Ana Sayfa Blog Sayfa 75

Nike, Londra Oxford Mağazasında Yeni Sport Research Lab Hizmetini Tanıttı

Nike, Londra Oxford Circus mağazasında yeni hareket analizi hizmetini başlattı. Spor giyim devi Nike, Londra Oxford Circus mağazasında Nike Sport Research Lab (NSRL) Form hizmetini hayata geçirdi. Bu yenilikçi hizmet, bilim insanları, teknoloji uzmanları, mühendisler, tasarımcılar ve geliştiricileri bir araya getirerek her seviyeden sporcunun performans hedeflerine ulaşmasına yardımcı olmayı amaçlıyor.

sport research lab

NSRL Form değerlendirmesi, sporculara bire bir, baştan aşağı koşu danışmanlığı sunuyor. Bu danışmanlık, vücudun gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak üzere tasarlandı. Hizmet, biyomekanik uzmanlığı ile en yeni işaretsiz hareket yakalama teknolojisini bir araya getiriyor. Sporcuların altı temel koşu metriği – kayma, yuvarlanma, çapraz adım, sıçrama, eğim ve erişim – üzerinden 1,6 milyon veri noktası takip ediliyor. Makine öğrenimi sayesinde, NSRL Form her sporcunun kendine özgü tam vücut hareket profilini çıkarıyor. Bu sayede gelişim fırsatları belirleniyor ve koşu formunu iyileştirmek için kişiselleştirilmiş öneriler sunuluyor.

Sport Research Lab Sporculara Vücutlarını Tanıtıyor

Nike Sport Research Lab baş spor bilimcisi Blaise Williams, hizmetin sadece koşucular için değil, tüm vücudu inceleyerek sporculara kendilerini daha iyi tanıma gücü vermek için tasarlandığını dile getirdi.

Ayrıca Oxford Circus mağazası, NSRL Form hizmetini sunan dünyanın ilk noktalarından biri oldu. Nike, yılın başlarında Oxford Circus’ta üç katlı “geçici amiral mağazasını” açmıştı. Bu mağaza, 2027’ye kadar sürecek olan NikeTown London dönüşüm süreci boyunca faaliyet gösterecek.

NikeTown’a yalnızca birkaç adım uzaklıktaki bu alan, global spor giyim devinin en iyi ürünlerini spor tutkunlarına özel bir seçkiyle sunuyor.



Zorlu Piyasa Koşullarına Rağmen Inditex’ten Güçlü İlk Yarı Performansı

Zara, Bershka, Massimo Dutti ve Pull&Bear gibi markaların sahibi olan İspanyol moda devi Inditex, 2025 yılının ilk yarısında zorlu perakende koşullarına rağmen güçlü bir performans sergiledi. Şirketin satışları %1,6 artışla 18,4 milyar euroya (15,91 milyar £) ulaştı. Sabit kur üzerinden hesaplandığında satışlardaki artış %5,1 olarak gerçekleşti. Bu sonuç, hem mağazalarda hem de online kanallarda İlkbahar/Yaz koleksiyonlarına olan güçlü müşteri talebini yansıttı. Brüt kâr %1,5 artarak 10,7 milyar euroya (9,26 milyar £) ulaştı ve brüt kâr marjı %58,3 oldu. Net gelir ise %0,8 artışla 2,8 milyar euroya (2,42 milyar £) yükseldi.

inditex zara

Faiz, vergi, amortisman ve itfa öncesi kâr (EBITDA) %1,5 artışla 5,1 milyar euro (4,41 milyar £) olurken, faaliyet kârı (EBIT) %0,9 artışla 3,6 milyar euro (3,11 milyar £) seviyesine çıktı. Vergi öncesi kâr ise büyük ölçüde sabit kalarak yine 3,6 milyar euro (3,11 milyar £) olarak kaydedildi. Inditex CEO’su Óscar García Maceiras, sonuçlarla ilgili yaptığı açıklamada olumlu konuştu ve piyasa koşullarına rağmen sağlam bir performans elde ettiklerini aktardı.

Inditex Mağaza Yatırımları ve Koleksiyon Başarıları

Inditex, bu dönemde 35 farklı pazarda yeni mağazalar açarak küresel mağaza ağını genişletti. 2025’in ilk yarısı itibarıyla grup, dünya genelinde 5.528 mağaza işletiyor. Ayrıca şirket, Sonbahar/Kış koleksiyonları için güçlü bir başlangıç yaptığını da vurguladı. Sabit kur üzerinden mağaza ve online satışlar, 1 Ağustos – 7 Eylül tarihleri arasında geçen yılın aynı dönemine kıyasla %9 arttı. Aynı zamanda şirket, hissedarlarına 3 Kasım 2025’te hisse başına 0,84 euro nihai temettü ödeyeceğini duyurdu.




