Kasım ayının ve yılın sonuna yaklaşırken perakendenin yoğunlukları da hız kesmeden devam ediyor. Mağaza açılışları tarafında sektörden gelen bilgilendirmelerle hazırladığımız haftanın mağaza açılışları serisinin bu haftaki derlemesi ile sizlerleyiz.
Bazı markalar Black Friday indirimlerini tamamen durdururken diğerleri müşterileri büyük indirimlerle cezbediyor, perakendecilerin büyük bir kısmı da bu iki uç noktanın arasında bir yerde. Tüketicilerin çoğunluğu (%85) Black Friday’e katılmayı planlıyor ve en az %30 ila %50 indirim bekliyor. En popüler kategoriler elektronik, teknoloji ve moda.
Peki her alanda yardımımıza koşan yapay zeka Black Friday döneminde bize ne gibi faydalar yaratabilir?
‘Black Friday’de Hiçbir Şey Yapmamak, Yanlış Strateji İzlemekten Daha İyidir’
Efsane: Black Friday ile daha fazla satış
Araştırmalar küreselde, Black Friday’in ciroda büyük bir artışa yol açtığı mitini çürütüyor. “Talep ve ciroda bazen %150 ila %200’lük muazzam pozitif zirvelerden gerçekte sadece yaklaşık %7 daha fazla ciro kalıyor.”
Perakendeciler yalnızca Black Friday’in etrafındaki günü veya haftayı değil, aynı zamanda öncesi ve sonrasındaki dönemi de dikkate almalıdır. Bu bağlamda, müşteriler alışverişlerini erteleyip Black Friday için planladıklarından satışlar açısından işler genellikle kötü görünür. Çalışmalara göre, talep Black Friday’den üç hafta önce ve iki hafta sonrasına kadar “önemli” bir şekilde düşer.
Tuzak: Fiyatlandırma
2024 satış döneminde sadece Almanya’da toplam 6,4 milyar euroluk ciro öngörülüyor; bu geçen yıla göre yaklaşık %10 daha fazla. Ancak perakende sektörüne yaklaşık 300 milyon Euro kâr kaybına neden olabilecek “yanlış fiyatlandırma” burada en kritik nokta.
“Özellikle müşteri ihtiyaçlarına yanıt veren öngörülü ve yapay zeka destekli bir fiyatlandırma modeli giderek daha önemli hale geliyor. Tüketiciler artık çok hedefli bir şekilde satın alma yaptıkları için perakendeciler Black Friday’den en iyi şekilde yararlanmaktan kaçınamazlar.”
Ancak şimdiye kadar bu, pazarın çoğunluğu için hala gelecekteki bir görev – perakendecilerin yalnızca yaklaşık %5’i AI tabanlı bir fiyatlandırma stratejisi kullanıyor. Bu nedenle fiyatlar esas olarak rekabete göre belirleniyor. Bu baskın strateji geçen yıl 625 milyon Euro kâr elde etti, ancak çalışmaya göre daha iyi iskontolama ve pazarlama harcamalarının kullanımı bunun yarısı veya 915 milyon Euro ile sonuçlanabilirdi.
‘black friday’de hiçbir şey yapmamak, yanlış strateji i̇zlemekten daha i̇yidir’
Perakende sektörü kötü fiyatlandırma kararları nedeniyle kendine zarar veriyor
Günümüzde perakendecilerin çoğunluğu (%95) hem çevrimiçi hem de çevrimdışı olarak bilinen stratejileri, yani kuponlar, indirimler ve bunlarla ilişkili pazarlamanın bir karışımını kullanıyor.
“Genellikle fiyatlar ve indirimler müşterilerin gerçek ihtiyaç ve isteklerine göre değil, esas olarak rekabete göre belirlenir. Bu, perakendecilerin rekabetçi kalmak için bir fiyat savaşına girme baskısı hissetmesine yol açar.”
Karşılaştırma yapmak gerekirse, yapay zeka tabanlı bir fiyatlandırma modeli, özellikle kozmetik veya spor malzemeleri gibi en küçük fiyat değişikliklerinin bile talep üzerinde büyük etki yarattığı ürün kategorilerinde, geçen Black Friday’de 740 milyon euroya kadar ek satış yaratabilirdi.
“Perakende sektörünün kötü fiyatlandırma kararlarından sıklıkla zarar gördüğü gerçeği, Black Friday’de hiçbir şey yapmamanın bile yanlış strateji izlemekten daha iyi olacağı gerçeğinden de anlaşılıyor.”
Çözüm olarak yapay zeka
Çalışma, bir bireysel perakende şirketinin bir pazarlama stratejisi veya indirim kampanyaları olmadan bile kârını ikiye katlayabileceğini gösteriyor. Ancak bu, yalnızca herkes indirim savaşlarıyla talebi teşvik etmeye devam ettiği sürece mümkün – bu geleceğe yönelik bir yaklaşım değil. Fiyatlandırma stratejilerinde yapay zekaya güvenen şirketler “ortalama olarak ek 158 milyon Euro kârla bundan en iyi şekilde yararlanabilir.”
AI, tüketici anketinin ortaya çıkardığı paradoksu da ele alabilir: Tüketiciler yüksek indirimler bekler, ancak genellikle yalnızca küçük fiyat indirimleri alırlar. Yine de memnundurlar ve satın alımlarının çoğunu bugüne taşırlar. “Perakendeciler, cazip ve kârlı fiyatlar arasında doğru dengeyi bulmak için AI tarafından optimize edilmiş fiyatlandırma yoluyla bu davranışı kullanabilirler.”
Teknosa‘nın sosyal ticarette hayata geçirdiği ‘Bi’linkle Paylaş Kazan’ projesinde iki yılda 150 binden fazla kişi yaklaşık 550 bin link oluşturdu.
Teknosa internet sitesi üzerinden beğendiği herhangi bir ürünü ‘paylaş kazan’ butonuyla sevdikleriyle paylaşan kullanıcıların linkten satın alım yapıldığında nakit kazanç elde ettiği projede 2 yılda 150 binden fazla kişi tarafından yaklaşık 550 bin link oluşturuldu.
Proje sayesinde 1,3 milyon kişi internet sitesini ziyaret ederken, paylaşılan linkler aracılığıyla 93 bin ürün satıldı. Teknosa, projeyle birlikte toplamda 650 bin kişiye ulaştı.
Teknosa’nın sosyal medya hesabı olmayanları da kapsayacak şekilde hayata geçirdiği projede, isteyen herkes, internet sitesi üzerinden beğendiği herhangi bir ürünün yanında bulunan ‘paylaş kazan’ butonuna tıklıyor. Kullanıcılar, kendileri için özel olarak oluşturulan ürün linkini ister mesajlaşma servisleri ister bloglar ister sosyal medya hesapları üzerinden sevdikleriyle paylaşıyor ve paylaştıkları linkten satın alım yapıldığı zaman nakit kazanç elde ediyor.
