Ana Sayfa Blog Sayfa 237

H&M’in Yeni Beauty Mağazasına Yakından Bakın

H&M’in yeni mağaza konseptlerinden biri olan H&M Beauty’nin açılış duyurusunu sizlerle öncesinde paylaşmıştık. İncelemeyenler için buradan ziyaret edebilirsiniz.

H&M Beauty, ilk küresel amiral gemisi mağazasının kapılarını açtı ve müşterileri yepyeni ve yükseltilmiş bir mağaza içi deneyime davet etti.

Mağaza, 80’den fazla harici markanın yanı sıra H&M Beauty’nin kendi etiketi de dahil olmak üzere geniş bir H&M güzellik ürünleri yelpazesi taşıyor.

Müşteriler güzellik barlarının tadını çıkarabilecek, ilham verici ürünler satın alabilecek ve mağazadaki güzellik danışmanlarından yardım ve tavsiye alabilecekler.

Bu mağaza, H&M Beauty’nin müşterinin ilham alabileceği hem fiziksel hem de dijital bir güzellik evreni yaratma hedefiyle yolculuğunun başlangıcı olarak tanımlanıyor.

H&M’in yeni Beauty mağazasına ait görüntüler ise şu şekilde:

Fiyatlandırma ve Duygusal Bağ Satın Alma Kararlarını Nasıl Yönlendiriyor?

Ekonominin tüketici harcamalarını ve harcama alışkanlıklarını nasıl etkilediğini gösteren bir SheerID anketinden elde edilen verilere göre; tüketicilerin ABD’de %70’i ve İngiltere’de %76’sı, mevcut ekonomik gerilemenin 12 aydan fazla sürmesini bekliyor. Alışveriş yapanların %90’ından fazlası ise daha yüksek fiyatlar ve faiz oranları nedeniyle harcama alışkanlıklarını değiştiriyor. Bu anket Centiment tarafından, ABD ve Birleşik Krallık’ta 4.000’den fazla tüketiciyle ocak ayında gerçekleştirildi.

Tüketicilerin kategorilere göre harcama oranları ise; seyahat (%51), mobilya (%52); giyim, ayakkabı ve aksesuar (%53), oyun (%53), elektronik (%54), paket servis/yiyecek dağıtımı (%62) ve zanaat/ev tadilat malzemeleri (%72) olarak sıralanıyor. Ancak, tüketiciler bu kategorilerin çoğunluğunda daha az harcama yapıyor.

Ankete katılanlar, perakendecilerle duygusal bir bağ kurmalarının yanı sıra fiyat indirimi sağlayan perakendecilerden de alışveriş yapmayı tercih ettiklerini söylediler.

Tüketicilere, onları yeni bir markayı denemeye neyin motive edeceği sorulduğunda ise; %66’sı “topluluk için özel bir indirim” sayesinde motive olabileceklerini belirtti. Bu taktik; genel indirimden (%55), daha iyi müşteri hizmetlerinden (%37), şimdi al-sonra öde finansmanına erişimden (%26), web sitesi aktivitelerinden (%19) ve hatta toplanan ilgi alanlarına göre kişiselleştirilmiş tekliflerden bile daha etkili ve popüler bir yöntem.

Ankete katılan tüketici topluluklarının %60’ından fazlası, kendilerine özel bir fiyat indirimi sunan markalara duygusal olarak daha bağlı hissettiklerini söyledi.

fiyatlandırma ve duygusal bağ satın alma kararlarını nasıl yönlendiriyor?

Tüketici topluluklarının %70’inden fazlası, özel bir teklif almak için büyük olasılıkla bir markanın sadakat programına katılacaklarını söyledi.

SheerID CEO’su Jake Weatherly, “Düşüşteki ekonominin tüketici karamsarlığını körüklediğine ve harcamaları azalttığına şüphe yok ancak bu bulgular markalara, tüketicilerin ilgisini çekmek için açık bir yol sunuyor” dedi. “Tüketicilere, içinde yer almaktan gurur duydukları grup statüsüne dayalı özel bir teklif sunmak, onların hem duygusal hem de finansal ihtiyaçlarını karşılamak için gerçek ve denenmiş bir stratejidir. Markalar bu taktiği kullandıklarında, iyi günde de kötü günde de sadık müşterileri çekerek onları elde tutar.”