Yandex Türkiye Araştırdı: Okula Dönüşte Hangi Kanallar Öne Çıkıyor?

Yandex Türkiye’nin yeni araştırmasına göre okula dönüş sürecinde yapılan alışverişlerde çevrimiçi kanallar yüzde 93 ile büyük payı alıyor. Araştırma, ebeveynlerin  veya çocukların yüzde 92’sinin ödevler için arama motorlarını kullandığını ortaya koyuyor. Öğrencilerin okula ulaşım tercihleri incelendiğinde ise en yaygın yöntem  yüzde 46 ile yürümek. Bunu yüzde 36 ile aile aracı ve yüzde 34 ile okul servisi takip ediyor.

yandex türkiye araştırdı: okula dönüşte hangi kanallar öne çıkıyor?

Yeni eğitim-öğretim yılı başlarken, Yandex Türkiye de Türkiye’deki ailelerin okula hazırlık süreçlerini ve bunun günlük hayatlarına etkisini araştırdı. Araştırma; ebeveynlerin yaptıkları alışverişlere, çocuklarına verilen ödevlerin yapılmasını nasıl yönettiklerine ve ulaşımda geçen zamana kadar birçok başlık altında karşılaştıkları zorlukları mercek altına alıyor.

Şirketten yapılan açıklamada paylaşılan araştırma sonucuna göre, okula başlangıç için yapılan hazırlıklar genellikle erken başlıyor. Ebeveynlerin yüzde 36’sı bir ay önceden hazırlıklara başlıyor. Katılımcıların yüzde 79’luk büyük bir bölümü ise yeni döneme hazırlanmanın yorucu ve çok zaman alan bir süreç olduğunu belirtiyor.

Katılımcıların yüzde 52’si ürünleri bulmak için arama motorlarını kullanıyor

Alışveriş alışkanlıklarının ciddi şekilde değiştiğini de ortaya çıkaran araştırmaya katılanların yüzde 93’ü bazı okul malzemelerini çevrimiçi satın aldığını söylüyor. Çevrimiçi alışveriş yapanların yüzde 75’i pazaryerlerini tercih ederken yüzde 52’si ihtiyaç duydukları ürünleri bulmak için arama motorlarını kullanıyor. Araştırma ayrıca, erkeklerin arama motorlarını daha fazla kullandığını, kadınların ise pazaryerlerini tercih ettiğini ortaya koyuyor.

Çevrimiçi alışveriş eğilimine rağmen, ebeveynlerin yüzde 25’i hâlâ fiziksel mağazaları tercih ediyor. Bu kişiler için büyük alışveriş merkezlerinde gidecekleri mağazaları bulmak çok önemli; katılımcıların yüzde 98’i alışveriş merkezlerinde her kata ait mağaza planlarını gösteren ayrıntılı haritaların oldukça faydalı olacağını belirtiyor.

Bu ihtiyaca yanıt olarak, Yandex Maps kısa süre önce Türkiye genelinde, Mall of Istanbul ve Mall of Antalya gibi büyük alışveriş merkezleri de dahil olmak üzere 107 AVM’ye ait ayrıntılı iç mekân planlarını kullanıma sundu. Böylece alışveriş yapanlar hem zamandan tasarruf edebiliyor hem de aradıkları mağazaları kolayca bulabiliyor.

Ailelerin yüzde 76’sı yapay zekâ araçlarını eğitim amaçlı kullanıyor

Araştırmaya göre teknoloji, eğitimde önemli bir rol oynuyor; ebeveynlerin veya çocukların yüzde 92’si ek öğrenim materyali bulmak veya ödevlerde yardım almak için arama motorlarını kullanıyor. Ayrıca, yapay zekâ araçlarının kullanımı da dikkat çekici. Ailelerin yüzde 76’sı bu araçları eğitim amaçlı kullanıyor.

Ebeveynlerin eğitimde yapay zekâya bakışı çoğunlukla olumlu. Katılımcıların yüzde 81’i bu teknolojileri olumlu buluyor. Bu grubun yüzde 41’i yapay zekâyı öğrenme için mükemmel bir araç olarak görürken, katılımcıların yalnızca yüzde 8’i olumsuz görüş belirtiyor.

