Ana Sayfa Blog Sayfa 279

Disney, İzlerken Satın Al Platformlarını Genişletiyor

Walt Disney Company geçen hafta ABD’de Disney+ abonelerinin Disney+ uygulaması aracılığıyla “Star Wars”, “Black Panther” ve “Frozen” gibi franchise’lardan özel ürünler satın almalarını sağlayacak bir “sınırlı test” başlattı. Bu sınırlı test izlerken satın alma platformunu içerisinde barındırıyor.

Disney+ aboneleri shopDisney.com/DisneyPlusSpecialAccess adresini ziyaret edebilir veya Disney+’daki belirli filmler, diziler ve kısa filmler için ayrıntılar sayfalarına gidebilir ve ürünlerin piyasada satılma zamanından yaklaşık bir hafta önce satın alınabilen ürünlerine erişmek için QR kodlarını tarayabilirler.

Test, Disney+’ı bir yaşam tarzı markası uygulamasına dönüştürmek amacıyla Disney’in iki ana iş kolunu –  Disney Medya ve Eğlence Dağıtımı (DMED) ve Disney Parkları, Deneyimleri ve Ürünleri (DPEP) – Disney+ aracılığıyla entegre etme çabasının bir parçasıdır.

Disney CEO’su Bob Chapek Ekim ayı ortasında The Wall Street Journal’ın Tech Live konferansında “Disney yaşam tarzınızın fiziksel ve dijital yönlerinin bir araya gelmesi” dedi. Tüketici verilerini bölümler arasında entegre etmenin ve müşteri alışkanlıkları hakkındaki bilgileri kullanmanın, özelleştirilmiş ürünleri ve çapraz satış çabalarını desteklemesi bekleniyor.

İzlerken satın al çalışmaları ilk değil

disney, i̇zlerken satın al platformlarını genişletiyor

Bu çalışma aslına bakarsanız ilk olarak kullanılmıyor. Eylül ayında Disney, Disney+ abonelerine Florida’daki Walt Disney World otellerinde indirimler sundu ve üyelere tema parklarına ve tatil köylerine özel erişim sağlamayı araştırdığını doğruladı.

Amazon ve Apple, indirimler, akış videoları ve müzik tekliflerini bir araya getirdi ancak ürün satışını şovlarına doğrudan bağlamadı.

Daha öncesinde, 2019’da şovlarla uyumlu alışveriş yapılabilir içerik sunmaya başlayan Comcast‘in çalışmasında ise şöyle bir uygulama izlenmişti: İzleyiciler, bir e-ticaret mağazasına yönlendirilmek üzere TV ekranlarındaki QR kodlarını taradılar ve doğrudan alışveriş yapabildiler. Daha yakın zamanlarda ise, hizmet bir “Sahneleri Satın Al” sanal alışveriş platformuna genişletildi.

Evidea’da Üst Düzey Atama

2011 yılından bu yana ev yaşam ürünleri kategorisinde faaliyet gösteren ve büyümesini perakende mağaza zincirleriyle sürdüren Evidea, üst düzey yönetim kadrosuna deneyimli bir isim daha dahil ettti. Son 12 yıldır pek çok kurumsal firmada Pazarlama ve Müşteri Memnuniyeti Yönetimi alanlarında farklı sorumluluklar üstlenen Sevde Yıldırım, Evidea Pazarlama Direktörlüğü görevine atandı.

Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olan Sevde Yıldırım, yüksek lisansını Marmara Üniversitesi Stratejik Pazarlama Bölümü’nde tamamladı. 2010 yılından bu yana ebebek, ModaCruz ve gelal şirketlerinde pazarlama yöneticiliği yapan Yıldırım, son olarak Sosyopix’te CMO olarak bulunuyordu.

2022 Kasım ayı itibarıyla Evidea’da Pazarlama Direktörü olarak göreve başlayan Yıldırım, offline ve online pazarlama stratejisi, dijital pazarlama kanallarının yönetimi, müşteri ilişkileri ve sadakatinden sorumlu olacak.

Vakkorama’da Bayrak Değişimi

Dünyanın ilk konsept mağazası Vakkorama 40. yılını kutluyor. Vakkorama’nın kurucusu Vakko Yönetim Kurulu Başkanı Cem Hakko, bugüne kadar markaya emeği dokunmuş çalışma arkadaşlarıyla birlikte Nakkaştepe’deki Vakko Moda Merkezi’nde özel bir kutlama yaptı. Ayrıca Cem Hakko, 40. yılda Vakkorama’nın anahtarını oğlu Can Hakko’ya devretti.

40. yılı tüm Vakko çalışanları, Hakko ailesi ve Vakkorama’ya geçmişte emeği geçen iş ortaklarının katıldığı bir buluşmayla kutlandı.

‘Hayatım Vakko II’ belgeselinin gösterimi ilk kez yapıldı

Vakkorama’nın 40. yıl kutlamasında, Vakko kurucusu Vitali Hakko’nun Mehmet Ali Birand ve Ömür İlbaş Demir’in katkılarıyla oluşturduğu ‘Hayatım Vakko’ belgeselinin devamı niteliğindeki ‘Hayatım Vakko II’ belgeselinin gösterimi gerçekleştirildi. Cem Hakko’nun, Vakko Genel Müdürü olmasıyla birlikte başlayan yeni yolculuğunun anlatıldığı belgeselde, Vakkorama çatısı altında yapılan; Sailing Cup, Dünya Offshore Şampiyonası, Pupa Yelken Yarışları, Dünya Aerobik Şampiyonası ve Vakkorama kültür matinelerine yer verildi. Aynı zamanda Hakko ailesinin üyeleri de belgeselde yer alarak Cem Hakko ile ilgili anı ve görüşlerini paylaştı.

