Ana Sayfa Blog Sayfa 58

Amazon’un AI Alışveriş Hamlesi, E-Ticarette Kontrol Dengelerini Nasıl Değiştiriyor?

Son dönemde Amazon’un yapay zekâ destekli alışveriş aracı, e-ticaret sektöründe büyük tartışma yarattı. Amazon’un “Shop Direct” ve “Buy for Me” gibi yeni beta özellikleri, kullanıcıların Amazon dışındaki perakendecilerden ürünleri bulup satın almasını yapay zekâ aracılığıyla kolaylaştırmayı amaçlıyor.

amazon ai 2025 04 08 news
amazon’un ai alışveriş hamlesi, e-ticarette kontrol dengelerini nasıl değiştiriyor? 3

Amazon, bu araçların “müşterilerin ihtiyaç duydukları her türlü ürünü bulmasına” yardımcı olmayı ve küçük işletmelerin “daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşmasını” sağlamayı hedeflediğini belirtiyor. Ancak çevrimiçi perakendeciler, ürünlerinin bilgisi veya izni olmadan şirketin platformunda listelenmesinden ciddi şekilde rahatsız olduklarını belirtiyorlar.

Perakendeciler Sorun Yaşıyor

Amazon’un yeni AI alışveriş özellikleriyle ilgili temel tepki noktasını, bağımsız çevrimiçi satıcıların ürünlerinin Amazon’da görüntülenmesi oluşturuyor. Bazı perakendeciler, sitelerinde listeledikleri ürünlerin şirketin platformunda yer aldığını ve bunun için hiç onay vermediklerini ifade ediyorlar. Özellikle Bobo Design Studio gibi küçük işletme sahipleri, ürünlerinin yanlış fiyatlarla veya hatalı açıklamalarla listelendiğini ve bunun müşteri memnuniyetsizliği ile marka güvenine zarar verdiğini dile getiriyorlar. Bu işletmeler ürünlerini kaldırmak için şirkete talepte bulunduklarını, ancak bunun hızlı ya da kolay bir süreç olmadığını belirtiyorlar

Yeni özellikler kapsamında, müşteriler Amazon’un arayüzünden başka markaların web sitelerine ait ürünlere göz atabiliyor ve “Buy for Me” (Benim İçin Satın Al) düğmesini kullanarak Amazon’un AI aracının ürünleri doğrudan bağımsız satıcının sitesinden sipariş etmesini sağlayabiliyorlar. Bu sistem, tüketici deneyimini tek bir uygulamada toplama çabası olarak sunulsa da, perakendeciler açısından çeşitli sorunlara yol açıyor. Bazı listelerde artık satılmayan ürünlerin gösterilmesi ya da yanlış ürün görsellerinin kullanılması gibi hatalar yaşandığı öne sürülüyor.

İşletme Kaybı ve Algı Sorunları

Tepkilerin önemli bir kısmı, satıcıların şirketin bu aracı satıcıların rızası olmadan uygulamasına yönelik eleştirilerinden kaynaklanıyor. Bazı çevrimiçi satıcılar, ürün kataloglarının izinleri olmadan şirket tarafından kullanıldığını ve bunun satış ilişkileri üzerindeki kontrolü azaltacağını ifade ediyorlar. Bu durum, çevrimiçi mağazalar ile şirket arasındaki müşteri verileri ve ilişkiyi karmaşık hale getiriyor çünkü satış verileri doğrudan Amazon kanalı üzerinden toplanırken, satıcılar müşterinin kim olduğunu ya da sadakat davranışını takip edemiyorlar.

Eleştiriler aynı zamanda daha geniş bir veri ve AI tartışmasının parçası olarak değerlendiriliyor. Amazon, geçmişte üçüncü taraf AI tarayıcı araçlarının verilerini kendi platformundan çekmesini engellemiş ve bu tür araçlara karşı hukuki adımlar atmıştı. Ancak şimdi markanın kendi AI araçlarının başkalarının e-ticaret sitelerinden ürün verilerini çektiği yönündeki eleştiriler, bu çift standart iddialarını güçlendiriyor. Bazı yorumcular, bu durumu “AI alışveriş araçlarının bağımsız satıcılar için tehdit oluşturması” olarak tanımlıyorlar çünkü şirketin hem platformundaki rekabeti hem de dışarıdaki e-ticaret alanını kendi yapay zekâ stratejisiyle yeniden şekillendiriyor.

amazon
amazon’un ai alışveriş hamlesi, e-ticarette kontrol dengelerini nasıl değiştiriyor? 4

Perakende sektöründeki bu gelişme, yalnızca şirketin AI stratejileriyle ilgili değil, aynı zamanda e-ticaretin geleceği açısından da önemli bir dönüm noktasını işaret ediyor. Perakendeciler, AI ve veri odaklı sistemlerin kendi iş modelleri ve müşteri ilişkileri üzerindeki etkilerine daha fazla odaklanmak zorunda kalacaklar. Öte yandan, Amazon gibi büyük oyuncuların AI destekli ürün keşfi ve satın alma süreçlerini optimize etme çabaları, çevrimiçi alışveriş deneyimini değiştirirken, bağımsız satıcıların hakları ve tüketici güveni gibi kritik konular da sektördeki tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Bu durumu priya eden perakendeciler, AI tabanlı stratejilere entegre olurken daha fazla şeffaflık, rıza mekanizmaları ve veri paylaşım kontrolü gibi unsurların geliştirilmesini talep ediyorlar. Aynı zamanda, e-ticaret ekosisteminin bu yeni yapay zekâ araçlarıyla nasıl evrileceği ve perakendecilerin bu dönüşüme nasıl yanıt vereceği, 2026 boyunca sektörde en çok takip edilen trendlerden biri olmaya devam edecek gibi görünüyor.

Marjların Savaşı: İndirim Marketleri Nasıl Kazanıyor, Deneyim Mağazaları Nasıl Tutunuyor?

2026 perakende dünyasında iki farklı strateji öne çıkıyor: indirim marketlerinin düşük fiyat marjlarıyla hızla büyümesi ve deneyim odaklı mağazaların daha yüksek marj yaratma çabaları.

marj
marjların savaşı: i̇ndirim marketleri nasıl kazanıyor, deneyim mağazaları nasıl tutunuyor? 7

İndirim marketlerinin büyümesinin arkasında tüketici talebindeki değişim ve ekonomik baskılar yer alırken, deneyim mağazaları fiyat rekabetinden ziyade müşteri deneyimi ve marka sadakati üzerine yatırım yaparak sürdürülebilir bir konum elde etmeye çalışıyor.

İndirim Marketlerinin Gücü: Düşük Fiyat, Yüksek Hacim

Son yıllarda, özellikle gıda ve temel tüketim ürünleri pazarında indirimli fiyat strategileri küresel ölçekte dikkat çekiyor. Discount perakendeciler, genellikle çok düşük fiyat ve minimal operasyonel maliyetlerle çalışarak marjları her ne kadar düşük olsa da büyük hacimle kazanç yaratabiliyorlar. Örneğin “everyday low price” gibi sürekli düşük fiyat stratejileri, tüketicilere sürekli cazip fiyat sunarak sadakat oluşturuyor. Bu yaklaşım Walmart gibi devler tarafından da uzun yıllardır uygulanıyor ve müşteri tabanını koruyor. Bu stratejinin temel avantajı, indirim marketlerinin satış hacmini yüksek tutarak ciro büyümesini marj azalmasına rağmen sürdürmesidir.

