Ana Sayfa Blog Sayfa 419

Evde İçilen Kahveler, Kahve Zincirlerinin Satışlarını Etkilemeye Başladı Bile!

İnsanlar bugünlerde evde çok daha fazla kahve tüketiyorlar ve bu, Covid-19 salgını sonrasında çok özlediğimiz Starbucks gibi zincirler için bile iyiye işaret değil.

30 Mayıs’ta sona eren 13 haftalık dönemde, paketlenmiş kahve satışları, Nielsen’in son rakamlarına göre geçen yılın aynı dönemine göre % 20,1 arttı. İçime hazır kahve içecekleri yıllık % 15 artış gösterdi.

Buna karşılık Starbucks, Nisan ayı sonunda, son çeyrekte aynı mağaza satışlarının % 3 düştüğünü açıkladı.

Nisan ayı sonlarında, Nestle, Nespresso, Nescafé ve bir dizi Starbucks ürününü içeren kahve bölümünün Kuzey Amerika’da yüksek tek haneli üç aylık büyüme yaşadığını belirtti.

20’den fazla kahve markasının dünya üzerinde sahibi olan J.M. Smucker Company, perakende kahve segmentindeki satışların, yıllık % 11 artışla 581.6 milyon $ ‘a yükseldiğini bildirdi.

Şirket CEO’su “Genel olarak paketlenmiş kahve alanında daha fazla yükselişe geçiyoruz, çünkü bu evde kalma aşamasının kalıcı bir etkisi olacağını düşünüyorum” dedi.

kahve

Öte yandan Starbucks gibi devlerin açılışı ile birlikte, tabiri caizse giderilen özlemler bu oranlar için soru işareti oluşturmuyor da değil. Fakat kafeler için uzun oturuşlar konusunda hala tereddütlerimiz var. bu da evde geçirilen zamanı her ne kadar herkes dışarda desek de arttırıyor.

Kahve tüketiminin yüksek olduğu yerlerde gerçekleştirilen arkadaş buluşmaları gibi aktiviteler nispeten azaltılmış durumda.

Fakat yine de, öngörülen, evdeki kahve endüstrisinin bu yıl anormal derecede güçlü bir yıl geçirmesi ve daha sonra her şeyin 2021’de ortadan kalkması şeklinde. “Sanırım bunun yerine bu yıl anormal bir yıla sahip olacağız ama bu yılda 2021’de beklenenden daha fazla fayda var.”

Yeme içme noktaları ve kafelerdeki cirolar gelmeye başladıkça, ülkemizde geçen yılın benzer dönemlerine göre %50 düşüşle ilerlediğimiz gözlemleniyor.

Aslına bakarsanız bu durum, restoran endüstrisinde ciddi bir problemi beraberinde getiriyor. Pandemi süreci ile birlikte iyice artan gıda maliyetleri %50 ciro ile çalışan işletmeler için problemlere yol açmaya başladı bile.

Moda sektöründe beklediğimiz krizin, restoran endüstrisinde daha yakın tarihli bir yıkıcılık gerçekleştirebileceği ön görülüyor.

Hanehalkı Harcamalarındaki Düşüş İlk Çeyrekte Euro Bölgesi GSYİH’sini Aşağı Çekti

Hanehalkı harcamaları ve yatırımlarındaki düşüş, COVID-19 salgınının vurduğu ilk çeyrekte euro bölgesi gayri safi yurtiçi hasılayı aşağı çekti, ancak Avrupa Birliği istatistik ofisi düşüşün ilk tahmin edilenden biraz daha küçük olduğunu söyledi.

Eurostat, avroyu paylaşan 19 ülkenin GSYİH’sının bir önceki yılın aynı dönemine göre % 3,1 düşüşle % 3,6 daraldığını söyledi. Reuters tarafından ankete katılan ekonomistler, Mayıs ayı ortasında Eurostat’ın ilk tahminlerine göre üç aylık % 3,8 ve yıllık % 3,2 daralma bekleniyordu.

İstatistik dairesi GSYİH’daki toplam düşüşte, hanehalkı tüketiminin payı yüzde 2,5 puan ve yatırımın 1 puandan sorumlu olduğunu söyledi.

Ticaretin katkısı da net -0.4 puanda negatif olmuştur. Devletlerin pandemi nedeniyle önlemlerini artırmadan önce düşük hükümet harcamaları da 0,1 puan alırken, artan stoklar 0,3 puan ekledi.

Eurostat, çoğu avro bölge ülkesinin virüsün yayılmasını yavaşlatmak için Mart ayında ekonomilerini kapatması nedeniyle ticaret taşımacılığı ve konaklama sektörünün yanı sıra sanat ve eğlencenin bir önceki çeyreğe göre % 6,8 düşüşle en çok etkilendiğini söyledi.

Euro bölgesi tarım, ormancılık ve balıkçılık ile finansal ve sigortacılık faaliyetleri ilk çeyrekte en az zarar görmüş, her iki sektör de son üç ayda sadece % 0,8 daralmıştır.

Ocak-Mart döneminde, euroyu yıllık bazda % 0,4 artışla paylaşan 19 ülkede, istihdam çeyreklik bazda % 0,2 düştü.

Nedir Bu İçgörü Endüstrisi? Koronavirüs’ten Sonra Markalar için Ne İfade Ediyor?

