Oyuncak perakende, dağıtım ve üretiminde Türkiye pazar lideri olan Sunman (Toyzz Shop), Romanya’nın en büyük oyuncak markası Noriel’in %100 hissesini satın aldı. Sunman 38 yıllık tecrübesini Noriel’in gücü ile bir araya getirerek yurt dışı pazarlardaki varlığını güçlendirmeyi, pazardaki fırsatları değerlendirerek ürün çeşitliliğini artırmayı ve özellikle oyuncak ihracatında önemli bir hacme ulaşmayı hedefliyor.
Oyuncak hikayesi 38 yıl önce Kadıköy’de distribütörlük ile başlayan ve perakende markası Toyzz Shop ile bugün Türkiye ve KKTC’de 250’ye yakın mağazaya ulaşan, Gebze’deki fabrikası ile yerli oyuncak üretiminin önemli bir oyuncusu olan Sunman büyüme planları kapsamında Türkiye’nin yanı sıra yurt dışı pazarlarda da yatırımlarına devam ediyor. Bu yıl içinde Türkiye’nin global oyuncak markası olma hedefiyle Temmuz ayında Kosova’da ilk yurt dışı mağazasını açan Sunman, iki hafta sonra bu kez de Balkanlar’da ismini en üst sıraya taşıyacak önemli bir satın alma gerçekleştirdi.
Sunman’ın bünyesine kattığı Noriel, Romanya oyuncak pazarının bir numaralı ve en güvenilir markası olarak tanınıyor. 1980’lerde bir aile şirketi olarak yola çıkan Noriel, 2016 yılında Orta ve Doğu Avrupa’daki en büyük özel sermaye şirketlerinden biri olan Enterprise Investors tarafından satın alınmasının ardından süratli büyümesine devam etti.
Bugün Romanya’nın her yerinde, 88 modern mağazası ve Bulgaristan’ı da kapsayan güçlü online platformu ile faaliyet gösteriyor. Noriel, bölgesindeki en geniş oyuncak satışını gerçekleştiren, çocuklar ve ebeveynlerin oyuncakta tek durak noktası.
“Noriel, Toyzz Shop’un yurt dışında gerçekleştirdiği ilk satın alma projesi”
Satın alma anlaşmasıyla ilgili görüşlerini belirten Sunman Grup Yönetim Kurulu Başkanı Cem Sunman; “38 yıl evvel ‘Oyuncak bizim işimiz’ mottosuyla önde gelen markalı ve lisanslı oyuncakların Türkiye’de dağıtımı ile ticaret hayatına başlayan firmamız bugüne kadar dünyanın birçok ülkesinden 60’tan fazla marka ile distribütörlük anlaşması imzaladı. 2000’li yılların başında perakende sektörüne yatırım yaparak ilk “Toyzz Shop” mağazamızı açtık ve bugün 50’den fazla şehirde 250 mağazaya ulaştık. 2017 yılında yerli üretime geçmek üzere Gebze’de 12.000 m2 fabrika yatırımı yaptık ve bugün 250 kişi istihdam eden önemli bir oyuncak üreticisi konumuna geldik. İhracat hedefli büyüme stratejilerimiz çerçevesinde uzun süredir yurt dışında satın alma fırsatlarını değerlendiriyorduk. Romanya markası Noriel’i satın almamızı yurt dışı pazar payımızı ve bölgede söz sahipliğimizi artıracak, ihracatımızı destekleyecek önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz. Bu dört aylık süreçte bize büyük destek veren başta SGL Danışmanlık sahibi Kerem Göktan’a, Hergüner Hukuk Bürosu ekibine ve Wolf Theiss Hukuk bürosu lideri Ileana Glodeanu’ya teşekkür ederim, sektörümüze ve ülkemize hayırlı olsun” ifadelerini kullandı. Satın alma bedeli taraflarca açıklanmadı.
Skechers, 30 Haziran 2022’de sona eren ikinci çeyreğe ilişkin mali sonuçlarını açıkladı.
Şirket ikinci çeyrekte 1,55 milyar Sterlinlik (1,87 milyar Dolar) rekor satış bildirdi.
İkinci çeyrek satışları, büyük ölçüde toptan satışlardaki güçlenmenin etkisiyle yurt içi satışlardaki %15,4’lük ve uluslararası satışlardaki %10,0’lık artış sonucunda %12,4 arttı.
Tüm segmentler, toptan satışın %18,3 (176.1 milyon $) ve doğrudan tüketiciye satışın (DTC) %4.3 artmasıyla büyüme kaydetti. Sabit kur bazında satışlar %16,4 arttı.
DTC satışları, AMER’de %3,7, EMEA’da %13,5 ve APAC’de %2,7’lik artışların öncülüğünde 29,8 milyon $’lık bir büyüme kaydetti. Doğrudan Tüketiciye ortalama satış fiyatı %5,3 arttı ve hacim “esas olarak sabit” olarak belirtildi.
Rakamlar Skechers için üç aylık satış rekorunu ifade ediyor
Brüt kar marjı, 330 baz puanlık düşüşle %48,1 oldu. Bu düşüş, artan birim başına navlun maliyetleri nedeniyle kısmen ortalama satış fiyatı artışlarıyla dengelendi.
Faaliyet giderleri 91.0 milyon $ veya %14.0 arttı ve satışların yüzdesi olarak önceki yıldaki %39.3’ten 50 baz puan artarak %39.8’e yükseldi.
Yılbaşından bugüne satışlar %19,1 artarak yurtiçi satışlardaki %21,4’lük ve uluslararası satışlardaki %17,3’lük artışın en büyük katkısını toptan satışlardan gördü.
Skechers COO’su David Weinberg: “Skechers, özellikle dönem boyunca Çin’deki makroekonomik ters rüzgarlar, tedarik zinciri sorunları ve COVID ile ilgili kısıtlamalar göz önüne alındığında önemli bir başarı olan 1,87 milyar Dolarlık yeni bir üç aylık satış rekorunu kırdı.”
