Ana Sayfa Blog Sayfa 465

Boykot Haberleri Giderek Artarken, Facebook’ta Neler Oluyor?

Yıllardır Facebook, sosyal ağda geniş kitlelere ulaşmak isteyen büyük ve küçük işletmeler için gerçekten vazgeçilmez dijital reklam platformlarından biri olarak görülüyor. Şirket, bir kaostan diğerine doğru ilerlerken; kullanıcıların uygulamayı silmeye çağırdığı viral hashtag’lere konu olduğunda bile, reklam makinesi para kazanmaya devam etti ve Facebook’un durdurulamaz görünmesine neden oldu.

Ancak son günlerde, Facebook yenilmez olarak görünmüyor. Facebook, yakın tarihindeki her şeyden farklı olarak, reklam verenlerin baskı kampanyasıyla karşı karşıya… Peki Facebook bu sürece nasıl geldi?

Rusya Kaynaklı Manipülasyona İzin Verdi!

2017 yılı Facebook için oldukça zorluydu. Facebook, 2016 ABD seçimlerinin olduğu dönemde Rusya ile bağlantılı bir şirketin sahte hesaplar üzerinden 100 bin dolar değerinde reklam satın aldığını açıkladı. Üstelik Facebook’un paylaştığı verilere göre Rusya kaynaklı yapılan reklamlar toplamda 10 milyonu aşkın kişiye ulaştı. Sadece ABD seçimleri ile sınırlı kalmayarak ABD’deki göçmenlik, LGBT ve ırkçılık gibi konularda da bölücü sosyal ve politik mesajlar içeren web siteleri ve Facebook sayfalarını kullandı. Ardından şirket, bu sayfaları görüntüleyen kullanıcılara Facebook’un yeniden hedefleme araçlarını kullanarak reklam gösterimi yaptı.

Facebook CEO’su Mark Zuckerberg, kazanç çağrısında şirketin yasadışı faaliyetleri çökertmek için kârlarını feda etmeye hazır olduğunu belirtti. “Topluluğumuzu korumak kârımızı maksimize etmekten daha önemlidir” dedi.

4550

Bütün bu verileri kim topladı?

2014 yılından bu yana konuşulan fakat bir sonuca ulaşılamayan, büyük bir psikolojik manipülasyon olarak adlandırılan ve dataların kötü amaçlarla kullanıldığı ilk skandallardan Cambridge Analytica ve Facebook hikayesi… Bu hikayede suistimal, ihlal, kötüye kullanım, manipülasyon ve daha bir çok şey var.

Cambridge Üniversitesi Profesörü Aleksandr Kogan tarafından ABD seçmeni hakkında ayrıntılı psikolojik profil çıkarmayı amaçlayan bir anket uygulaması geliştirildi ve bu uygulama o dönemde geliştirilen çoğu uygulama ve oyunun yaptığı gibi Facebook bilgilerinize erişim izni istiyordu ve bunu yaparken sadece sizin bilgilerinizi değil arkadaşlarınızın bilgilerini de sizin aracılığınızla topluyordu. Cambridge Analytica, 50 milyondan fazla Facebook kullanıcısının özel bilgilerine erişim kazandı. Veriler, kullanıcıların kimlikleri, arkadaş ağları ve “beğeniler” hakkında ayrıntılar içeriyordu. Fikir, kişilik özelliklerini Facebook’ta beğendiklerine göre eşlemek ve daha sonra bu bilgileri dijital reklamlarla kitleleri hedeflemek için kullanmaktı. Sadece ABD seçimleriyle sınırlı kalmayan Cambridge Analytica’nın Brexit sürecinde de oldukça etkili olduğu söyleniyor.

Tüm bunlar yaşanırken Facebook’un kurucusu ve CEO’su, açıklama yapmak için beş gün bekledi ve sonunda yaptığı açıklamada; “Verilerinizi korumak için bir sorumluluğumuz var ve eğer yapamıyorsak size hizmet etmeyi hak etmiyoruz” dedi ve Cambridge Analytica ile iş birliklerini sona erdirdiğini kişisel profilinden duyurdu. Ama bu ABD Federal Ticaret Komisyonu’nun şirkete soruşturma açmasını engellemedi ve Mark Zuckerberg iki gün boyunca Senato karşısında ifade verdi.

Facebook’un gizlilik ve veri ilkeleri güncellendi. Bu değişiklikler AB’nin yeni GDPR yasalarıyla uyumluydu. Bu güncellemeden önce ise Facebook üçüncü parti veri hizmetlerini sonlandırdığını duyurdu.

Bu arada eski Yahoo çalışanı ve WhatsApp kurucu ortağı Brian Acton, yaşanan olaylar sonrası Twitter hesabı üzerinden “Facebook silme zamanı” paylaşımı yaparak #deletefacebook etiketine destek oldu.

Şirketin hisse senedi fiyatı düştü ve karşı karşıya kaldığı bu krizde, yaşadığı kayıp 50 milyar dolardı.

Yine Facebook Yine Kriz!

2018 sene sonuna doğru tekrar bir kriz patlak verdi. İngiltere Parlamentosu’nun şirkete ait gizli belgeleri yayınlaması ve Georg Soros’la ilişkili iddialar gündemden düşmedi.

İngiliz Parlamentosu’nun ifşaaları arasında Facebook’un ayrıcalıklı anlaşmalar ile Netflix ve Airbnb’nin de dahil olduğu şirketlerin kullanıcıların arkadaşlarının verilerine erişim izni verdiği yer alıyor. Üstelik Facebook’un bu izni yeni gizlilik ilkesini tanıttıktan sonra verdiği görülüyor.