İçgörü endüstrisinin değerini kanıtlamak için beklediği altın fırsat dönemlerindeyiz. Evet önümüzdeki 6 ay gibi bir süre içerinde birçok marka için bütçe azaltımına gidilecek dönemlerden geçecek olsak da; kesintilere rağmen, içgörü kavramı hiç olmadığı kadar önemli dönemlerine yaklaşıyor.

İşletim modelleri ve önermelerin yeniden yapılandırılması gerekecektir. Veri ve dijital dönüşüm stratejisine sahip olmayan daha küçük şirketler (ya da sermaye olarak büyük olsa da, yönetim anlayışı olarak küçük şirketler) geleceğe daha uygun hale gelmek için mücadele edecekleri bir eşikteler.

Peki, içgörü endüstrisinin daha yararlı olabilmesi için tam olarak neyi ele alması gerekiyor?

İçgörü Endüstrisi son yıllarda parçalanmış, sessiz ve son derece anlaşılmayan uzmanlaşmış hale gelmişti. Kullanıcı araştırması, UX, hizmet tasarımı, davranışsal ekonomi, dijital analitik, büyük veri çözümlerinin yanı sıra AI gibi yeni ve yenilikçi yöntemlerin yükselişini gördük, hepsi övgüye değer, hatta çoğu zaman doğrudan pazar araştırması gibi geleneksel içgörü alanlarıyla rekabet ediyor.

Büyük ölçüde bu iyi bir şeydi, ama aynı zamanda bir sorun yarattı. İçgörü endüstrisi geldiği noktada markalarla entegre değil, endüstri tek bir sesle şarkı söylemeye çalışıyor. Yani son kullanıcıları önemsemeyen işin içinde, çalışanlar için bile kafa karıştırıcı bir kavram yarattık her şeyi araştırmaya çalışırken aslında. İç görüyü anlamadan, içgörü sağlamaya çalıştık.

Yani içgörü endüstrisinin daha az karmaşık ve iş yapması daha kolay olması artık kaçınılmaz.

İçgörü uygulayıcıları, işletmelerin daha verimli olarak masrafları ve maliyetleri azaltmalarına yardımcı olmalıdır.

Veri ve dijital dönüşüm projeleri son yıllarda Deliotte, KPMG gibi büyük denetim firmaları için zengin seçimler oldu. Bu yüzden son 10 yıldır içgörü işletmelerini hızlandırıyorlar bu şirketler. Geleneksel içgörü işletmeleri bağımsız olarak bir araya gelip daha bütünsel uçtan uca içgörü çözümleri sunabilirlerse, daha büyük danışmanlıklardan sunulan hizmetlerin bir kısmını maliyetin çok daha az bir kısmına sunabilirler (örneğin veri mühendisliği, platform geliştirme bölümleme vb.) Bu kuşkusuz daha yakın stratejik ortaklıklar anlamına gelecektir.

Daha fazla çeviklik, yaratıcılık ve marka sahipleriyle daha fazla entegrasyon ihtiyacı

Birçok şirket içgörü ekibine sahip değil. Ancak iş dünyasının her zamankinden daha fazla kavrayışa ihtiyacı var. İhtiyaç duyulduğunda bir içgörü işletmesinin, dokunarak uçtan uca içgörü çözümleri sunma yeteneği cazip olabilir. İster UX geliştirme, veri yeteneğini geliştirme, ister pazarlama etkinliği çalışmalarının kısa bir patlaması olsun. Bir içgörü sağlayıcının, en çok ihtiyaç duyulduğunda desteği yukarı ve aşağı çevirebilmesi, maliyet tabanlarını ve sermaye harcamalarını azaltmak isteyen birçok işletme için cazip bir teklif olacaktır.

Özetle, İçgörü Endüstrisinin Covid-19’dan sonra daha yararlı olması adına nasıl gelişmesi gerektiğine dair üç ana tema ortaya çıkmaktadır.

Özet olarak, içgörü endüstrisinin sektörlere üstten bakan araştırmaları bir kenara bırakıp; daha verimli, daha entegre ve daha çevik olması gerekiyor. Tüm bunlar, içgörü endüstrisinin içinde mantıklı bir sağlamlaştırma yoluna veya daha derin bir işbirliğine yol açar. Ülkemizde de son dönemlerde yapılan çalışmalarda bu anlamda ilerleme yolunda olduğumuzu görmek sevindirici.

Paketlenmiş Gıdalarda Yıllarca Devam Edecek Bir Talep Artışı Ön Görülüyor

Salgın boyunca Kraft Heinz, General Mills, JM Smucker ve Hormel Foods gibi şirketler için satışlarda bir artış sağlayarak rafa dayanıklı ambalajlı gıdaya yönelik tüketici talebi arttı.

Evde kaldığımız sürelere yönelik siparişler gevşemeye başladıkça ve restoranlar kapılarını yavaş yavaş açtıkça panik satın alma ve kiler depolama günlerinin geride kaldığı görülüyor. Bununla birlikte, evden çalışan daha fazla insandan yüksek işsizlik oranlarına, fiziksel kuruluşların yeniden girilmesine ilişkin endişelere kadar çeşitli faktörler, paketlenmiş gıda üreticilerinin gelecek yıllarda ülkenin yeme alışkanlıklarındaki bozulmadan yararlanmaya devam edeceğini göstermektedir.

