Havayolu şirketlerinin seferlerine geri dönüş haberlerini yavaş yavaş okumaya başlamamızla birlikte, alınacak önlemler ile ilgili haberler de gelmeye başladı.
Bildiğiniz üzere Türk Hava Yolları da ülkemizde Haziran ayı ile birlikte iç hatlar seferlerini başlatacaklarını açıkladı.
Daha önce ‘Havayolu Şirketleri için Koronavirüs Yolcuğu’ yazımızda, bu sektörde alınacak yeni dönem önlemleri ile ilgili konuşmuştuk. Aşağıdan inceleyebilirsiniz.
Yeni dönemde alınacak önlemler kapsamında, yeni fikirler ve tasarımlar sektörde konuşulmaya başladı.
Factory Design, bu dönemde kullanılmayacak orta koltukları yolcuların güvenliği için daha işlevsel hale getirerek bu portatif tasarımı yarattı. Kullanılmayan koltuğa üstten geçirilerek kullanılabilen bu tasarım, yolculara kendisini çok daha güvenli hissettirebilecek bir avantaj yaratıyor ve aralarındaki teması minimuma indiriyor.
bu tasarım uçakların orta koltuğunu koruma paravanı haline dönüştürdü 7bu tasarım uçakların orta koltuğunu koruma paravanı haline dönüştürdü 8bu tasarım uçakların orta koltuğunu koruma paravanı haline dönüştürdü 9bu tasarım uçakların orta koltuğunu koruma paravanı haline dönüştürdü 10bu tasarım uçakların orta koltuğunu koruma paravanı haline dönüştürdü 11
Evet bildiğiniz üzere bugün, birçok Alışveriş Merkezi ve perakende markası kapılarını müşterilerine yeniden açtı.
Cumartesi günü Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan (evet biraz erken açıkladılar!) önlemler genelgesi ile bugün Alışveriş Merkezleri açılışını gerçekleştirdi.
Sosyal mesafe kurallarına göre işaretlemeler yapıldı, AVM içi anons sistemlerine uyarı anonsları hazırlandı, maskesiz giriş engellendi, ateş ölçümü planları yapıldı, izolasyon odaları oluşturuldu, mağazalara uyarılar ve kurallar gönderildi derken 11 Mayıs itibari ile yeniden AVM ve perakende mağazacılığa merhaba dedik.
Sosyal medyada çokça tartışılsa da AVM’ler beklenenden az tepkiler aldı, çünkü insanlar sosyalleşebilmek adına gidebilecek bir yer arıyorlar artık. Karantina sürecinin giderek uzaması ile birlikte dışarıda sosyalleşebilmek adına arayışlarımız arttı. Öte yandan parklar, cafe restoranlar ve birçok alanın kapalı olması dışarı çıksak dahi sosyalleşebileceğiniz alanlarımızı sınırlandırdı. Bu da AVM’lerin açılışına olan tepkinin beklenenden daha az gerçekleşmesine sebep oldu.
Neler bekliyor?
2019’da %3,03 büyümeyle 86 trilyon dolara sahip dünya ekonomisi için 2020’de %4,5 büyüme bekleniyordu.
2020’de Coronavirüsü sebebiyle GDP büyüme beklentisini (-)0,76 seviyelere indi. Bu da toplam GDP beklentilerinden yaklaşık 5 trilyon dolar ekonomik sapmaya sebep olacaktır. Kötü senaryo da ise kayıp -%7,31 beklenirken yaklaşık 12 trilyon dolarlık sapmaya eş değer olacaktır.
Sektörlerin ise bu sapma oranlarından etkilenmemesi zaten beklenemez bir durum. Perakendede, Giyim ve Ayakkabı kategorisinin krizden büyük darbe alacağı ve 2020 yılında%30-35 küçüleceği öngörülmektedir.
Bu bağlamda salgın bittikten sonra 2020 yılı için ay bazlı satış beklentilerinde satış hedeflerinin min. %30-35 bandında azaltması bekleniyor.
salgın sonrası aylık satış beklentileri
McKinsey’nin raporuna göre perkanede mağazalarının 2 ay kapalı kalması 2020 yıl beklentisi üzerinde %34 negatif etkide bulunmuştur.