Proje, Teknosa’nın ürün yelpazesinden özgürce seçim yapma imkanı sunarken, aylık 5 bin liraya kadar nakit gelir elde etme şansını da beraberinde getiriyor. Kendi topluluğunu yaratarak müşteri sadakatini artırmayı da hedefliyor.
Arzum, yılın ilk 9 ayında enflasyondan arındırılmış hasılatını, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 7,5 artırarak 3,8 milyar liraya ulaştırdı.
Arzum, bu dönemde pazar payını ve operasyonel karlılığını sürdürülebilir şekilde devam ettirdi. Firma, faaliyet gösterdiği küçük ev aletleri sektöründe dönemsellik söz konusu olduğunu, genellikle yılın son 4 ayında sektör satışlarının arttığını, eylül ayı itibarıyla dönemselliğin pozitif etkisinin görüldüğünü ve son dönemde alınan stratejik aksiyonların olumlu sonuçlarının, ilerleyen dönemde yaşanacağını bildirdi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Arzum Mali, Ticari ve Kurumsal İşlerden Sorumlu Kıdemli Genel Müdür Yardımcısı Arda Altınok, 2024’ün ilk 9 ayının, tüm sektörlerde olduğu gibi kendileri için de zorlu ekonomik koşulların etkili olduğu bir dönem olduğunu belirtti.
Altınok, ‘Dönemselliğin etkili olduğu ve yaz aylarının daha durgun yaşandığı küçük ev aletleri sektöründe, yüksek seyreden faiz oranları, net işletme sermayesi ihtiyacını finansman sağlayarak yöneten her şirkette olduğu gibi, Arzum’un finansallarında da olumsuz etki yarattı. Bunun yanı sıra 2024 yılı özelinde nakliye ve gümrük işlemlerinin normalden daha uzun sürede tamamlanmaya başlaması nedeniyle ithalat süreçlerinde gecikmeler yaşadık. Bu gecikmeler, tedarik ettiğimiz ve ödemesini peşin olarak yaptığımız ürünlerin satışının planlanan döneme yetişmemesine ve dolayısıyla net işletme sermayesi ihtiyacının artmasına sebep oldu. Bu dönemde, finansman ihtiyacımızı karşılamak üzere banka kredisi, finansman bonosu ve sukuk (kira sertifikası) gibi farklı finansman alternatifleri geliştirdik. Bahsettiğim tüm bu olumsuz durumlar, bizlere üçüncü çeyrekte yaklaşık 300 milyon lira zarar olarak yansıdı.’ ifadelerini kullandı.
‘Pazar paylarını ve operasyonel karlılığı korumayı başardık’
Olumsuz etkilere rağmen, operasyonel faaliyetlerde güçlü bir performans sergileyerek pazar paylarını ve operasyonel karlılığı korumayı başardıklarını vurgulayan Altınok, ‘Maliyet yönetimi ve nakit akış optimizasyonunu odağımıza alarak sürdürülebilir büyüme stratejimize bağlı kaldık. Yılın ilk 9 ayında enflasyondan arındırılmış hasılatımızı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 7,5 artırarak 3,8 milyar liraya ulaştırdık. 2024 yılının üçüncü çeyreğinde ise faiz, amortisman ve vergi öncesi karı (FAVÖK) 389,9 milyon lirayı buldu, esas faaliyet karımız ise 341,5 milyon liraya ulaştı. Brüt kar marjımızı yüzde 31,8, FAVÖK marjımızı yüzde 10,2 ve esas faaliyet kar marjımızı yüzde 9 seviyelerine getirerek rakamlarımızı geçtiğimiz yılın aynı çeyreği ile benzer seviyelerde tutmayı başardık.’ değerlendirmesinde bulundu.
Arzum olarak son dönemde aldıkları stratejik aksiyonların olumlu sonuçlarını almaya başlayacaklarını kaydeden Altınok, küçük ev aletleri sektörünün potansiyeline her zaman inandıklarını ve bu doğrultuda yatırımlarını sürdürdüklerinin altını çizdi.
’27 projeye ait 41 adet ürünü stoklarımıza soktuk’
Fiziki ve altyapı çalışmaları tamamlanan araştırma-geliştirme laboratuvarını 2024’ün 3’üncü çeyreğinde kullanmaya başladıklarına işaret eden Altınok, şunları kaydetti:
‘Laboratuvar sayesinde, geliştirilen ürünlerin doğrulanması, yeni komponent, yenilikçi ürün konseptlerin incelenmesi ve rekabetteki ürünlerin analizi, sistematik olarak yürütülecek. Bu kapsamda, birincil önceliğe sahip ürün doğrulama ve algoritma testlerinin gerçekleştirilmesine başladık. İkinci aşamada, ilgili test prosedür ve talimatlarının oluşturulması ile testlerin çeşitlendirilmesi sağlanacak. Sektör raporları ve trend analizlerini göz önüne alarak 2024 yılı 3’üncü çeyreğinde devreye alınması planlanan projelere ait önceliklendirmeleri gözden geçirdik ve planlanan 27 projeye ait 41 adet ürünü stoklarımıza soktuk. 2024’ün stratejik planlamasında önemli role sahip ‘Arzum OKKA Espresso Serisi’ ve kişisel bakım serisi ‘Arzum Revolution’a ait 3 ürünü, kullanıcılarımızla buluşturduk.”
Türkiye’nin önde gelen şirketlerinin temel finansal göstergeleri ile sıralandığı ‘Fortune 500 Türkiye 2023’ listesinde yer aldıklarını hatırlatan Altınok, Arzum’un küresel marka olma hedefinden hiçbir zaman sapmadığına, bu doğrultuda mevcut ve yeni yurt dışı pazar odaklı çalışmalarını sürdürdüklerine dikkati çekti.
Almanya’nın başkenti Berlin’de Uluslararası Tüketici Elektroniği Fuarı’na (IFA 2024) katıldıklarını ve geliştirdikleri 75 farklı ürünü burada sergilediklerine değinen Altınok, fuarda Arzum OKKA Espresso serisini ilk kez görücüye çıkardıklarını, bunun yanı sıra akıllı mutfak robotu ‘Thermogusto’ ve kişisel bakım kategorisinde Revolution serisinin de bulunduğu 17 yeni ürünü de fuar katılımcılarının beğenisine sunduklarını kaydetti.
‘Arzum olarak stratejik öncelikli ülkelerde güçlü bir varlık oluşturmayı hedefliyoruz.’ şeklinde görüş belirten Altınok, henüz Arzum ve Arzum OKKA markasıyla giriş yapmadıkları hedef yurt dışı pazarlar için giriş stratejilerini belirleyerek küresel bir marka olma yolunda emin adımlarla ilerlediklerini bildirdi.