Cem Hakko, 40. yılda bayrağı oğlu Can Hakko’ya devretti

Konuşma sonrasında Cem Hakko, temsili bir anahtarı Can Hakko’ya sunarak, “Zamanında babamın bana yaptığı gibi 40. yılında ben de Vakkorama’nın anahtarını oğluma devrediyorum.” dedi.

Can Hakko, babasına ithafen “Tüm başarılarını hepimiz gururla izledik ve izlemeye devam ediyoruz. Senin gibi vizyoner, çalışkan bir liderimiz olduğu için çok şanslıyız. Ülkemize, çağının çok ötesinde değerli konsept bir mağaza ve birçok ilki getirdin. Tutkumuzun peşinden giderek, çok çalışarak ve asla vazgeçmeyerek hayallerimizi başarabileceğimizin yaşayan bir kanıtısın. Senin ideallerin ve başarılarının izinde çalışmak bizler için çok büyük bir motivasyon kaynağı. Bize yol gösterdiğin için çok teşekkür ediyoruz. Senin oğlun olduğum için çok gurur duyuyorum” dedi.

Suwen, 3. Çeyrek Oranlarını Açıkladı

Suwen, 3. çeyrek sonuçlarını açıkladı. Buna göre şirketin ilk dokuz ayda net kârı yüzde 284.7 artışla 116.5 milyon TL, satış gelirleri yüzde 162.7 artışla 627.2 milyon TL oldu.

Açıklanan rakamlara göre Suwen ilk dokuz ayda yüzde 162.7 büyüme gerçekleştirdi.

Suwen, 2022 yılı üçüncü çeyrek mali sonuçlarını açıkladı. Güçlü büyüme performansı gerçekleştiren şirket, yılın üçüncü çeyreğinde 304.0 milyon TL net satış elde etti. İlk dokuz aylık dönemde ise net kârı yüzde 284.7 artışla 116.5 milyon TL; satış gelirleri de yüzde 162.7 artışla 627.2 milyon TL olarak gerçekleşti.

Geçen yılın ilk dokuz ayına göre Suwen’in FAVÖK tutarı yüzde 167.1 artışla 203.8 milyon TL olarak açıklandı. Suwen bu yılın ilk dokuz ayında 151.3 milyon TL tutarında faaliyet, 116.5 milyon TL tutarında net kâr elde etti.

Bu dönemde Türkiye’de 12, yurt dışında 5 yeni mağaza açan Suwen’in mağazalarının sayısı 154’e yükseldi.

3. çeyrek oranları büyümenin göstergesi

Yılın ilk dokuz ayında hedefledikleri büyüme rakamlarını yakaladıklarını söyleyen Suwen Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Ali Bolluk yaptığı açıklamada:

“Suwen’in yılın ilk 9 ayında hedefimizin üzerinde gerçekleşen büyüme çizgisi, kadınların her mevsim şıklık anlayışını Suwen ile benimsediğini gösteriyor. Güçlü ve sürdürülebilir büyüme hedefimizi sürdüreceğiz. Yılın ilk dokuz ayında hedeflerimizi yakaladığımız için çok memnunuz. Bu sonuçlar planlarımıza paralel olarak güçlü büyümemizi yıl sonuna kadar sürdüreceğimizin de güçlü bir kanıtı. Açtığımız yeni mağazalarla satış ağımızı Türkiye’de ve yurt dışında farklı coğrafyalarda genişletmeye devam edeceğiz. 30 Eylül 2022 itibariyle mali tablomuza baktığımız zaman Suwen’in hızlı büyüme çizgisini koruyacağımıza inanıyoruz.” dedi.

Geleceğin Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Sistemi Milk Run, LogD ile Artık Türkiye’de

Sürdürülebilirlik, perakende sektörünün bugün en önemli konularından biri. Peki tedarik zinciri sürdürülebilirliği kısmında Milk Run sistemini daha önce duymuş muydunuz?

Dünyaca ünlü markaları ‘Sürdürülebilir Yeşil Lojistik’ ekseninde buluşturan LogD, Milk Run Yönetim Sistemi ile lojistik tedarik zincirinde yeni bir çığır açıyor. Teknoloji, operasyon ve çevreci malzemelerin kullanıldığı sürdürülebilirlik içeren inovatif bir uygulama olan Milk Run Yönetim Sistemi, binlerce ağacın kesilmesinin önüne geçiyor ve perakendenin karbon ayak izini azaltıyor.

Geleceğin tedarik zinciri LogD, daha iyi bir dünya ve daha iyi bir gelecek için sürdürülebilirlik taahhüdü konusunda iddialı bir sistem geliştirerek Türkiye’de bir ilke imza attı. Teknoloji, operasyon ve çevreci malzemelerin kullanıldığı sürdürülebilirlik içeren inovatif bir uygulama olan Milk Run Yönetim Sistemi, LogD ile artık Türkiye’de.