İlk başta geçici bir düzenleme olmasına rağmen, evden çalışmak birçok şirket için daha kabul edilebilir hale geliyor. Örneğin Facebook, daha fazla çalışanın uzaktan çalışmasına izin veriyor. Twitter, işgücünün bazı üyelerinin sürekli evde kalmasına izin veriyor. Ve insanlar sonunda ofise döndüklerinde bile, çalışanlar sosyal mesafeye izin vermek için vardiyalı olarak dönerek, ilk başta aşamalar geri dönüyorlar.

İşe geri dönsek dahi, doğal olarak evde daha fazla zaman geçirmek, evde yemek yeme olasılığının daha yüksek olduğu anlamına geliyor. Pazar araştırması firması Mintel’in Mayıs ayı ortasında yaptığı ankete göre, Covid-19 salgından bu yana tüketicilerin% 53’ü market alışverişini daha yüksek bir öncelik haline getirdi.

Önümüzdeki iki ila üç yıl boyunca ortalama market tüketiminin geçtiğimiz yılların üzerinde seyredileceği ön görülüyor.

Wall Street Gazetesi’ne konuşan Unilever CEO’su Alan Jope, “İnsanların endişeli ve tehdit altında hissettiklerinde büyük markaların başarılı olma eğiliminde olduğunu defalarca gördük“ dedi. Jope ayrıca, yerleşik markaların birkaç yıl sürmesini de öngörüyor.

Paketli gıdalarda tüketicilerin ürünlerini yüksek seviyelerde talep etmeye devam edeceği inancına dayanarak, 2020 mali yılı için net satışların, bir önceki yıl tahmin edilen oran olan % -1 ile % 1’lik tahmininden % 5.5 ile % 6.5 arasında büyümesi bekleniyor.

OPEC ve Rusya ile Birlikte Hareket Eden Ülkeler Temmuz Sonuna Kadar Petrol Üretimini Azaltmak için Anlaşma Sağladı

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ile Rusya ve birlikte hareket eden ülkeler (OPEC+) Cumartesi günü rekor petrol üretimi kesintilerini uzatmayı kabul etti.

OPEC üyeleri ve Rusya ve Meksika da dahil olmak üzere müttefikleri, Mayıs ve Haziran aylarında günde 9.7 milyon varil azaltma sözü vermişlerdi ve bu Dünya petrol üreticileri tarafından kabul edilen en derin kesintiydi.

Üyeler bir video konferansta sanal olarak buluştu. Yalnız muhalif, Nisan anlaşmasına sadık kalan Meksika idi. Cumhurbaşkanı Andrés Manuel López Obrador Cuma günü yaptığı açıklamada, ülkenin günde 100.000 varil kesmeye devam edeceğini ancak daha fazlasını kabul etmeyeceğini söyledi.

Cezayir Enerji Bakanı ve OPEC başkanı Mohamed Arkab, Cumartesi günkü açılış açıklamasında “Bu düzenleme (Mayıs ve Haziran aylarında) piyasaya çok gerekli bir rahatlama sağladı” diyerek şöyle devam etti: “Ekonomik faaliyet yavaş bir şekilde normalliğe döndüğü için talep küresel olarak arttı.”

Nisan ayındaki anlaşmaya rağmen, OPEC´e üretim kesintilerine uymayı reddeden üye ülkeler tarafından itiraz edildi. Irak ve Nijerya Mayıs ve Haziran aylarında kotaların üzerinde üretim yaptılar.

Ancak Cumartesi günü Irak, Nisan ayında açıklanan OPEC üretim kesintilerine uyacağını açıkladı. Irak Petrol Bakanlığı sözcüsü Assem Cihad bir basın açıklamasında Irak’ın daha önce anlaşmaya uymamasının gerekçesi olarak ekonomik zorluklarla karşı karşıya olduğunu belirtti.

Mayıs ve Haziran aylarında kesintilere uymayan ülkeler, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında ek kesintiler yaparak fazla üretimlerini telafi etmeyi kabul ettiler.

Koronavirüs pandemisi, petrol talebinin o kadar hızlı düşmesine neden oldu ki, dünya onu depolamak için yer bulamadı. Aynı zamanda, Rusya ve Suudi Arabistan dünyayı aşırı arzla petrol bolluğuna boğdu. Bu çift siyah kuğu olayı, petrol fiyatlarının ilk kez 20 Nisan’da negatif olmasına neden oldu. (siyah kuğu tabiri, finans ve ekonomi dünyasını derinden etkileme potansiyeline sahip, öngörülmesi güç nadir olaylara vurgu yapmak için kullanılır.)

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Salman bin Abdulaziz al-Saud Cumartesi günü yaptığı açıklamada, negatif fiyatlamayı görebilecegi bir gün yaşayacağını hayal bile edemeyeceğini belirtti.

Cuma günü, küresel ölçüt olan Brent tipi ham petrol vadeli işlemler, Mart ayının başından bu yana ilk kez varil başına 42 doların üzerine çıktı. Fiyatlar bu hafta % 18’den fazla artış gösterdi. ABD’nin ölçütü olan West Texas Intermediate, varil başına 39 doların üzerine çıktı.

Yatırımcılar durumun buradan sonra düzeldiğini görüyorlar ve şimdi Ağustos ayında neler olacağına odaklanıyorlar.

Oanda’nın üst düzey pazar analisti Craig Erlam, üretimin o noktada tekrar artacağını tahmin ediyordu.