Under Armour CEO’su Şirketin Önümüzdeki Dönem Yatırımlarını ve Gelirlerini Açıkladı

Under Armour’un yeni CEO’su Stephanie Linnartz, atletizm perakendecisinin dördüncü çeyrek gelirinde %8’lik bir artış göstererek 1,4 milyar Dolar’a ulaştığını bildirdi. Şirketin basın açıklamasına göre, tüm yıl için satışlar %3 artarak 5,9 milyar Dolar’a ulaştı.

Linnartz, “Bu 3 Temel’i Koruyun” adlı yeni bir stratejinin ana hatlarını çizdi. Bu strateji, ABD’ye odaklanarak küresel marka ısısını artırmak; ayakkabı, kadın ve spor stiline odaklanan geliştirilmiş tasarım ve ürün sunmak ve ABD satışlarını artırmak gibi önceliklere sahip.

2024 mali yılı için perakendeci, geri dönüş girişimlerini yerine getirirken gelirin sabit, sermaye harcamalarının ise 250 milyon ila 270 milyon dolar arasında olmasını bekliyor. Linnartz, Under Armour’un bu yılki satışlarında %1 düşüş gördüğü Kuzey Amerika’da, 2025’te büyümeye geri döneceğini öngördü.

Linnartz’ın Under Armour’daki ilk kazanç çağrısındaki ana vurgu; atletizm alanında rakiplerinin gerisinde kalmış bir markada büyümeyi yeniden alevlendirmekti.

Bunun sebeplerinden biri ise Lululemon markasının 2021’de 6 milyar Dolar’lık ciroya ulaşarak Under Armour’u geride bırakması ve geçen yıl %30 büyüyerek 8,1 milyar Dolar’a ulaşması.

Marka stratejisinin büyük bir kısmı daha atletik veya “spor tarzı” odaklı bir teklife yöneliyor. Yöneticiler bu yöntemin, şirketin toplam erişilebilir pazarını üç katına çıkararak 300 milyar Dolar’a çıkaracağını söylüyor. Kurucu Kevin Plank, spor stiline geçiş aşamasını marka için “önemli bir evrim” olarak nitelendirdi. Perakendeci zamanını öncelikle performans ürünlerine harcarken sektörün geri kalanı atletik eğlenceye yöneldi.

GlobalData Genel Müdürü Neil Saunders’ın giyim hatlarına daha fazla moda eklemeyi içeren “düzeltici adımlara” dikkat çekmesiyle bazı değişiklikler şimdiden başladı.

Under Armour’un sportif stil sunumu, özellikle Under Armour için genel olarak iki büyüme alanı olan kadın ve ayakkabılara odaklanacak. Ayakkabı cephesinde Plank, şirketin ayakkabı kültüründen spor ayakkabı kültürüne geçmesi gerektiğini ve ürün odağını değiştirerek ayakkabılarının yalnızca oyun alanlarında değil, aynı zamanda NBA’in tünel yürüyüşleri gibi oyuncuların tarzlarını sergilemeleri için kullanılan bir yöntem olduğu durumlarda da görünmesi gerektiğini söyledi. Perakendeci ürün tazeliğini de vurgularken ilgiyi artırmak için eski “en iyi hitleri” yeni bir dönüşle tekrar sunacak.

under armour ceo’su: “büyüme, şüphesiz en yüksek önceliğimizdir”

Linnartz, kadınlara ulaşma söz konusu olduğunda, demografinin markanın gelirinin sadece dörtte birini oluşturduğunu ve Under Armour’un şu ana kadar kadınlar için olmazsa olmaz bir ürün yaratmada başarısız olduğunu söyledi.

Linnartz’ın hem web sitesi hem de uygulama için olması gereken değişiklikleri dile getirmesiyle, dijitalin de üzerinde çalışılması bekleniyor. Perakendeci, Linnartz’ın “yetersiz hizmet aldığını” söylediği golf gibi bazı sporlara daha fazla öncelik tanımayı planlıyor. Under Armour bu yıl içinde, marka elçisi Jordan Spieth ile ortaklaşa bir tasarımcıyla birlikte daha kaliteli bir koleksiyon başlatacak.