Komite raporuna göre, üyelerin sorularına cevap vermeyi istemeyen Facebook CEO’su Mark Zuckerberg kişisel olarak eleştirildi. Komite, “Mark Zuckerberg, İngiltere Parlamentosu’na karşı sorumlu olduğuna inanmasa bile, dünyanın dört bir yanındaki milyarlarca Facebook kullanıcısına hizmet ediyor” ve “Mark Zuckerberg, dünyanın en büyük şirketlerinden birinin tepesinde oturan birinden beklenen liderlik ve kişisel sorumluluk seviyelerini sürekli olarak göstermiyor” dedi. Facebook rapora göre genel geçer bir şekilde geçmiş hataları kabul etti ve “anlamlı düzenlemeye” açık olduğunu söyledi.

Times Gazetesinin 2018’deki ortaya çıkardığı diğer konu: George Saros konusu.

Facebook COO’su Sandberg, “kurumsal halkla ilişkilere siyasi kampanya taktikleri uygulama konusunda uzmanlaşmış” DC merkezli bir halkla ilişkiler firması olan Definers’i işe aldı.  Facebook Definers ile çalışırken, NTK, Apple ve Facebook’un veri politikalarını eleştiren Apple CEO’su Tim Cook da dahil olmak üzere, Facebook’un en büyük rakiplerinden bazılarını eleştiren hikayeler yayınladı. Facebook’un sonrasında ise Cumhuriyetçi firma Definers Public Affairs tarafından düzenlenen kampanya benzeri karşıt bir araştırmaya yetki vermişti. Bu araştırma kapsamında Soros’un herkese açık bilgileri bir araya getirilmiş ve Amerikadaki Facebook karşıtı gruplara fon sağladığı bilgisi basın mensuplarıyla paylaşılmıştı.

Diğer yandan Soros vakfından bir yetkili, Definers’tan Soros’un Facebook’a karşı bir hareketin arkasında olduğunu öne süren bir araştırma belgesi aldığını öte yandan şirketin hedeflediği “Facebook Fredoom” grubunu desteklenmediğini ve Facebook’a yönelik kampanyaları desteklemek için hibe vermediklerini bildirdi. Açık Toplum Vakıfları Başkanı Patrick Gaspard, Facebook’un Soros’u küçümseme iddiasını kınadı.

Sandberg, Soros’a karşı Yahudi Aleyhtarı saldırılar düzenlemek ile suçlanırken,  Facebook da Definers ile bağını kesti. Hem Zuckerberg hem de Sandberg, Times gazetesi ortaya çıkarana kadar Facebook’un Definers ile çalıştığını bile bilmediklerini iddia etti. Peki kim Definers’ı tuttu? Zuckerberg bunun Facebook’un iletişim ekibinde biri olduğunu söyledi. O zamanki en iyi iletişim yetkilisi, şirketten ayrılan Elliot Schrage’dı . Buradaki en büyük sorun, Zuckerberg ve Sandberg’in (başta Facebook’un politika stratejisini denetleme konusunda çok daha aktif olan Sandberg), iletişim ekibinin ne yaptığından habersiz olduklarıydı.

Bu son Facebook boykotu neden farklı?

Facebook’un yıllardır nefret söylemlerine izin vermesi ve sessiz kalması gündem olurken, fitili ateşleyen son gelişme ise Facebook CEO’su Mark Zuckerberg’in, Donald Trump’ın, “Yağma başladığında silahlar ateşlenmeye başlar” sözleri karşısında bir şey yapmama kararı oldu.

17 Haziran’da Ulusal Renkli İnsanların Gelişimi Derneği (NAACP) ve Hakaret Karşıtı Lig (ADL), reklamverenlerden Temmuz ayı boyunca Facebook reklamlarını askıya almasını isteyen “Stop Hate for Profit” kampanyasını başlattı. Facebook’un “ırksal adalet için savaşan protestoculara karşı şiddetin kışkırtılmasını” sağladığını ve defalarca Amerikan demokrasisini tehdit eden konulara göz yumduğunu iddia ediyor.

Kampanyadan iki gün sonra, North Face kampanyaya katılan ilk büyük şirket oldu. Kısa süre sonra kampanyaya REI’de dahil oldu. Patagonia ise yaptığı açıklamada, “Facebook çok uzun zamandır nefret dolu yalanların ve tehlikeli propagandanın platformuna yayılmasını durdurmak için yeterli adım atmadı” dedi. Arc’teryx ve Eddie Bauer da boykota katıldı. 

Kampanyanın organizatörleri Facebook’un yıllık 70 milyar dolarlık gelirinin yüzde 99’unu reklam yoluyla yaptığını söylüyor. Kampanyanın web sitesinde “Facebook’a güçlü bir mesaj gönderelim”  “Kârınız asla nefret, bağnazlık, ırkçılık, antisemitizm ve şiddeti teşvik etmeye değmez.”  diyor.

Kampanyanın açıklanmasından sonraki gün 18 Haziran’da Facebook , Başkan Trump’ın Nazi sembollerini içeren yeniden seçim kampanyasından reklamları kaldırdı . 

Ama kampanyaya en büyük destek ve süpriz Verizon, Coca-Cola, Starbucks ve Unilever’den geldi. Facebook’tan reklam çeken, en son büyük reklamverenler oldular.

Unilever, “Sorumluluk Çerçevemiz ve ABD’deki kutuplaşmış atmosfer göz önüne alındığında, en azından yıl sonuna kadar Facebook, Instagram ve Twitter sosyal medya haber platformlarında marka reklamı yapmayacağımızı belirledik.” dedi. Dünya çapında yaklaşık 1.000 marka altında ürün satan Unilever’in duyurusu, telekom devi Verizon’un Facebook reklamlarını duraklattığını açıklamasından bir gün sonra geldi.

Unilever’in açıklanmasının ardından Facebook hisseleri Cuma günü% 8’den fazla düştü. Geçen yıl Facebook, milyonlarca reklamvereni aracılığıyla küresel olarak 69,7 milyar dolarlık reklam geliri elde etti.