Alışveriş Merkezlerine etkisi
Çin ve Amerika’da açılan Alışveriş Merkezlerinin durumu ile ilgili pek çok kez hem önlemler hem de rakamlar bazında değerlendirmeler yaptık. Bu değerlendirmelerden incelediğiniz üzere, yeniden açılış veren AVM’lerde footfall oranları %63 oranında düşüş gösteriyor.
Her ne kadar yazımızın başında özlediğimiz sosyallikten bahsetsek de bu özlem aslına bakarsanız hedef kitlemizin en fazla %40’ını yakalayabileceğimiz bir kitle için geçerli. Kalan %60 aslına bakarsanız bu sosyalliği özlemiyor diyemeyiz fakat, ekonomik olarak bu süreçten etkilenmiş ya da etkilenecek olması harcama potansiyeli üzerinde çekinceler yaratıyor.
Kira savaşları bitti mi
AVM’leri açıyoruz ama kira ve ortak alan gideri savaşları henüz elbette bitmedi. Çoğu AVM için ciro kiraya (en azından normalleşme süreci boyunca) dönüşler gerçekleşecek. Ortak alan gideri ile ilgili kısım ise tam bir savaş. Kiracılar şeffaf olmaması ve artırılarak yansıtılıyor olmasından şikayetçi, AVM’ler ise artan giderlerin yansıtmanın kaçınılmazlığından.
Kirada uzlaşım sağlanır fakat, ortak alan giderinde bir süre uzlaşım sağlanamayacağı ön görülüyor.
Fakat bu dönemde unutulmaması gereken en önemli yaklaşım şekli perakendeciler ve AVM’lerin iletişimleri olacaktır. İletişimde kalan ve kiracıya destek olan AVM bu dönemin kazananı olacak.
11 Mayıs – 1 Haziran ayrımı
AVM’lerin bir kısmı açılışlarını gerçekleştirdi fakat, bildiğiniz üzere bir kısmı da 1 Haziran tarihinde açılış yapacağını duyurdu. Açılış tarihini öteleyen alışveriş merkezleri her ne kadar sosyal medyada olumlu bir algı ile karşılansa da yatırımcılar kanadında soru işaretleri bitmiyor.
Bu dönemin en büyük handikaplarından biri de tekrar açmayacak veya açsa dahi sürdürülebilirlik sağlayamayarak kapanış verecek mağazalarla ilgili. Bunu da izleyerek göreceğiz.
Ne diyelim, tüm sektör için hayırlısı olsun. Bu hafta içerisinde açılış yapan AVM’ler ve perakende markaları ile ilgili değerlendirmelerimizi yayınlayacağız.
Mağazaların Mart ayında kapanışlarını gerçekleştirmeye başlamaları ile birlikte, geçen zaman içerisinde sezon ürünlerinin neredeyse tamamı stoklarda kaldı.
Özellikle giyim doğal olarak mevsimlere çok bağlı olduğundan, stokların kısa süre içerisinde envanterden çıkarılması gerekmektedir. Bu da elbette en hızlı yöntem ile indirim anlamına geliyor.
Moda perakendecileri, bu süre içerisinde online kanalda indirimler yolunda gitseler de mağazaların açılışı ile birlikte bu oranların daha da artacağı bekleniyor.
Düşük fiyatlar tüketiciler tarafından her zaman memnuniyetle karşılansa da, perakendeciler genellikle indirim konusunda isteksizdir. Nitekim sürekli indirim ve promosyonlar kar marjını azaltarak marka kazancına beklenenden fazla zarar verebilir. Üstelik marka stratejisinin de dışında hareket edilmesine sebep olur.
Moda markaları, büyük indirimler dışında envanteri boşaltmak için çok az seçeneğe sahiptir. Bazıları daha az mevsimsel olan ürünleri gelecek yıl mağazalara geri getirmeye karar verebilir.
