Ana Sayfa Blog Sayfa 301

Reebok’un Sahibi Şirket, Ted Baker’ı Satın Aldı

  • Reebok’un da sahibiAuthentic Brands Group,  şirketlerle yapılan bir işbirliği anlaşmasına göre, İngiliz moda şirketi Ted Baker‘ın yaklaşık 211 milyon sterlin (255 milyon $) nakit karşılığında önerilen satın alınması konusunda bir anlaşmaya vardı.
  • ABG, Ted Baker’ı ABG tarafından kontrol edilecek bir holding şirketi ve markanın fiziksel perakende, e-ticaret ve toptan satış operasyonlarını yönetecek bir veya daha fazla işletme şirketi olarak ayırmayı planlıyor. 
  • Anlaşmada şirket, “ABG, Ted Baker markasının iyi bir koruyucusu olacağına, büyümesini hızlandırmak ve değerini artırmak için iyi bir konuma sahip olacağına inanıyor” dedi.

Brooks Brothers, Reebok, Eddie Bauer ve Forever 21 gibi perakende sektörünün en tanınmış markalarından bazılarına sahip olan Authentic Brands Group, kadrosuna başka bir giyim şirketi eklemeye hazır. 

Holding, güçlü tüketici tanınırlığı nedeniyle Kuzey Amerika’da marka için “önemli büyüme fırsatları” olduğuna inanıyor. ABG şu anda Simon Property Group ile ortak bir girişim olan Sparc Group‘un da %50’sine sahip. Sparc, e-ticaret ve toptan satış operasyonlarının yanı sıra Kuzey Amerika’da 1.600’den fazla mağaza işletmektedir. ABG, anlaşmaya göre Ted Baker operasyonlarını Sparc ile birleştirme potansiyelini de araştırıyor. Sparc, halihazırda holding şirketinin bir dizi markası için operasyonlar yürütüyor.

reebok’un sahibi şirket, ted baker'ı satın aldı
reebok’un sahibi şirket, ted baker'ı satın aldı 2

ABG CEO’su Jamie Salter yaptığı açıklamada, “Ted Baker, güçlü moda güvenilirliği tüm dünyadaki tüketicilerde yankı uyandıran, son derece saygın, benzersiz bir İngiliz markasıdır.” Dedi. 

Lisanslama, toptan satış, perakende, dijital ve stratejik pazarlama ortaklıklarına odaklanan bir iş modeli aracılığıyla markanın küresel temelini oluşturmaktan heyecan duyuyoruz” dedi.

Ted Baker’ın yönetim kurulu oybirliğiyle hissedarların anlaşma için oy kullanmasını tavsiye ediyor. 

GlobalData’daki Kıdemli Giyim Analisti Emily Salter, e-postayla gönderilen yorumlarda “Bu, alışveriş yapanların gözünden düştüğü için Ted Baker’a servetini döndürmek adına ihtiyaç duyduğu istikrarı sağlayacak ve tüketiciler yaşam maliyeti krizinin ortasında giyim ve ayakkabı harcamalarını kıstıkça daha fazla zorlukla karşı karşıya kalacak” şeklinde konuştu.

GlobalData’dan Salter’a göre marka pandemiden önce bile acı çekiyordu ve gündelikleştirme eğilimine uyum sağlamadı. Salter, “Authentic Brands Group için alışveriş yapanların ilgi ve  alakasını yeniden kazanmasını sağlamak hayati önem taşıyor” dedi. 

Özel sermaye şirketi Sycamore Partners’ın bu baharda potansiyel bir alıcı olarak ortaya çıkmasıyla birlikte, Ted Baker’ın satışından ilk defa söz edildi. Ancak Mayıs ayının sonunda Sycamore bu yarıştan çekildi. 

Son birkaç yıl, hazır giyim şirketi için epey zorlu geçti. 2019 yılında Ted Baker CEO’su Ray Kelvin görevi kötüye kullanma iddiaları üzerine görevinden istifa etti. Ertesi yıl şirket, bilançosundaki hisse senedi değerinin 58 milyon sterlin fazla ( tahminlerinin iki katından fazla) olduğunu bildirdikten sonra bir muhasebe skandalı yaşadı.

Ray Kelvin, 1987’de balık tutarken Ted Baker için bir fikir buldu. Ertesi yıl, ilk mağaza Glasgow’da açıldı ve ilk olarak erkek gömlekleri ile tanındı. On yıl sonra Ted Baker, Londra Menkul Kıymetler Borsası’nda halka açık bir şirket oldu. Ted Baker şu anda İngiltere, Avrupa, Kuzey Amerika, Orta Doğu, Asya, Afrika ve Avustralya’da bir mağaza ve imtiyaz portföyüne sahiptir. Markanın erkek giyim, kadın giyim, aksesuar, parfüm ve saat gibi çeşitli koleksiyonları bulunmaktadır.

Rotanız Gerçekten Belli mi?

Şirketler bir gemiye benzer, gemi büyüdükçe manevra gücü azalır çünkü manevra esnasında birçok bölüme iş yükü düşer. Gemi büyüdükçe hem deniz koşullarına hem de hava koşullarına ayrıntılı bakılması gerekir.

