Tommy Hilfiger, Birleşik Krallık’ta sürdürülebilirlik ve döngüsel modaya olan bağlılığını artırmak için kiralama platformu Rotaro ile ortaklık kurdu.
6 aylık pilot program, müşterilerin Tommy ürünlerini kiralayarak kullanabilmelerine olanak sunacak.
27 Temmuz 2022’de başlayacak olan altı aylık pilot program, İngiltere’deki tüketicilerin TommyXRomeo koleksiyonu, Tommy Jeans ve “türünün tek örneği” Tommy Hilfiger arşiv parçalarından ürünleri kiralamalarına olanak sağlayacak.
Lansman ayrıca, tüketicileri hızlı modadan ayrılmaya ve kendi kişisel tarzlarını denemek için Rotaro kiralama platformunu kullanmaya teşvik eden bir kampanya ile tamamlanacak.
Ortaklık, Tommy Hilfiger’ın Birleşik Krallık’taki ikinci pilot kiralama pilotu olma özelliğini taşıyor. Şirketin daha önce My Wardrobe HQ ile yaptığı işbirliğinin detaylarına buradan erişebilirsiniz.
Tommy Hilfiger Global ve PVH Europe Sürdürülebilir İş ve İnovasyon Başkan Yardımcısı Esther Verburg şunları söyledi: “Modanın geleceğinin döngüsel olduğunu biliyoruz ve buna inanıyoruz. Rotaro ile ortaklığımız döngüsel iş modellerini keşfetmede anlamlı bir adım daha. Statükoya meydan okumaktan ve müşterilerimize yeni ürün satın almaktan başka bir şekilde klasik Amerikan stilinin keyfini çıkarmaları için yeni bir fırsat sunmaktan heyecan duyuyoruz.”
Perakende markaları son dönemde küresel bazda kiralama platformları ile anlaşmalarını geliştiriyor.
Boyner’den yapılan açıklamaya göre, Emel Sayınataç, denetim, bankacılık, perakende sektörlerinde yönetim deneyimi ile Boyner Büyük Mağazacılık bünyesinde Mali İşler Genel Müdür Yardımcısı olarak göreve başladı.
Boyner bu atama ile kadın genel müdür yardımcısı oranını %60’a ulaştırmış oldu. Şirket toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında yaptığı çalışmalarla kadınların çalışma hayatında daha aktif rol almalarını desteklemesi ile biliniyor.
Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü mezunu olan Sayınataç, lisans eğitiminin ardından University of Reading’de Risk Yönetimi programını tamamladı. Ayrıca The Institude of Internal Auditors’tan Uluslararası İç Denetçi (CIA) lisansını aldı. Profesyonel iş yaşamına 1993 yılında Price Waterhouse Coopers’ta Denetim Uzmanı olarak başlayan Sayınataç, sırasıyla Finans Yatırım ve Egebank’ta Bütçe ve Raporlama Müdürü, TAIB Yatırım Bank’ta İç Denetim Müdürü olarak görev aldı.
2005 yılında Sabancı Grubu’na geçerek TeknoSA’da Finans Müdürlüğü ve KlikSA’da Finans Direktörlüğü görevlerini üstlendi. 2017 yılında Altınbaş Grubu’na katılan Sayınataç, Alpet’te Mali İşler Genel Müdür Yardımcısı olarak kariyerine devam etti ve Temmuz 2022 itibarıyla Boyner Büyük Mağazacılık bünyesinde Mali İşler Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmalarını sürdürecek.
Merkez bankasının yayımlamış olduğu sektör bilançoları raporunda perakende sektörü ticaret (motorlu kara taşıtları ve motosikletler hariç) başlığı 2009-2020 yılları verileri incelenmiştir.
2020 yılında 91.312 adet firmayla bu çalışma yapılmıştır.
2020 yılında 91.312 firma yaklaşık 755,9 milyar TL ciroya ulaşmıştır.
2020 yılında 91.312 firmada yaklaşık 1 milyon çalışan vardır.
Örneklem büyük olduğu için sektör ortalamasını gerçeğe çok yakın gösterdiğini düşünüyorum.
4 ana başlıkta bu analiz yapılmıştır.
Merkez Bankası Verilerine Göre Türkiye Perakende Sektörü Görünümü 2020 yılın bu çalışmaya ölçek bazında kaç firma katıldı, ölçek bazında firma çalışan sayısı ve net satışların verisi sunulmuştur.