İndirimli perakendeciler tipik olarak 2–3% hatta bazen daha düşük civarında brüt kar ile çalışırken, geleneksel perakendecilerin olasılıkları genellikle daha yüksek olmasına rağmen daralan talep ve artan maliyetlerle baskı altında kalabiliyor. Ayrıca, indirim mağazaları veri analitiği ve otomasyon gibi yenilikleri kullanarak stok yönetimini optimize etmeye başladı; bu da düşük karlı ortamlarda bile faaliyet verimliliğini yükseltiyor.

Türkiye’de ve birçok pazarda gıda perakendeciliğindeki büyümenin çekirdeğini indirim marketleri oluşturuyor. Türkiye’de indirim marketleri toplam market sayısını artırırken sektördeki büyümenin lokomotifi hâline geldi. Bu büyüme, daha düşük fiyat arayan geniş tüketici kitlesinin taleplerinden besleniyor.

Deneyim Mağazaları: Marjı Yüksek Tutan “Zengin Deneyim”

Öte yandan, deneyim mağazaları fiyat rekabetine doğrudan girmek yerine müşteri deneyimi, kişiselleştirme ve hizmet kalitesi üzerinden marjlarını korumaya çalışıyor. Fiziksel mağazaların hâlâ tüketicilerin satın alma kararında önemli rolü olduğu gerçeği, perakendecilerin fiziksel kanalları tamamen terk etmeyip omnichannel stratejiler ile dijital ve mağaza deneyimini bütünleştirmesini gerekli kılıyor. Fiziksel mağazalar, tüketicilerin marka ile duygusal bağ kurduğu ve ürünleri deneyimleyebildiği alanlar olarak değerini sürdürüyor.

bristol experience store – 3 scaled 1
marjların savaşı: i̇ndirim marketleri nasıl kazanıyor, deneyim mağazaları nasıl tutunuyor? 8

Deneyim mağazalarının odaklandığı bir diğer alan da teknoloji ve kişiselleştirme. Yapay zekâ, artırılmış gerçeklik ve dijital etkileşimler ile mağaza içi deneyim zenginleştirilirken, marka sadakati ve tekrarlayan alışveriş davranışı artırılıyor. Bu deneyim odaklı yaklaşım, indirim marketlerinin düşük fiyat rekabetine karşı bir değer önerisi sunuyor ve daha yüksek marj potansiyeline katkı sağlıyor.

Ayrıca perakendeciler, müşteriyi sadece fiyatla değil yaşadıkları deneyimle bağlama üzerine stratejiler geliştiriyor. Örneğin marka etkinlikleri, özel ürün lansmanları, deneyim alanları veya dijital entegrasyonlu mağaza uygulamaları, tüketicilerin mağaza ziyaretini yalnızca alışverişten daha fazlası hâline getiriyor. Bu tür konseptlerin uygulandığı mağaza formatlarında, ürüne dayalı satıştan ziyade deneyime dayalı satış gerçekleştiği için genellikle daha yüksek bir ortalama sepet değeri ve buna bağlı olarak daha yüksek marjlar yaratılıyor.

Marjlarda Yarış ve Sektör Dengeleyiciler

Bu iki farklı stratejinin marj yarışındaki rolleri, perakende sektörünü günümüz koşullarında şekillendiriyor. İndirim marketleri düşük marjlara rağmen yüksek hacimle pazarda güçlü bir pozisyon elde ederken; deneyim mağazaları daha yüksek kar yaratma ve müşteri bağlılığı ile sürdürülebilir büyüme hedefliyor. Sektör analistlerinin tahminlerine göre, önümüzdeki yıllarda perakende dünyasında fiyat odaklı rekabet ile deneyim odaklı marka sadakati arasındaki denge, pazar payı kazanma ve marj yönetimi açısından belirleyici olacak.

İndirim marketlerinin “düşük fiyat” yaklaşımı, tüketici talebini çekmede ve pazar payı elde etmede etkili olurken, deneyim mağazalarının “yüksek değer” ve “kişiselleştirilmiş deneyim” stratejileri daha yüksek marj yaratma kapasitesini koruyor. Perakende şirketleri için başarı, bu iki yaklaşımı müşteri beklentilerine göre doğru dengede uygulamaktan geçiyor: bir yanda uygun fiyat arayan büyük kitleler, diğer yanda anlamlı faiz çağrışımlarıyla marka deneyimine yatırım yapan sadık müşteriler bulunuyor.

Revolut, Türkiye’ye Giriş için FUPS’u Satın Alma Seçeneğini Değerlendiriyor

Londra merkezli dijital bankacılık ve fintech şirketi Revolut, Türkiye pazarına giriş yapmak üzere yerel bir dijital banka satın alma ihtimalini değerlendiriyor. Bloomberg’in haberine göre Revolut, Türkiye’de faaliyet gösteren dijital banka FUPS ile satın alma görüşmeleri yürütüyor.

Taraflar arasındaki görüşmelerin devam ettiği, ancak henüz bağlayıcı bir anlaşmaya varılmadığı belirtiliyor. Sürecin ilerleyip ilerlemeyeceği ve olası bir satın almanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ise henüz netlik kazanmış değil.

FUPS Üzerinden Türkiye Pazarına Giriş Planı

revoult 2

FUPS, Türkiye’de dijital bankacılık lisansına sahip genç oyunculardan biri olarak faaliyet gösteriyor. Dijital hesap, kart ve ödeme çözümleri sunan banka, tamamen dijital altyapı üzerinden hizmet veriyor. Revolut’un FUPS ile ilgilenmesi, şirketin Türkiye pazarına mevcut bir lisans ve operasyonel yapı üzerinden girmeyi tercih ettiğini gösteriyor.

Bu yaklaşım, Revolut’un farklı pazarlarda izlediği genişleme stratejileriyle uyumlu bir model olarak öne çıkıyor. Şirket, bazı ülkelerde doğrudan lisans alırken, bazı pazarlarda ise satın alma veya ortaklık yoluyla ilerliyor.

BDDK Onayı Kritik Rol Oynuyor

Olası bir satın alma sürecinin tamamlanabilmesi için Türkiye’de bankacılık faaliyetlerini düzenleyen Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)’nun onayı gerekiyor. Bu nedenle görüşmelerin sonuçlanması durumunda dahi, sürecin regülasyon tarafında değerlendirilmesi ve resmî izinlerin alınması gerekecek.

Revolut’un Küresel Büyüme Stratejisinde Türkiye

Revolut, son yıllarda küresel ölçekte hızlı bir büyüme kaydederek kullanıcı sayısını onlarca ülkeye yaydı. Dijital bankacılık, ödeme sistemleri ve finansal hizmetler alanında sunduğu geniş ürün yelpazesiyle faaliyet gösteren şirket, yeni pazarlara girişte farklı modelleri değerlendirmeyi sürdürüyor.

Türkiye, gelişen dijital bankacılık ekosistemi ve regülasyon çerçevesiyle uluslararası fintech oyuncularının radarında yer alan pazarlardan biri olarak öne çıkıyor. Revolut’un FUPS ile yürüttüğü görüşmeler de bu çerçevede, Türkiye pazarına yönelik potansiyel bir giriş adımı olarak değerlendiriliyor.