“İnsanların evlerinden çıkmaları, işe dönmeleri – hatta [arabalar] lehine toplu taşıma araçlarından bile kaçınmaları – ve sınırların yeniden açılmasıyla, rekor arz kesintilerinin bu fiyatları sürdürebilmesi için çok daha uzun sürmesi gerekmeyecek.”Craig Erlam

Virüsün Ortaya Çıktığı Merkeze Bu Kadar Yakınken Mücadelesiyle Parmakla Gösterilen Bir Ülke – Güney Kore!

Salgını geride bıraktığımızı düşündüğümüz ve normalleşmeye başladığımız şu günlerde, geriye dönüp salgınla mücadelemize göz attığımızda Güney Kore’nin herkese örnek olması gereken bir mücadele verdiğini görüyoruz.

Sürecin başında tüm dünyanın mücadelede çuvalladığı, fakat Güney Kore’nin dünyanın geri kalan kısmından ayrılarak tek başına mücadelede sivrilmesinin sebebi özel güçlere falan sahip olmasından mı? Tabiki hayır! Sadece aynı yıkıcı etkiye sahip MERS ile 2015 yılında çoktan karşılaşmış olması. O dönemde MERS sebebiyle 38 kişi hayatını kaybederken 2 ayda 17 bin kişi karantina altına alınmıştı. Güney Kore’nin MERS ile yaşadığı yıkımdan çok iyi dersler çıkardığı ortada.

Ülke, MERS’ten sonra ilk olarak hastalıkla mücadele için hastalık kontrol merkezi kurdu. Bu merkez herhangi bir salgın durumunda hemen mücadele etmek üzere tasarlandı ve COVID-19 da öyle de oldu. Bu sayede şehirleri karantina altına almadan, olağanüstü hal ilan etmeden vakalar olmasına rağmen ölüm oranını bu kadar az tutmayı başardı. Şöyle ki dünyada ölüm oranı 3,4 iken Güney Kore’de bu oran sadece 0,7.

Güney Kore tam 17 günde COVID-19 testi geliştirip 24 saat hizmet veren 96 adet laboratuvardan oluşan ağ kurdu. Böylelikle test sonuçları 5-6 saatte içinde alınabilecekti. Yetkililer mücadelede en önemli noktanın yapılabildiği kadar çok sayıda test yapılması olduğunu vurguluyorlar. Ülkede günde 20 bin kişiye test uygulanıyor, bu nüfusa oranlanınca dünyadaki en yüksek test oranı. Test sayısının yanında laboratuvarlar da çok büyük önem taşıyor, bu kadar testin uygulanıp değerlendirilmesinde doğal olarak daha fazla laboratuvara ihtiyaç duyuluyor.

Bunun yanında cep telefonlarına yakınlarda vaka olduğunda veya riskli bölgede bulunulduğunda uyarı gönderilen bir uygulama geliştirildi. Bu uygulama, testi pozitif çıkan kişileri GPS sinyalleri, güvenlik kameraları görüntüleri ve kredi kartı harcamalarının incelemeleri sayesinde tespit ediyor.

img 0044

ABD, Kanada ve İngiltere bu modeli çoktan örnek aldı bile. Nihayetinde salgınlar insanoğlunun başına gelen felaketlerin başında geliyor önemli olan bu durumdan ders çıkarabilmek.

Hey Yönetici: “Ekibini Nasıl Motive Ediyorsun?”

Birçok yönetici, karantina sürecinde ekiplerini uzaktan yönetmenin ilk engelini aştı. (yani umarım aşmıştır!) 1 haziran itibariyle işler biraz daha normale dönüyor gibi ama çoğu şirket çalışanları evden çalışmaya devam ediyor. Yöneticilere kritik soru şu: “Evden çalışan insanları nasıl motive ediyorsunuz?”

Bu soru şu anda çok önemli. Covid-19 gibi krizlerde, insanlar daha büyük, daha yeni sorunları çözmek yerine, genellikle mevcut projeleri takip etmeye odaklanma eğilimindedir.

Ama bazı takımlar var ki, zorluklar ne olursa olsun; pazar payı ve hayat boyu müşteri sevgisini kazanırlar. Verimliliklerini yüksek ve daha yüksek tutuyorlar. Başka bir deyişle, adapte olurlar. Uzaktan üretkenlik üzerine yapılan akademik araştırmalar karışık olsa da, bazıları performansın artacağından söz ederken, bazıları düştüğünü söylüyor.

2010 ve 2015 seneleri arasında , dünya çapında 20.000’den fazla çalışanı inceleyen Harvard, 50’den fazla büyük şirketi analiz etti ve evden çalışırken insanları neyin motive ettiğini anlamak için çok sayıda deneyler yaptı.

Evden çalışan kişilerin toplam motivasyonu ofise göre ölçüldüğünde, evden çalışmanın daha az motive edici olduğunu buldular. Daha da kötüsü, insanların nerede çalıştıkları konusunda başka seçeneği olmadığında, farklılıklar muazzamdı. Toplam motivasyon 17 puan düştü, en iyilerden en sefil durumlara geçmeye eşdeğer.

İş performansında düşüşe neden olan üç olumsuz belirleyici vardı. (Bunlar muhtemelen pandemi ışığında yükselmiştir.)

  • İnsanlar, işlerini kaybetme,
  • Kiralarını ödeme ve
  • Sağlıklarını koruma konusunda endişe duydukları için duygusal baskı ve ekonomik baskı hissediyorlardı.

Son olarak, insanlar onları öğreten ve geliştiren çalışma arkadaşlarına erişemezlerse potansiyelleri azalabilir.