Gelir, Satış Maliyeti, Karlılık Analizi 2009 – 2020 yılları arasında net satışlar, ölçek bazında net satışların dağılımı, brüt karlılık, brüt karlılık oranı, net karlılık ve net karlılık oranı sunulmuştur.
Likitide Oranlar Cari oran, nakit oranı, likitide oranı ve stok bağlılık oranı sunulmuştur.
Sonuç Sektör ortalaması ile borsaya açık perakende şirketleri kıyaslanıp sonuç kısmı oluşturulmuştur.
Merkez Bankası Verilerine Göre Türkiye Perakende Sektörü Görünüm
2020 yılı sonu itibariyle merkez bankasının incelediği firma sayısı 91.312’dir. Bunların hukuki yapısı da aşağıdaki gibidir.
Firma büyüklüğüne göre firma sayılarına ve personel adetlerine baktığımızda,
İncelenen 91.312 adet firma için,
Mikro firma başına düşen personel sayısı 2
Küçük firma başına düşen personel sayısı 13
Orta firma başına düşen personel sayısı 67
Büyük firma başına düşen personel sayısı 1.389
merkez bankası verilerine göre türkiye perakende sektörü görünüm 19
Firma büyüklüğüne göre net satışlara baktığımızda,
Mikro firma başına düşen net satış 948 bin TL
Küçük firma başına düşen net satış 11,9 milyon TL
Orta firma başına düşen net satış 63,2 milyon TL
Büyük firma başına düşen net satış 1 milyar TL
91.312 firmanın yıl sonunda karlılık durumu incelediğinde 54.718 adet firma kar etmiş, 33.947 firma ise zarar açıklamıştır.
Mikro firmaların %53,3’ü kar açıklarken %43,1’i zarar açıklamıştır.
Küçük firmaların %85,1’i kar açıklarken %14,64’ü zarar açıklamıştır.
Orta firmaların %84,2’si kar açıklarken %15,7’si zarar açıklamıştır.
Büyük firmaların %78’i kar açıklarken %21,7’si zarar açıklamıştır
Gelir, Satış Maliyeti, Karlılık Analizi
Yıllar bazında incelenen firma sayılarında artış azalış olmasından kaynaklı gelir tablosundaki veriler tam karşılaştırılamasa dahi örneklem sayısı yüksek olduğu için sapmaya çok sebep olmayacaktır.
Sütun grafikler her bir yıl içerisindeki net satışların toplam içerisindeki payını göstermektedir. Büyük olarak nitelendirilen ölçek payı 2009 yılında %31,4 iken 2020 yılında %48,2’ye yükselmiştir. Burada en fazla payı mikro ölçekten almıştır. Pazarın geleneksel perakendeden organize perakende sektörüne doğru yöneldiği anlamını çıkarabiliriz.
2020 yılı sonunda 756 milyar TL’lik sektör büyüklüğüne ulaşılmıştır. Son 3 yıllık sektör büyümesine baktığımızda yaklaşık %15‘dir.
2020 yılı sonunda 756 milyar TL’lik sektör büyüklüğüne ulaşılmıştır. Son 3 yıllık sektör büyümesine baktığımızda yaklaşık %15‘dir.
2011 yılı,
Net satışlardaki değişim oranı, %23,1
Satışların maliyeti değişim oranı, %23,3
2017 yılı,
Net satışlardaki değişim oranı, %20,1
Satışların maliyeti değişim oranı, %20,3
2020 yılı,
Net satışlardaki değişim oranı, %14,0
Satışların maliyeti değişim oranı, %15,4
Net satışların büyük ölçekli firmalara yönelmesinin bir sonucu olarak büyük ölçekli firmalar brüt karlılıklarını da arttırmıştır. Bunun sadece net satışların büyük ölçekli firmalara yönelmesiyle değil brüt karlılık oranlarına bakarak daha doğru açıklayabiliriz. 2020 yılı brüt karlılık oranlarını incelediğimizde,
Mikro brüt karlılık oranı %14,3
Küçük brüt karlılık oranı %11,5
Orta brüt karlılık oranı %13,3
Büyük brüt karlılık oranı %25,1’dir. Geçmiş yıllarda da brüt karlılık oranları benzer seyirdedir.
merkez bankası verilerine göre türkiye perakende sektörü görünüm 20
2016 yılından itibaren brüt karlılık %18 ve üzerinde gerçekleşmektedir. Satışların maliyeti değişiminin net satışlar değişimden daha yüksek olduğu yıllarda bir önceki yıla göre brüt karlılık oranı azalmıştır.
