Ana Sayfa Blog Sayfa 469

Dünya Bankası’ndan Gelişmekte Olan Ülkeler için ‘Kalıcı Hasar’ Uyarısı

Dünya Bankası’nın raporunda, “Halk sağlığını korumak için gereken önlemler, gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde derin resesyona neden olarak halihazırda kırılgan olan küresel ekonomiye zarar verdi.” değerlendirmesinde bulunuldu.

Zayıf sağlık sistemine sahip gelişmekte olan ülkelerde ekonomileri küresel ticaret, turizm ve emtia ihracatına dayalı olanların özellikle zorluk yaşayacağına dikkati çekilen raporda, enerji ihraç eden ülkelerin halk sağlığı krizinin yanı sıra petrol gelirlerindeki düşüşle bile mali pozisyonlarının kötüleştiği aktarıldı.

“Üretim ve verimliliği azaltacak”

Raporda, “Salgın; uzun vadede gelişmekte olan ülkelerde yatırımların azalması, eğitim ve iş kaybı nedeniyle fiziksel ve beşeri sermayenin erozyonu, küresel ticaret ve tedarik bağlantılarının azalmasıyla kalıcı hasar bırakacak. Bu etkiler, gelecekte potansiyel üretim ve iş gücü verimliliğini azaltacak.” ifadeleri kullanıldı.

Acil politika önlemlerinin sağlık sistemlerini desteklemesi, salgının ekonomik faaliyet ve istihdam üzerindeki kısa vadeli etkisini hafifletmesi gerektiğinin altı çizilen raporda, salgının uzun vadeli büyüme beklentileri üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması için kapsamlı reform çabalarına ihtiyaç olduğu kaydedildi.

Raporda, Covid-19 salgınına karşı alınan önlemlerin petrol talebinde de benzeri görülmemiş bir düşüşe, petrol stoklarında artışa ve mart ayında petrol fiyatlarında rekor düzeyde bir düşüşe neden olduğu hatırlatıldı.

Diğer ülkelerde olduğu gibi enerji ihraç eden gelişmekte olan ülkelerin de benzeri görülmemiş bir halk sağlığı kriziyle karşı karşıya olduğu vurgulanan belirtildiği raporda, bu ülkelerin mali pozisyonlarının petrol fiyatlarında yaşanan düşüşten önce kötüleştiği aktarıldı.

Covid 19 Salgınında Destekleriyle Dikkat Çeken ve Stratejileriyle Rüzgarı Arkalarına Alan Şirketlerimizi Unutmadık!

Tüm dünyanın başa çıkmaya çalıştığı Covid-19 salgını zengin fakir, gelişmiş gelişmemiş tüm ülkeleri, ekonomileri, eğitimi, sosyal hayatı ve bunun gibi birçok alanı olumsuz etkiledi.

Bu dönemde salgın tarafından yaratılan tahribat sırasında ihtiyaç duyulan tüm konularda büyük yardımlar yapıp, maskeli kahramanlarımız sağlık çalışanlarına da sundukları ayrıcalıklarla alkışı hak eden, bu sayede insanlarla duygusal bağ kurmayı başarabilmiş birçok firmanın yanı sıra manevi olarak insanlara destek sunup süreci daha kolay atlatmalarına yardımcı olan firmalar da mevcut.

Öncelikle yaralarımızı sarmaya yardımcı olan örneklerle başlayalım. Bu konuda otomobil fabrikaları başı çekmekte… General Motors kapasitesinin bir bölümünü önemli ihtiyacımız solunum cihazı üretimine ayırdı, aynı şekilde Nissan da solunum cihazı üreten firmalardan. Türkiye’de ise Tofaş Bursa’daki fabrikasında biyolojik örnek alma ve entübasyon kabini üretip Bursa Şehir Hastanesi’ne bağışladı aynı zamanda siperlikli maske üreterek çalışanlarına destek olmaya devam ediyor. Koç Holding bünyesindeki Ford Otosan da sağlık çalışanları için yüz maskeleri üretmeye devam ediyor. Koç Holding demişken otomobil firmalarına ek olarak Arçelik firması ile tüm teknolojisini solunum cihazı üreten Biosys firmasına kullandırma kararı aldığını da atlamamak gerekir. Arçelik bu kadarla kalmayıp 170 hastaneye çamaşır ve kurutma makinesi ile fırın, kahve, çay ve tost makineleri gibi elektrikli ev aletleri de gönderdi. Ayrıca Taksim ve Gayrettepe’deki Divan Otellerini sağlık çalışanlarına tahsis ederek alkışı hak etti.