Eğer yöneticiler bunu değiştirmek için harekete geçmezlerse, insanların motivasyonlarındaki değişimler sonuçta uyumluluk, kalite ve yaratıcılıkta düşüşe yol açacaktır.

Liderler Ne Yapabilir?

Bugün fitness eğitmenleri, sınıflarını online yönetiyor, akademisyenler öğrencileri ile sanal sınıflar ve atölyeler düzenliyorlar. Liderlerin evden çalışma durumlarında çok az seçenekleri olsa bile, ekiplerine ihtiyaç duydukları desteği sağlayabileceklerini hatırlamaları önemli.

Anahtar çözüm; işi sadece katı süreçler, kurallar ve prosedürler aracılığıyla taktik haline getirme isteğine direnmektir. Bir dereceye kadar sınırlar ve prosedürler insanların hızlı hareket etmesine yardımcı olurken, çok fazla kişi içinde kısır bir motivasyon sarmalı yaratır. Bu gibi durumlarda, insanlar problem çözmeyi ve yaratıcı düşünmeyi durdurma eğilimindedir ve bunun yerine asgari olanı yaparlar.

Ekiplerinizin işlere karışmasını istiyorsanız, işlerini ilgi çekici hale getirmelisiniz.

Bunu yapmanın en güçlü yolu, insanlara gerçekten önemli olan sorunları deneme ve çözme fırsatı vermektir. Bu sorunlar her takım veya organizasyon için aynı olmayacak. İlk başta tanımlamak bile kolay olmayabilir. Çalışanlarınızın bunu yapmak için sizin yardımınıza ihtiyacı olacak. Onlara sorun: Müşterilerimize nasıl bir inanılmaz hizmet sunabilirsiniz? Ekibimizin çözebileceği eksiklikler nedir? Korku zamanında bile büyümeyi ne yönlendirecek? Bu sorunlar neden kritik, değerli ve ilginç?

Tüm bunlar teoride harika görünebilir, ancak nasıl başlayacağınızı merak ediyorsanız, yalnız değilsiniz. Şöyle sorular sorabilirsiniz: Mevcut durum şu anda seni nasıl etkiliyor? Dinleme ve herkesin konuşabileceği güvenli bir ortam yaratma zamanı şimdi.

İkincisi, haftalık rutinlerinizin sadece basit işlere odaklanmadığından emin olun. Haftanızın yarısı, takip edilecek bir planın olmadığı, bunun yerine sorun ve problem çözmenin performansına da odaklanmalıdır. Genellikle, uzak ekipler için basit bir ritim planımız var.

Salı-Perşembe : Ekip üyelerinizden her biri ile en az bir toplantı yapın. Çalışanlarınızı motive etmeye yardımcı olmak için, zorluklarla başa çıkmalarına yardımcı olmaya odaklanın. Ayrıca, çalışanların problemlerde işbirliği yapabileceği ve sorunları birlikte ele alabileceği küçük grup toplantılarını koordine edebilirsiniz.

Cuma:  Yansıtmaya odaklan. Haftanın problemleri ile ilgili bilgileri sergileyin ve toplayın. Bu, ekip üyelerinin bilgileri paylaştığı proje gruplarından sunumları içerebilir. Birbirlerinin motivasyonunu ve ilerlemesini kontrol etmek de önemlidir. 

Lider olarak insanlara nasıl hissettiklerini sorarak örnek olun.

İnsanlar baskı altında geri çekilirler. Onlara liderlik edin, en önemlisi şeffaf ve doğru bilgiler verin. Uzaktaki bir ekip olmaktan ziyade, büyüme ve üretkenlik elde etmek sizin göreviniz olsun. Bu, bu kriz geride kaldıktan çok sonra bile hatırlanacaktır.

Pandemi Sonrası Marka Güveni Savaşları Başladı

Pandemi sırasında ve sonrası için markaların aklında 421 milyon konu var. Markalar önceliği hangi alana vermeli? Tüketiciler için artık ne önemli olacak?

Sahte haberler, siyasi konular, sosyal ağlar… Son zamanlarda dünya güven cephesinde sert bir darbe aldı. Ve bu Coronavirus pandemisinden önceydi. Hükümete, medyaya, e-postalarınıza güvenemiyorsanız, bir markaya nasıl güvenebilirsiniz?

Marka güveni, bir işletmedeki en değerli maddi olmayan varlıklardan biridir. Marka güveni, tüketicinin markanın ürün, hizmet, kurumsal davranış beklentisini ve şirketin verdiği sözleri yansıtır. Bu, tüketicinin markanın sunacaklarına inancının temel bir yansımasıdır.

Güven neden önemlidir? Çünkü büyüme ile sıkı sıkıya ilgili.  British Council, güvenin ekonomik büyümeyle güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu bildiren bir çalışma ile büyümenin güvendeki her 15 puanlık artış için ortalama yüzde bir puan arttığı sonucuna varmıştır.

CMO’lara daha fazla iş düşmüyor mu?

Güven, sektör tartışmasında yaygın olarak görülen bir ölçüt olmalıdır, ancak hep arada kaybolur. Bunun nedeni, reklamların bu kadar düşük güven seviyelerine sahip olması olabilir, çünkü tüketicilerin % 69’u reklama güvenmediğini söylüyor artık bugün. Güven sanırım bir mayın tarlası, bu konuda çok fazla marka örneği yok. Çünkü güveni yeniden inşa etmeyi çoğu CMO çok uzun bir iş olarak görüyor.