Arama motorları, eğitim ihtiyaçlarını daha iyi karşılamak amacıyla gelişiyor. Örneğin, gelişmiş yapay zekâ asistanı Yazeka ile güçlendirilen Yandex Arama; video ve görseller ile desteklenen yanıtlarla bilgi sunabiliyor, hızlı yanıt gerektiren sorgularda yüksek doğruluk sağlıyor ve bağlama uygun takip soruları sorulmasına olanak tanıyor. Bu da öğrencilerin projeleri ve ödevleri için adım adım, ayrıntılı anlatımlara kolayca ulaşmasını sağlıyor; böylece öğrenme süreci hem daha ilgi çekici hem de erişilebilir hâle geliyor.

Katılımcıların yüzde 65’i araçlarında daha fazla zaman harcıyor

Yeni eğitim-öğretim döneminin başlaması ile birlikte ailelerin günlük düzeni de değişiyor. Katılımcıların yüzde 65’i, zamanlarını daha fazla araç kullanarak geçirdiklerini belirtiyor. Öğrenciler arasında okula gitmenin en yaygın yolu yüzde 46 ile yürümek olurken bunu yüzde 36 ile aile aracı ve yüzde 34 ile okul servisi kullanmak takip ediyor. Toplu taşıma ise öğrencilerin sadece yüzde 16’sı tarafından tercih ediliyor.

Sürücüler özellikle yüzde 73 ile trafik yoğunluğu ve yüzde 55 ile park yeri bulma zorluğu gibi önemli sorunlarla karşılaşıyor. Bu sorunlara çözüm olarak navigasyon hizmetleri, doğru ve anlık bilgi sunmaya odaklanıyor. Yandex Maps artık araba yolculuklarının yüzde 90’ından fazlasında, beş dakikaya kadar hassasiyetle, son derece doğru tahmini varış süreleri sunuyor. Bu sayede ebeveynler, güzergâhlarını daha iyi planlayıp daha sorunsuz bir ulaşım sağlayabiliyor. 

Toplu taşıma kullananlar için de uygulama; ülke genelinde 2 binden fazla toplu taşıma güzergâhı, 51 bin otobüs durağı ve İstanbul’daki 38 deniz ulaşım hattı dâhil olmak üzere kapsamlı bilgiler sunuyor.

2025’te Perakende Veri Güvenliği: Kişiselleştirme ve Koruma Dengesi

Perakende sektörü, müşterilerin kişiselleştirilmiş deneyim beklentisinin zirveye ulaştığı bir dönemde. Günümüzde insanlar; tercihleri, geçmiş alışverişleri ve internet aktivitelerine göre kendilerine özel ürün ve hizmetler almak istiyor. Bu talep, çok kanallı perakendeciler için müşteri sadakatini artırma ve satışları yükseltme fırsatı yaratıyor. Ancak aynı zamanda, 2025’te giderek büyüyen perakende veri güvenliği risklerini de beraberinde getiriyor.

perakende veri güvenliği

Kişiselleştirme Stratejileri Başarı Oranını Arttırıyor

Kişiselleştirilmiş deneyim, perakendecilerin müşteriler hakkında daha fazla veri toplamasını, analiz etmesini ve saklamasını gerektiriyor. Araştırmalara göre kişiselleştirme stratejilerini benimseyen perakendeciler %40 daha yüksek dönüşüm oranlarına ulaşabiliyor. Ancak bu durum, aynı zamanda müşteri verilerini koruma yükünü de artırıyor. İşte bu noktada “kişiselleştirme paradoksu” ortaya çıkıyor: Harika müşteri deneyimlerini mümkün kılan veriler, aynı zamanda en büyük güvenlik riskini ve sorumluluğu temsil ediyor. 2025’te bu paradoksu çözmek, perakendeciler için en kritik rekabet avantajlarından biri olacak.

Bir perakendeci kişiselleştirilmiş deneyim sunarken perde arkasında, yapılan her alışveriş kaydediliyor ve analiz ediliyor. Web sitesi davranışları izleniyor, mobil uygulamalar veya mağaza içi WiFi üzerinden müşteri konumları toplanabiliyor. Her bir etkileşim değerli bir veri oluşturuyor ve perakende veri güvenliğinin korunması gerekiyor. Çok kanallı perakendeciler için bu süreç; fiziksel mağazalar, e-ticaret siteleri, mobil uygulamalar ve sosyal medya platformlarında daha da karmaşık bir hale geliyor. Sonuç olarak, geleneksel yöntemlerle korunması zor olan, hızla büyüyen bir veri varlığı ortaya çıkıyor.