Solunum cihazına ek olarak başlıca ihtiyaçlarımızdan bir diğeri de maske. Tekstil firmaları başta olmak üzere çoğu şirket de maske üretimi yaparak veya bağışında bulunarak bu seferberliğe katkı sağladı. New Balance, 10 bin maske bağışı ve 300 bin maske tedariği planı ile Zara ve 3 milyon maske ile LCW-Taha Group maske yardımında bulunan firmalardan sadece birkaçı. Sabancı Holding 150 bin tanı kiti, 10 ton dezenfektan ve 1,7 milyon TL bağış ile virüsle mücadele eden şirketlerden. Hijyen konusunda bir destek de akıllı atık toplama ve şehir temizleme işlemleri için çözüm imkanları sunan şirket olan Evreka’dan, Evraka bu kapsamda salgın süresince ihtiyaç sahibi kurumlara ücretsiz dezenfeksiyon çözümü sunuyor. Ayrıca Fendi, Cristian Dior, Celine, Givenchy ve Louis Vuitton gibi dünyaca ünlü markaların sahibi LVMH parfüm yerine artık dezenfektan jel üretecek.

Firmalar kendi ürün ve hizmetlerini sağlık çalışanlarına sunmaya devam ettikçe biz de takdirlerimizi yolluyoruz. Koton sağlık personelleri için iç çamaşırları ve günlük kullanıma uygun 4500 parça giysiyi hastanelere ulaştırdı. Benzer olarak Penti de 14 kamu hastanesinin tüm kadın çalışanlarına 50.000 adet çamaşır, pijama ve çorap bağışında bulundu. Vodafone da yine sağlık çalışanları için ücretsiz paket tanımladı. Dünyada ise Airbnb sağlık çalışanlarına ücretsiz konaklama imkanı sunup ev sahiplerine 250 milyon dolar yardımda bulunurken, Uber ABD, İspanya ve Fransa’da destek sunmaya başladı ve diğer ülkelerde de sunmayı planlıyor bunun yanı sıra Uber Eats uygulaması üzerinden ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zellanda’da acil müdahale ekiplerine ve sağlık personellerine ücretsiz yemek yoluyor. Gucci bu konuda daha ilginç bir desteğe başvurmuş durumda, 2 milyon dolar bağış ve maske üretimine ek olarak 40 milyon takipçili instagram hesabını Dünya Sağlık Örgütü’nün hizmetine sunarak, hesaptan sadece bilgilendirme paylaşımları yapıyor.

Tüm bu firmaların elinde olan kaynakları kullanmalarının yanında üzerinde çalışılan projeler de mevcut. Bosch Healtcare Solutions, Randox Laboratories Ltd. İle birlikte iş birliği yaparak dünyanın ilk tam otomatik moleküler tanı testlerinden birini geliştirdi. Dünya Sağlık Örgütü standartlarını karşılayan bu kitler Corona virüs tespit etmede büyük önem taşıyor. Ayrıca bu konuda önemli bir katkı da Dünyanın en büyük e-ticaret şirketlerinden biri olan Alibaba’dan geldi. Şirket şüpheli durumlarda kullanılıp Corona virüsü 20 saniyede tespit edebilen yapay zeka geliştirmeyi başardı ayrıca yapay zekanın doğruluk oranı %96.

8b66723d fcf5 4764 9cc1 6408033dd2ce

Kısıtlı alanda yapılabilen spor videoları zaten eskilerden beri mevcut fakat Nike bu süreçte bir değişikliğe giderek içinde Tiger Wood, Serena Williams gibi ünlü sporcuların spora dair önerilerinin bulunduğu premium mobil uygulaması Nike Training Club’ı süresiz bir şekilde ücretsiz yaptı. Ara vermek zorunda kaldığımız keyfi alışverişlerimizin yanında zorunluluktan doğacak mobilya ihtiyaçlarımızı karşılarken imdadımıza da Houzz uygulaması yetişiyor, ihtiyacınız olan mobilya ve diğer eşyaları arttırılmış gerçeklik ile evinizde görmenize yardımcı olan bu uygulama belki her şey normale döndükten sonra da hayatımızda kalmaya devam eder, tembelliği seviyoruz ne yapalım…