Şirket, bu yeni vizyonu desteklemek için spor ayakkabı ve marka uzmanları, bir iletişim müdürü, bir tüketici müdürü ve pazarlama-ticari yetenek dahil olmak üzere bir dizi yeni lideri işe almak istiyor. Şirket, mart ayında duyurduğu NBA süperstarı Stephen Curry ile uzun sürecek ortaklığı sayesinde basketbol çalışmalarına devam edecek. Marka aynı zamanda golf, kadın, gençlik ve spor kategorilerinde de çalışacak.

Perakendeci, aynı zamanda, mağaza ayak izini genişletmeyi planlıyor. Bu durumda marka, alışveriş merkezlerinde ve Under Armour’un yetersiz kaldığını hissettiği diğer alanlara daha fazla açılacak. Yeni mağazalar daha küçük olacak; hikaye anlatımına ve müşteri hizmetlerine daha fazla odaklanacak ve şirketin yeni sportif konumlandırmasını sergileyecek. 

Perakendeciler Müşterilere Neden Kahve Sunmak İsteyebilir?

Pazarlama profesörü Dipayan Biswas’a ait, alışverişten önce kafein tüketiminin satın alma davranışı üzerindeki etkilerine yönelik tüketici harcamalarıyla ilgili çalışma; alışverişten önce özellikle kafeinli bir içecek tüketmenin, müşterilerin daha fazla ürün satın almalarına ve daha yüksek harcama yapmalarına ilişkin dürtülerini artırdığını belirtmektedir.

Alışverişten hemen önce kahve, çay gibi kafeinli içecekler içen tüketiciler, anlık satın alma eğilimi gösterir ve daha çok para harcayarak daha fazla ürün satın alır.

perakendeciler müşterilere neden kahve sunmak i̇steyebilir?

Biswas’ın çalışma deneylerinden birinde; bir ev eşyaları perakende satış yerinde bulunan 145 müşteri, espresso ve kafeinsiz bir içecek içti. Wall Street Journal’ın araştırma raporuna göre; kahve içenler yaklaşık 18 dolar, kafeinsiz içecekler içenler ise bu miktarın sadece yarısını harcadılar.

Tampa’daki Güney Florida Üniversitesi’nde pazarlama profesörü ve çalışmanın yazarı olan Dipayan Biswas Wall Street Journal’a, “Kafeinin etkisi üzerine pek çok çalışma yapıldı, ancak hiçbiri tüketici harcamalarını nasıl etkilediğine bakmadı” dedi.

Aslına bakarsanız marklar tarafında buna yönelik çeşitli çalışmalar da söz konusu. Bununla ilgili mağaza içi kahve noktalarına yönelik bir başka makalemizi buradan inceleyebilirsiniz. Ülkemizde yine Boyner – Costa Coffee örneği güzel konumlandırmalardan biridir.

Peki siz alışveriş ve kahve tüketimi arasındaki bağ ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Perakendecilerin ‘Arama’ ve ‘Göz Atma’ Hakkında Bilmesi Gereken 3 Şey

Alakalı arama sonuçları sunmak için perakendecilerin arama sorgularını anlamaları ve alışveriş yapanların aradıklarıyla eşleşen kesin sonuçları döndürmeleri gerekir.

Yakın zamanda yapılan bir anket perakendeciler için şu 3 şeyin doğru olduğunu ortaya çıkardı:

  • Alışveriş yapanların %73’ü perakendeci tavsiyelerine çok açık.
  • Arama sonuçları alakasızsa, insanların %40’ı bir perakendeci hakkında olumsuz bir izlenim ediniyor.
  • Alışveriş yapanların yaklaşık %100’ü, arama çubuğunun alışveriş deneyimleri için önemli olduğunu söylüyor.

Alakalı öneriler sunmak için perakendecilerin, müşterilerin potansiyel olarak ne isteyebileceklerini, aramasalar bile anlamaları gerekir.

Alakalı arama sonuçları sunmak için perakendecilerin arama sorgularını anlamaları ve tüketicilerin aradıklarıyla eşleşen kesin sonuçları döndürmeleri gerekir.

kuresel eticaret

Çevrimiçi alışveriş deneyiminin tamamını optimize etmek isteyen perakendecilerin, kesinlik ve alaka düzeyi arasındaki çizgiyi aşmaları da gerekiyor.