Perakende Veri Güvenliğine Yönelik Yeni Tehditler

Kişiselleştirme, veri toplamanın en büyük tetikleyicisi olduğundan dolayı perakendeciler her geçen yıl artan çeşitli tehditlerle karşı karşıya kalıyor. Haliyle perakende veri güvenliğini sağlamak da zorlaşıyor. En büyük tehditlerden bazıları:

  • Müşteri bilgileri; yedeklerde, test ortamlarında, analiz araçlarında ve üçüncü taraf uygulamalarda beklenmedik şekilde ortaya çıkıyor. Pek çok perakendeci verilerinin nerede saklandığını tam olarak bilmiyor.
  • Siber suçlular, gelişmiş yapay zekâ teknolojileriyle perakende sistemlerindeki açıkları hızlıca bulup kullanabiliyor. Özellikle ödeme kartı bilgileri en cazip hedef olmaya devam ediyor.
  • Müşteri verileri; tedarikçiler, lojistik ortakları ve hizmet sağlayıcılarla paylaşıldığında saldırı yüzeyi katlanarak büyüyor. Her bağlantı bir giriş kapısı haline gelebiliyor.

2025 İçin Perakendeye Özel Veri Güvenliği Stratejisi

Kişiselleştirme ile güvenliği dengelemek isteyen perakendeciler, kapsamlı veri keşfi ve sınıflandırma çalışmaları yapıyor. Veriyi korumadan önce nerede olduğunu bilmek gerekiyor. Satış noktası sistemlerinden pazarlama veritabanlarına kadar tüm ortamda hassas veriyi belirleyen araçlar kullanılmalı. Yeni yapay zekâ tabanlı sınıflandırma modelleri, müşteri hizmetleri notları veya sosyal medya paylaşımları gibi yapılandırılmamış metinlerde bile hassas veriyi ayırt edebiliyor.

veri guvenligi neden onemlidir blog 730x411 1

Aynı zamanda Müşteri verilerinin doğrudan açığa çıkmasını engelleyen teknolojiler hızla gelişiyor. Örneğin; Federated learning sayesinde veriler cihazdan buluta taşınmadan kişiselleştirme modelleri eğitilebiliyor. Diğer yandan Homomorfik şifreleme, şifrelenmiş verinin çözülmeden analiz edilmesini mümkün kılıyor. 2025 itibarıyla bu teknolojilerin orta ölçekli perakendecilerin de erişimine açılması bekleniyor.

Güvenlikten Emin Olunmalı, Şansa Bırakılmamalı

Tüm önlemlere rağmen ihlaller yaşanabilir. Bu nedenle perakendecilerin müşteri verisi için özel hazırlanmış olay müdahale planları olmalıdır. Etkilenen müşterilere nasıl ve hangi kanallardan bilgi verileceği, tekrarını önleyecek adımlar ve farklı regülasyonlarla uyum süreçleri detaylandırılmalıdır.

Bir diğer yöntem de, müşteri verisinin organizasyon içinde nasıl aktığını kontrol eden veri çevreleri oluşturulmasıdır. Böylece hassas veriler yanlış ortamlara aktarılmadan, yalnızca ihtiyaç duyulan sistemlere yönlendirilebilir. Bu yöntem, kişiselleştirme motorlarının gerekli veriye erişimini sağlarken aşırı yetkilendirme veya uygunsuz paylaşımı da önler. Ayrıca, çoğu gizlilik düzenlemesi bunu zorunlu kılıyor. Perakende veri güvenliğini riske atmaktan kaçınan bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor.

Güvenli Kişiselleştirmenin Geleceği

Gelecekte başarılı perakendeciler, perakende veri güvenliğini kişiselleştirmeye engel olarak değil, müşteri güveni kazanmanın yolu olarak görecek. Bazı vizyoner markalar, şimdiden güvenlik ve gizliliği kişiselleştirme stratejilerinin temeline entegre etmiş durumda. Veri hacimleri büyüdükçe ve kişiselleştirme daha da gelişmiş hale geldikçe, güvenli müşteri deneyimleri sunabilen markalar öne çıkacak.

Güçlü veri güvenliği stratejilerini bugünden hayata geçiren perakendeciler, geleceğin yüksek derecede kişiselleştirilmiş ama aynı zamanda güvenli alışveriş dünyasına hazır olacak.