“Büyüme, yurtiçi satışlarımızda %15 ve uluslararası işletmelerimizde %10’luk satış artışının sonucudur. Bu büyüme, Amerika’da %21 ve EMEA’da %8’lik satış artışlarından kaynaklandı. Çin‘deki COVID ile ilgili kısıtlamalar nedeniyle satışların sabit kaldığı APAC’ta, özellikle Hindistan, Güney Kore ve Malezya’da güçlü bir büyüme gördük. Dünyanın dört bir yanındaki zorluklar karşısında temkinli olmaya devam ederken, konforlu teknoloji ayakkabılarımızın, etkili pazarlamacılığımızın ve markamızın gücünün, yılın geri yarısında devam eden satış büyümesini yönlendireceğine inanıyoruz.” dedi.
Skechers CEO’su Robert Greenberg şunları ekledi: “2022, Skechers için bir başka dikkate değer yıl olacak. Bu, iş hayatındaki 30. yılımız, satış, pazarlama ve ürün açısından şimdiye kadarki en güçlü yılımız. 4.355 Skechers mağazasını içeren küresel bir erişimle konfor teknolojisi, stil, yenilik ve kalite sunan bir marka olarak benzersiz bir konumdayız. Şirket olarak, müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken kendimizi aşmaya ve daha yükseklere ulaşmaya kararlıyız.”
Adidas, COVID-19 pandemi kısıtlamaları nedeniyle Büyük Çin’de beklenenden daha yavaş bir toparlanmaya işaret ederek 2022 için finansal görünümünü düşürdü.
Alman spor giyim grubu, daha önce 1,5 milyar Sterlin ile 1,6 milyar Sterlin arasında bir alt sınırı öngörmüşken, devam eden faaliyetlerden tam yıl net gelirin yaklaşık 1,09 milyar Sterline (1,3 milyar Euro) ulaşmasını beklediğini söyledi.
Adidas 2022’nin geri kalanı konusunda temkinli
Adidas yaptığı güncellemesinde şunları belirtti: “Sürekli yaygın COVID-19 ile ilgili kısıtlamalar göz önüne alındığında, Adidas şimdi Büyük Çin’deki gelirlerin yılın geri kalanında çift haneli oranda düşmesini bekliyor.”
Spor giyim devi, Çin pazarındaki fazla stokları temizleme girişimlerinin de yılın geri kalanında marjları etkileyeceğini ekledi. Grup ayrıca, daha “zorlayıcı makroekonomik koşulların” bir sonucu olarak ikinci yarıda diğer pazarlarda “tüketici harcamalarında olası bir yavaşlama” konusunda temkinli kaldı.
Adidas, ikinci çeyrek satışlarının Kuzey Amerika ve Latin Amerika’daki büyümenin etkisiyle %10 artarak 4,7 milyar Sterline ulaştığını söyledi. Devam eden faaliyetlerden elde edilen ikinci çeyrek net geliri, düşük marjlar nedeniyle bir yıl önceki 325 milyon Sterlinden 302 milyon Sterline geriledi.
Grup yaptığı açıklamada şunları ekledi: “Bu ters rüzgarlara rağmen Adidas, yılın ikinci yarısında toplam şirket için çift haneli gelir artışı beklemeye devam ediyor. Önceki yıllara kıyasla daha kolay karşılaştırmalara ek olarak ivme, Adidas’ın güçlü ürün hattı tarafından yönlendirilecek.” dedi.
Puma 2022 ilk yarı yıl için 1,6 milyar Sterlin (2 milyar Euro üzerinde net satış bildirdi.
Bu rakam ile marka mali yıl için tahminini yükselterek yeni bir üç aylık gelir rekoru kırdı.
Alman spor giyim şirketi, geçen yılın aynı döneminde 1.33 milyar Sterlin net satış bildirmişti. Bu rakam gelirde %18,4’lük bir artışı temsil ediyor.
Puma’nın ikinci çeyrek satışları %18,4 artarak 2 milyar Euro’ya ulaştı. Tüm ürün bölümleri çift haneli büyüdü; Ayakkabı %19,7, Giyim %20,2 ve Aksesuar %11,2 arttı.
İkinci çeyrekte PUMA’nın toptan satış kanalı ise %22,6 artarak 1,2 milyar Sterlin’e ve doğrudan tüketiciye (DTC) olan satışları ise %5,5 artışla 368 milyon Sterlin’e yükseldi. Perakende mağazalarındaki satışlar %11,3 artarken, e-ticaret esas olarak Büyük Çin’deki karantina önlemleri nedeniyle %4,1 azaldı.
2022’nin ilk altı ayında Puma, %19’luk bir artışı temsil eden 3,2 milyar Sterlinlik satış yaptı. Tüm ürün bölümleri çift haneli büyüdü; Ayakkabı %18,9, giyim %18,1 ve aksesuar %20,9 arttı.
İlk 6 ayda toptan satış kanalı %22,9 artarak 2,5 milyar Sterline ve DTC tarafında %6,2 artarak 692 milyon Sterline yükseldi. Perakende mağazalarındaki satışlar %15,8 artarken, e-ticaret %8,6 azaldı.
Puma 2022 yıl görünümünü artırdı
Puma, yılın güçlü ilk yarısını göz önünde bulundurarak yıl görünümünü de artırdı.
Puma CEO’su Bjørn Gulden, yaptığı açıklamada “İkinci çeyrek bizim için harika bir çeyrekti. Para biriminden arındırılmış yüzde 18’lik (yüzde 26 rapor) büyüme ile 2,002 milyon Euro’ya ulaşarak 2 milyar Euro’yu aştık. Puma tarihinde ilk kez üç ayda bir yapılan satışlar, tüm küresel engellere ve belirsizliklere rağmen ürünlerimize olan güçlü talebin altını çiziyor.”