Son 12 yıldan beri dip toplamda sadece 1 yıl (2016) net zarar açıklanmıştır, kalan yıllar net karlılık açıklanmıştır. Son iki yıla bakıldığında ise net karlılık %0,9 seviyesine oturmuştur.
2020 yılında,
Mikro, net karlılık oranı -1,2%
Küçük, brüt karlılık oranı 1,1%
Orta, brüt karlılık oranı 1,4%
Büyük, brüt karlılık oranı 1,1%’dir
Likitide Oranlar
Sonuç
2020 yılında 91.312 adet firma incelendiğinde 755,9 milyar TL ciro yapıldığı analiz edilmiş olup 140,6 milyar TL brüt kar ve 14,4 milyar TL net kar elde edildiği görülmüştür.
2020 yılı verilerine göre sektör ortalamasıyla şirketlerin net kar marjı ve brüt kar marjı verileri kıyaslandığında ise,
Sektör ortalamasına göre net kar marjı ve brüt kar marjı yüksek olan şirketler,
Sektör ortalamasına göre net kar marjı ve brüt kar marjı düşük olan şirket,
Bizim Toptan
Sektör ortalamasıyla ilgili şirketlerin verileri kıyaslandığında sonuç aşağıdaki tablo gibi çıkmaktadır.
Cari Oran = Dönen Varlıklar / Kısa Vadeli Yükümlülükler
Likidite Oranı = (Dönen Varlıklar – Stoklar) / Kısa Vadeli Yükümlülükler
Stok Bağlılık Oranı = (Kısa Vadeli Yükümlülükler – (Nakit ve Nakit Benzerleri)) / Stoklar
Not: Şirket bazında cari oran, likidite oranı %100 altında olan veriler renklendirilmiştir.
Borsaya açık perakende şirketlerinin çoğunun dönen varlıklarıyla kısa vadeli borçlarını karşılamakta zorlandıkları, dönen varlıktan stoklar çıkarıldığında ise durumun daha zor olduğu yorumu yapılabilir. Stok bağlılık oranına bakıldığındaysa sadece Vakko’nun sonucunun pozitif olduğu, diğer firmaların stoklarının kısa vadeli borçlarını(nakit ve nakit benzeri çıkarıldıktan sonra) karşılayamadığı yorumlanmaktadır.
merkez bankası verilerine göre türkiye perakende sektörü görünüm 21
Amazon, One Medical’i satın alarak tüketici sağlığı pazarına giriş yapıyor.
Buna göre Amazon, hem tele sağlık hem de yüz yüze sağlık hizmetinin birinci basamağı için Amerika’da hizmet verecek.
Amazon, yüz yüze, dijital ve telesağlık hizmetlerini birleştiren “teknoloji destekli ulusal birinci basamak sağlık kuruluşu” One Medical’i satın almak için bir anlaşmaya vardığını açıkladı.
One Medical’in hissedarları ve federal düzenleyiciler tarafından onaylandığı takdirde, 3,9 milyar dolarlık anlaşma, Amazon’un tüketici sağlığı pazarında büyük bir yıkıcı güç olma konusunda ciddi olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Amazon Sağlık Hizmetleri Kıdemli Başkan Yardımcısı Neil Lindsay, “Sağlık hizmetlerinin yeniden keşfedilmesi gereken deneyimler listesinde üst sıralarda yer aldığını düşünüyoruz” dedi. “Randevu almak, haftalar hatta aylarca muayene olmak için beklemek, işten izin almak, kliniğe gitmek, park yeri bulmak, bekleme odasında beklemek, sonra da doktorla çok aceleye gelen birkaç dakika için muayene odasında beklemek. Ardından eczaneye giderek ilaçları tedarik etmek… Tüm bu süreçlerde hem deneyimin kalitesini artırmak hem de insanlara değerli zamanlarını geri vermek için birçok fırsat görüyoruz.”
Tüketici sağlığını odağına alan tek perakendeci Amazon değil
Amazon, önceden sınıflandırılmış reçeteli ilaçları müşterilere kapalı olarak teslim eden çevrimiçi bir eczane olan Pillpack’i satın alarak 2018’de de sağlık sektörüne bir yatırım yapmıştı.