Müşterilerinize en iyi ürünleri ve içeriği sunmak hassas bir dengedir. Müşterilere çok kısıtlayıcı veya çok genel olmayan ürünler ve içerikler göstermek istemelisiniz. Çok kısıtlayıcılarsa, sevdikleri ama bilmedikleri ürünleri sergileme fırsatını kaçırıyor olabilirsiniz. Çok genelse, alışveriş yapanlar istediklerini bulamadıkları için hüsrana uğrarlar.

Önerilerin ve sonuçların doğru olduğundan emin olmak için aşağıdaki 3 ipucunu kullanabilirsiniz.

1. İlk Önce ‘Arama’ Gelir

Harika bir dijital deneyimin özü, arama çubuğuyla başlar. Alışveriş yapanların en dikkatli hareket ettiği yer burasıdır. Arama deneyiminde perakendecilerin ve satıcıların göz önünde bulundurması gereken birkaç önemli nokta vardır diyebiliriz.

  • “Doğal dil” taleplerine yanıt verebiliyor musunuz? Alışveriş yapanların tümü aynı arama terimlerini kullanmaz veya geleneksel aramanın anlaması zor olabilecek daha uzun sorgular kullanır.
  • Arama sonuçları, bir müşterinin mevcut alışveriş oturumundaki davranışından ve geçmiş davranışsal verilerden etkileniyor mu? Arama sonuçlarının müşteri davranışına, diğer benzer alıcıların davranışlarına, satıcıların öne çıkardığı ve engellediği ürünlere ve içeriğe göre otomatik olarak ayarlanması gerekir.
  • Ürünlere ek olarak ilgili içeriği de gösteriyor musunuz? Alışveriş yapanların üçte birinden azı ilk ziyaretlerinde satın almayı planlıyor. Birçoğu fiyatları karşılaştırıyor, fikir edinmek için envanteri tarıyor veya daha sonra mağaza içi satın alma işlemleri için çevrimiçi göz atıyor.

Ayrıca, aramayı iyileştirmeye yönelik düzeltme; açılış sayfaları, filtreler ve ürün ayrıntısı sayfaları dahil olmak üzere diğer gezinme özelliklerini de iyileştirir. Örneğin, tüm müşteri yolculuğu boyunca yakalanan davranışlar, filtrelerde ve açılır menülerde neyin önceliklendirildiği de dahil olmak üzere deneyimin her bölümünü bilgilendirir. Bir arama çubuğu olmasa bile sonuçta hepsi aramadır.

2. Göz Atma Deneyimi de Önemlidir

  • Alışveriş yapanların %55’i fikir edinmek için envantere göz atmak üzere bir çevrimiçi mağazaya gidiyor.
  • %32’si fiziksel bir mağazadan satın alma önerileri arıyor.

Dijital deneyimler genellikle bir açılış sayfasında başlar ve ardından alışveriş yapanların yaklaşık %35’i aramayı kullanır. Bu açılış sayfaları, arama ve tavsiyeciler tarafından desteklenebilir. Satıcıların, niyeti etkili bir şekilde tahmin etmeye dayalı olarak alakalı bir izlenim bırakmak için yaklaşık 30 saniyesi vardır, aksi takdirde alışveriş yapanlar hemen geri döner.

Bu açılış sayfalarına gelen trafiğin büyük bir kısmı, arama motorları ve sosyal medya gibi, kullanıcının niyetini ilk olarak beyan ettiği harici kaynaklardan gelir. Harici bir sonuca tıkladıklarında, amacı türetmek için açılış sayfasının kendisi kullanılabilir. Örneğin, bir ürün sayfasına gelirlerse, o ürünün özellikleri ve alışveriş yapan kişinin bağlamı, tüm deneyimi daha ilgili hale getirmek için kullanılabilir.

Aynı şey, bir kategoriye, sezon açılış sayfasına, koleksiyon sayfasına vb. ulaştıklarında da geçerlidir. Örneğin, doğrudan ana sayfaya giderlerse, o sayfadaki diğer tüm alışveriş yapanların davranışlarını ve bağlamını gözlemlemek için makine öğrenimini kullanabiliriz. Anı yakalayın ve buna göre en fazla etkileşimi sağlayan arama sonuçlarını ve önerileri ortaya çıkarın.

