Ana Sayfa Blog Sayfa 293

Drone Teslimatları Yeni Düzenlemelerle Geniş Kapsamda Kullanılmaya Çok Daha Yakın

coskun soyer ust

Drone’ların kullanımı çok uzun bir süredir hayatımızda var ve kullanım alanları genişliyor. Birçok gelişmede olduğu gibi askeri alanda başlayan kullanım, tarım süreçlerinde, sınır güvenliği sağlanmasında, trafik gözlemi, meteoroloji vb. alanlarda yaygın bir kullanım sürüyor. Bununla beraber en yaygın kullanım lojistik alanında özellikle e ticaret alanında bekleniyor.

Bu köşeyi okuyanlar hatırlayacaktır, daha önce yazdığım bir yazıdan alıntı ile başlamak istiyorum: “Aslına bakarsanız, drone ile sevkiyat kara yolu ile sevkiyatın hava yoluna aktarılmış şeklinden başka bir metot değil. Bu yüzden konunun uzmanı birçok kişi tarafından büyük bir yenilik olarak görülmüyor.” Bu doğru bir yaklaşım ama birçok firma için müşterilere yenilik olarak sunulması, hız vb. avantajları ile önümüzdeki senelerde oldukça yaygın bir kullanım alanı bulacak. Yaygın kullanımdan önce her teknolojik gelişmede olduğu gibi bazı yasal izinler ve onayların alınması gerekiyor. Bu izinler için bazı temel adımlar çoktan oluşmaya başladı.

ABD’de güvenlik güçlerinin droneların izlenmesiyle ilgili bir anlaşmaya varmasının ardından, insansız hava araçlarıyla yapılan teslimatlara izin verilmesine bir adım daha yaklaşıldı.

Federal Havacılık İdaresi’ne sunulan rapor, droneların kentsel alanlar ve uzun mesafeler üzerinden uçmalarına izin vermek için drone uçuşlarını genişletmeye yönelik önemli bir adım oldu. Rapor, bu tür bir takip için gerekli olan basit özellikleri ortaya koyarken, ayrıntı olarak küçük dronların tanımlanmadan uçmaları konusunda fikir ayrılıkları oluştu. En önemli yorum; “Herhangi bir insansız hava aracının tanımlanmadan uçmasına izin vermenin potansiyel olarak tehlikeli bir boşluk” şeklinde olduğu idi.

Bu aşamadan sonra Amerikan Federal Havacılık dairesi drone güvenliği ile ilgili federal ve yerel kanun uygulayıcı kurumlarla birlikte çalışarak, endüstri ve amatör kullanıcıların yorumlarını alıp izleme için gereken düzenlemeyi hazırlamaya başlayacak.

Bu tür konularda düzenlemeler veya kurallar genelde istenmeyen bir kazadan sonra yapılmaya başlanır. Burada da böyle olmuş, havada çarpışan iki drone’un meydana getirdiği kaza bu düzenlemelerin başlaması için bir vesile olmuş. Ayrıca droneların teröristler tarafından kullanılması vb. konular da bu düzenlemelerin başlaması için önemli bir etken oluşturuyor.

drone teslimatları yeni düzenlemelerle geniş kapsamda kullanılmaya çok daha yakın

Bu yasal düzenlemeler için karşı karşıya gelen iki grup var, bir tarafta lojistik vb. sektörleri temsil eden ticari gruplar ve bunların karşısında da drone havacılığını hobi olarak benimseyen amatör gruplar var.

Amatör grupları öyle sahipsiz de sanmayın, en başta 195.000 amatörü temsil eden Model Havacılık Akademisi var ve üyelerinin onlarca yıl öncesine dayanan iyi bir güvenlik siciline sahip olduğunu, droneların çoğunun uzun mesafelere uçamadığını ve tehlike oluşturmadığını savunuyorlar. Bu nedenle yeni yasal düzenlemeler ile dronelara takılması olası olan telsiz cihazları eklemek zorunda kalmadan FAA onaylı sahalarında uçmalarına izin verilmesini istiyorlar.

Ancak Alphabet, Amazon ve  Ford gibi iş için dronları kullanmak isteyen gruplar, bu konuda muafiyet olmasını istemiyorlar. Ford ve CNN de dahil olmak üzere üyeleri bulunan “Commercial Drone Alliance”, droneların tanımlanmadan uçmasına izin vermenin, yasayı takip etmekle ilgilenmeyen milyonlarca operatöre gereksiz bir koruma ve düzensizlik vereceğini söylüyorlar.

Hangi izleme teknolojisinin kullanılacağı konusunda da anlaşmazlıklar var. Önerilerden birisi yalnızca kısa mesafeden izlenebilecek basit bir radyo yayınının tercih edilmesini istiyor. Diğerleri, droneların her yerde izlenebileceği daha karmaşık bir ağ yapısı talep ediyor. Rapor, drone operatörlerinin gizliliğinin korunmasını öneriyor. Öneriler kapsamında kimliklerinin herhangi bir radyo tanımlama yayınına dahil edilmesi gerekmeyecek. Bu bilgilerin sadece kolluk kuvvetleri veya FAA yetkilileri tarafından kullanılabilmesini öneriyor ve istiyorlar.