Bu anlaşmadan 2 yıl sonra Prime üyeleri için iki günlük ücretsiz kapıda eczane uygulaması başlatılmıştı.
One Medical’in planlanan satın alınması, Amazon’un hem tele sağlık hem de yüz yüze hizmetlerden yararlanan birinci basamak sağlık hizmetlerine ilk katılımı da olmayacak. İlk olarak 2019’da çalışanlar üzerinde test edilen Amazon Care hizmeti, 20’den fazla şehirde faaliyet gösteren fiziki kliniklere sahip olma planlarıyla genişletiliyor.
Bu sektöre yönelen tek perakendeci Amazon da değil üstelik.
Walmart geçen yıl ülke çapında sanal tıbbi ve zihinsel sağlık hizmetleri sunan bir şirket olan MeMD’yi satın aldı. Bu satın alım, şirket tarafından işletilen kişisel Walmart Sağlık merkezlerinin tamamlayıcısı olarak görülüyordu.
1 Ocak 2023 tarihi itibariyle Hepsiburada’da bayrak değişimi yaşanacak. 2019 yılından bu yana şirketin CEO’luk görevini yürüten Murat Emirdağ, bu tarih itibariyle bayrağı kendi isteği ile Amazon’un global üst düzey yöneticilerinden Nilhan Onal‘a devredecek. Murat Emirdağ ise, görevine Hepsiburada Yönetim Kurulu Üyesi olarak devam edecek.
Nilhan Onal, öncesinde 7 yıl boyunca Amazon’un Avrupa’da tüketici elektroniği, sigorta, giyim ve ayakkabı gibi önemli kategorilerini yönetmiş aynı zamanda Amazon Shipping şirketini kurmuştur. Amazon’dan önce 10 yıl boyunca da Procter&Gamble bünyesinde de gıda ve kozmetikten ev bakım ürünlerine kadar birçok kategoride yöneticilik yapmıştır.
hepsiburada'nın yeni ceo'su nilhan onal olacak 24
Hepsiburada kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan, Murat Emirdağ’a son dört yıl boyunca Hepsiburada ve Türkiye dijital ekosisteminin gelişimindeki önemli dönüm noktalarında sergilediği güçlü liderlik için teşekkür etti. Nilhan Onal’ın Hepsiburada’nın yeni dönemine liderlik edecek olmasından büyük heyecan duyduğunu belirtti.
Nilhan Onal yeni göreviyle ilgili yaptığı açıklamada “Hepsiburada’nın başarı hikâyesinin bir parçası olmanın, bu önemli ve gurur verici görevle Türkiye’ye dönmenin mutluluğunu yaşıyorum. Hepsiburada’nın müşterileri için güvenilir, yenilikçi ve samimi bir yol arkadaşı olma misyonunun geçmişteki ve gelecekteki başarısının anahtarı olduğuna inanıyorum. Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik eden Hepsiburada’nın üstün hizmet ve kalite anlayışını harika ekip arkadaşlarımla birlikte daha da ileriye götürmesine, bu anlayışı farklı ülkelere taşımasına ve ekosistemiyle birlikte büyüyüp gelişmesine liderlik edeceğim için heyecanlıyım” dedi.
Murat Emirdağ ise “Dört yıllık CEO’luk görevim süresince kurucumuz, Yönetim Kurulu üyelerimiz ve takım arkadaşlarımızla birlikte Hepsiburada’nın değerli müşteri ve iş ortaklarına hizmet etmek benim için bir onurdu. Yıl sonu itibarıyla görevime Yönetim Kurulu üyesi olarak devam edeceğim. Nilhan Onal’ın Hepsiburada’nın hikâyesine çok önemli katkılar yapacağına eminim. Hepsiburada, güçlü temelleri ve sektördeki konumuyla tüm paydaşları için değer ve fark yaratmaya devam edecektir” dedi.
Her hafta düzenli olarak sizlerle paylaştığımız haftanın mağaza açılışları listemizi, geçen hafta bayram dolayısı ile sizlerle paylaşamamıştık. Bu nedenle bugünkü listemiz bayram öncesi mağazaların bilgilerini de içeriyor.
Bir önceki haftanın mağaza açılışları listemize buradan erişebilirsiniz.
İşte bu haftanın mağaza açılışları
In Street – İstanbul Havalimanı
Mağaza açılışları hızla ilerleten InStreet, İstanbul Havalimanı iç hatlar mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Marka 2025 yılında 400 mağazaya ulaşmayı hedefliyor.
