış ve yardım kampanyaları da düzenlenirken, tüm bunlar dolandırıcılık, kara para aklama, terörün finansmanı gibi konulardaki riskleri beraberinde getirdi.

Bu ortamdan faydalanmaya çalışan kişi, kurum ve organizasyonların, tüm ülkelerde vatandaşların iyi niyetini suistimal eden sahte ürün reklamı, karaborsacılık, yalan haber, e-dolandırıcılık ve istismar benzeri faaliyetlerini artırdığı belirlendi. Benzer şekilde finansal terörizm faaliyetlerinde de artış yaşandı.

G20 ülkelerine çağrı

Ortaya çıkan riskler, kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadele konusunda küresel standartları belirleyen kuruluş olan FAFT’ı harekete geçirdi. Türkiye’nin de 1991 yılından beri üyesi olduğu kuruluş, G20 üyesi ülkelerin hükümetlerine bir yazı göndererek ortaya çıkan risklere karşı alınabilecek önlemleri paylaştı ve gerekli adımların atılması yönünde çağrı yaptı.

Yazıda, bağışta bulunanların desteklerinin asıl ihtiyaç sahiplerine ulaşmasının, finansal işlemlerdeki şeffaflığın korunması ve FATF standartlarının en etkin biçimde uygulanmasıyla mümkün olacağı vurgulandı.

FATF’ın uyarıları kapsamında kamu otoriteleri de başta bankalar olmak üzere tüm finansal kuruluşlara gerekli uyarıları ivedilikle yaparak, riskleri ortadan kaldıracak uygulamaları devreye sokma konusunda çalışma başlattı. Finansal kurumların artan kara para aklama ve terörün finansmanı risklerine karşı ihtiyatlı olup, şüphe çekici işlemleri raporlamaları istendi.

Bu kapsamda Türkiye’de de Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), FATF’ın uyarıları konusunda finansal kurumları bilgilendirdi.

Türkiye’nin Otomobili Tescillendi

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) mühendisleri ve tasarımcıları tarafından ortaya konan, fikri ve sınai mülkiyet hakları yüzde yüz Türkiye’ye ait, doğuştan elektrikli modüler araç platformu üzerine geliştirilmekte olan Türkiye’nin Otomobili, tasarım sürecinde önemli bir aşamayı daha tamamladı.

Otomotiv endüstrisinin bir mobilite ekosistemine dönüşümüne öncülük ederek Türkiye’nin ilk küresel mobilite markası olmak amacıyla kurulan TOGG, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Hakları Ofisi’ne (EUIPO) yaptığı tasarım başvuruları için tescil almaya hak kazandı.

Geçerlilik süresi 5 yıl olan tescil haklarıyla birlikte, TOGG araçlarının tasarımlarının üçüncü şirketler tarafından tamamen ya da kısmen kopyalanmasının önüne geçildi.

Öte yandan, TOGG’un askı sürecindeki Asya ve Amerika’daki tasarım tescil başvurularının da 2020 yılı içerisinde tamamlanması bekleniyor. 

Tasarım 6 Ayda Tamamlandı

Tasarım evi yarışması 4 aşamalı olarak toplam 6 ay sürdü. Bu süreçte 100’ün üzerinde farklı tema değerlendirildi ve tüketici araştırmalarında tespit edilen beklentiler tasarım evlerine geribildirim olarak bildirildi.

Süreç tamamlandığında her tasarım evinden gelen bir dış ve bir iç tasarım çalışması geniş kitlelerle klinik çalışmalar yapılarak test edildi.

Ortaya çıkan sonuç ayrıca TOGG Tasarım Ekibi tarafından endüstrileşmeye uygunluğu konusunda değerlendirildi.

Bu aşamalardan sonra dünyanın en iyi tasarım evlerinden biri olan Pininfarina iş ortağı olarak seçildi ve 3 boyutlu tasarım aşamasına geçildi.

Türk tüketicilerinin içgörüleri doğrultusunda TOGG Tasarım Ekibi ve Pininfarina tasarım evinin ortak çalışmaları sonucunda sadece Türkiye’de değil; dünyanın farklı coğrafyalarında da beğeni ile kabul görecek özgün bir tasarım dili ortaya kondu.