“Dünya çapında artan bir belirsizlik seviyesi görüyoruz: COVID-19 hala etrafımızda, Ukrayna’daki kriz her zamankinden daha kötü ve neredeyse tüm pazarlarımızda yüksek enflasyon baskısı var. Tüm bu belirsizliklere rağmen çalışanlarımıza, markamıza ve altyapımıza yatırım yapmaya devam edeceğiz.” dedi.
Boyner Grup, 2021 sürdürülebilirlik raporunu yayınladı. Sürdürülebilirlik çalışmaları ile sektöre öncülük eden şirketlerden biri olan Boyner, bu anlamda birçok projeyi de hayata geçirdi.
Boyner Grup, 2021 yılı sürdürülebilirlik raporunu yayınlayarak, iş yerinde demokrasi, inovasyon, çevresel etki, değer zinciri, topluma yatırım ve paydaş katılımını kapsayan etki çemberinde modası geçmeyecek tek kavramın ‘iyilik’ olduğuna vurgu yaptı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Boyner Grup Finans Bölüm Başkanı (CFO) ve İcra Kurulu Üyesi Özgür Tokgöz Altun, yaptıkları tüm çalışmalarda ‘iyilik’ yaratmaya odaklandıklarını, sürdürülebilir iş modellerini sadece grup şirketlerinde değil, aynı zamanda tedarik zincirleri ve iş ortağı ağlarında da yaygınlaştırmaya odaklandıklarını bildirdi.
‘Kadın çalışan oranında Türkiye ve dünya ortalamasının üzerindeyiz’
Toplumsal cinsiyet eşitliği konusuna hassasiyetle yaklaştıklarına belirten Altun, şunları kaydetti:
‘Kadın çalışan oranında Türkiye ve dünya standartları üzerinde bir performans sergiliyoruz. 2021 yılında Boyner Grup şirketleri ve markalarında kadın çalışan oranımız yüzde 45, kadın yönetici oranımız ise yüzde 39 oldu. Amacımız bu oranı daha da yükseltmek. 2009 yılından bu yana 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusunda toplumsal farkındalık yaratmak için iletişim kampanyaları hazırlıyoruz. Bu alandaki çalışmalarımızı KAGİDER ile iş birliği yaparak gerçekleştirdiğimiz ‘İyi İşler’ programıyla da destekliyoruz.
2015 yılında hayata geçirdiğimiz hem kendi tedarik zincirimiz hem de perakende sektöründe üretim yapan ve istihdam sağlayan kadın girişimcilerin sürdürülebilir iş modelleri ile işletme kapasitelerini artırmalarını amaçladığımız projeden bugüne kadar 108 kadın girişimci mezun oldu. Projeye katılan girişimci kadınların ürünleri Morhipo.com’da açılan İyi İşler Dükkan’da da satışa sunuluyor.’
‘Gönülden İşaret projesi ile engelsiz bir çalışma ortamı yaratmayı hedefliyoruz’
Altun, farklılıkları insanları birleştiren bir güç olarak tanımladıklarını ve bu anlayışla çeşitlilik ve kapsayıcılık hedeflerine yenisini eklediklerini kaydetti.
Çalışanları, iş ortakları ve müşterileri için engelsiz bir iletişim ortamı yaratmayı önemsediklerini aktaran Altun, ‘Bu değerle imza attığımız ‘Gönülden İşaret’ projemiz ile çalışanlarımızın işaret dili öğrenebilmesini sağlıyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Engelliler Müdürlüğü’nün de desteğiyle hayata geçirdiğimiz projede şu ana kadar 33 çalışanımız sertifikalarını aldı. Proje her yıl çalışanların desteği ile daha çok büyüyecek. Her Boyner mağazasında en az bir işaret dili bilen çalışan olmasını hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda da her yıl bu eğitimlere devam edeceğiz.’ ifadelerini kullandı.
‘İyiliğin Modası Geçmez’ mottosuyla gerçekleştirdikleri sürdürülebilirlik ve yardım projelerine de değinen Altun, “İhtiyaç sahipleri için hazırlanan ‘Askıda İyilik’ paketlerimizin satışına 2021 yılında da devam ettik. Proje kapsamında bugüne kadar 50 binden fazla paketin ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını sağladık.”
Ayrıca, Boyner Grup Gönüllüleri (BGG), 2002 yılından bu yana ihtiyaç sahiplerinin desteklenmesi, dezavantajlı grupların sosyal içerilmeleri, kaynak geliştirme, motivasyon artırma, sivil toplum kuruluşlarının desteklenmesi, çevre duyarlığının ve hayırseverliğin geliştirilmesi konularında sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştiriyor.’ değerlendirmesinde bulundu.
‘Sürdürülebilir bir dünya için dönüşüm ana odağımızda’
‘İyiliğe Dönüştür’ projesi ile kullanılmayan tekstil ürünlerinin yeniden değerlendirilmesini sağladıklarını belirten Altun, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘2014 yılından beri Boyner ve YKM mağazalarında kullanılmayan tekstil ürünlerini topluyor ve Lokman Hekim Sağlık Vakfı’nın destekleri ile geri ya da ileri dönüşümünü gerçekleştiriyoruz. Şu ana kadar toplam 176,7 ton giysinin geri dönüştürüldüğü proje ile 47 Sağlık Bilimi öğrencisine öğrenim bursu verildi. İhtiyaç sahiplerine 42,9 ton giysi ulaştırıldı, 37 ton giysi kermeslerde satışa sunuldu. 26,8 ton tekstil ürünü ipliğe, 2 ton metal ve plastik aksesuar hammaddeye, 64 ton ise ikinci el giysiye dönüştürüldü. 4 tona yakın malzeme geri dönüşüme tabi tutuldu.’