Chakra – Zekeriyaköy
Son zamanlarda açılışları hızlanan markalardan biri olan Chakra, Zekeriyaköy mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Bu mağaza aynı zamanda markanın 45. mağazasını oluşturuyor.
Boris Becker – Suadiye
Boris Becker, İstanbul’daki ilk mağazasının açılışını Suadiye’de gerçekleştirdi.
Madame Coco – Alanya
Yine mağaza açılışları hızlı ilerleyen markalardan biri Madame Coco, Alanya Güzeller Caddesi mağazasının açılışını gerçekleştirdi.
Pierre Cardin – Samsun Piazza AVM
Pierre Cardin kadın & erkek koleksiyonu ile mağazasını Samsun Piazza AVM’de gerçekleştirdi.
Depomaxx – Ayvalık
Son dönemde mağaza açılışları hızlı olan yeni markalardan biri Depo Maxx, art arda mağaza açılışlarını görmeye başladığımız marka Ayvalık Cadde mağazasının açılışını gerçekleştirdi.
Ono Optik – Esas 10 Burda AVM
Ono Optik Esas 10 Burda AVM’deki mağazasının açılışını geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirdi.
Listede markanıza ait mağazaların yer almadığını düşünüyorsanız, “[email protected]” adresi üzerinden bülten gönderimlerinizi bize yapabilirsiniz.
LC Waikiki, 1 temmuz 2022 itibari ile geçerli olacak şekilde ücret artış dönemi Ocak ayı olan tüm çalışanlarına asgari ücrete yapılan zam oranında %29,3 zam yapacağını açıkladı.
Aynı şekilde ücret artış dönemi Mart ayı olan çalışanları içinse, çalışanları ekonomik koşullara karşı desteklemek amacıyla artış dönemini Eylül ayı olarak revize etti.
Şirket içi yapılan açıklama şu şekilde gerçekleşti.
lc waikiki'den çalışanlara ara zam açıklaması 33
Bildiğiniz üzere LC Waikiki Aralık ayında maliyet artışından önce üretilen stoktaki ürünlerin satışında da müşterilere zam oranını yansıtmamış, sektörde bu anlamda beğeni ile karşılanmıştı.
Özellikle asgari ücret artışı ile birlikte, perakende sektörünün de asgari ücret dışındaki çalışanları tarafından ara zam beklentisi oldukça yüksek.
Boyner Cadde mağazası, deneyim odaklı mağazacılığı teknoloji, sanat, sürdürülebilirlik ve sporla Erenköy’de buluşturuyor. Üstelik artık Boyner Cadde mağazası Sıfır Atık Belgesi’ni kazanmaya hak kazandı.
Boyner, geçen yıl Erenköy’de hizmete açtığı mağazası ile mağazacılık anlayışına yeni bir boyut getirerek deneyim mağazacılığını Boyner Cadde’de yaşatmaya başlamıştı.
Sunduğu yaşam deneyimiyle misafirlerini özel ve evinde hissettirmeyi başaran Boyner Cadde mağazası, sürdürülebilirlik adına yaptığı çalışmalar kapsamında da İstanbul Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından sıfır atık yönetmeliğine uygun görülerek “Sıfır Atık Belgesi”ni almaya hak kazandı.
Boyner Cadde Mağazası, kaynakların daha verimli kullanılmasını hedefleyerek israfın önlenmesini sağlayan, atık oluşumunu minimize ederek atığın oluşması durumunda geri kazanımını kapsayan sıfır atık yönetmeliğine uygun görüldü.
Sanat ile sürdürülebilirliğin iç içe olduğu mağazada satış değerini kaybetmiş ürünler Deniz Sağdıç’ın ellerinde birer sanat eserine dönüşüyor. Eserlerin yanı sıra atık denimlerden ileri dönüşüm yöntemiyle tasarlanmış koltuk, lambader, sehpa ve halı gibi eşyalar da bu mağazada bulunuyor.
Boyner Cadde, karbon ayak izini de minimuma indiriyor
Boyner Cadde mağazasında aynı zamanda karbon ayak izinin minimuma düşürüldüğü bir altyapı da bulunuyor. Mağazada yağmur suları arıtılarak mağaza içindeki rezervuarlarda ve mağazanın arka bahçesinde hayat bulan dikey tarım faaliyetlerinde kullanılıyor.