Şirketler büyüdükçe kurumsallaşmayla birlikte uzun vadeli planların önemi artar. Sermaye gücüne, pazar payına, şirket net karlılığına, sektör tecrübesine ve kurum kültürüne çok güvenerek geleceği tasarlamayan şirketler zamanla bilinçsizce ya çok iyi duruma giderek işlerini ölçülemez şekilde büyütüyorlar ya da çok kötü duruma giderek operasyonel daralmaya gidiyorlar. Belirsizce bir gelecek yaşamamak için mümkün olduğunca aşağıdaki başlıkları dikkate alarak bir stratejik planlama kitapçığı oluşturmak gerekiyor.

  • Şirketin hem finansal hem de finansal olmayan verilerini analiz ederek,
  • Sektörün durumunu ve sektörün geleceğini verileri analiz ve tahmin ederek,
  • Hem şirketin hem de sektörün durumunu dikkate alarak şirketin gelecek hedeflerini netleştirerek

Stratejik Planlamanın aşamaları,

  • Durum analizi yapılır,
    • PESTLE (politik, ekonomik, sosyal, teknolojik, yasal ve çevresel) analizi yapılır
    • SWOT (güçlü, zayıf, fırsat, tehdit) analizi yapılır
  • Misyon ve vizyon belirlenir,
  • Stratejik amaçlar ve hedefler belirlenir,
  • Hedef takibi yapılır,
  • Değerlendirme ve performans ölçümü yapılır.

Durum Analizi

PESTLE ülkemizin gideceği yeri, bulunduğumuz sektör ile ilgili alınacak kararları gösteren analizdir. Örneğin,

  • Politik olarak Çin ile Tayvan arasında yaşanan gerilimin etkilerini analizi,
  • Ekonomik olarak döviz kurlarındaki artışın belli bir süre devam etme ihtimali ve petrol fiyatlarının belirsizliği,
  • Sosyal göstergelerde ise toplumdaki yaşanan mülteci nüfus artış hızını analizi,
  • Teknoloji olarak robotların hayatımıza daha çok girmesiyle son tüketici alışveriş alışkanlıklarının analizi,
  • Yasal olarak çıkan tüketici koruyucu kanunların analizi,
  • Çevresel analizde ise doğa kirliliğine dikkat edilmesi olarak çeşitlendirilebilir.

SWOT şirketimizin mevcut durumunu gözler önüne seren analiz şeklidir

  • Şirketin güçlü, zayıf yönlerini yandaş bir yapıda olmadan şeffaflığı esas alarak ortaya dökmek de denilebilir. Burada şeffaf olunmazsa yazılacak reçetedeki bir ilaç kötü sonuçlar ortaya çıkarabilir.
  • Sektörün fırsatları ve tehditleri de aynı şekilde gizlemeye (genelde şirket egosu olduğu için tehditler küçük görülüp bu listeye girmez) çalışmadan, ince eleyip sık dokuyup listeye yazılmalıdır.

Belirlenen misyon ve vizyon şirketin her personeli tarafından (Genel Müdüründen güvenliğe kadar) ezberletilmeden içselleştirilmelidir. Eğer içselleştirilebilirse 3-4 cümleden oluşan bu yol haritası, şirketin gideceği yolda tüm paydaşlara (çalışanlar, tedarikçiler, müşteri, hissedarlar vs.) fener görevi görür. Bu içselleştirme de, personele gelip geçici insanlar olarak değil büyük bir ailenin önemli birer ferdi olarak bakıldığında gerçekleşebilir.

Burada biz neredeyiz, sektör nerede, biz neler yapmalıyız sorularını cevaplayıp 3-5 yıllık stratejimizi belirleyeceğiz. Bundan dolayı PESTLE ve SWOT ne kadar usta ellerle ve ne kadar şeffaf, güvenilir kişilerle yapılırsa strateji o kadar doğru belirlenir ve o kadar net, doğru reçete yazılır.

Hedef takibi ve performans ölçümü ile birlikte şirketin anahtar göstergelerini belirleyip (KPI) tüm çalışmanın gidişatını kontrol edilebileceği, hedeflerden sapmalara karşı önlemler alınabileceği bir yapı kazandırmak bu noktada elzemdir. Burada herkesin aynı gemide olduğu kendi KPI hedeflerini tutturmak için başka departmanların dikkate alınmamasının bu sistemin çökmesine yani şirketin planlarının çökmesine neden olacağının unutulmaması gerekir.

Özetle,

rota1
rotanız gerçekten belli mi? 4

Sonuç olarak,

  • Stratejik planlama oluştururken genelden özele, analiz edilirken özelden genele gidilmelidir.
  • Senaryolar oluşturulup beklenmeyen büyük durumlara karşı roller yazılmalıdır.
  • Oluşabilecek riskler önceden analiz edilerek çözüm önerileri yazılmalıdır.
  • Her zaman şirket içinde bilgi akışı şeffaf olursa ve doğru bilgiler verilirse erken tanı konabilir, hızlıca doğru aksiyonlar alınabilir.

Perakendenin Depo Krizi Kapıda! Tedarik Zinciri ve Lojistikte E-Ticaret’in Geleceği

coskun soyer ust

Geçen hafta tedarik zinciri ve hızlı moda endüstrisinin kesiştiği bir noktadan hareketle, tedarik zincirinin bu konudaki ağırlığı üzerine yazmıştım. Tedarik zinciri sırf bu konu için değil perakende ve e-ticaretin her noktasında, aşamasında çok önemli bir yere sahip, bu haftada özellikle tedarik zinciri üzerinden e-ticaretin geleceği ile ilgili önemli gördüğüm konular üzerinde durmak istiyorum. Depo krizi!