Peki bu, 2020’den itibaren geçerli olacak mı? 2020 Edelman Güven Barometresi, ölçtüğü dört toplumsal kurumdan hiçbirinin (hükümet, iş dünyası, STK’lar ve medya) güvenilir olmadığını ortaya koydu. Bu haberlere erişim, daha fazla krizin açığa çıkması ve paylaşılması anlamına geliyordu. Kabahatleri ve tutarsızlıkları gizlemek daha da zorlaştı.

Dünya şimdi güvenlerimizi test ediyor. İster iklim değişikliği ile ilgili yaptığınız kampanyalar hakkında yalan söyleyin, ister nefret suçlarına zaman ayırmaya katkıda bulunun. Dünya artık daha fazla cevap istiyor. Çünkü, cesareti var!

Marka amacı ile flört ediyoruz, ancak insanların %56’sı çok fazla markanın gerçek bir inanç kaynağı olmaktan ziyade ürünlerini satmak için bir “pazarlama aracı” olarak toplumsal sorunları kullandığına inanıyor. Şimdi tamamen yeni bir beklenti düzeyindeyiz. Güvenin kazanılması uzun zaman alır, ancak bir anda kaybedilebilir. Warren Buffet “Güven soluduğumuz hava gibidir. Var olduğunda kimse fark etmez; yokken herkes fark eder ”der. Ortaya çıkan pandemi, marka güvenini böylesine temel bir düzeyde sorgulamıştır:

  • Sorumlu davranabilir misiniz?
  • Müşterilerinize doğru davranabilir misiniz? 
  • Çalışanlarınıza adil davranır mısınız? 

Bazı markaların aksiyon moduna girdiğini gördük, bazıları büyük sosyal sorumluluk görevleri üstlenirken, bazı markalarda bencil eylemlerle güveni kaybetti.

Şirketlerin cevapları ve eylemleri ölümsüzdür.

Yeni dünyada markalar, öncekinden daha şeffaf olmalılar. Eylemleri hafızalarda kaydedilecek. Bireysel müşteriye, çalışanlara ve meslektaşlarına özen göstermeli ve büyük kurumsal kaslarını kullanabilmeliler. Bunu yapamıyorsanız, markanızın beklentileri karşılamasına yardımcı olun. Ve güven zamanla inşa edilmiştir unutmayın, bu yüzden hemen şimdi başlayın.

Koronavirüs Nedeniyle İşten Çıkarmalar Toplumun Tüm Kesimlerine Eşit Oranda Yansımıyor

Pandemik iş kayıplarından en çok etkilenen çalışanlar hangileri?

Koronavirüs krizi, ABD genelinde işten çıkarmalara neden oldu. Genç çalışanlar, kadınlar ve azınlıklar pandemi nedeniyle yüksek işsizlik oranından daha fazla etkilendi.

Bu durum kısmen eğlence, konaklama, yiyecek ve içecek hizmetleri de dahil olmak üzere iş kayıpları nedeniyle en erken ve en çok etkilenen sektörlerden kaynaklanmaktadır.

Federal Reserve (ABD Merkez Bankası) Başkanı Jerome Powell, Princeton Üniversitesi tarafından düzenlenen bir etkinlikte, “Pandeminin yükünü kaldırmak, ondan en az etkilenecek sektörlerin üzerine düşüyor,” diyerek şöyle devam etti: “Bu eşitsizliğin büyük bir artırıcısı.”

Koronavirüs pandemisinin iş gücü üzerinde yıkıcı bir etkisi olmuştur ve özellikle en savunmasız işçilerin bazılarını en sert şekilde etkilemiştir.

COVID-19’un yayılmasını engellemek için karantinalar Mart ayında başlayan büyük işten çıkarmalara yol açtığından, 40 milyondan fazla Amerikalı işsizlik sigortası başvurusunda bulundu. Bu sayı, ABD iş gücünün yaklaşık dörtte birini oluşturuyor ve ekonomistler milyonlarca başvurunun yaz aylarında devam edeceğini düşünüyor.

ABD’de özel sektör istihdamı, Nisan ayında 20 milyon 236 bin azaldı ve işsizlik oranı % 14.7’ye yükseldi. Önümüzdeki hafta, Mayıs ayı tarım dışı istihdam raporunun, Büyük Buhran döneminin zirvesindeki % 25′ lik düzeye yakın ya da bundan daha yüksek bir işsizlik oranı açıklaması bekleniyor.

Ancak, ekonomik sancı, toplumun tüm kesimlerine eşit oranda yansımıyor. IMF raporuna göre, önceki salgın hastalıklar zenginlerle yoksullar arasındaki eşitsizlik farkını genişletti. FED’ in yaptığı bir araştırma, Şubat ayında çalışan ve geliri 40.000 $ ‘ın altında olan insanların yaklaşık % 40’ ının Mart ayında işlerini kaybettiklerini bildirdi.

Fed Başkanı Jerome Powell rapor hakkında, “Ekonomik servetin bu tersine çevrilmesi, kelimelerle yakalanması zor bir acıya neden oldu, çünkü hayatlar geleceğe dair büyük bir belirsizlik nedeniyle altüst oldu.” dedi.

Talihsizlik en çok işgücünün birkaç kilit grubunda göze çarpıyor.

Kadınlar

Cuma günü, eski FED başkan yardımcısı Alan Blinder ile yaptığı görüşmede Powell, pandeminin ABD’deki eşitsizliği daha da artırdığını söyledi.

