Ana Sayfa Blog Sayfa 430

Perakendede 2020 Yılı için 7 Yeni Tahmin

2019 yılı sona erdiğinde perakende sektörü aslında bu tahminlerin cevabını çoktan vermişti. Fakat elbette hiç kimse tüketicilerin ve markaların aynı anda elini kolunu bağlayan bu salgının getirileri ön göremedi. Bu nedenle de yıl boyunca yapılan bu tahminler yolun sadece üçte biri üzerine geçerlilik sağlayabildi.

Bu yazımızda yolun geride kalan üçte ikisi için perakende sektörü adına tahminler neler onlar üzerine konuşalım istedik.

Taşımacılıkta Yeni Alternatifler Gelişecek

Perakendecilerin yaya trafiği düşmeye başladıkça, yöneldikleri online kanalda yaşayacakları en önemli sorunlardan biri lojistik sektörü olacak. Hatırlarsanız daha önce gerçekleştirdiğimiz perakende sektörü değerlendirmesinde de değindiğimiz bir konu vardı.

Tedarik zinciri dediğimiz taşı ve depola kısmında perakende sektörünün ülkemizde ne derece eksik olduğu üzerine değinmiştik. Tam olarak bu sebepten taşımacılık şirketleri için yeni fırsatların doğduğu, perakende firmalarının da aynı fırsat ile teslimat gibi özellikleri kendi bünyesine almak gibi alternatifleri gerçekleştirebilecekleri konuşuluyor.

Daha Fazla Temassız İşlem

Pandemi sebebi ile mobil ödeme ve temassız ödeme noktasında hem ülkemiz hem de dünya üzerinde birçok ülke ciddi anlamda yol katetti. Özellikle ülkemizde yıllar içerisinde gerçekleştirilebilecek tüketici alışkanlıkları 1 ay içerisinde ciddi oranda tamamlanmış oldu.

Normalleşme süreci başladığında bu yönde eğilimler aynı yoğunluğu ile devam edecektir. Fakat unutulmamalı ki her yeni yenilik devamını getirmek zorunda. Normalleşme süreci içerisinde devam eden bu alışkanlıklar Yeni Normal döneminde yeni talepleri beraberinde getirecek. Örneğin kişiselleştirilmiş temassız alışveriş gibi yeni perakende modellerinin oluşturulması gerekecektir.

perakende sektör

Kampanyalar Sıklıkla Hayatımızda Olacaktır

Aslında zor zamanlarda ülke olarak en sevdiğimiz yaklaşım şekli denebilir. Kampanyalar… Evet bu süreçte de hem marka hem de çapraz satış anlamında birçok kampanya sektörler tarafından gerçekleştirilecektir.

Unutmayalım ki perakendenin önceliği her ne olursa olsun perakendeyi tekrar canlandırmak üzerine odaklıdır. Fakat kesin olan bir şey var ki, artık tüketicinin dikkatine çekebilmek adına sektörün yeni yollar denemesi gerekecektir. Buna perakendenin yeniden diriliş dönemi de denebilir aslına bakarsanız.

Online Karşılaştırmalar Kaçınılmaz

Aslında şimdiden başladık bile bu duruma. Özellikle market alışverişlerimizde yoğunluk sebebi ile 2-3 gün sonraya verilen teslimatları diğer kanallarla karşılaştırıyor ve tercihimizi bir sonraki alışverişimizde ona göre yapıyoruz. Bu durum belki pandemi süreci içerisinde şuanda kabul edilebilir olacaktır. Fakat unutulmamalı ki normalleşme sürecinde tüketici bunu hala hoş görmek zorunda kalmayacağından tüketim alışkanlıklarında değişikliklere sebep olacaktır.

Aracı Firmalara Olan Talep Azalacaktır

Üçüncü parti firmalar dediğimiz, markaların ürünlerini satışa çıkardığı online kanallarda da farklı bir rekabet ortaya çıkacaktır. Aracı firmaya verilen satış komisyonu kriz süreci içerisinde birçok markanın gözüne batan unsurlardan biri olacak. Bu sebeple pek çok markanın güçlü indirimlerini kendi online kanalları üzerinden gerçekleştirerek aracı firmalarla çalışmalarını minimuma indirmeye çalışması bekleniyor.

Bazı Politikalarda Değişiklikler Olası

Markaların müşteri memnuniyetini böyle bir süreçte üst düzeyde tutmak adına bazı politikalarda değişiklikler gerçekleştirmesi de beklenenler arasında. Örneğin iade politikalarını genişleterek satış cazipliğini arttırmak gibi yollarla müşterinin minimum engel ile ürüne ulaşması istenecektir.