E ticaretin üretme-satın alma ve satış işlemi kısmının (elektronik ortamda olsa da) klasik ticaretten pek farkı yok. Bununla beraber depola ve dağıt kısmı biraz farklı bir yön çiziyor. E ticaretteki artış, depolama tarafında klasik yapılanmadan farklı olarak, ufak adet-hacimde depolama, toplama ve paketleme konuları için yeni nesil depoculuğu ve teknolojiyi gerektiriyor. Burada bir analiz var onun üzerinden bilgi vermek istiyorum.

Önümüzdeki yıllardaki e-ticaret patlamasıyla başa çıkmak için Avrupa’da yaklaşık 28 milyon m2 depo alanının bulunması gerekecek. Bu artış için verilen metrik ise, her 1 Milyar USD’lik e ticaret artışı için yaklaşık olarak 93.000 m2 depoya ihtiyaç duyulacak olmasıdır. Bunun globalde yansıması ise çok daha büyük hacimlere bizi getiriyor. Önümüzdeki 5 yıl içinde global ölçekte e ticaret artışının 1.5 Trilyon USD olacağı hesaplanıyor.

perakendenin depo krizi kapıda! tedarik zinciri ve lojistikte e-ticaret'in geleceği

Yukarıdaki her 1 Milyar USD’lik artış için 93.000 m2 yeni e ticaret depo alanından devam edersek, önümüzdeki 5 yıl için yaklaşık 140.000.000 m2 yeni e ticaret depo alanına ihtiyaç duyacağız demektir. Bu hesaplama için daha renkli bir değerlendirme yaparsak en güzel örnek futbol sahası üzerindendir. Klasik bir futbol sahası için yaklaşık 7.000 m2’lik bir alan veriliyor. Sonuç olarak önümüzdeki 5 yıl için yaklaşık 20.000 adet futbol sahası büyüklüğünde depoya ihtiyaç var dersek, işin boyutu yani depo krizi sorunu gerçek anlamda ortaya çıkıyor.

Burada deponun yüksekliği kaç metredir, dar koridor yapılanması mı var veya tam otomatik depo yapısı vb. konulara girmiyorum. Sonuç olarak e ticaret depolarına yatırım yapan veya bu konuda fizibilite çalışmalarına giren işletmelerin bu konudan kazanç sağlayacağı gerçeği değişmiyor. Gelmek istediğim konu, bu yatırımların iş güvenliği çerçevesinde, çevreye saygılı, teknolojiye yatırım yapan bir anlayış ile yapılması gerekliliğidir.

E ticaret ile ilgili bu matematiksel veri bir gerçeği belirtiyor o da e ticaretin depo krizi karşısında depo yatırımına ihtiyaç var.

Bununla beraber depo krizi sorununa bazı alternatif çözümler de var. Bunlara kısaca bakarsak;

  • Özellikle yeni bir akım olarak büyük mağazacılıkta görülen bir gelişme artarak devam ediyor. Büyük mağazacılık için 5000 m2 veya üstü alanlarda ticaret yapan perakendecileri tanımlayabiliriz. Bu tür mağazalar, pandemi ile beraber kapanma ve insanların yeni dönemde mağaza ziyaret sıklığını azaltmaları sonucu müşteri sayısında büyük azalmalar yaşadılar. Bunun sonucunda mağazalarda atıl olarak kalan alanları depo alanına dönüştürüyorlar. Bu depo alanları hem bölgesel dağıtım noktası hem de e ticaret deposu olarak hizmet veriyorlar. Bu tür mağaza zincirlerine örnek olarak, Amerika ve Kanada’da mağazaları olan “Bed Bath & Beyond” örnek verilebilir. Mağazalarının %25’ini bu kullanım için depo alanına çeviriyor. Aynı şekilde elektronik perakende zinciri “Best Buy” mağazalarının %25’ini bu dönüşüme sokacağını açıkladı. Dikkat edilirse iki firmada %25’lik bir oran veriyor. Kim bilir bu %25’lik oran, endüstriyel bir dönüşüm metriği olarak önümüzdeki yıllarda çokça önümüze çıkabilir.  

  • İkinci bir örnek ise yine atıl olan AVM’lerden kaynaklanıyor. ABD ve Avrupa’da birçok AVM bütün olarak veya kısmi olarak depolama alanlarına çevriliyor. Bu konu yakın zamanda ülkemizde de çok önemli hale gelecek.

  • Son örnek ise benim için daha yapıcı ve gelişime açık bir konu olarak gözüküyor. Örnek e ticaretteki iadelerin lojistik yönetimidir. Bu konu artık yüksek pratik ile işleyen bir düzen halini aldı. İade için oluşturulan kod ile kargo firmasına ürün teslimi genel bir uygulama olarak işliyor. Bu tasarruf ve perakende de kullanılmayan mağaza metrekarelerinin değerlendirilmesi anlamına gelecektir. Bunu yaparken birbiri ile rakip olan perakende ve e ticaret “özellikle pazar yerlerinin” verimlilik çerçevesinde bir araya gelmeleri gerekliliğidir. Bunun en güzel örneklerinden birisi Amazon’un Kohl’s ile yaptığı çalışmadır. Kohl’s Amerika’nın en büyük departman mağaza zincirlerinden biri ve 1000’den fazla mağazaya sahip, Amazon ile yaptığı anlaşma ile mağazalarından Amazon ürün teslimi ve iade kabulü yapıyor. Bu iki firma arasında rekabete bakmadan kazan kazan prensibiyle gelinen ortak verimlilik noktasını gösteriyor.