Görüşmelerin nasıl sonuçlanacağı ve sürecin resmî bir adıma dönüşüp dönüşmeyeceği ise önümüzdeki dönemde netleşecek.

Karnaval’dan 2026 Yılında Ses Teknolojileri ve Ses Pazarlamasında Yeni Yatırım Hamlesi

Karnaval, 2026 yılında ses teknolojileri, ses pazarlaması, yapay zekâ ve podcast alanlarında yeni bir yatırım dönemine giriyor. Tamamen yenilenecek Karnaval APP, yeni podcast kanalları, yapay zekâ destekli sesli reklam çözümleri ve kişiselleştirilmiş kullanıcı deneyimleriyle dijital ses ekosisteminde yeni bir standart oluşturacak. Karnaval; kültür-sanat sponsorlukları, küresel reklam çözümleri ve Karnaval Akademi ile insan kaynağına yaptığı yatırımlarla da büyümesini çok boyutlu olarak sürdürecek.

karnaval’dan 2026 yılında ses teknolojileri ve ses pazarlamasında yeni yatırım hamlesi

Türkiye’de dijital sesin geleceğine yön veren Karnaval, 2026 yılında ses teknolojileri ve ses pazarlaması alanında yeni bir yatırım sürecine giriyor. Bu yatırım sürecinin bir parçası olarak Karnaval APP tamamen yenilenerek kullanıcılarla buluşacak. Teknolojik altyapı ve içerikte yapılacak iyileştirmelerle güncellenecek Karnaval APP ile kullanıcılar daha hızlı, verimli ve interaktif bir deneyim elde edecek. Yeni podcast serileriyle içerik yelpazesini genişletecek olan Karnaval, kullanıcı etkileşimini artıracak yeni nesil sesli içerik teknolojilerine yatırım yapacak ve akıllı cihazlarla etkileşim ve sesli ticaret gibi alanlarda yeni projeleri devreye alacak. Türkiye’nin en büyük dijital ses platformu Karnaval, 2025 yılını dijital ses ekosisteminde güçlü bir dönüşüm yılı olarak tamamlarken, podcast ve radyo dinleme sürelerinde önemli artışlar elde etti. Oyun ve e-ticaret alanlarına yapılan yatırımlar, platformun dijital ses pazarındaki konumunu güçlendirirken geliştirilen özel sesli içerikler genç dinleyicilerin platformla kurduğu etkileşimi daha da yukarı taşıdı.

Yeni nesil sesli içerik teknolojilerine yatırım yapacağız

2026 yılının, ses teknolojileri ve ses pazarlaması alanında Karnaval için heyecan verici olacağını vurgulayan Karnaval CEO’su Burak Can, “Kullanıcı etkileşimini artıracak yeni nesil sesli içerik teknolojilerine yatırım yapmayı planlıyoruz. Akıllı cihazlarla etkileşim ve sesli ticaret gibi alanlarda çok daha derinlemesine projeler geliştireceğiz. Bu yatırımlar, markaların sesle daha etkili bir şekilde hedef kitlelerine ulaşmalarını sağlayacak” dedi. Dijital sesin gücünün giderek daha fazla hissedildiğini belirten Can, “2026 yılında ses teknolojilerini bir iletişim aracı olmasının ötesinde; markaların pazarlama stratejilerinin vazgeçilmez bir aracı olarak konumlandıracağız. Sesli reklam çözümlerimizle, markaların dijital deneyimlerini kişiselleştirerek ölçülebilir sonuçlar elde etmelerini sağlayacağız. Bu yatırımlar sayesinde sesli iletişim yoluyla hedef kitlelerine daha etkili ve verimli biçimde ulaşabilecekler” dedi.

İşimizin temelinde duygu, his ve insan faktörü var

Karnaval olarak 2026 yılında yapay zekâ yatırımlarını sürdürürken, işlerinin merkezinde insan ve duygu faktörünün yer almaya devam edeceğini vurgulayan Can, “Bizim işimizin temelinde duygu, his ve insan faktörü var. Dinleme alışkanlıkları ve mecralar değişti ama müzik ve ses, hayatımızın her anında var olmaya devam ediyor. Karnaval olarak, insanların hayatına sesle eşlik etmeyi ve bu bağı güçlendirmeyi sürdürmekten büyük keyif alıyoruz. Yapay zekâyı; içeriklerin kişiselleştirilmesi, kullanıcı deneyiminin daha akıllı ve daha verimli hale getirilmesi adına güçlü bir araç olarak konumlandırıyoruz. Kullanıcı davranışlarını analiz eden kişiselleştirilmiş içerik önerileri sunan ve etkileşimi artıran yapay zekâ destekli sistemleri dijital platformlarımızda derinleştireceğiz. Sesli içeriklerimizde insanın kalbine dokunan ve duygusunu yansıtan projelere yatırım yapmayı sürdüreceğiz” dedi. Ayrıca Can, “Sesli reklam çözümlerimizi yapay zekâya daha entegre hale getirerek, markaların sesli içeriklerle kurduğu etkileşimi kişiselleştirilmiş ve optimize edilmiş bir yapıya kavuşturacağız. Teknolojiyi, insanın duygu ve düşüncelerine ulaşmada etkili bir köprü olarak konumlandırmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Yeni yılda yeni podcast kanalları geliyor

Türkiye’nin podcast ekosistemine liderlik eden Karnaval, yeni yılda podcast alanında daha fazla yenilik ve zengin içeriklerle dinleyicilerinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Markalar açısından podcast’ler, yüksek etkileşim ve sadakat oranlarıyla güçlü bir iletişim mecrası olarak öne çıkıyor. Sesli reklam çözümleri ve içerik sponsorluğu, markaların hedef kitleleriyle daha güçlü ve samimi bir bağ kurmasına olanak tanırken; farkındalık, etkileşim ve ölçülebilir geri dönüşler açısından da önemli avantajlar sağlıyor. Karnaval CEO’su Burak Can, “2025 yılındaki dinleyici kitlesindeki büyüme ve podcast dinleme süresindeki artış, doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. 2026 yılı için yeni podcast serileri hazırlıyoruz ve birkaç yeni anlaşma üzerinde çalışıyoruz. Dinleyicilerimizin ilgi alanlarına hitap edecek özgün içerikler üretmek için çaba harcıyoruz. Yeni yılda, daha özgün ve çok çeşitli içeriklerin yer aldığı yeni podcast kanallarını platformumuzda dinleyicilerimizle buluşturacağız” şeklinde konuştu.

Zirveler ve sektör raporlarıyla dijital sesin nabzını tuttu

Karnaval, geçtiğimiz yıl Türkiye’de ve yurt dışında gerçekleştirilen 10’un üzerinde konferans ve zirvede aktif olarak yer alarak dijital ses ekosistemine ilişkin içgörülerini sektörle paylaştı. Bu etkinliklerde; kullanıcı davranışları, dijital ses ve podcast dinleme alışkanlıkları ile sesli reklam kullanımına yönelik gerçekleştirdiği kapsamlı araştırmaların sonuçlarını paylaştı.  Karnaval’ın veriye dayalı analizleri, 2025 yılında dijital ses ekosisteminin en güçlü büyüme alanının podcast olduğunu ortaya koyarken; podcast dinleme süreleri ve kullanıcı sayısında kaydedilen çarpıcı artış, sesin markalar ve içerik üreticileri için stratejik mecra haline geldiğini net bir biçimde gösterdi. Karnaval, kendi bünyesinde üretip yayınladığı raporlar ve sektör içgörüleriyle Türkiye’de dijital sesin geleceğine yön veren aktörlerden biri olmayı sürdürdü.