Digitürk ve D-Smart aynı şekilde tüm abonelerine kanallarını ücretsiz yapan firmalarımızdan. Araya sosyal mesafe ve yasaklar girince bizler tabiki ister istemez sevdiklerimizden uzak kaldık buna da çözümler geldi. Görüntülü görüşme uygulamaları bağlanan kişi sayısını artırdı. Hangouts maksimum 250 kişiye kadar ücretsiz olan video konferanları 100.000 kişiye çıkardı. Bir destek de eğitime zorunlu ara veren öğrenci ve çocuklarımızı düşünen Tübitak’tan. Dergilerinin tamamı artık ücretsiz erişime açık ve yerinizden kıpırdamadan bir sürü dergiye göz atabilirsiniz. Eğitim kurumları da kütüphane ve kaynaklarını online erişime açmış durumda. Eğlenmek isterseniz o da ayağınıza geliyor, organize online konserler, tiyatro yayınları, hatta ünlülerin kendi sosyal medya hesaplarından yaptığı spontane online konserler evinizin salonunda!

Getir ve Yemeksepeti’nin yaptıklarını anlatsak sayfalar alır…

Bütün bu destekleri neden mi bir yazı altında topladık? Normalleşme süreçlerine geçtiğimiz şu günlerde; tüm bu süreçte yanımızda olan, bu yazıda aktardığımız ya da aktaramadığımız tüm şirketlere sonsuz teşekkürlerimiz ve alkışlarımızı bir kez daha sunmak istedik.

Markaların Kriz İletişimine Yeni Bölümler Eklemesi Gerekiyor

Şu anda dünyada devam eden COVID-19 pandemisine atıfta bulunmayan çok az yeni içerik var ve açıkçası bu yazı da bir istisna değil. Günlük iş akışını değiştirmenin yanı sıra, sistemdeki bu toplumsal ve ekonomik şok, gelir akışlarının daha önce nasıl korunmuş olabileceğine bakılmaksızın, her sektördeki pazarlamacılar için ciddi.

Her gün hem kişisel hem de profesyonel olarak krizle yeni başa çıkma yöntemleri öğreniyoruz ve önümüzdeki yıllarda da bu krizden çıkan yeni dersleri tanımaya devam edeceğiz. Önceden ortaya çıkan bazı temel derslerin yanı sıra, korkmuş takipçiler yerine kendilerini sezgisel liderler olarak konumlandıran bazı markalara bir bakalım…

E-postamıza Düşen Gereksizlikler

E-posta dünyasında kurallar değişti – ve hızlandı. Markaların e-postalarında daha akılcı olduğunu görüyoruz. Örneğin, bu yıl 1 Mart ile 26 Mart arasında bir Infogroup analizinde, e-posta gönderimlerinde önceki yıla göre % 56,56 oranında bir azalma olduğunu tespit etti. Bir önceki sene ile kıyasladığımızda 2019’da % 26.23 olan oran, 2020’de % 25.32’ye düştü. COVID-19 temalı e-postalar, bu yıl tüm e-postalarla kıyasla % 12.18’de gibi yüksek bir oranı görüyor ve pazarlama e-posta aboneliklerinden çıkma artıyor. Başka bir deyişle, insanlar gelen kutularına dikkat ediyor ve markaların artık dikkatle ilerlemesi gerekiyor.

E-posta mesajlarının COVID-19 döneminde hızla gelişmesi gerekiyordu. Tüketiciler, mevcut durumda sürekli “sizi koruyoruz” e-postaları aldılar. Ama tüketicinin istediği bu muydu? Gerçekten alakalı olabilmek için şirketler verilerini gözden geçirmeli, pandeminin müşterileri ve toplulukları için ne anlama geldiğini anlamalı ve sonuç olarak aldıkları gerçek dünyadaki değişiklikleri ve eylemleri desteklemek ve iletmek için e-posta programlarından yararlanmalıdır.

Kelimelerle değil, eylemlerle yönetin.

Büyük ve küçük şirketler adına, bu pandemik olayda bazı anlamlı girişimleri de örnek olarak gördük. Örneğin, Facebook, Microsoft, TikTok ve diğerleri koronavirüs ile ilgili zorluklara teknoloji çözümleri oluşturmak için tasarlanmış bir yazılım yarışması üzerinden Dünya Sağlık Örgütü ile ortaklık kurdu. Bu arada, çok sayıda marka sağlık çalışanlarını çeşitli şekillerde desteklemek için harekete geçti. Örneğin; Delta havayolu şirketi,  sağlık çalışanlarına ücretsiz uçuş sunmaya başladı, spor giyim şirketi Fanatics formalarının üretimini durdurdu ve maske yapmaya başladı. Louis Vuitton, Fendi, Celine, Christian Dior, Givenchy, Moet & Hennessy, Louis Vuitton, Fenty gibi markaların sahibi LVMH, parfüm yerine artık dezenfektan jel üretmeye karar verdi. Moncler ise, Milano’da 400 yoğun bakım üniteli hastanenin inşaası için 10 milyon euro bağışladı.

