Ana Sayfa Blog Sayfa 162

Skechers Türkiye Ticari Direktörü Mertol Coşkun: “Farklı markaları bir araya getiren konseptler ve mağazalar planlarımız arasında.”

Perakende markaları, son dönemde müşterilerin istek ve beklentilerine paralel yeni konsept yatırımları ile öne çıkıyor. Skechers da bunlardan biri… Skechers Kids ve Klaud mağazaları ile son dönemde yeni konseptleri öne çıkaran markayı Skechers Türkiye Ticari Direktörü Mertol Coşkun‘dan dinledik. Hem sektör değerlendirmeleri hem de Skechers’daki dönüşüm üzerine sorularımızı yönelttik.

190’dan fazla ülkede hizmet veren Skechers’ın dünyada ve özellikle Türkiye’deki konumu nedir? Türkiye de markayı farklı kılan, tercih sebebi gösteren özellikler nelerdir?

Skechers dünyada “Konfor Teknolojileri” mottosunun arkasını dolduran inovatif ürün gamı ve bu yaklaşımla tasarladığı ürünlerinin fonksiyonalitesi ve rahatlığı ile ön plana çıkan bir spor markası. Müşteri ihtiyaçlarına ve taleplerine hızlı adapte olarak, bu ihtiyaçlara hızlı ve yenilikçi bir şekilde cevap vermesi sebebiyle de, global spor markaları arasında en çok tercih edilen markalardan biri haline geldi.

Türkiye’deki hikayemiz de benzer. Olka Grup olarak 2011 yılından bu yana Skechers’ın Türkiye temsilciliğini üstleniyoruz. Ayrıca, Skechers marka distribütörlüğünün yanında, lisans anlaşmalarımız doğrultusunda İstanbul ve Şanlıurfa’daki üretim tesislerimizde ayakkabı tasarım ve üretim süreçlerini de yürütüyoruz. Aynı şekilde Skechers tekstil ve aksesuar ürünlerini de tasarlıyor, üretiyor ve yerel üreticilerimize ürettiriyoruz. Ayakkabıda şu an için günlük 6.500 çift olan kapasitemiz, tekstil ve aksesuarda ülkemizin bu alandaki gelişmiş sektör yapısı sebebiyle neredeyse sınırsız. Tüm üretimimiz Skechers’ın global kalite standartlarında ve hatta üzerinde. Bu sayede markanın en güvenilir iş ortaklarından biriyiz.

İlk yılımızdan itibaren, Türk müşterisinin ihtiyaçlarını anlamaya ve buna yönelik çözümler sunmaya, onların tercihleri paralelinde adımlar atmaya özen gösterdik. Şirket stratejimizi bu temeller üzerine inşa ettik. Global olarak başarılı bir ivme gösteren markamızın, Türk müşterisinden de olumlu dönüş almasının altında bu prensipler yatıyor demek yanlış olmaz. Bizi müşterilerimizle birbirimize bağlayan en temel etken tabi ki müşterimizin talepleriyle şekillendirdiğimiz ürün gamımız ve ürün kalitesine ve çeşitliliğine verdiğimiz önem bulunuyor. Ayakkabı ve spor giyim kategorilerinde geniş bir ürün yelpazesi sunuyoruz. Bunu da kalitemizden ödün vermeden, sahip olduğumuz tüm bilgi ve becerileri inovasyonla birleştirerek yapıyoruz. Konfor teknolojileri, tüm ürünlerimizde istisnasız öne çıkardığımız bir başlık. Özellikle pandemi sonrasında etkilerini daha çok gördüğümüz rahat giyim alışkanlıkları ile Skechers konforu çok daha fazla tercih edilme sebebi haline geldi. Hayatın her anında müşterilerimizin kendilerini hem şık hem rahat hissedebilecekleri ürünler tasarlıyoruz. Örneğin beyaz renkli modellerimiz gelinler tarafından sıklıkla tercih ediliyor, çocuk kategorimizin renkli dünyası çocukları cezbediyor, aynı zamanda uzun saatler ayakta vakit geçiren öğretmenler, sağlık çalışanları da Skechers konforundan vazgeçemiyor.

7’den 70’e herkese hitap ettiğimiz ürünlerimizle müşterilerimizin her adımına eşlik etmeyi seviyoruz. Bu sebeple markamızın müşterilerimize erişilebilir olması ve kusursuz bir müşteri yolculuğu sağlayabiliyor olmamız çok önemli. Şu an Türkiye’nin her bölgesinde hizmet veren 71 mağazamız ve her noktaya kesintisiz servis veren bir E-ticaret yapımız var. İki perakende kanalımızın birbirine tam entegrasyonu ve kusursuz bir omnichannel deneyimini sağlamak için teknoloji ve altyapı yatırımlarımız da uzun süredir devam ediyor. Hayata geçirdiğimiz Skechers Plus sadakat programımız ile de alışveriş deneyimini daha keyifli ve verimli hale getirdik, müşterilerimize kişiye özel avantajlar sunarak onların memnuniyetini arttırmayı hedefledik. Ayrıca, erişilebilirliğimizi en yüksek seviyeye taşıdığımız Skechers mobil uygulamamızı yeniliyoruz. İlerleyen süreçte aktif ve konforlu deneyimlere göz kırpan uygulamamız, müşterilerimizin rahatça alışveriş yapabilmesinin yanı sıra yaşamın içinden deneyimlere erişebilecekleri bir platforma dönüşecek.

Skechers’ı Türkiye’de tercih edilen bir marka olması için yaptığımız bu   çalışmalar doğrultusunda, müşterilerimizden de olumlu dönüşler aldığımızı ve teveccühleri ile tercih sebebi olduğumuzu söyleyebiliriz.

Skechers Türkiye’de ilk defa Kids konseptli mağazasının kapılarını müşterilere açtı. Nasıl bir dönüşüm var orada, hikayesini biraz anlatabilir misiniz?

Kadın, erkek ve çocuk kategorilerinde çok geniş bir ürün seçkisine sahibiz.  Çocuk kategorisinde bu yaş grubuna özel tasarlanmış modellerimiz, tema hikayeleriyle çocukları, kolay giyim ve diğer özel fonksiyonları ile de ebeveynlerin beğenisini kazanmakta. Çocukların en sevdiği ışıklı ayakkabılar, dinozor, unicorn gibi temalara sahip modellerin yanı sıra desenli ve neşeli eşofmanlar, sweatshirt’ler, montlar ve daha birçok konforlu ve inovatif tekstil ve aksesuar ürünlerimizi sunuyoruz ve geleceğimiz olan genç müşterilerimizden de çok güzel geri dönüşler alıyoruz. Çocuk kategorisinde her geçen gün katlanarak büyüyen bir ilgiyle karşı karşıyayız. Bu ilgi bizi çok mutlu ediyor ve elbette daha iyisini, daha fazlasını hedeflememizi sağlıyor.