Dünyanın en büyük sivil drone üreticisi SZ DJI Technology Co., yaptığı açıklamada, raporun anlaşmazlıklara rağmen geniş kapsamda drone kullanımlarının önünü açmaya yardımcı olduğunu söyledi. Hükümetlerin ihtiyaç ve isteklerinin, seçilen teknolojilere ve bunların nasıl uygulandıklarına bağlı olarak, amatör drone kullanıcılarının karşılaşabileceği yükler, maliyetler ve kişisel veri ihlalleriyle nasıl dengeleneceği konusunda hala önemli bir tartışma var.

Sonuç olarak önümüzdeki birkaç yılda öncelikle FAA’nın yasal düzenlemeleri bunun Avrupa’daki benzer yönetmelikleri ile beraber, öncelikle e ticarette drone kullanımı konusunda önemli bir sıçrama olacak. Başta ta belirttiğim gibi drone kullanımı kara yolu yerine hava yolunun kullanılması ama yerdeki trafiği biraz hafifletmesi yönünden, öncelikle kısa mesafe teslimatlarda büyük bir ivme getirecek. Devamında hava trafiği önemli, bu tip küçük haça araçları düzgün izlenmezse hava veya karada çok büyük kazalara yol açabilir.

Sağlıkla kalın…

Tüketiciler, Artan Fiyatlar Sebebiyle Daha Fazla ‘Mağaza Markası’ Satın Almaya Yöneliyor

Tüketiciler yükselen fiyatlar sebebiyle satın almayı azaltsa da iki kategori büyük ölçüde etkilenmeyecek.

Reach 3 Insights tarafından yapılan bir ankete göre, alışveriş yapanlar satın almaları gereken şeylere odaklanıyor ve bazı kategorilerde satın almayı azaltıyor (veya tamamen durduruyor). En az etkilenen iki kategori ise bebek ve evcil hayvan ürünleri – bu ürünler için alışveriş yapanların %80’i bu kategorileri enflasyon öncesindeki kadar veya daha fazla satın alıyor (diğer kategorilerle karşılaştırıldığında aynı şekilde veya daha fazla satın alan kişi sayısı ortalama %59).

Satın alma davranışları değişiyor

Diğer anket bulgularına göre, tüketicilerin %80’i artan fiyatların onları daha fazla mağaza markalı ürün satın almaya yönlendirdiğini, %61’i mağaza markalı erzak ürünleri almaya ve %58’i mağaza markalı ev ürünlerini daha fazla alışveriş yapmaya yönlendirdiğini söylüyor.

Araştırma, çoğu tüketicinin markalı ürünler ile özel markalı ürünler arasında çok az fark gördüğünü ortaya koydu. Ankete katılanların %65’i, paketleme ve markalama dışında çoğu ürünün aslında aynı olduğu konusunda hemfikir.

tüketiciler ve satın alma davranışları

Diğer bulgulara göre, neredeyse tüm tüketiciler (%91) yükselen fiyatlar nedeniyle ne satın aldıkları konusunda daha düşünceli davranıyor. 100.000 ABD Doları veya daha fazla kazananların bile (%89) satın almalarını daha fazla düşünmesi muhtemel.

Öte yandan, tüketiciler enflasyon nedeniyle güzellik ürünleri (%53 daha az satın alıyor), dondurulmuş mezeler (%52 daha az satın alıyor), tatlı atıştırmalıklar (%51 daha az satın alıyor) ve dondurma (%50 daha az satın alıyor) gibi kendileri için önemli ihtiyaç olmayan ürünleri daha az satın alıyor

Ankete göre, enflasyon nedeniyle alışveriş yapan on kişiden sekizi (%79) fedakarlık yapıyor. Bazıları için bu, lükslerden ve daha pahalı markalardan vazgeçmek anlamına gelirken diğerleri için bütçelerini zorlarken elde edebilecekleri tek yol fedakarlık anlamına geliyor.

Zara’nın Sahibi Inditex’in İlk Yarı Satışları ve Kârı “Tarihi Zirvelere” Ulaştı

  • Inditex satışları ve kârı, aşırı enflasyona rağmen yükseliyor
  • Satışlar Şubat ve Temmuz arasında 11,9 milyar Euro’dan 14,84 milyar Euro’ya yükseldi

Zara’nın sahibi Inditex’in ilk yarı satışları ve kârı, her ikisi de %24,5 artarak tarihi zirvelere ulaştı.

Güçlü performans yaz boyunca devam etti ve grup satışları Ağustos’tan 11 Eylül’e kadar sabit kurda %11 arttı.

Yarı yıl boyunca, markanın satışları 2021’deki 11,9 milyar Euro’dan Şubat ve Temmuz arasında 14,84 milyar Euro’ya yükselirken, kârı 8,5 milyar Euro’ya ulaştı.

Brüt kar marjı, yedi yılın en yüksek seviyesi olan %57.9’a ulaştı.

Moda devinin ticaret yaptığı tüm bölgeler, Temmuz ayının yarısında satış artışı sağladı. Moda devi, mağaza satışlarının ve trafiğinin “belirgin bir şekilde arttığını ve artmaya devam ettiğini” söyledi.

Inditex, mağaza farklılaşmasının bu büyümenin anahtarı olduğunu söylüyor

inditex’in i̇lk yarı satışları ve kârı “tarihi zirvelere” ulaştı

Çevrimiçi satışlar da aynı şekilde büyüdü ve 2024 yılına kadar genel grubun %30’unu oluşturması bekleniyor.