Peki Türkiye’de markalar neler yaptı?

Koç Holding, Divan İstanbul ve Divan İstanbul City otellerini corona virüs ile mücadele eden sağlık çalışanlarının hizmetine sundu. Arçelik, 170 hastaneye çamaşır ve kurutma makinası ile fırın, çay, kahve ve tost makinaları yolladı. Koç Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç, Arçelik firmasının tüm teknolojisini, solunum cihazı üreten Biosys firmasına kullandırma kararı aldı. LC Waikiki ve Vakko gibi markalar maske üretmeye başladı. Beymen, Hepsiburada, Yemeksepeti, Gittigidiyor, Garanti BBVA gibi bazı markalarda Milli Dayanışma kampanyasına destek oldular.

Bu girişimler sayesinde, markaların eylemleri kelimelerden daha yüksek sesle konuşuluyor ve bu çabalar, marka ve tüketici bağı için gerçek dünya alaka düzeyini ve değerini göstermede anahtar rol oynuyor.

krzi 2

Başucu kitabı tekrar yazılıyor

Birçok marka için pandemi, iş modellerinin tam merkezine meydan okudu. Bunlar arasında en güçlüsü, ürün ve hizmetlerinin mümkün olan duygusal bir bağ ile müşterileriyle iletişim halinde kalmanın yollarını bulmaktır. Restoranlar ve marketler, temassız teslimat modellerini hızla benimsedi. Etkinlik şirketleri yüz yüze toplantılarını online konferanslara ve web seminerlerine taşıyor. Mağaza kapanışlarına rağmen, bazı perakendeciler, online zanaat seanslarına ve yeni eve bağlı müşterilerin değer verdiği diğer etkinliklere ev sahipliği yaparak abonelerle iletişime geçiyor.

“Yeni normal” için planlama

Bu salgın tüketici davranışını temel düzeyde değiştiriyor ve yeni teknolojinin benimsenmesini katlanarak hızlandırıyor. COVID-19 sonrası dünya, talep üzerine müşteri ihtiyaçları etrafında dönecektir. Basitçe söylemek gerekirse, eski “normalimize” geri dönmeyeceğiz.

Basit bir örnek olarak, restoranları düşünün: COVID-19 bittikten sonra bile, restoran içi veya kaldırımlara atılan masalarda hizmet vermek yerine, eve servisin yararlı bir özellik olduğuna karar verebilir. Aynı şekilde, evinde müşterilere hizmet vermenin bir yolunu bulan bankalar, insanların bu tür esnek seçenekleri kalıcı olarak istediklerini fark edebilirler. Aynı şekilde, üniversiteler sınıflar yerine video konferans çözümlerine doğru gelişme gösterdi. Yüksek öğretim ve öğrenci katkı payı ödemelerinin sırtımızda kambur olduğunu düşünürsek, öğrencilerin bu düşük maliyetli alternatifle rahat edeceğini öngörebiliriz. COVID-19’un etkisi tüm sistemi bozacak mı? Bugün cevabım yok ama yüksek öğrenimin artık eski haline dönmeyeceğini düşünüyorum:)

Küresel salgın yeni bir kriz senaryosuna ihtiyaç duyduğumuzu gösterdi. Bu yeni oyun kitabının bir parçası olarak, markaların müşterileri tarafından benimsenen “hayatta kalma” değişikliklerini tanımlamaları ve bu özellikleri temel iş modellerine dönüştürmelerini sağlamaları gerekiyor. Her şeyden önce, şirketler bu eşsiz toplumsal kopukluk döneminde iletişim yoluyla markalarını ve çalışanlarını insancıllaştırmaya çalışmalıdır. Bu krizin diğer tarafında en güçlü olarak ortaya çıkan markalar, yalnızca gelen kutularındaki gürültüye katkıda bulunmak yerine abonelerle bağlantılarını derinleştirmek için zaman ayıran markalar olacak.

Mağazalar Açıldı, İade Çılgınlığı Başladı. Peki Bu Neyin Habercisi?

Perakende mağazaları 11 Mayıs itibari ile yeniden açılmaya başladıkça, bir iade seli de aynı zamanda başladı aslına bakarsanız mağazalarda.

Özellikle karantina sürecinde e-ticaret kanallı satışlarını gerçekleştiren markalar için, mağazalar bir iade merkezi haline geldi.