Alakalı tavsiyelerde bulunan perakendeciler, tüketicilerin sitede geçirdikleri süreyi artırır, sepete ekleme oranlarını yükseltir ve dönüşümleri olumlu yönde artırır. Alışveriş yapan kişiler arama çubuğuna gittiklerinde, genellikle ne aradıkları konusunda net bir fikre sahip olurlar. Alışveriş yapanlar gelişigüzel göz atarken, öneriler ararlar.

Mağazaya özgü sinyalleri veya davranışları yakalayabilen perakendeciler, daha alakalı çok kanallı tavsiyeciler çekebilir. Örneğin, mağazaya özgü planogram, çevrimiçi ürün çeşitliliğini etkileyebilir. Yüz yüze alışveriş deneyimlerini planlamak için kullanılan bu “insan uzmanlığı”, perakendecilerin daha etkili arama sonuçları ve tavsiyeler sağlamak için çevrimiçi satış yapma yöntemleri hakkında bilgi verir.

Temas noktalarına ve bağlama dayalı bir tavsiye stratejisi uygulamak da önemlidir. Yeni ziyaretçiler bir kataloğa aşina olmadığından, bir ürün detay sayfasına veya alışveriş sepeti sayfasına yerleştirilen “beğenebilirsin”, “benzer ürün” ve “görünümü tamamla” önerileri, bu yeni müşterilerin satın almalarını sağlar. Bilinen veya sürekli alışveriş yapan kişiler için, müşterinin geçmişteki ve şimdiki katılımına dayalı olarak “önerebilir miyiz” veya “yalnızca sizin için” gibi kişiselleştirilmiş öneriler, ek satın almaları artırmanın harika bir yoludur.

Semantik vektör araması, belirli bir sorgu verildiğinde alışveriş yapanların ne satın alma eğiliminde olduklarına dayalı olarak alaka düzeyini tahmin eder ve bunu satıcılar ve arama yöneticileri tarafından küratörlük yapılmadan yapar. Bu gelişmiş teknoloji, yalnızca arama çubuğuna yazdıkları kelimelerle değil, müşteri hedefleriyle de eşleşir.

3. Akıllı Arama ve İlgili Önerilerin Otomatik Olması Gerekir

Satıcılar, dijital perakende işinizin öncüsüdür. Müşterilerin ne aradığını bilmeleri ve doğru ürünleri doğru müşterilere doğru zamanda sunmaları bekleniyor. Ancak en anlayışlı satıcılar bile, alışveriş yapanların her gün gönderdiği milyonlarca ürüne ve dijital sinyale ayak uydurmakta zorlanıyor.

Esnek, ölçeklenebilir e-ticaret satış yazılımı olmadan ekip, yüksek değerli, stratejik girişimlere odaklanabilecekken, ürünleri manuel olarak düzenlemek için çok fazla saat harcamak zorunda kalır.

Yapay zeka destekli site araması, “doğru” kelimeleri veya hecelemeyi kullanmasalar bile ziyaretçileri istedikleri sonuca götürebilir. Sistemin, arama kutusuna yazdıklarının gerçek anlamının ötesinde kullanıcının amacını anlamasına yardımcı olur ve deneyimlerini daha iyi kişiselleştirmek için web sitesi ve içerikle nasıl etkileşim kurduklarını öğrenmeye devam eder.

Ekipler, uzun eşanlamlı ve ikame listelerini manuel olarak yapmak için günler, aylar ve hatta yıllar harcayabilir. Bu, başka bir devasa kurallar ve istisnalar listesi oluşturur. Makine öğrenimi, site içeriği ile onu arayan kişiler arasındaki anlamı ve ilişkileri daha iyi anlamak için kullanılabilir ve her şey arasındaki bağ dokusunu akıllıca güçlendirir. Bu, siteyi yöneten ekiplerin üzerindeki baskıyı azaltır ve kişiselleştirilmiş bir arama deneyimi alan ziyaretçiler için dijital deneyimi geliştirir.

Daha Derin Mağaza İletişimi Arayan Lüks Müşteriler

Tüketicilerin %77 gibi büyük bir kısmı bu yıl lüks bir perakende mağazasını ziyaret etmeyi bekliyor. Onlara lüks müşteriler deniliyor ve neredeyse yarısı, yani %49, mağazanın ürün satın alınacak bir yerden daha fazlası olması gerektiğine ve bir marka ile müşteri arasında daha iyi bir bağlantı kurmak için fırsatlar sunması gerektiğine inanıyor. 