Perakende grubu, yılın ilk yarısında mağaza genişlemesini hızlandırdı ve 24 pazarda mağaza açtı. Toplam mağaza sayısı ise şu anda 6.370.

Inditex, tedarik sorunlarının üstesinden gelmek adına yeni sezon stok akışını hızlandırdığı için daha yüksek stok seviyelerine ulaştı.

Inditex CEO’su Oscar Garcia Maceiras, güçlü sonuçlarının dört faktöre indiğini söyledi. “Benzersiz moda önerisi, giderek optimize edilen bir alışveriş deneyimi, sürdürülebilirliğe odaklanması ve çalışanlarının yetenek ve bağlılığıdır.”

Macieras, “İş modelimiz tüm hızıyla ilerliyor ve ileriye dönük büyük bir büyüme potansiyeline sahip” dedi.

Hugo Boss, “Sanal Olarak Kıyafet Deneme” Deneyimi için AR Aynasını Kullanıyor

Hugo Boss, alışveriş yapanların boyutlarına göre uyarlanmış, gerçeğe en yakın şekliyle kişiselleştirilmiş bir avatar aracılığıyla alışveriş yapanlara binlerce ürünü sanal olarak deneme olanağı sağlamayı amaçlayan bir artırılmış gerçeklik teknolojisi olan PictoFit Mirror‘ı kullanıyor.

Hugo Boss’un kullandığı teknoloji gerçeğe çok yakın

Bir basın açıklamasına göre, Reactive Reality tarafından geliştirilen ayna, perakendecilerin mağaza içi alışverişin aşinalık ve deneyimini sınırsız stok ve çevrimiçi alışveriş yoluyla eve teslim kolaylığı ile birleştirmesine olanak tanıyor. Bu teknoloji, moda perakendecisinin İngiltere lokasyonlarında kullanılıyor.

Ayna, müşterilerin %93’ün üzerinde bir oranla gerçeğe yakın bir avatar oluşturmasına izin vererek çalışıyor.

hugo boss, “sanal olarak kıyafet deneme” deneyimi için ar aynasını kullanıyor

Teknoloji iki cihaz aracılığıyla oluşturuldu; kullanıcının avatarı ve seçtiği kıyafet ile giyinme odası gösteren bir ayna ve kullanıcı etkileşimi için kullanılan bir tablet.

Müşteriler ayrıca akıllı telefonları aynayla eşleştirebilir. Aynı zamanda ayna, perakendecinin e-ticaret çözümüne de bağlanabilir.

Tüketiciler, Giyim Sürdürülebilirliği Bilgilerine Kolay Erişim İstiyor

Hazır giyim endüstrisinin muazzam küresel çevresel etkisi, giyim sürdürülebilirliği çabalarında onu birincil odak noktası haline getirdi ve tüketiciler – ya da en azından önemli bir kısmı – üzerine düşeni yapmak istiyor. Bununla birlikte, endüstrinin, ister mağazada ister çevrimiçi olsun, alışveriş yapanların satın alma kararlarını verirken ilgili bilgilere (bir giysinin yaşam döngüsünün sonunda nasıl geri dönüştürüleceği gibi) erişebilmesi gerekir. Yakın zamanda yapılan bir anket, daha fazla müşteriyi sosyal açıdan bilinçli yollarla üretilen sürdürülebilir ürünlere yönlendirmek için neyin gerekli olduğunu ortaya koyuyor.

lerzan aksoy

Fordham University’s Gabelli School of Business Sorumlu İşletme Koalisyon Genel Müdürü ve ‘Moda Ekolojik Etiketlemeye Tüketici İlgisi’ 2020 araştırması eş yazarı, PhD, Lerzan Aksoy, “Tüketiciler en temel düzeyde, satın almalarıyla ilişkili atıkların azaltılmasını görmek ve buna katılmak istiyorlar” dedi. 

Rockbridge Associates tarafından gerçekleştirilen 500 tüketiciyle yapılan anket şunları ortaya koydu:

  • Ankete katılan tüketicilerin yaklaşık %50’si eko-etiketlere önemli bir ilgi gösterdi;
  • Eko-etiketlemeye olan ilgi, esas olarak, kentsel ortamlarda yaşama eğiliminde olan daha genç, üniversite eğitimli ve çalışan moda tüketicileri tarafından yönlendirilmektedir. Daha yaşlı, lise mezunu ve işsiz müşterilerden çok daha fazla ilgi gösteriyorlar;
  • Tüketicilerin %46’sı geri dönüştürülebilirlik bilgilerinin eko-etiketlerde gösterilmesini ve %39’u insan ve işçi haklarına ilişkin verileri görmek istiyor;
  • Tüketicilerin yaklaşık üçte ikisi ( %65 ), bir marka etiketi, fiyat etiketi veya QR kodu yerine düşündükleri giysilere doğrudan eko-etiket yapıştırmak istiyor; ve
  • Çevrimiçi alışveriş yapanların %44’ü web sitelerinde bir sürdürülebilirlik simgesi, bir sürdürülebilirlik filtresi işlevi veya her ikisinde birden görmek istiyor.

Aksoy, Retail TouchPoints (RTP) ile anket sonuçlarını tartıştı ve hazır giyim sektörünün bu önemli düzeydeki tüketici ilgisini eyleme dönüştürmek için atabileceği adımları paylaştı. Biz de bu röportajı sizler için derledik.