Altun, “Kurulduğu günden itibaren Türk kumaşını dünyaya tanıtan marka olan Altınyıldız, sürdürülebilir tekstil alanında da sektöre öncülük yapıyor. Altınyıldız, 2021 yılında, 62.5 ton geri dönüştürülmüş elyaf kullanarak 3 milyon 385 bin pet şişeyi giyilebilir hale getirdi ve yaklaşık 87.5 ton CO2 emisyonu önlendi.” açıklamasında bulundu.
Son dönemde en gelişmiş ekonomilerin büyüme verilerine baktığımızda İngiltere, ABD, Avustralya, Güney Kore ve Kanada dışındaki ülkelerde stagflasyona neredeyse girilmiş hatta bazılarında resesyonun eşiğine gelinmiş olduğunu görüyoruz. Japonya dışındaki bütün ülkelerde, özellikle İspanya, ABD, İtalya, Kanada ve Almanya’da enflasyon kontrolden çıkmak üzere.
Gelişmekte olan ülkelere baktığımızda ise Suudi Arabistan, Türkiye ve Endonezya dışında kalanlar büyüme ivmelerini kaybetmiş görünüyorlar. Özellikle bir zamanlar yüzde 10’un üzerinde büyüyen Çin’in stagflasyona girmiş olması küresel sistem için ciddi bir sorun. Küresel kriz iş gücü maliyetlerini ve üretimi ciddi biçimde zorlarken Ukrayna’daki savaş da ek olarak organik ve sürdürülebilir hammadde bulunurluğunu ve maliyetlerini artırıyor.
Özetle hem gelişmiş ülkeler hem de gelişmekte olan ülkeler ekonomik anlamda çok zorlu bir dönem içerisindeler. Global çapta, tüketiciler nezdinde yüksek enflasyon beklentisi alışverişçi davranışlarını olağanüstü şekilde etkiliyor.
İnternet arama motorlarında kullanılan terimler üzerine yeni yayınlanan bir araştırma, tüketicilerin ekonomik gerileme nedeniyle sürdürülebilir modadan uzaklaştığını gösteriyor. Sürdürülebilir moda ile ilgili popüler arama motoru terimlerinin kullanımının 2009’dan bu yana en belirgin düşüşü yaşadığını ortaya koyan bu araştırmanın bulgularını Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidiyle birlikte düşünsek nasıl olur?
Hatırlayalım;
Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi, insan davranışını bir ihtiyaçlar hiyerarşisi olduğunu ve bir sonraki ihtiyaç grubuna geçmeden önce daha temel ihtiyaçlarla uğraştığımızı öne sürerek açıklıyor. Giysiler de bu anlamda çok sayıda ihtiyaca hizmet ediyor. Örneğin, pahalı outdoor giysiler bizi dış etkenlerden koruyor evet (ilk basamak) ama aynı zamanda daha fazla saygı görmemizi ve saygınlık ihtiyaçlarımızı karşılamamızı da sağlıyor (4. Basamak). Örneğin Walmart’tan kıyafet satın alan bir tüketici muhtemelen “sadece korunma” ararken, The North Face’in sürdürülebilir koleksiyonlarından alışveriş yapan tüketici fizyolojik ihtiyaçlardan çok “saygınlık ihtiyacı” tarafından motive ediliyor ve bunun bedeli çok yüksek.
Peki, mevcut ekonomik koşullarda korunma ihtiyacını karşılayabilmek bile tehlikedeyken nasıl saygınlık ihtiyacı doyurulabilir?
Hızlı moda tam da burada vazgeçilemez oyuncu olarak karşımızda duruyor çünkü sınıf farkını ortadan kaldıran, uygun fiyata her türlü ihtiyacınızı karşılamanıza yardımcı olan bir cankurtaran. Fakat çevresel kaygılar arttıkça, insanlar küresel olarak davranışlarını daha çevre bilincine sahip olacak şekilde değiştiriyor. Ancak bu değişimler, yaşanan krizler ve hayat pahalılığı yüzünden rafa kaldırılacak mı?
Kantar’ın 9 farklı pazarda takip ettiği “Is inflation impacting consumer support of sustainable practices?” araştırması yüksek yaşam maliyetlerinin, insanların çevre için daha fazlasını yapmasını engellediğini ortaya koyuyor.
Fakat her şeye rağmen sosyal ve çevreye duyarlı tüketicilerin özellikle genç olanların daha etik ve çevre dostu alışverişe yönelmesinin de devam edeceğini biliyoruz.
“Sürdürülebilir ürünler pahalı, ama dünyamız için de endişeliyim“
Peki, çözüm nedir? İkinci el modanın durdurulamaz yükselişi
ThreadUp’ın raporlarına göre tüketicilerin %58’i, ikinci el fırsatlarının enflasyon döneminde kendilerine bir şekilde yardımcı olduğunu söylüyor.
Tüketiciler hem fiyat hem de sürdürülebilirlik açısından uygun olan teklifler aradıkça ikinci el moda giderek daha yaygın hale geliyor. Bu da ikinci el modanın durdurulamaz yükselişine işaret ediyor.
Hızlı moda markaları vitrinlerine sürekli yeni ve uygun fiyatlı koleksiyonlar eklerken kıyafetlerimiz dolaplarımızda kolay kolay eskiyemiyor dolayısıyla dolaptan çıkarılan ürünün ikinci el olarak satılabilmesi de kolaylaşıyor. Buna ek olarak sıfırını almakta zorlanan tüketici tadilata da olumlu bakıyor. Türkiye’de lostralar, terziler, kuru temizlemeciler son aylarda talebe yetişmekte zorlandıklarını söylüyor.
Moda perakendecileri daha genç ve fiyat bilincine sahip müşteriler kazanmak, müşteri sadakatini artırmak ve tabi ki gelir elde edebilmek için İkinci el satış modellerini kullanma konusunda çok önemli bir fırsata sahip olduklarını unutmamalılar. Üstelik bu çabaların tümü çevreye ve ikinci iş kollarına da fayda sağlıyor ve her zamankinden daha popüler!