Bunu değerlendiren moda markaları da yok değil, fakat müşteri talebinin yıldan yıla değişiklik gösterdiği sektörde bir yıl sonrasına ürün saklamak çok güvenli bir seçenek olarak görülmüyor.
Bazı markalar bu süre zarfında yeni dönem siparişlerini ertelemeyi tercih ederken, çoğunlukla yeni sezon siparişleri verildi. Fakat tedarikçilere olan ödemeler konusunda ciddi sıkıntı ve terminler bekleniyor.
Alışveriş Merkezlerinin ve perakende mağazalarının açılışı ile birlikte, yaz döneminde uzun süren bir Black Friday etkisi mağazalarda bekleniyor bu süre içerisinde. Bu beklentinin cevabını ise ilk birkaç hafta içerisinde yüksek oranda alacağız.
Markaların yeni dönemde ürün satış fiyatları ve stratejileri üzerine bu hafta içerisinde incelemelerimizi yayınlayacağız.
Bu hafta yine birçok sektörde yeni döneme geçiş üzerine değerlendirmeler yaptık. Açılan mağazalar, sektörlerin durumu ve beklentiler üzerinde yorumlarda bulunduk.
Yurt dışındaki ve yurt içindeki sektörlerin durumu ile ilgili karşılaştırmalar yaptık. Bildiğiniz üzere haftanın sektör değerlendirmeleri yazı dizimizde her pazar, o hafta boyunca değerlendirilen en önemli konuları derleyerek sizlerle paylaşıyoruz.
Bu haftanın değerlendirmelerini aşağıdaki şekilde derledik. İyi okumalar, iyi pazarlar.
11 Mayıs Pazartesi günü itibari ile Türkiye’de birçok Alışveriş Merkezi ve perakende mağazası normalleşme sürecinde açılışlarını gerçekleştirecekler.
Bu bağlamda AVM’lerin hazırlıklarını tamamlama süreci ile ilgili daha önceki yazılarımızda sizlerle değerlendirmeler yapmıştık.
Fakat tüm sektör açılış sonrası süreç ile ilgili Sağlık Bakanlığından genel kurallar ile ilgili bir açıklama bekliyordu ki, bugün o genelge yayınlandı.
AVM Giriş – Çıkış Kapıları ve Genel Alanlara Yönelik Öneriler
AVM’lerde ortam havalandırmasına yönelik önlemler
AVM’deki İş Yerlerine Yönelik Öneriler
Mal Kabul Alanlarına Yönelik Öneriler
Müşterilere Yönelik Öneriler
Personeli Korumaya Yönelik Önlemler
Güvenlik Görevlilerini Korumaya Yönelik Önlemler
Ortam Temizliği, Dezenfeksiyonu ve Havalandırma
Başlıkları altında toplanan önlemler genelgesine aşağıdaki link üzerinden ulaşabilirsiniz.
Yüz maskeleri bugün tüm dünyada sıradan bir manzara haline geldi. Ancak bez maskeler yüzün yaklaşık yarısını gizler, bu da insanların söylediklerini yorumlamak için dudak okumak zorunda olan işitme engelliler için önemli bir sorun teşkil eder.
Mart ayında Kentucky’deki bir üniversite öğrencisi , dudakların üzerine şeffaf bir plastik pencere ekleyerek işitme engelli kişilerin aileleri için bir maske yarattı.
Koronavirüs krizi, tasarım endüstrisine bir takım zorluklar sundu – ve insanlar, son derece hızlı bir çözüm bulmak için inanılmaz bir yetenek gösterdi. Ancak bazı toplulukların hala göz ardı edildiği gerçeği, hala iyileştirilmesi gereken çok alan olduğu aşikar.
Bu tarz duyarlı tasarımları sanırım daha fazla düşünmemiz gerekiyor bu süreçte.
Şimdi ne ara pikniğe geçtiniz diyebilirsiniz elbette fakat, ilerisi için pratik önlemler üretmek, e biraz da gülümsemek hakkımız 🙂
Yurt dışında park ve sosyal alanların artması ile, sosyal mesafenin açık alanlarda korunamadığını gözlemleyen bir tasarımcı koronaya uygun bir piknik örtüsü tasarladı.