Coca-Cola, içecek devi CEO’su James Quincey ile sosyal medya ajansından “daha ​​fazla hesap verebilirlik ve şeffaflık” talep ederek küresel olarak tüm sosyal medya platformlarında reklam yayınlamayı durdurduğunu belirtti. “Dünyada ırkçılığa ve sosyal medyada ırkçılığa yer yok,” diyor. Quincey, Coca-Cola’nın revizyonlara gerek olup olmadığını belirlemek için reklamcılık politikalarını yeniden değerlendireceğini ekliyor.

Omnicom grubunun önemli bir reklam ajansı olan Silverstein & Partners, bu haftanın başlarında kampanyaya katıldığını ve çalışmalarını tanıtmak, çalışanları ve müşterileri hakkında konuşmak için kullandığı Facebook sayfasında yayınlamama sözü verdiğini söyledi. Eş Başkan ve Ortak Jeff Goodby, Verizon ve Unilever duyurularından önce Perşembe günü verdiği röportajda “Güvenin kırıldığını düşünen insanlardan biriyim” dedi.

Bundan sonra ne olacak?

Facebook CEO’su Mark Zuckerberg , Cuma günü yaptığı canlı yayında, şirketin reklamlarında nefret söylemini yasaklamak için politikalarını değiştireceğini duyurdu.

Facebook’un çok fazla reklamvereni var. Ancak diğer büyük sektörlerdeki “kilit markaların” da kampanyaya katılması durumunda, yakın dönemde “Kartopu” etkisinin görülme riski var. Verizon’un boykota katılarak diğer reklamverenleri etkileme potansiyeli vardı. Büyük bir reklamveren olan Unilever için kesinlikle durum böyle. 

Şu an yaşanan, Cambridge Analytica skandalından sonra 2018′in ”#deletefacebook” kampanyasından farklı. Mevcut ortamda marka sessizliğinin suç ortağı olarak görüldüğü bir dönem. Doğrusu da bu! Büyük markalar sessiz kalamazlar.

Bize katılın ya da geride kalın!

Tabii ki, sosyal adalet liderlerinin ortaya koyduğu hedeflere ulaşmak için tek bir kampanyadan çok daha fazlası gerekecek. “Başlıyoruz,” diye yazdı Anderson Haziran başında. “Bize katılın ya da geride kalın.”

Microsoft Perakende Satıştan Çıkıyor. Peki Bunun Diğer Markalar İçin Etkileri Neler?

İflas dalgası ve ilan edilen büyük mağaza kapanışları arasında, perakende sektöründen çıkan haberlerde bazı önemli markalarla karşılaşınca artık şaşırmıyoruz.

Microsoft, ABD’de ve dünyada 83 perakende mağazasının tümünü kapattıklarını açıklıyor. Bu hamle ile ilgili 450 milyon dolarlık bir kazanım elde edeceklerini bildirdiler.

Microsoft için tabiki de hırs çok büyük çünkü böylesi markaların beslendiği bir duygu elbette daha çok ağır basmalı. 2009’da ilk açılışında bu mağazalar açıkça konum stratejisine ve görsel tasarım ipuçlarına kadar Apple’a karşı rekabet edecek şekilde tasarlandı.

Alışveriş merkezi tabanlı perakendeciliğin yanı sıra New York ve Sydney gibi pazarlarda Apple’ın fiziksel ihtişamına uyan bazı büyük amiral gemileri var. O zaman ve şimdi meydan okuma, Xbox’tan işletim sistemlerine ve dizüstü bilgisayarlara kadar her şeyi satan çok çeşitli bir marka olan Microsoft’u tanımlamaktı. Gözlerinizi kapatın, bir Apple mağazasının nasıl olması gerektiğini hayal etmek kolaydır değil mi? Bu Microsoft için çok daha zor bir alıştırma. Adil olmak gerekirse marka portföyleri fiziksel ürünlerden daha büyük bir dijital teklife doğru ilerliyor.

Fiziksel perakende hala küresel bir pandemiden sonra o malum soruyu yanıtlayabilmiş değil. Fiziksel konumların markalar için gelecekteki rolü nedir?

Nike, Nike Live’ın mini mağaza konseptini Kuzey Amerika’da 200’e kadar yeni yere genişleteceklerini açıkladı. Diğer markaların benzer hamleleri bekleniyor sektörde. Birkaç yüksek etkili yerde amiral gemisi markalar daha küçük formatlara veya mağazalarda alışverişe geçiyor.

Markaların fiziksel perakendeden tamamen çıkmak yerine artık pop-up’lar, özel formatlar ve büyüme seçenekleri portföylerinde ortaya çıkan diğer formatları içeren mağazaların rolünü yeniden değerlendirmeleri gerekiyor. Fiziksel perakendenin Microsoft için özellikle belirli bir alt marka veya ürün yelpazesine odaklanmış olarak yeniden ortaya çıkmasını beklemek mantıksız değildir.
Bu özel duyuru ister pandemi ile, isterse de dijital bir dünyaya geçişle ilgili olsun 2020 tarihteki fiziksel perakende mağazaları için en uçucu zaman olarak şekilleniyor. Daha fazla bağlanın çünkü daha fazlası gelecek.

Bloomberg Ekonomistlerin Yorumu; 2020’de Küresel Ekonomi Pandemi Sonrası %20 Etkilenecek

Bloomberg Economics, küresel ekonomik üretimin, üçüncü çeyrekte, kalıcı koronavirüs hasarının tam bir toparlanmayı yavaşlatmasından önce kaldırılmasından dolayı keskin bir şekilde iyileşeceğini açıkça bize söylüyor.

Ekonomistler Tom Orlik ve Björn van Roye, küresel gayri safi yurtiçi hasıla büyüme tahminlerini Salı günü %-4’ten %-4,7’ye düşürerek daralmayı “felaket” bir sonuç olarak görüyor. ABD GSYİH’sı, mali kriz sırasında yaşanan düşüşün iki katından fazla % 6,5 oranında küçülecek olması telaşa düşürüyor herkesi.