2023 yılında dünya çocuk giyim pazarı 174,8 milyar ABD doları değerinde gerçekleşti ve 2028 yılına kadar 233,4 milyar ABD dolarına ulaşması bekleniyor. Dolayısıyla günden güne büyüyen global bir perakende alanı söz konusu. Biz de çocuk ayakkabısı konusunda dünyada rakipsiz bir marka olarak bu kategorimizi sınırlı metrekarelere sığdırmak istemedik. Onun yerine daha geniş bir seçkiyle sadece çocuklara özel bir mağaza konseptiyle sunmayı hedefledik. Bu doğrultuda da ilk “Kids” konseptli mağazamızın kapılarını geçtiğimiz günlerde Marmara Forum AVM’de açtık. Mağaza konseptimizi oluştururken ürünlerimizin tasarımlarındaki renkli dünyaya paralel olarak çocukların enerjisinden ilham alan mağazalar tasarladık.  Çocukların hayal güçlerini besleyen alanlar hazırladık. Önümüzdeki dönemde farklı illerde ve lokasyonlarda da yeni Skechers Kids mağazalarımızın kapılarını açmaya devam edeceğiz.

Türkiye de bu tür farklı konsept mağazaları daha fazla görebilecek miyiz? 2024 yılında mağaza yatırımları tarafında çalışmalarınız ve beklentileriniz neler?

Pandemiyle birlikte perakende sektörü farklı bir yöne evrildi. E-ticaret güç kazandı ancak pandeminin bitmesiyle birlikte tüketiciler tekrar fiziksel mağazalara yönelmeye başladı. Artık sadece çok iyi bir ürün satmak yetmiyor. Tüketiciler deneyim istiyor, farklı konseptler görmek istiyor. Perakende sektöründe de deneyim odaklı çok yaratıcı konsept mağazalar görmeye başladık. Müşteri memnuniyetini hedefleyen tüm markaların ilerleyen süreçlerde de bu tarz girişimlerini artıracağını ön görüyoruz.

Müşterilerimizin beklentilerini anlamak ve buna uygun deneyimler sağlamak önceliklerimizden biri. Kids konseptli ilk mağazamızı açmamız da aslında bu adımlardan bir tanesi. 2024 ve sonrasında da benzer yatırımlarımız olmaya devam edecek. Farklı markaları da bir araya getiren konseptler ve mağazalar da planlarımız arasında. Hatta bunun ilk adımını Klaud ismini verdiğimiz, önemli markaları bir araya getiren yeni projemizle attık. Günlük kullanım amaçlı fonksiyonel ayakkabı kategorisinde; konfor, kalite ve güçlü marka algısını bir araya getiren bu konseptimizin ilk mağazasını İstanbul Piazza AVM’de açıldı. Aynı zamanda klaud.com ile e-ticaret kanalında faaliyet göstermeye başladık.

Farklı konseptler, farklı deneyimler ile müşterilerimizle buluşmaya devam edeceğiz. Yepyeni bir konsept ya da yenilikle müşterilerimize ulaşırken, tek değişmeyen odak nokta tüm faaliyetlerimizin omnichannel yapısı altında olacak olması. E-ticaretin mağazacılık ile iç içe geçtiği bir dünyada, bütünsel bir deneyim yaratmak birinci önceliğimiz olacak. Müşterilerimizle birbirini besleyen entegre satış kanallarımızda buluşmaya devam edeceğiz. Omnichannel servislerde hali hazırda iyi bir noktada olduğumuzu söyleyebilirim, ama bu uzun soluklu bir maraton ve şirket olarak bu alandaki yatırımlarımıza devam edeceğiz.

Skechers denilince aklımıza ilk olarak konforlu bir ayakkabı geliyor fakat mağazalarınızda ayakkabıdan farklı kategoriler de var. Mağazalarınızda başka hangi ürünlerle müşterilerinizi karşılıyorsunuz?

Müşterilerimizi spor ayakkabı, günlük ayakkabı, çocuk ayakkabıları, spor giyim, günlük giyim ve aksesuar kategorilerinde Skechers Türkiye’nin global standartlarındaki ürünleriyle buluşturuyoruz. Bizi ön plana çıkaran en önemli unsur ürünün kendisi. Ürün seçkimizde her tarza hitap eden farklı renklerde, farklı taban teknolojisine sahip modeller yer alıyor. İhtiyaçlar değişse bile konfor hiç değişmiyor. Öte yandan tekstil lisans anlaşmamızla Türkiye’de satılan bütün Skechers markalı tekstil ürünlerini burada tasarlıyoruz. AR-GE çalışmalarımızla yeni ürünler geliştiriyoruz.

2023 Skechers için nasıl geçti, 2024 yılı perakende sektöründe beklentileriniz ve öngörüleriniz nelerdir?

2023 yılı Skechers için oldukça başarılı bir yıl oldu. Geniş ürün yelpazemiz ve güçlü marka imajımız sayesinde müşterilerimizin beğenisini kazanmaya devam ettik. Tekstil alanında daha geliştiğimiz ve inovasyona yatırım yaptığımız bir dönemi geride bıraktık. Konfor teknolojilerindeki başarılarımız, pazarda karşılık gördü ve şirketimizin büyüme potansiyelini artırdı.

2024 yılı zorlu bir yıl ama perakende sektöründen beklentilerimiz olumlu yönde. Tekstil, giyim ve ayakkabı sektörü hacminin yıllık bazda %4,1 ve aylık bazda %0,4 artması[1], ekonominin değişken şartlarına rağmen müşteri talebindeki artış ve pazarın genişleyeceğine dair bir tablo ortaya koyuyor. Bu süreçte özellikle dijital dönüşüm ve online satış kanallarına yapılan yatırımların önemini daha da artıracağını söyleyebiliriz. Bu doğrultuda 2024 yılı, orta ve uzun vadeli hedeflerimiz için çalışmalarımızı ve yatırımlarımızı sürdürmeye devam edeceğimiz bir yıl olacak. Ürün çeşitliliğimizi ve kalitemizi artırarak müşteri tabanımızı genişletmeyi, yerel ve global pazardaki rekabet gücümüzü de güçlendirmeyi planlıyoruz.

Bununla birlikte, toplumsal, çevresel ve sürdürülebilirlik konularına daha fazla odaklanacağımız bir dönem bizi bekliyor. Üzerimize düşen görevi yalnızca müşterimize konforlu ve kaliteli ürün sunmak olarak değil, aynı zamanda içinde bulunduğumuz topluma fayda yaratacak faaliyetler bütünü olarak görüyoruz.

Z Kuşağı Müşterilerini, Güvendikleri Kanallar ve Kişilerle Nasıl Kazanabilirsiniz?

Z kuşağını kazanmak, güvendikleri kanallardan ve insanlardan yararlanmakla başlar. Bu, Z kuşağı tüketicilerine yönelik yakın zamanda yapılan SheerID anketinde ortaya çıkan bir tema.