Princeton Üniversitesi tarafından düzenlenen etkinlikte Powell, “Hizmet endüstrisinde pandeminin yükünü taşıyan düşük ücretli işçiler, çoğunlukla kadınlar.”

Nisan ayı iş raporu, işsizliğin kadınları erkeklerden daha fazla etkilediğini gösterdi. Kadınlar için işsizlik oranı Nisan ayında %15.5 ve erkekler için %13 idi – sadece bir ay önce, her iki grubun oranı %4 idi.

Washington Center for Equitable Growth (Adil Büyüme Merkezi)’tan Heather Boushey ve Carmen Sanchez Cumming’in Mayıs ayı raporuna göre, kadınların işsizliğindeki sıçrama, eğlence, konaklama ve sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere hizmet sektörlerindeki iş kayıplarından ilk ve en çok etkilenen sektörlerden kaynaklanıyor.

“Bütün bunlar, kadın işçilere daha az ücret ödenmesi kapsamında değerlendirilebilir. Bu nedenle daha az varlığa ve daha az güvenliğe sahip oluyorlar.”

Rapora göre bu, en erken iş kayıplarının inşaat gibi erkek egemen sektörlerde yaşandığı Büyük Durgunluk (great depression) döneminin tersine bir durumdur. Bazılarının, on yıldan uzun bir süre önce görülen durgunluğu “mancession” olarak nitelendirmesinin aksine, “shecession” olarak adlandırmasına yol açtı. (Ç.N.:İngilizce recession’dan türetilen kelimeler. Recession İngilizce’de durgunluk demek.)

İş kayıpları, ABD’ de ve Dünya’da artmaya devam ederken, muhtemelen daha kötü senaryolara da yol açacak. Citigroup tarafından yapılan bir tahmin, Dünya genelinde kırılgan sektörlerdeki 31 milyon kadının 13 milyon erkeğe karşı potansiyel iş kaybıyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Rapora göre, 31 milyon kadının hepsi işini kaybederse, reel küresel gayri safi yurtiçi hasıladan 1 trilyon dolar silinebilir.

Azınlıklar

Siyahiler de beyaz Amerikalılardan daha yüksek işsizlik oranları yaşıyorlar. Nisan ayında Hispanik (İspanyol kökenli) işsizlik oranı, tüm zamanların en yüksek seviyesi olan %18,9′ a yükselirken, siyah işsizlik oranı % 16,7’ye yükseldi. Beyaz işsizlik oranı %14.2 idi.

Şüphesiz, Nisan ayında beyaz ve siyah işçiler arasındaki olağan uçurum azaldı – Equitable Growth (Washington’da bulunan araştırma kuruluşu)’a göre genellikle siyah işsizlik oranı beyaz işçilerinkinden iki kat daha fazla. Ancak bunun nedeni, siyah işçilerin temel işlerde çalışanların daha büyük bir kısmını oluşturmasıdır, bu da onların salgına yakalanma riskini artırır. Siyah Amerikalılar da özellikle diğer büyük şehirlerde olmak üzere diğer ırk gruplarından daha fazla sayıda hastalıktan ölüyor.

as

Ayrıca, küçük işletmelerin ayakta durmasına yardımcı olmak için trilyonlarca dolarlık devlet yardımının azınlıklara ait işletmelere ulaşmadığına dair kanıtlar da var.

New York Times, bir ankete atıfta bulunarak, çoğu Paycheck Protection Program(maaş koruma programı) kapsamında Küçük İşletme İdaresi’ nden yardım için başvuran siyah ve Latin işletme sahiplerinin sadece % 12’sinin istedikleri desteği aldığını bildirdi.

Amerikan Nüfus İdaresi tarafından yapılan küçük işletme sahiplerine dair bir başka araştırma, The Times’a göre, ankete katılanların % 38’inin kredi aldığını belirtti.

Genç İşçiler

Büyük Durgunluk, sıkıntılı bir ekonomide para kazanmak ve iş bulmak için mücadele eden en genç işçilere, daha sonra da Y kuşağına (1980 ile 2000 yılları arasında doğmuş kuşak) zarar veriyordu. Koronavirüs pandemik gerilemesi genç işçiler üzerinde benzer bir etkiye sahiptir.

Amerikan Çalışma İstatistikleri Bürosu’na göre, gençler için işsizlik oranı Nisan ayında yaklaşık % 32 idi. Bir önceki ay bu oran %11 idi. California Policy Lab’a göre, genç yetişkinler de dahil olmak üzere bu oran daha da yükseliyor – Z kuşağı (16-23 yaş arası) işsizlik oranı % 34,1.

Genç işçiler ayrıca perakende, restoranlar, eğlence ve konaklama da dahil olmak üzere pandemi nedeniyle işten çıkarmalar ve kapanışlarla karşılaşan endüstrilerde oldukça mevcuttu. Gelecekte, birçok genç bu yaz stajlar iptal edildikçe ve yaz konserleri duraklatıldıkça işsiz kalacak.

Bir yaz tatili süresi büyük bir şey gibi görünmese de, bir işçi olarak ücretini kaçırmanın etkisi büyük olabilir. Büyük ekonomik durgunluğun ardından uzun ekonomik genişlemede, bin yıllık istihdam toparlandı, ancak ücretleri iyileşmedi.

Sırada ne var?