Minimum atığın hedeflendiği mağazanın birçok noktasında oluşan atıkları ayrıştırarak toplayabilmek adına atık kutuları da elbette yer alıyor. Bu atık kutuları yoluyla Cam, plastik, karton gibi farklı materyallerin geri dönüşüme kazandırılması hedefleniyor.
Aynı zamanda, mağazada yer alan pil atık kutuları da doğayı korumaya destek oluyor.
Boyner’in, Lokman Hekim Sağlık Vakfı ile 2014 yılından bu yana sürdürdüğü İyiliğe Dönüştür projesi de kullanılmayan tekstil ürünlerinin yeniden değerlendirilmesini amaçlıyor.
Sosyal, çevresel, ekonomik kalkınma hedeflerine yönelik ve daha sürdürülebilir olma amacıyla hayata geçirilen bu proje kapsamında, kullanılmayan tekstil ürünlerinin Boyner mağazalarında bulunan atık kutularında toplanarak ekonomiye yeniden kazandırılmasıyla ekolojik ayak izinin azaltılması hedefleniyor.
İlerleyen günlerde Boyner Cadde mağazasının çatısına yerleştirilecek güneş panelleri ile kendi elektriğini üretmeyi de hedefleyen Boyner, sürdürülebilirlik vizyonunu mağazalarında yaygınlaştırmaya ve bu yöndeki yatırımlarına devam edecek.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Boyner Büyük Mağazacılık Üst Yöneticisi (CEO) Eren Çamurdan, sürdürülebilirliği işlerinin odağına aldıklarını, koleksiyonlarında, projelerinde, mağaza konseptlerinde, ofislerinde ve daha birçok alanda bu konuda yapabileceklerinin hep daha fazlasını yapabilmek adına çalıştıklarını belirtti.
Çamurdan, şunları kaydetti: ‘Sürdürülebilirlik felsefesinin hayat bulduğu mağazalarımızın sayısını artırmak için çalışmaya tüm enerjimizle devam ediyoruz. Boyner Cadde ile Sıfır Atık Belgesi’ni almak bizleri hem çok mutlu etti hem de önümüzdeki projelerimiz için bir motivasyon kaynağı oldu.’
E-Ticaret şirketleri gibi sektörün yeni oyuncuları klasik pazar yerinin payını her geçen gün koparıyor. Genç nesillerin satın alma davranışı, tüketici ve alışverişçi segmentasyonuna yeni, bütünsel bir bakış açısı gerektiriyor. Yani ”Klasik bakış açısı artık eskisi kadar yeterli değil.”
Yeni nesiller
2030 yılına kadar Y kuşağı ve genç nesiller, tüketici pazarındaki satın alma gücünün %30’unu temsil edecek. Yeni neslin tüketim davranışları ve pazardaki önemi şu anda bir önceki neslin davranışlarından oldukça farklı. Bu sebeple perakendeciler ve hızlı tüketim ürünleri üreticileri için satın alma kararlarını neyin yönlendirdiğini anlamak çok önemli.
Alışverişçi pazarlaması uzmanı Luc Demeulenaere, “tüketici” ve “alışverişçi” arasındaki klasik ayrımın dikkat çekici bir şekilde bulanıklaştığını söylüyor. Bu durum, gün geçtikçe artan kolaylık ve hareket halinde tüketimin yükselen önemi ile ilgili. “Tüketici akıllı telefonunu çıkardığı, ürünlere baktığı ve ‘satın al’ butonuna tıkladığı anda bir alışverişçi oluyor. Bu durum mağazadakinden tamamen farklı.”
e-ticaret, tüketici ve alışverişçi arasındaki ayrımı kaldırıyor 36
Yeni oyuncular
İnternet ve mağaza ortamının birlikte kullanıldığı çok kanallı alışveriş modelini anlamak için farklı kaynaklardan gelen bilgileri bir bütün olarak görmek gerekiyor. Yeni nesil alışverişçi davranışını inceleyen Dirk Vanderveken, “Herkes klasik ölçümlere odaklanıyor, örneğin hanehalkı ev alışverişi gibi analizlere odaklanıyor. Ancak bugünün dünyası bu değil.” diyor.