Buraya kadar e ticarette lojistiğe biraz göz attık. Biraz da e ticaret ve tedarik zincirinin birleştiği ileri uygulama örnekleri verelim ama bunun için gelecek hafta görüşelim.

Sağlıkla kalın…

The Body Shop ‘Zorlu’ İkinci Çeyrek Sonuçlarını Açıkladı

  • The Body Shop’un sahibi Natura &Co, yılın ikinci çeyreğinde gelirinde %8,6’lık bir düşüş olduğunu bildirdi

The Body Shop, Avon ve Aesop’un sahibi Natura &Co, grubun zorlu bir ticaret ortamının baskısı ile karşı karşıya kalması sebebiyle gelirlerinin düştüğünü açıkladı.

Brezilyalı grup, 30 Haziran’a kadar olan ikinci çeyrekte grup gelirinde %8,6 düşüş yaşadı.

Haziran ayına kadar olan üç ayda, The Body Shop’taki net gelir, mağaza gelirlerinin geçen yıla göre artmasına rağmen %25,3 düşüş yaşadı.

Avon’da da satışlar %25,4 düşüş gördü. Markanın performansı temel olarak Ukrayna’daki savaştan, düşük tüketici güveninden ve Avrupa’daki hanehalkı satın alma gücünün azalmasından ve ayrıca bölgede daha az temsilci bulunmasından etkilendi.

Ancak Aesop’taki gelir, markanın Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik liderliğindeki tüm pazarlarda çift haneli büyüme sağlamasından dolayı %5,7 arttı.

Grubun cilt, saç ve vücut markası Japonya, Güney Kore, Kanada ve Avustralya gibi zaten bulunduğu mevcut pazarlarda yeni mağazalar açmaya devam ediyor.

Natura & Co grubu CEO’su Fabio Barbosa şunları söyledi: “Yılın ikinci yarısında işletmelerimizin gelirlerinin daha iyi bir seyir izlemesini beklememize rağmen, makro ortamdaki zorlukların devam edeceğine ve kısa vadede marjlarımızın baskı altında kalacağına inanıyoruz.”

“Bu bağlamda, acil ve en net önceliğimiz marjlara ve operasyonel nakit akışına odaklanmak; tüm markalarımız ve işletmelerimizdeki ekipler de bu net hedefler için harekete geçirilip teşvik ediliyor.”

Perakende Vitrinlerinde Dijital Ekranlardan En İyi Şekilde Nasıl Yararlanılır?

Dijital ekran kullanımları mağazacılığın son dönem etkili perakende vitrin ve reklam kullanımlarından birini oluşturuyor. Markalar devasa dijital ekranlar için mağazalarına yatırımlar yapıyor. Elbette büyük faydaları olmakla birlikte, dijital ekran kullanımlarının mağaza vitrinlerinde göz ardı edilen çok önemli bir dezavantajı da bulunuyor. Güneş! Evet yanlış duymadınız…

Digital Media Systems’ın kurucu direktörü Avtar Singh, teknoloji endüstrisinde 30 yıldan fazla zaman geçirdi. Singh, perakendecilerin güneşli günlerde bile dijital tabela ekranlarından en iyi sonuçları nasıl alabileceklerine dair ipuçları veriyor.

7fa0fb50 4b8b 4411 8fe2 30a8620e18bd
doğrudan güneş ışığı altında iyi durmayan bir dijital ekran
perakende vitrinlerinde dijital ekranlardan en i̇yi şekilde nasıl yararlanılır?

Bir perakende vitrinindeki teşhir, her gün önünden geçenler için mağazanız hakkında bir fikir verir. Göz alıcı, dinamik içerik barındıran başarılı bir dijital tabela çözümü, yoldan geçenlerin kapınızdan içeri girmesini ve satışlarda önemli bir artışa yol açmasını tetikleyebilir. Bu nedenle, tek bir küçük ekrandan çok sayıda büyük ekrana kadar, halka yönelik ticari sınıf LCD dijital tabela çözümleri sunan birçok cadde perakendecisi vardır.

Ne yazık ki, tüm “çözüm sağlayıcılar”, müşteri için beklenen sonucu sağlayacak veya amaca uygun bir çözüm sunacak bilgi veya deneyime sahip değiller. Kötü bir çözüm doğrudan markanıza ve ürünlerinize yansır. Örneğin tabela iyi görünür değilse, içeriği zayıfsa veya işletim sisteminden hatalar ve bildirimler gösteriyorsa sonuç hiç iyi olmayabilir.

Peki bir perakende vitrinindeki dijital tabela, satış katında kurulu olandan neden farklıdır? Güneş ve diğer çevresel faktörler, proje istişare aşamasında dikkate alınmadığı takdirde, bir kez kurulduktan sonra bu ekranlar büyük sorunlara neden olabilir.

Perakende vitrinlerinde görülen yaygın sorunlardan bazıları şu şekilde:

Ekran görüntüsü zar zor görünüyor, renk düz ve genellikle mesajı anlamak zor
Bu, ekranın yeterince parlak olmaması kadar basit bir şey olabilir. Ekran parlaklığı nit veya cdm2 cinsinden ölçülür. Örnek olarak, tipik bir masaüstü monitör 200 – 300 cd/m2 civarında olacaktır; dijital tabelada kullanılan ticari bir ekran 400 – 750 cd/m2 arasında olacaktır.