Sürdürülebilirlikle en çok ilgilenen müşterilerin demografisi hakkındaki bulgular size ne söylüyor?

Bu eko-etiketleme fikrine yönelik tüketici ilgisi çok segmente özgüdür: daha genç, kentsel ve daha yüksek eğitimli tüketiciler; kentsel olmayan, lise eğitimli ve daha yaşlı tüketicilere kıyasla giysilerin sürdürülebilirliği konusunda daha fazla endişe duymaktadır. Bu nedenle, ABD’de ve küresel olarak sürdürülebilir modaya yönelik daha geniş bir talep olmasını istiyorsak, yalnızca genç şehirlilerle değil, daha fazla tüketicide yankı uyandıracak bir mesaja ihtiyacımız var.

Biraz şeytanın avukatlığını yapacak olursak, tüketicilerin kendileri için önemli olduğunu söyledikleri ile yaptıkları gerçek satın alımlar arasında bir boşluk var mı?

Açıkçası tüketiciler bu kararları sadece sürdürülebilirlik bilgilerine göre almıyor; bu bir dizi faktörden sadece biri. Tüketiciler muhtemelen [bir giysinin] fiyatını, örneğin daha yüksek sürdürülebilirlik standartlarına karşı takas ediyor. Ancak tüketiciler, kendilerine eşit derecede hitap eden giysiler arasında karar verirken, sürdürülebilirlik bilgilerinin [bulunabilirliği] müşteri tabanının bir bölümü için önemli hale geliyor.

Hazır giyim endüstrisinin bu davranışları teşvik etmek için yapması gereken şeylerden bazıları nelerdir?

Giysilerin geri dönüşümüne yönelik yüksek tüketici ilgisi, giysilerin kullanım ömrü sonu düşüncesiyle oluşturulmasını gerektiriyor, bu da şu soruyu akla getiriyor, çünkü bu alanda geri dönüşüm çok yaygın olmamakla birlikte kolay da değil. Bu da işletmelerin, tüketicilerin ne istediklerini söylediklerinde karşılayacaklarsa, döngüselliği ele almaları gerektiği anlamına gelir.

tüketiciler, giyim sürdürülebilirliği bilgilerine kolay erişim i̇stiyor

Ek olarak, tüketiciler giyim sürdürülebilirliği bilgilerine sorunsuz erişim arıyorlar. QR kodları gibi teknoloji çözümlerinin bu bilgiyi sağlamada yeri olsa da, tüketiciler ezici bir çoğunlukla bilgilerin giysinin kendisine veya bir etikete iliştirilmesini tercih ediyor. Tüketicilerin zahmetsiz bilgi talebine gerçekten öncelik vermemiz gerektiğini düşünüyorum.

Daha kapsamlı bir başka konu da, “giyim sürdürülebilirliğinin” tüketiciler için çok somut olmamasıdır. Hazır giyim sektörü bunu ciddiye alıyor; şirketlerin sürdürülebilirlik girişimleri hakkında raporlar yayınladığını ve ESG [çevresel, sosyal ve yönetişim] metriklerini 10-K dosyalarına koyduklarını gördük, ancak bu metrikler olması gerektiği gibi doğrudan iletilmiyor veya tüketici algılarıyla uyumlu değil.

Örneğin, şirketlerin karbon emisyonlarını azaltma yollarından biri ağaç dikmektir, ancak bu tüketicinin kimliği veya karar verme süreci ile doğrudan alakalı olmadığı için tüketiciler bu bağlantıyı görmezler. O zaman soru şu olur, bir organizasyon olarak, bunu somut hale getirecek şekilde nasıl iletişim kurarız ve bunun bir tüketici olarak sizinle neden alakalı olduğu hakkında konuşuruz.

Hazır giyim üreticilerinin ve perakendecilerin yapması gereken başka özel şeyler var mı? Atabilecekleri en etkili adımlar neler olurdu?

Endüstri, giysilerle ilgili yaşam sonu sorunlarını ciddiye almanın yanı sıra tüketicilerin giysileri yeniden kullanmasını ve geri dönüştürmesini de kolaylaştırmalı. Eko-etiketleme için hâlâ zorluk teşkil eden sorunlarımızdan biri, endüstri olarak ortak veya evrensel olarak kabul edilmiş sürdürülebilirlik standartlarına sahip olmamamızdır. Tüketicilerin daha bilinçli kararlar alabilmelerini sağlamak için üzerinde çalışmamız gereken şeyler bunlar. Daha evrensel olarak kabul edilmiş standartlar bulmak için daha fazla işbirliğine ihtiyaç var.

E-ticaretin son birkaç yılda yaşadığı büyüme göz önüne alındığında, çevrimiçi arama motorlarına sürdürülebilirlik filtreleri eklemek iyi bir hareket olur mu?

Filtreler, giyim sürdürülebilirliği bilincine sahip tüketiciler için kesinlikle yardımcı olacaktır, ancak moda sürdürülebilirliği daha geniş müşteri tabanıyla daha alakalı hale getirilene kadar büyük bir etki yaratabileceğimizi düşünmüyorum. Tüketici eğitimi burada anahtar olacak. Çoğumuz çevresel etkileri sınırlamak için çok daha fazlasını yapabiliriz ve gerçekten şimdi harekete geçmemiz gerekiyor. Çoğu insan doğru olanı yapmak ister, bu yüzden onlara bunu yapmalarını kolaylaştıracak araçlar vermeliyiz.