Arzum’un AR-GE yatırımlarına, hizmet kalitesine ve kullanıcılarına verdiği değeri ödüllerle perçinlediğini aktaran Altınok, yılın üçüncü çeyreğinde birçok ödüle layık görüldüklerini, 2001’den bu yana her yıl uluslararası platformda faaliyet raporlarının değerlendirildiği ‘Vizyon Ödülleri’ yarışmasında ‘2023 Faaliyet Raporu’ ile 6 farklı ödülü bir arada kazandıklarını, itibarlı halkla ilişkiler platformlarından San Diego merkezli Amerikan İletişim Profesyonelleri Birliği (LACP) tarafından yapılan değerlendirmede firmalarının, aynı rapor ile kendi kategorisinde 100 üzerinden 99 puan alarak, bu alanda alınabilecek en yüksek derece ‘Platin Ödül’ün sahibi olduğunu anlattı.
Türk kahvesi tanıtım çalışmalarına tüm hızlarıyla devam ettiklerini aktaran Altınok, Arzum’un üçüncü çeyrekte yerli ve yabancı kahve sektörünün önemli markalarının bir araya geldiği ‘Kahve Zirvesi 2024’e katıldığını vurgulayarak, ‘Bu yıl 8’incisi düzenlenen Ankara Kahve Festivali’ne yeni OKKA Espresso serimiz ile hazırladığımız ikramlarımızla damga vurduk. İstanbul Kahve Zirvesi’nden sonra ilk kez Ankara Kahve Festivali’nde kahve tutkunlarıyla buluşturduğumuz yeni seri, festival katılımcılarından büyük beğeni topladı.’ ifadelerini kullandı.
Perakende profesyonelleri, fiziksel mağazayı her zaman alışverişçi etkileşimi için kritik bir kanal olarak gördüler.
Perakende medyasının hızla büyümesi artık mağazaya biraz farklı bir mercek tutuyor, çünkü perakendeciler tüm paketlenmiş ürün satışlarının %90’ını oluşturan lokasyona erişim sağlayarak performansa dayalı reklam fırsatlarının menüsünü genişletmeye çalışıyor. Ve perakende medya sektöründe çalışan birçok dijital pazarlamacıya göre, mağaza yeni bir sınır gibi görünebilir.
Bakış açısı ne olursa olsun, perakendeciler artık mağazaya “perakende medya” getirmeyi ve reklamverenlere talep ettikleri kurumsal çapta çok kanallı program fırsatları sunmayı hedefliyor. Çoğu, halihazırda var olan üçüncü taraf medya fırsatlarını dahil ediyor veya mümkün olan en kısa sürede yetenekler eklemek için aceleyle dijital ekran ağları kuruyor.
Ancak her dijital tabela ağı, mağaza içi ortam için uygun olmayabilir veya perakende medya haline gelemeyebilir. Fırsat yaratma çabasında, bazı perakendeciler medyayı, üretilebilecek reklam bütçelerinin ötesinde değerlendirmeyi unutuyor olabilir. Ayrıca, perakende medyasını bu kadar değerli kılan belirli kitleleri hedefleme ve etkiyi ölçme yeteneği gibi temel unsurları da göz önünde bulundurmayı unutuyor olabilirler.
Herhangi bir perakende medya kapasitesi oluştururken temel ilke, bunun işletmeniz ve müşterileriniz için uygun olduğundan emin olmaktır. Mağaza içinde ise işletmeniz için doğru olan, alışveriş deneyimini iyileştirmektir.
Perakendecilerin, alışveriş deneyimini iyileştirecek ve nihayetinde perakende medyasının vaadini yerine getirecek mağaza içi reklam fırsatlarını uyguladıklarından emin olmak için sormaları gereken sorular şunlardır.
Mağaza İçi Perakende Medyası: CPM’ye Değil, Alıcıya Odaklanın
1.Perakende medyaİşletme için doğru mu?
Tek cevap, “Evet, çünkü bunu paraya çevirebilirim” olamaz. Etkili mağaza içi medya, iş modelinize stratejik olarak uygun olmalıdır. Bu, ürün çeşitliliği, kanalınızdaki seyahat görevleri ve müşterilerinizin alışveriş şekli dahil olmak üzere mağaza ortamınızla alakalı olması gerektiği anlamına gelir. Belirli bir medya ürününün değerini anlamıyorsanız, alışveriş yapanlarınız ve marka ortaklarınız da anlamayacaktır.
2. Alışveriş deneyimini geliştirecek mi?
İşletme için neyin doğru olduğuna karar vermek büyük ölçüde müşteri için neyin doğru olduğuna karar vermeye dayanır. Medya, mağazada ve koridorda gezinmelerine, ilgili fırsatları bulmalarına, yeni ürünler keşfetmelerine, bilinçli satın alma kararları vermelerine yardımcı olacak mı? Deneyimi bir şekilde iyileştirmiyorsa, etkili bir reklam aracı olmak için gereken etkileşimi elde edemeyecektir.
Örneğin, raftaki video, alışveriş yapanların genellikle ürün kullanımını anlamaları gereken ev geliştirme zincirleri için harika bir çözüm olabilir; mağaza içi radyo, dürtüsel satın alma potansiyelinin yüksek olduğu ve ürüne yakınlığın yakın olduğu marketlerde ideal olabilir. Ancak bunun tersi doğru olmayabilir.
Değerlendirmeye başlamak için iyi bir yer, alışveriş yapanların halihazırda ne kullandığını düşünmektir. Alışveriş yapanların büyük bir yüzdesi mağazanın içinde uygulamanızı zaten açıyorsa, büyük bir dijital ekran dağıtımına ihtiyacınız olmayabilir. Ve uygulamanın sağladığı kişiselleştirilmiş bağlantı, diğer perakende medya ihtiyaçlarınızın bazılarını da çözebilir.
Bir diğer husus, dijital alışveriş deneyiminin en iyi yönlerinden bazılarını mağazaya getirmenin yollarını bulmaktır. Örneğin, Sephora’nın güzellik danışmanları, mağazadaki alışveriş yapanların makyajı fiziksel olarak denemeye başlamadan önce seçimlerini daraltmalarına yardımcı olmak için perakendecinin sanal deneme aracını kullanır.
3. Uygulanabilir bir şekilde ölçeklenebilir mi?
Perakendeciler, teknoloji var olduğundan beri zincir genelindeki dijital medya ağlarını düşündüler ve alışverişçi pazarlamasının tarihi başarısız girişimlerle dolu. Bir çözüm yukarıdaki kriterleri karşılasa bile, dağıtmak ve sürdürmek için finansal ve operasyonel açıdan mantıklı olması gerekir.
Maliyetler ve pazara sunma hızı konusundaki endişeler, birçok perakendecinin bu fırsatları ağ teklifine dahil etmek için mevcut mağaza içi medya ortaklarıyla çalışmasına neden oldu. Bu makul bir kısa vadeli çözümdür, çünkü çoğu marka reklamvereni bu fırsatların neler yapabileceğini zaten biliyor. Ancak uzun vadede, bu araçların en azından perakende medyası modeline uyması için güncellenmesi gerekecektir.