Lüks müşteriler mağazalardan ne bekliyor?

luks musteriler

Bunlar, BoF Insights ve Royalmount’tan The Evolving Art of Luxury Experiential Retail adlı raporun ana bulguları arasındadır. Bir basın açıklamasına göre rapor, fiziksel mağazaların müşteri yolculuğunda neden her şeyden önemli olmaya devam ettiğinin temel nedenlerini belirliyor ve 1.500’den fazla müşteriden alınan içgörüleri içeriyor.

Rapor, lüks sektörde yüz yüze alışveriş yapma isteğinin güçlü olduğunu ve tüketicilerin alışveriş deneyiminden giderek daha fazlasını talep ettiğini, yani markaların bu müşterileri tatmin edecek bir deneyim yaratmak için gelişmeye devam etmesi gerektiğini ortaya koydu.

Yarısından fazlası (%51) lüks bir alışveriş destinasyonunu ziyaret ederken teknoloji destekli sadakat programlarının en önemli etken olduğunu söylerken, hemen ardından müşteri yolculuğunu iyileştiren WI-FI gibi ücretsiz olanaklar (%50) geliyor.

Perakendeciler için ‘Üzgünüm’ Demek Gerçekten İşe Yarıyor mu?

‘Sorry, Sorry, Sorry: The Case for Good Ap Sorry’ adlı yeni bir kitap, özürlerin suçluluk veya zayıflığın kabulü olarak görüldüğü için genellikle samimiyetsiz olarak ortaya çıktığını savunuyor.

Yazarlar Marjorie Ingall ve Susan McCarthy kitapta şöyle yazıyor: Özür dilemek, zayıf olduğunuz anlamına gelmez. Bu, eylemlerinizin sorumluluğunu alacak ve işleri düzeltmeye çalışacak kadar güçlü olduğunuz anlamına gelir.”

Kitap, iyi bir özrün ve üzgünüm demenin 6 adımını ayrıntılarıyla anlatıyor:

perakendeciler i̇çin üzgünüm demek gerçekten i̇şe yarıyor mu?
  • “Üzgünüm” demek (yani “pişmanım” değil);
  • Ne için özür dilediğini söylemek;
  • [Davranışınızın] neden kötü olduğunu anladığınızı göstermek;
  • Mazeret üretmemek;
  • Bir daha yapmamaya söz vermek;
  • Telafi etmek (mümkünse).

Çalışmalar, özürlerin maalesef birçok şekilde geri tepebileceğini gösteriyor.

Cleveland’ın Case Western Reserve Üniversitesi tarafından yürütülen bir araştırma, bir müşteri çözüm görüşmesinin ilk yedi saniyesinden sonra özür dilemeye devam etmenin büyük olasılıkla geri tepeceğini, çünkü müşterinin sorununun nasıl çözüldüğünü duymak istediğini gösteriyor.

Çalışmanın yazarları Harvard Business Review’a, “Çalışanlar, soruna yönelik bir dizi olası çözümü enerjik ve yaratıcı bir şekilde keşfetmeye odaklanmalıdır. Bu beyin fırtınası aşaması, müşterilerin karşılaşmayı değerlendirmek için her şeyden çok kullanacağı bir aşamadır ve bir çalışan ne kadar ustalık gösterirse o kadar iyidir,” diyor.  

Birçok kişi için ani bir tepki olarak görülen aşırı özür dilemeye yönelik daha geniş bir eğilim, gerçek özürlerin etkisini zayıflatma riski taşır. Geçen yıl bir Wall Street Journal makalesi, “Özür dilemek konuşmalarda ve iletişimlerde kontrolsüz bir şekilde artıyor. Gerçekten üzülmememiz gereken her türlü şey için çok fazla ağlamayı ve gerçekten önemli olan özürleri sulandırmayı bırakmamız gerekiyor.” dedi.

New Mexico Eyalet Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından yürütülen bir araştırma, duruma göre değişmekle birlikte, özür dilemek yerine takdir göstermenin – yani “Beklettiğimiz için özür dilerim” yerine “Sabrınız için teşekkür ederim” demenin – haksızlığa uğramış bir müşterinin memnuniyetinin eski haline dönmede daha iyi sonuç verdiğini buldu.