Politika Markalaşmayı Nasıl Etkiliyor?

Tüketici araştırmaları şirketi Resonate tarafından yakın zamanda yayınlanan bir araştırmaya göre, tüketicilerin %46’sının Rusya’ya karşı savaşında Ukrayna’yı destekleyen bir markadan satın alma olasılığı düşük, orta veya çok daha fazla.

Bu sizi meraklandırabilir: Ukrayna’ya verilen desteğin satın alabileceğiniz gömlekler veya ayakkabılarla ne ilgisi var?

Sıkça karşımıza çıkıyor. Ve bu sadece Ukrayna ile ilgili değil, bu şekilde birçok konu mevcut. Resonate raporuna göre, tüketicilerin değerleriyle uyumlu siyasi pozisyonlar, hemen hemen her tür ürün için ürünün satış olasılığını artıracaktır. Kural olarak, istisnalar olsa da, tüketiciler en çok sol eğilimli siyasi konumlar tarafından satın almaya teşvik ediliyor. Tüketicilerin %33’ü, seçim yanlısı grupları veya özgürlükleri destekleyen markalardan satın almaya daha yatkın. %36’sının ise profesyonel bir markadan satın alma olasılığı daha düşük.

Daha sağ eğilimli inançlara sahip tüketicilerin, markaların politik veya sosyal konumlarını görmezden gelme olasılığı daha yüksektir.

politika markalaşmayı nasıl etkiliyor?
politika markalaşmayı nasıl etkiliyor? 9

Markalar ne yapmalı?

Tüketiciler, konumlarının bir markayla uyumlu olduğunu gördüklerinde o markayla olan kimliklerini güçlendirir ve arkadaşlarına bunu şahsen veya sosyal medyada anlatma olasılıkları daha yüksektir. Tüketiciler ayrıca kişisel çıkarları bir markanınkiyle örtüştüğünde tam fiyatı ödemeye daha istekli olurlar. Bu, bir markanın gerçek ve temel inançlarını paylaşan tüketicileri belirlemenin karlılığı artırması anlamına gelir.

Bu tür bir sonuç ve Resonate raporundan elde edilen kesin verilerle, markaların sol eğilimli siyasi konumları savunmanın her zaman doğru strateji olacağını varsayması markalar için zorlayıcı.

Bu düşünce mantıklı ama yanlış çünkü bir markanın politikasına ek olarak tüketiciler gerçeğe ve özgünlüğe de değer veriyor. Tüketiciler, sonradan akla gelen bir pozisyon veya sebep görmek istemiyorlar, tüketiciler markaların gerçek konumlarını ve değerlerini bilmek istiyorlar. Bir tüketici kendi kendine, eğer bir marka inançları konusunda sahteyse, ürünü hakkında söylediği her şeyin doğru olmama ihtimali de var diyor.

Genç tüketiciler, markaların konulardaki dürüstlüğüne ve doğruluğuna özellikle duyarlıdır. Markalar çevresel kaygıları konusunda rol yaptıklarında bunun için kullanılan bir terim bile var – yeşil yıkama (yeşil aklama).

Diğer bir taraf

Pazarın sol eğilimli politikalara ve sosyal nedenlere daha duyarlı olması, markaların muhafazakar tüketicileri hedefleme fırsatı olmadığı anlamına gelmez. Resonate araştırması, tüketicilerin bir kısmının, genellikle sol eğilimli pazardan yüzde 10-15 puan daha düşük, bir markanın sağ eğilimli konumlara sahip olması durumunda satın alma eğiliminin daha yüksek olduğunu söylüyor. Ve muhafazakar olanlardan daha fazla liberal konumlara sahip şirket olduğundan, pazarda bu fırsattan yararlanmak için doğru eğilen markalar adına da bir fırsat var.

Şu anda orta ölçekli markalar için sürekli olarak gördüğümüz şey, en iyi müşterilerinin demografik olarak birbirine çok benzeyen süper hayranlar olmasıdır. Benzer alışkanlıkları, eğitim seviyelerini ve yaşam tarzlarını paylaşırlar.

Bir marka süper hayran pazarını tanımlayabildiğinde, bu pazar genellikle dar ve derindir. Yalnızca bu süper hayranlara ve onların demografik/sosyoekonomik benzerlerine pazarlama yapmak çok daha uygun maliyetlidir. Müşteri edinme maliyetleri istikrarlı bir şekilde yükselirken, müşterinin gerçekte kim olduğunu anlamak ve modele uyan tüketicilere yoğun bir şekilde pazarlama yapmak karlılık ve markalar için daha kritik hale geliyor.

Değerleri gerçekten kültürünün bir parçası olan bir marka, belirli bir kitle tarafından duyulma fırsatına sahiptir. Eğer iletişim etkiliyse, ilgili tüketiciler marka için sadık olacaklarından satışları ve marjları artıracak aynı zamanda pazarlama maliyetlerini azaltacaktır. Bu şekilde siyaset, kârlılığı artırmanın bir aracı haline geldi.