Ankete göre, Z kuşağının yeni markalar hakkında bilgi edinmesinin en önemli beş yolundan dördü sosyal medya (%68), bir arkadaş veya aileden gelen tavsiyeler (%42), podcast’ler veya video içerikleri (%33), etkileyicilerin onayları veya incelemeleri ise (%27). Ve tüm bu bilgi kaynaklarının ortak noktası, doğrudan veya dolaylı olarak Z kuşağının kişisel olarak tanıdığı ve güvendiği insanlardan yararlanmalarıdır.

Z kuşağının üçte birinden fazlasının kanalda günde dört saatten fazla zaman harcadığı göz önüne alındığında, sosyal medya Z kuşağına ulaşmak isteyen pazarlamacılar için elbette önemli bir konu. Ancak rakiplerine karşı üstünlük sağlamak isteyen markalar, aşağıdaki stratejiler aracılığıyla güvenin gücünden yararlanarak kalan üç bilgi kaynağını optimize edebilir:

  • Akran yönlendirme programları. 
  • Özgün içerik oluşturan etkileyiciler.
  • Özel Z kuşağı teklifleri.
z kuşağı müşterilerini, güvendikleri kanallar ve kişilerle nasıl kazanabilirsiniz?
z kuşağı müşterilerini, güvendikleri kanallar ve kişilerle nasıl kazanabilirsiniz? 2

Tavsiye programları

Akran tavsiye programları, markaların Z kuşağının kulaktan kulağa yayılan ve arkadaşına tavsiye eden tavsiyelere duyduğu güvenden faydalanmasının harika bir yoludur. 

Doğrudan akran veya aile tavsiyelerinin etkisi teklifi cazip hale getirir ve zaman sınırlaması aciliyet katar. Programın her iki özelliği de Rakuten’in daha fazla kayıt almasına yardımcı oluyor ve SheerID’nin anketi bunların özellikle Z kuşağı için de ilgi çekici olabileceğini gösteriyor. 

Rakuten’in teklifi aynı zamanda başka bir SheerID anket bulgusundan da yararlanıyor: Z kuşağının indirim ve ücretsiz avantajlara yönelik önemli tercihi. Z kuşağının %40′ından fazlası hem ara sıra yapılan %20 indirimi, hem de her alışverişte %10 indirimi çekici bulduğunu söyledi. Ayrıca, %60’tan fazlası ücretsiz kargoyu cazip bulduğunu, %52’si ise ücretsiz hediyeleri cazip bulduğunu söylüyor. 

Otantik etkileyici içeriği

İster dijital ister gerçek hayatta olsun, Z kuşağının dünyasına katılmaya odaklanan sosyal medya kampanyaları da güvenden yararlanır ve önemli bir etkiye sahip olabilir. 

Peloton’un yeni koşu bandı Peloton Tread+ için son reklam kampanyası açıklayıcı bir örnektir. Marka , geniş ve ilgili takipçilere sahip Z kuşağı Instagram fenomenlerini yeni ürününü dürüstçe incelemeye davet ederek ( @emma.arletta ile yapılan bu reklamda olduğu gibi ), gerçek bir inceleme gibi okunan, hatta arkadaşlar arasında paylaşılan ipuçlarını andıran bir reklam yarattı. 

Peloton’un reklamı, geleneksel reklamcılığın işlemsel doğasına bariz bir şekilde bağlı kalmak yerine, bir etkileyicinin halihazırda etkileşimde olan takipçilerine bağlanıyor ve onun özgünlüğünden yararlanıyor. Bu tür reklamlar, dünyalarına açıkça ücretli ve üretilmiş izinsiz girişler yerine yerel bağlantılarla girecek markalar arayan Z kuşağı müşterileri için özellikle işe yarar.

Özel teklifler

Z kuşağına özel bir teklif vermek, şirketlerin hem marka bilinirliğini hem de dönüşümleri artırmak için Z kuşağının kişisel tavsiyelere olan güveninden yararlanmanın başka bir yoludur. 

SheerID’nin anketine göre, Z Kuşağı ve Z Kuşağı üniversite öğrencilerinin %90′ından fazlası özel bir teklifi kendi gruplarındaki diğer kişilerle paylaşıyor. Z kuşağının %69’u ve Z kuşağı üniversite öğrencilerinin %86’sı, sırasıyla kendilerine genç yetişkin teklifi veya öğrenci teklifi sunan bir markadan satın alma olasılıklarının daha yüksek olacağını söyledi. 

Z kuşağının satın alma alışkanlıkları göz önüne alındığında Peloton, Rakuten ve Comcast gibi şirketlerin güvenilir etkileyicileri, akran yönlendirme programlarını ve özel teklifleri harekete geçiren kampanyalara yatırım yapması şaşırtıcı değil.

Pazarlamacılar Z kuşağının dijital ve sosyal etki dünyasına ne kadar çok yerleşirse, ağızdan ağza iletişimden ve özel tekliflerden ne kadar yararlanırsa, Z kuşağı müşterilerini o kadar güvenilir alıcılara dönüştürebilirler.

Metro Türkiye’ye Yeni CEO

Dört yıldır Metro Türkiye’nin dönüşüm ve büyüme stratejilerine öncülük eden Sinem Türüng, CEO’luk görevini David Antunes’e devretti.

Kasım 1997’de Metro Grup’ta kariyerine başlayan David Antunes, Asya ve Orta Doğu Avrupa bölgelerinde Tedarik Zinciri ve Operasyon Yönetimi pozisyonlarında çalıştı.

Mayıs 2011’de Metro Grup Kurumsal Tedarik Zinciri Grup Müdürü olarak atanan Antunes, Şubat 2012’de Polonya’da Operasyon Direktörü, Ekim 2014’te ise Satın Alma Direktörü olarak görev yaptı. Nisan 2018’den itibaren Portekiz CEO’su olan Antunes, şirketin karlı büyüme stratejilerini hayata geçirdi.

1 Mayıs 2024’te Metro Türkiye CEO’su olarak göreve başlayan David Antunes, 25 yılı aşkın tecrübesiyle Metro Türkiye’nin Türk mutfağını ve değerlerini koruyup gelecek nesillere aktararak uluslararası arenada hak ettiği yere ulaşmasını sağlama vizyonunu daha da ileri taşımayı amaçlayacak.

Perakende Vizyoneri Dr. Giuseppe Stigliano: “Post dijital çağda perakende sektörünü yeniden şekillendirenler ayakta kalacak”

Dünyaca ünlü uluslararası pazarlamacı ve perakende vizyoneri Dr. Giuseppe Stigliano, Türkiye’nin önde gelen gayrimenkul yatırım şirketlerinden Esas Gayrimenkul tarafından düzenlenen özel bir buluşmanın konuğu olarak İstanbul’a geldi.  “Pazarlamanın babası” olarak kabul edilen Prof. Philip Kotler ile ortak yazarı olduğu ve Esas Gayrimenkul tarafından Türkçe’ye kazandırılan Redefining Retail: 10 Guiding Principles for a Post-Digital World”ün (Perakendeyi Yeniden Tanımlamak: Post Dijital Dünya İçin 10 Yol Gösterici İlke) adlı yeni kitabının tanıtımı için basın mensuplarıyla bir araya gelen Stigliano, dijital sonrası çağda perakende sektörünün geleceğine ışık tutacak tavsiyelerde bulundu.