Karnaval’dan sanata güçlü medya desteği

Karnaval, 2025 yılı boyunca kültür, sanat, spor ve eğlence alanında geniş kitlelere ulaşan birçok etkinliğin medya sponsoru olarak ekosisteme değer kattı. Guns N’ Roses konseri, İstanbul Maratonu, Buika & Kibariye Türkiye Turnesi, Çanakkale Müzik Festivali ve Efes Ultra Maratonu gibi büyük organizasyonların yanı sıra; IKSV, Enka Sanat, Jolly Joker ve IF Performans gibi Türkiye’nin önde gelen kültür ve sanat kurumlarıyla gerçekleştirilen medya sponsorlukları ile sanatın daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağladı. Aynı zamanda, küresel ölçekte yürüttüğü reklam ve iletişim çalışmalarıyla markaların uluslararası görünürlüğünü desteklemeye devam etti. İnsan kaynağına yatırım da Karnaval’ın öncelikleri arasında yer aldı. Karnaval Akademi kapsamında her yıl öğrenci grupları, sekiz haftalık eğitim programına dâhil edilerek ilgi duydukları alanlarda Karnaval ’da staj yapma fırsatı yakalıyor. Programı başarıyla tamamlayanlar ise Karnaval bünyesinde kadroya kazandırılıyor. Bugün Karnaval Akademi’den gelerek Karnaval ’da profesyonel hayata adım atan birçok kişi yer alıyor.

CES 2026’da Perakende Teknolojileri: 2026’nın Mağaza Deneyimi Trendleri

2026’nın başında düzenlenen CES 2026 (Consumer Electronics Show), Las Vegas’ta teknoloji ve perakendenin kesiştiği en önemli fuar olarak sahne alıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da perakendenin geleceğini etkileyen yenilikler ön planda.

ces 2026
ces 2026’da perakende teknolojileri: 2026’nın mağaza deneyimi trendleri 13

Özellikle yapay zekâ, robotik, otomasyon ve sürdürülebilir teknoloji odaklı duyurular, perakende mağaza deneyimlerinin hem fiziksel hem de dijital dünyada yeniden tanımlanacağını gösteriyor. AI artık yalnızca yeni bir araç değil; ürün keşfi, kişiselleştirme, mağaza içi otomasyon, robotik hizmetler ve güvenlik gibi tüm perakende deneyimini şekillendiren temel bir güç hâline geliyor.

AI ve Robotik ile Zenginleşen Mağaza Deneyimi

CES 2026’da perakende alanında dikkat çeken en önemli trendlerden biri robotik ve AI destekli mağaza otomasyonları oldu. Örneğin, VenHub Global fuarda “smart store” olarak tanımlanan tamamen otomatik mağaza prototipini sergiliyor; bu mağaza modeli, robot kolların ürünleri raflardan alıp ödemeyi ve teslimatı yönetmesine kadar uzanan bir süreci kapsıyor. Böylece mağaza içi süreçler daha hızlı, temassız ve personel ihtiyacını azaltan bir yapıya kavuşuyor.

Ayrıca Nvidia gibi teknoloji liderleri AI’in “fiziksel” kullanımını tanımlayan modelleri sahneye taşımış durumda. NVIDIA CEO’su Jensen Huang tarafından açıklanan “physical AI” konsepti, sanal ortamda eğitilen yapay zekâ modellerinin gerçek dünya makinelerinde kullanılmasını öngörüyor. Bu yaklaşım, sadece mağaza içi robotik hizmetlerde değil; envanter yönetimi, güvenlik taramaları ve müşteri etkileşimi gibi birçok alanda dönüşüme işaret ediyor.

Bu robotik unsurların yanı sıra, CES 2026 ziyaretçileri IntBot gibi tamamen robotlarla işleyen fuar stantlarıyla tanıştı; bu tür insansız etkileşim modelleri, perakende şirketlerinin müşteri karşılamada ve satış danışmanlığında robotik asistan kullanma potansiyelini gösteriyor.

Kişiselleştirme ve AI Destekli Etkileşimler Ön Planda

CES 2026’nın bir diğer önemli odak alanı da AI temelli kişiselleştirme ve etkileşim destekleri oldu. Teknoloji fuarında sergilenen pek çok araç, mağaza ziyaretçisinin profilini, geçmiş satın alma davranışını ve anlık ihtiyaçlarını AI ile analiz ederek daha özelleştirilmiş tavsiyeler sunuyor.

morethan1700
ces 2026’da perakende teknolojileri: 2026’nın mağaza deneyimi trendleri 14

Örneğin güzellik sektöründe L’Oréal ve Amorepacific gibi büyük gruplar, AI tabanlı cilt analiz platformlarını tanıttı. MIT ile ortak geliştirdikleri sistemler, kullanıcının cilt yaşlanma sinyallerini gerçek zamanlı olarak analiz edip kişiselleştirilmiş bakım önerileri sunabiliyor. Ayrıca Perfect Corp’un AI Beauty Agent araçları, tüketicilerle sohbet ederek doğru ürün önerisini yapma ve alışveriş deneyimini kişiye özel hâle getirme yeteneğine sahip.

Perakendede bu tür yapay zekâ destekli kişiselleştirme, yalnızca ürün önerileriyle sınırlı kalmıyor; mağaza içi dijital ekranlarda gerçek zamanlı kampanyalar, AR (Artırılmış Gerçeklik) destekli ürün denemeleri ve müşterinin davranışına göre biçimlenen etkileşimler de bu trendin bir parçası.

Fiziksel ve Dijitalin Bütünleştiği Yeni Perakende Ekosistemi

CES 2026’da vurgulanan bir başka önemli nokta, fiziksel mağaza deneyimi ile dijital etkileşimin daha önce hiç olmadığı kadar birleşmesi oldu. AI, sadece mobil uygulama veya web ortamına ait bir araç olmaktan çıkıp fiziksel dünyaya taşınırken; perakendeciler, mağaza içi sensörler, robotik asistanlar ve akıllı etiketlerle müşteri yolculuğunu kesintisiz hâle getirmeye odaklanıyor.

Örneğin Qualcomm’un fuarda tanıttığı yeni robotik işlemci ve platformları, endüstriyel seviyede güvenilir otonom robotların perakende ortamında kullanılmasını hızlandıracak. Bu da depo ve raf yönetimi, sipariş hazırlama ve teslimat gibi süreçlerin robotlarla yapılabilirliğini artırıyor.

Tüketici teknolojileri birliklerinin (CTA ve NIQ) açıkladığı sektör öngörülerine göre, perakende gelirlerinin 2026’da büyümeye devam etmesi bekleniyor; bu büyüme sadece e-ticaretle sınırlı kalmayacak, fiziksel ve dijital entegrasyonun getirileri de buna katkı sağlayacak.