Milk Run Yönetim Sistemi, Lojistik süreçlerinde perakendenin en büyük sorunlarından biri olan kullan-at malzemelerin çevreye ve ekonomiye zararını görerek bu sorunu ortadan kaldırıyor.

Eko tasarım bilinciyle, malzemeyi kaybetmeden hayat döngüsünde sürekli tutmayı hedefleyerek geliştirilen kutulardaki geri dönüştürülmüş içerik kullanımını 2025 yılına kadar %100’e çıkarmayı hedefleyen marka, oluşturduğu yeni Yönetim Sistemi ile sadece iki ayda binlerce ağacın kesilmesinin ve 1 milyon kg’dan fazla karbon ayak izinin oluşmasının önüne geçti.

Hem çevreye hem de şirketlerin döngüsel ekonomisine katkı sağlayan Milk Run Yönetim Sistemi’nin Türkiye’de bir ilk olduğunu belirten LogD CEO’su Seyhan Gülhan; “Geliştirdiğimiz Milk Run Yönetim Sistemi ile geri dönüştürülmüş malzemeden ürettiğimiz çevre dostu inovatif kutu, etiket  ve mühürler şirketlerin sevkiyatlarındaki karton koli kullanımını ortadan kaldırarak binlerce ağacın kesilmesini, kolilerin üretimi sırasında kullanılan tonlarca suyun kullanılmamasını, doğaya atık olarak bırakılmış malzemelerin yeniden kullanım sürecine dahil edilerek çevreye verilen zararın engellenmesini sağlıyoruz. Tek bir gezegenimiz var ve dünyanın herhangi bir yerinde atılacak ufacık bir adım bile çok kıymetli. Bu nedenle çevreci ve sürdürülebilir Milk Run Yönetim Sistemi’nin tüm dünyada kullanılması için çalışmalarımızı geliştireceğiz.” dedi.

Milk Run Yönetim Sistemi’nin çıkış noktalarından biri de markaların lojistik yönetim maliyetlerinden tasarruf etmelerini sağlamak olduğunu vurgulayan Gülhan, ‘Tek kullanımlık sarf malzemeler için ayrılan bütçe, satın alma sürecinde harcanan zaman, emek, depolama alanı gibi birçok etmeni dikkate alarak geliştirdiğimiz Milk Run Yönetim Sistemi ile harcanan fazla zaman, emek ve tek kullanımlık ürünlerin yüklediği finansal yükün de önüne geçiyor, şirketlerin döngüsel ekonomilerine katkı sağlıyoruz” dedi.

192 kutu ile başladığı üretimine çok kısa sürede taleplerin artması ile 6.500 adet kutu ile devam eden LogD, sektörün sürdürülebilir politikalar izleyen öncü perakende markaları Altınyıldız Classics, Beymen, Dagi, English Home, Koton ile el sıkışarak Milk Run Yönetim Sistemi’ni şirketlerin lojistik süreçlerine entegre etti.  Damat Tween & DS Damat, Le Wrangler, Yargıcı, Ramsey, Teknosa gibi yeni markaları sistemine dahil eden LogD, Milk Run Yönetim Sistemi’yle yılda 25.000.000 kg karbon ayak izini azaltmayı hedefleyerek lojistiğin yeşil dönüşümüne büyük katkı sağlıyor.

geleceğin tedarik zinciri sistemi milk run, logd ile artık türkiye'de

Zeytin çekirdeği, tedarik zinciri ve Milk Run

Milk Run Yönetim Sistemi için geliştirilen re-cycle kutuların geri dönüştürülmüş plastikten üretilmesinin yanı sıra kutuların markalaması sırasında kullanılan etiket geri dönüştürülmüş kağıttan oluşuyor. Ayrıca mühürleme sistemindeki mühürlerde ise bir ilke imza atılarak re-cycle zeytin çekirdeğinden üretilen bio-plastik kullanılıyor.

Basın toplantısına katılan LogD’nin iş ortaklarından Orka Holding Pazarlama Grup Başkanı Büşra Orakçıoğlu:Hem üretimde hem lojistiğimizde hem mağaza tarafında ikiz dönüşümü gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Lojistik partnerimizin LogD olması bizim için kıymetli. Bu aslında önümüzdeki gelecek nesillere karşı verdiğimiz bir sorumluluk. Bunu teknolojiyle birleştirmeyen, doğasına ve yaşadığı yere saygı duymayan hiçbir marka 10 sene içinde varlığını sürdüremeyecek.” diye konuştu.

Gürmen Group CFO’su Ali Öztayıncı ise; “Ticarette kazanmak tabii ki önemlidir ama bazen kaybetmemek çok önemli hatta kaybettiğiniz şey yerine koyamayacağınız bir şeyse… Bir doğa veya ağaç kaybediyorsanız bu çok daha kötüdür. Sürdürülebilir değer yaratan markamızın temel felsefesi, bir değer yaratırken bunun sürdürülebilir olması… O yüzden pandemi sonrası dünyada birçok işin yeniden dizayn edildiği bir dönemde LogD’nin lojistiğin sürdürülebilir dizaynını yapıyor olması çok değerli.” dedi.

