Ana Sayfa Blog Sayfa 305

Perakende İçinde Proje Yönetimi ve Katmanların Analizi

Bi’Sektör için yazılarımı genellikle hafta sonu hazırlıyorum. Her hafta için aklıma gelen veya hafta içi yürüttüğüm danışmanlık projeleri sırasında ortaya çıkan konular, sorulardan ilginç olanlarını bu köşeye taşımaya çalışıyorum. Bu hafta için de aklımda bir konu vardı. Ama Perşembe günü yaptığım bir toplantıda ortaya çıkan bir soru düşündüğüm konuyu geriye attı ve aşağıdaki yazı ortaya çıktı.

Konu aslında çok basit, firma içinde yeni bir projeyi yönetirken veya lansmanı için çalışırken, proje ekibi içinde katkıda bulunanların veya ekip içinde olmayıp, projenin doğal parçası olan kişi veya departmanların ne kadar katkı sağladığı hatta projeyi baltaladığı konusu…

Konumuz da perakende olunca ve perakende içinde devamlı olarak yeni proje ve lansman detayları olunca yazı da kendi başına akıp gitti. Buyrun buradan başlayalım.

Yıllardır çalıştığınız bir firma içinde bile olsa yeni bir proje için çalışmaya başlamak hem zordur hem yorucudur.  Projenin ilk aşamalarında planlı bir analiz ile çözüm getirilebilir. Burada analiz becerisi ve tecrübe birleşince projenin başarısı ve devamında yeni pencereler açılmasında önemli rol oynar. Burada sesleri duyar gibiyim, her firma içerisinde birçok katman ve iş bölümleri olacaktır. Bu aile firmalarında bazı net görünümler içinde olabileceği gibi, kurumsallaşmış firmalarda farklı hizipler ve bölünmeler şeklinde olabilir.

perakende i̇çinde proje yönetimi ve katmanların analizi

Önemli olan konu, proje sahibi olarak herkese gülücük dağıtarak iletişimi çözemeyeceğinizi bilmenizdir. Başlangıçta iyi niyetler olabilir ama proje ile beraber bu iletişimi rasyonel bir platforma taşımanız gerekir. Buradaki en önemli konulardan biri de gerektiğinde hayır diyebilmektir. Ülkemizin içinde bulunduğu coğrafya da hayır demek çeşitli şekilleri ve anlamı olan bir konudur ve zordur. Bununla beraber ana prensip, konuya hakim olan bir proje yöneticisinin yanlış ve gereksiz gelen teklif ve önerilere gerektiğinde net bir hayır cevabı verebilmesi veya konuyla ilgili uzmanlığını kullanarak doğru yönlendirme yapabilmesidir.

Evet iletişim katmanlarını yönetebilmek için iki ana prensipten bahsettik bunlar;

  • Gerektiğinde hayır diyebilmek.
  • Ve ikinci olarak da proje süresince iletişim katmanlarını yönetebilmek için en önemli konulardan birisi olan firma çalışanlarının proje üzerinde etkisinden bahsettik. Gelin bu ikinci konu için nasıl bir yöntem izleyebileceğimize bakalım.

Genel olarak proje içinde çalışmak insan karakteri açısından zor bir durumdur. Bunun tam tersi de olur, özellikle öğrenmeye açık olan insanlar her yerde vardır ve işi hızlı olarak yapmak isterler.

Bu açıklamalar eşliğinde bir proje için oluşturulan ekibin 4 türlü tepki vermesi mümkündür.

Önce bunların başlıklarına bakalım ve sonra üzerlerinde duralım

  1. Olumlu yaklaşım
  2. Olumsuz yaklaşım
  3. Olumsuz gözüküp ikna olabilecekler
  4. Olumlu gözüküp sabote edenler

Bu listeyi aslında günlük hayatta karşımıza çıkan insan davranışlarının bir özeti olarak görebiliriz. Proje yönetiminde bu tip davranış modellerine göre pozisyon alınması ve yönlendirme gerekir. İsterseniz en kolay gözüken davranış ile başlayalım;

Olumlu Yaklaşım

Bu rol içinde olan şirket çalışanları, genellikle projenin üst yönetim talebi ile gelmesinden dolayı sizi her zaman destekliyor olarak gözükeceklerdir. Açıkçası bu tip davranış da olan kişilerden yaratıcı ve yenilikçi katkılar beklememeniz gerekir. Genellikle pozisyonlarını üst yönetime-departmanlar arası ve departman içinde korumak için sizden gelen taleplere olumlu yaklaşım sergilerler. İstediğiniz görev ve tanımlamalara destek olurlar. Ama kendi görevlerine ek gelebilecek veya daha fazla sorumluluk alabilecekleri durumlara karşı temkinli yaklaşırlar. Proje yönetimi sırasında bu davranış biçimi en çok karşınıza çıkacak model olacaktır. Kısacası onlarsız proje olmaz.