Çalışma, “Hizmet sağlayıcı-tüketici etkileşimindeki odak noktasının, hizmet sağlayıcıların hatasını ve sorumluluğunu vurgulamaktan (özür) tüketicilerin erdemlerini ve katkılarını öne çıkarmaya (takdir) doğru kayması, tüketicilerin özgüvenini artırabilir ve bu da, memnuniyete dönüşebilir” diyor.

İskandinav Perakendeci JYSK, Resmi Olarak Türkiye Pazarına Girdi

Danimarka merkezli ev eşyası perakendecisi JYSK’nın Türkiye pazarına giriş yapacağını Nisan ayında sizlerle paylaşmıştık. JYSK, 4 Mayıs itibariyle İstanbul’da 2 lokasyonda mağaza açılışını gerçekleştirdi.

 47 ülkede 3 bin 200’den fazla mağazası ile IKEA’ya rakip olarak gösterilen perakendeci, İstanbul’da Torium AVM ve Oasis Cadde’de eş zamanlı 2 mağaza açılışı gerçekleştirdi.

İskandinav Perakendeci JYSK’nın Türkiye mağazalarına yakından bakın

JYSK CEO ve Başkanı Jan Bøgh yaptığı açıklamada “Harika İskandinav tekliflerimizi Türkiye halkına ulaştırmak için sabırsızlanıyoruz. Uzun zamandır işimizi Avrupa dışına genişletmek istiyorduk ve JYSK için Türkiye pazarında büyük bir potansiyel gördük. İskandinav ürün yelpazemizin Türkiye’deki müşterilere hitap edeceğine inanıyoruz ve her zaman olduğu gibi, ürün yelpazemizin bazı bölümlerini yerel pazara uyacak şekilde uyarlıyor olacağız. Türkiye’de daha fazla JYSK mağazası için birçok fırsat görüyoruz ve ilk iki mağazamız genişleme planlarımızın sadece başlangıcını oluşturuyor” dedi.

Türkiye, JYSK’nın 48. ülkesi. Bu ülkelerdeki mağazaların 28’i doğrudan JYSK tarafından işletilirken, geri kalanı franchise modeli ile işletiliyor.  JYSK’nın Türkiye pazarında kendi sektöründe bir hareketliliğe sebep olacağı ön görülüyor.

CEO ve Başkanı Jan Bøgh, bu konu ile ilgili olarak: “Hem kendi ülkelerimizde hem de franchise bölgelerimiz için çok iyi çalışan güçlü bir iş modelimiz var. En güçlü yönlerimizden biri, müşterilere daha yakın olmamızı ve alışveriş deneyimlerini kolaylaştırmamızı sağlayan küçük mağaza konseptimizdir. Müşterilerimiz nereden veya nasıl alışveriş yapmayı tercih ederlerse etsinler, JYSK ile sorunsuz bir alışveriş deneyimi yaşamalarını istiyoruz.” açıklamasında bulundu.

Hugo Boss, Kâr Tahminlerini Rekor Seviyelere Yükseltti

Alman moda devi Hugo Boss, “2023’e mükemmel bir başlangıç” ile tüm yıl kâr tahminini yükselteceğini açıkladı.

Şirket, işletme kârının 2023 yılının tamamı için %10 ila %20 arasında artarak 370 milyon Euro veya 400 milyon Euro’ya çıkmasını bekliyor.

2023 kâr tahminleri için rekor bir yıl olacak

hugo boss, kâr tahminlerini rekor seviyelere yükseltti

İlk çeyrekte satışlar, “markalar, tüm bölgeler ve tüm kanallar” genelinde çift haneli iyileştirmelerle %25 artarak 968 milyon Euro’ya ulaştı.

İlk çeyrekte kazanç, bir önceki yıla göre %63 artışla 65 milyon Euro oldu.

Hugo Boss CEO’su Daniel Grieder, “Dünya çapında marka ivmesini daha da hızlandırırken, yıla mükemmel bir başlangıç yaptığımızı düşünüyoruz” dedi.