Ekonomistler, Mayıs ayında Amerka’da işsizlik oranının % 20’nin üzerine çıkabileceğini ve Büyük Buhran’ın ortasında tüm zamanların yaklaşık % 25’lik yüksek tahminini tehdit edebileceğini tahmin ediyorlar.

İşsizliği ortalama oranından bile daha yüksek gören gruplar için bu yeni rekorlar anlamına gelebilir.

Ekonomi yeniden açıldığında, pandemi nedeniyle işten çıkarılan veya ücretsiz izne ayrılan birçok işçinin yakında yeni iş bulabileceği veya eski işlere dönebileceği yönünde bazı umutlar var. Şimdiye kadar, 50 eyaletin tamamı Mart ayında yürürlüğe konan kısıtlamalarının en azından bir kısmını gevşeterek bazı işletmelerin yeniden açılmasına ve bazılarının işe dönmesine izin verdi.

Buna ek olarak, işsizlik yardımları ve doğrudan kontroller dahil olmak üzere hükümet teşvik çabalarındaki trilyonlarca dolar, Amerikalı işçilere, işletmelere ve ailelerine salgının ortasında yardımcı oldu. Ve ileride daha fazla rahatlama olabilir – Kongre, işçilerin, ailelerin ve işlerin ilerlemesine yardımcı olacak bir dizi girişim üzerinde çalışıyor.

Ancak herhangi bir toparlanma yavaş olabilir ve işlerine döneceklerini düşünen işçilerin bazıları bu işlerin artık mevcut olmadığını görebilir. ABD ekonomisinin krizden çıkması yıllar alacak ve bu durum tüm Amerikalılar üzerinde etkili olacak.

Bahn, “Krize giren bu eşitsizliğe yol açan yapı nedeniyle bunun gerçekten farklı sonuçlarını görüyoruz.” dedi.

“Ekonomik gerileme sırasında iş gücü piyasasına giren işçiler genellikle daha düşük ücretli işleri kabul etmek zorunda kalıyorlar. Bu da onları zor bir yola sokabiliyor.”

Evet Hayat Normale Döndü! Peki Tüketicinin Aklında Ne Var?

Dijitalin fiziksel perakendeye karşı ayak sesleri çok uzun zamandır sektörde hem fırsat hem de tehdit olarak var olmaya devam ediyordu. Pandeminin yarattığı son darbe ile, dijitalden fiziksele olan geçişi tersine çevirmek pek de olası olmayacak bir hal aldı.

Covid-19 süreci ile birlikte, perakende mağazalarının kapanmasının ardından sektörde yaşanan ve %80’leri aşan düşüş oranları bu geçişin hiç olmayacak şekilde hızlandırıcı katalizörlerinden biri oldu.

İki kısa ay içerisinde, birçok perakende mağazası ürünlerini fizikselden dijitale kaydırarak stok eritme çabalarına başladı. Tabi bu süreçte, artan dijital talep ile birlikte çevrimiçi deneyimler anlamında tüketici hiç olmadığı kadar talepkar olduğu bir sürece başladı.

Tüketici sadık olmaya hazır

Stoklardan teslim problemlerine kadar bu süreç tedarik zinciri yeterli olmayan e-ticaret kanallarımızda kısa sürede ciddi kilitlenmelere sebep oldu. Hayatta kalma süreci dediğimiz ilk süreç, tüketici tarafından bu tarz aksamaların kabul edildiği süreç olarak gerçekleşti aslına bakarsanız.

Öte yandan tedarik zinciri kanadında yeterli yatırımı yapmış olan örnekler ise, bu dönemin parlayan yıldızları olarak hayata geçtiler. Ve hayatta kalma sürecimizin, normal hayata dönme sürecine geçmeye başladığı şu zamanlarda, tüketici; sadakat ve memnuniyet konusunda atağa kalktı.

Artık kötü deneyim tüketicinin marka için katlanmak isteyeceği bir olgu olmaktan çıktı. Her anlamda vaktimiz eskisinden daha az değil, fakat harcayacak zamanımız eskisinden az. Daha kısa süreli bilgiyi almak, daha kısa süreli satın alma fonksiyonu gerçekleştirebilmek, daha az şikayet edebileceği bir sadakat alanı yaratmak…

POS, CRM, sadakat sistemleri, ERP, tedarik zinciri, sosyal medya… Hepsi şimdiye kadar topladığımız binlerce veriyi getirdi bizlere. Şimdi markalar harıl harıl yeni dönemde bu verilerden eskisinden farklı ne faydalar sağlayabileceğini araştırıp gözlemliyor.

Bu, bugünün meselesi olmadı hiçbir zaman elbette. 20 yıldır bu veriler üzerine pekçok kampanya pekçok analiz yaptık evet.

Fakat bugün, bu veri kaynaklarını entegre ederek sunulacak çözümler ve makine öğrenimi dediğimiz kavrama geçmenin elzem olduğu bir sürece geldik. Müşteriye ne fayda sağlıyorsunuz sorusunun cevabı artık yalnızca ürününüz veya hizmetinizse artık maalesef bir fayda sağlamıyorsunuz.

Koronavirüs süreci, sağlık hizmetlerinden, market alışverişlerimize; PTT sıralarımızdan, gelmeyen kargolarımıza kadar her türlü alt yapının zayıflığını birden bire gözler önüne serer oldu.

Hal böyle olunca, tüketici artık keyifli bir deneyim yaratmaya yatırım yapanlara sadık olmaya ve onları keşfetmeye hazır.