Olumsuz yaklaşım

Projenin başından sonuna kadar olumsuz davranışlarını değiştirmezler. Genellikle şirket içinde artık yükselme geleceği olmayan, başka bir iş arama modun da olan personelden konuşuyoruz. Bu tip davranışlarda bu tip kişilikten fazla bir şey beklemeden projenin biraz dışında tutmanız yararlı olur.  Bu bölüme projeye nötr kalanları da ekleyebiliriz. Olumsuz yaklaşımdan farklı olarak proje hakkında negatif paylaşım yapmazlar. Genellikle iş hayatında yanlış iş seçimi yapmış, çalıştıkları konu veya uzmanlıktan hiç memnun olmayan ama değiştirmek için geç kalmış bir grubu oluştururlar.  

Olumsuz gözüküp ikna olabilecekler

Genellikle kuşkucu yapıda olan ve sizin yeterliliğiniz üzerine en çok kafa patlatan çalışan tipidir. Yaratıcı ve yapıcı fikirleri bu davranış biçimine sahip personelden elde edebilirsiniz.

Olumlu gözüküp sabote edenler

Geldik en tehlikeli personel davranış şekline, bu tip davranışta olan kişileri tespit etmek özellikle proje başlangıç anında çok zordur. Proje başlangıcında en yapıcı gözüken kişiler arasında olurlar. Talepleriniz veya yapılması gereken proje etaplarına gönüllüde olurlar. Bununla beraber proje başlangıcından itibaren ilk haftalar içerisinde iletişim içerisinde olarak kalmanız ve ilk sunumlardan önce anlamanız gerekir. Projenin devamlılığı, başarısı, sizin ilerisi için o firmadan daha fazla proje almanız vb. konularda sizi zor düşürebilirler.

Burada size çok sevdiğim bir film serisinden Francis Ford Coppala’nın Godfather – Baba serisinden örnek vermek istiyorum. Aslında serinin en çok sevdiğim 2. Filmidir. Ama vereceğim örnek serinin ilk filminden, seyredenlerin çok kolay hatırlayacağı ama seyretmeyenler için kısaca konuyu hatırlatırsam, film New York’lu bir mafya ailesinin 2 kuşağı üzerine Mario Puzo’nun romanından uyarlanmıştır. Marlon Brando ailenin kurucusu ve lideridir. Al Pacino’da istemeden aile liderliğini alan ama başarılı olmak için babasının öğütlerini dinleyen en küçük erkek çocuktur. Filmin sonuna doğru baba oğluna çeşitli öğütler verir ve bunların en önemlisi içinde bulundukları mafya aileleri arasındaki, savaşta babanın oğluna verdiği dikkat edilmesi gereken konulardır. Baba şöyle der sana iyi niyetli mesajlarla gelen kendi aile üyelerimize hemen güvenme çünkü o kişi aslında seni yanlış yola yönlendirip sana ihanet edecek olandır. Bu örneği yukarıdaki olumlu gözüküp sabote edenler için vermeden edemedim. Ayrıca seyretmeyeler için bu filmi şiddetle tavsiye ederim. Özellikle Robert de Niro’nun katıldığı serinin 2. Filmi gerçekten bir baş yapıttır.

Sonuç olarak proje yönetiminde iletişim katmanlarının yönetimi günlük hayatımızda karşımıza çıkan davranış biçimlerinden farklı değildir. Her şey den önce sabırlı olmalı, dinlemeli ve rasyonel hareket etmelisiniz. Unutmayın ki projede başarılı olmak bu katmanları hızlı anlamak ve çözümlemek ile gelecektir.

Kelebek Mobilya’da Üst Düzey Atama

Yönetim kadrosunda sektörel tecrübeyi ön planda tutan Kelebek Mobilya’nın Genel Müdürü Tolga Kaya oldu.