2026’da Perakendede “AI ve Robotik Çağı”

CES 2026, perakende sektörünün 2026 vizyonunu net şekilde ortaya koydu: AI destekli dijital dönüşüm artık yalnızca online kanallarda değil, fiziksel mağaza deneyiminin her noktasında yer alıyor. Robotlar, otonom kasalar, yapay zekâ öneri sistemleri, kişiselleştirilmiş etkileşimler ve AR gibi teknolojiler, mağaza deneyimini yeniden tanımlamaya aday. Bu trendler, perakende şirketlerinin tüketici beklentilerini karşılamasında, operasyonel verimliliği artırmasında ve marka sadakatini güçlendirmesinde kritik rol oynayacak.

Neden Her Retail Media Ağı Gerçek Bir Commerce Media Network Değil?

Perakendeciler aynı tahminleri o kadar çok duydular ki artık ezbere biliyorlar:e-ticaret medyası, önümüzdeki yıl gibi kısa bir süre içinde 100 milyar doların üzerinde bir kategori haline gelecek ve toplam reklam harcamalarından önemli bir pay alacak.

Birçok uygulama zorluğuyla karşı karşıya kalırken, e-ticaret medya ağı yani Commerce Media Network (CMN) alanındaki en sevdiğimiz başarı öykülerinden biri Walmart’tan geliyor. Büyük ölçüde Walmart Connect tarafından yönlendirilen CMN, markaların hem Walmart’ın dijital platformlarında hem de daha geniş web genelinde tüketicilere ulaşmasına yardımcı olmak için şirketin birinci taraf müşteri verilerini (tarama davranışı ve satın alma geçmişi gibi) kullanıyor. Verileri kişiselleştirilmiş reklamcılık sunmak, kampanyaları yapay zeka ile optimize etmek ve ürün keşfinden satın alma sonrası sürece kadar tüm müşteri yolculuğunu etkilemek için kullanarak geleneksel perakende medyasının ötesine geçiyor.

neden her retail media ağı gerçek bir commerce media network değil?

Bu gibi örnekler, içerik pazarlama ağları (CMN’ler) söz konusu olduğunda, perakendecilerin ve pazar yerlerinin alışveriş ve işlem düzeyindeki veriler sayesinde önemli bir avantaja sahip olduğunu göstermektedir. Veriler, alışveriş yapanların gerçekte ne satın aldıklarına ve davranışlarının zaman içinde nasıl değiştiğine dair bilgiler sağlar ve bu nedenle CMN’ler, özellikle kampanyalar gerçek satış sonuçlarına göre ölçüldüğünde, perakendeciler için yüksek kâr marjlı gelir ve markalar için güçlü performans yaratabilir.

Peki, uygulamaya yönelik engeller nelerdir? İşte bizzat şahit olduğumuz beş engel ve her birinin üstesinden gelmek için pratik öneriler.

Engel #1: Yeterince Kullanılmayan Birinci Taraf Verileri

Etkin bir CMN’nin temeli birinci elden verilerdir, ancak bu avantaj yalnızca veriler birleştirilmiş, yönetilmiş ve etkinleştirilmeye hazır olduğunda geçerlidir.

Şu örneği ele alalım. Bir marka, “aylık olarak protein bar satın alan ve yakın zamanda alışveriş sepetine spor giyim ekleyen” müşterilere ulaşmak istiyor. Bu kitleyi hedeflemek, hem önceki satın alma geçmişini hem de gerçek zamanlı alışveriş davranışını izlemeyi gerektirir. Bu veri noktaları tutarlı tanımlayıcılarla aynı veri deposunda toplanmaz ve birleştirilmezse, perakendeci ideal kitleyi belirleyemez. Bunun yerine, hedefleme daha az spesifik bir ya da diğerini seçme egzersizine dönüşür (“protein bar alıcıları” veya “spor giyim sepetine ekleyenler”). Son derece spesifik, marka değeri taşıyan segmentler oluşturamama, pazarlama ağlarının (CMN) genellikle başarılı olamamasının temel nedenlerinden biridir.

Çözüm, verileri modern bir bulut veri deposunda merkezileştirerek ve yalnızca analiz için değil, aktivasyon için de yapılandırarak reklamcılıkta kullanılabilir hale getirmektir. Bu, e-ticaret, ürün yönetimi, sadakat ve medya ekipleri arasında paylaşılan taksonomiler oluşturmak anlamına gelir. Markaların nasıl satın alma yaptığını gösteren, ürün kodu düzeyindeki satın alma kalıpları, kategori metriklerine olan ilgi, yaşam döngüsü aşaması verileri ve promosyonlara verilen yanıt gibi unsurları içeren iyi tanımlanmış veri kümeleri çok önemlidir. Bu temeller atıldığında, hedefleme daha keskin hale gelir, aktivasyon daha hızlı gerçekleşir ve raporlama daha güvenilir hale gelir.

2. Engel: Manuel veya Yanlış Hedef Kitle Oluşturma

E-ticaret medyası birçok hareketli parçadan oluşur, ancak özündeki “ürün” yüksek satın alma niyeti olan kitlelerdir. Kitle oluşturma yavaşladığında, e-ticaret medyasının gerçekten sattığı şeyi, yani harekete geçmeye hazır talebi sunma yeteneği de yavaşlar.

Gerçek şu ki, birçok ekip hala haftalar süren bir döngü içinde çalışıyor. Bir brifing geliyor, veri ekibine bir istek gönderiliyor, SQL yazılıyor ve revize ediliyor ve ancak o zaman yüksek niyetli kitleler ortaya çıkıyor. Daha da kötüsü, her marka biraz farklı bir süreçle sonuçlanabiliyor, bu da hataya açık ve ölçeklendirmeyi zorlaştırıyor. Bu darboğazlar müşteri etkileşimini ve satış dönüşümünü geciktiriyor ve günümüz koşullarında reklamverenler beklemeyecek. Bütçeleri, kitleleri sadece günler veya saatler içinde oluşturup etkinleştirebilen ağlara kayacak.

Bu engeli aşmak için perakendeciler, hedef kitle oluşturmayı her seferinde yeniden oluşturulması gereken özel bir istek olarak değil, standartlaştırılmış bir yetenek olarak ele almalıdır. Birçoğu, “aracıları ortadan kaldırmak” için perakendecinin veri bulutuyla doğrudan çalışan birleştirilebilir mimarilere yöneliyor. Buradan hareketle, otomasyon, etkinleştirilmeye hazır hedef kitlelerin oluşturulmasını ve teslimini hızlandırıyor.

Perakendeciler, hedef kitlelerini bir dizi özellik yerine “markaya yeni müşteri kazandırma”, “tekrarlayan satın alma”, “sepet genişletme” veya “tanıtım etkisi” gibi marka hedefleri etrafında oluşturduklarında, talebi daha verimli bir şekilde paketleyebilirler. Sonuç olarak, daha hızlı lansmanlar, artan satışlar ve reklamverenlerin gerçekten istediğiyle uyumlu hedefleme elde edilir.