“Müşteri deneyimini artırmak için teknolojilerin sürekli hızlanmasını göreceğiz”

Toplantının açılış konuşmasını yapan Esas Gayrimenkul CEO’su Cem Eriç, değişen dünyanın perakende sektöründe de değişim talep ettiğini belirterek, “Perakende sektörünün geleceği teknolojiyle birlikte olacak. Küresel akıllı perakende pazarının büyüklüğünün 2030’a kadar %29,1’lik bir YBBO (Yıllık Birleşik Büyüme Oranı) ile artması bekleniyor. Pandemi, birçok perakendecinin farklı teknolojilere yatırım yapmasını hızlandırdı. Operasyonları hızlandırmak ve müşteri deneyimini artırmak için teknolojilerin sürekli geliştiğini göreceğiz. Alışveriş deneyimini kişiselleştirmek için yapay zekâ kullanımının artacağına inanıyoruz. Perakendeciler, ürün etkileşimleri veya sanal deneme-giydirme yoluyla benzersiz müşteri deneyimleri için mağazalarda artan bir şekilde artırılmış ve sanal gerçeklik kullanımına gidecekler” dedi.

“Bu kitap, perakendecilerin post dijital çağda başarılı olmaları için bir kılavuz niteliğinde”

Eriç, sözlerine şöyle devam etti: “Perakende sektörü, teknolojiyle geliştirilmiş harika müşteri deneyimleri sunmak için operasyonlarını evrimleştirip dönüştürdükçe parlak ve ilginç bir gelecek bizi bekliyor. Esas Gayrimenkul olarak, kendi alanımızda teknolojiye önemli yatırımlar yapmaya devam ederken, perakende teknolojilerindeki gelişmeleri de çok yakından takip ediyoruz. Bu kapsamda perakende iş ortaklarımızın post dijital çağda başarılı olmaları için bir kılavuz niteliği taşıyan bu önemli kitabı dilimize kazandırmaktan mutluluk duyuyoruz.”

perakende vizyoneri dr. giuseppe stigliano: “post dijital çağda perakende sektörünü yeniden şekillendirenler ayakta kalacak”
perakende vizyoneri dr. giuseppe stigliano: “post dijital çağda perakende sektörünü yeniden şekillendirenler ayakta kalacak” 4

Dr. Giuseppe Stigliano: “Perakende sektöründe sadece en yenilikçi şirketler ayakta kalabilecek”

Perakendeyi Yeniden Tanımlamak kitabının yazarı Giuseppe Stigliano; kitabın perakendenin yeni yüzü ve tüketici marka pazarlaması üzerine pratik bir tartışma sunduğunu belirterek şunları söyledi; “Bu kitapta pandemi sonrası değişen tüketici davranışlarına odaklanarak perakendenin geçirdiği evrimi ve bu evrime ayak uydurmanın yollarını derinlemesine analiz ettik. Post-dijital çağ olarak adlandırdığımız bu dönemde “perakende için kusursuz fırtına” olarak tanımladığımız mevcut durumu ve mağazaların kapanmasından dijital platformlardaki büyümeye kadar olan süreci detaylı bir şekilde ele almaya çalıştık. “Kusursuz fırtına”; makroekonomik baskılar ve tüketici dinamiklerindeki dönüşümle birlikte belirginleşen, kurumsal şirketlerin bu değişimlere ayak uydurmakta zorlandığı bir dönemi tanımlamak için kullandığımız bir ifadedir. Artan maliyetler, pandemi kaynaklı borçlar, yüksek faiz oranlarının getirdiği ekonomik durgunluk, tedarik zinciri aksaklıkları, uzaktan çalışma trendleri ve rekabetçi olmayan ücretler nedeniyle perakende çalışanlarının yetersizliği gibi faktörler bu fırtınanın altını çiziyor. Buna riskten kaçınan kültür, teknolojiyi benimsemede gecikme, yetersiz veri kullanımı ve dijital başarı eksikliği gibi faktörler de eklendi. Dijital odaklı şirketlerin güçlü yükselişi ve mülk sahiplerinin yüksek kira talepleri de dış baskılar arasında yer aldı. Uzun vadede sadece en uyumlu ve yenilikçi şirketlerin bu fırtınadan sağ çıkacağını varsayıyor ve öngörüyoruz. Perakendeciler sadece hayatta kalmanın ötesine geçmeli, işletme modellerini proaktif bir şekilde yeniden tanımlamalı, gelişen teknolojilere açık olmalı ve tüketiciye yaklaşımlarını çeşitlendirmelidir.”

“Perakende, Çoklu Kanal’dan Bütüncül Kanal’a doğru evriliyor. Fakat bizler Opti Kanal’a doğru ilerlememiz gerektiğini savunuyoruz”

Stigliano açıklamalarına şöyle devam etti: “Dijital sonrası çağda perakendecilerin, bir yandan kanalların yalıtıldığı ve müşterilerin bir kanaldan diğerine geçerken temas yaşadığı çok kanallı yaklaşımın artık geçersiz hale geldiğini anlayacakları bir olgunluk aşamasına ulaşmaları gerekmekte. Aynı zamanda, kanalların ve temas noktalarının mevcut bölümlenmesinin yanı sıra, herhangi bir planı istikrarsız hale getiren genel değişkenliğin ortasında bunları yönetmek için gereken kapsamlı kaynaklar sebebiyle, gerçekten kusursuz/kesintisiz birçok kanallı/bütüncül kanal stratejisi çoğu zaman bir gerçeklikten çok bir ideal olarak kalır. Bu sebeple, perakendeciler ve tüketici marka yöneticileri ‘Opti Kanal’ yaklaşımı olarak adlandırdığımız yaklaşımı dikkate almalarını tavsiye ediyoruz. Bu strateji, çok sayıda kanal ve temas noktasına değil de müşteri deneyimini geliştirmek için en etkili olanları seçmeye odaklanmaktadır. Profesyoneller, hedeflenen kişilerin belirli müşteri yolculuklarıyla mükemmel şekilde uyum sağlayan doğru kanal karmasını tespit etmelidir, bu sayede her temas noktasının rolünü tanımlamak ve kaynakları en etkili oldukları yere tahsis etmek suretiyle müşteri deneyimini optimize etmelidir.

Tedarik Zinciri Yöneticileri Sürdürülebilirliğe ve Yapay Zekaya Odaklanıyor

Yeni veriler, şirketlerin hızla artan tedarik zinciri finansmanı seviyelerine yatırım yaptığı yerler hakkında fikir veriyor.