Mağaza Kapanışları Devam Edecek

Özellikle AVM merkezli perakendecilerin bu dönemde oldukça fazla yara alması bekleniyor. Buna Türkiye’de AVM mekezli olmayan perakendeci mi var diyebilirsiniz fakat sektörde olanlar bilir ki, bazı perakende grupları satış kanallarını genişletebilmek için yıllarca farklı uğraşlar verdi. Geldiğimiz noktada Alışveriş Merkezlerinin tek satış kanalı olduğu perakendeciler için zor dönemler denilebilir.

Dijitalde Kontrol Her Zamankinden Daha Önemli “Krizde Felaketleri Önlemenin 3 Yolu”

Belirsiz zaman içerisinde faaliyetini gerçekleştiremeyen birçok şirket sosyal medya kanalları üzerinden tüketicilerine -biz de buradayız- mesajı vermeye çalışıyor. Bu tür kriz zamanlarında sosyal medya markalar için güçlü bağların kurulmasına fayda sağlayabileceği gibi büyük düşüşlere de sebep olabiliyor.

Hem büyük markalar hem de küçük şirketler için yerel, bölgesel veya küresel düzeyde görünürlük elde etmek önümüzdeki süreçte çok daha önemli bir hal alacak.

Kontrolü Kurun ve Sürdürün

Önümüzdeki birkaç ay boyunca, duyarsız görüntülerin veya mesajların piyasaya sürülmemesini sağlamak için elinizden gelen her şeyi yapmanız oldukça önemli. Evet bu süreç belki hep önemliydi fakat artık küçük markalar için de aynı durum söz konusu. Dijital kanalları kullanım yoğunluğu ciddi oranda artış gösterdi. En ufak bir hata dahi artık kullanıcıların gözünden kaçmıyor.

Öte yandan pazarlama ekiplerinin evlerine dağıldığı ve evden çalışmayı sürdürdüğü bu süreçte, kampanyaları ve özel günleri kontrol etmek oldukça zorlaştı. Burada ekiplerin her ne kadar evlerinde dahi olsa kontrolleri etkili bir şekilde gerçekleştirmeyi atlamaması gerekiyor.

youtube'un telif hakkı koşulları i̇çerik üreticilerin lehine ...

Kullanım Kakları İhlallerinden Uzak Durun

Telif hakkı gibi konularda yüksek kullanım hakkı ihlalleri bu süreçte ekstra dikkat etmemiz gereken konulardan biri. Telifli içeriklerin hangi kanallarda kullanılacağı konusunda onaylı ilerlemeyi atlamayın.

Bu tarz içeriklerin cezai yaptırımlarından korunabilmek için bulut tabanlı bir uygulama üzerinden tüm içeriğin onay sürecini ilerletmeyi atlamayın. İletişiminiz sadece dijital kanallardan olabilir, fakat bu süreçte kontrol sıklıklarının arttırıldığını atlamayın.

Tutarlılık Yaratın

Hızlı tepki vermenin önemini hepimiz biliyoruz. Markaların kullanıcılarına karşı böyle bir dönemde yavaş tepkiler vermesi markaya olan güvende ciddi soru işaretleri oluşturacaktır. Fakat burada bu tepkiyi evlerinde çalışan ve psikolojik olarak da mevcut süreçten etkilenmiş ekiplerin vereceğini de atlamamak gerekiyor.

Ekiplerinize elbette güvenin, fakat kriz döneminde hata oranlarının artış gösterdiğini de unutmayın. Burada çalışanınızı cezalandırmak marka imajınız için olan durumdan daha kötü sonuçlar verecektir. Unutmayın ki kullanıcılarınız da bir markanın çalışanı ve onlar da zor durumdalar. Markanıza verdiğin önem ve değeri çalışanlarınıza da verin. Bu konudaki tutarsızlık bu süreçte tamir edemeyeceğiniz hasarlara sebep olacaktır.

AB Ülkelerine Giysi İthalatında Türkiye 3. Sırada Yer Aldı

Türkiye, 2019 yılında Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin en fazla giysi ithal ettiği ülkeler arasında 3’üncü sırada yer aldı.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), AB üyesi ülkelerin 2019 yılı giysi ithalat verilerini yayımladı.

Buna göre, AB ülkeleri geçen yıl 3’üncü ülkelerden toplam 80 milyar Euro’luk giysi ithal etti.

AB ülkeleri arasında giysi ithalatında Almanya 19 milyar avro ile ilk sırada yer aldı. Giysi ithalatında Almanya’yı, 13 milyar avro ile İspanya, 11 milyar avro ile Fransa, 10 milyar Euro ile Hollanda ve 8 milyar avro ile İtalya izledi.

giysi ithalat 1024x605 1
ab ülkelerine giysi i̇thalatında türkiye 3. sırada yer aldı 4

Bu dönemde AB ülkelerine en fazla giysi ihraç eden ülke Çin oldu. Çin, 2019’da AB’ye toplam 23 milyar Euro’luk giysi ihracatı gerçekleştirdi. Onu en yakın 15 milyar Euro ile Bangladeş izledi. Türkiye ise toplam 9 milyar Euro’luk giysi ihracatı ile 3’üncü sırada yer aldı. Türkiye’yi 5 milyar avro ile AB’den ayrılan İngiltere ve 4 milyar Euro ile Hindistan izledi.