“Here Comes the Sun” adını verdikleri bu tasarım, aslında çevresi etrafında dört eşit mesafede çember bulunan, iki metrelik büyük bir kumaş halkası.
bu piknik örtüsü koronavirüse karşı sosyal mesafeyi koruyor 30
Kim bilir belki de evde yapabileceğimiz bu basit örtü, Moda sahillerinin bu yıl görünürlerinden olur ne dersiniz?
Normalleşme sürecinin ilerleyen aşamalarında; oteller ve konaklama sağlayıcıları temiz ve güvenli olduklarını kanıtlamaya çalışacaklarından, yaşanacak en büyük zorluklardan birinin tüketici güveni olacağı muhtemeldir.
Sosyal mesafe gibi kuralların, toplu alanlarda uygulanabilir olmasının en güvenilir yollarından biri hiç şüphesiz otomasyon sistemleri ile gerçekleşebilir. Diğer bir deyişle, konuklar ve otel personeli arasındaki iletişimi en aza indirmek.
Sosyal mesafe çağında otomasyon
Bazı otel zincirleri, konukların sorunsuz bir şekilde giriş ve çıkış yapmalarını sağlamak için mobil uygulamalar ve dijital anahtarlar gibi temassız teknolojiyi zaten kullanıyorlardı. Hilton’un dijital anahtarı, konukların akıllı telefonlarını bir oda anahtarı olarak kullanmalarını sağlayan en bilinen örneklerden biridir.
Bu noktada ülkemizde uygulanan çok fazla bir kullanım söz konusu değil. Fakat elden ele dolaşan kartlar yerine, basit bulut tabanlı bir otomasyon sistemi ile otomatik check-in uygulamasına geçmek; hem gereksiz temas, hem müşteri deneyimi, hem de personel iş gücünün azaltılması yönünde avantajları beraberinde getiriyor.
Koronavirüs, otel endüstrisindeki birçok kişi için istihdam kaybına neden olduğunda, işleri daha da ortadan kaldırabilecek teknolojiye yatırım yapmak biraz çelişkili görünebilir evet. Fakat sosyal mesafenin uzunca bir süre hayatımızda olacağı bir gelecekte, teknoloji odaklı standarda açıkça adapte olan otellere yönelik tüketici talebinin değiştiğini kuşkusuz göreceğiz.
Aynı zamanda, otomasyon insan rollerinin tamamen ortadan kaldırılmasına değil, kaynakların diğer alanlara kaymasına da neden olur. Örneğin salgından bu yana, New York’taki Four Seasons gibi oteller, kahvaltı büfelerini tek kişilik servis kutuları ile değiştirdi ve personeli kendilerine yardım etmelerine izin vermek yerine misafirlere hizmet etmek için görevlendirdi.
Temassız oda servisi
Özellikle kişi ile iletişime geçmeden yiyecek ve içecekleri kapıya bırakarak teslim etme şekli, önümüzdeki süreçte karşılaşacağımız oda servislerinden biri olarak görünüyor.
Çin’de, oteller deneyimi daha güvenli ve daha akıcı hale getirmek için teknolojiden yararlanıyor. Örneğin, Wuhan’daki Hotel Quanji, yiyecek ve diğer temel malzemeleri sağlamak için hizmet robotlarını kullanıyor, yani konukların personel ile sıfır etkileşime girmesini sağlıyor.
Tabi ülkemizde en önemli sorulardan biri de havuz ve denizde su teması ile virüsün bulaşıp bulaşmayacağı yönünde. Bu konuda ciddi tartışmalar, yazın yaşanacak ziyaret oranlarını yüksek oranda etkileyecektir.
Yakın gelecekte koronavirüs, otel ve ağırlama endüstrisini yeni çalışma uygulamalarına adapte olmaya zorlayarak, otomasyonun ön planda olduğu, minimum temas, maksimum hijyen kuralları ile şekillenmeye mecbur bırakacaktır.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Covid-19 salgını küresel bir salgın ilan etmesinden bu yana yaklaşık sekiz hafta geçti. Bu dönemde bir çok alanda sayısız değişikliklere şahit olduk.