Decathlon, alışveriş yapanlar için sporu daha ekonomik hale getirmek adına bir dizi ürün için kiralama hizmeti başlattı.
Kiralamalar 24 saat için olacak şekilde müşterilere sunulacak.
Kanolar, e-bisikletler, sörf tahtaları gibi kategorileri içeren kiralama hizmeti saatlik değil, 24 saat süre ile olacak şekilde müşterilere sunulacak.
Hizmet şu anda Londra (Surrey Quays), Southampton, Poole ve Glasgow’da (Braehead) mevcut ancak yıl içerisinde daha fazla ülke ve mağazada kullanıma sunulacak.
Fiyatlandırma ise şu şekilde yapılacak; örneğin bir kanonun ilk 24 saati 30 Sterlin, ardından ikinci gün sadece 15 Sterlin ve sonraki günler günde 10 Sterlin olarak ücretlendirme politikası izlenecek.
Lansman hakkında yorum yapan Decathlon Kiralama Lideri Sharon Poulter şunları söyledi: “Bu hizmet, sporun erişilebilirliğini artırırken daha sürdürülebilir bir hale gelme çalışmalarımızda gerçekten heyecan verici bir gelişme. Misyonumuz sporu birçok kişi için daha erişilebilir kılmak ve kiralama hizmetleri sunmak. Kiralama hizmetleri kesinlikle bunu yapmanın en çevre dostu yoludur. Tüm kiralık ürünlerimiz yenilenmiş veya ‘yeni gibi’ olup, gerçekten döngüsel bir ekonomi yaratmaktadır.”
“Hizmetin bir parçası olarak, müşterilerin macera dolu bir hafta sonu için ihtiyaç duydukları her şeyi, indirimli bir fiyata kiralayabilmeleri için paket fırsatlar sunacağız. Gittikçe daha fazla insana yeni sporları keşfetme fırsatı vererek bu teklifi büyütmeyi dört gözle bekliyorum.”
Apple, Birleşik Krallık’ta en son amiral gemisi mağazasını Brompton Road’da bu Perşembe günü açacak.
Mağaza açılışa özel Apple Creative Profesyonelleri tarafından panel tartışmaları, özel performanslar, dinleme ve canlı illüstrasyon oturumlarına ev sahipliği yapacak.
Mağazanın resmi açılışı Perşembe günü yapılacak. Yeni mağazada 7 metrelik boydan boya pencereler, sosyal bir toplanma alanı ve aynalı tavan gibi detaylar dikkat çekiyor.
Aynı zamanda, bir Birleşik Krallık mağazasında, alışveriş yapanların genel bir ekip üyesiyle konuşmak için beklemek yerine, siparişleri hızla satın alabilmek için ‘Alım’ noktasına gidebileceği ilk özel tıkla ve topla alanı da bulunuyor.
Apple, Brompton Road mağazasının tasarımının yerel bitki örtüsünden ilham aldığını ve müşterilerin Apple ürünlerini öğrenmelerine, oluşturmalarına ve bunlardan en iyi şekilde yararlanmalarına yardımcı olmak için birçok topluluk etkinliğine ve seminere ev sahipliği yapacağını söyledi.
Mağaza, %50’si Apple’a yeni katılan ve aralarında 45 dil konuşan 200 kişilik bir ekipten oluşuyor.
Amiral gemisi açılışının yanı sıra, teknoloji devi, sanatçı William Blake’in çalışmalarını onurlandıran yeni bir artırılmış gerçeklik uygulaması olan ‘United Visions’ı başlattı ve çalışmalarını AR kullanarak yeniden oluşturmak için amaca yönelik bir uygulama kullandı.
Bu hafta sonu mağazada sanatçı Nina Nesbitt tarafından özel bir performans ve Uzamsal Ses dinleme oturumu ve Apple Creative Profesyonelleri tarafından canlı illüstrasyon oturumlarına ev sahipliği yapacak bir panel de düzenlenecek.
İşte Apple’ın en son amiral gemisi mağazasına ait görüntüler
apple'ın yeni amiral gemisi mağazası ve kullanılan teknolojiler 18apple'ın yeni amiral gemisi mağazası ve kullanılan teknolojiler 19apple'ın yeni amiral gemisi mağazası ve kullanılan teknolojiler 20apple'ın yeni amiral gemisi mağazası ve kullanılan teknolojiler 21apple'ın yeni amiral gemisi mağazası ve kullanılan teknolojiler 22apple'ın yeni amiral gemisi mağazası ve kullanılan teknolojiler 23
Küresel perakende sektörünü ele aldığımız RetailTrip yazı dizimizde bu hafta farklı bir ülkeye geçerek sizlere ABD perakendesinden bahsedeceğiz. Daha önceki içeriklerimizde ülkeleri 2 ana başlık altında incelediğimizi belirtmiştik. İlk yazımızda ülkenin mağaza, ürünler ve tüketici davranışlarını ele alırken diğer yazımızda ise perakende rakamlarına odaklanıyoruz.
Geçtiğimiz haftalarda Almanya perakendesine odaklandığımız RetailTrip#3 ve RetailTrip#4 serilerimize linkleri üzerinden erişebilirsiniz.
O halde bu haftanın ülkesi olan ABD perakendesini biraz aralayalım
Amerika Birleşik Devletleri dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olmakla beraber çok gelişmiş bir tüketimtoplumudur. Bu sebeple içerisinde çok sayıda tüketici segmenti barındırır. Bir araştırma Covid-19’un segmentler üzerinde etkilerinden bahsederek onları 5 gruba ayırmış biz de kısaca üzerinden geçerek her ekonomiyi etkileyen virüsün ABD tüketicisine neler hissettirdiğini ve segmentleri tanıyabiliriz.