Ekip, dünya çapında üretimin, işgücü piyasası hasarı ve virüsün yavaş faaliyetten korktuğu için 2021’in ikinci çeyreğine kadar virüs öncesi zirvelere geri dönmeyeceğini söylüyor.

Yatırımcının umutları, 2019’un en yüksek seviyelerine kadar V şeklinde bir sıçrama için, firmanın son projeksiyonuna göre, koronavirüs pandemisine uyumsuz bir tepki ile kesiliyor. Hızlı bir iyileşme için hızlı etkili uyaran, ikinci çeyrekte virüs tutulumu ve kilitlenmelerin senkronize kaldırılması gerekiyordu. Ekip, birçok büyük ekonominin bu üç koşulu yerine getiremediğini ve dünyanın geri kalanını uzun bir durgunluk için kurduğuna dikkat çekiyor.

Bloomberg Economics şimdi aranan V-şekilli eğilimin yerini almak için “kademeli” bir toparlanma bekliyor. Benzer şekilde, işgücü piyasasının iyileşmesi, virüs sonrası revizyonlar yeni işler yaratana kadar tavanın altında duracak gibi gözüküyor.

Ekonomistler, güncellemenin bazı yönlerden “en iyi durum senaryosu” olduğunu ve hala “hastalığın gidişatı ve iyileşme hızıyla ilgili iyimser varsayımlardan” oluştuğunu söylüyor ve buraya da özellikle dikkat çekiyor. Kötümser tablodaki yorum, küresel GSYİH’nın 2020’de %6,7 düştüğünü öngörüyor ve küresel üretim 2021’in sonunda pandemi öncesi oranlara anca dönebiliyor…

Perakendeciler Çalışanlarını Pandemi Dönemi Fazlasıyla Zorluyor!

Ekstra temizlik, mağaza kapasitesini yönetme, sıcaklıkları kontrol etme gibi pandemi sürecinde temel iş kalemlerinin dışında olarak görülen işler artık zorunlu hale geldi. Koronavirüs pandemisi tipik perakende çalışanının iş tanımına oldukça fazla yeni görev ekliyor.

Genellikle, bu görevler mevcut çalışanların günlük işlerine ekleniyor ve bunun da insanların mesai saatlerini arttığını ve kişibaşı çalışma süresinin ve yükünün arttığını bizlere gösteriyor.

Ancak dünyanın en büyük İK ve geçici personel şirketlerinden biri olan Adecco’nun kıdemli başkan yardımcısı Amy Glaser’a göre, bu yeni talepler perakende sektöründe yeni iş tanımlarında da ortaya çıkıyor.

Glaser, Business Insider’a yaptığı son röportajda, firmaların yeni sıcaklık ölçecek personel arayan perakendecilerin ilanlarını gördüğünü söylüyor son zamanlarda. Bu yeni iş unvanları genellikle işlevlerine, örneğin “güvenlik uzmanı” deme gibi ince bir şekilde atıfta bulunuyor. Birçok işveren başlangıçta bunları geçici pozisyonlar olarak düşünürken bazıları şimdi daha uzun vadeli olarak görüyor.

Glaser, “Bence işverenler bu iş ilanlarını oluştururken mümkün olduğunca yaratıcı olmaya çalışıyor.” dedi. Çünkü cazip değil.

İşverenlerin genellikle bu işler için beklenmedik bazı gereksinimler içerdiğini de sözlerine ekledi. Bir sıcaklık kontrolörü olmak, örneğin bir termometre kullanmaktan daha fazlasıdır.

Glaser, “Müşteri hizmetleri becerilerini içeriyor ve her gün birçok insanla etkileşime girecekler ve çoğunlukla kendi ayakları üzerinde durabilmeleri gerekiyor.” dedi.

Perakende çalışanlarının da kısıtlamalar devam ettikçe mağazalarda sosyal mesafeyi korumaya yardımcı olması bekleniyor.
Bunun perakendecilerin depoları için de geçerli olduğunu düşünebilirsiniz. Bu anlamda hem mağaza operasyonlarında hem de müşteriler arasında sosyal mesafe uyarılarını yapacak personel ihtiyacı ortaya çıkıyor. Süreç devam ederse de çıkmaya devam edecek.

Devletler yeniden açılma sürecine devam ettiği sürece kapatmalar sırasında “gereksiz” kabul edilen perakendeciler de dahil olmak üzere binlerce işçi çalışma ortamlarındaki değişiklikleri yönlendirdi. Pleksiglas’ların arkasından müşteriye hitap eden kasiyerler, saatlerce süren maske ve siperlik kullanımları artık mağazalarda yeni normallerimiz. Bu da perakendecinin zaten zor olan çalışma standartlarını daha da zorlaştırdı.

İşten çıkarmaların yasaklanması ile birçok perakende çalışanı kısa çalışma ödeneğinde ve işten çıkarma yasakları kalktıktan sonra benzer tablo ilerlerse yaşanılacaklar sektörde düşündürücü.

Öte yandan işsizlik oranları bir yana, perakende sektöründe çalışma isteğinin hem sağlık hem de şartlar neticesinde daha da kötü şartlara gitmesi sektörde ciddi bir kalifiye personel istihdamı sorununu da beraberinde getirecek gibi görünüyor.

Çin’in Yıl Ortası Alışveriş Festivali Gözleri Perakende Rakamlarına Çevirdi

Her yıl 1-18 Haziran tarihleri ​​arasında gerçekleştirilen Çin’in yıl ortası alışveriş festivali, 2004 yılında JD.com tarafından başlatıldı, ancak o zamandan beri Alibaba ve Pinduoduo gibi diğer platformları içerecek şekilde büyüyor ve şimdi e-ticaret pazarı ülkenin önemli bir göstergesi olarak hizmet veriyor.

Bu yılki festival özellikle dikkat çekiyor çünkü Çin, ülkeyi kırk yılın ilk ekonomik daralmasına iten koronavirüs pandemisinin yayılmasını sınırlamak için yeni yeni önlemler alıyor ve rakamlar ülke için önemli.
Bu yıl bize 618’in (Alışveriş festivaline verilen ad) gösterdiği şey, Çin’in e-ticaret devlerinin hala güçlü bir büyüme göstermesi olabilir.