Pazarınızı bulmak ve onlara gerçeğinizi söylemek kulağa basit geliyor. Ancak çoğu şey gibi, konsept olarak kolay ama uygulamak çok daha zor. Tüketiciler artık aynı zamanda politik bir kimliğe sahipler ve markalar tüketicilere kişisel görüşlerine uygun bir şekilde ulaştığında, bu tüketicileri motive ediyor ve marka bağlılığı yaratıyor. Tüketicilerin, görüşlerini paylaşan bir markaya katılmaları çok daha olasıdır ve bu da, karlılığın kaçınılmaz olarak bunu takip ettiği anlamına gelir.

Starbucks Mağazalarında Bazı Yeni Değişikliklere Gidecek

Starbucks, Seattle’daki 2022 Yatırımcı Günü etkinliğinde agresif büyüme planlarını açıkladı.

Kahve devi, 2025 yılına kadar ABD’de net 2.000 yeni mağaza eklemeyi planladığını ve gerçek mekandaki portföyünü kafeler, teslim alma mağazaları, yalnızca arabaya servis ve yalnızca teslimat konumları şeklinde ‘müşterilerin istediği zaman ve istediği yerde’ olmak için çeşitlendirme yapmayı planladığını söyledi.

Ayrıca gelecek yıl Starbucks, Kuzey Amerika’daki mevcut mağazalarını, mağaza çalışanları için daha fazla verimlilik ve daha az karmaşıklık sağlayan yeni ekipman ve teknolojiyle modernize etmek için 450 milyon dolar yatırım yapacak.

Kuzey Amerika ve COO Grup Başkanı John Culver, Starbucks’ın şu an onu yeniden keşfetmeye ve farklı düşünmeye zorlayan bir anda olduğunu söyledi.

“Ortaklarımız bizden daha fazlasını beklemeye başladılar” dedi. “Müşterilerimiz de bizden daha fazlasını beklemeye başladılar. Bu sebeple fiziksel mağazalarımızın bu anı karşılamak için modernize edilmesi gerektiği açık.”

Starbucks’ın yeniden icat stratejisinin bir parçası olan modernizasyon, Starbucks’ın işinin son yıllarda soğuk içeceklere daha fazla ağırlık verecek şekilde gelişmesiyle ortaya çıkıyor. (Soğuk içecekler artık şirketin yıl boyu satışlarının yaklaşık %60’ını ve yaz satışlarının %80’ini oluşturuyor.) Son yıllarda her üç içecekten ikisinin çeşitli eklentilerle kişiselleştirilmesiyle özelleştirme talepleri de önemli ölçüde arttı. Ve birçok müşteri artık Starbucks uygulaması üzerinden sipariş veriyor.

Culver, “Mevcut mağaza portföyümüzü ve yatırımlarımızı düşündüğümüzde, birkaç kritik alanda iyileştirme yapılması gerekiyor,” dedi ve “karmaşıklık düzeyini azaltmak ve ortaklarımız için işleri kolaylaştırmak” dahil.

Starbucks yönetici başkan yardımcısı ve baş pazarlama ofis şefi Brady Brewer ekledi:

“Talebi daha da ileriye götürdükçe, mağazalarımızın daha da fazla kapasiteyi işlemesini sağlarken ortaklarımızdan gereken çabayı önemli ölçüde azaltıyoruz.”

starbucks mağazalarında bazı yeni değişikliklere gidecek

Yeni ekipman, çalışanların markanın Mocha Frappuccino’larını hazırlaması için geçen süreyi 86 saniyeden 35 saniyeye indiren bir dağıtıcı sistem gibi güncellemeleri içerecek. Aynı zamanda, mevcut yöntemler kadar yoğun emek gerektirmeyen sıcak demlenmiş kahve ve soğuk demlenmiş kahve yöntemleri de sunuyor.

İçecek operasyonlarını düzene sokma çabası, çalışanların çalışma koşullarıyla ilgili memnuniyetsizliklerini giderek daha fazla dile getirmesinin sonucunda Starbucks’ın bir sendika hamlesiyle karşı karşıya kalmasıyla ortaya çıkıyor. Geçen yıldan bu yana, Starbucks’ın yaklaşık 9,000 şirkete ait ABD lokasyonundan 236’sı sendikalaşmaya oy verdi.

Starbucks’ın Başkan Yardımcısı ve Baş Strateji Sorumlusu Frank Britt etkinlikte yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, ortaklarımızla aramızda bir güven açığı var. Bugün mağazalarımızda yaptığımız iş fiziksel olarak çok zor.”

Starbucks Yatırımcı konferansından bir gün önce, 12 Eylül’de, Mayıs 2022’de ücretleri, eğitimi ve mağazaları iyileştirmek için yaptığı 1 milyar dolarlık taahhüdünü ayrıca tasarruf ve öğrenci kredisi borcu gibi iki alanda çalışanları destekleyip finansal refahı sağlamak için tasarlanmış bir dizi teklifler sunulacağını duyurdu.

Şirket ayrıca, gelişmekte olan metaverse’de güçlü bir dayanak oluşturma planlarıyla ilerliyor. Yeni Starbucks Odyssey teklifi, ABD’deki Starbucks Rewards üyelerine ve çalışanlarına, yeni avantajlara ve sürükleyici kahve deneyimlerine erişim sağlayacak dijital tahsil edilebilir NFT varlıkları kazanma ve satın alma fırsatı sağlayacak.