Böylece, AB ülkelerinin giysi ithalatının yüzde 29’unu Çin, yüzde 19’unu Bangladeş, yüzde 11’ini Türkiye, yüzde 6’sını İngiltere ve yüzde 5’ini Hindistan gerçekleştirdi.

Havayolu Şirketleri için Koronavirüs Yolcuğu

Kalabalık, koşturmacanın yoğun olduğu yerler havaalanları şu sıralar tüm dünya genelinde maalesef terk edilmiş mekanlar gibi. Ülkelerden özellikle yurt dışına yapılan uçuşların birçoğu iptal edilmiş durumda

Yeni sağlık taramaları, ek güvenlik önlemleri, uçaklarda yeni yerleşim şekilleri gibi konular da sektörün konuştuğu ve tartıştığı konuların başında.

Peki havayolu şirketlerin bundan sonra neler değişecek, havaalanları ne zaman o eski bilindik çehresini geri kazanacak dersiniz?

Ucuz Fiyatlandırmalar Tekrar Olacak mı?

Bu sorunun cevabına doğrudan evet yada hayır demek şirketler için bile çok zor olsa dahi, bildiğimiz bir gerçek var ki o da havayolu şirketleri şuanda oldukça zor zamanlardan geçiyor ve geçmeye de uzunca bir süre devam edecek. Bu zor zamanlar ve tercih azlığı sebebi ile bilet fiyatlarında bir gerileme (normalleşme süreci sonrasında) beklense dahi, sosyal mesafe gibi kavramlar sebebi ile müşteriler arasında boş koltuk bırakma gibi tartışmalar maliyet dengelerini değiştiriyor.

uçak kazası

Daha Az Seçenek

Ülkemizde zaten en önemli sorunlardan biri olan seçenek azlığı, yani alternatif firma tercih edememe durumu bu süreçte daha da sıkıntılı bir duruma gidecek gibi görünüyor. Özellikle daha az tercih edilen – ve bu sebeple ucuz olan – sabah çok erken saatte ya da gece geç saatte gerçekleşen seferlerin tamamen kaldırılması durumları söz konusu olacaktır.

Havaalanı Bekleme Sıraları Uzayacak

Özellikle check-in veya güvenlik arama sıralarında geçirdiğimiz süreyi hiçbirimiz severek beklemeyiz elbette. Havaalanlarında olası beklenen yeni durum da sağlık taraması sıraları olacaktır. Bu süreçte hem havaalanının hem de yolcuların güvenliği açısından basit sağlık taramalarından geçerek içeri alımların gerçekleştirileceği öngörülüyor.

Mevcut Havayolu Şirketlerinde Azalmalar Gerçekleşebilir

Bu süreçte bazı havayolu şirketlerinin bazılarını satın alması, bazı havayolu şirketlerinin ise hizmetini tamamen sonlandırması gibi gelişmeleri beklemek çok da sürpriz olmaz bizler için. Tabi bu süreç kullanılmış olan uçakların daha ucuza satışa çıkması, pilot ve kabin ekibi gibi bu sektörde hizmet verenlerin işsizliği gibi durumları da beraberinde getirecek.

Çevrenizdeki Yolcular Daha Yaşlı Olabilir

Y ve özellikle Z kuşağının tasarruf gözeterek yaşamayı sıklıkla tercih etmemesi sebebi ile bu kitleler seyahat etmeye bir süre daha az öncelik verecektir. Bu mecburiyet de seyahat edenlerin çoğunlukla biraz daha üst yaş grubu olacağını bizlere gösteriyor. Öte yandan çapraz satış gibi birlikte kampanyalarda da satış destekleri gerçekleştirilmesi konuları yoğun olarak gündemimizde olacaktır.

Daha Temiz Kabinler, Daha Az Yemek Servisi, Daha Uzak Görevliler

Havayolu şirketleri elbette virüsün bulaşma riskini minimuma indirmek ve yolcularına kendilerini güvende hissettirmek adına temizlik prosedürlerinde ciddi değişikliklere gidecektir.Fakat bunun yanında temas seviyesini de yine minimum seviyede tutmak için yeme içme servisi ya sürekli yakınınızda dolaşan kabin görevlilerini bir süre göremememiz olası olacaktır. Bu hizmetlerin ise hem ekonomik hem de sağlık açısından tekrar görülmesinin de oldukça zaman alacağı düşünülmekte.

Çin’de Yeniden Açılan Alışveriş Merkezlerinde Durum Ne?

Bildiğiniz üzere, Alışveriş Merkezleri de koronavirüs sürecinden dolayı uzun yıllar sonra ilk kez kapılarını kapattı. Birçok Alışveriş Merkezi için öncelikle perakende mağazalarının kapanış gerçekleştirmesi ile başlayan bu süreç, mağazaların tamamen kapanışının ardında AVM’leri de önlenemez bir kapanış sürecine soktu.