JLL Türkiye Yeniden Kiralama Direktörü Hikmet Özkavaf’a Sorduk

Perakende profesyonellerine farklı sorular yönelttiğimiz serimizde JLL Türkiye Mülk Yönetimi Yeniden Kiralama Direktörü Hikmet Özkavaf ile Türkiye’deki Alışveriş Merkezlerini, perakende sektörünü ve beklentilerini konuştuk.

Hem JLL Türkiye, hem de perakende, Alışveriş Merkezleri, sektör problemleri ve beklentileri özelinde sorularımızı yönelttik.

Röportajı video olarak izlemek istemeyenler için yazılı haline de aşağıdan erişebilirsiniz.

JLL Türkiye Yeniden Kiralama Direktörü Hikmet Özkavaf Röportajı

2022 yılı perakendesini genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz, sektörel olarak yıl sonu beklentileriniz nelerdir?

2022 yılı aslında bizim bir uyanış yılımız oldu diyebiliriz. Çünkü çok zor bir dönemden geçtik Covid önlemleriyle beraber Alışveriş Merkezlerinin kapanması ve perakende sektörünün neredeyse durağan hale gelmesi, sıfırlanması ile birlikte 2021 pandemi etkilerinin azalması artık tedbirlerin kalkmasıyla beraber yeniden bir dönüş yeniden uyanış diyebiliriz bu dönem için. Tabii ki Alışveriş Merkezleri içerisindeki tedbirlerin kalkması ve müşterinin tekrar Alışveriş Merkezi ile buluşması için AVM’ler de son derece etkin çalıştılar. Hem AVM’ler hem de perakendeciler tarafında çok ciddi hazırlıklar yapıldı bunun için. Özellikle yaz sezonunda çok kuvvetli bir giriş oldu ve bence 2022 şu anda keyifli gidiyor, keyifli olmaya devam edecek gibi gözüküyor.

Rakamlardan bahsedecek olursak, Eylül ayına kadar özellikle yerli ve yabancı turistin de etkisiyle beraber çok ciddi anlamda ivme kazandık. Turist alan AVM’ler çok daha iyi ciro performansı yaparken, yerli halk da alışveriş merkezinde ciddi tevazu gösterdi. Yani özetlemek gerekirse bizim bu yılın üçüncü çeyreğine kadar cirolar oldukça iyi şekilde gerçekleşti. Yılbaşına doğru olan dönemde de aynı tempoda devam ettiğini görüyoruz. Kıyaslama kısmında ise, biz kıyaslamalarımızı şu şekilde yapıyoruz, kendi yatırımcılarımıza da aynı şekilde raporlarımızı sunuyoruz: 2019 yılı yani pandemi öncesi kapatmış olduğumuz ciroları güncel enflasyon oranında kurgulayıp bugüne taşıyoruz. Bu şekilde bir kıyaslama yaptığımızda Türkiye’de perakende sektöründe % 5 ile% 10 bir ciro artışı gerçekleştiğini görüyoruz.

Çok ciddi bir enflasyonist ortamdayız. Reel olarak hissettiğimiz enflasyon belki rakamlardan çok daha fazla. Bu enflasyonist ortamda Alışveriş Merkezleri tarafından müşterinin, özellikle de ailelerin tevazusunu alabilmek bizler adına çok önemli.

2023 yılı için sektöre tavsiyelerinizden kısaca bahsedebilir misiniz?

Önümüzdeki dönemde sektör olarak hem dünya hem de ülkemiz tarafında ciddi rol değişimine gidileceğini bekliyoruz. Bu değişim markalar ve Alışveriş Merkezleri olarak iki taraflı yaşanacak bir değişim olacak. Teknoloji yatırımlarının artması, daha insancı doğaya dost alışveriş merkezi ve markaların sektörde yer edinmesi bu değişimin tetikleyicisi olacak. Alışveriş Merkezleri ve markaların sadece satış odaklı değil biraz daha sosyal alanları olan yerlere dönüşmesi bizler için önemli bir değer haline geldi.

Mevcutta devam eden danışmanlığını verdiğimiz birçok Alışveriş Merkezinde bizim 2023 yılı için telkinlerimiz, AVM içerisinde daha çok çocuğa, aileye, genç kitleye vakit geçirebileceği alanlar yaratmaları yönünde oluyor. Alışveriş Merkezlerini, eğlencenin değerlendirildiği alanlar haline getirmeye çalışıyoruz. Bu renovasyonu yaptığımız projelerde ise çok hızlı dönüşler aldık.

2023 yılı için tavsiyelerim ise AVM’lerin kendini analiz etmesi, eksiklerini gidermesi, bu anlamda dünya trendlerinin ve bizlerin önermiş olduğu revizyonların bir an önce yapılması şeklinde olabilir. Sektörün kendini biraz daha geleceğe taşıması gerekiyor.

Türkiye’deki Alışveriş Merkezleri sektörünün bugünü ve geleceği hakkında yorumlarınız nelerdir?