Bu ayın başlarında, Starbucks, Laxman Narasimhan’ın 1 Ekim’de yeni CEO olarak şirkete katılacağını duyurdu. Laxman, kontrolü devralıp 1 Nisan 2023’te yönetime katılmadan önce geçici şef Howard Shultz ile yakından çalışacak.

https://chainstoreage.com/starbucks-open-2000-us-stores-2025-investing-450-million-modernize

Gratis’de Üst Düzey Atama

Gratis Pazarlama Direktörlüğü görevine, sektörde 13 yılı aşkın süre boyunca pazarlama ve müşteri deneyimleri alanında görev alan Selcan İkiz atandı.

Sabancı Üniversitesi Üretim Sistemleri Mühendisliği bölümünden mezun olan ve yine Sabancı Üniversitesi’nde İşletme Yönetimi programında yüksek lisansını tamamlayan Selcan İkiz, profesyonel iş hayatına Yapı Kredi Bankası’nda pazarlama uzmanı olarak başladı.

Daha sonra Migros’ta göreve başlayan İkiz, 13 yıl boyunca müşteri ilişkileri uzmanı, müşteri ilişkileri yöneticisi, segment yöneticisi, müşteri deneyimi ve kampanya grup müdürü görevlerinde bulundu. İkiz, her müşteriye tek müşteri yaklaşımını destekleyecek data modelleri, iletişim kanalları ve müşteri deneyimi tasarımları gibi konular üzerinde çalışmalar yaptı.

Kariyeri boyunca sadakat programlarının çeşitli kollarında görev yapan Selcan İkiz, elde ettiği deneyimlerle özellikle müşteri ilişkileri yönetimi alanında Gratis’te önemli çalışmalara imza atmayı hedefliyor.

IKEA Tüketici Güneş Enerjisi Pazarına Giriyor

Ikea ABD, belirli müşterilere ev tipi güneş enerjisi çözümleri satmaya başlamak için bir güneş enerjisi teknolojisi ve enerji hizmetleri sağlayıcısıyla ortaklık kuruyor.

İsveçli mobilya ve ev eşyaları devinin ABD’deki kuruluşu, Ikea Ailesi müşteri sadakat programı çerçevesinde SunPower aracılığıyla Kaliforniya’daki seçkin mağazalardan ev güneş enerjisi çözümlerini satın almalarını sağlamak için SunPower Corp. ile birlikte çalışıyor.

Müşteriler, Ikea California mağazalarında ve çevrimiçi olarak evde güneş enerjisi girişimi hakkında daha fazla bilgi edinebilir ve ardından Ikea Ailesi sadakat üyeleri adına özel olarak geliştirilmiş güneş enerjisi paketlerini almak için doğrudan SunPower ile çalışabilirler. Bu dört farklı paket, güneş enerjisi, enerji depolama ve elektrikli araç (EV) şarjı hizmetlerinin çeşitli kombinasyonlarını içeriyor.

Tekliflerin her biri bir SunPower Equinox Güneş Sistemi, enerji üretimini izlemek veya depolama kullanımını yönetmek için mySunPower uygulamasına erişim ve  sınırlı bir garanti içeriyor. Bir SunPower güneş enerjisi danışmanı, özel bir güneş enerjisi paketi tasarlamak için müşterinin elektrik faturalarını, enerji hedeflerini ve çatı konfigürasyonunu değerlendiriyor.

IKEA’nın tüketici güneş enerjisi kararında, enerji krizi etmen

ikea tüketici güneş enerjisi pazarına giriyor
ikea tüketici güneş enerjisi pazarına giriyor 12

SunPower daha sonra müşterinin ihtiyaçlarına göre önerilen bir sistem tasarımının yanı sıra mevcut olabilecek finansal ürünler ve teşvikler sağlayacaktır. Bir SunPower tesisatçısı, çatıyı değerlendirmek ve sistemin güneş enerjisi üretimini optimize edecek şekilde tasarlandığından emin olmak için evi ziyaret edecek. Gerekli değişiklikleri yansıtmak için nihai teklifte güncellemeler yapılacaktır.

Teklif imzalandıktan sonra SunPower, kurulumdan aktivasyona kadar müşteri ile birlikte çalışacak. Şu anda sekiz Ikea California mağazası (Emeryville, East Palo Alto, West Sacramento, Burbank, Carson, Covina, Costa Mesa ve San Diego) ev güneş enerjisi programını sunuyor.

Ikea ABD CEO’su ve sürdürülebilirlik sorumlusu Javier Quiñones, “Vizyonumuz birçok insan için daha iyi bir günlük yaşam yaratmak ve bu yaşamların sürdürülebilir bir şekilde yaşandığında gerçekten daha iyi olduğuna inanıyoruz” dedi. Ev güneş ve enerji çözümlerine erişim sağlayan küresel Ikea pazarları, insanlar ve gezegenimiz üzerinde olumlu etkisi olan teklifleri sunmak için ortaklarımızla işbirliği yapmaya devam edeceğiz.”

Ikea, ABD’deki belirli Kaliforniya konumlarına ek olarak Avustralya’da ve Belçika, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, İspanya, İsveç, İsviçre, Polonya ve Portekiz dahil olmak üzere Avrupa’da 10 pazarda ev güneş ve enerji hizmetlerini erişilebilir kılıyor.

Şirket, ABD’deki konumlarının %90’ında çatı güneş enerjisi sistemleri dahil olmak üzere yenilenebilir bir enerji portföyüne sahiptir. Ikea franchise sisteminde stratejik bir ortak olan Ingka Group, Utah ve Teksas’ta 403 megavat kapasiteli iki güneş parkı, Illinois ve Teksas’ta 859 milyon kWh enerji üreten iki rüzgar çiftliğine de yatırım yaptı.