Alibaba, brüt mal hacminin 698.2 milyar yuan’a (98.7 milyar $) ulaştığını bildirdi. Hangzhou merkezli şirket, işlem hacminin satışların ilk saatinde %100’ün üzerinde olduğunu söylüyor.
JD.com, işlemlerinin 2019’dan %34 artışla 269.2 milyar yuan (38 milyar $) olduğunu bildirdi.

HSBC’nin analistleri daha sonra Alibaba, Pinduoduo ve JD için GMV’nin ikinci çeyrekte sırasıyla %32, %30 ve %110 büyümesini beklediklerini söylediler. Ayrıca, fiziksel ürünlerin çevrimiçi perakende satışlarının bastırılmış talep, daha az gelişmiş alanlarda artan penetrasyon, kategori genişlemesi ve canlı akış nedeniyle %27’ye kadar yeniden hızlanabileceğini belirtiyor.
Covid-19 perakende sektöründe bazı kalıcı değişiklikler getirdi. E-ticaretin gerekliliğinin her şeyden önce olduğu anlaşılıyor. Küresel tüketiciler arasında Covid-19, e-ticarete kalıcı bir geçiş anlamına geliyor. Fakat elbette tamamen değil…

E-ticaret, sadece birkaç ay içinde ABD perakende satışlarının %10’undan % 25’ine çıktı.

Çin rakamları henüz bilinmiyor, ancak momentumun geliştiğini görebiliyoruz. 400 milyon Çin’in 1,4 milyarının internette olmadığı göz önüne alındığında, daha fazla büyüme için hala yer var. Bu ofline alışveriş yapanları çıkardığınızda ve ayrıca acil satın alımları çıkardığınızda, Çin’de toplu premium malların katı çoğunluğunun çevrimiçi satıldığı anlamına geliyor.

Aynı olayı hem ABD’de hem de Çin’de görüyoruz. İnsanlar alışkanlığın yaratıklarıdır ve e-ticaret ile büyümediyseniz alışkanlık yapan perakende kanalınız bozulana kadar bunu tercih etmeyebilirsiniz.

İnsanlar e-ticareti, e-posta, sosyal medya ve çevrimiçi bankacılık gibi aynı nedenden dolayı seviyorlar. Daha iyi bir anlaşma… Daha iyi seçim, daha iyi veri / karşılaştırma / inceleme, daha iyi deneme, daha iyi müşteri deneyimi ve daha iyi sosyal bağlantı… Kot pantolonlarınızı (markaları, renkleri, boyutları ve fiyatları) satın almak için yalnızca Amazon’da herhangi bir çevrimdışı mağazada yaptığınızdan daha fazla seçeneğiniz vardır.

Ve işletmeler için, e-ticaret de kullanımı daha ucuz, daha hızlı, daha iyi marjlar, daha kolay deneme ve ürün tanıtımı daha iyi bir çözümdür.
Ayrıca eğitim ve marka kimliği oluşturmak için her türlü fırsat…
Covid-19 sonrası dünyada alışveriş denklemi değişiyor. Evet, dünya tersine döndü. Birçok ABD ve Avrupa markası kendi iç pazarlarındaki aksaklıktan biraz şaşkına dönüyor. Hiçbir zaman uluslararası genişleme hakkında düşünmeye ihtiyaçları yoktu. Şimdi iç pazar hırpalanmış olarak tamda başlama zamanı…

ABD ve Çin arasındaki artan ticaret gerilimleri, iki pazar arasında faaliyet gösteren şirketler için bir ölçüde belirsizlik getiriyor. Şüphesiz Çin, dünyanın en büyük e-ticaret pazarı olduğu için cazip bir pazar olmaya devam edecek. Çin küresel e-ticaretin %50’sinden fazla ve ABD yaklaşık %20’dir, bu yüzden sadece ABD-Çin stratejisi sizi küresel e-ticaretin yaklaşık %70’ine ve küresel GSYİH’nın yaklaşık %45’ine götürür.

E-ticaret elbette uluslararası markaların fiziksel dağıtım kanalı açmadan pazara girmesine izin veriyor. Orada herhangi bir personel veya tesis olmadan Çin’e satış yapmak hala mümkün.
Premium ve özel markaların Çin’de güçlü satışların keyfini sürmesi muhtemeldir, çünkü ülke sofistike bir tüketici kültürü geliştirmektedir. Çinli tüketiciler de premium markalar için güçlü bir iştah var. Nike’dan Starbucks’a kadar, ABD markaları toplu premium alanlarında mükemmel olmalı. Bu da iki ülke arasındaki eticaret gerilimini artırmaya devam ediyor.

Haziran Ayı Ekonomik Güven Endeksi Arttı

Ekonomik güven endeksi, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını tedbirleri kapsamında yeni normalleşme dönemine geçilen haziranda aylık bazda yüzde 19,1 artarak 73,5 değerine yükseldi.

Türkiye İstatistik Kurumu, haziran ayına ilişkin ekonomik güven endeksi verilerini açıkladı.

Buna göre, endeks bu ay mayısa göre yüzde 19,1 artarak 73,5 değerine ulaştı. Ekonomik güven endeksindeki artış, tüketici, reel kesim (imalat sanayisi), hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörü güven endekslerindeki artışlardan kaynaklandı.

Tüketici güven endeksi aylık bazda haziranda yüzde 5,2 artarak 62,6’ya, reel kesim güven endeksi yüzde 22,2 yükselerek 89,8’e, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 8,5 artışla 55,5’e, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 9,3 artarak 86,4’e, inşaat sektörü güven endeksi de yüzde 33,1 yükselişle 78’e çıktı.