Alışveriş insanlar için vazgeçilmez bir ihtiyaç, açıkçası dünyada da Türkiye’de de durum bu şekilde. Özellikle Anadolu şehirlerinde bu davranışa daha fazla rastlıyoruz.  İnsanların alışverişi tercih etme sebepleri daha çok motivasyon, kendilerini özel hissetme ve mutluluk üzerine odaklı. Enflasyon ortamına girdiğimiz zaman elbette bu davranışlarda değişiklikler görüyoruz. Ama fiyat ne olursa olsun Alışveriş Merkezinde zaman harcamaları, hiçbir şey yapmasalar da yeme içme alanlarında yemek yemeleri, sosyalleşmeleri de bizler için çok önemli.

Pandemi ile birlikte Alışveriş Merkezi sektörü bitti, artık internet başladı riski çoğaldı. Hepimiz artık AVM’lerde bundan sonra bir hareketlilik olmaz dedik ama şu andaki tepkiyi gördüğüm zaman durumun bunun tam tersi bir artışla ilerlediğini söyleyebilirim. Yani insanlar doğru marka mixlerinin olduğu, doğru havalandırmanın, doğru otoparkının, doğru mimari yönlendirmelerin olduğu, temiz güvenli ve müşteri odaklı çalışan, pazarlama etkinlikleri bulanan Alışveriş Merkezlerine ilgisini daha da arttırdı. Az önce bahsetmiş olduğum kendini yenileme etkisi de bu noktada oldukça önemli. Sektöre göre geriden gelen, mimari yenilikleri veya revizeleri yapmayan, müşteri kitlesini doğru şekilde analiz edememiş Alışveriş Merkezleri için durum maalesef iç açıcı olmuyor. Müşteriler artık biraz daha hem marka çeşidinin çok olduğu hem de aradığı ürüne bakarken keyifli vakit geçirebileceği alanlar istiyor.

Mevcut Alışveriş Merkezleri’ne tavsiyem, kendini yenilemiş, içerideki kiracısı ile sözleşmesel ve ticari anlamda uzlaşmaya varmış ve marka mixini tamamlamış olarak yollarına devam etmeleri şeklinde olabilir.

Kiralama tarafından baktığınızda Türkiye’de perakende sektörünün bugün en büyük problemleri sizce nelerdir?

Aslına bakarsanız genel anlamda böyle bir problem yok şuan sektörde, var olan problemler de çözülmek için var. Güncel anlamda en şu anda beklenmedik artışı gördüğümüz enerji tarafında sektör ciddi bir sorun yaşıyor. Yani artık perakendeci ile bizim en çok konuştuğumuz konular kira, genel gider maliyetleri gibi konuların yanında elektrik maliyetleri olarak da hayatımıza girdi. Bu, perakendeciler için aslında bu zamana kadar hiç konuşmadığımız bilmediğimiz bir faktör. Fakat elbette bu sorun için de farklı çözümler üretilebilir. Büyük mağazada yer alan perakendeciler belki gelecekte daha küçük metrekarelerde yer alacak. Alışveriş Merkezleri tarafında da enerji tasarrufu anlamında farklı çalışmalar yapılmalı. Bu konuyu bizim şu anda,  gelecekte çözmemiz gereken en büyük sorunlardan biri olarak görüyorum.

Ardından da tabii ki yenileme ve emtia fiyatları geliyor. Dekorasyon maliyetleri artık eskisi gibi hemen karar verilebilecek şekilde değil. Değişiklikler oldukça agresif şekilde gerçekleşiyor. Yenileme maliyetleri karar verildikten 1 ay sonra hatta çok daha kısa süre içerisinde değişikliğe uğrayabiliyor.

Yeni kiralamalarda size en çok gelen talepler nelerdir ve hangi sektörler üzerine odaklı gerçekleşiyor?

En çok talep aldığımız ve 2022 yılı içerisinde cirosal anlamda en yüksek oranları gözlemlediğimiz sektör dekorasyon ve ev ürünleri üzerine odaklı. İnsanlar pandemi ile beraber evlerindeki değişiklikleri gerçekleştirmeye, küçük ev aletlerini değiştirmeye başlamışlardı. Bu ivmenin ben açıkçası pandemiden sonra düşeceğini sanıyordum ama rakamlar öyle göstermiyor. Diğer tarafta ev grubundan sonra aktif spor giyimde de bir talep artışı söz konusu. Pandemi sonrası klasik giyimden biraz daha rahat giyime doğru bir artış oldu ve bu da mağaza cirolarını etkileyen faktörlerden biri haline geldi.

JLL Türkiye’nin 2022 yılını ve 2023 planlarını bizimle paylaşabilir misiniz?

Kısa vadeli beklentimiz, çok hızlı bir şekilde yılbaşı alışverişini tamamlayabilmek. Bu anlamda da yıl sonunun iyi geçeceğin ve yılı iyi oranlarla kapatacağımıza inanıyoruz. Rakamlardan biraz bahsetmem gerekirse 2019 yılı ile kıyasladığımızda ziyaretçi sayılarında bir düşüş gerçekleşmiş olsa da, alışveriş durmuyor. Net karşılaştırmada ortalama %5 – %10 oranında bir artış bekliyoruz.