Mobilya sektöründe globalin güçlü oyuncularından biri olan Kelebek, son 5 yıldır sektörün en hızlı büyüyen markası. Markanın bugünkü konumuna gelmesinde önemli rol oynayanlardan sektörün deneyimli isimlerinden Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüten Tolga Kaya, Temmuz ayı itibarıyla Kelebek’in yeni Genel Müdürü olarak atandı.

kelebek

14.04.1977 İstanbul doğumlu olan Tolga Kaya, 2004 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Profesyonel iş hayatına 2001 yılında Mudo Satış Mağazaları A.Ş.’de başlayan Tolga Kaya, sırasıyla Mağaza Müdürlüğü, Bölge Müdürlüğü ve Türkiye Satış Koordinatörlüğü pozisyonlarında görev aldı. Perakende sektöründe 16 yıllık deneyiminin ardından 2016 yılında mobilya sektörüne adım atan Tolga Kaya, sektörde satış, perakende ve mağazacılık alanlarında direktörlük görevlerinde bulundu. Evli ve iki çocuk babası olan Kaya, Kasım 2020 tarihinden bu yana Kelebek Mobilya’da Genel Müdür Yardımcısı olarak görevini sürdürdü. Kaya, 25 Temmuz 2022 tarihi itibarıyla da Kelebek Mobilya’da Genel Müdür olarak görevine devam ediyor.

H&M, Rusya’daki Varlıklarını ‘Yerel’ veya ‘Dost’ Bir Şirkete Satabilecek

  • H&M, Rusya’daki varlıklarını Rusya Hükümetinin yönlendirmesi ile yalnızca yerel veya Rusya’ya ambargo uygulamayan dost bir şirkete satabilecek.
  • Markanın ülkede şuanda 65 şehirde yaklaşık 170 mağazası bulunuyor.
  • Rusya hükümeti piyasadan ayrılan şirketlerin varlıklarını satın alma kararı alan yatırımcılara destek sağladığını vurguluyor.

Rusya Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na göre, H&M Group‘un kalan envanterinin bir Rus şirketine veya Rusya’ya yaptırım uygulamayan “dost” bir ülkeden bir kuruluşa satması tavsiye edildi.

H&M, bu ayın başlarında , mevcut operasyonel zorluklar ve “öngörülemeyen” bir gelecek nedeniyle Rusya’daki işini “kapatma” sürecini başlatmaya karar verdiğini duyurmuştu. Şirket, 2 Mart’ta Rusya’daki satışlarını askıya aldı.

h&m, rusya'daki varlıklarını 'yerel' veya 'dost' bir şirkete satabilecek

Rusya Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, H&M’in Rusya pazarından çıkışına yanıt olarak bir açıklama yaptı: “Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, tüketici pazarındaki durumu izliyor ve özellikle yabancı şirketlerin durumuna odaklanıyor. H&M, Rusya’daki işini satışa çıkarmaya karar verdi. Alıcının sadece Rusya’dan olmayabileceğini unutmayın, çünkü dost ülkelerden oyuncular da pazara girme fırsatı için değerlendirilebilir.

“Hükümetin yabancı şirketlerle diyalog kurmaya hazır olduğunu ve piyasadan ayrılan şirketlerin varlıklarını satın alma kararı alan yatırımcılara destek sağladığını vurguluyoruz.” denildi.

H&M’in Rusya’dan çıkmasından kaynaklanan maliyetlerinin yaklaşık 161 milyon Sterlin olması bekleniyor, bunun yaklaşık 80 milyon Sterlin’i nakit akışı etkisine sahip olacak. Tutarın tamamı, H&M Group’un 2022 3. Çeyrek sonuçlarına tek seferlik bir maliyet olarak dahil edilecektir.

Grubun, Rusya’nın 65 şehrinde yaklaşık 170 mağazası bulunuyor.

Mobil Cihazlar Mağaza İçi İletişimi Gerçekten İyileştiriyor mu?

Haziranın ikinci yarısında, Home Depot, ünlü Amerikan ev eşyaları perakendecisi, müşterilerininin alışveriş deneyimlerini iyileştirmek ve hızlandırmak adına mağaza satış danışmanlarına 125 binden fazla “hdPhone” adlı yeni mobil cihazları sağladı. 

Bu yeni cihazların bazı özellikleri şunları içeriyor:

• Mağazanın her yerinde ve otoparklarda dahi kesilmeyen iletişim sağlıyor.

• Çalışanların ürünleri bulmalarını, fiyatlandırmayı ve envanter mevcudiyetini elden veya 10 metre öteden kontrol etmelerini sağlamak için gelişmiş aralıklı barkod tarama; bu, özellikle deopların üst raflarında bulunan ürünlerin bulunmasında yardımcı oluyor.