Ona göre, gıdada e-ticaretin bu kadar büyümesi geleneksel süpermarketler için bir tehdit oluşturuyor. Vanderveken gıda sektöründeki e-ticaret şirketlerini yeni oyuncular olarak tanımlıyor. “Henüz kârlı değiller, ancak bunun haritasını çıkarmamız gerek. Yalnızca süpermarket evrenine bakarsanız, resmin bir kısmını kaçırırsınız: pastanın o parçası giderek küçülüyor.” diyor.
E-Ticarette kaçırılan fırsatlar
Akıllı telefonu olan tüketiciler için geleneksel gıda perakendesinden daha fazlası var. O kadar çok seçenek var ki. Bugün, beş yıl öncesine göre kimin nereden ve neden satın aldığı sorusu çok daha karmaşık. Tüketici, misyona bağlı olarak farklı kılıklara bürünüyor: ancak tüketici ister McDonald’s’a ister Carrefour’a gitsin, aynı tüketici.
Luc Demeulenaere, gıda perakendecilerinin bazen bariz fırsatları kaçırdığına inanıyor. “Birçok kasabın artık dışarıda akıllı bir buzdolabı var, burada çevrimiçi olarak sipariş ettiğiniz ürünleri çalışma saatleri dışında alabilirsiniz. Kasaplar bu şekilde marketlerle rekabet ediyor.” diyor.
Veri kalitesi
Her şey veriler ve içgörüde bitiyor: Amazon, geleneksel perakendecileri geride bırakıyor çünkü çevrimiçi tüketicilerin ne istediğini çok daha iyi biliyor. Geleneksel perakendeciler yalnızca çevrimiçi ürün ekliyor, fiziksel mağazalarını çevrimiçi hale getiriyorlar. Bu sayede çok uluslu şirketler reklam için Amazon’a milyonlar ödüyor.
Ancak, işler farklı olabilir. Örneğin müşteri araştırması, gözlemlenen satın alma davranışına Yapay Zeka uygulanarak derinleştirilebilir. Bu şekilde, şirketler yeni tüketici-alışverişçi yolculuğunda kaybolmamak için ihtiyaç duydukları yönü kazanır.
Yakın zamanlarda birçok sektörün gündeminde kalmaya devam eden tedarik zinciri krizi, domino taşı etkisiyle hazır giyim envanterlerini de gündemin bir parçası haline getirdi. Uzmanlar tarafından bu krizin hafifleyeceği söylense de farklı gelişmeler mevcut.
Krizin hafifleyeceğini düşünenlerin tamamen gözden kaçırdığı bir durum var. İkinci envanter krizi yükseliyor ve bu sebeple bazı hazır giyim perakendecileri büyük risklerle karşı karşıya. Söz konusu şirketler, farkında olmadan kaçamayacakları bir kasırgaya doğru yelken açıyor. Bu nedenle bu işletmeler, belki 2022’de dağılmayacaklar ancak 2024 için kesinlikle bir dağılma riski yaşayacakları söylenebilir.
Birçok Hazır Giyim Şirketi Risk Altında
Dünya çapında bir hazır giyim devi olan Inditex‘in Yönetim Kurulu Başkanı Pablo Isla’nın yakın bir zamanda belirttiği gibi, dijital ve fiziksel perakendeciliğin bütünleşmesi sebebiyle mağazaların her birinde bulunan her bir envanter parçasının istikrarının sürdürülmesi zorunlu hale geldi. Kazanan perakendeciler zaten böyle düşünüyor. İkinci bir grup da bunu fena halde istiyor. Ancak üçüncü bir grup var ve bu grup hâlâ envantere öncelik vermiyor. Üçüncü grupta olan geri kalmış perakendecilerin farkında olmadıkları şey, bu eksikliği düzeltmek için düşündüklerinden daha az zamanları olduğu gerçeği.
intıdex yönetim kurulu başkanı pablo isla
Biraz daha açık olmak gerekirse belirli hazır giyim perakendecileri diğerlerinden çok daha fazla risk altında. Bu konu lüks perakendeciler için geçerli değil. Yalnızca internete odaklanmış markalar veya TJ Maxx gibi indirimciler için de geçerli değil. Ancak şaşırtıcı sayıda fazla olan özellikle orta ölçekli ‘tek markalı’ giyim işletmeleri için kesinlikle geçerli. Bu kategoride bulunan bir giyim perakendecisi için mağaza envanterlerinin hatalı verilere sahip olması, yakında sessiz ama büyük bir problemle karşılaşacaklarına işaret ediyor.