2022 yılını kapatıp 2023’e başlarken artık biraz daha pandemi etkisinden ayrıldık, kendimizi bulduk ve bununla beraber de yeni pazarlara, Alışveriş Merkezleri içerisindeki revizyonlara gidiyoruz. En önemli hedeflerimizden biri tabii ki danışmanlığını verdiğimiz Alışveriş Merkezlerinin sayısını arttırabilmek. Türkiye’nin her yerindeyiz. Anadolu’nun her yerinde proje yönetebiliyoruz bu anlamda çok kaliteli ve kuvvetli bir ekibe sahibiz. Projelerimiz arttırdıkça performansımız ve motivasyonumuz da artıyor. Bu motivasyon ile Alışveriş Merkezlerinde danışmanlık verdiğimiz hem perakende markaları hem de yatırımcılarımız tarafına çok daha dolu dolu bir hizmet sunuyoruz.

İngiltere’deki Yaya Sayısı Tekrar Düşüşe Geçti

Birleşik Krallık‘ta tüm perakende destinasyonlarındaki ziyaretçi sayısı, okul yarıyıl tatili nedeniyle bir önceki haftaya göre +%8,2’lik bir artışın ardından 30 Ekim – 5 Kasım 2022 arasında geçen hafta -%7,5 düştü.

Geçen hafta bir önceki haftaya göre ana caddeler -%10 oranla en büyük düşüşü yaşarken alışveriş merkezlerindeki yaya trafiği -%7,7 azaldı ve perakende parkları -%1,8 ile daha mütevazı bir düşüş yaşadı.

Ek olarak, Londra Merkez’de yaya trafiği -%13,1 oranında düşerken yarıyıl tatil haftasında yapılan gezilerden kaynaklı sırasıyla % +18,2 ve +%10,8 oranlarında artışlar yaşandı.

Geçen hafta Birleşik Krallık’ın genelinde ziyaretçi sayısı azaldı ve İskoçya’da -%3.8’den Güney Batı’da -%12,5’e düştü. Yaya sayısının arttığı tek yerler Galler (+%0,4) ve Kuzey İrlanda (+%7,2) oldu.

Yaya trafiği farkı da pandemi öncesi 2019’dan (-%9) geçen hafta -%9.8’e genişledi. Bununla birlikte, 2021’den itibaren yaya sayısında bir artış oldu – önceki haftadaki +%3,2’den geçen hafta +%5,2’ye yükseldi, ancak bu henüz üçüncü en küçük yıllık artış oldu.

Ücretsiz İade Dönemini Kapatmanın Zamanı Geldi mi?

Perakendeciler, artan maliyetleri azaltmak için iade çerçevelerini daraltıyor ve hatta artık iade ücretleri alıyor. Bildiğiniz üzere ülkemizde de bu yönde bir yasalaşma söz konusu oldu. Yani aslında bu konuda tartışacak bir konu ülkemizde kalmamasına rağmen, reelde durum maalesef henüz öyle değil. Çünkü tüm markalar henüz iade kargo ücreti yansıtma sürecini gerçekleştirmiyor.

The Wall Street Journal ve CNBC’den gelen haberlere göre :

  • Gap Haziran ayında Athleta, Gap, Banana Republic ve Old Navy markalarının iade süresini 45 günden 30 güne,  J.Crew ise  60 günden 30 güne indirdi.
  • Zara, J.Crew, JCPenney, Abercrombie & Fitch, Anthropologie, REI ve LL Bean, postayla gönderilen iadeler için 3,50 ile 8,00 ABD Doları arasında ücret talep edenler arasında bulunuyor.

Tüketiciler, COVID-19 kısıtlamaları sırasında evlerini giyinme odası olarak kullanmaya daha çok alıştı. Ulusal Perakende Federasyonu, 2021’de ABD perakende satışlarının %16,6’sının iade edildiğini ve çevrimiçi iade oranlarının %20,8 olduğunu bildirdi.

Ücretsiz iade perakende için ne anlama geliyor?

ücretsiz i̇ade dönemini kapatmanın zamanı geldi mi?

Gartner araştırmasına göre, iadelerin yalnızca %48’i tam fiyattan yeniden satılabildiğinden iadeler epey maliyetli bir süreç oluşturuyor. Daha yüksek işçilik, nakliye ve depolama masrafları, bu yıl iade maliyetlerini daha da artırıyor.

Forrester analisti Sucharita Kodali Marketplace’e verdiği demeçte, “Herkes, Amazon ve diğerleri gibi e-ticaret şirketleriyle rekabet edebilmek için süper liberal bir iade politikasına sahip olmak istedi” dedi. Şimdi, çevrimiçi satın alınan giysi ve ayakkabıların yaklaşık %30’u geri dönüyor ve genel olarak “bununla ilişkili çok büyük bir karbon ayak izi var ve bu çok büyük bir maliyet.”

Yakın tarihli bir PowerReviews araştırması, çevrimiçi alışveriş yaparken en çok dikkate alınan faktörler olarak ücretsiz iadelerin (%76), ücretsiz gönderimden (%96) sonra ikinci sırada olduğunu buldu.

Bununla birlikte, perakendeciler hala iade politikalarını netleştirebilmiş değil. En büyük soru işareti ise müşteri kaybı üzerine gerçekleşiyor.

Starbucks’dan Tall Boy Rize Çayı İster miydiniz?

Starbucks, menüsüne Rize çayını ekledi. Geçtiğimiz dönemde menüsüne Türk kahvesini de dahil eden marka, bu kez müşterilerinin karşısına 400 mağazasında sunacağı özel harmanlı demleme Türk çayıyla çıkıyor.