• Aygıtı yerleştirmek, çalışanların ürünleri ve özellikleri daha büyük masaüstü boyutundaki ekranlarda görüntülemesine ve denemeler yapmasına olanak tanıyarak müşterilerin projelerini tamamlayacak ürünleri bulmalarına yardımcı oluyor.

mobil cihazlar mağaza i̇çi i̇letişimi gerçekten i̇yileştiriyor mu?

Bunların yanında bu cihazlar daha verimli müşteri uygulamaları, mağaza içi mesajlaşma ve doğrudan telsiz iletişimi gibi özellikler de barındırıyor.

Home Depot ve EVP’nin bilgi işlem müdürü Fahim Siddiqui “Mağaza içi sahip olduğumuz bu gelişmiş dijital ortam müşterilerimizin ihtiyacı olduğu şeye daha hızlı ulaşmalarına ve mağazalarımızdan güler yüzle ayrılmalarını sağlıyor,” şeklinde düşüncelerini paylaştı.

Perakende teknolojileri üstüne çeşitli araştırmalar yürüten RSR Research adlı araştırma enstitüsü, son “Güçlendirilmiş İş Gücü Dönemi Sonunda Geldi mi?” adlı araştırmasında, bu yeni mağaza içi mobil cihaz teknolojisi hakkında “Mağaza iş gücü söz konusu olduğunda teknoloji sağlayıcıları için temel tema olmalı” şeklinde ifadeler kullanıyor.

Perakendenin öncüleri ile yapılan ankette, katılımcıların %67’si mobil cihazların danışmanlar tarafından müşteriler ile etkileşimleri için kullanıldığında “yüksek değerler” sağladığını öne sürdü.

Raporda, “Tüketici sınıfı mobil teknolojiler ve uygulamalar artık sahip olunsa iyi olur olarak görülmüyor” deniliyor. “Tüketiciler onları ceplerinde ve cüzdanlarında bulunduruyor; tüketicilere hizmet edenler de aynı şekilde onlara ayak uydurabilmeliler.”

Diğer konularda ise, sektör öncülerinin yüzde 48’i, mobil cihazlara mağaza yöneticilerinin takvimlerini nasıl boşalttıkları konusunda yüksek not verdi. Mobil cihazlar, iş arkadaşları arası mesajlaşma/iş birliği, çalışan mikro eğitim içeriği ve müşteri ile etkileşim halindeyken gerekli olabilecek iletişimler dahil olmak üzere iletişim konusunda da yüksek puan aldı.

Bununla birlikte, sektör devi perakendecilerin mobil cihazların benimsenmesini sağladığı tespit edildi (genel olarak yüzde 41’e kıyasla yüzde 70 oranında).

Metro Türkiye, İzlenebilirlik Çalışmaları Kapsamında Ürünlerin Dijital Hikayelerini Sunacak

Metro Türkiye, sektöre öncülük ederek ilk kez 2014 yılında başlattığı izlenebilirlik çalışmalarını tüketicilerde gıda okuryazarlığı konusunda farkındalık yaratma amacıyla hayata geçirdiği ‘Tabağında ne var?’ hareketi kapsamında genişletiyor.

Metro Türkiye, kırmızı et, balık, bal ve meyve-sebze ürünlerinden sonra Metro markalı tüm organik gıda ürünlerinde QR kod ile izlenebilirlik sunuyor.

Türkiye’de bir ilk ve tek olan bu uygulama ile birlikte Metro Chef markalı salça, yumurta, bakliyat, zeytinyağı ve Rioba markalı smoothie ve soğuk çay çeşitleri gibi 50’ye yakın organik ürünün tarladan ve çiftlikten rafa olan yolculuğunu toplamda 39 farklı bilgi ile sunuyor.

Ürünün etiketinde yer alan QR kodu okutarak erişilen bu bilgiler sayesinde tüketiciler, son ürün ve o ürünü oluşturan tüm ham maddelerin organik ürün sertifikasından ürünlerin hangi çiftçi, tarla, kümes veya üreticiler tarafından üretildiğine, ürünlerin analiz sonuçlarından üreticilerin gıda güvenliği belgeleri ve denetim sonuçlarına kadar ürünün tüm hikayesini görebiliyor.

Metro Türkiye’nin kendi markaları altındaki tüm organik gıda ürünlerinde gıda güvenliği ve adil çalışma koşullarında güvenceyi sağlayabilmek amacıyla organize ettiği tarla, çiftlik ve paketleme tesisi denetimleri takip edilebiliyor, ürün bir kooperatif ürünü ya da coğrafi işaretli ise bu bilgilere de kolaylıkla ulaşabiliyor.