Varlıklı ve etkilenmemiş: Bu tüketiciler, gelecekle ilgili genel bir iyimserlik (ABD’deki toplam tüketici nüfusundan yaklaşık %20 daha yüksek) sahibidirler. Pandemi krizi sırasında evde kalma eğilimindeydiler ve bu da daha fazla çevrimiçi alışveriş yapmalarına olanak tanıdı. Bu grup, varlıklı olmaları nedeniyle diğer gruplara göre fiyata biraz daha az duyarlıdır.
Yerinden edilmiş ve eksik istihdam edilmiş: Bu tüketiciler, iş güvencesizliği nedeniyle hem mali hem de sağlıkları üzerinde büyük bir etki hissediyorlar. Gelecekteki ekonomik koşullar hakkında pek iyimser olmadıkları için parayı nasıl harcadıkları konusunda oldukça temkinliler. Beklenen şekilde, bu grup temel ihtiyaçlara ve değere göre işlem yapıyor, markaları değiştiriyor ve mümkün olduğunca çevrimiçi alışveriş yapıyor.
Mali açıdan güvenli ama endişeli: Bu nüfus büyük ölçüde 65 yaş ve üstünü kapsıyor. COVID-19’un alışkanlıkları üzerinde en büyük etkisi olduğu bu kişiler pandemi sonrası ekonomik koşullar konusunda genel olarak karamsar hissediyor. Bu grup, güvenlik ve sağlık konusunda ortalamanın üzerinde endişeli ve pandemi döneminde değişen satın alma alışkanlıkları konusunda yardıma ve şeffaflığa büyük ihtiyacı olduğunu dile getiriyor.
Geçimini sağlamaya çalışanlar: Bu tüketiciler, para harcarken oldukça dikkatli davranıyor bunun yanısıra işlerinin ve iş güvenliklerinin COVID-19’dan büyük ölçüde etkilendiğini düşünüyor. Bu grup, azınlık grupları ve kırsal nüfusun büyük çoğunluğunu temsil etmektedir. Evde kalma oranları daha düşük ve genellikle temel ihtiyaçlar için alışveriş yapıyorlar.
Bağlantısı kesilmiş ve emekli: Bu kategori emekli, 65 yaş üstü ve ‘mali açıdan güvenli ama endişeli’ kesime göre daha düşük bir gelir düzeyine sahip olanları ifade eder. COVID-19 sonrası ekonomik koşullar konusunda genel olarak iyimserler. Ağırlıklı olarak ülkenin güney ve banliyö bölgelerinden gelen bu grup, pandemi sürecinde alışveriş davranışlarında önemli bir değişiklik göstermedi.
Genel olarak baktığımızda geçmişte nüfus oldukça yüksek bir güven düzeyine sahipken önce finansal kriz, ardından Covid-19 krizi tüketicilerin %75’ini satın alma davranışlarını değiştirmeye yöneltti. ABD perakendesinde tüketicilerin promosyonlara dikkat etmesi ve fiyatları karşılaştırması artık çok daha yaygın. Perakende tüketicilerin yaklaşık yarısı, promosyonları veya fırsatları bir marka seçiminde en önemli faktör olarak listelese de, yine de kaliteden şaşmayan %64’lük bir kitle mevcut.
Davranıştaki bu genel değişiklik azımsanacak gibi değil tüketiciler eşi görülmemiş oranlarda marka değiştiriyor ve değiştirirken de farklı bir şeyler denemeye oldukça hevesliler, bu da inovasyonu tüketicileri kazanmak (veya geri kazanmak) isteyen markalar için zorunluluk haline getiriyor. İnovasyonu bir de değer algısıyla birleştirmek markalar için özellikle daha çekici bir hamle olabilir çünkü müşteriler için marka değiştirirken değer kavramı da çok önemli.
Sonuç olarak da tüketicilerin %36’sının yeni bir ürün markasını denediği ve %25’inin yeni bir özel markalı markayı bünyesine katması marka sadakatlerinin parçalanmasına da yol açtı. Farklı markaları deneyen tüketicilerin %73’ü yeni markaları rutinlerine dahil etmeye devam etmeyi planlıyor. Z kuşağı ve yüksek gelirliler marka değiştirmeye en yatkın grup olarak karşımıza çıkıyor. Bu değişimden fayda sağlayanlar arasında ise, kriz sırasında %50 büyüme kaydeden büyük, güvenilir markalar ve perakende pazarını geride bırakan özel markalar yer alıyor. Pandemi sırasında özel bir marka kullanmaya başlayan müşterilerin yaklaşık %80’i, COVID-19 krizi geçtikten sonra onu kullanmaya devam etmeyi düşündüklerini belirtiyor.
Amerikalılar genellikle alışveriş için büyük alışveriş merkezlerine gitmeyi tercih ediyorlar fakat bunun yanında çevrimiçi alışveriş, Covid-19 pandemisi sırasında tüm dünya ile birlikte ABD perakendesinde de keskin bir şekilde yükseldi ve yükselişi tabiki devam edecek. Çevrimiçi alışveriş demişken Y kuşağı ve yüksek gelirli insanlar bu alanda önde gidiyor. Çevrimiçi alışverişin hayatlarımıza girmesi sonucunda da çok kanallı alışverişin ortaya çıktığını biliyoruz.
ABD’li tüketicilerin %75’i, hem mağazada hem de çevrimiçi olarak araştırma ve satın alma yaptıklarını yani çok kanallı alışveriş tercih ettiklerini söylüyor ve bu çok kanallı davranış birkaç ürün türüyle de sınırlı değil. Tüketiciler bunu çok çeşitli kategorilerde hem gıda hem de gıda dışı satın almalar için yapıyor ve tüm bunlar da doğrudan satın alma sürecini uzun ve karmaşık hale getiriyor. Perakendeciler için de çok kanallı satışı – hem çevrimiçi hem de çevrimdışı – iyi organize edip yürütmek aslında başarının anahtarı diyebiliriz.