Sadece internet satışları değil, mağaza satışlarında da 2 – 3 ay gibi sürelere uzatılan iade süreçleri, bu anlamda ciddi bir geri dönüşü de beraberinde getirecek gibi görünüyor.

Birçok marka, deneme kabinlerinin kullanımını azaltmak için bu tarz yöntemlere başvurmaya başladı. Haklılık payı olmakla birlikte, 15 gün içerisinde bile olan iade yoğunluğu 2 ay gibi sürelerde perakendecileri endişelendiriyor.

Öte yandan, kargo süreçlerindeki tıkanma internet alışverişi iadelerinin mağazalara yönelmesini başlattı bile.

Mağazalardaki iade ürünlerde yaşanacak artış, aslında azaltılmaya çalışan bir sorunun da habercisi olabilir. Az satılan ürün ya da bedenlerin envanter artışları…

İkinci bir handikap ise, iade sebebi ile evden gelen ürünlerin sterilizasyonu. Bu noktada farklı yöntemler uygulayan markalar mevcut. Ürünleri belirli bir süre bekletenler, dezenfektan malzemelerle temizleyenler, yüksek sıcaklık ve ütü gibi uygulamalar çoğalıp gidiyor.

Bu anlamda sektörde ‘dokunmasız’ iade süreci için çalışmalar yapılıyor.

Satış bakış açısıyla baktığımızda, iade sürecine her zaman kötü diyemeyiz evet. Müşteri iade veya değişim için mağaza geldiğinde genellikle farklı bir ürünü görerek üzerine ödeme yapıp mağazadan çıkmayı tercih eder. Fakat bu durum, yukarıda bahsettiğimiz envanter sorununa maalesef çözüm üretebilen bir durum değil.

Siz ne dersiniz? İade sürecinde yaşanan problemler perakende için yeni bir sorun dönemini mağazalarımıza getiriyor mu?

COVID Sonrası: Tüketici 2021 İçin Endişeli!

Virüs günlük yaşamın her yönünü etkilediği için tüketici de olumsuz şekilde etkilendi. Engine’den yapılan bir tüketici anketine göre;

  • Tüketicilerin% 88’i şimdi pandemi konusunda endişeli. 
  • Tüketicilerin büyük çoğunluğu gelecek yıl bir resesyon beklemektedir,
  • Ancak bu dönemde online harcamalarımız %30 daha fazla artmış durumda..

Anket, tüketici duygusunu ölçmeye ek olarak, koronavirüsün satın alma şekillerini nasıl değiştirdiğini de araştırdı. Genel olarak, anket “evde yemek yapmak, televizyon izlemek, sosyal medyaya göz atmak ve evde egzersiz yapmak gibi ev içi etkinliklerde önemli artışlar olduğunu gösteriyor. İnsanlar cafelere/restoranlara, spor salonlarına ve halka açık etkinliklere (bu yerler önceden kapatılmamışsa) gitmeyi içeren “yüksek riske maruz kalma riski olan etkinlikleri sınırlandırmaktadır”. Buna ek olarak, ankette ” online harcamalarda market ve market dışı alışverişlerde % 10- % 30 artış gözlemleniyor.”

tüketici araştırması
Kaynak: LEK Consulting, Civis tüketici araştırması (2020).

Tüketiciler, salgın öncesinde olduğundan daha fazla online harcama yapıyor olsalar da, bu harcamaların kategorileri değişti. En çok harcama; evde eğlence hizmetleri, elektronik eşya, evde fitness ve market malzemeleri bulunmaktadır. En az harcama yapılanlar arasında, dışarıda yemek (beklendiği gibi), büyük ev eşyası alımları (Mobilya) ve giyim bulunmaktadır. Yani diğer satın alma işlemleri ertelenmekte veya tamamen iptal edilmektedir.

Valassis tarafından yürütülen ayrı bir ankette  Civis anketindeki bulguların ve eğilimlerin birçoğu aynısıydı. Tüketicilerin% 42’sinin daha fazla online alışveriş yaptığını, sadece % 8’inin daha az online harcama yaptıklarını gösterdi.

Virüs aynı zamanda birçok tüketiciyi restoran ve market alışverişi teslimatı ve bazı durumlarda mağazadan online satın alma (Migros sanal market) gibi yeni alışveriş davranışlarını denemeye teşvik ediyor gibi görünüyor. Ayrıca Valassis, en azından koşullar altında marka sadakatinin etkilendiğini tespit etti:

  • % 48’i alışıldık / tanıdık markalarına sadık kalıyor.
  • % 21’i her zamanki ve yeni markaların bir karışımını satın alıyor.
  • % 13’ü “yeni markaları keşfetme fırsatı alıyor”.
  • % 19 kendini daha az markaya sadık hissediyor, mevcut olanı satın alıyor.