3. Engel: Kanallar Arasında Parçalı Etkinleştirme

İçerik pazarlama ağları (CMN’ler) sponsorlu listelemelerin ötesine geçti. Reklamverenler, ürün keşfinden satın almaya kadar tüm alışveriş yolculuğu için giderek daha fazla çok kanallı kampanyalar bekliyor. Ayrıca, kanallar arasında (site içi, site dışı, mağaza içi ve bazen de CTV) deneyimi destekleyen aynı hedef kitle zekasına ihtiyaç duyuyorlar.

Bu nokta çok önemli çünkü bu temas noktaları satın alımları yönlendirmede farklı roller oynuyor. Web sitesi yerleşimleri genellikle alışveriş yapanları anında dönüştürür; programatik ve sosyal medya reklamları genellikle keşfi teşvik eder; mağaza içi tabelalar farkındalığı güçlendirir ve gerçek zamanlı olarak karar verme sürecini etkiler. Perakendeciler aynı kitleyi bu kanallarda harekete geçirdiklerinde, daha tutarlı müşteri yolculukları oluştururlar ve reklamverenler için daha güçlü sonuçlar elde ederler.

Kusursuz bir şekilde yapıldığında, adeta bir rüya gibi oluyor. Ancak gerçekte, birçok perakendeci bu kanalları hala farklı ekipler, teknoloji altyapıları ve hedef kitle tanımları arasında yürütüyor. Kampanyalar el değiştirmelerde tıkanıyor, onaylar uzuyor ve ölçümleme optimizasyonu etkilemek için çok geç kalıyor.

İleriye dönük yol, hedef kitleyi kampanya yaşam döngüsü boyunca bağlantı noktası haline getirmektir. Perakendeciler, her kanal için yeniden oluşturmak ve yeniden dağıtmak yerine, aynı hedef kitlenin tek bir doğru kaynaktan harekete geçirilebildiğinden emin olmalıdır. Ayrıca, kampanya devam ederken bir kanaldaki performansın diğer kanallardaki ayarlamaları bilgilendirebilmesi için, kampanya sırasında raporlama ve optimizasyona öncelik vermelidirler. Etkinleştirme birleştirildiğinde, e-ticaret medyası, markaların güvenle yatırım yapabileceği entegre bir reklam ürünü haline gelir.

4. Engel: Sınırlı veya Eksik Self Servis İmkanı

Kendi kendine hizmet artık sadece isteğe bağlı bir özellik değil. Amazon Ads,reklamverenlerin yönetilen bir hizmet kuyruğunda beklemeden kampanyalarını oluşturabilmeleri, başlatabilmeleri ve ölçebilmeleri gerektiği beklentisini ortaya koydu; bu da kolaylığın rekabet çıtasının bir parçası haline geldiği anlamına geliyor.

Ancak birçok perakendeci, reklamverenlerin hedef kitleleri keşfetmesi, site içi medya başlatması veya performans bilgilerine erişmesi için sezgisel, kendi kendine yönlendirmeli deneyimlerden yoksun. Her şey yönetilen bir hizmet ekibi üzerinden yürütüldüğünde, kapasite bir kısıtlama haline gelir ve maliyetler artar.

Çözüm, “elle müdahale gerektirmeyen” hizmet yerine, yönlendirilmiş kendi kendine hizmettir. Perakendeciler, teknik bilgisi olmayan kullanıcılar için tasarlanmış yapay zeka gibi araçlarla desteklenen, hedef kitle keşfi, kampanya kurulumu ve performans raporlaması için reklamveren odaklı iş akışlarını etkinleştirebilirler. Aynı zamanda, perakendeciler kampanyaların kanallar arasında sorunsuz bir şekilde yürütülmesini sağlamalı, strateji konusunda tavsiyelerde bulunmalı ve aktivasyonun güvenli ve uyumlu kalması için yönetişimi uygulamalıdır.

5. Engel: Hızlı, Şeffaf veya Tahmin Edici Olmayan Ölçüm

Kapalı döngü ölçümleme, e-ticaret medyasının en büyük vaadidir, ancak bu vaadin anlam kazanması için hız ve netlikle sunulması gerekir. Reklamverenler, harcamalarının etkili iş sonuçları doğuracağına dair yüksek beklentilere sahiptir. Dahası, harekete geçebilecekleri sürekli içgörüler isterler ki bu da nihayetinde daha fazla yatırımı teşvik eder.

Ancak çoğu zaman ölçümleme gecikir ve birbirinden bağımsız hale gelir. Perakendeciler, site içi ve site dışı performansı gerçek satışlara bağlayan birleşik bir ölçüm katmanı oluşturarak ve reklamverenlerin kampanyalarını yürütmek için kullandığı aynı self-servis deneyimi aracılığıyla neredeyse gerçek zamanlı gösterge panellerine erişim sağlayarak bu engeli aşabilirler. Zamanla, en gelişmiş programlar bu içgörüleri “performans döngüleri”ni beslemek için kullanacak ve sonuçlar bir sonraki en iyi hedef kitleyi ve kampanyayı belirleyecektir. Ölçümleme daha sonra bir sonraki satın almayı gerçekleştirmeye yardımcı olan bir büyüme motoru haline gelir; bu da marka ve perakendeci için bir kazançtır.

Commerce Media Network için Son Düşünceler

E-ticaret medyasının büyümesi gerçek, ancak otomatik değil. Reklamverenler, hassasiyet, şeffaflık ve hız sağlayan ağlar arıyorlar. 2026’da büyük pay elde edecek perakendeciler, operasyonel mükemmelliğe odaklananlar olacak: birleşik veri, hızlı hedef kitle oluşturma, çok kanallı aktivasyon, yönlendirilmiş self-servis ve zamanında ve uygulanabilir ölçüm. Oraya ulaşmak için engelleri aşanlar, e-ticaret medyası çağında reklamcılığın nasıl görüneceğini tanımlayacaklar.

K-Beauty’yi Perakende Deneyimine Taşıyan Merumy, Türkiye Yolculuğuna Başladı

Türkiye’nin ilk K-Beauty perakende zincir mağazası Merumy, Kore güzellik anlayışını, yenilikçi bakım rutinlerini ve seçkin K-Beauty markalarını Türkiye’deki tüketicilerle buluşturarak ilk mağazasını Meydan AVM’de açtı.

Global ölçekte hızla büyüyen K-Beauty pazarının Türkiye’deki yeni temsilcilerinden biri olan Merumy, Kore markaları ile Türk tüketiciler arasında güçlü ve doğrudan bir köprü kurmayı hedefliyor. Ürünlerini Kore’deki partner markalardan doğrudan tedarik eden marka, bu seçkileri kendi mağazalarında son kullanıcıyla buluşturuyor. MedicubeAnuaDr. Althea ve Tirtir başta olmak üzere birçok K-Beauty markasını bünyesinde barındıran Merumy, Türkiye’de yalnızca kendi mağazalarında bulunan exclusive ürünlerle birlikte yaklaşık 1.000 ürünlük bir portföy sunuyor.

Deneyim odaklı bir K-Beauty markası

k-beauty’yi perakende deneyimine taşıyan merumy, türkiye yolculuğuna başladı

Merumy, yalnızca bir satış noktası olmanın ötesinde; Kore kültürünü, güncel güzellik trendlerini ve yenilikçi bakım anlayışını Türkiye’ye taşıyan deneyim odaklı bir marka olarak konumlanıyor. Şeffaflık, güven ve kalite ilkeleriyle hareket eden marka, sunduğu tüm ürünlerin orijinalliğini ve etkinliğini garanti ediyor.