Kira tartışmaları gibi süreçlerden hiçbir mağazası açık olmadığı halde kapanışlarını gerçekleştiren Alışveriş Merkezleri hala olsa da, fiili olarak Türliye’deki tüm AVM’ler şuanda kapalı.

Yine hepimizin yakınen takip ettiği, fabrikaların ve sektörlerin yavaş yavaş normale dönme süreçleri ile ilgili, Alışveriş Merkezlerinden de Mayıs ayı ortası veya sonu gibi açılışların yavaş yavaş gerçekleştirileceği haberleri medyada dolaşmaya başladı. Haberler dolaşmaya başladı fakat sektörde herkesin aklında elbette açılsa dahi ziyaret oranları neler olacaktır soruları da tekrar dolaşmaya başladı.

Kriz içerisinde benzer süreçlerden geçen ülkeleri izlemek her zaman yol gösterici olacaktır. Çin’de de hayatın normale dönmesi adına açılan Alışveriş Merkezleri ve cafe restoranlardaki durumları yakından bakalım istedik.

Shanghai hükümeti işe dönüşü ve ekonominin eski haline dönmesini hızlandırmak ve teşvik etmek için Alışveriş Merkezleri ve mağazaların açılışlarını gerçekleştirdi. Fakat maalesef rakamlar pek iç açıcı verileri getirmiyor bizlere.

Yoğunluğun ülkede en fazla olduğu öğleden sonra saatlerinde birçok Alışveriş Merkezi için koridorların boş olduğu gözlemleniyor ülkede. Restoranların %80’i ticari tesislerin de %90’ından fazlası ülkede aktif hale geçmiş durumda.

Fakat tüketiciler hala karantina dönemlerinde ihtiyaçlarını giderdikleri şekilde minimum temas ve ziyaret ile sağladıklarından, ticari işletmeler açılsa dahi birçoğu ikinci bir dalga olarak süreci atlatabilmek adına tekrar kapanış gerçekleştirmeyi düşünüyor. Hatta öyle ki lüks tüketim mağazalarının pek çoğu bu süreçte açılışlarını bile gerçekleştirmemeyi tercih etmişler.

mağaza

Anketlere göre halkın pek çoğu, işten sonra doğrudan eve gittiklerini ve dışarıda yemek yemeği tercih etmediğini belirtiyor. Tabi işsizlik ve yaşanacak maddi sıkıntılara ait korku da alışveriş oranlarında ciddi kayıplara sebep oluyor.

Perakende mağazalarının %60’ı satışlarının 2020’nin ilk çeyreğinde %30 ile %70 arasında düşüşle ilerlediğini belirtiyor. Öte yandan çevrimiçi perakendecilik kanalının da istikrarlı şekilde büyüdüğü gözlemlenmekte.

Çin’de durumlar bu şekilde gerçekleşirken Türkiye için yorum yapmamız gereken konulardan bir tanesi de Alışveriş Merkezlerinin edindiği misyon aslına bakarsanız. Yurt dışında Alışveriş Merkezlerinin karşıladığı misyon ile Türkiye’de karşıladığı misyon biraz farklılaşıyor. Bu da özellikle cadde ve açık Alışveriş Merkezleri için sürecinde bir nebze de olsa daha az zor geçebileceğine dair umutları yeşertiyor. Çünkü ülkemizde Alışveriş Merkezleri sadece alışveriş amacı ile ziyaret edilen yerler olmanın ötesinde, ciddi sosyal aktivite alanları. Bu da açık konseptli Alışveriş Merkezleri için alışveriş oranları yükseltmese de ziyaret oranlarında bir kıpırdanma yaşanabileceğini bize işaret ediyor.

Bildiğiniz üzere Alışveriş Merkezi Yatırımcıları derneği 8-15 Mayıs arasında Alışveriş Merkezlerinin bazılarının kapılarını tekrar açacağını duyurdu. Mağazalar açmadığı sürece Alışveriş Merkezlerinin kapılarını açması elbette bir anlam ifade etmiyor olacak fakat, bu gelişmeler sektörde normale dönüşlerin yavaş yavaş başlayacağının sinyallerini bize veriyor.