Markalar ve perakendeciler kısa süre içerisinde tüm noktalarını kapatmak zorunda kaldı. Bu da pek çok tüketici için zorunlu bir yönelim değişikliğine sebep oldu.
Aşağıdaki veriler küresel olarak 20’den fazla ürün kategorisinde, Mart ve Nisan aylarında 2019’daki aynı zaman dilimiyle 2020’nin karşılaştırma verilerini bizlere sunuyor.
Mart 2020’de insanlar nasıl alışveriş yaptılar?
Mart 2020’deki kilitlenmenin ilk aşamalarında, elde edilen veriler, müşterilerin çevrimiçi alışverişi gerçekten kucaklamaya başladığını ve evde uzun süre geçirdikleri için kendilerine yönelmeye başladığını gösteriyor.
Mart 2020’de Mart 2019’a karşı çevrimiçi siparişlerde küresel olarak %21’lik bir artış gözlemlendi. Çevrimiçi kanala yönelen tüketiciler için, Mart 2020 ile Mart 2019 arasında karşılaştırıldığında, sayfa görüntülemelerinde %25 artış gördük. Bunun nedeni, tüketicilerin yeni ürünleri aramak zorunda kaldıkları sürenin artması, artık çoğunlukla evden kalmaları ve sınırlı ürün mevcudiyeti nedeniyle aşina olmadıkları markaları satın almaları olabilir.
Neredeyse her ürün kategorisi için sayfa görüntülemelerinde ve sipariş sayısında bir artış gördük. İnsanların bu ay içerisinde ihtiyaçlara öncelik verdiğini, kendilerini ve ailelerini eğlendirmenin yollarını aradıklarını görmek bizim için sürpriz olmadı.
Giyim ve aksesuar ürünleri için veriler ise geçen yıl ile aynı, ancak satın alma davranışlarında azalmalar gözlemlendi.
Nisan ayında ne değişti?
Verileri bir önceki aya göre karşılaştırırsak, Nisan istatistiklerinin Mart ayına göre daha hızlı büyüdüğünü görebiliriz. Sayfa görüntülemelerinin ve sipariş sayısının sırasıyla %75 ve %95 artışla yukarı yönlü ivmelendiğini gözlemledik bu süreçte.
Veriler, sayfa inceleme sayısının arttığını ve Nisan ayının yıllık %32 artış gösterdiğini gösteriyor. Alışveriş yapan kullanıcılar satın aldıkları ögelerin sayısını artırdıkça, markaların eposta etkileşimlerinde de paralel bir artış gözlemlendi.
Yine markalarla olan ürün bazlı etkileşimlerinde (yorumlar, ürün incelemeleri vb.) %54’lük bir artış yaşandığı gözlemlendi.
İnceleme ve soru sayısındaki bu artış, markaların artık her zamankinden daha fazla müşterileriyle etkileşim kurması gerektiğini gösteriyor.
Nisan ayının sonunda, en fazla sayıda sayfa görüntülemesinde oyuncak ve oyun, sanat ve eğlence, hayvan ve evcil hayvan malzemeleri, iş ve sanayi ve spor malzemeleri görüyoruz. Çünkü insanlar evde daha uzun süre harcamaya alıştıkça, ihtiyaç aşamasını geçerek farklı kategorilere öncelik vermek istemişlerdir.
Alışveriş yapanlar için en önemli öncelikler
İnsanların görüntülediği ve satın aldığı ürünlerin yanı sıra Covid-19’un bir sonucu olarak tüketicilerin öncelikleri de değişiyor. Econsultancy’nin araştırmasına göre, pandemiden önce, katılımcıların satın almadaki ana öncelikleri kalite (%48), fiyat (%47) ve marka (%24) iken; şimdi, çoğunlukla kullanılabilirlik (%49), fiyat (%36) ve kalite (%34) üzerine odaklanıyorlar.