Avrupa’da Beden Ölçüleri Yeniden Şekilleniyor : Modayı Boyutlandırmak

Avrupa’da moda markaları ve perakendeciler, tutarsız beden ölçüleri nedeniyle her yıl milyonlarca euro kaybediyor. Yanlış beden yüzünden gerçekleşen iadeler, indirimler ve üretim fazlası israfı sektörün en büyük sorunlarından biri haline gelmiş durumda. İade oranları İtalya’da %22’den başlayıp, İsviçre’de %62’ye kadar çıkıyor. Daha da çarpıcı olan ise bu iadelerin %90’ından fazlasının beden uyumsuzluğundan kaynaklanması. Bu tablo açıkça gösteriyor ki: artık beden standardizasyonu ve tutarlılık bir seçenek değil, zorunluluk.

beden ölçüleri

İşte tam da bu noktada, veriye dayalı yeni nesil beden teknolojileri geliştiren şirketler devreye giriyor. Bunlardan biri Alvanon. Şirket, Avrupa’daki faaliyetlerini genişleterek markalara ve perakendecilere beden stratejilerini dönüştürme konusunda destek veriyor. Misyonu ise açık: moda işletmelerini tutarlı beden stratejileri ile güçlendirmek, verimliliği artırmak, sürdürülebilir yenilikleri mümkün kılmak ve tüketici güvenini pekiştirmek. Şirket beden ölçülerinden dolayı sektörde oluşacak olumsuz durumları gidermeye çalışıyor.

Avrupa’nın Çeşitli Beden Ölçülerine Uyum

Alvanon Avrupa İcra Direktörü Ton Wiedenhoff, konuyu şöyle açıklıyor:
“Avrupa’nın farklı beden yapıları için kıyafet üretmek, endüstrinin en köklü zorluklarından biri. Alvanon’un yaklaşımı, gerçek beden verilerini kullanarak markaların hedef müşterileri için beden tanımları oluşturmasına ve bu tanımların tasarımdan üretime, e-ticaretten perakendeye kadar tüm aşamalarda tutarlı şekilde uygulanmasına dayanıyor.” Aynı zamanda şirket Avrupa’daki çalışmalarını hızlandırmak ve geliştirmek amacıyla çalışma kadrolarını önemli isimlerle güçlendiriyor.

İş Birlikleri ve Fit Stüdyoları

Alvanon, aynı zamanda Avrupa’da iş birlikleriyle büyüyor. Şirket, İsveç’in önde gelen dijital moda üreticisi 3Dear ve ana şirketi Pattern Stockholm ile ortaklık kurdu. Bu sayede Stockholm’de yeni bir Alvanon Fit Studio açıldı.

fit stüdyoları
avrupa’da beden ölçüleri yeniden şekilleniyor : modayı boyutlandırmak 10

Hedef Dijital Çözümler İle Başarı Sağlamak

Alvanon’un geliştirdiği beden ekosistemi, güçlü dijital ve fiziksel araçlara dayanıyor. Alvanon Body Platform (ABP), sanal beden setleri ve yeni nesil BodyAI avatarları, markaların koleksiyonlarını sanal ortamda tasarlayıp test etmesine imkan tanıyor. Bu sayede henüz fiziksel numune üretilmeden giysiler üzerinde denemeler yapılabiliyor. Özel ve standart beden setleri ise markalara verimlilik sağlayan, kapsayıcı ve tutarlı bir sistemin temelini oluşturuyor.

Beden ölçüleri teknolojisinin iş dünyasına yansımasına en iyi örneklerden biri Inditex Grubu’na bağlı BERSHKA. Zara’dan sonra grubun en büyük markası olan BERSHKA, iki yıl önce Alvanon iş birliğiyle beden stratejisini baştan aşağı yeniledi. Marka, hedef kitlesinin beden aralığını netleştirdi, ardından dijital avatarlar ve fiziksel manken “ikizleri” kullanarak tüm ürün gamını hem iç ekiplerinde hem de tedarikçilerinde tutarlı hale getirdi. Sonuç mu? %10 daha az iade ve milyonlarca euro tasarruf.