4. Perakende medya reklamverenleri için uygun mu?
Mağaza, alışveriş yapan ve bu nedenle ürünler ve teklifler hakkında mesajlaşmaya açık olan çok sayıda tüketiciye ulaşmak için neredeyse rakipsiz bir fırsat sunuyor.
Yeni ürünler piyasaya süren, promosyonlar düzenleyen veya sadece farkındalık yaratmayı hedefleyen marka reklamverenleri için ideal bir ortamdır ve bu aynı zamanda dönüşümü de sağlayabilir. Dahası, satış noktası verileri bu çabaların satış etkisi hakkında genel kanıtlar sağlayabilir.
Mağaza içi medyanın satışları artırmadaki gücü uzun zamandır belgelenmiştir. Mevcut araçlar, perakende medya reklam verenlerinin, bir perakendecinin tüm alışverişçilerine ulaşma ve başka yerlerde gördükleri mesajları pekiştirme potansiyeline sahip çok kanallı programlar yürütmesine olanak tanır. Bu iki nedenden ötürü, mağaza içi “kitle iletişim araçları” fırsatları her zaman değerli olacaktır.
Ancak perakende medyasının büyüsü, reklamverenlerin belirli kitlelere ulaşmasını ve daha sonra doğrudan etkiyi ölçmesini sağlama yeteneğidir; bu, henüz çok az mağaza içi medya fırsatının yapabildiği bir şeydir; belki akıllı alışveriş arabaları ve hem satın alma geçmişi hem de alışveriş niyeti hakkında veri sağlayabilen daha gelişmiş perakendeci uygulamaları hariç.
5. Hedeflenebilir ve ölçülebilir mi?
Bu, bugünden çok yarının sorusu olabilir, ancak perakendeciler mağaza içinde perakende medyasının tüm potansiyelini sunmak ve aradıkları reklam dolarlarını çekmek istiyorlarsa, nihayetinde mevcut medyayı uyarlamalı veya bu hedefleme ve ölçüm yeteneklerine sahip yeni araçlar sunmalıdır.
Fiziksel perakendenin karmaşıklığında etkili bir şekilde gezinmek, geleneksel mağaza dinamikleri hakkında derin bir anlayış, hala gelişen perakende medya pazarında uzmanlık ve ikisini alışveriş yapanlarınızın yararına olacak şekilde birbirine bağlama becerisi gibi yıllarca süren kurumsal bilgi gerektirir. Bu “yeni sınırda” size rehberlik edecek bazı sektör gazilerinin yanınızda olması faydalı olabilir.
Bazı markalar için yıllık perakende satışlarının %40’ına kadarını oluşturan tatil alışveriş sezonu, şirketler için bu kritik dönemi en iyi şekilde değerlendirmek amacıyla Black Friday-Cyber Monday (BFCM) stratejilerini iyi ayarlıyor.
İndirim kritik bir rol oynasa da, çevrimiçi ortamda öne çıkmanın tek yolu bu değil. İşte yedi lider markanın 2024’te başarıya ulaşmak için nasıl konumlandırıldığı.
İndirimlerin Ötesinde: 7 Önde Gelen Marka Satışlarını Etkileyen Black Friday Stratejilerini Paylaşıyor
Erken Erişim ve Sadakat Programları Erken Satışları Teşvik Eder
Markalar, müşteri memnuniyetini korurken Black Friday öncesi satışları artırmak için giderek daha fazla erken erişim ve sadakat teşvikleri kullanıyor. Evcil hayvan maması markası Bully Max, bu zorluğa yönelik sofistike bir yaklaşım geliştirerek Black Friday’den birkaç gün önce abonelere “erken erişim” indirimleri sunuyor. Bully Max’in Pazarlama Direktörü Maris Laatre, “Bu beklentiyi yönetmenin önemli olduğunu öğrendik,” diyor ve erken satın alımları daha değerli hissettirmek için özel sadakat ödülleri sağladıklarını belirtiyor.
Bitki bazlı yemek markası Daily Harvest da benzer şekilde abone tabanından yararlanarak son dakika alışveriş yapanlara 75 ila 200 dolar arasında değişen yeni hediye kartları sunuyor ve tatil paketlerine erken erişim sağlıyor. Marka ayrıca sadakat yaklaşımına sosyal etki katıyor ve ihtiyacı olanlara satılan her hediye paketi için beş öğün bağışlıyor.
Derin Fiyat Kesintileri Üzerine Sıralı İskonto
Markalar agresif indirimlerle dibe doğru yarışmak yerine promosyon stratejisine ölçülü bir yaklaşım sergiliyor. Örneğin BRUNT Workwear, indirimi yalnızca BFCM ile sınırlıyor. “Müşterilerinizi her fırsatta bir satış beklemeleri için eğitirseniz, sonunda markanızın değerini düşürürsünüz ve satış hunisinde yukarı ve aşağı sürtüşme yaratırsınız,” diye açıklıyor BRUNT Workwear’ın kurucusu ve CEO’su Eric Girouard.
Diğer markalar da sezon boyunca dikkatlice yapılandırılmış indirim kademeleri uyguluyor:
Daily Harvest, 21-22 Kasım tarihlerinde tüm paketlerde %20 indirim sunarak, 23-28 Kasım tarihleri arasında %10 indirime geçerek ve ardından 29 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında %20 indirime geri dönerek promosyonlarını aşamalı olarak düzenliyor.
Bebek markası Jool Baby, kataloglarındaki çoğu üründe %20 indirim sunarak karma bir yaklaşım sergiliyor, Nova Nature bebek salıncağı gibi seçili ürünlerde ise %30’luk daha derin indirimler alıyor.
Açık hava battaniyesi markası Rumpl, sınırlı sayıda üretilen ürünleri agresif site genelindeki indirimlerle birleştiriyor ve özel ürünlerde %25 indirim sunarken site genelinde %40 indirim kampanyası düzenliyor.
İndirimin etkisi açıktır – Amazon’un 2024 Prime Day etkinliği sırasında Salesforce araştırması, indirim oranlarını anlamlı şekilde artıran perakendecilerin ABD satışlarında %3 artış ve olumlu sipariş hacmi büyümesi gördüğünü buldu.
Çok Kanallı Entegrasyon Merkez Sahneye Çıkıyor
Markalar, pazaryerleri ve doğrudan tüketiciye kanallar arasında kusursuz deneyimler yaratmak için çalışıyor. Daha önce doğrudan tüketiciye (DTC) bir marka olan ve bu yıl Amazon’a yeni gelen Daily Harvest, kişiselleştirme yetenekleri ve teslimat planlama seçenekleri de dahil olmak üzere DTC hediye programını Amazon tatil teklifleriyle koordine ediyor. Daily Harvest sözcüsü, “Onların ihtiyaçlarına en uygun kanalda tatil tekliflerimizden faydalanabilmelerini sağlamak istiyoruz, bu da finansalların kanal genelinde çalıştığından emin olmak için tarafımızdan dikkatli bir tanıtım planlaması gerektiriyordu” diyor.