Küresel tedarik zinciri yöneticilerinin (ABD dahil) geçen yıl tedarik zinciri ve lojistik stratejisi ve operasyonlarıyla ilgili deneyimleri hakkında anket yaptığı Blue Yonder’ın 2024 Tedarik Zinciri Yönetici anketi, yanıt veren 10 kişiden neredeyse sekizinin (%79) tedarik ağı operasyonlarına yapılan yatırımların performanslarını artırdığını ve yalnızca %4 oranında azaltılmış yatırımlar olduğunu gösteriyor.

tedarik zinciri

ABD’de yanıt verenlerin %49’u tedarik zincirlerine 10 milyon dolardan fazla yatırım yaptı; bu oran 2023’teki %38 ve 2022’deki %24’ten keskin bir artış gösterdi. Tüm yanıt verenlerin %48’i için sürdürülebilirlik temel yatırım alanı ve bunu yapay zeka temelli teknoloji (%41), yeni strateji geliştirme (%40), ek iş gücü (%39) ve dijital dönüşüm (%37) yatırımları takip ediyor.

ABD küresel sürdürülebilirlik yatırımlarına liderlik ediyor ve ABD’de yanıt verenlerin %55’i (2023’te %42 ve 2022’de %43’tü) bu alandaki çabaları iyileştirmeye odaklandı. Bu oran Birleşik Krallık’ta yanıt verenler için yalnızca %27’dir.

ABD’li katılımcıların fon ayırdığı spesifik tedarik süreci sürdürülebilirliği alanları arasında ulaşım verimliliğinin artırılması (%59), atık ve fazlalığın azaltılması (%57) ve tedarikçi sürdürülebilirliğinin ve raporlamanın iyileştirilmesi (%53) yer alıyor.

Bu arada, ankete katılanların yarısından fazlası yapay zekayı tedarik ağı planlaması (%56), ulaşım (%53) ve sipariş yönetimi (%50) için uyguluyor. Küresel ölçekte yanıt veren 10 kişiden sekizi, tedarik zincirlerinde tamamen (%12), kısmen (%33) veya pilot uygulamalı (%35) olmak üzere belirli bir düzeyde üretken yapay zeka teknolojisini uyguladı.

Üretken yapay zekanın bir tedarik zinciri çözümü adına umut verici bir işareti olarak, küresel ölçekte yanıt verenlerin %91’i, üretken yapay zekanın tedarik zinciri süreçlerini ve karar verme sürecini optimize etmede etkili bulduğunu söyledi.

Tedarik Zinciri Yatırımları ve Verimliliği

ABD’de kuruluşların %61’i, tedarik süreci yatırımları nedeniyle verimliliklerinin arttığını bildirdi; bu rakam 2023’teki %54’tü. Tedarik ağı yatırımları aynı zamanda ABD’de pazar payının artmasına (2024’te %39, 2023’te %21), gelir artışında büyümeye (2024’te %38, 2023’te %39) ve daha az aksamaya (2024’te %41, 2023’te %42) da katkıda bulunuyor.

Diğer bulgular

  • Küresel ölçekte yanıt verenlerin önemli bir çoğunluğu (%84) geçen yıl içinde tedarik zinciri kesintileri yaşadığını bildiriyor. ABD’de bu rakam 2023’teki %87 ve 2022’deki %88’den biraz düşerek %85 oldu.
  • Geçen yıl, küresel tedarik zinciri kesintilerinin başlıca nedenleri arasında hammadde eksikliği (%48), malzeme tedarikçilerinin teslimat sürelerinin uzaması (%47), işgücü eksikliği (%44) ve nakliye gemilerinde bulunabilirlik eksikliği (%41) yer alıyor. 
  • Küresel olarak, tedarik zinciri kesintilerinin en yaygın sonuçları müşteriler için gecikmeler (%42), üretimin durması (%42) ve yeni düzenlemelere uyum kaybı (%39) olarak belirtiliyor. ABD’de yanıt verenlerin 10’undan dördü (%43) tedarik zinciri kesintilerinin müşterileri için gecikmelere yol açtığını bildirdi. Bu oran 2023’te %52 ve 2022’de %58’di.
  • ABD’de yanıt verenlerin üçte birinden fazlası (%36), enflasyondan en çok etkilenen alan olarak malzeme maliyetini belirtti (2023’teki %43’ten düşüş). Küresel ölçekte katılımcılar, ulaşım (%38) ve malzeme maliyetlerini (%34) enflasyondan en çok etkilenen iş alanları olarak bildirdi.
  • ABD’de yanıt veren 10 kişiden altısı geçen yıl kâr marjlarının azaldığını bildirdi; bu, anket yapılan bölgeler arasında en yüksek yüzdeydi. Küresel ölçekte yanıt verenlerin %46’sının kâr marjları artan maliyetler nedeniyle düştü.

Blue Yonder’ın 2024 Tedarik Zinciri Yönetici Anketi, üçüncü taraf bir sağlayıcı tarafından 1-15 Mart 2024 tarihleri arasında gerçekleştirildi. ABD, İngiltere, DACH (Almanya, Avusturya ve İsviçre) ve Fransa/Benelüks’te (Belçika, Hollanda ve Lüksemburg) tedarik zinciri stratejisi, planlama, lojistik ve üretim operasyonlarından sorumlu, imalat, perakende, üçüncü taraf lojistik ve kamu sektörlerinde 600’den fazla üst düzey yöneticiden yanıtlar toplandı.

Dünyada Canlı Alışveriş Trendinin Temel İtici Güçleri

Yeni yapılan bir anket, tüketicilerin canlı alışveriş videoları aracılığıyla alışverişe neden ve nasıl katıldıklarına ilişkin bilgiler sağlıyor.

Gerçek zamanlı müşteri etkileşimi platformu sağlayıcısı Agora‘dan 1.000’den fazla tüketicinin katıldığı araştırma, katılımcıların neredeyse yarısının (%46) canlı alışveriş etkinliklerine ilgi duyduğunu ortaya koyuyor. Canlı yayın etkinlikleriyle ilgilenen tüketicilerin %61’i 55 yaşın altındaydı ancak yanıt verenlerin yalnızca %29’u 55 yaş ve üzerindeydi. 

Genel olarak, ankete katılanların %28’i geleneksel çevrimiçi alışverişe daha fazla ilgi gösterirken, katılımcıların %25’i canlı alışveriş etkinliklerinde herhangi bir çekicilik görmüyor. 

“Genç tüketiciler canlı alışveriş etkinliklerinin sürükleyici ve etkileşimli doğasına daha açıkken, daha yaşlı tüketicilerin bu yeni formatı benimseme konusundaki isteksizliği, perakendecilerin yenilik ve aşinalık arasında bir denge kurma ihtiyacının altını çiziyor. Markalar ve perakendeciler, stratejilerini müşterilerin farklı beklentilerini karşılayacak şekilde uyarlayarak, nesiller boyunca yankı uyandıran ilgi çekici ve anlamlı canlı alışveriş deneyimleri yaratabilirler.” 

Kolaylık, canlı alışveriş etkinliklerine tüketici katılımını etkileyen baskın faktör olarak ortaya çıktı. Ankete katılan 10 kişiden dördü alışveriş kolaylığını birincil motivasyon kaynağı olarak belirledi ve bunu ürün tanıtımları (%36) takip etti. 