Starbucks Mağazalarını Yeniliyor: Yeni Dönemde Amaç Daha Sıcak ve Erişilebilir Bir Deneyim

Starbucks, ABD genelindeki mağazalarında kapsamlı bir yenileme sürecine girerek kafelerini herkes için daha kapsayıcı ve davetkâr hale getirmeyi arzuluyor. Starbucks mağazaları, 2026 sonuna kadar büyük bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Şirket, ABD genelinde 1.000’den fazla mağazayı yenilemeyi hedefliyor, akabinde küresel olarak ölçeklendirilecek. Bu yenilikler sayesinde kahve zinciri, mağazalarını yalnızca kahve alınan bir nokta olmaktan çıkarıp, herkes için kapsayıcı ve samimi bir buluşma alanına dönüştürmeyi amaçlıyor.

starbucks mağazaları

Starbucks mağazaları artık daha fazla oturma alanına, daha yumuşak ışıklandırmaya ve konforlu tasarımlara sahip olacak. Özellikle tekerlekli sandalye kullanıcıları için erişilebilir masa düzenleri, taşınabilir masalar, deri kaplı rahat oturma bölümleri ve canlı bitkilerle desteklenen dekorlar öne çıkıyor. Uzun yıllar boyunca Starbucks Mağazaları, “ev ve iş arasında üçüncü buluşma noktası” olarak biliniyordu. Ancak son yıllarda mobil siparişin artmasıyla birlikte koltukların ve prizlerin kaldırılması, bu kimliğin zayıflamasına yol açtı. Yeni CEO Brian Niccol, bu algıyı tersine çevirmek için harekete geçti. Dükkanlar için yeniden 30.000 koltuk eklenmesi planlanıyor. Böylece müşteriler yalnızca kahve almakla kalmayacak, uzun süre vakit geçirebilecek.

Yenilenmiş ve Dinamik Starbucks Mağazaları

New York’taki Union Square yakınlarındaki yenilenmiş Starbucks mağazası bunun en güzel örneklerinden biri olarak göz önüne çıkıyor. Deri detaylı oturma alanları, yumuşak ışıklandırma ile öne çıkan duvar resimleri dinamik bir ortam sunuyor. Starbucks’ın Kıdemli Başkan Yardımcısı Dawn Clark, yenilikleri şu sözlerle özetliyor: “Önümüzdeki yıl boyunca 1.000’den fazla Starbucks Mağazası’nı dönüştürerek, küresel mirasımızı yerel dokularla birleştiriyoruz. Bu mekanlar, daha kapsayıcı, daha davetkâr ve insan odaklı olacak.”

Starbucks Mağazaları, yeni tasarım anlayışıyla kahve severlere yalnızca bir içecek değil; samimiyet, topluluk ve konfor da sunuyor. Bu dönüşümle birlikte Starbucks, yeniden şehir yaşamında “ikinci ev” haline gelmeyi hedefliyor.


JYSK’in Yol Haritası: Şehir Mağazaları, Dijital Yatırımlar ve Büyüme

Jysk, önümüzdeki üç yıl içinde büyük Avrupa şehirlerinde büyümeye odaklanmayı planlıyor. Aynı zamanda şirket, dijital platformlara daha fazla yatırım yapıyor. Danimarkalı ev mobilyası zinciri, genişleme için bolca alan görüyor.

jysk 3
Jysk Şehir Mağazalarına ve Dijitalleşmeye Güveniyor

Jysk müşteriye daha yakın

Müşterilerin ilk tercihi“, Jysk’in yeni bir büyüme aşamasına girmek istediği stratejinin adı. Perakendeci, zincirin halihazırda faaliyet gösterdiği ülkelerdeki müşteri tabanını genişletmeyi hedefliyor. Ayrıca Jysk, şehirli müşterilerin alışverişini kolaylaştırmak için odağını büyük Avrupa şehirlerine kaydırıyor.

CEO Rami Jensen, “Önümüzdeki yıllarda, halihazırda mağazalarımızın ve güçlü bir lojistik yapılanmamızın bulunduğu ülkelerde daha da büyüme fırsatı görüyoruz. Ayrıca, önümüzdeki mali yıl içinde daha fazla mağaza açmayı planladığımız Madrid gibi büyük metropollerdeki müşterilerimize daha yakın olmak istiyoruz” dedi. Perakendecinin halihazırda elli ülkede 3.500’den fazla mağazası bulunuyor.

Dijital yatırımlar

Yatırım odağı fiziksel mağazalardan dijitalleşmeye kayıyor. Jysk, önceki strateji döneminde 3.0 mağaza konseptine 4,7 milyar Danimarka kronu (630 milyon avro) yatırım yaparak 3.000’den fazla mağazasını başarıyla yeniledi. Perakendeci, yeni strateji döneminde BT altyapısı, online alışveriş ve diğer müşteri odaklı platformlara en az iki milyar kron (250 milyon avro) yatırım yapmayı planlıyor.