13 farklı tedarikçiden sağlanan Metro markalı 49 adet organik gıda ürününde, çiftçi ya da ham madde üreticisinin yanı sıra hasat yeri, gıda ürününe göre alerjen bilgisi, süt yağı miktarı, ürün analizleri, son ürün ve o ürünü oluşturan tüm ham maddelerin organik ürün sertifikaları, coğrafi işaret bilgisi gibi 39 farklı bilgi, ürün üzerinden okutulan QR kodu ile müşterilerle paylaşılıyor.

Metro Türkiye, izlenebilirlik sisteminin tedarikçiler tarafından uygulanabilmesi amacıyla 13 farklı tedarikçi ile birebir görüşerek QR kod sistemine yönelik 20 saatlik eğitim de verdi. Bu eğitim ve çalışmalar sayesinde izlenebilirlik çalışmalarını geliştiren Metro Türkiye, üreticilerini de bu konuda bilgilendirirken aynı zamanda iş birliği yaptığı kooperatif ve tedarikçilerine bağlı üreticileri de doğrudan etkileyerek yerel üretimi destekliyor.

Metro Türkiye, kendi çatısı altında bulunan markaları ile de 49 farklı organik gıda ürünü sunuyor

Çevreyi korumak ve sağlıklı beslenmek amacıyla yapılan organik tarım; kimyasalların insanlar, çevre ve hayvanlar üzerindeki olumsuz etkilerinden korurken yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artırarak enerji tasarrufu yapılmasına destek veriyor. Organik ürün tüketimi, sağlığa olumlu yönde etki ederken toprak, su ve havayı kirletmeden çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını koruyan tarımsal üretim yöntemini de destekliyor.

Müşterilerine güvenilir, sağlıklı ve besin kalitesi yüksek ürünler sunma vizyonuyla her yıl bir önceki yıla göre organik ürün çeşitliliğini yüzde 25 artırmayı hedefleyen Metro Türkiye, 2021’de kendi markalı organik ürün sayısını bir önceki yıla göre yüzde 200’den fazla artırdı.

Raflarında 200’ü aşkın organik ürün bulunduran Metro Türkiye, kendi çatısı altında bulunan markaları ile de 49 farklı organik gıda ürünü sunuyor. Aynı zamanda bitki bazlı, şekeri, yağı, tuzu azaltılmış, katkısız, ürün çeşitliliğini de artırarak sağlıklı beslenme yolculuklarında müşterilerinin tüm ihtiyaçlarını uçtan uca karşılamaya devam ediyor.

‘Raflarımızda 200’den fazla organik sertifikalı ürün bulunduruyoruz’

metro türkiye, i̇zlenebilirlik çalışmaları kapsamında ürünlerin dijital hikayelerini sunacak

Metro Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Sinem Türüng, Türkiye’de bir ilk olarak müşterilere organik ürünlerde yüzde 100 izlenebilirlik sağladıklarını belirtti.

Türüng, Metro Türkiye olarak herkes için sağlıklı beslenme anlayışları çerçevesinde hem öncü projeler gerçekleştirdiklerini hem de ürün gamlarını çeşitlendirdiklerini aktararak, ‘Bu kapsamda raflarımızda 200’den fazla organik sertifikalı ürün bulunduruyoruz ve bunların yüzde 25’ini de kendi markalı ürünlerimiz oluşturuyor.’ ifadesini kullandı.

Sorumlu üretim ve tüketimi teşvik etme ve müşterilerin beklentilerini karşılama amacıyla ürün çeşitliliklerini artırırken güvenilir gıdayı da müşterilere sunmanın bir diğer öncelikleri olduğunu vurgulayan Türüng, şunları kaydetti:

‘Uzun yıllardır üzerinde çalıştığımız izlenebilirlik çalışmalarımız kapsamında yine Türkiye’de bir ilk olarak kendi markalı tüm organik ürünlerimizin rafa gelene kadarki tüm sürecinin dijital hikayesini sunmaya başladık. Örneğin, Metro markalı domates salçasında domatesin üretildiği tarlayı ve çiftçiyi, yumurtada tavuğun bulunduğu kümesi, zeytinyağında yağın elde edildiği zeytinin çeşidini ve hatta üretim metodunu sadece bir QR kod okutarak görebiliyorsunuz.

Sadece bu bilgiler ile kalmıyor, aynı zamanda o ürünün ve ambalajının migrasyonundan ağır metal analizlerine, üreticilerin gıda güvenliği belgeleri ve denetim sonuçlarına kadar tüm detaylı bilgileri de dijital olarak müşterilerimizle paylaşıyoruz. ‘Gıdaların İzini Sür, Bilgiyle Beslen’ sloganıyla çıktığımız bu uzun soluklu yolculukta bilinçli tüketim ile tüketicilerin de gıda okuryazarlığı konusunda farkındalıklarını artırmayı amaçlıyoruz.’