Bu çok kanallı yaklaşım, yerine getirme yeteneklerine kadar uzanıyor. Daily Harvest, “Amazon paketlerini bu tatil sezonunda müşterilere mümkün olan en kısa sürede ulaştırabilmek için tüm dahili taşıyıcı kurulumunu yeniden düzenledi,” özellikle bozulabilir mallar için bu çok önemli.
Saf Tanıtımdan Çok Hikaye Anlatımı
Markalar, daha ilgi çekici anlatılar yaratmak için basit indirim mesajlarının ötesine geçiyor. Bulmaca markası ROKR’nin üreticisi Robotime’da Satış Müdürü olan Alfred Christ, “Hikayeanlatımı bu yılki kampanyalarımızın kalbidir” diyor. Yaklaşımları, bulmacaların canlandığı stop-motion videoları ve ürün işçiliğini vurgulayan içerikleri içeriyor ve %30’a varan indirimler sunuyor.
Bu yaratıcı yaklaşım, veri odaklı içgörülerden kaynaklanmaktadır. Christ, “Daha yaratıcı görsel reklamlara sahip kampanyaların, tipik ürün çekimlerinizden daha yüksek etkileşim oranları aldığını fark ettik,” diyerek, müşteri geri bildirimlerinin sürekli olarak ürünün benzersizliği ve işçiliğine yönelik takdiri vurguladığını belirtiyor.
Sınırlı Sayıda Üretilen Ürünler Aciliyet Yaratır
Bazı markalar indirimlerin ötesinde heyecan yaratmak için özel ürünler kullanıyor. Rumpl, Şükran Günü’nden Cyber Pazartesi’ye kadar her gün bir adet sınırlı sayıda battaniyenin piyasaya sürüldüğü bir “Cyber 5 Holiday Drop” başlatıyor. Bunlar arasında NASA Uzay Battaniyesi gibi hayranların favorileri de yer alıyor. Bu strateji, daha önce benzer bir promosyonun ilk gününde tüm SKU’ları satmış olmaları nedeniyle sınırlı sayıdaki ürünlerle başarılı geçmişlerini takip ediyor.
BRUNT Workwear, yılın tek satış etkinliğine benzer bir stratejik yaklaşım sergiliyor. BRUNT Workwear’ın kurucusu ve CEO’su Eric Girouard, “Müşterilerimizi heyecan duyacakları sınırlı sayıdaki ürünler ve fırsatlarla şaşırtmak için BFCM üzerinde bir yıl önceden çalışmaya başlıyoruz,” diyor. Kapsamlı stratejileri arasında “ünlüler ve etkili kişilerle içerik ortaklıkları, merak ve talebi teşvik etmek için sosyal içerik oluşturucu tohumlama ve aciliyet yaratan e-posta/SMS temas noktaları” yer alıyor.
Sosyal Ticaretin Evrimi ve Etkileyici Etkisi
TikTok Shop’un yükselişi, markaların sosyal ticarete yaklaşımını yeniden şekillendiriyor. TikTok’un Ekim Sonbahar Fırsatları etkinliği sırasında, platformun Bebek kategorisi tek başına 412 milyon dolar GMV üretti ve Jool Baby ilk üç marka arasında yer aldı. Jool Baby’nin kurucusu ve başkanı Judah Bergman, “Bu deneyim, bir tanıtım etkinliği sırasında hem satışları hem de marka bilinirliğini artırmada kullanıcı tarafından oluşturulan içeriğin gücünü vurguladı,” diyor.
Bu ivmeyi sürdüren Jool Baby, BFCM 2024 için tanıtım yaklaşımını genişletiyor. Marka yakın zamanda hem sektör yorumcularından hem de etkileyici ürün yorumlarından web sitelerine satışları artırmak için bağlı kuruluş ağı ShareASale’e katıldı. Strateji, özellikle genç, teknoloji meraklısı ebeveynlere otantik, ilişkilendirilebilir içeriklerle ulaşmak için güçlü bir kanal olduğu kanıtlanmış olan TikTok Shop’a yaklaşımlarında geçen yıla göre önemli bir genişlemeyi temsil ediyor.
BRUNT Workwear da benzer şekilde sosyal ticareti benimseyerek, ünlüler ve etkili kişilerle içerik ortaklıkları, özel yıllık satış dönemlerinde ilgi ve talebi artırmak için sosyal içerik yaratıcılarının tohumlanması gibi bir pazarlama yaklaşımı geliştirdi.
Artan Reklam Maliyetleri Strateji Değişikliklerini Tetikliyor
Pazar yerlerindeki artan rekabet, markaları reklam yaklaşımlarını ayarlamaya zorluyor. MANSCAPED, Amazon manzarasında önemli değişiklikler gözlemledi. MANSCAPED’de Pazar Yerleri Başkan Yardımcısı Jimmy Liao, “Bu yıl, doğrudan fabrikadan gelen Çinli 3P satıcılarında önemli bir artış gördük” diyor. “Bu, nihayetinde artan rekabete ve dolayısıyla sınırlı reklam envanteri nedeniyle daha yüksek reklam maliyetlerine yol açıyor.”
Şirket, geçen yılki Prime Day’e kıyasla reklam harcamalarının en az %25 arttığını bildirirken, kararlı bir eylemde bulunuyorlar. Liao, “Daha erken ve daha derin stratejik indirimler uyguluyoruz. Önemli etkinliklere giden ön dönem, ürünlerimizi bu önemli günlerden hemen önce etkili bir şekildekonumlandırmamıza yardımcı olduğu için önemlidir,” diye açıklıyor. Marka ayrıca promosyon stratejisini çeşitlendiriyor, Amazon Ortakları’nı ve Amazon dışı fırsat tanıtımı için sosyal medyayı kullanıyor.
Müşterilerle bulundukları yerde buluşmak
Markalar bu karmaşık manzarada gezinirken, başarının promosyon teklifleri ve marka değeri arasında doğru dengeyi kurmaya ve kanallar arasında kusursuz deneyimler yaratmaya bağlı olduğu görülüyor. En etkili stratejiler, marka değerinden ödün vermeden aciliyeti artırmak için dikkatli indirim planlamasını ilgi çekici içerik ve sınırlı süreli tekliflerin stratejik kullanımıyla birleştirir.
Günümüzün oldukça rekabetçi perakende senaryosu, müşteri memnuniyeti ve sadakatini sürükleyici ve ilgi çekici bir alışveriş deneyimi yaratmaya odaklıyor. Aydınlatma, ambiyansın bir düzenleyicisi olarak kullanılabilir, müşteri davranışını yönlendirebilir ve hatta satın alma kararlarını etkileyebilir. Bu nedenle, farklı aydınlatma tekniklerini akıllıca kullanarak, bir perakende alanı kayıtsız bir alandan göze hoş gelen ve her şeyden önce planlandığı amaç için işlevsel olan davetkar bir alana dönüştürülür. Aşağıdaki makale, perakendecilerin tüketici deneyimlerini geliştirmek ve buna bağlı olarak satışları artırmak için aydınlatma tasarımını kullanabilecekleri farklı yollardan bazılarını ana hatlarıyla açıklayacaktır.