Ayrıca sosyal ağların da tüketiciler üzerinde büyük etkisi var, tüketicilerin %45’i sosyal medyanın satın alımlarını etkilediğini söylüyor ve Z kuşağının %34’ü her gün sosyal medya üzerinden alışveriş yapıyor. Sosyal medyanın günümüzde geldiği konum düşünülünce bu sonuç pek şaşırtıcı olmuyor. Sosyal medya etkisi en çok gençler arasında ve en çok kozmetik ve spor giyim gibi görünümle ilgili kategorilerde kendini gösteriyor. Çin’de zaten bir fenomen olan sosyal ticaret, ABD perakendesinde hala yeni, ancak her on çok kanallı müşteriden biri, zaten doğrudan sosyal medya aracılığıyla alışveriş yaptıklarını söylüyor.
Bu, önemi giderek artan bir kanal, ancak bugün çok sayıda perakende yöneticisi, kendilerini sosyal medyada geliştirmek için hala yeterince çaba göstermiyor bundan dolayı da tüketicilere ulaşmak ve onlarla etkileşim kurmak için büyük fırsatları kaçırıyorlar. Tüm bunların aksine bir de madalyonun diğer yüzü var, tüketicilerin yaklaşık %71’i veri konusunda endişeli ve %34’ü kişisel veriler konusunda teknoloji şirketlerine güvenmiyor.
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tüketici eğilimleri arasında bir de ‘Made in America’ etkisi bulunuyor. Amerikalıların yaklaşık %70’i Amerikan ürünlerini satın almaya özen gösteriyor. Ayrıca sorumlu tüketim, sürdürülebilir, şeffaf ve temiz ürünler tüketicileri giderek daha fazla cezbetmektedir. Tüketicilerin yaklaşık %48’i çevre üzerindeki etkilerini azaltmak için alışkanlıklarını değiştirmek istediklerini söylüyor. Gençler konuyla daha da fazla ilgileniyorlar ve bunun için daha fazla ödemeye de hazırlar üstelik. Tüm bunlar olurken sürpriz bir kategori de kendini gösteriyor. İkinci el piyasası ABD pazarında sürekli büyüyor ve alım satım yapan web siteleri çoğalıyor. Hatta ThredUp raporuna göre, 35 milyar dolarlık ikinci el giyim pazarı 2026 yılına kadar iki katından fazla 82 milyar dolara ulaşacak.
Tüketiciler ESG’yi (çevresel, sosyal ve yönetişim) önemsediklerini söylüyorlar, ancak bu farklı insanlar için farklı şeyler ifade ediyor. Tüketiciler, özellikle de genç nesiller, hangi markaları satın alacaklarını seçerken en az bir ESG faktörlerinden etkilendiklerini söylüyorlar. Ankete katılan gençlerin üçte ikisinden fazlası, ESG’nin en az bir yönünün kendileri için çok önemli olduğunu söyledi. Endişeleri arasında ise, şirketlerin şeffaf olmaları ve insanlara önem verdiklerini göstermeleri bulunuyor.
ABD pazarına biraz da sektörel olarak bakalım. Günümüzde büyüyen sektörler arasında kültür, eğitim, araçlar, ulaşım hizmetleri, aletler, ev ve bahçe ekipmanları, gazeteler, kitaplar ve kırtasiye malzemeleri, seyahat, ev tekstili, ev eşyaları ve mutfak eşyaları, alkollü içecekler bulunuyor.
Covid-19’un ABD’de etkili olduğu zamanlarda insanların evde vakit geçirmek zorunda kalmaları bazı sektörleri diğerlerinde çok daha önemli kıldı. Özellikle temel ihtiyaçlar ve ev eğlencesi kategorileri sıçrama yaptı. Popüler çevrimiçi eğlence platformlarının kullanımı epey hızla arttı. (Popüler video oyunu Fortnite kısa süre önce 12,3 milyon kullanıcının katıldığı bir konsere ev sahipliği yaptı.) Ekipman satın alma ve çevrimiçi etkinlik yoluyla evde fitness yatırımı da artan kategoriler arasında bulunuyor. O dönemde yapılan çevrimiçi alışverişlerde beklenen büyümenin %35’i aştığı kategoriler, bakkaliye, ev gereçleri ve kişisel bakım ürünleri gibi temel öğeleri içeriyor.
Cilt bakımı ve makyaj, giyim, takı ve aksesuarlar gibi isteğe bağlı kategoriler bile %15’ten fazla beklenen müşteri büyümesini gösteriyor. Yüksek gelirliler ve Y kuşağı, hem temel hem de zorunlu olmayan öğeler için çevrimiçi harcamaları değiştirmede öncülük ediyor. Gen X, Y kuşağı ile aynı ölçekte olmasa da benzer bir çevrimiçi değişim yaşadı. Z kuşağı ise, çevrimiçi değişimini belirli kategorilerde yoğunlaştırdı: giyim ve ayakkabı, evde eğlence ve yemek servisi/teslimi.
Bu uzun ev sürecinden sonra Amerikalıların bir kısmı ev dışındaki düzenli faaliyetlere geri dönmekten endişe duyuyor. Ekonomiler yeniden açılırken, tüketicilerin %73’ü hala ev dışında faaliyetlere devam etmekte tereddüt ediyor. Kuaför salonuna, spor salonuna veya restorana gitmekten endişe duyuyorlar, ancak toplu taşıma, araç paylaşımı, uçak yolculuğu gibi ortak ortamlar ve büyük kapalı veya açık hava etkinliklerine katılmak gibi kalabalık alanlarda olmaktan özellikle daha da fazla çekiniyorlar.