Türkiye genişlemeleri ilerliyor

Global tarafta haberler bu şekildeyken, markanın Türkiye pazarına girişinin ardından genişlemeleri de ilerliyor. Türkiye pazarına adım attıklarından bu yana İskandinav ‘hygge’ felsefesinin getirdiği konfor ve estetiğe Türk halkının gösterdiği yoğun ilginin gururlandırdığını belirten JYSK Türkiye Ülke Direktörü Fatih Tezcan: “Uyku ve yaşam alanlarına değer katan, uygun fiyatlı ve kaliteli ürünlerimizle her geçen gün daha fazla eve ulaşıyoruz. Online siparişe açtığımız illerle de hizmet ağımızı genişletirken, bu topraklarda böylesine sıcak bir karşılık bulmak, büyüme isteğimizi daha da pekiştiriyor.”

Tarihi Tersane’den Modern Yaşama: The Mall Tersane İstanbul’a Yakından Bakış

İstanbul’un tarihi Haliç kıyısında yükselen Tersane İstanbul, alışveriş, yaşam ve kültür alanlarını bir araya getiren projesiyle kapılarını açtı. Projenin en dikkat çekici bölümlerinden biri olan The Mall, Rixos Grubu yatırımıyla hayata geçti. Modern mimari ile tarihi dokuyu buluşturan alışveriş merkezi, şehrin yeni cazibe noktalarından biri olmayı hedefliyor.

Dünyaca Ünlü Markalar Bir Arada

tersane 3 y
tarihi tersane’den modern yaşama: the mall tersane i̇stanbul'a yakından bakış 16

The Mall, Adidas, Alo Yoga, Beymen, Boyner, Chanel Beauty, Lululemon, Mango, Mavi, Sephora, Victoria’s Secretgibi dünyaca ünlü markaların yanı sıra yerli markaları da ziyaretçilerle buluşturuyor. Yeme-içme alanında ise %Arabica, Günaydın, Hafız Mustafa, Cup of Joy, Em Sherif gibi farklı seçenekler öne çıkıyor.

Alışverişten Fazlası: Yaşam, Sanat ve Eğlence

tersane 2
tarihi tersane’den modern yaşama: the mall tersane i̇stanbul'a yakından bakış 17

The Mall sadece alışveriş değil; restoranları, kafeleri ve etkinlik alanlarıyla İstanbul’un sosyal hayatına yeni bir soluk getiriyor. Ziyaretçiler, Haliç manzarasına karşı alışveriş yaparken gastronomi ve sanatın keyfini çıkarabilecek. Müze Meydanı, Sadberk Hanım Müzesi ve Kadın Kültürü Müzesi gibi kültür alanları projeyi farklılaştırıyor. Ayrıca Fabrik Konser ve Etkinlik Salonu yıl boyu konser ve etkinliklere ev sahipliği yapacak.

Rixos Grubu’nun Kapsamlı Yatırımı

tersane 1
tarihi tersane’den modern yaşama: the mall tersane i̇stanbul'a yakından bakış 18

Tersane İstanbul kapsamında sadece alışveriş merkezi değil; Rixos Tersane İstanbul ve Aliée İstanbul otelleri hizmet verirken, Delano İstanbul otelinin açılışı da yakında gerçekleşecek. Sahil hattında konumlanan rezidans ve özel konutlarla proje, İstanbul’un yeni yaşam alanlarından biri haline geliyor.

600 Yıllık Mirasın Üzerine Kurulu

1455’te Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulan Tersane-i Amire, Osmanlı İmparatorluğu’nun yüzyıllar boyunca denizcilik üssü oldu. Bugün, Tersane İstanbul projesiyle bu tarihi miras modern bir yaşam alanına dönüştürülerek hem geçmişi hem bugünü bir araya getiriyor.

Gucci ve Louis Vuitton’un Yeni Rekabet Alanı: Seul’ün Gastronomi Dünyası

Dünyanın önde gelen iki lüks markası Gucci ve Louis Vuitton, rekabetlerini Seul’ün en moda semtlerinden birinde podyumlardan restoran masalarına taşıyor.

gucci restoran1

Gucci, salı günü Cheongdam’daki amiral mağazasında yeni taşınıp yenilenen restoranı Gucci Osteria da Massimo Bottura Seoul’ü açacak. Beşinci katta yer alan bu girişim, markanın 2022’de açılan Itaewon şubesinin yerini alacak. Gucci, yeni mekanın, müşterilerini markanın kimliğine kaptıracak zarif iç mekanlar ve özenle seçilmiş bir menüyle tasarlandığını söyledi.