Ramazan Alışverişinde Dondurma Bir Önceki Haftaya Göre En Yüksek Büyüyen Kategori Oldu

Ipsos Hane Tüketim Paneli dijital hanelerinden akan kayıtlara göre Sağlık Bakanlığının açıklamasından sonraki 5.hafta alımlarında geçen haftaya göre artış gösteren kategoriler değişim gösterdi! 5 kategori ilk defa yüksek büyüme arasına girdi.
«Maya ve sirke» haftalardır büyümesini yüksek oranda korudu. «Kolonya ve salça» ise ilk haftaya göre daraldı.

ipsos hane tüketim paneli koronavirüs 5. hafta

Dondurma, 5. hafta geçen haftaya göre en yüksek büyüme gösteren kategori oldu.
Kategoriler arasında «balık konserveleri, zeytin, margarin, bulyon ve bulaşık deterjanları» ilk defa artış sıralamasına giren kategoriler

ipsos hane tüketim paneli koronavirüs 5. hafta

Koronavirüsü ile hayatımıza yeni giren kategoriler oldu!
Salgın döneminde Kolonya alan hanelerin %56’sı son 1 yıl içerisinde kolonya almamış

ipsos hane tüketim paneli koronavirüs 5. hafta
ramazan alışverişinde dondurma bir önceki haftaya göre en yüksek büyüyen kategori oldu 10

9-22 Mart tarihinde hanelerin satın alımlarına kategori bazlı baktığımızda belli kategorilerde hanelerin yüksek oranda bu dönemde ilk defa alım yaptıkları görüldü.
Bir çok kategori bu dönemde yeni kullanıcı kazandı. En belirgin yeni hane kazanan kategorilerden barbunya, arapsabunu ve kolonya kategorileri görülüyor.

Belirsiz Dönemlerde Liderlik Yaklaşımı

Koronavirüs salgını öncesinde profesyonellerin yarısından fazlası haftada en az 2,5 gün ofis dışında uzaktan çalışıyordu. Bugün geldiğimiz noktada bu oran %88 gibi bir rakamda artış gösterdi. Yani profesyonellerin %88’i şuan uzaktan çalışarak ekiplerini yönetmeye çabalıyor.

Özellikle ülkemizde ofis kültürü ve ofis çalışmasının çalışanlar üzerine yerleşmiş olması sebebi ile ekipleri uzaktan yönetmek çok da kolay bir yönetim şekli değil.

Bu yazımızda liderlerin belirsiz dönemlerde faydalanabilecekleri yönetim şekilleri üzerine değinmek istedik.

Hesap Verilebilir Yaklaşım Şekilleri

İşgücü uzaktan çalışma düzenlemelerine yöneldikçe, esnek çalışma politikalarının faydaları daha keskin bir şekilde artmaktadır.

Araştırmalar, bu politikaların genel işletme maliyetlerini düşürdüğünü, işe gidip gelme sürelerini azaltarak çalışan memnuniyetini artırabildiğini ve üst düzey yetenekleri ortaya çıkarabileceğini gösteriyor.

Ancak bu faydaları elde etmek giderek sanallaşan dünyada, yönetilmesi zor ve herkesin hesap verebilirliğini sağlamayı gerektiren bir yapı ortaya koyuyor. Hangi çalışanın evden ne kadar çalıştığını ölçümleme modelleri geliştirmelisiniz.

Liderlerin Bugün Karşılaştığı Zorluklar

Bu süreçler liderler kanadında bakıldığında beraberinde birçok zorluğu da barındırmaktadır.

Farklılaşma baskısı: Liderler, inovasyon ve sektörüel rakiplere karşı ciddi bir öne çıkma baskısı hissetmektedir. Örneğin bugün geldiğimiz noktada 23 Nisan kampanyalarını izliyorsunuzdur. Tüm sektörler canla başla bugünü daha iyi kutlamak ve evde de olsak yanınızdayız mesajını vermek için ciddi mesailer harcadı.

Stratejinin yürütülmesi: Bu nokta ekip yönetiminde şuan bulunduğumuz sürecin en önemlilerinden biri. Çarkların sorunsuz dönmesini sağlamak burada liderlerin görevidir. – Evde de olsa… Burada yapılması gerekenler ve planlar çalışanlara açık bir şekilde aktarılmadığı sürece, çalışanların evde neden iş yapmadığını sorgulama hakkınız da kalmayacaktır.

Dönüşümlü değişime öncülük etmek: Tüm sektörlerde tüm liderler aynı şeyi söylüyordur eminim. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak… Fakat bu sözü söylemekten çok liderlerin kendi ekipleri içinde gerçekleştirdikleri değişim ve dönüşüm kavramları önemli olacak bu süreçte. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak deyip, kendi fikrinden başka bir fikir kabul etmeyen liderler için bu dönüşüm sözden öteye geçemeyecek.

Kalıcı değer yaratmak: Müşteriler, çalışanlar, ekipler… Herkesin şuanda kendini değerli hissetmek isteyeceği bir dönemden geçiyoruz. Müşterinize değer vermesseniz süreç sonunda kaybeden tarafta olmaya adaysınız demektir. Çalışanınıza değer vermesseniz şirketinize çalışanınızın katmayacağı değerden dolayı zaten müşterinize isteseniz de değer veremessiniz. Bu süreci iyi işlerde ben, kötü işlerde ekibim diyen liderler kaybedecektir.