 Starbucks’tan yapılan açıklamada, “Türk kahvesinin ardından Türk çayını da ürün gamımıza dahil ettiğimiz için mutluyuz. Starbucks, Türkiye’deki misafirlerimizin sevgi duyduğu bir marka. Misafirlerimizin Starbucks’ı ikinci evleri gibi görmelerini istiyoruz. Bu kapsamda alışkın oldukları çay lezzetini mağazalarımıza taşıyoruz” denildi.  

starbucks cay2

Misafirlerine 400 mağazada sunduğu Türk çayını nane, limon, bal, akide şekeri gibi eşlikçilerle kişiselleştirme şansı tanıyacak olan marka, geleneksel tat profiline uygun demleme makineleriyle hazırlanacak çaylarını da ormansızlaşma ve iklim değişikliğiyle mücadele eden ve kırsal kesimdeki insanlar için ekonomik fırsatlar oluşturmaya odaklanan sivil toplum kuruluşu Rainforest Allience sertifikalı bir üreticiden tedarik edecek.  

Fotoğraf sanatçılarını Türkiye’de “çayın başkenti” olarak anılan Rize’de bir araya getiren ve Türk çayı hamlesini Rize’de kutlayan marka, bu kapsamda çekilen ve Türk halkının çay sevgisini yansıtan fotoğrafları 9 Kasım’da Narmanlı Han mağazasında başlayacak fotoğraf sergisiyle taçlandıracak.

 Starbucks mağazalarında sergilenmeye devam edecek. Çayın Türk toplumu için güçlü bir kültürel öğe olduğunu vurgulandığı şirketin yazılı açıklamasında şu ifadelere de yer verildi: 

“Günün her saati içilebilen çay, yalnızca bir sıcak içecek değil, oldukça derin bir kültürel karşılığı da var. Mağazalarımızdaki demleme Türk çayı deneyiminin yanı sıra, bu değerin ilham olduğu fotoğrafları da yıl boyunca ülke çapında misafirlerimizin beğenisine sunacağız.” 

Dijital Markaların Yeni Deneyim Alanı: Pop-Up Mağazalar

kose yazar kapak2

Kasım ayındaki bu yazımda, e-ticaret perakendecilerinin pandemi sonrası fiziksel perakendeye attıkları adımlarından bahsetmek istiyorum. Bunun için pandeminin ilk başlarına dönmek isterim; tüm mağazalar kapandı, sadece online alışveriş yapabildik. Online ticaret bu dönemde tavan yaptı ve evet bildiğiniz üzere çoğu marka bu duruma hazırlıksız yakalandı. Hatta birçoğunun online ticareti yönetebilecek ne sistemi ne de datası vardı.

Online ticaretin iştah kabartması ile yeni gündemler oluştu ve tabii en çok konuşulan konu pandemi ile beraber fiziksel mağazalar bitiyor mu oldu?

Eski yazılarımı okuyanlar hatırlayacaktır; Fiziksel perakende ölmez sadece boyut değiştirir ve deneyim perakendeciliği önem kazanacak demiştik. Gerçekten yavaş yavaş birçok global mağaza satış noktalarına deneyim eklemeye başladı. Mağaza metrekareleri büyüdü dijital dokunuşlar eklendi ve mağazalar artık alışveriş yapmanın ötesine geçerek bir sosyalleşme, ait olma ve topluluk oluşturma halini aldı.

Pandeminin yavaş yavaş etkisinin azalması ile de ivme tersine dönmeye başladı ve Amazon pandemi sonrası zarar açıkladı. Bu nasıl olabilir derken  e-ticaret devi Amazon’dan fiziksel mağaza haberi geldi ve açıkçası tüm sektörü çok heyecanlandırdı.

Amazon’dan geçici bir pop up beklerken birden fiziksel bir mağaza ile deneyim mağazacılığına adım atması aslında güzel bir sürpriz oldu. Geçtiğimiz günlerde de Amazon ikinci mağazasını açarak, ben de artık fiziksel perakendecinin bir oyuncusuyum sinyalini verdi ve mağaza sayısını artıracağını açıkladı.

Bildiğiniz gibi Amazon sadece bir mağaza açmıyor. Tüketiciye hem fiziksel hem de dijital bir deneyim yaşatarak, aslına bakarsanız tüketiciye dokunuyor.

Amazon’un mağazalaşma hamlesi de yeni bir soluğu sektöre getirdi. Dijital varlığını sürdüren markaların pop-up’larını yeni dönemde daha fazla görmeye başlayacağız. Belki de zamanla kalıcı mağaza olarak hayatımızda yer alacaklar. Pop-up mağaza, dijital olarak varlığını sürdüren markaların geçici bir perakende satış alanını denemeleri için ideal bir fırsattır. “Flash perakendecilik” olarak da bilinirler. Bu mağazalar mevcut müşterilerinizle yaşadıkları yerde tanışmanıza ve yeni müşteriler kazanmanıza yardımcı olur.

Son günlerde Shein’i duymayan kalmadı daha önce tamamıyla e-ticaret için var olan marka yeni yeni pop-up store’lar açarak dijital kimliğini fiziksel perakendeye yayıyor.