Yukarıda bahsettiklerimizden herhangi biri abartılı görünüyorsa; bir mağazanın stoklarda belirli olan bir öğesinin, gerçekten elde bulunan öğe miktarından farklı olduğunu düşünün ya da bir mağazanın stok kodlarının bir kısmının şirketin dahili sistemindeki verilerden farklı olduğunu hayal edin. Bu alışılmadık durumlar bir zincir etkisi yaratarak birçok büyük maliyetli hata doğuracaktır.
Krizi Fırsata Çevirmek
Pandemi sebebiyle birçok perakendeci geriye çekildi ve duruldu. Bu aslında istenmeyen bir durum olsa da perakendecilerin ihtiyaçlarını objektif olarak analiz etmeleri ve önümüzdeki 5-10 yıllık mücadele için kendilerini konumlandırmaları için bir fırsattı. Bu süre zarfında kendileri için gerekli olan iyileştirmeleri yapan şirketler krizi fırsata çevirmiş oldu.
Piyasadaki genel kanı, çoğu hazır giyim perakendecisinin son 18 ayı çok iyi değerlendirdiği yönünde. Peki, ‘mağaza düzeyinde envanter doğruluğu’ sorununu pandemiden önceki yıllardan beri ihmal etmiş ve hâlâ sorunu düzeltmeye başlamamış olanlar ne yapacak?
Merak edenler için, bu sorunu çözmenin ilk adımı; bir perakendecinin, tedarikçilerine gönderdiği her mal parçasına akıllı biletler veya etiketler (RFID) eklenmesi talimatı vermesidir.
rfid, (radyo frekansı tanımlama) bir nesneye yerleştirilen etikette depolanan bilgilere erişmek için kullanılır.
Açıkça söylemek gerekirse, birkaç hazır giyim perakendecisi aslında bu önemli ilk adımı pandemi sırasında attı. Bazıları, mağazalarını bile bu akıllı etiketleri okumak için gereken teknolojiyle donatarak daha da ileri gitti. Ancak mallarının etiketlenmesi için henüz düzenleme yapmamış olanlar, yatırımcıları ve alacaklıları fark etmeden işlerine önemli ek riskler yüklediler.
Maliyetler Artıyor
Bir giyim işletmesinin çevrimiçi ve mağaza içi operasyonlarını uyumlu hale getirmek beceri ve odaklanma gerektirir. Mağaza düzeyinde envanter doğruluğuna sahip olmayan perakendeciler, bu eksikliği birçok farklı şekilde pahalıya ödüyor. İşte bu sorunlardan birkaçı:
Web siparişlerinde daha yüksek nakliye ve sipariş karşılama maliyetleri
Envantere bağlı fazlalaşan işletme sermayesi
Yetersiz müşteri hizmetleri
Daha düşük mağaza işgücü verimliliği
Bir şirketin doğrudan rakiplerinden hiçbiri bu aksaklıkları ortadan kaldırmak için araçlar kullanmıyor olsa bile bu araçları kullanmak yine de finansal açıdan mantıklı olacaktır. Sizce neden bu kadar çok giyim perakendecisi son beş yılda bu yetenekleri ekledi?
Diğer yandan rakipler bu araçları kullandığında, şirket alışveriş yapmak için daha az çekici bir yer haline gelir. Mağazada alışveriş yapanlara bu kadar etkili bir şekilde hizmet veremez ve internet sitesinden alışveriş yapanlar için rakipleri kadar hızlı ve güvenilir bir şekilde ürüne sahip olamazlar.
Sektörü Ne Bekliyor?
Mağaza düzeyinde envanter doğruluğunun eksik olduğu bazı perakendecilerin üç yıl içinde (daha erken olmazsa) tökezleyeceğine ya da batacağına ikna olunmasının nedenlerinden biri, güçlü rakiplerinin bir süredir iş başında olmaları.
Nasıl ki 2020’de bu eksiklikle çalıştırmanın maliyeti 2018’de olduğundan daha yüksekse. 2023’de bu gerekliliği sağlamadan devam etmenin maliyeti, 2020’de olduğundan daha yüksek olacak ve döngü bu şekilde devam edecek.
Lider hazır giyim perakendecileri sadece pazar payını çalmaya devam etmeyecek, aynı zamanda bünyelerine yeni yetenekler eklemek ve aradaki farkı daha da açmak için gereken paraya sahip olacaklar.