Kuzeye bakan bir vitrinde kullanılacak bir tabela için minimum 1.000 cd/m2 ; güney, doğu ve batı için ise minimum 2.000 cd/m2 olması önerilir. Dikkate alınması gereken bir diğer önemli faktör de ekranın parlama önleyici ve yansıma önleyici özellikleridir; yansıma önleyici özelliği çok az olan ve bu nedenle aynaya benzeyen bir şey takmanın bir anlamı yoktur. Tedarikçinizden <%2 yansıtıcılığa sahip bir panel için teklif vermesini isteyin, kazanan siz olacaksınız. Son olarak, ortam ışığı sensörünün çalışıp çalışmadığını ve parlaklığın açık olduğunu kontrol edin.

Gündüz güneşteyken ekran kararıyor

Kabul edelim LCD ekranlar güneşten nefret ediyor, panelin ısınmasına ve kararmasına neden oluyor en nihayetinde de rengi atmış çirkin bir görünümle karşı karşıya kalıyorsunuz.

Güneşin yüzeyi m2 başına yaklaşık 63 milyon watt enerji yayar. Enerji, 3 milyon milden fazla seyahat ettikten sonra Dünya’ya ulaştığında, ekran yüzeyine 1.200 watt/m2’nin üzerinde enerjiyle çarpar ve bu da sıvı kristal hücrenin sıcaklığının en soğuk günlerde bile önemli ölçüde artmasına neden olur. 

Sonuç olarak ise sıvı kristallerin kaynaması ve siyaha dönmesi kaçınılmazdır, güneş temizlemesi olarak bilinen şey de budur. LCD panel aşırı ısındığında ekran kararır veya izotropik arızaya neden olur, bazen bu 60 santigrat dereceye kadar düşebilir. Güneye, doğuya veya batıya bakan pencere ekranları kurduğumuzda panellerimizin, 110 santigrat dereceye kadar sıcaklıklara kararma olmadan dayanabilen yüksek sıcaklıklı LCD paneller olduğundan emin olmamız gerekir. 

Kurulumdan hemen sonra ekran arızalanıyor

Tüketici TV’leri, ev veya diğer yüksek kontrollü ortamlar dışındaki ortamlarda kullanılmak üzere tasarlanmamıştır ve bu nedenle ticari ortamdakiler kadar sağlam olması gerekmeyen bileşenler kullanılarak yapılmıştır.

Bu nedenle, maliyetleri düşürmeye çalışanlar, ekran görüntüsü ve bileşen sorunlarıyla beklenenden çok daha erken karşılaşacaktır. Doğru ticari ekranları kurmak, tüm ortam koşullarında yüksek kaliteli, görünür bir ekran sağlarken size uzun yıllar hizmet verecektir.

Ekran gece çok parlak veya gün boyu karanlık

Seçtiğiniz ekranın tüm mevsimlerde gündüzden geceye farklı ışık seviyelerine yanıt verebilmesi önemlidir. Karanlık saatlerde çok parlak bir ekranın görülmesi zor olabilir ve sürücülerin dikkatlerinin dağılmasına neden olabilir. Panel, mesajınızı her zaman görüntülenebilir durumda tutmak için parlaklığı dinamik olarak ayarlayabilmelidir. Yine, birçok tüketici ekranı ortam ışığı sensörlerine sahip olsa da, genellikle ticari bir gereksinim için gerekli olan ayar aralığına sahip değildirler.

Dış ortam için bir dijital tabela düşünüyorsanız, güneşle ilgili konuşmaları görmezden gelmeyin.

Ticari ortamlar ve ucuz ekranlar iyi anlaşamaz. Müşterilerle mağazada, personelle iç iletişimde veya dijital vitrinlerde etkileşim kurmak için bir dijital tabela çözümü sunmak istiyorsanız, sektörünüzdeki diğer başarılı kurulumların örneklerini yapabilecek bir şirket kullanın.

Müşteriyle konuşun, sadece kurulum hakkında değil, aynı zamanda tedarikçinin kurulum sonrası nasıl olduğunu, bir sorun olduğunda veya bir eğitim gereksinimi olduğunda nasıl yanıt verdiklerini ve kurulumun gerektirdiklerini nasıl sağladığını görün.

Stranger Things Kafe’de Kahvenizi Yudumlamak İster miydiniz?

Bilim kurgu hiti “Stranger Things”in Japon hayranları, Netflix korku dramasından esinlenen bu pop-up kafede şeytani makarnalardan yiyebilir ve 1980’lerin retro şarkılarını çalıp dinleyebilirler.

Yerel restoran zinciri Pronto Corp ile bir ortaklık olan mağaza, yoğun talep üzerine Tokyo’nun moda semti Shibuya’da son zamanlarda faaliyetlerini genişletti. “Stranger Things”, dördüncü sezonunun Mayıs ayında yayınlanmasından bu yana, yayıncıların Japonya’daki en iyi 10 programından biri olmaya devam ediyor.

stranger things kafede kahvenizi yudumlamak i̇ster miydiniz?
stranger things kafe'de kahvenizi yudumlamak i̇ster miydiniz? 13

İç mekanda, kurgusal ABD kasabası Hawkins, Indiana’da geçen dizinin mağaza ve setlerin kopyaları ayrıca gençlik kahramanlarının “Baş Aşağı” dediği karanlık ayna – yeraltı dünyası da var.