ABD perakendesinde tüketicilerin yarısındanfazlası ise, normal ev dışı etkinliklerine çoktan yeniden başladı. İlginç bir şekilde, ev dışı aktivitelerinin çoğuna devam etmelerine rağmen, bu ABD’li tüketiciler evlerini daha çekici ve konforlu hale getirme konusunda hala aynı harcamaları yapmaktan geri adım atmıyorlar. Ev geliştirme ve bakım harcamaları hala artıyor, bu oran COVID-19 öncesi tahminlerden %11 daha yüksek. Hijyeni artıran teknolojiler de, özellikle gıda ve market teslimatı ve kaldırım kenarından alma gibi temassız faaliyetler COVİD-19 kısıtlamalarının çoğu bitmesine rağmen hala artıyor. Örnek olarak, tüketicilerin %79’u COVID-19’dan sonra perakendede self check-out kullanımına devam etmeyi veya artırmayı planlıyor. Amerika Birleşik Devletleri genelinde temassız faaliyetler artarak devam edecek gibi duruyor.
ABD perakendesine genel bakışımız bu şekilde haftaya daha rakamsal değerlendirdiğimiz ABD perakendesi yazımızda görüşmek üzere.
E Ticaret bütün işletmelerin odak noktası ve yatırım planlarında öncelik oluşturuyor. Soruyu duyar gibiyim, halen e ticaret kanalını kurmayan işletme var mı? Evet sandığınızdan çok fazla sayıda işletme halen e-ticarete giriş yapmış değil değil. Sadece orta veya küçük hacimde değil, çok büyük hacimlerde olup, e ticaret kanalı olmayan çok sayıda işletme var.
Bu durumda olan işletmelerin en büyük soru veya sorunlarından birisi, e ticarete başlarken teknoloji seçimi konusunda oluyor. Bana da bu durumla ilgili çok soru geldiği için, bu yazımda e-ticarete girişte teknoloji ortağı nasıl seçilir konusunu incelemek istedim.
Bu seçimde çeşitli etkenler var. Öncelikle programın firma tarafından mı yazdırılacağı veya yazılım firmasından mı temin edileceği sorusuna cevap vermek gerekir. Burada yatırımın büyüklüğü bu soruyu cevaplandıracak en önemli etkendir. Büyük bir yatırım yapacak firmalar veya mevcut e ticaret işinde belirli bir büyüklüğe gelip mevcut programları yeterli olmayan firmalar için önerim, programın kendileri tarafından yazdırılmasıdır.
Büyük bir yatırımda örnek olarak hem kendi stoğundan satış yapıp hem de kendi pazar yeri sistemini kurmak isteyen firmalar için bu daha uygun bir çözüm olacaktır (bu konu yeni e ticaret yasası ile farklı bir boyuta ulaştı ama yasanın yürürlüğe gireceği tarihe daha çok var, neler olacağını göreceğiz). En önemli neden olarak hazır çözümler içinde yeterli esneklik ve olanağın elde edilememesi gerçeğidir. Paket programlar çok sayıda küçük işletmenin ihtiyacını karşılamak için temel özellikleri içinde barındırır. Paket seviyesi artınca ek özellikler gelir ama yine de büyük bir kapasite için kurulmuş projelerde yeterli olmazlar.
Bununla beraber burada yanlış bir anlaşılma olmasını istemediğim için paket program ile anlatmak istediğim çözümün, çok ufak bedelleri olan sistemler olmalarıdır. Bunun yanında çok yüksek rakamlarla satılan çeşitli çözümlerde bulunmaktadır. Bunlar baştan itibaren firmanın isteklerine göre biçimlendirilir.
Devamında uygun fiyatlı e-ticarete giriş paket programlardan basit beklentiler ile devam edersek;
Programın mobil entegrasyonu olmalıdır. Bugün bir e ticaret sitesinin (ne satıyorsa satsın), mobil versiyonunun olmaması gibi bir durum söz konusu olamaz.
Pazar yeri entegrasyonu: Popüler Pazar yeri siteleri ile entegrasyon paket içerisinde yer almalıdır.
Sanal POS entegrasyonu olmalıdır.
Aynı şekilde ülkemizdeki popüler muhasebe programları ile entegrasyon kapasitesi gereklidir.
Kargo ve lojistik firmaları ile entegrasyon kapasitesi olmalıdır.
Pazarlama ve satış uygulamaları ile entegrasyon kabiliyeti olmalıdır.
Programın basit bir CRM altyapısı olması, raporlama yeteneği, SEO vb. çözümleri olmalıdır.
Dil desteği gerekli olabilir,
Son olarak çeşitli geliştirici programlar ile uyumlu olmalıdır, Google Analytics vb.
Buraya kadar paket içerisinde olması gereken ana konulara girdik. İş biraz daha kapsamlı, mevcut işle daha fazla entegrasyon gerekli, mevcut mağazalar, bayi ağı da işin içinde olacaksa, paketin içeriğine alt taraftaki konuların dahil edilmiş olması gerekir.
Dijital satış kanalı dışında yine bu program ile çalışması istenilen satış kanallarının dahil edilmesi için, örneğin mağazaların eklenmesi, internetten satış bayiden teslimat vb. özellikler gerekebilir. Bunların en popüler olanları BOPIS (internetten satın al mağazada öde), BORIS (internetten satın al ama iadeyi mağazaya yapabilmek vb.),
Satış kanalları arasında stok görebilme,
Mağazadan internet stoğunu kullanarak sipariş edip, müşteri adresine sevk edebilme,
Çağrı merkezi entegrasyonu,
CRM kapasitesinin yüksek olması, kampanya yönetimi, e posta ile pazarlama vb. konularda destek vermesi,
Site içerisinde firma stoğu ile pazar yeri sistemini yönetebilmek,
Son olarak da programın firma bünyesinde çalışan bilgi işlem personeli tarafından yapılabilecek basit geliştirmelere açık olması gerekir.
Evet bunlar ilk bakışta aklıma gelen temel konular, bu yazı ile özet olarak sizlere sunmak istedim. Ama yazımızın ana amacı (hiçbir zaman unutulmaması gereken!), perakende veya hizmet sektöründe çalışan firmaların artık e ticaret sitesine sahip olmadan müşteri karşısına çıkması büyük bir eksikliktir ve hemen gerekli yatırımın yapılması gerekir.