Daha düşük yüzdeler ise öncelikli olarak etkileyicilerle (%15) etkileşim kurarak ve diğer alışveriş yapanlarla (%9) etkileşim kurarak canlı yayın alışverişi gerçekleştirmeye yöneldiklerini söyledi.

Canlı yayın alışverişiyle ilgili daha önceki Salesforce verilerine göre, ankete katılan tüketicilerin %21’i canlı yayın videosu aracılığıyla alışveriş yaptı.

Canlı Alışverişin Geleneksel E-Ticarete Göre Başlıca Avantajları

dünyada canlı alışveriş trendinin temel i̇tici güçleri

Araştırmaya göre, katılımcıların %27’si gerçek zamanlı etkileşimi (sorgulama ve anında geri bildirim alma yeteneği), geleneksel çevrimiçi alışverişle karşılaştırıldığında canlı yayın alışveriş tekliflerinin başlıca avantajı olarak görüyor. 

Diğer %23’lük kesim özel fırsatlardan bahsederken, %21’i canlı yayın alışverişini geleneksel e-ticaretten daha ilgi çekici ve eğlenceli bulduğunu söyledi.

“Tüketiciler, perakendecilerin bir değer gösterisi, kolaylık güvencesi veya belki de onları tamamen canlı bir alışveriş deneyiminin içine çekebilecek kişiselleştirilmiş bir deneyim gibi ek teşviklerini bekliyorlar. “Daha fazlasını arıyorlar” alışverişten çok bağlantı arıyorlar. Canlı alışverişin etkileşimli yapısı bu arzuyu karşılıyor ve alışverişi tek başına yapılan bir görevden ortak bir deneyime dönüştürüyor.” 

Humm Organic Genel Müdürü Şirin Işık: “Organik beslenme konusunda son derece bilinçli ve giderek büyüyen bir kitle var.”

Organik ürünlerine olan ilgi her geçen gün artmaya devam ediyor. Peki tüketiciler tarafındaki karşılığı nasıl, Türk müşterisi organik ürünleri nasıl değerlendiriyor? Tüm detaylar üzerine Humm Organic Genel Müdürü Şirin Işık ile konuştuk.

Humm Organic’in kuruluş hikayesi nedir? Markanın başlangıç ve gelişim süreci hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz?

2017 yılında, her biri kendi mesleğinde başarılı üç kadının kendi annelik deneyimlerinden yola çıkarak kurulan markamız, öncelikle çocukların sağlıklı beslenmelerine katkı sağlamak hedefiyle yola çıktı. Gelişme çağındaki çocukların sağlıklı ve nitelikli beslenmesi adına yapılan başarılı çalışmalarla kısa sürede yetişkinler tarafından da gördüğümüz ilgiyle, organik sağlıklı atıştırmalık pazarının lider markaları arasına yerleştik. Kuruluşundan bu yana tonajda yaklaşık 5 kat, son 3 yılda 3 kat büyüme oranına ulaşan Humm Organic, 2024 ve 2025 yılında tonajda yüzde 100’ün üzerinde, ciroda ise 2 kat büyüme hedefliyor. Totalde ise gelecek 5 yılda 5 kat büyüme demek bu. Daha fazla çocuğun ve yetişkinin organik, sağlıklı ve temiz içerikli ürünlere ulaşımı için alternatif satış kanalları geliştirmeye ve hedef kitlemizi genişletmeye yönelik çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Sağlıklı atıştırmalıklar markası olarak tanımlıyorsunuz kendinizi. Bu ürün grubu Türk müşterisinde nasıl bir yer ediniyor?

Bu konuda Twentify ile yaptığımız bir araştırma var. Araştırma, Türkiye genelinde son 1 yıl içinde atıştırmalık satın almış, organik ürünler tercih eden veya sağlığına dikkat eden Türkiye temsili bir kitle üzerinde gerçekleştirildi. Araştırmada ilk önce Türk halkının organik beslenmeden ne anladığını sorduk. Cevapların yüzde 32’si organik beslenmenin, koruyucu ve katkı maddesi içermeyen gıdaların tüketimi olduğu. İkinci sırada yüzde 26 ile doğal, üçüncü sırada yüzde 18 ile temiz üretilen, üçüncü sırada yüzde 13 ile organik sertifikalı gıdaların tüketimi cevapları geliyor. Aslında organik beslenme konusunda son derece bilinçli olan ve giderek büyüyen bir kitle var. Organik beslenmeye dair farkındalığı artıran en önemli faktörse, annelik.

humm organic 1

Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 22’si çocuğu olduğunda ilk kez organik gıda tüketimine başlıyor. Hamileyken başlayanların oranı ise yüzde 9. Bu sonuçlar gösteriyor ki, organik beslenmeye iten en büyük güç çocuklar. Anneler çocuklarının sağlığı için son derece duyarlı ve öğrenmeye açık.

Humm Organic’in son 3 yılda 3 kat büyümesinin en büyük sebeplerinden biri de bu. Anneler Humm’ı “çocuğumun beslenmesinde doğru seçim” diye tanımlıyorlar. Bunun da altında yatan bilgi; Humm’ın hiçbir katkı maddesi içermiyor olması, tamamen temiz içerikli oluşu ve özellikle tadı. Hatta bu güven ürünlerimizi, aile içindeki diğer bireylerin de deneyimlemesine sebep oluyor. Bu sayede Humm Organic artık sadece çocukların değil yetişkinlerin de sevdiği atıştırmalık markası olma yolunda hızla ilerliyor.

Humm Organic’in ürün yelpazesi ve ürün felsefesi hakkında neler söylersiniz? Hangi organik ve doğal bileşenleri tercih ediyorsunuz ve ürünlerinizin özellikleri nelerdir?

Organik atıştırmalık pazarında en geniş ürün gamına sahip olan markayız. Humm Organic’te çocukların en çok tükettikleri, kurabiye, yumuşak şeker, kraker, grissini, kek, puf, gevrek, bar gibi 8 grupta 16 ürün bulunmakta. Bunların tamamı yüzde yüz organik, şeker ilavesiz, koruyucusuz, temiz reçeteli, 13’ü vegan, vegan ürünlerden 5’i glütensiz. Uçtan uca sürdürülebilirliği destekleyen Humm Organic’in geliştirdiği ürünlerin hammaddeleri de toprağa hiçbir zarar vermeyen organik tarım metoduyla üretilmekte.

Ürünlerimizin hepsi Temiz İçerikli. Yani katkı ve koruyucu madde yok, renklendirici yok. İçinde bulunan her bir malzeme son derece güvenilir ve sağlık koşullarına uygun. Ürünlerimizde kullanılan tüm içeriklerin tamamı organik sertifikalı olup, ham maddeleri güvenilir ve sürdürülebilir kaynak üreticilerden tedarik edilmekte. Organik sertifikalı üretim hattında, gıda mühendisleri eşliğinde, öğünlük besin ihtiyaçlarını karşılamak için geliştirilen özel reçeteler ile büyük bir özenle üretimlerimizi gerçekleştiriyoruz.