Toplantı ve Kongre Turizminde Hareketlilik Başlıyor

Dünya turizminin yaklaşık yüzde 30’luk kısmını oluşturan ve kongre turizmi olarak bilinen “MICE” turizmi, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına yönelik kısıtlamaların esnetildiği “yeni normal” sürecinde yeniden hareketleniyor.

Sektörün önde gelen otoritelerince dünya ölçeğinde 1 trilyon dolar büyüklüğü olduğu tahmin edilen kongre, toplantı ve etkinlik pazarından pay almak isteyen Türk turizmcileri de hazırlıklarını sürdürüyor.

MICE ve düğün etkinlikleri alanında faaliyet gösteren Inventum MICE turizm şirketinin kurucu ortağı Bünyat Özpak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, toplantı ve kongrelerin, turizmin en önemli parçalarından olduğunu söyledi.

Bu organizasyonlarda daha kısa sürede gelinip, daha fazla harcama yapıldığına dikkati çeken Özpak, “Toplu gelip, toplu gidiyorlar. Turizmin ayrılmaz parçalarından biri olan toplantı gruplarının dünyada yarattığı cironun 1 trilyon dolar olduğu düşünülüyor. Korkunç yüksek bir rakam.” diye konuştu.

Turistlerin bireysel karar verebildiğini ancak 1000-2000 kişilik toplantılar için alınan kararların birkaç noktadan geçtiğini dile getiren Özpak, yeni tip koronavirüs salgınından en çabuk etkilenen sektörün bu sektör olduğunu ifade etti.

“Toplantı grupları fazla harcama yapıyor”

Toplantı ve kongre gruplarının fazla harcama yaptığını belirten Özpak, kişi başı harcamanın 900 dolardan 1400 dolara kadar çıktığını bildirdi.

Yeni normalleşme sürecinde toplantı grupları için talep almaya başladıklarını dile getiren Özpak, şunları kaydetti:

“Öncelikle iç pazarda hareketlenme başladı. Bunun yurt dışına da yansımasını bekliyoruz. Taylandlı firmanın üst yöneticileri, Bodrum’da ilk toplantıyı gerçekleştirdi. Başka yabancı bir firmadan 100 kişilik heyet, bu hafta İzmir’de toplanacak. Bunlar Türkiye’de, hatta dünyada Kovid-19 sonrası ilk toplantı grupları. Önceki dönemden teyit olan toplantı gruplarımız var. Onlar şu anda erteleme yapıyorlar. Tüm tedbirlerimizi aldık, ülke olarak hazırız.”

Türkiye’nin, aynı anda 90 ülkeden toplantı grupları ağırlayabildiğine dikkati çeken Özpak, özellikle İstanbul ve Antalya’nın kongre merkezleri, konferans salonlarıyla ön plana çıktığını söyledi.

Özpak, Antalya’nın 20 kişilik küçük partiden, binlerce kişinin katıldığı, çok sayıda ülkenin başbakanı ve cumhurbaşkanının yer aldığı G-20 Liderler Zirvesi’ne kadar büyük organizasyonlara ev sahipliği yaptığını hatırlattı.

Ülkelerin, toplantılar için yeni süreci izlediklerini ifade eden Özpak, “Teknolojik imkanlarla toplantılar bir yere kadar. Büyük firmalar, ticaret açısından birebir ilişki kurabilmek için toplantılar organize ediyor. Biz de toplantılar için Kovid-19 kapsamında tüm tedbirlerimizi aldık, ülke olarak hazırız.” dedi.

Perakendede Yeni Bir Darwin Etkisi Yaklaşıyor mu?

Charles Darwin bir sözünde şöyle diyor: “Hayatta kalan türlerin en güçlüsü, en zeki olanı değil, değişime en duyarlı olanıdır.” Bunu okuduğumda, endüstri olarak karşılaştığımız çevre ile hemen ilişkilendirdim aslına bakarsanız.

Geleneksel perakende endüstrisi, Coronavirüs öncesi yavaş ve şaşırtıcı bir şekilde inovasyona odaklanıyordu. İnovasyona yönelik yatırımlar sektörde ilerletilse de, perakende sektörü her şeyden önce ve öncelikli olarak satma üzerine odaklı ilerletildi hep.

Yine de, hiçbir şey COVID-19 gibi değişim ihtiyacını pekiştirmediği için, birçok perakendeci tüketicilerle uyum içinde hareket etme yeteneklerini, ürün tasarımından satır incelemelerine ve ötesine kadar uygulanan manuel, zaman alıcı uygulamaları kullanmaktan vazgeçmiyordu. Son zamanlardaki sosyal adaletsizlikler perakendecilerin tüketici beklentileri ve tercihleri ​​ile ilişkilerinin nasıl kopmadığını da bize gösteriyor aslına bakarsanız.

Perakende endüstri olarak şuanda “evrimleş ya da öl” anlayışına uyuyor. Sayısız perakendeci iflas ve mağaza kapanışlarına başvurmaya devam ediyor dünya çapında. Bununla birlikte, tüketici anlayışındaki ve verimsiz süreçlerdeki büyük boşluklara dayanan yakın tehlike ile karşı karşıya kalsa bile çok az perakendeci veya marka gerçekten yenilik yapmak için çalışmalara başladı. Sektörde görünen o ki, perakendecilerin yaklaşık yüzde 10-20’sinin perakendecilikte bir sonraki aşamaya adına yenilik ve hazırlık yapmak için inovasyona odaklandığı yönünde.

Perakendecilerin farkına varması ve hızlı olması gereken, Coronavirüs’ün bize verdiği şeyin bir fırsat, yeniden başlamak için ise çok gerekli bir an olmasıdır. Daha fazla mağaza yeniden açılsa bile tüketici talebinin önceki seviyelere dönmesi aylar veya daha uzun olacaktır ve bu talebin öncekinden çok farklı olması muhtemeldir.
Müşteriler ve pazar hakkında bildiğimizi düşündüğümüz her şeyi tekrar ziyaret etmenin zamanı geldi, yıllardır hazır ve beklemede olan teknoloji çözümlerini geliştirmenin zamanı geldi…

Perakendecilerin ve markaların rekabeti atlamak ve yeni perakende dünyasına uyum sağlamak için dünyada çalıştığı belli başlı değişiklikler var. Bu yazımızda onlar üzerine biraz konuşalım istedik.