“4 milyar Euroluk orta vadeli satış hedefimize bu yıl, yani beklenenden çok daha erken ulaşmayı hedeflediğimiz için 2023’ü şirketimiz için bir başka rekor kıran yıl yapacağız.”

Grup, Boss erkek giyim, Boss kadın giyim ve ana marka Hugo’nun çeyrek boyunca “güçlü çift haneli büyüme” kaydettiğini söyledi.

Adidas’ın İlk Çeyrek Gelirleri %1 Düşerek Beklentileri Aştı

  • Adidas’ın ilk çeyrek gelirleri %1 düşüşle yaklaşık 5.8 milyar Dolar’a geriledi ve para biriminden bağımsız gelirler önceki yıla göre sabit kaldı.
  • Şirketin yüksek stok seviyelerini düşürme girişimleri ve Yeezy serisinin durdurulması, Avrupa, Orta Doğu, Afrika, Kuzey Amerika ve Büyük Çin’i etkileyen yıllık karşılaştırmada yaklaşık 440 milyon Dolar’lık bir düşüşü temsil ediyordu.
  • Çeyrek boyunca ayakkabı gelirleri %1 ve aksesuarlar %8 arttı, ancak büyük ölçüde yüksek stok seviyeleri nedeniyle giyim satışları %3 düştü.

İlk çeyrek stokları marka için hala kritik

adidas i̇lk çeyrek gelirleri %1 düşerek beklentileri aştı

Arta kalan Yeezy hisseleri Adidas’ı rahatsız etmeye ve gelirleri düşürmeye devam ediyor. Eskiden Kanye West olarak bilinen Ye’nin bir dizi antisemitik ve ırkçı açıklama yapmasının ardından işbirliği geçen sonbaharda sona ermiş olsa da hâlâ satılmamış stok fazlası ürün markanın elinde var. Ek olarak yatırımcılar, Adidas’ın Yeezy ortaklığıyla ilgili riskleri haber yaygın olarak bilinmeden önce bildiğini ve hisselerinin piyasa değerinde düşüşe neden olduğunu iddia ederek dava açıyor.

Adidas CEO’su Bjørn Gulden, kazanç çağrısında şunları söyledi: “Kuzey Amerika’daki satışlardaki %20’lik düşüş – Yeezy hariç %5 düşüş – pazardaki yüksek stok seviyeleri ve indirimler nedeniyle muhafazakar satış stratejimizle uyumluydu.”

Şirket, Yeezy envanteriyle ne yapacağına henüz karar vermemiş olsa da, ürünleri boşaltamazsa yaklaşık 1,3 milyar dolarlık bir gelir kaybı beklediğini söyledi. Gulden, Yeezy hariç satış büyümesinin %9 olduğunu sözlerine ekledi.

Rakip Puma’da on yıl geçirdikten sonra Ocak ayında şirkete katılan Gulden, “Bu, beklenenden daha iyiydi ve bizi yılın geri kalanı için iyimser kılıyor” dedi. Yaşam tarzındaki düşüşün ve Yeezy’nin kaybının “elbette markayı incittiğini” sözlerine ekledi. Ancak aynı zamanda Bad Bunny, Ronnie Fieg/Kith, Gucci gibi yüksek profilli isimlerle yeni işbirlikleri ve Nisan ayında tanıtımı yapılan ve bu yıl içinde daha eksiksiz bir şekilde piyasaya sürülmesi beklenen yeni Fear of God lansmanını da duyurdu.

Gulden, stokların hala çok yüksek olduğunu, ancak şimdiden yılın başına göre 330 milyon Dolar daha düşük olduğunu ve bu envanter seviyelerini normalleştirmeyi planladığını, böylece Adidas’ın sonunda indirim seviyelerini düşürebileceğini, tam fiyatlı işini artırabileceğini ve “marka çizgisini yeniden inşa edebileceğini” söyledi. 

“Sadece biraz zamana ihtiyacımız var,” dedi. “2023, kısa vadeli finansal sonuçlarımızı maksimize etmenin hedefimiz olmadığı, hayal kırıklığı yaratan rakamlarla inişli çıkışlı bir yıl olacak. Bu yılı daha iyi bir 2024 ve iyi bir 2025 ve sonrası için güçlü bir temel oluşturmak adına bir geçiş yılı olarak değerlendiriyoruz.”