Buğday ve karabuğday unu, siyez unu, yulaf ezmesi kullanıyoruz. Ayrıca keçiboynuzu, zencefil, hurma, elma, tahin, bal, pancar, tarçın gibi besin değeri yüksek vücudun ekstra ihtiyacı olan hammaddeleri kullanmaya özen gösteriyoruz. Özellikle pancar ve tahin Türkiye’de bir atıştırmalık üründe ilk kez kullanılıyor.

Bir atıştırmalıkta ilk defa pancar ve tahin kullanılması, piyasadakilerin aksine ilk defa tamamen organik, vegan ve glutensiz olması Humm Organic’in sektöre kazandırdığı önemli bir yeniliktir. Özellikle çocuklara yedirmenin zor olduğu bu iki önemli besin kaynağı, Humm’ın temiz içerikli formülleri, eğlenceli paketlerdeki sunumu ve lezzetiyle çocuklar için cazip hale getirildi.

Aslında örneklendirdiğim bu ürün felsefimizi de yola çıkış amacımız belirliyor. Yani; çocukların doğru beslenmelerine destek olmak, onları erken yaşta nitelikli beslenmeyle tanıştırmak, cezbedici eğlenceli renkli paketlerle faydalı ve lezzetli tatları keşfetmekten keyif almalarını sağlamak, abur cubur değil sağlıklı atıştırmalık farkındalığını yaratmak. Sağlıklı beslenmeyi yaşam biçimi haline getiren çocukların toplumda da sağlıklı beslenmenin yaygınlaşmasını kolaylaştıracak en önemli halka olduğuna inanıyoruz. O nedenle bugün marka sadece çocuklar değil, diyet ve spor yapan, glutensiz beslenmeyi tercih edenler ya da vegan beslenen yetişkinler tarafından da tüketiliyor.

Perakendeciler, Tüketici Alışveriş Demografisinden Nasıl Yararlanabilir?

E-ticaret danışmanlık şirketi 2 Visions’ın son araştırması, perakende sektöründe tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarına dair ilginç içgörüler sunarak farklı nesiller ve bölgeler arasındaki tercihleri ortaya koyuyor.

2 Visions’a göre, Şubat ve Nisan 2024 tarihleri ​​arasında 2,411 Amerikalı üzerinde yapılan anket sonuçlarına göre, tüketicilerin %72,41’i çevrimiçi alışverişin geleneksel fiziksel perakende mağazalarından daha fazla çeşitlilik sunduğuna inanıyor. Ancak, mağazalarda alışveriş yapanlar, fiziksel mağazaların çevrimiçi platformlardan daha yüksek kaliteli ürünlere sahip olduğunu algılıyor; %77,08’i fiziksel mağazaları tercih ederken, %53,85’i çevrimiçi alışveriş yapanların çevrimiçi platformların daha iyi kalite sunduğuna inanıyor.

Gelir seviyelerine dayalı olarak erişilebilirlik konusunda dikkate değer bir ayrışma ortaya çıkıyor. Yüksek gelirli kişilerin, sadece 30 dakika içinde alışveriş yapma olanağına neredeyse evrensel erişimi bulunurken, düşük gelirli bireyler arasında bu erişim sadece %85,19’dur ve 50.000 dolardan az kazanan tüketiciler arasında bu erişim oranı belirgin şekilde düşük. Bu gelir tabanlı erişilebilirlik farkı, tüketici davranışlarındaki önemli ekonomik uçurumları vurgular.

Perakende Trendlerindeki Değişimler ve Alışveriş Davranışları

perakendeciler, tüketici alışveriş demografisinden nasıl yararlanabilir?
Alışveriş Merkezleri

Dikkat çekici bir şekilde, geliri 100.000 dolardan fazla olan yüksek gelirli kişiler arasında hibrit alışveriş tercih ediliyor; bu kişilerin %66,67’si çevrimiçi ve mağaza kanallarında alışveriş yapıyor.

Gen Z yine ön plana çıkıyor ve diğer nesillerle karşılaştırıldığında fiziksel mağaza deneyimlerine olağanüstü yüksek bir istek bildiriyor; fiziksel alışveriş seçenekleri için %30,77’lik bir tercihleri var. Ayrıca, yerel alışveriş seçenekleri için %76,47’lik bir memnuniyet oranına sahipler.

Bu bulgular, tüketici alışveriş alışkanlıklarının çok yönlü doğasını vurgular ve nesil tercihleri, bölgesel dinamikler, gelir uçurumları ve kalite algıları tarafından etkilenir. Bu incelikleri anlamak, perakendecilerin değişen tüketici taleplerine uyum sağlamak ve stratejilerini uyarlamak için hayati önem taşır.

Son kurumsal güncellemelerde, önemli perakende markalarının CEO’ları ve CFO’ları, alışveriş merkezi dışı konumlara doğru stratejik kaymalara vurgu yapıyor.

Ancak, bu trendlerin ortasında, Uluslararası Alışveriş Merkezleri Konseyi (ICSC) tarafından yapılan bir rapor, Gen Z tüketicilerinin hala alışveriş merkezlerini sosyal buluşma noktaları olarak gördüğünü, %60’ının belirli satın alma işlemleri yerine sosyalleşmek için ziyaret ettiğini belirtiyor.

Özellikle Gen Z demografik grubundan tüketiciler, sanal alışveriş alanlarına karşı geleneksel perakende deneyimlerinde sıkı bir şekilde kök salmış durumda ve bu durum, neslin anında tatmin arzusuyla ilişkilendirilir ve onları fiziksel mağazalara yönlendirir. Anketler, Gen Z’nin yüz yüze alışveriş tercihinin, çevrimiçi alışkanlıklarını karşıladığını, hatta aştığını gösteriyor. Bir zamanlar modası geçmiş olan alışveriş merkezleri, şimdi Gen Z’nin topluluk odaklı mekanlara olan eğilimiyle canlanıyor. Geniş harcama güçleriyle alışveriş merkezleri, sürdürülebilir başarı için Gen Z’nin desteğine bağlı. Gen Z için fiziksel mağazalarda alışveriş yapma, ürünleri deneme ve sosyal bir etkinlikten zevk alma fırsatı sunar, bu da giderek dijitalleşen bir dünyada somut deneyimlere duyulan özlemi yansıtır.

Gerçekten de, alışveriş merkezleri, özellikle banliyö veya kırsal bölgelerdeki gençler için, sosyal bağlantıların yapıldığı yerler olarak hizmet vermeye devam ediyor. Ayrıca, Visa Acceptance Solutions tarafından görevlendirilen PYMNTS Intelligence tarafından yapılan bir çalışma, çoğu küresel tüketicinin alışveriş yolculuklarının bir noktasında fiziksel perakende mekanlarıyla etkileşimde bulunmayı tercih ettiğini göstermektedir, mağazada veya çevrimiçi teslim burada fark etmez.