Bu deneyimler, tüketici alışveriş modellerinde bazı uzun vadeli değişikliklere neden olabilir. Ancak ankete katılanların yaklaşık yarısı (% 48), salgının ardından yeni davranışlar benimsemeyi beklemediklerini söyledi.

Sosyal medya kullanımı arttı

Son olarak, yapılan anketlerde şaşırtmayan sonuç, sosyal medya kullanımının artmış olması. Valassis, katılımcıların % 39’unun sosyal medya kullanımını artırdığını,% 7’sinin ise azalttığını tespit etti. Kalanlar sosyal medya davranışlarında tutarlıydı.

Facebook yaptığı açıklamada, bazı ülkelerde % 50’ye varan oranlarda kullanımın “hızla yükseldiğini” söyledi . Ancak şirket, kullanım artışının, reklam harcamaları ve gelirlerinde buna karşılık gelen bir artışa dönüşmediğini de belirtti.

Virüsün perakende ve e-ticaret için önemli bir olay olduğu ve bazı tüketici davranışlarının (belki de önemli ölçüde) uzun vadede değişeceği açıktır. Amazon, Trendyol, Hepsiburada gibi e-ticaret devleri ve Migros Sanal Market gibi birçok perakendecinin online kanalları da bundan yararlanacak. Bununla birlikte, birçok geleneksel perakendeci COVID sonrası ortamda mücadele edecek ve belki de başarısız olacaktır.

Ancak daha da önemlisi, mevcut durumların ayık ve gerçekçi bir değerlendirmesi olabilecek bir durgunluk tüketici beklentisidir. Ancak beklentiler, tüm ekonomi ve dijital pazarlama endüstrisi için gerçeğe dönüşebilir.

GSYH 2020 Yılı Birinci Çeyreğinde %4,5 Arttı. Yılın Geri Kalanında Neler Bekleniyor?

Türkiye’nin büyüme oranı virüs öncesi harcamalardaki artış ile diğer gelişmekte olan ülkeleri geride bıraktı

Türkiye ekonomisi, koronavirüs nedeniyle karantina önlemlerini almadan önce tüketimdeki artış nedeniyle, ilk çeyrekte gelişmekte olan ülkeler arasındaki en hızlı büyümelerden birini gerçekleştirdi.

Gayri safi yurtiçi hasıla ilk üç ayda bir önceki yıla göre % 4.5 artarken, son üç ayda % 6 arttı. Bloomberg anketindeki 24 tahminin ortancası(medyan) % 4.9 artışa işaret ediyordu. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre % 0,6 arttı.

Kısa bir durgunluktan bir yıldan biraz fazla bir süre sonra parasal teşvikler ile yükselen Türkiye, büyümenin en büyük itici gücü olan ucuz kredi ile tüketici harcamalarını artırdığı için Endonezya, Rusya, Polonya ve Meksika da dahil olmak üzere ülkeleri büyüme oranında geride bıraktı.

turkey büyüme
gsyh 2020 yılı birinci çeyreğinde %4,5 arttı. yılın geri kalanında neler bekleniyor? 7

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayınlanan GSYİH raporunda öne çıkanlar:

  • İlk çeyrek büyümesi, bir önceki yıla göre sırasıyla % 6.2 ve % 5.1 artan devlet harcamaları ve hanehalkı tüketiminden kaynaklandı.
  • İhracat, önceki üç ayda % 4.4′ lük genişlemeden yıllık bazda % 1 düştü. İthalat, bir önceki dönemde% 29.3′ lük genişlemenin ardından% 22.1 arttı.
  • İşletmelerin yatırımlarının önemli bir ölçüsü olan gayri safi sabit sermaye oluşumu, yıllık bazda yedinci kez daralarak% 1,4 düşüş gösterdi.
worst over
gsyh 2020 yılı birinci çeyreğinde %4,5 arttı. yılın geri kalanında neler bekleniyor? 8

Virüs Etkisi

İş dünyasının güvenin çökmesi ve Türk ihracatına olan talebin düşmesi nedeniyle, pandemiden kaynaklanan ekonomik aksaklıkları kontrol altına almak giderek zorlaşmaktadır. Türkiye’de uygulanan kısıtlamalar İtalya ve İspanya’dakinden daha az sıkı olsa da, hükümet ilk koronavirüs vakasını 10 Mart’ta teyit ederek ilk birkaç gün içinde bazı engeller getirdi.