Büyük Markaların Avrupa Fiyatları Birbirinden Farklılık Gösteriyor mu?

  • Yapılan bir araştırmaya göre dünyanın en büyük markalarının ülkelere göre satış fiyatları üzerinde ciddi değişiklikler söz konusu.
  • Markalar bu değişiklikleri ekonomik sebepler ve ülkelere göre durumlarla açıklarken önümüzdeki aylarda özellikle moda sektöründe etiket fiyatlarında küresel bir artış bekleniyor.

Guardian Money tarafından yürütülen bir araştırma, Ikea, Apple, JD Sports, H&M, Zara ve Decathlon gibi büyük perakendecilerin popüler ürünlerinde Avrupa ülkelerine göre fiyatlarını inceledi.

Bu inceleme sonucunda Zara ve Decathlon’un İngiltere’de alışveriş yapanlardan aynı ürünler için Avrupa’dan daha fazla ücret aldığı belirlendi.

Zara, İngiltere’deki alışveriş yapanlardan İspanya’dakinden %50 daha fazla ücret alırken Decathlon, fiyat artışlarından Brexit’i sorumlu tutuyor.

Fiyatlarda ülkelere göre ciddi farklar görülüyor

büyük markaların avrupa fiyatları birbirinden farklılık gösteriyor mu?

Araştırmada İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya ve İrlanda’daki fiyatlar karşılaştırdı.

Zara, Birleşik Krallık ile Avrupa’nın geri kalanı arasındaki en büyük yüzde fiyat farklarından birine sahip.

İngiliz müşteriler, Zara’nın Birleşik Krallık’taki mağazalarında örneklem bir elbise için 49,99 £ ödüyor, bu da cari döviz kurlarıyla 58,70 €’ya eşit.

Ancak Zara’nın Almanya, Fransa, İtalya ve İrlanda’da aynı ürün için fiyatı 49,95€, İspanya’da ise sadece 39,95€.

Ülkelere göre farklar için şirketler ekonomik koşulları ve üretim, taşıma maliyetlerini gösteriyorlar. Dünya genelinde ise özellikle moda perakendecileri tarafında önümüzdeki aylarda etiket güncellemeleri yapılacağı konuşuluyor.

Ülkemizde de geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Markalar Derneği’nden Türk perakende markalarının etikete yansıyan fiyatlarında önümüzdeki günlerde artan maliyetler dolayısıyla %100’e yakın bir artış olacağı açıklaması gelmişti.

Sonra Öde Modeli, Perakende Sektörünü Ne Kadar Kurtarabilecek?

“Şimdi Satın Al, Sonra Öde” (BNPL) hizmetleri, pandemi sırasında e-ticaretin daha etkin kullanılmasından dolayı büyük bir patlama yaşadı, ancak şimdi artan faiz oranları, enflasyon ve düzenleyici tehditler dalgasına karşı sürdürülebilirlikleri konusunda sorularla karşı karşıya.

Şimdi satın al, sonra öde hizmetleri, alışveriş yapanların ödemelerini daha sonraki bir tarihe ertelemesine veya alışverişleri faizsiz taksitlere ayırmasına olanak tanır.

Artan faiz oranları, BNPL sağlayıcıları için zaten zayıf olan marjları daraltıyor. Kârlılıkları, hizmetleri karşılığında satıcılardan alınan ücretlerden kendi borçlanma oranlarının çok daha düşük olmasına bağlıdır.

Yükselen enflasyon ve olası bir durgunluk, tüketicileri uzun süreli ödemeler yapacakları satın alımlar için endişelendiriyor.

Son olarak, düzenlenmemiş BNPL alanının hızlı büyümesi, tüketicilerin farkında olmadığı birikebilecek gecikme ücretlerinin endişeleri nedeniyle eyalet ve federal makamlar tarafından inceleniyor.

sonra öde
sonra öde modeli, perakende sektörünü ne kadar kurtarabilecek? 8

Sonra öde, kredi kartı yerine kullanılıyor

Her şeye rağmen, birçok tüketici BNPL’nin esnek ödeme seçeneklerinin avantajlarını keşfetti ve daha düşük harcama kalemlerinde bile BNPL’i seçerek kredi kartlarıyla ilgili finansal taahhütlerden kaçındı.