Ziyaretçiler, arka planda Kate Bush’un “Running Up That Hill”i gibi şovdan şarkılar çalarken dizinin imzası olan Demogorgon canavarının yanında fotoğraf çekebilirler.

Dahası, canavarın kafası şeklinde yapılan kalamar mürekkepli makarna veya psişik olarak güçlendirilmiş ana karakter Eleven’ın yemeye can attığı waffle gibi gösteriden ilham alan yiyecekleri de bulabilirler.

f9416945 07e0 4e4d 992d 0f0cea848c10
stranger things kafe'de kahvenizi yudumlamak i̇ster miydiniz? 15

Stranger Things kafeye ilgi yüksek

COVID-19’u yayma riskini azaltmak adına şu anda kafe, ziyaretçilerin rezervasyon yaptırmasını şart koşuyor ve her saat sadece 20 kişinin içeri girmesine izin veriliyor.

29 yaşındaki bir anne Kimiko Nakae, “Her gün gece yarıları telefonumdan masa ayırtmaya çalışıyorum” “Sonunda bugün bir yer açıldı çünkü biri rezervasyonunu iptal etti.” dedi.

Tokyo’nun zaten ninja garsonlar ve egzotik hayvanlardan vampir esintili mutfağa kadar birçok şeyi içeren temalı restoran ve kafe geleneğine sahip olduğu zaten biliniyordu bunu bir kez daha görmüş olduk.

Ancak birçok turist odaklı işletme gibi bu sektör de pandemiden büyük ölçüde etkilendi. Bir perili hapishane lokantaları zinciri olan Lockup, son mekanı da geçen ay kapandığında 23 yıllık bir macerayı sona erdirdi ve Kabukicho’nun kırmızı ışık bölgesinde Mart 2020’de kapanan şatafatlı bir müzik ve dans gösterisi olan ünlü Robot Restaurant‘ın kaderine malesef ortak oldu.

Gıda Enflasyonu Alışveriş Davranışını Nasıl Değiştiriyor?

Gıda fiyatları artmaya devam ederken tüketiciler pazarlık peşinde koşuyor. Yakın zamanda hazırlanan bir rapora göre, gıda enflasyonu tüm zamanların en yüksek seviyesindeyken, alışveriş yapanlar artık değer arıyor. Rapor, Temmuz 2022 için en son satış verilerini içeriyor ve e-ticaret dahil tüm gıda kanallarını içeren verileri kapsıyor.

Temmuz verileri, hızlı tüketim kategorilerinde ürün fiyatlarının yüksek kalmaya devam ettiğini gösteriyor. Evde tüketimi gıda fiyatları, Haziran sonundan Temmuz sonuna kadar %1,2 ve 31 Temmuz itibariyle yıllık bazda %14,4 arttı. Haziran ayında ise, Mayıs ayına göre %1,2 ve 30 haziran itibariyle yıllık bazda %13.7 artmıştı.

Rapora göre, birçok yiyecek ve içecek kategorisindeki promosyon faaliyetleri – haftalık satışlar ve kuponlar dahil – arz baskıları azaldıkça ve tüketiciler giderek en iyi fırsatları aradıkça pandemi öncesi seviyelere dönüyor.

Raporda, alışveriş yapanların promosyonlar uygun olduğunda yanıt verdiği belirtildi. 10 Temmuz 2022’de sona eren dört haftalık dönem boyunca bakkal kanalında en çok tanıtılan kategorilerin bazılarında, dolar satışlarının yüzdesi ve satış hacmi artışının yüzdesi önemli ölçüde arttı.

“Tüketiciler yükselen fiyatlara promosyon alışverişleriyle, değer seçeneklerine öncelik vererek ve onsuz gitmekten kaçınarak cevap veriyor”.

gıda enflasyonu alışveriş davranışını nasıl değiştiriyor?

En Yüksek Artışlar
Gıda enflasyonu, ekonominin diğer alanlarındaki son fiyat düşüşlerine rağmen yıldan yıla artarak devam ediyor. Fiyatlardaki en büyük artışın olduğu beş kategori arasında yumurtalar, dondurulmuş akşam yemekleri ve mezeler, tereyağı/margarin/dondurulmuş pizza ve market ekmeği yer alıyor.

Gıda enflasyonu müşterileri nasıl etkiliyor?