3D Tasarım

Ekonomi açılsa bile, çok daha az seyahat ve daha az yüz yüze görüşme yapılıyor. Bu, perakendecilerin ve markaların, aynı sonuçları başarabilen ve hızlandırabilen sanal teknoloji çözümlerini benimseyerek yenilik yapması için bir fırsattır.

Vogue Business’taki yakın tarihli bir habere göre, 3D dijital tasarım endüstri önemli bir kaldıraç olarak ortaya çıkıyor. “Bu endüstri, markaların öğeleri hızlı ve uzaktan tasarlamasını sağlar; bir kez yaratıldığında üç boyutlu, fotogerçekçi dijital ürün modelleri olan 3D modelleme, pazarlama materyalleri ve sanal showroomlar oluşturmaktan müşteriye dönük e-ticaret sayfalarına ve artırılmış gerçeklik deneyimlerine kadar sayısız durumda kullanılabilir. ”

Yurt dışında Browzwear, Optitex ve CLO gibi 3D moda tasarım yazılım çözümleri, pazara sunma hızını artırmak için tedarik zinciri, tasarım, geliştirme ve mağazacılık işlevlerinde moda endüstrisinde yeniliklere yardımcı olmak adına 3D dijital devrimine liderlik ediyor. Ülkemizde henüz bu yönde bir çalışma yok.

Tüketici Analizinin Sesi

Tüketici tercihleri ​​ve davranışları değişmiş olsa da bir şey hala değişmedi. Bu, perakendecilerin ve markaların müşterilerini tanıması ve hızlı olmasının her zamankinden daha önemli olduğu anlamına geliyor. Voice of the Customer (VoC) araçları, perakendecilerin daha bilinçli kararlar vermesine yardımcı olabilecek, müşterilerden doğrudan veya dolaylı olarak hızlı bir şekilde veri ve geri bildirim toplayabilecek yenilikler sunuyor sektöre.

Müşteriye ait yetenekler, bir ürün ve özellikleri üzerine yapılan basit bir anket, verileri tahmini analitikle gelecekteki öngörülere dönüştürebilecek araçlar sunuyor bize. Yeni perakende dünyasına doğru ilerledikçe ve tüketiciler yeni benliklerine yerleştikçe, yeni bir fiyat-değer denklemi şekillenmeye başladığında tüketici bağlantısızlıkları ölümcül ve hızlı oluyor.

COVID-19, her şey gibi ürün hattı incelemelerini Zoom, Skype veya MS Teams’e taşıyor. Ancak, Rue21’in baş analitik sorumlusu Dr. Mark Chrystal’e göre, bu değişim markaları zor durumda bıraktı. Bunun yerine şirket, VoC analitiğine yoğun bir şekilde dayanan dijital hat incelemelerine geçti. Satıcının 3D veya 2D modelleri kullanmasını veya görüntüyü form veya model üzerinde çekmesini, VoC platformuna yüklemesini ve test ettirmesini sağlayarak süreci kolaylaştırdılar. Platform analitiği uygular ve verileri okunması kolay bir gösterge tablosuna sentezler. Rue21 daha sonra optimize bir ürün yelpazesi için satın alımlarının nasıl yapılacağına karar verir. Dr. Chrystal’e göre, “Çok daha verimli. Nasıl çalıştığımızı ve süreci dijitalleştirdiğimizi yeniden düşünmek zorunda kaldık … [COVID-19] onu bir sonraki seviyeye itmek için katalizördü. ”

Metaforları sadece bir saniyeliğine karıştırmak için, dijital teknolojilerle yenilik yapabilen perakendeciler ve markalar sadece hayatta kalmayacak, aynı zamanda başarılı olacaktır. Coronavirus önümüzdeki aylarda ve yıllarda azalsa bile geliştirilmiş teknoloji araç setleri ve uygulamaya konacak aerodinamik süreçler yeni perakende dünyasının omurgasının güçlü bir parçası olmaya devam ediyor.

Ve Darwin’in evrim teorisinde belirttiği gibi, bu varyans bir perakendecinin rekabet etme ve hayatta kalma yeteneğini düşündüğümüzden daha erken belirleyebilir.

Covid-19’un Yıprattığı Ekonomimizi Turizm Sayesinde Toparlar mıyız?

Koronavirüsün başlamasıyla ilk önce Çin’de başlayan ekonomik daralma virüsün Avrupada ve Kuzey Amerika’da beklenenden hızlı bir şekilde yayılmasıyla bir çok ülkenin sosyal ve ticari hayatı kısıtlayıcı önlemler almasına sebep oldu. Birçok ülke tarihte görülmemiş şekilde tamamen dış dünyaya izole hale geldi. Yetkili otoritelerin peşi sıra çıkardığı sokağa çıkma kısıtlamaları hayatı durma noktasına getirdi.

Türkiyede Covid 19 sürecinin başladığı ilk tarih olan 11 Mart 2020 itibariyle turizm sektörü etkilenmeye başladı. Ardından gelen uçuş yasakları ile turizm durma noktasına geldi. Oteller, acentalar, taşıma firmaları ve bir çok yan sektör tamamen veya kısmi olarak kapandı.

Koronavirüs tehdidi bitmese bile ülkeler birer birer kısıtlamalarını kaldırıyor ve ekonomilerini açıyorlar. 11 Mayıs, Türkiye’de AVM’lerin tekrar açılmasıyla beraber ekonominin hareketlendirilmeye başlandığı tarih olarak kabul edilebilir.