Perakende, 2030’da Büyük Ölçüde Modernleşmeye Gidiyor

Müşterilerin perakende mağazalarıyla etkileşim kurma şekli şimdiden çevrimiçi bir modele geçti.

2030’daki perakende ortamı, bildiğimiz geleneksel perakende modelinden çok daha farklı olacak. 

Bu konuda GlobalData’da 2030’da perakendenin temel tahminleri şu şekilde: Müşteri deneyimi sorunsuz olacak, kişiselleştirme ve kolaylık satın almayı yönlendirecek, gelişmiş ödemeler sektörü ele geçirecek, otomasyon çalışanlara yardımcı olacak veya onların yerini alacak ve yaşam tarzı seçimleri perakende ortamını yeniden şekillendirecek. 

Sorunsuz müşteri deneyimi

Müşterilerin perakende mağazalarıyla etkileşim kurma şekli şimdiden çevrimiçi bir modele geçti. E-ticaret çok daha yerleşik ve yalnızca artacak olsa da, fiziksel perakende büyük bir değişime hazırlanıyor. Perakendeciler, müşteri deneyiminin fiziksel alışverişte ön planda olmasını sağlamak için çaba gösterecek. Geleneksel alışveriş merkezleri artık sadece bir alışveriş aracı olarak hareket etmeyecek; bunun yerine, insanların boş zaman ve eğlence için gittikleri eğlence merkezleri haline gelecekler ki bazı ülkeler bunu zaten benimsemişti. Dubai Mall bir eğlence merkezi olarak işlev gören dikkate değer bir alışveriş merkezi olmakla birlikte, bu alışveriş merkezinde bir şelale, akvaryum ve buz pateni pisti bulunuyor ayrıca turistler arasında bir hit olduğu da kanıtlanmıştır. Buradaki anahtar, daha benzersiz deneyimlerin ziyaretçi sayısını artıracağı ve buna bağlı olarak satışların artıracağıdır. Bunu ön planda tutan alışveriş merkezleri, 2030 ve sonrasında ayakta kalanlar olacak.

perakende, 2030’da büyük ölçüde modernleşmeye gidiyor
perakende, 2030’da büyük ölçüde modernleşmeye gidiyor 14

Kişiselleştirme ve kolaylık 

Eğlence faktörünün tüketici deneyiminin temel bir unsuru olduğu kanıtlandığından, satın alma yolculuğu da aynı derecede eğlenceli ve etkileşimli olmalıdır. Tüketiciler, bilinçli satın almalar yapmak için gerçek mekanda faaliyet gösteren mağazaları ziyaret edecek ve 2030 perakendecileri bu sürecin mümkün olduğunca kolay ve kişisel olacağını garanti altına alacaktır.

Gelişmiş ödeme yöntemleri 

Perakendeciler metaverse’e  yöneldikçe 2030’daki ödeme yöntemleri, sorunsuz modele temel bir ek olacak. Şimdi bile, perakendeciler metaverse’in benimsenmesine öncülük ediyor. Birçok giyim, yemek servisi ve mücevher şirketi, marka bilinirliğini ve tüketici katılımını geliştirmek için Roblox ve The Sandbox gibi platformlarda sanal dünyalar kurdu. Bazıları, takas edilemeyen tokenlere (NFT’ler) yatırım yaparken, diğerleri yeni gelir akışları oluşturmak için reklam fırsatlarını araştırıyor. Bu eğilim 2030 yılına kadar olgunlaşacak. 

Perakende otomasyonu

Perakende personeli 2030’da otomasyonla değiştirilecek. Pek çok mağaza şimdiden kasiyersiz ödeme veya kendi kendine ödeme sistemlerini uygulamaya koydu ve 2030’daki teknolojik gelişmeler, perakende sektöründe çoğu kat personeline olan ihtiyacı ortadan kaldıracak. Otomasyon, tutarlı bir şekilde tekrarlayan günlük görev akışı sağlamayı vaat ediyor; bu da dronların, robotiklerin, otonom araçların ve çevresel ticaretin artan kullanımıyla herkes tarafından görülecektir.

Yaşam tarzı seçimleri 

Perakende alanı, değişen tüketici yaşam tarzı tercihlerine uyum sağlamak için değişecek. Sosyal medya ile mükemmel bir hayat yaşamak isteyen tüketiciler için alışveriş merkezleri, sadece alışveriş yapılan bir yer olmaktan çıkıp bir eğlence ve tatmin aracına dönüşüyor. Etkileyen nesil gelişmeye devam ettikçe, iyi görünme ve iyi hissetme ihtiyacına daha fazla vurgu yapılacaktır. Bunu akılda tutarak alışveriş merkezleri, spor salonlarını ve kozmetik kliniklerini entegre edecek. 2030’daki teknolojik gelişmelerle artırılmış gerçeklik (AR) ve sanal gerçeklik (VR), klinisyenlere veya kişisel eğitmenlere istenen sonucu/hedefi gösterecek şekilde uyarlanabilir. Sosyal medya popülerlik kazanmaya devam ettikçe, sosyal ticaret de 2030’da alışveriş yapanlar arasında norm haline gelecek.