Tahmincilere göre, Türkiye’nin on yıl içinde ilk tam yıl gerilemesi bir risk teşkil etmektedir. Yine de, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak 2020’de tekrar tekrar pozitif ekonomik büyüme beklediğini söyledi.

forecaster

Türkiye’nin yılın geri kalanına ilişkin beklentileri, büyük ölçüde turizmdeki bir dönüşe, kritik bir gelir ve istihdam kaynağına ve aynı zamanda Avrupa Merkez Bankası’nın kötümser tahminleri kadar kötü bir durgunlukla karşı karşıya olan Avrupa’daki en büyük ticaret ortakları arasında iyileşme hızına dayanıyor.

Ekonomik güvendeki istikrar belirtilerine rağmen, Türkiye muhtemelen ikinci çeyrekte ciddi bir daralma yaşıyor. Küresel mali kriz ile ihracat ve ithalat da düştüğünden bu yana geçen ayki üretimde en keskin düşüş yaşandı.

İstanbul merkezli bağımsız araştırma şirketi Burumcekci Research and Consulting’in kurucusu Haluk Bürümçekçi’ye göre, ekonominin ilk çeyrekteki güçlü performansı bu yıl Türkiye’de olumlu büyümenin hala mümkün olduğunu gösteriyor.

“Yılın geri kalanına yönelik görünüm, Covid-19 salgını sonrasında ekonomideki ani yavaşlamanın ne kadar süreceğine bağlı” dedi. “Mevcut işaretler, salgınla mücadele başarılı olursa, cari dönemde çok dik bir daralmanın ardından ekonominin üçüncü çeyrekte toparlanabileceğini gösteriyor.”

Google’dan Sosyal Mesafenizi Koruyacak Yeni Uygulama: ‘SODAR’

Hiç kuşkusuz “sosyal mesafe” kavramı yaşanılan pandemi süreci ile beraber hayatımıza entegre olan kelimelerin başında yer almakta. TV de, sosyal medyada, tüm kanallarda her gün bu kavramı sıklıkla görüyoruz.

Bu dönemde COVID-19’un yayılmasını durdurmak için sosyal mesafeyi korumanın benimseyebileceğimiz en temel yöntem olduğunun artık hepimiz bilincindeyiz. Peki tam tanımıyla nedir sosyal mesafe? Wikipedia  sosyal mesafe veya sosyal alanı, kişisel alan ile kamusal alan arasında kalan ve kişilerin diğerleriyle arasında bulunan 120 ile 200 santimetrelik uzaklık olarak ifade ediyor. Dünyada çoğu hükümet virüsün yayılmasını durdurmak için kişilerle aranıza sosyal mesafe koymanızı şiddetle tavsiye ediyor.

Ancak, bu mesafeyi doğru hesaplayabilmek pek çoğumuz için güç durumda, bu aşamada Google’ın yeni aracı “Sodar” kısmende olsa bizlere yardımcı olabilecek gibi duruyor. 

“Sodar”(Social Distancing Radar) adı verilen bu araç, kullanıcının etrafına artırılmış bir gerçeklik çemberini 6 adım yarıçapıyla yansıtmasına izin veriyor. Google‘ın bu yeni ücretsiz uygulamasını sodar.withgoogle.com adresine girerek gerekli izinler sonrasında kullanmanız mümkün.  Uygulamayı kullanabilmeniz için öncelikle, uygulamanın cihazınızın kamerasına erişmesine izin vermeniz gerekiyor ardından kameranızla bulunduğunuz bölgedeki 2 metrelik sosyal mesafe alanında sizden başka birinin olup olmadığını görebiliyorsunuz .Ancak uygulama şimdilik, yalnızca Android telefonlar için kullanılabilir durumda.

Araç oldukça faydalı gözükse de , sokakta yürürken telefonunuzun ekranına sürekli bakmak uygulamada pek pratik olmayabilir. Ancak, sabit bir yerde iken, örneğin bir restoranda otururken veya parkta dinlenirken uygulama kullanılabilir nitelikte.

Ne derseniz normalleşmeye adım attığımız bu günlerde, “Sodar” sosyal mesafemizi koruyabilmemize yardımcı olabilecek gibi mi?

25 – 31 Mayıs Haftalık Sektör Değerlendirmeleri

Bu hafta turizmde, ekonomide, perakendede yeni dönemde yaşanan değişimler ve beklenen etkiler üzerine konuştuk.