Perakendeciler Çeşitli Aydınlatma Tasarımı Tekniklerini Kullanarak Alışveriş Deneyimlerini Nasıl Yaratır ve Geliştirir?
1. Ortam aydınlatmasıyla doğru atmosferi yaratmak
Ortam aydınlatması genellikle herhangi bir perakende ortamının arka plan katmanıdır ve mekanın genel ruh halini ve atmosferini belirler. Perakendeciler, parlaklık seviyelerini, renk sıcaklığını ve hatta ışığın yönünü ayarlayarak marka kimlikleriyle uyumlu bir ortam yaratırlar. Örneğin, üst düzey bir tasarımcı moda butiği, sofistikeliği ve ayrıcalığı yansıtan hafif pembe bir ton içeren yumuşak aydınlatma ile sıcaklık yaratmaya karar verebilir. Öte yandan, aletler ve elektronik ürünler satan teknoloji mağazaları, daha modern ve yenilikçi bir ortam önermek için soğuk, parlak aydınlatma kullanabilir.
İyi yerleştirilmiş ortam aydınlatması, alışveriş yapanlara rahatlık verir ve onları rahatlatır, bu da mağazada mümkün olduğunca çok zaman geçirmelerini teşvik eder. Genel olarak, keskin gölgeler veya aşırı kontrastlar olmadan ışığın alanda eşit şekilde yayılması için dağıtılır, bu da belirli bir alandaki atmosferi soğuk veya davetsiz hale getirebilir. Pembe ışığın yumuşak yıkaması, ortamı daha da dost canlısı hale getiren bu yumuşak, sofistike parıltıyı yaratarak lüks perakende alanının ambiyansını yükseltir.
2. Vurgulu aydınlatma ile ürünleri vurgulama
Avize aydınlatması, müşteriye ekstra bir ivme kazandırmak ve alışveriş yapanın dikkatini hemen çekmek için belirli bir ürünü aydınlatır. Bu, yüksek marjlı veya promosyonel ürünlerin çerçevelenmesi bağlamında iyi bir şekilde gösterilmiştir. Bir ürünü daha parlak veya daha yoğun ışığa maruz bırakmak, müşterileri bir perakendecinin belirli ürünlere doğru gitmelerini istediği yöne hafifçe iter.
Örneğin, bir mücevher mağazasında vurgu aydınlatması, ışıltılı yüzüklerin ve kolyelerin görünür hale gelmesini sağlamak için kullanılabilir ve bu da zaten lüks olan çekiciliklerine daha da fazla değer katar. Giyim mağazaları için vurgu aydınlatması, mankenlere veya başka türlü fark edilmeyecek bir kıyafet veya aksesuarın nasıl giyilebileceğini gösteren özel teşhirlere yoğunlaşabilir.
Bunlar normalde vurgu aydınlatması yoluyla sağlanır: LED spotlar, ray aydınlatma ve yönlendirilebilir downlight’lar. Bu armatürler ayrıca farklı ürünleri vurgulamak için ayarlanabilir; böylece perakendeciler mağazalarının estetiğini yeniden canlandırabilir ve farklı mevsimsel veya promosyon ürünlerinin öne çıkmasını sağlayabilir.
3. Görev aydınlatmasıyla müşteri akışını yönlendirme
Görev aydınlatması, müşterilerin bir görevi gerçekleştirdiği veya ürünün onlarla etkileşime girdiği alanların aydınlatılmasını ifade eder. Perakendede, kasa tezgahları, prova odaları ve ürün teşhir alanları üzerindeki görev aydınlatması, ayrıntıların titizlikle incelenmesi, fiyat etiketlerinin okunması veya giysilerin denenmesi için kritik öneme sahiptir.
Bu, örneğin, manav reyonundaki aydınlatma görevlerinin meyve ve sebzelerin kalitesini vurgulayacağı ve müşterinin satın aldığı yiyecek hakkında karar verirken daha fazla güven duymasını sağlayacağı marketlerde kullanılabilir. Benzer şekilde, bir giyim mağazasında, prova odalarına uygulanan bu tür parlak aydınlatma, alışveriş yapanların ürünlerin doğal ışık altında nasıl oturduğunu ve göründüğünü görebilmelerini sağlayacaktır.
Görev aydınlatması, doğru uygulandığında, müşterilerin bir alana girmeleri ve ürünlerle etkileşime girmeleri için daha işlevsel ve rahat erişilebilir bir ortam sağlamaya da yardımcı olur. Bu, önemli alanlardaki zayıf aydınlatmadan kaynaklanabilecek hayal kırıklığını en aza indirir.
4. Katmanlı aydınlatma ile odak noktaları oluşturma
Katmanlı aydınlatma, temel olarak mağaza içinde derinlik, boyut ve odak noktaları oluşturmak için çeşitli ortam, vurgu ve görev aydınlatma katmanlarının birleşimidir. Birkaç farklı tekniği birleştirerek, mağazanın çeşitli alanları müşterinin odağına getirilebilir, önemli ürünler vurgulanabilir ve böylece mağazada genel bir denge ve uyum hissi yaratılabilir.
Zengin moda mağazaları, ruh halini yaratmak, kıyafetlerde, ayakkabılarda ve aksesuarlarda lüksü vurgulamak için genel sıcak aydınlatma uygular ve görme kolaylığının önemli olduğu prova odalarında ve ödeme noktalarında yerel aydınlatma uygular. Bu çeşitli aydınlatma formlarını birleştirirken, daha fazla hareket ve çembere izin verecek ve böylece alışveriş yapmak için daha iyi bir ortam yaratacak yeni formlar tanıtılabilir.
Katmanlı aydınlatmanın kullanımı, perakendeci tarafından mağazayı yakın alanlara, yani müşterileri mağazanın farklı alanlarında yönlendiren bölgelere ayırmak için de kullanılabilir. İnsanları mağazaya çekmenin bir yolu olarak girişte kullanılabilir. Katmanlı aydınlatma, mağazanın arka tarafındaki yumuşak ve rahatlatıcı ışığa kıyasla ön tarafta çok daha parlak ve yoğun hale getirilebilir, böylece insanların ürünleri incelemek için daha fazla zaman harcamaları teşvik edilir.
5. Renk sıcaklığıyla marka kimliğinin güçlendirilmesi
Renk sıcaklığı, ışığın ne kadar sıcak veya soğuk göründüğünü tanımlar ve perakende kuruluşunun ortamının deneyimi üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Aydınlatma veya düşük CCT, alanı sıcak ve davetkar gösterirken, yüksek CCT temiz, modern ve kesin görünmesini sağlar.