Cilt sağlığını merkeze alan ürün seçkisi, trendleri yakalayan markaları ve dengeli fiyat–performans yaklaşımıyla Merumy, K-Beauty’ye ilgi duyan farklı yaş gruplarındaki tüketicilere hitap ediyor. Müşteri memnuniyetini odağına alan marka, doğru ürünü doğru ciltle buluşturmayı temel hedef olarak benimsiyor.

K-Beauty Türkiye’de yükselişini sürdürüyor

Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de K-Beauty pazarı istikrarlı bir yükseliş içindeyken, Merumy bu trendin güçlü oyuncularından biri olarak konumlanıyor. Meydan AVM’de açılan ilk mağazasıyla Türkiye pazarına giriş yapan marka, ay sonunda Mall of Istanbul’da açılacak ikinci mağazasıyla büyüme yolculuğunu sürdürmeye hazırlanıyor.

Retail Talks, Getron Sarven Sıradağ: “Yapay zekâ tek başına yetmez, zihinsel dönüşüm şart”

Retail Talks’un bu bölümünde, Getron CEO’su Sarven Sıradağ ile perakende teknolojilerinde yapay zekânın 2025 boyunca nasıl bir rol üstlendiğini, eski iş yapış biçimlerinin neden artık yeterli olmadığını ve 2026’ya girerken perakendecileri bekleyen yeni dengeyi konuştuk.

Yapay zekânın yalnızca bir teknoloji yatırımı değil; organizasyon yapısını, operasyonel yükü ve karar alma kültürünü dönüştüren bir araç haline geldiği bir dönemdeyiz. Servent Sıradağ, perakendede yaşanan karmaşanın nasıl “daha sakin ve yönetilebilir” yapılara devredildiğini, müşteri deneyiminin neden artık daha sessiz ve kişisel çözümler talep ettiğini net örneklerle aktarıyor.

Stok ve fiyat optimizasyonundan talep tahminine, strateji yapılandırma arayüzlerinden agent tabanlı yapay zekâ çözümlerine kadar uzanan bu sohbette; yapay zekâya hazır bulunurluğun, kurum kültürünün ve zihinsel dönüşümün neden teknolojinin önüne geçtiği tartışılıyor. 2026’da perakendecilerin daha fazla teknoloji değil, daha doğru problem tanımı ve bütünsel yönetim anlayışı ile fark yaratacağı bu bölümün ana mesajları arasında yer alıyor.

İyi seyirler…

“Yapay zekâ tek başına yetmez, zihinsel dönüşüm şart”: Getron, Sarven Sıradağ | Retail Talks

Saks Fifth Avenue Krizi: Lüks Perakendede Dayanıklılık Efsanesi Sarsılıyor

Amerikan lüks perakendesinin en köklü markalarından biri olan Saks Fifth Avenue, 2026’ya girilirken ciddi bir finansal krizle karşı karşıya.

saks fifth avenue
saks fifth avenue krizi: lüks perakendede dayanıklılık efsanesi sarsılıyor 18

Yüksek borç yükü, zayıflayan tüketici talebi ve operasyonel maliyet baskıları nedeniyle şirketin iflas riski, yalnızca ABD’de değil küresel lüks perakende sektöründe de yakından izleniyor. Uzmanlar, Saks’ta yaşananların tekil bir şirket krizinden ziyade, lüks perakende modelinde yaşanan yapısal sorunların bir yansıması olduğuna dikkat çekiyor.

Son bir yıl içerisinde şirket yönetiminde yaşanan değişimler, bu krizin boyutunu daha görünür hâle getirdi. Saks Global CEO’su Marc Metrick’in görevden ayrılması ve şirketin yeniden yapılandırma sinyalleri vermesi, tedarikçiler ve yatırımcılar arasında belirsizliği artırdı. Özellikle tedarikçilere yapılan ödemelerde yaşanan gecikmeler, markanın operasyonel güvenilirliği konusunda soru işaretlerine yol açtı.

Artan Borç Yükü ve Zayıflayan Talep

Saks Fifth Avenue’nün karşı karşıya olduğu en büyük sorunların başında yüksek borç seviyesi geliyor. Pandemi sonrası dönemde artan faiz oranları, şirketin borçlanma maliyetlerini ciddi şekilde yükseltti. Buna ek olarak, lüks tüketici harcamalarında yaşanan yavaşlama, Saks’ın satış performansını baskı altına aldı. Analistlere göre, özellikle orta-üst gelir grubundaki tüketiciler, artan fiyatlar ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle lüks harcamalarını erteleme eğilimine girdi.

Bu durum, Saks Fifth Avenue gibi büyük mağaza formatına sahip lüks perakendeciler için ayrı bir risk oluşturuyor. Yüksek kira giderleri, personel maliyetleri ve stok finansmanı, talep daraldığında hızla sürdürülemez hâle geliyor. Sektör raporları, lüks segmentte indirim oranlarının son yılların en yüksek seviyelerine çıktığını ve bunun da kâr marjlarını ciddi şekilde erozyona uğrattığını ortaya koyuyor. Saks’ın da bu baskıdan kaçamadığı, operasyonel kârlılığın önemli ölçüde zayıfladığı ifade ediliyor.

Lüks Perakendede Yapısal Kırılma mı?

Saks Fifth Avenue krizi, lüks perakendenin “her koşulda dayanıklı” olduğu yönündeki algıyı da sorgulatıyor. Uzmanlara göre lüks markalar, uzun yıllar boyunca fiyat artışlarıyla büyüme stratejisi izledi; ancak bu model, 2025 sonrası dönemde tüketici direnciyle karşılaştı. Fiyat artışlarının sınıra dayanması, talebi baskılarken, indirimlere yönelmek ise marka algısı ve kârlılık açısından yeni riskler doğurdu.

Saks özelinde yaşananlar, lüks perakendede büyük mağaza modelinin geleceğini de tartışmaya açıyor. Daha çevik, dijital ağırlıklı ve deneyim odaklı formatlara geçişin hızlandığı bu dönemde, yüksek sabit maliyetli geleneksel yapıların ayakta kalmakta zorlandığı görülüyor. Analistler, Saks’ın önündeki olası senaryolar arasında borç yeniden yapılandırması, varlık satışı veya daha radikal bir küçülme stratejisinin bulunduğunu belirtiyor.

Saks Fifth Avenue’nün yaşadığı kriz, yalnızca bir markanın finansal sorunları olarak değil, küresel lüks perakende sektöründe başlayan yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor. 2026’ya girilirken lüks markalar için asıl soru, büyümeyi nasıl sürdürecekleri değil; değişen tüketici davranışlarına ve ekonomik koşullara nasıl uyum sağlayacakları olarak öne çıkıyor.

FMCG’de Mağaza Yeniden Sahneye Çıkıyor: Target’ın SoHo Mağazası Deneyi Ne Anlatıyor?

New York şehrinin en moda öncüsü semtlerinden birinde, Target, trendlere ayak uydurmak ve stil konusunda öncü olmak için en yeni girişimini sergiliyor.