Mart ayında dünya çapında 6.000 tüketiciyle yapılan bir ankete dayanan Experian “Global Insights Report”, katılımcıların %18’inin son altı ayda BNPL kullandığını tespit etti.

Katılımcıların %57’si, BNPL’nin kredi kartlarının yerine geçebileceğini inandığını ve %71’i BNPL’yi güvenli olarak algıladığını söyledi. ABD’de yanıt verenlerin %80’i kredi kartı borcundan uzak durmak için BNPL kullanıyor.

GlobalData’nın mayıs ayı sonlarında yayınlanan “Şimdi Satın Al Sonra Öde- Tematik Araştırma” raporu, BNPL’nin, Amazon ve Shopify dahil olmak üzere satıcılar tarafından daha fazla benimsenmesiyle 2019’da 33 milyar dolardan 2021’de 120 milyar dolara genişlediğini tespit etti. GlobalData, Millennials ve Gen-Zers’ın ilgisini çekmesiyle BNPL satışlarının 2026 yılına kadar yaklaşık beş kat artarak 576 milyar dolara çıkacağını tahmin ediyor.

Bazı finans teknolojisi gözlemcilerine göre makul düzenlemeler, nihai olarak tüketicilerin büyümeyi desteklemek için ödeme modelinde daha fazla güven duygusu kazanmalarına yardımcı olabilir.

Yakın zamanda yaptığı açıklamayla Eylül ayından itibaren BNPL kredileri sunmayı planlayan Apple, BNPL sağlayıcıları için bir tehdit olabilir. Ancak GlobalData yardımcı analisti Amrit Dhami, Apple’ın girişinin “BNPL pazarında sözleşmelerin şeffaf olmaması ve BNPL hizmetlerinin tüketicilerin kredi puanları üzerindeki belirsiz etkisi etrafında olumsuz tanıtımla mücadeleye yardımcı olabileceğini” söylüyor.

Walmart’a Göre Yüksek Fiyatların Faturasını Perakendeciler Ödüyor

Perakendeciler ve üreticiler arasındaki uçurum büyüyor: Coca-Cola , Danone ve Mondelez bu yıl için beklentilerini yükseltirken perakende devi Walmart tam tersini yapmak zorunda kaldı.

Mondelez’den Unilever’e FMCG devleri bu yıl için beklentilerini yükseltirken, Walmart gibi market perakendeciler marjlarının buharlaştığını söylüyorlar. Danone şimdi, %5 ila %6’lık karşılaştırılabilir satış artışı bekliyor. Markanın daha önceki beklentisi %3’dü. Satışlar geçen çeyrekte %7,7 arttı, bu da analistlerin beklediğinden çok daha fazla. Şirket CEO’su, faaliyet marjının geçen yıldan daha düşük olacağını düşünmesine rağmen, yılın ilk yarısını cesaret verici olarak nitelendiriyor.

walmart kripto para ve nft

Mondelez, tam yıl büyümesi için önceki tahminlerini bile ikiye katladı: bisküvi üreticisi ciro tahminini %4’ten %8’e yükseltiyor. Gıda devi, ikinci çeyrekte, yüksek fiyatlara rağmen %5’lik etkileyici bir hacim büyümesi kaydetti. 

Coca-Cola tarafında da satışlar yine beklenenin üzerinde. Son çeyrekte organik satışlar, özellikle fiyat artışları sayesinde %16 arttı. Karlar ve marjlar, teslimat gecikmelerine ve daha yüksek maliyetlere rağmen oldukça istikrarlı olarak açıklandı. Amerikan içecek devi, daha önce tahmin edilen %7 – 8’in aksine, tüm yıl için çift haneli satış artışı (%12 ila 13) bekliyor.

Tedarikçiler daha yüksek maliyetlerini üstlenmeyi başarıyor ancak faturayı perakendeciler ödüyor. Walmart’a göre insanlar artık giyim veya elektronik gibi yüksek marjlı ürünlere daha az harcama yapıyor. Gıda satışları artmasına rağmen, tüketiciler artık fiyat promosyonlarına daha duyarlı oldukları ve süpermarketlerinin bütçe dostu çözümler sunacağına güvendikleri için perakendeciler daha düşük bir kar bekliyor.  Süpermarketler arasındaki rekabet böylece alevleniyor ve daha fazla marj baskısına neden oluyor.

Walmart bu rekabetin çok istikrarlı olamayacağını ve süpermarket perakendecilerinin fiyatları dengeleme konusunda dünya çapında zorlandığını savunuyor.