Giderek daha rekabetçi hale gelen çok kanallı alışveriş pazarında, değişen tüketici trendlerine ayak uydurmak perakendeciler için kolay bir iş değildir. Trendlerin önünde kalmak daha da zordur.
Önümüzdeki yoğun yıla hazırlanmanıza yardımcı olmak için, 2025 yılında beklenen küresel tüketici trendlerini ortaya koyan son Euromonitor raporunu inceleyelim.
Euromonitor’un raporu, sağlık ürünlerine olan ilginin artmasından daha filtrelenmiş ve düzenlenmiş bir ürün sunumuna duyulan isteğe kadar, önümüzdeki yıl dikkat edilmesi gereken birkaç ilgi çekici tüketici davranışını inceliyor.
2024’ün sonuna yaklaşırken perakendecilerin faydalanmak isteyebileceği üç önemli trend şöyle:
Euromonitor’a Göre 2025’in En Önemli Küresel Tüketici Eğilimleri
Tüketicilerinhealthspan planları
Son yıllarda sektörün hemen her sektörünü etkisi altına alan sağlıklı yaşam dalgasını fark etmeyen perakendeciler büyük bir sıkıntı içinde yaşıyor olabilir.
Pandemi sonrası dünyada tüketiciler, takviyelerden süper gıdalara kadar daha uzun ve daha da önemlisi daha sağlıklı yaşamak için ürünler hakkında giderek daha fazla bilgi sahibi oluyor ve bu ürünlere ilgi duyuyor.
Euromonitor, sağlıklı yaşam pazarında, reaktif tedavilerle birlikte vitaminler gibi önleyici, özel çözümlere doğru daha büyük bir kayma gözlemledi.
Perakendecilerin faydalanabileceği ilginç bir büyüme alanı da sağlık teknolojisidir; tüketicilerin davranışlarını izlemek ve yönlendirmek için kullanabilecekleri gerçek zamanlı bilgiler sunan bağlantılı cihazlar ve uygulamalar.
Akıllı giyilebilir cihazların küresel satışlarının 2024’ten 2026’ya kadar çift haneli büyüme kaydetmesi bekleniyor ve bu da marka iş birlikleri için fırsatlar sunabilir. Örneğin, Samsung 2024’te sağlık perakende sektöründe etkileyici büyüme potansiyeline sahip bir alan olan menopozun neden olduğu uyku bozukluklarını incelemek ve daha iyi anlamak için Alman sağlık devi Bayer AG ile ortaklık kurdu.
Euromonitor’a göre perakendeciler bu alana üç şekilde yönelebilir:
Hedefe yönelik kişisel bakım ürünleri geliştirin ve belirli, yaşam evresi endişelerini veya karşılanmamış tüketici ihtiyaçlarını ele alan çözümler sunun.
Pazarlama materyallerinizde formülasyonların, cihazların veya tasarımların tüketicinin uzun ömürlülüğünü nasıl destekleyebileceğini vurgulamak için bilimsel kanıtları veya kanıtlanmış sonuçları kullanın.
Kişiselleştirilmiş sağlık değerlendirmeleri ve gerçek zamanlı izleme çözümleri sunmak için teknoloji şirketleri veya teşhis firmalarıyla ortaklık kurun.
Filtrelenmiş odak
Sürekli bildirimlerin geldiği ve seçeneklerin giderek genişlediği bir çağda, tüketiciler ihtiyaçlarına en uygun ürünleri bulma arayışında bunalmış durumda.
Ayrıca, yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin artmasının, tüketicilerin gerçek bilgileri sahtelerden ayırmaya çalışması nedeniyle gerçek bir kafa karışıklığı yarattığını da belirtmek gerekir.
Euromonitor’un araştırması, tüketicilerin yalnızca %54’ünün 2024’te tamamen güvendikleri şirket ve markalardan alışveriş yaptığını ortaya koydu.
Günümüzde markalar tüketici dikkatini çekmek için yarışıyor ve kalabalık bir pazarda öne çıkmak için daha net iletişim ve optimize edilmiş kullanıcı deneyimleri yaratmaya öncelik vermeliler.
Şirketlerin tüketicilerin aramalarını daha iyi hale getirmesinin bir yolu, teknolojiyi daha fazla entegre etmektir.
Şirketler, e-ticarette gezinme ve ödeme gibi dijital etkileşimleri, kişiselleştirme için müşteri verilerini analiz etmek amacıyla kullanabilir. Bu bilgiler daha sonra sanal alışveriş asistanlarıyla arama işlevselliğini iyileştirmek veya e-ticaret mağazalarındaki filtreleme seçeneklerini optimize etmek için kullanılabilir.
Örneğin, 2024’te perakende devi Amazon, tüketicilerin perakendecinin geniş ürün yelpazesinde gezinmesine yardımcı olmak için yapay zeka destekli bir alışveriş asistanı olan Rufus’u piyasaya sürdü. Sanal yardımla, alışveriş yapanlar chatbot’tan ürün karşılaştırmaları ve öneriler isteyebilir.
Euromonitor’a göre perakendeciler bu alana üç şekilde yönelebilir:
Markanızın ürün ve cihazlarının benzersiz faydalarını iletmek için aşırı karmaşık jargonlar yerine açık, dürüst ve ilişkilendirilebilir mesajlar kullanın.
Mümkün olan durumlarda, alakalı bilgileri sunmak ve anlamlı müşteri ilişkileri geliştirmek için canlı yayın kanalları gibi iletişim noktalarını veya etkileşimleri kişiselleştirin.
Doğru teknoloji entegrasyonlarıyla ürün keşfini kolaylaştırmak ve alışveriş yolculuğundaki sürtünmeyi ortadan kaldırmak için kullanıcı deneyimini optimize edin.
Teknoloji entegrasyonlarından bahsetmişken, Euromonitor’un raporundaki son trend yapay zeka konusunda kararsızlık.
Yapay zeka-kararsız
Tüketicilerin üretken AI’nın yararlılığına dair beklentileri inanılmaz derecede yüksek ve şimdiye kadar bunu karşılamadı. Sonuç olarak, tüketiciler bu teknolojinin mevcut sınırlamalarından bıkmaya başladı.
Örneğin, perakendecilerin üretken AI kullanımı sıklıkla yanlış yanıtların, telif hakkı ihlallerinin, işlerin intihal edilmesinin veya önyargıların güçlendirilmesinin yaratılmasına yol açmıştır. Bir sohbet robotunun gerçek gibi görünen yanlış veya yanıltıcı bilgiler ürettiği sohbet robotu halüsinasyonları da yanlış bilginin yayılmasına önemli ölçüde katkıda bulunmuş ve bu da sıklıkla tüketicileri yabancılaştırıp rahatsız edebilir.