9 maddede harekete geçiren liderlik - harvard business review türkiye

Sorumlu Lider Kazanır

Gerçek anlamda sorumlu ve hesap verilebilir liderlik bu belirsiz sürecin aşılabilir tek yolu gibi görünüyor. Araştırmalar bu süreçte en güçlü performans gösteren şirketlerin sorumlu ve elini taşın altına koyabilen liderlerin bulunduğu şirketlerde bulunduğunu çok net bir şekilde gösterebiliyor.

Çalışanlarınızı işlerinden sorumlu tutun
İyi liderler, neyin önemli olduğunu ve çalışanların rollerinde nelere öncelik vereceğini sürekli olarak güçlendirerek beklentilerini netleştirir. Beklentinin net olarak belirlenmediği bir ilişkide suç maalesef çalışandan değil, liderden yöne sekteye uğramış demektir. Ekibinize şu özel günde ne yapıyoruz arkadaşlar demek beklentiyi netleştirmek değildir. 🙂

Zor sorunları çözmek ve zor kararlar vermek

Gününümüzde birçok liderin (onun da kendi üst yöneticisine vereceği hesaptan ötürü) gerçekleştiremediği durumdur. Zor kararlar vermek istemeyiz. Vereceğimiz zor kararların hesabını da vermek istemeyiz. Bu verilemeyen kararlardan ötürü kaynaklanan karışıklıklardan da net ve iyi bir iş çıksın isteriz. Çıkmadığı zaman da suçlu ekibimizdir. İşte tam olarak bu yönetim şeklinde olan liderler için maalesef ekibi uzaktan kontrol etmek gibi bir durum söz konusu dahi olamayacaktır.

Şirket, ekip ve gelecek hakkında açık bilgilendirme

Unutulmaması gereken en önemli konulardan biri. Unutmayın ki ekibiniz size soramadığı birçok şeyi kendi arasında konuşuyor ve tartışıyor. Açık bilgilendirmeler yapın. Bazı mevcut durumları anlatmak her ne kadar zor olsa da, şirketin bulunduğu durum ile ilgili açıklamalar yapın. Bu süreçte ay sonu maaş alıp alamayacağını bilmeyen çalışanlar var. O çalışanların şirketinize değer katmasını beklemeyin.

Geleceği Yönetmek

Yazımın en başında da belirttiğim gibi hesap verilebilir liderlik ve ekip yönetimi bu süreçte her zamankinden önemli konuma gelmiştir.

Her kriz veya zorluk ortamı kendi içerisinde fırsatları da beraberinde getirir. Liderler için bu süreç ekiplerin her zaman olduğundan daha fazla birbirine bağlanması ve esnek çalışma konularını kendilerini geliştirmesi için büyük bir fırsat.

Covid-19 ve Tüketici Harcamaları Raporu

Tüketici harcamaları, küresel ekonomik büyüme için en önemli itici güçlerden biridir. Tüketici güveni, işsizlik seviyeleri veya yaşam maliyeti gibi tüketici harcamalarını doğrudan belirleyen bazı faktörlerin ötesinde COVID-19 salgını, tüketicilerin harcama kararlarını nasıl ve nerede harcayacaklarını da önemli ölçüde değiştirmiştir.

McKinsey’nin verilerine göre, ülkelere göre tüketici harcamalarındaki değişiklikler üzerine konuşalım istedik bugün sizlerle.

Duygu Durumu ve Harcama Alışkanlıkları

Tüketiciler belirsizlikle boğuştukça satın alma davranışları daha düzensiz hale gelir. Gerekli olmayan tüm ürün kalemlerine karşı olan harcamalar azalır.

Harcama oranları bu noktada ülkelerin sürece bakış açısı ve iyimserlik seviyelerine göre değişiklik göstermekte. Örneğin Amerikalı tüketicilerin Avrupalı tüketicilere göre bu noktada daha iyimser oldukları gözlemlenmekte. Aynı araştırmaya göre Amerikalı tüketiciler salgın sürecinin 2-3 ay içerisinde toparlanacağını öngördüklerini görebiliyoruz.

tüketici harcamaları iyimserliği

Stratejik Tüketici Harcamaları

Küresel olarak, tüketiciler yiyecek ve ev gereçleri gibi bazı ihtiyaçlar için pandemi öncesi seviyelere kıyasla daha fazla harcama yapmaya yapmaya odaklanıyorlar. Anket yapılan hemen hemen tüm ülkelerdeki tüketiciler, ev içi eğlence harcamalarını artıracaklarını söylüyor. 

Çin’deki kısıtlamalar azaldıkça; benzin, sağlık ve evcil hayvan bakımı hizmetleri gibi birçok kategori harcamalarının yavaş yavaş geri döndüğünü görebiliriz. Bu da benzer yörüngeyi izleyen diğer ülkeler için olumlu bir işaret olabilir. Ancak, tüketiciler harcamalarını ihtiyaç duydukları şeylere yönlendirirken, diğer kategorilerde de daha az harcama yaptıkları da göz ardı edilemez oranlarda.