  • Promosyon faaliyetleri artıyor. Tedarik baskıları azaldıkça ve tüketiciler giderek en iyi fırsatları aradıkça, birçok yiyecek ve içecek kategorisindeki promosyon faaliyetleri – haftalık satışlar ve kuponlar dahil – pandemi öncesi seviyelere geri dönüyor. Son veriler, 10 Temmuz 2022’de sona eren dört hafta içinde promosyon etkinliğinin arttığı ilk beş yiyecek ve içecek kategorisinin (bu en iyi kategorilerin satışlarının yaklaşık %50’si promosyonlu ürünlerden geliyor) 2019’daki aynı dört haftayla yakın paralellikler gösterdiğini ortaya koyuyor.
  • Tüketiciler pazarlık peşinde. Promosyonların mevcut olduğu zamanlarda tüketiciler yanıt veriyor. 10 Temmuz 2022’de sona eren dört haftalık dönem boyunca bakkal kanalında en çok promosyon yapılan kategorilerin bazılarında, dolar satışlarının yüzdesi ve satış hacmi artışının yüzdesi önemli ölçüde arttı.
    • Örneğin dört haftalık dönemde dondurma ve şerbetin %55’i iki ay öncesine göre 9 puan daha fazla promosyon fiyatıyla satın alındı. Bu promosyonlar, iki ay öncesine göre 13 puan daha fazla olmak üzere %93 ek kategori satışı sağladı. 
  • Tüketiciler, miktarı korumak için değer odaklı kategorileri tercih ediyor.  Yiyecek ve içecekte, fiyat artışlarına rağmen toplam hacim ve birimler dirençli kaldı. Tüketiciler makarna, dondurulmuş patates, konserve ve çorba gibi daha değerli yemek çözümleri satın alıyorlar. Spor içecekleri, hazır kahve/çay, dondurulmuş ürünler ve soğuk başlangıçlar gibi kategorilerde daha az satın alım yapıyorlar.
  • Tüketiciler aynı kategori içinde daha uygun fiyatlı markalara yöneliyor. Tüketiciler, alkollü içkiler de dahil olmak üzere birçok kategoride tercih edilen bir markadan veya daha yüksek fiyatlı bir üründen daha düşük fiyatlı bir ürüne geçiş yapıyor.
  • Private label birçok gıda kategorisinde büyümeye devam ediyor. Tüketiciler, mağaza markalarının zaten bilindiği kategorilerde veya yumurta, şeker ve şişelenmiş su gibi emtia kategorilerinde ulusal markalardan uzaklaşıyor.
  • Seçilmiş kategorilerde yüksek enflasyona rağmen premium alıverişler devam ediyor. 2008-2009 Büyük Durgunluk’taki davranışı yansıtan tüketiciler, premium ve süper premium ithal bira, dondurulmuş akşam yemekleri/mezeler, soğutulmuş meyve suları ve içecekler gibi küçük lükslerde alışveriş yapmak için pazarlık yapıyorlar.
  • Yiyecek ve içecek dışında harcamalar yavaşlıyor. Tüketiciler, folyo kaplar, ev temizlik bezleri, tuvalet kağıdı, kağıt mendil, çamaşır deterjanları ve ev temizleyicileri gibi kategorilerde daha az satın alma yapıyor.

Pperakendeciler, fiyata duyarlı alışveriş yapanların yanı sıra en değerli müşterilerine hitap eden fiyat noktalarında doğru ürün yelpazesini sunduklarından emin olmak için tüketici tercihlerindeki değişikliklere hızla uyum sağlayacak araçlara sahip olmalıdır.

Türkiye’nin İlk Döngüsel Mağazası Nivogo’ya Yakından Bakın

Moda sektöründe sürdürülebilirlik ve döngüsel bakış açısının dünya üzerinde hızla ilerlediğinden uzun süredir sizlere bahsediyor ve dünya üzerindeki örnek çalışmaları sizlerle buluşturuyoruz.

15 Ağustos itibariyle bu örneklerden biri de ülkemizde mağaza faaliyetine başladı. Türkiye’nin öncü döngüsel dönüşüm hareketi Nivogo ile… 15 Ağustos günü Akasya AVM’de kapılarını açan Nivogo ile kullanıcılar artık ihtiyaç duymadıkları ürünlerini getirerek döngüsel ekonomiye dahil edebilecek ve Nivogo’nun yenilediği ürünler de farklı kullanıcılar ile buluşabilecek. 

Nivogo, faaliyete başladığı 2021 yılı başından beri markaların farklı sebeplerden dolayı kullanıcılarıyla buluşamamış 300 binden fazla moda ürününü yeniledi. Bu ürünler arasında sadece barkodu eksik olduğundan dolayı imhası beklenen ürünler, çiftleri kaybolmuş ayakkabılar, teşhir ürünleri, iadeler ve hızlı moda etkisiyle satılamayıp askıda kalmış eski sezon kıyafetler de yer alıyor. 

Peki bu ürünlere ne oluyor derseniz hemen yanıtlayalım. Nivogo tüm bu ürünleri döngüsel iş modeline göre geliştirdiği teknolojik altyapısıyla Gebze’de yer alan Türkiye’nin ilk ve en büyük yenileme merkezinde, gelen her ürünün ihtiyaçlarına özel, farklı bir NivoKod vererek tekilleştiriyor, her birine benzersiz bir NivoKod tanımlanan ürünlerin döngüsel dönüşüm rotasını belirliyor. Böylece gelen her ürünün önce yenileme ihtiyaçları tespit ediliyor daha sonra gerekli müdahaleler gerçekleştirilerek yenileniyor. Yenileme işlemleri tamamlanan, dezenfekte edilen ve Nivogo’nun kendi geliştirdiği yapay zeka temelli fiyatlandırma teknolojisi ile yeniden fiyatlandırılan ürünler paketlenerek satışlarının yapılacağı noktalara transfer ediliyor. İşte döngüsel moda da tam bu noktada tekrar başlamış oluyor.

15 Ağustos tarihi itibariyle kapılarını açan Akasya Nivogo mağazasında bu ürünler raflarda yerini alıyor. Üstelik fatura, sertifika veya satış belgesi gibi bir belge ile orijinalliği kanıtlanabilen ürünlerini Nivogo Akasya’ya getirenler döngüsel dönüşüm hareketinin bir parçası olabilecek. 