Euromonitor, şirketlerin üretken yapay zekaya aşırı güvenme konusunda dikkatli olmaları gerektiği konusunda uyardı.
Sohbet robotları müşteri sorularını yanıtlayabilir ve ilk temas noktası olarak hizmet verebilirken, keyifli bir alışveriş deneyimi oluşturmak için insan etkileşimleri kritik öneme sahip olmaya devam ediyor.
Bunun yerine araştırma şirketi, perakendecilerin tüketiciye dönük etkileşimlerin ötesinde hedef kitlelerine fayda sağlayacak üretken AI entegrasyonlarını keşfetmeleri gerektiği sonucuna vardı. Örneğin, finansal hizmetler sektöründe dolandırıcılık koruması durumunda, üretken AI, hızlı dolandırıcılık tespiti için anormallikleri tespit etmek üzere işlem verilerini analiz edebilir.
Tüketicilerin güvenini gerçekten korumak için şirketlerin, üretken yapay zekanın gerçek uygulamalarında her zamankinden daha şeffaf ve amaçlı olmaları gerekiyor.
Euromonitor’a göre perakendeciler bu alana üç şekilde yönelebilir:
Kanallar ve içerikler genelinde üretken yapay zekanın kullanımı konusunda şeffaf olun.
Entegrasyonlar veya uygulamalar hakkında bilgi kararlarına yönelik tüketici duygusunu analiz edin.
Hangi temas noktalarında teknoloji tabanlı ve insan uzmanlığının birlikte kullanılabileceğini değerlendirin ve doğru dengeyi nasıl bulacağınızı öğrenin.
Capri Holdings’in geliri, perşembe günü yayınlanan kazanç duyurusuna göre 2025 mali yılının ikinci çeyreğinde %16,4 azalarak 1,08 milyar dolara geriledi. Şirketin toplam perakende satışları yüksek tek haneli rakamlara geriledi ve toptan satış geliri çift haneli rakamlara düştü.
Jimmy Choo geliri yıllık bazda %6,1 büyüdü, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’yı kapsayan bölgedeki gelir %25 arttı, Asya ve Amerika’daki %8’lik düşüşle telafi edildi. Bu arada, Versace’nin gelirinde %28,2’lik bir düşüş görüldü, bölgesel gelir Amerika’da %33, EMEA’da %28 ve Asya’da %20 düştü.
Şirketin en büyük markası olan Michael Kors’un geliri bir önceki yıla göre %16 düştü. Markanın geliri her bölgede çift haneli düşüşler yaşarken, en yüksek kayıp %43 düşüşle Asya’da yaşandı.
GlobalData Genel Müdürü Neil Saunders, Capri’nin 2. çeyrek sonuçlarının şirket için sorun yarattığını söyledi.
“Bunu abartmanın bir nedeni yok: Bu, Capri için bir çeyreklik bir araba kazasıydı,” dedi e-posta yorumlarında. “Zaten belirgin olan satış düşüşü hızlandı.”
Saunders, iki yıllık bir yığında şirketin satışlarının “göz yaşartıcı bir şekilde %23,6” düştüğünü belirtti. Yönetimin zorlukları lüks mallar bölümündeki talebin azalmasına bağlamasına rağmen, bunun ikna edici olmadığını ekledi.
Saunders ayrıca Tapestry Inc. tarafından satın alınma ihtimalinin Capri yönetiminin bir dönüşüm planı için çaba harcamayı bırakmasına yol açtığını söyledi.
Ancak Tapestry ile Capri arasında ilk olarak Ağustos 2023’te duyurulan birleşme önerisi, geçen ay Federal Ticaret Komisyonu tarafından engellendi.
Capri’nin Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su John D. Idol, basın bülteninde “Karardan dolayı hayal kırıklığına uğradık ve birleşme anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerimize uygun olarak Tapestry ve Capri ortaklaşa bir temyiz bildirimi sundular” dedi.
Saunders, satın almanın hala mümkün olduğunu söylerken, “bunun gerçekleşme ihtimalinin en iyi ihtimalle zayıf” olduğunu söyledi.
Tapestry İle Birleşme Umutlarının Azalmasıyla Capri’nin Geliri Keskin Bir Şekilde Düştü
Capri yönetimi yeni alıcı bulmak zorunda kalabilir
Saunders, Tapestry satın alımı gerçekleşmezse Capri yönetiminin önünde muhtemelen iki yol olduğunu söyledi. Bunlardan biri başka bir alıcı bulmak olacak, dedi ancak bunun zor olabileceğini de sözlerine ekledi, “çünkü birçok kişi FTC’nin eylemlerinden caydırılacak” ve başka bir alıcının Capri’ye Tapestry’nin uzattığı primi teklif etmesi pek olası değil.
Saunders, “İkinci olasılık ise, markaları yeniden icat edip canlandırmak gibi ağır bir işi yapmaya başlamaktır.” dedi.
Ancak Capri’nin mevcut ekibinin, şirketin düşüşlerine uzun süre başkanlık ettikleri için dönüşümü hızlandırmak adına doğru yetkiye veya yeterliliğe sahip olmadığını da sözlerine ekledi.
Burberry Group,28 Eylül’de sona eren 26 haftalık dönemde daha düşük gelir bildirdi; şirket, bunu tutarsız marka uygulamalarından ve temel dış giyim kategorisi ile müşteri segmentlerine odaklanma eksikliğinden kaynaklandığını belirtti.
Ayakkabı perakendecisinin geliri %22 düşüşle 1,09 milyar Pound (1,38 milyar $) gerilerken, 53 milyon Pound’luk faaliyet zararına düştü.
Perakende geliri %21 düşüşle 885 milyon Pound’a gerilerken, toptan gelir %30 düşüşle 169 milyon Pound’a geriledi. Lisanslama geliri %3 artışla 32 milyon Pound’a çıktı.
Burberry Group Daha Düşük Gelir Bildirdi, Faaliyet Zararına Geçiş Yaptı
Burberry rotasını düzeltmek için acilen harekete geçiyor
Burberry CEO’su Joshua Schulman, “Bugün, rotamızı düzeltmek, işimizi istikrara kavuşturmak ve Burberry’yi sürdürülebilir, kârlı büyümeye geri döndürecek şekilde konumlandırmak için acilen harekete geçiyoruz” dedi.
“Artık marka arzusunu yeniden canlandırmak, performansımızı iyileştirmek ve uzun vadeli değer yaratımını yönlendirmek için net bir çerçevemiz var. Güçlü temellerimiz üzerine inşa ettiğimizde, Burberry’nin en iyi günlerinin önümüzde olduğundan eminim.”
Şirket, ikinci yarı sonuçlarının ilk yarıdaki düzeltilmiş faaliyet zararını tam olarak telafi edip etmeyeceğini belirlemek için henüz erken olduğunu belirtti.
Burberry Group, zaman içinde 3 milyar Pound’luk gelir elde etmeye geri döneceğinden emin olduğunu söyledi.