Sinyal Veren Sektörler

Endişe verici bir düşüş gösteren kategoriler arasında restoranlar ve ev dışı eğlence yerleri bulunmakta.

Bunun yanında her kategoride ve her ülkede istisnasız düşüşlerin gerçekleştiği iki önemli sektör var :

Seyahat ve Ulaşım

Seyahat ve ulaşım endüstrisindeki kaçınılmaz düşüş, kitlesel sosyal izolasyon düzeylerinin ve seyahat kısıtlamalarının sıkılaştırılmasının bir yansımasıdır.

tüketici harcamaları seyahat endüstrisi

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi’ne göre, sektörde 50 milyon işletme bir risk altında ve bu işletmelerin 30 milyonu Asya’daki çalışanları sektöründe barındırıyor.

Seyahat ve turizm endüstrisinin küresel GSYİH’nın % 10,4’ünü oluşturduğu düşünüldüğünde bu durumun ciddi sonuçları olacaktır.

Hazır Giyim

Hazır giyim sektörü de benzer şekilde endişe verici bir yavaşlama yaşıyor. Tüketim küresel çapta pandemi öncesi seviyelere kıyasla % 40-50 daha düşük. Dünya üzerindeki hazır giyim işletmeleri için hem çevrimiçi hem de çevrimdışı satışlar büyük bir darbe alıyor.

Belirsiz Bir Geleceğe Doğru

Bazı sektörler için, değişen değerlere hitap ederek müşteri deneyimlerini yeniden oluşturmak yerinde sonuçlar getirir ve sektörü bir nebze de olsa canlandırabilirken; bazı sektörler için süreci bekleyerek geçirmek zorunluluk haline geliyor.

Ne olursa olsun, her sektör bir evrensel bir gerçekle karşı karşıya: pandemiden sonraki hayat önemli ölçüde farklılıkları da bizler için beraberinde getirecektir.

5 Adımda Koronavirüs Sürecinde Uzun Vadeli Marka Sağlığı Yaratmak

Koronavirüs her geçen gün şahit olduğumuz şekilde dünyayı değiştiriyor. Birçok ülke için sınırlar kapalı, birçok etkinlik iptal edildi veya ertelendi.

Daha önce yaşamadığımız şekilde dış dünya ile ilişkimizi yüksek oranda minumuma indiren bu süreç perakende markaları için ne anlama geliyor veya nasıl ilerletilmeli herkesin cevabını aradığı sorular.

Hem markalar hem de bireysel olarak tüm insanlar benzeri görülmemiş bir sürecin içerisinde geçiyorlar. Bu yazımızda uzun vadede marka sağlığı yaratmak için yapılabilecek 5 öneri üzerine değineceğiz.

1 – Bir Bağlam Tanıyın

Koronavirüs sürecinden sonra tüketicilerin bazı kutuplaşmalar yaşayacağı öngörülmekte. Ekonomik olarak daha az etkilenenler ve harcama kapasitelerine devam edebilenler ve daha fazla etkilenerek mevcut harcama kapasitelerini düşürmek zorunda kalanlar.

Evet bu kutuplaşma her zaman yaşadığımız bir olduydu, fakat burada harcama kapasitesi düşük olanların durumundan ziyade, daha önce harcama kapasitesi bulunup bunu revize etmek durumunda kalan kitle pastanın biraz daha daralmasına sebep olacaktır.

Tüketiciler artık geçmiştekinden çok daha fazla markalarla etkileşimde bulunmak istiyor. Buna uyum sağlamayan veya empati kuramayan markalar için daralan pastadan pay almak eskisinden çok daha zor bir hal alacaktır.

Bu noktada birçok büyük ve kurumsal yapının sürece ayak uydurmada küçük hizmet verenlere göre yavaş kalacağı günler yaşanacaktır. Önümüzdeki süreçte no-name bazı hizmet verenlerin de bu boşluğu doldurabilmesi adına fırsatlar doğabilir. Müşteri ile en çabuk bağ kurabilen, onu anlayabilen ve hızlı şekillenebilen sektörlerin ve markaların kazanacağı dönemlerdeyiz.

2 – Değer Evreninizi Genişletin

Bulunduğumuz kriz sürecinde, bazı markaların küçük etkileşimlerde bulunduğunu bazı markaların da sessiz kaldığını gözlemlemekteyiz.

Değer evreni dediğimiz kavram da işte tam olarak bu noktada karşımıza çıkmaktadır. Daha önce müşteriye hizmet sunmak, kusursuz müşteri memnuniyeti, başarı kampanyalar değer evrenimiz içerisindeyken, artık hizmet veremediğimiz zamanlarda -müşterilerimize değil insanlara- sağladığımız değer evreni ön plana çıkıyor.