Bu hamle, Louis Vuitton’un  yine Cheongdam’daki Maison Seoul butiğinde Le Café Louis Vuitton’u açmasından sadece birkaç gün sonra geldi. Markanın Paris, New York, Tokyo, Milano ve Bangkok’u kapsayan genişleyen “mutfak topluluğu“nun bir parçası olan kafe, Vuitton’un imzası olan monogramla damgalanmış yemekler sunmasıyla ve hatta köfteleri bu ikonik motifle süslemesiyle dikkat çekti.

louis vuitton maison seul

Apgujeong-ro boyunca sadece birkaç blok ötede bulunan iki restoran, mahalleyi lüks yemeklerin savaş alanına dönüştürüyor. Sinsa’daki Café Madang ile Hermès ve Seongsu ve Cheongdam’daki Café Dior ile Dior gibi diğer markalar da yiyecek-içecek sektörüne çoktan adım attı.

Sektör analistleri, bu trendi konaklama sektörüne bir girişten daha fazlası olarak görüyor. Lüks markalar, nispeten erişilebilir fiyat noktalarında sürükleyici deneyimler sunarak sadakati güçlendirmeyi ve kültürel ayak izlerini pahalı ürünlerin ötesine taşımayı hedefliyor. Bir perakende gözlemcisi, “Yemek yemek, tüketicilerin markayı -kelimenin tam anlamıyla- tatmalarına ve bir çanta olmasa da bir anıyı eve götürmelerine olanak tanıyor,” diye belirtti.

Lululemon, Globalde Satış Baskısı ve Yenilenme Arayışında

Kanadalı spor giyim devi Lululemon, ikinci çeyrek sonuçlarını açıkladı. Şirket, hisse başına 3,10 dolar kâr ile analist beklentilerinin üzerinde bir performans gösterdi. Ancak gelir tarafında hedeflerin altında kalındı ve tam yıl öngörüsü düşürüldü. Lululemon, 2024 mali yılı için hisse başına kazancını 12,77–12,97 dolar aralığında beklerken, bu rakam Wall Street’in 14,45 dolarlık tahmininin oldukça gerisinde kaldı. Yıllık gelirin ise 10,85–11 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceği öngörülüyor.

Şirketin zayıf görünüm açıklamasının arkasında en büyük etken ABD’nin gümrük vergileri. CEO Calvin McDonald, yeni düzenlemelerin yıllık kârı yaklaşık 240 milyon dolar azaltacağını belirterek, artan oranların ve asgari ücret hükümlerindeki değişikliklerin de şirketin maliyetlerini baskıladığını söyledi.

ABD’de Satışlar Geriliyor

lululemon magaza 20haziran

Lululemon, yılın ikinci çeyreğinde 14 yeni mağaza açarak toplam mağaza sayısını 784’e çıkardı. Ancak en büyük pazarı olan ABD’de tablo parlak değil. Aynı mağaza satışları %4 düştü. Genel karşılaştırılabilir satışlar ise yalnızca %1 artış gösterdi, bu da Wall Street’in %2,2’lik beklentisinin altında kaldı.

McDonald, özellikle gündelik giyim ve lounge kategorilerinde markanın “müşterilerle yankı bulmadığını” ve ürünlerin “çok öngörülebilir hale geldiğini” itiraf etti. Ona göre asıl sorun, yeni trendler yaratma fırsatlarının kaçırılması. Bu nedenle şirket, 2025 baharında koleksiyonlarının yaklaşık %35’ini yeni ürünlerden oluşturmayı ve hızlı tasarım kabiliyetlerini güçlendirmeyi planlıyor.

Lululemon için Stratejik Yenilenme Arayışı

Lululemon’un brüt kâr marjı çeyrekte %58,5’e, faaliyet kâr marjı ise %20,7’ye geriledi. CFO Meghan Frank, ABD’de kaldırılan “de minimis” muafiyetinin şirketi doğrudan etkilediğini ve vergi kaynaklı kârdaki düşüşün önemli kısmını oluşturduğunu açıkladı.

Şirket, üçüncü çeyrek için gelirini 2,47–2,50 milyar dolar arasında, hisse başına kârını ise 2,18–2,23 dolar aralığında öngörüyor. Bu rakamlar, piyasanın daha yüksek beklentilerinin altında kalıyor.

McDonald, “Çeyrek sonuçlarından memnun değiliz; markamız bu sonuçlardan daha iyisini hak ediyor” diyerek ürün stratejisini yeniden şekillendireceklerini vurguladı. Uzun vadede kısa vadeli çözümlerle marka değerini zedelemek istemediklerini belirten CEO, büyümenin anahtarını “doğru ürün geliştirme” olarak tanımladı.