Maybelline Çin’deki Tüm Mağazalarını Kapatıyor

  • L’Oreal‘e ait güzellik markası Maybelline, Çin’deki tüm fiziksel mağazalarını kademeli olarak kapatmaya hazırlanıyor. 
  • Ancak marka, Watsons mağazalarındaki ürünleri ile birlikte pazardaki çevrimiçi varlığını sürdürecek. 

InsideRetail’ın haberine göre Maybelline, Çin’deki tüm fiziksel mağazalarını kapatmaya hazırlanıyor. Şirket online kanalda ve Watsons mağazalarının içindeki raflarında satışlarına devam edecek.

Markanın New York ekibi yerel medyaya, şirketin “çevrimiçi ve çevrimdışı entegrasyon elde etmek” için 2020’den beri geleneksel çevrimdışı kanalların “stratejik dönüşümünü” uyguladığı şeklinde bir açıklama yaptı.

Maybelline’nin Çin’deki pazar payı %4,9

maybelline çin'deki tüm mağazalarını kapatıyor

Marka 1997’de Çin’e girmiş, 1996’da L’Oreal tarafından satın alınmıştı. 2018’de Carrefour ve Walmart dahil hipermarket kanallarından çekilmiş ve iki yıl sonra alışveriş merkezlerine ve tek markalı mağazalara odaklanmak için çok katlı mağazalardan çıkmıştı.

Qianzhan Endüstri Araştırma Enstitüsü’ne göre, markanın Çin’deki pazar payı geçen yıl yüzde 4,9’a düşerek 2018’e göre yüzde 5,8 düştü. Çin’in kozmetik pazarının 67,47 milyar ABD Doları değerinde olduğu ve önümüzdeki yıl 76,6 milyar ABD Dolarına ulaşması bekleniyor.

Maybelline, pazardaki fiziksel varlığını kademeli olarak ortadan kaldırırken, kardeş markası Carita bu yılın başlarında Çin’deki ilk çıkışını yaptı ve Nanjing Deji Plaza ve Beijing SKP’de mağazalarını açtı.

Haftanın Mağaza Açılışları

Bir haftayı daha geride bırakıyoruz, sektördeki mağaza açılışları ise her zamanki gibi hız kesmeden devam ediyor.

Markaların mağaza açılışlarını haftalık olarak derlediğimiz yazı dizimizin geçen haftaki açılışlarına buradan erişebilirsiniz. Bu hafta yine çok değerli markaların açılışlarını listemizde sizler için derledik.

İşte bu haftanın mağaza açılışları

Burberry – Emaar Square Mall

haftanın mağaza açılışları

Burberry, her zamanki şahane konsepti ile Emaar Square Mall açılışını bu hafta gerçekleştirdi. Mağazadaki sarı esintileri dikkat çekiyor.

Defacto – AS Merkez AVM

defacto magaza 2

Defacto, Bursa AS Merkez AVM mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Bu mağaza aynı zamanda markanın Bursa’da 10. Türkiye’de ise 305. mağazasını oluşturuyor.

Doqu Home – Antalya

doquhome magaza 1

Doqu Home Antalya mağazasının açılışını bu hafta içerisinde gerçekleştirdi.

House of Superstep – Sommer Klein

house of superstep magaza

Deneyim perakendeciliği denilince akla gelen mağazaları ile bilinen House of Superstep, Alaçatı Sommer Klein mağazasını sezonluk olarak açtı. Mağaza konsepti ile yine dikkat çekiyor.

LEGO – İsrail

lego magaza

Lego, İsrail’deki ilk mağazasının açılışını geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdi. Mağaza aynı zamanda ülkede ilgi ile karşılandı.

Altınyıldız Classics – Hamburg

altinyildiz magaza

Altınyıldız Classics, Almanya’nın Hambnurg şehrinde Alstertal Einkaufszentrum’daki yeni mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Chakra – Vadistanbul

chakra magaza 3

Haftanın mağaza açılışlarında son zamanlarda her hafta bir açılışını duyurduğumuz Chakra, Vadistanbul mağazasının açılışını gerçekleştirdi.

Madame Coco – Bosna Hersek

madamecoco magaza 2

Madame Coco, Bosna Hersek’deki mağazasının açılışını Saraybosna SCC AVM’de gerçekleştirdi. Bu mağaza markanın aynı zamanda ülkedeki 2. mağazasını oluşturuyor.

Listede markanıza ait mağazaların yer almadığını düşünüyorsanız, [email protected]” adresi üzerinden bülten gönderimlerinizi bize yapabilirsiniz.