Birçok markanın sağlık çalışanlarına karşılıksız gönderdikleri yemek paketleri, koruyucu sağlık ekipmanları ve ücretsiz birçok hizmet aslına bu değer evrenimizin genişletilmesine yönelik çabaları bizlere gösteriyor.

mikrofon2

3 – Marka Kapsayıcılığı

Sektörünüz, aslında markanızın kapsadığı müşteri portföyünü size sağlar. – dı… Maalesef artık sağlayamıyor. Demek istediğim aslına bakarsanız şu: Koronavirüs sürecinden önce bir ayakkabı markasıysanız; marka kapsayıcılığınız satışlarınız, müşterileriniz, kampanyalarınız ve reklamlarınız gibi kavramlar üzerine odaklıydı. Marka sadakati her şeydi evet, ama bu bu kapsayıcı alanların içinden geçerek elde edebileceğimiz bir olguydu.

Bugün tüm markalar için marka kapsayıcılığı alt üst olmuş durumda. Birçok marka müşterisine gel derken, kısa bir süre içerisinde ne olursa olsun gelme demeye başladı bizlere. Yukarıda üzerine değindiğimiz tüm marka kapsayıcılığı olguları silindi ve tek bir marka kapsayıcılığı merkezimize oturdu. İnsan.

4 – Online ve Offline Birleşti

Evet şuan için bu birleşim adına sürecin online kısmı mecburen daha fazla kullanılıyor fakat, süreç bittikten sonra online ve offline kanalların birleşimini yaşayacağız. Online’da müşterimize evde kal tavsiyeleri verirken bir gün içerisinde gel demek zorunda mı kalacağız? Peki müşteri bu mesajımızı kabul edecek mi? – Etmeyecek.

Müşteriler birçok sosyal aktivite için özlem duyuyor olabilir. Fakat unutulmamalı ki buna özlem duymaya devam etmelerinin tek sebebi var sağlık. Ve bu endişe de insanlar üzerinden bir gün içerisinde kalkmayacak, fakat azaltma yollarında yardımcınız online kanallarınız olacaktır.

Müşterilerinize onlar için çalıştığınızı ve en iyi sağlık şartları sunabildiğinizi gösterin, onların gerçek anlamda içlerini rahatlatın. Kendi çalışanlarınızın sağlığı için aldığınız önlemleri onlara aktarın. Çünkü unutmayın ki çalışanlarınız güvendeyse ve müşterileriniz buna inanıyorsa size güvenecektir.

5 – Duygusal Bağınızı Kaybetmeyin

Satınalma kararlarının genellikle duygular tarafından yönlendirildiğini tartışırız hep. Fakat bu süreçte bağlantı kurmamız gereken en önemli duygu; kişisel güvenlik ve güven duygusu.

Müşterinize, markanıza – gerçekten – güvenebileceği duygusunu aktarabilirseniz, yani kendisini sizden hizmet aldığında güvende olabileceğini hissettirebilirseniz bu dönemin kazananları arasında olabilirsiniz demektir.

Tüm bunları göz önünde bulundurarak, markalar için asıl ve ilk adımın içerisinde bulunduğumuz zorlukları ve süreçleri sektörel olarak tanımaktan başlayabileceğini söylemek mümkün. Birçok marka çalışanlarına da en az müşterileri kadar önem vermek zorunda olacağı dönemlerden geçecek. İronik ama öyle, sağlıksız veya yorgun çalışanları görmek müşterilerinize artık iyi gelmeyecektir. Talepteki değişim hızlarını, yine aynı hızla karşılayabilmek zorundayız. Tabi tüm bunları gerçekleştirirken mevcut sürecin getirdiği ekonomik zorunlulukları da göz ardı edemeyeceğiz. Bu sürecinde sonunda birçok perakende devinin yok olması, el değiştirmesi veya birleşmesi gibi konular sektörlerde konuşuluyor. Umalım ki hem müşteriler, hem de sektörler için minumum zararla tamamlayabileceğimiz dönemler yaşayalım.

Tüketici Güven Endeksi Nisan Ayı Verileri Açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Nisan ayına ilişkin Tüketici Güven Endeksi’ni açıkladı.

TÜİK ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası iş birliğiyle yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, Nisanda bir önceki aya göre yüzde 5,8 azaldı. Martta 58,2 olan endeks değeri nisanda 54,9’a düştü.

33904 img 1 7 22.04.2020 701589680

Hanenin maddi durum beklentisi endeksi, söz konusu dönemde yüzde 7,8 azalarak 72,5 oldu. Genel ekonomik durum beklentisi nisanda aylık bazda yüzde 1,1 azalarak 74,8’e geriledi.

İşsiz sayısı beklentisi endeksi geçen aya göre yüzde 6,7 azalarak azalarak 53,8 olarak gerçekleşti.

Tasarruf etme ihtimali endeksi ise yüzde 13,1 azalışla 18,4 oldu.

33904 img 2 7 22.04.2020926236485