Bu çalışma, yedi ülkede binlerce tüketici ve satıcıyı kapsadı. Bu, fiziksel mağazalarda dijital kolaylıklar bekleyen alışverişçilerinin yükselişini tanımlar ve küresel alışverişçilerin önemli bir kısmını oluşturur. Perakendeciler, bu değişen tercihlere sesli alışveriş ve şimdi al, sonra öde gibi dijital özellikler sunarak yanıt veriyorlar.

Crocs Kullanılmış Ayakkabı Geri Alma Programını Genişletiyor

Ekim 2023’te başlayan başarılı pilot uygulamanın ardından Crocs, “Eski Crocs, Yeni Hayat” geri alma programını ABD’deki tüm mağazalarını kapsayacak şekilde genişletti.

Tesisler, müşterilerin kullanılmış Crocs’ları bırakmaları için özel toplama kutuları ile donatıldı.  Eski ürünlerini getiren herkes Crocs ürünlerinde tek seferlik %10 indirimden yararlanmaya hak kazandı. Müşteriler ayrıca web sitesindeki Eski Crocs, Yeni Hayat sayfasını ziyaret ederek kullanılmış ayakkabılar için ücretsiz bir iade posta seti alabilirler.

Ayakkabı geri alma programı ve hedefler

crocs kullanılmış ayakkabı geri alma programını ülke çapında genişletiyor

 Şirkette Sürdürülebilirlik Global Başkan Yardımcısı Deanna Bratter, bir açıklamada şunları söyledi: “Bu programın büyümesi, ayakkabı sektörünün karşılaştığı çevresel ve sosyal zorlukları ele alma ve sonuçta ayakkabıları ayakta ve çöp sahalarının dışında tutarak bir fark yaratma çabalarımızın heyecan verici bir devamıdır.”

Az kullanılmış ayakkabılar, girişimcilik ve istihdam yoluyla dünya çapında yerel ekonomik faydalar yaratmak için ortaklarıyla birlikte çalışan kâr amacı gütmeyen Soles4Souls kuruluşuna bağışlanacak. Giyilemeyen Crocs’lar, malzemelerinin yeni Crocs ayakkabılara dönüştürülmesi de dahil olmak üzere başka bir kullanım alanı sağlayacak şekilde yeniden tasarlanacak.

Bu tür takas programları son aylarda markalar arasında giderek daha popüler hale geldi. Birkaç örnek ile hatırlamak gerekirseÇ

  • Şubat 2024’te New Balance, ABD’de kullanılmış ayakkabıları kabul edip yeniden satacağını duyurdu;
  • Anthropologie yıl boyunca mağazalarına denim geri dönüşümünü getirdi;
  • Ayakkabı perakendecisi Dr. Martens, Mart 2024’te bir yeniden satış programı başlattı;
  • Dick’s Sporting Goods, spor malzemeleri pazarı SidelineSwap ile ortaklığını Nisan 2024’te genişleterek mağazalarındaki takas etkinlikleri için yeniden satış platformundan yararlandı.

Reebok, Yapay Zeka Tabanlı Dijital Spor Ayakkabı Tasarımı için Instagram ile İş Birliği Yapıyor

Reebok, tüketicilerin bir yapay zeka (AI) aracı kullanarak Instagram’da özelleştirilmiş dijital spor ayakkabılar oluşturmasına olanak tanıyor.

Reebok, Yapay Zeka ve Metaverse ile Dijital Moda Dünyasına Adım Atıyor

Authentic Brands Group’un bir yan kuruluşu olan atletik ayakkabı ve giyim şirketi, Instagram’da özel bir yapay zeka moda teklifi olan “Reebok Impact”i tanıtıyor. Tüketiciler bir Reebok Pump, Classic Leather veya Club C model spor ayakkabının görselini seçip bunu yapay zeka tarafından oluşturulan sanat eserleriyle kişiselleştirebiliyor. 

Müşteriler daha sonra görseli Instagram doğrudan mesajıyla Reebok Impact’e gönderebilir.

Gerçek zamanlı bir sohbette, metaverse tasarım firması Futureverse, spor ayakkabının tabanında saklanan orijinal fotoğrafın bir kopyasıyla görüntünün renklerinde ve tarzında özel bir dijital spor ayakkabı oluşturmak için yapay zekayı kullanacak.

reebok, yapay zeka tabanlı dijital spor ayakkabı tasarımı için instagram ile i̇ş birliği yapıyor

Deneyim, dört adede kadar dijital spor ayakkabı tasarımı için ücretsizdir; kullanıcılar daha sonra bunları, diğer meta veri ortamlarıyla birlikte çalışabilirlik planlarıyla birlikte Fortnite ve Roblox sürükleyici oyun platformlarıyla uyumlu, oyuna hazır dosyalar olarak paylaşabilir veya satın alabilir.

Kullanıcılar, hatıra amaçlı bir dijital spor ayakkabı tasarlamanın yanı sıra, fiziksel bir spor ayakkabı satın alma teşvikini de keşfedebilirler.

Şirketin CEO’su Todd Krinsky şunları söyledi: İnovasyon ve teknolojiye olan bağlılığımızda önemli bir dönüm noktasına işaret eden Reebok Impact’in lansmanını duyurmaktan büyük heyecan duyuyoruz. Markamızın ahlak anlayışını daha geniş bir kitleye ulaştırmak için Reebok Impact aracılığıyla dijital moda dünyasında devrim yaratmayı ve müşterilerimize benzersiz ve sürükleyici bir deneyim sunmayı sabırsızlıkla bekliyoruz.” 

Walmart kısa süre önce Roblox’ta “gerçek dünya” öğeleri satan ilk kuruluş olarak tarih yazdı, ancak birçok perakendeci ve marka, Roblox ve Fortnite platformlarında avatarlar için sanal ürünler satmaya çoktan dahil oldu. 

Timberland, sanal ürün tasarımı faaliyetlerini içeren oyunlaştırılmış bir deneyim için Fortnite ile ortaklık kurarken, Pacsun ve Forever 21, Roblox’ta sanal ürünler satan perakendeciler arasında yer alıyor.

Bu lansman, tüketiciler için AI, Web3, blockchain tabanlı oyun ve metaverse deneyimleri yaratmak amacıyla geçen yıl ortaklıklarını açıklayan Futureverse ve Reebok’un ilk lansmanı.

Futureverse kurucu ortakları Shara Senderoff ve Aaron McDonald şöyle konuştu: “Reebok ile olan uzun vadeli ortaklığımızın bir parçası olarak bu ilk deneyimi sunmaktan bundan daha gururlu olamazdık. Yapay zekadan yararlanmak, spor ayakkabı hayranlarını oldukları yerde buluşturan, gezinmesi kolay bir kullanıcı deneyimi yaratıyor ve bu yalnızca başlangıç.” 

Şirket şu anda dünya çapında 80 ülkede yaklaşık 400 bağımsız mağazayla faaliyet gösteriyor.