Hepimizin bıktığı yeni normal kavramının sürecinde, yaşanacak ‘olmaz’ dediğimiz gelişmeler üzerine değerlendirmeler yaptık. Bildiğiniz üzere haftanın sektör değerlendirmeleri yazı dizimizde her pazar, o hafta boyunca değerlendirilen en önemli konuları derleyerek sizlerle paylaşıyoruz.

Bu haftanın değerlendirmelerini aşağıdaki şekilde derledik. İyi okumalar, iyi pazarlar.

Orta Doğu ve Asya’daki Alışveriş Merkezleri Çevrimiçi Kanala Açılıyor

3 6
25 - 31 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 21

Nefret mi Fırsat mı? Evden Çalışmada Hangi Taraftasınız?

3 5
25 - 31 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 22

Covid-19’un Küresel Finansal Sisteme Etkisi!

3 4
25 - 31 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 23

Turizm’e En Bağlı Ülkeler ve Beklenen Tablolar. Türkiye’de Durum ne?

3 3
25 - 31 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 24

İndirimler, Pazar Yerleri ve Deneyimler: Moda Perakendecileri Koronavirüse Nasıl Tepki Veriyor?

3 2 1
25 - 31 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 25

Petrol Saatli Bir Bomba Haline Geldi! Enerji Uzmanı ve Geo-Economist Laurent Horvath’dan Sektöre Bakış

3 1
25 - 31 mayıs haftalık sektör değerlendirmeleri 26

Bu haftalık sizler için derlediğimiz sektörel yazılarımız bu şekilde. Haftaya tekrar görüşmek üzere.

Covid-19’un İşverenlere Mesajı Var! Değiştir Ya Da Öl!

1998 yapımı “Devletin Düşmanı” filminin bir sahnesinde; Gene Hackman Will Smith’e şöyle diyor:

“Gerilla savaşında, zayıf yönlerinizi güçlü olarak kullanmaya çalışıyorsunuz. Sen gizleniyorsun onlar açığa çıkmak istiyor.” diyor. şu anki duruma bakınca, bir savaşın içindeyiz. Uzun vadede tüketici beklentisi ve davranışlarında tam bir değişiklik ile karşı karşıya kalacağız. Seyahat etmeyeceğiz, dışarıda yemek yemeyeceğiz ya da alışveriş yapmayacağız … belki de sonsuza dek!

İşlerin “normal”e dönmesini uzun vadede beklemeyin ve herhangi bir iş modeline güvenmeyin. Sloganımız şu şekilde olmalı: Değiştir ya da öl. Bu ifade daha önce hiç bugünkü kadar anlamlı olmamıştı. Her iş modelini sorgulama zamanı – şimdi.

Dün, en sevdiğim restoranın önünden geçtim. Sahibi bu kaliteli restoranı bir paket servis restorana dönüştürmüş. Ne yazık ki köşede yığılmış sandalyeler ve masalarla, restoran romantik bir akşam yemeği için uygun görünmüyor. Bunun yerine, özel ve nezih ortamlar acil taleplere yenik düştü: “hayatta kalma modu, beşinci viteste.”

Sahibine, “Restoran tekrar açıldığında planın nedir?” diye sordum. Düşünecek vakti olmadığını söyledi. Personellerini istihdam etmekle ve satıcılarına ödeme yapmakla meşguldü.

Fakat şu anki felçimizde-kısmen kış uykusuna yatarken, geleceği ihmal edemeyiz. Şu basit sorunun cevabını bulmak için çalışmamız gerekiyor “Planın nedir?”

Gene Hackman’ın film serisini düşünerek – “Zayıf yönlerinizi güçlü olarak kullanın” diyor. koronavirüsün küresel meydan okumasını fırsata nasıl dönüştüreceğinizi merak ediyorum. 1 Haziran itibariyle restoranlar açılıyor. Hükümetin kurallarına göre restoranınızdaki her masa arasında en az altı metre boşluk gerektirdiğini ve herhangi bir zamanda 20’den fazla misafire ağırlayamayacağınızı varsayın. Sonuçlar ciddi olacaktır: daha az müşteri, daha az gelir. Bunu nasıl ölümcül bir felaket olarak değil, bir fırsat olarak görebilirsiniz?

Dünya normale döndükçe, işinizi yeni bir gerçeklikle karşılamalı ve şu soruyu sormalısınız: “İş modelinizdeki hangi unsurların kökten değişmesi gerekir?” buna cevabınız “Hiçbir şey, hemen işe geri döneceğiz ve hiçbir şey değişmeyecek” ise, COVID-19’un mesajını almamışsınız demektir.