Merkezi Minneapolis’te bulunan ve bir yeniden yapılanma sürecinin ortasında olan, CEO değişikliğinin eşiğinde bulunan perakende şirketi, SoHo’daki 600 Broadway adresindeki büyük mağazasına bir yenileme çalışması yaptı.

SoHo mağazası, göreve yeni gelen CEO Michael Fiddelke’nin Target’ın stil ve şık ürünler konusundaki itibarını geri kazanma çabasının bir parçası. Ağustos ayında Target’ın yeni lideri olarak atandığında, bunun müşteri deneyimini iyileştirmek ve Target’ı daha hızlı ve verimli hale getirmek için teknolojiyi uygulamaya koymakla birlikte en önemli üç önceliğinden biri olacağını söylemişti. Şubat ayında göreve başlayacak ve uzun süredir CEO olan Brian Cornell’in yerini alacak.

img 2987
target’ın new york’un soho semtindeki yeni, moda odaklı mağazasına bir göz atalım

Target, kendi yarattığı zorluklar ve daha zorlu bir ekonomik ortam nedeniyle yaklaşık dört yıldır durgun olan yıllık satışlarının ardından yeniden büyümeye çalışıyor. Mağaza ziyaretçi sayısı ve satışlar, alışveriş yapanların daha özensiz mağazalara, stokta olmayan ve kilitli ürünlere ve şirketin önemli çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık programlarını geri çekme kararına tepki vermesiyle düştü. Ülke genelindeki tüketiciler de, uzun zamandır Target’ın en güçlü olduğu alan olan isteğe bağlı tüketim malları satın alma konusunda daha seçici hale geldi; çünkü gıda, elektrik ve konut gibi temel ihtiyaçlar için daha fazla para ödüyorlar.

Pazartesi akşamı mağazanın ön gösterimi için düzenlenen bir etkinlikte Fiddelke, SoHo lokasyonunu Target’ın stil anlayışı ve geleceğe yönelik planları için “bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi.

SoHo mağazası, tatil alışverişi yapanların ve turistlerin tatil hediyeleri ve parti kıyafetleri için büyük alışveriş bölgesine akın ettiği ve Target’ın kritik alışveriş sezonunda ülke genelinde satışları artırmaya çalıştığı bir dönemde yeniden açılıyor. Bu, perakendecinin New York şehrinde sahip olduğu 42 mağazadan ve ABD genelinde sahip olduğu yaklaşık 2.000 mağazadan biri.

Sylvester lansman etkinliğinde yaptığı konuşmada, “Dünya, yeni ve gelecekteki trendleri görmek için New York’abakıyor,” dedi.“Ve biz de yeni ve gelecekteki trendleri görmek için Target’a bakmalarını istiyoruz.”

Target’ın SoHo mağazasının iç görünümü

img 2988
target’ın new york’un soho semtindeki yeni, moda odaklı mağazasına bir göz atalım

Müşteriler Target’ın SoHo mağazasına girdiklerinde, Target’ın Bullseye logosunun içini andıran uzun, kırmızı bir koridora girecekler. Mağazanın bu bölümüne “The Drop” adı veriliyor ve Target, yılın bu zamanına uygun temalar etrafında seçilmiş ürünleri burada sergileyecek, diye belirtti Sylvester.

Mağazanın büyük bölümü gibi, bu döner bölüm de yaklaşık dört ila altı haftada bir değişecek, diye ekledi.

Mağaza açıldığında, The Drop tatil teması etrafında şekilleniyor; dışarı çıkarken, evde dinlenirken veya bir davete ev sahibine hediye verirken ihtiyaç duyulabilecek kıyafetler ve eşyalar sunuyor. Mağaza vitrinleri, giyim, ev dekorasyonu, güzellik ürünleri ve daha fazlasını bir araya getirerek çeşitli kategorileri kapsıyor. Örneğin, The Drop şu anda, bir müşterinin arkadaşlarıyla evde bir gece geçirmesi durumunda isteyebileceği ürünlerden oluşan bir masa içeriyor; bunlar arasında kart oyunları, espresso martini karışımı ve kokteyller için göz alıcı cam eşyalar yer alıyor.

Sylvester, şirketin satıcılarının The Drop için önümüzdeki iki tema üzerinde zaten çalıştığını, bunlardan ilkinin Ocak ayında Yeni Yıl kararlarının alındığı dönemde sağlıklı yaşam, ikincisinin ise Şubat ayında Sevgililer Günü temasına odaklanacağını söyledi.

Müşteriler, selfie çekmek ve sosyal medyada paylaşım yapmak için tasarlanmış Target’ın “Broadway Güzellik Barı”na adım atabilirler. Burada, Target’a özel Fine’ry gibi parfüm markaları ve ulusal markaların trend mini yüz temizleyicileri, dudak parlatıcıları ve daha fazlasını içeren, sürekli değişen bir Target güzellik ürünleri seçkisi bulunacak.

img 2989
target’ın new york’un soho semtindeki yeni, moda odaklı mağazasına bir göz atalım

Lansman sırasında Target, ünlü makyaj sanatçısı Katie Jane Hughes tarafından seçilen ürünleri sergileyecek.

Mağaza, “Güzellik Barı”nın yanı sıra, büyük şampuanlar, vücut yıkama jelleri ve pamuk topları gibi genellikle büyük mağazalarda bulunan ürünleri de satıyor.

Güzellik bölümünün yakınında, alışveriş yapanlar bir düğmeye basarak siyah beyaz bir selfie de çekebilirler.

Mağazanın düzeni yeni olsa da, Target’ın New York’taki diğer bazı şubeleriyle benzerlik gösteriyor: Bazı ürünler, bir çalışanın açması gereken vitrinlerin arkasında kilitli durumda.

img 2990
target’ın new york’un soho semtindeki yeni, moda odaklı mağazasına bir göz atalım

Mağazanın birinci katının arka tarafında, Target, perakendecinin güzellik, moda ve ev kategorilerinden, stil anlayışıyla tanınan ünlüler ve diğer yaratıcılar tarafından seçilen ürünlerin yer aldığı, sürekli değişen bir “Küratörlü” sergisi sunacak. Alışveriş yapanlar, o kişinin favorilerini inceleyip satın alabilir veya bir QR kodunu tarayarak bunların listesini görebilirler.

Target’ın ilk “Curated By” koleksiyonunda, HBO’nun “Hacks” dizisinde rol alan oyuncu ve komedyen Megan Stalter’ın favorileri yer alıyor. Seçtikleri arasında bir dekoratif yastık, fuşya rengi bir çift terlik, metalik su şişeleri ve Universal’ın “Wicked: For Good” filminden esinlenilmiş kıyafetler bulunuyor.

Ayrıca mağazada, müşteriler Target’a özel ürünlerin yer aldığı “Hediye Sepeti”ni de bulabilirler.

Şu anda vitrinde Target’ın oyuncak markası Gigglescape’in tatil temalı peluş penguenleri, ayıları ve diğer ürünleri yer alıyor. Ayrıca perakendecinin bull terrier cinsi köpeği Bullseye temalı, hediye edilebilecek bazı ürünler de bulunuyor; bunlar arasında özel üretim Haribo jelibonları ve Bullseye Pez şeker dispenseri yer alıyor.

Sylvester, zamanla Target’ın SoHo mağazasına özgü ve sadece orada satılabilecek bazı ürünler sunabileceğini söyledi.