Turizm sektörü döviz girdisi sağlamakla kalmaz aynı zamanda kısa sürede işsizlik ve refah seviyesini arttırır. Turizm sektörü aynı anda 50 alt sektöre destek olur. Ortalama bir turistin ülkemizde 900 $ harcadığı düşünülürse, turizm sektörü Covid-19 kaynaklı ekonomik durgunluğu kısa sürede aşabilecek bir döviz girdisi oluşturabilir. Bu dönemde geçmiş yılllara nazaran çok daha fazla turizme ihtiyaç duyduğumuz aşikardır.

Şimdi hep beraber en çok Türkiye’ye turist gönderen üç ülkeye ; Almanya , İngiltere , Rusya pazarına bir bakalım. Orada ne gibi seyahat kısıtlamaları ve turizm politikaları var. Bu üç ülkeden potansiyel turisti çekebilirsek ülke ekonomimizi kısa sürede nasıl ivmelendirebiliriz üzerine biraz konuşalım.

otel

Almanya

AB dışındaki ülkelere seyehat uyarını kaldırdı ancak Türkiye dahil 130 ülkeyi koronavirüs riski nedeniyle riskli ülkeler arasına almıştır. Türkiye’nin uyarılarına ve baskılarına rağmen 31 Ağustos tarihine kadar uyarısını kaldırmamıştır. Bu karardan sadece Türk turizmi değil Alman seyahat acenteleri de etkilenmiş gözüküyor. Alman Acenteler Birliği sözcüsü bu konuya Türkiye’nin Avrupa Birliği dışındaki tüm ülkelerle aynı kefeye konması orantısız diye nitelendirdi. Almanya’da Covid 19 virüsünden kaynaklı ölüm sayısının hemen hemen Türkiye’nin 2 katı olmasına rağmen böyle bir kararın altında başka sebepler olduğu konuşulan konular arasında. Öte yandan Almanya ise, turistlerini Yunanistan’a yönlendireceğini bildirdi. Amaç Yunanistan’ı ekonomik olarak kalkındırmak ve birliğe ileride yük olmasını engellemektir.

İngiltere

İngiltere bazı ülkelere kuracağı seyahat koridoruyla turizmi başlatmaya hazırlanıyor. Bu ülkeler yine birlik üyesi İspanya , Portekiz , Yunanistan ve Fransa maalesef Türkiye’nin bu koridorda adı geçmiyordu. Bir kaç gün önce The Guardian’da çıkan haberde seyahat koridoruna İtalya Hırvatistan, Avusturya ve Almanya ve Türkiye’nin de dahil olacağı bildirilmiştir. Bu koridorda olmak çok önemli çünkü belirlenen ülkeler haricinde, bu ülkelerden dönen kişilere 14 gün karantina süresi uygulanacak. Koridordan gelen vatandaşlara ise karantina uygulanmayacak. Türkiye’nin koridorda bulunan diğer ülkelerle kıyaslandığında turist gelme potansiyeli çok daha yüksektir. Diğer avantajda İngiliz turistlerin ortalama harcama potansiyelleri yüksek turist grubunda bulunmalarıdır.

Rusya

Rusya, Haziran sonuna kadar genel karantina uygulaması sürüyor. Rusya hava trafiğinin en erken 15 Temmuz olarak kararlaştırıldığı biliniyor. Rusya Federal Turizm Ajanı Başkanı Doguzova yaptığı açıklamada Rusların yurt dışına çıkışlarına yönelik kısıtlamalar koymayacaklarını ve Türkiye’ye Rus turistlerin 15 Temmuz itibariyle yoğunlaşacaklarını bildirdi. 2019 yılında 7 milyon Rus turistin ülkemizi ziyaret ettiği düşünülürse aynı rakamlara ulaşamasak da kısa dönem işsizlik ve döviz girdisi için en potansiyeli yüksek ülke olduğu ülke düşünülmektedir.

Ülkemizde Turizm sektörü adına 3 ana pazar bu şekilde. Almanya’nın da Türkiyeyi desteklemesiyle Türk ekonomisinin kısa sürede toparlanacağına ve sanayi ve üretim sektörü için zaman kazandıracağını düşünüyorum. Avrupa Birliğinin sanayi ve üretim sektörü ivme kazanmasıyla orantılı olarak Türk sanayisi ve üretimi artacaktır bu zamanı da bize sağlayacak olan turizmdir.

22 – 28 Temmuz Haftalık Sektör Değerlendirmeleri

Bu hafta sinema sektöründen, perakendeye, ekonomiden, reklam sektörüne kadar yeni dönemde yaşanan değişimler üzerine konuştuk.

Yeni normalde, sektörlerin rakamları üzerine değerlendirmeler yaptık. Bildiğiniz üzere haftanın sektör değerlendirmeleri yazı dizimizde her pazar, o hafta boyunca değerlendirilen en önemli konuları derleyerek sizlerle paylaşıyoruz.

Bu haftanın değerlendirmelerini aşağıdaki şekilde derledik. İyi okumalar, iyi pazarlar.

Sinema Salonları Misafirlerini Covid-19 Sonrası Nasıl Güvende Hissettirecek?

1 1
22 - 28 temmuz haftalık sektör değerlendirmeleri 8

Sinemalar için Dünyada Yeni Çözüm Arayışları Başladı. ‘Fandango’ Sinema Severlerin Hayatını Kolaylaştırmaya Aday!

2
22 - 28 temmuz haftalık sektör değerlendirmeleri 9

ABD’nin Ticari Faaliyeti Haziran Ayında Son 4 Ayın En Yüksek Seviyesine Ulaştı

3
22 - 28 temmuz haftalık sektör değerlendirmeleri 10

Sosyal Medya ve Müşteri Hizmetleri Dengesini Yönetmek

4
22 - 28 temmuz haftalık sektör değerlendirmeleri 11

Küresel Reklam Ekonomisi Bu Yıl %7,2 Daralacak

5
22 - 28 temmuz haftalık sektör değerlendirmeleri 12

Bu haftalık sizler için derlediğimiz sektörel yazılarımız bu şekilde. Haftaya tekrar görüşmek üzere.