Bir e-ticaret perakendecisi iseniz fiziksel bir nokta açmak ilk başta çekici gelmeyebilir, ki çok iyi anlayabiliyorum. Çünkü kira, dekorasyon gibi yüksek maliyetlere girmek istemiyor olabilirsiniz fakat doğrudan tüketici ile ilişki kurmayı atlamak markanız adına da kaçırılmış büyük bir fırsat olacaktır.

Pandemi sonrası özellikle tüketicinin büyük bir çoğunluğu sosyalleşmek istiyor ve yine büyük bir kitle deneyim yaşamak istiyor. O nedenle tüketiciye istediğini vermek artık her marka için kaçınılmaz olmaya başlayacak yani “Kolaylık, yakınlık ve deneyim” bu üçünü sunabildiğin sürece başarılı olacaksın.

Müşterilerinizle yüz yüze olduğunuzda geri bildirim almak inanılmaz derecede kolay olacaktır. Biriyle konuşmadan bile ne düşündüklerini beden dillerinden, mağazada ne kadar kaldıklarından veya ürünlerle ne kadar ilgilendiklerinden anlayabilirsiniz.

Deneyim, deneyim… Bu kelimeyi yeni dönemde hiç ağzımızdan düşürmüyoruz. Online ticarette deneyim yaşatmak ve yeni bir şeyler sunmak istiyorsanız, günümüzde  artık fiziksel bir  noktada görünür olmak önem kazanıyor ve tabii burada da online’da sunduğunuz seçeneklerin önüne geçmelisiniz.

Çünkü bu müşteriler sizden zaten çevrimiçi alışverişlerini yapmış durumda, onlara yeni bir şey sunmalısınız ki pop-up’ınız ya da fiziksel noktanızı ziyaret etmeye değer bulsunlar.

Dijital pazarlama alanında bundan böyle büyük bütçelere de ihtiyacınız olacağını unutmayın. Görünebilir olmak adına da artık kesenin ağzını açmak gerekiyor. Artık bu kanal eskisi gibi boş değil, herkes reklam çıktığı için de reklam fiyatlarını göz önünde bulundurmalısınız. Burada da devreye Pop-up store’lar giriyor.

Öncelikle sürekli bir mağazaya geçmeden önce bir pop-up mağaza gibi deneyimsel pazarlamaya yatırım yapmak, e-ticaret işletmelerinin hem mevcut müşterilerine deneyim yaşatmalarına hem de yeni müşterilerine alternatif bir kanal sunmasına olanak tanıyor.

Pop-up etkinlikler ve mağazalar e-ticaret markaları için dünyada ideal bir yol olmaya başladı çünkü artık tüketici sizi fiziki olarak görmek istiyor. Bu nedenle, yalnızca çevrimiçi mağazanızla yapabileceğinizden daha büyük bir potansiyel müşteri tabanına ulaşmanız için artık bir bilgisayar ekranından  daha yakın bir şekilde tüketici ile olmalısınız. Müşteriniz artık sizi beş duyusu ile hissedebilmeli.

İngiliz çevrimiçi perakendecisi Boohoo ABD pazarına girerken stratejisini bir pop-up ile destekledi. Bohoo’nun burada amacı sadece marka görünürlüğü değildi, asıl istediği tüketiciyi tanımak ve onların ruhlarına dokunmak istedi. O nedenle pazar araştırması olarak da bir pop-up mağaza kullandılar. ABD pazarının giyim perakendecileri için doymuş bir pazar olduğunu bildikleri için kendi nişlerini oluşturmak istediler.

İnsanların Bohoo hakkında konuşmasını ve sosyal medyada paylaşım yapmasını sağlamak için, müşterilerin bu pop-up store’da denedikleri ürünleri sosyal medyada yayınlamaları için bir hashtag ile kampanya başlattılar. Böylece Boohoo ile ilgilenen müşterilerin demografisi hakkında muazzam bir veri topladılar. Yani bir pop-up store’u sadece satış amaçlı düşünmek son derece yanlış olacaktır.

dijital markaların yeni deneyim alanı: pop-up mağazalar

Günümüzde tüketiciye deneyim yaşatmanın ötesine geçiyoruz, artık markaların yeni bir misyonu daha var; “Şaşırtmak”. Bunun harika bir örneğini, Taco Bell 2019 yılında yaptı ve bir pop-up otel olarak The Bell’i kurguladı.

Marka, pop-up’ta çok fazla ses getirmeyi başardı ve rezervasyon talepleri açıldıktan sonra sadece 2 dakika sonra tükendi! Bu, hem fiziksel olarak hem de çevrimiçi olarak büyük bir marka bilinirliği yarattı. Taco Bell burada sadece otel deneyimi yaşatmayı amaçlamıyordu; Bu pop up otelde en yeni gıda ürünleri sundu, küçük bir satış noktası ile de gıda dışında çeşitli giyim koleksiyonları satışa sunuldu.

Taco Bell’in pop up otelinin e-ticaret ile alakası olmayabilir ama bir e-ticaret platformu da bir pop-up store ile bizi günümüzde şaşırtmaya yetebilir. E-ticaret platformlarının bizi şaşırtmasını ben kendi adıma merakla bekliyorum.

Aralık ayında yine perakende ile ilgili farklı bir konuda görüşmek üzere herkese güzel bir ay dilerim.