Nivogo mağazasına ait görüntüler ise şu şekilde:

Adidas’ın Süpermarket Tarzı Pop-Up Mağazası ile Tanışın

Zalora Group, Adidas işbirliğiyle Singapur, Bugis Junction’da süpermarketten ilham alan bir pop-up mağaza açtı.

Supermart by Zalora mağazası, popüler renkler ve Instagramlanabilir köşeler içeren bir süpermarket düzeni ile tasarlandı. Pop-up mağaza, 90’dan fazla Adidas SKU, erkek ve kadınlar için çeşitli ayakkabı, giyim ve aksesuarın yanısıra seçkin bir ürün yelpazesini de stoklarında bulunduruyor.

İşte Adidas ve Zalora’dan ilginç mağazanın görüntüleri

cda6fcde 44d8 4dc4 ad42 cbdd4640aba0
adidas'ın süpermarket tarzı pop-up mağazası ile tanışın 24

Bir ‘click-and-mortar experience’ ile mağazayı ziyaret eden müşteriler, favori ürünlerini üzerlerindeki QR kodlarını tarayarak ve Zalora uygulaması üzerinden sepetlerine ekleyerek kolayca satın alabilirler. Sipariş daha sonra kapılarına kadar teslim ediliyor.

cdd60556 7384 4f53 b89c ba6a1e0466c7
adidas'ın süpermarket tarzı pop-up mağazası ile tanışın 25

Zalora ayrıca, markayı ve sanatçıların estetiğini birleştiren grafik sanat eserleri ile hediye paketleri oluşturmak için üç yerel sanatçı, Hoon Jialing, Eman Raharno Jeman ve Tiffany Tan ile de ortaklık kurdu. Lansmana damgasını vuran Zalora, müşterisiyle daha fazla iletişim kurmak için aynı zamanda etkileşimli bir oyun da yürütüyor.

Avrupalı ​​Perakendeciler Işıkları Kapatıyor, Enerji Tasarrufu için Çalışma Saatlerini Azaltıyor

Avrupalı ​​perakendeciler ışıkları kapatıyor, enerji tasarrufu yapmak için çalışma saatleri kısaltılıyor.

Enerji faturaları arttıkça beraberinde tehditlerde artıyor, bazı Avrupalı perakendeciler bu kış ışıklarını kapatacak gibi duruyor ve hatta çoğu daha kısa çalışma saatlerine geçmeyi düşünüyor.

Enerji patronları ve hükümet yetkilileri, Ukrayna’daki savaşla bağlantılı kıtlıklar olması durumunda, halkı ve işletmeleri elektrik kullanımını azaltmaya ve acil durum planlarını uygulamaya koymaya çağırdılar.

Bir sözcü, SPAR Avusturya’nın ülke genelindeki 1.500’den fazla mağazasının vitrin reklamları için aydınlatma saatlerini azalttığını söyledi. 1,2 milyon metrekare (12,92 milyon fit kare) üzerinde mağaza alanı işleten şirket, geçen yıl 8,56 milyar Euro (8,86 milyar $) perakende satış gerçekleştirdi.

Sözcü, parasal bakımdan ne kadar tasarruf edileceğini söylemeden, bu hareketin perakendecinin enerji tüketimini yılda 1 milyon kilovat saat azaltacağını da sözlerine ekledi.

Avrupalı ​​perakendeciler için çalışma saatleri henüz netleşmedi

Geçen ay, Fransa’nın en büyük gıda perakendecisi Leclerc’in başkanı, elektrik kesintileriyle başa çıkmak için mağazalarındaki çalışma saatlerini azaltabileceği konusunda da uyarıda bulundu.

avrupalı ​​perakendeciler işıkları kapatıyor, enerji tasarrufu için çalışma saatlerini azaltıyor

Bu açıklama, rakip Fransız süpermarket Carrefour‘un ulusal enerji şebekesi operatörü RTE ile bir “EcoWatt Charter” imzalayarak yüksek talebin olduğu dönemlerde mağazalarındaki elektrik tüketimini azaltmasından günler sonra geldi.

Belçika’daki Colruyt (COLR.BR) ve Ahold (AD.AS) dahil olmak üzere bazı perakendeciler, enerji tasarrufu sağlayan mevcut sürdürülebilir enerji programları sayesinde olası kesintilerden ve daha yüksek maliyetlerden kısmen yalıtılmış durumda.

Colruyt sözcüsü, “Kısa vadede herhangi bir somut önlem planlanmadı, ancak kesin hedef, genel enerji politikamızın bir parçası olarak çabaları sürdürmektir.” “Bu yüzden ışıklı tabelamız yok, kapalı dondurucular, soğuk oda vb. tercih ediyoruz.” Dedi.

Sözcü, şirketin akaryakıt veya doğal gaz kullanmayan, bunun yerine tamamen atık ısı ve yeşil elektrikle ısıtılan 44 tane “sıfır fosil yakıt” mağazaya sahip olduğunu söyledi.

CEO Frans Muller bir röportajda, Ahold’un enerji kullanımını azaltmanın yollarını da aradığını söyledi.

“Açılış saatleri konusunda herhangi bir karar vermedik, ancak daha çok enerji kullanımına bakıyoruz” dedi.

Şirket, Albert Heijn mağazalarını gelecek yıl tamamen sürdürülebilir enerjiyle işletmek de dahil olmak üzere halihazırda bazı gaz tasarrufu programlarına şu anda sahip.