Katılımcıların yarısından fazlası (%58), satın almaya çalıştıkları mağazalarda ürün sıkıntısı yaşadıklarını söylüyor. Bu, tüketicilerin daha önce satın almadıkları yeni markaları denemeleri için önemli bir zaman ve fırsat yaratıyor.
2.5 trilyon dolarlık moda endüstrisi, 2020 için çift haneli kayıplar bekliyor. Özellikle lüks tüketim markalara ve gelişmekte olan ülkelerdeki tekstil işçilerine yüksek oranda yansıyacak dramatik bir dönüş bekleniyor sektörde.
McKinsey’nin Business of Fashion raporu öngörülmeyen bu krizi “finansal piyasaları bozan, tedarik zincirlerini yükselten ve küresel ekonomi genelinde tüketici talebini ezen” bir “kara kuğu” olayı olarak tanımlıyor.
Salgının finanstan turizme birçok sektörü ciddi anlamda etkileyeceği beklenen bir olgu iken, rapora göre ihtiyari doğası gereği modanın özellikle savunmasız olduğunu belirtiliyor. Kasım 2019’da yayınlanan aynı raporun bir güncellemesi olan sonuçlar, küresel salgının sona ermesini takip eden 12-18 aylık dönemde moda endüstrisinin nasıl görüneceğine dair bir projeksiyon sunuyor.
Küresel moda endüstrisinin (hazır giyim ve ayakkabı) 2020 yılında bir önceki yıla göre gelirler açısından %27 ile %30 oranında bir düşüş yaşaması bekleniyor. Kişisel lüks eşya endüstrisi için tablo ise %35 ile %39 arasında bir daralma olarak tahmin ediliyor.
Rapor, önemli sayıda küresel moda şirketinin önümüzdeki 12 ile 18 ay içinde iflas edeceğini öngörüyor. Buna ek olarak, mağaza kapanışları ve sipariş iptallerinin, “dünya çapında perakende mağazalarında milyonlarca iş kaybına yol açması bekleniyor.
Raporda, “Moda yöneticileri şu anda kriz yönetimine odaklanıyor, ancak artık endüstrinin yeniden tasarlanmasına odaklanmaları gerekiyor” diyor. McKinsey raporu, “endüstrinin birbirine bağlılığının” işletmelerin ileriye dönük planlamalarını zorlaştırdığını belirtiyor.
Raporda, pandeminin süresi ve nihai şiddeti bilinmemekle birlikte, moda endüstrisinin mücadelenin başlangıcında olduğu yorumu yapılıyor. Hem arz hem de talebe darbe sonrası darbeye neden olan pandemi, endüstri için inanılmaz bir fırtına yarattı. Endüstri birden fazla cephede krizleri yönetmeye çalışırken büyük bir baskı altında…
mckinsey moda endüstrisi i̇çin salgın sonu tahmini yayınladı 37
Değişim fırsatı
Harcamalarda sürekli bir durgunluk ve kanallar arasında talebin azalması, koronavirüs sonrası dünyayla başa çıkmak için bir silah çağrısı görevi de görüyor. Rapor, moda endüstrisinde daha sürdürülebilir, daha verimli ve tüketicilerle daha iyi bağlantı kurmak için yeni bir fırsat ortaya çıktığını savunuyor.
Raporda, “koronavirüs moda endüstrisine endüstrinin değer zincirini tamamen sıfırlama ve yeniden şekillendirme şansı ve aynı zamanda öncelikli değerleri yeniden değerlendirme fırsatı sunuyor” diyor.
Markalar, tedarikçiler, yükleniciler ve mülk sahipleri arasındaki işbirliği kaçınılmaz. Bu süreçte birlikte hareket edemeyen işletmelerin ayakta kalamayacağı çok açık.
Her ne kadar zor olsa da kriz, endüstriyi değişime sokacak bir katalizör etkisi gördü. Tüm sektörler için koronavirüs sonrası dünyaya hazırlanma zamanı. Başarılı ve başarısız örnekleri yaşayarak göreceğiz.